Etiket: necati yılmaz

  • Av. Şenal Sarıhan: Bütün ailelerin her aşamada bilgileri oldu-VİDEO

    Av. Şenal Sarıhan: Bütün ailelerin her aşamada bilgileri oldu-VİDEO

    PİRHA – Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Gülsün Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa, talep ve bilgisi dışında Anayasa Mahkemesine tazminat başvurusu yapılması sebebiyle Av. Necati Yılmaz ve Şenal Sarıhan hakkında geçen günlerde suç duyurusunda bulundu. İddialara cevap veren Av. Şenal Sarıhan, davanın her aşamasından ailelerin haberdar olduğunu belirtti. 

    2 Temmuz 1993’te yapılan Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Gülsün Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa, Avukat Necati Yılmaz ile Şenal Sarıhan hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

    “Görevi kötüye kullanma” iddiasıyla suç duyurusunda bulunan Hüseyin Karababa, kardeşinin katledilmesi üzerine açılan ceza soruşturması ve devamındaki davayı takip etmek üzere Necati Yılmaz’a vekalet verdiğini vurguladı. Karababa, Av. Yılmaz’ın, bir süre sonrasında davayı Av. Sarıhan’a ilettiğini belirtti. Avukat Şenal Sarıhan’ın ise dava kapsamında aileler adına tazminat başvurusunda bulunduğunu söyleyen Karababa, bu sebeple rahatsızlık duyduğunu ifade etti. Hüseyin Karababa, aile bireylerinden Deniz Karababa’nın da aynı gerekçelerle suç duyurusunda bulunacağının altını çizdi.

    Av. Şenal Sarıhan konuya ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “1993’TE SÖZCÜ AVUKATLARDAN BİRİ OLARAK GÖREVLENDİRİLDİM”

    Katliam yaşandığı zaman Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı altında oluşturulan müdahil avukat grubunda sözcü avukatlardan biri olarak görevlendirildiğini hatırlatan Şenal Sarıhan, “1993 yılında ortaya çıkan bu katliam sonrasında ben o sırada Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkanı olarak görev yapıyordum. Baroların hemen hemen bütünü, bizim derneğimiz aynı zamanda siyasi partilerin avukatları ve her birimiz bu katliam karşısında insanlığa karşı işlenmiş bir suçun var olduğu, aynı zamanda orada atılan ‘Cumhuriyet burada kuruldu burada yıkılacak’ sloganları yönünden de Türkiye Cumhuriyeti aleyhine de bir eylem olduğu gerekçesiyle bu davada taraf olmak istedi, yananların ailelerinin yanında olmak istedi ve bütün bu gruplar birleştik. Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı altında, birliğin bünyesi içinde bir müdahil avukat grubu oluşturuldu. Ben o dönemde yaptığım görev nedeniyle sözcü avukatlardan biri olarak görevlendirildim” dedi.

    “KARABABA AİLESİNİN BANA DOĞRUDAN VERİLMİŞ VEKALETLERİ VAR”

    Vekaletleri aldıktan sonra isteyenlere vekaletlerin tevkil edilmesi için, ailelere bir kolaylık olsun diye Necati Yılmaz’a sorumluluk verildiğini belirten Sarıhan, “Necati Yılmaz arkadaşımız o tarihte bir demokratik kitle örgütü başkanıydı. Türkiye Barolar Birliğinden Sayın Önder Sav’ın ve hepimizin de hazır bulunduğu arkadaş topluluğu içinde vekaletlerin alınması ve vekaletleri aldıktan sonra isteyenlere vekaletlerin tevkil edilmesi için ailelere bir kolaylık olsun diye, aileler yorulmasınlar diye Necati Yılmaz arkadaşımıza sorumluluk verildi. Hatırladığım kadarıyla 300 veya 600’e kadar tevkil verildi. Ben de tevkil verilenlerden biriyim. Ayrıca bana verilmiş bireysel vekaletler de var. Özellikle Karababa ailesinin ve diğer aile bütün bireylerinin bende doğrudan verilmiş vekaletleri de var” diye konuştu.

    “KARABABA, BENİM O DAVADA AVUKAT OLDUĞUMU BİLİYORDU”

    Bu davanın 1993 yılından bu yana sürdüğünün altını çizen Sarıhan, ailelerin her aşamada bilgi sahibi olduğunu belirterek şunları söyledi:

    “Yargılamada yani ilk yakalananlar yönünden yargılama 2002 yılı itibariyle sonuçlandı. Cafer Erçakmak ve arkadaşları diye devam eden dava ikinci dava olarak devam etti ve bu davanın bitiminden sonra yine o tarihte Karababa benim o davada avukat olduğumu kendilerinin ve bütün ailesinin avukatı olduğumun bilgisi içindeydi. Biz önce Türk hukuk sistemine göre Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurmak gerektiği için Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin önderliğinde ailelere çıkardığı çağırılarla, bir toplu vekaletle biz bu işleri sürdürmeye çalıştık. Bütün ailelerin her aşamada bilgileri oldu. Sayın Karababa’nın da bu konuda bilgisi oldu. 20 yıllık süre dolmaya yakın insanlığa karşı işlenmiş suçlardan zaman aşımı olmaz diyerek Anayasa Mahkemesi’ne başvurduk.”

