Etiket: Muxundi

  • ‘Alevilik, korkunç bir yok edilme ile karşı karşıyadır; bu oyuna gelmeyelim’

    ‘Alevilik, korkunç bir yok edilme ile karşı karşıyadır; bu oyuna gelmeyelim’

    PİRHA- AKP hükümetinin Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı projesi ile dedeleri maaşa bağlama çabaları sürerken, inanç önderlerinden tepkiler gelmeye devam ediyor. Hükümetlerin politikalarını eleştiren Pir Seyfettin Elaldı, “Maaşlı dede, Nakşibendî tarikatçılarının kılık değiştirmiş yeni versiyonudur” dedi. Elaldı, Aleviliğin korkunç bir yok edilmeyle karşı karşıya olduğunu vurguladı. 

    Türkiye’de Alevi inancının ve ibadethanesinin hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun; zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve bu gibi nefret suçlarının önüne geçilmesi için gerekli hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış olan kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları bile tanınmıyor.

    Alevi toplumunun ve örgütlerinin taleplerini görmezden gelen AKP hükümeti, 9 Kasım 2022 tarih ve 32008 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 112 numaralı cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu. Başkanlığın görev alanındaki çalışmalarını değerlendirmek ve önerilerini bildirmek üzere başkan ve 11 üyeden oluşuyor. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı, aynı zamanda danışma kuruluna da başkanlık ediyor. Danışma kurulu üyeleri, hükümetin seçtiği kişilerden oluşuyor ve Cumhurbaşkanı tarafından 3 yıllığına seçiliyor.

    Neredeyse tüm Alevi örgütleri, Alevi Diyaneti olarak adlandırdıkları Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı‘na ve üstelik de Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulmasına büyük tepki gösterdiler.

    İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir öğeye indirgeyen AKP hükümeti, şimdi ise bir ekip oluşturup Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.

    Aleviler ise, AKP iktidarının Alevileri, Alevi inancını kontrol altına almayı ve Alevileri bölmeyi hızlandıran bu çalışmalarına tepkileri yükseltiyor.

    Baba Mansur Ocağı evlatlarından Pir Seyfettin Elaldı, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın maaşlı dedeler bulma arayışını ve Alevileri bölme girişimlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “DİYANETİ FESHEDİP KÜLTÜR BAKANLIĞINA BAĞLASINLAR!”

    Konya’da eğitmenlik yapan Baba Mansur Ocağı evlatlarından Pir Seyfettin Elaldı, inanç önderlerinin maaş ile hizmet yapamayacağını belirterek, söz konusu dayatmayı eleştirdi. Pir Seyfettin Elaldı, yaşananları ‘Alevi inancına yapılan son darbe’ olarak yorumlayıp şunları söyledi:

    “Hükümetin, bu cesareti Alevi dedesi, Alevi yazarı geçinen Hızır paşalardan aldığı bir gerçektir. ‘Alevilik bir inanç değil, kültürdür. Bir yaşam şeklidir’ derseniz, baştakiler de sizi Kültür Bakanlığına bağlar. Oysa her inanç bir yaşam şeklidir. Haydi Diyaneti feshedip Kültür Bakanlığına bağlasınlar bakalım. Sünni inançtaki vatandaşlar bunu kabul ederler mi? Daha düne kadar Diyanetin feshedilmesini savunan sözde Alevi derneklerinin yöneticileri ve bazı yazarları, bugün bu kurumların başına maaşlı dede getirmenin çabasına girmektedirler. ‘Ne olmuş getirirseler getirsinler’ dediğimizde neler olacağını söyleyelim. Anadolu bir zamanlar yüzde 70 civarında Alevi inancını taşırken bugün tam tersi bir konuma gelmiştir. Neden? Biraz gerilere gidelim; Alevi inancına olan baskı ve yok etme hareketlerini bir tarafa bırakalım, Alevi önderlerini kullanarak asimilasyon, sözde piri sani (ikinci pir) olarak bilinen Balım Sultan’la başladı. II. Beyazıt (Beyazıt ismi Yezit teriminden gelir) tarafından Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın başına atanır. Ardından İstanbul’a davet edilen Balım Sultan, görkemli bir törenle karşılanır. 1517’de öldüğünde her taşın altında, her kavukta Alevi arayıp çetele tutan ve katleden Yavuz tarafından türbesi yaptırılır. Bu olaydan sonra Alevi oranı hızla düşer. 1826 yılında Yeniçeri Ocakları’nın kapatılması ile birlikte Nakşibendi Şeyhleri Alevi tekkelerinin başına getirilir. Bütün mal varlıkları da Nakşibendilere devredilir. Birçok Bektaşi tekkelerinin avlusunda cem odasının yanı başına cami ve minare dikilir.”

