Etiket: mustafa özden

  • Özden Dede: Cemevimiz 1950’lerde kapatıldı, bodrum katında cem yürütüyoruz! -VİDEO

    Özden Dede: Cemevimiz 1950’lerde kapatıldı, bodrum katında cem yürütüyoruz! -VİDEO

    PİRHA- Isparta Senirkent’te Alevilere ait türbe ve cemevinin 1950’li yıllarda kaymakamlık tarafından el konulup kapatıldığını, bundan dolayı da cem yapamadıklarını belirten Şah Ahmet Sultan Ocağı Yol yürütücüsü Mustafa Özden Dede, alternatif olarak her ocak dedesinin kendi evini bodrum katını cemevine dönüştürerek cem yaptığını söyledi.

    Alevilik inancının “eşit yurttaşlık” bağlamında tanınması ii-çin Alevi toplumu yüzyılı aşkın bir süredir mücadele ediyor. Katliam, inkar ve asimilasyon politikalarıyla karşılaşan Aleviler, inancını sürdürmenin yol ve yöntemlerini buluyor.

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan yönetmelik Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelikte cemevi, yaşlı bakım evi, kreş ve spor tesisleriyle eş tutularak, Aleviler ve inancı bir kez daha red edildi. Aynı zamanda Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kuran iktidar, Alevi toplumunu bölmeye çalışıyor.

    Isparta Senirkent’te yaşadıkları sorunlara ilişkin PİRHA’ya açıklamada bulunan Şah Ahmet Sultan Ocağı Yol yürütücüsü Mustafa Özden, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı yetkililerinin Alevilerden bir şeyler koparmak için bir kaç defa bölgelerine geldiğini belirterek, “Buna karşın kendi kurumlarımızın alana dönük çalışmalarını görmüyor ve bunun yapmamalarını da doğru bulmuyorum” diyerek tepki gösterdi.

    ALEVİ BEKTAŞİ CEMEVİ BAŞKANLIĞI BÖLGEMİZE YÖNELİK ÇALIŞMALAR YÜRÜTÜYOR”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından birkaç sefer ziyaret edildiklerini ifade eden Şah Ahmet Sultan Ocağı Yol yürütücüsü Mustafa Özden, “Bir bacımız geldi. Cemeviniz var m? diye sordu; var dedim ve götürüp yerini gösterdim. Cemevimiz 1950’lerde dönemin kaymakamı tarafından yasaklanmış ve cemevi kapatılmış. Birkaç sene sonra da cemevini cami yapmışlar. 20 sene sonra da camiye minare yaptılar. Uzun yıllar cami olarak kullanıldı. Şu anda atıl bir vaziyette. Çünkü o bölgede insanlar çekildi” diye belirtti.

    Cemevine Vakıflar Müdürlüğü tarafından el konulduğu için hiçbir şey yapamadıklarını vurgulayan Özden, “Buraya bir çivi dahi çakamıyoruz. Ama tam dibinde sonradan yapılan cami minaresi görünüyor. Burada yemek pişen aşurelerde kaynattığımız yerler var ama birkaç yeri çökmüş vaziyette” dedi.

    “EVLERİMİZİN BODRUM KATINI CVEMEVİNE DÖNÜŞTÜRDÜK”

    Senirkent’te devlet mevcut cemevine el koyduğu için alternatif çözüm ürettiklerinin altını çizen Özden, “Cemlerimizi yapmıyor muyuz yapıyoruz. Ben Isparta bölgesindeyim. Isparta, Senirkent’ te. 2-3 tane dedemiz var. Ocaklarımız var. Bende olmak üzere her ocağın dedesi evinin bodrumunda cemevi gibi yaptık. Herkes kendi evinde cemini yürütüyor” dedi.

    “KURUMLARIMIZ NEDEN ALANLARDA ÇALIŞMIYOR”

    Türbelerinin yıkılmak üzere olduğunu dile getiren Özden, “Yazık. Alevi Bektaşi Başkanlığından kişiler buraya geliyor saha çalışması yapıyorlar. Ama bizim Alevi Bektaşi Federasyonlarından da canlarımızın gelip bu türbeleri ,eski cemevimizin yerini, ocaklarımızı bir ziyaret etseler durumumuzu görseler, ‘ne yapabiliriz’ deseler. Yani kol kola olsak, kucaklaşsak, bizim danışmanlığımızı yapsalar o bile bize yetecek “diye belirtti.

