PİRHA – Şair Nadir Sayın, Alevi Yol inancında ‘Yemek ve İçmek’ ihtiyaçlarına dair yazı kaleme aldı. Yol anlayışında yeme-içme şartının bulunmadığını ifade eden Sayın, “Alevilikte inançsal olarak ne yenir-ne yenmez, ne içilir ne içilmez demekten ziyade, bunları insanlığın kabul ettiği genel normları ve sağlık ölçüsünde ele almalı” diye belirtti.
680 Yılında Hz. Hüseyin ve ailesinin Kerbela’da katledilmesi sebebiyle Alevi toplumu, 3 Temmuz itibariyle Yas-Matem Orucu tutuyor.
Şair Nadir Sayın ise 10 ya da 12 gün boyunca tutulan oruç evresindeki beslenme alışkanlıklarına dair görüşlerini paylaştı.
“OLANAK ÖLÇÜSÜNDE VE VİCDAN TERAZİSİNDE BESLENME”
“Enel Hak Yol anlayışında Yemek/içmek, lokma, su, dem, muhabbet, emek” başlığı ile yazı kaleme alan Nadir Sayın, “olanak ölçüsünde” yemek ve içmenin altını çizdi. Sayın, beslenme ihtiyacının “bireyin, yaşam anlayışı ile bağlantılı, özgür olduğu bir alan” olduğunu ifade ederek, görüşlerini şu cümlelerle aktardı:
“Konu başlığı okuyunca umuyorum şaşırmadınız!
21. Yüzyılımızda bilim, teknik, teknoloji, uzay ve gezegenimizde olan bitenlerin, Kuantum Teorisi ve Yapay Zeka sürecindeyken YOL anlayış, felsefemizde ‘Yemek/içmek’ derken, ilk etapta şaşkınlık olmasın da ne olsun!
‘Yeme ve İçme’ insanlığın varlığından bu yana temel olan birincil gereksinimimiz. Kısaca yemek ve içmek, solunum almak gibi yaşamsal bir ihtiyaç.
Bizim anlayışımızda yeme ve içme Hakk’ın/Doğamızın canlı tüm varlara bahşettiği doğal bir nimetidir. Bu açıdan ilk olarak diyeceğimiz, bizde ‘helal/haram’, (kainatta bir varlık olan insan için de) anlayışı bulunmaz! Ancak ‘Hak nimeti’ bizde bir ‘vicdan’ meselesidir!
İnanç açısından gerçekten de onun gerekliliğini, şartını yerine getirene saygımız tabii ki… Ancak başta berraklaşma açısından genel bir bakışla, örneğin ‘domuz yemeyip, dünyada neredeyse milyarları bulan sefillik ve yemeğe, gıdaya muhtaç topluluklar varken, dini açıdan onun bunun (hangi hayvan eti) yenmez, yenir (dinsel yorumla) uğraşan/yargılayan anlayışı, müsrif anlayışla örneğin ‘ıstakozu’ mideye indirenlere ne diyeceğiz?
Altında Mercedes’le, sefalete açlığa, kurban derisine ihtiyaca fetva ve çağrı yapanları ne yapacağız?
Kurban etlerini/derilerini pazarlayanların (sözümüz holdingler veya holdingleşen cemaatlere özellikle, -ki geçimini sağlayan garibana bu alanda da sözümüz olamaz), kubbesinde altın kaplamalı kiliseleri olanların, ayin duvarını kan ile boyayanların, şeytan taşlayanların konumlarını ne yapacağız?
Bu yukarıdakiler örneğinde olanların, hayvan türü hangisi olursa olsun velev ki ‘domuz’ olsun (bu konuda Alevi bir canımız, biz Aleviler için ‘domuz eti’ noktasında onun ne anlama geldiğini sormuştu), helal/haram kelamlarını beraberinde ve ‘insanlık nazarında’ ‘İyiler iyidir’ ile ‘Eline/Diline/Beline’ anlayışında değerlendirirsek, çıkacak sonuç açısından onları, ‘iyidirler’ ile buluşabilir miyiz?
Sadede gelelim ve Alevi/Bektaşi/Kızılbaşlık Yol’umuz, uygulamalarımız, tanımlarımız, erkanlarımız, evrensel ilkelerimiz, ritüellerimiz, yaşam anlayışımız çıkışıyla buna bizler ne deriz?
Enel Hak “Varlığın Birliği” çıkışıyla ilk aklımıza gelenler:
– Bizim YOL anlayışımızda ‘inanç’ odaklı bir şey yemek ya da yememek kuralı/şartı bulunmaz. Kısaca Alevilikte inançsal olarak ne yenir-ne yenmez, ne içilir ne içilmez demekten ziyade bunları insanlığın kabul ettiği genel normları ve sağlık ölçüsünde ele almalı diye düşünüyorum. Buna inançsal olarak bir yasak koymak, kişinin özgür anlayışa ve kendi sorumluluğunda vicdani/ahlaki konumuna aykırı bir durum olduğu kanısındayım.
Örneğin içmek noktasında su, dünyamızda, yaşamın var olmasında olmazsa olmaz Anasır elementlerden biridir. Ve bedenin tüm organları için yeterli su tüketmek temelde sağlık bağlantılıdır. Mümkün olduğu halde bendini gün boyu susuz bırakmak bir nevi ona yapılan haksızlık, hatta işkencedir. Suyun bir damlası olsa da ne denli önemli olduğu diğer bir boyut ise ‘Su’ belirtisi için dahi uzay çağımızda, gezegenden gezegene keşifler için neredeyse yarım asır ve halen süren bir çaba sürecimiz yaşanmaktadır.
İçmek: ‘DEM’ (Şarap)
İçme fiili olarak ‘DEM’ bizde kısaca (kȃmil insan olma sürecinde) ‘Bilgi’ almak anlamındadır. Yoksa içip sarhoş olup kendinden geçmek hali (anlaşılıyor/uygulanıyorsa) ise o kişinin yanlış bilgilenmesi ya da yanılsamasının beyanıdır kanımca.
‘Dem’ aynı zamanda ‘ilhama gelmek, feyz alma’ halidir, örneğin ilhama gelen bir can kalkar semah döner.
– Anamızın sütü gibi berrak, yemek, beslenmek, gıda insanın en zaruri ‘hakça paylaşım’ odağından ‘hak lokması’ yani en doğal haklarından biridir. Aklı başında, vicdanı yerinde, aklıselim düşünebilen bir yetişkin birey (olanakları ölçüsünde ve müsrif, gözü aç olmamazlık dahilinde) kişinin ne yiyeceğini (yetiştirme ve çocukluk sürecinde Anne/ebeveyn) kendisi karar verir.
– ‘Yemek’, ‘karın doldurmaktan’ çok, bizde bir kültürdür, muhabbettir, emektir, alın teridir, imecedir (örneğin tandırda ekmek pişirmektir) ve lokmadır.
– Et yiyenlere (yemeyenlere daha çok saygı duyarız) bir şey diyemeyiz ve genelde pek çoğumuz et tüketmektedir. Biz insan ve insanoğlunun özellikle tek tanrılı dinler beraberinde kuşaktan kuşağa genlerimize kadar (inanç/din, beslenme yeterli gıda alınması gibi) işlenilmişlik/etkiler, manipülasyon nedenleri yatmaktadır. Nedeniyle de hiç olmazsa et (tabii itiraf edelim ki örneğin TR’miz ve dünyanın pek çok ülkesinde adeta lüks tüketim konumundadır) makul ölçüde tüketimi tavsiyemiz olmalıdır. Bu ise bizim YOL yaşam anlayışımız ile bağlantılı (bedenen ve zihnen ya da kȃmil insan olma sürecinde) sağlıklı yaşam aynı zamanda yaşam felsefemizde olduğu için; baklagiller, sebze/meyveler, tam tahıllar, bitkisel bazlı yiyecek türleri gibi seçenekler tercihimiz olmalıdır.
Ayrıca gerçeklik odur ki, çiftlik hayvancılığı ticaretinin tüm dünyamızda (ilaç ticareti ve bağımlılık kadar) insanlığın en büyük açmazlığı, sağlıksız yaşamın, çevre/doğa kirliliği ve hayvanlara acımasız anlayışın, aynı zamanda dünyamızın en büyük adaletsizlik ve sorunlarından biri ve bir açık göstergesidir.
“YEME-İÇME ENEL HK YOL ANLAYIŞINDA BİREYİN/AİLENİN ÖZGÜR OLDUĞU BİR ALANDIR”
Sonuç olarak, olanak ölçüsünde ve vicdan terazisinde ‘Yeme/İçme’ beslenme Alevi/Bektaşi/Kızılbaş ENEL HAK YOL anlayışımızda bireyin/ailenin yaşam anlayışı ile bağlantılı özgür olduğu bir alandır.
Bu durumda anne/baba, ebeveynin sorumluluğu sağlıklı yaşam odaklı yetiştirme tarzı/kılavuzluğudur ve onun beraberinde doğru ve dürüst şekilde çocuğunun sorusunu bu yönüyle ele almalı, ne yiyip içeceğinde çocuğunu da tamamen özgür olduğu hissi vermelidir inancındayım. Çünkü soğan/ekmek, dereotu, yufka, ekmeğe dürülmüş yeşil soğan/çökelik, kuzukulağı ya da (domatesli) bulgur pilavı, çorba, emlek yöresi mantı, az etli nohut veya mercimek yemekleri, çoban salatası, patates (sade zeytinyağı ile kızartılmış ve çocukların genelde sevdiği), hoşaf, yemlik, gözleme, tabii herle âşı, bol bol meyve ve sebze seviliyorsa gıda içinde aşk ile nefis kokan yanlarıyla da tadına doyulmaz birkaç örnektir.
Ki bunlar aynı zamanda oldukça sağlıklı, hatta (köylerde her zaman mümkün sanıyorum) olanaklı ise kendi bahçenizde canlarınızla birlikte paylaşımı ve emeğinizle üreteceğiniz, doğa ile de olabildiğince sentezleşeceğiniz yiyeceklerin tüketimiyle adeta kendinizi bu alanda Rıza Şehrimizde sayabilirsiniz. Bu anlayışa bu ortamı bir şiirimle bu muhabbetimi tamamlarsam sevinirim.
PİRHA – Utrecht Alevi Kültür Merkezi (AKM) Yöneticisi Şair Nadir Sayın, Hızır inancına dair yazısında “Hızır, zerresinden bütünlüğe erişen her bireyin yüreğinden, kainatın kendi katresi, doğanın özü, gözü, sözü ve gül cemali yüzüdür” değerlendirmesini yaptı.
Utrecht Alevi Kültür Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Nadir Sayın, “Hızır” kavramını anlattı. Felsefi bir yorumla Hızır geleneğine ışık tutan Sayın, Hızır’ın bir tür “sembolik doğa gücü” olduğunu ifade etti.
Şair Nadir Sayın, Hızır’ın doğanın nimetleriyle somut hale geldiğinin altını çizerek şu anlatımda bulundu:
“Hızır kavramına felsefi bir bakıştan önce, bir şiirimle başlamak istiyorum.
