Etiket: mustafa şentop

  • Komisyon, 7.kez toplandı: Umut hakkı mutlaka uygulanmalıdır

    Komisyon, 7.kez toplandı: Umut hakkı mutlaka uygulanmalıdır

    PİRHA-Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, yedinci toplantısını gerçekleştirdi. Eski TBMM başkanlarının dinlendiği toplantıda konuşan Bülent Arınç, AYM ve AİHM kararlarına uyulması gerektiğini söyleyerek, “Umut hakkı mutlaka uygulanmalıdır” dedi.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, yedinci toplantısını gerçekleştirdi. Bu toplantıda, eski TBMM başkanları dinlendi.

    Toplantıya; Hikmet Çetin, Ömer İzgi, Bülent Arınç, Köksal Toptan, Mehmet Ali Şahin, Cemil Çiçek, İsmet Yılmaz, İsmail Kahraman, Binali Yıldırım ve Mustafa Şentop katıldı. Üç eski TBMM başkanının ise sağlık sorunları nedeniyle komisyona katılamadığı bildirildi.

    HİKMET ÇETİN: “SİLAH KULLANANI AFFETMEK ZOR”

    Hikmet Çetin, silah kullananlarla kullanmayanların ayrılması gerektiğini belirterek, “Silah kullanmış insanları bu aşamada affetmek zor” dedi.

    Çetin, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Bana zaman zaman, ‘Kürt devleti kurulacak mı?’ diye sorarlar. Türk ile Kürt, Amerika’nın siyahı ve beyazı gibi değil. Dil ve kültür aynı. Şimdiye kadar, özellikle güney bölgesindeki otellerin sahipleri Kürtlerdir. Terör ayrı, halkın davranışları ayrı. Halklar arasında bir şey yok”

    ÖMER İZGİ: “ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ GÜNDEME GELEBİLİR”

    Ömer İzgi ise suç işleyen herkesin cezasını çekmesi gerektiğini vurguladı. Anayasa’nın ilk üç maddesi ve “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” hükmünün değiştirilemeyeceğini kaydeden İzgi, 66’ncı maddeye dair değişiklik yapılabileceğini belirtti.

    BÜLENT ARINÇ: “UMUT HAKKI MUTLAKA UYGULANMALIDIR

    Bülent Arınç da AYM ve AİHM kararlarına uyulması gerektiğini söyleyerek, “Umut hakkı mutlaka uygulanmalıdır. Genel bir affa zaruri ihtiyaç olarak bakıyorum. KHK ile ihraç edilenler, görevlerine iade edilmelidir” dedi.

    Arınç, sözlerine şöyle devam etti:

    “Geldiğimiz nokta denizin bittiği, geminin karaya vurduğu bir noktadır. Eli yukarıdan tutarak başlatan Bahçeli’ye teşekkür ediyorum. Cumhurbaşkanının kararlılığı iradesi ve komisyonun çalışmaları işin yürütücüsü olacaktı. En çok DEM’den çekiniyorduk, DEM öncü oldu, takdir ediyorum. Bugünkü anayasanın işimize gelen maddelerini başımızın üstünde taşıyıp da işimize yaramayanları kenara koymayı doğru bulmuyorum. Yeni ve çağdaş bir Anayasa, temel haklar ve görevler noktasında özgürlükçü bir anayasaya elbette ihtiyaç var. Ama bu komisyonun görevi yeni bir anayasa yapmak değil. Bugünkü bazı sorunların, iç cepheyi tahkim etme noktasında yerine getirilmesi gerekir. Ekonomide sorunlar var, bugün ekonominin başında olan kişiler kendilerine göre bazı kararlar almışlar. Ona da saygı duymak zorundayız.

    Suriye’deki gelişmeler bu süreci çok yakından ilgilendiriyor. Artık Türkiye’de terörist sayısı o kadar azalmıştı ki neredeyse ayakkabı numaralarını biliyorduk. Suriye’de ise yeni bir süreç var, Suriye’deki gelişmeler noktasında da Türkiye’nin dış politikasını önemli buluyorum.”

    MEHMET ALİ ŞAHİN: “ACELE ETMEKTE YARAR VAR”

    Mehmet Ali Şahin, komisyonun tek amacının, “Terörsüz Türkiye” olması gerektiğini belirterek komisyonun nitelikli çoğunluk kararını almasını olumlu karşıladığını vurguladı.

    Şahin, sözlerini şöyle noktaladı:

    “Terörsüz Türkiye hedefi hayırlı bir iştir. Biraz acele etmekte yarar var. Bizi dinliyorsunuz, kimleri dinleyeceksiniz bilmiyorum ama bu dinleme faslı bir an önce bitmeli. Bir an önce işin özüne girmelisiniz. İnfaz kanununda, ceza kanununda değişiklik yapılacak mı? Bunlar sizin işiniz.”