    “ANAYASA MAHKEMESİ’NE BAŞVURMADAN ÖNCE İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ’NE GİTMEMİZ MÜMKÜN DEĞİL”

    Şenal Sarıhan, Hüseyin Karababa’nın İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru yapmadığı yönündeki iddialarına şu cevabı verdi:

    “Karababa’nın size yaptığı açıklamada benim böyle bir başvurum olmadığından söz ediliyor bu tamamen zaman aşımı sorunun insanlığa karşı işlenmiş suçlarda olmayacağı, yaşam hakkımızın ihlal edildiği 2’nci bir davamız daha oldu, 3 aşamada yürüyen dava. Bu onunla ilgili de uzayan yargılamada başvuruda bulunduk. Çünkü 30 yıla yaklaşmış oldu biliyorsunuz yakın zamanda da bitti. Hukuken Anayasa Mahkemesi’ne başvurmadan önce bizim İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitmemiz mümkün değil, bugünkü kurallar bunlar.”

    “BEN BU DAVANIN GÖNÜLLÜ AVUKATIYIM”

    Sarıhan, tazminat istendiği iddiasına ise şu yanıtı verdi:

    “Tazminat ailelerin mağduriyeti sebebiyle ortaya çıkan bir durum, yoksa ölüm karşılığı olan değil, onu zaten aldılar. O davada benim hiçbir rolüm de yok. O vakit bir grup arkadaşımıza yine görev verildi ve Sivas İdari Yargıya başvuruldu, oradan tazminatlara hükmedildi ve o tazminatları o ailelere, o dönemdeki avukat arkadaşlarımız tarafından dağıtıldı. Ben ceza davasında sorumluluk alan arkadaşlardan biriydim ve bildiğiniz gibi bunu utanarak söylüyorum ama toplu davaların da kaderi budur. Ben 32 yıldır bu davayı takip ediyorum. Neredeyse bu davayı yürüten tek kişiyim. O tarihten bu tarihe bunu bir sorumlulukla, hem insanlığa karşı duyduğum bir sorumlulukla, hem ülkeme karşı duyduğum sorumlulukla hem de adalete karşı olan görevim sebebiyle sürdürüyorum. Bugün Hüseyin Karababa’nın mücadele etmesi gereken başka yerler varken benimle tartışmaya girmesini doğru bulmuyorum. Adeta benim bir tazminat peşinde olduğumu söylüyor. Herkes bilir ki ben bu davanın gönüllü avukatıyım. Gönüllülüğün ne anlama geldiğini burada anlatmaktan da utanırım.”

    “UTANILACAK YA DA HUKUKA AYKIRI HERHANGİ BİR EYLEMİM OLMADI”

    Hüseyin Karababa’nın iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunan Şenal Sarıhan, “İlginç olan yıllardır biz Karababa’yla aynı mahkemelerde görev yapıyoruz. Geliyor, katılıyor sonuç olarak. Muratların olduğu (firari sanık Murat Songur ve Eren Ceylan) yeni biten davaya kadar, başından sonuna kadar ilk aşamalarda onu görmedim. Geçen yıl Karababa sürekli beni aşağılamaya, kamuoyu gözünde incitmeye, alçaltmaya çalıştı ve bu konuda benim de hakkımdır dava haklarımı kullanmak. Ben onların acılarına hürmet ederek bugüne kadar bunu yapmadım. 1 yıl önce bu arkadaşın vekaletinden ve ailenin de vekaletinden çekildim. Çünkü bana karşı bir güven sorunu varsa ben artık orada duramazdım ve ayrıldım. Şimdi kalkıp, 1 yıl değil 32 yıl sonra kalkıp da bizim bilgimiz dışında şöyle olmuş, böyle olmuş demek doğru değil. Bugün bütün ailelerin bilgisi içindedir, her şey Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin bilgisi dahilindedir. Bu davanın sorumluluğunu almaya hazır olan bütün meslektaşlarımın da bilgisi vardır. Bu konuda utanılacak ya da hukuka aykırı herhangi bir eylem ve işlemim olmadığı inancındayım. Yine de onların acılarına saygı duyarım bu başka bir meseledir” diye ekledi.

    Av. Necati Yılmaz ise Hüseyin Karababa’nın kendisi hakkında suç duyurusunda bulunmasına ilişkin herhangi bir açıklama yapmayacağını belirtti.

