Etiket: mustafa özgün

  • Dede Mustafa Özgün: Hiçbir Alevinin Emevi inancına göre sırlanmasına razı olmayız-VİDEO

    Dede Mustafa Özgün: Hiçbir Alevinin Emevi inancına göre sırlanmasına razı olmayız-VİDEO

    PİRHA- Isparta Gönen’de bulunan Şeyh Saadettin Balım Sultan Cemevi Dedesi Mustafa Özgün, “Hiçbir Alevinin Emevi, Sünni inancına göre toprağa sırlanmasına gönlümüz razı olmaz” dedi. Özgün, Isparta’da hala bazı Alevilerin camiden cenaze kaldırdığını, bunun hoş olmadığını ifade ederek, dedelere çağrıda bulundu: “Hakk’a yürüme erkanı ile toprağa sırlanmamız için vasiyette bulunmalılar. Cemlerde canlara, taliplerine bu konuyu sıkı sıkı her zaman söylemeliler.”

    Alevi inancında belki de ne büyük asimilasyon Hakk’a uğurlama erkanlarında yaşanıyor. Kimileri camiden cenaze uğrularken, kimileri de cemevlerinde yarı Sünni usüle göre Hakk’a uğurlama erkanı yapıyor.

    Isparta Gönen’de bulunan Şeyh Saadettin Balım Sultan Cemevi Dedesi Mustafa Özgün, Aleviliğe ve ‘Alevilikte Hakk’a yürüme erkanına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “SÜNNİ İNANCIYLA ZERRE KADAR BİR ALIŞVERİŞİMİZ OLMAMALI”

    “Dilimden, yüreğimden geldiği kadar konuşmak istiyorum” diyen Özgün Alevilik inancına dair şunları dile getirdi:

    “Aleviliği yaşayalım ya da yaşamayalım ömür boyu soyumuz da Alevidir, inancımız da Alevidir. Sünni inancıyla zerre kadar bir alışverişimiz olmamalıdır. Alevilik haktır, Sünnilik de haktır onlara göre. Herkesin inancı inanç gruplarının kendilerinin olmalıdır. Bizim de Alevi inancı bütün Alevilerin olmalıdır. Alevi canımız ikrar veriyor, görgü cemlerini yapıyor, her türlü inancını yaşıyor. Ne zaman Hakk’a yürürse ikrarından dönüp Sünni inancına göre caminin imamı ile toprağa sırlanıyorsa bu hiç de hoş olmayan bir unsurdur.”

    Alevilerin her türlü inanç ritüellerini Alevi usulüne göre yapması gerektiğini vurgulayan Özgün, sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Ne zaman Hakk’a yürürsek, Hakk’a yürüme erkanı tek bir kelime Arapça olmadan, deyişlerle, duazlarla, gülbenglerle ana kucağı toprağa sırlanmak haktır. Bütün Alevilerin böyle olmasını istiyoruz. Hiçbir Alevinin Emevi inancıyla, Sünnilik inancıyla, cenaze erkanı ile kaldırılmasına hiç razı olmuyoruz, olamayız da. Alevilik hak olduğuna göre Hakk’a yürüyünce Sünnilik inancıyla götürülüyorsak, o insan kim olursa olsun ben isem de vücudumun yarısı Sünnidir yarısı Alevidir. Bu hususta çok dikkatli olmalıyız, aklımızı erdirmeliyiz” dedi.

    “GEÇMİŞTE SÜNNİ İNANCIYLA, CENAZE USULÜ GÖMÜLDÜK”

    Geçmişte yapılan Alevi Hakk’a yürüme erkanlarından da bahseden Özgün, Evet daha evveli yapıla gelmiş bir konu. Geçmişte çoğumuz Sünni inancıyla, Hakk’a yürüme erkanı ile değil de cenaze usulü gömüldük. Fakat şu tarihten sonra Hünkârı pirden Hakk’a yürüme erkanı kitapçıklarımız geldi, ‘Erkannameler’ adında. Bu erkannameler tamamen Sünnilikten, şeriattan, Arap zihniyetinden arınmış, Alevi inancının özüne uygundur. Bu erkannameleri herkes almalıdır, okunmalıdır. Ona göre yolumuzda dürüst bir şekilde yürümeliyiz” dedi.