    CEMİL ÇİÇEK: “SORUN EVRENSEL”

    İkinci oturumda söz alan Cemil Çiçek, sorun tanımlanmadan üzerinde çözüm üretilmesinin mümkün olmadığını kaydederek, “Biz bu komisyonda bir konuyu mu çok konuyu mu yoksa her konuyu mu konuşacağız?” diye sordu. Komisyonun yalnızca bir konuyu konuşması gerektiğini ifade eden Çiçek, şunları kaydetti:

    “Her konuyu konuşmaya kalktığımızda burada başka sorunlar çıkar. Bu komisyon İnfaz Kanunu’ndaki değişiklik ile ilgili öneriler yapacak bir komisyon mu? Onu Adalet Komisyonu da yapardı. Vatandaşların bir kısmı komisyonu önemsiyor ama öbür tarafta da birçok soru işareti var. Bu kafa karışıklığının nedeni, komisyonun göreviyle ilgili muğlaklıklardır. Komisyonun öncelikle bunları gidermesi gerekiyor. Türkiye’de görev yapan yabancı misyon şeflerinin her hafta bir farklı görüşünü açıklaması kafa karışıklığını artırıyor. Komisyonun, kapalı kapılar arkasında yapılan anlaşmaları meşru kılmak için çalıştığı yönünde düşünceler de var. Komisyonda her kafadan bir ses çıkmasını engellemek gerekiyor. Herkes aklına ne geliyorsa söylüyor.

    Terör meselesi artık yalnızca Türkiye sınırları içinde can yakan bir sorun değil. Sorun evrensel hale gelmiştir. Dışarıdaki gelişmeler dikkate alınmadan içeride alınan çözümler, bir süre sonra başka sorunlara yol açabilir. Silah bırakmanın muhatabı kim? KCK ve Suriye’nin kuzeyindeki yapılar bu işin içinde var mı? Bunları netleştirmek gerekiyor. Terör meselesinde dış destek kesilmeden başarı elde edilememiştir. Bunların da kesilmesi gerekiyor.”

    İSMAİL KAHRAMAN: “15 TEMMUZ RUHUNU YAKALAMALIYIZ”

    İsmail Kahraman, “15 Temmuz’da tüm siyasi partilerin tek vücut olduğunu” söyleyerek, TBMM’de kurulan çözüm komisyonunda da “15 Temmuz ruhunun” yakalanması gerektiğini savundu. 21 Mart 2015’te Diyarbakır’da Abdullah Öcalan’ın mektubu okunduğunda güzel bir hava oluştuğunu belirten Kahraman, “Dış mihrakların süreci karıştırdığını” ve geçmiş çözüm girişimlerinin bu nedenle başarıya ulaşamadığını öne sürdü.

    BİNALİ YILDIRIM: “VATANDAŞLIK TANIMININ KAPSAYICI BİR ŞEKİLDE GÖZDEN GEÇİRİLMESİ GEREKMEKTEDİR”

    Binali Yıldırım, Cumhuriyet’in temel değerlerinden verilecek taviz ile barışın tesis edilemeyeceğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

    “Kırmızı çizgileri net şekilde ortaya koyduk. Vatandaşlık tanımının kapsayıcı bir şekilde gözden geçirilmesi, güncellenmesi gerekmektedir. Etnik kimlik esasında değil, anayasal vatandaşlık vazgeçilmez bir hakikattir. Ama bu hakikat anayasamızın ilk dört maddesiyle çelişmemelidir. Adem-î merkeziyetçi olarak da tanımlanan bu yapı sadece idari bir yapılanmadır siyasi ve federal düşüncelere tamamen kapalıdır. Kaynakları ve yetkileri artırılmış belediyeler milletin ihtiyaçlarını daha hızlı ve kolay karşılar. Ayrışmayı değil bütünleşmeyi artırır. Bu adımlar ayrıştırıcı değil bilakis tarihin bize yüklediği sorumluluğa uygun bütünleştirici adımlardır. Kendini fesheden bir terör örgütü başka bir isimle karşımıza çıkarsa bu tehlikeli olur. Emperyalist devletlerin ikircikli açıklamalarını da dikkatle izlemeliyiz.”

    Yıldırım, yeni, sivil ve katılımcı bir anayasa gerektiğini de sözlerine ekledi.

    MUSTAFA ŞENTOP: SÜREYE VE TAKİBE BAĞLI BİR AF SAĞLANABİLİR

    Mustafa Şentop ise sürecin şeffaf, hesap verebilir ve Meclis denetiminde olmasının önemine dikkati çekti. Öcalan’ın silah bırakma çağrısının zorlama yorumlarla değersizleştirilmesine izin verilmemesi gerektiğini dile getiren Şentop, önerilerini şöyle sıraladı:

    “Silah bırakma süreci iyi planlanmalıdır. İlk adım tatmin edici şekilde atılmalıdır. Silah bırakan örgüt mensuplarının topluma kazandırılması çalışmaları da elbette gündeme gelebilir. Süresiz bir af yerine, belirli süreli süreye bağlı takibe bağlı bir af sağlanabilir. Demokrasinin ve hukukun geliştirilmesi ve istikrarlı hale getirilmesinin gerektiği kanaatindeyim. Bu, komisyonun odağının dağılmaması açısından sonraki aşamada gündeme alınmalıdır. Toplumsal barış ve toplumda devletin barışması konusunda bir adım atılmalıdır.”

