Etiket: mustafa tepret

  • Tepret: Veteriner hekimler kiralık katiller değiller!-VİDEO

    Tepret: Veteriner hekimler kiralık katiller değiller!-VİDEO

    PİRHA – Sokakta yaşayan köpeklerin öldürülmesini öngören kanun teklifinin TBMM Genel Kurulundan geçip yasalaşmasına dair konuşan Veteriner Hekim Mustafa Tepret, “Böyle bir etik çatışmanın, çelişkinin içerisine düşürülmek bizi gerçekten çok üzüyor. Veteriner hekimler kiralık katiller değiller” dedi.

    Sokakta yaşayan hayvanların öldürülmesinin önünü açan “Hayvanları Koruma Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” TBMM Genel Kurulu’ndan geçti.

    Kabul edilen maddelere göre “Bakımevine alınan köpeklerden insan ve hayvanların hayatı ve sağlığı için tehlike teşkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen, bulaşıcı veya tedavi edilemeyen hastalığı bulunan ya da sahiplenilmesi yasak olanlar” veterinerler tarafından öldürülebilecek.

    “Katliam Yasası”nın en tartışmalı maddesi ise veterinerler tarafından veya veterinerler gözetiminde sokak hayvanlarına uygulanacak olan ötanazi hususu. Ancak veteriner hekimlerin meslek etiği açısından hayvanları yaşatmak, hasta olanları tedavi etmek gibi bir sorumlulukları da var.

    Hem etik hem de insani açıdan çelişkili bu yasanın detaylarını Veteriner Hekim Mustafa Tepret ile konuştuk.

    “KRİZİN FATURASI VETERİNER HEKİMLERE ÇIKARTILIYOR”

    Mustafa Tepret, Mecliste AKP-MHP oylarıyla kabul edilen hayvan yasasının faturasının veteriner hekimlere çıkartıldığının altını çizdi. 5996 sayılı kanunda da belirlenen ötanazi üzerine konuşan Tepret, AKP iktidarının “muğlak bir ifadeyle” hayvanların öldürülebilmesine kapı açtığını belirtti. Tepret, sokak hayvanlarının iktidar tarafından saldırgan olduğu söylemlerine de değinerek “Saldırganlığın kesinlikle belirlenmiş bir çerçevesi yok. Kime saldırgan diyeceğiz? Havlayan köpeğe mi, huzursuz olan köpeğe mi ya da mahallede bir kişi çıkıp şikayet edip ‘bu köpek saldırgan’ dediğinde o direk kabul edilecek mi? Bu konular inanılmaz muğlak” dedi.

    “VETERİNER HEKİMLER DAYANIŞMAK ZORUNDA”

    Mustafa Tepret, veteriner hekimler için yeni bir süreç başladığını da ifade ederek şunları söyledi:

    “İş Hukuku’nu iyi öğrenmemiz gereken bir sürece doğru gidiyoruz. Bütün veteriner hekimlerin nasıl çalışacağını, hangi durumlarda işten çıkarılacağını hangi durumlarda İş Mahkemesi’ne başvurmasının mümkün olduğunu öğrenmesi gereken bir sürece doğru gidiyoruz. Bütün veteriner hekimler birbirleriyle dayanışmak zorunda. Ve Türk Veteriner Hekimler Birliği’ne hukuki destek anlamında ciddi bir iş düşüyor. Kırsaldaki bir barınağa binlerce köpek geliyor, acaba oradaki veteriner müdüründen alınacak talimat nasıl olacak? Ben bir belediye veteriner hekimi değilim ama onların yerinde olsam bunu kabul etmeyip gerekirse İş Mahkemeleri’nde bir sürece girerdim.”

    “BU ÇOK CİDDİ BİR ETİK ÇELİŞKİ”

    Bizler Veteriner Hekim Andı ile mezun oluyoruz ve herhangi bir şekilde etrafımda canlı hasta gördüğümde benim bunu tedavi etme zorunluluğum var. Böyle bir zorunluluğumuz olmasa bile sokak hayvanlarını ücret almadan tedavi ediyoruz. Gerekirse kendi cebimizden ilaç desteği yapıyoruz. Bu konuda bir dayanışma bekliyoruz. ‘Bu hayvanları birlikte tedavi edelim’ diyoruz. Dolayısıyla belediyede çalışan veteriner hekimler de benzer süreçlerden geçiyorlar. Onlar da bir Veteriner Hekim Andı ile mezun oluyorlar. Sen o kararı verdin, o hayvanı öldürdün ya da öldürmedin bu çok ciddi bir etik çelişki, etik düzlem. O yüzden o etik düzleme veteriner hekimleri şu an ittiler.”

