Etiket: nahit eren

  • Narin Güran cinayeti davasında Cumhuriyet Savcısı mütalaasını sundu

    Narin Güran cinayeti davasında Cumhuriyet Savcısı mütalaasını sundu

    PİRHA- Eski Diyarbakır Barosu Başkanı Avukat Nahit Eren, Cumhuriyet Savcısının Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Narin Güran dosyasına, esas hakkındaki mütalaasını bugün itibarıyla sunduğunu duyurdu.

    Diyarbakır Merkez Bağlar ilçesinin Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos’ta kaybolduğu izlenimi verilen ve 8 Eylül’de Eğertutmaz Deresi’nde cansız bedenine  ulaşılan Narin Güran’ın ölümüne ilişkin davada savcı mütalaasını sundu.

    Davada, tutuklu amca Salim, anne Yüksel ve ağabey Enes Güran ile komşuları Nevzat Bahtiyar “iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılanıyor.

    NAHİT EREN DUYURDU

    Eski Diyarbakır Barosu Başkanı Avukat Nahit Eren, Cumhuriyet Savcısının esas hakkındaki mütalaasını bugün itibarıyla sunduğunu duyurdu.

    Eren’in, X paylaşımında şu ifadeler yer aldı:

    “Cumhuriyet Savcısı, Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmekte olan NARİN dosyasına, esas hakkındaki mütalaasını bugün itibariyle sunmuştur. Savcılık esas hakkındaki mütalaasında 4 sanık hakkında iştiraken kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarını talep etmiştir. 26 Aralıkta Narin için adalet demek için 8. Ağır Ceza Mahkemesinin duruşma salonunda yerimizi alacağız.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Narin Güran davasının ilk duruşması başladı; Suçu üstlenmesi için sanığa para teklifi

    Narin Güran davasının ilk duruşması başladı; Suçu üstlenmesi için sanığa para teklifi

    PİRHA-8 yaşındaki Narin Güran’ın katledilmesine ilişkin görülen davanın ilk duruşması Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Sanık Nevzat Bahtiyar, suçu üstlenmesi halinde kendisine para teklif edildiğini söyledi. Diyarbakır Baro Başkanı Abdulkadir Güleç, “Narin Güran cinayeti vahşice işlenmiş cinayet, toplumun adalet duygusunu örseleyen vahim bir durum” diye konuştu.

    Diyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos’ta kaybolan ve 8 Eylül’de cansız bedenine ulaşılan 8 yaşındaki Narin Güran’ın Narin Güran’ın faillerinin yargılanacağı davanın ilk duruşması Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Duruşmaya Diyarbakır Barosu olmak üzere çok sayıda baro başkanı ve avukatları, çocuk ile kadın kurum ve dernek temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve siyasi parti temsilcileri katıldı.

    Tutuklu yargılanan amca Salim, anne Yüksel ve ağabey Enes Güran ile komşuları Nevzat Bahtiyar, sabahın erken saatlerinde duruşmanın görüleceği Diyarbakır Adliyesi’ne getirildi. Tutuklu sanıklar hakkında “İştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor.

    Duruşma başlamadan önce adliyenin çevresi ve duruşma salonunun önü polis bariyerleriyle kapatıldı. Duruşma salonuna sadece baro başkanları, dava avukatları ve gazeteciler alındı. Duruşma salonu önünde bulunan ve içeri alınmayan avukatlardan kaynaklı izdiham yaşanırken avukatlar bu durumun kabul edilebilir olmadığını söyledi. Ayrıca polisler duruşmaya ilk olarak turkuaz basın kartı olmayan gazetecilerin içeri alınamayacağını belirtirken yapılan müzakereler sonucu mahkeme başkanı belirli sayı ile gazetecilerin içeri alınmasına izin verdi.

    DURUŞMA KİMLİK TESPİTİYLE BAŞLADI

    Duruşma, kimlik tespitiyle başladı. Tutuklu sanıklar askerler eşliğinde duruşma salonuna alındı. Narin Güran’ın babası Arif Güran da duruşmada hazır bulundu.

    TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANI SAĞKAN: SORUŞTURMANIN ADİL BİR ŞEKİLDE YÜRÜTÜLMESİNİ İSTİYORUZ 

    Kimlik tespitinin ardından konuşan Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, yargılama sürecine katkıda bulunmak istediklerini belirtti. Davaya katılma talebinde bulunan Sağkan, “Soruşturmanın adil bir şekilde yürütülmesini istiyoruz” diye kaydetti. Tahir Elçi davasında katılma taleplerinin kabul edildiğini hatırlatan Sağkan, “Gerçekten insan haklarını savunmak TBB’ye görev olarak verilmişse böyle bir yargılamaya katkı sunmak için katılma talebimize izin verirseniz sevinirim” dedi.

