Etiket: mustafa can

  • Mustafa Can: Aleviler barış sürecinin öznesi olmak durumundadırlar-VİDEO

    Mustafa Can: Aleviler barış sürecinin öznesi olmak durumundadırlar-VİDEO

    PİRHA- Topçu Baba Derneği’nin yönetim kurulu üyesi Mustafa Can, Alevilerin barış sürecinin öznesi olması gerektiğinin altını çizerek, “Barış olabilmesi için eşit yurttaşlık talebinin öne çıkartılması, yok sayılan kesimlerin eşit olarak kendisini ifade edebilmelidir” dedi.

    PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’taki “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” gündemdeki yerini korurken, Kürt sorununun çözümü ve demokratikleşme adımlarına dair tartışmalar da devam ediyor.

    Topçu Baba Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Can, konuya ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    “BARIŞ ÇOK KIYMETLİ BİR DEĞER”

    Barış sürecini desteklediğini belirten Mustafa Can, “Bugün bu ülkede barışa çok acil ihtiyaç var. Ama barış dediğimiz şey sadece iki kişinin barış olsun demesi ile barış olmaz. Çünkü barış çok kıymetli bir şeydir, bir değerdir. Barış için Türkiye’deki toplumsal muhalefetin, daha doğrusu bu olumsuzluklardan etkilenen herkesin barış sürecinin içerisinde bir kelam, bir sözünün olması gerekir” dedi.

    “BARIŞ OLABİLMESİ İÇİN EŞİT YURTTAŞLIK TALEBİNİN ÖNE ÇIKARTILMASI GEREKİR”

    Barış sürecinin en önemli ayaklarından bir tanesinin yok sayılan, görmezden gelinen, ötekileştirilen kesimler olması gerektiğinin altını çizen Mustafa Can, barış süreci içerisinde mutlaka tüm kesimlerin yeri olması çağrısında bulundu.

    Can, şunları ifade etti:

    “Özellikle Aleviler barış sürecinin masada temsilcisi değil, tam tersine barış sürecinin öznesi olmak durumundadırlar.
    Barış dediğimiz andan itibaren özgür, eşit yurttaşlık ve demokrasinin egemen olduğu demokratik bir yapının oluşturulduğu bir iktidar oluşturulacaksa barış ancak o zaman olur. Barış olsun demekle barış olmaz. Barış olabilmesi için eşit yurttaşlık talebinin öne çıkartılması, farklı kesimlerin, yok sayılan kesimlerin eşit olarak kendisini ifade edebilmesi gerekir.”

    “TÜM KESİMLER BARIŞ SÜRECİNDE AKTÖR OLMALIDIR”

    “Bütün toplumsal muhalefetin ve parlamentonun barış sürecinde aktör olarak yer alması gerekir” diyen Can, şunları ekledi:

    “Mesela örneğin bu ülkede farklı inançlar var. Laiklik sözüm ona bu ülkede egemen. Ama bu ülkede Alevilik bir suç. Alevi dergâhlarına çok rahatlıkla, utanmadan ‘cümbüş yeri’ diyebiliyorlar. O zaman cemevinin de ibadethane olarak sayılması gerekir, Aleviliğin de bir inanç olarak kabul edilmesi gerekir. Bütün farklı inançların, bütün etnisitelerin bu ülkede eşit olarak temsil edilmesi gerekir. Bunun için de bütün toplumsal muhalefetin, bütün parlamentonun bu barış sürecinde aktör olarak yer alması gerekir. Yani ortak bir mutabakat kurması gerekir. Meclislerin kurulması gerekir. Yani şehit annelerinden tutun da ötekileştirilenlere kadar herkesin orada olması gerekir. Dolayısıyla ancak barış böyle gerçekleşir. Yoksa iki kişinin “Barış olsun bu ülkede” demesiyle barış olmaz.”

    Buse Nehir DEMİR/ANKARA

     

  • Mustafa Can: Katliama karşı topyekün bir Alevi direnişini örgütlemek gerek!-VİDEO

    Mustafa Can: Katliama karşı topyekün bir Alevi direnişini örgütlemek gerek!-VİDEO

    PİRHA – Topçu Baba Derneği’nin yönetim kurulu üyesi Mustafa Can, Suriye’de devam eden Alevi katliamına dair konuştu. Suriye’deki siyasal iktidarın, AKP iktidarının “iz düşümü” olduğunu söyleyen Can, “Katliama karşı topyekün bir Alevi direnişini örgütlemek gerekir” diye de belirtti.

    Uzun dönem Alevi Bektaşi Federasyonu merkez yürütme kurulu üyeliği yapan Mustafa Can, aynı zamanda Kırklareli Topçu Baba Bektaşi Dergahının da kurucu başkanı. Halen Topçu Baba Derneği’nin yönetim kurulu üyesi olan Mustafa Can, Suriye’de HTŞ ve Türkiye’nin de desteklediği SMO gibi gruplar tarafından yapılan Alevi katliamlarına dikkat çekti.

    “Suriye’de bir proje adım adım uygulanıyor”

    “Suriye’deki gelişmeleri, Türkiye’deki gelişmelerden ayrı tutmamak doğru değil” yorumuyla konuşmasına başlayan Mustafa Can, sürece bütünlüklü bakmak gerektiğinin altını çizdi. Suriye’nin parçalanma politikasının uygulamaya konulduğunu söyleyen Mustafa Can, PİRHA için şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Uzun yıllardan beri sürekli bir ağaca bakıyoruz. Halbuki bir adım çekilip ormana bakmak gerekir. Suriye’deki gelişmeleri tek başına Suriye olarak değerlendirilemez. Uzun yıllardan beri Ortadoğu’da bir Ortadoğu BOP Projesi’nden söz ediliyor ve sayın cumhurbaşkanımız da ‘ben bu projenin eş başkanıyım’ diyerek daha düne kadar kendisini öne çıkartıyordu. Bu proje aslında Ortadoğu’nun yeniden dizayn edilme politikasıdır. Dolayısıyla Saddam’ın düşürülmesinden tutun da Esad’ın düşürülmesi ve Suriye’nin parçalanmasına kadarki süreç aslında BOP Projesi’nin parçasıdır. Proje içerisinde bir asli unsurlar bir de figüranlar var. Cumhurbaşkanımız geçmişte ‘ben bu projenin eş başkanıyım’ diyordu, biz o zaman da aynı şeyi söylüyorduk; aslında bu projenin asıl sahibi Amerika Birleşik Devletleri ve onun Ortadoğu’daki uzantısı olan İsrail’dir. Bu projenin başka unsurlarından bir tanesi de sayın cumhurbaşkanıdır. AKP Hükümeti de bu projenin çok önemli bir figüranıdır. Dolayısıyla şu anda Suriye’de bir proje adım adım uygulanıyor. Aslında Suriye’nin parçalanma politikası uygulanıyor.

    “ŞERİATÇI BİR DEVLET OLUŞTURMA PROJESİ”

    ‘Colani’ diye birisi, kırmızı bültenle bütün dünya tarafından terörist olarak aranıyordu, şu anda Suriye’de kendisini cumhurbaşkanı ilan etti! Suriye’de cumhurbaşkanı seçimi falan da olmadı. Sayıları parmakla gösterilebilecek kadar az olan bir grup, Coloni’yi cumhurbaşkanı ilan etti. Yani Suriye’deki halklar tarafından seçilmedi. Peki Coloni şu anda ne yapıyor? Bence Coloni şu anda bir geçiş sürecini örgütlemeye çalışıyor. Geçiş süreci ne demek? Bu cihatçı gruplar, orada şeriatçı bir devlet oluşturma projesinin peşindeler.”

    “TÜRKİYE, ALEVİ KATLİAMINI GÖRMEZDEN GELİYOR”

    Mustafa Can, “Bu projenin bir ayağı da çok açıktır ki Türkiye’dir” diyerek değerlendirmelerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Yani cihatçı örgütlenmenin hamisi Türkiye’dir. Eğer orada bir cihat örgütlenmesi gerçekleştirilirse bunun Türkiye’ye yansımaması da düşünülemez. Orada Alevilere yönelik katliamları, Türkiye’deki siyasal iktidara baktığımda ne kadar yumuşatmaya çalışıp görmezden geldiklerini görebiliyorum. Bugünkü siyasal iktidar açısından baktığımızda durum çok açık; oradaki Alevilerin mutlaka derdest edilmesi ve süreçten uzaklaştırılması gerekiyor. Bu katliam olabilir, başka yerlere sürgün olabilir… Çünkü oradaki siyasal iktidar, bizim Türkiye’deki AKP iktidarının iz düşümü. Zaten AKP’nin de kafasında bütün farklılıkların bir arada yaşayabileceği, demokratik, laik bir cumhuriyet, seküler bir devlet söz konusu değil. Orada bir İslam devletinin hayata geçirilmesi söz konusu.”

    TOPYEKÜN ALEVİ DİRENİŞİNİ ÖRGÜTLEMEK GEREK”

    Mustafa Can, Alevi katliamına karşı Türkiye’deki karşı duruşu da değerlendirerek şöyle devam etti:

    “Biz Aleviler olarak ne yapıyoruz? Asıl problemin büyüğünün bizde olduğunu düşünüyorum. Suriye’de çok ciddi bir Alevi katliamı yaşanırken biz halen birkaç kelam etmenin ötesinde bir şey yapmıyoruz. ‘Aleviler barışı konuşuyor’ gibi birtakım toplantılar oldu ama bu yetmez. Katliama karşı topyekün bir Alevi direnişini örgütlemek gerekir. Alevi örgütlerinin yan yana gelerek, ‘ben insanım’ diyen, sol tarafında halen insanlık olan ve dünyada var olan bütün katliamları lanetleyen insanlar olarak Suriye’deki Alevi katliamını da lanetlemeliyiz.”

    “İBRET VERİCİ BİR DURUM”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Yeşilkent Şube Başkanı Aslan Uzun’un tutuklanmasına işaret ederek konuşmasına devam eden Mustafa Can, “Bugün geldiğimiz nokta ortada. Türkiye’de demokrasi, hukuk yok. Türkiye’de üstünlerin hukuku var. Nitekim bugün Aslan Uzun, Suriye’deki Alevi katliamını protesto etmek için bir dilekçe verdi ve bunun karşılığında tutuklandı. Suçu ise ‘halkı düşmanlığa teşvik etme’! Düşünebiliyor musunuz, bütün dünyanın gözü önünde bir Alevi katliamı yaşanıyor, hala vicdanını kaybetmemiş bir takım insan ‘Suriye’de bir katliam var, bu engellenmeli’ diye gidip adliyeye dilekçe verme talebinde bulunuyor ama bu dilekçeyi veren kişi tutuklanıyor! Dolayısıyla geldiğimiz noktayı göstermesi açısından ibret verici bir durum.

    O zaman ne yapmak gerekir? Çok açık söylüyorum; pazartesi gününden başlayarak, bütün Aleviler, katliamı lanetleyen insanlar olarak ki bu insanlardan birisi ben olacağım, aynı dilekçeyi alıp adliyeye gideceğim ve ‘Suriye’de bir Alevi katliamı var. Bu katliama ‘dur’ denilmeli’ diyerek dilekçeyi vereceğim. Tutuklamak istiyorlarsa beni de tutuklasınlar, başım gözüm üstüne.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • ‘Barışı büyütmek için mücadele boynumuzun borcu’ – VİDEO

    ‘Barışı büyütmek için mücadele boynumuzun borcu’ – VİDEO

    PİRHA – HDK Halklar ve İnançlar Meclisi’nin Taksim Hill Otel’de “Birlikte, Farklı İnanç ve Halklarla Barışı Kucaklıyoruz” şiarıyla düzenlediği toplantıda, barışı büyütmek için mücadele vurgusu yapıldı.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Halklar ve İnançlar Meclisi, Beyoğlu’nda bulunan Taksim Hill Otel’de “Birlikte, Farklı İnanç ve Halklarla Barışı Kucaklıyoruz” şiarıyla toplantı yaptı.

    Toplantıya, HDK Eş Sözcüleri Ali Kenanoğlu, Meral Danış Beştaş, DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, DEM Parti Milletvekilleri George Aslan, Mehmet Kamaç, Türkiye Alevi Federasyonu(ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Asi-Der Başkanı Tevfik Usluoğlu, AGOS Gazetesi Yazarı Pakrat Estukyan, Ağuçan Ocağı Piri Aziz Güler, Yalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu’nun yanı sıra çok sayıda kişi katılım sağladı.

    Toplantının yapıldığı salona ‘Halklar ve inançlar barış için yan yana!’ yazılı pankart asıldı.

    HDK Eş Sözcüleri Meral Danış Beştaş ve Ali Kenanoğlu toplantının açılış konuşmasını yaptılar.