    NUMAN KURTULMUŞ: “KİMSE BUGÜN BURADA YASA ÜZERİNDE ÇALIŞILIYORMUŞ GİBİ BİR ALGI OLUŞTURMAYA KALKMASIN”

    TBMM Başkanı ve Komisyon Başkanı Numan Kurtulmuş, eski Meclis başkanlarının taleplerinin ortaklaştığına dikkati çekti. Sürece zarar vermek isteyen kesimler olduğunu anlatan Kurtulmuş, toplantıyı şu sözlerle kapattı:

    “Sürece zarar vermek isteyen kesimlerin olduğunu, hatta bu toplantı halka açık şekilde gerçekleştirildiği için klavyelerin başında, ‘Bu toplantıya nasıl müdahale oluruz’ diye bekleyenler olduğunu görüyoruz. Komisyonda herkes tekliflerini dile getirdi. Hiç kimse bugün burada sanki bir yasa üzerinde çalışılıyormuş gibi bir algı oluşturmaya kalkmasın.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Gergerlioğlu: Uluslararası komisyonda görevliyim fakat yurt dışına çıkamıyorum!

    Gergerlioğlu: Uluslararası komisyonda görevliyim fakat yurt dışına çıkamıyorum!

    PİRHA – Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, TBMM Başkanlığı, Sayıştay Başkanlığı Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaptığı konuşmada hakkındaki yurtdışı yasağına değindi. Gergerlioğlu, “Uluslararası komisyonda yer alıyorum fakat saçma sapan gerekçelerle yurt dışına çıkış yasağı verildiği için milletvekilliği görevimi yapamıyorum” dedi. Gergerlioğlu, işkence vakalarıyla ilgili soru önergelerinin Meclis tarafından kabul görülmemesini de gündeme getirdi.

    Plan ve Bütçe komisyonunda konuşan HEDEP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, 20 bine yakın hak ihlali başvurusu olduğunu ve hiçbirinin araştırılmadığını söyledi. Kendisinin de bir milletvekili olarak hak ihlaline uğradığını belirten Gergerlioğlu, “Uluslararası komisyonda yer alıyorum fakat saçma sapan gerekçelerle yurt dışına çıkış yasağı verildiği için milletvekilliği görevimi yapamıyorum” ifadelerini kullandı.

    “VATANDAŞ İŞKENCEYİ NASIL KİBARCA İFADE ETSİN?”

    Gergerlioğlu, milletvekillerinin Meclis’e verdiği soru önergelerinin sık sık, ‘kaba ve yaralayıcı ifade var’ gerekçesiyle geri çevrildiğini de gündeme getirdi. Gergerlioğlu, “Vatandaş işkenceyi nasıl kibarca ifade etsin?” diyerek şu konuşmayı yaptı:

    “Soru önergelerimizde mesela kötü muamele ve işkence gören vatandaşın durumunu iletiyoruz. Vatandaş işkenceyi nasıl kibarca ifade etsin; yani makatına cop sokulmuş, işkence, darp, bunları anlatıyor, “kaba ve yaralayıcı ifade” deniliyor. Meclise yakışmıyor bu. Lütfen, bu maddeyi, tüzüğü araştırın ve bürokratlarınız bunları geri çevirmesin.

    8.235 SORU ÖNERGESİ CEVAPSIZ KALDI

    Bakanlıklarla ilgili verdiğim soru önergeme bir cevap vermiştiniz; bakanlıklar hangi oranda bize cevap vermiş? Cevabınızdan örnek veriyorum: Orada bir bakanlık çok dikkat çekiyor; en çok cevap vermeyen bakanlık kim biliyor musunuz? Adında adalet olan bakanlık; 9.931 soru önergesi sormuş vekiller -ya, el insaf- 8.235’ine cevap vermemiş. Ya, bırakın, adalet kelimesini Adalet Bakanlığı çöpe atmış. Siz, neden uyarmadınız Sayın Başkan veyahut da bundan sonra uyarılacak mı? Bunu soruyorum.”

    “SİZE KALSA GÜLLÜK GÜLİSTANLIK BİR MEMLEKETTEYİZ!”

    İnsan Hakları ve Dilekçe Komisyonlarıyla ilgili de vurgu yapan Gergerlioğlu, “Bu komisyonları meclis başkanları neden denetlemiyor ve uyarmıyor? Yine, size sorduğum soru önergesindeki rakamlardan yola çıkarak bir uyarı yapacağım. Komisyonlara 27’nci Dönemde verilen dilekçelerde, 26’ncı Döneme göre 6 kat artış var. İhlal başvuruları var. Bu komisyonların bu ihlallere müdahale hakkı var. Sizin cevabınızı da inceledim. Bürokratlar ve komisyon başkanları sadece ilgili kuruma bir yazı göndermiş. Onun dışında herhangi bir hak ihlali var mı, yok mu, hiç birini araştırmamış. Bakın, 20 bine yakın başvuru var, sıfır hak ihlali mi olur ya? 26’ncı Dönemde bile 6 kat az başvuru var, 20 civarında suç duyurusu yapılmış; 27’nci Dönemde, İnsan Hakları Komisyonu ve Dilekçe Komisyonundan sıfır suç duyurusu yapılmış. Yani güllük gülistanlık bir memleketteyiz! Hayret ediyor insanlar. Burası Meclis, milletin hakkını biz savunuyoruz” ifadelerini kullandı.