    DİYARBAKIR BARO BAŞKANI GÜLEÇ: VAHŞİCE İŞLENMİŞ BİR CİNAYET

    Diyarbakır Baro Başkanı Abdulkadir Güleç, “Narin Güran cinayeti vahşice işlenmiş cinayet, toplumun adalet duygusunu örseleyen vahim bir durum” dedi. Güleç, “Bizim toplum olarak Narin gibi çocukların ya da kadınların katledilmemesi için ne yapabilirizi tartışmamız gerekiyor” diye kaydetti.

    Güleç, “Kamera kayıtlarına göre, Narin’in daraltılmış baz istasyonu çalışmasında, huzurda bulunan sanıkların 4’ü Narin Güran’ın evinde. Bu soruşturmada belli eksiklikler var. Bunu şuna bağlıyorum. Adli kolluk yok, idari kolluk var. Olayın başından itibaren Narin’in kaybolma ihtimali üzerinde duruldu. Son görülme anı 15.15. İhbar yapılan saat akşam 20.00. Yani 5 saat sonra ihbar yapılıyor. 8 yaşında kız çocuğunun 5 saat bulunmaması akıllara başka şeyler getiriyor. Ben hukukçu olarak ilk duyduğumda Narin’in katledildiğini düşündüm. ‘Köyde herkes akraba ve kız çocuğu 5 saat bulunmuyorsa katledilmiştir’ dedim. 19 gün boyunca Narin’in cesedi tespit edilemedi, bedenine ulaşılamadı. Narin’in cenazesinin saklandığı için, bütün bulgular ve DNA bulguları karartıldı. Bu bağlamda iddianamenin o tespitini önemsiyoruz. Baz istasyonu çalışmaları bizce de çok önemli. Toplumda bu tespitten kaynaklı siz ve mahkeme heyetinden toplumun vicdanını belirleyen hakkaniyetle karar beklemektedir” ifadelerini kullandı.

    SANIK AVUKATLARI: CİNAYETİN AYDINLATILMASI İÇİN BİZ DE ÇABA SARF EDİYORUZ

    Sanık avukatları, cinayetin aydınlatılması için kendilerinin de çaba sarf ettiklerini ileri sürdü. Katılma taleplerine karşı mahkemenin esnek davranmasını istediklerini belirten avukatlar, “Biz şu dengenin korunmasını istiyoruz. Sanığın AİHS 6’ncı madde kapsamında adil yargılanma hakkı vardır. Sanığın yeterli imkânı elde edebilmesi ve bu kolaylığın sağlanması gerektiği kuşkusuzdur. Bu denge de gözetilerek biz baronun ve hukuk örgütlerinin katılma talebinin daha esnek yapılmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    DİYARBAKIR BAROSUNUN KATILMA TALEBİNE KABUL, DİĞER BAROLARIN TALEBİNE RET

    Baroların taleplerini değerlendiren mahkeme başkanı, Amed Barosu’nun katılma talebini kabul etti. Diğer baroların katılma talebi reddedildi.

    SANIK BİRÇOK SORUYA ‘YOK’ YANITI VERDİ

    Sanık Nevzat Bahtiyar, “Olay günü Salim’i (amca) su için aradım. Suyumuz kesilmişti” dedi. Bahtiyar, “Susma hakkım da var mı?” diye sordu. Mahkeme başkanı, “Var” dedi. Bahtiyar, mahkeme başkanının olayı anlatıp anlatmak istemediğine dair soruya “Yok” yanıtı verdi.

    Mahkeme başkanı, Bahtiyar’ın verdiği iki ifade olduğuna işaret ederek, hangi beyanının doğru olduğunu sordu. Bahtiyar, “Son verdiğim beyanım doğrudur” dedi.

    Bahtiyar, “Narin Güran’ın evine yaya olarak çıktım. Arabam aşağıdaydı. Salim Güran da o zaman yukarıdaydı, bizim evimizin üstündeydi. Burası ahırın orasıydı. Salim ve ben tek vardım. Salim dışında kimseyi orada görmedim.  Salim Güran yukarıdaydı, ben aşağıda sulama yapıyordum. Salim Güran açıkta bekliyordu, arabası yoktu” dedi.