Hızır’dır Işığın Yolu
Yazandır Hakkı içinden
Hızır’dır nefsinden eli
Hazırdır haksa içimden
Hızır’dır suyun beli
Uyandır delil bilime
Ne cahillere kanıla
Ne karanlığa banıla
Hızırdır aydınlık seli
Varlığın Birliği ören
Menzile izini süren
Rıza Kentine götüren
Hızırdır ikrarın dili
Hızır ki yarda canandır
Hızır ki canda mihmandır
Çiçeği emen sağandır
Hızırdır balından arı
Sarayda utanma olmaz
Tanrılar üstün utanmaz
Nimetin haksa hiç kalmaz
Hızırdır kainat karı
Deryada bütün Hȃceyiz
Pirce’yiz deme heceyiz
Aşk yıldızından geceyiz
Hızırdır Işığın Yolu
Hızırımız esasında bir “Işık” ve “Enerjidir”. Kaynağını kişinin genel bilim birikiminden alan kuvvetli bir sezgidir ve zerresinden bütünlüğe erişen her bireyin yüreğinden kainatın kendi katresi, doğanın özü, gözü, sözü ve gül cemali yüzüdür.
Hızır bir sembolik doğa gücüdür. Doğanın yasası, vicdanıdır. Hızır bir mitolojik kavramdır. Kişiden kişiye değişen, onun varına, sezgi gücüyle anlam verilen, varılan gönüllerde, ancak bu yeryüzünde, milyonlara erişen bizliĝin, bütünlüğün, paylaşımın, özgürlüğün ve sorun-zorluklarda çözümün, kişinin kendisiyle yüzleştiĝinin, eşitliğin, hazın simgesidir.
Hızır Sudur, Havadır, Ateştir, Topraktır ve yaşama nefes salandır. Bağlamada dem-deyiştir, Turnalarla Semah dönendir. Hızır Varoluşun teminatı, yaşamın kaynağında aşkı hissedilen tohum taneciğiyle çoğalan ve göze görünendir.
Doğadaki her canlıda o canda an gelir, zaman olur enerjisi tükenir, kimisi ona göçtü der, “don değiştirdi” anlamı ya da imgesi yükler. Ki Haktan gelmiştir, Hakk’a tekrar döner ve bu Alevi felsefesinde, literatüründe ‘Devriye’ kavramıdır.
Hızır’a olan sezgi gücü, özdeşleşme aşkı sadece inanç ile sınırlanamaz. O bir duygusal zekanın beyin ve akılda sentezlenmiş, varoluşun kimliğidir. Tarlaya tohumun saçılması, ekin başaĝının harmanda sapından ayrılması, değirmende öğütülmesi, hamurunun yoğurulup mayalanması, fırına verilerek ekmeğin kızartılması temeli ve sürecine kadar berrak eylemiyle tüm diğer üretimlerin temel anası olan bu Hakk’ın nimetinin işlenmesine bir örnekliğin sembolü, aynı zamanda onun emek ile üretildiğine dair fiili bir göstergedir. Soyut bir kavram olan Hızır, işte tam da bu eylemleriyle, doğanın nimetleriyle somutluğun ya da somutlaşmasının bizzat kendisidir.”
“HIZIR Kİ İNSANDAN İNSANADIR”
Hızır’dır darda, zorda olanlara koşan, mazlumun yanında olan, zalimin zulmüne karşı koyan ve seri uğruna boyun eğmeyendir. Hızır’dır mertliğin duruşu ve ışığı ile Yol’undan dönmeyenlerin sonsuza akışı.
Hızır İkrardır. Hızır Rızalıktır. Hızır ki insandan insanadır. Her bir can-insan tüm evrende kendini onda bulduğunda Rıza Şehri’ne yönelme ve orada kurulacak eşitliğin, eşitce paylaşımın ve özgürlüğün hazı, dayanışması ve özgürleştikçe üretimin, nitelikli iletişimin artması ancak, yeterlilik ölçüsünü kabul ederek nefsini bu yeryüzünde, canın bedende olduğu sürecinde aşırılıktan, bencillikten arınmasıdır. Çünkü Hızır’daki inanma ve felsefi kavramda öteki dünya ya da ‘Cennet-Cehennem’ yoktur. Bundandır Hızır’ımızın evrensel ve kainatımızda tükenmez bir ilham ve ışık oluşu ile sonsuzluğu.
Hızır’ımızla felsefemizin özdeşleşmişliĝini, değerlerimiz Pirimiz Sultan Abdal ve Filozofumuz Yunus Emre’den değerlendirmeniz ve yüreklere ve insanlığa ulaşması dileğimizle onların bir kaç dize ancak, anlamları derin ve geniş deryası niteliğinde, şu bilge nefesleriyle sonlandıralım.
PİRHA – Şair Nadir Sayın, Büyük Alevi Kurultayı’na ilişkin değerlendirmesinde Alevi dilinin eksik kaldığını vurgulayarak, “‘En El Hak’ ile ‘Varlığın Birliği’ özgünlüğünün törpülenmiş olması önemli bir eksiklik ve derin bir yanılsama boyutu olduğu inancındayım” dedi. Sayın ayrıca etkinliğin ‘kurultay’ olabilmesi için taleplerin değil, alınmış kararların olması gerektiğine işaret etti.
25 Aralık’ta İstanbul’da yapılan Büyük Alevi Kurultayı hakkında bir değerlendirme de Şair Nadir Sayın’dan geldi. Kurultayın sonuç bildirgesini PİRHA’ya değerlendiren Sayın, Yenikapı’daki buluşmaya dair çekincelerini ve olumlu gördüklerini aktardı.
Nadir Sayın, Alevi toplumu arasında uzun süredir böyle bir buluşmanın olmadığına işaret ederek, “Hem Alevi toplumumuzda hem de özellikle Türkiye kamuoyunda sesimizi duyurmada bir heyecan yaratıcı etkisi oldu. Alevi örgütlülüğünün kendi özgün kurumlarıyla ve bütünlük içinde olduğuyla toplumumuzun dinamizm bünyesinin yansıtmaya gayret edildiğinin de altını çizmek gerekir görüşündeyim” dedi.
“KENDİMİZİ BAŞKA YERLERDE DEĞİL, KENDİMİZDE ARAMALIYIZ”
Nadir Sayın, laiklik konusunda “dinamik bir kitle olduğumuz mesajları açık ve net verilmeye çalışıldı” diyerek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Sanıyorum bu etkinliğin temel amacı da her ne kadar kavramsal olarak tam bir ‘Kurultay’ olmasa da, diyelim ki ‘Büyük Alevi Buluşması’ ya da ‘Kapalı Alanda Miting’ olarak, Türkiye kamuoyuna etkin varlığımızı yansıtmaktı. Eğer bunda yanılmıyorsak, organizasyona da o hakkaniyeti teslim etmek, özellikle biz bazen keskin eleştirel yaklaşanlara, Alevilik ve insanlık mücadelemizin bir sorumluluğu, samimiyeti olur inancındayım. Sadece eleştirmek için eleştiri, daha baştan hemen olumsuzluklar saçarak bu süreci törpülemek eğilimleri o halde pek samimi olmaz bence. Tabii milyonlarca Alevi kitlemizin İstanbul’da yaşıyor gerçeğiyle, gelecekte daha da geniş ve yoğun kitlemizle örgütlülüğümüze onları da dahil etmek, onlarda da heyecan yaratmak, örgütlerimizin meselesi, sorumluluğu ve hedefi olmalıdır.
‘Kurultay’ olabilmesi ve yönteminde belirgin olarak epey eksiklikler gözümüze çarptı. Hem bunu hem de Aleviler olarak şimdi ve geleceği ilgilendiren, detaylara inmeden, çok önemli bulduklarımla genel olarak şunları irdelemek istiyorum:
-Bu gibi bir araya gelmelerde ve onun adına ‘Kurultay’ diyorsanız, orada ‘talepler’ olmaz. Orada alınmış kararlar olur. O kararlar ise daha önce alt yapılarını belirlemiş olduğunuz temalar üzerine çalışma komisyon ya da atölyeleri bünyesinde oluşturduğunuz YOL çizelgeniz üzerinden gelecekte hangi hedefleri, nasıl ve ne zaman gerçekleştireceğiniz planlarınızı sunarsınız. Orada muhatabınız ise ne iktidar, ne de hükümet ya da belli bir siyaset (yakası) değildir. Muhatabımız evrensel Aleviliktir, Alevi toplumu ve genel olarak yaşadığınız toplumun kendisi ve onun tüm katmanlarıdır.
“ALEVİ DİLİ YOK DENECEK KADAR AZ”
-Alevi dilinin yok denecek kadar az olması… ‘Alevi dili’ derken, onun evrensel olan felsefesi, içeriği, asıl ilkesel değerleri ve terimlerini kastetmekteyim. Bu olmayınca bizzat öne çıkması gereken ‘Dil’ farkındalığımız da maalesef yansımıyor. Oradaki konuşmacıların sadece Türkiye siyasi konjonktüründe olan bir konuşma üslubu şeklinde yansıması söz konusu. O tür kalabalık ve popülist denebilecek siyasi söylem ve üslubu şahsım gibi pek çoğumuzun pek haz etmediği görüşündeyim.
“KAFA KARIŞIKLIĞINA VARAN SEMBOLLERİN YER ALMASI”
-Görseller olarak bütün Alevi toplumumuz içinde tartışmaların ve farklı düşüncelerin, kafa karışıklıklarına kadar varan sembollerin yer alması. Onların yerine örneğin, Hacı Bektaş Veli, Hallacı Mansur, Nesimi, Yunus Emre, Pir Sultan Abdal ve hatta Aşık Veysel gibi Alevilik inancı, felsefi, ilkeleri, davası, düşünürü boyutlarında bizzat yaşamlarında da serlerine, derilerine, nefeslerine kadar ürettikleriyle katkıları olan bu değerlerimize sanıyorum yüzde yüzümüzün itirazı olmaz. Bu alanda da ‘farkındalığımızı’ yansıtmış oluruz.
-‘Gülbanklar’ şeklinde nefeslerin yapıldığı ana/dedelerden olan sunumum daha çok asimilasyon, geleneksel (ezberlenmiş) ağırlıklı ima vermesi ve o söylemlerde olan ana/dedelerin yer alması, ‘En El Hak’ ile ‘Varlığın Birliği’ özgünlüğünün törpülenmiş olması önemli diğer bir eksiklik ve derin bir yanılsama boyutu olduğu inancındayım. Bunun ise ‘İnanç ve Felsefi’ boyutlarda Aleviliğin direk ‘İçeriği’ ile de bağlantılı olduğunu da düşünüyorum. Günümüzde de büyük mücadele verdiğimiz asimilasyon (şimdilerde iç asimilasyona da dönüşmesiyle) boyutunun inançsal yakasını getirip hem sembol olarak hem de işte ‘dedemiz, ninemiz, babamız, emmimiz eskiden böyle bilirlermiş” denen bu görselliği ve söylemlerin hiç samimi olmadığı; ikincisinin ise bunun ‘kavramsal olarak’ da hiçbir karşıtlığı bulunmadığı, felsefi gerekçe oluşturmayacağı inancındayım.