    “HALK CEPHESİNİ KURMAYA İHTİYACIMIZ VAR”

    Siyasi iktidarların çıkarları olduğunda kimi manipülasyonların olabileceğini belirten Tepret, Hayvan Hakları Yasası’nın bu manipülasyonlardan bir tanesi olduğunu söyledi. Tepret, “Yaklaşık 2 haftadır meydanlarda bir araya gelen insanların içerisinde muhafazakar insanlar da farklı görüşten insanlar da vardı. Gerçekten bu manipülasyon oralarda çok güzel kırılıyor. Başka bir cepheden başka bir cephe kuruluyor. Bizim o halk cephesini kurmaya ihtiyacımız var. Bu çok değerli bir şey.

    “VETERİNERLER İNTİHAR ETMEYE BAŞLADI!”

    Veteriner hekimlik yapmak çok zor bir şey ama bir taraftan da çok güzel bir meslek. Bir hayvana can olmak, yardım etmek… Bu kadar zor ve stresli tarafları da varken bir de böyle bir etik çatışmanın, çelişkinin içerisine düşürülmek bizi gerçekten çok üzüyor ve veteriner hekim arkadaşlarımız artık intihar etmeye başladı. Ben bunun AKP iktidarının suçu olduğunu biliyor ve söylüyorum. En son olarak, veteriner hekimler kiralık katil değiller diyebilirim.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • ‘Çevre ve sınıf mücadelesi ortaklaştırılmalı’ -VİDEO

    ‘Çevre ve sınıf mücadelesi ortaklaştırılmalı’ -VİDEO

    PİRHA- Munzur Çevre Derneği’nin düzenlediği panelde 3. Havalimanı işçilerinin durumu, Kuzey ormanlarının talanı, çevre ve sınıf mücadelesi ile ekonomik kriz ve büyüyen işçi direnişleri konuşuldu.

    Munzur Çevre Derneği, “Kuzey Ormanlarının talanına inşaat işçilerinin direnişine ses olalım” başlıklı bir panel düzenledi.

    Panelin düzenlendiği salona, “Yaşam alanlarımız için bir gün değil her gün isyandayız”, “Yaylalardan köylere, köylerden kentlere isyanımız büyüyor” dövizlerinin yanı sıra, “Kuzey Ormanlarının talanına inşaat işçilerini direnişine ses olalım” pankartı asıldı. Panele  Belediye İş Sendikası 2 No’lu Şubesi, Çemişgezek Derneği, Geyiksuyu Derneği, Çöğürlük (Ovacık) Köyü Derneği, DDSB, 198 gündür direnen Kenan Güngördü, sanatçı Pınar Aydınlar’ın yanısıra çok sayıda kişi katıldı.

    Munzur Çevre Derneği tarafından düzenlenen panelin modaretörlüğünü Sevil Doğan yaparken, panelde Munzur Çevre Derneği Yöneticisi Ali Yıldız, Kuzey Ormanları Savunması’ndan Mustafa Tepret, Deriteks Sendikası’ndan Veysel Arslan, İnşat İş Sendikası’ndan Kadir Kurt konuşmacı olarak katıldı.

    İlk söz alan Kuzey Ormanları Savunması’ndan Mustafa Tepret, Kuzey ormanlarında işçilerin katledildiğini kaydetti. Kuzey ormanlarının Tekirdağ’ın ucunda başlayıp Kocaeli’ye kadar devam ettiğini söyleyen Tepret, “Kuzey ormanları birçok hayvan türü ve bitki türü barındırıyor. Bu yerler ciddi anlamda tehlike altındalar. Bölgeye ait tehlikelerin başında termik santralleri, harfiyatlar, HES’ler, Türk akımı gibi projeler yer alıyor” ifadelerini kullandı.

    “3. HAVALİMANI GİBİ PROJELER BELLİ ŞİRKETLERİ ZENGİN ETMEK İÇİN YAPILIYOR”

    Tepret  devamında ,”Kapitalizmin en önemli talanı doğal alanların yağmalanmasıdır. Buna karşılık olarak Greenpeace örgütlerini destekleyerek bu talanı meşrulaştırıyorlar” şeklinde konuştu.

    Yeni bir havaalanının, yeni bir ekonomik yük olduğunu belirten, Tepret,  parayı sağlık gibi alanlarda kullanmak yerine, halkın vergileriyle belli şirketleri zengin etmek için 3. Havalimanı gibi projeler yapıldığına dikkat çekti.

    Tepret, 3. Havalimanı’nın neden yapılmaması gerektiğini ise şu sözlerle anlattı:

    “Çünkü Karadeniz kıyıları çamur ve bataklık alanlarıdır. Sürekli dolgu yapılan bir alan ve sürekli çökmekte. Bu alanda sürekli toprak kaymaları yaşanmaktadır. Bölge TOKİ tarafında acele kamulaştırma sürecine sokuldu. Dolayısıyla bölgede tarım, arıcılık, hayvancılık ve ormancılık yapanlar göç etmek zorunda kaldı. 3. Havalimanı işçileri ciddi anlamda yaşamları tehlike altında çalışıyorlar. Çünkü o bölge bataklık olduğu için oparetörler araçları ile batıp ölebiliyor. Bu alan suç alanı, bu alanı derhal kapatın. Sizin sermaye kazanmak için yaptığınız bu projeler birçok kişinin ölümüne yol açıyor.”

