Etiket: nazlı çelik öz

  • ESP’den adalet nöbeti: Dersim’den açlık grevlerine ses veriyoruz -VİDEO

    ESP’den adalet nöbeti: Dersim’den açlık grevlerine ses veriyoruz -VİDEO

    PİRHA- ESP Dersim İl Örgütü ve tutuklu yakınları, hapishanelerde mahpuslara yönelik saldırılara, tecrite ve baskılara karşı iki günlük adalet nöbeti ve açlık grevi başlattı. Toplantıda konuşan tutuklu yakını Orhan Çelebi, “Adalet nöbeti ve açlık grevi yaparak sesimizi içerideki tutsaklara duyurmaya ve onların sesini de dışarıya duyurmaya çalışacağız” dedi.

    ESP Dersim İl Örgütü ve tutuklu yakınları, hapishanelerde mahpuslara yönelik saldırılara, tecrite ve baskılara karşı dayanışmayı yükseltmek ve tutsaklara sahip çıkmak için, Dersim ESP il binasında iki günlük adalet nöbeti ve açlık grevi başlattı ve bununla ilgili bir basın toplantısı yaptı.

    “SESİMİZİ TUTSAKLARA, ONLARIN SESİNİ DE DIŞARIYA DUYURMAYA ÇALIŞACAĞIZ”

    Toplantının açılışını yapan Mazgirt Peri (Akpazar) eski belediye başkanı ve tutuklu yakını Orhan Çelebi, Türkiye hapishanelerinde son 10 yılda çokça gündem olan tecridin, bütün hapishanelere ve toplumun birçok kesimine sirayet eden bir gerçeklik olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

    “Yaklaşık iki ayı aşkındır cezaevlerinde, hapishanelerde tutsaklar tecridin kaldırılması, hapishanedeki koşulların iyileştirilmesi, baskıların son bulması, infazların yakılmasının son bulması için bedenlerini açlık grevine yatırdılar. Biz de sosyalist yurtseverler olarak, Ezilenlerin Sosyalist Partisi olarak bu sese kulak vermek, bu sesin dışarıda da daha güçlü bir şekilde yankılanmasını sağlamak amacıyla başta İstanbul, Adana, Samsun, Amed ve Dersim olmak üzere bu sürece dahil olduk. Bugün burada da iki günlük bir adalet nöbeti ve açlık grevi yaparak sesimizi içerideki tutsaklara duyurmaya ve onların sesini de dışarıya duyurmaya çalışacağız.”

    “TECRİDİN BİR AN ÖNCE KALKMASI İÇİN OMUZ OMUZA DURMALIYIZ”

    Tutukluların üzerinde büyük bir baskı olduğunu söyleyen, 18 yıldır Tekirdağ Cezaevi’nde mahpus olan Erkan Salduz’un babası Latif Salduz, “Tehdit var, gazeteler verilmiyor. Bu tecridin bir an önce kalkması için hepimizin beraber omuz omuza vermemiz gerekiyor. Onları yalnız bırakmamak gerekiyor. Kendilerini içeride yalnız hissetmemeleri gerekiyor” diyerek kendileriyle dayanışma içerisinde olunmasını istedi.

    “Zindanlardaki tutsakların yaşadığı tüm baskı ve zulmü aslında bizler dışarıda da yaşamaktayız” diyen DEM Parti Dersim İl Yöneticilerinden ve aynı zamanda tutsak yakını olan Nazlı Çelik Öz de yaşanan bu zulmün karşısında hep beraber mücadele edilmesi gerektiğini belirtti.

     “İÇERİSİ TAM BİR İŞKENCEHANEYE DÖNÜŞTÜ”

    Ülkede çok büyük bir özgürlük ve adalet sorunu olduğunu vurgulayan ve kendisi de iki günlük açlık grevine dahil olan ESP Eşgenel Başkan Yardımcısı Beycan Taşkıran, “30 yıldan fazladır tutuklu olan, ağır müebbetlik arkadaşlarımızın infazları yakılıyor. Zindan süresi dolmuş arkadaşlarımızın infazı yakalıyor. Devrimci tutsaklara pişmanlık dayatılıyor. Devrimci tutsaklara kitap, iletişim ve benzeri cezalar vererek, onları dışarıdaki politik yaşamdan yalıtmak, politik kimliklerinden sıyırmak ve bütün bu değerlerinden, kendilerini var eden ilkelerden vazgeçmeye zorlamak istiyorlar” dedi.

    “DERSİM’DEN AÇLIK GREVLERİNE SES VERİYORUZ”

    Çıplak arama, keyfi koğuş baskınları, kıyafet ve kitap sınırlaması gibi uygulamalarla aslında içerisinin tam bir işkencehaneye dönüştüğünün altını çizen Taşkıran, şunları kayda geçirdi:

    “Siz mahkemelerde ceza alıyorsunuz, içeride idare kurulları yeniden ikinci bir ceza veriyor. Şimdi buna karşı tutsaklar yıllardır açlık grevleri, ölüm oruçları, içerde direnişler, slogan atmalar birbirlerine sahip çıkma yöntemleriyle direniyor. Dışarıda da tabii ki halkımız, biz devrimci demokratik güçler olarak bu direnişin bir parçası olduk. Şimdi yeniden özellikle başta İmralı mutlak tecridin ortadan kaldırılması, Kürt Sorunu’nda onurlu bir barış, demokratik bir çözüm talebiyle yeniden açlık grevleri başladı ve yeniden adalet nöbetlerindeyiz. Dersim’den bu açlık grevine ve adalet nöbetlerine ses veriyoruz. İki gün burada olacağız.”

    “BU SADECE SİYASİ TUTSAKLARIN MÜCADELESİ DEĞİLDİR”

    Cezaevlerinde iki ayı geçkindir dönüşümlü olarak sürdürülen açlık grevlerine dikkat çeken DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ise şunları belirtti:

    “Bu mücadele hepimizin mücadelesi. Sadece siyasi tutsakların bir mücadelesi değildir. Ve bu tecrit toplumda, bütün toplumsal kesimlere, bütün toplumsal dinamiklere uygulanan bir tecrit haline gelmiştir. Bu anlamda Ezilenlerin Sosyalist Partisi’nin bu adalet nöbetini gerçekleştirmeleri çok kıymetli. Başarılar diliyorum. Biz de beraberiz. Hep beraber olacağız.”

    PİRHA/DERSİM

     

  • ‘Gülistan’ın kaybettirilişinin büyük bir mesajı var’-VİDEO

    ‘Gülistan’ın kaybettirilişinin büyük bir mesajı var’-VİDEO

    PİRHA- Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’dan 4 yıldır haber alınamıyor. Dersim Kadın Platformu bileşenlerinden, DEM Parti Dersim İl Yöneticisi Nazlı Çelik Öz, “Tutuklu bulunması ya da soruşturmasının yapılması gereken Zaynal Abarakov tutuklandı, bırakıldı. Bu bir oyun halinde süregeldi. Burada Dersim’e yönelik de bir politika özellikle işlenmek isteniliyor” dedi. 

    Munzur Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Çocuk Gelişimi Bölümü 2’nci sınıf öğrencisi Gülistan Doku’dan, 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. Baş şüpheli Zeynal Abarakov ve ailesine dair etkili bir soruşturma yürütülmedi, Doku’yu arama çalışmaları derinleştirilmedi ve deliller toplanmadı.

    Dersim Kadın Platformu bileşenlerinden, DEM Parti Dersim İl Yöneticisi Nazlı Çelik Öz, konuyla ilgili PİRHA’ya konuştu.

    “DERSİM’E YÖNELİK BİR POLİTİKA ÖZELLİKLE İŞLENMEK İSTENİYOR”

    Gülistan Doku’nun Dersim’de hala bulunamayışının tüm kurumların, özellikle yetkili kurumların başlıca bir sorunu olduğunu ve kentin de gündeminden çıkmadığını vurgulayan Nazlı Çelik Öz, “Şöyle bir şey var. 38’e değinirsek ‘Dersim’in Kayıp Kızları’nı herkes biliyor ve bunun bir belgeseli yapıldı. Ne yazık ki o dönemden beri Türkiye’de ve Kürdistan’da özellikle bu kayıpların hala yaşanması, kaç yıl geçmiş olsa da hala bizler nasıl ki seyitlerimizin mezar yerini arıyorsak, ne yazık ki Gülistan’ın da dört yıl önce bu kentte kaybettirilişinden beri herhangi bir çözüm yok” dedi.

    Ailenin, durumu Meclis’in de gündemine taşıdığını, cumhurbaşkanı ve diğer yetkililere başvurmasına rağmen hala bir sonuç alamadığını belirten Çelik Öz, “Tutuklu bulunması ya da soruşturmasının yapılması gereken Zaynal Abarakov tutuklandı, bırakıldı. Bu bir oyun halinde süregeldi. Biz kadınlar açısından özellikle Gülistan’ın kaybettirilişinden sonra Munzur Üniversitesi’ne belki de kayıt yaptırmak isteyen bir sürü genç kadın oldu ama aileleri şahsında bu kayıp söz konusuyken bir engelleme de oldu. Burada Dersim’e yönelik de bir politika özellikle işlenmek isteniliyor ve kentin hafızasına zaten kazınmış olan bir şey tekrar canlandırılmak isteniyor” diye konuştu.

    “GÜLİSTAN NEREDE? HERKES BUNU SORUYOR” 

    Çelik Öz, “Kaybettirildiği günden beri yaptığımız eylem ve etkinliklerde, 8 Martlarda, 25 Kasımlarda ve tabii ki Newrozlarda da Gülistan’ı anmaya devam ediyoruz. Gülistan nerede? Herkesin, her kadının sorduğu soru bu” dedi.

    Nazlı Çelik Öz, 5 Ocak’ta yapacakları etkinlik hakkında da şu bilgileri verdi:

    “Kadın Platformu olarak Munzur Üniversitesi öğrencileri ile bu açıklamayı ortak hazırladık ve birlikte yapacağız. Cuma günü tekrar Gülistan Doku nerede? diye sormak için Yeraltı Çarşısı üstünde saat 17.00’de bir toplanma planladık ve bundan sonra da Seyit Rıza Meydanı’na bir yürüyüş gerçekleştirilecek. Gülistan’ın ailesi de bizimle beraber olacak. Biz kendilerine de kadın platformu olarak çağrımızı yaptık. Tekrar bir Gülistan Doku daha kaybolmasın diye neler yapabiliriz, bu konuda önümüze koymamız gereken projelerin olması gerektiğine inanıyoruz.”

     “DEVLETİN VERDİĞİ BÜYÜK BİR MESAJ VAR”

    Dersim’de devletin her şeye bir hakimiyeti söz konusu olduğunu, özellikle siyasi eylem ve etkinlikler yaşanacağı zaman önlerinin erkenden kapatılacağı bir ortamı yaşadıklarını belirten Çelik Öz, “Gerekli eylem ve etkinlikler bizim şahsımıza yapılmak istendiği zaman bunlara karşı bir yasak söz konusu. Bir kadının kaybettirilişinin dünyaya, Türkiye’ye ve Kürdistan’a büyük bir mesajı var. Bizler böyle düşünüyoruz. Devletin verdiği bu büyük mesajın ardından bizler çözüm yolu olarak neyi düşünüyoruz? Bu bizim için önemli bir noktada duruyor” dedi.

    DEM Parti Dersim İl Yöneticisi Nazlı Çelik Öz, şöyle devam etti:

    “Üniversite, gençlerin kendisini hem sosyal anlamda hem de bilim ve kültür anlamında yetiştireceği bir yer olması gerekirken, bu dönemde gençler, özellikle genç kadınlar ‘kendimizi nasıl koruyabiliriz’ noktasında bir arayışa girmişler. Okula gidiyorlar ama ders almak yerine fiziken kendilerine gelecek herhangi bir saldırıya da maruz kalmamak için bu yönlü bir yoğunlaşmaları söz konusudur. Biz öyle görüyoruz. Kendilerine ya da dışarıda sosyalleşmeye dönük bir şeyleri yok. Halbuki bu, bu kente yaşanması gereken en normal olaylardan biri. Dersim zaten kültürüyle biliniyor. Gülistan Doku olayıyla, Dersim’in tarihsel hafızasına tekrar bir geri dönüş olmamasını sağlamak gerekiyor.”

    Nuray ATMACA/DERSİM

  • HEDEP Dersim Kongre Komisyonu: Kimliğine sahip çıkan her yurtsever görev almalı-VİDEO

    HEDEP Dersim Kongre Komisyonu: Kimliğine sahip çıkan her yurtsever görev almalı-VİDEO

    PİRHA- Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Dersim İl Örgütü Kongre Komisyonu’nun basına bilgilendirme toplantısı yapıldı. Toplantıda konuşan Kongre Komisyon Eş Başkanları; kimliğine, diline, kültürüne, doğasına sahip çıkan her yurtseverin görev almasını istediklerini belirttiler.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Dersim İl Örgütü Kongre Komisyonu’nun basına bilgilendirme toplantısı yapıldı. Toplantıda Kongre Komisyon Eş Başkanları Ali Kamer Yıldırım ve Nazlı Çelik Öz açıklamalarda bulundular.

    “BASKILARA RAĞMEN HALKIMIZ GERİ ADIM ATMAMIŞTIR”

    HDP’nin son seçimlerde kapatılma ile karşı karşıya kaldığını ve zorunlu nedenlerle Yeşil Sol Parti ile seçime girdiğini, onlarca parti üyesi, yönetici ve seçilmişin ya faili meçhulle ya cezaevi ile ya da sürgünle cezalandırıldığını belirten Ali Kamer Yıldırım, “Her türlü baskıya rağmen halkımız geri adım atmamış, her defasında güçlenerek yoluna devam etmiştir. Partilerimizi kapatanlar, bu partinin halkın partisi olduğunu, değerler partisi olduğunu unuttular” dedi.

    Yeni kurulan HEDEP’in kongresini yapmak için yeni yönetimi oluşturma görevini üstlendiklerini ifade eden Yıldırım, “Bu yeni süreçte ahlaki değerlerine, kimliğine, diline, kültürüne, doğasına sahip çıkan, ilke ve ölçüleri benimsemiş her yurtseverin görev almasını istiyoruz. Bu kriterleri taşıyan herkesle görüşmeye hazırız” dedi.

    “’BEN DE VARIM’ DİYEN HERKESİ BİR HAVUZDA TOPLAMAYA ÇALIŞACAĞIZ”

    Yıldırım, komisyon olarak nasıl çalışacaklarını ise şöyle anlattı:

    “Önce yurtsever kurumlarımızla, eski ve yeni yönetici seçilmişlerimizle, kanaat önderleriyle, yine bu ilke ve ölçülerde hareket eden üye olup veya üye olmayan tüm arkadaşlarımızla görüşüp görev almak isteyen, ‘bu işte ben varım’ diyen herkesi bir havuzda toplamaya çalışacağız. Burada havuzda toplanan isimlerle birebir görüşüldükten sonra görev almak isteyen arkadaşları, yönetimde değerlendirmek için kendi arkadaşlarımızla bir süzgeçten geçirip kendilerine görev teslim edeceğiz.”

    “BU TOPRAKLAR HEM KAYIPLARIN TOPRAKLARI HEM DE KAYIPLARI DİRİLTEN TOPRAKLARDIR”

    Yıldırım’ın ardından Nazlı Çelik Öz söz aldı. Dilin, kültürün ve inancın altının çizilmesi gerektiğini, bu değerlere sahip çıkmanın da ancak ilkeleri sahiplenmekle mümkün olacağını ve HEDEP’in yeni süreciyle aslında yeni bir kimliği kazanmak istediklerini belirten Öz, şunları söyledi:

    “Yeni bir kimlik dediğimiz şöyle: HEP’ten beri kapatılan ve hala devam eden tehlikelerle karşı karşıya olan bir partiyiz ama bu tehlikelere en fazla biz kadınlar ve genç arkadaşlar olarak göğüs gereceğimize inanıyoruz. O yüzden komisyonda çalışmalarımızı yürütürken Dersim toprağına bağlı, Kürdistan’a özgü duygularla hareket edecek tüm yurtsever arkadaşlara, özellikle de kadınların, annelerinin şahsında Cumartesi Anneleri’ni, Gülistan Doku’yu ve annesini buradan selamlamak gerekiyor. Bu toprakları hem kayıpların toprakları hem de kayıpları tekrar dirilten ve açığa çıkaran topraklar olarak nitelendiriyoruz. Bizler de bu toprakların sahibi ve çalışanları olarak tüm Dersim halkını bu çizgiye davet ediyoruz. Görüşmelerimizi yaparken de aslında özümüz bu olacaktır.”

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Babamın cezası bitmesine rağmen tahliye edilmiyor, işkenceye dönüştü!’-VİDEO

    ‘Babamın cezası bitmesine rağmen tahliye edilmiyor, işkenceye dönüştü!’-VİDEO

    PİRHA-Babası Ayhan Çelik’in 11 Eylül’de cezasının bitmesine rağmen Devlet Bahçeli’nin Dersim’e gelişindeki protestolar sonrasında polislerin darp edildiği yönündeki ifade vermesinin ardından 4,5 yıl ceza aldığını söyleyen Nazlı Çelik Öz, “Elazığ Cezaevi’nde babamı görmeye gidiyoruz ama diğer ailelerin çocukları daha uzak yerlere sürgün edildiği için aileler evlatlarını görmeye gidemiyor. Bu durum aileleri gerçekten zorluyor. O yüzden dışarıda yaşanan bir güzellik içeriye de yansıyacaktır” dedi.

    Bazı kaynaklarda Churchill, bazılarında ise Tolstoy’a atfedilen “Bana hapishanelerini göster, senin ülkenin kültürünü tanıyayım” vecizesinin, Türkiye’deki hapishane sorunları karşısında ne kadar yerinde olduğunu gösteriyor. Hapishanelerde, sağlık, beslenme ve temizlik koşullarının yetersizliğinden, görüşlerle ilgili olarak, ailelerin hapishane önünde saatlerce bekletilmesine, güvenliğin jandarma ve infaz koruma memurları tarafından sağlanmasının yarattığı çift başlılığa ve hükümlülerin topluma uyum gösterecek bireyler olarak iyileştirilememesine kadar çok çeşitli sıkıntılar bulunuyor.

    Bu sorunların en başında elbette hapishanelerde ölümlerin artması geliyor. Hangi sebeple olursa olsun, hapishanedeki ölüm olayları buralarda ciddi sıkıntılar olduğunun belirtisidir. Gerçekten de, tutuklu veya hükümlü olarak hapishaneye sağlıklı bir şekilde giren kişilerin, aynı sağlıklı durumda tutukluluğun veya cezanın infazının sona ermesinden sonra serbest bırakılmaları gerekir. Çünkü, hapishanelerde ölümlerin artmasının nedeni sadece hastalıklar değildir; kasten öldürme, hastalık, açlık ve ölüm oruçları gibi nedenlerle ölenlerin sayısı oldukça yüksek. 1981-1995 yılları arasında hapishanelerde ölenlerin sayısı 128 iken, sadece 1996 yılı içinde ölenlerin sayısı 44’tü.

    Adalet Bakanlığı  Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre 1 Ocak 2023 itibariyle Türkiye’de; 279 kapalı, 89 açık, 10 kadın kapalı, 8 kadın açık, 9 çocuk kapalı, 4 çocuk eğitimevi olmak üzere toplam 399 ceza infaz kurumu bulunuyor. Bu kurumların toplam kapasitesi 289 bin 974 kişi. Türkiye’deki hapishanelerin toplam kapasitesi 289 bin 974 kişi ama Ocak 2023 sonu itibariyle hapishanelerde 341 bin 497 kişi bulunuyor. Adalet Bakanlığı verilerine göre, bu kişilerin 298 bin 975’i hükümlü, 42 bin 522’si tutuklu. Hapishane nüfusunun 325 bin 009’ü erkeklerden, 13 bin 977’i kadınlardan, 2 bin 511’i ise çocuklardan oluşuyor. Hapishanedekilerin 118 bin 738’i açık infaz kurumu, 222 bin 759’u kapalı ceza infaz kurumunda bulunuyor. 2021 yılında hapishanelerde 272 bin kişi olduğu dikkate alındığında toplam hapishane nüfusunun 2022 sonu itibariyle 69 bin kişi arttığı görülüyor.

    Türkiye’de hapishanelerde yaşanan hak ihlalleri son dönemlerde giderek artıyor. Hapishanelerde yaşanan ölümler, açlık grevleri, hasta mahpusların tedavilerinin sağlanmaması, keyfi sürgünler, infaz yakmalar ve yeni tip hapishaneler yapılarak tecrit derinleştiriliyor.

    2017 yılında ‘Örgüt üyeliği’ iddiasıyla tutuklanan Ayhan Çelik, Elazığ Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunuyor.

    Ayhan Çelik’in kızı Nazlı Çelik Öz, aile olarak yaşadıkları mağduriyeti PİRHA‘ya anlattı.

    “BABAMIN CEZASI BİTMESİNE RAĞMEN HALEN CEZAEVİNDE”

    Babasının 11 Eylül’de cezasının bittiğini aktaran Çelik Öz, Devlet Bahçeli’nin Dersim’e gelişi sırasında yaşanan protesto sonrasında polislerin darp edildiği yönündeki ifade vermesinin ardından 4,5 yıl ceza aldığını belirterek, “Bu dosya aslında adli bir dosya ama avukatımızın dilekçelerine bile geri dönüş verilmedi. Adli bir dosya olmasına rağmen siyasi dosyaya çevirdiler. Şuanda bizi ikilemde bırakıyorlar cezaevi şuanda bu dosyadan yatıyor demiyor veya biz 3-6 ay arasında bir erteleme yaptık da demiyor. Babam cezası bitmesine rağmen yatıyor. Bizi en çok etkileyen ekonomik boyuttan ziyade manevi boyut. Suçlandığı konularla alakası olmayan, alana çıktığında kendi özlük haklarını istedi ancak bu durum kendisine suçlama olarak geri döndü. Bu süreci yaşayan birçok aile var. Benim babam Elazığ Cezaevi’nde biz görmeye gidiyoruz ama diğer ailelerin çocukları daha uzak yerlere sürgün edildiği için aileler evlatlarını görmeye gidemiyor bu durum aileleri gerçekten zorluyor. Hayatımızda mutlu veya hüzünlü olduğumuz anlarda baba duygusunu özlüyorsun. Manevi boyutta herkes bu durumdan etkileniyor” dedi.

    “DIŞARIDA YAŞANAN BİR GÜZELLİK İÇERİYE DE YANSIYACAKTIR”

    Babasının görüşüne gitti zaman kendisinin oldukça moralli olduğunu ifade eden Nazlı Çelik Öz, “Babam görüşte sürekli ‘Dersim’de nasıl gelişmeler var?’ diye soruyor. Görüşe gittiği zaman hem babamda hem de arkadaşlarının ruh hali çok iyi durumda önemli olan bu zaten. Biz moralsiz olursak cezaevinde olanlarda moralsiz olur. Babamın cezası 1 yılın altına düştüğü için Karakoçan’a sevk istemişti ama babama bağımsız geçersen izin veririz diyorlardı. Babamda bunu kabul etmedi. Cezaevlerinde onursuzlaştırma adı altında yapılan uygulamalar psikolojik bir işkencedir. Aslında dışarının süreci ile içerinin süreci aynı işliyor. Biz bugün Türkiye’ye barış gelmesi için mücadele ediyoruz, eğer ülkeye barış gelirse cezaevlerine de yansıyacağını biliyoruz. Örneğin 2013 yılındaki Barış Süreci’nde yaşananlar ortada, o yüzden dışarıda yaşanan bir güzellik içeriye de yansıyacaktır” diye konuştu.

    Cihan BERK/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Özlem Aksoy: Hamileydim, eşim tutuklandı; çocuklar babasız büyümesin-VİDEO
    -Ali Kamer Yıldırım: Kardeşim cezaevine girdiğinden beri annem ile hiç görüşemedi-VİDEO