    Buse Nehir Demir-Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

    İLGİLİ HABERLER:

    Hüseyin Karababa’dan, Av. Necati Yılmaz ve Şenal Sarıhan hakkında suç duyurusu!

     

  • Hüseyin Karababa’dan, Av. Necati Yılmaz ve Şenal Sarıhan hakkında suç duyurusu!

    Hüseyin Karababa’dan, Av. Necati Yılmaz ve Şenal Sarıhan hakkında suç duyurusu!

    PİRHA – Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Gülsün Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa, talep ve bilgisi dışında Anayasa Mahkemesine tazminat başvurusu yapılması sebebiyle Av. Necati Yılmaz ve Şenal Sarıhan hakkında suç duyurusunda bulundu. Karababa, ifadesinde “Anayasa Mahkemesinin başvuruyu kabul ederek tazminat ödenmesine karar vermesi halinde AİHM başvuru hakkım da tamamen ortadan kalkacaktır” dedi.

    2 Temmuz 1993’te yapılan Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Gülsün Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa, Avukat Necati Yılmaz ile Şenal Sarıhan hakkında Ankara Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.

    “Görevi kötüye kullanma” iddiasıyla suç duyurusunda bulunan Hüseyin Karababa, kardeşinin katledilmesi üzerine açılan ceza soruşturması ve devamındaki davayı takip etmek üzere Necati Yılmaz’a vekalet verdiğini vurguladı. Ağabey Karababa, Av. Yılmaz’ın, bir süre sonrasında davayı Av. Sarıhan’a ilettiğini belirtti. Avukat Şenal Sarıhan’ın ise dava kapsamında tazminat başvurusunda bulunduğunu söyleyen Karababa, bu sebeple rahatsızlık duyduğunu ifade etti. Hüseyin Karababa, aile bireylerinden Deniz Karababa’nın da aynı gerekçelerle suç duyurusunda bulunacağının altını çizdi.

    “ONAYIM DIŞINDA VEKALETNAME VERİLDİ”

    Hüseyin Karababa, şikayet nedeni olarak şu ifadelere yer verdi:

    “Necati Yılmaz, davayı bizzat takip etmediği gibi Ankara 16. Noterliğinin 14 Şubat 1994 tarih 06859 sayılı vekaletname ile 2. Şüpheli Şenal Sarıhan ve bir dizi başka avukata bana vekalet etmesi için bilgi ve onayım dışında vekaletname vermiştir. 1. şüpheli Necati Yılmaz 2018 yılında avukatlık mesleğini bırakmış noter olarak çalışmaya başlamış Böylece aslında vekillik görevi ve tarafımızın vekili olma hasebiyle verdiği vekaletnamede sona ermiştir.

    Hal böyleyken basında Anayasa Mahkemesine tarafımın da adı geçer şekilde tazminat başvurusu yapıldığına ve dosyanın ele alınacağına dair haberler yer alınca şaşkınlık yaşadım. Haberlerin çıkmasının hemen devamında 16.07.2024 tarihinde Anayasa Mahkemesine dilekçe ile başvurarak varsa adıma açılmış dosya veya dosyaların bilgilerinin ve belgelerinin birer örneğinin verilmesini talep ettim.

    Anayasa Mahkemesi tarafından bana verilen belgelerden adıma yapılmış 2014 / 1374 sayılı 12.08.2014 tarihli ve 2019/14527 sayılı 08 05 2019 tarihli 2 tazminat başvurusunun 2. şüpheli Şenal Sarıhan tarafından vekil sıfatıyla yapıldığını büyük bir şok ve şaşkınlıkla öğrendim. 2. şüpheli Şenal Sarıhan’a hiçbir zaman vekaletname vermediğim; dava ve Anayasa Mahkemesine başvuru için talimat vermediğim; hatta bu konularda kendisiyle hiçbir bilgilendirme ve iletişim içinde olmadığım için konuyu araştırdığımda; şüpheli Sarıhan’ın bilgim dışında birinci şüpheli Necati Yılmaz’dan adıma verilen vekaletname ile bu işlemleri yürüttüğünü Anayasa Mahkemesine tazminat başvurusunda bulunduğunu öğrendim.

    Şüpheli Şenal Sarıhan’ın şüpheli Necati’nin verdiği vekaletnameye dayanarak yaptığı 2019 tarihli başvuru sırasında şüpheli Necati’nin artık avukatlık mesleğinin bırakmış olduğunu dolayısıyla bu vekaletnameye dayanarak işlem yapamayacağını belirtmeyi zorunlu görüyorum. Diğer yandan bu kadar önemli bir işlem olan Anayasa Mahkemesine tazminat başvurusunda talimatım olmaması tarafımın hiçbir bilgisinin olmaması Ayrıca suç teşkil etmektedir.