    ÖĞRETMENDİM DEDE OLAN BABAM HAKKA YÜRÜYÜNCE  ERKANLARI BEN YÜRÜTÜYORUM”

    Kendisinin emekli matematik öğretmeni olduğunu belirten Dede Özden, “Babam dedeliğini yaparken hep böyle sürüp gidecek zannederdim. Bir gün Hakk’a yürüyünce taliplerimiz en büyük evlat ben olduğum için bana dedelik görevi verdiler. Ben de canla başla dedelik hizmetini yapıyorum” dedi.

    Isparta’nın dışında Afyon ve Burdur’da talipleri olduğunu dile getiren Özden, “Babam gençliğinde buralara taliplerine giderdi. Şimdi fakir olarak biz yürütüyoruz. 12 hizmeti gerçekleştirecek şekilde gerek bölgemizde gerekse de Afyon’un köylerinde ve diğer yerlerde cemlerimizi yürütüyoruz, yürütmeye de devam edeceğiz. Bizden sonraki canlarımız yine kaldığımız yerden Yol’u yürütecekler” diye konuştu.

    Senirkent’e 3 km mesafede olan Ulubey’de Veli Baba Ocağı’nın bulunduğunu bölgenin tamamen Alevi olduğu bilgisini aktaran Dede Özden, “Seyit Gazi’ye bağlı Veli Baba Ocağını talipleri orada da düzenli olarak cemlerini yürütülüyor. Mürşitlerini dede babalarını kendileri seçiyorlar. Görgü cemlerini Seyit Gazi’den gelen dedeleri yapıyor. Biz ise Şah Ahmet Sultan Ocağı olarak Hacı Bektaş Veli’ye bağlıyız. Bizim görgülerimizi ise Veliyettin Ulusoy efendimiz yapıyor” dedi.

    Senirkent’in 5 bin nüfusu olduğunu aktaran Mustafa Özden Dede, konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Senirkent nüfusunun yarıya yakını daha önceden Aleviydi. Hatta Senirkent ilk Alevi dervişlerinden oluşmuş bir yerdi. Ancak Senirkent’ten göç edenler başka yerlere yerleştiler, geri dönmediler. Şu anda 50-60 hane kaldık.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Alevi dedesi Özden: Devletin maaşıyla dedelik olmaz!-VİDEO

    Alevi dedesi Özden: Devletin maaşıyla dedelik olmaz!-VİDEO

    PİRHA – Şah Ahmet Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Mustafa Özden Dede, AKP–MHP koalisyon hükümeti tarafından kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Isparta ve çevre köylerdeki cemevlerine yönelik ziyaretlerine sert tepki gösterdi. Özden, cemevlerine maddi destek, maaş ve Kerbela ziyareti gibi tekliflerle Alevi kurumları ve dedelerinin iktidarın yanına çekilmeye çalışıldığını belirterek, “Ne acıdır ki bu konuda başarılı oldukları yerler de var” dedi.

    Mustafa Özden Dede, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın dedeleri ziyaret ederek Kerbela’ya götürme, cemevlerine yardım ve maaş bağlama gibi girişimlerine ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    Alevi Bektaşi toplumu içerisinde kişisel çıkarlarını önceleyen, “yol düşkünü” anlayışın varlığına dikkat çeken Özden, geçmişte bazı cemevlerinin elektrik ve su giderlerinin karşılanmasını gerekçe göstererek iktidarın politikalarına dolaylı destek verildiğini söyledi. Özden, “Bu tutumlar bizi çok yaraladı” ifadelerini kullandı.

    “CAMİ–CEMEVİ PROJESİYLE ASİMİLASYON AMAÇLANIYOR”

    Alevilerin inancını tanımayan, yasal güvence altına almayan bir siyasal iktidarla karşı karşıya olduklarını vurgulayan Özden, “Bütün dertleri bizleri asimile etmek. Bizim yanımızdaymış gibi görünüp cemevinin yanına bir de cami yapalım diyerek cami–cemevi projesini hayata geçirmek istiyorlar” dedi.

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yalnızca kendi bölgelerinde değil, Alevilerin yoğun yaşadığı birçok yerde cemevlerini ziyaret ettiğini belirten Özden, “Cemevinin tefrişatını biz yapalım, dedeye ya da görevliye maaş bağlayalım diyerek insanları kendi yanlarına çekmeye çalışıyorlar. Ne yazık ki bunda başarılı oldukları yerler var” diye konuştu.

