Etiket: mustafa timisi

  • TBP Genel Başkanı Mustafa Timisi: Sorunları birlik olursak aşabiliriz- VİDEO

    TBP Genel Başkanı Mustafa Timisi: Sorunları birlik olursak aşabiliriz- VİDEO

    PİRHA-TBP Genel Başkanı Mustafa Timisi, Türkiye’de her alanda sıkıntılar yaşandığına dikkat çekerek, “Şu an sınıfsal bir bunalım, bir kaosun içerisinde yaşıyoruz. Türkiye ağır bir durumun altında bilhassa ekonomik ve siyasal anlamda dayanacak bir noktada değiliz. Bu sorunlardan siyasal bir mücadele ile kurtulabiliriz. Bu siyasal mücadelede kendi örgütlülüklerimizi bir araya getirmekle olur” dedi.

    Ankara’da PSAKD Yeni Mahalle Şubesi ve Cemevi’nin düzenlediği “Cumhuriyet tarihinde ilk Alevi örgütlenmesi” başlıklı panelde konuşan Türkiye Birlik Partisi (TBP) Genel Başkanı Mustafa Timisi, Alevilerin yakın tarihine dair önemli değerlendirmelerde bulundu.

    “OSMANLIDAN BUGÜNE ALEVİLERE BÜYÜK YANLIŞLIKLAR YAPILDI”

    Türkiye Birlik Partisi (TBP) Genel Başkanı Mustafa Timisi, Osmanlı’dan bugüne Alevilik düşüncesine yönelik yapılan yanlışlıklara vurgu yaparak, “Bugün Türkiye, bu görüşü bu felsefeyi Aleviliği bu insani değeri devletin düzeni içinde kullanabilseydi biz bugün bu hale gelmezdik. Bugün ne Türkiye’de Kürt sorun olurdu ne terör sorunu olurdu ne de başka bir sorun. Herkes burada bu büyük şemsiye içerisinde yerini alırdı.  Çünkü ırk ayrımı, insan ayrımı diye bir şeyi biz Aleviler tanımıyoruz” diye belirtti.

    Madımak Katliamı’na ilişkin düşüncelerini paylaşan Timisi, “Madımak Katliamı büyük bir olaydı bir kaba kuvvetti, bir kara tehlikeydi. Fırsatı bulunca ortaya çıkmıştı ve canlarımızı yakmıştı. O olayın mahkeme aşaması, suçluların tespiti çok zor bir olaydı. Çünkü kitlesel bir olaydı kim vurduya giderdi. Suçluların tespiti, ayırt edilmesi, mahkemeye verilmesi, savcı iddianamesinin hazırlanması Sayın Seyfi Oktay’ın sayesinde olmuştur” dedi.

    “ŞU AN ÜLKE OLARAK EKONOMİK BİR KRİZ SİYASAL BİR KAOS İÇERİSİNDE YAŞIYORUZ”

    Ülkenin sınıfsal bir bunalım içerisinde olduğu tespitinde de bulunan Timisi, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

    “Şu an sınıfsal bir bunalım, bir kaosun içerisinde yaşıyoruz. Türkiye ağır bir durumun altında bilhassa ekonomik anlamda siyasal anlamda dayanacak gibi bir noktada değiliz. Bu yolda yine siyasal bir mücadele ile kurtulabiliriz. Bu siyasal mücadelede kendi örgütlülüklerimizi bir araya getirirsek çıkış yaparız. Aramızda şu veya bu gibi tartışmalara yer vermemek lazım. Bilhassa kişisel veya bencil davranışlara yol vermeyelim.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    >Timisi: 1960’larda radyolarda Şah Hatayi’nin Pir Sultan’ın adı dahi geçmezdi, yasaktı-VİDEO

    >Timisi: 1958-59’da Alevilere yönelik düşmanca tavır vardı; buna karşı ciddi çalışmalar yürüttük-VİDEO

  • Timisi: 1958-59’da Alevilere yönelik düşmanca tavır vardı; buna karşı ciddi çalışmalar yürüttük-VİDEO