    Tarafımca Anayasa Mahkemesine başvuru yapılsaydı dahi tazminat talebi değil; zamanaşımı kararı ile sonuçlandırılan dosyaya suçun ‘insanlığa karşı işlenmiş suç olduğunun tespiti ve zamanaşımı kararının usul ve yasaya aykırı olduğunun tespiti’ dolayısıyla sanıklar hakkında ceza tayini talebiyle başvuru yapmayı düşüneceğimi de beyan ediyorum. Hal böyleyken talep ve bilgim dışında tazminat başvurusu yapılması hatta talep edilen tazminat miktarının dahi -ki talep edilen miktar ülkemiz ekonomik koşullarında çok komik bir miktardır- 2. şüpheli tarafından tek başına onay ve bilgimiz olmadan belirlenip talep edilmesi suç oluşturmaktadır.

    Anayasa Mahkemesinin başvuruyu kabul ederek tazminat ödenmesine karar vermesi halinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi başvuru hakkım da tamamen ortadan kalkacak; büyük bir katliam davası böylelikle görevini kötüye kullanıp suç işleyen avukat şüpheliler eliyle kapatılmış olacaktır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara Divriği Kültür Derneği’nin genel kurulu başladı- VİDEO

    Ankara Divriği Kültür Derneği’nin genel kurulu başladı- VİDEO

    PİRHA-Ankara Divriği Kültür Derneği, genel kurulu başladı. Yapılan kurul ile derneğin yeni yönetimi belirlenecek.

    Yeni yönetim için Şair Mustafa Çınar ile iş insanı Hurşit Aydoğan adaylığını açıklamıştı. Genel kurulda yapılacak seçimlerin sonucunda derneğin yeni yönetimi belirlenecek.

    Düzenlenen kurula dernek başkanları, kurum yöneticileri ve çok sayıda Divriğili yurttaş katıldı.

    Divanda yer alan CHP eski Milletvekili Necati Yılmaz, “İki listede de büyük bir heyecan görüyorum. Adayların, bizlerin gönül ve ihtiyaçlarına göre bir seçim yapılacağına inanıyorum” diye konuştu.

    Ankara Divriği Kültür Derneği Başkanı Nurullah Esat, dönem boyunca derneğin yaptığı faaliyetleri aktararak, “Ülkemiz pandemi döneminde büyük bir çöküş yaşamıştır. Pandeminin travmasını yaşarken deprem yaşadık. Bir çok hakka yürüyen arkadaşlarımız oldu. Bu süreçte derneği hep açık tutmaya çalıştık. Sokakta her kurum ile birlikte olduk. Birlikte çalıştığım arkadaşlarıma sonsuz teşekkürlerimizi sunuyorum. Bu seni görevime son verirken herkese teşekkür ediyorum, aday olan iki arkadaşa da başarılar diliyorum” dedi.

    Kurul, konuşmalar ile devam ediyor.

     

    PİRHA/ANKARA

     

  • Aleviler tartışıyor: Alevi toplumunda örgütlenme ve inançta  ortak akıl ve duruş nasıl sağlanır?-VİDEO

    Aleviler tartışıyor: Alevi toplumunda örgütlenme ve inançta ortak akıl ve duruş nasıl sağlanır?-VİDEO

    PİRHA- Alevi Canlar Muhabbet Toplantısı’nın son oturumu ‘Alevi toplumunun siyasal, örgütlenme ve inançsal konularda ortak akıl ve duruş nasıl sağlanır, ne yapılmalı?’ konu başlığıyla devam ediyor.

    ‘Dava insanlık davasıdır’ başlıklı Alevi Canlar Muhabbet Toplantısı, Aydın’ın Kuşadası İlçesinde devam ediyor. Alevi Canlar Muhabbet Toplantısı’nın son oturumu ‘Alevi toplumunun siyasal, örgütlenme ve inançsal konularda ortak akıl ve duruş nasıl sağlanır, ne yapılmalı?’ konu başlığı ile yapılıyor.

    Moderatörlüğünü CHP geçmiş dönem milletvekili Necati Yılmaz’ın yaptığı oturuma, Alevi Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Zeynel Şahan, Alevi Vakıflar Federasyonu Genel Başkanı Remzi Akbulut, ABF geçmiş dönem genel başkanı Selahattin Özel, Avukat Mehmet Tural, eğitimci Müjgan Gürbüz konuşmacı olarak katıldı.

