PİRHA-CHP’de mahkemenin mutlak butlan kararının ardından yaşanan liderlik tartışması Meclis’e taşındı. Hem Kemal Kılıçdaroğlu hem de Özgür Özel grup toplantısında konuşacağını açıklarken, kürsüye hangi ismin çıkacağı belirsizliğini koruyor. Meclis önünde toplanan binlerce partili ise gelişmeleri yakından takip ediyor.
CHP’de mahkemenin verdiği mutlak butlan kararının ardından yaşanan siyasi gerilim sürüyor. Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu ile görevden alınan Özgür Özel, bugün gerçekleştirilecek grup toplantısında konuşacaklarını açıkladı. Ancak toplantıda kürsüye hangi ismin çıkacağı belirsizliğini koruyor.
MİLLETVEKİLLERİ SALONDA BEKLİYOR
Sabah saatlerinde grup toplantısı öncesinde Özgür Özel’e yakın milletvekilleri toplantının yapılacağı salona girerek beklemeye başladı. Parti içinde yaşanan yetki tartışmasının Meclis’e taşınması dikkat çekti.
KILIÇDAROĞLU MECLİS BAŞKANLIĞI’NA BAŞVURDU
Edinilen bilgilere göre Kemal Kılıçdaroğlu, grup toplantısına ilişkin süreç kapsamında Meclis Başkanlığı’na başvuruda bulundu. Özgür Özel ise daha önce yaptığı açıklamada grup toplantısını kendisinin yöneteceğini ifade etmişti.
MECLİS ÖNÜNDE YOĞUN KATILIM
Grup toplantısı öncesinde Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde her iki ismi destekleyen kalabalıklar toplandı. Halk TV’nin aktardığı bilgilere göre, Kılıçdaroğlu’nu destekleyen yaklaşık bin 400, Özgür Özel’i destekleyen ise yaklaşık 4 bin 400 kişi toplantıyı izlemek amacıyla akreditasyon başvurusunda bulundu.
GÜVENLİK GEREKÇESİYLE GİRİŞLERE İZİN VERİLMEDİ
Yoğun başvuru nedeniyle Meclis çevresinde güvenlik önlemleri artırılırken, güvenlik gerekçesiyle destekçilerin Meclis’e alınmadığı bildirildi.
PİRHA- Fethiye Alevi Cemevi Derneği Genel Sekreteri Zeki Tunca, CHP’deki “mutlak butlan” kararının ardından Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği üzerinden hedef alınmasına tepki gösterdi. Tunca, “Bir insanın kişiliği, inancı, ailesi kutsaldır bunlara asla hakaret edilemez. Bu tür eleştirilere hiç tahammül gösterilmemesi gerekir” diye belirtti.
Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) mahkemenin verdiği “mutlak butlan” kararının ardından Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkanlık görevine gelmesiyle başlayan tartışmalar sürerken, Alevi kimliği üzerinden yapılan eleştiriler de tepki çekmeye devam ediyor.
“KILIÇDAROĞLU’NUN İNANCINA KİMLİĞİNE YAPILAN SALDIRILAR DOĞRU DEĞİL”
Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel merkezine polis marifetiyle girilmesini doğru bulmadığını belirten Tunca, Kemal Kılıçdaroğlu’nun inancıyla ilgili saldırıları da doğru bulmadığını ifade etti.
“HAKARET EDİLEMEZ”
Kemal Kılıçdaroğlu’na inancıyla kimliği ile ilgili nefret suçu işlendiğini vurgulayan Tunca, “Saldıracaksan bir insana siyasi görüşlerinle saldır ama inancına asla saldırma. İnancı ve kimliği ilgili eleştirilere hiç tahammül gösterilmemesi gerekir” diye belirtti.
PİRHA- Yüksek Seçim Kurulu, CHP’nin olağanüstü kurultay ve kongrelerde seçilen yöneticilerin görevlerine devam ettiğinin tespiti istemiyle yaptığı başvuruyu neden reddettiğine ilişkin gerekçeli kararını yayımladı. Kurul, bölge adliye mahkemesi kararlarını denetleme yetkisinin bulunmadığını belirtti.
Yüksek Seçim Kurulu (YSK), CHP’nin “mutlak butlan” kararı sonrasında yaptığı başvurunun reddine ilişkin gerekçeli kararını açıkladı. Kurul, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin verdiği kararların seçim hukukuna ilişkin denetiminin YSK tarafından yapılamayacağını, bu kararların inceleme merciinin Yargıtay olduğunu vurguladı.
YSK: GÖREV ALANIMIZIN DIŞINDA
Gerekçeli kararda, CHP tarafından yapılan başvurunun özünde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin 21 Mayıs 2026 tarihli kararının denetlenmesini amaçladığı belirtildi. YSK, seçim kurullarının kararlarını inceleme yetkisine sahip olduğunu ancak hukuk mahkemelerinin verdiği kararları değerlendirme veya bozma yetkisinin bulunmadığını ifade etti.
Kurul, Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine atıf yaparak bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı başvurulabilecek merciin Yargıtay olduğunu kaydetti.
Kararda ayrıca, CHP’nin başvurusunun “tam kanunsuzluk” iddiasına dayandırıldığı ancak bu yolun yalnızca il ve ilçe seçim kurullarının kararlarının denetlenmesi amacıyla kullanılabileceği belirtildi. YSK, bölge adliye mahkemelerinin kararlarının bu kapsamda değerlendirilemeyeceğini vurguladı.
Kurul, 2025 yılında gerçekleştirilen CHP kurultayları ve il kongrelerinde seçilen delegeler ile yöneticilere verilen mazbataların geçerliliğinin tespit edilmesine yönelik talebin de kendi görev alanı dışında kaldığını ifade etti.
CHP NE TALEP ETMİŞTİ?
CHP, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin verdiği “mutlak butlan” kararının hukuken uygulanamayacağını savunarak YSK’ye başvurmuştu. Başvuruda, 2025 yılında yapılan olağanüstü kurultay ve kongreler sonucunda seçilen yöneticilere verilen mazbataların geçerli olduğunun tespit edilmesi ve seçilmiş organların görevlerine devam ettiğinin belirlenmesi talep edilmişti.
YSK, söz konusu başvuruyu 22 Mayıs’ta reddetmişti.
DAHA ÖNCE DE YETKİSİZLİK VURGUSU YAPILMIŞTI
YSK Başkanı Serdar Mutta da daha önce yaptığı açıklamada, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Kurula gönderilen yazıya ilişkin olarak, hukuk mahkemelerinin kararlarının uygulanması konusunda YSK’ye Anayasa ve yasalarla verilmiş bir görev bulunmadığını belirtmişti. Bu nedenle ilgili yazının herhangi bir işlem yapılmaksızın gönderildiği yere iade edildiği açıklanmıştı.