    Timisi: 1958-59’da Alevilere yönelik düşmanca tavır vardı; buna karşı ciddi çalışmalar yürüttük-VİDEO

    PİRHA- Türkiye Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Timisi, Cumhuriyet döneminde Alevi örgütlenmesini anlatırken, 1958-59 yıllarında Alevilere yönelik aşağılayıcı ve düşmanca tavır takınıldığını hatırlattı. Timisi, İstanbul Valisi Fahrettin Kerim Gökay’ın üniversite gençliğine ‘Türkiye’de dikkat etmeniz gereken en önemli mesele Aleviliktir. Bunlar yılandır, başı kalkmamalıdır, ezilmelidir” dediğini anlattı. Timisi, 60’lı yıllarda kurulacak bir partinin nasıl olması gerektiği noktasında ciddi çalışmalar yürüttüklerini belirtti.

    Ankara’da PSAKD Yeni Mahalle Şubesi ve Cemevi’nin düzenlediği “Cumhuriyet tarihinde ilk Alevi örgütlenmesi” başlıklı panelde konuşan Türkiye Birlik Partisi (TBP) Genel Başkanı Mustafa Timisi, Alevilerin yakın tarihine dair önemli değerlendirmelerde bulundu.

    “DİVRİĞİDE CEMLERİMİZİ GİZLİ YAPARDIK”

    1920 yıllarında Sivas Divriği’den göçtüklerini, Divriği’de yetiştiğini belirten Timisi, “Varlıklı köklü bir ailenin insanıyım. 1940-50’li yıllarda kasabanın halini biliyorum. Divriği çevresinde 140 tane köyün 130’u Alevidir. Bizim evimiz çarşıya yakındı biraz da büyüktü. Tanıdıklarımız gelirlerdi, biz evi açardık. Evde yemeklerini yerlerdi, hizmetlerini görürdük 40’lı yıllar böyleydi. Divriği’de İmamoğlu ve Kamber Abdal diye bir mahallemiz var. Orada cem yapardık. Ama nasıl yapardık? Gizli! Kapılar pencereler kapanır bütün yollara gözcüler konur ve orada ibadet edilir, cem yürütülürdü” dedi.

    1940’lı yıllarda Alevi toplumunda okur yazar, lise veya üniversite okumuş kimsenin olmadığına dikkat çeken Timisi, “Böyle bir geçmişten geliyoruz. 1950’li, 60’lı yıllarda bir açılım var, birtakım gelimeler olmuş. İktidardaki Demokrat Parti köylüye belli birtakım haklar ve imkanlar getirmiş ama 50’li yıllarda Ankara’da Altındağ’da bir Alevi başkomiserin olması bir olaydır. Belediyede bir Alevi zabıta bulmak meseledir” şeklinde konuştu.

    “19582’DE FAHRETTİN KERİM GÖKAY ‘ALEVİLER YILANDIR, BAŞI EZİLMELİDİR’ DİYORDU”

    1958-59 yıllarında Alevilere yönelik aşağılayıcı ve düşmanca tavır takınıldığını belirten Timisi, “Ord. Prof. Dr. Fahrettin Kerim Gökay İstanbul’da hem belediye başkanı hem de İstanbul Valisi. Üniversite gençliği kendisini ziyarete geliyor ve üniversite gençliğine ‘Türkiye’de dikkat etmeniz gereken en önemli mesele Aleviliktir. Bunlar yılandır, başı kalkmamalıdır, ezilmelidir’ diyor. Bunu söyleyen Fahrettin Kerim Gökay. O zaman 1958-59 yıllarında bu söylemi Alevi toplumunda ciddi bir rahatsızlık yarattı” dedi.