    CUMHURİYET İLE GELEN SİSTEMLİ ASİMİLASYON!

    Pir Seyfettin Elaldı, asimilasyon sürecinin 2. Abdulhamid döneminde kurulan Aşiret Mekteplerine götürülen Alevi çocuklarıyla hız kazandığını belirtti.

    Elaldı şöyle devam etti:

    “Buralarda eğitim gören çocuklara kendi köylerinde cami ve kuran kursu açma dayatmaları getirildi. Etkili olmasa da kısmi etkisi oldu. Cumhuriyetin getirdiği sözde Laiklik Yasası seyitliği, dedeliği üfürükçülükle aynı kefeye konup yasakladı. Sistemli asimilasyon da bu tarihte başladı. Cumhuriyet yöneticileri, ilahiyat fakültelerini ve Diyaneti birçok çağdaş üniversiteden önce kurarken Alevi inancı ile ilgili hiçbir şey yapmadıkları gibi yasağa uymayanlara caydırıcı cezalar uygulandı. En hafif ceza karakolda bir araba sopa oldu. Cemler gizli yapılsa da etkisi eskisi kadar olmadı. Bazı sözde Alevi dedeleri de bunların ‘çağdaşlığına’ destek verip Alevi hakları konusunda kulaklarını tıkadı. Canlı hafızanın birçoğu bu dönemde yok oldu. Bugün çok başlı Alevi inancının sebeplerinden biri de budur.

    37-38 Dersim Katliamı sonrası batıya sürgün edilen insanların anlatımlarından biri ‘Bizi köyde camiye yakın bir yerde ikamet ettirdiler. Yıllar sonra o köyün vatandaşları bize itirafla ‘Ezani Muhammed kulaklarınıza gitsin de belki imana gelirler diye sizi oraya yerleştirdiler’ dedi.’ cümlesi asimilasyonun boyutunu ortaya koymaktadır.

    Yasaklardan sonra 60-70 kuşağı döneminde gençlerin sol ideoloji içinde yer alması ile Alevi inancından uzaklaşıldı. ‘Şiilerin Ayetullah Medari aracılığıyla dönemin Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Süleyman Ateş’e söylediği ‘Alevileri siz Sünnileştiremiyorsanız bırakın biz Şiileştirelim’ yolundaki sözleri 1980’li yıllarda eyleme dönüştü. Bu dönemde başta Çorum olmak üzere Sivas ve Maraş’ta İran’ın Kum kentine öğrenci götürmeler başladı. 12 Eylül darbesinden sonra Tunceli Valiliği’ne atanan Kenan Güven adlı vali, Alevi çocukları imam hatibe kah zorla, kah ikna ile götürdü. Hem Dersim’de hem diğer yerleşim alanlarında Alevi köylerine cami yaptırma bugüne gelinen noktanın ön hazırlıkları idi. Alevilerin sistemli asimilasyonu Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek ile kurumsal asimilasyona dönüştürüldü. Maalesef bu şahıs hala sözde Alevi TV kanallarında ve panellerde Aleviler adına konuşturulmaktadır. Doksanlı yıllardan sonra hızla çoğalan Alevi dernekleri yeniden hükümetlerin ilgi alanına girdi. Yeniden kaleyi içten fethetme girişimleri başladı. Sözde evrensel olan, asla milliyetçi bakışı olmayan İslam inancı için yeni bir tabela bulundu. Başını Namık Kemal Zeybek’in çektiği 1970’li yıllarda ülkücülerin ortaya attığı ‘Türk İslam Sentezi’ yeniden ortaya sunuldu. Sözde sevgi, yumuşama politikası ile Alparslan Türkeş ‘Nerede bir Alevi dedesi görürseniz ellerinden öpün’ söylemlerinden başka bu işin propagandacıları ise Alevilerin ne kadar Türk, ne kadar Arap,  ne kadar Ehlibeyt olduğunu üretmeye başladılar.”

