Etiket: namaz

  • Sınav öncesi öğrencileri namaza çağıranlar hakkında suç duyurusunda bulunulacak

    Sınav öncesi öğrencileri namaza çağıranlar hakkında suç duyurusunda bulunulacak

    PİRHA – Laiklik Meclisi, LGS sınavı öncesi öğrencileri namaz kılmaya camiye götürenler hakkında suç duyurusunda bulunup ardından basın açıklaması yapacak.

    Mamak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, 2 Haziran’da yapılan Liselere Geçiş Sistemi (LGS) öncesinde okullara “Ailecek Huzurda Kıyamdayız, Gençler için Duadayız” adı altında bir program bildirisi göndermişti.

    Laiklik Meclisi, öğrencilerin ve velilerin camide namaza çağrılması yönündeki resmi yazıya ilişkin harekete geçti. Söz konusu girişimin Anayasa’ya ve eğitim ilkelerine aykırı olduğunu vurgulayan Laiklik Meclisi, “Bu durum ülkemizin karşı karşıya olduğu karanlığı bir kez daha gözler önüne sermektedir” ifadelerini kullandı.

    SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULACAK!

    “İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün bu hamlesi, münferit değildir” denilen yazılı açıklamada şu vurgu yapıldı:

    “Gelecek kuşakların yüzlerce yıl öncesinin karanlığına teslim edilmesi, toplumun ilerleme iradesinin ortadan kaldırılması hedeflenmektedir. Karşı devrim hamlesine ve bu hedeflerin gerçekleştirilmesine izin verilemez.

    Laiklik Meclisi söz konusu talimatı hazırlayan, imzalayan ve parçası olan bütün görevliler hakkında 5 Haziran Çarşamba günü suç duyurusunda bulunacaktır. 5 Haziran Çarşamba günü 12.30’ da Ankara Adliyesi önünde yapacağımız basın açıklamasına laikliğe sahip çıkan yurttaşları çağırıyoruz. Laiklikten vazgeçmiyoruz!”

    PİRHA/ANKARA

  • Aleviler Mamak’ta LGS sınavı öncesi öğrencilere namaz dayatmasına karşı eylemde!

    Aleviler Mamak’ta LGS sınavı öncesi öğrencilere namaz dayatmasına karşı eylemde!

    PİRHA – DAD Ankara Şube, Mamak Kaymakamlığı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün öğrencileri camiye götürmelerine tepki gösterdi. “Sünnileştirme politikalarının devam ettiğini belirten DAD, bugün saat 16:00’da bileşeni oldukları Mamak Laik Bilimsel Eğitim Platformu ile Mamak ilçe Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması yapacaklarını bildirdi. 

    AKP-MHP hükümetinin yürürlüğe koyduğu “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) projesi kapsamında laik eğitim karşıtı uygulamalar sürüyor.

    Okullarda derslere giren imam ve vaizler, din içerikli derslerin yanı sıra öğrencileri camiye de götürüyor.

    Ankara’da ÇEDES kapsamında öğrencilere dayatılan tartışmalı yeni bir karar daha ortaya çıktı. Mamak Kaymakamlığı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, özel okullar da dahil olmak üzere kurum müdürlüklerine yazı göndererek Mamak Kaymakamlığı İlçe Müftülüğü’nün öncülüğünü yapacağı namaz etkinliği hakkında kararı duyurdu.

    Okullara gönderilen yazıda ÇEDES Yıl Sonu Kültür Şenlikleri kapsamında 2 Haziran’da LGS’ye girecek öğrencilere moral ve motivasyon olması için Mamak Merkez Camiinde Sabah Namazı Kur’an- Kerim Tilaveti, Namaz, Tesbihat ve Dua ile “Ailecek Huzurda Kıyamdayız, Gençler İçin Duadayız” programı gerçekleştirileceğini açıkladı.

    “SÜNNİLEŞTİRME POLİTİKALARI DEVAM ETMEKTE”

    Mamak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün bu kararına Alevi kurumları başta olmak üzere sivil toplum örgütlerinden de tepki geldi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şube, konuya ilişkin açıklamasında “Siyasal iktidarın ÇEDES projesi adı altında Sünnileştirme politikaları devam etmektedir” dedi.

    Çocukların namaza götürülmesinin “laik, özgür, bilimsel ve anadilde eğitimden uzak” olduğunu belirten DAD Ankara Şube, “Dinci, gerici bir sistemi uygulamaya koymak isteyen bu zihniyeti kınıyoruz” eleştirisini yaptı.

    MAMAK İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ ÖNÜNDE EYLEM YAPILACAK

    DAD Ankara Şube, konuyla ilgili bugün saat 16:00’da bileşeni oldukları Mamak Laik Bilimsel Eğitim Platformu ile Mamak ilçe Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması yapacağını da duyurdu.

    PİRHA/ANKARA

  • Okullarda durum vahim: Çekmeköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü çocukları namaza götürdü

    Okullarda durum vahim: Çekmeköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü çocukları namaza götürdü

    PİRHA- AKP hükümetinin laik eğitim karşıtı politikası sürüyor. Bu kez İstanbul Çekmeköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ÇEDES projesi kapsamında ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerini camiye götürdü. Namaz çıkışı AKP’li Çekmeköy Belediyesi çocuklara çorba dağıttı.

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi”ne (ÇEDES) karşı tepkiler sürerken öğrenciler sabah namazı için camilere götürülmeye devam ediyor.

    BirGün’den Deniz Güngör’ün haberine göre, İstanbul Çekmeköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Çekmeköy Müftülüğü tarafından 4’üncüsü gerçekleştirilen “Hep Birlikte Huzura” adlı sabah namazı programı oldu. Ensar Camiinde gerçekleştirilen etkinliğe öğrencilerle birlikte aileleri de katıldı. “Ensar Camisi Sabah Namazı Programı” adı altında paylaşılan duyuruda namazın ardından Çekmeköy Belediyesi tarafından çorba dağıtıldığı da belirtildi.

    Etkinlik kapsamında Sabiha Hamdi İlkokulu, Semiha Yıldırım İlkokulu, İzzet Yüksek Ortaokulu, Nükte Söze Ortaokulu ve Fatma Talip Kahraman Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri camiye götürüldü. Etkinliğin ardından çocukların camideki görüntüleri Çekmeköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün sosyal medya hesabından paylaşıldı. Etkinliğe, İlçe Milli Eğitim Müdürü Mustafa Akhan, okul müdürleri de katıldı.

    Görüntüler, müdürlüğün sosyal medya hesabında şu ifadelerle paylaşıldı:

    “Çekmeköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve İlçe Müftülüğümüzün koordinesinde ÇEDES Projesi kapsamında programımızın dördüncüsünü gerçekleştirdik. Programımız 25 Şubat Pazar günü sabah Ensar Camisi’nde İlçe Milli Eğitim Müdürümüz, şube müdürlerimiz, okul müdürlerimiz, öğretmenlerimiz, sivil toplum kuruluşu temsilcilerimiz, sevgili öğrencilerimiz ve velilerimizin katılımıyla gerçekleştirildi. Sabah namazı programına katılan ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerimize, velilerimize, öğretmenlerimize ve çorba ikramı ile bize destek olan Çekmeköy Belediyesi’ne teşekkür ederiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • İstanbul Ataşehir’de okullara cuma namazı talimatı!

    İstanbul Ataşehir’de okullara cuma namazı talimatı!

    PİRHA- Ataşehir İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, okullara gönderdiği talimatla ders saatlerinin cuma namazına göre düzenlenmesini istedi. Ayrıca okullarda cuma namazı kılınacak koşulların oluşturulması talimatı da verildi.

    AKP’nin ‘dindar nesil’ projesiyle eğitimdeki gericileşme devam ediyor. “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES) Projesi” ile okullara imamların girmesinin önünü açılıp din dersleri arttırılırken, şimdi de ders saatleri cuma namazına göre düzenledi.

    BirGün’den İsmail Arı’nın haberine göre, 31 Ekim’de İstanbul’daki Ataşehir İlçe Milli Eğitim Müdürü İsmail Yıldırım’ın imzasının yer aldığı ve okullara gönderdiği yazıda şu talimatlar sıralandı:

    *Cuma günleri öğle tatili araları cuma namazı saatine göre ayarlanacak.

    *Ders programı çizelgeleri cuma namazı saati ile çakışma olmayacak şekilde düzenlenecek.

    *Eğitim öğretim faaliyetlerinde herhangi bir aksaklığa meydan vermeden gerekli tedbir alınarak cuma namazı gitmek isteyen yönetici, öğretmen ve diğer personele gerekli kolaylık sağlanacak.

    *Özellikle lise düzeyindeki okulların mescitlerinde cuma namazı kılınmasıyla ilgili ihtiyaçlara cevap verilebilecek şartların oluşturulmalı ve gerekiyorsa İlçe Müftülüğü veya imam hatip liselerimizle işbirliği yapılmalı.

    *Okulda cuma namazı kılınacak şartlar oluşturulamıyorsa cuma namazına gitmek isteyen öğrencilerden veli izin dilekçesi alınarak cuma namazına gidişlerinde izin verilmeli.

    DAVUTOĞLU’NUN GENELGESİ

    Eğitim Sen 2 No’lu Şube’nin Hukuk Sekreteri Çayan Çalık, okullara gönderilen yazıya tepki gösterdi. Laik eğitimin saldırı altın olduğunun altını çizen Çalık, “Ataşehir Milli Eğitim Müdürlüğü’nün yazısında bir yönetmelik ve iki genelge dayanak gösteriliyor. Bu iki genelge 2016 tarihinde yani 7 sene önce yayınlanmış. Milli Eğitim Müdürü’nün bu genelgeler ile okullara hatırlatmada bulunması, cuma namazına göre eğitim planlamasının yapılmasını istemesi, aslında son zamanlarda ÇEDES projesiyle de ortaya çıkan, hukuk normlarını yok sayan ve yasal dayanağı olmayan bir adım. Anayasamızda laiklik ilkesi tanımlanmış olmasına rağmen görüyoruz ki laiklik ilkesi yok sayılarak 2016’da dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun genelgesi ile laik eğitimin kırıntıları dahi yok ediliyor. Bunu Eğitim Sen olarak kınıyoruz. Yazıların altında imzası olanlar hakkında soruşturma açılmalı ve yazılar geri çekilmeli” dedi.