    TÜRKPA ÜYESİYİM AMA YURT DIŞINA ÇIKAMIYORUM!

    Gergerlioğlu, hakkında yürütülen yurtdışı yasağına da değinerek şöyle devam etti:

    “Sayın Başkan: Kendimle ilgili bu husus hakkında sizinle 2 kez görüşmek istedim. Sekretaryanıza görüşme talebimi ilettim, dönüş olmadı. Buna da üzülüyorum ve 3’üncü kez bu talebimi de söylüyorum ve en azından yine sizden bir dönüş beklediğimi söyleyeyim. TÜRKPA komisyonu üyesiyim ve yurt dışı gezilerine gidemiyorum. Neden? Yurt dışı yasağım var. Neden var? Biliyorsunuz, ben haksız, hukuksuzca Meclisten çıkarılan bir milletvekiliyim. Geçen dönem Sayın Şentop tarafından, Anayasa Mahkemesi kararı beklenmeden okutuldu bu Mecliste. Ardından ben Mecliste adalet nöbeti tutarak direndim ve beni Meclisten çıkarmak için yine 2’nci bir utanç sayfası açarak, sahte bir tutanak düzenletti. Söylemediğim sözleri söylemişim gibi; hileyle, yalanla ve darbedilerek bu Meclisten çıkarıldım. Şimdi, Can Atalay mevzusu var ve sizi aslında bu noktada takdir ediyorum çünkü bir aydır, Yargıtay kararı açıklanmasına rağmen siz bunu uygulamadınız, vekilliğini en azından düşürmediniz. Bakın, TÜRKPA üyesi olarak 3’üncü bir ihlal daha yaşadım; Anayasa Mahkemesi hakkımda ihlal kararını ne zaman verdi? 1 Temmuz 2021’de. O gün ne oldu biliyor musunuz? Aynı gün, başka bir gün değil, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı hakkımda yurt dışı yasağı kararı aldı. Neyden korkuyorlarsa nedir, anlamak mümkün değil. Bundan dolayı, ben üyesi olduğum TÜRKPA’nın yurt dışı gezilerine gidemiyorum. Bu da bir utanç sayfasıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • HDP’li Canbaz’ın ‘Emniyetteki ülkücü yapılanmaya’ ilişkin verdiği önerge reddedildi

    HDP’li Canbaz’ın ‘Emniyetteki ülkücü yapılanmaya’ ilişkin verdiği önerge reddedildi

    PİRHA- HDP Milletvekili Dilşat Canbaz’ın, kolluk kuvvetleri içindeki ülkücü yapılanmasına ve 74 il emniyet müdürünün MHP tarafından atandığı iddialarına ilişkin Meclis’e sunduğu soru önergesi iade edildi. Canbaz, “Ülkücü örgütlenmenin ele geçirdiği emniyet teşkilatı Türkiye halkları için güvensizliktir, ülkemiz geleceği için büyük bir tehdittir” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Dilşat Canbaz’ın, kolluk kuvvetleri içindeki ülkücü yapılanmasına ve 74 il emniyet müdürünün MHP tarafından atandığı iddialarına ilişkin Meclis’e sunduğu soru önergesi iade edildi.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması istemiyle verilen önergede, kolluk kuvvetleri içindeki ülkücü yapılanmanın sistemli bir şekilde örgütlendiği ve emniyetteki ırkçı örgütlenmenin AKP tarafından korunduğu ifade edilmiş, bu iddialarla ilgili Bakanlığın herhangi bir soruşturma yapıp yapmadığı sorulmuştu.

    Meclis Başkanı Mustafa Şentop, Canbaz’ın önergesini ‘kişisel görüş’ içerdiği gerekçesiyle iade etti.

    “ÜLKÜCÜ ÖRGÜTLENMENİN ELE GEÇİRDİĞİ EMNİYET TEŞKİLATI TÜRKİYE HALKLARI İÇİN TEHDİTTİR”

    Duruma tepki gösteren Canbaz sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şunları dile getirdi:

    “Polis okullarında ülkücü andı içiliyor, emniyet mensupları siyasi kimliklerini gizleme gereği duymuyor. 74 il emniyet müdürünün MHP tarafından atandığı söyleniyor. Emniyetteki ülkücü örgütlenmeyi sorduğumuz soru önergemiz TBMM Başkanı Mustafa Şentop tarafından iade edildi.

    Kolluk kuvvetleri içindeki ülkücü yapılanma sistemli bir şekilde örgütleniyor. HDP binalarına, Kürtlerin, Alevilerin, devrimcilerin yaşadığı mahallelere polisler tarafından üç hilal gibi faşist semboller çiziliyor. Emniyetteki ırkçı örgütlenme AKP tarafından kollanıyor. Ülkücü örgütlenmenin ele geçirdiği emniyet teşkilatı Türkiye halkları için güvensizliktir, ülkemiz geleceği için büyük bir tehdittir.”