“BERRAK DURUŞ YANSITMAMIZ GEREKİR”
Defalarca pek çok araştırmacı yazarlarımız, aşıklar, ‘Yol dilinin’ hasını bilenlerimizle ve Alevi öğretisi ile yetkinleştirmiş mürşit, pirlerimiz, ana, dedelerimiz, kendimizi başka yerlerde değil, kendimizde aramalıyız, siz inanç yakanıza ‘Kurultayda’ ima verdiği şekilde paralel çekerseniz, akla ilk gelen, zaten binlerce yıl sizi kendine benzetmek isteyen İslamlığın bir kolu, bir tarikatı, bir cemaati olarak değerlendirmeden öteye de götürmeniz mümkün değil, görüşündeyim. Oysaki Aleviliğin en temel değerlerinde inanç olarak da bir dogmatizm olmadığı ve aynı zamanda ‘Doğa inancı’ odağının beraberinde kainatın tüm varlarıyla bir bağlantısallık ahengi içinde değişim-dönüşüm yasası anlayışına sahip değil miyiz? Buna bağlı olarak Yol’un temelerinde gerçekliğinin bilimden yana olan; aklın ve mantığın buluştuğu, hiçbir erkan ve ritüellerinin İslamlık, Hıristiyanlık, Musevilik gibi tek tanrılı dinlere hiç mi hiç benzemediğini hepimiz söylemiyor muyuz? Bizzat bu inanç anlayışımız nedeniyle, öğreti ve derdimizin insanın/insanlığın ‘nefsini arındırarak’ yetkin, kȃmil bir konuma eriştirerek bu yeryüzünde temiz, özgür ve eşit bir topluluğun hedeflendiği pek çoğumuz kabul etmiyor mu? Eğer onları böyle kabul ediyorsak, kendimizi de böyle net ve berrak duruşumuzla yansıtmamız gerekmez mi? Bu ayrıca pek çok kafa karışıklıklarını da ortadan kaldırır. Kendi taban kitlenize de bu alanda rehberlik yapmış olursunuz. Alevi kurumsallığını da bence tam da o en önemli olan ‘Farkındalığımızla’ ancak bunlarla evrenselliğe ve kendi toplumumuza etkinizi sunmuş olursunuz inancındayım.
Umuyorum gelecekte nacizane görüşlerim diyeceğim, yukarıdaki önemli özlerin dikkate alınması ile tam kendine özgünlüğünü yansıtacak Alevilik (Kurumsallığı) sürecimiz, mücadelemiz ve davamızda daha temeli sağlam, tutarlı ve söylem ve ondan ötesi eylem içinde oluruz.”
PİRHA – Şair Nadir Sayın, 25 Aralık’ta İstanbul’da yapılacak Büyük Alevi Kurultayına ilişkin “Birlik, beraberlik dayanışması söylemiyle bu buluşmanın önemi büyük ve anlamlı” dedi. Sayın şunu da ekledi: Büyük kurultaylar onların ön çalışmalarını teşvik eden ve gerçekleştiren süreç sonrası yapılan, geniş kitleye ulaşan bir araya gelmelerdir.”
MHP destekli AKP hükümetince yürürlüğe konulan cemevi yasasına karşı Alevi örgütleri tepkilerini devam ettiriyor. 25 Aralık’ta da İstanbul Yenikapı’da Büyük Alevi Kurultayı gerçekleştirilecek. Söz konusu yasanın geri çekilmesi ve Alevi sorununun çözümüne dair bir kez daha talepler bu kurultayda dile getirilecek.
“BİZİM DERDİMİZ KENDİMİZİ KENDİMİZDE BULMAMIZDA”
Yedi Alevi çatı örgütünün ortaklaşa düzenlediği Büyük Alevi Kurultayı’na katılım çağrıları da sürüyor. Yapılacak programa Avrupa’dan da destek geliyor. Hollanda’da yaşayan Şair Nadir Sayın da 25 Aralık Büyük Alevi Kurultayı’nın önemine dair PİRHA’ya konuştu. Sayın, Alevi örgütlerin bir arada görüntü vermesinin değerli olduğuna vurgu yaparak 25 Aralık’taki programın “kurultay” yerine “büyük dayanışma buluşması” şeklinde isimlendirilmesinin daha doğru olacağını vurguladı.
“Başta kamuoyu ve halka, siyasete, iktidara karşı duruşumuz ve birliğimizi gündemde tutmak çok önemli” diyen Sayın şu değerlendirmeyi yaptı:
“Büyük Kurultay demek, kavramsal olarak da yanılgıdır, görüşündeyim. Kurultay olabilmesi için federasyonlar dahil, cemevlerine kadar ‘Kurumsallığın’ tüm bileşenlerine kadar ve dışındaki Alevi bilim insanlarının, ehil, araştırmacı yazar, pir, mürşit, rehber, aydın, ȃşık ve benzeri kesimleri de içine alan şeffaflık nezdinde bir programlı ön hazırlık gerekir. Örneğin hangi ‘Atölye’ çalışmaları yapılmış ya da Aleviliğin esas derdi olan ‘Kendine has ve kendine özgünlüğü’, erkanları, ritüelleri, Yol muhabbeti, cemleri içerikte hangi noktalarda tartışılıp-görüşülmüş, taslaklar ön çalışmalar hazırlanmış?
Kendim örneğin, ‘Kurumsallık’ boyutunu hem içerden, hem de dışarıdan objektif olarak izlemeye çalışıyorum. Henüz öyle bir çalışmanın olmadığı aşikar.
‘Kurultay’ deyince dahi önemli olan Aleviliğin ‘farkındalığını’ yansıtacaksınız ki toplumumuz nezdinde yerini bulsun. Bizim derdimiz ne iktidar, ne siyaset, ne para-pul, ne makam, ne de saray. Bizim derdimiz biziz! Bütün özgünlüğü ile Yol’umuzun esası öğretisine göre ‘Kurumsal’ olarak da yetkinleşmemiz, kendimizi kendimizde bulmamız da yatmakta.
İBERETİ BABAMIZ şöyle der:
‘Yürekte gizlidir bizim derdimiz
Taklide inanmaz hiçbir ferdimiz
Nefsimizle iledir daim harbimiz
Cahili nadanla kavga gerekmez’
O bahsedilen refleksle diyelim, siz kalkıyorsunuz, tüm katmanlarıyla derin ve geniş toplumumuzda ‘Kurumsallığınız’ içinde tartışmadan ‘İbadet – İbadethane’ diye talepte bulunuyorsunuz! Muhtemelen ve belki buna ‘siyasi’ boyutlar dahilinde bir refleks denebilir. Bilinmelidir ki siyasetçiler ya da başkanlar/yöneticiler Aleviliğin içeriği ve tanımlanmasını böyle reflekslerle yapmaları büyük yanılsama olur!
Okunacak en değerli kitap insandır ki kendim buna kainat ve gezegeni de ekliyorum. ‘Bilimden gidilmeyen Yol’un sonu karanlıktır.’ Doğada ve kainat döngüsü sürecinde, insanda, bilimde ‘değişim-dönüşüm yasası esastır’ demiyor muyuz? Erkanlarını ve ritüellerini kadını erkeği eşitliğinde; arınmaya, müşgülatları çözümlemeye, eşit bölüşüme, toplumsal sıkıntı-sorunları birlikte çözümlemeye, doğaya ve insanlığa duyarlı ve Rıza Şehri’ne gidilen bu yeryüzünde, cennete-cehenneme inanmayan Alevi toplumuna, yalvarma/yakarma çağrıştıran bir talepte bulunabilir mi? Helal/haram kavramları Alevilikte olmasa da, 85 milyonun vergisinden olan bir bölümü cemevleri çimento, demir, arsa, dedelerin maaşı kabul edebilir mi? Laik bir ülkede inanç, din vergiden tahsil edilebilir mi? o bir damla hak olmayan ile gönül gözünün/gölünün/denizinin kirletilmesi ile Alevilik erimez mi?
“ÜLKENİN EN BÜYÜK AYIBI!”
Nadir Sayın, “Laik devlette esas olan nedir?” sorusunu gündeme getirerek sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Eğitime, öğretime, sanata, kültüre, gençliğine, istihdama, evrensel hukuka, adalete, (zihinsel-bedensel) sağlığa, sosyal yaşama bütçeden hem de en büyük pay vermektir. Diyaneti kapatın ve buyurun size o alanlarda 10 katlık bütçe hazır! Bu mücadeleden biz vazgeçemeyiz.
Demokrasi ve laik, hukuk Anayasası olan bir ülkenin en büyük ayıbı çağımızda halen ‘Din ile Devlet’ işini birbirinden ayırmamasında yatmaktadır! Başkaları ‘haram’ yiyorsa, o onların, varsın vicdanları ve ‘cennetliği’ ile ilgili olsun! Biz bu noktada söylem ve eylemimizi sonuna kadar yapmak durumundayız inancındayım.
Bizim derdimiz yaklaşık 20 ila 30 milyon (asimilasyon dahil) Alevilerin kendini kendinde bulmasıdır. Büyük buluşmamızla ve Aleviliğin farkındalığı ‘gerçekliğe Hü’ diyerek sonuç bildirgesiyle halkımıza umut ötesi heyecan verirsek, gelecek süreçte de hiçbir engelimiz kalmaz görüşündeyim. Biz de ‘iktidar olma’ gibi bir heves ve hırs olmasa da, o insan kaynağı gücümüzle iktidar indirir ve gerçek evrensel hukukun, demokrasinin, işte, güçte, aşta eşit paylaşımının ve ‘evrensel insan haklarının’ uygulamalara geçtiği bayrağını da dikeriz. Önemli olan kitlemizi bunlarla harekete geçirmekte!
Örneğin, hemen hemen bütün Alevi Kültür Merkezlerinde (AKM) ve cemevlerinde şu daha baştan (90’lı yıllardaki vakıf, derneklerden alıntılı hiyerarşik tüzüklü) feodal yapı nasıl giderilecek? Görevsel-fonksiyonel ‘Kurumsallık’ çalışma anlayışı somut konseptleri işte tam da orada ve ‘Büyük Kurultaylar’ bunlara ortam hazırlamakla olur. Bunlar içeriğinde toplumuna konsept, planlar sunuşuyla gerçekten hizmet etmiş olur.
72 millete aynı nazarla bakan bir felsefe ve inancın ‘tek ırkın’ temsilcisi de, Alevisi de olamaz bence. Olanın, olduğunda yanılsayanın ise nazarımızda, başta insanlığı tartışılır. Gençleri ile çağdaşlığın simgesi olma konumundaki Aleviliğimiz ve kadınları da eşiti olarak; ‘insan kadın, insanoğlu erkek’ gören bir anlayış, bir kere kendi iç dinamizminde de en az olan demokratik işleyişi ve ‘kurumsallığında’ bunların sağlanacağını kısa, orta, uzun dönemler için somut konseptler sunmalıdır.