    Belediye başkanının Alevilere yönelik yaklaşımına karşı ciddi çalışmalar yürütüldüğünü, bunun toplumda karşılık bulduğunu belirten Mustafa Timisi, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “1959-60 yıllarında Bayındırlık Bakanlığında müfettişken bürokraside olan büyüklerimiz ve bütün arkadaşlar bir araya gelerek toplantılar yaptık ve yeni bir siyasal hareket başlattık. O dönem Cemal Özbey’e gittim Cemal Bey’e ‘biz ayrı hareket yapamayız. Beraber olalım, birlikte çalışalım’ dedim. O da peki Mustafa’m dedi. Toplandık ve bir parti kurma kararı aldık. Bir parti kurulmalı ama bu parti nasıl olmalı? Bu parti temel hak ve özgürlüklere dayalı, eşit yurttaşlığı esas alan, cumhuriyetin temel değerlerine bağlı, o ilkeleri savunan, tüm ezilenleri içine alan bir siyasal parti olmalı ve Aleviler kendi mücadelesini sürdürmeli. Böylece parti kurma sürecimiz başlamış oldu.”

    “61’Lİ YILLAR TOPLUMDA BİLİNÇLENMENİN VE ÖRGÜTLENMENİN ÖNÜNÜ AÇTI”

    1961 yılındaki gelişmelerin toplumda birtakım değişimleri beraberinde getirdiğinin altını çizen Timisi, “Bu olaylar toplumda uyanışın, bilinçlenmenin, örgütlenmenin ve özgürlüğün önemini ortaya çıkardı. Bu arada da maalesef Türkiye’de bu gelişmelere karşı gerici kesimler de bir karşı davranış sergilenmeye başladı. Yer yer Ortaca’da Kırıkhan’da, Elbistan’da olaylar oldu ve yer yerinden oynadı” diye belirtti.

    “GERİCİ YAPILARIN ALEVİLERE DÖNÜK SALDIRILARINA KARŞI CHP EDİLGEN YAKLAŞIM İÇERİSİNDE OLDU”

    Gerici yapıların Alevilere dönük saldırılarına rağmen CHP’nin pasif kaldığını belirten Timisi, “CHP yaşanan bu olaylara karşı edilgen pasifti, ne yanında oluyor ne de karşıda duruyordu. Ne önerisine sahip çıkıyor ne de reddediyor ve en sonunda tasarısını geri çekiyor. O dönem böyle” diye belirtti.

    1961 yılında özellikle Türkiye İşçi Partisi’nin kurulduğunu ve parlamentoda önemli çıkışlar yaptığını vurgulayan Timisi, “Mehmet Ali Aybar’ın başkanlığında önemli bir siyasal hareket olmuş toplumu sarsan, uyandıran müthiş konuşmalar yapıyor ama Alevilik gibi meselelerin uzağındalar. Alevilik gibi bir dinsel öğretiyi iktidara taşımak iddiasında olan bir görüş gibi algılayarak geri bir anlayış içerisinde değerlendirerek kenarından bile geçmiyorlar ama Alevi sanatçılarını yanlarına alarak kullanıyorlar. Örneğin Mahsuni Şerif, Aşık İhsani gibi” ifadelerine yer verdi.

    Kendilerinin Alevilik gibi bir davaları olduğunu söyleyen Mustafa Timisi, “Bizim bir davamız var. Nedir?  Biz Türkiye’de 1961 anayasasının tastamam uygulanmasını istiyoruz, laikliğin tam anlamıyla hayata geçirilmesini, eşit yurttaşlık istiyoruz, başka bir şey istemiyoruz. İktidar bizi ayıramaz. Biz sorunu olan bir topluluksak siyasal olarak buna el koymalıyız, siyasette yer almalıyız” diye belirtti.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    >Timisi: 1960’larda radyolarda Şah Hatayi’nin Pir Sultan’ın adı dahi geçmezdi, yasaktı-VİDEO

     

     

     

  • Timisi: 1960’larda radyolarda Şah Hatayi’nin Pir Sultan’ın adı dahi geçmezdi, yasaktı-VİDEO

    Timisi: 1960’larda radyolarda Şah Hatayi’nin Pir Sultan’ın adı dahi geçmezdi, yasaktı-VİDEO

    PİRHA- Türkiye Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Timisi, Cumhuriyet döneminde Alevi örgütlenmesini anlatırken, Alevi dergahlarının kapatılmasına, Aleviliğin, deyişlerin, Şah Hatayi’nin, Pir Sultan’ın adının bile yasaklanmasına değindi. Timisi, “Hacı Bektaş Veli Dergahının açılmasıyla bir çığır açıldı. Toplumun üzerindeki o sinmişlik giderek yavaş yavaş ortadan kalkmaya başladı ve biz bu güzel tarihi görevi yapmış olmanın mutluluğunu yaşadık” dedi.