    “ÖRGÜTLERİMİZDEN VE ÇABALARINDAN RAZI DEĞİLİM”

    Oturumda ilk söz alan CHP geçmiş dönem milletvekili ve PM üyesi Necati Yılmaz, demokratik Alevi hareketinin belli yol kat ettiğini belirterek, “Gerçekten de ortak geleceğimize, inancımıza, kültürümüze ve ülkemize dair kaygılarımızın olduğu bir dönem. Alevilik kaygısında ortak olduğumuz şüphesizdir ve topluma öyle yaklaşıyoruz. İnancımız kadimdir. Türkiye zorlu bir süreçten geçiyor. Bu mücadelede geçen süreç benim için önemlidir. Siyasi hayata mal ettiğimiz taleplerimiz var. Bu demokratik Alevi hareketinin başarısıdır. Şu anda örgütlerimizden , çabalarından razı değilim. İnancımız ile ortak taleplerimiz için ortak akıl ile yol almalıyız” dedi.

    “BİNALARA YERLEŞMEK ALEVİLİĞE ZARAR VERİYOR ”

    “Örgütlü yapı ile kaygılarımız var” diyen eğitimci Müjgan Gürbüz ise kurumlarının bir an önce tabanıyla birleşmesi gerekliliğine vurgu yaparak, “Örgütlü yapılarda hep aynı kişileri görüyorum. Kırıcılık var ve debeleniyoruz. Tabanımıza ve evdeki çocuklarımıza ulaşamadık. Binaya yerleşmiş her kurum Aleviliğe zarar mı veriyor diye düşünüyorum? Tabanımızı genişletmemiz lazım. Daha etkili ulaşabiliriz” diye konuştu.

    “ALEVİLERİN HAK VE TALEPLERİ KARŞILIK BULMUYOR”

    Alevi Vakıflar Federasyonu Genel Başkanı Remzi Akbulut ise şunları söyledi:

    “Her türlü zahmete rağmen bu inanç buraya kadar geldi. Kurumlarımızla ortaklaşa bazı eylemler yaptık. Alevilerin birlikteliği çok daha fazla ciddiye alınır oldu. Bizim farklı düşünceleri zenginlik kabul edip ortak hareket edelim. Bununla birlikte Sivas, Çorum, Maraş, Suruç ve Ankara’da katliamlar gördük. Hoşgörü diyerek dayak yemekten kaçamayız. Cemevlerinin yasal statüye sahip olup olmaması çok önemli değil. Aleviler vergi ödüyor, askere gidiyor ve ne yazık ki hak ve talepleri karşılık bulmuyor.”

    “ALEVİLERE MEŞRU DİRENME HAKKI DOĞMUŞTUR”

    Avukat Mehmet Tural da AİHM kararları ve evrensel hukuk kuralları ile Alevi toplumuna meşru direnme hakkının doğduğunu belirtti. Tural, sözlerine şöyle devam etti:

    “Köklerimizi bulduğumuz inancında değilim. Diğer inançlara bir türlü şekil verilmiş, Alevilik ise değiştirilmeye çalışılmış ve katliamla yüz yüze kalmıştır. Alevilik toplumsal olarak kendini örgütlüyor. AİHM kararları olması ve uygulanmasına rağmen eylemsellik gerçekleştiremedik. Evrensel hukuk kurallarında meşru direnme hakkı doğmuştur. Bunu çok rahatlıkla kullanabiliriz. Aleviler toplu bir karar ile çocuklarımıza din dersine sokmayabiliriz. Biz kendi üzerimize düşen görevlerini yerine getirebildik? Bunu dayatmadığımız sürece bundan ileri gidemeyiz. Alevilerin 3. bir tarafa ihtiyaç duymamalı. Aleviliğin temel ilkeleri etrafında dik durmamız gerekiyor. ”

    “İNANCIMIZ İÇİN SÖYLEMDE VE EYLEMDE BİR OLMALIYIZ”

    “Bu inanca sahip isek söylemde ve eylemde bir olmalıyız” diye belirten Alevi Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Zeynel Şahan ise “Alevi örgütlenmesine bilinçli, planlı bir çalışma ile başlamadık. Şehirleşme ile Alevi toplumu bir çok değeri yitirdi. Pir -talip-mürşid ilişkisini, musahibini yitirdi. Bu örgütlenmeler belli hatalar getirdi ama bazı şeyler başarıldı. Örgütlenme, bir araya gelme ve beraber hareket etme sorunumuz var. Bu inanca sahip isek söylemde ve eylemde bir olmalıyız” dedi.

    Son olarak söz alan ABF geçmiş dönem genel başkanı Selahattin Özel, örgütlerin inancı belirleme hakkı olmadığını söyleyerek, “Katliam geleneği olan bu devlet Alevileri boş bırakmadı. Aleviliğe don biçmeye çalışıyoruz. İnanca ve kültüre dayalı örgüt kuramadık. Kentleşen Alevilik ile cemevleri yapıldı. Bu başkanlar kendini öğretinin de başkanı zannetmeye başladı” diye konuştu.