Gerekçeli kararla birlikte YSK, CHP’nin başvurusunu reddederken dayandığı hukuki gerekçeleri de kamuoyuyla paylaşmış oldu.
PİRHA- Araştırmacı-yazar Kazım Gündoğan, Türkiye’de ve Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerin küresel güç dengelerindeki değişimden bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirterek, bölgede yeni bir rejim inşasının hedeflendiğini kaydetti. Gündoğan, CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “bir proje” olduğunu savunarak, “Mesele Kılıçdaroğlu’nun Aleviliği değil. O bir devlet aklının ve yüklendiği görevin gereğini yerine getiriyor” dedi.
Araştırmacı-yazar Kazım Gündoğan, Türkiye’de Kürt sorunu ekseninde yürütülen tartışmalar ve bölgedeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gündoğan, Türkiye’de ve Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerin yalnızca yerel dinamiklerle açıklanamayacağını belirterek, sürecin uluslararası boyutlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Sürecin hangi dinamikler üzerinden yürüdüğünün ve nereye evrileceğinin henüz net olmadığını belirten Gündoğan, buna karşın dünyada ve bölgede eski dengelerin çöktüğünün açık biçimde görüldüğünü ifade etti.
“DÜNYA DÜZENİ DENGELERİ YERLE BİR OLUYOR”
Dünyada siyasal, hukuksal ve ekonomik dengelerin değiştiğini söyleyen Gündoğan, “Gerek dünyada gerekse bölgede ve Türkiye’de eski dünya düzeni dengeleri siyasal olarak, hukuksal olarak, ekonomik olarak hepsi yerle bir oluyor, değişiyor” dedi.
Uluslararası kurumların işlevsiz hale geldiğini savunan Gündoğan, “Ne Birleşmiş Milletler’in, ne NATO’nun, ne başka uluslararası hukuk ve siyasi mekanizmaların hiçbiri yerinde duramıyor. Artık işlevsiz kalmış durumdalar” ifadelerini kullandı.
“ÇETE VE MAFYATİK BİR DEVLET DÜZENİ ORTAYA ÇIKARILIYOR”
Ortadoğu’da yüz yıl önce kurulan düzenin dağıldığını belirten Gündoğan, bölgede ulus devletlerin tasfiye edildiğini kaydetti. Irak, Suriye ve Libya örneklerini hatırlatan Gündoğan, “Klasik burjuva devlet geleneğinin parçalanması ve onun yerine daha çok çete ve mafyatik bir devlet düzeninin ortaya çıkarılması söz konusu” diye konuştu.
Benzer bir modelin Türkiye için de düşünüldüğünü savunan Gündoğan, bunun bir varsayım değil, mevcut gelişmelerden okunabilen bir durum olduğunu söyledi.
Türkiye’de eski devlet yapısının tasfiye edildiğini kaydeden Gündoğan, “Türkiye’de eski rejimin çarpık da olsa laik burjuva devlet aygıtının parçalanması ve yeni bir devlet düzeninin kurulması hedefleniyor” dedi.
Gündoğan, küresel güçlerin liberal devlet anlayışından uzaklaştığını ifade ederek, “Tek adamı yönetmek ve yönlendirmek çok daha kolay olduğu için tek adam rejimlerine ihtiyaç duyuluyor” değerlendirmesinde bulundu.
Kürt sorunu bağlamında yürütülen politikalara da değinen Gündoğan, yüz yıllık devlet politikalarının Kürtlerin uluslaşmasını engellemeye dönük olduğunu söyledi. Demokratik Kürt Hareketi’nin mücadelesiyle bu engellerin büyük ölçüde aşıldığını belirten Gündoğan, bugün ise Kürtlerin statü kazanmasını engellemeye yönelik yeni bir strateji izlendiğini savundu.
“Türkiye bütün oyunlarıyla Kürtlerin bir statü kazanmasını engelleme stratejisi izliyor” diyen Gündoğan, devlet ile Abdullah Öcalan arasında yürütülen görüşmelerin kamuoyuna yeterince yansımadığını da ifade etti.
“SAVAŞIN BİTMESİ HEPİMİZİN ARZUSU”
Sürece ilişkin bütün eleştirilerine rağmen barış talebinin önemine dikkat çeken Gündoğan, “Savaşın bitmesi, bir barış sürecinin gerçekleşmesi hepimizin arzusu” dedi.
Demokratik hak ve özgürlüklerin yalnızca Kürtler için değil tüm toplum için gerekli olduğunu belirtti.
“KILIÇDAROĞLU BİR PROJEYDİ”
Konuşmasının devamında CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gündoğan, Kılıçdaroğlu’nun belirli bir devlet projesinin parçası olduğunu söyledi.
2019 yılında bu konuda yazı yazdığını hatırlatan Gündoğan, “Kılıçdaroğlu bir proje. Tayyip Erdoğan’a yüklenen misyonun benzerinin Kılıçdaroğlu’na da yüklendiğini düşünüyorum” dedi.
Selahattin Demirtaş’ın dokunulmazlığının kaldırılması ve Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığı gibi gelişmelerin de bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
“MEVCUT REJİMİN ÖNÜNDEKİ ENGEL YENİ TABLOYDU”
Ekrem İmamoğlu ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ortaya çıkardığı yeni siyasi tablonun beklenmedik bir gelişme olduğunu söyleyen Gündoğan, bunun mevcut rejim değişikliği planlarının önünde engel oluşturduğunu ifade etti.
Türkiye’nin Ortadoğu tipi yönetim modellerine uyumlu hale getirilmek istendiğini belirten Gündoğan, Kılıçdaroğlu’nun da bu süreçte rol üstlendiğini belirtti.
“MESELE KILIÇDAROĞLU’NUN ALEVİLİĞİ DEĞİL”
Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği nedeniyle hedef alınmasına karşı çıktığını belirten Gündoğan, eleştirilerinin kimliğine değil siyasi tutumuna yönelik olduğunu ifade etti.
Kılıçdaroğlu’nun Alevilerin kamusal hakları konusunda olumlu bir rol oynamadığını belirten Gündoğan, “Kılıçdaroğlu zaten hiçbir zaman ‘Ben Aleviyim’ diyerek Alevi inancını ya da Alevilerin kamusal haklarını savunan bir siyaset yürütmedi. Tam tersine Alevilerin önüne bariyerler çeken, onları oyalayan bir devlet adamı profiliyle karşı karşıyayız” dedi.
Alevi kimliği üzerinden yürütülen aşağılayıcı ve dışlayıcı söylemlere karşı olduklarını vurgulayan Gündoğan, “Kılıçdaroğlu’nun Aleviliğine yönelik saldırılar, ötekileştirme ve nefret dili elbette karşı çıkılması gereken şeylerdir. Ancak mesele Kılıçdaroğlu’nun Aleviliği, hırsı ya da intikamcılığı değildir” ifadelerini kullandı.