    “CENAZEYİ ALIP CAMİYE TESLİM ETTİLER” 

    Isparta ve çevresinde Hakk’a yürüme erkanlarının günümüzde hala bazı yerlerde Sünnilik inancına göre camiden götürüldüğünü ifade eden Özgün, şunları aktardı:

    Isparta ve çevresindeki Aleviler Hakk’a yürüyünce ekserisini (çoğunluğu)Sünni inancına göre camiden götürüyoruz. Hoş olmayan bir unsurdur. Isparta’nın bir Şuhut Mahallesi var oraya 4-5 sefer Hakk’a yürüme erkanına gittim. Sadece evlerinin önünden rızalığı bana verdiler ve ondan sonra cenazeyi alıp camiye teslim ettiler. O da olmadı, olmuyor.

    “DEDELER ALEVİ İNANCINA GÖRE SIRLANMAYI VASİYETTE BULUNMALIDIR”

    Bütün Alevi dedeleri bu konuyu ele almalıdır. İlk önce dedeler, rehberler vasiyette bulunmalıdırlar. Ne zaman Hakk’a yürürsek, Hakk’a yürüme erkanı ile ana kucağı olan toprağa sırlanmamız için vasiyette bulunmalılar ve bütün cemlerde Alevi canlarına, taliplerine bu konuyu sıkı sıkı her zaman söylemeliler. Bu yanlışlıktan ne zaman dönersek gerçek Aleviz diye bileceğiz.”

    Cebrail ARSLAN/GÖNEN-ISPARTA

  • Dede Mustafa Özgün: Yunus Emre’nin kabri sevenlerinin kalbinde-VİDEO

    Dede Mustafa Özgün: Yunus Emre’nin kabri sevenlerinin kalbinde-VİDEO

    PİRHA-Isparta Gönen’de bulunan Yunus Emre Türbesi’ne ilişkin konuşan Şeyh Saadettin Balım Sultan Cemevi Dedesi Mustafa Özgün, Yunus Emre’nin kabrinin nerede olduğunun bir öneminin olmadığını, Yunus’un kabrinin sevenlerin kalbinde olduğunu ifade etti. 

    Isparta Gönen’de bulunan Yunus Emre Türbesini her yıl binlerce insan ziyaret ederek kimi sağlık, kimi iş, kimi çocuk, kimi barış dileğinde bulunuyor, dua ediyor ve adak adıyor.

    Yunus Emre Türbesi’ne ilişkin Şeyh Saadettin Balım Sultan Cemevi Dedesi Mustafa Özgün, Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Şeyh Saadettin Balım Sultan Cemevi Dedesi Mustafa Özgün Yunus Emre’nin Isparta Gönen’e geliş hikayesini ve Yunus Emre Türbesinin var oluş rivayetini şöyle anlattı:

    “Yunus Emre Eskişehir’deki bir Yunus köyünde yaşıyormuş. Köyde kıtlık yaşandığı bir dönemde Hacı Bektaş Veli’nin yoksullara yardım ettiğini duyan Yunus, Hacı Bektaş’ın yolunu tutar. Giderken boş gitmeyeyim diye de bir alıç ağacından alıç toplayıp gitmiş.