    “HASIR ÜSTÜNDE CEM YAPTIK AMA BOYUN EĞMEDİK”

    Bu girişimlerin Alevi toplumu açısından derin yaralar açtığını ifade eden Özden, şunları söyledi:

    “Biz yıllarca hasır üstünde, kilimler üstünde cem yaptık ama hiçbir zaman boyun eğmedik. Onların inancımızı kabul etmediklerini biliyoruz. Bu nedenle de hiçbir zaman eyvallah etmedik.”

    Kendisinin de Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından arandığını belirten Özden, Kerbela teklifini reddettiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

    “‘Gelin sizi Kerbela’ya götürelim’ dediler, kabul etmedim. Çünkü biz sadece rıza lokması yeriz. Rızalık olmadan alınan her şey rızasız lokmadır. Rızasız lokmaya tamah ettiğinizde devletin, iktidarın tarafına geçmiş olursunuz.”

    “DEVLET PARASIYLA DEDELİK OLMAZ”

    Devletten maaş alan ya da devletin parasıyla Kerbela’ya giden bir kişinin yol yürütücüsü olamayacağını söyleyen Özden, “O parada herkesin hakkı var. Sünnilerin rızalığı var mı? Yok. O halde ben nasıl rızasız lokma yerim? Bu lokma haramdır. Maaş alanlar Aleviler nezdinde düşkün sayılır” dedi.

    “BİZİM YOLUMUZ ZALİME BOYUN EĞMEYENLERİN YOLUDUR”

    İmam Hüseyin’den dik durmayı öğrendiklerini ve 1400 yıldır hiçbir zalime, hiçbir iktidara biat etmediklerini vurgulayan Mustafa Özden Dede, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Bizim yolumuz mazlumun yanında saf tutanların yoludur. Bugün kiralar 30 bin lirayken 20 bin lira emekli maaşı verip insanları açlığa mahkûm eden bir düzende, gidip maaşlı dede oluyorsan bu Alevilik değildir. Bu tür kişiliklerin Alevilikten soyutlanması ve teşhir edilmesi gerekir. Pir Sultanları, Yunusları yetiştiren bu topraklarda yolun düşkünü olan maaşlı sözde dedeleri Alevi toplumu kendi içinden söküp atacaktır.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA 

     

  • Dede Mustafa Özden: Suriye’de herkesin eşit yurttaş olduğunda kurtuluruz! -VİDEO.

    Dede Mustafa Özden: Suriye’de herkesin eşit yurttaş olduğunda kurtuluruz! -VİDEO.

    PİRHA- Şah Ahmet Sultan Ocağı Yol yürütücüsü Mustafa Özden Dede, Suriye’nin başındaki Colani’nin önce Dürzülere, sonra Alevilere, bugün ise Kürtlere yönelik katliamlar yapmaya devam ettiğini belirterek, “Yapılan bunca katliam bunca zulmü Birleşmiş Milletler sadece izliyor. Ne vicdan nede insanlık kalmış. Adeta insanlık ölmüş gibi bir durum söz konusu” dedi.

    Suriye’de son dönemde derinleşen çatışmalar, özellikle Aleviler ve Kürtler açısından ciddi bir güvenlik ve varlık sorununu yeniden gündeme taşıdı. Halep’te Kürt mahallelerine yönelik saldırılarla başlayan çatışmalar tüm bölgeye yayılırken, Alevi yerleşimlerinde de kaygılar artıyor. Bölgesel ve uluslararası güçlerin müdahaleleriyle şekillenen savaş ortamı, halkların birlikte yaşam umudunu zorlarken, çok kimlikli toplumsal yapı ağır bir baskı altında bulunuyor.

    Şah Ahmet Sultan Ocağı Yol yürütücüsü Mustafa Özden, Suriye’de Alevilere ve Kürtlere yönelik yapılan saldırılarla ilgili PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    ABD dünya genelinde yasa tanımaz tavrının, devam ettiğini belirten Özden, “Ortadoğu’ya yönelik zalimane tutumunun devam ettiriyor. Önce Irak, arkasından Suriye, şimdi de İran’ı hedef almış durumda” dedi.