Gündoğan, Kılıçdaroğlu’nun belirli bir devlet politikası doğrultusunda hareket ettiğini kaydederek, “O bir devlet aklının ve yüklendiği görevin gereğini yerine getiriyor. Meseleye böyle bakılması gerekiyor” diye konuştu.
“ORTAK BİR CEPHEYLE BU YENİ REJİMİN İNŞASI DURDURULMALI”
Konuşmasının sonunda demokratik ve laik bir gelecek vurgusu yapan Gündoğan, Kürtlerin, Alevilerin, sosyalistlerin ve tüm emek güçlerinin ortak mücadele yürütmesi gerektiğini söyledi.
“Ortak bir cepheyle bu yeni rejimin inşasını durdurmaları gerekiyor” diyen Gündoğan, aksi halde ülkenin daha karanlık bir sürece sürükleneceğini kaydetti.
PİRHA- Emek ve Demokrasi Platformu, Gezi Direnişi’nin 13. yılında yaptığı açıklamada Gezi’nin demokrasi, özgürlük ve dayanışma mirasının sürdüğünü vurguladı.
Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Gezi Direnişi’nin 13. yılı dolayısıyla düzenlediği basın açıklamasında demokrasi, adalet ve halk iradesi vurgusu yaptı. Platform adına açıklamayı İsmail Oğuz okudu.
Açıklamada, Gezi Direnişi sırasında yaşamını yitiren yurttaşlar anılırken, Gezi’nin yalnızca bir parkı savunma mücadelesi olmadığı belirtilerek, halkın özgürlük, demokrasi ve adalet taleplerinin güçlü bir ifadesi olduğu vurgulandı.
“GEZİ DİRENİŞİ YALNIZCA BİR PARKI SAVUNMAK DEĞİL”
Açıklamada, “Gezi, gençlerin umutla kurduğu gelecekti, kadınların yaşam mücadelesiydi, emekçilerin adalet arayışıydı, bilimden, laiklikten ve demokrasiden yana olan milyonların ortak itirazıydı” denilerek, direnişin farklı toplumsal kesimleri ortak demokratik talepler etrafında buluşturduğu belirtildi.
Platform açıklamasında, ülkede hukuk devleti ilkelerinin zayıflatıldığı savunularak, ifade özgürlüğünün baskı altına alındığı, seçilmişlerin görevden uzaklaştırıldığı ve gençler, gazeteciler ile hak arayan yurttaşların susturulmak istendiği ifade edildi.
Gezi Davası’na da değinilen açıklamada, “Aradan geçen 13 yılda siyasi iktidar, Gezi’nin meşru ve demokratik taleplerini bastırmak amacıyla baskı ve sindirme politikalarını derinleştirmiş; Gezi Davası ise hukukun değil siyasal hesaplaşmanın aracı haline getirilmiştir” denildi.
Açıklamada, Gezi’nin ortaya çıkardığı dayanışma ruhunun demokrasi mücadelesi içinde yaşamaya devam ettiği belirtilerek, gençlerin, işçilerin, kadınların ve yaşam alanlarını savunan yurttaşların mücadelesinde Gezi’nin izlerinin sürdüğü ifade edildi.
Platform, Gezi’nin eşitlik, özgürlük ve dayanışma taleplerinin toplumsal mücadelelerde yaşamaya devam ettiğini vurguladı.
“YAŞANANLAR HERHANGİ BİR PARTİ İÇİ MESELE DEĞİL”
Açıklamada, son dönemde CHP’ye yönelik yargı süreçleri ve müdahalelere dikkat çekildi. Halkın seçme ve seçilme hakkına yönelik saldırılar yaşandığı belirtilerek, bunun herhangi bir parti içi mesele olarak değerlendirilemeyeceği ifade edildi.
Açıklamada, yerel seçimlerde ortaya çıkan halk iradesini kabul etmeyen anlayışın önce seçilmiş belediye başkanlarını, siyasetçileri ve muhalif toplumsal kesimleri hedef aldığı kaydedilerek, “Cumhuriyet Halk Partisi’ne dönük mutlak butlan davası ve bugün parti binasına emniyet güçleri eliyle zorla girilmesi, Türkiye’de demokratik siyaset alanını bütünüyle tasfiye etmeye dönük daha büyük bir kuşatmanın parçasıdır” ifadelerine yer verildi.
PİRHA- CHP’nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM’de CHP Merkez Yönetim Kurulu’nu (MYK) topladı.
CHP’nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM Grup Yönetim Kurulu Toplantı Salonu’nda MYK üyeleriyle bir araya geldi.
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, toplantı öncesinde basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Emir, salı günü Meclis’te yapılması planlanan Grup Toplantısına ilişkin, “Yönetmeliğimize, tüzüğümüze ve Meclis teamüllerine göre Grup Yönetim Kurulu, Grup Genel Kurul toplantısının saatini belirler, gündemini ve zamanını belirler ve yapar. Bu yasal zemin 100 yıllık partide ben kendimi bildim bileli var. Önümüzdeki salının daha önceki salılardan bir farkı yoktur” dedi.
“BİZİM AÇIMIZDAN TARTIŞMAYA YER YOK”
Emir, mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevine atanan Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Özgür Özel’in Grup Başkanı seçilmesine ilişkin itiraz dilekçesiyle ilgili de “O başvurunun içeriğini bilmiyorum, değerlendirmeye fırsatım olmadı ama 100 yıllık partinin buradaki geleneği, tüzüğüdür. Buna baktığınız zaman durum son derece açık; bu nedenle bizim açımızdan bir tartışmaya yer yok” diye konuştu.
“BAYATLAMIŞ VE ESKİMİŞ İFTİRALAR”
Emir, kendisine yöneltilen ‘Kılıçdaroğlu dün FETÖ ve ajanlık tartışması dile getirdi. Nasıl değerlendiriyorsunuz’ sorusu üzerine de “Partimizde bununla ilgili suçlamaya muhatap olacak hiç kimse olmamıştır. Bu tartışmalar, bu iftiralar öteden beri Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na ve onun çalışma ekibine o kesimler tarafından yapılagelmiş, bildiğimiz, bayatlamış ve eskimiş iftiralardır. Bunlar üzerinden tartışmayı başka noktalara çekmek olanaklı değildir. Burada sandığına sahip çıkan, milletin iradesine sahip çıkan, hukuku arayan, kurultay isteyen ve partiyi ancak partililerin seçtiği kadroların yöneteceğine inanan yapılar var. Onlarla Saray’ın CHP’sini yaratmaya çalışanlar arasındaki bir mücadele” dedi.
PİRHA- Kemal Kılıçdaroğlu’nun Parti Meclisi listesinde yer alan eski CHP Milletvekili Mehmet Tüm, yeni oluşturulacak MYK’da görev almayacağını açıkladı. Partide yaşanan ayrışmaların demokrasi mücadelesine zarar verdiğini belirten Tüm, CHP yönetimine kurultay çağrısında bulundu.