    “Yunus, Selamün aleyküm deyip konuşmaya başlamış, “Ben yardım istemeye geldim köyümüzde kıtlık var” demiş. Bunun üzerine Hacı Bektaş Veli zahire mi himmet mi, zahire mi himmet mi? üç kere tekrarlamış bunu. Üçünde de Yunus, himmet bizim karnımızı doyurmaz deyip, zahire isterim demiş. Hacı Bektaş Veli müritlerine,  “Götürün bunu ambara taşıyabileceği kadar zahire verin” demiş. Zahiresini alıp yola koyulan Yunus kara kara düşünmeye başlamış. “Himmet mi nasip mi?  götürdüğüm zahire biter belki de, nasip belki de bitmez” deyip gerisin geri Hacı Bektaş’a gidip, ‘pirim ben himmet istiyorum zahire istemiyorum’ demiş. Hacı Bektaş da ‘O himmetin anahtarını Tapık Emre’ye verdim, git ondan al’ der.

    Tapık Emre, hizmet et, himmetini al demesinin üzerine Yunus, dergahta çalışmaya başlamış. Taptuk Emre Yunus’a, koruda odun taşıma işi vermiş. Yunus her gün sırtında Hacı Bektaş’a odun taşırmış. Getirdiği odunların hepsi düz olunca, bir gün sormuşlar “ya Yunus dağda hiç mi eğri odun yok hep düz odun getiriyorsun” buna karşı Yunus, bu dergaha insanın eğrisi bile giremez, demiş.

    Bir rivayete göre Yunus kırk yıl Hacı Bektaş Veli’de kalmıştır kaldığı süre boyumca da üç cilt kitap yazmıştır. Üçüncü cildinin son sayfasında Yunus kendine der, “Ey Yunus sen bu kadar lakırtı yazdın çizdin söyledin seni sıgaya çeken bir molla kasım hoca gelirdi.”

    İki yüz sene sonra Molla Kasım hoca gelir Yunus’un kitaplarını inceler, birinci cildini şeriata uygun değil der yaktırır, ikincisini okur onu da uygun değil der denize attırır, üçüncüyü okur en son sayfasında sana rakip olan seni sigaya çekecek bir Molla Kasım hoca gelir sözünü okuyunca, kendisi o zaman bir irkilir bu zat der, bu Yunus ermiş birisidir. Yaktığı, attığı kitaplara üzülür, o son kitabı bırakır.

    Yunus Emre’nin üçüncü cildi olan gerçek kitabın kendisinde olduğunu fakat kaybettiğini belirten Dede Mustafa Özgün sözlerine şöyle devam etti:

    “Şu anda Yunus’a ait o kadar çok kitap var ki bir sürü üretmişler o bizim Yunus değil de ikinci bir Yunus gibi bir sürü üretmişler.”

    Yunus Emre’nin kabrinin nerede olduğunun bir öneminin olmadığını, Yunus Emre’nin kabrinin sevenlerin kalbinde olduğunu belirten Dede Mustafa Özgün “Aşk olsun Yunus’a” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

    PİRHA/ISPARTA

  • Dede Mustafa Özgün: Alevilikte en büyük asimilasyon Hakka uğurlama erkanında oluyor-VİDEO

    Dede Mustafa Özgün: Alevilikte en büyük asimilasyon Hakka uğurlama erkanında oluyor-VİDEO

    PİRHA- Isparta Gönen’de bulunan Şeyh Saadettin Balım Sultan Cemevi Dedesi Mustafa Özgün, en büyük asimilasyonun Hakka uğurlama erkanında yaşandığını söyledi. Özgün, Alevi erkanına göre Hakka uğurlanmak için vasiyeti olduğunu, her canın bunu vasiyet etmesi gerektiğini ifade etti. 

    Isparta Gönen’de bulunan Şeyh Saadettin Balım Sultan Cemevi Dedesi Mustafa Özgün için 10 Kasım Cumartesi günü Görgü Cemi yapıldı. 

    Cem öncesi sorularımızı yanıtlayan Dede Mustafa Özgün, 16 yıldır dedelik görevini sürdürdüğünü söyledi. 