    Mahkeme başkanı, daha önce Salim Güran’ın “Bana hemen arabaya bin ve beni takip et“ dediği yönündeki beyanlarını sordu. Bahtiyar, “Böyle bir şey yok” diye kaydetti. Mahkeme başkanı, “Peki savcılıkta niye böyle bir beyanda bulundu” diye sordu. Bahtiyar, “O zaman ben korkmuştum. Beni silahla tehdit ettiler” diye kaydetti.

    Bahtiyar’ın birçok soruya sadece “Yok” şeklinde yanıt vermesi dikkati çekti.

    ‘İLİŞKİ’ İDDİASI

    Bahtiyar, “Salim sana gel işin var dedi, sen oraya gittin. Sen o esnada evin içinde bağrış, çağrış, çocuğun ölümüne dair ses duydun mu?” sorusunu “Yok” şeklinde yanıtladı. Bahtiyar, “Eve girdim. Bir odaya gittim baktım Narin yatıyordu. Bana söyledi. Böyle bir olay var. Annesi ile ilişkim olduğu için. ‘Ben ilişkideydim, Narin gördü, öldürdük’ dediler bana” iddialarında bulundu.

    Bahtiyar, evde Narin’in cansız bedenini gördükten yaşananlara dair “Bana bunu götürüp kaybettireceksin. Bunu götür bir yere at dedi Salim” dedi.

    ‘YÜKSEL, NARİN’İ ARABAYA KOYDUĞUMDA AĞLIYORDU’

    Bahtiyar, “Daha önce ceset gördün mü” sorusunu “Hayır” şeklinde yanıtladı. Bahtiyar, ölümle tehdit edildiğini ekledi. Salim Güran’ın evden dışarıya çıkarak battaniye getirdiğini belirten Bahtiyar, “Battaniyeye sardıktan sonra ben Narin’in cesedini evimin ahırına getirdim. Kimse görmedi. Sonra torbaya koyduk” diye kaydetti.

    Bahtiyar, “Yüksel, Narin’i arabaya koyduğumda tepede ağlıyordu” dedi. Cenazeyi torbaya koymak için ahıra neden götürdüğü sorusuna cevap veren Bahtiyar, “Bunu ben düşündüm. Ahıra götürdüm baktım çuval içindeydi. Narin’in kıyafeti üzerinde vardı” dedi.

    ‘PARA TEKLİF EDİLDİ’

    Salim Güran’in çuvalı alarak “Göl” diye tarif ettikleri yerde parçalanmasını istediğini söyleyen Bahtiyar, “Fakat ben cenazeye karışmadım” dedi. Bu esnada baba Arif Güran ağlamaya başladı.

    Bahtiyar, Salim Güran’ın korkusundan dolayı olayı anlatamadığını öne sürdü. Narin’in nasıl öldürüldüğüne dair soruya, “Bilmiyorum, bağlayarak öldürmüş olabilir diye düşünüyorum” yanıtı verdi.

    Bahtiyar, mahkemenin neden itirafta bulunduğu sorusuna, “Vicdanım kabul etmediği için itirafta bulundum” dedi.

    Bahtiyar, kardeşinin geçen hafta görüşüne geldiğini, kendisine suçu üstlenmesi halinde para teklif edildiğini aktardığını söyledi. Bahtiyar, “Ben kabul etmedim” dedi.

    SANIKTAN HATIRLAMIYORUM YANITLARI

    Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi’nin (SEGBİS) kaydının yapılması için duruşmaya ara verildi. Ardından Amed eski Baro Başkanı Nahit Eren, Bahtiyar’a bazı sorular yöneltti.

    Bahtiyar, “Salim’i ne zamandan beri tanıyorsun” sorusuna “30 yıldır tanıyorum. Çok yakın dostuz. Birbirimizi aradık, kahvede en çok buluşurduk. Olaya yakın onun evine gitmedim” yanıtı verdi.

    Narin’i odada cansız gördüğü anda bir tepki göstermediğini belirten Bahtiyar, birçok soruyu “Görmedim” ve “Hatırlamıyorum” şeklinde yanıtladı. Bahtiyar, “Cesedi battaniye sararken bir ucunu Salim, bir ucunu ben tuttum.  Sonra cesedi ben aldım. Salim terliği de al deyince onu da alıp, battaniyeye koydum” dedi.

    Bahtiyar, Salim’in battaniyeyi kime verdiğini sorusuna “Bilmiyorum” şeklinde yanıtladı. Nahit Eren, “Siz yer tespitinize gittiğinizde Narin’in bulunduğu çukurda su vardı. Sen Narin’i götürdüğün gün su altında mıydı?” diye sordu. Bahtiyar, buna dair önce “Su altında değildi” dedi, sonrasında “Su vardı” dedi.