CHP’de Özgür Özel’in genel başkan seçildiği kurultayların ‘mutlak butlan’ kararıyla iptal edilmesiyle birlikte göreve iadesine karar verilen Parti Meclisinde (PM) yer alan eski CHP Milletvekili Mehmet Tüm‘den sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yaptı.
“OLUŞTURULACAK YENİ MYK’DA VEYA HERHANGİ BİR GÖREVLENDİRMEDE YER ALMAM MÜMKÜN DEĞİLDİR”
Yaklaşık 35 yıldır sosyal demokrasinin, örgütlü mücadelenin ve parti içi demokrasinin savunucusu olduğunu belirten Mehmet Tüm, siyasi yaşamı boyunca “hiçbir zaman herhangi bir grubun, hizbin ya da kişinin siyasetçisi olmadığını” ifade etti.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendisine siyasal yaşamının en büyük onurlarını yaşattığını belirten Tüm, önseçimden çıkarak milletvekili olduğunu, dört ayrı kurultayda ise “hiçbir listenin parçası olmadan delegelerin özgür iradesiyle Parti Meclisi’ne seçildiğini” söyledi.
Partide yaşanan ayrışmaların tarafı olacak herhangi bir pozisyonda bulunmayı doğru bulmadığını vurgulayan Tüm, “Bu nedenle oluşturulacak yeni MYK’da veya herhangi bir görevlendirmede yer almam mümkün değildir. Çünkü bugün ihtiyaç duyulan şey yeni makamlar değil, ortak aklı, dayanışmayı ve birlik ruhunu yeniden inşa etmektir” dedi.
“PARTİMİZ, İÇ TARTIŞMALARIN GÖLGESİNDE CİDDİ BİR AYRIŞMA YAŞAMAKTADIR”
CHP’nin en zor dönemlerinde dahi temel kaygılarının partinin kurumsal kimliğini ve toplumsal muhalefetin umudunu korumak olduğunu belirten Tüm, bugün gelinen noktada yaşanan tabloya dikkat çekti.
Tüm açıklamasında, “Ancak bugün geldiğimiz noktada partimiz, iç tartışmaların gölgesinde ciddi bir ayrışma yaşamaktadır. Bu durum yalnızca partimize değil, Türkiye’nin demokrasi mücadelesine de zarar vermektedir” ifadelerini kullandı.
“KUTUPLAŞMAYI DEĞİL BİRLİĞİ BÜYÜTMELİDİR”
CHP’nin bütün bileşenlerinin ortak mücadele zemininde buluşması gerektiğini vurgulayan Tüm, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin bütün bileşenleri ortak mücadele zemininde buluşmalı, kutuplaşmayı değil birliği büyütmelidir” dedi.
Halkın beklentisinin kendi sorunlarına çözüm üreten, güven veren ve iktidar hedefini büyüten güçlü bir CHP olduğunu belirten Tüm, parti içindeki tartışmaların demokratik yöntemlerle çözülmesi gerektiğini ifade etti.
Açıklamasının sonunda kurultay çağrısı yapan Mehmet Tüm, “Bu nedenle partimiz vakit kaybetmeden kurultay sürecini işletmeli, örgütün iradesine başvurmalı ve tüm tartışmaları demokratik zeminde sonuçlandırmalıdır.Çünkü CHP’nin gerçek sahibi örgütüdür, üyeleridir ve ona gönül veren milyonlardır” dedi.
PİRHA- CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin verilen “mutlak butlan” kararına yönelik tepkiler sürerken, 262 edebiyatçı ortak bir bildiri yayımladı. Bildiride, kararın halk iradesine ve demokratik haklara müdahale anlamına geldiği belirtilerek, “Kayyım rejimine hayır” çağrısı yapıldı.
Ortak açıklamada, son dönemde seçilmişlere yönelik müdahalelerin arttığına dikkat çekilerek, seçme ve seçilme hakkını zedeleyen uygulamalara karşı çıkıldı. Edebiyatçılar, yargı kararları üzerinden siyasi alanın yeniden şekillendirilmeye çalışıldığını savunarak, bunun demokratik yaşam açısından ciddi sonuçlar doğuracağı uyarısında bulundu.
Bildiride, “Türkiye’nin edebiyatçıları olarak halkın iradesini, seçme ve seçilme hakkını yok sayan sistematik hukuksuzluklara itiraz ediyoruz” denildi. Açıklamada ayrıca özgür iradeyi, adalet duygusunu ve demokratik değerleri hedef aldığı belirtilen uygulamaların kabul edilemez olduğu vurgulandı.
Demokratik bir Türkiye için mücadele çağrısının yer aldığı metinde, hukukun üstünlüğünün esas alınması gerektiği belirtilerek, kamuoyu “tarihin doğru ve vicdanlı tarafında durmaya” davet edildi.
PİRHA – Karşıyaka Emek Demokrasi Platformu, CHP’ye yönelik ‘Mutlak Butlan’ kararına karşı yaptıkları açıklamada, Türkiye’nin partiler mezarlığı halne dönüştüğüne dikkat çekerek, atamış yönetimi kabul etmediklerini belirtti.
Karşıyaka Emek Demokrasi Platformu üyeleri, “Adalet ve demokrasi için bir aradayız” şiarıyla Karşıyaka İZBAN İstasyonu önünde bir araya geldi. ‘Kayyum darbedir darbeye hayır’ ‘Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz’ ‘Birleşe birleşe kazanacağız’ sloganlarıya İZBAN’dan Karşıya çarşıya yürüdü.
CHP’ye yönelik ‘Mutlak Butlan’ kararına karşı Karşıyaka çarşıda yapılan açıklamayı Karşıyaka Emek ve Demokrasi Platformu adına Eğitim Sen İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Zeliha Danyeli okudu.
“BU ÜLKEDE MİLLETVEKİLERİ CEAEVİNDE”
Ülkede yaşanan anti demokratik uygulamalara dikkat çeken Danyeli, CHP’ye yönelik uygulanan mutlak butlan kararını eleştirerek Türkiye’nin bir partiler mezarlığına dönüştüğünü söyledi.
Danyeli, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Geçmişte sol ve sağ anlayıştan, Kürt hareketinden birçok parti kapatıldı. Yakın tarihten TİP ‘ ten MSP’ye HEP’ten DTP’ye kadar giden parti kapatma pratiği bu rejimin gelenekselleşmiş anti demokratik davranışıdır. Unutmayalım ki bu ülkede milletvekilleri cezaevlerine atıldı, HDP kapatma davası hala devam etmektedir. Fakat bu son süreçte ana muhalefet partisine uygulananlar, klasik devlet pratiğinin yargıyı araçsallaştırarak, dizayn etme saldırısıdır. YSK’nin tavrı/aldığı karar seçimlerin nasıl geçeceğinin de bir göstergesidir. Bu durum demokratik her kurum, siyasi parti ve STK’lerin kurumsal varlıklarını tehlikeye düşürür, onları nesneleştirir.”