    “ADIM ADIM SÜNNİLİĞE DOĞRU ÇEKMEKTELER”

    Devlet himayesinde bir Aleviliğin olamayacağını vurgulayan Pir Seyfettin Elaldı, maaş alan dedelere yönelik şu eleştiride bulundu:

    “Bugün yapılmak istenen Alevileri, Türk İslam sentezi köprüsünden geçirip Sünnileştirmek politikasından başka şey değildir. Maaşlı dede Nakşibendî tarikatçılarının kılık değiştirmiş yeni versiyonudur. ‘Helallik Darı’ veya ‘Sırlanma Darı’ yerine cenaze namazı, tarihte hiç olmadığı halde bayram namazı gibi terimler bu işin masum görünen asimile sözleri ve uygulamalarıdır. Cemevlerinde Kur’an kursu yine asimile fiillerinden biridir. ‘Ne olmuş devlet bizim de vergilerimizle yürüyor, bizim de hakkımızdır, alırız. Aleviliğimizi de sürdürürüz’…
    Kusura bakmayın hiç de öyle olmaz. Önünüze konulan programa göre Alevilik yaparsınız. Bugün iktidar kendi düşüncelerinde olduğu halde cami imamı, kendi istediği vaazı mı yoksa Diyanetin talimatı ve programı doğrultusunda mı veriyor? Sayın sözde ‘dedeler’ Kültür Bakanlığının size verilen doğrultuda ‘dedelik’ yaparsınız. Devlet Aleviliği yaparsınız. Sünni dedeliği yaparsınız. Yani Türk İslam sentezi köprüsünden geçirilip Sünnileştirilirsiniz.

    “ASİMİLASYONCULAR, KENDİ İNANCINDAN UTANAN MENFAATÇİLER FİGÜRANDIR”

    Türkeş’in söylemi bugün de etkisini sürdürmektedir. Hacıbektaş ilçesinde Bahçeli’nin cemevi için arsa bağışlaması, Bahçeli’nin son olarak Alparslan Türkeş’in memleketi Pınarbaşı ilçesinde cemevi yapılması talimatını vermesi… Elazığ’a giden Bahçeli’ye Tunceli’den sözde dede grubunun sanki Maraş, Çorum, Malatya katliamlarını yapanlar kimdi, unutulmuş gibi nezaket ve bağlılık ziyaretinde bulunması, ardında bazı ‘dedeler’ ve onların kalem silahşörleri kendilerinin ‘İslam’ın özü biziz’ demeleri ile toplumu adım adım Sünniliğe doğru çekmektedirler. Bu, asimilasyon oyununun devamıdır. İslam’ın özü Ehlibeyt başı Hz. Ali namazında, Ramazan orucunda, din için elinde kılıç düşürmeyen yapısı ile ön plana çıkarılırken, Ali’nin batıniliğinin üstüne perde çekildi. Yağcılık olsun diye resim kaldırıp Arapça yazılar asarak Cumhurbaşkanını davet eden zihniyet, kendi inancından utanan ve menfaat için çalışan kişiler bu senaryonun figüranıdırlar.”

    “BU OYUNA GELMEYECEĞİZ”

    Pir Elaldı, son olarak Alevi inancına tarih boyunca hiç olmadığı kadar kapsamlı bir saldırının olduğunu belirterek, “Gün gelecek Nakşibendi hareketinde olduğu gibi Alevi dernek ve cemevlerine el konulma hareketi başlatılacaktır. Baba Mansur Ocağı’nın ‘devlet kültür mirasıdır’ deyip Müze Müdürlüğü’ne bağlama çabaları bunun açık örneğidir. İnsanlık tarihi kadar kadim olan Alevilik, korkunç bir yok edilme ile karşı karşıyadır. Bu oyuna gelmeyeceğiz. Buna karşı mücadele edeceğiz” dedi.