    Bahtiyar, “Salim’in telefonundaki sildiği tüm kayıtlar geri getirildi. Özellikle WhatsApp mesajları. Bir bilgin var mı?” sorusunu, “Bir bilgim yok”; “17.46’da onu aramışsın?” sorusunu “Bilmiyorum. Sadece 15.08’de aradım”; “17.46’da konuşunca Salim sana ne dedi? 41 saniye ne konuştunuz?” sorusunu ise “Hatırlamıyorum” diye yanıtladı.

    Hatay’da çalışan akrabaları “Vecdi” adlı kişiyle yaptıkları görüşmeye dair soruya yanıt veren Bahtiyar, “Beni aramış olabilir de bilmiyorum. Ne konuştuğumuzu bilmiyorum” diye kaydetti.

    ‘NARİN’İ SALİM BOĞDU, KENDİSİ SÖYLEDİ’

    Diyarbakır Barosu avukatlarından Aydın Özdemir, “Narin’i siz mi boğdunuz” diye sordu. Bahtiyar, “Yok, Salim boğdu, kendisi söyledi” dedi.

    Bu sırada ayağa kalkan baba Arif Güran, “Seni Allah’a havale ediyorum” dedi. Mahkeme baba Arif Güran’ın sakinleştirilmesi için dışarı çıkarılmasını istedi. Baba Güran, “Beni öldürün artık” dedi. Baba Güran, salondan çıkarıldı.

    Bahtiyar, Aile Sosyal Politikalar Müdürlüğü avukatlarının sorularına “Bilmiyorum” şeklinde yanıtladı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren: Gerçek adaletin sağlanması için süreci takip ediyoruz

    Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren: Gerçek adaletin sağlanması için süreci takip ediyoruz

    PİRHA- Narin Güran’ın ölümün oluş şekline yönelik İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nın raporu savcılığa gönderildi. Rapora dair açıklama yapan Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren, Narin’in ölüm sebebinin “Ağız ve burun kapanması ve boyuna bası sonucu oksijensiz bırakılmasına bağlı olarak meydana geldiğinin” belirlendiğini aktardı.

    Diyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe kırsal mahallesinde kaybolduktan 19 gün sonra cansız bedeni bulunan 8 yaşındaki Narin Güran’ın İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporu, soruşturmayı yürüten Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi.

    Adli Tıp Kurumu 1’inci İhtisas Kurulu, Narin Güran’a ilişkin adli belgeler ile otopsi raporunu değerlendirerek hazırladığı raporda, “Mevcut verilerle Narin Güran’ın cinsel saldırıya maruz kalıp kalmadığı hususunda tıbben değerlendirme yapılamadığı” belirtildi. Raporda, Güran’ın ölümünün kaybolduğu gün (21 Ağustos) meydana geldiği kaydedildi.

    Narin Güran’ın öldürülemesine dair ATK raporunu paylaşan Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren, sosyal medya hesabından şunları aktardı:

    “-Mevcut verilerle çocuğun cinsel saldırıya maruz kalıp kalmadığı hususunda değerlendirme yapılamadığı,

    -Mevcut verilerle çocuğun zehirlenerek öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı,

    -Ölümün 21.08.2024 tarihinde meydana geldiği,

    -Sol diz altında bacağın kopmasına neden olan travmanın ölüm sonrası hayvanlar tarafından gerçekleştirildiği,

    -Otopsiside alt ve üst çenede bazı dişlerin yerinde olmadığı, bir kısmının torba içerisinde bulunduğu, mevcut dişlerin de yerlerinde kolayca ayrıldıkları tespit edilmiştir,

    – Ölüm sebebi “ağız ve burun kapanması ve boyuna bası sonucu oksijensiz bırakılmasına bağlı meydana geldiği” belirtilmiştir. Otopsi sürecindeki gözlemlerimizle zaman zaman kamuoyunda oluşan yanlış algıları düzeltmek adına yaptığımız açıklamalar iş bu raporlarda doğrulanmıştır. Bir kez daha gerçek adaletin sağlanması, fail veya faillerin tespiti, yargılanması ve cezalandırılması için soruşturma sürecini titizlikle takip etmeye devam edeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABER

    ATK, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na raporu iletti: Narin boğularak öldürüldü

  • Diyarbakır Baro Başkanı: Narin’den diş örneği alınamadı çünkü dişler dökülmüştü

    Diyarbakır Baro Başkanı: Narin’den diş örneği alınamadı çünkü dişler dökülmüştü

    Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren, kaybolduktan 19 gün sonra cansız bedeni bulunan 8 yaşındaki Narin Güran’ın ölümüne ilişkin açıklamalarda bulundu. Narin‘in cesedinin çevresel etkilerden dolayı deforme olduğunu söyleyen Eren, “Alınmış bir diş kalıp örneği mümkün değil. Çünkü dişler dökülmüş” diye konuştu. Eren, adli tıp raporunu beklediklerini de sözlerine ekledi. 

    Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren, TELE1’de yayınlanan ‘Kayıt Dışı’ programında açıklamalarda bulundu.

    Eren, Salim Güran’ın eşi Melek Güran’ın yeniden savcılığa ek ifade için getirildiğini ve tek bir soruluk ifadeden sonra serbest bırakıldığını açıkladı.

    Eren, “Şu an Hediye Güran gözaltında. Yarın ifade için savcılığa getirilmesini bekliyoruz” dedi.

    Ağabey Baran Güran’ın başvurusuna değinen Eren, “Baran Güran’ın yazılı bir başvurusu oldu. Kendisiyle ilgili bir şüphe ve iddia söz konusu değil. Kendisi Narin’in katillerinin tespiti için ‘fail kim olursa olsun’ hak ettiği cezayı alması konusunda Diyarbakır Barosu’nun dosyayı takip etmesi için başvuruda bulundu. Vekalet isteğini kabul ettik. Baran’ın talebi doğrultusunda müşteki konumunda dilekçemizi savcılığa sunduk” diye konuştu.

    “Birkaç şeyi düzeltmem gerekiyor” diyen Eren şunları söyledi:

    “Soruşturmanın ilk gününden bugüne kadar eksiklik konusundaki bütün değerlendirmelere katılıyorum. Ama otopsi işlemiyle ilgili değerlendirmeleri düzeltmem lazım. Narin’in bacağıyla ilgili ilk açıklamayı yapan bizdik. Çünkü sosyal medyada çok fazla iddia atıldı. Adli tıp sürecinde bekleyen tek kişi Baran’dı.

    İlk otopsi işlemindeki ön bulgulara göre, özellikle Nevzat’ın açığa çıkan ifadesine göre, Narin’i baş aşağı torbaya yerleştirdiğini, Narin’in bir bacağının dışarıda kaldığını, torbayı bağlamak için ip bulamadığını ve Narin’in çantasının kemerini torbayı bağlamak için kullandığını söylüyor. Bu durumda, Narin’in sol bacağının üzerinde dizden aşağı herhangi bir et parçası olmadığı, kemiklerin üzerinde bir canlı müdahalesi olduğunu söylemiştik ama bu galiba yanlış anlaşıldı. Buradan kastımız su içerisinde kemiğe, daha doğrusu Narin’in sol bacağına belli ki canlılar… Ben bunu araştırdım sordum o dere yatağı balıklarıyla meşhur.

    Narin’in ilk kaybolduğu andan itibaren özellikle sulama kanalında çalışmalar yapılıyor. Devlet Su İşleri’nin büyük bir su kanalı var. 1 hafta boyunca o su kanalı Narin’in bulunduğu dereye yönlendiriliyor ve debisi inanılmaz derecede artıyor. Suyun yoğun arttığı kanala yönlendirdikleri ve suyu da Narin’in bulunduğu dereye yönlendirdikleri için inanılmaz bir debi var. Bunu neden izah etmeye çalışıyorum? Kemik tek bir et parçası olmadan duruyordu. Tabii ki Adli tıp raporunu bekleyeceğiz. Narin’e ait dizden aşağı etler sarkık bir şekilde dizden kırık olsa orada görülür. Biraz daha beklemek gerekiyor.”

    “91 ÖRNEĞİN ÜZERİNDEN DNA ÇIKMADIĞI İÇİN İSTANBUL’A GÖNDERİLMEDİ”