    Oturum konukların söz alarak konuşması ile devam ediyor.

    KUŞADASI / PİRHA

    PİRHA / KUŞADASI

     

  • 19 Mayıs öncesi OHAL’de gençler raporu: İşsiz ve hapiste

    19 Mayıs öncesi OHAL’de gençler raporu: İşsiz ve hapiste

    CHP’li Necati Yılmaz, 19 Mayıs dolayısıyla ‘OHAL’de Gençler’ konulu bir rapor yayınladı. Rapora göre, 15-24 yaş grubundaki 4 gençten 1’i işsiz. Her dört gençten biri ne çalışıyor, ne de okuyor. 1 milyon üniversiteli genç işsiz var. Hapishanelerde yaklaşık 70 bin tutuklu öğrenci bulunuyor. Üniversitede öğrenim gören 7 milyon öğrenciden sadece 563 bini yurtlardan yararlanıyor. Burs alan öğrenci sayısı ise sadece 373.

    CHP Parti Meclisi Üyesi ve Ankara Milletvekili Necati Yılmaz, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla “OHAL’de Gençler”in durumunu rapor haline getirdi.

    Türkiye’de gençlerin en büyük sorununun işsizlik olduğuna dikkat çekilen raporda, TÜİK’in Şubat 2018 verilerine göre, 15-24 yaş grubundaki işsizlik oranının geçen yıla göre 4.8 puan artarak yüzde 24’e ulaştığına dikkat çekildi. Buna göre, 15-24 yaş grubundaki genç kadınlarda bu oran yüzde 28,1 düzeyinde. Çalışmayan ve eğitimine de devam etmeyen 15-24 yaş aralığındaki gençlerin oranı ise yüzde 23,5 olarak gerçekleşti. Yani her dört gençten biri ne çalışıyor, ne de okuyor.

    ÜNİVERSİTELER BÖLÜNÜYOR

    OHAL süresince 15 vakıf üniversitesinin kapatıldığı, 5 bin 644 akademisyenin işine KHK’larla son verildiğine dikkat çekilen raporda, “Üniversiteleri kapatılan ve hocalarının işine son verilen gençlerin eğitim hayatlarında kalıcı değişiklikler olmuştur. İktidar üniversitelerin akademik, bilimsel ve niteliksel başarısının önemini görmezden gelerek köklü üniversiteleri bölmüş, üniversite sayısını artırmaya çalışmıştır” denildi.

    1 MİLYON DİPLOMALI GENÇ İŞ ARIYOR

    Türkiye’de son 10 yılda öğrenci sayısının üç kat arttığına dikkat çekilen raporda, YÖK verilerine göre, üniversitelerde ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora eğitim düzeyinde eğitim gören öğrenci sayısının 7 milyon civarında olduğuna değinildi. DİSK-AR’ın verilerine göre, üniversite mezunu işsizlik oranı toplam işsizlik oranı içinde yüzde 13,9 düzeyinde ve neredeyse 1 milyon genç ellerindeki üniversite diplomaları ile iş aramak zorunda. Buna atanamayan 350 bin öğretmen de eklendiğinde Türkiye’de gençlerin istihdam sorununun önemi daha da artıyor.

    LİSELİ GENÇLER UCUZ İŞGÜCÜ

    Üniversiteli gençlerin iş bulamadığı Türkiye’de, teknik lise ve meslek liselerinde okuyan gençlerin ise ucuz işgücü olarak kullanıldığı vurgulanan raporda, “Hükümet işverenlerin yükünün büyük çoğunluğunu üstlenirken, işverenlere ise çıraklık ve staj adı altında genç iş gücünü ucuza çalıştırma imkânı sağlanmaktadır. Diğer bir ifadeyle OSB’lerde mesleki eğitim adı altında, stajyerlik veya çıraklık gibi kavramlar ile lise çağındaki gençler ucuz işgücü olarak emek sömürüsüne maruz kalırken, bu ortaklıktan kar eden işverenler ise devletin teşviklerinden faydalanmaktadır” denildi.

    ÜNİVERSİTELİLER BARINAMIYOR VE GEÇİNEMİYOR

    Türkiye’de üniversite sayısı 200’e yaklaşırken, üniversitede öğrenim gören genç sayısının 7 milyona yaklaştığı belirtilen raporda, üniversite öğrencilerinin en büyük sorunlarından biri olan barınma ihtiyacının karşılanması konusunda AKP hükümetinin attığı adımların yetersiz olduğu vurgulandı.