    ÖĞRENCİLER AÇ KALIYOR

    Cuma saatine göre ders planlamasının aynı zamanda çocukların beslenme saatlerini etkileyen sonuçlar ürettiğine de dikkat çeken Çalık sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Öğrencilerin beslenme saati cuma saatine denk geldiği için öğrenciler aç kalmakta, sağlıklı beslenmelerine engel olmakta, çocukların yüksek yararı göz ardı edilmektedir. Ayrıca mevcut genelgeler öğrencileri kapsamamaktadır ve kamu personelleriyle ilgili düzenlemelerle sınırlıdır. Bu genelgeler ile öğrencilere yönelik uygulamalar tamamen keyfidir. Son zamanlarda genelgeler hukuk normlarına uymayan kanuni dayanaklardan yoksun fiilen yönetme çabasının ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır. Dava konusu yapılamaması nedeniyle de AKP hükümetleri ve saray rejimi tarafından sıkça kullanılmaktadır. Eğitim Sen olarak bu dayatmaların karşısındayız.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Fatih Camii’nde bağışlanan milyonları zimmetlerine geçirdiler

    Fatih Camii’nde bağışlanan milyonları zimmetlerine geçirdiler

    PİRHA-İstanbul Fatih Camii’nde en az 20 yıldır zimmete para geçirdikleri iddia edilen üç kişi hakkında soruşturma başlatıldı. Fatih’in Eski Eserlerini İhya ve Koruma Derneği ile dernek başkanı İ.A., İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na 17 Kasım günü suç duyurusunda bulundu. Üç şüphelinin zimmetlerine geçirdikleri milyonlar ile arsa, tarla ve daire satın aldıkları iddia edildi.

    ArtıGerçek’ten Dinçer Gökçe‘nin haberine göre, soruşturma dosyasında üç kişi yer alıyor. Bu isimlerden Ahmet Ali Rıza A., 22 yıldır dernek yönetiminde kurumun mali işleri ile ilgileniyor. İlahiyat fakültesinde görevli Mahmut A. ise şüpheli Ali Rıza A.’nın kardeşi. Diğer şüpheli Recep Ö. de dernekte başkan yardımcısı. Recep Ö. ayrıca derneğe bağlı Fatih Kuran kursunun da yöneticisi.

    Yaklaşık 40 yılık geçmişi olan derneğin amacı, Fatih Kuran kursunda dini eğitim gören öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılamak olarak belirtiliyor. Derneğin gelirlerini ise bağışlar oluşturuyor. Cuma namazı çıkışı cami avlusuna konulan 6 ayrı para sandığına yapılan bağışlar, derneğin düzenli gelir elde ettiği yerlerden biri. Ayrıca dini günlerde, bayramlarda ve Ramazan ayında yapılan bağışlar ile külliye sınırları içerisinde bulunan kantin ve otopark işletmesinden de dernek gelir elde ediyor.

    NAMAZ ÇIKIŞI YAPILAN BAĞIŞLARI ZİMMETİNE GEÇİRDİ

    Geçen yıl dernekte seçim yapılırken, İ.A. derneğin yeni yeni başkanı seçildi. İ.A.’nın ilk işlerinden biri derneğin gelir, giderlerini kontrol etmek oldu. Cuma namazı çıkışları yapılan bağışların kontrol edilmesiyle beraber 12 Ağustos 2022 günü altı sandıkta 19 bin 520 TL, 150 Euro ile 5 Dolar olduğu görüldü. Paralar tekrar sandığa konuldu ve beklenmeye başlandı. Bu kez yıllardır paraların sayımını yapan Ali Rıza A. sayım işlemini tek başına yaptı. Ancak belirttiği sayı, dört kişinin imzasını taşıyan tutanaktaki miktarın oldukça altında kaldı. Benzer durum diğer günlerde de yaşandı.

    Başkan İ. A., cuma namazı çıkışlarında toplanan paraların büyük bir bölümünün zimmete geçirildiğini tespit ettikten sonra araştırmalarını derinleştirdi. Yapılan araştırmalarda, camii cemaatinin yaptığı bağışların yanı sıra kantin işletmesinden alınan paraların bir bölümünün de zimmete geçirildiği anlaşıldı. Benzer şekilde İŞ-Kur’un, derneğin sekiz çalışanı için her ay yaptığı 14 bin 590 liranın da zimmete geçirildiği tespit edildi.

    KUTUDA 1 KİLO 100 GRAM ALTIN ÇIKTI

    Çalışmalarını sürdüren dernek başkanı İ. A. ve ekibi, derneğin karar defterine ulaşmak istedi. Dernek odasında yapılan arama esnasında ilginç bir durum ile karşılaşıldı. İ. A. ve beraberindekiler, karton kutuda, 3 poşet içinde 2 adet 250 gram, 4 adet 100 gram, 4 adet de 50 gram olmak üzere toplamda 1.100 gram altın buldu. Bulunan altınlar tutanak altına alındı ve vakıf müdürü M. A. E.’nin kasasına konuldu. Bu esnada, A.’ya ait bir ajanda da bulundu. Söz konusu ajandada, geçen Ramazan ayında 336 bin 630 lira toplanmasına rağmen 32 bin 630 lira toplandığına dair makbuz hazırlandığı görüldü. Anılan altının parasal tutarı ise 1.2 milyon TL. Bu olaydan kısa bir süre sonra Ahmet Ali Rıza A., başkan İ. A.’nın yanına gelerek bir miktar altınının kaybolduğunu söyledi. İ. A. olaya ilişkin tutanak hazırlayıp A.’nın da imza atmasını istedi. Ancak A., tutanağı imzalamak istemedi.

    TARLA, ARSA VE DAİRE ALDILAR

    Dernekte yıllarca toplanan paraların zimmete geçirildiğine ilişkin birtakım deliller elde eden İ. A. ve ekibi, bu kez şüphelilere yönelik mal varlığı araştırmasına girdi. Savcılık başvuru dilekçesinde, şüphelilerin sadece bir maaşla edinemeyecekleri milyonlarca liralık menkul ve gayrimenkule sahip oldukları öne sürüldü. Dilekçede, şüphelilerin kendileri ve aile üyeleri adına Kocaeli Şekerpınar’da, Çatalca Binkılıç ve Kabakça’da, İstanbul Başakşehir, Bahçeşehir ve Kayaşehir ile Afyon’da çok sayıda tarla, arsa, daire ve dükkân aldıkları iddia edildi. Dilekçede, “Bir kısım tapularda dernek odasında görülmüştür” denildi. Suç duyurusunun devamında “Şüphelilerin aleyhine olan somut delillerle dernek ve uhdelerinde bulunan başka bir vakıfın 20 yıl sömürüldüğü anlaşılacaktır” ifadelerine yer verildi.

    YAPI KOOPERATİFİ KURMUŞ

    Öte yandan, Artı Gerçek’in yaptığı araştırmaya göre Ahmet Ali Rıza A., beraberindeki altı kişi ile geçen yıl bir yapı kooperatifi kurdu. Vadiköy Evleri Konut Yapı Kooperatifi geçen yıl Çatalca Binkılıç’ta 18 dönümlük bir tarla aldı. Kooperatif yönetimi, anılan arazide imar çıkması ile birlikte konut projesi geliştirmeyi planlıyor. Konu ile ilgili görüşlerini almak istediğimiz üç şüpheliden de dönüş olmadı. Dernek avukatı ise, Artı Gerçek’in sorusu üzerine, bu aşamada herhangi bir görüş beyan etmeyeceklerini bildirdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Şehirlerarası otobüslere ‘namaz’ ayarı!

    Şehirlerarası otobüslere ‘namaz’ ayarı!

    PİRHA-Diyanet İşleri Başkanlığı, ilgili bakanlıklara yazı göndererek şehirlerarası otobüs seferlerinin ‘namaz’ saatlerine göre düzenlenmesini talep etti.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Ulaştırma, Kültür Turizm, Ticaret ve İçişleri bakanlıklarına gönderilmek üzere bir yazı hazırladı.

    Yazıda, şehirlerarası otobüslerin seyahat sırasındaki molalarını, namaz saatlerine göre ayarlamasını istedi. Ali Erbaş, “Namazların vaktinde edasını sağlamak üzere, makul bir süre ayrılmalı” dedi.

    “Şehirlerarası Otobüs Seyahatlerinde Mola Düzenlemesi” başlıklı ve Erbaş imzalı yazı şöyle:

    “Vatandaşlarımız tarafından şehirlerarası otobüs seyahatlerinde molaların, namaz vakitlerinin dikkate alınarak belirlenmesi ve namazların vaktinde edasını sağlamak için makul bir süre ayrılması konusunda Başkanlığımıza yoğun talepler gelmektedir.

    Anayasamızın 24’üncü maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9’uncu maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 18’inci maddesine göre herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne: dinini veya inancını, tek başına veya topluca ve kamuya açık veya özel olarak öğretme, uygulama, ibadet etme hürriyetine sahip olduğu malumlarıdır. Bu itibarla; vatandaşlarımız tarafından gelen söz konusu talepler doğrultusunda şehirlerarası otobüs seyahatlerinde molalarının, namaz vakitlerinin dikkate alınarak belirlenmesi ve namazların vaktinde edasını sağlamak üzere makul bir süre ayrılması ile ilgili Bakanlığınızca yapılabilecek düzenlemelerin değerlendirilmesi hususunda bilgilerini ve gereğini saygılarımla arz ederim.”

    (Kaynak: Sözcü Gazetesi)

  • AFAD ekibinin namaz molası iki kişinin ölümüne sebep oldu!

    AFAD ekibinin namaz molası iki kişinin ölümüne sebep oldu!

