Etiket: mustafa kara

  • Sivas Katliamı davasına 19 Ocak’ta devam edilecek; ‘Bu kez biz baş ağrıtacağız’ -VİDEO

    Sivas Katliamı davasına 19 Ocak’ta devam edilecek; ‘Bu kez biz baş ağrıtacağız’ -VİDEO

    PİRHA- Sivas’ta Madımak Katliamı’nı gerçekleştiren 3 firari sanığın yargılandığı davanın duruşmasına 19 Ocak Çarşamba günü Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edilecek. Alevi kurumları ve demokratik kitle örgütleri duruşmaya katılım çağrısı yaparak, “Devlet, bu katliamlarla yüzleşmediği sürece ülkede barış, demokrasi ve bir arada yaşama imkânı olmayacaktır” dedi.

    2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından organize edilen Pir Sultan Abdal etkinlikleri sırasında Madımak Oteli’nin binlerce gerici tarafından yakılması ve çoğunluğu Alevi 33 yazar, ozan, düşünür ile 2 otel çalışanının yaşamını yitirmesinin üzerinden 29 yıl geçti.

    2012 yılında zaman aşımına uğratılan Sivas’ta Madımak Katliamı davasında dosyası ayrılan üç firari sanığın yargılandığı davanın duruşmasına 19 Ocak Çarşamba günü Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edilecek.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta bulunan Madımak Otel’inde 33’ü ozan, aydın ve yazarın yakılarak katledilmesine ilişkin görülecek duruşma öncesi Ankara Dersimliler Derneği’nde basın açıklaması yaptı. Açıklamanın yapıldığı salona, katledilen 33 kişinin fotoğrafları asıldı.

    Açıklamaya, Ankara Dersimliler Derneği, Madımak Müze Komitesi, Ankara Vartolular Derneği, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ankara il örgütü, Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakfı da destek verdi.

    “MADIMAK KATLİAMI’NIN DA ÜZERİNİN ÖRTÜLMESİNİ İSTEMİYORUZ”

    Açıklamada ilk olarak söz alan DAD Ankara Şube Başkanı Mustafa Karabudak şunları dile getirdi:

    “Yakın tarihe baktığımızda Maraş, Çorum, Malatya katliam davaları sürece yayılmış, karartılmış ve unutturulmuştur. Madımak Katliamı’nın da üzerinin örtülmesini istemiyoruz. Sadece Madımak Katliamı değil; Roboski, Suruç, 10 Ekim Gar Katliamı, Hrant Dink ve diğer katliamlarla da yüzleşilsin istiyoruz. Devlet, bu katliamlarla yüzleşmediği sürece ülkede barış, demokrasi ve bir arada yaşama imkânı olmayacaktır. Yüzleşmek, hak ve hakikatin ortaya çıkmasıdır. Devlet, yaptığı tüm katliamlarla yüzleşmelidir; gerçek suçlular yakalanıp adalet önünde hesap vermelidir.

    “HERKES İÇİN ADALET İSTİYORUZ”

    İnanç örgütleri, sivil toplum kurumları, demokrasi güçleri olarak, hak arama mücadelesi verilen davalara sahip çıkılmasını istiyoruz. Bizler, 19.01.2022 Çarşamba günü saat 14.00’te Ankara Adliyesi, 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya katılıyoruz; tüm kamuoyunu da duyarlılığa davet ediyoruz. Hak ve hakikat için, Ne-Hakk zihniyete karşı birlik olalım.

    Yaşadığı ağır sağlık sorunlarından dolayı cezaevinde kalamaz raporu alan Aysel Tuğluk için adalet istiyoruz. Bundan 15 yıl önce 19 Aralık 2007’de katledilen Hrant Dink için adalet istiyoruz. 2018 yılında katliama uğrayan Şenyaşar ailesinin Adalet Nöbeti 315’inci gününde devam ediyor. Şenyaşar ailesi için adalet istiyoruz. Aleviler için adalet istiyoruz.”

