Etiket: mustafa mısır

  • Dortmund’ta Xızır Cemi yürütüldü-VİDEO

    Dortmund’ta Xızır Cemi yürütüldü-VİDEO

    PİRHA- Pir Mustafa Mısır, Dortmund Alevi Dergahı’nda yaptığı konuşmada, Xızır inancının evrensel ve birleştirici anlamına dikkat çekerek, “Xızır’ın milliyeti yoktur, ırkı yoktur, dini yoktur. Xızır insandır, dara düşenin umududur” dedi.

    Almanya’nın Dortmund kentinde Xızır ayı vesilesiyle Xızır Cemi yürütüldü.

     “HIZIR’IN MİLLİYETİ YOKTUR, HIZIR İNSANDIR”

    Pir Mustafa Mısır, yaptığı konuşmada Xızır inancının evrensel ve birleştirici niteliğine dikkat çekti. Mısır, Xızır’ın herhangi bir milliyet, ırk ya da dinle sınırlandırılamayacağını vurgulayarak, “Hızır insandır, dara düşenin umududur” dedi.

    Konuşmasında geçmişten bugüne uzanan toplumsal hafızaya değinen Mısır, modern ulaşım araçlarının olmadığı dönemlerde insanların zorluklar karşısında Xızır’a sığındığını hatırlattı. Halk anlatılarındaki “boz atlı Xızır” betimlemesine gönderme yaparak, o çağlarda en hızlı ulaşımın at olduğunu ve Xızır’ın bu simgeyle anıldığını ifade etti.

    Pir Mustafa Mısır, 21 Aralık’tan başlayan kış döngüsünü, cemrelerin havaya, suya ve toprağa düşmesiyle birlikte doğanın yeniden uyanışı olarak yorumladı. 21 Mart’ta gece ile gündüzün eşitlenmesini ise “doğadaki dengenin ve yaşamın secdesi” şeklinde tanımladı.

    Dört ana unsur -ateş, hava, su ve toprak -üzerinden insanın varoluşuna işaret eden Mısır, güneşin hem var eden hem dönüştüren güç olduğunu belirtti.

    Cem erkanına ve eşitlik ilkesine de değinen Mısır, “Cemde herkes candır. Eşikten giren eşitliğe girer” dedi. Alevi öğretisinde ayrımcılığa yer olmadığını belirterek, kadın-erkek eşitliğinin inancın özü olduğunu ifade etti.

    Zakirler Mirkan Binboğa ve Eren Yılmaz ise deyişler seslendirdi.

    Ardından verilen lokma gulbangı ile Xızır lokmaları pay edildi.

    PİRHA-DORTMUND

  • Dortmund’da Alevilikte Musahiplik ve Kirvelik Paneli yapıldı -VİDEO

    Dortmund’da Alevilikte Musahiplik ve Kirvelik Paneli yapıldı -VİDEO

    PİRHA- Rıza Şehri İnanç ve Kültür Festivali’nin üçüncüsü Almanya Dortmund’da başladı. Festival, ‘Alevilikte Müsahiplik ve Kirvelik Yeri’ konulu panel ile başladı.

    3’üncü Demokratik Alevi Kültür Merkezi (DAKME) Rıza Şehri İnanç ve Kültür festivali Almanya’nın Dortmund kentinde ‘Alevilikte Müsahiplik ve Kirvelik Yeri’ konulu panel ile başladı. Panel Pir Mustafa Mısır’ın rızalık alması ile başladı. Katılımcılar Pir Ali Bali, Didar Ana, Pir Mustafa Mısır ve Zakir Veli Polat.

    PİRHA/DORTMUND

  • İşkencede katledilen Mehmet Ceren’in ailesi AİHM’den çıkacak kararı bekliyor-VİDEO

    İşkencede katledilen Mehmet Ceren’in ailesi AİHM’den çıkacak kararı bekliyor-VİDEO

    PİRHA-12 Eylül 1980 askeri darbe döneminde hakkında yakalama kararı çıkarılan ve jandarmaya teslim olduğu gün ‘Filistin Askısı’ olarak bilinen işkence yöntemiyle katledilen Mehmet Ceren’in ailesi Avrupa İnsan hakları Mahkemesi’nden çıkacak sonucu bekliyor. Mehmet Ceren’in yeğeni Önder Ceren, AİHM’den umutlu oldukların söyledi.

    12 Eylül 1980 darbesi sonrasında Ali Ekber Yürek ve Fehmi Özarslan ile birlikte işkencede yaşamını yitiren Mehmet Ceren dosyası AİHM’de.

    Mehmet Ceren dosyası, Anayasa Mahkemesi’nce 12 Şubat 2016’da zaman aşımından dolayı takipsizlik kararı verilince Ceren ailesi tarafından AİHM’ye taşındı.

    PİRH’ye konuşan Mehmet Ceren’in yeğeni Önder Ceren, AİHM’den umutlu olduklarını söyledi.