    PİRHA/ANKARA

  • Özen’in, PİRHA’ya erişim engeli hakkındaki önergesine Meclis Başkanlığı’ndan ret

    Özen’in, PİRHA’ya erişim engeli hakkındaki önergesine Meclis Başkanlığı’ndan ret

    PİRHA-TBMM Başkanlığı, HDP Milletvekili Zeynel Özen’in, PİRHA’ya dönük erişim engeliyle ilgili soru önergesini kabul etmeyerek iade etti. İade cevabında ise “Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz” hükmü işaret edildi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Zeynel Özen, Pir Haber Ajansı’nın (PİRHA) pirha.net internet sitesine hiçbir gerekçe gösterilmeden erişim engeli getirilmesine tepki göstererek konuyu Meclis gündemine taşımıştı.

    Özen’in önergesini kabul etmeyen Meclis Başkanlığı, yazılı bir cevap ile önergenin “aykırılık taşıdığı değerlendirilmiştir” cevabını verdi.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Şentop imzası ile yazılan cevapta, Milletvekili Zeynel Özen’in “Anayasa Mahkemesinin (AYM) temel içtihat niteliğindeki haber sitelerine erişim engelinin aksine kararına rağmen, mahkemeler neden halen bu yönde kararlar vermeye devam etmektedir?” sorusunun usule aykırı olduğu öne sürüldü.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Şentop imzalı metinde şu ifadelere yer verildi:

    “Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İçtüzüğü’nün 67’nci ve 96’ncı maddeleri uyarınca TBMM Başkanlığı’na sunulan yazılı soru önergeleri Anayasa ve İçtüzük hükümlerine uygunluk noktasında TBMM Başkanlığı’nca incelenmekte ve yapılan değerlendirme sonucunda işleme alınarak gelen kâğıtlar listesinde yayımlanmakta veya sahibine iade edilmektedir.

    Anayasa’nın 138’inci maddesinin üçüncü fıkrasında “Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.” hükmü yer almaktadır. Buna göre milletvekilleri tarafından, görülmekte olan bir dava ile ilgili olarak yargı yetkisinin kullanılmasına müdahale anlamına gelebilecek şekilde yazılı soru önergesi verilemeyeceği açıktır.

    TBMM İçtüzüğü’nün “Sorulamayacak konular” başlıklı 97’nci maddesi “Aşağıdaki sorular Başkanlıkça kabul edilmez: … b) Tek amacı istişare sağlamaktan ibaret konula/’ hükmünü içermektedir, Bu maddede yazılı soru önergelerinde sadece belli bir konu hakkında istişarî amaçla sorulan soruların Başkanlıkça kabul edilemeyeceği hükme bağlanmıştır.

    Bu çerçevede ilgide kayıtlı önergeniz incelenmiş ve önergenizin 3 numaralı sorusunun yukarıda aktarılan Anayasa’nın 138’inci ve TBMM İçtüzüğü’nün 97’nci maddeleri hükümlerine aykırılık taşıdığı değerlendirilmiştir. Dolayısıyla önergeniz, söz konusu soru çıkarıldığı veya yukarıda belirtilen Anayasa ve İçtüzük hükümlerine uygun olarak yeniden düzenlendiği takdirde işleme alınabilecektir.”

    “PİR HABER AJANSI’NA NEDEN ERİŞİM ENGELİ UYGULANMIŞTIR?”

    HDP’li Özen, söz konusu önergede Adalet Bakanlığı’na şu soruları yöneltmişti:

    “1-Hatay 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından Alevi Haber Sitesi Pir Haber Ajansı’na neden erişim engeli uygulanmıştır?

    2-Başta Aleviler olmak üzere ülkenin çeşitliliği olan ötekilerin sesini kesilmesinde yargının araç olarak kullanılmasının önüne geçmek için herhangi bir çalışmanız var mıdır?

    3-Anayasa Mahkemesinin (AYM) temel içtihat niteliğindeki haber sitelerine erişim engelinin aksine kararına rağmen, mahkemeler neden halen bu yönde kararlar vermeye devam etmektedir?

    4-AYM’nin de altını çizdiği bu hukuk garabetinin ortadan kaldırılması için gerekli yasal düzenlemelerin gerçekleşmesi için TBMM’yi göreve çağırmayı düşünüyor musunuz?

    PİRHA/ANKARA

  • CHP’li Kaya’dan TBMM Başkanı’na açık mektup: MEB’e ek bütçe verilsin

    CHP’li Kaya’dan TBMM Başkanı’na açık mektup: MEB’e ek bütçe verilsin

    PİRHA- CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’a açık mektup yazarak, “TBMM toplansın, Milli Eğitim Bakanlığı’na ek bütçe verilsin” talebinde bulundu. Kaya, 54 bin teknoloji öğretmeninin ivedilikle göreve başlatılması çağrısında da bulundu. 

    CHP Ankara Milletvekili/TBMM Milli Eğitim Kültür Gençlik ve Spor Komisyonu Grup Sözcüsü/Eğitim Sen’in Kurucusu ve İlk Genel Başkanı Yıldırım Kaya, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’a açık mektup yazarak, “TBMM toplansın, Milli Eğitim Bakanlığı’na en az 15 milyar liralık bir ek bütçe verilsin” talebinde bulundu.