    “LAHEY’E, SOYKIRIMA UĞRADIĞIMIZ GEREKÇESİYLE BAŞVURACAĞIZ”

    Karabudak’ın konuşmasının ardından söz alan Madımak Müze Komitesi üyesi Hüseyin Karababa ise şunları aktardı:

    “Biz 30 yıldır bir mücadele içerisindeyiz. Biz olayları parça parça ele almıyoruz. Maraş, Çorum, Dersim, Koçgiri, Sivas, Malatya’yı ayırmıyoruz. Bunların hepsini periyodik olarak üst üste koyduğumuzda bir soykırım gerçeği ortaya çıkıyor. Son yüzyılda onlarca defa tekrarlanmış, bilinçli, daha önceden projelendirilmiş katliamlar gerçekleştirildi. Bu katliamların toplamına biz soykırım diyoruz. Aleviler kendilerini soykırım sözcüğüne hazırlamalılar. Biz bunun önünü açtık ve yargılamalar süresince soykırım sözcüğünü kullandık. Üzerine bastıra bastıra bu bir Alevi soykırımıdır diyoruz. Madımak zincirin bir halkasıdır, Malatya, Maraş, Dersim, Koçgiri birer halkasıdır. İlerleyen günlerde davamızı Uluslararası mahkeme olan Lahey’e götüreceğiz ve oraya soykırıma uğradığımız gerekçesiyle başvuracağız. Belgelerimiz ile bu topraklarda Alevilere yönelik soykırım yapıldığını göstereceğiz. Nüfusun nasıl azaldığını, insanların mallarının nasıl yağmalandığını, yurtlarından nasıl edildiğini, kimliklerini saklayarak yaşamaları gerektiğini… Hemen hemen herkes biliyor.

    “DEVLETİN BU KONUDA BAŞI AĞRIYACAK”

    Aleviler, senin acın benim acım meselesini bir tarafa bırakmalı ve soykırıma uğradıklarını kabul etmeliler. O dönemin yetkililerini ifade vermeye davet etmiştik. Bu davet 29 yıl önce yapılmalıydı. Duyarlı herkesi mahkemeye, davayı sahiplenmeye çağırıyorum. Bu dava öyle basit bir şekilde bitmeyecek. Devletin bu konuda başı ağrıyacak. İlk defa devletin başını ağrıtacağız. Bunu iddialı bir şekilde söylüyorum. Ankara Sıhhiye’de devletin dosyalarının olduğu mahkeme salonunda başını ağrıtacağız. O bizim başımızı ağrıttı, biz de onun başını ağrıtacağız” dedi.

    “HELALLEŞEBİLMEK İÇİN SORGULAMA YAPILMASI VE GERÇEKLERİN ORTAYA ÇIKARILMASI GEREKİYOR”

    HDP Ankara il örgütünden Mustafa Kara da açıklamada söz alarak; “Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihine baktığımız zaman ciddi anlamda katliamlar yaşandı. Bu İttihat ve Terakki’den gelen bir gelenektir. Bu anlamda Türkiye Cumhuriyeti, Türkçülük ve İslam’ın Hanefilik mezhebi üzerine kurulmuştur. Bundan kaynaklı var olan diğer yapıların hepsi yok edilmek için, tek potada eritilmek için bir çaba içerisine girilmiştir. CHP Genel Başkanı bir helalleşmeden bahsetti. Helalleşebilmek için ciddi anlamda bir sorgulama yapılması gerekiyor. Bu sorgulama ile birlikte gerçekler su yüzüne çıkartılmalıdır” ifadelerini kullandı.

    “KATLİAM YAPANLARIN KORUNMASI KABUL EDİLEBİLİR BİR ŞEY DEĞİL”

    Hüseyin Gazi Kültür Sanat Vakfı Başkanı Mehmet Ali Ayyıldız da geçen duruşmayı anımsatarak, “Geçtiğimiz davada yurtdışında bulunan firari sanıklar istendi Almanya’da bulunan firari sanıklar Merkel döneminde verilmedi. Katliam yapanların korunması hiçbir ülkenin onaylayacağı bir şey değil. Alman devleti bu kişileri istihbarat elemanı olarak kullandıklarını belirtmişti ve o yüzden veremeyeceklerini söylemişlerdi. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Yeni Başbakana çağrımdır. Bu sandıkları bize teslim edin, yargılayalım. En azından analarımız sağken çocuklarının katillerinin yargılandığını ve ceza aldığını görsünler” şeklinde konuştu.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Xızır’ın lokmalarını yaban hayvanlarıyla paylaştılar

    Xızır’ın lokmalarını yaban hayvanlarıyla paylaştılar

    PİRHA- Maraş’ın Ekinözü İlçesine bağlı Çiftlik, Anbar ve Nergele Köyleri Ortak Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (ÇAN-DER) Cemevi yöneticileri ve üyeleri, düzenledikleri etkinlikle Xızır ayında yurttaşların lokmalarını yaban hayvanları ile paylaştı.