    Ankara’da PSAKD Yeni Mahalle Şubesi ve Cemevi’nde geçen günlerde “Cumhuriyet tarihinde ilk Alevi örgütlenmesi” başlıklı panelde konuşan Türkiye Birlik Partisi (TBP) Genel Başkanı Mustafa Timisi, Alevilerin yakın tarihine dair önemli değerlendirmelerde bulundu.

    1923 yıllarında Atatürk’ün o dönemin koşullarında laik ve dine dayalı olmayan bir devlet kurduğunu belirten Timisi, “O dönemde Osmanlı’nın politikası gereği her yerde, her köyde bir takım hocalar, erkanlar ve medreseler alabildiğine insanları istismar eden gerici bir yapının içerisindeler. O dönem tekkeler, medreseler ve zaviyeler kapatıldı. Dolayısıyla bu arada bizim de dergahlarımız kapatıldı” dedi.

    Zaman zaman kendilerine “Siz Atatürk’ü çok seviyorsunuz ama Atatürk de sizin tekkelerinizi, dergahlarınızı kapattı” sözleriyle karşılaştıklarını belirten Timisi, “O dönemin koşullarında böyle bir gelişme olmuş ama sonradan öğreniyoruz ki Mustafa Kemal de bilhassa Hacı Bektaş ile  Şahkulu ile Karaca Ahmet ve bu tür büyük dergahlarla ilgili kararını yeniden gözden geçirme gayretine girmiş ama ömrü vefa etmemiş” diye belirtti.

    “HACI BEKTAŞ VELİ DERGAHI İLK DEFA 1964 YILINDA AÇILDI”

    Dergahların kapatıldığı gerçekliği ile birlikte 1964 yılında özellikle Hacı Bektaş Veli Dergahının açılma noktasında gelişmeleri de aktaran Timisi, şunları ifade etti:

    “Dolayısıyla böyle bir kapanma var. İsmet Paşa o dönem Turizm ve Kültür Bakanı olan Ali İhsan Göğüş’ü görevlendiriyor. Ben de bu gelişmeden haberdar oldum. Hacı Bektaş Veli Dergahını restore etmek için bir heyet oluşturmuşlar ben de o heyete katıldım. hakikaten Hacı Bektaş Dergahını gördüğüme üzüldüm. Dergahın etrafı kirlilik ve pislik içinde, terk edilmiş, kimsenin pek fazla bir şey yaptığı yok ve Çelebilerimiz kendi köşelerine çekilmişler. Onlarla çok fazla ilgili değiller. O benim bir üzüntü kaynağım olmuştu. Hacı Bektaş Dergâhı restore edildi, düzenlendi. 16 Ağustos 1964 yılında ilk defa Hacı Bektaş Dergâhı açıldı.”

    Hacı Berktaş Veli Dergahının açılmasına Alevi iş adamlarının, okuyan gençlerin çok sevindikleri ve kendilerini tebrik ettiklerini belirten Mustafa Timisi, “Hacı Bektaş Veli Dergahının açılmasıyla bir çığır açıldı. Toplumun üzerindeki o sinmişlik giderek yavaş yavaş ortadan kalkmaya başladı ve biz bu güzel tarihi görevi yapmış olmanın mutluluğunu yaşadık” dedi.