‘Büyük kurultaylar’ onların ön çalışmalarını teşvik eden ve gerçekleştiren süreç sonrası yapılan, geniş kitleye ulaşan bir araya gelmelerdir!”
“ALEVİ ÖRGÜTLERİNİN EYLEM PLANLARI OLMALIDIR”
Şair Nadir Sayın, kurultay sonrasındaki eylem planlarına ve geleceğe dair Alevi örgütlerinin ne yönde söz kurması gerektiğini de değerlendirdi. Yapılacak eylemlerin “Alevice” olması gerektiğini vurgulayan Sayın, şöyle devam etti:
“Öncelikle içeriğimiz noktalarında bizleri toplum olarak hazırlayan, sürecine toplumun tüm katmanlarını temsili; kendini kendinde arayan, insan kaynağı gücünü kazandıran, kısaca gerçek ‘Büyük Kurultaylara’ hazırlayan eylem planları olmalıdır diye düşünüyorum. Sanıyorum konumuzun en can alıcı noktası bu. Mevcut süreçte tüm Türkiye toplumu, diğer onlarca farklı inançlar, değerler, ideolojiler (insanlığı ve doğayı katletme zihniyeti, diğerini yok etmek, ırkçılık ötesine gidemez, ezme ve zulüm etme ile hırs ve kinliler dışında) bütün halk katmanları için de laiklik ve Evrensel Hukuk/Demokrasi, aş-iş, eğitim-sağlık alanlarında eşitlik mücadelesine devam. Belki bu büyük dayanışma buluşmasında bu sürecin tüm diğer demokrat sivil örgütlerle ve sol/sosyalist siyasi boyutlarla daha da pekiştirilmesi, eylem ve uygulamaların program dahilinde getirilerek topluma rehberlik yönünde ilerlemesi.
Aleviliğin içeriği, ilkeleri ve onun kendine özgü bir inanç, yaşam anlayışı, felsefesi boyutlarında ise, kurumsallığın topluma, kamuoyuna yansıması tabii ki saatlerce, günlerce konuşulup, kitaplar yazılabilir.”
PİRHA – Şair Nadir Sayın, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı açılacak olmasını PİRHA’ya değerlendirdi. Sayın, AKP politikalarını “Ali Cengiz oyunu” olarak değerlendirerek “Lütfen artık insani değerlerinize gelin. Siz kimsiniz ki bizim inancımızı tarifleyip, değerlendiriyorsunuz?” diye sordu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın cemevlerine gitmesinin ardından, Alevi inancını tanımayarak yeni projeler geliştirdiğini açıklaması ve akabinde “Kültürel faaliyet” şeklindeki yorumlar, toplumun tepkisine neden oldu.
Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, cemevlerini Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlamayı öngören yasa teklifi çoğunluğun oyları ile TBMM Genel Kurulu’na gönderildi.
Kritik aşamanın öncesinde ortaya atılan projeye yönelik tepkiler de gelmeye devam ediyor. Aynı zamanda TV programcısı olan Şair Nadir Sayın, gelişmelere dair PİRHA’ya konuştu.
“DİKTA REJİMİNİN GEREKLERİ”
Bakanlıklara bağlı bir cemevi başkanlığının kurulacak olmasını “Bu Ali Cengiz oyunlarının bir aşamasıdır” sözleriyle özetleyen Sayın, şu değerlendirmede bulundu:
“Yani Ezelden bu yana devamlı karşılaştığımız, Aleviliği kendi güdümleri altına almaya çalışan girişimler. Biat kültürünü ortaya getiren ve kendi inançları güdümünde onun bir dalı yapmaya çalışan bir anlayış söz konusu. Ama bunların hepsi beyhude bir çabadır. Bu 1500’lerde Yavuz Sultan Selim zamanlarında da görüldü. Yani devletin buna benzer girişimleri oluyor. Zaten bu beklenen de bir şeydi. Türkiye toplumundaki o çeşitliliği, farklı inançları kabul etmemenin ve dikta rejiminin gerekleri diye düşünüyorum. Ancak Aleviler onun içerisine kesinlikle sığmaz.
Görüşüm şudur ki Alevi toplumunun %95’i bu politikaların karşısındadır. Sadece nemalanmak isteyen, Aleviliğin yaşam felsefesini pek benimsemeyen, çıkar unsuru olarak gören kesimlerin bunlara yaklaşması da söz konusu. Aleviliğin gerçek değerlerini kendinize dert edinmemişsiniz, Pir Sultan’ın, Hallacı Mansur’un, Nesimi’nin nefesini kendi Alevilik yaşam felsefenize ve günlük yaşamınıza endekslemeden uzak yaşıyorsanız kandırılmaya biraz yatkın oluyorsunuz.”
“HALKINI TEKÇİ ZİHNİYETLE GÜDÜMÜNE ALMAK İSTEYENLERİN OYUNLARI”
Hollanda’da yaşayan Nadir Sayın, AKP hükümetinin Aleviliği bir inanç değil ‘kültür faaliyeti’ şeklinde yorumlamasını da eleştirerek, “Bunlardan farklı bir şey beklemek mümkün değildir. ‘Alisiz Alevilik’ tartışmalarını onlar bilinçli olarak toplumumuza yöneltmişlerdir. Esas olarak burada onların nasıl düşündüğü boyutundan ziyade bizim nasıl baktığımız önemli. Örneğin bizler 1950’lerden sonra Avrupa’ya geldik. İnsanlığı, özgürlüğü temele alan, anayasalarıyla şu anda hangi Avrupa ülkesinde belediye meclisinde Alevi kimliği ile bir üyemiz yok? Hangi ülkede milletvekilimiz, belediye başkanımız yok? Kendi yurdumuzda bunlardan mahrum kalmışız. Şu anda bir tane Alevi kaymakam ya da vali sayamazsınız Türkiye’de. Şimdi bu durumlar söz konusu iken yapılanlar gerçekten de Ali Cengiz oyunlarıdır. Baskıcı, kendi halkını tekçi zihniyetle güdümüne almak isteyen zihniyetin oyunlarıdır. Yani burada önemli olan onlar değil bizim nasıl bir duruş gösterdiğimizdir.”
“GEÇMİŞTE PİR SULTAN ABDAL TALEPTE Mİ BULUNMUŞ?”
Yaşanan gelişmeler doğrultusunda Alevi toplumunun nasıl hareket etmesi gerektiğine de değinen Nadir Sayın “Bizim esasen yapacağımız şey, AKP’yi hiçbir şekilde ciddiye, kayda almamız gerektiğidir” dedi. Sayın, toplum olarak AKP’den talepte bulunmanın yanlış bir tavır olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
“Osmanlı’dan bu yana egemen güçlerin, bizi yok etme, kendilerine benzetme durumu varken bizler nasıl olur da AKP’ye gideriz de talepte bulunuruz? Yani bizimkisi talep değil, eşit yurttaşlık hakkı alınmalı. Örneğin bizlere daha özgür, her türlü olanaklar Avrupa’nın her ülkesinde sağlanıyor da Türkiye’mizde bu neden tırpanlanıyor? Bizim tavrımız, onları ciddiye almamak, onlara talep sunmamaktan geçiyor diye düşünüyorum.
Bu taleplerin altında yatan ne ise strateji dahilinde olabilir ama Alevi toplumunun değerleri, yaşam felsefesi açısından diyelim ki Hallacı Mansur orada yok. Nesimi yok. Pir Sultan Abdal yok. Yani geçmişte Pir Sultan Abdal talepte mi bulunmuş? Bu isimlerin felsefesine bakarsak ‘Alevi değerleri, kendisine özgün, kendisine has bir yaşam felsefesi ve inancıdır’ diyor. Okunacak en kutsal kitap gezegendir, doğadır, insandır. Hünkar Hacı Bektaş Veli’miz ‘İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır’ diyor.
Yani bu felsefe içerisinde olan bir düşünce değeri, AKP’yi, o abdestli kapitalist zihniyeti nasıl ciddiye alır ve talepte bulunur? Bana kalırsan mesele Alevi toplumu olarak bizleriz. Aleviliğin içeriği konusunda yöneticileri oldukça pişmeleri ve gerçekten de Alevi olmaları, erkanlarını iyi öğrenmeleri gerekir. Bu olmadığı için kendinizi siyasete kaptırırsanız; yani şu olmamalı siyaset odaklı talep isteme odaklı bir Alevi felsefesi düşünemezsiniz.
Sonuç itibariyle siz tanınmış olsalar bile ki şu anda sizi inanç olarak bile tanımadılar, gerçekten Aleviliğin değerleri bünyesinde bir tavır ve tutum almak gerekiyor.
Ne olacak peki şimdi Diyanet’in bir kolu mu olacağız. Daha önceki süreçte Diyanetin kaldırılmasını isteyen bir anlayışı vardı bütün bunları geniş çerçeve içerisinde ve bizim bu mücadelemiz sonuç itibari ile mutlaka bu toplumda yerini alacaktır. Çünkü gerçekten de 72 millete aynı nazarla bakan, Müslümanları, diğer ideolojileri, insani değerler temelinde kabul eden bir anlayışın mutlaka gelecekte yerleşeceğine gönülden inanıyorum. Ama bugün ama yarın ama 10 yıl sonra. Mücadelemizi biz kaptırır, yani bu anlayış içerisinde gidersek Alevi inancı erir, birisinin ya kolu olur ya belli olur ya eli olur. Bunlardan kesinlikle arınmanız gerekiyor.
Bununla ilgili bir de şiir yazdım
Faizsiz Vicdan!
Bir yurttaşımın dert yanması:
‘Alnı açık; karın tokluğu,
Huzurlu bir yașam, barınacak bir ev
İsterken…
Gün be gün, ay be ay, yıl be yıl
Borcumu nasıl ödeyeceğimin
İçsel hesabındayım.
Adam ki saat bașı ahlak satıyor, tanım koyuyor.
Alevilikten dem çalıyor, türbanla çağ atlıyor özgürlüğe.
Kazılar kazıyor, madenler işletiyor, sosyal evlere rant işletmeleri, şirketleri ellerinde.
Dolarlar bozduruyor, çevre temizliği esaslı zenginleri elek elek süzüyor.
Dövizlerine garanti poliçeleri. Bankalar derseniz müşteriye ve kara doymuyor.
Üstelik çok demokrat…
Demokratlık tabii ki pazarlanmadan siyasi yaşam,
Bir hiç bu memlekette.
Öyle ki seçtiğimiz adamlar bize hükmetmiş.
Lakin işim de yok, kimseye karışmayayım, inancımla uğraşayım diyorum amma, onu da adam elimden almış. Ona bol bol dua ediyorum bende!
İhalelerden ihaleye, bazen şahsa düzenlenen ihaleye, torbalardan, anayasalara, yasaklar derseniz hiç mi hiç bitmiyor.
Bir de şu malı nasıl götürürüm telaşları yok mu! Çok komik geliyor bana.
Cennet, cehennemde para geçerli değil ki!
Kulun midesinde, çukurundan, yatağına, din, imana varasıya inancına endekslenmiş, odaklanmış ve adam kendinden geçmiş.
Ve benim karnım şu an aç,
karnımın gürültüsü biraz da ondan.