    70 BİN ÖĞRENCİ TUTUKLU

    Raporda, OHAL koşullarında gençler üzerindeki baskıların daha da arttığı vurgulanarak, “Basın açıklamasına, gösteri yürüyüşüne katıldığı için veya siyasi görüşlerini ifade ettiği için gözaltına alınan, tutuklanan veya hapis cezasına çarptırılan gençlerimiz vardır. Türkiye’de yaklaşık 70 bin tutuklu öğrenci bulunmaktadır. Siyasi eylemlilik ve baskılara direnme sebebiyle hakkında soruşturma başlatılan gençler okullarından uzaklaştırılmakta, yurtlarından atılmakta ve bursları kesilmektedir” denildi. (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD’nin 15. Olağan Genel Kurulu’nda mücadeleye devam vurgusu-VİDEO

    PSAKD’nin 15. Olağan Genel Kurulu’nda mücadeleye devam vurgusu-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin 15. olağan genel kurulunda içinde bulunulan sürece dikkat çekilerek mücadeleye devam etme vurgusu yapıldı. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin 15. olağan genel kurulu bugün Ankara’da başladı. İki gün sürecek olan kurulda bugün konuşmalar yapılarak raporlar açıklandı.

    “İKTİDAR KANLI BİR SÜREÇ YAŞATTI BİZE”

    Genel kurulda konuşma yapan PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, içinde bulunulan sıkıntılı süreçte birlik olmak gerektiğine vurgu yaptı. Kaplan şunları belirtti: “Bizler birimizin eksikliğini tamamlamak zorundayız. 7 Haziran seçimlerini iyi tahlil edemedik. Karşılıklı anlayışın olduğu bir zemin yakalandı 7 Haziran’da ve başarılı bir sonuç alındı. Mevcut iktidar bunu hazmedemeyerek o günden bu güne kadar kanlı bir süreç yaşattı bize.

    “SOKAK İŞGAL EDİLDİ”

    15 temmuz darbe süreci ile birlikte sokak işgal edildi. Her türlü darbeye karşı olan bir toplumuz. Darbe girişiminden sonra sokağa çıkanlarla aynı tutumun sahibi olamazdık. Çünkü sokağa çıkanlar bizi hedef aldı. Demokrasiyi hedef aldı.

    “ALEVİLERDEN ÖZÜR DİLEYİN DEDİK”

    Arkasından  OHAL ilan edildi. Yapmak istediğimiz birçok etkinliğimizi iptal etmek durumunda kaldık. Devletin ve Sarayın bütün ısrarlarına rağmen davetlerine icabet etmedik. Bizimle görüşmek istiyorsanız önce Alevilerden özür dileyin dedik. Bizi aradılar özür dilemelerinde ısrarlı olduk. Onların kırmızı çizgileri içinde olduğumuzu biliyorduk. Bunu nereden biliyoruz. Gözaltına alınan yöneticilerimizden biliyoruz.

    Dokunulmazlık konusunda da muhalefet partisinin hata yaptığını düşündük ve sitemlerimizi kendilerine ilettik. Şuanda Alevi kurumlarının geldiği nokta iyi bir nokta değil. Bizler zorunlu din dersleri kaldırılsın dediğimizde arkadan dolanıp yeni dini dersler konuluyor. Diyanet işleri kaldırılsın dediğimizde ‘Diyanetten pay istiyoruz’ diyen Alevi kurumları var. Bugün cami-cemevi projesi atıl duruyor.

    “BÜTÜN SORUNLARIMIZI BİR KENARA BIRAKMAK ZORUNDAYIZ”

    Bu genel kuruldan delegasyonun sağduyusuyla çıkacak yönetim kurulu kim olursa olsun Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ni en iyi şekilde yöneteceğinden hiç kuşkum yok. Ama önümüzde 24 Haziran seçimleri var. Ona hazırlanmamız lazım. 25 Haziran’da biz ne Kürt sorununu tartışabiliriz ne de Türk sorununu. O zamana kadar bütün sorunlarımızı bir kenara bırakmak zorundayız.

    Hiçbir yayın organımız yok. Hepimizin evlere girerek birer medya olmamız gerekiyor ki bu mendeburdan kurtulalım. Yoksa salonlarda bundan kurtulmanın bir yolu yok.

    15 yıldır bu ülkeyi yönetiyorlar. Bu yönetimin travmalarından en büyüğünü Alevi toplumu yaşıyor. Protesto ederek sandığa gitmeyerek sonucun kime yaradığını hepimiz biliyoruz. Hepimiz birer cumhurbaşkanı adayı gibi çalışmalıyız.”