    “KRİZİ İŞÇİLERE ÖDETMEYE ÇALIŞIYORLAR”

    Deriteks Sendikası’ndan Veysel Arslan, ekonomik kriz ve büyüyen işçi direnişine ilişkin bir konuşma yaptı.

    Arslan, “3. Havalimanı ve doğanın talanı kapitalizmin kendini devam ettirmesidir. İnsan odaklı, doğa odaklı bir çözüm tercih etseler kar elde etmeyecekler” dedi.

    Türkiye’de yaşanan krizi en çok emekçilerin hissettiğini söyleyen Arslan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Krizin içerisindeyiz. Krizi yaşayanlar ve hissedenler biz kol ve beden ile çalışan emekçileriz. Emperyal ülkelerin üretime ait bir güçleri yok. Türkiye bu emperyal ülkelerin parça takma ve benzeri hantal işlerini yapıyor sadece. Darbeler ekonomik krizleri dizginleme ve durdurma sürecidir. Türkiye’de böyle bir politika izleniyor. Yani krizin tamiratını gerçekleştiriyorlar. Yaşanan krizi biz işçi ve emekçilere ödetmeye çalışıyorlar.”

    “KRİZİN SESİNİ FABRİKALARA, SAHAYA TAŞIMALIYIZ”

    “İktidar aslında bir krizin olmadığını, manipülasyon yapıldığını söylese de bunu çok somut bir şekilde yaşıyoruz” diyen Arslan, tüm bunlara karşı örgütlü bir duruşun önemli olduğuna vurgu yaptı. Arslan, “Örgütlenmede bir tetikleyici olmalıyız. Örgütlemede kadınlar, öğrenciler, işçiler ve emekçiler ciddi sorumluluklar almalı. Krizin sesini fabrikalara, alana, sahaya taşımalıdırlar. Krizden başka çıkış yolumuz yok.” dedi.

    3. HAVALİMANINDA İŞÇİ OLMAK

    İnşaat İş Sendikası Kadir Kurt ise, “3. Havalimanında işçi olmak” başlığı altında konuşma yaptı.

    “Türkiye’de işçi sınıfı tarih öncesinden bu yana tam olarak örgütlenememektedir” diyen Kurt, “Cehennem gibi bir işçi koşulları yaşıyoruz. İşçiler maaşlarını verilen sürede alamıyorlar. İnşaat işçileri ücretli köle gibiler. Ortaçağ’daki köleler ile benzer koşulları yaşıyorlar. Doğru dürüst yemek yiyemiyorlar ve doğru dürüst barınamıyorlar” ifadelerini kullandı.

    Dünyaya meydan okuyan ve 3. Havalimanın açılışını bir an önce yapmak isteyen iktidarın işçileri daha çok sıkıştırmaya başladığına vurgu yapan Kurt, ” Mesaileri artırıldı, yemekleri ve barınma koşulları kötüleştirildi. İnsanlık dışı çalışma koşullarını kendilerine bir kazanım olarak görüyorlar” dedi.

    “DOĞANIN VE EMEĞİN SÖMÜRÜSÜNE ORTAK MÜCADELE İLE SON VERİLEBİLİR”

    Son konuşmacı Munzur Çevre Derneği Yöneticisi Ali Yıldız ise “Çevre ve sınıf mücadelesinin kopmaz bağları” başlığı ile bir sunum yaptı.

    Yıldız, “Emperyalist kapitalist sistem ve ona bağlı egemen güçler yaşam alanlarımız sömürürken ortaya bıraktıkları yaşanmaz çevre ve attıkları fosiller ve yakıtlar ile doğayı yaşanmaz kılıyorlar” diye konuştu.

    “Dünyanın birçok alanında kara ve talana doymayan egemen bir güç var” vurgusunu yapan Yıldız, “Birçok ülkede olduğu gibi HES’ler, siyanürler ve altın arama gibi projeleri ülkemizde de uygulamaya çalışıyorlar. Mevcut sistem talana yağmaya devam ederken bir taraftan da işçiyi emekçiyi sömürmeye çalışıyorlar” dedi.

    Yıldız, tüm bu sorunları sınıf mücadelesinin verdiği ortak mücadele ile son bulacağını kaydeden Yıldız, sendikaların da sınıf bilincinde olması gerektiğini söyledi.

    Panel Grup İsyan Ateşi’nin müzik dinletisi ile sona erdi.

    PİRHA/İSTANBUL