    MISIR: MEHMET RUHEN ARAMIZDA

    Mehmet Ceren’in mezarını ziyaret eden Üryan Hızır Ocağı pirlerinden Mustafa Mısır, “Her ne kadar bedeni aramızda olmasa da ruhen aramızda. Bugün toprak ananın kucağında da olsa o burada. Bu bölgenin genç insanıydı. Mehmet bu değerler için Hakk’a yürüdü. Bu bölgenin birçok Mehmet’i oldu kendisinden sonra. Onun için türküler, ağıtlar söylendi. O hala yüreğimizde” dedi.

    “AİHM’DEN UMUTLUYUZ”

    Önder Ceren ise Türkiye’deki iç hukukta dava sürecinin sonlandırıldığını, davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşındığını ifade etti. Ceren, AİHM’den umutlu olduklarını belirterek, “Amcamıza zulmedenler inşallah hesap verirler. Türkiye’den sonuç alamasak da AİHM’den alacağımıza eminiz. Hiçbir hastalığı ve hiçbir sorunu olmamasına rağmen sağlam bir şekilde teslim oluyor. Hiçbir suçu yoktu, tek suçu insanlığı savunmaktı. İnsanlık için can verdi. Türkiye’den bir sonuç alamadık, en büyük umudumuz AİHM’den sonuç almak” diye konuştu.

    MEHMET CEREN KİMDİR?

    Maraş’ın Afşin ilçesine bağlı Büyüktatlar köyünde 1957’de dünyaya gelen Mehmet Ceren, Vahip ve Eşe Ceren’in 5 çocuğundan biriydi. İlkokulu Büyüktatlarda, Ortaokulu Afşin’de okudu, Maraş Ticaret Meslek lisesini bitirdikten sonra, yüksek öğrenimini Çukurova Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde tamamladı.

    “ÖNCESİNDE ÖLÜMLE TEHDİT EDİLMİŞTİ”

    “Mehmet Ceren üniversiteyi okuduktan sonra Afşin-Elbistan Termik santralinde işe girdi. Afşin-Elbistan Termik santralinde işçilerin çalışma koşulların düzeltilmesi ve işçi ölümlerini protestosunda en önde yerini alan Mehmet Ceren gözaltına alınıp, Maraş’a götürüldü. 2 hafta boyunca işkence gördü ve serbest bırakıldı. Dönemin Maraş Sıkıyönetim Komutanı yardımcısı Tümgeneral Yusuf Haznedaroğlu’un Mehmet Ceren’e “Bir daha buraya gelirsen cenazeni ailene teslim ederim” dediği belirtildi.

    “DOSYA 2014’TE ZAMAN AŞIMINDAN DÜŞTÜ”

    Haznedaroğlu ile çok sayıda asker ve polisin şüpheli olduğu dosya 2014’te zaman aşımından düştü.

    Mehmet Ceren’nin ağabeyi Yemliha Ceren, 3 Mayıs 2011’de Afşin Savcılığı’na başvurdu. Buradan Maraş, Adana, Malatya ve ardından Afşin’e geri dönen dosya en son Ankara’ya gönderildi. 26 Mayıs 2011’de zaman aşımı ve takipsizlik kararı alındı.

    Takipsizlik kararı verilen dosya sayısı 14 klasör ve 7 bin sayfadan oluşuyor. Ceren ailesi, devletin bir kurumundan başka bir kurumuna taşınması için bu 7 bin sayfaya fotokopi ve aslı gibidir damgası vurulması için yüklü bir ödeme yapmak zorunda kalmıştı.

    15 Temmuz 1981 tarihinde hakkında tutuklama kararı çıkan Mehmet Ceren ailesine yapılan işkenceyi sonlandırmak için 5 Ekim 1981’de Adana Sıkıyönetim Komutanlığı’na teslim oldu.

    Adana’da 15 gün tutulduktan sonra 20 Ekim 1981 akşamı Maraş Sıkıyönetim Komutanlığı’na teslim edilen Mehmet Ceren, 21 Ekim 1981 tarihinde işkenceyle infaz edildi.

    Ölüm raporunda kalp krizi yazılsa da dönemin itirafçı polisi Sedat Caner ifadesinde Maraş’ta çok kişinin maruz kaldığı Filistin askısından indirilirken baş üstü düştüğünde boynunun kırıldığını söylemişti.

    1986 yılında Baba Vahip Ceren oğlunun ölüm sebebinin açıklanması ve mezarın açılması için Maraş Savcılığı’na bir dilekçeyle başvuru yaptı ancak takipsizlik kararı verildi. Baba Vahip Ceren verdiği mücadelelerin ardından 2004 yılında Hakk’a yürüdü.

    Mehmet Ceren dosyası, Anayasa Mahkemesi’nce 12 Şubat 2016’da zaman aşımından dolayı takipsizlik kararı verilince AİHM’ye taşındı.