    Eren GÜVEN/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:
    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO

    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO
    10-‘Maaşı kabul etmiyoruz; nefsine yenik düşen olursa düşkündür’-VİDEO
    11-‘Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür, maaş reddedilmeli’
    12- ‘Cemevi Başkanlığı bir tuzaktır; maaşı kabul edenler onurlu değildir’-VİDEO

    13- ‘Cemevlerini Diyanet bünyesine katmak ve içten fethetmek çabasındalar’-VİDEO
    14-‘Alevi Pirleri ve Bektaşi Babaları sadece talipleriyle yol alır’-VİDEO
    15-Çiçek: Dedelere, zakirlere maaşı devlet verirse ne inanç ne de yol kalır-VİDEO
    16-‘Maaş bağlamanın altında yatan Alevi inancını yok etmektir’- VİDEO
    17-‘Pirlerimiz yollarına sahip çıksınlar, kendilerini maaşa bağlamasınlar’-VİDEO
    18-‘Gülsev Kaya: Biz ulufeyle, parayla, maaşla tarif edilecek bir geçmişe sahip değiliz’ – VİDEO
    19-‘Büyükşahin: Alevileri kendi kirli işlerine ortak etmek istiyorlar ‘– VİDEO
    20-‘Karaoğullarından: Maaşı kabul eden ‘Hınzır Paşa’lara geçit vermeyeceğiz’- VİDEO
    21-Güleç: Hedefleri Alevi kurumsallaşmasının ulaşamadığı yerleri ele geçirmek – VİDEO
    22-‘Alevilerin bu kötü gidişata bir an önce dur demesi lazım’
    23-Sazcı: Dedelere maaş, makbul ve makul bir Alevilik yaratma girişimidir-VİDEO
    24-‘Dedelere maaş teklif edilmesi Aleviler üzerinde dayatmayı yaratır’- VİDEO
    25-‘Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyonunu anlatmak için cemevlerine, köylere ulaşmalıyız’- VİDEO
    26-‘Nakibüleşraf rolü üstlenip secere dağıtmaya yeltenecekler!’
    27-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’

    28- ‘Alevileri satın alma girişimi insanlık dışı; Alevi kurumları acilen çalıştay yapmalı’-VİDEO

  • ‘Dersim’de kadın, çocuk ve yaşlılar katledildi; sorumlular asla haklı çıkarılamaz’-VİDEO

    ‘Dersim’de kadın, çocuk ve yaşlılar katledildi; sorumlular asla haklı çıkarılamaz’-VİDEO

    PİRHA-Pir Seyfettin Elaldı, Dersim Katliamı’nın yıl dönümünde yaptığı açıklama ile “Ayrı bir inanç, dil ve yaşam olması nedeni ile katledilen bu toplum için ‘vergi vermiyorlardı’ denilmekte. Şunu bilsinler ki Dersim o yıllarda diğer illerden farklı değildi. Öyle olsa dahi özellikle kadın, çocuk ve yaşlıların katledilmesi, sorumluları asla haklı çıkaramaz” ifadelerini kullandı.

    Baba Mansur Ocağı evlatlarından Pir Seyfettin Elaldı, on binlerce Alevinin öldürüldüğü Dersim Katliamı’nın 84. yılı sebebiyle açıklama yaptı.

    Katliamı yapanları kınayan Pir Elaldı, “Ayrı bir inanç, dil ve yaşam olması nedeniyle katledilen bu toplum için ‘vergi vermiyor, askere gitmiyorlar’ diye yazanlar şunu bilsinler ki Dersim o yıllarda diğer illerden farklı değildi. Öyle olsa dahi özellikle kadın, çocuk ve yaşlıların katledilmesi, sorumluları asla haklı çıkaramaz” dedi.

    “SUÇLARI; AYRI BİR İNANÇ VE DİLLERİ OLMASIYDI!”