Ne olur kusuruma bakmayın.”
Ve mahalle, aile içinde, kasaba, köylerde
Şehirlerde, metropollerde makam arabalarıyla…
Faizsiz külhanbeyler dolaşıyor, siyasetçilermiş.
Vicdanı daha başka nasıl düzebilirdiniz ki…”
“GERÇİ BUNA CÜRET DE DENMEZ”
Nadir Sayın son olarak AKP’lilerin Aleviliği tarif eden sözlerini eleştirerek “Lütfen artık insani değerlerinize gelin. Siz kimsiniz ki bizim inancımızı değerlendiriyorsunuz? Bizim Yol önderlerimizden hiçbir tanesi kalkıp da o AKP’liye Müslümanların ne olduğunu anlatıyor mu? ‘Sizin inancınız budur’ diyor mu? Siz hangi vicdan ile kalkıp milyonlarca Alevi toplumuna ne olduklarını anlatma cüretini gösteriyorsunuz? Gerçi buna cüret de denmez bu düşüncesizliğin, nadanlığın tam kendisidir.” ifadelerini kullandı.
PİRHA-Demokrasi Konferansı Bileşeni olan Aleviler öncülüğünde demokrasi güçlerinin, ana sınıfına kadar zorunlu din dersinin dayatılmasına karşı başlattığı kampanyaya 15. gününde sürüyor. Kampanyaya ilişkin konuşan Araştırmacı-Yazar Erdoğan Yalgın ve Yazar Nadir Sayın, “Okullarda zorunlu din derslerinin verilmesi, antidemokratiktir, hüminal akla karşı kurulmuş sinsice bir tuzaktır. Bundan vazgeçilmelidir” dedi.
Demokrasi Konferansı Bileşeni olan Aleviler öncülüğünde demokrasi güçlerinin, ana sınıfına kadar indirilmek istenen zorunlu din dersine karşı “Eşit yurttaşlık temelinde özgür bir toplum için laik ve bilimsel bir eğitim istiyoruz” başlığıyla 28 Aralık 2021’de başlattıkları imza kampanyası sürüyor.
Başta Türkiye’de olmak üzere Avrupa’da ve Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan Alevi çatı örgütleri ve şubeleri, Alevi yurttaşlar, aydınlar, sanatçılar, gazeteciler, demokratik kitle örgütlerinin, bazı siyasi partilerin büyük destek verdiği kampanya 3 Mart 2022’ye kadar devam edecek.
Kampanyayı yürütenler ve destek verenler paylaştıkları kısa videolarla zorunlu din dersinin kaldırılmasını ve laik bir eğitim sisteminin getirilmesini istiyor.
“OKULLARDA ZORUNLU DİN DERSLERİ KILIFI ALTINDA BAŞKA BİR DİN DAYATILAMAZ”
Araştırmacı-Yazar Erdoğan Yalgın, kampanya kapsamında yaptığı konuşmada, “Alevilerin kendi kültürel yapıları içerisinde asırlardan beri yaşattıkları kendilerine özgü bir inançları vardır. Alevilik inancı hiçbir dinin içerisinde ele alınamaz, hiçbir dine monte edilemez, hiçbir dinin mezhebi, tarikatı, ekolü değildir. Alevilik inancı kendine özgü, insan ve doğa eksenli, aklı önceleyen bir inançtır. Alevi çocuklarına okullarda zorunlu din dersleri kılıfı altında başka bir din dayatılamaz, enjekte edilemez. Bu bir insanlık suçudur. Okullarda zorunlu din dersleri verilmesi, başta laiklik ilkesine, insan hak ve hürriyetlerine aykırıdır. Okullarda zorunlu din derslerinin verilmesi, çocuk ile ebeveynleri arasında travmatik sonuçlara neden olmaktadır. Okullarda zorunlu din derslerinin verilmesi, antidemokratiktir, hüminal akla karşı kurulmuş sinsice bir tuzaktır. Bundan vazgeçilmelidir” dedi.
“ZORUNLU DİN DERSLERİ HEMEN KALDIRILMALIDIR, KESİNLİKLE MÜSADE ETMEYECEĞİZ”
Yazar Nadir Sayın ise yaptığı konuşmada şunları aktardı:
“Laiklik ilkesini anayasasında belirten, din ve devlet işlerinin ayrı olduğunu beyan eden bir ülkede, eğitiminin hiçbir dalında, kolunda, sürecinde olmaması gereken bir uygulamadır. Zorunlu din dersleri hemen kaldırılmalıdır. Bu İnsan Hakları Mahkemesi tarafından da onanmıştır. Bizim çocuklarımızın daha körpe çağlarında eğitim öncesi zorunlu din derslerine tabii tutulması kabul edilemez. Milyonlara varan Alevinin pedagojik gelişmelerine büyük engel teşkil edeceği görüşündeyiz. Binlere varan demokratik sivil toplum örgütleriyle sonuna kadar mücadelemizin verileceğinin bilinmesini isteriz. Bu uygulamaya kesinlikle müsaade etmeyeceğiz.”
Kampanyayı destekleyen kurumlar ve kişiler şunlar:
ALEVİ ÇATI KURUMLARI
– Alevi Bektaşi Federasyonu
– Alevi Dernekleri Federasyonu
-Alevi Vakıflar Federasyonu
– Alevi Kültür Dernekleri
– Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu
– Avusturalya Alevi Bektaşi Federasyonu
-Amerika Alevi Kurumları (Pir Sultan Abdal Culturel Association Washington D.C.
– Winwest Alevi Cultural Center, -Pir Sultan Abdal Cultural Associates, USA)
-Demokratik Alevi Dernekleri (DAD)
-Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı
-Karadeniz Alevi Bektaşi Federasyonu
– Pir Sultan Abdal Kültür Derneği
-Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu
DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİ VE SİYASİ PARTİLER
-Adam -Der
-AKA -DER
-Alevi Gazetesi
– Anadolu Kadın Hareketi
– Antakya Çağdaş Sanat Derneği
-Antakya Kırkyama Kadın Dayanışması
-Antakya Mesreh el Emel Arapça Tiyatro Grubu
-Antalya Kadın Danışma Ve Dayanışma Derneği
-Antalya Kadın Platformu
– Antikapitalist Müslümanlar
-Avcılar Kültür Sanat Derneği
-CHP Manisa Yunusemre ilçe Örgütü
-Çağdaş Hukukçular Derneği
– Çekmeköy Dayanışma Derneği
-Çipil Köyü Derneği
– Demokrasi Konferansı Bileşenleri
– Demokrasi İçin Birlik
– Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF)
– Divriği Kültür Derneği
-Dostluk Yardımlaşma Vakfı – Kırklareli İl Temsilciliği
-EMEK Partisi
-EMEK Partisi Erzincan İl Örgütü
– EMEK Partisi Manisa İl Örgütü
-Emek partisi Tarsus İlçe Örgütü
– EŞİTİZ-Eşitlik İzleme Kadın Grubu
-HDP Antalya İl Örgütü
-HDP Antalya Kadın Meclisi
-HDP Aydın Il örgütü
-Hdp Kırklareli İl Örgütü ve Merkez İlçe
– Halkevleri
-İnsan Hakları Derneği (İHD)
-İHD Aydın Şubesi
-İHD Balıkesir Şubesi
– İHD İzmir Şubesi
-İstanbul Barosu Çağdaş Avukatlar Grubu (ÇAG)
– Jineps Gazetesi
– Kadın Partisi
-Kaldıraç
-Kangal Karakurt Köyü Derneği
– Kırmızı Biber Derneği
– Kırklareli Tabip Odası
– Kuzeyin Emekçi Kadınları Girişimi
– Lüleburgaz BEŞİKTAŞ Taraftarlar Derneği
-Lüleburgaz Kadın Platformu
-Masource (Fransa Alevi İşverenler Birliği )
-Mersin 68’liler Derneği
– Nor Zatronk
-Nurhak Anadolu Kültür Evi Nake Creil
-ODAK Dergisi
-Ortak Yaşamı Geliştirme Vakfı
-PirHaber
-SAHHAD (Sağlık Hakkı ve Hasta Hakları Derneği Manisa)
-Silivri Demokrasi Platformu
-SODAP (Sosyalist Dayanışma Derneği)
-Sol Parti Borçka
-Sol Parti Kırklareli il ve Merkez ilçe
-Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu
-TİP Manisa İl Örgütü
-TİP Tarsus İlçe Örgütü
-Tokat Almus Armutalan Köy Derneği
-Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP)
-Tüm Tok Der
-Türkiye İşçi Partisi Kırklareli İl Örgütü
-Türkiye İşçi Partisi Tarsus İlçe Örgütü
-Yeşil Sol Parti Aydın İl Başkanlığı
-Yeşil Sol Parti Kırklareli İl ve Merkez İlçe
– Veli-Der
SENDİKALAR
– KESK
– EĞİTİM SEN
-TÜM -BEL SEN Genel Merkez
-DİSK EMEKLİ-SEN Kırklareli Şubesi
-BES Aydın Şube
-BES Manisa Şube
-Eğitim-sen Aydın Şubesi
-Eğitim Sen Erzincan Şubesi
– Egitim Sen Kirklareli Şubesi
-Eğitim Sen Manisa Şubesi
– Genel İş Sendikası Trakya Şubesi
-SES Kırklareli Temsilciliği
-SES Manisa Şubesi
-Tarımorkam sen Kırklareli İl Temsilciliği
-Tüm Emekliler Sendikası Kırklareli Şube
-Tüm Emekli-Sen Manisa Temsilciliği
-TMMOB Kırklareli İl Koordinasyon Kurulu
-Yapı Yol Sen Kırklareli iİ Temsilciliği
SİYASETÇİLER
-Adnan SOYLU (Sol Parti Bartın İL Başkanı)
-Ali İbrahim TUTU (19. Dönem Milletvekili)
-Ali GÖK (CHP Manisa İl Başkanı)
-Ali KENANOĞLU (HDP İstanbul Milletvekili)
-Ali Şeker (CHP İstanbul Milletvekili)
– Ali YILDIRIM ( HDP Elazığ İl Eş Başkanı)
–Ahmet ŞIK (TİP İstanbul Milletvekili
-Ayfer DEMİREL (HDP PM)
-Barış ATAY (TİP Hatay Milletvekili)
– Cemal YAKICI ( Sol Parti Şehzadeler İlçe Bşk.)