    Ceren ailesi, 43 yıldır Türkiye’de bulamadıkları adaleti, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden (AİHM) bekliyor.

    Kamber YILDIZ/MARAŞ

     

    İLGİLİ HABER

    38 yıldır bitmeyen mücadele: Mehmet Ceren dosyası AİHM’de

  • Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!

    Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!

    PİRHA – AKP’nin görevlendirdiği kişiler cemevlerini dolaşarak dedeleri maaşa bağlama konusunda girişimlerini sürdürüyor. Pir Mustafa Mısır da bütün toplum gibi AKP’nin asimilasyon çabasında olduğunu belirterek “Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi. Halen o damarı sürdüren, dik duran, hem pirlerimiz hem de taliplerimiz var” yorumunda bulunarak tepkisini dile getirdi.

    Alevi toplumuna yönelik yüzyıllardır süren inkar politikası, AKP hükümeti döneminde sinsi bir asimilasyona bürünerek en fazla zarar görülen dönem oldu.

    Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından resmi olarak tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Ayrıca cemevleri de ibadethane olarak kabul görmüyor. Resmiyette tanınmama hali nedeniyle Alevilere karşı işlenen suçlarının hiçbiri “nefret suçu” kapsamında ele alınmıyor. Uluslararası mahkemelere taşınan dosyalarda dahi Türkiye’nin aleyhine dönük sonuçlar çıkmasına rağmen alınan kararlar yürürlüğe konulmuyor.

    Alevi toplumunun taleplerini görmezden gelen AKP hükümeti, şimdilerde ise kurduğu Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile inanca müdahalede bulunuyor. “Alevi Diyaneti” olarak adlandırdıkları Cemevi Başkanlığı bünyesindeki görevliler, köy köy dolaşarak dedeleri de maaşlı birer görevli eleman haline çekmek istiyor.

    Toplum ise siyasal iktidarın, Alevi inancını kontrol altına almayı hedefleyen bu girişimlerine dönük tepkilerini yükseltiyor.

    “RCEMEVLERİNİ RESMİ DAİREYE ÇEVİRMEYE ÇABALIYORLAR”

    Uryan Xizir Ocağı pirlerinden Mustafa Mısır, Maraş bölgesinde AKP’nin görevlendirdiği elemanların, cemevlerini dolaşarak dedeleri ikna etmeye çalıştıklarını ifade etti. Mısır, söz konusu girişimleri “Kadimden beri gelen bir durum” sözleriyle özetledi.

    Pir Mustafa Mısır, AKP’nin, Alevilere yönelik bir bütün saldırı girişiminde olduğunu ifade ederek şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Osmanlı ile birlikte cumhuriyetle de baskılar devam ediyor. Asimilasyon politikaları kapsamında daha önceden Nakşibendi şeyhlerini dergahlara gönderiyorlardı bugün de aynısını yapmaya çalışıyorlar. Recep Tayyip Erdoğan, bizzat kendisi ‘cemevleri cümbüş evleri’ diyerek Alevilik diye bir inancı tanımıyordu. Bugün de çıktılar ve Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığını kurdular. Ve bu başkanlığı direkt Cumhurbaşkanlığına bağladılar. Yani cemevlerini, ibadethaneden ziyade resmi bir daireye çevirmeye çabalıyorlar. Buralara da kendi beğendikleri birilerini atayacaklardır. Eskiden Alevileri öldürüyor, katlediyorlardı, bugün de inançlarını katletmeye çalışıyorlar. Şimdi bir de bunlarla birlikte okullara imam atıyorlar. Haliyle yapılanlar bu toplumu baskı altında tutmak, asimile etmektir.”

    “OCAKZADELER, OLTANIN PEŞİNE DÜŞEN BALIK GİBİ…”

    Almanya’da yaşam süren Pir Mustafa Mısır, yıllık tatili sebebiyle bugünlerde Türkiye’de bulunuyor. Bu süre zarfında birçok bölgede hizmet yürüttüğünü belirten Mısır, toplumun artık kendi değerlerine karşı zayıf kaldığını söyleyerek şöyle devam etti:

    “Bu zamana dek Yol yürüyordu. Müsahibin varsa Yol devam ediyordu. Bugün sahip olduğumuz kavramların çoğu kalktı. Yol’un yürümesi için insanların ikrarlı olması lazım. Pirlerin taliplerine, taliplerin de pirlerine gitmesi lazım. Geçmişte her talip, hangi ocağa bağlı olduğunu biliyordu ama bugün ne pir ne de talip bunu bilmiyor. Ne de Alevi toplumu kendi değerlerini sahiplenmiyor.