    Zor kış şartlarının hâkim olduğu Maraş’ın Elbistan İlçesine bağlı Çiftlik, Anbar ve Nergele kırsalında yaban hayvanlarının zor yaşam şartlarına kolaylık sağlamak amacıyla Xızır ayında yaban hayvanlarının beslenmelerine kolaylık sağlamak amacı ile doğaya yiyecek bırakıldı.

    “DÜNYA BİZİM, YARATILANLARI DÜŞÜNMEK KOLAYLIK SAĞLAMAK GÖREVİMİZ”

    ÇAN-DER Başkan Yardımcısı Mustafa Kara, “Dernek olarak Xızır’a duaların ve dileklerin edildiği bu güzel ayda zor geçen kışta yaban hayvanlarını düşünmek zorundayız. Canlarımızdan rica ettik, böyle bir hizmet sunmak istedik. Hizmetimiz hak katarında kabul olsun. Dünya sadece insanoğlunun değildir. Yaratılanların tamamını düşünmek onlara kolaylık sağlamak insanoğlunun temel görevidir. Bu düşünce ile bu zor şartlarda yaşayan hayvanlara karınca misali yardım etmek istedik” dedi.

    “YABAN HAYATI KORUMAK ADINA YAPTIK”

    Yörede yaşanan kaçak avcılık ile hayvan katliamlarını önlemek istediklerini de belirten Mustafa Kara, “Yöre insanımız avcılık yapmıyor. Ancak dışarıdan av turizmi adı altında insanlar buralara geliyor ve hayvanları katlediyorlar. Bunu engellemek, bizim bu coğrafyada nefes alan her şeye sahip çıktığımızı göstermek adına da böyle bir şey düşündük. Elimizden geldiğince hayvanları korumaya çalışacağız. Bu topraklar biz sahip çıkarsak güzel olur” dedi.

    “İYİLİK İYİLİKLE BÜYÜR DÜNYA GÜZELLEŞİR”

    Bu yıl kışın diğer yıllara göre daha ağır şartlar getirmesi nedeniyle bu yıl böyle hizmet vermek isteyen ÇAN-DER Başkan Yardımcısı Mustafa Kara, “Bu yıl geçtiğimiz yıllardan daha zor kış kapımıza dayandı. Hayvanlar bu zor kışta kapımıza yaşam alanlarımıza geliyor. Dağ keçisinden tilkisine kurdundan sincaplarına bu toprakları güzelleştiren bu canlıların zorluk çekmesi bizleri üzüyor. Elimizden geldiğince onları korumaya, onları aç bırakmamaya gayret edeceğiz. İyilik iyilik ile büyür ve büyük iyiliklerin olduğu dünya güzelleşir. Herkes ve her şey için” dedi.

    Düzgün BULUT 

  • Hayatın Sesi Televizyonu davasında 3 gazeteciye hapis cezası-VİDEO

    Hayatın Sesi Televizyonu davasında 3 gazeteciye hapis cezası-VİDEO

    PİRHA- KHK ile kapatılan Hayatın Sesi Televizyonu yöneticileri Mustafa Kara, İsmail Gökhan Bayram ve Gökhan Çetin’e 3’er yıl 9’ar ay hapis cezası verildi.

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Hayatın Sesi Televizyonu’na aynı anda hem IŞİD, hem TAK, hem de PKK propagandası yaptığı iddiasıyla açılan davanın karar duruşması görüldü. İzleyicilerin ve avukatların salona alınmasıyla başlayan duruşma avukatların savunmasıyla devam etti. Verilen aranın ardından kararını açıklayan mahkeme, Hayatın Sesi Televizyonu yöneticileri Mustafa Kara, İsmail Gökhan Bayram ve Gökhan Çetin’e 3’er yıl 9’ar ay hapis cezası verilmesine hükmetti.

    Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanının karar duruşmasında avukatlar Devrim Avcı, Gülşah Kaya, Gamze Gökoğlu, Mustafa Söğütlü, Osman Zeki Erdoğan, Taner Avşar, Semih Mutlu hazır bulundu. Dava kapsamında yargılanan Hayatın Sesi Televizyonu’nun sahibi Mustafa Kara ve ortağı İsmail Gökhan Bayram ile Genel ve Sorumlu Müdürü Gökhan Çetin vareste tutuldukları için duruşmaya katılmadı.