    “HEP BİRLİKTE BARIŞI SÖYLEMEK İÇİN BİRARADA DURMAYA ÇALIŞIYORUZ”

    Açılış konuşmasında ilk sözü alan HDK Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, Ortadoğu’da yaşanan savaşların önüne geçmek adına halkların, inançların bir tutum sergilemesi gerektiğine inandıklarını belirterek, şunları söyledi:

    “Bizim HDK olarak kuruluş amacımız zaten bu. Bu topraklarda yaşayanlarla ortak mücadele hattını oluşturarak varlığımızı korumak adına HDK Halklar ve İnançlar Meclisi ile bunu ilerletmeye çalışıyoruz. Çoklukta birliği savunuyoruz. Ortak mücadeleyi esas alıyoruz. Bütün dinler, inançlar iyi insanı, ahlaklı toplumu ve barış içinde yaşamayı tahayyül eder. Bizim bir araya gelişimiz iyiyi, güzeli bir araya çıkarmak içindir. Biz iyiler olarak yan yana gelmeye çalışıyoruz. Hep birlikte barışı söylemek için bir arada durmaya çalışıyoruz.”

    “İKTİDAR HUKUKSUZ VE ANTİDEMOKRATİK ADIMLAR ATIYOR”

    Meral Danış Beştaş ise HDK olarak Türkiye’de farklı kesimlere yönelik katliam, dışlayıcı, öteki politikalarının farkında olduklarını ifade etti. Azınlıkların özgürce örgütlenebildikleri demokratik zeminin mevcut olmadığını belirten Beştaş, “İktidar her fırsatta zenginlik, mozaik, güller bahçesi gibi nitelemeler yapsa da Diyanet İşleri Başkanlığıyla başka bir baskı, cemevlerine yönelik yasal düzenlemelerle bir başka baskı, Rumlara, Çerkeslere, Ermenilere, Süryanilere yönelik hukuksuz ve antidemokratik adımlar atıyor” dedi.

    “BU POLİTİKALARA KARŞI ÇARESİZ DEĞİLİZ”

    3. Dünya Savaşı’nın eşiğinde olunduğunu da ifadelerine ekleyen Beştaş, “Artık savaşlar canlı yayında magazin gibi sunuluyor, üzülerek izliyoruz. Suriye en yakıcı örneklerden biri. HTŞ şemsiyesi altında pratikleri geçmişten biliyoruz. Bu tehditler ciddi bir boyuta ulaşmış durumda. Tüm Arap Aleviler ülkemizde bile şuan tehdit altında hissediyor. Bu politikalara karşı elbette çaresiz değiliz. Farklılıklarımızla birarada eşit yaşamak ve barışı örmek bizim yan yana duruşumuza, mücadelemize bağlı. İğne ucu kadar barış ihtimali varsa bunu büyütmek için mücadele boynumuzun borcudur. Bu topraklarda daha fazla ölüm, kan, şiddet istemiyoruz. Barışı tesis etmek için bu yolda yürümeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    “BARIŞ İÇİN SAVAŞMAK GEREKİYOR”

    Açılış konuşmasının ardından söz alan AGOS Gazetesi Yazarı Pakrat Estukyan, şunları söyledi:

    “Barış çok zor bir şey çünkü şiddetli bir savaşı gerektiriyor. Barış için savaşmak gerekiyor. Dünyanın dengesinde egemenler ve mazlumlar arasında çok ciddi bir kırılma var. Dünyanın bütün mazlumları, birleşik bir cephe olarak dünyanın bütün egemenlerine karşı topyekün mücadele ederse başarıya ulaşır. Barışı hayal etmek, şarkılar söylemek güzeldir ama mücadele etmek gerekir. Sözünü ettiğim bölgesel değil evrensel bir barıştır. Barış çağrım kararlılık, bilinç, örgütlenme üzerinedir.”

    Topçu Baba Alevi Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can da, “Salonlarda laf söylemenin ötesine çıkıp eşit yurttaşlığı sokak sokak anlatarak iktidara taşımalıyız. Bize biri barışı getirmemeli. Aşağıdan yukarıya inşa etmeliyiz ve her birimiz kilometre taşı olmalıyız” dedi.

    “BİZDE ÇOK NET BİR ŞEKİLDE ZALİMLER VE MAZLUMLAR AYRIMI VARDIR”

    Yalıncak Sultan Ocağı Yol yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu da şunları kaydetti:

    “Bize çok net bir şekilde zalimler ve mazlumlar ayrımı getirilmiştir. Burada barıştan bahsettiğimiz de mazlumlar ve zalimler arasındaki mücadeledir. Barış inşa edilecekse öncelikle zalimin zalimliğinden vazgeçmesi gerekir, aksi takdirde bir mücadeleden vazgeçmek mümkün değildir. Alevilerin hak mücadelesinde yalnızca gasp edilen hakların alınmasına yönelik bir mücadelemiz var. Eşit yurttaş oluşumuzdan kaynaklanan haklarımızın gasp edilmesi. Alevi erkanında hak mücadelesi vermiş biri olarak konuşmam gerekirse bizim için barış coğrafyamızda yaşayan cümle halkların, azınlıkların ve çoğunlukların kendini ifade edebildiği, ibadetini gizlemek zorunda kalmadığı bir dünya ancak barışın tam anlamıyla tesis edildiği bir dünyadır.

    “YEZİDİN KARŞISINDA DİMDİK DURAN ZEYNEP ANA OLMAKTAN VAZGEÇMEYİZ”

    Suriye’deki Alevilere yönelik saldırılar üzerinden buradaki Alevilere de çok ciddi saldırılar yapılmaya başlandı. Sosyal medyada yoğun saldırılar yaşanıyor. Elbette siz Yavuz Sultan Selim olursunuz, biz de Pir Sultan oluruz, Kalender Çelebi oluruz. Siz zalimlikten vazgeçmediğiniz sürece biz de yezidin karşısında dimdik durmuş Zeynep Ana olmaktan vazgeçmeyiz.”

    “NEREDE ZULÜM VARSA BİZ ONA KARŞIYIZ”

    Son olarak konuşan Ağuçan Ocağı Piri Aziz Güler de şunları söyledi:

    “Bizler barış için geçmişten beri mücadele veriyoruz. Ezidi canlarımız 72 kez katliama uğradı. Doğduğumuzdan beri katliam içindeyiz. Bir sürü katliam sayılabilir. Maraş katliamı mağdurlarından biri de benim. Alevi toplumu olarak yolumuz sevgi barış ve kardeşliktir. Birlik ve beraberlik için her türlü mücadeleye varız. Nerede zulüm varsa biz ona karşıyız.”

    Toplantı, yapılan konuşmaların ardından basına kapalı bir şekilde devam etti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Aleviyim diyen herkesin dedelere maaş bağlanmasına karşı çıkması gerekir’- VİDEO

    ‘Aleviyim diyen herkesin dedelere maaş bağlanmasına karşı çıkması gerekir’- VİDEO

    PİRHA – Topçu Baba Alevi Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı ve maaşlı dedeler bulma arayışına tepki gösterdi. Tüm Alevilerin dedelerin maaşa bağlanmasına karşı çıkması gerektiğini belirten Can, “Cemevlerimize cümbüş yeri diyenlerle, bizim ibadethanelerimizi Kültür Bakanlığı’na bağlayanlar aynı akareti içeriyorlar” dedi. 

    Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun, zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzletilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları tanınmıyor.

    Neredeyse tüm Alevi örgütleri, “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na büyük tepki gösteriyor.

    İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir ögeye indirgeyen AKP hükümeti, oluşturduğu ekiple Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.

    Topçu Baba Alevi Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can, ‘Alevi Diyaneti’ olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, maaşlı dedeler bulma arayışını ve Alevileri bölme girişimlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    Mustafa Can, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı aracılığıyla dedelere maaş teklif edilmesine tepki göstererek, “Cemevlerimize cümbüş yeri diyenlerle, bizim ibadethanelerimizi Kültür Bakanlığı’na bağlayanlar bence aynı akareti içeriyorlar” dedi. Can, ‘Aleviyim’ diyen herkesin dedelere maaş bağlanmasına karşı çıkması gerektiğini söyledi.

    “BU, ‘ALEVİYİM’ DİYEN HERKESİ İNCİTİR”

    Can, camilerdeki insanların namaz kılarak yaradana ibadet ettiklerini belirterek “Bizim cemevlerimizde de niyaz eden insanlar yaradana bir biçimiyle yakarıyorlar. Yani ikisinin arasında pek fark yok bence ikisi de yaradana sığınıyorlar”dedi.

    Can, şöyle devam etti:

    “Şimdi camilerdeki insanların en azından şunu söylemesi lazım: Ey siyasal iktidar utanmıyor musunuz ki cemevlerine cümbüş yeri diyorsunuz, yetmedi şimdi de cemevlerimizi Kültür Bakanlığı’na bağlıyorsunuz! Alevileri asimile etmeye çalışarak, sanki cemevlerimizde biz horon tepiyoruz, halay çekiyormuşuz gibi Kültür Bakanlığı’na bizi bağlıyorlar. Bu bence bütün Aleviyim diyen, inanan herkesi incitir.”

    “SİYASAL İKTİDAR GİTTİKÇE GEMİ AZIYA ALDI”

    Can, Alevilerin tek başına altından kalkabileceği bir sorunla karşı karşıya kalındığını söyleyerek, “Bugün Türkiye’de ‘ben Aleviyim, Sünniyim, Kürt’üm, insanım’ diyen ve ‘ben ötekileştirildim’ diyen, ‘ben yok sayıldım’ diyen herkesin demokratik hakkı olan sokağa çıkarak, bu ülkede demokrasi talepli bir araya gelişi örgütlemelidir. Çünkü bu siyasal iktidar gittikçe gemi azıya aldı ve artık bu ülkeyi bölerek, parçalayarak, küçülterek, kamplara bölerek ve bizi birbirimize karşı yabancılaştırarak kendi ideolojisini egemen kılmaya çalışıyor. Alevilerin farklı bir yerde, doğa savunucularının farklı bir yerde, yok sayılanların, Çingenelerin, Kürtlerin, Sünnilerin, Vahabilerin, Ermenilerin, Süryanilerin, Ezidilerin kim varsa bu ülkede tek tek sistemle mücadele etmesi bence yenilgiyi kaçınılmaz hale getirecektir” diye konuştu.

    “ANAYASA MAHKEMESİ BİLE HEDEF HALİNE GELMİŞSE VAY HALİMİZE!”

    Can, Demokrasinin son kalesi olarak ifade ettiği Anayasa Mahkemesi’nin AKP iktidarı tarafından yok sayıldığını da kaydederek şöyle devam etti:

    “Biz bu kadar mı balık hafızalıyız? Daha dün AKP’nin kapatılması noktasında Yargıtay karar aldığında Anayasa Mahkemesi ‘hayır şu nedenlerden dolayı AKP kapatılamaz’ dedi. AKP’nin bugünkü aynı kadrosu yani Anayasa Mahkemesi’nin AKP kapatılamaz diyen kadroları, bugün AKP’nin başında ve -bu gerçekten çok utanç verici bir şey- ‘Anayasa Mahkemesi kapatılmalı’ diyorlar. Bugün bu ülkede hukukun üstünlüğünün temel göstergesi olan Anayasa Mahkemesi bile hedef haline gelmişse vay halimize diyorum.”

    Devrim FINDIK-Melisa ŞAHİN / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO
    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO
    10-‘Maaşı kabul etmiyoruz; nefsine yenik düşen olursa düşkündür’-VİDEO
    11-‘Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür, maaş reddedilmeli’
    12- ‘Cemevi Başkanlığı bir tuzaktır; maaşı kabul edenler onurlu değildir’-VİDEO

    13- ‘Cemevlerini Diyanet bünyesine katmak ve içten fethetmek çabasındalar’-VİDEO
    14-‘Alevi Pirleri ve Bektaşi Babaları sadece talipleriyle yol alır’-VİDEO
    15-Çiçek: Dedelere, zakirlere maaşı devlet verirse ne inanç ne de yol kalır-VİDEO
    16-‘Maaş bağlamanın altında yatan Alevi inancını yok etmektir’- VİDEO
    17-‘Pirlerimiz yollarına sahip çıksınlar, kendilerini maaşa bağlamasınlar’-VİDEO
    18-‘Gülsev Kaya: Biz ulufeyle, parayla, maaşla tarif edilecek bir geçmişe sahip değiliz’ – VİDEO
    19-‘Büyükşahin: Alevileri kendi kirli işlerine ortak etmek istiyorlar ‘– VİDEO
    20-‘Karaoğullarından: Maaşı kabul eden ‘Hınzır Paşa’lara geçit vermeyeceğiz’- VİDEO
    21-Güleç: Hedefleri Alevi kurumsallaşmasının ulaşamadığı yerleri ele geçirmek – VİDEO
    22-‘Alevilerin bu kötü gidişata bir an önce dur demesi lazım’
    23-Sazcı: Dedelere maaş, makbul ve makul bir Alevilik yaratma girişimidir-VİDEO
    24-‘Dedelere maaş teklif edilmesi Aleviler üzerinde dayatmayı yaratır’- VİDEO
    25-‘Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyonunu anlatmak için cemevlerine, köylere ulaşmalıyız’- VİDEO
    26-‘Nakibüleşraf rolü üstlenip secere dağıtmaya yeltenecekler!’
    27-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’
    28-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’
    29-‘Alevilik, korkunç bir yok edilme ile karşı karşıyadır; bu oyuna gelmeyelim’
    30-‘Alevi pirleri Cemevi Başkanlığı’na giderse, cemlerde ne yapılacağını başkaları tarif eder’-VİDEO
    31-Pir İsmail Alkan: Alevi pirlerine maaş ile topluma fetva verilmek isteniyor-VİDEO
    32-‘Bir dede parayla hizmet yürütmez; maaşı kabul edenleri cemevlerimize kabul etmiyoruz’-VİDEO
    33- ‘İnancımız tanımayanların maaşına ihtiyacımız yok’-VİDEO
    34- ‘Maaş alan dede devletin memuru olur; bunlar bizlere Hz. Yezid dedirtecekler’-VİDEO
    35- ‘Aleviliğin doğasında maaş yoktur; bizim ışığımıza, pirimize, yolumuza saldırıyorlar’ – VİDEO
    36- ‘Maaş alan dede emirleri uygular, Alevi toplumu bundan yara alır; direnç göstermeliyiz’- VİDEO
    37- ‘İçişleri Bakanlığı’nın gittiği Alevi köylerine gidemedik, o insanlara dokunamadık-VİDEO
    38-‘Cemevimizdeki hizmet, maddi karşılığı olmayan bir hizmettir, maaşa karşıyız’-VİDEO
    39-Dede Özgün: Yüreğimizdeki, beynimizdeki Aleviliği hiç kimse silemez-VİDEO
    40-Hüseyin Soysüren Dede: Ser verip sır vermeyenler maaşı kabul etmez-VİDEO

