Etiket: nazımiye

  • Eriklibaba Dergahı’nda Kürtçe Xizir Cem’i yürütüldü-VİDEO

    Eriklibaba Dergahı’nda Kürtçe Xizir Cem’i yürütüldü-VİDEO

    PİRHA- Dersim’in Nazımiye İlçesine bağlı Civrak köylüleri İstanbul’da Xizir Cem’i yürüttü. Ana dilinde yapılan ceme ilgi bir hayli yüksek oldu.

    Civrak Köyü Derneği, Eriklibaba Cemevinde Xizir Cemi yürüttü. Kürtçe’nin Kirmanckî lehçesinde yapılan ceme ilgi bir hayli yoğun oldu.

    Xizir Cemi’ni dedeler Binali Doğan, İsmail Akbaba, Emrah Kılıç yürüttü. Dede Binali Doğan, cemin açılışında yaptığı konuşmada ana dilin önemine dikkat çekerek şu konuşmayı yaptı:

    “Bir toplumun kimliği, o toplumun dili, inancı, töresi ve gelenek gibi değer yargılarıyla oluşur. Dil ve inançla toplumun kültürü oluşur. Eğer o toplum dilini, inancını kaybederse o toplumun geleceği olmaz. Nereden geldiğini bilmeyen, nereye gideceğini de bilemez. Onun için inancımızı, kültürümüzü, geleneklerimizi, özellikle ana dilimizi korumalıyız.”

    12 hizmetin yürütülmesi ardından lokmalar paylaşıldı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • AKD’li Akar: Alevi köylerine cami ısrarı asimilasyon politikasıdır!-VİDEO

    AKD’li Akar: Alevi köylerine cami ısrarı asimilasyon politikasıdır!-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Hakis köyüne İlçe Müftülüğü tarafından cami yapılmak istenmesine tepki gösteren Alevi Kültür Dernekleri Antalya-Kemer Şube Başkanı Alirıza Akar, Alevilerin inancı ve düşünceleri bilinmesine rağmen hala Alevi köylerine cami yapma girişimi asimilasyondan başka bir şey değildir” dedi.

    AKD Kemer Şube Başkanı Alirıza Akar Alevi köylerine cami yapılmasına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “DEVLET ALEVİLERE KARŞI GERÇEKTEN SAMİMİ İSE KÖYLERİMİZE CAMİ DEĞİL CEMEVİ YAPSIN”

    Alevi köylerine cami yapmanın çok doğru bir yaklaşım olmadığını belirten Alirıza Akar, “siyasal iktidar Alevilere karşı gerçekten samimi ise Alevi köylerine cami değil, Alevilerin ibadethanesi olan cemevi yapar” dedi.

    “ALEVİLER YÜZYILLARDIR ASİMİLE EDİLMEK İSTENİYOR”

    Alevileri yüzyıllardır asimile etmek için ciddi çaba sarf edildiğini belirten Akar,” Bizim inancımız belli düşüncemiz belli. Bizim ibadethanemiz cemevidir ibadetimiz ise cemdir diye belirtti

    Camiye karşı olmadıklarının altını çizen Akar, camiyi biz kendi inancımız gereği bir inanç yeri olarak görmüyoruz. Cami Sünni canlarımızın ibadet yeridir. Bizim ibadet yerimiz ise cemevleridir. Böyle de kalacaktır”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Dersim’de sağlık emekçileri helikopterden aşağıya atıldı!

    Dersim’de sağlık emekçileri helikopterden aşağıya atıldı!

    PİRHA- SES Dersim Şubesi, acil bir vakaya giden sağlık emekçilerinin, helikopter personeli tarafından aşağıya atılmasına ilişkin yazılı basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Bu insani olmayan yaralanma ve sakat kalma riski taşıyan şiddet içeren uygulamayı reddedip kınıyoruz” dendi.

    Olay, 112 Komuta Kontrol Merkezine gelen çağrı ile Qişle(Nazımiye)’ye bağlı Hakis(Büyükyurt) köyünde, yatalak 106 yaşında bir hastanın sağlık durumunun kötüleştiğine dair yapılan ihbarın ardından yaşandı.

    Hasta yakını tarafından Ambulans talebi olduğu komuta kontrol merkezine bildiriliyor. Yetkililer, yolun kapalı olduğu ve açılması halinde gerekli sağlık hizmeti verileceği hasta yakınına bildiriliyor. İlerleyen saatlerde ise hasta için helikopterin ayarlandığı ve merkezden doktorlu ekibin helikopter pistine yönlendirilmesi Sağlık Hizmetleri Başkanı tarafından istendi.

    Bu arada komuta kontrol merkezinde görevli doktor, hasta yakınına ulaşıp yolun kapalı olmasından kaynaklı helikopter ile hastayı alacaklarını bildiriyor. Bunun üzerine hasta yakını ambulans talebinden vazgeçtiğini, hastanın daha iyi olduğunu bildiriyor.

    Bu bilgi Sağlık Hizmetleri Başkanı’na iletilip, kişinin talebi olmadığını ve amacın yolun açılması için böyle bir talep oluşturduğunu söylemesine rağmen, yine de sağlık hizmetleri başkanı ekibin helikoptere eşlik etmesini istiyor. Lakin bu yönlendirilme komuta kontrol merkezi dışında Halk Sağlığı Destek birimi başkanı tarafından organize ediliyor.

    112 çalışanlarının hiçbir iş güvenliği önlemi alınmadan, -10 derece soğukta, iki metreye varan kar kalınlığının olduğu, can güvenliğinin açıkça tehlikede olan bir alana, hastanın bulunduğu yerden yaklaşık 6-7 kilometre uzaklığında, iniş yapmadan AFAD ve 112 ekibinin yaklaşık 5 metre yükseklikten aşağı atlanması isteniyor.

    A.T.T adlı kadın sağlık çalışanı, ısrarla bu yükseklikten atlamayacağını ve helikopter ile geri döneceğini söylemesine rağmen, zor kullanmak suretiyle helikopter teknikeri tarafından personel aşağı atılmıştır. Yüz üstü karın üzerine düşen A.T.T adlı sağlık çalışanı, yüksekten düşmesi üzerine vücudunda çeşitli morarmalar oluşmuştur. A.T.T, bu durum üzerine adli rapor alıp hukuki sürecini başlatmıştır.

    “ARKADAŞLARIMIZ ÖLÜME ATILMIŞTIR”

    Yaşanan bu olay üzerine SES Dersim Şubesi, yaptığı yazılı basın açıklamasıyla sert tepki gösterdi:

    “Bu insani olmayan yaralanma ve sakat kalma riski taşıyan şiddet içeren uygulamayı reddedip kınıyoruz. Sağlık ekibine ait tüm malzemeler yine aşağı atılarak hastayı almadan bölgeden uzaklaşmıştır. Tüm bu olumsuzlukların üzerine personel bölge koşulları için uygun olmayan 112 kıyafeti ve ayakkabısı ile -10 derecede 2 metre kalınlığında kar içinde yürümeye devam ederken bir süre sonra tükenmeye ve üşümeye başlayıp hipotermi riskiyle adeta yaşam mücadelesi vermeye başlıyorlar.”

    Hiçbir güvenlik önlemi alınmadan, sağlık çalışanlarının hayatının tehlikeye atıldığını savunan SES, “Arkadaşlarımız bölgede ayı, kurt vb. yabani hayvanların ayak izlerine rastlanmasıyla endişeleri giderek artıyor. AFAD ekibinden oldukça geride kalan A.T.T arkadaşımız ve doktor arkadaşımız yaklaşık 4 kilometrelik yürüyüşün sonunda tam hava kararmaya başlarken şans eseri bir eve denk gelerek buraya sığınıyorlar. Bu uygulama, ne hizmettir ne fedakârlıktır; açık bir iş güvenliği ihlalidir, emeğin ve emekçinin yok sayılmasıdır. Güvenlik tedbiri olmadan, Jandarmadan destek alınmadan, risk analizi yapılmadan, çalışan rızası gözetilmeden yapılan dayatmadır” dendi.

    “BU RIZA YOK SAYILARAK UYGULANAN AĞIR BİR ŞİDDETTİR”

    “Bu İş Sağlığı ve Güvenliği mevzuatının açık ihlalidir, Kamu emekçisinin canını hiçe saymaktır kabul etmiyoruz. 112 çalışanları hayat kurtaran kamu emekçileridir. Sağlık emekçilerini alkışla değil, güvenli çalışma koşullarıyla korumak zorundasınız” denilen açıklamada rıza olmadan böyle bir uygulamanın yapılamayacağına dikkat çekildi.

    SES Dersim Şubesi, açıklamanın sonunda ise uygulamanın sorumluları hakkında işlem yapılmasını, benzer dayatmaların derhal sonlandırılmasını ve sağlık emekçilerine insanca, güvenli çalışma koşullarının sağlanmasını talep etti ve devamında şunları belirtti:

    “Emeğimiz de hayatımız da reklam malzemeniz değildir! Biz SES Dersim Şubesi olarak, sağlık emekçilerinin hayatını tehlikeye atan, emeği görmezden gelen, propaganda uğruna çalışanları riske atan bu anlayışı reddediyoruz. Buradan açıkça söylüyoruz: 112 emekçileri, soğukta, karda, saat fark etmeksizin zaten görev başındadır. Kamu emekçisine reva görülen zor, baskı ve tahakkümün somut göstergesidir. Hiçbir görev tanımı, hiçbir talimat, hiçbir “emir” bir sağlık emekçisini ölüm riski taşıyan bir eyleme zorlamayı meşrulaştıramaz. Sağlık çalışanları askeri personel değildir.”