    Maraş’a geldiğimden bu yana erkanlar yürütüyorum. Toplumun da artık bir derdinin kalmadığını görüyorum. Gittiğimiz cemevlerinde inanç boyutu adına itikata dair bir şey yok. Eskiden hatır gönül vardı şimdi ise toplumda bir çürümüşlük var. Ocakzadeler de şimdi zaten oltanın peşine düşen balık gibi gidiyorlar. Bizlerin pirleri, ataları daha önceden de bu işleri yapabilirlerdi ancak hem inançlarını hem de dillerini yaşatmak için ücra köşelere çekilmişler. Onlar da akıl yok muydu ki sanki suyun başında yer yurt edinsinler! Ama bugün ne yazık ki Aleviler göç ediyor. Maraş, Sivas, Kayseri hattı sınır gibi bir yer. Şimdi bu bölgeleri boşaltıyorlar. Maraş gibi toprağa sahip bir Alevi yoğunluğunun olduğu yer düşünün, işte insanlar istemeyerek bu toprakları terk edip gidiyorlar. Yani bu iş inanç boyutuyla da kalmayacak. Geçmişteki pirlerimiz, taliplerine giderlerdi. ‘Hakk’tan ölüm bile gelse talibin kapısında olun’ diyorlardı ama bugün ne talip kalmış ne de Pir. Ortalıkta dolaşanlar da sırf bir geçim kaynağı olarak imamlığa dönmüşler. Ama bunun karşılığında çaba sarf etmek lazım. Alevi toplumunun geneli menfaat peşinde değil. Halen o damarı sürdüren, dik duran, hem pirlerimiz hem de taliplerimiz var. Elimizden geldiği kadar boyun eğmemek gerekir. Rıza toplumunu yaratabilmek amaç olmalıdır. Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi. Biz de bunu yapmaya elimizden geldiği kadarıyla sürdürmeye devam edeceğiz. Toplumla ilişkileri devam ettirmek gerekir. Eskiden ’48 Cuma farz’ derlerdi. Şimdi bizim pirlerimiz de ’48 perşembe fazdır’ deyip cem yapıyor. Yani sadece bir şekilcilik söz konusu. Ancak inanç bu değil.”

    “CEMEVLERİ SADECE CENAZE YA DA TAZİYE YERLERİ OLMUŞ”

    Pir Mustafa Mısır, Elbistan ilçesindeki cemevine devletin gönderdiği yetkililerin gittiğini ve iki görevlinin tayin edilmek istendiği bilgisini paylaştı. Mısır, Alevi örgütlerine büyük sorumluluk düştüğünün altını çizerek şunları söyledi:

    “Sanki toplumun üzerine bir kül serilmiş gibi. İnsanlarda bir sindirilmişlik var. Şimdi cemevlerinde eğitim ve görgü açısından bir şey yok, sadece cenaze ya da taziye yerleri olmuş. Bir de lokma paylaşılıyor. Sonuçta Yol boyutuyla cemevlerinde gençlere verilecek bir şey yok. Cenazelere dedeler gelip imamlar gibi erkan yürütüp gidiyor. Evet toplumun bir kesiminde bir dik duruş da var. Ama bir kesiminde de çaresizlik var. Alevi kurumlarımız da bu konularda çok mağdurlar. İşin doğrusu pek de çalışmıyorlar. Cemevleri bilgi yuvası olmalı, insanlarımız eğitilmeli, bilge insan yetiştirilmeli. Örgütler, topluma elinden geldiği kadar ulaşabilmeli. Ama biz yolu öğretmezsek bu toplumun da bir suçu yok ki. Dede de zaten fırsat kolluyor, ‘ne olacak ki bir lokma ekmek de ben yiyeyim’ diyor.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:

    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO
    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO

  • Mustafa Mısır, Almanya’daki işçi grevini anlattı: Şartlar kabul edilmezse yeniden greve gidilecek

    Mustafa Mısır, Almanya’daki işçi grevini anlattı: Şartlar kabul edilmezse yeniden greve gidilecek

    PİRHA – Almanya’da yapılan işçi grevinde yer alan Mustafa Mısır Dede, gelişmeleri PİRHA’ya anlattı. Tüm gözlerin, işveren ile yapılacak 3. toplantıya çevrildiğini belirten Mısır, “Özellikle pandemiden sonra enflasyon daha da yükseldi. Eğer işçilerin şartları kabul edilmezse önümüzdeki ayın 24’ünde tekrardan greve gidilecek” dedi. 

    Almanya genelinde 27 Mart’ta toplu taşıma adeta felce uğradı. Ülke genelinde tren, metro, otobüs seferlerinin yanı sıra hava ulaşımı da durdu. 3 milyona yakın üyesi olan Verdi ve EVG Sendikası, toplu iş görüşmeleri öncesinde eylem kararı alarak bir günlük grev yaptı.

    Son yıllarda gerçekleşen en büyük grev olarak tanımlanan eyleme, ülke genelinde artan enflasyonun sebep olduğu belirtiliyor. Ülkedeki enflasyonun yüzde 9.3 oranında artmasından sonra milyonlarca işçi de maaşlarında zam yapılması gerektiğine işaret ediyor.