    “BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ALEVİLERE VE KÜRTLERE YAPILAN KATLİAMLARI SADECE İZLİYOR”

    Suriye’de yaşanan katliamlar karşısında Birleşmiş Milletler‘in sadece izlediğini, hiçbir ses çıkarmadığını dile getiren Özden “Birleşmiş Milletler’in gelişmeler karşısında uyur pozisyonunda olması HTŞ ve İŞİD’in pervasız hareket etmesini sağlıyor. Amerika’nın getirip Suriye’de devletin başına koyduğu ve birer oyuncağı durumunda olan bu Selefi grupların hepsi birer faşist örgütler” diye belirtti.

    “ABD TÜRKİYE VE COLANİ FİKİR BİRLİĞİ İÇERİSİNDE”

    Amerika ve Türkiye’nin HTŞ ile fikir birliği içerisinde olduğunun altını çizen Özden, “Çünkü ABD başkanı biz ne dersek onu yaparlar konumunda. Hatta İsrail’e karşı gibi görünmesine yönelik söylemlere ‘yok yok onlar anlaşır’ diyor. ABD böylesi tavır takınınca ABD’den güç alan HTŞ faşizan bir şekilde önce Dürzilere saldırdı ardından Alevilere saldırdı. Çok korkunç bir saldırıydı. Alevilere soykırıma varan bir uygulamaydı şimdi de Kürtlere saldırıyor “diye konuştu.

    Bu saldırılar karşısında çatı örgütleri olan Alevi Bektaşi Federasyondan daha etkili bir karşı koyuş beklediğini ancak göremediğini ifade eden Özden, “Türkiye’deki Alevi Bektaşi Derneklerimiz duyurmaya çalışıldı ancak çıkan ses çok cılız kaldı. Buna karşın Avrupa’da örgütlü bulunan Alevi kurumları gerçekten çok ses verdiler” şeklinde ifade etti.

    Avrupa da Alevi kurumlarının yürüttüğü diplomasi sonucunda saldırılar biraz durur gibi oldu ise de HTŞ çetelerinin zulmü hala devam ettiğini belirten Özden, “Çok kötü şeyler yaşanıyor. Geçenlerde televizyonlar gösterdi. Bir ana bacımızı üçüncü kattan aşağıya attılar. Bu vahşeti kamerayla çekip tüm dünyaya sergilediler. Kendi kafasını estiği gibi ne vicdani ne insani bir şey var adeta insanlık ölmüş gibi bir durum söz konusu” dedi.

    SURİYEYE HERKESİN EŞİT YURTTAŞ OLDUĞU DEMOKRATİK BİR REJİM KURULURSA HALKLAR O ZAMAN KURTULUR”

    Suriye’de Alevilerin özerklik istemesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Şah Ahmet Sultan Ocağı Yol yürütücüsü Mustafa Özden, konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Dürzülere, Alevilere, Kürtlere ve tüm kimliklere eşit haklar verilerse yani Suriye’de yaşayan herkesin eşit yurttaşlık haklarına dayalı Demokratik Suriye Cumhuriyeti kurulursa ancak o zaman özgür ve hür bir orta doğuda ve dünyada yaşayabiliriz.

    Bu cennet dünyada bizlere cehenneme yaşatıyorlar. Bunun için de kesinlikle hangi bölgede olursa olsun biz monarşiden, tek adam yönetiminden kurtulup demokrasiye geçmemiz lazım. Demokrasiye geçmemiz için de çok örgütlenmemiz lazım. Avrupa’daki ve Türkiye’deki Alevi örgütleri, partiler, yerel dernekler, örgütler bir araya gelerek mücadele edecek, demokrasiyi böyle güçlendireceğiz. Biz kendi ülkemizde demokrasiyi isteyeceğiz, Suriye’deki halklar da isteyecek. Demokrasi olursa ne HTŞ kalır, ne İŞİD kalır. Bütün dünyaya demokrasi gelir bütün halklar kurtulur.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • ‘Alevi Ansiklopedisinin hazırlanmasında Alevi Dedelerine ve kurum temsilcilerine büyük iş düşüyor’-VİDEO

    ‘Alevi Ansiklopedisinin hazırlanmasında Alevi Dedelerine ve kurum temsilcilerine büyük iş düşüyor’-VİDEO

    PİRHA-Şah Ahmet Sultan Ocağı Dedelerinden Mustafa Özden, AKP hükümeti tarafından kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın ‘Alevi Ansiklopedisi’ hazırlamasına tepki gösterdi. Özden, açıklamasında “Eğer bir Alevi ansiklopedisi hazırlanacaksa, bu konuda Alevilerin çok iyi yetişmiş bilim insanları, çok iyi yetişmiş dedeleri ve kurum temsilcileri var” dedi.