    PİRHA/DERSİM

  • İlyas Şimşek: Devlet Alevi köylerine cami değil okul ve sağlık ocağı yapsın-VİDEO

    İlyas Şimşek: Devlet Alevi köylerine cami değil okul ve sağlık ocağı yapsın-VİDEO

    PİRHA – Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Hakis (Büyükyurt) köyünde İlçe Müftülüğü tarafından cami yapılmak istenmesine Alevi yurttaşlar tepki gösterdi. Hüseyin Abdal Ocağı evlatlarından İlyas Şimşek, söz konusu girişimin Alevilere yönelik asimilasyon politikalarının bir devamı olduğunu belirtti.

    Hakis’te planlanan cami yapımına ilişkin PİRHA’ya konuşan Şimşek, devletin Alevileri tarih boyunca kılıç zoruyla yok edemeyince farklı yöntemleri devreye soktuğunu ifade ederek, “Alevileri bitiremeyeceğini anlayan iktidarlar bu kez cami projeleriyle asimilasyonu devreye sokuyor” dedi.

    Devletin Alevi köylerine cami yapma ısrarını eleştiren Şimşek, “Devlet Alevi köylerine cami yapacağına kapatılan köy okullarını açsın, sağlık ocağı olmayan köylere sağlık hizmeti götürsün” diye konuştu.

    “CAMİ-CEMEVİ PROJESİ HALKIN DİRENİŞİYLE HAYATA GEÇMEDİ”

    Devletin Alevilere istediğini kabul ettiremediğinde yeni formüller geliştirdiğini belirten Şimşek, Ankara Tuzluçayır’da gündeme gelen “Cami-Cemevi” projesini hatırlattı:

    “Tuzluçayır’da ‘Cami-Cemevi’ projesini hayata geçirmeye çalıştılar. Ancak halkın güçlü direnişiyle karşılaşınca yapamadılar. Mezbelelik bir biçimde yarım kaldı.”

    Bu tür uygulamaların tarihsel bir arka planı olduğunu vurgulayan Şimşek, Osmanlı döneminde Alevi dergâhlarına el konulduğunu hatırlatarak, “Hacıbektaş Dergâhı’na çökülüp Sersem Ali Baba atanarak dergâh ikiye bölündü, elit bir Bektaşilik yaratılmak istendi. Ama bu tutmadı. Bugün hâlâ Hacı Bektaş’ın gerçek silsilesinden gelen aileler Alevi kurumları üzerinde etkilidir” dedi.

    “ALEVİLERİ KATLEDEMEDİLER ASİMİLASYONU DEVREYE SOKTULAR”

    Alevilere yönelik politikaların sistematik olduğunu ifade eden Şimşek, cami projelerinin özellikle Alevi nüfusun yoğun olduğu köylerde denendiğini söyledi:

    “Alevileri katletmekle bitiremeyeceklerini anlayınca asimilasyon politikalarını devreye soktular. Köylerimizde cami denemeleri yapılıyor. Devlet, tek tipçi, Hanefi mezhebine dayalı bir yapı yaratmak istiyor.”

    “KÖY OKULLARI KAPATILDI KÖY YAŞAMI BİTİRİLDİ”

    Devletin Alevileri ve köy toplumunun geleceğini hiçbir zaman düşünmediğini belirten Şimşek, köy okullarının kapatılmasının köy yaşamını çökerttiğini vurguladı:

    “Köylerde okullar varken en az okumuş insan ortaokul mezunuydu. İnsanlar hem okuyordu hem tarımı öğreniyordu. Köy okulları kapatılarak köy toplumu bitirildi.”

    Tarımın da bilinçli şekilde çökertildiğini ifade eden Şimşek, “Mazot pahalı, gübre pahalı, tohum pahalı. Çiftçi ektiğinin karşılığını alamıyor. İnsanlar geçinemediği için şehirlere göç etmek zorunda kaldı” dedi.

    Zorunlu göç politikalarına dikkat çeken Şimşek, “Doğu boşaltıldı. İnsanlar bölgelerinde yaşayabilirdi ama milyonlarca insan İstanbul, Ankara gibi metropollere yığıldı. İnsanlar sadece hayat, yarın ve gelecek kaygısıyla yaşamaya zorlandı” ifadelerini kullandı.

    “İNSANLAR İBADETLERİNİ EVLERİNDE YAPABİLİR”

    Cami ihtiyacı olmadığını vurgulayan Şimşek, Alevilerin ibadetlerini kendi inançları doğrultusunda sürdürdüğünü belirtti:

    “Ben evimde sazımı aldığımda duamı da gülbenkimi de ederim. Köyümde cemimi de yapıyorum. Alevilerin ne camiye ne hocaya ne de müezzine ihtiyacı var.”

    Devletin önceliklerinin yanlış olduğunu ifade eden Şimşek, atanamayan öğretmenlere ve sağlık hizmetlerindeki eksikliğe dikkat çekti:

    “Bize öğretmen lazım, doktor lazım, hemşire lazım. Köy okullarına öğretmen atansın. Atanamayan öğretmenler intihara sürükleniyor. Beş vakit bağıran, topluma katkısı olmayan imam kadrosuna değil, eğitime ve sağlığa ihtiyaç var.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Gürkan Kaya: Alevi köylerine cami değil, yol, su ve elektrik hizmeti verilsin-VİDEO

    Gürkan Kaya: Alevi köylerine cami değil, yol, su ve elektrik hizmeti verilsin-VİDEO

    PİRHA- Dersim’in Nazımiye ilçesi Hakis’te (Büyükyurt) İlçe Müftülüğü tarafından cami yapılmak istenmesine tepki gösteren HBVAKV Antalya Şube Eğitim ve Kültür Sekreteri Kureyşan Ocağı evlatlarından Güven Gürkan Kaya, Nazmiye’de yapılmak istenen cami projesinin bölgenin inanç dokusunu ve tarihsel gerçekliğini hiçe sayan bir asimilasyon projesi olduğunu belirterek “Bütün gücümüzle, halkımızla birlikte bu projenin karşısında olmaya devam edeceğiz” dedi.

    Hakis’te planlanan cami yapımına ilişkin PİRHA’ya konuşan Kaya, “Dersim’e dayatılan bu cami projesini reddediyoruz, kabul etmiyoruz  diye belirtti.

    “DERSİM’E YAPILMAK İSTENEN CAMİ PROJESİ BÖLGENİN İNANÇ DOKUSUNU VE TARİHSEL GERÇEKLİĞİNİ HİÇE SAYMA GİRİŞİMİDİR”

    Dersim, Nazımiye’de yapılmak istenen cami projesinin bölgenin inanç dokusunu ve tarihsel gerçekliğini hiçe sayan bir proje olduğunu belirten HBVAKV Antalya Şube Eğitim ve Kültür Sekreteri Kureyşan Ocağı evlatlarından Güven Gürkan Kaya, “Bu proje dayatmacı bir zihniyetle yapılmak istenen bir projedir. Dersim halkı ibadethane olarak cemevlerini kullanmaktadır. İbadet yerlerimiz cemevleridir” dedi.

    “DERSİM HALKININ TALEPLERİ VE İHTİYAÇLARI GÖRMEZLİKTEN GELİNİYOR”

    Son yıllarda Dersim’de halkın talebi ve ihtiyacı olmayan projeler geliştirildiğini belirten Kaya, “Bu tamamen Dersim bölgesindeki canlarımıza yönelik yapılan bir asimilasyon politikasıdır. Buraya cami dikmek ibadetin kendisine değil, bu halkın kimliğine, kültürüne karşı yapılmış bir projedir bir asimilasyon çalışmasıdır” diye belirtti.

    “ALEVİ KÖYLERİNİN CAMİYE DEĞİL, YOLA SUYA VE ELEKTRİĞE İHTİYACI VAR”

    Dersim’in Alevilerin inanç merkezi olduğunu belirten Kaya,” Dersim halkının camiye ihtiyacı yok. Dersim halkının yola, suya, elektriğe, eğitime ihtiyacı var” dedi.

    Dersim halkının bilinçli bir toplum olduğunu belirten Kaya, “Asimilasyon politikalarına karşı  yıllardır direnmiş, baş kaldırmış ama kültürünü, inancını unutmamış, bugünlere kadar getirmiş bir halktır” diyerek hatırlatmada bulundu.

    Dersim’in birçok   ocağın merkezi durumunda olduğunu belirten Kaya, dedelerimiz pirlerimiz buradaki ocaklarda büyümüş buradan bütün coğrafyaya dağılmışlardır. Bu nedenle Nazımiye’nin ihtiyacı cami değil, ocakların, kültür mekanlarının güçlendirilmesi, yapılacak bir yatırım var ise oranın inancına uygun olan cemevlerine, oranın yapısına uygun kültür merkezleri yapılmalıdır” diye belirtti.

    “EŞİT YURTTAŞLIK TALEPLERİMİZ KARŞILANSIN”

    Alevilerin yıllardır talep ettiği eşit yurttaşlık haklarının tanınmadığını belirten Kaya, “Bu haklarımız sağlanmazken buraya cami projesi ile halkı asimilasyona uğratmak için yapılan siyasi ve politik bir oyunun parçasıdır” dedi.

    Dersim’in inanç hafızasının belli olduğunu belirten Kaya, “Hiç kimse bu coğrafyanın kimliğini projelerle dönüştüremez. Nazımiye’de dayatılan bu cami projesini reddediyoruz, kabul etmiyoruz” diyerek tepki gösterdi.

    Her zaman ve her platformda bunu dile getireceklerini belirten Kaya, cami kesinlikle. Dersim’in ihtiyacı değildir. Bunu da kamuoyu böyle bilsin. Dersim’de oynanmak istenen bu asimilasyon politikalarına karşı her yerde, her fırsatta sesimizi yükselteceğiz. Bütün gücümüzle, direncimizle halkımızla birlikte bu projenin karşısında olmaya devam edeceğiz” dedi..

    CAMİ YAPMA GİRİŞİMLERİNE KARŞI HALKIMIZLA BİRLİKTE DİRENECEĞİZ”

    Bu konuda bütün herkesi duyarlı olmaya çağıran Güven Gürkan Kaya konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “İnancımıza sahip çıkalım. Bir arada olmamız çok önemli. Bugünlerde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bütün illerde büyük bir çalışma içerisinde. Biz Alevileri asimile etme yönlendirme, politik emellerine alet etme çabaları vardır. Bizim bu çabaları boşa çıkartacağımıza eminim.

    Aleviler güçlüdür ve bir aradadır. Direnmesini de baş kaldırmasını da bilir. Tarihte bunun çok örnekleri vardır ve herkes bunu iyi bilir. Biz sizin oyunlarınıza gelmeyiz”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Adnan Arslan: Dersim’e camiyle asimilasyon planlıyorlar; ama asla başaramayacaklar-VİDEO

    Adnan Arslan: Dersim’e camiyle asimilasyon planlıyorlar; ama asla başaramayacaklar-VİDEO

    PİRHA – Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Hakis’te (Büyükyurt) İlçe Müftülüğü tarafından cami yapılmak istenmesine tepki gösteren PSAKD Altınova Şube Başkanı ve Akdeniz Bölge Sorumlusu Adnan Arslan, “Derimizi yüzdüler olmadı, katlettiler olmadı, yaktılar olmadı. Şimdi pirlerimizin ocaklarımızın, dergahlarımızın merkezi olan Dersim’e cami yaparak bizi içten asimile etmek istiyorlar ama asla ve asla başaramayacaklar” dedi.

    Hakis’te planlanan cami yapımına ilişkin PİRHA’ya konuşan Arslan, “Devlet bizi asimile etmek için hangi politikayı uygularsa uygulasın asla başarılı olamayacak” diye belirtti.

    “DERİMİZİ YÜZDÜLER OLMADI, YAKTILAR OLMADI, ŞİMDİ İÇTEN ASİMİLE ETMEYE ÇALIŞIYORLAR”

    Türkiye’nin her tarafını Kerbela’ya çevirdiklerini söyleyen Arslan, “Maraş bizim için bir Kerbela, Çorum, Sivas, Gazi, Gezi bunların hepsi bizim için bir Kerbeladır. Kestiler katlettiler yaktılar bitiremediler. Şimdi devlet politikasını değiştirerek ‘Biz bunları öldürmekle bitiremiyoruz, gittikçe çoğalıyor ve örgütleniyorlar, o halde ne yapalım? Asimile edelim’ yöntemini devreye soktular” dedi.

    “DERSİM OCAKLARIMIZIN MERKEZİDİR”

    Asimilasyon politikasının bir parçası olarak Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulduğunu belirten Arslan, “Ne oluyor şimdi? Bizim dergahlarımızın, ocaklarımızın, pirlerimizin yeri olan Dersim’e cami yapıyorlar. Peki niye Munzur Babanın, Düzgün Babanın olduğu Dersim’e? Niye Hakis (Büyükyurt) köyüne? Çünkü Dersim bizim ocak merkezlerimizin olduğu yer. Buradan girersek daha başarılı oluruz düşüncesiyle oraya bir cami yapma planları var” diye konuştu.

    Caminin yapılıp yapılamayacağına ilişkin soruya Arslan, “Asla yapamazlar. Bu mümkün değil. Çünkü bizleri asimile etmek için her yolu denediler olmadı. Bu da olmayacak. Çünkü bu tür girişimler bizim yolumuza hizmet etme aşkımızı daha da büyütecektir” yanıtını verdi.

    “SİVAS OLAYLARI OLMASAYDI ALEVİ ÖRGÜTLÜLÜĞÜ BU KADAR GÜÇLÜ OLAMAZDI”

    Arslan, 2 Temmuz’un Alevi örgütlenmesini güçlendirdiğini belirterek, “Onların devirleri daim olsun, ışıklar içinde uyusunlar. Minnettarız onlara. Bunlar aslında bir yerde de bize iyilik yaptılar” dedi. 12 Eylül darbesi döneminde köylere cami yapma girişimlerini de hatırlatan Arslan, “80 darbesinde cami yapma planı bizim oralarda tutmadı. Çünkü insanlar inançlarından vazgeçmediler. Çorum, Yozgat, Sivas gibi illerin köylerinin çoğuna cami yaptılar ama camilere kimse gidiyor mu? Gitmiyor. Camiler boş. Alevileri boş verin, Sünni inancındaki kardeşlerimizin olduğu bölgelerdeki camilere dahi kimse gitmiyor” ifadelerini kullandı.

    Caminin Dersim’e yapılmak istenmesinin nedenine değinen Arslan, şunları söyledi:

    “Dertleri bizi asimile etmek ama bizi asimile edemeyecekler. Biz daha da örgütlenecek, birbirimize daha da kenetlenecek, yolumuza bağlılığımızı daha da sürdüreceğiz. Dersim’e yapılan camiyi zaten biz kabul etmiyoruz.

    Devletin amacı ocakların merkezini bir anlamıyla ağacı kökünden kuşatmak gibi bir plan. Ama bu plan da tutmayacak. Dersim’e cami yapmalarına karşı duruşumuzu sergileyeceğiz. Asla ve asla teslim olmayacak, Dersim’e o camiyi yaptırmayacağız. Her ne kadar içimizde Alevi gibi görünen Hınzır Paşalar olsa da başaramayacaklar. Bugün biz onları da biliyoruz ve onları teşhir ediyor ve etmeye devam edeceğiz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Hakis’te cami ısrarı: Köyde Sünni yok, halk cami istemiyor!-VİDEO

    Hakis’te cami ısrarı: Köyde Sünni yok, halk cami istemiyor!-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Hakis köyünde cami yapılmasını gerektirecek herhangi bir sosyolojik durumun söz konusu olmadığını vurgulayan Avukat Cihan Söylemez, “Çünkü köyde namaz kılan ve Sünni olan bir grup bulunmamakta. Bölge halkı burada cami istemiyor, ibadet yerlerinin ziyaretgâhlar ve cemevleri olduğunu düşünüyor. O yüzden zorla icraata koyulmuş bir uygulamanın sonucu olan cami ve mescit gibi yapılara son verilmesi gerekiyor” dedi.

    Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Hakis (Büyükyurt) köyünde 130 yıllık bir değirmen, köy boşken 1985 yılında camiye çevrildi. Köylüler 2000’li yıllarda geri döndüklerinde, değirmenin yıkılarak yerine cami yapıldığını gördü. O günden bu yana da köylüler, tapulu mallarının “Allah’ın evi” denilerek ellerinden alınmasına karşı hukuk mücadelesi veriyor.

    Nazımiye İlçe Müftülüğü’nün girişimiyle yeniden cami yapılmak istenen alan için açılan dava, şu anda Erzurum İstinaf Mahkemesi’nde sürüyor.

    Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından, mahkeme heyetine sunulan 3 Ocak 2024 tarihli dilekçesinde dava konusu olan yer ile ilgili envanterlerinde de böyle bir cami bulunmadığını belirtilmiş.

    Tunceli Valisi Şefik Aygöl X hesabından yaptığı açıklamada şunları ifade etti: “Köydeki cami 1985 yılında yapılmış ve bugüne kadar vatandaşımıza hizmet etmektedir.  Yer halihazırda Nazımiye Müftülüğü adına tapuda kayıtlıdır.”

    Avukat Cihan Söylemez, dava süreci ve Tunceli Valisi Şefik Aygöl’ün açıklamalarına dair PİRHA’ya konuştu.

    “DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI, ENVANTERLERİNDE BÖYLE BİR KAYIT OLMADIĞINI BELİRTTİ”

    Müvekkili Murat Sarıçiçek’in 2014 yılında Nazımiye Kadastro Mahkemesi’ne kadastro tespitinin iptali davası açtığını belirten Cihan Söylemez,

    “Bu davanın konusu ise müvekkilime ait bir taşınmaz olan değirmen üzerinde Tunceli İl Müftülüğü’nün veya hazinenin hak iddia etmesiydi. Davanın başlangıcında Tunceli İl Müftülüğü’nün ilgili alanda bir cami olduğuna dair bir beyanatı söz konusu değildi. Nitekim mahkemeye gelen 3 Ocak 2024 tarihli Diyanet İşleri Başkanlığı Hukuk Müşavirliği’nin cevap dilekçesinde de dava konusu olan yerin cami olmadığı ve envanterlerinde de böyle bir kayıt bulunmadığını belirtmişlerdi. Buna rağmen mahkeme aleyhte bir karar verdi ve bu karardan sonra da biz de davayı istinafa taşıdık. Dava şu anda Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi’nde sonuçlanmayı beklemekte” dedi.

    “DERSİM’İN ALEVİ İNANCI GÖZARDI EDİLEREK KÖYLERE CAMİ YAPILDI”

    Dersim’de Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana çeşitli tarihlerde asimilasyon politikalarının yürütüldüğüne dikkat çeken Cihan Söylemez, şu ifadeleri kullandı.

    “1980 darbesinden sonra 1982 ile 1986 yılları arasında Dersim’de vali olarak görev yapan ve aynı zamanda emekli bir asker olan Kenan Güven döneminde köylere cami yapılması uygulaması söz konusuydu. Köylere baskı yapılıyordu o dönemlerde cami yapılması da şart koşuluyordu. Bu aslında 1980 Anayasası’nda darbecilerin dahi kabul ettiği Anayasa’nın ikinci maddesindeki laik hukuk devleti ilkesine aykırı bir durumdu. Ama buna rağmen köylülerin inancı göz ardı edilerek ve Dersim’in Alevi kimliği göz ardı edilerek cami yapılarak Türk-İslam ideolojisi kapsamında bir asimilasyon politikası izlenilmeye çalışıldı. Bugüne kadar bu politika çok başarılı olamadı ama netice itibariyle pek çok köyde de Diyanet İşleri Başkanlığı’nın envanterinde kayıtlı olmayanlar olduğu gibi, envanterinde kayıtlı olan cami ve mescit kategorisinde yapılar da ortaya çıktı” diye belirtti.

    “CAMİ YAPILMAK İSTENEN HAKİS KÖYÜNDE SÜNNİ KİMSE YAŞAMAMAKTA”

    Zorla icraata koyulmuş bir uygulamanın sonucu olan cami ve mescit gibi yapılara son verilmesi gerektiğini vurgulayan Söylemez, şöyle devam etti.

    “Çünkü bölge halkı burada cami istemiyor, ibadet yerlerinin ziyaretgâhlar ve cemevleri olduğunu düşünüyor. Cami yapılmak istenen köyde de Sünni bir grup da yaşamamakta. Dolayısıyla da Hakis köyünde cami yapılmasını gerektirecek herhangi bir sosyolojik durum da söz konusu değil. Çünkü köyde namaz kılan ve Sünni olan bir grup bulunmamakta. Dersim’in birçok köyünde aslında böyle bir durum söz konusu. Diyanet İşleri Başkanlığı’na, Tunceli Valiliğine ve ilgili kurumlara çağrıda bulunmak istiyorum. Gerek bu davada gerekse de başka sorun yaşanan yerlerde Dersim halkının Alevi kimliğini kabul etmeleri ve bu tarz uygulamalara da geçit vermemeleri gerekir” diye ifade etti.

    “TUNCELİ VALİSİ ŞEFİK AYGÖL, HAKİS KÖYÜNE GİDEREK ORADA YAŞAYANLARI DİNLEMELİ”

    ‘Köydeki cami 1985 yılında yapılmış ve bugüne kadar vatandaşımıza hizmet etmektedir.  Yer halihazırda Nazımiye Müftülüğü adına tapuda kayıtlıdır.’ diyerek konu hakkında açıklama yapan Tunceli Valisi Şefik Aygöl’ün konu hakkında yanıltıldığını dile getiren Söylemez, konuşmasının devamında şunları söyledi:

    “Tunceli Valisi Şefik Aygöl’ün caminin orada hizmet vermektedir ifadesi üzerine tartışacak olursak, bugüne kadar Hakis köyünde Sünni bir grup yok o yüzden de orada cami veya mescit yapılmasını gerektirecek bir durum söz konusu değil. Vatandaşların orada kendilerine ait olduğunu ispat eden tapuları söz konusu. Her ne kadar yerel mahkemede şu an itibariyle bir olumsuz durum söz konusu olsa da dava henüz bitmedi. Dava istinafa taşınmış durumda ve davanın lehimize sonuçlanması ihtimali de bulunmaktadır. O yüzden Tunceli Valisi Şefik Aygöl’ün açıklamaları belki yargılama sürecini de aleyhte etkili edebilir. Tunceli Valisi Şefik Aygöl bence Hakis köyüne giderek orada yaşayanları dinlemeli. Bir valinin pozisyonu gereği tarafsız olması gerekiyor. Tunceli Valisi Şefik Aygöl, Dersim’de olumlu bir portre çiziyor ama dikkat etmek gerekiyor dava konusu olan durum da yine bir valinin icraatının bir sonucu. Tunceli Valisi Şefik Aygöl’ün önünde iki seçenek var. Ya 1980’lerdeki icraatlara sahip çıkacak ya da ben 12 Eylül döneminde görev yapmış bir valinin icraatlarını kabul etmiyorum diyecek.”

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Cami değil su istiyoruz: Dersim’in Hakis köyünde özel mülkiyete cami dayatması -VİDEO
    -İzmir Dersim Derneği’nden tepki: Hakis’te cami açmak kültürel gaspın adıdır!
    -DAD, cami yapılmak istenen Hakis köyünü ziyaret etti!-VİDEO

  • DAD, cami yapılmak istenen Hakis köyünü ziyaret etti!-VİDEO

    DAD, cami yapılmak istenen Hakis köyünü ziyaret etti!-VİDEO

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkezi, cami yapılmak istenen Dersim’in Nazımiye ilçesinin Hakis köyünü ziyaret etti. Yaşananlara tepki gösteren DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Alevi köyünde cami yaparak Alevilere o inancı dayatmak hiç kimsenin haddine değildir. DAD olarak bu davayı sonuna kadar takip edeceğiz” dedi.

    Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Hakis köyünde, İlçe Müftülüğü’nün köylülere ait tapulu araziye cami inşa etme girişimi, bölge sakinlerinin tepkisini çekmiş; cami yerine su, yol ve sağlık ocağı talep eden köylüler dava açmıştı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, cami yapılmak istenen Dersim’in Nazımiye ilçesinin Hakis köyünü ziyaret etti.

    “CAMİ YERİNE CEMEVİ VE KİLİSE OLSUN”

    Cami yapılmak istenen yerin 1930’lu yıllarda 300 haneye değirmen olarak hizmet verdiğini belirten Hakis köylülerinden Mine Sarıçiçek, “Köyümüzün %99’u Alevidir, diğer kısmı da Ermenilerdir. Alevi olduğumuz için bize bir dayatmada bulunuyorlar. Bunu kabul etmiyoruz” diye belirtti.

    “DAVAYI SONUNA KADAR TAKİP EDECEĞİZ”

    Hakis köyünde yaşananlar ile Dersim’de soykırımın fiziksel olmasa da kültürel ve inançsal olarak devam ettiğine tanıklık ettiklerini ifade eden DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Değirmene el koyarak cami yapılmak isteniyor. Burada inançlar arası bir dayatmayı görüyoruz. Hiç kimsenin haddine değildir Alevi köyünde cami yaparak Alevilere o inancı dayatmak. Demokratik Alevi Dernekleri olarak bu davayı sonuna kadar takip edeceğiz” dedi.

    “MEKÂNSIZ BIRAKMA ANLAYIŞI DEVAM EDİYOR”

    Dersim Katliamı öncesinde başlanan mekânsız ve tarihsiz bırakma anlayışının halen devam ettiğini vurgulayan DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, “Söz konusu devletin ötekileri olunca devlette devamlılık esastır mantığı halen fiili olarak hizmet görüyor” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Cami değil su istiyoruz: Dersim’in Hakis köyünde özel mülkiyete cami dayatması -VİDEO
    -İzmir Dersim Derneği’nden tepki: Hakis’te cami açmak kültürel gaspın adıdır!

  • İzmir Dersim Derneği’nden tepki: Hakis’te  cami açmak kültürel gaspın adıdır!

    İzmir Dersim Derneği’nden tepki: Hakis’te cami açmak kültürel gaspın adıdır!

    PİRHA- İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği, Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Hakis (Büyükyurt) köyündeki cami dayatmasının asimilasyonu hedeflediğini kaydederek, “Dün Munzur Bawa ziyaretimize mescit yapma çabası, bugün Hakis köyünde camiyi yeniden faaliyete geçirme faliyetleri asla kabul edilemez. Hakis köyünde camiyi yeniden faaliyete geçirmek Dersim halkının inancını yok saymaktır” diye belirtti.

    Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Hakis köyünde, İlçe Müftülüğü’nün köylülere ait tapulu araziye cami inşa etme girişimi, bölge sakinlerinin tepkisini çekmiş; cami yerine su, yol ve sağlık ocağı talep eden köylüler dava açmıştı.

    İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği, Dersim’in Hakis (Büyükyurt) köyündeki özel mülkiyetlere el konularak cami dayatmasına ilişkin açıklama yaptı.

    Alevilerce kutsal kabul edilen Munzur Gözeleri’ne mescit açılması ve kutsal mekanlara yönelik müdahalelerin hatırlatıldığı açıklamada, Hakis köyünde de hayata geçirilmeye çalışılan cami dayatmasının açık bir kültürel gasp ve asimilasyon politikası olduğu vurgulandı.

    “AÇIK BİR KÜLTÜREL GASP VE ASİMİLASYON POLİTİKASI”

    İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği’nin açıklamasında şunlar kaydedildi:

    “Dersim’in  Nazimiye ilçesinin Hakis köyüne köylülerin onayı olmadan 130 yıllık değirmen yıkılarak cami yapılmış. 1994 yılında Dersimin tamamında yaşatılan köy boşaltmaları sonrasında insanların zorunlu olarak göç ettikleri bir süreçte köydeki Değirmen yıkılarak yerine yapılan cami bugünlerde faaliyete geçirilmek isteniyor.

    Dersim suyun, dağın, ağacın, yaban hayatın, insan hakkını bilen yaşamsal haklarını gözeten bir toplumsal hakikatin adıdır. Rızalık felsefesinin mekanıdır, eşitliğin, adaletin savunucusudur. Binlerce yıldan beri Rawa Haq ( Alevi) inancı doğrultusunda toplumsal yaşamını, inanç ritüellerini, kültürel değerlerini yaşayagelmiş bir halka dün Munzur Bawa Ziyaretine mescit yapılarak, bugün köylerine cami yapılarak Sunni mezhebini yaşamsallaştırmak istiyorlar. Bu açık bir kültürel gasptır, asimilasyon politikasının kendisidir. Devlet eliyle Rawa Haqi (Alevi) inancına ve yaşam biçimine doğrudan müdahaledir. Suni mezhepsel kurallarını zorla kabul ettirme çabasıdır. Tarih boyunca sürdürdükleri asimilasyon politikalarını yeniden canlandırmaktır. Köyün dokusuna, pir, talip geleneğine, jiyar u diyarlarımıza, inanç biçimimize, toplumsal değerlerimize, hakikatimize dokunup yerine kendi tekçiliğini dayatmaktır.

    “İNANCIMIZA, KÜLTÜRÜMÜZE MÜDAHALEYİ KABUL ETMİYORUZ”

    Biz Dersimliler Halklarımızın inancına, ibadet biçimine, yaşam tarzına saygı duyuyoruz. Diledikleri şekilde inançlarını yaşamalarını istiyor ve savunuyoruz. Ancak yaşam tarzımıza, inanç biçimimize, kültürel değerlerimize müdahale edilmesini de asla kabul etmiyoruz.

    Siyasal iktidarı tek dil, tek din, tek mezhep uygulamalarından bir an önce vazgeçmeye çağırıyoruz. Yeniden faaliyete geçirmek istenen cami sadece taş-çimentodan ibaret bir yapı değil; Rea Haq(Alevi) çocuklarının hafızasına, kadınlarımızın bin yıllık kültürel değerlerine, ziyaretlerimize, pir, rayberlerimizin sözüne kazınmış korkudur, bin yıllık asimilasyon cenderesinin yinelenmesidir, asla kabul etmiyoruz. İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği olarak tekrar sesleniyoruz; dün Munzur Bawa ziyaretimize mescit yapma çabanız bu gün Hakis köyünde camiyi yeniden faaliyete geçirme faliyetleriniz asla kabul edilemez. Hakis köyünde yaşayan hiç bir köylümüz de bu asimilasyon politikalarına asla geçit vermeyecektir.

    “BU UYGULAMADAN VAZGEÇMEYE ÇAĞIRIYORUZ”

    Dersim pir rayber mekanıdır. Ocakların diyarıdır. Bin yıllık Rea Haq yaşanmışlığıdır. Tarihsel toplumsal değerlerimizin bütünüdür. Rea Haq (Alevilik) felsefesinin yıkılmayan kalesidir. Bu böyle biline. Bugün Barışın ve Demokratik toplumun, eşit haklar temelinde birlikte yaşamın tartışıldığı bu günlerde asimilasyon araçlarını tekrar hayata geçirmek demokrasiden ve hukuktan uzaklaşmaktır.

    Buradan yetkililere tekrar sesleniyoruz; Dersim Hakis köyünde camiyi yeniden faaliyete geçirmek Dersim halkının inancı yok saymaktır. Yetkilileri bir an önce bu uygulamalarından vazgeçmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/İZMİR

    İLGİLİ HABERLER

    Cami değil su istiyoruz: Dersim’in Hakis köyünde özel mülkiyete cami dayatması -VİDEO

  • Cami değil su istiyoruz: Dersim’in Hakis köyünde özel mülkiyete cami dayatması -VİDEO

    Cami değil su istiyoruz: Dersim’in Hakis köyünde özel mülkiyete cami dayatması -VİDEO

    PİRHA – Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Hakis (Büyükyurt) köyünde, İlçe Müftülüğü köylülere ait özel bir mülkiyetin üzerine cami yapmak istiyor. Köylüler asıl ihtiyaçlarının cami değil su, yol ve sağlık ocağı olduğunu belirterek tepki gösterdi. Köylüler, “Burası bizim toprağımız, cami istemiyoruz” diyerek karara karşı dava açtı.

    90’lı yıllarda köy boşaltmalarının en yoğun yaşandığı kentlerin başında gelen Dersim’de, Hakis köyü de 1994 yılında tamamen boşaltılmıştı. OHAL Valiliği’nin Kasım 1997 tarihli raporuna göre sadece o yıl içinde 183 köy, 823 mezra, 8 bin 439 hane boşaltılmış, 41 bin 939 kişi yerinden edilmişti.

    DEĞİRMEN YIKILDI CAMİ YAPILDI

    Hakis köyünde 130 yıllık bir değirmen, köy boşken 1985 yılında camiye çevrildi. Köylüler 2000’li yıllarda geri döndüklerinde, değirmenin yıkılarak yerine cami yapıldığını gördü. O günden bu yana da köylüler, tapulu mallarının “Allah’ın evi” denilerek ellerinden alınmasına karşı hukuk mücadelesi veriyor.

    Nazımiye İlçe Müftülüğü’nün girişimiyle yeniden cami yapılmak istenen alan için açılan dava, şu anda Erzurum İstinaf Mahkemesi’nde sürüyor.

    “BU KADAR SORUNUMUZ DURURKEN NEDEN CAMİ?” 

    Köylülerden Fatma Aksoylu, köyde yaşayan herkesin Alevi olduğunu hatırlatarak, “Hakis köyünde herkes Alevi. Cami yerine cemevi yapılması lazım. En büyük sorunumuz şu anda köy odası, sağlık ocağı, yol ve su. Öyle haneler var ki susuz. Bu kadar sorunumuz dururken neden cami? Biz buranın halkı olarak cami istemiyoruz” dedi.

    Değirmenin eski sahiplerinden Mine Sarıçiçek, tapusuz şekilde ellerinden alınan değirmenin hikâyesini şöyle anlattı:
    “1980’lerde 300 hane buğdayını, arpasını burada öğütürdü. 1994’te köyümüz boşaltıldı, geri döndüğümde değirmen yıkılıp cami yapılmıştı ama dış cephesi kalmıştı. Biz onardık, 8 yıl hayvancılık yaptık, sonra konuk evi yaptık. Müftülüğe gidip anahtarı istedim, ‘Burası Allah’ın evidir, sen orayı pisletirsin’ dediler. Dedim ki gelin beraber bakalım, orası değirmen mi cami mi? Eğer cami ise minaresi nerede? Ben malımı geri istiyorum, köyümde cami istemiyorum.”

    “HOPARLÖRDEN EZAN DAYATMASI”

    Bir başka köylü Düzali Akdağ ise “Ben camiye karşı değilim ama burada cami istemiyorum. Burası Sarıçiçek ailesinin mülkiyetidir. Cami isteyen vatandaşlar varsa kendi tapusunu versin, orada cami yapılsın” sözleriyle tepki gösterdi.

    Cami yapılmak istenen yerin kendi dedesinden kaldığını belirten Murat Sarıçiçek de, asimilasyon politikalarına dikkat çekti:
    “1980’lerde Kenan Güven döneminde her Alevi köyüne cami yapılırsa halk rahat eder denilmiş, yaşlılarımıza korkuyla imzalatılmış. Köy boşaltılınca yıllarca gelemedik. Şimdi döndük ama tapulu yerimize el koymak istiyorlar. Hoca gelemiyor, çünkü cemaat bulamıyor. Ama hoparlörle ezan dinletmek istiyorlar. Biz cami değil, huzur istiyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Nazımiye’de 2 kişi öldürüldü!

    Nazımiye’de 2 kişi öldürüldü!

    PİRHA-Dersim’in Nazımiye ilçesinde bulunan Kıl köyü Düzgün Baba Cemevi’nde 2 kişi öldürüldü.

    Dersim’in Nazımiye ilçesinde bulunan Kıl köyü Düzgün Baba Cemevi’nde 2 kişi öldürüldü.

    Yerel kaynaklardan edinilen bilgilere göre; Hüseyin Yaman isimli şahıs, aralarındaki husumetten dolayı Kıl köyü Düzgün Baba Cemevi Başkanı Yaşar Seyrek ve yeğeni Deniz Seyrek’i öldürdü.

    PİRHA/DERSİM

  • Nazımiye Belediye Başkanı Cemevi’ndeki ‘İftar programı’ hakkında konuştu!

    Nazımiye Belediye Başkanı Cemevi’ndeki ‘İftar programı’ hakkında konuştu!

    PİRHA-Nazımiye Belediyesi, Pir Kureyş Baba Cemevi’nde Ramazan Oruçları için iftar programı düzenledi. İftar programına ilişkin PİRHA’ya konuşan Nazımiye Belediye Başkanı Ali Emrah Tekin, “İftar yemeğinin verildiği yer herhangi bir inanç ritüelinin yürütüldüğü bir yer değil. Nazımiye Belediyesi’nin aşevi olarak kullandığı ama tabelasında Pir Kureyş Baba Cemevi yazan bir yer, biz böyle bir tepkiye yol açacağını bilseydik burada yapmazdık” diye konuştu. 

    Nazımiye Belediyesi tarafından Pir Kureyş Baba Cemevi’nde Ramazan Oruçları için iftar programı düzenlendi. İftar programına Tunceli Valisi Bülent Tekbıyıkoğlu, Nazımiye Belediye Başkanı Ali Emrah Tekin, Mazgirt Belediye Başkanı Ümit Tayhava ve çok sayıda kişi katıldı.

    Pir Kureyş Baba Cemevi’nde yapılan iftar programına tepkiler yükseldi.

    Nazımiye Belediye Başkanı Ali Emrah Tekin, düzenledikleri iftar programına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “TEPKİYE YOL AÇACAK HERHANGİ BİR ŞEY YAPMADIK”

    İftar programını Kureyş Baba Ocağı’nda düzenlemediklerini ve isim karmaşası olduğunu söyleyerek sözlerine başlayan Ali Emrah Tekin, “Nazımiye’de tabelasında Pir Kureyş Baba Cemevi yazan ancak herhangi bir cem erkanı yürütülmeyen sadece cenaze erkanları ve hayır yemekleri için kullandığımız bir yerde iftar programımız oldu. Biz aslında organizasyonu Nazımiye’deki Çınar Restaurant’ta yapacaktık ancak katılım yoğun olduğu için hayır yemeklerini verdiğimiz Pir Kureyş Baba Cemevi’ne taşımak zorunda kaldık. İftar yemeğinin verildiği yer herhangi bir inanç ritüelinin yürütüldüğü bir yer değil. Geçmiş dönemlerde de belediyemiz tarafından iftar programları düzenlenmiş biz yapılanları devam ettirdik. Biz tepkiye yol açacak herhangi bir şey yapmadık. Nazımiye Belediyesi’nin aşevi olarak kullandığı ama tabelasında Pir Kureyş Baba Cemevi yazan bir yer, biz böyle bir tepkiye yol açacağını bilseydik burada yapmazdık” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Pir Kureyş Baba Cemevi’ndeki iftar programına tepki: Bizim inancımızda iftar yemeği diye bir şey yoktur

  • Pir Kureyş Baba Cemevi’ndeki iftara tepki gecikmedi: Bizim inancımızda iftar yoktur!

    Pir Kureyş Baba Cemevi’ndeki iftara tepki gecikmedi: Bizim inancımızda iftar yoktur!

    PİRHA-Pir Kureyş Baba Cemevi’nde Ramazan Oruçları için iftar programı düzenlenmesine tepki gösteren DAD Genel Merkez Yöneticisi Fetiye Yıldırım, “Cemevimizde iftar açılması bizim ocaklarımıza, ziyaretlerimize yapılan bir zulümdür. Bizim inancımızda iftar yemeği diye bir şey yoktur” dedi.

    Nazımiye Belediyesi tarafından Pir Kureyş Baba Cemevi’nde Ramazan Oruçları için iftar programı düzenlendi. İftar programına Tunceli Valisi Bülent Tekbıyıkoğlu, Nazımiye Belediye Başkanı Ali Emrah Tekin, Mazgirt Belediye Başkanı Ümit Tayhava ve çok sayıda kişi katıldı.

    Pir Kureyş Baba Cemevi’nde yapılan iftar programına tepkiler yükseldi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkez Yöneticisi Fetiye Yıldırım, Pir Kureyş Baba Cemevi’nde iftar programı düzenlenmesine tepki gösterdi.

    “CEMEVİNDE İFTAR AÇILMASI DÜŞKÜNLÜKTÜR”

    Zalimin, zulmün kol gezdiği bir ortamda kutsal Dersim topraklarında muharrem oruçları için Nazımiye’de cemevinde oruç açılmasının kendileri açısından üzüntü verici olduğunu vurgulayan Fetiye Yıldırım, “Cemevimizde iftar açılması bizim ocaklarımıza, ziyaretlerimize yapılan bir zulümdür. Bizim inancımızda iftar yemeği diye bir şey yoktur. Biz orucumuzu tutarken kimseye ilan etmeyiz. Hakk ile nehakın birbirine karıştığı bir yerde söylenecek hiçbir söz bulamıyorum. Nazımiye’de bu iftarı düzenleyen, göstermelik cemler yapan kişiler düşkündür. Bizim kutsal yerlerimiz kimsenin hakimiyetinde olan bir yer değildir. Nasıl Dersim gibi bir yerde nehak düşünceye sahip, eline silah almış kişilerle birlikte iftar yemeği verirsiniz, bizim gözümüzde yapılan düşkünlüktür. Bizler bundan sonra asla nehak zihniyetlerin kutsal yerlerimize girmesine asla izin vermeyeceğiz, inancımız dışında yapılan ritüelleri de kabul etmiyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Khal Ferat Ocağı’nda Xızır Cemi yürütüldü: Xızır, en zor zamanda insanların yardımına ulaşır-VİDEO

    Khal Ferat Ocağı’nda Xızır Cemi yürütüldü: Xızır, en zor zamanda insanların yardımına ulaşır-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Nazımiye ilçesinde bulunan Khal Ferat Ocağı’nda Xızır Cemi yürütüldü. Xızır’ın kışın en zor zamanlarında insanların yardımına ulaştığını belirten Ağuçan Ocağı piri İnanç Dolu, “Xızır ayı aynı zamanda ardından doğanın doğuma hazırlandığı bir dönemdir. Bu zorlu kış ayının ardından Xızır bizi dardan kurtaracak İlyas ile berekete gideceğiz” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Geriş köyünde bulunan Khal Ferat Ocağı’nda Xızır Cemi düzenledi. Khal Ferat Ocağı’nın bahçesinde yapılan ve yoğun bir katılımın olduğu Xızır Cemini; Ağuçan Ocağı piri İnanç Dolu ile Kureyşan Ocağı piri Hüseyin Yanlız yürüttü.

    Çerağ uyandırılması, duaların edilmesi ve rızalık alınmasıyla başlayan Xızır Cemi’nde zakir Hasan Ekici’nin okuduğu deyiş ve nefesleriyle ceme katılanlar semah döndüler.

    “HIZIR, EN ZOR ZAMANLARDA İNSANLARIN YARDIMINA ULAŞIR”

    Xızır’ın kışın en zor zamanlarında insanların yardımına ulaştığını belirten Ağuçan Ocağı piri İnanç Dolu, “Xızır ayı aynı zamanda ardından doğanın doğuma hazırlandığı bir dönemdir. Bu zorlu kış ayının ardından Xızır bizi dardan kurtaracak İlyas ile berekete gideceğiz. Bizim için taş duvarlar önemli değil olan ocaklarımızın mekanlarında doğa ile iç içe olmak bu yolun en temelidir” diye konuştu.

    Yapılan Xızır Cemi, lokmaların pay edilmesiyle son buldu.

    PİRHA/DERSİM

  • Kordu, Dersim’in Nazımiye ilçesinin yıllardır yapılmayan yolunu hükümete sordu

    Kordu, Dersim’in Nazımiye ilçesinin yıllardır yapılmayan yolunu hükümete sordu

    PİRHA-DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, 6 yıldır yapılmayan Dersim-Nazımiye yolunu Meclis gündemine taşıyarak Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu’nun yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. Kordu, “2018’den 2024’e kadar geçen zaman zarfında Nazimiye ilçesi ve çevreyle olan bağlantılı yolları için kaç kilometrelik yapım, onarım ıslah çalışması yapılmıştır?” diye sordu. 

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu, 6 yıldır yapılmayan Dersim-Nazımiye yolunu Meclis gündemine taşıdı. Ayten Kordu, konuya ilişkin Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu’nun yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

    “ULAŞIM KONUSUNDA CİDDİ SIKINTILAR YAŞANIYOR”

    Dersim’in il ve ilçeler arasındaki yollarının bakımsız olmasından dolayı ulaşım konusunda ciddi sıkıntılar yaşandığını ifade eden Ayten Kordu, “Nazımiye yolunun virajlı, dar ve uçurum bulunan yolunda bariyerlerin eksik olmasından kaynaklı ulaşımda ciddi sıkıntılar ile ölümlü kazalar olmaktadır. Nazımiye ilçemizin merkez ve köylerinde özellikle yol ve alt yapı sıkıntısı çözülmemiş yaklaşan kış şartlarında da yurttaşların ulaşım ve yaşam sorunları çözülmeyi beklemektedir. Bu risklere rağmen mevcut yolların yeterli bakımı yapılmadığı gibi bu zor coğrafyadan geçen yolların daha kullanışlı ve güvenlikli hale getirilmesi yüksek maliyetler getirdiği gerekçesiyle sürekli ötelenmektedir” dedi.

    “6 YIL GEÇMESİNE RAĞMEN YOLUN 1 KİLOMETRESİ BİLE TAMAMLANMADI”

    Nazmiye ilçesinin karayolunun dar ve virajlı olması riskinden kaynaklı 2018’de ihaleye sunularak yol yapımına başlandığını söyleyen Kordu, “İhaleyi alan SDB Madencilik Yapı Turizm İnş. ve Tic. Ltd. Şti’nin 2018’de 93 milyona aldığı bu ihalenin 517 milyona çıktığı ve 6 yıl geçmesine rağmen yolun hala bir (1) kilometresi bile tamamlanmamıştır. Yolun yapılması için 10 binlerce ağacın kesildiği, zemin etüdünün yapılmamasından kaynaklı patlatılan dinamitlerin yola yakın olan giriş köyündeki Khal Ferat ziyaretgâhın da tahribat yarattığı, yola yakın mezarların zarar gördüğü ifade edilmektedir. Manevi olarak da ziyaretgâh ve mezar yerlerinde yaşanan tahribat, ayrımcı politikaların sonucu olarak ele alınmaktadır. Yurttaşların maneviyatı zedelenmekle birlikte, güvenli olmayan ulaşım sorunlarına sebep olduğu da ayrıca ifade edilmektedir” diye belirtti.

    “6 YILDIR ÖDENEK OLMADIĞI İÇİN YAPIMI ERTELENEN YOL YAPIMININ SORUMLUSU KİMLERDİR”

    Milletvekili Ayten Kordu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu’na şu soruları sordu:

    -2018-2024 yılları arasında ödenek olmadığı gerekçesiyle yapımı ertelenen yol yapım, bakım, onarım ya da levha eksikliği nedeniyle meydana gelen kazalarda insanların hayatını kaybetmesinden sorumlu kimlerdir?

    -Dersim Nazmiye ilçesine de tehlike arz eden virajlarda bariyer ve uyarı çalışması var mı?

    -Mevsim şartları nedeniyle yoğun kar yağışı, buzlanma, çığ, heyelan vb. sebeplerle alınan önlemler nelerdir?

    -2023 yılında 6 yıllık bir ihalenin bedelini 93 milyondan 517 milyon olarak artırılmasının gerekçesi nedir?

    -2024 yılı için ilgili firma ile yapılan sözleşme taahhütler nelerdir? kesinleşen bir hesap var mıdır?

    -2018’den 2024’e kadar geçen zaman zarfında Nazimiye ilçesi ve çevreyle olan bağlantılı yolları için kaç kilometrelik yapım, onarım ıslah çalışması yapılmıştır?  İlerleyen süreçte yol yapım çalışmaları için bir faaliyet takvimi hazırlanış mıdır?

    -Yol yapım sürecinde birçok meşe ağacının söküldüğü bilgisi doğru mudur? ve bunların doğaya Yeniden kazandırmak için ağaç ve fide ekimi yapılmış mıdır?

    -2024 bütçesinde Nazımiye merkez ve köylerinde yol çalışması yapılmış mıdır? İlçelerin köy yollarının yapım, bakım ve onarım ihtiyaçlarının zamanında karşılanması ve kaynakların etkin ve verimli kullanılması için, yapılan hazırlıklarınız nelerdir?

    PİRHA/ANKARA

  • ’17 milyon TL borcumuz var, ana hedefimiz gelir ve gider dengesini sağlamak-VİDEO

    ’17 milyon TL borcumuz var, ana hedefimiz gelir ve gider dengesini sağlamak-VİDEO

    PİRHA-Nazımiye Belediye Başkanı Ali Emrah Tekin, Nazımiye Belediyesi’nin ekonomik durumunun çok kötü olduğunu belirterek, “Zor bir durumdayız. Bunun temelinde ise ilçemizin nüfusunun çok az olması. Geçmişe dönük kurum borçlarının olması sebebiyle İller Bankası’ndan gelen bütçe kesintiye uğrayarak geliyor. İller Bankası’ndan gelen parayla personelimizin maaşlarını düzenli olarak ödememiz mümkün değil” dedi.

    Ali Emrah Tekin, 31 Mart yerel seçimlerde Nazımiye’de CHP’den aday olup % 53 oyla belediye başkanı seçildi.

    Yerel seçimlerin üzerinden 6 ay geçti. Nazımiye Belediye Başkanı Ali Emrah Tekin ile Nazımiye’nin sorunlarını, şimdiye kadar yaptıkları projeler ve bundan sonra yapacaklarıyla ilgili konuştuk.

    “HEDEFİMİZ BELEDİYENİN GELİR VE GİDER DENGESİNİ SAĞLAMAK”

    Nazımiye Belediyesi’nin ekonomik durumunun içler acısı olduğunu belirten Ali Emrah Tekin, “Zor bir durumdayız. Bunun temelinde ise ilçemizin nüfusunun çok az olması, geçmişe dönük kurum borçlarının olması sebebiyle İller Bankası’ndan gelen bütçe kesintiye uğrayarak geliyor. İller Bankası’ndan gelen parayla personelimizin maaşlarını düzenli olarak ödememiz mümkün değil. İcrada olan borçlarımızı silmek için maalesef belediyemize ait bir kamyonumuzu satmak zorunda kaldık. Şu anda mali bir disiplin uygulamaya çalışıyoruz ve gereksiz bir harcamaya gitmiyoruz. Ana hedefimiz Nazımiye Belediyesi’nin gelir ve gider dengesini sağlamak” diye belirtti.

    “İLÇE NÜFUSUNU 2 BİNİN ÜZERİNE ÇIKARTMAMIZ GEREKİYOR”

    Belediyeyi devraldıklarında 17 milyon TL borç olduğunu vurgulayan Tekin, “Temmuz ayında İller Bankası’ndan bize yaklaşık 800 bin TL veriliyordu, kurum borçları sebebiyle %40 kesintiye uğrayarak elimize yaklaşık 400-450 bin TL civarı bir tutar geçiyordu. Kadrolu personellerimizin maaşları yaklaşık 510 bin TL’ydi. SGK primleri, emekli sandığı kesenekleri gibi vergileri ödememek koşuluyla. Maalesef istemeyerek ve üzülerek bazı arkadaşlarımızla yollarımızı ayırmak zorunda kaldık. İller Bankası’ndan bu kadar düşük paranın gelmesinin temelinde ilçemizin nüfusunun az olması yatıyor. O yüzden ilçe nüfusumuz 2 binin üzerine çıkartabilirsek bizim için çok önemli bir başarı olmuş olacak. Bu şekilde İller Bankası’ndan gelen pay yükselecek ve belediye asli görevlerini rahatlıkla yerine getirebilecek. Bütün Nazımiyelilere çağrı yapıyoruz ve ikametgahlarını buraya almalarını istiyoruz” dedi.

    “UFAK YATIRIMLARI BİLE FİNANSE EDEMİYORUZ”

    Nazımiye’nin geçmişten bugüne kadar ihmal edilen bir ilçe olduğunu dile getiren Tekin, şunları dile getirdi:

    “Altyapı ve üstyapı açısından birçok eksiği var. Öncelikle bunların giderilmesi gerekiyor. Elektrik üretim tesisi kurarak hem belediyemize ekstra bir gelir kaynağı hem de elektik şirketlerine verdiğimiz paradan muaf olmuş olacaktık. Ancak şu anda belediyenin ekonomik durumundan dolayı böyle bir proje yapmamız mümkün değil. Bu süre içerisinde ilişkilerimizle birlikte yollarımızı yapmaya başladık. Bu aşamada ufak dokunuşlarla ilerlemeye devam edeceğiz. Eğer yakın ve orta vadede gelir-gider dengesini sağlayabilirsek bundan sonraki süreç hem belediyemiz hem de halkımız için daha iyi olacak. Çok küçük bir belediye olmanın bazı dezavantajları var, çok ufak bir yatırımınızı bile finanse edemiyorsunuz. Geçmiş dönemde olduğu gibi bu dönemde de CHP’li belediyelerle iş birliği içerisinde olacağız. Projelerimiz sadece altyapı ve üstyapıya ilişkin olmayacak aynı zamanda ilçemizdeki kültür ve sanat gibi alanlarda da organizasyonlar yapmayı planlıyoruz.”

    Cihan BERK/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Pülümür Belediye Başkanı Tosun: En büyük sorunumuz imar ve atık arıtma-VİDEO
    -Mazgirt Belediyesi’nin bütçesi 339 bin TL, personel gideri 500 bin TL; borcu 45 milyon TL-VİDEO
    -Hozat Belediye Başkanı Aydın Kaya: İmkansızlıklar içerisinde güzel şeyler yapmak istiyoruz-VİDEO
    -‘Borcumuz yok; Ovacık’ın acilen bir koruma imar planına ihtiyacı var’-VİDEO

  • Kureyşan Ocağında iki dilli cem: Sorunlarımızı asla devlet kapısına taşımadık -VİDEO

    Kureyşan Ocağında iki dilli cem: Sorunlarımızı asla devlet kapısına taşımadık -VİDEO

    PİRHA- Kureyşan Ocağı, Dersim’in Nazımiye İlçesine bağlı Bostanlı Köyü’nde toplandı. Buluşma, sohbet ve müziğin yanısıra Türkçe ve Kırmancki olarak cem erkanı düzenlendi. Sanatçı Kemal Kahraman sözlü aktarımın önemini vurgularken, Pir Hasan Ali İşlek, “Dersim’deki ulularımızın ve ocaklarımızın sayesinde sorunlarımızı asla devlet kapısına taşımadık. Hakimin karşısına çıkmadık” dedi.

    Kureyşan Ocağı, Dersim’in Nazımiye İlçesine bağlı Bostanlı Köyü’nde (Dewa Kuresu, Zevê) 9-10 Ağustos tarihlerinde bir araya geldi. Pir Kureyş Baba İstişare Meclisi tarafından organize edilen buluşmanın bu yıl 8’incisi gerçekleştirildi.

    İki gün süren etkinliklerin ilk gününde, ‘Muhabbet meydanında cemal cemale buluşma’ etkinliği düzenlendi. İkinci günde ise Metin & Kemal Kahraman’ın katıldığı bir sohbet ve dinleti etkinliği düzenlendi. Aynı günün akşamında ise iki dilde (Kırmancki/Zazaca ve Türkçe) Cem erkanı yürütüldü, semah dönüldü. Lokmalar pay edildi.

    “CEMEVLERİYLE YAŞANAN KURUMSALLAŞMA SÜRECİ BİR ŞEYLERİMİZİ GÖTÜRÜYOR”

    ‘Metin & Kemal Kahraman sohbet ve müzik dinletisi’ etkinliğinde konuşan Kemal Kahraman, Dersim Kırmanc Alevi kültüründe sözlü gelenek ve aktarımın önemine vurgu yaparak, İslam yazılı kaynaklarından aktarımlarla güncellenen ritüel ve ibadetlerin, sözlü aktarımla kuşaklar boyu gelen ve mana aleminde farklı karşılıkları olan gerçek ritüel ve ibadetlerde bozulmalara yol açtığını belirtti.

    “Bizde söz ikrardır” diyen Kahraman, “Hakikat hep bu söz üzerinden devredilmiş ve bugüne kadar gelmiştir. Bu anlamda biz aslında her şeyden önce kendi gerçeğimizi anlamak istiyorsak, Aleviliğimizi anlamak istiyorsak ilk önce bize aktarılmış sözlü hafızadan bakmayı kabul etmemiz lazım. Bugün mesela Avrupa’nın ve Türkiye’nin de birçok şehrinde, bu göç süreçleriyle beraber tabii ki Cemevleri kuruluyor. Hepsi iyi niyetle yapılmış çalışmalardır fakat bu kurumsallaşma süreci bir şeylerimizi götürüyor. Tam adını koyamadığımız bir şey var” değerlendirmesinde bulundu.

     “BİZ DAĞA TAŞA TAPMIYORUZ”

    Aleviliği anlatırken sözlü aktarımları dikkate aldıklarını ifade eden Kahraman, şunları kaydetti:

    “Alevi diyor ki kendini bil Hakk’ı bilirsin. Yani bütün alem vahdet-i vücut içindedir. ‘İnsan, 18 bin alem sende’ diyor seyit Süleyman Şahin. Bu tabii ki Alevi öğretisinin bir düsturudur. Diyor ki Allah 18 bin alemi yarattı Adem için, Adem’i yarattı kendi için. Bu anlamda Hakk da sende, şeytan da sende. Sen eğer kendindeki Hakkı takip edersen, Hakk burada, o hiçteki var olarak Hakk burada tecelli eder. Sen kendindeki hırsı nefsi takip edersen, şeytan burada tecelli eder.

    Hakk 18 bin alemi Xızır eliyle yapmış. Yani Xızır yaradılışın başında da o hiçteki varın eli, ayağı ustasıdır. Bütün bu alemi çekip çevirendir. Andaki tecellidir. Yani hem zamanın sahibidir hem de mekanın sahibidir.

    Biz dağa taşa tapmıyoruz. Biz güneşe de tapmıyoruz. Bunların hepsi Hakk’ın varlığının ispatı…”

    İKİ DİLDE CEM YAPILDI, KIRMANCKİ SEMAH DÖNÜLDÜ

    Metin & Kemal Kahraman sohbet ve müzik dinletisi etkinliğinin ardından dergahın önündeki açık alanda, büyük bir katılımla Türkçe ve Kırmancki olarak cem erkanı yürütüldü ve Kırmancki semah dönüldü. Erkanı ocak mensubu pirler ve analar; Hüseyin Altınışık, Murat Dündar, Ali Kızılkan, Fatime Özcan, Ahmet Demir, Ali Ulucan, Hasan Ali İçmek, Ali Tamaç, Aliyar Özcan, İbrahim Doğan, Gülüzar Tonkuş, Bakı Ķumaş, Hacer Güzel ve Düzgün Dağ yürüttü.

    “BU KAPIDAN RIZAYLA GİRMEK İSTEDİK, RIZAYLA ÇIKMAK İSTİYORUZ”

    Bu yolun razılık ve rızalık, ikrar ve itikat yolu olduğunu belirterek Cem erkanının açılışını yapan Pir Hasan Ali İşlek, “Bu kapıdan rızayla, ceddimizin kapısından girmek istedik. Rızayla çıkmak istiyoruz. Olur ya birisi bizle küskünse, birisi bize dargınsa, birisi bizden alacaklıysa, müşkülü varsa, hali varsa, bu Pir meydanında ceddimizin huzurunda hesabımızı vermeye hazırız. Bizlerden Hak Muhammed Ali aşkıyla istekli olan can var ise bu meydanda özünü dar eylesin. Halini hal eylesin. Dilini dil eylesin. Gönül kırmadan, incitmeden, döktüğümüzü dolduralım, küstürdüğümüzü barıştıralım ve biz de hak yoluna gönül birliğiyle, gönlümüzü bağlayıp can baş ile teslim olmaya hazırız” diyerek öncelikle cemaatten rızalık istedi.

    “SORUNLARIMIZI ASLA DEVLET KAPISINA TAŞIMADIK”

    İnsanların yeri geldiği zaman dünya malı için birbiriyle belki de hoşnut olmayan durumlar içerisine girdiklerini vurgulayan Pir Hasan Ali İşlek, şunların altını çizdi:

    “Ama tüm bunlara rağmen biz yüzyıllarca ceddimizin ve pirlerimizin sayesinde, Dersim’deki ulularımızın ve ocaklarımızın sayesinde sorunlarımızı asla devlet kapısına taşımadık. Hakimin karşısına çıkmadık. Savcı bizim hakkımızda mutalaa tutmadı. Devletin sistemi yerine kendi Hakk ve hakikat sistemimizle yönümüzü primimize çevirdik. Dost cemali önünde sorunlarımızı hallettik.

    “DERSİM İNANCINDA İSTİSNAİ OLARAK BİZE YAKIŞMAYAN HAL VE HAREKETLER YAŞANDI”

    Bu nedenden dolayı istisnalar hariç Alevi Kızılbaş inanç toplumunda, hele hele Dersim inancında çok istisna olarak insana yakışmayan hal ve hareketler, davranışlar müşkülatlar yaşandı. Ve bu müşkülatların ağır suçlarına da inancın gereği bedelleri ödendi. Ve bu nedenden dolayı da bizler ecdadımızın sürmüş olduğu o yolun kutsallığı temelinde bugün buradayız. Pirimizle, talibimizle.”

    Eyüp HANOĞLU/DERSİM

     

     

  • Nazımiye’deki yangın söndürüldü

    Nazımiye’deki yangın söndürüldü

    PİRHA-Dersim’in Nazımiye ilçesinde dün başlayan orman yangını yurttaşların müdahalesiyle söndürüldü.

    Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Zargovit bölgesinde bilinmeyen nedenle dün başlayan yangın söndürüldü. Yurttaşlar, sabah saatlerinde ellerinde küreklerle yangın bölgesine giderek müdahalede bulundu. Yurttaşların müdahalesiyle yangının tamamen kontrol altına alındığı belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Nazımiye’de orman yangını

    Nazımiye’de orman yangını

    PİRHA-Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Jargovit bölgesinde orman yangını başladı. Yangının Düzgün Baba bölgesine doğru yayıldığı belirtildi.

    Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Jargovit bölgesinde çıkış sebebi henüz belirlenmeyen orman yangını meydana geldi. Munzur Çevre Derneği X hesabından yaptığı paylaşımda yangına müdahalenin olmadığını belirterek, müdahale edilmesi çağrısında bulundu.

    Yangının Kureyş Baba Köyü ve Düzgün Baba kırsalına doğru ilerlediği ifade edildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Nazımiye Belediye Başkanı Tekin: İşçileri mağdur etmedik

    Nazımiye Belediye Başkanı Tekin: İşçileri mağdur etmedik

    PİRHA-Nazımiye Belediye Başkanı Ali Emrah Tekin, mali durumun kötüleşmesi gerekçesiyle 12 Temmuz’da 15 işçiyi işten çıkardı. 15 işçinin işten çıkarılmasıyla ilgili yazılı açıklama yapan Tekin, “Bu kararımızı alırken belediyemizin finansal sürdürülebilirliğini sağlama ve hizmet kalitemizi daha da artırma hedefimizi göz önünde bulundurduk” dedi.

    Dersim’in, CHP’li Nazımiye ilçe belediyesi, mali durumun kötüleşmesi gerekçesiyle 12 Temmuz’da 15 işçiyi işten çıkardı. İşçiler, işlerine geri dönmek için 17 Temmuz’da belediye önünde direnişe geçti.

    Nazımiye Belediye Başkanı Ali Emrah Tekin, 15 işçinin işten çıkarılmasıyla ilgili yazılı açıklama yaptı.

    “HACİZ İŞLEMLERİ İLE KARŞI KARŞIYA KALDIK”

    Belediyenin içinde bulunduğu mali sıkıntıların haberdar olduklarından daha fazla olduğuna dikkat çeken Ali Emrah Tekin, “Seçim sonrası borç tablosunu halkla paylaştıklarını, borçlarından kaynaklı birçok firma ve şahsın haciz işlemleri ile karşı karşıya kaldık. Mevcut mali durumu düzeltmek, belediye hizmetlerimizin halkımızın tamamına ulaşması sözümüzü yerine getirmek için tüm gayretimizi göstermek için bir dizi tedbir ve karar almak durumunda kaldık. Belediyenin işçileri bünyesinde çalıştıran şirkete her ay borçlandığını, borçlar ödendikten sonra kalan gelirin kadrolu personelin maaşlarını ödemeye bile yetmiyor. Daha önceleri, kadrolu personelinin maaşları ödenmeyerek şirket personeline ödeme yapılmış, kadrolu personel mağduriyete uğramış, kadrolu personele ödeme yapılırken ise bu sefer şirket personeli mağdur edilmiştir. Belediyemiz öz gelirleri ve İller Bankası payı birlikte düşünüldüğünde bu gelirler sadece şirket personelinin maaş ödemelerine yetmediği görülmektedir” dedi.

    “ÇALIŞMALARIMIZI TİTİZLİKLE SÜRDÜRECEĞİZ”

    Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Göreve gelmemiz sonrasında bu durumun düzeltilmesi, giderlerimizin doğru yönetilebilmesi, dolayısıyla sizlere daha iyi hizmet sunulabilmesi amacıyla, 12 Temmuz 2024 tarihi itibariyle belediyemizde yapılan yeniden yapılandırma süreci kapsamında belirli sayıda şirket çalışanımızla iş sözleşmelerimizi sonlandırmak zorunda kaldık. Bu kararımızı alırken belediyemizin finansal sürdürülebilirliğini sağlama ve hizmet kalitemizi daha da artırma hedefimizi göz önünde bulundurduk. Bu süreçte büyük bir üzüntü ile işten ayırmak zorunda kaldığımız tüm çalışanlarımıza adil ve yasal çerçevede davrandık. İlgili kanunlar doğrultusunda gerekli prosedürleri takip ettik ve çalışanlarımızın haklarını korumak için gereken önlemlerimizi aldık. Yapılan bu değişikliklerin Belediyemizin hizmetlerine olan etkilerini azaltmak için gerekli tedbirlerimizi aldık ve çalışmalarımızı titizlikle sürdüreceğiz.”

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -İşten çıkarılan 15 işçi, Nazımiye Belediyesi önünde eyleme başladı: İşimizi geri istiyoruz-VİDEO
    -Nazımiye Belediyesi’nde işten çıkarılan işçiler: Tek isteğimiz işimize geri dönmek-VİDEO