“ATANMIŞ YÖNETİMİ MUHATAP ALMIYORUZ”
21 Mayıs 2026 tarihinde Ankara Bölge İdare Mahkemesince verilen “mutlak butlan” kararıyla seçilmiş yönetimin görevden alınmasının hukuksuz olduğunu belirten Danyeli, “Bu hukuksuzluk iktidarın demokrasi ve emek alanına yargı yoluyla yaptığı çok sayıda darbe uygulamasından biridir. Mahkeme kararı ile, hem seçim yargısının yetki alanına girmiş, hem zaman olarak kısıtlamaları bulunan seçim hukukundaki gün kısıtlarına uymamış ve kararı yıllar sonra vermiştir” dedi.
İktidar ve çevresinin yayın organlarınca CHP içi bir iktidar savaşı olarak yansıtıldığını ancak bunun seçme ve seçilme hakkına müdahale olduğunu kaydeden Danyeli, “Bu hukuksuz ve anti demokratik “mutlak butlan “ darbesinin , tarihsel tüm ilerici, aydınlanmacı, devrimci, demokratik mücadele ve haklarımıza karşı bir saldırgan ve yok etmeye yönelik müdahale olduğunu görüyoruz. Başta bu işin öznesi olan Cumhuriyet Halk Partisinin seçilmiş yönetimine desteklerimizi açıklıyor. Atanmış bir yönetimi muhatap olarak kabul etmeyeceğimizi belirtiyoruz” diye konuştu.
Açıklamada hukuksuzluklara ve darbeye karşı mücadele çağrısı yapıldı.
PİRHA – İskenderun Emek ve Demokrasi Platformu, CHP Kurultayı’na ilişkin verilen “mutlak butlan” kararına karşı Güvercinli Park’ta basın açıklaması gerçekleştirdi. Platform adına açıklamayı okuyan Mustafa Çankaya, “Mesele yalnızca bir partinin iç meselesi değildir. Mesele; halkın sandıkta ortaya koyduğu iradenin korunup korunmayacağı meselesidir” dedi.
“YARGININ GÖREVİ SİYASETİ DİZAYN ETMEK DEĞİL, ADALETİ SAĞLAMAKTIR”
Güvercinli Park’ta bir araya gelen İskenderun Emek ve Demokrasi Platformu, “Adalet ve Demokrasi İçin Omuz Omuza! Halkın İradesine, Hukuka ve Demokratik Değerlere Sahip Çıkacağız!”diyerek tepkilerini dile getirdi.
Eylemde konuşan Mustafa Çankaya, Türkiye’nin yargı üzerinden şekillendirilmeye çalışıldığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye, demokrasiye, hukuk devletine ve halkın iradesine yönelik ağır bir müdahale sürecinden geçmektedir. İktidarın son dönemde yargı üzerinden siyaset alanını şekillendirmeye dönük girişimleri, yalnızca hukuk sistemini değil; toplumsal vicdanı ve demokratik yaşamı da derinden sarsmaktadır. CHP Kurultayı’na ilişkin verilen ‘mutlak butlan’ kararı; hukuki dayanağı, yetki sınırları ve demokratik meşruiyeti açısından kamuoyunda ciddi kaygılar yaratmıştır. Çünkü mesele yalnızca bir partinin iç meselesi değildir. Mesele; halkın sandıkta ortaya koyduğu iradenin korunup korunmayacağı meselesidir.”
Çankaya, yargının araçsallaştırılmasına tepki göstererek şöyle devam etti:
“Yargının görevi siyaseti dizayn etmek değil; adaleti sağlamaktır. Yargı süreçlerinin siyasal rekabetin aracı haline getirilmesi, toplumsal muhalefeti baskılamanın bir yöntemi olarak kullanılması; hukuka olan güveni zedeler, toplumsal barışı yaralar ve demokratik kurumların meşruiyetini aşındırır. Bugün yaşananlar karşısında sessiz kalmak; hukuksuzluğun, keyfiliğin ve antidemokratik uygulamaların olağanlaşmasına razı olmak demektir.”
“HALKIN İRADESİNİ SAVUNANLARLA YOL ARKADAŞLIĞI YAPACAĞIZ”
Demokratik hakların ve halk iradesinin her koşulda savunulacağını vurgulayan Çankaya, dayanışma çağrısında bulundu:
“Bizler İskenderun Emek ve Demokrasi Platformu olarak; seçme ve seçilme hakkının, halk iradesinin, temel hak ve özgürlüklerin, demokratik temsilin ve hukuk devletinin kararlılıkla savunulacağını bir kez daha ilan ediyoruz. Bizler; halkın iradesini tartışmalı hale getiren anlayışlarla değil, demokrasiye inanan, yönünü özgürlüğe, eşitliğe ve halk egemenliğine çevirmiş olanlarla yan yana duracağız.”
“BİRLEŞİK MÜCADELEYİ BÜYÜTMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Açıklamanın son bölümünde baskılara karşı geri adım atılmayacağı ve ortak mücadelenin büyütüleceği vurgulandı:
“Hiç kimse bu ülkenin gençlerini umutsuzluğa, emekçilerini çaresizliğe, halkını ise suskunluğa mahkûm edemez. Bu ülkenin insanları; eşit, özgür, adil ve onurlu bir yaşamı fazlasıyla hak etmektedir. Bu nedenle; adalet için, demokrasi için, özgürlük için, eşit yurttaşlık için, barış ve kardeşlik için; birleşik mücadeleyi büyütmeye, dayanışmayı güçlendirmeye ve halkın iradesine sahip çıkmaya devam edeceğiz. Gün; demokrasiye sahip çıkma günüdür. Yaşasın halkın iradesi! Yaşasın demokrasi ve adalet mücadelemiz!”
PİRHA- DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı ile 21. Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan davada verilen “tedbirli mutlak butlan” kararının hukuka aykırı bir karar olduğunu ifade ederek, “Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu’na göre bu karar bir yetki aşımını da ortaya koyuyor” dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, güncel gelişmelere ilişkin parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi.
Ayşegül Doğan, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı ile 21. Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan davada verilen “tedbirli mutlak butlan” kararının hukuka aykırı bir karar olduğunu ifade ederek, “Seçime ve siyasi partilere ilişkin, hepinizin artık malumu, Anayasa’da özel düzenlemeler var. Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu’na göre bu karar bir yetki aşımını da ortaya koyuyor’ dedi.