  • ‘İmamlar, laik eğitimi ortadan kaldırmak için okullarımıza gönderiliyor’-VİDEO

    ‘İmamlar, laik eğitimi ortadan kaldırmak için okullarımıza gönderiliyor’-VİDEO

    PİRHA – Topçu Baba Alevi Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can, ÇEDES projesi adı altında okullara imam atanması projesine tepki göstererek, “İmamların yeri okullar değil camilerdir. İmamlar, laik eğitimi ortadan kaldırmak, eğitimi tam anlamıyla dinselleştirmek ve dolayısıyla edilgen eğitimi egemen kılmak için okullarımıza gidiyorlar” dedi.

    AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-mezhep’ öncelenerek oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihlerini görmezden gelen eğitim politikaları nedeniyle dini eğitimin ağırlığı, hemen her yıl katlanarak arttı.

    Kamuoyunda büyük tepki çeken “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) adı altında okullara imam atanması projesi, eğitimin daha da dinselleştirilmesi tartışmalarını alevlendirdi. Öğrencilerin adeta Diyanete tesliminin önünü açan proje kapsamında Eskişehir ve İzmir’de yer alan 842 okula, “manevi danışman” adı altında imam, müezzin ve vaiz gibi din hizmetlerinde çalışan kişiler atandı.

    ÇEDES projesiyle okullarda imamların derse girmesinin önünü açan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), şimdi de okul öncesi eğitim kurumlarında mescidi zorunlu hale getirdi.

    “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) adı altında okullara imam atanması projesine tepki gösteren Topçu Baba Alevi Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can, PİRHA’ya konuştu.

    “PEDAGOJİ FORMASYONUNDAN GEÇMEMİŞ BİRİ 5-6 YAŞINDAKİ ÇOCUKLARA NE ANLATACAK?”

    Mustafa Can, laik eğitimin önemine dikkat çekerek, “ÇEDES, laik eğitimin ortadan kaldırılması noktasında tabuta çakılan son çivilerden birisidir. Bugün ben de bir eğitimci olarak şunu ifade edebilirim ki artık okullar tamamen dinselleştirilmiş. Milli Eğitim Bakanı hiç çekinmeden ve toplumun gözünün içine bakarak diyebiliyor ki karma eğitim zorunlu değil. Halbuki biz şunu biliyoruz, laik eğitimin olmazsa olmazı kızların ve erkeklerin eğitim almasıdır ” edi.

    Pedagojik bir formasyondan geçmeyen kişilerin okullarda çocuklara bir şey veremeyeceğini de söyleyen Can, “Türkiye’de bütün okullarımızda şu an dinsel bir eğitim tam anlamıyla uygulanmakta. Düşünün pedagojik bir formasyondan geçmemiş birisinin okulda çocuklara ne anlatacağını gerçekten ben en azından bir eğitimci olarak öğrenmek istiyorum. Pedagoji formasyonundan geçmemiş bir insanın 5 ve 6 yaşındaki çocuklara ne anlatacağını gerçekten çok merak ediyorum” diye konuştu.

    “İMAMLAR EDİLGEN EĞİTİMİ EGEMEN KILMAK İÇİN OKULLARDA GÖREVLENDİRİLİYOR”

    İmamların okullarda öğrencilere soyut kavramları anlattıklarında 5-6 yaşındaki çocukların anlayamayacağını kaydeden Can, bilimsel eğitimin önemine vurgu yaptı. Can, şöyle devam etti:

    “Bilimsel eğitim diyor ki, 5 ve 6 yaşındaki çocuklara yani ilköğretim öncesi çocuklara siz soyut kavramları anlatırsanız o çocukların ruh yapısını bozarsınız. Yani 4-5-6 yaşındaki çocuklar soyut kavramları anlayamazlar. Onlar masa, sandalye, kitap, defter, okul, öğretmen bunu bilebilirler. Yani elle dokunup, gözle göremeyeceği şeyleri tanımayabilirler. Melek, cin, peri gibi soyut kavramları o çocuklara anlatamazsınız. Şimdi imamlar soyut kavramları anlatmak için mi gidiyorlar? Bence tek bunun için değil, laik eğitimi ortadan kaldırmak, eğitimi tam anlamıyla dinselleştirmek ve dolayısıyla edilgen eğitimi egemen kılmak için okullarımıza gidiyorlar.”

    “İMAMLARIN YERİ OKULLAR DEĞİL CAMİLERDİR”

    İmamların yerinin okullar değil camiler olduğuna dikkat çeken Can, “İmamların yeri okullar değil camilerdir. Biz eğitimciler olarak camiye gitsek imamlar veya Diyanet bizi kabul eder mi? İmamların yeri, asli görevi olan camilere dönmek ve orada ibadetin görevlerini yerine getirmektir. Onun dışındaki okullarda alacağı görevler kendilerini de zor duruma düşürecektir” ifadelerini kullandı.

    Devrim FINDIK-Melisa ŞAHİN/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:
    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > ‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    > ‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    > ‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    > ‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’
    > ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO
    > ‘Eğitimin görevi inanç aşılamak değil, çocuklarınızı imamlara teslim etmeyin’- VİDEO
    > ‘Şeriatı getiriyorlar, Türkiye’de ciddi şekilde laiklik kavgası verilmelidir’ -VİDEO
    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’
    > ‘Türkiye Afganistan’a dönüşüyor, Alevi olmayanlar da bu projeye karşı çıkmalı’- VİDEO
    > ‘Dindar-kindar gençlik yetiştirme projesi, herkesi mücadeleye çağırıyorum’-VİDEO
    > ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasıyla gerici bireyler yetiştirmek amaçlanıyor’- VİDEO
    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevi inancını katleder; çocuklarınıza inancımızı öğretin’-VİDEO
    > ‘Kamusal alan okullar yoluyla dincileştiriliyor; tarikatlar eleman yetiştiriyor’ -VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına, dini eğitime karşı birlikte mücadele edelim’-VİDEO
    > ‘Türk-islam sentezini hayata geçirmek için yapılmış bir asimilasyon politikasıdır’- VİDEO
    > ‘Okula imam atanması asimilasyondur; aileler tavır göstermeli’-VİDEO
    > ‘Türkiye’de eğitim yağmalanıyor, buna dur demek zorundayız’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması kadroların siyasal islamcılar tarafından işgal edilmesidir’-VİDEO
    > ‘Seküler kesimin yaşam haklarına müdahaledir; eylem planı oluşturmalıyız’-VİDEO
    > ‘İktidar, dindar nesil yetiştirmek için laik, bilimsel, kamusal eğitimden uzaklaşıyor’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevilere yönelik asimilasyon ve inkar politikasıdır’- VİDEO
    >‘ÇEDES, Türk ve Sünni Müslüman çocuk tipini yaratma projesi; insan haklarına aykırı’– VİDEO
    >‘AKP, ÇEDES projesiyle toplumsal cehaleti, biatı okullarda aşılamak istiyor’-VİDEO 
    > ‘ÇEDES’le toplum kandırılıyor, Siyasal İslamcılar tarihin en büyük ayıbını yapıyor’ -VİDEO 
    > ‘ÇEDES gibi projeler ile bir nesil mahvediliyor’-VİDEO 
    >‘ÇEDES ile amaç bütün okulları imam hatipleştirmek’ -VİDEO

    >‘Hükümet, okullara imam atayarak süreci dönüştürüyor, kadrolaşma yapıyor’-VİDEO

  • Can: ‘Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye’ mitingine milyonlar katılmalı – VİDEO

    Can: ‘Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye’ mitingine milyonlar katılmalı – VİDEO

    PİRHA – Topçu Baba Alevi Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can, 10 Aralık’ta Kadıköy’de yapılacak “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingine milyonlarca insanın katılması için çağrı yaptı. Can, “Biz Alevileri yok sayan, ortadan kaldıran, asimile eden ve inancımıza hakaret eden bu politikalara karşı Kadıköy’de milyonlarca insan buluşmalıyız” dedi.

    İstanbul Kadıköy’de 10 Aralık Pazar günü gerçekleştirilecek “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitinginin hazırlıkları sürüyor.

    Topçu Baba Alevi Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can, mitinge ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “BU ÜLKEDEKİ HERKESİ KADIKÖY’E DAVET EDİYORUM”

    Can, “Bu ülkedeki herkesi Kadıköy’e davet ediyorum. Tek başına Aleviler değil, var olan, kenarda köşede duran bütün Alevilerin ‘ben Aleviyim’ diyen herkesin bu mitingte yerini alması lazım” dedi.

    Kadıköy’de milyonlarca insan buluşmalıyız” diyen Mustafa Can şunları kaydetti:

    “Bu ülkenin demokratik muhalefetinin tümünün başta CHP, sol partiler, kendisine insanım diyen herkesin hatta buna İslami kesimlerin de dahil olarak ‘bu ülkede demokrasiyi yerleştirmek istiyoruz, özgür olmak istiyoruz, eşit yurttaş olmak istiyoruz’ diyen herkesi bu mitingte görmek istiyoruz. Ama önce Aleviler. Çünkü biz Alevileri yok sayan, ortadan kaldıran, asimile eden ve inancımıza hakaret eden bu politikalara karşı bence Kadıköy’de milyonlarca insan buluşmalıyız, diye düşünüyorum. Cemevlerimize cümbüş yeri diyenlerle bizi Kültür Bakanlığı’na bağlayanlar arasında bence hiçbir fark yoktur. Bu, ‘Aleviyim’ diyen herkesi incitiyor. Ben bu ülkedeki herkesi Kadıköy’e davet ediyorum.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Mustafa Can: Alevi örgütleri Aleviler ile bağını yeniden kurmalı, örgütlenme gözden geçirilmeli

    Mustafa Can: Alevi örgütleri Aleviler ile bağını yeniden kurmalı, örgütlenme gözden geçirilmeli

    PİRHA-Topçu Baba Alevi Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can, AKP’nin Alevilere yönelik düzenlemelerine tepki gösterirken, “Devletin Alevilere yönelik bir politikası var. Yüzyıllardır süren bu politika hala devam ediyor. Aleviler olarak buna karşı duruşu örgütlemeliyiz. Ne kadar güçlü olursak o kadar bizi ciddiye alacaklardır” dedi.

    AKP tarafından torba yasa tasarısı içerisinde TBMM’ye getirilen ve dün genel kurulda kabul edilen cemevlerine yönelik düzenlemeler ile Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na dair tepkiler gelmeye devam ediyor. Kırklareli’de bulunan Topçu Baba Alevi Dergahı‘nın Kurucu Başkanı Mustafa Can da son dönemdeki gelişmelere dair PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    “DEVLETİN, ALEVİLERE YÖNELİK POLİTİKASI SÜRÜYOR”

    Sözlerine “Devletin Alevilere yönelik bir politikası var. Yüzyıllardır süren bu politika hala devam ediyor” diyerek başlayan Can, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan cemevi başkanlığıyla ilgili olarak şunları söyledi:

    “Alevileri yok sayma, asimile etme, kendi kuyruklarına takma noktasında epeydir mücadele veriyorlar. Bugün yaptıkları şey bundan farklı değil. Daha dün Alevilerin ibadethaneleri olan cemevlerine ‘cümbüş yeri’ diyenler belki bugün farklı sözcükleri kullanıyorlar ama aynı hakareti yapmaya devam ediyorlar. Bugün cemevlerini Kültür Bakanlığı’na bağlayarak aslında “Alevilik bir kültürdür. Alevilik bir eğlencedir” diyerek inancımıza hakaret ediyorlar. Ama beni üzen nokta onların bu bakışı değil. Bu bakışın Aleviler içinde kabul görmesi beni rahatsız ediyor. Cem Vakfı ve onun içerisindeki bir takım yapılar ile diğer kendisine “dede” diye misyon biçenlerin böyle bir açılışın içinde yer almaları, kabul etmeleri inancımız açısından çok üzüntü verici bir durum.”