    PİRHA-Samsun’ Vezirköprü ilçesinde toprak çökmesi sonucu Kenan ve Hayati Ak kardeşlerin yaşamlarını yitirmesi sonrası yapılan soruşturmada çarpıcı ifadelere ulaşıldı. AFAD ekibinin yolda namaz molası verdiği ortaya çıkarken, ekibi taşıyan şoför, “Namaz kılma konusunda tartışmalar çıktı. Durmak zorunda kaldım” dedi.

    Samsun’un Vezirköprü ilçesinde 2020 ağustos ayında iki kardeşin göçük altında kalarak öldüğü kazaya ulaşmak için yola çıkan Samsun Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) ekibinin, ‘namaz molası’ verdiği ortaya çıktı.

    Olay günü bir eve içme suyu bağlantısı yapan Kenan Ak (20), çökme sonucu yaklaşık 5 metre derinlikte toprak altında kaldı. Olayı gören ağabey Hayati Ak (25), kardeşini kurtarmak için kanala atladı. Bu esnada ikinci kez toprak kayması yaşanarak Hayati Ak da göçük altında kaldı.

    Samsun’dan yola çıkan AFAD ekibi, olay yerine gelmeden Hayati Ak’ın cansız bedeni itfaiye, jandarma ve vatandaşlar aracılığı ile çıkarıldı. Ekip, Kenan Ak’ı kurtarma çalışmaları sürerken olay yerine geldi ancak kısa bir süre sonra onun da cansız bedeni göçük altından çıkarıldı. Yurttaşlar, AFAD ekibinin geç geldiğini ileri sürerek şikayette bulundu.

    Bunun üzerine Samsun Valiliği’nin başlattığı soruşturmada, AFAD ekibinin olay yerine 3-5 kilometre kala 5-7 dakika kadar namaz ve ihtiyaç molası verdiği ortaya çıktı. Tutanaklara göre altı kişiden oluşan AFAD ekibi il merkezinden saat 19.20’de hareket etti.

    “NAMAZ İÇİN DURMAK ZORUNDA KALDIM”

    Ekibi taşıyan aracın şoförü E.K. yazılı savunmasında şunları söyledi:

    “Olay yerine 3-5 kilometre kala aracı durdurarak namaz kılma hususunda daha yüksek sesli konuşmalar gerçekleşti. Yapılan tartışmalara müdahil olamadım. Ancak araç içerisinde aracın durmasına yönelik yüksek sesli ve hararetli konuşmalar arttığından, aracın durmasına yönelik talepler olduğundan ve araç içerisinde oluşan ortam aracı sağlıklı bir şekilde kullanmama engel teşkil ettiğinden, herhangi bir kazaya sebebiyet vermemek adına, aracı durdurmak zorunda kaldım. Duraklama yaklaşık 5-7 dakika sürmüştür. Bu esnada araçtan inmedim. Personelin araca dönmesini bekleyerek herkes araca döndüğünde olay mahalline ulaşmak üzere tekrar harekete geçtim.”

    Ekipte yer alan S.D. savunmasında “Acil durum ihbarı gelir gelmez ekiple beraber derhal olay yerine intikal ettik. 5-7 dakikalık mola ise, 2 saatlik yol düşünüldüğünde, hayatın olağan akışı içerisinde son derece makuldür. Takribi 130 km yolu ise 83 km hızla 1 saat 34 dakikada aldık ve olay yerine son derece seri bir şekilde intikal ettik. Dolayısıyla burada şahsımın ve AFAD ekibinin herhangi bir gecikmesi söz konusu değildir” dedi.

    (Kaynak:cumhuriyet.com.tr)

  • Özen: Öğretmenleri mendil dağıtmakla görevlendiren yetkilileri kınıyorum-VİDEO

    Özen: Öğretmenleri mendil dağıtmakla görevlendiren yetkilileri kınıyorum-VİDEO

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili, Eğitimci Zeynel Özen, Diyanetin yüzbinlerce görevlisi varken, İzmir’de öğretmenlerin cami önlerinde mendil dağıtmakla görevlendirilmesine tepki gösterdi. 

    İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü’nün bugün toplu ibadete açılacak camilere ilişkin valiliklere gönderdiği resmi yazı doğrultusunda cuma namazlarının cami bahçeleri dışında, okul bahçelerinde kılınması için namaz kılınacak okulların belirlenmesi istendi.

    Valilikler de okulları belirledi. Okul bahçelerinde bugün kılınacak cuma namazı öncesi ve sonrası temizlik ve dezenfeksiyon, ses sisteminin kurulması, minberin oluşturulması görevi ise okul müdürlüklerine verildi.

    Erkek öğretmenler ise cumaya gelen yurttaşlara kolonya ve mendil dağıtımında görevlendirildi.

    DİYANETİN YÜZBİNLERCE GÖREVLİSİ VARKEN…

    Bu uygulamaya HDP İstanbul Milletvekili, Eğitimci Zeynel Özen tepki gösterdi.

    Meclis Genel Kurulu’nda konuşan Özen, “Diyanetin yüzbinlerce görevlisi varken, İzmir’de öğretmenlerin cami önlerinde mendil dağıtmakla görevlendirilmesi asla kabul edilemez. Yıllarını bu mesleğe veren bir öğretmen olarak bu görevlendirmeyi yapan yetkilileri kınıyorum” dedi.

    PİRHA/ ANKARA

  • Sarıhan’dan namazın okul bahçelerine taşınmasına tepki: Şeri hükümler uygulanıyor

    Sarıhan’dan namazın okul bahçelerine taşınmasına tepki: Şeri hükümler uygulanıyor

    PİRHA- Eski CHP Ankara Milletvekili Avukat Şenal Sarıhan, okul bahçelerinin cuma namazları için açılmasına ve öğretmenlerin cami cemaatine kolonya ve mendil dağıtmak için görevlendirilmesine tepki gösterdi. Sarıhan, “Bu tamamen bilimin yok sayıldığı, laiklik ilkesinin de artık hiç gözetilmediği, tamamen şeri bir anlayışın her alanda hakim olmaya başladığının işaretidir” dedi. Sarıhan, yargının yapılmak istenen bu uygulamaya karşı iptal kararı vermesi gerektiğini ekledi. 

    İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü’nün valiliklere gönderdiği resmi yazı doğrultusunda, cuma namazlarının cami bahçeleri dışında, okul bahçelerinde kılınması için namaz kılınacak okulların belirlenmesi istendi. Erkek öğretmenlerin cumaya gelen yurttaşlara kolonya ve mendil dağıtımında görevlendirildi.

    Eski CHP Ankara Milletvekili, Eğitimci, Avukat Şenal Sarıhan, konuya ilişkin PİRHA’nın sorularını yanıtladı.

    Öğretmenlerin kamuda çalıştığı alanlar belirlendiğini belirten Sarıhan, “Bu görev tanımlarının içeresinde herhangi bir biçimde camide hijyen maddesi dağıtmak gibi bir görevleri yoktur. Bu tamamen angarya niteliği taşır. Ayrıca başka bir durumda ise insanların inançları noktasında serbestliği söz konusudur. Laik bir toplumda yaşadığımızı iddia ediyoruz. Laik bir toplumda insanlar inançları doğrultusunda hareket ederler” diyerek öğretmenlerin düşürüldüğü duruma tepki gösterdi.

    “HER ALANDA ŞERİ HÜKÜMLERİN HAKİM OLDUĞU BİR DURUMLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Sarıhan, sözlerine şöyle devam etti:

    “Camide kamu kanalıyla hizmet görevi verilmesi bu laiklik ilkesi ile de çelişen bir durumdur. İkincisi, daha da önemli olarak okullarda okul bahçelerinin namaz kılmaya ayrılmış olması ister namaz kılınıyor olsun, ister farklı dini anlayışlarla ilgili herhangi bir durum olsun bu tamamen bilimin yok sayıldığı, laiklik ilkesinin de artık hiç gözetilmediği, tamamen Şeri bir anlayışın her alanda hakim olmaya başladığının işaretidir. Bu konuda çok sayıda işaret var, bunlardan biridir. Bunu hukuk mantığı içerisinde açıklamamızın imkanı yok.

    “YARGININ İPTAL KARARI VERMESİ GEREKİR”

    Yargının yapılmak istenen uygulamaya karşı iptal kararı vermesi gerektiğini vurgulayan Sarıhan, “Böylesi bir hizmete ihtiyaç varsa Diyanetin çalışanlarının kadrosu içerisinde gerçekleşmesi gerekir. Bu aslında bilim öğretmekte olan öğretmenlere yönelik bir zorlama özelliği taşımaktadır bu bir zorlamadır. Elbette ki kendi serbest iradeleri ile hareket etmesi gereken öğretmenlerin önünde bir engeldir.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

     

  • Erkek öğretmenler cumaya gelenlere kolonya ve mendil dağıtacak

    Erkek öğretmenler cumaya gelenlere kolonya ve mendil dağıtacak

    PİRHA- İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü’nün camilere ilişkin valiliklere gönderdiği resmi yazı doğrultusunda cuma namazlarının cami bahçeleri dışında, okul bahçelerinde kılınması için namaz kılınacak okulların belirlenmesi istendi. Erkek öğretmenler ise cumaya gelen yurttaşlara kolonya ve mendil dağıtımında görevlendirildi.

    İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü’nün bugün toplu ibadete açılacak camilere ilişkin valiliklere gönderdiği resmi yazı doğrultusunda cuma namazlarının cami bahçeleri dışında, okul bahçelerinde kılınması için namaz kılınacak okulların belirlenmesi istendi.

    Valilikler de okulları belirledi. Okul bahçelerinde bugün kılınacak cuma namazı öncesi ve sonrası temizlik ve dezenfeksiyon, ses sisteminin kurulması, minberin oluşturulması görevi ise okul müdürlüklerine verildi.

    Erkek öğretmenler ise cumaya gelen yurttaşlara kolonya ve mendil dağıtımında görevlendirildi.