    91 DNA örneğinin İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderilmediğini ifade eden Eren şunları kaydetti:

    “91 adet biyolojik anlamda DNA testine konu olan örnek İstanbul’a gönderilmedi. Bu 91 örnek Diyarbakır Adli Tıp Kurumu’nda incelemeye tabi tutuldu. 91 adet numune dediğimiz şey, torbadan, Narin’in eşyalarından, vücudundan, ağzından alınan sürüntü dediğimiz örnek alınır. Bu bir organ değil, et parçası değil, kemik değil. 91 örnek Diyarbakır Adli Tıp Kurumu’nda incelendi. Bu 91 örnek Narin’e temas eden üçüncü bir şahsın DNA örneklerini bulmak için yapılan bir çalışmaydı. Bu Narin’in elbiseleri ve vücudundan alınan sürüntülerden elde edilecek bir olguydu. Otopsiye girmeden önce de sonrasında da görüştüğüm bir çok adli tıp uzmanı var. 18 gün bir bedenin su içerisinde kalması durumunda üçüncü şahıslara ait DNA örneklerinin kaybolması için makul bir süre. 18 gün içerisinde DNA örneklerinin niteliğini kaybetme özelliği var. Sadece bu sürüntülerin alınması 3.5-4 saat sürdü. Bu 91 örneğin üzerinden bir DNA örneği çıkmadı ve İstanbul’a gönderilmedi. İstanbul’a entemolojik, toksikoloji, histopatolojik incelemeler ve kemik şube için gönderilen örnekler var.”

    “ALINMIŞ BİR DİŞ KALIP ÖRNEĞİ MÜMKÜN DEĞİL, ÇÜNKÜ DİŞLER DÖKÜLMÜŞ”

    “Deforme olmuş bir cesetten bahsediyoruz. Sadece suda olması değil, su akıntısı kesildikten sonra bataklığa dönen bir yerden bahsediyoruz. Derenin içerisinde değil, sulak ve bataklık bir alana, bir cesedin deforme olması için gerekli olan her şeyin olduğu bir alana gömülmüş. Diyarbakır sıcaklığı, bataklık gibi yer, su tamamen cesedi deforme etmiş. Alınmış bir diş kalıp örneği mümkün değil. Çünkü dişler dökülmüş.

    Bacak tamamen kopuk, vücut bütünlüğü var ama o ortamda vücudun çok çabuk bir şekilde çürümeye yüz tuttuğunu da bilelim.”

    AMCANIN ARACINDAKİ DNA ÖRNEĞİ

    Amcanın aracında bulunan DNA örneğine ilişkin ise şunları söyledi:

    “O DNA örneğine sahip sürüntünün tam olarak ne olduğu tespit edilemedi. Kusmuk mu, kan örneği mi, ter mi belli değil ama tam olarak tanımlanamasa da Narin’in DNA’sıyla örtüşen bir özellik taşıyor.

    Köyde taşlarda bulunan kan örnekleri vardı, başka birine ait olduğu iddia ediliyordu hatta resmi açıklama da yapıldı. Yakın zamanda DNA örnekleri geldi o kan örnekleriyle ilgili. Kayanın nitelik itibarıyla o kanı, o sıcaklıkta, o güneşte, birkaç gün geçtiği için o DNA’nın analiz edilme şansı ortadan kalkmıştı. Kime ait olduğu tespit edilemedi.

    “KONUŞULANLARIN HEPSİ YANLIŞ”

    Arama kurtarma köyde kolluk birimlerinin yönlendirilmesi, ihmaller var. Ama soruşturma makamlarının haklarını yersem ben rahat hissetmem. Aldıkları ifadeleri, delilleri nasıl topladıklarını gördüm. Bize de herhangi bir zorluk çıkarmadılar. Bir ses kaydı konuşuluyor günlerdir. Konuşulanların hepsi yanlış.”

    Nahit Eren, 15 yaşındaki R.A.’nın ses kaydındaki “Daha ölmemiş” cümlesine ilişkin şu ifadeleri kullandı:

    “Bir ses kaydı evet var. Silinen bir değil yüzlerce ses kaydı var. Bu ses kaydı 15 yaşında bir çocuğa ait. Biz sorulan soruyu gördük. Kürtçeden çevrili bir Türkçe cümle olduğunu gördük. Kürtçe’de bu şekilde bir cümle yapısıyla cümle oluşturulmaz. Bilirkişiler tarafından incelenmesini talep ettik. Kürtçesinin metne dönmüş halini gördük. Karakol bir çalışma yapmış, çalışma yaparken sesleri duyuyor, kelimeye dönüştürüyor. Ama gördüğüm kelimelerin Kürtçe’de bir karşılığı yok. Yanlış aktarılmış olma ihtimalini söylüyorum. Cinayetten sonraki bir görüşme. Daha önce bulunan bir kısım kan ve DNA örneklerinin olduğu bölgeye yakın olduğu kanaatindeyiz. Amcanın telefonunda görüşmeleri otomatik kayıt altına alınan bir program var ve bu programda silinen kayıtlar var. Burada bir ses kaydı var, arka planda gürültüler de var. İncelenmesini talep ettik. Bugün dinlemek için talepte bulundu. Yazıya dökülen Kürtçe kelimeler itibarıyla öyle bir cümle yok. Ama Kürtçe yazılan içerisinde de Kürtçe’de karşılığı olmayan sesler yazılmış.”