    “ALEVİ KURUMLARININ ORTAK DİLDE, İTİRAZDA BULUŞMALARI KIYMETLİ”

    AKP’nin attığı adımlara yönelik Alevilerin karşı duruşu örgütlemesi gerektiğini belirten Mustafa Can, şöyle konuştu:

    “Aleviler olarak buna karşı duruşu örgütlemeliyiz. Yüzyıllardır bizi katledenler, kuyulara dolduranlar, yok sayanlar bugün kaldıkları yerden devam ediyorlar. Onlar bunu yaparken biz ne yapacağız? Siyasal iktidar ve devlet, Alevilere bakışını böyle netleştirmişken, yani inancımızı hala yok sayarken, biz ne yapacağız? Alevi örgütlerinin bir araya gelmeleri, ortak bir noktada, dilde ve itirazda buluşmaları çok anlamlı. Meclis’e gidip itiraz etmeleri de çok anlamlı.

    “Zorunlu din derslerine hayır” denildiğinde bana çok anlamlı gelmiyor. Neden? Çünkü Türkiye’deki eğitimin kendisi zaten dinselleştirilmiş. Tek başına din dersinden söz etmiyoruz. Bilimsel bir eğitimden uzaklaşılmış, edilgen bir eğitime dönüşmüştür.İtiraz edeceğimiz noktalardan biri herkes gibi eşit yurttaşlık talebimizdir.
    İkinci olarak cemevlerimizin ibadethane sayılmasını istiyoruz.
    Üçüncü olarak ise bu ülkede gerçek laik bir yapı istiyoruz. Devletin inançlar karşısında nötr olmasını istiyoruz. Devletin dini olmaz. Bu taleplerimiz doğru taleplerdir.”

    “ALEVİ ÖRGÜTLERİ ALEVİLER İLE BAĞINI YENİDEN KURMALI”

    Can, Alevi kurumlarına da çağrıda bulunarak, Aleviler ile bağın yeniden kurulması gerektiğini kaydetti. Can şu ifadeleri kullandı:

    “Alevi örgütlerinin Aleviler ile bağını yeniden kurması lazım. Örgütlenmesini yeniden gözden geçirmesi, yüzünü yeniden kitlelere çevirmesi gerekiyor. İnancımıza yönelik bu hakareti, asimilasyon politikalarını, aşağılamayı Alevi örgütleri Alevilere giderek anlatmalı ve önümüzdeki günlerde çok daha güçlü bir itiraz aklını kullanmalıdır. Meclis’e gitmek kıymetlidir ama artık milyonlarca insanımızı sokağa çıkarabileceğimiz bir örgütlenmeyi yaratmayı bugünden itibaren önümüze koyabilecek olan bölge toplantılarından tutun da, tek tek üyeler ile buluşabileceği yeni çalışma ve örgütlenme modelleri geliştirilmelidir. İtirazı çok daha kitleselleştirmek gerekir.

    “NE KADAR GÜÇLÜ OLURSAK BİZİ O KADAR CİDDİYE ALIRLAR”

    Ne kadar güçlü olursak o kadar bizi ciddiye alacaklardır. Yüzbinlerce Alevi’yi temsil eden örgütler ile duygusal bir bağ olsa da bence örgütsel bağın koptuğunu düşünüyorum. Bugün bir an önce Alevi kitlesi ile buluşup, sorunlarımızı ev ev, cemevi cemevi, sokak sokak anlatmalı, çalışma yürütmeliyiz. Önümüzdeki günlerde çok daha kitlesel karşı duruşu örgütlemeliyiz. Temsilcilerimiz yine Meclis’e gitmeli ama biz de o gün Ankara’nın bütün sokaklarını doldurabilmeliyiz. Çok görünür olabiliriz. İtiraz hakkımızı kullanabiliriz. Bunları yapabilirsek eğer siyasal iktidara geri adım attırabiliriz. Onun dışında bugünkü cılız çıkışlar ile ya da bir gün itiraz edip, üç ay sustuğumuz noktada çok fazla etkili olacağımızı düşünmüyorum.”

    Barış KOP / İSTANBUL

  • Can: Hala gözaltında; Göksel Fidan Alevi hareketinin en kararlı önderlerindendir

    Can: Hala gözaltında; Göksel Fidan Alevi hareketinin en kararlı önderlerindendir

    PİRHA-İstanbul’da evinden 15 Ekim günü gözaltına alınan Eski PSAKD Sultangazi Şubesi Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Göksel Fidan hala serbest bırakılmadı. Gözaltı operasyonuna tepki gösteren Topçu Baba Alevi Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can, “Göksel, Alevi hareketinin en inatçı, en kararlı ve disiplinli önderlerinden birisidir. Gözaltına alınması bütün Alevi hareketinin içinde bulunduğu ve önümüzdeki süreçte karşılaşacağı sorunlardan biridir” dedi.

    İstanbul merkezli toplam 16 ilde 15 Ekim günü gerçekleştirilen operasyon kapsamında haklarında gözaltı kararı verilen 126 kişiden biri olan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sultangazi Şubesi Gazi Şehitleri Cemevinin eski başkanı Göksel Fidan’ın hala gözaltında olduğu öğrenildi. Dosya avukatlarından Seda Şaraldı, Fidan’ın gözaltında tutulduğunu söylerken; soruşturmaya gizlilik kararının getirildiğini ifade etti.

    “GÖKSEL, BÜYÜK ALEVİ MİTİNGLERİNİ ÖRGÜTLEYENLERDEN BİRİSİDİR”

    Fidan‘ın gözaltına alınmasına ilişkin PİRHA‘ya konuşan Topçu Baba Alevi Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can, yaşananlardan dolayı şaşkın olmadığını belirtti. Can, şunları söyledi:

    “Göksel benim hem öğrencim hem de çok yakın dostumdur. Neden gözaltına alındığını bilmiyorum gerçekten. Hala gözaltında. Bu hepimizin yaşayacağı bir süreç. Önümüzdeki günler daha zor günlere gebe. Dolayısıyla bu süreç beni çok fazla şaşırtmadı. Göksel, 2009-2010’da İstanbul, Ankara, İzmir’de 500 bin kişilik Alevi mitinglerini örgütleyenlerden birisidir. Göksel, Alevi hareketinin en inatçı, en kararlı ve disiplinli önderlerinden birisidir. Gözaltına alınması bütün Alevi hareketinin içinde bulunduğu ve önümüzdeki süreçte karşılaşacağı sorunlardan biridir.”

    Barış KOP / İSTANBUL

  • ‘Biz Aleviler tüm demokratik dinamikler ile birlikte güçlü bir süreç yürütmek istiyoruz’-VİDEO

    ‘Biz Aleviler tüm demokratik dinamikler ile birlikte güçlü bir süreç yürütmek istiyoruz’-VİDEO

    PİRHA-İstanbul’da 200’ü aşkın bileşenin katılımıyla düzenlenen Demokrasi Konferansı, Aleviler cephesinden değerlendirildi. PİRHA’ya konuşan Alevi katılımcılar bu konferansın demokrasi mücadelesinin çok önemli ayaklarından bir tanesi olduğu vurgusu yaparak, Türkiye’de demokrasiyi kurmak adına mücadeleye devam edeceklerini söylediler.

    İstanbul’da 200’ü aşkın bileşenin katılımıyla ‘Büyük Demokrasi Konferansı’ düzenlendi.

    Konferansın bileşenleri arasında Aleviler de yer aldı.

    İstanbul’da düzenlenen ‘Büyük Demokrasi Konferansı’na katılan Divriği Kültür Derneği Başkanı Cafer Yıldız, Koçgiri Kültür Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ali Gülçiçek, DAD Basın sekreteri Bülent Felekoğlu, Topçu Baba Alevi Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Genel Sekreteri Yeşim Kantekin ve Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, konferansı Aleviler cephesinden ele alarak PİRHA‘ya değerlendirmelerde bulundular.

    “BİZ ALEVİLER OLARAK DEMOKRASİ MÜCADELESİNDE ORTAKLAŞMAK İÇİN BURAYA GELDİK”

    Demokrasi Konferansı’nın Türkiye’deki demokrasi mücadelesinin çok önemli ayaklarından bir tanesi olduğunu belirten Topçu Baba Alevi Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can, şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Eğer Türkiye’de demokrasi mücadelesi gelişecekse böyle yapılarla gelişecek ve büyüyecek. Ülkenin dört bir yanında çığlıklar yükseliyor. Dolayısıyla bu çığlıkların güçlü bir sese dönüşmesinin yolu bu tür çalışmaları Türkiye’nin her tarafına yaymaktan geçiyor. Biz Aleviler de, demokrasi mücadelesi veren diğer yapılarla bir arada olmak ve demokrasi mücadelesinde ortaklaşmak için buraya geldik. Ben konuşmacıları ve katılımcıları dinlediğimde içimden ‘Evet bu sefer olacak gibi’ dedim.”

    “BÖYLE BİR DÖNEMDE ÇOBAN ATEŞLERİ YAKMAK ÇOK DEĞERLİ”

    Demokrasi Konferansı’nın çok önemli ve değerli bir konferans olduğuna dikkat çeken Koçgiri Kültür Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ali Gülçiçek de, Demokrasi Konferansı’nı, bir araya gelme ve birlikte mücadele etme sürecini 1980’den sonraki sürece benzettiğini ifade ederek şunları kaydetti:

    “Dolayısıyla Türkiye’deki ‘ötekiler’ dediğimiz Kürtler, Aleviler, son 10 yıl içerisinde toplum tarafından ötekileştirilenler ve demokrasi çıtasının her gün biraz daha yerlerde süründüğü, mafyokrasi dediğimiz yeni sistemin egemen olmaya çalıştığı bir dönemde çoban ateşleri yakmak çok değerli. Burada ifade edilen İkizdere’den çevrecilere kadar, gençlerden LGBT+ bireylere kadar herkesin ortak talebini bir çatı altında toplamak, hem ülkeye hem dünyaya tek ses olarak haykırmak çok değerli ve çok önemli. Buradaki çalışmaların her tarafa yayılmasını umuyorum.”

    Gülçiçek, Koçgiri bölgesi şahsında genel bir değerlendirme yaparak, “Asimilasyon sonucu geldiğimiz nokta, demokrasinin olmadığı, tek sesin, tek tipin olduğu her yerde diğerlerinin kendini ifade etmesi gerçekten çok zor” dedi.

    “DEMOKRASİYİ, REFAH İÇERİSİNDE YAŞAMANIN YEGANE KRİTERİ OLARAK GÖRÜYORUZ”

    Bu toprakların bir çok inancın ve halkın bir arada yaşadığı topraklar olduğuna ve bunların ülkenin zenginlikleri olduğu değerlendirmesinde bulunan Divriği Kültür Derneği Başkanı Cafer Yıldız, şunları söyledi:

    “Eğer bu ülkeyi yönetenler bu zenginliğin farkına varır ve bu yönde bakış açısı geliştirirlerse bu mozaik, bu farklılıklar bize gerçekten daha iyi şartlarda yaşamanın, daha özgür bir yaşamın ve kendimizi daha iyi ifade etmenin zeminini oluşturabilir. Ancak milliyetçi ve baskıcı bakış açıları ve yönetim biçimleri bu topraklardaki yaşamımızı gerçek anlamda zehir ediyor ya da bize zulmediliyor algısını oluşturuyor. O nedenle Demokrasi hepimiz için vazgeçilmez temel bir ihtiyaç.

    Biz Divriği Kültür Derneği olarak, iki yıl önce ‘Acil Demokrasi’ temasıyla bir genel kurul yaptık, sonuç bildirgesi yayınladık. Demokrasiyi, huzurlu refah içerisinde yaşamanın yegane kriteri olarak görüyoruz. Bu sebeple Demokrasi Konferansı’nın bir bileşeni olduk. Bu topraklarda demokrasiyi sonuna kadar yaşayacağımız günleri hep birlikte inşa etmeyi umut ediyorum.”

    “BİZ KADINLAR, HAKLARIMIZDAN, İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Alevi kadınları temsilen de konferansta bulunduğunu söyleyen Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Genel Sekreteri Yeşim Kantekin, Demokrasi Konferansı’nı hem Aleviler hem de kadınlar cephesinden şu ifadelerle değerlendirdi:

    “Bu coğrafyada kadınlar, hak ve özgürlüklerinden mahrum bırakılıyorlar, katlediliyorlar, şiddete maruz kalıyorlar ve temel haklarından yoksun haldeler. Alevi kadınlarının bu yoksunluğunun üzerine biraz da inançsal anlamda ötekileştirilmeleri sorunu da ekleniyor. Dolayısıyla biz alevi kadınlar için, kadın olmak, bu ülkede yaşıyor olmak daha da zor bir hale geliyor, her geçen gün daha da zorlaşıyor. O yüzden biz haklarımızdan, özgürlüklerimizden ve İstanbul Sözleşmesi’nden asla vazgeçmeyeceğiz.”