    “TÜRKİYEDE İLK ALEVİ DERNEĞİ 1963 YILINDA KURULDU”

    Türkiye’de ilk Alevi derneğinin 1963 yılında açıldığını belirten Timisi, “Hacı Bektaş Kültür ve Yardımlaşma Derneği Doktor Ali Haydar Ulusoy tarafından kurulduğu dönemde biz yine Cemal Gürsel’in destekleriyle büyük sinemada Hacı Bektaş gecesi yaptık. Bunlar Türkiye’de ilk olan şeyler. Nasıl bir heyecan… O insanlar, o kadınlarımız, büyüklerimizin gözyaşlarını seyreleyin. Yapılan geceye o devrin sanatçıları ve Hüseyin Çırakman gelmişti. Bugün bize hoş geldiniz erenler/ gecemize hoş geldiniz erenler. O gün bestelendi” diye belirtti.

    “RADYOLARDA ŞAH HATAYİ’NİN, PİR SULTAN’IN ADINI SÖYLEMEK BİLE YASAKTI

    1960 yıllarında televizyonun olmadığını, radyolarda Alevi kelimesinin geçmesinin dahi yasak olduğunu söyleyen Mustafa Timisi “Aleviliğe ait bir deyiş konuşulmazdı. Şah Hatayi’dir, Pir Sultan’dır bunların lafı bile geçmezdi, çünkü yasaktı” dedi.

    Yaşananların bir tarihsel geçmişi olduğuna dikkat çeken Türkiye Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Timisi şöyle devam etti:

    “Osmanlı siyaseten ya da ideolojik olarak Alevi inancına, Alevi toplumuna karşı düşmanca bir tavır içerisinde oldu. Özellikle Çaldıran Savaşı’ndan sonra Anadolu’da müthiş bir Alevi kıyım yaşandı ve bu Cumhuriyete kadar geldi. Bugün de hala o kör zihniyet, o karanlık zihniyet varlığını yer yer zaman buldukça ortaya koyuyor.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • PSAKD Yenimahalle Şubesi’nde, ‘Cumhuriyet tarihinde ilk Alevi örgütlenmesi’ konuşuldu- VİDEO

    PSAKD Yenimahalle Şubesi’nde, ‘Cumhuriyet tarihinde ilk Alevi örgütlenmesi’ konuşuldu- VİDEO

    PİRHA- PSAKD Yeni Mahalle Şubesi ve Cemevi’nde yapılan panelde konuşan Cuma Erçe, kayyım politikaları eleştirerek “Biz kimsenin dilinden, dininden, renginden, cinsiyetinden, dünya görüşünden dolayı horlanmadığı, ötekileştirilmediği, katledilmediği, öldürülmediği bir dünya istiyoruz. Çok ağır bedeller ödeyerek kazandığımız bütün haklarımızı elimizden bir bir almak için çalışan siyasal iktidarla da karşı karşıyayız” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Yenimahalle Şubesi ve Cemevi’nde “Cumhuriyet tarihinde ilk Alevi örgütlenmesi” başlıklı panel gerçekleştirildi. Panel, PSAKD Batıkent Şube Başkanı, eski Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) Ankara Milletvekili Kamil Ateşoğulları’nın moderatörlüğünde, Eski Adalet Bakanı Mehmet Seyfi Oktay, Türkiye Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Timisi’nin katılımıyla yapıldı.

    Panel; Hasan Dede’nin çerağ uyandırması ve gülbengin ardından, PSAKD Disiplin Kurulu Üyesi Kamber Nar’ın söylediği deyiş ve nefesler ile başladı.