    Şah Ahmet Sultan Ocağı dedelerinden Mustafa Özden, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından hazırlandığı belirtilen Alevi Ansiklopedisi çalışmasına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “DEDELERE BASINDA VE TELEVİZYONLARDA DAHA ÇOK YER VERİMELİ”

    Alevi Ansiklopedisinin hazırlanmasına ilişkin özellikle Alevi Dedelerine ve Alevi kurumlarına büyük iş düştüğünü belirten Mustafa Özden, “Alevi Bektaşi Dedelerinin bunları sıklıkla televizyonlarda vurgulaması, söylemesi lazım. Dede televizyona çıkıp ben bunu kabul etmiyorum, bunlar kesinlikle doğru yol değildir dediğinde canlarımız bakın bizim Dedemiz televizyonda ne diyor demeli. Çünkü kırsal kesimdeki canlarımıza bu sesin ulaşması bakımından çok önemlidir ben bunu çok önemsiyorum” dedi.

    “KENDİSİNE ALEVİYİM DEYİP KUL HAKKI YİYORSA, TOPLUMDAN TECRİT EDİLMELİDİR”

    Aleviliğin sevgiden ve muhabbetten geçtiğini belirten Özden ,“Sevgi muhabbet olmayan yerde, bilime saygı duymayan, birbirini sevmeyen bir toplumda, birbirini haklarını hukuklarını helal etmeyen ve kul hakkı yiyen bir toplumda Alevi olmaz” diye konuştu.

    “NEDEN ALEVİ BİLİM İNSANLARI VE ALEVİ DEDELERİ ALEVİ ANSİKLOPEDİSİ ÜZERİNE ÇALIŞMIYOR?”

    Özden, Alevi bilim insanlarının neden Alevi ansiklopedisi üzerine bir çalışma yürütmediğinin sorarak, “Siyasi bir çıkar için, menfaati için yolundan çizgisinden sapan ne yazık ki dedeler ve okumuşlarımız da var. Yani bir çıkar, bir menfaat için çizgisinden sapan insanlarımız var. Bunları aslında tecrit etmemiz lazım. Yani bunları kamuoyunda söylememiz ve tüm canlarımızı haberdar etmemiz gerekiyor” dedi.

    “DEDELERİN KIRSAL KESİMDEKİ CANLARIMIZA ULAŞMASI İÇİN BASIN ÇOK ÖNEMLİ”

    Alevilerin çok iyi yetişmiş bilim insanları, iyi yetişmiş dedeleri ve kurum temsilcilerinin olduğunu belirten Özden, “Bunların televizyonlarda, yayınlarda, bu tür haberlerle tüm canlarımıza ulaştırılması gerekiyor” diye ekledi.

    Cebrail ARSLAN/AFYON

     

     

  • Dede Özden: Eğitim dinselleşti, her okula mescit yapılıyor; çok tehlikeli-VİDEO

    Dede Özden: Eğitim dinselleşti, her okula mescit yapılıyor; çok tehlikeli-VİDEO

    PİRHA-Hükümetin okullara imam atamasının ardından mescit zorunluluğunu da getirmesine tepki gösteren Şah Ahmet Sultan Ocağı Dedelerinden Mustafa Özden, “Ülkenin adım adım şeriata doğru götürülmesi için çocukların beynini yıkanmak istiyorlar. Bu çok tehlikeli bir durum. Buna karşı durmamız gerekiyor” dedi.

    AKP hükümeti tarafından okullara imam atanması ve ardından anaokullarına mescit açılmasının zorunlu hale getirilmesine ilişkin Şah Ahmet Sultan Ocağı dedelerinden Mustafa Özden,  PİRHA’ya açıklamada bulundu.

    “EĞİTİM SİSTEMİ TAMAMEN GERİCİLEŞTİ”

    Şu anki eğitim sisteminin tamamen gerileştiğini belirten Özden, “Her adımda bir gericilik. Anadolu liselerine cami yaptılar bu ortaokullara kadar indi ve hala devam ediyor. Bu insanları kendi istedikleri doğrultuda eğitebilmek dinci bir nesil yobaz bir nesil yetiştirmek için anaokullarına kadar geldi” dedi.