    “GERÇEK DEMOKRASİ OLUŞMADAN EŞİT YURTTAŞLIK HAKKIMIZI ALAMAYACAĞIMIZI BİLİYORUZ”

    Konferansın oluşum sebebini “Türkiye’de yaşanan anti demokratik uygulamaların insanlara fazlasıyla yansıması ve herkesin bundan rahatsız olması” ifadeleriyle tanımlayan  Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz ise Alevilerin de Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, kuruluşundan bugüne kadar yok sayılan, inkar edilen, asimilasyon politikalarına ve katliamlara maruz kalan yanlarıyla en çok anti demokratik uygulamalara uğrayan bir toplum olduğunun altını çizerek şöyle devam etti:

    “Aleviler olarak derdimiz mücadelemizde karşılık bulmayan taleplerin demokrasi içerisinde diğer güçlerle ortaklaşa verilecek mücadele ile taleplerimize ulaşabilmek. Cumhuriyet tarihinde biz Alevilere eşit yurttaşlık hakkı tanımayanların ilerleyen süreçte de tanımayacağını biliyoruz. Dolayısıyla Türkiye’de gerçek demokrasi oluşmadan eşit yurttaşlık hakkımızı alamayacağımızı biliyoruz. Bundan sonraki sürecin yerellerde hayat bulup, tüm Türkiye’de bir demokrasi mücadelesinin sürdürülmesi konusunda çalışmalarımız olacak. Diğer güçlerle birlikte Türkiye’de demokrasiyi kurmak adına yürüttüğümüz faaliyetlerimiz devam edecek.”

    “BİZ ALEVİLER DEMOKRATİK DİNAMİKLER İLE BİRLİKTE GÜÇLÜ BİR SÜREÇ YÜRÜTMEK İSTİYORUZ”

    DAD Basın Kekreteri Bülent Felekoğlu da bu sürecin Aleviler için önemli bir süreç olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu:

    “Demokrasi dinamikleriyle güçlü ortaklaşmalar yaşamak açısından bizim için önemli. Biz Aleviler, yaptığımız forum içerisinde izlediğimiz süreç gibi Türkiye’nin tüm demokratik dinamikleriyle güçlü bir süreç yürütmek istiyoruz. Demokrasi Konferansı bunun için bir fırsat. Birçok dinamikle bir araya gelme fırsatımız oldu ve bunu geliştirerek, güçlendirerek yerel ayaklarını da oluşturabilirsek, Türkiye’de gidecek olanlara kapıyı gösterecek ve gelecek olanlara da ışık olabilecek bir süreci birlikte başarabiliriz. Demokrasi Konferansı bu anlamda bir birlikte çalışma başarısı ve birlikte çalışmanın öğreticiliği ile devam ediyor. Başarılarımız ve başarısızlıklarımız bizim birlikte ders çıkardığımız süreçtir.”

    Diren SATI/İSTANBUL

  • ‘Demokrasi ve Aleviler’ forumu, Alevilerin sesinin duyulmasına hizmet etti-VİDEO

    ‘Demokrasi ve Aleviler’ forumu, Alevilerin sesinin duyulmasına hizmet etti-VİDEO

    PİRHA- İstanbul’da Garip Dede Dergahında 12 Haziranda ‘Demokrasi ve Aleviler’ başlıklı toplantıyı değerlendiren Topçu Baba Alevi Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz ve DAD Basın Sekreteri Bülent Felekoğlu, Alevilerin sesinin duyulması konusunda önemli bir çalışma olduğunu kaydettiler. 

    İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Dergahında ‘Demokrasi ve Aleviler’ başlıklı toplantı ve forumu Aleviler cephesinden değerlendirildi.

    Toplantı ve forumunun ardından PİRHA‘ya değerlendirmelerde bulunan Topçu Baba Alevi Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz ve Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Basın Sekreteri Bülent Felekoğlu, forumdan olumlu tepkiler alındığını ifade ettiler ancak bazı kurumların yeterli duyarlılığı göstermemesini eleştirdiler.

    “ALEVİLER BU ÜLKENİN AYDINLIK YÜZÜ”

    Türkiye’nin ciddi bir demokrasi sorunu olduğunu belirten Topçu Baba Alevi Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can, “Türkiye yangın yerine dönmüş durumda Türkiye’nin dört bir yanında çığlıklar yükseliyor. Ülkenin üzerine çöreklenen bu kara bulutları dağıtacak olan yapının en önemli ayaklarından bir tanesi Aleviler. Çünkü Aleviler bu ülkenin aydınlık yüzü” dedi.

    Can, şu anda ülkede bir korku ikliminin egemen olduğunu ifade ederek şöyle devam etti:

    “Korku bulaşıcıdır ama cesaret de bulaşıcıdır. Bizim biraz birbirimize dokunmaya, temas etmeye ihtiyacımız var. Çünkü korku iklimi herkesi bir biçimiyle bulundukları noktada mıhladı. Ama buna karşın ülkenin dört bir yanında haykırışlar, sesler var. Bunları merkezileştirmek, bunları ortaklaştırmak gerekiyor. Bu noktada Aleviler, bugüne kadar getirdikleri inançlarıyla, birikimleriyle, deneyimleriyle ve mücadele birikimleriyle bu sürecin motor gücü olabilirler.”

    “DEMOKRASİ VE ALEVİLER FORUMU, ALEVİLERİN SESİNİN DUYULMASINA HİZMET ETMİŞTİR”

    Demokrasi ve Aleviler forumunun Alevilerin birliği açısından önemli bir çalışma olduğuna dikkat çeken Can, “Demokrasi Konferansı Türkiye’deki bütün bu dağınıklığı ortadan kaldırmak için verilen bir işaret fişeğidir. Dolayısıyla bu işaret fişeğinin önemli dinamiklerinden bir tanesi Aleviler olacaktır. ‘Demokrasi ve Aleviler’ forumu, Alevilerin birliğine hizmet etmiş midir diye bakıldığında ise en azından Alevilerin sesinin duyulmasına hizmet etmiştir, diyebiliriz. “Alevi örgütleri bütünlüklü olarak bu konferansta var mıydı?” diye bakacak olursak da, yanıtı bir soru işaretidir. Önümüzdeki süreçte insanların öne çıktıkları ve birbirlerine dokundukları müddetçe bir sürü insanın sürece dahil olacağına inanıyorum” şeklinde konuştu.

    “DEMOKRASİ VE ALEVİLER FORUMU, ASIL AMACINA ULAŞTI”

    Forumun amacına ve sonuçlarına ilişkin konuşan Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz ise Demokrasi Konferansı Alevi bileşenleri olarak 12 Haziran’da Garip Dede Dergahında yapılan ‘Demokrasi ve Aleviler’ forumunun asıl amacına ulaştığını söyledi.

    Mevcut olan anti demokratik uygulamaların arttığı bir dönemde Alevilerin de bu konuda rahatsızlığını dile getirmesi ve nasıl bir demokrasi istediğine yönelik olan tartışma amacımız aslında hedefine ulaştı” şeklinde konuşan Deniz, konuya ilişkin görüşlerini dile getirirken şu ifadelere yer verdi:

    “Türkiye’den ve Avrupa’dan bir çok Alevi kurum yöneticisi ve bireysel olarak katılan canlarımız bu tartışmayı yaptılar ve bir sonuç bildirgesi çıkardılar. Bizim bu forumu yapmadaki asıl nedenimiz, 24 Haziranda yapılacak olan Demokrasi Konferansı ve sonrasında yerellerde uygulanacak olan konferans çalışmalarına Alevi kurumlarını da dahil edebilmek, demokrasi güçleriyle ortak hareket edebilme, ortak mücadeleyi geliştirme ve yaşam kültürünün alt yapısını yapmaktı.”

    “BU KONUDA DUYARLI DAVRANMAYAN KURUMLARIMIZ OLDU”

    Deniz, foruma daha çok kurumun ve daha çok yerelin dahil olması beklentisinde olduklarını paylaşarak şunları kaydetti:

    “Şu anki çalışmalar fena değil. Dileğimiz daha çok kurumun ve daha çok yerelin buraya dahil olmasıydı. Ama maalesef ki bu konuda çok duyarlı davranmayan kurumlarımız oldu. Özellikle merkezi yapılanması ve çoklu şubesi olan kurumlarımız, sanki ülkede çok güzel bir demokrasi var ve Aleviler hiç anti demokratik uygulamalara maruz kalmıyormuş gibi bir tavırla uzaktan izlemeyi tercih ettiler.

    Sürecin şunu getireceğini düşünüyorum. Yaşanan baskılar ve sindirme politikaları devam ettiği sürece, ilerde bu kurumlarımız da konuya müdahil olmak zorunda kalacaklardır. Ama genel çerçeveden baktığımızda, Alevi hareketinde en azından bunu tartıştırmak bile değerliydi. Çünkü Alevi hareketi son süreçte, özellikle pandemi sürecinde durgunluk ve pasifize durumdaydı. Tümünü harekete geçirmek iyi olurdu ama kısmi olarak da bir karşılık bulur diye düşünüyorum.”

    “ALEVİLER OLARAK KENDİ İÇ SORUNLARIMIZA VURGU YAPTIK”

    Demokrasi Konferansı’nın Türkiye’deki çok yönlü hak arama örgütlerini, Türkiye’nin farklı dinamiklerini bir araya getirme hedefinde, birlikte söz kurma ve demokratik ısrardaki çalışma kültürünü geliştirmek fikirlenmesiyle açığa çıktığını ifade eden  DAD Basın Sekreteri Bülent Felekoğlu, “Rıza Türmen’in de bu yöndeki bir ön önerisiyle demokrasi birliği içerisinde bir manaya kavuştu” dedi.

    Felekoğlu, forumdan önemli tepkiler alındığını belirterek şunları söyledi:

    “Son iki yıldır Aleviler içerisinde bir durağanlık hakimdi. Bir çok Alevi düşünür, kanaat önderi söz kurma alanı ile alakalı bir eksiklik yaşıyordu. Bunun öncesinde bir birlik süreci vardı. Birlik süreci içerisinde bazı durumlar olgunlaştı. Fakat son iki yılda bu durumlar birbirinden uzaklaştı. ‘Demokrasi ve Aleviler’ forumumuzda, Aleviler olarak aslında daha çok kendi iç sorunlarımıza vurgu yaptık. Katılımcıların çoğunda kendimize bakmamız gerektiği, kendimizdeki eksikliği görmemiz gerektiği ve bu yönüyle, forumun buradan da söz kurması gerektiği yaklaşımı vardı.”

    “DEMOKRASİ VE ALEVİLER FORUMU, DERLİ TOPLU BİR FORUM OLDU”

    “Biz genel boyutta Alevilerin işçilerle, ekolojistlerle ve diğer hak örgütleriyle ve yapılarla olan ilişkisi içerisinde kendi sözünü taşımak istedik. Sonrasında çok olumlu tepkiler aldık” ifadeleriyle konuşan Felekoğlu, şunları kaydetti:

    “Bu süreçte emeği geçen her arkadaş önemli roller üstlendiler ve gerçekten derli toplu bir forum oldu. Bütün katılımcıların ortak yorumu derli toplu olmasındaki uyumluluk ilişkisiydi. Katılan her konuşmacı ve fikir bildiren her can, bunu büyük bir olgunlukla ifade etti.

    Aleviler Türkiye’deki tüm demokratik arayışlar, tüm hak arayışlarıyla iş birliği yapmak, bunları güçlendirmek için ellerinden gelen dayanışmayı göstermek durumunda. Biz Demokrasi Konferansına fikirlerimizi taşırken, Alevilerin de yaklaşımının güçlü anlaşılması için elimizden geleni yapacağız. Biz Alevilerin süreç içerisinde demokrasiyi içselleştirmek ve kendi iç demokrasimizi, kadının, gençliğin temsiliyeti konusunda bir yoğunlaşmaya ihtiyacımız olduğu açıktır.”

    Diren SATI/İSTANBUL

     

  • Can: Gri pasaport uygulaması Diyanetin Alevilere yönelik asimilasyon politikasıdır

    Can: Gri pasaport uygulaması Diyanetin Alevilere yönelik asimilasyon politikasıdır

    PİRHA- Bazı Alevi kurumları ve Diyanet işbirliğiyle belirlenen şahısların para karşılığında yurt dışına “Alevi uzman” sıfatıyla gönderilmesine Topçu Baba Alevi Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can tepki gösterdi. Can, “Gri pasaport uygulamasını, Türkiye’de insan kaçakçılığı ve Diyanetin Alevilere yönelik asimilasyon politikası olarak değerlendiriyoruz” dedi. 

     AKP’li Malatya-Yeşilyurt Belediyesi’nin Avrupa’ya insan kaçakçılığı yaptığının ortaya çıkmasının ardından, Diyanet’e yakın isim olan Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’un dört Alevi kurumunun, Diyanetle protokol kapsamında önerdiği şahısların Avrupa’ya “Alevi uzmanı” sıfatıyla gönderildiğini ve karşılığında para alındığını PİRHA’ya anlatmasıyla birlikte tepkiler de büyüyor.

    “OSMANLILAR, BEKTAŞİLERE BİR TOKAT ATTI ANCAK BEKTAŞİLER YENİ YENİ AYAĞA KALKIYOR”

    Topçu Baba Alevi Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can, konuyu PİRHA’ya değerlendirdi. 