    “BEDELLER ÖDEYEREK ALDIĞIMIZ HAKLARIMIZI ELİMİZDEN ALMAYA ÇALIŞAN BİR İKTİDAR İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe panelin açılışında yaptığı konuşmasında, çok tarihi bir buluşma gerçekleştirildiğini vurgu yaparak, “Gerçekten yaşarken değerini bilmediğimiz değerlerin Hakk’a uğurladıktan sonra arkasından ne söylerseniz çok anlamı olmuyor. Bugünlere nasıl geldiğimizi bize anlatacak ya da hatırlatacak olan üstatlarımız burada. Az önce sevgili dedem gülbeng okurken aklıma şu geldi; Aleviler ne ister?  Aslında Aleviler bütün isteklerini bir gülbenge sığdırırlar. Evet biz kimsenin dilinden, dininden, renginden, cinsiyetinden, dünya görüşünden dolayı horlanmadığı, ötekileştirilmediği, katledilmediği, öldürülmediği bir dünya istiyoruz. Bütün börtü böceğin, bütün canlıların özgürce yaşam alanı bulduğu bir dünya istiyoruz. Aslında istediğimiz açıkçası bir Rıza Şehri ama evet çok ağır bedeller ödeyerek kazandığımız bütün haklarımızı elimizden bir bir almak için de çalışan, gecesini gündüzüne katan ve büyük programlar, büyük organizasyonlar geliştiren siyasal iktidarla da karşı karşıyayız” dedi.

    “ALEVİLİĞİ ÖLDÜRMEK İÇİN, ALEVİLİĞE KAYYUM ATADILAR”

    Erçe, iktidarın kayyım politikalarını eleştirerek, “Bugüne kadar uğruna nice bedeller ödeyerek kazandığımız haklarımızı bir bir ellerimizden alıyorlar. Seçme seçilme hakkı kadar kutsal bir hak uğruna nice bedelleri ödeyerek kazandığımız bir hak bugün bir irade tarafından halkın iradesine darbe yapılarak ellerinden alınıyor. Esenyurt’ta başladı, Dersim Merkez’de ve Ovacık’ta devam ediyor. Dolayısıyla Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin genel örgütlülüğü ve Alevi kurumlar adına çok açıkça söylüyorum bu darbe girişimidir, açıktan bir darbedir. Bu halkın iradesine vurulan darbeyi ve darbecileri şiddetle kınıyorum. Dünyanın neresinde olursa olsun halkın iradesine karşı saygısızlık yapanlar ancak diktatörlerdir. Dolayısıyla bir dikta rejimiyle karşı karşıyayız. Sadece seçilmişlerin görevlerine Kayyum atanmıyor, Aleviliğe de bugün Kayyum atadılar. O kadar ileri gittiler ki Kültür Bakanlığı kontrolünde Alevi Bektaşi kültür ve Cemevi Başkanlığı oluşturarak Aleviliği yok etmek, Alevileri öldürmek yetmedi Aleviliği öldürmek için Aleviliğe kayyum atadılar” diye ekledi.

    “65 YILINDA DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI YENİDEN GÖZDEN GEÇİRİLDİ VE BİRTAKIM HAKLAR VERİLDİ”

    Kamil Ateşoğulları ise “Alevilerin örgütlenme sürecini anlayabilmek için 1960’lı yıllara gitmek gerekiyor. 1964’lere Alevi derneklerinin kurulduğunu bilmek gerekiyor. 1963 yılında, 1961 Anayasası hazırlandıktan sonra Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’di. 65 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı yeniden gözden geçirildi ve birtakım haklar verildi. Bu haklar düzenlenirken bir sınıf eklendi o güne kadar din hizmetler sınıfı yoktu, 65 yılında bunu da yaptılar. Bu noktaya gelinceye kadar 64 yılında bir dernek kuruldu bunların işaret fişeği ya da ilk adımı olarak Ankara’da bir olay gerçekleşti. Bunu bilmekte yarar var diye bu paneli bunun üzerine düzenledik” diye konuştu.

    “TOPLUM KENDİSİNE VERİLEN NE GİBİ HAKLARA SAHİP BUNUN FAZLA BİLİNCİNDE DEĞİLDİ”

    Mustafa Timisi, öğrencilik yıllarında Aleviliğe karşı yapılan baskılar karşısında nasıl tutum aldıklarını belirterek, şunları söyledi:

    ” Yıl 1963, İsmet Paşa Başbakan, iktidarda. Bizler öğrencileriz; ben akademide Seyfi Bey Hukuk Fakültesi’nde, diğer arkadaşlarımız Ankara Üniversitesinin çeşitli fakültelerinde okuyan Alevi öğrencileriyiz. Çok fazla birbirimizi tanıyor değildik. İsmet Paşa hükümeti 61 Anayasası’nın getirdiği genişlik içinde,  Diyanet İşleri Teşkilatı’nı, Türkiye’de yaşayan tüm inanç gruplarını özellikle Alevi inanç gruplarını da içine alan yeni bir düzenlemeye gitti.  Diyanet İşleri Teşkilatı ile ilgili bir tasarı hazırlıyor orada ilk defa Mezhepler Müdürlüğü adı altında bir birim oluşturuluyor. Bu birimin içinde de ülkede var olan Şiilik, Alevilik diğer inanç gruplarını da içine alan onların da inançsal algılarını isteklerini karşılayabilecek bir birim kurmak istiyor. Devrin Adalet Bakanı Hayri Mumcuoğlu diye bir zat, Tekirdağ milletvekili. Bu haber basında yer alınca, çok büyük bir fırtına koparıldı. Özellikle gerici çevrelerin de desteğiyle, perde arkasında Diyanet İşleri Teşkilatı’nın da tahrikleriyle ‘ne demek istiyorsunuz, kim bunlar? Aleviler var mı? Ne ihtiyaçları var? Alevilik herhangi bir mezhep mi, itikat mı ?’ gibi böylesi bir takım gerekçeleri ileri sürdüler. Hatta bir yazar, ‘camilerimizde mum söndü mü yaptıralım?’ diyerek bu kadar densiz, ileri düzeyde rahatsız edici suçlamalarda bulundu. O gün bütün basın bunları alabildiğine yaydı. Tabii bu Alevi toplumda rahatsızlık doğurdu. Ama 61 Anayasası’nın belli temel hakları öngörülmüş ama halk ve toplum kendisine verilen ne gibi haklara sahip bunun da fazla bilincinde değildi. Dolayısıyla sessiz ama kızgın üzüntülü bir ses bekliyor.

    “GENÇLER OLARAK BİR ARAYA GELEREK, ALEVİLİKLE İLGİLİ BİR METİN KALEME ALDIK”

    Timisi, gençler olarak bir araya gelerek bir metin kaleme aldıklarının altını çizerek, şunları söyledi:

    “Bizde genç arkadaşlar toplandık kendi aramızda, ‘gidelim meclise onlarla bu konuyu tartışalım, bir hareket çıksın ve buna karşı bu tasarı desteklensin, CHP grubundan birtakım insanlarla görüşelim bu geri çekilmesin’ dedik ve bunun çalışmalarını yaptık.” Ama maalesef bizim büyüklerimiz o zaman ‘bırakın gençler bu böyle gelmiş böyle gider’ dediler. Tabii bu bizi rahatsız etti, bunun üzerine Ankara’da kendi aramızda çeşitli fakültelerdeki ulaşabildiğimiz kadar arkadaşlarımıza ulaştık. Ankara Cebeci’de toplandık ve orada bunu gündeme getirdik. Bizlerin istemlerine cevap verilmesi gerektiğine karar verildi. 12 kişilik bir tertip komite seçtik. Seyfi Bey’e böyle bir görev verdik, o bir çalışma yaptı. Bir araya gelerek bir metin hazırladık ve basına duyurduk. Çok büyük bir ilgi oldu. Özeti şu, Aleviler en az Sünni inanç mensubu yurttaşlarımız kadar haysiyetlerine, iffetlerine düşkün insanlardır. Aleviler insanı esas almıştır ırk, din, dil, renk gözetmeksizin insanı en yüce değer olarak gören bir anlayışın insanıdır. Hoşgörüsü vardır. Yasakları kabullenmez. Öte yandan madem ki eşitiz, eşit yurttaşız en az diğerleri kadar Alevi yurttaşlarımızın da devlet hizmetlerinden yararlanması gerekir. Bunu ve bu zihniyeti kınıyoruz hükümete de sesleniyoruz, bu tasarının arkasında durulsun geri çekilmesin.