    Narin’in elbisesinden alınan bir kan örneği olduğunu söyleyen Nahit Eren, “Narin’in bedeni üzerinde silah, kesici, delici aletle ilgili bir emare yok ancak soru işaretleri barındırmakla birlikte elbise örneğinden alınan kan örneğinin olması DNA açısından bize bir sonuç vermeyebilir ama ölüm anında ağız veya burun kısmından gelmiş bir kan olabilir. O kısım biyolojik inceleme için alındı. Vücudun herhangi bir bölgesinden kanama olup olmadığı tespit edilebilir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Diyarbakır Barosu Başkanı Eren: Salim Güran’ın acilen yeniden ifadesi alınmalıdır

    Diyarbakır Barosu Başkanı Eren: Salim Güran’ın acilen yeniden ifadesi alınmalıdır

    PİRHA-Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren, Narin Güran’ın katledilmesiyle ilgili yaptığı açıklamada, “Aileden şüphe edilmekte geç kalındı. Bir an önce amca Salim Güran yeniden ifadeye alınmalıdır” dedi. Narin’in kopan bacağında et kalmadığını ifade eden Eren, aile bireylerinin bilinli olarak kaybolma saatini yanlış söylediğini de aktardı.

    Diyarbakır Barosu, Narin Güran’ın ‘kaybolmasından’ 19 gün sonra dere yatağında çuval içinde ölü bulunmasına ilişkin soruşturmadaki ihmallerle ilgili açıklama yaptı.

    Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren, dosyanın faillerin ortaya çıkarılması açısından önemli bir noktaya geldiğini vurgulayarak, “Adalet açısından önemli bir noktaya geldik” dedi.

    Diyarbakır Barosu olarak dosyaya müşteki olarak başvuru yaptıklarını da açıklayan Eren, soruşturma sırasında ifade tutanaklarının satır satır basına sızdırılmasına da tepki göstererek, bu durumun süreç içerisinde faillerin işine yarayacağını söyledi.

    “AİLE ÜYELERİNE ODAKLANILMADI”

    Nahit Eren, aile üyeleri arasından ilk gözaltının arama çalışmalarının sekizinci gününde yapıldığını, abi Enes Güran’ın gözaltına alınıp bırakıldığına dikkat çekerek, aile üyelerinin süreci yanlış yönlendirmesine izin verildiğini söyledi.

    Eren, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Enes Güran vücudundaki izler yüzünden gözaltına alındı. İstanbul’a da gönderildi. Ama adli tıptan gelen rapor, kolundaki ve sırtındaki izlere dair bir DNA belirlemesi yapılmadan döndü. Sonrasında ise basın, bu izlerin kime ait olduğuna dair haber yaptı. Fakat hiçbir tespit yapılamamıştı.

    Nevzat, üzülerek ifade ediyorum, bir bacağının dışarıda kaldığını ifade tutanağında ifade ediyor. O bacak kopmuştur. Doğrudur. Yine savcı tutanağına baktığımızda, o bacağın üzerinde hiçbir et parçası kalmadığını size açıklamak istiyorum. Dizden aşağı olan bölümde hiçbir et parçasının olmaması, dışarıdan bir canlının müdahalesinin işaretidir.

    Kayalıklardaki kan Narin’in değil dendi. Hangi bilimsel veriye göre bu açıklama yapıldı? Köylülerden alınan beyan üzerine bu açıklamanın yapıldığını anlıyoruz.”

    Eren, ortaya çıkan yeni deliller uyarınca amca Salim Güran’ın savcılar tarafından acilen yeniden ifadesinin alınması gerektiğini dile getirerek, “Özellikle Enes’in gözaltına alındığı 29 Ağustos itibarıyla… Sonrasında köyde yapılan toplantılar, ki bunlar basına da yansıdı. Ağız birliği, ifade tutanaklarına yansıyor. Ne tür ifade vermeleri gerektiği, ilk gün kendilerine aktarılıyor. Olayların oluş tarzı, yer zaman itibarıyla tamamen çelişiyor. İfadelerin tamamı çelişiyor” ifadelerine yer verdi.