-Dilşad Canbaz KAYA (HDP İstanbul Milletvekili)
– Faik ALTIN (HDP Tarsus İlçe Eş Başkanı)
-Feleknaz UCA (HDP Batman Milletvekili)
– Haydar Polat (Emek Partisi Erzincan İl Örgütü Başkanı)
-Hüseyin AYGÜN (24.Dönem CHP Tunceli Milletvekili)
-Hüseyin ÇAMAK (25., 26. Dönem CHP Mersin Milletvekili)
-İbrahim KASUN (HDP Dersim Eş başkanı)
-İsmet SÖZER (HDP PM )
-Kemal BÜLBÜL (HDP Antalya Milletvekili)
-Mehmet TÜM (25. , 26. Dönem CHP Balıkesir Milletvekili)
-Mehmet KAÇMAZ (SOL Parti Aydın İl Örgütü Yönetim Kurulu Üyesi)
-Musa ÇAM (24. Dönem CHP Milletvekili )
-Murat ÇEPNİ ( HDP İzmir Milletvekili
-Murat ÇELİKER (CHP Tarsus İlçe YK)
-Müslüm SARI (24. Dönem CHP İstanbul Milletvekili)
-Nesimi ADAY (HDP Halklar ve İnançlar Kom. Sözcüsü)
-Nusrat YEŞİL (HDP Dersim Eş başkanı)
-Orhan SARIBAL(CHP Bursa Milletvekili)
-Oya ERSOY (HDP İstanbul Milletvekili)
-Özgür KARABAT (CHP İstanbul Milletvekili)
-Perihan KOCA (TÖP Sözcüsü)
-Rıdvan TURAN (HDP Mersin Milletvekili)
-Saliha Sera KADIGİL SÜTLÜ (TİP İstanbul Milletvekili)
-Sedat SOYELÇİN (CHP Kırklareli İl Yöneticisi )
– Semih BALABAN ( CHP Manisa İl BaşK.)
-Serkan Karayel (EMEK Partisi Tarsus İlçe Başkanı)
-Serpil KEMALBAY (HDP İzmir Milletvekili)
-Selma GÜRKAN (EMEP Genel Bşk. Yrd.)
-Süleyman Solmaz, (CHP Beyoğlu Meclis üyesi)
-Şerif DEMİREL (EMEK Partisi Malatya İl Örgütü Bşk.)
-Tevfik KAÇAR (HDP PM Üyesi)
-Tur Yıldız BİÇER (25., 26. Dönem CHP Manisa Milletvekili)
Turabi KAYAN (CHP Kırklareli Milletvekili)
-Yıldırım KAYA ( CHP Ankara Milletvekili)
-Zeynel ÖZEN (HDP İstanbul Milletvekili)
SANATÇILAR
– Ali ÇAĞAN (Halk Ozanı)
– Ali Ekber EREN (Müzisyen)
– Arif SAĞ (Sanatçı)
-Aşık Alican (Ali Can Yıldırım)
– Ayfer DÜZDAŞ (Müzisyen)
-Belkıs AKKALE (Sanatçı)
-Burhan ŞEŞEN (Sanatçı)
-Deste GÜNAYDIN (Sanatçı)
-Edip AKBAYRAM (Sanatçı)
-Ercan YOLKULU (Sanatçı)
– Erdal ERZİNCAN (Sanatçı)
-Esra ÖZTÜRK (Sanatçı, Akademisyen)
– Gani PEKŞEN (Sanatçı, Akademisyen)
-Gülşen ALTUN (Sanatçı)
-Hakan TOSUN (Belgesel Yönetmeni)
– Haluk ÜNAL (Film Yönetmeni-Yazar)
– Hasan Ali (Sanatçı)
– Hüseyin AYDIN (Müzisyen, Senarist, Yönetmen)
– Hüseyin TURAN (Sanatçı)
– Hilal NESİN (Sanatçı)
-İbrahim AYHAN (Mimar)
-İbrahim KARACA (Şair)
-Kemal KAHRAMAN (Sanatçı)
– Kutsal EVCİMEN(Sanatçı)
-Mazlum ÇETİNKAYA (Şair)
-Mehmet GÜMÜŞ (Sanatçı)
– Mercan ERZİNCAN ( Sanatçı )
– Metin KARATAŞ (Sanatçı)
-Metin KAHRAMAN (Sanatçı)
– Muharrem TEMİZ (Sanatçı)
-Murat MUSLU (Oyuncu)
-Mustafa IŞIK (Şair, Yazar, Ressam)
– Mustafa ÖZARSLAN (Sanatçı)
-Necati ŞAHİN (Sanat Yönetmeni)
– Nilgün KIVIRCIK (Mimar)
-Onur AKIN (Sanatçı)
– Pınar AYDINLAR (Sanatçı)
-Ruhi KARADAĞ (Film Yönetmeni)
– Samiye DEMİR (Sanatçı)
-Sedat AKIN (Reklamcı)
-Sertaç DEMİR (Sanatçı)
-Serap YAĞIZ (Sanatçı)
-Sinan GÜNGÖR (Sanatçı)
-Şenol AKDAĞ (Sanatçı)
-Şenol GÜNGÖR (Senarist,Film Yapımcısı)
-Şevda Çelebi ÇİÇEK (Halk Ozanı)
-Taner ÖZDEMİR (Sanatçı)
-Tunç ÜVENDİRE (Fotoğraf Sanatçısı)
-Turan ALICI (SANATÇI)
– Tolga SAĞ (Sanatçı)
-Yolcu BİLGİNÇ
-Yılmaz ÇELİK (Sanatçı)
– Zeki GÜMÜŞ (Şair)
– Zeynel DEMİR (Sanatçı)
AKADEMİSYENLER
-Abdullah KÖKTÜRK (Akademisyen)
-Ahmet Kerim GÜLTEKİN (Akademisyen)
-Ayça ALEMDAROĞLU (Akademisyen)
– Ayfer KARAKAYA (Akademisyen)
– Bedriye POYRAZ (Akademisyen )
-Erol KÖROĞLU (Akademisyen)
-Gülser KAYIR (Akademisyen)
-Hasan DEMİRTAŞ (Prof. Dr.)
-Hülya DOĞAN (Akademisyen)
-Kağan İŞMEN (Öğretim Üyesi )
-Kudret Nezir YUNUSOĞLU (Akademisyen)
– Mustafa ŞENER (Akademisyen)
– Mustafa DURMUŞ (Prof.Dr)
– Necla KURUL (Prof. Dr)
– Neşe ÖZGEN (Akademisyen)
-Osman OKKAN (Yazar)
– Özlem ALTIOK (Sosyolog)
-Selim Sırrı KURU (Akademisyen )
-Semiha ÖZALP (Akademisyen)
-Serdar KANDİL (Akademisyen)
-Sibel TATAR KARAKAYA (Akademisyen)
-Suad Sakallı GÜMÜŞ ( Akademisyen, ABD)
– Ümit ÇETİN (Akademisyen)
-Yılmaz KAHRAMAN (Akademisyen)
-Zeynep ALTIOK (Akademisyen)
-Zeliha ALTUNTAŞ (Akademisyen, Yazar)
-Zehra F. KABASAKAL ARAT (Prof. Dr.)
GAZETECİ VE YAZARLAR
-Abbas KARAKAYA (Yazar)
– Abbas TAN (Yazar)
– Ali BALKIZ (Yazar)
-Ali Rıza Şimşek (Yayıncı)
-Ali KÖYLÜCE /Eğitimci/Yazar)
-Ali YILDIRIM (İlahiyatçı, Yazar)
-Ahmet AYDIN (Yazar)
-Ahmet KANBAL (Gazeteci)
– Ahmet KOÇAK (Yazar)
-Ahmet SIÇRAMAZ
-Arif TEKİN (İslam araştırmacısı- Yazar)
-Ayhan AYDIN (Yazar)
– Ayşegül DEVECİOĞLU (Yazar)
-Azat SAĞNIÇ (Yazar)
-Aziz TUNÇ (Yazar)
-Cebrail ARSLAN (Gazeteci)
-Cemil TOSUNOĞLU (Gazeteci)
-Çilem KÜÇÜKKELEŞ (Gazeteci)
– Dilek ODABAŞ BAKIR (Gazeteci)
-Diren KESER (Gazeteci, Yönetmen)
-Erdal BABA (PSAKD Beyoğlu Şb. Eski Bşk.)
– Erdal YILDIRIM (Yazar)
– Erdoğan AYDIN (Yazar)
-Erdoğan YALGIN (Araştırmacı, Yazar)
-Erdoğan YAZGAN (Araştırmacı, Yazar)
-Eren GÜVEN (Gazeteci)
– Esat KORKMAZ (Yazar)
-Ferhat AKTAŞ (Araştırmacı Yazar)
-Feyzullah TUNÇ (Gazeteci)
– Fırat AYGÜN (Gazeteci, IT-teknisyen )
– Fuat ATEŞ Gazeteci)
-Gönül BÜYÜKKÖŞKER
-Hatice ÇEVİK (Gazeteci, Editör)
– Hasan HARMANCI (Yazar)
-Hayko BAĞDAT (Gazeteci)
-Hüseyin DEMİR (Yazar)
-İbrahim VARLI (Gazeteci)
– İlhami ALGÖR (Yazar)
-İnan M. GEDİK (Gazeteci)
-İsmet ALICI (Yazar)
-İsmail Cem ÖZKAN (Gazeteci)
-İsmail PEHLİVAN (Gazeteci)
-İnan M. GEDİK (Gazeteci)
-Kelime ATA (Gazeteci)
-Kemal DERİN (Yazar)
– Kazım GÜNDOĞAN (Yazar)
-Mehmet TEKİN (Kürt Mehmet, Yazar)
-Mahbip DİLEK (Gazeteci)
– Mehmet Ali DEMİR (Gazeteci-Medya.Com)
– Mehmet KABADAYI (Yazar)
-Mehmet TANLI (Gazeteci)
-Metehan AKBULUT (Yazar)
-Metin KAÇMAZ (Araştırmacı Yazar)
– Murtaza DEMİR (Yazar)
-Musa Kazım ENGİN (Araştırmacı, Yazar)
-Mustafa Kemal ERDEMOL (Gazeteci, Yazar)
-Mustafa KORKMAZ (Şair, Yazar)
– Nadir SAYIN (Yazar)
– Necdet SARAÇ (Gazeteci-Yazar)
-Nihat ZİYALAN (Şair, Yazar)
-Nilgün METE (Gazeteci)
-Nurcan GÖKDEMİR (Gazeteci)
– Nurşen URAL (Şair, Yazar)
-Ozan DEMİRİZ (Gazeteci)
-Önder Birol BIYIK (Şair, Yazar)
-Özcan ÖĞÜT (Yazar)
-Özkan LAFATAN (YOL Tv Program Yapımcısı)
– Piri ER (Yazar)
– Ragıp D. KONFER (Yazar, Tasarımcı)
-Ragıp ZARAKOLU (Yazar)
– Recai AKSU(Gazeteci)
-Recep MEMİŞOĞLU (Yazar)
-Rıza AYDIN (Yazar)
-Salih Zeki TOMBAK (Siyasetçi, Yazar)
-Sema KILIÇKAYA (Yazar/Eğitimci)
-Saniye METE (Öykü Yazarı)
-Sevim ALAGÖZ (Yazar)
-Süleyman ZAMAN (Yazar)
-Şehriban TEYHANİ (Araştırmacı, Yazar)
-Şükrü YILDIZ (Gazeteci)
-Tevfik USLUOĞLU (Araştırmacı, Yazar)
-Turan KARATEPE (Yazar, Şair, Senarist)
– Turabi SALTIK (Yazar)
-Turabi KİŞİN (Gazeteci)
– Zafer İŞÇİ ( Sanat Tarihi uzmanı ve Cocuk Kitapları Yazarı)
-Zafer KÖKVER (Yazar)
-Zafer YILMAZ (Yayıncı)
-Zeynep KURAY (Gazeteci)