    “ÇOCUKLARIN TATİLLERDE GEZMEYE İHTİYACI VAR , KURAN KUSLARINA DEĞİL”

    Anaokulunda ilkokulda okuyan çocuklara yazın Kur’an kursu açıldığını belirten Özden, “Çocukların gezmeye tozmaya psikolojik olarak gelişmeye ihtiyaçları var. Neden yaz tatil oluyor?  Çocuklar bütün yorgunluklarını atsınlar gelişimini tamamlasınlar koşsun yüzsün ip atlasın oynasın diye. Ama biz ne yapıyoruz? Kafasını örtüyoruz. Özellikle kız çocuklarının eline torba verip içine de Kur’an koyup doğru Kur’an kursuna çocukları gönderiyoruz” diyerek tepki gösterdi.

    “EVRİM TEORİSİNE KARŞI OLAN İKTİDAR BİLİMDEN UZAKLAŞMIŞTIR”

    Evrim teorisine karşı olan iktidarla, bilimden uzaklaşmış bir iktidarla karşı karşıya kaldıklarını belirten Özden, “Hakikaten ben bir eğitimci olarak bundan çok rahatsızım. Evrim teorisine karşı olan bir iktidar artık yobazlığa eyvallah demişse, bilimi bir kenara koyduysa bu iş bitmiş bilimden uzaklaşmıştır. Bir bilimin bilim olabilmesi için matematik ispattan geçmesi gerekiyor hiçbir bilim matematik ispattan geçmedikçe bilim adını alamaz” dedi.

    “OKULLARDA BİLİM DERSLERİ DİN DERSİNDEN DAHA AZ GÖRÜLÜYOR”

    Eğitimde matematiğe bağlı kalınması gerekirken artık okullarda matematik dersinin seçmeli durumuna düştüğünü belirten Özden, “Okullarda din dersleri 4 saat matematik 2 saat böyle bir duruma geldi neredeyse. Bizim zamanımızda 5 saat matematik bir saat din dersi vardı oda seçmeli dersti” diye konuştu.

    “ZORUNLU DİN DERSİ İLE YETİNMEDİ EĞİTİMİ DAHA DA GERİYE GÖTÜRDÜ”

    12 Eylül askeri darbesinden sonra Kenan Evren tarafından din dersinin seçmeli ders olmaktan kaldırıldığını zorunlu hale geldiğini hatırlatan Özden, “Ama AKP bununla da yetinmedi 15 Temmuz ihtilalinden sonra daha da bu konuda pervasızlaştı.Din derslerini saatlerini çoğalttı bilimle, pozitif bilimlerle ilgili derslerin saatlerini ise kıstı daraltı. Bu derslerin neredeyse 20 saatten fazlası din ile ilgili dersler olmaya başladı.  Eskiden İmam Hatiplerde Kur’an kursu vardı, şimdilerde ise cami ve mescit var.  Ama şimdi İmam Hatib’lerin dışında bütün okullara dahi cami, mescit yaptılar” ifadelerini kullandı.

    “ÇOK TEHLİKELİ BİR DURUM”

    Eğitimde yaşanan dinselleşmeyi tehlike olarak gördüğünü dile getiren Özden, “Bu çok tehlikeli bir durum. Buna karşı durmamız gerekiyor. Benim görüştüğüm birçok kişi aldığı üç kuruş maaşıyla çocuğunu özel okula veriyor. Çocuğunu bu uygulamalardan uzak tutuyor” şeklinde konuştu.

    “YANLIŞA HER ZAMAN KARŞI ÇIKMALIYIZ”

    Özgen son olarak şunları vurguladı:

    “Her cemde bunları vurguluyorum. Her tarafta doğru ve dürüst olmamız lazım. Cem yaparken doğruluktan ayırmayacağız diyoruz kendimize. Bunu burada diyeceğiz ama dışarıda da bunu söyleyeceğiz. Bunu görmemezlikten gelmeyelim. Bir Alevi bir Bektaşi olarak nasıl ki cemevinde kendimiz isek sokaklarda kendimiz olacağız. Bunu mutlaka vurgulamamız ve karşı çıkmamız lazım.”

    Cebrail ARSLAN/ISPARTA