    Pir Seyfettin Elaldı, katliamın en yoğun yapıldığı günün 4 Mayıs olduğunun altını çizerek döneme ait envanterlerin açığa çıkarılması gerektiğini belirtti. Seyfettin Elaldı, bölge halkı için yanlış bilgilerin yazıldığını ifade ederek şunları söyledi:

    “Örnek olarak dedem Seyfa Pir, 4 yıl Osmanlı’ya, 2 yıl da Kuvayi Milliye’ye askerlik yaptığı halde kardeşi Kasım, Hınıs bölgesinde pirlik yaptığı ve can bağladığı için 1938 yılında Malazgirt’te kurşuna dizilir. Suçu ayrı bir inanç, ayrı dil, ayrı bir yaşam şekli olan bu topluma bunu reva gören zihniyet, her dönemde Alevilerin desteğine ihtiyaç duymuş, düze çıktığında ise Alevileri katletmeyi de geride bırakmamışlardır. Dersim Katliamı’nı kınıyor, katliama uğrayan ve ‘eşkıya’ olarak görülen canların itibarlarının iadesinin yapılmasını temenni ederim. Bu mazlum canların devirlerinin daim Hakk cemaline nail olmasını temenni ederim. Tüm canlara aşkı niyaz ile…”

  • ‘Karakollarda ezan okutulması, asimilasyon politikasının devamıdır’-VİDEO

    ‘Karakollarda ezan okutulması, asimilasyon politikasının devamıdır’-VİDEO

    PİRHA- Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Muxundi (Darıkent) köyünün ardından 3 köyde daha karakollardan ezan okutulmasına İzmir’den tepki geldi. Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şube Eşbaşkanları ve Kureyşan Ocağı Piri Hamza Takmaz, itirazlarının farklı inançların ritüellerine değil Alevi köylerinin asimile edilmesine karşı olduğuna işaret ettiler.

    Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Muxundi (Darıkent) köyüne Tunceli Valisi Mehmet Ali Özkan’ın bir süre önce yaptığı ziyaretin ardından ezan okutulmaya başlanmış ve bu duruma karşı köylüler ve Aleviler dışında farklı inanç temsilcileri de tepki gösterdi.

    Mazgirt ilçesine bağlı Muxundi (Darıkent) köyünün ardından Germisi (Bulgurcular), Dırban (Kızılkale), Farac (Akdüven) köylerinde de ezan okutulmaya devam ediyor.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şube Eşbaşkanları Nebahat Çelik- Zeynel Bozkurt ve Kureyşan Ocağı Piri Hamza Takmaz duruma tepki gösterdi.

    “DERSİM’İ İNSAZSIZLAŞTIRDILAR, GERİ KALANI ASİMİLE ETMEK İSTİYORLAR”

    Alevi köylerinde ezan okutulmasından kısa bir süre önce yine Dersim’de gündeme gelen tarikat örgütlenmesini hatırlatan DAD İzmir Şube Eşbaşkanı Nebahat Çelik, iktidarların kendi hedefleri doğrultusunda farklı inançları tekeline alarak kullandığı eleştirisini yöneltti.

    Çelik, “Röportajı okurken köylüler ismini vermek istememişti. Belli ki köylüler üzerinde bir baskı var. Bu ilk değil. Dersim üzerinde bir asimilasyon politikası var. Daha düne kadar Alevi köylerine zorla cami yapılıyordu, şimdi karokollardan ezan okutuluyor. Yine tarikatların Dersim’de örgütlenmesi devam ediyor. Dersim’i insansızlaştırdıkları gibi geri kalanları da bu tür politikalar ile asimile etmek istiyor. Sadece Alevilerin değil Sünnilerin de rızalığını almıyorlar. İnançları tekellerine almış durumdalar. İktidar istediği gibi bunu yönlendirmeye çalışıyor. Bir zamanlar çocuklarımızı alıp İmam Hatiplere götürdüler. Aşama aşama ne tutturabilirseler, başarılı oluyorlar. Aleviler olarak örgütlü bir tepki  gösteremediğimizde bunların devamı geliyor. Bu konuda Alevi kurumlarına, Alevilere büyük bir görev düşüyor. Buna dur demek gerekiyor. Aksi takdirde devamı gelecektir” diye konuştu.