    Bu durumda Verdi Sendikası yüzde 10.5 zam artışı ya da en az 500 Euro zam isterken EVG ise yaklaşık yüzde 12 zam ya da aylık 650 Euro zam talebinde bulunuyor. Sendika yöneticileri, yaptıkları açıklamalarda zam talebinin “ölüm kalım meselesi” olduğunun da altını çiziyor.

    “ARTIK GEÇİM ZOR OLUYOR”

    Almanya’da son 30 yılın en büyük grevi olarak adlandırılan eylemde yer alan isimlerden birisi de Mustafa Mısır Dede oldu. Hamburg’ta yaşayan Mustafa Mısır, cemevinde dedelik hizmetinin yanı sıra 1999 yılından beri tren istasyonunda temizlik görevlisi olarak çalışıyor.

    Greve sebep olan etmenleri anlatan Mustafa Mısır, gelişmelere dair şu bilgileri paylaştı:

    “İşin doğrusu buradaki ücretler düşük. Artık Almanya’da da hayat pahalılığı yok değil. Özellikle pandemiden sonra enflasyon daha da çoğaldı. Aldığımız ücretler açlık sınırının altında kalmıyor evet ama artık bir birikim yapmaya da yeterli olmuyor. Bir ailede 2 kişi çalışmadan geçim artık zor oluyor. Ve burada işsiz kaldığında devlet bir takım yardımlar yapıyor ama ben yıllardır bu memlekette çalışıyorum, devletten ne bir ev yardımı ne de işsizlik parası falan aldım. Yapılan bir günlük grevdi. Ama eğer işçilerin şartları kabul edilmezse önümüzdeki ayın 24’ünde tekrar bir günlük greve daha gidilecek.”

    “YURTTAŞLAR MAĞDUR OLDU ANCAK YİNE DE GREVE DESTEK VERİLDİ”

    Mustafa Mısır, Alman devlet demiryollarında örgütlü olan EVG Sendikası ile Almanya’nın en büyük ikinci Sendikası Verdi’nin grev kararına diğer meslek gruplarından da destek geldiğini belirtti. Mustafa Mısır, iki sendikanın da özellikle ulaşım ve hizmet sektöründeki işçilerin haklarını savunduğunu belirterek, devlet demiryollarında örgütlü EVG’nin 180 bin işçi için mücadele yürüttüğü bilgisini paylaştı.

    Mısır, konuya dair şunları söyledi:

    “Çalışan birçok işçi greve desteğe geldi. Mesela güvenlik çalışanları da destekteydi. Birçok iş kolundan gelenler vardı. Bir işçi dayanışması oluştu. İnsanların ulaşım hizmeti alamaması bir kaos yarattı açıkçası. Burada insanların geneli toplu taşımayı kullanıyor. Şehir içi ve dışına gitmek için genelde trenler kullanılıyor. Grev yapılan günde bütün yurttaşlar bir mağduriyet yaşadı ancak yine de bizim yaptığımız greve destek verildi.”

    GÖZLER 3. OTURUMA ÇEVRİLDİ!

    Greve katılanlar, özellikle pandemi sürecinde dahi çalışmak zorunda kaldıklarına vurgu yapmakta. Korona virüsünün en yaygın olduğu dönemlerde iş üretmelerine rağmen hak ettikleri ücretleri almadıklarını belirten sendikalar, şu zamana kadar işveren kesimle iki görüşme yaptılar. Eğer üçüncü oturumda da bir sonuç çıkmaz ise yeniden bir grev kararı gündeme gelecek.

    BURADA İNSANIN HAKLARI VAR”

    Mustafa Mısır Dede, Almanya’da greve karşı olan kimsenin olmadığını vurgulayarak, Türkiye’deki sendikal hareketlere de dikkat çekti. Türkiye’de son yıllarda işçi mücadelesinin zayıf olduğunu ifade eden Mısır, şunları kaydetti:

    “Türkiye’de aktif olan kimse yok. Biraz canlı olan kesim Kürt toplumu. İşçiler de zaten yıllardır sessizler ve herkes ‘işimi kaybederim’ korkusuyla yaşıyor. İnsanlar bir şekilde korkuyor. Türkiye’de 4 kişi bir araya geldiği zaman polis karşısına dikiliyor ama burada öyle bir şey yok. Burası demokratik bir ülke. Başka bir kimseye zarar vermediğin müddetçe eylem yapabilirsin, bu konuda herhangi bir sıkıntı yok. Almanya ile Türkiye’yi bir tutmak doğru değil tabi. Çünkü burada insanın hakları var. Türkiye’de işçilere yönelik yapılanları herkes görüyor ancak görmezlikten geliniyor.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Diyanetin Avrupa’ya 111 Alevi uzmanı göndermesine Alevilerden tepki

    Diyanetin Avrupa’ya 111 Alevi uzmanı göndermesine Alevilerden tepki

    PİRHA-Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi Ali Kemal Aydın’ın kamuoyunda gri dedeler olarak da bilinen 111 kişinin 8 Avrupa ve Balkan ülkesinde 54 farklı merkezde görevlendirildiğini açıklamasının ardından Avrupa’daki Alevilerden görevlendirmelere tepki geldi.

    Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi Ali Kemal Aydın, Alevilerin tepkisini çekecek bir açıklamada bulundu. Alevi alan uzmanı olarak adlandırdığı, kamuoyunda gri dedeler olarak da bilinen 111 kişinin 8 Avrupa ve Balkan ülkesinde 54 farklı merkezde görevlendirildiğini söyledi. Bu kişilerin, 28 Ekim’e kadar görev yapacakları belirtildi.

    Avrupa’da bulunan Alevi inanç önderleri bu görevlendirmelere tepki gösterdi.

    “ALEVİLER YOLLARINDA YÜRÜMEYE DEVAM EDECEKLER”

    Uryan Xızır Ocağı mensubu Pir Mustafa Mısır devletin Alevilerin inancını ve direniş ruhunu yok etmek için elinden geleni yaptığını belirtti. Pir Mısır Diyanet’in Alevileri asimile politikalarını eleştirerek , “Hüseyin gibi dik duramayanlar bu asimilasyon politikalarına alet oluyor. Bugün hakkımızda fetva verenler islamın özü bizmişiz gibi söylemlerde bulunuyorlar. Diyanet işleri başkanı söylemişti, “tek bir ibadet yeri camidir, Aleviler de gelip orada ibadetlerini yapabilirler”demişti. Bizim öyle bir derdimiz yok. Biz cem olduğumuz yerde ibadetimizi yapabiliriz. Aleviler yol bildikleri yerde yollarında yürümeye devam ediyorlar” dedi.

    “ALEVİ İNANCI ONLARI RAHATSIZ EDİYOR”

    AABK Yol ve Erkan Kurulu Başkanı Cafer Kaplan ise bu görevlileri yollayarak Alevilerin kafalarını bulandırmak istediklerini kaydetti. Kaplan devamında şunları vurguladı:

    “Sanki buradaki dedeler hizmet yürütemiyor gibi bir algı yaratmak istiyorlar. Diyanet yolluyordu, şimdi Kültür Bakanlığı yolluyor. Biz Aleviler uyanık olmak zorundayız. Bu insanları cemevilerine getirip hizmet yürütecek aşamaya getirmemeliyiz. Kurumsal yapımız içerisinde bunlara izin vermiyoruz.

    Alevi değerlerini bugüne kadar getirdik, bu değerlerimizi asimile edilmesine izin vermeyeceğiz. Cemevleri toplumun gidip geldiği yerler olması onları kaygılandırdı. Alevi inancı onları rahatsız ediyor.

    Alevi inancındaki bağlamızdan, semahımızdan tutunda bütün değerlerimizi inkar ediyorlar. Cemevlerimizi kültür evi olarak görmek istiyorlar. Diyanet şimdi cemevlerimizi ziyaret ediyor. Diyanet “ben gideyim orada görüneyim” görüntüsünü veriyor, cemevlerini kontrol altına almak istiyor. Bizi yok sayan insanların cemevlerine gelmesi bizi rahatsız ediyor.”

    “MUAVİYE’NİN KARŞISINDA DURUYORUZ”

    FEDA Pirler Kurulu Başkanı Pir Rıza Yağmur Alevi inancının evlerden, kentlere doğru yayıldığında iktidarla buluşmaya başladığını hatırlattı,  “Boşluk bırakılırsa, pir ile talip arasındaki ikrar bağı kurulamazsa muaviye taifesi bu boşluğu doldurmaya çalışır” dedi.

    İktidarın yanında durmadıklarını kaydeden Yağmur sözlerine şöyle devam etti:

    “Bizim kimsenin dinine imanına karıştığımız yok.İktidarın yanında durmuyoruz. Din adamları iktidarın yanında durmaz, din adamları tanrı ile insan arasında insani bir bağ kurar. Alevilerin son yıllarda kalan boşluğunu doldurmaya çalışıyorlar. Hak ve hakikatin yolunda, yola erkana verdiğimiz sözde durarak muaviyenin karşısında duruyoruz. 111 kişi gelip, 1 tane bile Alevi onların karşısında dara duruyorsa iki elimiz yakalarında olacaktır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Pir Mustafa Mısır: Diyanet İşleri Başkanı neden Dersim’deki cemevini seçti?-VİDEO

    Pir Mustafa Mısır: Diyanet İşleri Başkanı neden Dersim’deki cemevini seçti?-VİDEO

    PİRHA-Uryan Xızır Ocağı pirlerinden Mustafa Mısır Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın geçtiğimiz günlerde Tunceli Cemevi’ni ziyaret etmesine tepki gösterdi. Pir Mısır, “Devlet Dersim’in bir taraftan doğasını yok ediyor, bombalar yağdırarak ormanlarını yok ediyor, sularını bozuyor, ziyaretlerini bozuyor, diğer taraftan inancına el atıyor. Asimile etmek için çaba harcıyor” dedi. 