    Can, Alevilere yönelik baskı ve asimilasyon politikalarının çok eskiye dayandığını hatırlatarak, ancak Bektaşilerin çok uzun yıllar, özellikle15. yüzyılın ortasından itibaren biraz Osmanlıyla beraber yürüdüklerini dolayısıyla siyasal iktidarla Osmanlı iktidarının 1826 ya kadar hiç karşı karşıya gelmediklerini belirtti.

    Can, “1826’ da Osmanlı, Bektaşilere bir tokat vurmuş, üzerinden tam 200 sene geçti. Bektaşiler yeni yeni ayağa kalkıyorlar. O yüzden Bektaşiler mümkün olduğu kadar siyasal iktidarlarla karşı karşıya gelmemeye özen gösteriyorlar. Dolayısıyla Bektaşilerin resmi devletle olan bağları biraz zayıf” dedi.

    “GRİ PASAPORT SİYASAL SİSTEMİN ASİMİLASYON POLİTİKASININ BİR PARÇASI” 

    Gri pasaportun, bir anlamda insan kaçakçılığı, öbür yandan Alevileri asimile etmek için Diyanet’in kullanmış olduğu bir araç olduğuna vurgu yapan Can, bu konuda gri pasaportla hiç işlerinin olmadığına, kendilerine gri pasaport konusuna bulaşmadıklarını ifade etti.

    Can, sözlerine şöyle devam etti:

    “Kırklareli merkezde bizim Dergahımız var ancak kimse gelip gitmiyor, zaten bizi görmezden geliyorlar. Vali bile 2018’de sadece bir kez Dergahın açılışına geldi ve onun dışında henüz hiç gelmedi, belediye başkanımız yanımızdan bile geçmez, dolayısıyla bizim gri pasaportlarla hiç işimiz olmuyor. Gri pasaport uygulamasını, Türkiye’de bir insan kaçakçılığı, ikincisi Diyanetin Alevilere yönelik asimilasyon politikası olarak değerlendiriyoruz” dedi.

    PINAR AKYÜZ/İSTANBUL

        

  • Alevi örgütleri, 21 Mart’ta Hacıbektaş’ta buluşarak çerağ uyandıracak-VİDEO   

    Alevi örgütleri, 21 Mart’ta Hacıbektaş’ta buluşarak çerağ uyandıracak-VİDEO  

    PİRHA-UNESCO’nun 2021’i Hacı Bektaş, Ahi Evran ve Yunus Emre Yılı ilan etmesinin ardından Alevi örgütleri de 21 Mart’ta Hacı Bektaş Veli Dergahına giderek çerağ uyandıracağını duyurdu. Topçu Baba Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can, yıl içerisinde dünyanın dört bir yanında farklı etkinliklerle Alevi-Bektaşi kültürünün tanıtılacağını anlattı.

    Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), 2021 yılını Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre ve Ahi Evran’a adadı. Çok sayıda Alevi örgütü de bu sebeple 21 Mart’ta Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde olacaklarını duyurdu.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) önceki dönem Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Can, UNESCO 2021 Yılı sebebiyle Hacı Bektaş Veli Dergahında çerağ uyandırılacağını belirterek, yıl içerisinde yapılacak programlara dair bilgi verdi.

    Aynı zamanda Topçu Baba Dergahı Kurucu Başkanı olan Mustafa Can, “Bütün dünya, ırkçılık ile boğuşurken, ırkçılar Amerika Birleşik Devletleri’nde Beyaz Saray’ı basarken ve kapitalist sistem bütün dünyada doğayı katlederken UNESCO 2021 yılını Hacı Bektaş, Ahi Evren ve Yunus Emre yılı ilan etti” şeklinde değerlendirme yaptı.

    “BU ÇERAĞ ÇOK DAHA ANLAMLI VE BİRÇOK ÇALIŞMANIN FİTİLİNİ ATEŞLEYECEK”

    Hacıbektaş buluşmasına dair konuşan Mustafa Can, 21 Mart tarihinin Alevi toplumu için çok kıymetli bir gün olduğunu söyleyerek şöyle devam etti:

    “21 Mart doğanın yeniden yeşermesi, doğması, Hazreti Ali ile Fatma’nın evlilik yıldönümleridir. Böylesi bir günde Alevi örgüt temsilcileri; başta Alevi Bektaşi Federasyonu, dernekler, vakıflar ve birçok Alevi örgüt temsilcileri ve bazı ozanlarımız ile birlikte 21 Mart’ta Hacıbektaş’ta olup Veliyettin Ulusoy Efendi’nin çerağ uyandırmasıyla birlikte bütün dünyada Ahi Evren, Hacıbektaş ve Yunus Emre yılının başladığını ilan edeceğiz. Hacıbektaş’ta her yıl çerağ uyandırılır ama bu çerağ çok daha anlamlı bir çerağdır. Dolayısıyla biz, inancımızı, değerlerimizi, dünyaya bakışımızı bir kez daha en gür sesimizle Hacıbektaş’tan duyuracağız. 21 Mart’taki çerağ uyandırması 1 günlük çalışma ama yıl içerisinde birçok çalışmanın fitilini ateşleyecek, onlara ışık olacak bir çalışmadır.”

    “72 MİLLETTEN NE ANLADIĞIMIZI DÜNYAYA ANLATACAĞIZ”

    Mustafa Can, 21 Mart sonrasındaki programa dair de konuştu. Alevi kurumları öncülüğünde yıl içerisinde birçok ülkede Hacı Bektaş kültürünün kitlelere anlatılacağını söyleyen Mustafa Can, şu bilgileri verdi:

    “72 millete bir nazarda bakmayı sadece Alevilere değil bütün dünyaya anlatacağız. ‘72 milletten’ ne anladığımızı bütün dünya insanları ile paylaşacağız. Dostluk, kardeşlik, sevgi ve dayanışmanın ne demek olduğunu ilk kez bütün dünya insanları ile paylaşacağız. Ülkemizde de Alevi örgütleri çok çeşitli yerlerde toplantılar düzenleyerek birtakım paneller, söyleşiler ile Hacı Bektaş’ın düşüncelerini, inancını, ‘Enel Hakk nedir? 72 milletten ne anlıyoruz?’ bunları insanlarla paylaşacağız. Bu yılın Ahi Evren ve Yunus Emre yılı olmasının bir anlamı da şu; bu coğrafya inanılmaz derecede çeşitli kültürel birikimleri bünyesinde taşıyor. Farklı etnisite, dil, kimlikleri bünyesinde taşıyan coğrafya bu coğrafya. Ama bu coğrafyada uzun yıllardır tek olmaktan bahsedilir. Halbuki biz bu etkinliklerimizle şunu söyleyeceğiz; ‘Biz varız’ Dolayısıyla var olmaya da devam edeceğiz.”

    Eren GÜVEN-Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • 50 yıllık üzüm üreticisinden çağrı: Devlet bize destek versin-VİDEO

    50 yıllık üzüm üreticisinden çağrı: Devlet bize destek versin-VİDEO

    PİRHA – Manisa’da 50 yıllık kuru üzüm üreticisi Mustafa Can, bu yıl üzüm fiyatlarının diğer yıllara göre iyi olduğunu söylese de devletin çiftçilere destek vermesi gerektiğini söyledi. Can,  ilaç, gübre, mazot ve su fiyatlarının pahalılığından da şikayet etti. 

    Haberin videosu

    Manisa’da önemli bir ihracat ürünü olan üzümler kurutulmak üzere serilmeye başlandı. Hasat edilen üzümler daha sonra kuruması için bir kısmı önce su potasyumkarbonat ve zeytin yağından oluşan karışımla yıkandıktan sonra serilirken diğer kısım ise natürel olarak seriliyor.

    Üzümler serildikten sonra mevsimsel sıcaklıklara göre yaklaşık bir hafta içerisinde kuruması bekleniyor. Kuruyan üzümler ise hem iç piyasada satılacak hem de başta Avrupa ülkeleri olmak üzere çeşitli ülkelere ihraç edilecek.

    İMECE USULÜ İLE ÜZÜMLERİ TOPLUYORLAR  

    50 yıllık kuru üzüm üreticisi Mustafa Can‘ı, 11 dönümlük arazide yetiştirdiği üzümlerin hasadını yaparken görüntüledik. Kuruttuğu üzümlerin bir kısmının hasadını yaparken bir kısmını ise kuruması için seren Can, işçi çalıştırmak yerine akrabalarıyla imece usulu çalışmayı tercih ediyor. Önce akrabalarının üzüm hasadını yaptıktan sonra kendi üzümlerini de toplamak için kolları sıvadı.

    Kadın, erkek, çoluk çocuk herkes işin bir tarafından tutarak kuruyan üzümleri toplayan Can ailesi, imece usülü çalışmanın önemli olduğunu düşünüyor.

    “ÜZÜM İŞİ İLGİ İSTEYEN BİR İŞ”

    Babasından kendilerine kalan çiftçilik mesleğini devam ettirdiğini söyleyen Can, üzüm işinin kışın ilk budama işiyle başladığını belirterek, “Budamadan sonra çubuklarını toplayıp bağlıyoruz. Daha sonra ilaçlama yapıp sürüyoruz. Diplerini yapıyoruz. Kıştan başlayıp Eylül ayına kadar devam ediyor. Üzüm işi devamlı ilgi isteyen bir iş. İlgilenmezsen ya çürük oluyor ya da olmuyor. Her zaman ilgilenmen lazım” dedi.

    “ÜZÜM ÜRETMEK MALİYETLİ BİR İŞ”

    Üzüm üretmenin maliyetli olduğunu söyleyen Mustafa Can, ilaçların, zehirlerin, gübre, mazottun pahalı olduğuna dikkat çekerek, bir dönümlük yerin sulaması için 105 lira ödediklerini vurguladı. Can, suyun ise sadece yılda iki kere verildiğini hatırlattı.

    Kar marjının olmadığını ifade eden Can, bu yıl üzüm fiyatlarının geçen yıllara göre iyi olduğunu söyledi. Can, “Önceki yıllarda başa baş zor çıkmıştık. Çoğu insan zarar etmişti. Bu yılda 12-13 TL’den aşağı olmaması lazım ama biz bunu bulduğumuza seviniyoruz” dedi.

    Devletin çiftçilere destek olması gerektiğini söyleyen Can, “Eğer çiftçide para olursa ülkenin sanayisi her şeyi çalışır ama çiftçide para olmazsa ne sanayisi ne de esnafı çalışır. İş çiftçiye bağlı” diye konuştu. Can, sigortalarının olmadığını, çalışıp Bağ-kur ödediklerini belirtti.

    “EMEK VERENLER PARA KAZANMIYOR”

    Bu yıl üzümleri 10 liradan sattıklarını kaydeden üzüm üreticisi Can, üzümlerin satılma aşamasında en çok kazananın aracılar olduğuna dikkat çekerek şöyle konuştu:

    “Şu anda devlet destekleyeceğiz diye açıklama yaptı. 10 liranın altına düşerse alımı biz yapacağız dediler. Eğer sözünde durursa iyi ama öbür türlü tüccarlar tokatlıyor. Bizler tüccara veriyoruz tüccar işletmeye veriyor, elden ele geçiyor. Bu işte asıl kazananlar aracılar. Her şeyi senden 3 liraya alıyor, diğer tarafa 6 liraya satıyor. O emek yok. Emek verenler asıl para kazanmıyor.”

    PİRHA/İZMİR

     

     

  • Zeynep Yıldırım için Armutlu Cemevi’nde etkinlik düzenlendi-VİDEO

    Zeynep Yıldırım için Armutlu Cemevi’nde etkinlik düzenlendi-VİDEO

    PİRHA- Bir yıldır cezaevinde olan PSAKD Sarıyer Şube Başkanı Zeynep Yıldırım, Grup Yorum üyelerine destek için 10 günlük açlık grevinde. Anne Kezban Bektaş kızına telefon, mektup ve görüş yasağı verildiğini söyledi. 

    Bir yıldır cezaevinde olan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şube Başkanı Zeynep Yıldırım için Armutlu Cemevi’nde lokma etkinliği düzenlendi. Etkinliğe PSAKD Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Göksel Fidan, Topçu Baba Dergahı Başkanı Mustafa Can ile Zeynep Yıldırım’ın arkadaşları ve komşuları katıldı.

    MEKTUP, GÖRÜŞ VE TELEFON YASAĞI

    Kızı Zeynep Yıldırım’ın serbest bırakılması için 372 gündür cemevine oturma eylemi yapan anne Kezban Bektaş, rahatsız olduğu için kızının görüşüne ayda bir kez gidiyor. Kızıyla en son bir ay görüştüğünü söyleyen Bektaş, Grup Yorum üyelerinin açlık grevine destek verdiği için kızına mektup, görüş ve telefon yasağı verildiğini belirtti. Kızının suçsuz yere cezaevine konulduğunu ifade eden Bektaş, kızı için adalet ve özgürlük istemekten vazgeçmeyeceğini kaydetti.