    (HABER MERKEZİ) 

     

  • ‘Camiyi Seviyoruz, Namazla Buluşuyoruz’ projesi okullarda uygulansın talimatı

    ‘Camiyi Seviyoruz, Namazla Buluşuyoruz’ projesi okullarda uygulansın talimatı

    PİRHA-Diyanet İşleri Başkanlığının ve İstanbul Müftülüğü’nün talimatıyla tüm camilerde “Camiyi Seviyoruz, Namazla Buluşuyoruz” başlıklı bir programın okullarda uygulanması istendi. 

    İstanbul’da Küçükçekmece Müftülüğü, Küçükçekmece Kaymakamlığı’na bir yazı göndererek, ülke genelinde Diyanet İşleri Başkanlığının ve İstanbul Müftülüğü’nün talimatıyla tüm camilerde “Camiyi Seviyoruz, Namazla Buluşuyoruz” başlıklı bir programın uygulanmasının istendiğini belirtti.

    İlçe Müftülüğü kaymakamlığa gönderdiği yazıda, “Camiyi Seviyoruz, Namazla Buluşuyoruz” başlıklı bir programın Küçükçekmece’de  bulunan okullarda uygulanmasına olur vermesini istedi.

    Müftülüğün kaymakamlığa yazısında şöyle denildi:

    “Başkanlığımız, camilerin asli fonksiyonunun ibadethane olmasının yanında, birer eğitim-öğretim mekanı ve sosyal, kültürel faaliyetlerin merkezi olarak kullanılmasını sağlamak amacıyla bir çok hizmet gerçekleştirmektedir. Son yıllarda camilerimizde gerçekleştirilen ihtiyaç odaklı hizmet çeşitliliği artarak devam etmektedir.
    Bu bağlamda 18.01.2020-01.02.2020 (yarıyıl tatili) tarihleri arasında çocukların namaz kılma alışkanlığını kazanmaları amacıyla ülkemizin genelinde Diyanet İşleri Başkanlığının ilgi (a) yazısı talimatı ve İstanbul Müftülüğü’nün ilgi (b) yazısı gereği tüm camilerimizde, “Camiyi Seviyoruz, Namazla Buluşuyoruz” başlıklı bir programın uygulanması istenmektedir.
    Söz konusu projenin, ilçemizde bulunan ek listedeki okullarda, yine listede yazılı personelimiz tarafından uygulanmasını olurlarınıza arz ederim.”

    CELAL FIRAT’TAN TEPKİ: HER CAN ÇOCUĞUNA SAHİP ÇIKMALI

    Küçükçekmece Müftülüğü’nün “Camiyi Seviyoruz, Namazla Buluşuyoruz” programın okullarda okullarda uygulanması için kaymakamlığa yazı göndermesine Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı ve Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat tepki gösterdi.

    Fırat, sosyal medya hesabından aileleri uyararak, “Ülkenin geldiği duruma bakın, her canımızı çocuklarına sahip çıkmaya çağırıyorum” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • 300 ilkokul öğrencisi camiye götürüldü

    300 ilkokul öğrencisi camiye götürüldü

    İstanbul Çekmeköy İlçe Müftülüğü’nce düzenlenen, ‘Yedi Yaşındayım, Namaza Başlıyorum’ programı kapsamında 300 ilkokul öğrencisi, velileri ile öğle namazı için camiye götürüldü.

    Pedagogların, “Küçük yaştaki çocuğa verilen dini eğitim, çocukta geri dönülemez zarara yol açar” uyarısını yok sayan yeni bir uygulamaya daha imza atıldı. Çekmeköy İlçe Müftülüğü Gençlik Koordinatörlüğü’nün organize ettiği, ‘Yedi Yaşındayım, Namaza Başlıyorum’ programı ile yüzlerce çocuk camiye taşındı.

    İstanbul Fatih Sultan Mehmet Camii’nde düzenlenen etkinliğe 300 ilkokul öğrencisinin yanı sıra 500 de veli katıldı. Sabahın erken saatlerinde başlayan etkinliğin amacı, “Çocukları namaz kılmaya teşvik etmek” şeklinde açıklandı.

    Programa katılan çocuklara, üzerinde, “Gözümün Nuru Namaz” yazılı tişört ile tesbih hediye edilmesi dikkati çekti. Tişört ve tesbihin yanı sıra kız çocuklara başörtüsü, erkek çocuklara ise takke dağıtıldı. Türkiye Diyanet Vakfı’nın hazırladığı, “Abdest ve Namaz Boyama Kitabı” da öğrencilere verildi.

    ÇOCUKLAR SOMUT OLARAK DÜŞÜNÜR 

    BirGün’den Mustafa Mert Bildircin’in haberine göre; Uzman Psikolog Özge Şahin, çocukların fiziksel, sosyal ve duygusal olduğu kadar bilişsel olarak da yetişkinlerden farklı olduğunun altını çizerek, “Bilişsel gelişim olarak baktığımızda çocukların ortalama olarak 12 yaşından sonra soyut kavramları anlamaya ve içselleştirmeye başladıkları bilinmektedir. Din, ahlak gibi kavramlar soyut kavramlardır; tam da bu nedenle soyut kavramlarla ilgili eğitimlere en erken 12 yaşında başlanmalıdır” dedi. Şahin, 7-12 yaş arasındaki çocukların somut olarak düşündüğünü belirterek, “Örneğin, deyimlerle ilgili resim yapmaları istendiğinde soyut anlamı kavrayamamakta ve somut olarak ne deniyorsa onunla ilgili çizimler yapmaktadırlar. (Etekleri zil çalmak: eteğin altına ziller konulması; tası tarağı toplamak: bir tas ve tarak resminin arasına ‘+’ işaretinin konması gibi)” ifadelerini kullandı.

    GELİŞİM BASAMAKLARI DİKKATE ALINMALI

    Din eğitiminde yalnızca bir dinin anlatılmaması ve aile ile okulda korkuya dayanan bir din eğitimi olmaması gerektiğini ifade eden Şahin, şunları söyledi:

    “Korkutmaların olduğu eğitimlerden sonra çocuklarda kaygı oluştuğunu, davranışlarında yaşlarına göre gerileme olduğunu hatta kendine zarar verme davranışlarının meydana geldiğini görüyoruz. ‘Regl olmadan önce işlenen günahlar sayılmaz’ sözünü duyan bir çocuk, günah işlememek için intihar girişiminde bulunup, kendine zarar verebilir ya da hayatını kaybedebilir. Tüm bunların olmaması için verilen tüm eğitimlerde çocuğun gelişim basamakları dikkate alınmalıdır ve verilen eğitimler herhangi bir hak ihlaline zemin hazırlamamalıdır.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • Alevi öğrencilere namaz baskısına tepki: MEB görevini yapsın-VİDEO

    Alevi öğrencilere namaz baskısına tepki: MEB görevini yapsın-VİDEO

    PİRHA – Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesindeki Belören Çok Programlı Anadolu Lisesi’nde Alevi öğrencilere namaz baskısına tepki gösteren Eğitim-Sen 2 No’lu Şube Başkanı Hasan Ali Kılıç, öteden beri Alevi çocukları üzerinde devlet eliyle bir asimilasyon politikasının uygulandığını belirterek, MEB’i göreve çağırdı.

    Haberin videosu

    Adıyaman Belören Çok Programlı Anadolu Lisesi’nde Alevi öğrencilere namaz kıldırılması, kız öğrencilerin başlarının örtülmesi, kız ve erkek öğrencilerin birbirleriyle konuşmaması, kız öğrencilere beden eğitimi dersinin yasaklanması, menzil tarikatının kitaplarının dağıtılıp fiziki ve psikolojik şiddetin uygulanmasına tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Eğitim Sen 2 No’lu Şube Bşakanı Hasan Ali Kılıç, Adıyaman’da yaşanan olayların tüyler ürperten nitelikte olduğunu belirterek, “Bu ülkede bu kadar tekçilik bu kadar ileri boyutta uygulanamaz” dedi.

    Devletin denetiminin olduğu bir okulda okul müdürünün ve rehber öğretmeninin bu kadar açık bir şekilde bir tarikatın kitaplarını orada yaymalarına ve okutmalarına tepki gösteren Kılıç, öteden beri Alevi çocukları üzerinde devlet eliyle bir asimilasyon politikasının uygulandığına dikkat çekti. Kılıç, Alevi çocuklarının Sünni mezhebinin gerekleri doğrultusunda eğitildiğini yani laiklik ilkesinin bu ülkede bir bütün olarak uygulanmadığını kaydetti.

    “MEB BU OKULLARI DENETLEMİYOR MU?”

    Adıyaman’da yaşanan Alevi çocuklarına uygulanan namaz baskısı ve dağıtılan tarikat kitaplarından da anlaşıldığı kadarıyla, “Bu kadar mı aleni bir şekilde devlet okullarında tarikat örgütlenmesi yapılıyor diye düşünüyor insan” diyen Kılıç, Milli Eğitim Bakanlığı bu okulları denetlemiyor mu ya da bu okul müdürü ve rehber öğretmen Milli Eğitim Bakanlığına bağlı çalışmıyor mu? sorularını sordu.

    Kılıç, Milli Eğitim Bakanlığı’nı göreve çağırarak, bilimsel, laik ve demokratik, ana dilinde  eğitimi savunduklarını MEB’in de bilimden, demokrasiden, insan haklarından yanayız diye bir söylem ile bir algı yaratmaya çalıştığını ancak bu söylemin boş olduğunun Adıyaman’da yaşananlardan anlaşıldığını kaydetti.

    “TARİKATLAR BUNA BENZER UYGULAMALARLA KENDİLERİNİ ÖRGÜTLÜYOR”

    Kılıç, son olarak sözlerini şöyle sonlandırdı;

    “Zorunlu din derslerinin uygulanması, din dersi saatlerinin artırılmas vb. Yani Alevi vatandaş ya da gayri müslüman vatandaş diyor ki çocuğumun Sünni mezhebin gereklerine göre yetişmesini istemiyorum ya da çocuğumu din dersinden muaf tutmak istiyorum. Yıllardır bu talepler orta yerde duruyorken bunun gereği yapılmıyor ama Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu din derslerini artıran politikalarını dayanak yapan bu tarikatlar da buna benzer uygulamalarla kendilerini örgütlüyorlar. Bildiğimiz gibi tarikat yurtları ve kurslarıyla MEB ile yaptıkları protokolle bu tür kendi ideolojilerini, o mezhepsel düşüncelerini halkın çocukları üzerinde uygulamaya çalışıyorlar.”