    Milletvekili Yıldırım Kaya’nın mektubu şöyle:

    “TBMM Başkanı Sayın Mustafa Şentop;
    Tüm dünyada ve Türkiye’de pandemi koşullarının en fazla etkilediği alanlardan biri de eğitim sistemi oldu. Yüz yüze yapılan eğitim, bir anda uzaktan eğitim koşullarına göre yapılmaya başlandı. Uyum sürecine, ekonomik koşulların yeterli olmaması da eklenenince büyük sorunlar yaşandı.
    Türkiye’de örgün eğitim alan okul öncesi eğitim, ilköğretim ve ortaöğretim düzeyinde toplam 18 milyon 108 bin 860 öğrenci bulunuyor. Bu öğrencilerin büyük bir bölümüne ekonomik nedenlerle uzaktan eğitim verilememiştir.
    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, öğrencilerin yaklaşık yüzde 20’sinin evinde internet bağlantısı bulunmadığını açıklamıştır. Yani öğrencilerin 3 milyon 621 bini uzaktan eğitime internet üzerinden ulaşamamıştır. Evinde bilgisayarı ve televizyon olmayan öğrencilerin sayısı ise bilinmemektedir.
    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, EBA TV üzerinden uzaktan eğitime erişen öğrenci sayısını 6 milyon 90 bin 383 kişi olduğunu açıklayarak, öğrencilerin yüzde 66’sının uzaktan eğitime erişemediklerini de kamuoyuyla paylaşmıştır.

    “EĞİTİM UZAKTAN DA YAKINDAN DA OLSA EK BÜTÇEYE İHTİYAÇ VAR”

    Covid-19 salgınının daha da yaygınlaştığı şu günlerde eğitimin nasıl yapılacağı tartışılıyor. Şu bir gerçek ki eğitim uzaktan da olsa, yüz yüze de olsa Milli Eğitim Bakanlığının ek bütçeye ihtiyacı var!
    Eğitimin uzaktan yapılması halinde, internet bağlantısı bulunmayan 3 milyon 621 bin öğrencinin evine internet bağlantısı sağlanmalıdır. Uzaktan eğitime bilgisayar ve televizyonu olmadığı için erişemeyen 12 milyon öğrencinin bilgisayar ve televizyon ihtiyacı karşılanmalıdır.

    “54 BİN TEKNOLOJİ ÖĞRETMENİ İVEDİLİKLE GÖREVE BAŞLATILMALI”

    Uzaktan eğitimin sağlıklı yapılabilmesi için her okula en az bir teknoloji öğretmeni, alınması büyük bir ihtiyaç olarak ortada durmaktadır. Bu durumda 54 bin teknoloji öğretmeninin ivedilikle göreve başlatılması gerekir. Ücretli öğretmenlerin de bu olağanüstü koşullarda mağdur olmaları için kadroya alınmaları sağlanmalıdır.

    “EN AZ 250 BİN ÖĞRETMEN ATAMASININ ACİLEN YAPILMASI GEREKİR”

    Diğer yandan tüm tedbirler alınır ve yüz yüze eğitim başlarsa maliyetler katlanarak artacaktır. Bu durumda en az 250 bin derslik ve en az 250 bin öğretmen atamasının acilen yapılması gerekir. Çocukların temiz ortamlarda eğitim görmeleri için 130 bin bir temizlik personeli alınmalıdır. Her okulda bulunması koşuluyla en az 54 bin sağlık görevlisi ve 54 bin de pandemi sürecini yönetecek öğretmen alınmalıdır.

    “17 BİN KÖY OKULU AÇILARAK 20 BİN ÖĞRETMEN ATAMASI YAPILMALI”

    17 bin köy okulu açılarak en az 20 bin öğretmen ataması daha yapılmalıdır. Güvenlik tedbirleri için dezenfektan, maske…vb. malzemelerin de karşılanması gerekir.
    Tüm bu ihtiyaçları alt alta koyup topladığımızda Milli Eğitim Bakanlığına en az 15 milyar liralık bir ek bütçenin verilmesi gerekir.
    Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Mustafa Şentop;
    TBMM’yi acilen toplantıya çağırarak, Milli Eğitim Bakanlığı için ek bütçe hazırlamasını sağlamalısınız. Eğitim için hepimizin elini taşın altına koyma zamanı çoktan geçti…”

    PİRHA/ ANKARA

  • Meclis Başkanı Şentop Alevilerle ilgili önergeleri reddetmeye devam ediyor

    Meclis Başkanı Şentop Alevilerle ilgili önergeleri reddetmeye devam ediyor

    TBMM Başkanı Şentop, Alevilerle ilgili verilen birçok önergeyi reddetmesinin son örnekleri, İstanbul Milletvekili Zeynel Özen’in Malatya katliamını araştırma önergesinin ve Dersim’de katledilenlerin anılmasına dair kanun teklifinin reddedilmesi oldu.