    “BİAT ETMEYEN BİR KÜLTÜRDEN GELİYORUZ”

    PSAKD Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Göksel Fidan ise geçmişte Alevileri katlederek yok etmeye çalıştıklarını şimdi ise Alevilerin değerlerinin içini boşaltarak yok etmeye çalıştıklarını belirtti. Küçük Armutlu mahallesinin dayanışma ve ortak mücadeleyle kurulan bir mahalle olduğunu hatırlatan Fidan, kentsel dönüşüm adı altında burada yaşayan insanların göç ettirilmek istendiğini ifade etti. Zeynep Yıldırım’ın mahalledeki emeklerinin çok olduğunu dile getiren Fidan, “Biat etmeyen bir kültürden geliyoruz. Cemevi ibadethanemiz, Kerbela yolumuz, Pir Sultan Abdal liderimizdir. Kezban annenin yanındayız” dedi.

    “REZİLLİKLERİNİ YÜZLERİNE ÇARPMALIYIZ”

    Topçu Baba Dergahı Başkanı Mustafa Can da tarihsel bir mücadelenin içinden geldiklerini ve zalimin zulmüne karşı direndiklerini ancak son süreçte direnmeyi unuttuklarını belirterek “Direnen insanları gördüğümüzde başımızı öne eğip o alanı terk ediyoruz. Kezban Ana iki şey öğretti bize; canlarımızı zulme karşı yalnız bırakmamayı ve ibadethanemize saldıranlara karşı ‘burası bizim ibadethanemizdir’ demeyi” dedi. Zeynep Yıldırım’a gözaltı sırasında “sen bizi dünya aleme rezil ettin” denildiğini ifade eden Can, “Dünya aleme rezil olanların rezilliklerini yüzlerine çarpmalıyız. Burası bizim ibadethanemiz. Nasıl ki kiliseye, camiye, havraya çirkinlik yapamıyorsan benim ibadethaneme de bunu yapamazsın. Gelip buraya idrarını yapıyor. Bu hayasızlığı görmeden gelen bir iktidarla karşı karşıyayız. Buna itiraz etmeliyiz. Bizi duymayanlara karşı haykırarak mücadelemizi yükseltmeliyiz. Gün mücadele günüdür” diye konuştu.

    “KEZBAN ANA YAŞINA RAĞMEN DİRENİYOR”

    Tayadlı aileler adına söz alan Feridun Osmanağaoğlu ise Kezban Bektaş’ın 79 yaşında olmasına rağmen direndiğini ifade etti. Tayadlı aileler olarak Kezban Bektaş’a destek vermek  ve onunla omuz omuza yürümek için geldiklerini dile getiren Osmanağaoğlu, “Mücadeleyi birleştirmek istiyoruz. Özgürlük mücadelesi, hak alma mücadelesinin yanında hakkı koruma mücadelesidir” dedi.

    NE OLMUŞTU?

    PSAKD Sarıyer Şube Başkanı Zeynep Yıldırım, 2018 yılının Temmuz ayında polisin PSAKD Sarıyer Şubesi Armutlu Cemevi’ne polis baskını yapmasının ardından olayla ilgili basın açıklaması yaptığı gerekçesiyle gözaltına alınmıştı. 24 Temmuz’da gece baskınıyla evinden gözaltına alınan Yıldırım, 26 Temmuz’da tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderilmişti.

    8 ay Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Yıldırım Mart ayında Gebze Cezaevi’ne sürgün edilmişti. PSAKD İstanbul şubeleri Zeynep Yıldırım’ın serbest bırakılması için imza kampanyası başlatmıştı.

    Bir yıldır cezaevinde olan Zeynep Yıldırım’ın iddianamesi ise hala hazır değil. Alevi milletvekilleri Zeynep Yıldırım’ın neden tutuklu olduğu ve iddianamesinin neden hazırlanmadığını meclis kürsüsünde gündeme getirmişti.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Topçu Baba Dergahı çocuklar için kitap dizisi hazırlıyor-VİDEO

    Topçu Baba Dergahı çocuklar için kitap dizisi hazırlıyor-VİDEO

    PİRHA- Topçu Baba Dergahı bünyesinde çalışma yürüten Ahmet Aydın tarafından çocuklar için kitap dizisi oluşturuldu. Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) geçmiş dönem MYK üyesi Mustafa Can, “Biz pirlerimizi, mürşidlerimizi ve ulularımızı mutlaka çocuklara çok kolay okuyup anlayabilecekleri kitaplarla sürece dahil edebiliriz” dedi.

    Kırklareli’de bulunan Topçu Baba Dergahı, Alevi çocuklar için içerisinde 7 ulu ozan ve pirlerin de bulunduğu bir kitap dizisi hazırlıyor. Konuya ilişkin bilgi veren Mustafa Can, bu alanın boş bırakıldığını ve Alevi çocuklarına kolay okuyup kavrayabilecekleri bir kitap dizisi çalışması başlattıklarını ifade etti.

    “7 ULU OZAN VE PİRLERİ KİTAP OLARAK SUNACAĞIZ”

    Alevi çocuk kitap dizisinin olmamasının çok büyük bir eksiklik olduğuna dikkat çeken Can bir an önce bu proje ile Alevi çocuklarının örgütlenmesi gerektiğini vurguladı. Can, “Dergahımızın önemli kimliklerinden biri olan Ahmet Aydın adlı arkadaşımız var. Kendisi yazar ve becerikli bir arkadaş. 7 ulu ozan ve diğer pirlerimizi de çocuk kitabı halinde bir dizi olarak sunacağız. Bunun olmaması çok büyük bir eksiklik. Çünkü çocuklarımızı örgütlemeyemez isek bu iktidar sübyan okulları ile onları elimizden alacak. Biz pirlerimizi, mürşidlerimizi ve ulularımızı mutlaka çocuklara çok kolay okuyup anlayabilecekleri kitaplarla onları sürece dahil edebiliriz. Cemlerimizin içerisinde yaş ortalaması çok yüksek. Çocuklarımız yok ve biz onlardan başlamalıyız” diye konuştu.

    “BU ALANI DOLDURMALIYIZ”

    Bunun için çok acil olarak dergi ve kitapçıklara ihtiyaç olduğuna değinen Can, bu eksikliğin ancak Alevi yazar ve aydınların ortak çalışmaları ile giderebileceğinin altını çizdi. Can şu çağrıda bulundu:

    “Yazın kültürü yoktur diye bunu önem vermedik. Halbuki bizim çok acil olarak dergilere, küçük kitapçıklara ihtiyacımız var. Kitabı çıkardıktan sonra ne büyük eksik kalmış yaşamımızda fark ettik ve öğrendik. Demek ki böyle bir ihtiyaç varmış. Bir dergi ve kitapçık alanımız var. Bütün Alevi örgütlerine şunu öneriyorum; bu alan çok boş bir alan ve bunu gericiler, Şiacılar dolduruyor. Biz kendi yazar ve çizerlerimizle bu alanı bir an önce doldurmalıyız.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • 15 Haziran’da yapılacak Topçu Baba anma etkinliklerine çağrı-VİDEO

    15 Haziran’da yapılacak Topçu Baba anma etkinliklerine çağrı-VİDEO

    PİRHA – Kırklareli’de 15 Haziran’da yapılacak Topçu Baba anma etkinliklerine ilişkin PİRHA’ya konuşan Mustafa Can, Kırklareli’nde Bektaşi ve Bedreddinileri görünür kılmak adına etkinliklere devam ettiklerini belirtti.

    Topçu Baba Anma etkinlikleri, her sene Alevi kurumları, sanatçılar, Avrupa’dan birçok kurum temsilcisi, Bektaşi ve Bedreddinilerin katılımıyla Kırklareli’nde gerçekleşiyor.

    Bu yıl da 15 Haziran’da saat 12.00’de başlayacak etkinliklere, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) geçmiş dönem MYK üyesi Mustafa Can, çağrı yaptı. Can, “Biz ilk defa Kırklareli’nde Bektaşileri, Bedreddinileri görünür hale getirmek için Topçu Baba’nın adıyla Bektaşi Dergahı açtık. Canlarımız yol yürütüyor ama ilk defa Bedreddiniler 50 yıl sonra yol yürüttüler 200 kişiyle. Bektaşi Babalarımız yol yürütüyorlar şimdi” ifadelerini kullandı.

    “CANLARI LOKMAMIZI PAYLAŞMAYA DAVET EDİYORUM”

    Topçu Baba etkinliklerinin 500 yıllık bir gelenek olduğunu dile getiren Can, “1997’de örgütlü olarak anmaya başladık. Yüzlerce kurbanımız var. Bütün katılımcılara sunuyoruz. Babalarımız gidip türbeden rızalık alıyorlar, niyaz ediyorlar. Çerağlar uyandırılıyor, gülbengler veriliyor” dedi.

    Bu sene de Türkiye’nin her yerinden çok çeşitli konuklar olduğunu söyleyen Can, “Alevisi, Bektaşisi, Bedreddinisi, Sünnisi kim olursa olsun bütün canları lokmamızı paylaşmaya davet ediyorum” diyerek çağrıda bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Aleviler ve cemevleri gittikçe sol ile olan bağlarını koparıyor’ VİDEO

    ‘Aleviler ve cemevleri gittikçe sol ile olan bağlarını koparıyor’ VİDEO

    PİRHA- Mersin Cemevi’nde hizmet yürüten Kureyşan Ocağı Pirleri Efe Engin ve Kazım Açıktepe’nin ihraç edilmesine tepki gösteren Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) geçmiş dönem MYK üyesi Mustafa Can, “Alevi hareketi içerisinde son dönem özellikle dede tasfiyesi söz konusu. Aleviler ve cemevleri gittikçe sol ile olan bağlarını koparıyor” dedi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) geçmiş dönem MYK üyesi Mustafa Can Mersin Cemevi’nde hizmet yürüten Kureyşan Ocağı Pirleri Efe Engin ve Kazım Açıktepe’nin ihraç edilmesine ilişin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    “Alevi hareketi içerisinde son dönem özellikle dede tasfiyesi  söz konusu” diyen Can bu tasfiyelerin bütününde bir sol tasfiye yaşandığını ifade etti. Can, “Bu sadece detay. Alevi hareketinin bütünündeki tasfiyeye bakmak lazım. Bizleri bir ağaca dayıyorlar ve at gözlüklerini takarak bunu tanımlamamızı istiyorlar. Ağaca değil ormanın bütününe bakmalıyız. Eleştirilerimizi ve değerlendirmelerimizi bunun üzerinden yapmalıyız. Alevi hareketinde bir tasfiye var ve bu şimdilik dedeler ile vücut buluyor. Alevi hareketi içerisinde bir sol tasfiyesi söz konusu. Aleviler ve cemevleri gittikçe sol ile olan bağlarını koparıyor. Eşitlik, özgürlük, laiklik, çağdaşlık, demokrasi diyen inanç temsilcilerinin  Alevi hareketi içerisinde tukaka ilan edildiği bir dönemi yaşıyoruz” diye konuştu.

    “IRKÇI VE GERİCİ CEMEVLERİ İLE KARŞI KARŞIYA KALACAĞIZ”

    Alevi hareketi içerisinde gelişen tasfiyelere müdahale edilmediği takdirde ırkçı ve gerici cemevleri ile karşı karşıya kalınacağının altını çizen Can, Aleviliğin içindeki özgürlükçü, eşitlikçi ve demokratik yapının günümüze taşınmasına dikkat çekti. Can şunları vurguladı:

    “Posta bir devlet yetkilisini oturtmadığım için canlardan eleştiri alıyorum. Gerekçe olarak bizi devletle karşı karşıya getiriyorsun diyorlar. Bu Şahı Merdan’ın, Hünkar’ın postudur ve herkes yerini bilecek. Alevi hareketi içerisindeki sol damarın tasfiyesine müdahale edilemezse caminin karşısında çok daha geri ve ırkçı yapı  olan cemevleri ile karşı karşıya kalacağız. Biz kendi içerimizde Hızır Paşaları temizlemeliyiz. Yeni bir Alevilik üreteceğiz demiyoruz. Geçmişte var olan ve bugün kanalları tıkanmış olan otantik yapıyla buluşmayı öneriyoruz. Aleviler geçmiş ile buluşup orada var olan özgürlükçü, eşitlikçi ve çoğulculuğu esas alan demokratik yapıyı bugüne taşımalıyız. Kadın erkek eşitliği, paylaşım, demokrasi bu inancın içerisinde var. Kadınlarımız tiyatral bir şekilde cemevlerinde başını kapatmaya çalışıyor ve arkada duruyorlar.Cemevlerini gün geçtikçe gericileştiğini görüyoruz.”