    PİRHA/İZMİR

     

  • Alevi öğrencilere namaz baskısı yapan müdüre Eğitim-Sen’den tepki -VİDEO

    Alevi öğrencilere namaz baskısı yapan müdüre Eğitim-Sen’den tepki -VİDEO

    PİRHA – Eğitim Sen Genel Örgütlenme Sekreteri İsmail Sağdıç, Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesindeki Belören Çok Programlı Anadolu Lisesi’nde Alevi öğrencilere namaz baskısını eleştirerek, “O dini gruplar, Milli Eğitim üzerinden bu ülkeye ne yapmak istediklerini çok açık ve net ortaya koyuyor” dedi.

    Haberin videosu

    Adıyaman Belören Çok Programlı Anadolu Lisesi’nde Alevi öğrencilere namaz kıldırılması, kız çocuklarının başlarının örtülmesi, kız ve erkek öğrencilerin birbirleriyle konuşmaması, kız öğrencilere beden eğitimi dersinin yasaklanması, menzil tarikatının kitaplarının dağıtılıp fiziki ve psikolojik şiddetin uygulanmasına tepkiler sürüyor.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Örgütlenme Sekreteri İsmail Sağdıç, söz konusu lisedeki dayatmaları “çağdışı” olarak tanımlayarak günümüz eğitim sisteminde geriye yönelme olduğunu söyledi.

    “EĞİTİM FARKLI CEMAATLERE AÇILDI”

    Sağdıç, AKP iktidarının bilim ve laiklik karşıtı politikalarla eğitime yöneldiğini ifade ederek şunları söyledi:

    “Adıyaman’daki okul müdürünün yapmaya çalıştığı; kız erkek öğrencilerin tamamen ayrı ayrı sınıf, kantin, sıra ve ulaşım araçlarına yerleştirmesi AKP’nin sürdürdüğü karma eğitim karşıtı politikasının bir sonucudur. Cumhurbaşkanı Erdoğan Japonya’daki üniversiteleri örnek vererek kız-erkek ayrı üniversiteler istemişti. Bunun eğitime yansıması da maalesef böyle olmuştur. Kesinlikle kabul edilebilir bir durum değil.

    Geçtiğimiz günlerde yine Balıkesir’deki bir okulda kefenli eğitim yapılmıştı. Maalesef eğitimin geldiği noktayı çok açık şekilde gözler önüne seriyor. Özellikle karma eğitimin hedeflenmesi ve okul müdürlerinin fiili yaptığı uygulamalar tarafımızdan kabul edilemez. İşin bir başka boyutu daha var. 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında bir cemaati temizleme adına eğitim farklı cemaatlere açılmıştır. Bunun bir boyutu onlarla imzalanan protokollerdir. Bir boyutu da kadrolaşma anlamında karşımıza çıkıyor.

    Adıyaman’daki okul müdürünün mensup bulunduğu tarikat, cemaat ve yaptıkları aslında o dini grupların Milli Eğitim üzerinden bu ülkeye ne yapmak istediklerini çok açık ve net ortaya koyuyor. Öğrencilerimizi maalesef ölüm travması yaşatarak, öteki dünyayı kullanarak ‘terbiye’ etmeye çalışıyorlar ki ‘terbiye’ onların terimidir. Biz ise ‘eğitim’ ismini kullanıyoruz. Bunun da eğitim açısından pedagojik olarak kabul edilebilir hiçbir yanı yoktur. Hızla eğitimdeki anti bilimsel ve laik uygulamalar temizlenmelidir. Bu ülke, her türlü farklı kimlik ve kültürlere açık kamusal, bilimsel, parasız, laik, demokratik ve anadilinde bir eğitime kavuşmalıdır. Ülkenin geleceği buna bağlıdır. Çünkü AKP, yaratmak istediği nesli daha önceden Cumhurbaşkanı ağzından ifade etmiş, ‘kindar ve dindar nesil yaratmak istiyorum’ demişti. Bu ülkede bilimi referans alan, insanlık değerleri ile barışık, laik bir eğitim sistemini hedefliyoruz.”

    “DARBE VE SIKIYÖNETİM KOŞULLARI DEĞİŞMEDİ”

    İsmail Sağdıç, okullardaki baskı ile birlikte toplum üzerinde de dinsel dayatmaların mevcut olduğunu söyleyerek Kars Sarıkamış’ta Alevi köyüne yapılmak istenen camiye işaret etti. Sağdıç şunları söyledi:

    “Kimse bu ülkede inanç ve ibadetinden dolayı sorgulanmamalı, başka bir ibadet ve inanç biçimi de zorla kimseye kabul ettirilmemelidir. Aklıma hemen şu geldi: Bu yapılan uygulamanın 1980’den sonra Dersim’deki Vali Kenan Güven üzerinden sıkıyönetim döneminde Alevi köylerine zorla cami yaptırma uygulamasından farkı nedir? Yani darbe koşullarının 80 zihniyetini yeniden yaşıyoruz. Bugün AKP özelinde bu çok açık ve net ortaya çıkmıştır. O gün Dersim’de bir yandan Alevi köylerine zorla cami yaptırılırken bir yandan da Dersim’deki başarılı çocuklar zorla toplanarak yatılı imam hatip okullarında okutulmuşlardı. Bugün imam hatiplere verilen teşvik, Sarıkamış’taki zorla cami yaptırma uygulaması o günün sıkıyönetim koşullarında yaptırılan bir şeydi. Demek ki hala bu ülkede 12 Eylül zihniyeti, darbe ve sıkıyönetim koşulları değişmemiştir. Buna son verilmesi gerekir. Kimsenin inancı bir diğerinden üstün değildir.”

    Eren GÜVEN – Cebrail ARSLAN / ANKARA

  • ‘Aleviler Vardır’ kitabının yazarı Demirtaş: Soykırım pervasızca ilerliyor-VİDEO

    ‘Aleviler Vardır’ kitabının yazarı Demirtaş: Soykırım pervasızca ilerliyor-VİDEO

    PİRHA – Alevi asimilasyonu ve örgütlenmesine dair makalelerin toplandığı ‘Aleviler Vardır’ adlı eser okuyucuya ulaştı. Uzun yıllar Süleymancılar tarikatında yer alıp ardından kendi inancına geri dönen Hüseyin Demirtaş “Osmanlı’dan günümüze devletin asimilasyon kararlılığında değişim yok” dedi.

    Dr. Hüseyin Demirtaş, Süleymancılar tarikatı içerisinde bulunduktan sonra Aleviliğini keşfedip asimilasyonun önüne geçebilmek adına mücadele yürüten Kütahyalı bir yurttaş.

    Yakın zamanda “Aleviler Vardır” isimli bir kitap yazan Demirtaş, “İslami tarikatlar içerisinde kaldım. Belli bir bilinçlenmeye ulaştıktan sonra Sünni Müslüman kimliğine sığmadım” dedi.

    “Aleviler Vardır” isminin seçilmesindeki en önemli nedeni “Bu toplumda Aleviler hiç yokmuş gibi davranılıyor, görmezden geliniyor. Halbuki Aleviler şöyle veya böyle bütün azaltmalara ve asimilasyona rağmen hala nüfusun en az %20’sini oluşturuyor.” sözleriyle açıklayan Demirtaş, “Alevilerin varlığı hala Türkiye toplumunda çok etkin” dedi.

    Hüseyin Demirtaş, kitabında Alevi toplumunu yaşanmışlıklar ve anektodlar doğrultusunda tarif ettiğini de açıklıyor.

    “ALEVİLERİ İMHA YERİNE ASİMİLE ETME POLİTİKASINA BAŞLANDI”

    Alevi toplumuna dönük asimilasyon politikası Demirtaş’ın kitabındaki en önemli kaygılarından biri. Günümüzdeki asimilasyona dair “Dersim’den başlayarak batıdaki Türkmen Alevilerin arasına hocalar göndermeye başlandı. Bu şekilde zamanla ikili bir yapı oluştu” dedi. Demirtaş sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Klasik Osmanlı döneminde biliyorsunuz Aleviler görüldüğü yerde imha ediliyordu. Bektaşiliğin yasaklanması ve tekkelerinin büyük oranda yıkılmasından sonra Abdulhamit döneminden itibaren Alevilerin çoğunluğu göçebe ve yarı yerleşik durumdaydı. Balkanlar’da da bir çok ülke kaybedilmeye başladığı için Osmanlı aklı Abdullatif’ten itibaren 1876 dan itibaren yeni bir politika izlemeye başladı. Alevileri imha etme yerine asimile etme politikası izlenmeye başlandı. Bu maksatla da Dersim’den başlayarak batıdaki Türkmen Alevilerin arasına hocalar göndermeye başlandı. Alevi köylerinden çocukları alıp medreseye göndermeye başlandı. Bizim köyümüzde de var. Köylerimize Sünniliği, Kuran’ı soktular. Bu şekilde de zamanla ikili bir yapı oluşmuş. Cem erkanları Sünniliğe göre yapılmaya başlanmış. Arkasından köyde birkaç sure bilen kişiler fahri olarak imamlık yapmaya da başlamış. Ve ardından Alevi köylerinde ezan duyulmaya da başlanmış. Bu şekilde yavaş yavaş 1920-30-40’lı yıllardan itibaren hem Alevilik ve Sünnilik  paralel şekilde sürdürürken Alevi olmanın ağırlığı gittikçe azalmaya, terazinin Sünnilik  kefesi daha ağır basmaya başlamış.”