– Zeynep TOZDUMAN (Araştırmacı Yazar)
-Zeynel GÜL (Gazeteci)
ALEVİ KURUMLARI
– Aalen AKM
– AABF Kuzey Bölge Kadınlar Birliği
– AABF Baden Württemberg Bölge Temsilciliği
-Alevitischer Kulturverein Graz (Kurzform: “AKG”)
-Alevi Düşünce Ocağı
– Alevi Kadınlar Birliği
-Almanya Marl Cemevi
– Al-i Aba İlim Eğitim Araştırma Kültür Ve Sosyal Dayanışma Vakfı
-Alevitisches Kulturzentrum in Vorarlberg
-Alevitischer Kulturverein Wels
-Alevitischer Kulturverein Wiener Neustadt (Kurzform “AKVWN”)
-Alevıtısche Gelehrten Komıssıon Lınz
-Alevitische Gemeinde Jenbach
-Alevitische Gemeinde WienWien
-Alevitische Jugend Tirol kurz AJT Tirol
– Antalya Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Derneği Cemevi
– Antalya Abdal Musa Kültür Ve Tanıtma Derneği
-Avusturya Alevi Kadınlar Birliği
-Avrupa Alevi Kadınlar Birliği
– Aziz Baba Cem Evi
– Bahçeşehir Hakikat Cemevi
– Balıkesir Alevi Güçbirliği
-Cem Vakfı Kavakpınar Cemevi
-Cem Vakfı Sülüntepe Esenler Cemevi
-Cenevre AKM
– Cralsheim AKM
– Çağdaş Alevi Birliği Platformu (ÇAB -P)
– Çorum Alevi Kültür Merkezi
– Danimarka Alevi Kadınlar Birliği
-DAD İzmir Şubesi
– DAD Kadın Meclisi
-Devrimci Aleviler Birliği (DAB)
-Edinburg PSA Kültür Merkezi Cemevi
-Enfield Alevi Cultural Center
– Esslingen AKM
-Frankfurt AKM Cemevi
-Fransa Alevi Kadınlar Birliği
-Fransa Asuri Keldani Derneği
– Freiderickhafen AKM
– Freudenstadt AKM
– Filderstadt AKM
-Geestacht Alevi Toplumu
– Güvenç Abdal Ocağı
-Hazreti İmam Ali Vakfı Cemevi
-HAKEN Aydınlı Cemevi
– Hacı Bektaş Veli Derneği Lüleburgaz Şubesi
-Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Sancaktepe Şube Emek Cemevi
– HBVAKV Aydın Şube
– HAKEN AydınliıCemevi
– HBVAKV Aydın Şube
– Heilbronn AKM
– Heidenheim AKM
– Hubyar Sultan Cemevi
– Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği
– Hubyar Kadın Meclisi
– İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi
– İsveç Alevi Kadınlar Birliği
-İsviçre Alevi Kadınlar Birliği
– İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevi
-Kahramanmaraş Erenler Kültür Derneği Cemevi
– Karlsruhe AKM
-Kartal Cemevi
-Kalander Çelebi Derneği
– Kayseri Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği
-Kehl AKM
-Kiel Alevi Toplumu
-Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültür Derneği Cemevi
-Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Alevi Kültür Merkezi
– Lauda AKM
– Ludwisburg AKM
-Lübeck Alevi Toplumu
– Mannheim AKM
-Maraş Göksun Göynük Cemevi
– Mersin Alevi Çalışma Grubu
-Mertz AKM
-Midwest Alevi Cultural Center
– Mosbach AKM
– Mühlacker AKM
– Nagold Altsteig AKM
-Nantes AKM
– Narlıdere Cemevi
– Neufen AKM
-Neumünster Alevi Toplumu
– Norveç Alevi Kadınlar Birliği
-Nürnberg Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi
– Ortadağ Erenler Cemevi Kültür ve Dayanışma Derneği
-Pforzheim AKM
– PSAKD Yol Erkan Kurulu
-PSAKD Kadın Meclisi
– Piri Baba Kültür Ve Dayanşma Derneği
– Pişmeden Pişirilmez Alevi Çalışma Grubu
-Randers Alevi Kültür Merkezi (RAKM)
– Rawensburg AKM
– Remscheid Alevi Toplumu
– Reınfelden AKM
– Sarıgazi Cemevi
– Sarısaltık Cemevi
– Seyit Süleyman Aziz Baba Cemevi
– Stuttgart AKM
– Sultanbeyli Kulhimmet Cemevi
-Taşdelen Cemevi
– Topçu Baba Cemevi
– Tübıngen AKM
-Uetersen Alevi Toplumu
-Ümraniye Cemevi
– Winnenden AKM
– Wieloch AKM
– Villingen Schwennıngen AKM
– Yol Erenleri
-Zeki Kaya Adalar Cemevi
-2 Temmuz Vakfı
AKTİVİSTLER
– Abbas ÖZKAN (Avusturya Innsbruck Alevi Kültür Merkezi )
-Abdulkadir ÇELEBİ
-Abdullah KAŞIKÇI
-Abdullah KÖKTÜRK (Adam Der Üyesi)
-Abdullah ŞENER (Adam Der Üyesi)
-Abuzer KİRAZ (Mersin 68’liler)
-Adalet ÇIBIK (Aydın Tabip Odası Bşk.)
-Adem ÇİFTÇİ ( Öğretmen)
– Adnan DABANSIZ
-Adnan TİRYAKİ ( Pforzheim Akm )
-Adnan ÖZCAN
-Ahmet AKDAĞ
-Ahmet AYDOĞAN
-Ahmet ÇEVİK (Emekçi)
-Ali BİLEN
-Ali BİLEN (Van Y.Y. Üniv. Öğrenci)
– Ali Gök ( BES Eski Bşk.)
-Ahmet DEĞER(Aktivist)
-Ahmet TATAR (Dede)
–Ahmet TEMEL (Emekli)
-Ahmet SARITAŞ
-Ahmet ŞAHİN (Emekli)
-Ahmet YILDIZ
-Ali ARSLAN (Neufen Akm)
-Ali BOZAN (Avukat)
-Ali ÇİMEN ( Föderation der Aleviten Gemeinden in Österreich Z. St.Pölten)
-Ali DOĞAN (İşadamı)
– Ali GÖKOĞLU (Aktivist)
-Ali GÖRKEM (Adam-Der üyesi)
-Ali ERÇE
– Ali Ekber PEKTAŞ ( Alevitischer Kulturverein Steyr)
-Ali EREN (AKM Köln Cemevi Başkanı)
-Ali Paşa ŞANLI (Eskişehir Dersimliler Derneği, Emekli Eğitimci)
-Ali PERVAZ (Hannover)
-Ali Rıza YILDIRIM (Viyana Alevi Toplumu.Eş.Baş.)
-Ali DEMİRALP (İnş.Yük.Müh.)
-Ali DENİZ (End. Müh.)
-Ali Ekber ARSLAN
-Ali EMEKET (Emekli)
-Ali KOÇAK (Berlin)
-Ali ŞAHİN (Emekli)
-Alaattin ŞAHİN
-Alaattin TOPÇU
-Alev AÇIK
-Ali Haydar BEN (DEDEF Eski Genel Bşk.)
-Ali Haydar TOSUN (Emekli )
-Ali Haydar ERZİNCAN (Dede)
-Ali Haydar TORUN (Emekli )
-Ali Haydar YELEK (Dr.)
-Ali İhsan ÇARMIKLI (PSAKD Tarsus Şb.)
– Ali KOÇAK (Dede)
-Ali PALA
-Ali Rıza BATMAN ( İnnsbruck/Austria)
-Ali Rıza ÖZER ( Eğitim Emekçisi)
-Ali SAKAT
-Ali SOLAK (Crailsheim AKM)
-Alișer ASLAN (Eski Heidenheim AKM Bşk)
-Ali İhsan ÇAKMAKÇI
-Ali Kemal FIRAT( Aktivist)
-Ali MERAL (Lyon)
-Ali ŞAHİN
-Ali Şanin (Emekli)
-Ali UYAN
-Aliye ŞENOĞLU (Adana Seyhan CHP kadın kolları)
-Altan Aydın KADAYIF (Adam-Der üyesi)
-Arif BELGİN (Emekli Bankacı)
-Arif TİLKİ
-Arif ÜREGEN
-Azad ERDEM (Öğretmen)
– Arife ÖRGÜN (Emekli)
-Alparslan ÖZDEMİR
-Arslan YELGEL
-Aslan ÇATAROĞLU
-Arzu ELÇİ ( Öğretmen )
-Aslı YALÇINOĞLU
-Ata ESEN(Emekli öğretmen)
-Ataman ÖZCAN
-Avni ÇIPLAK (Emekli Öğretmen)
-Aydın KAYBAKİ
-Aydın T. KÜÇÜK (Doktor)
-Aydin TURSUN (Avusturya Alevi Gençlk Top.)
-Ayhan ÇOLAK
-Ayhan ERDOĞAN (Avukat)
-Aykut ŞAHİN
-Aylin MANTAŞ
-Aynur ÖZCAN (Marl Cemevi Bşk.)
-Aysel KURT (Öğretmen)
-Aysel SEVER
-Ayvaz AĞIRCAN
-Aziz GÜLER (Dede- Ağuiçen Ocağı)
-Aziz KÜÇÜK (Almanya da Emekli İşçi)
– Bahadır ALTAN (Adam-Der üyesi)
-Bahar ALTUN (Aktivist)
-Bahar POLAT
– Bahise PİRİM (Emekli)
-Baki TUNCEL
-Baki DÜZGÜN
-Barış Tut (Kiel AT II. Bşk.)
-Baykal TUNÇ (İşçi, Şair)
– Bayram PEKİNOĞLU (Adana PSAKD)
-Behzat NERGİZ (Cenevre AKM Bşk.)
-Behiye Ezgi TUNÇ (Adana Seyhan CHP kadın kolları)
-Bekir GEYİK
– Bektaş ŞAHİN
-Belgin SEMERCİ
-Bereket KAR (Artı tv)
-Bilal KILIÇ (Yol, Erkan Hizmetlisi)
-Birol Aydın (Pforzheim AKM)
-Binali İPEK (Aalen AKM)
-Bora ÜNAL
– Boran POLAT (Alevitische Jugend Tirol kurz AJT)
-Burhan ERSAN (Adam-Der üyesi)
-Burhan Görür (Sosyal Hizmet Uzmanı)
-Bülent ANT (İsviçre ABF Onursal Bşk.)
-Bülent DİZİ
-Bülent GÖNEN
-Bülent SÖNMEZ
-Bülent YALÇIN
-Bülent YALÇIN (PSAKD Tarsus Şb.)