    “KENDİ İÇİMİZDEKİ HIZIR PAŞALARA İTİRAZ EDELİM”

    “AKP kendi Alevisini yaratmaya çalışırken bizim de bazı arkadaşlarımız AKP’lileşmek için özel çaba sarf ediyor” diyen Can, yola ve erkana göre hizmet yürütmeyen dedelerin yola büyük zarar verdiğini sözlerine ekledi. Bunlara itiraz edilmesi gerektiğine vurgu yapan Can şöyle devam etti:

    “Geçen dönem ABF MYK üyesiydim. Alevi Bektaşi Federasyonu’nun (ABF)  yaptığı en iyi iş inanç kurulu oluşturmaktı. Demokratik kurumlar cemevleri inşa ediyor ama yol yürütecekler dedeler ve pirlerimizdir. Tenzih ederek söylüyorum; dede diye geçinen ve dedelik ile akalası olmayan dedeler var. Bunlar gün geçtikçe bizi gericileştiriyor. Asimilasyonun en yoğun yaşandığı yerler cenaze erkan nameleri. Fatiha ile başlıyor amin ile bitiyor. Bizim yolumuz, erkanımız böyle demiyor. Dolayısıyla gericileşen bir dede grubu var. Ama son dönem yaşanan dede tasfiyeleri böyle bağdaştırmıyorum. Bütünün bir parçasının tasfiyesi olduğunu düşünüyorum. AKP kendi Alevisini yaratmaya çalışırken bizim de bazı arkadaşlarımız AKP’lileşmek için özel çaba sarf ediyor. İtirazımız neden Hınzır Paşalara itiraz edilmediğidir.”

    PİRHA / İSTANBUL

     

  • 15. Armutlu Güz Şenliği’nde asimilasyon konuşuldu: İleri düzeyde Şiileştirme var-VİDEO

    15. Armutlu Güz Şenliği’nde asimilasyon konuşuldu: İleri düzeyde Şiileştirme var-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şubesi’nde 15. Geleneksel Armutlu Güz Şenliği kapsamında yapılan panelde Alevilere yönelik asimilasyon politikalarının hız kesmeden devam ettiği belirtildi. 

    15. Geleneksel Armutlu Güz Şenliği bugün yapılan panel ile başladı. Moderatörlüğünü Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sultangazi Şubesi Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Göksel Fidan yaparken, konuşmacı olarak Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği’nin kurucu başkanı ve HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Topçu Baba Dergahı Başkanı Mustafa Can ve Boğaziçi Cemevi Derneği Başkanı Ali Birer katıldı.

    Alevi yol mücadelesinde başını veren canların anısına saygı duruşu ile başlayan panelde PSAKD Sarıyer Şube Başkanı Zeynep Yıldırım’ın güz şenliği ile ilgili cezaevinden gönderdiği faks okundu. Yıldırım’ın mesajında birlikte mücadele etme vurgusu dikkat çekti.

    “KÜRSÜ, SORUNLARI DİLE GETİRMEK İÇİN VAR”

    Alevi inancına, kültürüne ve Küçük Armutlu Mahallesi’ne yönelik saldırıların konu edindiği panelde ilk olarak Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği’nin kurucu başkanı ve HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu söz aldı. Kenanoğlu, milletvekili kimliğinden öte toplumun kendisini inançsal anlamda verdiği mücadeleyle tanıdığını ve kendisinin de milletvekili ünvanıyla meclis kürsüsünü Alevi kültürünü yarınlara taşımak, sorunlarını dile getirmek için var olan bir kürsü olduğunu vurguladı.

    “TARİHE POPÜLER KÜLTÜRÜN ETKİSİYLE BAKILMAMALI”

    Alevi inancına yönelik saldırılara karşı kendi gelmiş olduğu coğrafya olan Hubyar’dan örnek veren Kenanoğlu, tarihe, tarihi olaylara ve kişilere popüler kültürün etkisiyle bakmamak gerektiğini kaydetti. Anadolu’da Celali İsyanları ile başlayan ve 120 yıl süren isyanlarda Alevilerin etkin rol oynadıklarını ifade eden Kenanoğlu, bu isyanların tek hedefinin zulme isyan olduğunu, yeni bir devlet kurmak gibi bir hedefi olmadığı için bir sonucu olmadığını belirtti.

    “İLERİ DÜZEYDE BİR ŞİİLEŞTİRME POLİTİKASI YÜRÜTÜLÜYOR”

    Tarihin bütün akışı inanca karşı saldırılar ve o saldırılar karşısında halkın verdiği tepkilerle dolu olduğunu ifade eden Kenanoğlu, bu tepki ve önlemlerin zaman zaman gizlenmeyi, zaman zaman da açık bir şekilde diğer toplumsal kesimlerle birlikte mücadeleyi gerektirdiğini vurguladı.

    Egemen sistemin kendini inançları asimile ederek var ettiğini söyleyen Kenanoğlu, sistemin sadece kendi çizdiği Alevilik çerçevesini kabul ettiğini de vurguladı. Alevilik ve Bektaşiliğin günümüze kadar birkaç koldan saldırı altında olduğunu dile getiren Kenanoğlu, şu anda çok ileri düzeyde bir şiileştirme politikasının yürütüldüğünü, kabul ve makbul görülen bir Alevi-Bektaşiliğin yaratılmaya çalışıldığını belirtti.

    “TOPLUMSAL ZEMİNDE ORTAK MÜCADELE BİLİNCİ OLUŞTURULMALI”

    Asimilasyonun birinci adımının toprağından, yerinden yurdundan, kökeninden etmeyle başladığını ifade eden Kenanoğlu, insanların topraklarından göçtüğü anda asimilasyonla karşı karşıya kaldıklarını sonrasında toplandıkları yerlerin de dağıtılmaya çalışıldığını kaydetti. Genel olarak Alevi mahallelerinde bir dağıtma politikası olduğuna işaret eden Kenanoğlu, “Muaviye siyasetinin uygulandığı dönemlerde bizim birlikteliklerimizi artırmamız gerekiyor. Boyun eğmekten vazgeçeceğiz. Yaranma siyaseti bizi bitiren siyasettir. Öncelikle toplumsal zeminde ortak mücadele bilinci oluşturulmalı. Biz de devletin dilini kendi ezberimiz haline getirip konuşuyoruz. Bundan vazgeçmeliyiz. Kadınıyla, Kürdüyle, Bektaşisiyle ortak mücadele vermemiz gerekiyor” dedi.

    “YASAKLI İNANÇLARIN TÜMÜ DİNİ YAPILARI REDDEDER VE BEDELİNİ ÖDER”

    Kenanoğlu’nun ardından söz alan Topçu Baba Dergahı Başkanı Mustafa Can, insanların tarih sahnesine çıktığı ilkel komünal toplumlar dinin olmadığını, insanların bilmedikleri, ürktükleri doğa olaylarına karşı bir yönelim içinde olduklarını belirtti. “Ne zaman ki devlet, güç ortaya çıkar o zaman baskı, zor ve şiddet çıkar. Şiddetin yetmediği yerde tanrı bunun da yetmediği yerde din baronları çıkar” diyen Can, şöyle devam etti:  “O sırada bir itiraz çıkar ortaya. En-el Hak. ‘Tanrı ile halk arasındaki ilişki bir tek onu ilgilendirir’ der ve bedelini öder. Aklınıza gelen yasaklı inançların tümü bu yapıyı reddeder ve bedelini öder.”

    Alevi inancından yavaş yavaş uzaklaşıldığını ve sevgi, dostluk gibi değerlerin kaybedildiğini vurgulayan Can, “Biz ne yapıp yapıp yolumuzun güzel erdemlerini ete kemiğe büründürüp geleceğe taşımalıyız” dedi.

    “SORUNDAN KAÇARAK, KORKARAK YAŞAYAMAYIZ”

    Boğaziçi Cemevi Derneği Başkanı Ali Birer de Küçük Armutlu’ya yapılan saldırılara değindi. Küçük Armutlu’da sürekli bir mücadele verildiğini ifade eden Birer, son süreçte Aleviler olarak varlıklarını devam ettirebilmek için çeşitli dernekler ve cemevleri açtıklarını belirtti. Birer, muharrem ayında Küçük Armutlu’da oruç tuttukları 12 gün boyunca polisin cemevinin önünden ayrılmadığını bu yüzden de insanların kendilerini baskı altında hissettikleri ve korktukları için cemevine bile gelemediklerini kaydetti. Polisin cemevine baskın yaptığı ve yazılar yazdığını eleştirdiği için PSAKD Sarıyer Şube Başkanı Zeynep Yıldırım’ın tutuklu olduğunu söyleyen Birer, “Biz sorundan kaçarak, korkarak yaşayamayız, var olamayız. Aleviliğin özünde insanlık var zaten. Faşizm bugün bütün gücüyle bizi asimile etmeye çalışıyor. Bizi yok sayıyor. Bizim mahalle çok önemli bir yer işgal ediyor. Rantsal değeri de yüksek bir yer” dedi.

    15. Geleneksel Armutlu Güz Şenliği yarın da sanatçıların sahneye çıkacağı konserlerle devam edecek. Konserler saat 15:00’te başlayacak.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Topçu Baba Cemevi’nin bitmesi için destek bekliyorlar -VİDEO

    Topçu Baba Cemevi’nin bitmesi için destek bekliyorlar -VİDEO

    PİRHA – Kırklareli’nde 8 yıl önce yapımına başlanan ancak hiçbir destek alınmadığı için yapımı duran Topçu Baba Cemevi’nin yapımına halkın desteği ile tekrar başlandı.

    Kırklareli merkezde 8 yıl önce Bektaşiler tarafından ilk kez yapılmaya başlanan Topçu Baba Cemevi destek alınmadığı için durmuştu. Halkın desteği ile yeniden yapımına başlanan Topçu Baba Cemevi’ne ilişkin Kırklareli Topçu Baba Derneği Başkanı Mustafa Can Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    8 yıldır kaba inşaatı ile duran Topçu Baba Cemevi’nin yapımına yeniden başlandığını belirten Can, “Topçu Baba Cemevi’nin yapımına kendi imkanlarımız ve vatandaşların desteği ile devam ediyoruz. Topçu Baba Cemevi’nin yapımında hiçbir destek alamadık, tamamen kendi imkanlarımızla ve vatandaşların kısmi desteği ile yapmaya çalışıyoruz. Cemevinin 48 camı var ve her camın maliyetini bir vatandaşımız üstlendi” diye konuştu.

    Topçu Baba Cemevi bittikten sonra Eylül ayı gibi birlik ceminin yapılacağını belirten Can, “Topçu Baba Cemevi’nin bitmesi için herkesten maddi ve manevi destek  bekliyoruz” dedi. (HABER MERKEZİ)

  • ‘Kerbelalar bir daha tekerrür etmeyecek çünkü Hüseyinlere sahip çıkacağız’-VİDEO

    ‘Kerbelalar bir daha tekerrür etmeyecek çünkü Hüseyinlere sahip çıkacağız’-VİDEO

    PİRHA- Afrin’e yönelik başlatılan saldırıya karşı Savaşa Karşı Koordinasyon’un açıklamasında konuşan Demokratik Alevi Dernekleri Eyüp Şubesi Eş Başkanı İmam Balsever, “Hüseyinlere sahip çıkacağız bir daha Kerbelalar tekerrür etmeyecek” dedi

    Haberin Videosu 

    Afrin’e yönelik başlatılan saldırıya karşı Savaşa Karşı Koordinasyon’un İstanbul Makina Mühendisleri Odası’nda yaptığı basın açıklamasına birçok sivil toplum örgütünün yanı sıra Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) MYK Üyesi Mustafa Can ve Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eyüp Şubesi Eş Başkanı İmam Balsever’de katıldı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu MYK Üyesi Mustafa Can, “Hep kandırılan bir insan bilin ki hepimizi kandırıyordur. Savaş kötü bir şey. Bu coğrafyada yıllarca katliamlara uğrayan, ezilmiş olan ve yok sayılmış olan bir neslin temsilcisiyiz. Bu nedenle Afrin’i en iyi biz anlarız. Çünkü yüzyıllardır bu coğrafyada eşitlik, kardeşlik, barış, sevgi, laiklik dediğimiz için katledildik” dedi.

    “ARI KOVANINA ÇOMAK SOKTULAR”

    Afrin’e yapılan bu müdahale ile arı kovanına çomak soktuklarını belirten Can, “Bu ülkenin farklı insanları, farklı dilleri ve farklı kültürleri ile birlikte hep beraber bu oyunu bozmalıyız. Çok açıktır ki ben siyasetçileri artık televizyonda izlemiyorum. Ve kapatıyorum televizyonu. Çünkü bir takım insanlar televizyona çıkıp davudi sesleri ile kana ve ölüme methiyeler diziyorlar. Gün bence bunları lanetleyip sokakta barışın sesini yükseltmekte geçiyor” diye konuştu.

    “YENİ KERBELALAR YAŞATILMAYA ÇALIŞIYOR”

    Demokratik Alevi Dernekleri DAD Eyüp Şubesi Eş Başkanı Balsever de, “Bu topraklarda 1400 yıl önce Kerbela yaşatıldı ve şimdi ise yeni Kerbelalar yaşatılmaya çalışılıyor. Ancak karşılarında da Hüseyinler var ve direniyor” şeklinde konuştu.

    DAD Eyüp Şubesi Eş Başkanı İmam Balsever son olarak şunları ifade etti:

    “Artık bu halklar ne Küfe’nin ihanetini ne de o direnen çocukların annelerinin avuç açıp bizim vicdanlarımıza seslendiği ve karşısında yeni bir ihaneti görmeyeceği günleri görüyor gibiyim. Vicdan sahibi toplumlar ve halklar var. Ve Hüseyinlere sahip çıkacağız bir daha Kerbelalar tekerrür etmeyecek.” (HABER MERKEZİ)