    Ocakzade dedesi olduğunu belirten Özgün, Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişini Veliyettin Hürrem Ulusoy’un Isparta temsilcisi. 

    Dede Mustafa Özgün, Alevilikte en çok asimilasyonun Hakka uğurlama erkanında görüldüğüne işaret ederek, “15 yıldır bir vasiyetim var. Her yerde söylüyorum, konuşuyorum. Ne zaman hakka yürürsem naaşım Alevi erkânı usulüne göre kaldırılsın diye. Bu vasiyeti her can yapması lazım” dedi. 

    Dede Özgün, imam hatipli ve ilahiyatçı kişilerin dedelik yapamayacaklarını ifade ederek, “Aleviliği  başka inançtan olanlar öğretmeye çalışmasınlar, bilmezler, yanlış olur” diye konuştu. 

    İşte Isparta Gönen’de bulunan Şeyh Saadettin Balım Sultan Cemevi Dedesi Mustafa Özgün’ün sorularımıza verdiği yanıtlar:

    Öncelikle sizi tanıyalım.

    16 yıldır dedelik görevini sürdürüyorum. Ocakzade dedesiyim. Aynı zamanda Hacı Bektaşi Veli Dergâhı’nın postnişini Veliyettin Hürrem Ulusoy’un Isparta temsilcisiyim.
    15 yıldır bir vasiyetim var her yerde söylüyorum konuşuyorum. Ne zaman hakka yürürsen naaşım Alevi erkânı usulüne göre kaldırılsın diye. Bu vasiyeti her can yapması lazım.

    “SÜNNİ USULÜNE GÖRE CENAZE ERKANI OLMASIN”

    En büyük asimilasyon Alevilikte hakka yürüme erkânında oluyor. Şimdi ikrar veriyoruz, Yol’umuzu, Görgü cemlerimizi, Dar cemlerimizi yapıyoruz ama ikrar verdiğimizin sözünde durmuyor gibi oluyoruz. İkrar verirken, ‘öl ikrar verme öl ikrarından dönme’, sözümüz var. Ne yazı ki öldükten sonra sözümüzden dönüyoruz. Sünni usulüme göre, Sünni hocalarına teslim ediyoruz, ikrarımızdan dönmüş oluyoruz. Onun için vasiyetliyim. Her gittiğim yerde söylüyorum. Gittiğim illerde cemlerde konuşuyorum. Bu konuyu çok ön plana almak lazım. Her can da vasiyetini sağlığında yapması lazım. Ben Aleviyim diyen her can ikrarlı, ikrarsız olsa bile bu vasiyetini yapması lazım. Tüm Alevi camiasını asimilasyondan kurtarmak lazım.

    Türkiye’nin pek çok yerinde kimi cemevlerinde hakka yürüme erkanları neredeyse Sünni öğretisine göre yapılıyor. Kimi cemlerde de buna karşı olarak, sizin söylediğimiz biçimde hakka uğurlama yapılıyor. Çok önemli bir konuya temas ettiniz. Gönen’de Alevilik nasıl yaşıyor, inancınızı nasıl yaşıyorsunuz? Biraz bahseder misiniz?

    Isparta Gönen ilçesinin Manasır diye bir semti var. Şeyh Sadettin Sultan, Balım Sultan, Yunus Emre. Türbelerimiz var. Biz o türbenin etrafında 17 haneydik. 1967-1968 yılında Gönen ilçesine göçtük, orada bir tek türbemiz kaldı. Oraya her zaman ziyarete gidip geliyoruz. Balım Sultan, Şeyh Sadettin diye anılıyor. Hacı Bektaş müritlerinden, Hacı Bektaş’tan feyiz almış Balım Sultan 2 diye anılıyor. Balım Sultan buraya gelip yerleştikten sonra ilmini, Aleviliğini yaymaya durduktan sonra, Atabey ilçesi var, birde Uluborlu ilçesi var. O zaman Türk dili ile İslam dinini öğrettiği için Atabey’den her sene 40 baca hakkı öşür verirlermiş. Uluborlu’dan da böyle yardım yapılırmış Balım Sultan’a. Aleviliği yaydığı için. Bize de onun soyundan deniliyor ama Aleviliği çok eski tarihten beri sürdüre gelmiştir. Bizler de sonraki genç kuşaklara daha ileriye adım attırmak için aktarmak amacındayız. Ne kadar verimli olabilirsek…Gençlerimize güveniyoruz cümleniz haktan razı olsun diyoruz. Devamlı yolumuzun ışığını gütmeye çalışıyoruz.