-Cafer AKPINAR
-Cafer KAPLAN (Dede, AABG İnanç Kurulu Başkanı)
-Celal ALAZAROĞLU
-Celal IŞIK (Emekli Öğretmen)
-Celalettin DİNÇ
-Celal SAVARER (Adam-Der üyesi)
-Canan SARI
-Cansel BİÇER (Karlsruhe AKM)
-Celal DOĞAN
-Celal TUNCEL
-Cem BOLAT (Büro Emekçisi )
-Cem YALÇIN
-Cemal Turhan ( İşçi)
-Cemal UZUHAN (Salzgitter Cemevi)
-Cemil TOSUNOĞLU
-Cem ARİ (Öğretmen)
-Cemal ŞAHİN (Yol Hizmetlisi)
-Cengiz DEMİR (KKTC AKM Bşk.)
-Cengiz KARAKUŞ (Adam-Der üyesi)
-Cengiz KOÇ (Emekli Öğretmen)
-Cengiz OĞUZ (İnşaat Mühendisi )
-Cengiz TAŞÇI (İşçi)
-Cennet TÜMAY (Kuzey Kıbrıs AKM Üyesi)
– Cevahir ALTUNOK (Ana, Kiel AT)
-Cevat AĞDAŞ (Wetterau AKM YK Üyesi )
-Cevher KİMYONOK (Öğretmen)
-Cihan PELEN (Adam-Der üyesi)
-Cihad KOÇAK (Muhasebeci)
-Cuma ERÇE (Eğitimci, PSAKD Tarsus Şb. Bşk)
-Cumali CAN
-Cüneyt BOZKURT (Doktor)
-Çağlar EKİCİ(AABF NRW Bölge Yöneticisi)
-Çetin Ali NERGİZ (Adam-Der üyesi)
-Çetin KOÇAK ( Kiel AT Sekreter)
-Delil KARAKAYA (Emekli İşçi)
-Demir ÜZÜM (Güvenlik işçisi )
-Deniz Devrim KUDAT
-Deniz FİDAN (Yapıyol-Sen Aydın Temsilcisi)
-Deniz KAPLAN(Aktivist)
-Derviş Candaş TUNCER (Hollanda)
-Derviş SAVUNMAZ (Emekli)
-Derya Dilcem GÜL
-Derya ŞAHİN (Hemşire)
-Devlet KAPLAN (Öğretmen)
-Devrim TUNCER (Eczacı)
-Dilek İNCEDAL (Britanya Alevi Federasyonu Eş Başkanı )
-Dilek ÖZCAN (Adana Seyhan CHP kadın kolları başkanı)
– Diren YEŞİL (Avukat)
-Doğan BERMEK (Alevi Düşünce Ocağı Bşk.)
-Doğan KARAKUŞ (Mühendis)
-Doğan ESER (İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu)
-Döndü Üncücan ŞİRİN
-Durdu YILMAZ (Emekli Sağlık Memuru )
-Dursun Ali TURAN
– Dursun DİNLER (Alevitischer Kulturverein Wels )
-Dursun ZEYREK ( Neufen AKM)
-Düzgün ERTAN
-Ecevit UĞURLU (Bremen AKM)
-Efe ENGİN(Yol Hizmetlisi)
-Elif ERBİL
-Elif ŞAŞKARA (KKTC AKM Lefkoşe Şube Bşk. Yrd.)
-Elif TUNCEL
-Elife ZEREN
-Emel UZMAN (Aktivst)
-Enis BUYUR (MMO TarsusTem.Yürt.Krl. Başk.)
-Emine İNCİOĞLU (Yeşil Sol Parti)
-Emine YALÇIN (Adana PSAKD)
-Engin ÇELİK (Torbalı Anadolu Alevileri Yardımlaşma-dayanışma üyesi)
-Engin DEMİRHAN
-Engin KARATAŞ (Öğretmen)
-Enis BUYUR (MMO Tarsus Tem.Yürt.Krl. Başk.)
-Enver KÜÇÜKUNCULAR (Pir Sultan Abdal Kültür Vereın)
PİRHA- Yazar Nadir Sayın, Ana Fatma Cemevinde okurları ile bir araya geldi. Yeni kitabı “Zerreye Yolculuk” hakkında konuşan Sayın, “Aleviliğin nefeslerle, aşıklarla söz ile taşınma boyutu çağımızda artık yazılı olma boyutlarına geçiyor” dedi.
Yazar Nadir Sayın’ın şiir türündeki son kitabı Zerreye Yolculuk’un tanıtımı için Mamak Ana Fatma Cemevinde program düzenlendi. Pandemi sebebiyle sınırlı katılımın olduğu sohbet öncesinde “Tüm Hakk’a yürüyen canlar aşkına” denilerek çerağ uyandırıldı.
“BURADA KADIN ERKEK SIFATI OLMADAN CAN OLDUK”
Nadir Sayın, Sınırsız Yayınevi imzası ile çıkan kitabının tüm gelirlerinin ORVAK Öğrenci Burs ve Kültürel Etkinliklerine, Alevi yaşam felsefesi ve inancı doğrultusunda tez yazacak öğrencilerin araştırma masraflarına, Alevi örgütlerine ve Ortaköy YEK gönüllülerinin masraflarına harcanacağını belirterek şu konuşmayı yaptı:
“4-5 senedir uğraş içerisinde olduğumu belirterek, özellikle bütün şiirlerimin süzgeçten geçtiği boyutları ile Zerreye Yolculuk ortaya geldi. Zerreye Yolculuk, esnasında Alevi yaşam felsefesi ve inancı, bence eşittir insanlık. Yani esasında bizim derdimiz Alevi ya da farklı bir kimlik edinmek değil, Kamil-i insan olmaktır. Bizim derdimiz bu. Bunun için de bizim temel taşlarımız var. Diyelim ki tarihimizden gelen Hallacı Mansur’dan, Yunus Emre’den Nesimi’ye, Pir Sultan’lara kadar bedel ödenen ve Aşık Veysel’e sarkan boyutları var. Hace Bektaş Veli’den örneğin şu var; okunacak en büyük kitap insandır. Ya da ‘bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır’.
Burada birlikte can cana, kadın erkek sıfatı olmadan can olduk. Bir araya gelip muhabbetlerimizde insanlığın gerçekten de özünü yaşayabiliyoruz. Ancak yaşamış olduğumuz bu toplumda bu biraz zor geçmekte. Bunun için elimizden geleni yapmamız gerekiyor. Belli bir bedel ödemek; bu derneğe üye olmak bile bunun önemini ortaya getiriyor. Bizim her türlü görüşe saygımız var. 72 millete aynı nazarda bakıyoruz. 73. Millet de herhalde biziz. Bütün değerlerimizle ve edeple birliğe gitmemiz gerekiyor. Yani çekirdekten evrenselliğe insani değerlerimizi taşımamızın en önemli gerekçesinden bir tanesi Alevilik. Maalesef Osmanlı’dan günümüze kadar Alevilik asimile edilmiş. Bizi yok etmeye ya da kendilerine benzetmeye çalışmışlar. Hiç bir tanesi bizi bu yolumuzdan alıkoyamamış. O nedenle Zerreye Yolculuk’ta bizim görüşümüz; yaşama yönelik, hava, ateş, su, toprak. Hatta çok değer verdiğim bir abim der ki ‘ormanı da katacaksın’. Bu elementlerden ortaya geliş, varoluş boyutuyla ve onun getirdiği, bize vermiş olduğu eşitlik ölçüsünde, Aleviliği bu boyutlarıyla artık geleceğe taşımak bizim sorumluluğumuz diye düşünüyorum. Bunu şu sebeple söylüyorum; çünkü tarihe baktığımız zaman bir muamma… Yani tarihte nereye kadar gidebiliyoruz? Ve bizim son zamanlarda tarihimizi yazan isimler arasında 20-25 yıl içinde Hasan Harmancı, Esat Korkmaz, Erdoğan Aydın var. Daha doğrusu bizim Aleviliğin nefeslerle, aşıklarla söz ile taşınma boyutu şu anda çağımızda biraz yazılı olma boyutlarına geçiyor. Bundan sonraki dengeyi oluşturmamız açısından çekirdekten evrensele gidişte önemli bir boyut. Eğer böyle olursak insani gücü edinmemiz ölçüsünde ancak bizim kendi haklarımızı bulunduğumuz toplumlarda sağlayabiliriz. Fakat bu bulunduğumuz toplum da maalesef çok ağır bir toplum Örneğin Isparta’da yaşanan durum…
Eğer Ben bir yazarsam bunun bedelini ödemek için cesur olmak, bir duruş sergilemek gerekiyor. Alevi camiasında olan Yol önderlerimizin, bunun tutarlılığını göstermeleri gerekiyor. Asimilasyon öyle ki gelmiş olduğum Sivas yöresinde bile zararsız boyutlara dönüşmüş durumda. Yani kişinin kendisinin herhangi bir inancı yok ve kendisine benzetmek isteyen inanç, onu boğar boyuta gelmiş. Bunun sonucunda ne oluyor? Can olma boyutu ortadan kalkıyor ve farklı kesimlerin insan tipleri ortaya geliyor.”
“GELİN CANLAR BİR OLALIM”
Yazar Nadir Sayın’ın konuşması ardından DAD Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak teşekkür konuşması yaparak şunları söyledi:
“Bu inanç şimdiye kadar sohbetlerle, deyişlerle, şiirlerle bugüne gelmiştir. Bizim yazılı kitabımız yoktur. Tüm katliamlara rağmen bu inanç hala sizin gibi canların sayesinde devam ediyor. Bize düşen ise bir arada olmak, yan yana durmak, Pirim Pir Sultan’ın dediği gibi ‘Gelin canlar bir olalım’ diyoruz.”
Sohbet programı Zakir Hıdır Çelebi, Murat Yılmaz, Mustafa Toprak ve Pınar Altay’ın seslendirdiği deyişler sonrasında son buldu.
PİRHA- Yazar Nadir Sayın’ın yeni kitabı “Zerreye Yolculuk” okuyucuya ulaştı. Nadir Sayın, Alevi inancı üzerine yazdığı yeni kitabının tanıtımı için 2 Ekim Cumartesi günü Ana Fatma Cemevinde yapılacak imza ve söyleşi programına katılacak.
Yazar Nadir Sayın’ın son kitabı “Zerreye Yolculuk” Sınırsız Yayınevi imzası ile çıktı. Kitabın editörlüğünü ise Hatice Çevik yaptı.
Nadir Sayın’ın son kitap çalışmasının tüm gelirleri ORVAK Öğrenci Burs ve Kültürel Etkinliklerine, Alevi yaşam felsefesi ve inancı doğrultusunda tez yazacak öğrencilerin araştırma masraflarına, Yol muhabbeti yapılan Alevi kültür merkezlerindeki kültürel etkinliklerine, Ortaköy YEK gönüllülerinin masraflarına katkı olarak kullanılacak.
ANA FATMA CEMEVİNDE İLK MUHABBET!
Yazar Nadir Sayın, yeni çıkan kitabına dair okuyucu ile ilk buluşmasını 2 Ekim Cumartesi günü Ana Fatma Cemevinde yapacak. Saat 15:00’te yapılacak muhabbettin ardından Sayın, okuyuculara yeni kitabını imzalayacak.