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın geçtiğimiz günlerde Tunceli Cemevi’ni ziyaret etmesine ve daha sonra gençlere Kur’an öğretilmesi için cemevlerine imam atanması şeklindeki sözlerine Alevilerden tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Uryan Xızır Ocağı pirlerinden Mustafa Mısır PİRHA’ya yaptığı açıklamada, “Devlet Dersim’in bir taraftan doğasını yok ediyor, bombalar yağdırarak ormanlarını yok ediyor, sularını bozuyor, ziyaretlerini bozuyor, diğer taraftan inancına el atıyor. Asimile etmek için çaba harcıyor” diye konuştu.

    “Diyanet İşleri Başkanı niye Ankara’dan Dersim’e gitme gereği duydu?” diye soran Mısır, “Yanı başlarında da cemevleri vardı, oraya da gidilebilirdi, ama özellikle Dersim seçilmiş. Oraya gitmelerinin bir nedeni var. Daha önce Cumhurbaşkanı gitmişti, Davutoğlu gitti. Şimdi de Diyanet İşleri Başkanı. Dersim Alevi Ocaklarının olduğu merkezdir. Bunun için Aleviler için kutsal bir yerdir. Biz her ne kadar başka yerde doğsakta, Ocak olarak bağlı bulunduğumuz topraklardır” dedi.

    Dersim’in ocaklarını, kültürünü yok etmek için devletin elinden geleni yaptığını söyleyen Pir Mısır, “Bir taraftan doğasını yok ediyor, bombalar yağdırarak ormanlarını yok ediyor, sularını bozuyor, ziyaretlerini bozuyor, diğer taraftan inancına el atıyor. Asimile etmek için çaba harcıyor” diye konuştu.

    Tarihten bu yana zülum görenin yanında olduklarını kaydeden Mısır, “Aleviler Kerbela’da Hüseyin’i desteklediler. Zulum görenin yanındadırlar. Bugün de durum böyledir. Maalesef pirlerin eliyle asimilasyona yöneltiyorlar. Biz dört kitabın, dördünü Hakk bildik. Fakat dört kitapla oturup kalkmadık. Kadere inanmayan, ahiretine inanmayan, cennete cehenneme inanmayan, dünya yeryüzünü kendisine cennet gören bir toplumun evlatlarıyız. Her şeyde hakkın zerresini gören bir inancımız var” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Pir Mustafa Mısır: Hakk’a yürüdüğümüzde, deyişlerle, nefeslerle uğurlanmalıyız

    Pir Mustafa Mısır: Hakk’a yürüdüğümüzde, deyişlerle, nefeslerle uğurlanmalıyız

    PİRHA- Uryan Xızır Ocağı pirlerinden Mustafa Mısır PİRHA’ya yaptığı açıklamada, “Tekrardan öze dönmek ve kendimize benzemek istiyorsak, önce Hakk’a yürüme erkanlarından başlayarak, bir tedavi süreci başlatmak zorundayız” dedi. Mısır, “Hakk’a yürüdüğümüz an, Hakk kelamları, deyişlerimiz ve Aşık-ı sadıklarımızın nefesleri ile uğurlanmak, miracımız ve bayramımızdır” ifadelerini kullandı. 

    Çerkezköy Hacı Bektaş Veli Derneği Ehlibeyt Dergahı’na bağlı Alevi Dedeleri Birliği tarafından Alevilerin Hakka yürüme erkanına karşı basılan kitapçıkta yer alan, “Tabut önünde saz çalanlara, tabut etrafında semah dönenlere, cenaze namazını yasaklayanlara, 12 İmam yolunu terk edip başka yol mezheplere uyanlara itirazımız var“ sözlerine tepkiler devam ediyor.

    Uryan Xızır Ocağı pirlerinden Mustafa Mısır PİRHA’ya yaptığı açıklamada, “Tekrardan öze dönmek ve kendimize benzemek istiyorsak, önce bu virüsü kaptığımız yerden, yani Hakk’a yürüme erkanlarından başlayarak, bir tedavi süreci başlatmak zorundayız“ dedi.

    “DEVLET AKLI ALEVİLERİ KENDİLERİNE BENZETMEK İÇİN HER YOLU DENEMİŞTİR”

    “Aleviler, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde büyük kıyımlar ve asimilasyona tabi tutulmuşlardır“ diyen Mısır, “Bu süreçte akıl almaz  yöntemlerle değiştirilmeye, dönüştürülmeye zorlanarak, büyük kıyımlara ve sürgünlere maruz bırakılmış, yerinden, yurdundan edilmişlerdir. Yüzyıllardan beri devlet aklı, Alevileri kendine benzetmek için her şeyi denemiştir. Dedelere secere vererek onları Peygamber soyuna bile dayandırmasına rağmen, Alevileri, insanı Hakk’ta, Hakk’ı insanda görmekten, Hızır inancı ve varoluş felsefesinden vazgeçirememiştir” diye konuştu.