Ayşegül Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“DEM Parti olarak ilkesel tutumumuz, dün olduğu gibi bugün de demokratik siyasete dönük saldırılara karşı halk iradesinin yanında yer almaktır. Mesele Türkiye’nin demokrasi meselesi. Eğer bugün ana muhalefetin yönetimine yargı eliyle müdahale edilebiliyorsa, yarın herhangi bir siyasi partinin akıbetine de yargı eliyle müdahale edilebilir demektir. Eğer bugün ana muhalefetin yönetimine yargı eliyle müdahale edilebiliyorsa, yarın herhangi bir siyasi partinin akıbetine de yargı eliyle müdahale edilebilir demektir. Yarın herhangi bir belediyenin de aynı şekilde geleceğine, yapacaklarına, kararlarına müdahale edilebilir demektir. Halk iradesi doğrudan müdahaleye açık hâle getiriliyor.
Kararın Türkiye’nin demokratik geleceğine dönük doğrudan bir müdahale olduğunu düşünüyoruz. Meselenin sadece CHP’nin iç meselesi gibi görülmemesi gerekiyor. Kararın Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni gölgelemeye dönük bir adım aynı zamanda. Bu kararın demokratik siyaset alanına dönük bir karar olduğunu söylemek istiyorum. Sürecin tam ortasında 19 Mart operasyonları gerçekleştirildi. Şimdi de yasal düzenlemeleri tartışmaya, hatta eşiğine geldiğini düşündüğümüz bir zamanda bu karar, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni gölgelemeye dönük bir adım olarak görüyoruz. Yargı siyasi alanı düzenlemenin aracı olmamalı.
İlk andan itibaren CHP ile dayanışmamızı ilettik. İzliyoruz, takipteyiz, değerlendiriyoruz. Tarafımız, hukuk, adalet ve demokrasiden yana.”
Ayşegül Doğan, DEM Parti İmralı Heyeti’nin, pazar günü Abdullah Öcalan ile İmralı’da bir görüşme gerçekleştireceğini de paylaştı.
PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Merkezi, yayınladığı basın açıklamasında kayyum atamaları, tutuklamalar ve yargı eliyle siyasetin dizayn edilmeye çalışılmasına sert tepki göstererek, yaşananları “demokrasiye vurulmuş büyük bir darbe” olarak nitelendirdi.
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Merkezi, Türkiye’deki son siyasi ve hukuki gelişmelere ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. CHP’nin 38. Olağan Seçimli Kurultayı sonrası yerel seçimlerde yaşananların ardından muhalefete yönelik adımların eleştirildiği açıklamada; kayyum atamaları, belediye başkanları, gazeteciler ve öğrencilerin tutuklanması ile devam eden hukuki süreçlere yönelik tepkiler dile getirildi. Vakıf yönetimi, adalet ve demokrasiye olan güvenin yitirilmesinin toplumsal barışı tehdit ettiğini vurguladı.
“SEÇMEN İRADESİNİN GASBEDİLMESİNİ KABUL ETMİYORUZ”
Açıklamada, yerel seçimlerin ardından kaybedilen belediyelere kayyum atanması ve seçilmiş yöneticilerin, öğrencilerin, gazetecilerin, sendikacıların tutuklanması eleştirilerek şu ifadelere yer verildi:
“Dava sonuçlanmadan tedbirli mutlak butlan kararı girişimlerini, bir partinin üyelerinin verdiği kararı yok saymasını kabul etmiyoruz. Yargı eliyle halkın iradesini hiçe sayarak siyasete yön vermeye çalışan, seçimleri ve sandığı kabul etmeyen bu hukuksuz durum demokrasimize vurulmuş çok büyük bir darbedir.”
DEMOKRASİ, HUKUK DEVLETİ VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ VURGUSU
Gerçek bir demokrasinin inşası için adil seçimlerin yanı sıra ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, hukukun üstünlüğü ve kuvvetler ayrılığı ilkelerinin şart olduğu hatırlatılan metinde, Ortadoğu’daki savaşların gölgesinde Türkiye’nin demokrasi geleneğinin heba edilmemesi gerektiği belirtildi. Bu mücadelenin sadece tek bir siyasi partinin değil; sandık iradesinin, hukuk devletinin ve tüm Türkiye demokrasisinin meselesi olduğu ifade edildi.
“BU YANLIŞTAN ACİLEN DÖNÜLMELİDİR”
Henüz sonuçlanmamış davalar üzerinden siyasi sonuçlar doğuracak kararlar alınmasının kabul edilemez olduğunun altını çizen Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, açıklamasını şu çağrıyla sonlandırdı:
Hukuksuz uygulamalara bir an önce son verilmelidir.
Ülkemizi istikrarsızlığa, kutuplaşmaya ve demokrasi krizine sürükleyecek bu yanlıştan acilen dönülmelidir.
Demokrasiye, sandığa ve hukuk devletine sahip çıkmak; yalnızca bir siyasi partiyi değil, Türkiye’nin ortak geleceğini, toplumsal barışını ve seçmen iradesini savunmaktır.
Hak, hukuk ve halk iradesinin yanında durmak, yalnızca siyasal bir tavır değil, toplumsal vicdanın gereğidir.
PİRHA- CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve Kemal Kılıçdaroğlu telefonda görüştü.
CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı’na ilişkin verilen “Mutlak Butlan” kararının ardından, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu arasında ilk temas gerçekleşti.
YSK’nın kararı sonrası Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasında kısa bir telefon görüşmesi gerçekleştirildi.
Gazetecilere açıklamalarda bulunan Kılıçdaroğlu’nun basın danışmanı Atakan Sönmez, “Karşılıklı aramalar oldu, az önce bu görüşme gerçekleşti. Görüşmede Sayın Kılıçdaroğlu, en uygun zamanda partiyi kurultaya götürme niyetinde olduğunu Özgür Özel’e söyledi.” dedi.
Görüşme sonrası açıklamalarda bulunan Atakan Sönmez şu ifadeleri kullandı:
“Az önce Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel görüştü, görüşmede Kılıçdaroğlu en uygun zamanda partiyi kurultaya götüreceğini ifade etti. Özel, arkadaşlarıyla bunu değerlendirdikten sonra dönüş yapacağını ifade etti. Henüz bir takvim yok. Yüz yüze görüşmeyle ilgili henüz bir karar yok. Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı ve Devlet Bahçeli ile görüşmesi söz konusu değil.”
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ncı Hukuk Dairesi’nin CHP kurultayına ilişkin verdiği kararın ardından gözler parti yönetimi ile Kemal Kılıçdaroğlu arasında kurulacak olası temaslara çevrilmişti.
Özgür Özel, daha önce yaptığı açıklamada Kılıçdaroğlu’nun kendisini aradığını ancak henüz görüşemediklerini belirterek, “Kılıçdaroğlu’na dönüş yaptım ancak telefonu kapalıydı. Telefonu açık olursa ya da o ararsa görüşürüz” ifadelerini kullanmıştı.
PİRHA- YSK, CHP’nin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin “mutlak butlan” kararına karşı yaptığı başvuruyu oy birliğiyle reddetti. YSK Başkanı Serdar Mutta, kurulun mahkeme kararlarını uygulama yetkisinin bulunmadığını açıkladı.