    “ASKERİ İMAM HATİPLİĞE SOYUNUYOR”

    Kureyşan Ocağı Piri Hamza Takmaz ise Alevi köylerinde ezan okutulmasının yalnızca bir asimilasyon politikası değil aynı zamanda Dersim kültürü ve inancına saygısızlık anlamına geldiğini ifade etti. Tarikatlar ve Şiacılar eli ile Dersimli çocukların asimile edildiğine işaret eden Takmaz, karakolların İmam Hatiplere soyunduğunu ifade etti.

    Takmaz, sözlerine şöyle devam etti:

    “Azınlık olan inançlar, halklar üzerinde sürekli bir baskı var. 80’li yıllarda özellikle Çorum, Tokat gibi yerlerde megafonlarla ezan okutuluyordu. Dersim’de tarikat örgütlenmeleri gündeme geldi. Ne işleri var Dersim’de. Yine Dersim’de megafonlarla ezan okutuluyor. Askeriyenin görevi nedir?  Okuldan tutun yaşamımıza çocuklarımız üzerinde politikalar var. Bunu müftüler ile Şiacılarla yapılıyor. Dersimli çocuklar İran’a gönderiliyor.

    Askeriye Mazgirt’teki köylerde ezan okutturuyor. Diyanet’e gerek yok askeriyenin kendisi bir Diyanet olmuş zaten.  Buda Alevilerin örgütsüzlüğünden kaynaklanıyor. Basın açıklamaları yapıyoruz ve tepkimiz bitiyor. Ezan okunmasına karşı değiliz, inançlara saygılıyız. Ama bu köyler Alevi köyleri .Bunun yapılması insan haklarının çiğnenmesidir. Askeriyeler İmam Hatipliğe soyunmasın. Kınıyorum.”

    “SEYİRCİ KALIYORUZ, TEPKİ GÖSTEREMİYORUZ”

    DAD İzmir Şube Eşbaşkanı Zeynel Bozkurt da 12 Eylül askeri cuntasının atadığı dönemin valisi Kenan Güven’in devlet eliyle, halk üzerinde yarattığı baskıyı ve sayısı 5 binden bahsedilen Alevi çocukların imam hatiplere gönderilmesini hatırlattı.

    Bozkurt, tepkilerinin bir başka inancın ritüellerine değil, Aleviliği asimile etmek isteyen egemenlere olduğuna vurgu yaparak, “Uzun süredir gelen bir politika var. 12 Eylül faşist darbesi ile beraber Dersim’ bir general vali atanmıştı.  Alevi köylerine cami yaptırıyordu. Çok sayıda Alevi çocuklar bu dönem içerisinde İmam Hatip okullarına yerleştirildi. Yine cemaatler- tarikatlar eli ile Alevi çocukları yurtlarda yetiştirilerek kendilerine yabancılaştırıldılar.  Tunceli Valisi’nin ziyaretinden hemen sonra merkezi sistem ile köylerde ezan okutulmasını kınıyorum. Bu ezana karşı bir tavır değil. Orada yaşanan bir inanç vardır. Alevi-Sünni iç içe yaşayan bir karışık köy olsa evet dini ritüelleri için ezanın okunmasını anlarız. Ama Alevilerin yaşadığı yerlerde bunun yapılması saygısızlıktır. Asimilasyon politikasının devamıdır. Alevi kurumlarının, cemevlerinin, Alevilerin buna karşı çıkması gerekiyor. Seyirci kalıyoruz, tepki gösteremiyoruz” dedi.

    PİRHA/İZMİR

  • Alevi köylerine karakollardan ezan okuma uygulaması yaygınlaşıyor, köylüler tepkili!

    Alevi köylerine karakollardan ezan okuma uygulaması yaygınlaşıyor, köylüler tepkili!

    PİRHA-Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Muxundi (Darıkent) köyünün ardından Germisi (Bulgurcular), Dırban (Kızılkale), Farac (Akdüven) köylerinde de karakollardan ezan okutulmaya başlandı. Köylüler bunu öteden beri sürüp gelen asimilasyon politikalarının devamı olarak değerlendiriyor.

    Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Muxundi (Darıkent) köyüne Tunceli Valisi Mehmet Ali Özkan’ın bir süre önce yaptığı ziyaretin ardından ezan okutulmaya başlanmış ve bu duruma karşı köylülerin verdiği tepkiler ajansımız PİRHA’da haber olmuştu.