    “BEYAZ SOYKIRIM ÇOK PERVASIZCA İLERLİYOR”

    “Kütahya civarında 150’den  fazla Alevi köyü olması lazım” diyen Demirtaş, günümüzde sadece 20-25 Alevi köyünün ayakta kaldığına da dikkat çekiyor. Kalan Alevi köylerinin de inançlarını doğru yaşayamadıklarını anlatan Demirtaş sözlerini şöyle sürdürüyor:

    “Mevcut Alevi köylerinin de ahı gitmiş vahı kalmış. Yani ‘Aleviyiz’ diyorlar ama bazılarının Alevi olduğunuın ispatı için 1000 şahit lazım. Keşke bu asimilasyon süreci çok hızlı devam etse. Yani bir kişi ‘ben döndüm’ dediğinde hemen dönse. Dönmediği için daha zararlı oluyorlar. Mesela babam namaz kılıyordu. Fakat ebem hayatında hiç namaz kılmadı. Bu tür kafa karışıklığı çok oluyor. Kitabımda bunları öne çıkardım. Hatta işin vahametine ermenin, kimliğinden uzaklaşmanın boyutlarını belki de tam olarak tarif de edemedim. O yüzden de her anlattığımı somutlaştırmaya çalıştım. Alevilere yönelik beyaz soykırım çok pervasızca ilerliyor.

    “HENÜZ ‘BİZ’ DUYGUSU OLUŞMADI”

    Demirtaş’ın kitabında dikkat çeken bir diğer konu da Alevi örgütlülüğü. “Asimilasyonun önlenmesine yönelik bir çaba var mı o konuda kafamda soru işaretleri var.” diyen Demirtaş, kurumlara dönük eleştirilerini de şu sözlerle aktarıyor:

    “Alevi örgütleri kendi yağlarıyla kavrulmakta. Daha çok Alevilerin yoğun olduğu bölgelerle ilgileniyorlar. Bizim gibi Türkmenler demokratik Alevi örgütlenmeleri tarafından büyük oranda ihmal ediliyor. Ben bile şahsen Almanya’daki Alevi örgütleri tarafından zaman zaman bazı Alevi derneklerinde, şubelerde dışlandım. Hemşericilik, bögecilik çok. Bizim yaşadığımız sorunları yaşamadıkları için ilgisiz kalıyorlar. Onları pek enterese etmiyor. Alevilerde daha ‘bir, biz’ duygusu oluşamadı. Ortak çatıyı güçlendirmek ve Sünnileşmeye % 90 yaklaşmış bile olsa o tür Alevilere de sahip çıkmak gerekiyor. Başka türlü erimeyi önleyemeyiz. Selin önünden bir kütükte olsa kurtarmak kardır! Yola çıktığımda çok yalnızdım. Hala da daha en yakınlarımı bile ikna edebilmiş değilim. Ama bu benim mücadelemi yıldırmadı. O yüzden de 15-16 yıldır yazıyorum. Karınca kararınca hizmet etmek lazım. Karınca, ağzına su almış İbrahim peygambere gidiyormuş. Sormuşlar; ‘Ağzında götürdüğün bir gramlık su ne işe yarayacak?’ karınca da ‘tamam bir işe yaramaz ama hiç olmazsa o yolda ölürüm’ demiş. Benim şiyarım da bu oldu. Karınca kararınca herkes hizmet etmeye çalışsa, yoldaki tehlikelere dikkat çekse Aleviler bugünkü pozisyonlarından daha iyi bir yerde olurlardı.”

    “KÖYE DÖNDÜĞÜMDE NAMAZI, ABDESTİ UNUTUYORDUM”

    Uzun süre Süleymancılarla birlikte olup tekrar Alevi toplumuna yakınlaşma sürecini de anlatan Demirtaş sözlerini şöyle sürdürüyor:

    “11 yaşındayken Almanya’da Süleymancı olan amcam beni okutmaya karar verdi. İlkokulu bitirdikten sonra beni Süleymancıların Kütahya’daki yurduna götürdü. Orada kendisi de aslen Alevi olan köylümüz, bir Süleymancı hocası vardı. Yurtta 3 sene kaldım. Sonra liseye Simav’a geldim. Üniversiteyi kazanıp Diyarbakır’a gittim. Bu vesileyle 10 yıl içlerinde kaldım. Çocukluğumda babamla cemevine gittiğimden bizim köyde Alevilik hala ritüel yönüyle aktif. 2 cemevi var. Köyümüz 150-200 yıldır yerleşik. Yani ben Aleviliğin bilincindeydim ama zamanla içinde dura dura bütün ibadetleri yapıyorduk. Okumayı seven bir insan olduğum için çok farklı okumalar da yaptığım için zamanla üniversite üçüncü sınıftan itibaren yavaş yavaş kafamda şüpheler oluşmaya başladı. Okudukça beynimde fırtınalar koptu. Önce ateist olur gibi olduk. Sonra kafamda canlanma oldu. Mesela 35 yıl aradan sonra kendir kokusu alıp hatırladığım oldu. Beyinde olduğu için o kokuyu hemen hatırladım. Geçmişte de Alevi olduğun için çabuk hatırlıyorsun. Dışarıda öğrenciyken her 2-3 ayda bir köye tatile gittiğim için Alevi olduğumuzu görüyorduk. Yurtta namaz kılıyorduk ama köye geldiğimizde namazı, abdesti unutuyorduk. İşte böyle aşama aşama Alevi kimliğime geri döndüm.”

    “DEVLETİN ASİMİLASYON KARARLILIĞINDA DEĞİŞME YOK”

    AKP iktidarının Alevi politikasını da eleştiren Hüseyin Demirtaş, “Bugünün iktidarının Alevilere doğrudan biçtiği bir kılıf yok. Eski politikaları, cumhuriyetin başından beri belirlenmiş politikayı sürdürüyor. Şimdi CHP iktidar olsa biz Alevlerin Türk, Sünni, Müslüman, laik şekilde asimile olmamızı isterdi ama bu iktidar laikliği ancak bir kenara itmiş. Yani onun dışında ana hatlarıyla devletin asimile etme kararlılığında büyük bir değişme yok. Sadece nüansında farklılaşıyor, işin boyutu değişiyor.” dedi.

    “ALEVİLİĞİN DERİNLİĞİNİ ANLATMAK İÇİN…”

    ‘Aleviler Vardır’ kitabıyla Alevilikle ilgili kafa karışıklığını da gidermek istediğini söyleyen Demirtaş, Alevi toplumunun varlığını, derinliğini tanımak isteyenlere kitabı okuması yönünde öneride bulunuyor.

    “Gerçeğin anlaşılmasına büyük katkı yapacağını düşünüyorum” diyen Demirtaş, “Mevcut Alevilik üzerine yapılan çalışmaları tekrar etmek istemedim. Orjinal bir şeyler söylemek istedim. Yani kimsenin söylemediği veya söylediyse bile kenarda, köşede kalmış konuları gündeme getirmeye, irdelemeye çalıştım” diye de ekliyor.

    Eren GÜVEN – Cebrail ARSLAN / ANKARA

  • ‘Antalya Valisi, türbede hangi vaktin namazını kıldı?’-VİDEO

    ‘Antalya Valisi, türbede hangi vaktin namazını kıldı?’-VİDEO

    PİRHA- Alevi kurum temsilcileri, Abdal Musa Anma etkinliklerine katılıp türbede namaz kılan Antalya Valisi Münir Karaloğlu’nu eleştirdi. Kadıncık Ana Dernek Başkanı Akkuş ve DAD Ankara Şube Eş Başkanı Karabudak “Dergahlarımızda asla namaz kılınmaz. Biz Alevilerin gösteriş olsun diye hiçbir şekilde ibadeti olmaz. Namazın yeri camidir” dediler. 

    35. Abdal Musa Anma Etkinlikleri’ne katılan Antalya Valisi Münir Karaloğlu’nun ziyaret sonrasında türbe içerisinde namaz kılmasına tepkiler sürüyor.

    Kadıncık Ana Dernek Başkanı Gönül Akkuş, “Namaz nerede kılınır, ibadet nerede yapılır? Bunu bilmeyenimiz yok. Namazın yeri cami veya evdir” diyerek Vali Karaloğlu’nun davranışını “Asimilasyon amacı taşıyor?” sözleriyle eleştirdi.

    “VALİNİN DAVRANIŞINI SAĞLIKLI GÖRMEDİM”

    Akkuş, şöyle devam etti:

    “Bizler dergâh ve türbelerde sadece dualarımızı ederiz, Allah rızası için de kabulünü bekleriz. Sayın valimiz bizim dergâhımızda bugüne kadar hiç görülmemiş, yaşanmamış bir olayı başlatmakla acaba ne mesaj verdiğini ben bir insan olarak düşündüm. Böyle bir şey yapmasındaki amacı çokta sağlıklı görmedim. Babam ‘insanın ibadeti evinin en gizli köşesi’ derdi. Çünkü Anadolu’da ‘ibadet de, kabahat de gizli’. Evet, evimizde en gizli köşemizde ibadetimizi yaparız, hakla hal mahal oluruz. Ama bizim dergâhlarımızda asla namaz kılınmaz. Hatta merkapta (mezar) döner, divana duamızı ederiz. İşin doğrusu ben bunu bir tür asimilasyon amacı diye de yorumluyorum. Vali, ‘bunu ben yapıyorum, bundan sonra da böyle olsun’ demeye mi çalıştı? Zamanın, devrin makamları ne olursa olsun hepsi gelip geçicidir. Böylesi bir şey başlatmak hoş değil.

    İbadet bizim cemimizde. Evet ritüellerimiz vardır. En sade şekliyle Hakk için divana ve niyaza dururuz. Birbirimizle o divana gitmeden ‘kıl kuşaklının sorduğunu nur kuşaklı sormasın’ deriz. Nur kuşaklı melektir, Allah’ın melekleridir. Kıl kuşaklı ise dededir. Biz birbirimizden rıza olursak Hakk da bizden rıza olur. Hakk da ‘hiçbir kul hakkıyla gelmeyin’ der. Kul haklarını cemimizde, divanımızda kabul olması dileğiyle rızalaşırız. Bu nedenle bizim gösteriş olsun, diye hiçbir şekilde ibadetimiz olmaz. Son derece melül, mahzun, üzgün ibadetlerimiz olur. Hakkın kabul etmesi dileğiyle muradıyla da bu ibadetlerimizi yaparız.”

    “VALİ NAMAZINI CAMİDE KILABİLİRDİ”

    Abdal Musa Dergahı’nda namaz kılınmasına bir tepki de Demokratik Alevi Derneği Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak’tan geldi.

    “Dergâhta, bizim inanç alanımıza girip namaz kılmak Alevilere hakarettir” diyen Karabudak Antalya Valisinin tutumunu şu sözlerle eleştirdi:

    “Tüm inançlara saygımız var. Vali gidip namazını camide kılabilirdi. Hangi namaz zamanına geldi? Çünkü namazın zamanları vardır. Neyin namazıydı onu da bilmiyoruz. Bu bizim için bir kırılmadır. Biz Aleviler olarak kabul etmiyoruz. Daha önce de benzerleri oldu. Kendini bilmez dedeler diyelim, valileri posta oturttular. Kaymakamları silahla içeri aldılar. Bizim inancımızda post, döşek sadece pirlerindir. Pirler de taliplerin rızasıyla oraya oturur. Bunlar kendini, yolu bilmeyen dedelerin, Alevileri asimile etmek için bir oyunudur. Biz Aleviler olarak bunu kabul etmiyoruz. Korumalarla dergaha gelmeleri de doğru değil. Çünkü içeride canlar vardır. Cemlerimizde can oluruz. Buralarda korumaya gerek yok. Silah bizim kabul ettiğimiz bir şey değil, bir savaş aracıdır, bu tür davranışları kabul etmeyiz.”

    Eren GÜVEN -Cebrail ARSLAN / ANKARA

  • Cezayir Eğitim Bakanı: Okullar namaz yeri değil, ibadethaneleri kapatın

    Cezayir Eğitim Bakanı: Okullar namaz yeri değil, ibadethaneleri kapatın

    Cezayir Eğitim Bakanı Nuriye bin Gabrit okullardaki ibadethanelerin kapatılması ve sınıfa dönüştürülmesi için talimat verdi.

    Cezayir Eğitim Bakanı Nuriye bin Gabrit okullardaki ibadethanelerin kapatılıp sınıfa dönüştürülmesi için talimat verdi.

    Bakan Bin Gabrit, Burc Buariric ilindeki ziyareti sırasında gazetecilerin, Fransa’nın başkenti Paris’teki Uluslararası Cezayir Okulu’nda bir öğrencinin kurum içinde namaz kıldığı gerekçesiyle cezalandırılması olayına ilişkin yöneltilen soruyu, “Öğrenciler, okullara eğitim için gidiyor, başka bir şey için değil. Bu uygulamanın (namaz) yeri okul değil, evdir.” diye cevapladı.

    Bu açıklamadan birkaç gün önce Eş-Şuruk gazetesinin haberine göre, Bin Gabrit düzenlenen bir toplantıda milli eğitim müdürlerine okullardaki ibadethanelerin kapatılması ve bu bölümlerin, eğitim kurumlarındaki sınıflara dönüştürülmesi talimatını verdi.

    CEZAYİRLİ MÜSLÜMAN ALİMLER DERNEĞİ’NDEN TEPKİ

    Cezayirli Müslüman Alimler Derneği ise Bakan Bin Gabrit’in talimatını kınayarak, sosyal paylaşım sitesindeki hesabından bu açıklama karşıtı kampanya başlattı.

    Dernek Başkanı Abdurrazık Kasum, El-Basair gazetesinde konuya ilişkin kaleme aldığı makalede, bu uygulamanın, Siyonist hapishanelerinde, faşist rejimlerde bile yapılmadığını öne sürüp, hükümeti, “bu durumun Cezayirli anne-babalar ile Fransa’daki Cezayirlilerin kendi devletlerine karşı bir tutum alabileceği” yönünde tehdit etti.

  • ‘Kütahya’da bazı dedeler cemi bırakıp camiye namaza gidiyor’-VİDEO

    ‘Kütahya’da bazı dedeler cemi bırakıp camiye namaza gidiyor’-VİDEO

    PİRHA- Kütahyalı Hüseyin Gazi Ocağı mensubu Hüseyin Erdoğdu Dede, Kütahya’da geçmişten bugüne Alevi oldukları için çok acılar çektiklerini söyledi. Kütahya’da 37 Alevi köyü olduğunu, bazı köylerde Sünnilerin de yaşadığını söyleyen Erdoğdu, Alevi köylerinde 3’ü hariç hepsinde cami olduğunu ifade etti. Erdoğdu, bazı dedelerin cemi durdurup camiye namaza bile gittiğini, bunun çok acı olduğunu vurguladı. 

    Kütahyalı Hüseyin Erdoğdu Dede, Kütahya’da Alevilerin durumunu PİRHA ile paylaştı. Erdoğdu, yurtdışından Kütahya’ya gelerek kendi özel çabası ve dayanışmayla bir cemevi yaptıklarını söyledi. Bıyıklarından dolayı kendisine Pala Dede denildiğini belirten Erdoğdu, Kütahya’da geçmişten bugüne çok acılar çektiklerini, Alevi olduklarını söyleyemediklerini ifade etti. Şimdi daha rahat olduklarını söyleyen Erdoğdu, “Ben ırk, dil, iman ayırmam, insanları bir tutarım. Ne olursa olsun, insan insandır.  Ben herkese kardeş gözüyle bakarım. Alevi, Sünni ayırmıyorum. Türkiye’nin durumu düzgün gitmiyor. Biz bu vatanın evladıyız. Vergimi veriyorum ama cemevlerine hak tanımıyorlar” diye konuştu.

    KÜTAHYA’DA 37 ALEVİ KÖYÜNDEN SADECE 3’ÜNDE CAMİ YOK

    Şu an Kütahya’da eskisi kadar Aleviler üzerinde baskı olmadığını ifade eden Hüseyin Erdoğdu, 37 Alevi köyü olduğunu, bazı köylerde Sünnilerin de yaşadığını söyledi.

    Alevi köylerinin 3’ü hariç hepsinde cami olduğunu belirten Erdoğdu, şunları kaydetti:

    “Cami diktiler. Almanya’da bir konferans vardı, kitap satmaya gelmişler. Orada hoca diyor ki, ‘senelerdir biz uğraşıyoruz, ne yapıyoruz ediyoruz bu dedeleri Sünnileştiremiyoruz. Yoğurt, peynir götürüyorlar satmak için benim küçüklüğümde. Nerelisin diyorlardı. Bakın burası çok ağırıma gidiyor: Alevi köyü diyemiyorlardı. Sünni köyü diyor öyle satıyorlardı. Bu ne kadar acı değil mi? Ama şükür Kütahya’da 8-10 yıldır  gerine gerine Aleviyiz diyebiliyoruz.”

    “NE SÜNNİ NE ALEVİ” 

    “Alevi köylerine yapılan camilere gidip namaz kılan Aleviler var mı?” sorumuza Hüseyin Erdoğdu Dede, ” Şirin görünmek için camiye gidiyoruz. Çocuk ne diyor o zaman? Ya benim babam camiye gidiyordu, ben de camiye gideceğim, diyor. Şimdi böyle böyle ne Sünni olmuş, ne Alevi olmuş. Cemevini yapınca Muharrem ayında geliyorlar” şeklinde yanıt verdi.

    “BAZI DEDELER BİLGİSİZ”

    Bazı dedeleri bilgisizlik ve cahillikle suçlayan Erdoğdu, “Dedelerin bilgisizliği var. Burası çok acı. Açık söyleyeyim cem yaparken dede cemi durduruyor gidiyor namaz kılmaya. Bu bize uymuyor. Ben Aleviyim, Alevi dedesiyim. Almanya’da kurmuşum Hacı Bektaş Derneği’ni, Kütahya’da kurmuşum. Sağ olsunlar geliyorlar yine” diye konuştu.

    “NAMAZ KILACAKSAN CAMİYE GİT”

    Cemi yarım bırakıp camiye namaza giden dedeye taliplerin tepki gösterip göstermediğini soruyoruz. Dede Erdoğdu, “Ben yoktum. 7-8 senedir Almanya’daydım. Zaten öyle dedeleri de dernekten atıyorduk. Namaz kılacaksan camiye git” diyerek tepki gösteriyor.

    “ALEVİLERİ SÜNNİLEŞTİRMEYE ÇALIŞIYORLAR AMA BİZ DİRENİYORUZ”

    “Alevileri Sünnileştirmeye çalışıyorlar ama biz direniyoruz” diyen Dede Hüseyin Erdoğdu, “Sevgisi olan dönmez, ölse de dönmez diyor Hüseyin Gazi dedemiz” ifadesini kullanıyor.

    Hüseyin Gazi Ocağı’na mensup olduklarını belirten Dede Erdoğdu, “3 tane Hüseyin Gazi var benim bildiğim. Malatya’da var, oraya gidemedim, Ankara’dakine gittim, Hüseyin Gazi bir de bizim köyde var.

    Çocukların okullarda zorunlu din dersleri nedeniyle asimile edildiğini söyleyen Erdoğdu, şunu da ekliyor: Biz ne kadar da bilgisiz olsak bunların hocası cevap veremez çocuklarımıza da bize de.

    PİRHA/KÜTAHYA

     

     

     

  • İzmir Veli-Der’den ‘Haydi çocuklar camiye’ projesine sert tepki: Karşı çıkalım-VİDEO

    İzmir Veli-Der’den ‘Haydi çocuklar camiye’ projesine sert tepki: Karşı çıkalım-VİDEO

    PİRHA – Veli-Der İzmir Şubesi Başkanı Turan Özüçelik, Milli Eğitim Bakanlığı’nın yarı yıl tatilinde, ‘Haydi çocuklar camiye’ projesinin MEB yönetmenliğine ve Anayasaya aykırı olduğunu hatırlatarak, iktidarın kendi ideolojik bakış açısını eğitim üzerinden empoze etmeye çalıştığını kaydetti.

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) yarıyıl tatilinde de çocukları camilere taşımak üzere dinci vakıf ve derneklerle protokol imzaladığı ortaya çıktı. Protokol kapsamında 6-13 yaş arası çocukların beş vakit namaz kılmak için camiye götürüleceği, cemaate yetişmeleri ve duaları ezberlemeleri durumunda puan kazanarak yarışmaya katılacakları belirtildi.