Yüksek Seçim Kurulu (YSK), CHP’nin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin verdiği “mutlak butlan” ve ihtiyati tedbir kararına karşı yaptığı itiraz başvurusunu oy birliğiyle reddetti.
Yaklaşık iki saat süren toplantının ardından açıklama yapan YSK Başkanı Serdar Mutta, kararın oy birliğiyle alındığını belirterek gerekçenin daha sonra açıklanacağını söyledi. Mutta, kurulun hukuk mahkemelerinin kararlarını uygulama yetkisi bulunmadığını ifade etti.
YSK açıklamasında, CHP YSK Temsilcisi Mehmet Hadimi Yakupoğlu imzasıyla yapılan başvuruda, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararının “madden ve hukuken uygulanamaz” olduğunun savunulduğu aktarıldı. Başvuruda, 2025 yılında gerçekleştirilen CHP olağanüstü kurultay ve kongrelerinde seçilen delegeler ile yöneticilere ilişkin mazbataların geçerliliğinin tespit edilmesi talep edildi.
Kurul, söz konusu talepler hakkında “yazının işlem yapılmaksızın mahalline iadesine” karar verdi.
YSK ayrıca, CHP vekili Avukat Kadri Gökhan Sultan tarafından yapılan ikinci başvuruda yer alan, Mehmet Hadimi Yakupoğlu’nun temsil yetkisinin sona erdiği yönündeki talebe ilişkin de “ayrıca karar verilmesine yer olmadığına” hükmetti.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin “mutlak butlan” kararının ardından itiraz başvurularını YSK ve Yargıtay’a taşıdıklarını açıklamıştı.
PİRHA- Almanya Alevi Kadınlar Birliği, yaptığı açıklamada siyasi süreçlere yönelik yargı müdahalelerinin demokrasiye zarar verdiğini belirterek, halkın özgür iradesine ve demokratik siyasete saygı çağrısı yaptı.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP’nin 38. Olağan ve 21. Olağanüstü Kurultayları için “mutlak butlan” ve Özgür Özel yönetimine yönelik “tedbiren görevden uzaklaştırma” kararı verdi.
Almanya Alevi Kadınlar Birliği (AAKB), kamuoyuna yaptığı yazılı açıklamada, demokratik toplumlarda siyasi partilerin yönetimi ve geleceğinin üyelerin, delegelerin ve halkın özgür iradesiyle şekillenmesi gerektiğini belirtti. Açıklamada, yargı mekanizmalarının siyasal alanı belirleyen bir güç haline gelmesinin demokrasiye zarar verdiği vurgulandı.
AAKB açıklamasında, muhalefetin mahkeme süreçleri üzerinden baskı altına alınmasının ya da yönlendirilmeye çalışılmasının yalnızca bir partiyi değil, Türkiye’deki demokratik yaşamın bütününü ilgilendiren ciddi bir sorun olduğu ifade edildi. Halkın sandıkta ortaya koyduğu iradenin hukuk dışı müdahalelerle gölgelenmesine sessiz kalınamayacağı kaydedildi.
Birlik, demokratik siyasetin özgürce işlemesini, hukuk devletinin tarafsızlığını ve halk iradesine saygıyı savunduklarını belirterek, hukuk kurumlarının siyasi rekabetin aracı değil, adaletin güvencesi olması gerektiğinin altını çizdi.
Açıklamada ayrıca, Türkiye’nin geleceğinin baskıyla, müdahaleyle ve yargı üzerinden kurulan siyasetle değil, demokratik katılım, çoğulculuk ve halkın özgür iradesiyle inşa edilebileceği ifade edildi.
PİRHA- Adıyaman, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Dersim, Hakkari, Iğdır, Muş, Siirt, Urfa, Şırnak ve Van Baroları Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik uygulanan “Mutlak Butlan” kararına dair açıklama yaparak, “Demokratik hukuk devleti ilkesinin ve temel hak ve özgürlüklerin korunmasının her koşulda takipçisi olmaya devam edeceğiz” dedi.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36.Hukuk Dairesi, Cumhuriyet Halk Partisi’nin 4-5 Kasım 2023 Tarihinde yapmış olduğu 38.Olağan Seçimli kurultayına ilişkin mutlak butlan hali nedeni ile iptal kararı verdi.
Adıyaman, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Dersim, Hakkari, Iğdır, Muş, Siirt, Urfa, Şırnak ve Van Baroları Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik uygulanan “Mutlak Butlan” kararına dair açıklama yaptı.
“AÇIKÇA HUKUKA AYKIRIDIR”
Ortak açıklamada şunlara yer verildi:
“Cumhuriyet Halk Partisi hakkında verilen mutlak butlan kararının, seçme ve seçilme hakkı ile demokratik temsil ilkeleri bakımından tartışmaları beraberinde getirdiği açıktır. Siyasal partiler, demokratik toplum düzeninin vazgeçilmez unsurlarıdır. Bu nedenle siyasi faaliyetlere yönelik her türlü müdahalenin, evrensel hukuk ilkelerine ve Anayasa’nın öngördüğü ölçülülük ilkesine uygun olması zorunludur.
Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu’na göre bir siyasi partinin kurultayının hukuka uygunluğu hakkında karar alma yetkisi, seçim kurulları ile Yüksek Seçim Kurulundadır. Söz konusu karar bu yönüyle de açıkça hukuka aykırıdır.
Yargı organlarının bağımsızlığı ve tarafsızlığı kadar, yargısal süreçlerin toplum vicdanında meşruiyet üretmesi de büyük önem taşımaktadır. Hukukun, siyasal rekabetin aracı haline gelmesine yol açabilecek uygulamalar, toplumsal barışı, demokrasiye olan güveni ve hukuk devletini zedeleme riski taşımaktadır.
Bölge Baroları olarak demokratik hukuk devleti ilkesinin ve temel hak ve özgürlüklerin korunmasının her koşulda takipçisi olmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiririz.”
PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu, mahkemenin verdiği “Mutlak Butlan” kararını “demokratik siyasete açık bir yargı darbesi” olarak değerlendirdi. Açıklamada, halk iradesinin yargı eliyle hedef alındığı vurgulandı.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP’nin 38. Olağan ve 21. Olağanüstü Kurultayları için “mutlak butlan” ve Özgür Özel yönetimine yönelik “tedbiren görevden uzaklaştırma” kararı verdi.
Mutlak butlan, bir hukuki işlemin baştan itibaren “yok hükmünde” sayılması anlamına geliyor. Kamu düzenine veya emredici hukuk kurallarına aykırı olduğu değerlendirilen işlemler, mutlak butlan gerekçesiyle geçersiz kabul edilebiliyor.
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), mahkeme tarafından verilen “Mutlak Butlan” kararına ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Federasyon, kararı demokratik siyasete yönelik açık bir müdahale olarak değerlendirdi.