    Duruşmayı izlemek üzere aralarında Araştırmacı Yazar Erdoğan Aydın, İHD Gözaltında Kayıplar Komisyonu Üyesi Sebla Arcan, EMEP Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel ve il yöneticileri, DİSK Gıda-İş Marmara Bölge Temsilcisi İbrahim Kızılyer, TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş, MLSA Direktörü Barış Altıntaş, IPI Türkiye Savunuculuk Koordinatörü Caroline Stockford, RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, CHP eski milletvekili Barış Yarkadaş, Evrensel Yazarı İhsan Çaralan ve televizyonun eski çalışanları ve Evrensel yazarları adliyeye geldi.

    Davanın üçüncü duruşmasında mütalaasını veren savcı Cem Üstündağ, televizyonun sahipleri Kara ve Bayram ile Genel ve Sorumlu Müdürü Çetin’in “zincirleme şekilde örgüt propagandası” suçunu işlediklerini sabit görerek ayrı ayrı 13 yıla kadar hapislerini talep etmişti.

    “HABERCİNİN HABER VERME YÜKÜMLÜLÜĞÜ VAR”

    Duruşmada ilk olarak Avukat Devrim Avcı esasa ilişkin beyanda bulundu. Avcı, suçlamaya dayanak yapılan Türk Medeni Kanunu (TMK) madde 7’nin unsurlarının oluşmadığını söyledi. Avcı, yalnızca Hayatın Sesi Televizyonu’nun değil, ulusal ve uluslararası birçok kanalın ülkedeki en büyük katliam olan Ankara Gar katliamı ve peşi sıra yine Ankara’da ve İstanbul’da meydana gelen patlamaların haberini yaptığını hatırlattı. Avcı, AİHM Sürek kararını örnek göstererek habercinin bu tür haberleri verme yükümlülüğü olduğunu anımsattı.

    Avcı şöyle devam etti:

    “Terör eylemi haberi verdiğiniz zaman üye olmuyorsunuz. 15 Temmuz’da başta ATV olmak üzere birçok kanalda köprü üstündeki tanklar ve Meclisin bombalanması canlı yayınlandı. Hâlâ da yayınlanıyor, hatta belgesel yapılıyor. Nasıl ‘ATV, FETÖ propagandası yapıyor’ diyemezseniz haber yapan müvekkilere de bunu diyemezsiniz. Haber verme ile propaganda arasında fark vardır ve propaganda suçunun unsurları oluşmamıştır. Perinçek’in AİHM kararına müdahil olan Türk hükümeti, ‘Düşmanca bile olsa ifadenin dile getirilme biçimi ifade özgürlüğü kapsamında güvence altındadır’ diye savunma vermişti. Her eleştiriyi Cumhurbaşkanına hakaret, bakana hakaret, propaganda diye yargılıyorsanız bu iki yüzlü bir tutumdur.”

    Atılı suçun unsurlarının oluşmadığını vurgulayan Avcı, beraat talep etti.

    “DEVLET KENDİ KOYDUĞU KANUNA UYMADI”

    Avukat Gülşah Kaya da usule ilişkin beyanlarda bulundu. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na göre Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunu vurgulayan Kaya, “Koyduğunuz kurallara uymakla yükümlü olan heyetiniz ve savcı makamıdır. Mütalaa veren savcı, hukuk temsilcisi olarak kendi koyduğu kuralları çiğneyemez. Ortada bir suç varsa bile faili müvekkiller değildir. RTÜK ve TRT Yasası göre şirket ortaklarının cezai sorumluluğu yoktur. Kanunlar bu şekilde. Devlet kendi koyduğu kanuna uymadı. Usulen ceza verilemez beraat etmeleri gerekir” dedi.

    “HUKUK DEVLETİNE UYGUN KARAR BEKLİYORUZ”

    Anayasa Madde 2’ye göre Türkiye’nin demokratik hukuk devleti olarak tanımlandığını da anımsatan Kaya, “Demokrasiyi yargı yoluyla sağlayacaksak Anayasa 90. maddeye göre usulüne uygun yapılmış uluslararası sözleşmeler kanun hükmündedir. Aslında üstündedir. Türkiye Cumhuriyeti hukuk devletiyse hukuk devletine uygun karar bekliyoruz” diye konuştu.

    Avukatlar kararı istinaf mahkemesine taşıyacak. (HABER MERKEZİ)