    Binali Yıldırım’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı nedeniyle istifa etmesinin ardından, MHP ve AKP milletvekillerinin desteğiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığına seçilen Mustafa Şentop, din dersleri, diyanet ve Alevi katliamlarıyla ilgili verilen birçok önergeyi reddetmesinin son örnekleri, HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen’in Malatya katliamı ile ilgili araştırma önergesi ve Dersim’de katledilenlerin anılmasıyla ilgili kanun teklifi oldu.

    Malatya Katliamı ile ilgili mahkeme tutanaklarına dahi geçen iddianamelerle ilgili bazı ifadeleri “yaralıyıcı” olarak kabul etmediği cümleler şu ifadelerden oluşmakta.

    Yapılan araştırmalarda bu paketlerin Muharrem Şemsek’in başında olduğu Atom Enerjisi Kurumunda çalışan bir ekip tarafından gönderildiği anlaşılır. Çünkü o dönemde böylesi bir gelişmiş düzeneğin sadece bu kurum tarafından hazırlanabileceği tespit edilmiştir.

    Güvenlik güçleri günlerce saldırılara ve katliama seyirci kaldı

    4 Mayıs’ın Dersim Katliamında yaşamını yitirenleri anma ve yas günü olmasına dair verilen kanun teklifinin şu aşağıdaki dilekçe ile reddedildiği duyuruldu.

    Özen daha önce kamuoyuna yaptığı açıklamada TBMM Başkanlığının asıl reddetme gerekçesinin “İçtüzükte belirtilen dayanaklardan yoksun bir tahammülsüzlük” olduğunu söyleyerek tepki göstermişti.

    (Kaynak: alevihaber)

  • Anneler Meclis’ten seslendi: Bir umutla çözüm bekliyoruz

    Anneler Meclis’ten seslendi: Bir umutla çözüm bekliyoruz

    PİRHA – HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, çocukları açlık grevinde olan annelerle birlikte Meclis’te basın toplantısı yaptı. Anneler adına konuşan Nezahat Teke, “Meclis başkanı ile görüşmemiz yeterli değil. Eğer bugün annelerin tülbentleri yerlerde sürükleniyorsa bu dünyanın ve insanlığın ayıbıdır” dedi. 

     Çocukları açlık grevi ve ölüm orucunda olan annelerin Meclisteki eylemleri sürüyor. Dün Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Mustafa Şentop ile görüşme yapan anneler bugün de HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ile Meclis’te basın toplantısı düzenledi.

    Ülkede adaletin tükendiğini ifade eden Buldan, “Ancak hala vicdanlı insanlar var” diyerek şunları söyledi:

    “Annelerimiz dünden beri Meclis’i terk etmediler. Van’dan, Mardin’den, Batman’dan, Siirt’ten gelen anneler var aramızda. Bir amaç uğruna Ankara’nın yolunu mesken tuttular. Annelerimiz günlerce cezaevi kapısı önünde bir çığlık yükseltmeye çalıştılar, seslerini herkes duysun istediler ancak bu hükümetin annelerimize yaklaşımı, annelerimizi yerlerde sürüklemesi, vicdanlarına hakaret etmesi kabul edilebilir bir durum değildir. Bu anneler cezaevlerinde açlık grevinde ve ölüm orucunda olan çocuklarının yaşaması için bu çabayı sürdürüyorlar. Bu çocuklar tecridin kalkması için bedenlerini açlığa yatırdı. Ancak hükümetin bu konuya yaklaşımı, açlık grevinde olan insanlara yaklaşımı hukukun ayaklar altına alındığının göstergesidir. Bu ülkede adalet ve hukukun olmadığını biliyoruz ancak bu ülkede hala vicdanlı insanlar var. Bu vicdanlı insanların bir an önce harekete geçmesi, açlık grevinde olanların bu grevi bitirebilmesi için tecridin kalkması yönünde yaptıkları çağrının dikkate alınması gerektiğini ifade ediyorum.”

    “DUYARLILIK GÖSTERMESİ GEREKEN SADECE MECLİS BAŞKANI DEĞİL”

    “Annelerimiz dün burada Genel Kurul’da, ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ denilen bir salonda bir çığlık yükselttiler. Bu çığlığı kimse duymadı. Randevu talep ettiler, onların talebini tek kabul eden Meclis Başkanı Mustafa Şentop oldu. Biz annelerimizin talebini kabul ettiği için kendisine teşekkür ediyoruz. Bu duyarlılık Şentop’la sınırlı kalmamalı, bu duyarlılık vicdan sahibi olan herkeste olmalı. Annelerimiz çocuklarına bir şey olmasın istiyorlar. Bu insanlar aylardır açlık grevindeler ve ölüm orucuna başladılar. Bu insanların talepleri meşru ve hukukidir. Sayın Öcalan’ın üzerindeki mutlak tecridin kaldırılmasını talep ediyorlar.”