“HALKIN İRADESİ YOK SAYILIYOR”
Açıklamada, Yüksek Seçim Kurulu tarafından kesinleştirilen bir kurultayın daha sonra mahkeme kararıyla hükümsüz hale getirilmesinin, seçim hukukunun temel ilkelerini yok saydığı ifade edildi. Bu durumun yalnızca hukuki değil, aynı zamanda siyasal bir müdahale olduğu belirtildi.
Federasyon, sandıkta ortaya çıkan halk iradesinin yargı eliyle tartışmalı hale getirilmesinin demokratik değerlere zarar verdiğini vurguladı.
“DEMOKRATİK SİYASET HEDEF ALINIYOR”
ABF açıklamasında, yargının bağımsızlığını tasfiye eden anlayışın yalnızca muhalefeti değil, Türkiye’nin toplumsal barışını ve ortak yaşam umudunu da hedef aldığı kaydedildi.
Verilen kararın Türkiye’nin demokrasi ile otokrasi arasındaki tercihinin bir göstergesi olduğu belirtilirken, asıl amacın muhalefeti parçalamak ve iç çekişmelere sürüklemek olduğu savunuldu.
“GERÇEK DEMOKRASİYE İHTİYAÇ VAR”
Türkiye’nin ihtiyacının, hukukun üstünlüğüne, eşit yurttaşlığa, özgürlüğe ve adalete dayalı gerçek bir demokrasi olduğu ifade edilen açıklamada, laiklikten, eşitlikten ve halk iradesinden yana olan tüm toplumsal kesimlerle dayanışmanın sürdürüleceği belirtildi.
ABF, CHP’ye yönelik hukuki müdahaleyi de bu çerçevede değerlendirdiklerini ifade ederek, demokratik siyaseti hedef alan her türlü girişimin karşısında olduklarını kamuoyuna duyurdu.
PİRHA-Mahkeme kararıyla yeniden CHP Genel Başkanlığı görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, kararın ayrışma değil kenetlenme fırsatı olması gerektiğini belirterek, “Partimizi bu tartışmaların içinden çıkaracak ve iktidar yürüyüşünü sürdüreceğiz” dedi.
Mahkemenin CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı’na ilişkin verdiği “mutlak butlan” kararının ardından Kemal Kılıçdaroğlu ilk açıklamasını yaptı. Mahkeme kararıyla yeniden CHP Genel Başkanlığı görevine getirilen Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda birlik ve beraberlik çağrısında bulundu.
Kılıçdaroğlu, CHP’nin kişisel ikbal arayışlarının mücadele alanı olmadığını belirterek, yaşanan sürecin ayrışma değil kenetlenme fırsatı olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.
“ORTAK AKILLA HAREKET EDECEĞİZ”
Sürecin ortak akıl ve iş birliği içinde yürütüleceğini kaydeden Kılıçdaroğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Bu kapsamda süreci; önceki dönem Genel Başkanlarımızla, Parti Meclisi üyelerimizle, milletvekillerimizle, il ve ilçe başkanlarımızla tam bir uyum ve iş birliği içinde yürüteceğiz.”
Kılıçdaroğlu paylaşımında olası bir kurultaya ilişkin herhangi bir mesaj vermedi.
“PARTİMİZİ BU TARTIŞMALARIN İÇİNDEN ÇIKARACAĞIZ”
Açıklamasının sonunda partinin iktidar yürüyüşünü sürdüreceğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Hiç kimse endişe etmesin, partimizi bu tartışmaların içinden çıkaracak ve iktidar yürüyüşünü devam ettireceğiz” dedi.
21 Mayıs’ta görülen davada mahkeme, Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığı kaybettiği seçimli CHP kurultayının geçersiz olduğuna hükmetmişti.
PİRHA- CHP’de Özgür Özel’in genel başkan seçildiği kurultaylara yönelik davada istinaf ‘mutlak butlan’ kararı verdi.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’in 2023 yılında seçildiği kurultayın iptali istemiyle açılan davada mahkemeden karar çıktı. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin, CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde gerçekleştirilen 38. Olağan Kurultayı hakkında “mutlak butlan” kararı verdiği bildirildi.
KILIÇDAROĞLU YÖNETİMİNİN GÖREVE DÖNMESİNE HÜKMEDİLDİ
Edinilen bilgilere göre mahkeme, kurultayın hukuki geçerliliğini ortadan kaldıran mutlak butlan hükmü kurarken, önceki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve yönetiminin göreve devam etmesine karar verdi.
Kararda mevcut parti yönetiminin ise tedbiren görevden uzaklaştırılacağı ifade edildi.
“YARGITAY’A TEMYİZ YOLU AÇIK”
Gerekçeli kararda, kararın oy birliğiyle alındığı belirtilirken Yargıtay’a temyiz yolunun açık olduğu kaydedildi. Kararda şu ifadeler yer aldı:
“Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay’da temyiz yolu açık olmak üzere, 21/05/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.”
CHP’DE OLAĞANÜSTÜ MYK TOPLANTISI
Kararın ardından CHP Genel Merkezi’nde Özgür Özel başkanlığında olağanüstü MYK toplantısı gerçekleştirildi. Parti yönetiminin, CHP Genel Merkezi’nin terk edilmemesi yönünde karar aldığı öğrenildi.
GİRESUN TOPLANTISI İPTAL EDİLDİ
Öte yandan CHP’nin yarın Giresun’da düzenlemeyi planladığı İl Belediye Başkanları toplantısının da iptal edildiği bildirildi.
PİRHA- CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nın iptali ve yetkili kurulların görevden uzaklaştırılması talebiyle açılan davanın duruşması, bugün Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, davayı kurultay davasına ilişkin açılan davada verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinin beklenmesine hükmederek 8 Eylül’e erteledi.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde yapılan 38’inci Olağan Kurultayı’nın iptali ve parti yönetiminin görevden uzaklaştırılması talebiyle açılan davanın ikinci duruşması Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme salonunun yetersizliğinden dolayı duruşmayı takip etmek isteyen birçok kişi içeriye alınmadı. Mağdur sıfatıyla dava yer alan CHP önceki dönem Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve müşteki sıfatlıyla yer alan kurultay delegesi ve dönemin Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş duruşmaya katılmadı. CHP milletvekilleri ve dava avukatları duruşmada hazır bulundu.
İptali istenen kurultayda seçilen CHP Parti Meclisi (PM) ve Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) üyeleri, dava sonucunda verilecek kararın taraflarına etkisi olacağına dikkati çekerek, CHP Genel Merkezi yanında feri müdahil olarak davaya katılma talebini içeren dilekçeyi mahkemeye sundu.
Kimlik tespitlerinin ardından dosyaya eklenen müdahillik taleplerinin yazdırılarak başlayan duruşmada hakim, Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nin görevsizlik kararına itiraz sürecinin kesinleşmesinin beklenmesine karar vererek, duruşmayı 8 Eylül’e erteledi.