    “ALEVİLİĞİ MÜRŞİTLER, DEDELER, REHBERLER ÖĞRETMELİ, İMAMLAR DEĞİL”

    Tunceli Cemevi yöneticisi, Diyanet’ten imam hatipli iki kişinin dedelik yapmasını ve cemevine atanmasını talep etti. Sizce ilahiyatçı, imam kişiler, dedelik yapabilir mi?

    İlahiyatçılar Sünni inancına göre ilim yapması lazım. Aleviliği Aleviler öğretmesi lazım. Aleviliğin içinden Aleviliği bilen önderler öğretmesi lazım. Dedeler, rehberler, mürşitler… Aleviliği hiçbir başka inançtan olanlar öğretmeye çalışmasınlar, bilmezler, yanlış olur.

    Biz hiçbir inanca karışmıyoruz, yalnız saygımız sonsuz, saygı duyuyoruz. Dünyada tüm inançlara saygımız var. Tüm inançların da bize can-ı gönülden saygı duymalarını bekliyoruz. Bu nedenle Aleviliği Aleviler konuşması lazım. Sünniliği Sünniler, Hristiyanlığı Hristiyanların öğretmesi lazım.

    Herkes kendi inancıyla ibadetini yapmalıdır. Bizim inancımız Alevi inancı. Aleviyiz ki farklı inancımız var. Biz de Sünni olsak Aleviliğe ne gerek var ki.

    “ALEVİLİK O KADAR ZULME VE KIYIMLARA KARŞIN HALA YAŞIYOR, GERÇEK BİR YOL”

    Tabii ki Alevilik haktır, Sünnilik de haktır. Sünniler ekseriyetle cemevi inancından etkilenmişlerdir, onu sürdürürler. Biz Aleviyiz. Hz. peygamberimizin zamanındaki Ali ile kırkların ceminden bugüne kadar Alevilik sürmüş geliyor, devam ediyor. Bizim inancımız hiçbir zaman kaybolmamış. O kadar zalimlerin zulmüne ve de kıyımlara uğramışlar. Çok gerçek bir yol olduğu için hala yaşıyor, devam ediyor. Devlet cemevlerini yasal statüsüne koyarsa çok memnun oluruz.

    İstanbul’da bir lise açıldı. Alevi imam hatip lisesi. Burada gençlerden dede yetiştirmek istiyorlar. Dedelik okuldan yetişir mi? Dedelik atamayla olur mu? Ocaklardan yetişmesi gerekmiyor mu? Bu konuda biraz bilgilendir misiniz?

    Dedelik müessesesi her ocak kendi içinden dede yetiştirir. Okul varsa öğrenmesi haktır, öğrensin. Fakat başka yerden atama olursa o hiç uygun değil, çünkü kim atayacak? İlahiyatçı biri gelirse kabul değil, ilahiyatçılar camiye aittir, dedeler cemevine aittir.

    Alevi aileden gelmiş ama ilahiyat okumuş, imam hatip okumuş olanlar Aleviliği   ne kadar bilebilir?

    İlahiyat okuyan Alevi dedesi, dede ise, hiçbir kelime Arapça okumayacak ise kabul buyursun gelsin.

    Nilgün METE-Haber
    Cebrail ARSLAN-Kamera

    ISPARTA/Gönen