    Aile ‘Narin’in kaybettirildiği saati bilinçli olarak yanlış iletiyor ve soruşturma bunun üzerine kuruluyor. İfadelerde ortaya çıkan ve açıklanmayan 30 dakikayı çözdüğünüz zaman, kimler hangi konumdaydı, fail ortaya çıkacak” iddiasında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Diyarbakır Barosu Başkanı Eren’den ‘yargı darbesine karşı tedbir alınmalı’ çağrısı– VİDEO

    Diyarbakır Barosu Başkanı Eren’den ‘yargı darbesine karşı tedbir alınmalı’ çağrısı– VİDEO

    PİRHA – Anayasa Mahkemesi’nin TİP Milletvekili Can Atalay hakkında verdiği kararı Yargıtay tanımadı. Yargıtay ayrıca tahliye kararı veren Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunma kararı aldı. CANTV’ye konuşan Diyarbakır Baro Başkanı Avukat Nahit Eren, “Bana göre dün Türkiye’de bir yargı darbesi yapıldı. Buna karşı tedbirler alınmalı” dedi.

    Yargıtay, Anayasa Mahkemesi’nin tutuklu Türkiye İşçi Partisi Milletvekili Can Atalay kararı ile anayasayı ihlal ettiğini öne sürerek, yüksek mahkemenin üyeleri hakkında suç duyurusunda bulundu.

    Yargıtay ayrıca TBMM’ye, Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesi için kararın gönderileceğini belirtti.

    Diyarbakır Barosu Başkanı Avukat Nahit Eren, CAN TV’de yayınlanan Ezgi Soysal’ın sunduğu Can Aktüel Bu Sabah programında konuya dair değerlendirme yaptı.

    “BİR HUKUKÇU OLARAK DEĞERLENDİRME GEREĞİ BİLE DUYMUYORUM”

    Eren, dün Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin vermiş olduğu kararı hukuki açıdan bir hukukçu olarak değerlendirme gereği bile duymadığını dile getirerek, “Aslında bu oyalama süreci dünkü kararın bir hazırlığı olduğunu bize gösterdi. Bana göre dün Türkiye’de bir yargı darbesi yapıldı. Kararın içeriğine baktığımız zaman öyle kararlar var ki gerçekten hukuk adına skandal diyebiliriz” dedi.

    “BU SKANDALIN EN BÜYÜK MAĞDURU, HAKKINI YARGI ÖNÜNDE ARAYANLAR OLARAK BİZLER OLACAĞIZ”

    Eren, Türk Ceza Kanunu’ndaki Türkiye Cumhuriyeti’nin herhangi bir kurum ve organını aşağılama suçu işlendiğini belirterek şunları ifade etti:

    “Dün Yargıtay 3. Ceza Dairesi hem Anayasa Mahkemesi’nin kurumsal kimliğine hem de Anayasa Mahkemesi’nde oy hakkına sahip olan bağımsız yargıçlara yönelik büyük bir suç isnadında bulunmuştur. Ve kendilerini aşağılamıştır. Bu skandalın mağduru, Anayasa Mahkemesi’nin temel hak ve özgürlükler konusunda vermiş olduğu bir ihlal kararının yerine getirilmemesinin mağduru toplum, bizler olacağız. Hak arayan, hakkını yargı önünde arayanlar olarak bunun en büyük mağduru bizler olacağız.”

    “SES ÇIKARMAZSAK BU HUKUKSUZLUKLAR ÜLKENİN HER YERİNE YAYILACAK”

    Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Cumartesi Anneleri hakkında verdiği ihlal kararını hatırlatan Eren, “İstanbul’daki Beyoğlu Kaymakamı, bırakın bir yargı makamını, bir bürokrat AYM kararını uygulamadı. Her ihlale her hukuksuzluğa ses çıkarmadığımız sürece maalesef bu hukuksuzluklar ülkenin her yerine bu şekilde yayılmış olacak” dedi.

    Eren, şöyle devam etti:

    “Bu anlamda bu skandal Türk hukuk tarihine yeni bir kara leke. Daha önce de benzer birçok vaka yaşandı. Demirtaş ve Kavala kararının Türkiye’de uygulanmaması Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi(AİHM) kararlarıyla Anayasa Mahkemesi(AYM)kararlarının bağlayıcılığı ve uygulanırlığı açısından hiçbir fark yok. Bu uygulamanın getirdiği sonuç maalesef dün Ankara’da büyük bir sarsıntı yarattı.”

    “BİR AN ÖNCE TEDBİRLER ALINMALI”

    Diyarbakır Barosu Başkanı Avukat Nahit Eren, “Bu konuda sadece yargı makamları değil. TBMM’nin ve siyasi partilerin bu konuda çok net bir tutum ortaya koyması lazım. Bu hukuksuzluk ülkeyi hukuk anlamında kaosa sürükler. Temel hak ve özgürlükler konusunda ülkeyi büyük bir çıkmaza sürükleyeceği çok net. Bir an önce buna yönelik tedbirlerin alınması lazım.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL