Etiket: nebil birtek

  • Rojava için insani yardım koridoru çağrısı- VİDEO

    Rojava için insani yardım koridoru çağrısı- VİDEO

    PİRHA- İnsanlık ve Yaşam için Eğitim Emekçileri, Rojava’da yaşanan krize dikkat çekerek, “Bölgedeki abluka derhal kaldırılmalı; elektrik, su ve internet kesintilerine son verilmeli; ilaç ve gıda başta olmak üzere temel ihtiyaçlara erişimin sağlanması için insani yardım koridoru açılmalıdır” dedi.

    İnsanlık ve Yaşam için Eğitim Emekçileri, Mersin’de Rojava’daki saldırılara ilişkin basın toplantısı yaptı. İHD Mersin Şube binasında yapılan basın açıklamasını eğitimci Nebil Birtek okudu.

    Nebil Birtek, Rojava’da sivillere yönelik artan saldırılardan ve bölgede uygulanan abluka ve kaynak kesintileri nedeniyle giderek derinleşen insani krize dikkat çekti. Birtek, Şam yönetimine bağlı silahlı grupların Rojava’ya, özellikle de Kobanê’ye yönelik saldırıları kapsamında; eğitim ve öğretim faaliyetleri dahil olmak üzere kamusal hizmetlerin durma noktasına geldiğini belirtti.

    TALEPLER SIRALANDI

    Rojava’da uluslararası insancıl hukukun açık bir biçimde ihlal edildiğini söyleyen Birtek, şu ifadeleri kullandı:

    “Toplum yararına hakikati ortaya çıkarma; demokratik, özgür ve onurlu bir yaşamdan yana durma sorumluluğumuzla tüm eğitim ve bilim emekçilerini, sivil toplum kuruluşlarını ve uluslararası demokratik kamuoyunu Rojava’da yaşanan bu insani krize karşı ses yükseltmeye davet ediyoruz.

    -Bölgedeki abluka derhal kaldırılmalı; elektrik, su ve internet kesintilerine son verilmeli; ilaç ve gıda başta olmak üzere temel ihtiyaçlara erişimin sağlanması için insani yardım koridoru açılmalıdır.

    -Geçici Şam yönetimi uluslararası hukuka uymalı; okullar ve hastaneler başta olmak üzere sivil yaşam alanlarını ve altyapıyı hedef almaya derhal son vermelidir.

    -Tüm uluslararası aktörleri, diyalog yoluyla kalıcı ve adil bir siyasi çözümü sağlayacak kapsayıcı müzakereleri desteklemeye çağırıyoruz.

    -Dünyanın dört bir yanındaki eğitim sendikalarını, meslek örgütlerini, eğitim ve bilim emekçilerini Rojava’daki meslektaşlarımız ve öğrencilerle dayanışmaya, onların sesini yükseltmeye davet ediyoruz.”

    PİRHA/ MERSİN

     

     

     

     

  • Eğitimci Nebil Birtek: Eğitim, barış için motor güç olabilir!- VİDEO

    Eğitimci Nebil Birtek: Eğitim, barış için motor güç olabilir!- VİDEO

    PİRHA- Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Mersin Temsilcisi Nebil Birtek, eğitim sisteminin toplumsal dönüşümde motor güç olabileceğini belirterek, barış sürecinde pedagojinin rolüne dikkat çekti. Birtek, “Eğitimle birlikte barışı topluma kazandırabiliriz” dedi.

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Mersin Temsilcisi Nebil Birtek, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni eğitim perspektifinden PİRHA’ya değerlendirdi. Birtek; barışın diyalog ve eğitim yoluyla inşa edilebileceğine, eğitimin toplumsal dönüşümdeki rolüne, emek sömürüsü ile barışsızlık arasındaki ilişkiye ve barışın çok yönlü -doğayla, toplumla, bireyle- kurulması gerektiğine değindi.

    “EĞİTİM, BARIŞI TOPLUMSALLAŞTIRMADA ÖNEMLİ BİR GÜÇ”

    Birtek, eğitimin yalnızca bireysel değil, toplumsal dönüşümün de anahtarı olduğunu belirterek, barışı eğitim odağında tesis etmenin mümkün olabileceğini Jean Piaget ve John Dewey’den verdiği referanslarla anlattı:

    “Eğitim, barışın toplumsallaşması ya da toplumun belli bir uzlaşı etrafında birleşmesi için bir motor güç olabilir. John Dewey’in de belirttiği gibi, eğitim toplumları dönüştürebilecek demokratik bir güçtür. Sadece askeri yöntemlerle değil aynı zamanda demokratik güç ve eğitim sisteminin toplumları değiştirmedeki gücünden bahsederek barışın bu şekilde sağlanabileceğini vurgu yapar.

    Jean Pieget ise öğrencilere özellikle anaokulundan başlamak üzere savaş karşıtlığından ziyade büyük oranda herkesi içine alabilecek toplumsal değerlere dikkat çekmekten bahseder. Bunun özellikle öğrenciler üzerinde daha fazla etkili olacağını dile getirmiştir. Bu türdeki bir eğitim sistemine de barışı koymayı öne sürer. Böylece barışı tesis etmede eğitimin, özellikle pedagojik eğitimin bir kolaylaştırıcı olabileceğini öne sürer. Gerçekten de baktığımız zaman bireyler üzerinde istediğimiz bilişsel, duyuşsal ve devinimsel değişiklikleri savaşın önlenmesi ve barışın daimi hale getirilmesi üzerinde yoğunlaştırabiliriz. Bunu eğitim alanında sürekli hale getirebiliriz. Bu tür bir eğitim barışın eğitimde nasıl oturtulup, toplum için faydalı olacağını gösterebilir. Çünkü eğitimin toplumun geleceğinde önemli bir rolü vardır.”

    “BARIŞ İÇİN EMEK VERİLMESİ GEREKİYOR”

    Nebil Birtek, özel sektör öğretmenlerinin yıllardır ekonomik zorluklarla boğuştuğunu ve bu durumun ülkedeki çatışmalı ortamdan bağımsız olmadığına vurgu yaparak, “Neredeyse patronların ücretli kölesi olarak çalışıyoruz. Bu durumun varlığı, barış ortamının eksikliğiyle doğrudan bağlantılı. Barış ortamı olmadan emek sömürüsüne karşı mücadele de eksik kalır” diye konuştu.

    Barış için toplumun her kesiminin çabalaması gerektiğinin altını çizen Birtek, “ Barış, emek isteyen bir kavramdır. Barışın yalnızca insanlar arasında değil; doğa, hayvanlar ve toplumun ötekileştirilen kesimleriyle de kurulması gerekiyor. Toplumun hurdaya çevrilen tüm kesimleriyle bir uzlaşı inşa etmeliyiz. Barışı dert edinenler, bunun kaygısını yaşayanlar, mağduru olanlar, hiç mağduru olmasa bile bir şekilde bu durumdan zarar görenlerin yani topyekün bir şekilde barış için emek verilmesi gerekiyor. Ki bu da bir süreç işidir. John Dewey’in dediği gibi; barış bir süreç işidir ve biz bu süreci barışın yapı taşlarından olan eğitim ile yapabiliriz. Eğitimle birlikte barışı topluma kazandırabiliriz” dedi.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Mersin’de Ana Dili çağrısı: 21 Şubat tüm dillere özgürlük günü olsun! -VİDEO

    Mersin’de Ana Dili çağrısı: 21 Şubat tüm dillere özgürlük günü olsun! -VİDEO

    PİRHA-21 Şubat Dünya Ana Dili Günü sebebiyle açıklama yapan İHD, Sanatolia, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve Eğitim-Sen, her bireyin ana dili ile eğitim alması ve dünya ile iletişim kurması hakkının bir an önce hayata geçirilmesi yönünde çağrı yaptı.

    Sanatolia, İnsan Hakları Derneği (İHD), Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim- Sen) ile Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası 21 Şubat Dünya Ana Dili Günü sebebiyle Özgür Çocuk Parkı’nda ortak basın açıklaması yaptı.

    Türkçe ve Kürtçenin Kurmanci ile Kurmancki lehçelerinde yapılan açıklamada üç dilde “21 Şubat Dünya Ana Dili Kutlu Olsun” yazılı pankart açıldı.

    “DİL ÜZERİNDEKİ TEKÇİ POLİTİKALAR KALDIRILMALI”

    Açıklama metninin Türkçe kısmını okuyan Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, ana dilinin önemine vurgu yaparak, özellikle ana dilde eğitimin temel bir insan hakkı olduğunu kaydetti. Ancak ulus devlet anlayışının ana dilinde eğitim taleplerinin önündeki en büyük engel olduğunu belirten Sümbül, “Ulus devlet anlayışı asimilasyoncu, tekçi ve yasaklayıcı bir anlayışla ana dilinde eğitim taleplerini reddetmektedir. Ulus devlet anlayışı bir toprak parçası üzerinde yaşayan bütün bireylerin ‘tek dili’ konuşmaya, eğitim görmeye ve diğer faaliyetlerini sürdürmeye zorlamaktadır. Diller üzerinde tekçi ve asimilasyoncu politikalar ve zor aygıtları kaldırılmalıdır. Halkların kendi dillerinde konuşma, eğitim alma, yaşamlarını ve kültürlerini devam ettirmeleri sağlanmalıdır. Dilsel ve kültürel çoğulculuk ile toplumların barış içinde bir arada ve özgürce yaşamaları sağlanabilecektir” diye konuştu.

    “ANA DİLİNDE EĞİTİM HAKTIR”

    Açıklamanın Kırmançki kısmını okuyan İHD Mersin Şube Yöneticisi Şükran Aktaş, ana dilinde eğitimin çocuklar üzerindeki etkisine değinerek, “Bir çocuğun ilkokul 5’inci sınıfa kadar ailesinden öğrendiği dilden kopması ve resmi dili öğrenerek bilime, sanata, kültüre ve eğitime erişmeye zorlanması hem çocuk haklarının ihlali hem de pedagojik olarak çocuğun ruhsal, sosyal ve duygusal dünyasının parçalanması anlamına gelmektedir. Farklı dil ve lehçelerin seçmeli ders olarak okutulması yetersiz bir hak olmasının yanında bu dilleri seçmek ve okulda öğrenmek neredeyse imkânsız hale getirilmiştir. Yeterince öğretmen atanmaması, bir sınıfta en az 10 öğrencinin o dersi seçmek zorunda oluşu, eğitim araç ve gereçleri ile ders kitaplarının eksikliği, çocukların ve velilerin ders seçim dönemlerinde haberdar edilmeden idarenin uygun gördüğü çoğunlukla da dini içerikli derslere çocukların yönlendirilmesi gibi zorluklar nedeniyle bu hak bile kullanılamamaktadır” dedi.

     “DİLLER ÜZERİNDEKİ YASAKÇI ANLAYIŞA SON VERİLMELİ”

    Açıklamayı Kurmanci okuyan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’ndan Nebil Birtek ise, Türkiye’de Kürt dili üzerindeki baskılara dikkat çekerek, iktidarın TRT6 ve seçmeli dersler gibi düzenlemelere gitmesinin ana dili bağlamındaki hak taleplerini karşılayacak düzeyde olmadığını belirtti.

    Yaşamın her alanında Kürtçenin ciddi engelleme ve baskılarla karşılaştığını söyleyen Birtek, “Mülki idari makamlar olmak üzere birçok idari karar ile Kürtçe tiyatro, sinema, konser ve benzeri kültürel etkinlikler yasaklanmaktadır. Geçtiğimiz aylarda başlayan ve Kürt Meselesinin çözümüne yönelik bazı görüşmeler ile tartışmalar toplumda beklentilere yol açmakta; bu beklentilerin en önemlisi ise ana dilinde eğitim hakkının tanınması meselesidir. İktidar, Kürt meselesinin çözümüne yönelik sorumlu bir davranış sergileyerek başta ana dilinde eğitim hakkı olmak üzere; diller üzerindeki yasakçı anlayışına son vermelidir” ifadelerini kullandı.

    Son olarak İHD Mersin Şube Eş Başkanı Gazi İnci, şunları söyledi:

    “28 Ekim 1990 tarihinde derneğimizin kongresinde Kürtçe konuştuğu için tutuklanan, beraat ettikten kısa bir süre sonra ise evinden alınıp gözaltında zorla kaybettirilen üyemiz Vedat Aydın’ı saygıyla anarak Dünya Anadil Gününü kutluyor, her bireyin en doğal hakkı olan kendi anadili ile eğitim alması ve dünya ile iletişim kurması hakkının ivedilikle hayata geçirilmesini talep ediyoruz.”

    Basın açıklaması, Kürtçe şarkılar eşliğinde çekilen halaylarla sonlandı.

    PİRHA/ MERSİN

     

  • Mersinli yurttaşlar: İrademize ipotek konulması kabul edilemez- VİDEO

    Mersinli yurttaşlar: İrademize ipotek konulması kabul edilemez- VİDEO

    PİRHA- Akdeniz Belediyesi eşbaşkanlarının gözaltına alınmasının ardından belediyenin valilik tarafından gasp edilmesine tepki gösteren Mersinli yurttaşlar, Akdeniz halkının iradesine ipotek konulduğunu belirterek mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladılar.

    Mersin’de Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) aldığı Akdeniz Belediyesi Eşbaşkanları Nuriye Arslan ve Hoşyar Sarıyıldız ile meclis üyelerinin gözaltına alınmasıyla birlikte belediyenin etrafı polis bariyerleriyle çevrildi ve girişler engellendi. Kayyım kararı olmamasına rağmen belediyeye girişlerin engellenmesine tepki gösteren Mersin halkı bunu fiili bir kayyım ataması olarak değerlendirdi.

    Akdeniz Belediyesi önünde başlayan nöbet eylemde PİRHA‘ya konuşan yurttaşlar, iradelerine sonuna kadar sahip çıkacaklarını belirttiler.

    “YASAL BİR KÖTÜLÜK”

    Onur İnce, “Ellerinde hiçbir belge, resmi karar olmamasına rağmen belediyeye girişler engelleniyor. Bu bildiğiniz yasal bir kötülük. Bu kötülüğe geçit vermemek için elimizden geleni yapacağız. Mersin’deki tüm demokrasi ve barış sevdalılarını belediye önünde direnmeye bekliyoruz” dedi.

    Nisa Tuzla, halk olarak belediye başkanını seçme hakkına sahip olduklarını ama iktidarın bunun önüne geçmeye çalıştığını vurgulayarak, “İradesine sahip çıkmak isteyen tüm halkımızı belediye önüne çağırıyoruz” diye belirtti.

    “İKTİDAR SUÇ İŞLİYOR”

    Akdeniz Belediyesi’ne ikinci kez kayyım atandığına dikkat çeken Hüseyin Kurt, bu durumun hukuki ve insani olmadığını belirtti. Halkın iradesine saygı gösterilmesi ve gözaltına alınanların serbest bırakılmasını talep etti.

    İktidarın anayasal hakları çiğneyerek suç işlediğini söyleyen Çiğdem Serin, “Resmi karar olmamasına rağmen bir kayyım darbesiyle karşı karşıyayız. Karşımızda halkına karşı savaş açmış bir iktidar var. Burada bir suç işleniyor. Bu ülkede gerçek suçlular kadın cinayetlerini önlemeyen, milyonları yoksulluğa iten, halkın iradesini gasp eden iktidardır. Bu iktidar karşısında emek ve barış mücadelesini sürdüreceğiz” diye konuştu.

    “MÜCADELEDEN BAŞKA SEÇENEĞİMİZ YOK”

    Nebil Birtek kayyım uygulamalarının halk nezdinde bir karşılığının olmadığını vurgulayarak şunları dile getirdi:

    “İradesini sandığa taşıyan insanlar için üzücü bir durum. Hakkımızın gasp edildiğini, irademize ipotek konulduğunu düşünüyorum. Bu yalnızca bizim sorunumuz değil, tüm Türkiye’nin buna karşı çıkması gerekiyor. Burada yaşananlar yalnızca bir kayyum durumu değil. Türkiye’nin bütün bir geleceğinin gasp edilmesidir. Dolayısıyla iktidarın bunlardan vazgeçmesi, ülkenin geleceğini bu kara propaganda ile çalmaması gerekiyor. Büyüyen akan selin önünü bu şekilde barajlarla kapatmaya çalışmalarının halk nezdinde bir karşılığı yok. Birleşmekten ve mücadele etmekten başka çaremiz yok.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Mersin’de öğretmenler taban maaş hakkı için nöbete başladı- VİDEO

    Mersin’de öğretmenler taban maaş hakkı için nöbete başladı- VİDEO

    PİRHA- Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, taban maaş hakkını geri almak için Mersin’de İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde nöbet eylemi başlattı. Öğretmenler, hakları alınana kadar mücadeleden vazgeçmeyeceklerinin altını çizdi.

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Mersin İl Temsilciliği, taban maaş hakları için İl Milli Eğitim Müdürlü önünde nöbet eylemine başladı. Eyleme Eğitim-Sen, İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubeleri ile Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ve Emek Partisi İl Örgütleri destek verdi.

    Eylemde ‘Eğitim için nöbetteyiz. Ekmek, gelecek ve memleket için emekten yana bir ÖMK istiyoruz. Taban maaşı geri alacağız’ yazılı pankartın açıldığı eylemde “Mücadele dersini öğretmenler verecek”, “Patronlara değil, öğretmene güvence”, “Öğretmenler birlikte güçlü” sloganları atıldı.

    MEB BAKANI YUSUF TEKİN’E İSTİFA ÇAĞRISI

    Nöbet eylemde yapılan basın açıklamasında konuşan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Mersin İl Temsilcisi Nebil Birtek, 2014 yılına kadar var olan taban maaş yasasını geri getirmeye yetkisi olmadığını söyleyen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in istifa etmesi gerektiğini dile getirdi. Birtek, Bakan Tekin’e şu soruları yönlendirdi:

    Taban maaş uygulamasının geri gelmesinde engel nedir?

    Kamuda kaç bin öğretmene ihtiyaç vardır?

    Bütçe budur diyerek atama yapmak öğretmeni çaresiz bırakarak özel sektöre yönlendirmek öğretmeni ucuz iş gücüne dönüştürme planının parçası mıdır?

    Ücretli öğretmenliğin varlığı sizi rahatsız etmiyor mu?

    Sadece eğitim baronlarını mutlu eden bir Bakan olmak nasıl bir duygu?

    Yüz binlerce öğretmenin ve toplumun gözünde yalancı olmak sizi rahatsız etmiyor mu?”

    MÜCADELE VURGUSU

    MEB’in hazırladığı ve yakın zamanda Meclis’e gitmesi öngörülen Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda özel sektör öğretmenlerinin sorunlarına değinilmediğine dikkat çeken Birtek, “Bizler MEB’in personeliyiz, bizler kamusal bir alanın emektarlarıyız. MEB bizim sorunlarımızı çözmek zorundadır” dedi.

    Birtek, bütün öğretmenleri nöbet eylemine davet ederek mücadele çağrısında bulundu.

    Açıklamanın ardından nöbet, söylenen türkülerin eşliğinde çekilen halaylarla devam etti.

    PİRHA/ MERSİN

     

  • “Ataması yapılmayan öğretmenler varken okullara imam atanması kabul edilemez”- VİDEO

    “Ataması yapılmayan öğretmenler varken okullara imam atanması kabul edilemez”- VİDEO

    PİRHA- Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Mersin İl Temsilcisi Nebil Birtek, atama bekleyen milyonlarca öğretmen varken okullara imam ve din görevlilerinin atanmasının kabul edilemez olduğunu söyledi. Birtek, “Alanında uzman olan, atanamadığı için intihar eden o kadar öğretmen varken okullara imam atanmasını kabul etmeyeceğiz. Gerekli adımları atacağız” dedi.

    Milli Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında imzalanan ‘Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum’ (ÇEDES) projesi kapsamında, birçok kentte okullara imam ve din görevlisi atandı.

    Geçmişte de benzer projelerle eğitim alanı laiklikten uzaklaştırılarak dinselleştirilmeye çalışılmıştı. Şimdi de ‘Manevi danışmanlık’ adı altında din görevlilerinin okullara atanması başta eğitimciler olmak üzere toplumun büyük bir kesiminden tepki topluyor. Tekçi dinci zihniyetle uygulamaya konulan bu projeye özellikle eğitimcilerden itiraz sesleri yükseliyor.

    Söz konusu uygulama ile ilgili PİRHA’ya değerlendirmelerde bulunan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Mersin İl Temsilcisi Nebil Birtek, ataması yapılmayan birçok öğretmenin intihar ettiğine, farklı iş kollarında çalışanların da iş cinayetlerine kurban gittiğine dikkat çekti.

    “AMAÇ ÖĞRENCİLERİ TARİKATLARA ÇEKMEK”

    Nebil Birtek, ÇEDES projesinin iktidarın kendi dünya görüşünü dayatma araçlarından biri olduğunu söyledi. Bu uygulamayla öğrencilerin tarikatlara yönlendirilmesinin amaçlandığını belirten Birtek, “Ataması yapılan din görevlilerinin herhangi bir pedogojik formasyonu ve öğrencilere yetecek şekilde uzmanlıkları olmadığı için değerler eğitimi olsun, başka alanlarda olsun öğrencilere katabilecekleri herhangi bir donanımları yoktur. Tabi bunun amacını biliyoruz. Öğrencileri tarikatlara çekmek, iktidarın ve hükümetin kendi ideolojisine yakın bir nesil yaratmaya çalışması, özellikle tarikat yurtlarında cemaatlerde çok fazla yaşanan şiddet ve istismar vakaları sebebiyle toplumda oluşan haklı yargıyı kırmak için her düzeyde öğrencilere bu şekilde ulaşmaya çalışıyorlar” diye konuştu.

    “ÇEDES ÖĞRENCİLERİ ÖTEKİLEŞTİRECEK”

    Mevcut eğitim sisteminde tek dilin, tek dinin yer almasının yanında bir de ÇEDES gibi projelerle sorunun daha da büyüdüğüne vurgu yapan Nebil Birtek, bunun öğrenciler üzerinde ötekileştirici ve yalnızlaştırıcı bir etki bıraktığını ifade etti.

    Birtek, “Zaten tek dilin okutulması, üstü kapalı bir biçimde tek din, tek mezhep hatta tek dünya görüşü dayatılıyor. ÇEDES protokolü ile var olanın biraz daha somutlaştırılması, kendini iktidara ve onun dünya görüşüne yakın hissetmeyenlerin daha da yalnızlaşması, daha fazla toplum dışına itilmesine sebep olacaktır. ÇEDES protokolünün zorlamaya bağlı olmadığı söyleniyor ama biz biliyoruz ki otoriter baskıyla, okuldaki baskıyla veya akran baskısıyla bu yapılan uygulamalara öğrencilerin bir şekilde yönlendiriliyor. Zaten ayrışmış toplumu daha da kutuplaştıracağını düşünüyorum. Kendini resmi dine, mezhebe yakın hissetmeyen öğrenciler gerek okulda gerekse bulundukları çevrede ötekileştirmeye maruz kalacaktır” dedi.

    “PROTOKOLÜN İPTALİ İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPACAĞIZ”

    “Bu kadar alanında uzman, pedagojik eğitim almış öğretmen varken, Milli Eğitim’de bu yönde büyük bir boşluk varken bu öğretmenlerin atamasının yapılmayıp yerine imam ve din görevlilerinin okullarda görevlendirilmesi kabul edilebilir bir şey değil” diyen Nebil Birtek, bu protokolün iptali için ellerinden geleni yapacakalrını söyleyerek, sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “Demokratik, laik, evrensel bir eğitim sistemi istiyoruz. Herhangi bir kimlik ve dini görüşün baskısı altında eğitim verilmesini reddediyoruz. Evrensel eğitim siteminin Türkiye’de uygulanması için elimizden gelen neyse yapacağız. Yaklaşık 600 bin ile 1 milyon arasında ataması yapılmayan öğretmenler var. Bir an önce bu öğretmenlerin atamasının yapılmasını istiyoruz. İmamların kendi işlerini kendi ortamlarında, camilerde yapmalarını, eğitim alanına Diyanet’in gölgesinin düşmemesini, öğretmenlerin de okulda olmasını istiyoruz.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

    İLGİLİ HABERLER

    >‘Okullara imam atanması eğitimin tarikatlara teslim edilmesidir, karşı koymalıyız’

    >‘Okullara imam atanması çocuklar için çok tehlikeli, mücadele edilmeli’

    >‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’

    >“Okullara imam atanması Alevi çocuklarını asimile etme politikasıdır”

    >‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’

    >‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’

    >‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’

    >‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’

    >‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’

    >Laik eğitim karşıtlığı sürüyor: İzmir’de 842 okula din görevlileri atandı

  • Eğitimcilerden Milli Eğitim Bakanlığı’na karne: Milli Eğitim sınıfta kaldı! – VİDEO

    Eğitimcilerden Milli Eğitim Bakanlığı’na karne: Milli Eğitim sınıfta kaldı! – VİDEO

    PİRHA- Eğitim Sen Mersin Şubesi ile Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası 2022-2023 eğitim yılını değerlendirip, Milli Eğitim Bakanlığı’na karne verdi. Bakanlığın karnesi laiklik, cinsiyet eşitliği, bilimsellik, parasız eğitim gibi alanlarda sıfırlarla dolu.

    2022-2023 eğitim ve öğretim yılının sona ermesiyle birlikte, Eğitim Sen Mersin Şubesi ile Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Mersin Şubesi Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) karne hazırladı. Özgür Çocuk Parkı’nda yapılan açıklamada eğitimciler öğrenim yılını da değerlendirdiler.

    Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, bu eğitim ve öğretim yılında da MEB’in eğitimin yapısal sorunlarına yönelik somut ve çözüme dayalı politikalar geliştirmediğini ifade etti.

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Mersin Temsilcisi Nebil Birtek ise, sözleşmeli çalışan öğretmenlerin kötü koşullarına değinerek, “MEB bu çalışma koşullarını denetlemeyen, görmezden gelen, şikayetlere kulak tıkayan yaklaşımıyla bu şartların oluşumunda ve devamında suç ortağıdır” dedi.

    “DAYATMACI POLİTİKALAR ÖĞRENCİ VE ÖĞRETMENLERİ MUTSUZ EDİYOR”

    Türkiye’de eğitim sisteminin uzun süredir ciddi sorunlarla karşı karşıya bırakıldığını belirten Mahmut Sümbül, “Eğitimin temel sorunlarına yönelik çözümsüzlük politikaları 2022/’23 eğitim öğretim yılında devam etmiştir.Eğitim alanında yaşanan sorunların çözümü için gerekli adımların atılmadığı, eğitime erişimde yaşanan sorunlar başta olmak üzere eğitimde dayatmacı politikaların sürmesi nedeniyle öğrencilerin ve öğretmenlerin mutsuz olduğu, öğretmenlerin esnek, güvencesiz ve angarya çalışmaya zorlandığı, siyasal kadrolaşmanın devam ettiği, eğitim sürecinde farklı dil, kimlik ve inançların dışlandığı, eğitimin zaten sorunlu olan niteliğinin daha da kötüleştiği bir eğitim sisteminin başarılı olması mümkün değildir” şeklinde konuştu.

    Eğitim sisteminde yaşanan sorunların ülkedeki ekonomik, toplumsal ve siyasal alanda yaşanan gelişmelerden ayrı ve bağımsız olmadığını söyleyen Sümbül, şöyle devam etti:

    “Eğitim Sen, her geçen gün daha fazla piyasa ilişkileri içine çekilen, okul öncesinden üniversiteye kadar bilimin ve laikliğin değil, milliyetçiliğin, ayrımcılığın ve inanç sömürüsünün referans alındığı bir eğitim sisteminde kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eğitim hakkı için mücadelesini sürdürmeye kararlıdır.”

    “İMAMA DEĞİL ÖĞRETMENLERE İHTİYAÇ VAR”

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Mersin Temsilcisi Nebil Birtek de, okullara imam atanmasıyla ilgili, “Arkadaşlarımız KPSS yüzünden intihar ederken, ataması yapılmayan arkadaşlarımız inşaatlarda çalışıp iş cinayetine kurban giderken, Yeni Bakan Yusuf tekin ise göreve gelir gelmez kutuplaştırmayı arttıracak ve teklik dayatması anlamına gelecek olan öğretmen yerine bazı okullara ÇEDES Programı ve manevi danışmanlık adı altında imam ataması yapmıştır. Çocuklarımızın imama değil pedagoji eğitimi almış, alanında uzman öğretmenlere ihtiyacı var” ifadelerini kullandı.

    Özel sektör öğretmenlerinin güvencesizliği en yoğun şekliyle yaşadığını vurgulayan Birtek, “Sözleşmeli öğretmenler on aylık sözleşmelerle, asgari ücretin altında ya da asgari ücret düzeyinde maaşlarla, eksik yatırılan sigorta primleriyle, –birçoğu- sigortasız ve yoğun mobbinge maruz kalarak çalıştırılmaktadır. Bu acımasız şartların tasarısı patronlara aittir fakat MEB bu çalışma koşullarını denetlemeyen, görmezden gelen, şikayetlere kulak tıkayan yaklaşımıyla bu şartların oluşumunda ve devamında suç ortağıdır” dedi.

    Birtek, Milli Eğitim Bakanlığı’na seslenerek öğretmenlerin gerçek taleplerini içeren bir meslek kanunu ve 5580 Sayılı Kanun’daki taban maaş hakkını geri istediklerini ifade etti.

    MERSİN/ PİRHA