    “2 MAYIS’TA ATILAN ADIM KIYMETLİDİR”

    Buldan, avukatların Abdullah Öcalan ile görüşme gerçekleştirmesinin kıymetli bir adım olduğuna da işaret ederek şunları söyledi:

    “Bu adımın mutlaka devamı gelmeli, Sayın Öcalan’la avukat ve ailelerinin görüştürülmesi bir düzen haline getirilmelidir. Çünkü biz biliyoruz ki her an cezaevlerinden olumsuz bir haber alabiliriz. Annelerimizin çabası bundandır, çığlığı bundandır. Annelerimizin cezaevleri önünde yürüttükleri mücadele çocuklarının canına ve yaşamlarına herhangi bir şey gelmemesi içindir. En ufak bir olumsuz durumda bu ülke içinden çıkılmaz bir hale sürüklenir. Böylesi bir ortamın gelişmemesi açısından ve bu ülkenin adaletine, hukukuna olan saygıdan da yola çıkarsak İmralı üzerindeki tecridin sona ermesi gerekiyor. Adım atılması gereken gün bugündür, bundan sonraki günler çok tehlikeli olabilir. Biz günleri bir kenara bıraktık, artık saatlerle yarışıyoruz. Bir an önce adım atılması, İmralı tecridinin kaldırılması, açlık grevindekilerin taleplerinin dikkate alınması gerekiyor. O yüzden annelerimizin bu yaptığı duyarlılık çerçevesinde herkesin aynı duyarlılığı göstermesi gerektiğini belirtiyorum.”

    “ÇÖZÜM ÇIKARSA BURADAN ÇIKAR DİYE GELDİK”

    Anneler adına konuşan Nezahat Teke ise Meclis Başkanı Mustafa Şentop ile yapılan görüşmenin yetersiz olduğunu ifade ederek şunları söyledi:

    “Burada olma sebebimiz belli. Sadece bugün değil aylardır bu anneler cezaevleri önünde direniyor. Biz de dün geldik bir çare varsa, çözüm çıkarsa buradan çıkar diye geldik. Sağ olsun Meclis Başkanı bizimle görüşmeyi kabul etti, gittik görüştük ama bu yetmiyor. Çünkü anneler öyle bir durumdalar ki, telefon geldiğinde, herkes bakıyor acaba o telefon nedir, bir anne gözü yaşlı olduğunda herkes bakıyor acaba nedendir diye kaygı taşıyor. Meclis Başkanı bizimle görüştü, daha önce de görüştük ama hiçbir sonuç çıkmadı.

    Adalet Bakanı’ndan 2 aydan fazladır randevu talebinde bulunduk, yeri geldiğinde ‘Cennet annelerin ayaklarının altındadır’ diyorlar. Mademki anneler cennet kokuyor neden bizi muhatap almıyorsunuz. Çünkü bu davanın sahibi biziz. Bu evlatlar bizim evlatlarımız. Ölümlerine seyirci kalamayız. Maalesef bugün Türkiye’de annelere uygulanan şiddet, cennet dedikleri anneler yerlerde sürükleniyor. Ben ömrüm boyunca 7 yaşımdan beri bir tel saçımın dışarıda olmasına asla izin vermezken, eğer bugün annelerin tülbentleri yerlerde sürükleniyorsa bu dünyanın ve insanlığın ayıbıdır.

    “BİZE YAPILANLARA RAĞMEN SUÇLU ARAMIYORUZ, BİR UMUTLA BEKLİYORUZ”

    Buna rağmen suçlu aramıyoruz. Burada bir umutla bekliyoruz ama burada oturmaya devam edeceğiz. İnsanlığa çağrımız var, adalete çağrımız var. Biz de bu ülkenin insanlarıyız, bugün eğer evlatlarımız zor durumdaysa ve tecrit kırılmadan bu durumdan çıkmıyorlarsa tecridin kaldırılması zor bir şey değildir. Herkese çağrımız var. Ramazan ayındayız, bu anneler orucu oruçla açıyor. Biz buraya gelmeye çok meraklı değiliz. Olumlu bir yanıt gelmelidir, bu kin neden? Evlatlarımızı toprağa gömmeden içimizdeki kini toprağa gömelim. Adalet Bakanlığı’na, Cumhurbaşkanı’na çağrı yapıyoruz: duyun sesimizi, duyun feryadımızı, yüreğimizdeki ateşi duyun, yeter artık dayanamıyoruz. Evlatlarımızın ölmesini istemiyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • TBMM Başkanı, annelerin taleplerini dinledi

    TBMM Başkanı, annelerin taleplerini dinledi

    PİRHA – Açlık grevindeki çocukları için Meclis’te oturma eylemi yapan anneler, Meclis Başkanı Mustafa Şentop ile görüştü.

    Haftalardır cezaevi önlerinde oturma eylemi yapan anneler, bugün meclisteydi. Çocukları cezaevinde açlık grevinde olan anneler ilk olarak HDP’nin grup toplantısına katıldı, ardından ise Meclis’te oturma eylemi yaptı.

    Diyarbakır, Van ve Mardin’den gelen annelerin talebi; Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ile görüşmek oldu. Bakan Gül’ün Ankara dışında olduğu gerekçe gösterilerek anneler, Meclis Başkanı Mustafa Şentop ile bir araya geldi.

    Görüşmeye üç anne ile birlikte HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan da eşlik etti. Meclis Başkanı Şentop, annelerin taleplerini dinledikten sonra Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e ileteceğini ifade etti.

    PİRHA / ANKARA