    Bakanlık, okullarda “Kuran ve Sünnet Bütünlüğü” konulu bilgi yarışması adı altında ‘cinsel istismar’ hikâyesi bulunan kitap dağıtımı için izin verdiği Server Gençlik ve Spor Kulübü’yle yeni bir işbirliği protokolü daha imzaladı. MEB ile dernek arasında imzalanan “Haydi Çocuklar Camiye Projesi”nin amacı hakkında “Hedefimiz ‘Ağaç yaşken eğilir’ atasözünden yola çıkarak çocuklarımıza camide cemaatle namaz kılma şuuru kazandırmak, camilerimize gitmenin milli ve manevi sorumluluğumuz olduğu bilincini vermek ve güzel ahlaklı nesiller yetişmesine katkı sağlamaktır” denildi.

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın, Server Gençlik ve Spor Kulübü ile imzaladığı protokolle 81 ilde 2 bin 500 camide projeyi gerçekleştirerek Türkiye genelinde 50 bin çocuğa ulaşılması hedefleniyor.

    Geçen sene 25 ilde pilot olarak uygulanan bu uygulama bu sene Türkiye geneli okullarda  6-13 yaş arası çocukların 21-31 Ocak tarihleri arasında yani sömestr tatilinde ‘Haydi çocuklar camiye’ gibi bir proje yürütülüyor.

    Projeyi PİRHA‘ya değerlendiren Veli- Der İzmir Şube Başkanı Turan Özüçelik, Milli Eğitim Bakanlığı’nın mevcut yapısı itibarıyla  böyle bir uygulamayla neyi hedeflediğini anlayamadıklarını belirtti.

    Özüçelik, projede yer alan ilgili yazıda Milli Eğitim Bakanlığı’nın, ‘Mevcut yönetmelik ve esaslara aykırı olmamak kaydıyla’ diye belirtiğini ancak bu uygulamanın Anayasa’ya ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu Mevzuatı’na aykırı olduğunun altını çizdi.

    Anayasa’nın Türkiye Cumhuriyeti’ni laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olarak tanımladığını vurgulayan Turan Özüçelik, 1739 sayılı Milli Eğitim temel kanununu hatırlatarak, kanunda eğitimin genellik, eşitlik ve laiklik esaslarına göre düzenlenmesi gerektiği belirtti.

    “BU UYGULAMA TOPLUMUN GELECEĞİ AÇISINDAN TEHLİKELİ”

    İktidarın son zamanlarda kutuplaştırıcı, ayrıştırıcı bir politika izlediğini belirten Özüçelik, bu uygulamada belli bir kesimin inancını gözeterek bu projeyi uyguladığını söyledi. Özüçelik, sözlerine şöyle devam etti;

    “Bu ülkede milyonlarca yurttaş vergi mükellefi. Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı gibi kamusal kurumlar inanan inanmayan, müslüman, gayrimüslim, Alevi, Sünni milyonlarca yurttaşın vergisiyle kendi bütçesini oluşturabiliyor. Ama devletimiz son zamanlarda  nüfusun belli bir kısmını yani kendi dinsel görüşlerine uygun olduklarını varsaydıkları bir inanç sistemin savunucularının haklarını gözeten ve toplumun geri kalan milyonlarca yurttaşının değer yargılarını, inancını, düşünce sistemini yok sayan kutuplaştırıcı, ayrıştırıcı bir politika izliyor. Biz bunun ülkenin geleceğinin kurgulanması açısından son derece tehlikeli bir siyaset mühendisliği olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla bu uygulamaların toplumun geleceği açısından son derece tehlikeli ve telafisi olmayan sonuçlar doğuracağını düşünüyoruz. Hem Milli Eğitim Bakanlığı hem de ilgili tüm kamu kurumlarının bu tür uygulamalardan derhal vazgeçmesini öneriyoruz.”

    Çocukları öteki dünya, cennet, cehennem, şeytan, melek gibi bir takım dogmalarla biçimlendirmeyi hedefleyen dinsel inanışların 6-13 yaş arasındaki çocuklar için son derece travmatik sonuçlar doğuracağını kaydeden Özüçelik, çocukların sevgiyle, hoşgörüyle, bilimle içli dışlı olmasını, pedagojinin ve bilimin evrensel ilke ve esaslarına göre eğitim politikalarının uygulanması gerektiğini savunduklarını belirtti.

    “SEKÜLER DAVRANIŞ ÖRÜNTÜLEİNİ ORTADAN KALDIRMAYI AMAÇLIYORLAR”

    Bu ülkede Alevi Sünni, inanan inanmayan  milyonlarca yurttaşın  yüzlerce yıldır toplumsal bir hayatı bölüştüğünü ifade eden Turan Özüçelik, iktidarın bu inanç sistemlerinden birini öne çıkaran diğerlerini yok sayan bir siyaset izlemesinin, toplumda çok derin bir bölünmeye ve kutuplaşmaya yol açacağını kaydetti.

    Özüçelik, bu ülkenin bütün yurttaşlarını kucaklayan ve kapsayan bir  Cumhuriyetin, laikliğin yeniden kazanılması gerektiğini belirtti.

    Özüçelik, ülkeyi yönetenlerin geçmişte kullandıkları  ‘Biz merkezi anlamda iktidar olduk, yerel yönetimlerde iktidar olduk ama bir türlü kültürel ve sosyal alanda iktidar olamadık’ sözlerini hatırlatarak, “Bu aslında çok manidar bir ifade. Devletin resmi kurumlarında, devlet mekanizmalarında resmi organlarında yukarıdan aşağıya laikliği ilga ettiklerini düşünüyorlar. Ama aşağıdan yukarıya toplumun seküler davranış örüntülerini ortadan kaldıramadıklarının farkındalar.

    Yeme içme alışkanlıklarını, giyim, kuşam tarzı, kadın, erkek ilişkileri gibi Cumhuriyet’in kuruluşundan bugüne ülkemize nüfuz etmiş bulunan seküler davranış örüntüleri bir türlü istedikleri gibi ortadan kaldırılamıyor. Yani toplumu kendi dinsel inanç sistemlerine uygun bir şekilde yeteri kadar ele geçiremediklerini düşünüyorlar olmalı. Bu nedenle ülkenin en yaygın örgütlenme ağı olan eğitimi, okulları kullanarak aşağıdan yukarıya bütün toplumun bu seküler davranış örüntülerini bitirmek istediklerini, deyim yerindeyse toplumu aşağıdan yukarıya fet edecek bir siyaset izlediklerini düşünüyoruz.

    Veli -Der İzmir Şube Başkanı Turan Özüçelik, son olarak bu toplumu dönüştüremeyeceklerini, laiklik ve seküler davranış örüntülerinin bu ülke insanının olmazsa olmazı olduğunu belirterek, buna karşı güçlü mücadele çağrısında bulundu.

    PİRHA/İZMİR

     

  • PSAKD: AKP şeriat düzenine geçmek istiyor

    PSAKD: AKP şeriat düzenine geçmek istiyor

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yaptığı yazılı açıklamada çocukların yarı yıl tatilinde namaza götürülmesi için imzalanan protokole tepki göstererek AKP hükümetinin şeriat düzenine geçme hayallerinin olduğunu belirtti.

    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a Milli Eğitim Bakanlığı’nın siyasal İslamcı cemaat vakıfları ve dernekleri ile imzaladığı işbirliği protokolüne bir tepki de Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi’nden geldi.

    “KİMSENİN AKP’DEN AKIL ALMAYA İHTİYACI YOK”

    PSAKD yaptığı yazılı açıklamada ‘Çocuklarımızı ve geleceğimizi gericiliğe teslim etmeyeceğiz’ dedi. AKP’nin amacının şeriat düzenine geçmek olduğu belirtilen açıklamada, AKP’nin okulları İmam-Hatip’e çevirdiği, her sokağa bir Kur’an kursu açtığı ve en sonda çocukları tatillerde namaza götürecekleri ifade edildi.

    Yapılanların açıkça dini dayatma ve dinci faşizm olduğu belirtilen açıklamada, insanların ibadetini nerede yapıp yapmayacağını dair AKP’den akıl almaya ihtiyacının olmadığı kaydedildi.

    Devletin Sünnilik dışındaki diğer inançlara Sünniliği dayattığı vurgulanarak “Milli Eğitim Bakanlığı hangi demokrasi, eşitlik ve adalet anlayışı ile cemaatlerle protokol imzalamaktadır?” sorusu soruldu.

    “CAMİLER DEVLET TAPINAĞI HALİNE GETİRİLDİ”

    PSAKD’nin yaptığı açıklamada şunlar kaydedildi:

    AKP’nin ülkemizi getirdiği durum açıktır; camiler devlet tapınağı haline getirilmiştir. Tüm Cumhuriyet kazanımları yok edilmektedir. Ülke şeriat bataklığına doğru sürüklenmekte, en ufak muhalif sesler dahi terörist, vatan haini ilan edilmektedir.

    “ŞERİATÇI KUŞATMA GERİLETİLMELİDİR”

    Bu dinci, tekçi, ırkçı ve cinsiyetçi kuşatmalara karşı tüm ilerici demokrat, devrimciler yan yana gelmek zorundadır. Önümüzdeki yerel seçimlerde laik, kamucu, çevreci, çağdaş adaylar desteklenerek şeriatçı kuşatma geriletilmelidir. Laiklik ve eşitlik ilkesi gereği devlet tüm inanç sistemlerine eşit uzaklıkta durmalıdır. Öğrencilere belirli bir inancı/dini dayatmak suretiyle, öğrencileri asimilasyon yoluyla din/inanç değiştirmeye veya Türkiye’de olduğu gibi Sünni-Hanefiliği benimsemeye zorlamamalıdır.

    “Biz Aleviler Diyanet denilen ayrıştırıcı gericiliğin merkezi olan bu kurumu tanımıyoruz” denilerek eğitimin laik, eşitlikçi, kamusal, bilimsel ve parasız olması talebinde bulunuldu. (HABER MERKEZİ)