    PİRHA’ya ulaşan Dersimli yurttaşlar, karakollardan ezan okutulmasının yalnızca Muxundi (Darıkent) köyünde yapılmadığını, Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Germisi (Bulgurcular), Dırban (Kızılkale), Farac (Akdüven) köylerinde de karakollardan ezan okutulmaya başlandığı bilgisini verdiler. Köylüler karakollardan ezan okumanın yeni bir uygulama olduğunu, bu durumun inançlarına dönük yeni bir asimilasyon politikası olduğunun altını çizerek tepki gösterdiler.

    “DERSİM’DE ASİMİLASYON POLİTİKASI UYGULANIYOR”

    Dersim şehir merkezinden merkezi bir sistemle ilçe karakollarından Alevi köylerine okutulduğu iddia edilen ezan politikasına karşı rahatsızlık duyan köylüler PİRHA‘ya konuştu.

    İsmini vermek istemeyen bir köylü, “Bu yaşımıza kadar karakoldan ezan okunmasını görmemiştik, günde 4-5 kere okunuyor. Yapılanların, devletin Alevilere yönelik asimilasyon politikası olduğunu düşünüyoruz. Bir haftadır ezan okunuyor. Sadece ve sadece Alevilerin yaşadığı köyde ezanın okutulması bu halkın kültürüyle, değerleriyle dalga geçmektir” ifadelerini kullandı.

    “KOMŞU KÖYLER BİLE EZAN SESİNİ DUYUYOR”

    Aynı köylü tepkisini şöyle sürdürdü:

    “12 Eylül faşizmi ne ise bugün yapılan da aynı şeydir. Hatta ondan daha da beterdir. Bunlar daha önceki süreçte yaşanmış şeyler. Örneğin insanlara zorla marş söyletmek, insanlara zorla ezanı dinlettirmek. Bizim kültürümüzde böyle bir şey yok. Herkes bundan rahatsız. Ama baskıyla, korkuyla insanlar sindirilmiş, insanlar istemeye istemeye kulaklarını tıkayarak dinliyor. Dersim’de bir asimilasyon politikası uygulanıyor. Biz ezana değil sadece Alevilerin yaşadığı köylerde ezan okutulmasına karşıyız. Karakollarda yüksek sesle ezan okutuluyor, komşu köyler bile duyuyor ezan sesini. Ama biz köylüler olarak bu sesten rahatsızız, bile bile asimilasyon politikası uygulanıyor.”

    “DAHA ÖNCE CAMİ YAPTILAR, KİMSE GİTMEDİ”

    Mazgirt’e bağlı köy karakollarında yüksek sesle ezan okutulmasından rahatsız olduklarını belirten bir başka köylü ise, “Alevi köylerinde yüksek sesle ezan okutulması biz köylüler arasında büyük bir huzursuzluk sebebi oldu. Asimilasyon politikası Alevi köylerinde ne zaman yapılmaya başlandı, 80 ihtilalinde Alevilerin yoğun olduğu köylerde cami yapıldı. İmam gönderdiler, para da alıyordu ama camiye giden kimse yoktu. Camiler yıkıldı, kullanılmıyor şimdi ise karakollarda yüksek sesle ezan okutularak asimilasyon politikası uygulanıyor. Devlet, Aleviler üzerinde sindirme politikası uyguluyor. Biz bu durumdan rahatsızız” diyerek tepkisini gösterdi.

    “SESSİZ Mİ KALACAĞIZ BİZ BUNA?”

    PİRHA’ya konuşan bir başka köylü de, “Bir komisyon oluşturup valiyle görüşmek isteriz bu konuyu. Sünnilerin olduğu bir yer olsa anlarız ama burada Sünni yok. Alevi inancında olan insanlar var sadece. O yüzden yüksek sesle ezan okutulmasından tüm köylüler olarak rahatsızız. Köylerimizde bir tane bile Sünni yok. Yazık değil mi bizlere, bile bile ne diye asimilasyon politikası uyguluyorsunuz, sessiz mi kalacağız biz buna” diyerek tepkisini dile getirdi.

    PİRHA HABER MERKEZİ