    Cumhuriyet dönemine kadar asimilasyon çabalarının devam ettiğini vurgulayan Mısır, “Cumhuriyet  ile birlikte aynı politika ve uygulamalara yeni zincirler de eklenerek, Alevi dergahlarının kapısına kilitler vuruldu ve Alevilik bu manada resmi olarak yasaklanmış oldu. Bu yasaklamayla birlikte dede-talip ilişkisi kesildi ve  süreklerin ( Dedegân, Babagan, Çelebi) tümü sekteye uğradı, böylece daha büyük bir dönüşüm ve asimilasyonun da önü açılmış oldu“ diye belirtti.

    “ALEVİ ÇOCUKLARI KURAN KURSLARINA GÖNDERİLDİ”

    Alevi köylerindeki nüfuz sahibi olan varlıklı ailelerin ve ocakzade ailelerinin çocuklarının ailelerinden alınarak Kuran kurslarına tabi tutulduklarına da dikkat çeken Mısır, “Her biri, bir “eğitmen” olarak mezun olup, köylerine Kur’an ile giderek Kuran hükümlerine göre  yaşamayı ve ölü defnetmeyi  (Hakk’a yürüme) uygulamaya, öğretmeye ve aşılamaya başladılar. Bu dönüşüm, yüz yıllardır denenen dönüştürme ve asimilasyon politikalarının hepsinden daha etkili oldu ve daha çabuk sonuç vermeye başladı. İşten bu yüzdendir ki;  en çok başkalarına benzediğimiz ve en çok değiştiğimiz erkânımız,  “Hakk’a Yürüme Erkânı” olmuştur” dedi.

    Mısır Alevilik’te ebedi bir ölüm ve yok oluş olmadığını kaydederek, “Ateşten havaya, havadan suya ve sudan toprağa evrilen bir süreç içerisinde Alevilik, ebedi bir ölüm ve yok oluşa inanmaz ve canın cananına, yani Hakk’a ulaşacağına, devir edeceğine, başka donlarda, başka bedenlerde zuhur edeceğine inanır. Ulu Ozan Yunus Emre’nin dediği gibi; “ölürse tenler ölür, canlar ölesi değildir” diye belirtti.

    “CANLAR MEZARA SAZ EŞLİĞİNDE UĞURLANIRDI”

    Babası Zordede lakabı ile anılan Mustafa Mısır’ın anlatımlarını da aktaran Mısır, “Kısaca, var oluş ve daim-i devir (devriye) sonsuz döngü içerisinde canlı cansız cümle kainatın birliğini Hakk bilir ve bu birliğin varlığına inanır. Babam Zordede lakabıyla anılırdı . Gerçek ismi Mustafa. Talip’e gitmezdi, rahmetli amcam Keke Aziz giderdi. Babam anlatırdı: Bir can Hakk’a yürüdüğü zaman saz eşliğinde mezara kadar uğurlama yapılırdı. Toprağa verildikten sonra eve gelinir, lokmalar verilirdi. Kazma kürek hakkı derlerdi. Akşam güneş batıktan sonra da üç gün gider mezarın üstünde ateş yakarlardı. Bizde bir can mezara verilirken güneşin doğuşu ve batışı olarak toprağa verilir. Güneş battıktan sonra asla Hakk’a yürümüş bir canı toprak anaya vermezler ” şeklinde konuştu.

    “DEYİŞLERİMİZ MİRACIMIZ VE BAYRAMIMIZDIR”

    Mısır sözlerine şöyle devam etti:

    “Tekrardan öze dönmek ve kendimize benzemek istiyorsak, önce bu virüsü kaptığımız yerden, yani Hakk’a yürüme erkânlarından başlayarak, bir tedavi süreci başlatmak zorundayız.

    Ölüm, cennet ya da cehennem gibi kavramları, inanç biçimlerini reddeden ve ölümsüzlüğe, var oluşa, Hakk’tan gelip Hakk’a yürümeye, ölmeden evvel inanan, canlı, cansız tüm kainatı Hakk’ın bir parçası gören/bilen bir inancın mensupları olarak, Hakk’a yürüdüğümüz an, Hakk kelamları, deyişlerimiz ve Aşık-ı sadıklarımızın nefesleri ile uğurlanmak, miracımız ve bayramımızdır.

    Bu düstur ve anlayışa sadık kalarak, Hakk uğruna ser verenlerin aşkına pervaz edip semaya yükselmek, Hakk’a ulaşmak ve Hakk ile Hakk olmak en yüce menzilimizdir.“

    Elif SONZAMANCI/KÖLN