    EŞİT YURTTAŞLIK DİYORUZ, O GÜNLERDE BUNUN KAVGASINI VERDİK

    İşte bu Türkiye Cumhuriyeti’nde ve Alevi tarihinde Anadolu’da ilk olaydır.  Örgütlü üniversite gençliği adına bir ilk olaydı. Müthiş bir rahatlama, müthiş bir takdir kazanıldı. Heyecanlandık, Türkiye’nin her tarafından tebrikler aldık. Seyfi Bey de, ben de, arkadaşlarım da bu gelişmelerden sonra bir panel düzenleyerek hocaları, milletvekillerini, avukatlar çağırdık. Mükemmel bir panel oldu. Her konuşan laikliğin ülkede yanlış uygulandığını, Alevilerle ilgili haksızlık yapıldığını, aslında devletin dini olmaması gerektiğini, dinin insani ve kişisel olduğunu, devletin hizmet verilecekse de eşit davranması gerektiğini belirttiler. Bugün herkes kullanıyor ya, ‘eşit yurttaşlık hakkı’ diyoruz, o günlerde biz bunların kavgasını verdik. Basında da müthiş bir kabul gördü.”

    “GENÇLER OLARAK CEMAL GÜRSEL İLE GÖRÜŞTÜK”

    Cemal Gürsel’in kendileri ile görüştüğünü de aktaran Timisi şu bilgileri verdi:

    “Arkasından bir gün Nasır Zeytinoğlu, Cemal Gürsel’in Genel Sekreteri aradı. Cemal Gürsel, 27 Mayıs’ın Başkanı, devlet başkanı bizi köşke çağırdı. Kalktık gittik 4 arkadaş. Cemal Gürsel, ‘çok güzel şeyler yaptınız, mükemmel bir çıkış oldu’ dedi ve biz de kendisine anlattık. O da bize hiç unutmam, ‘Ben Alevi değilim’ dedi. Şu anda birçok kişi Cemal Gürsel’i Alevi olarak bilir. Hayır değil ama, ‘ben Alevi değilim ama askerde gördüm, tanıdım ülkeyi gezdim okudum şu an Alevi düşüncesi içerisindeyim’ dedi. ‘Keşke Yavuz Sultan Selim Sünniliği değil de Alevi olmuş olsaydı bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti dünyanın önde gelen devleti olurdu’ dedi. Tabii biz heyecanlandık, cesaret aldık. Bunun üzerine, ‘Diyanet İşleri Teşkilat yasa tasarısı var, Aleviler olarak bir yaylım ateşi altındayız. Müthiş bir yobaz tehlikesiyle karşı karşıyayız, bununla ilgili gayretinizi bekleriz’ dedik.”

    “ANAYASA MAHKEMESİ’NE TAŞIDIĞIM DAVA SAYISI 74’TÜ”

    İnsanca yaşamanın koşulunun demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olduğunu belirten Mehmet Seyfi Oktay ise şunları söyledi:

    “Tarihe baktığımız zaman, tarihte birkaç çeşit yönetim biçimleri oluşturulmuş. Komünizm oluşmuş, faşizm oluşmuş, demokratik ve değişik sistemler oluşmuş. Bu sistemlere baktığımız zaman, insan onurunu, insan haysiyetini, insanın gelişmesini sağlayacak olan ve onu ön planda tutacak sistem demokratik, laik, sosyal hukuk devletidir bundan vazgeçmemek, bunun peşinde olmamız lazım. Kurtuluşumuz, insanca yaşamımız bunlara bağlı diye düşünüyorum. Milletvekilliği, Adalet Bakanlığı kısmet oldu, nasip oldu görevlendik ve bu görevimiz esnasında Anayasa Mahkemesi’ne taşıdığım dava sayısı 74’tü. 74’ü de iptalle sonuçlandı. 74 tane yasa iptal olmasaydı ne olurdu diye düşündüğümüz zaman demokratik, laik sistem biçimi oluşurdu. Onun için de bu 74 tane davayı Anayasa Mahkemesi’ne taşıyınca düşmanlarım çoğaldı.”

    Panel soru-cevap ile sona erdi.

    PİRHA/ANKARA