    “YILLARDIR DEMOKRASİ, ÖZGÜRLÜK VE EŞİTLİK KONUSUNDA YOL ALAMIYORUZ”

    Kaplan’ın arkasından söz alan CHP Milletvekili Şenal Saruhan, örgütlü bir mücadelenin hak savunuculuğunda ne kadar önemli olduğunun önemini Pir Sultan Abdal örgütlülüğünden öğrendiğini ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz yıllardır demokrasi, özgürlük, eşitlik konusunda yol alamıyoruz. Bunun nedeninin halk için mücadelede birik konusundaki eksiklikten kaynaklandığını düşünüyoruz. OHAL’de bir seçime gidiyoruz, baskın bir seçimle karşı karşıyayız. Hepimiz biliyoruz ki yeniden yanmamak için, yeniden cezaevlerinde kalmamak için, yeniden çocuklarımızla kol kola girebilmek, cezaevlerine hapsedilmiş milli iradeyi özgür alanlara taşıyabilmek için bu seçim sürecini olağan üstü bir kararlılık ile birlikle yürütmek zorundayız. Söze değil eyleme, eve değil sokağa ama sokaktan da başka evlere girmek durumundayız.”

    “İRADEMİZİN ÇALINMASINA KARŞI İŞ BİRLİĞİ YAPACAĞIZ”

    HDP Eş Sözcüsü Ayhan Bilgen ise eşitliği, özgürlüğü ve demokratik anayasayı şu ana kadar hiç göremediklerini kaydetti. Şuandaki durumun geçmişle kıyaslanamayacak kadar tehlikeli olduğunu belirten Bilgen, “Her türlü hırsızlık gibi ekmeğimiz alın terimiz nasıl çalınıyorsa seçimlerde irademizin çalınmasına karşı iş birliği yapacağımıza demokrasi kaygısı olanlarla birlikte çalışacağımıza dair söz veriyorum partim adına. Farklılıklarımız olabilir ama sizin yıllardır yürüttüğünüz aslında Türkiye’nin bütün kesimlerinin derdinin devası olacak eşit yurttaşlık eksenli söylem birliğinin yararlı olacağını biliyoruz ve partimiz adına taahhütte bulunuyoruz. Milletvekilliği konusunda her türlü iş birliğine ortaklaşmaya açığız. Siyaset biraz da ayak oyunu. Dolayısıyla hangi turda ne kadar iş birliği yapılacak, hangisi kazandırcaksa birlikte tartışacağız.

    Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Muhittin Yıldız da faşizmin kurumsallaştığını ve hukukun, adaletin ayaklar altına alındığını kaydetti.

    “BİR TESLİM OLMA HALİ VAR”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Tuncer Baş ise ülkede uzayan bir diktatörlükle birlikte bir teslim olma halinin var olduğuna dikkat çekerek buna teslim olmayacaklarını belirtti.

    “BİRLİKTE HAREKET EDERSEK BAŞARILI OLURUZ”

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, siyasal iktidarın barışmamak için ayak direttiğini ifade ederek “Anayasayı değiştirdiler, OHAL ilan ettiler ama yönetemediler. Herkesin bunu görmesi gerekiyor. Yapılacak tek bir şey var demokrasi ve insan haklarından yana olan herkes birlikte hareket ederse başarılı oluruz.” dedi.

    “ORTAK BİR DÜŞÜNCEDE BULUŞMALIYIZ”

    Emek Partisi adına konuşan EMEP Genel Başkan Yardımcısı Şükran Doğan, “Tekçi anlayışın geldiği son noktadayız. Tek bayrak, tek dil, tek dinden sonra tek parti yönetimine geldik. Bize şu görev düşüyor. Bugün ki iktidarı 2019’a bırakmamak için ona göre mücadele etmeliyiz. Eğer barış, özgürlük, eşitlik istiyorsak yan yana gelip ortak bir düşüncede buluşmalıyız” şeklinde ifade etti.

    “EZİLEN KESİMLER BU İKTİDARA BOYUN EĞMEYECEK”

    Ezilenlerin Sosyalist Partisi Genel Başkan Yardımcısı Alp Altınörs de “Alevi toplumu ve ezilen toplumlar bu toplumda direnirse özgürlük türküleri son bulmaz. Alevi hareketini bitirmek istediler. Ancak Alevi toplumu yaptığı miting ve eylemlerle bugün Türkiye’de bir daha var olduğunu gösterdi. 24 Haziran’da yapılacak seçimde de Türkler, Aleviler ve ezilen tüm kesimler bu iktidara boyun eğmeyecektir.” dedi.

    “DÖNEN DÖNSÜN BİZ DÖNMEYECEĞİZ”

    PSAKD’nin önceki genel başkanlarından Kazım Genç, Pir Sultancılar olarak AKP iktidarının zulmüne karşı direneceklerini vurgulayarak “Çünkü biz derisi yüzülen Nesimilerden ve Pir Sultanlardanız. Dönen dönsün biz dönmeyeceğiz. Biz susarsak bizi susturanlar çok olur. Bizi savaşa da götürürler, bizi hapishanelere de götürüler. Ancak hepimiz yan yana durup asıl olan demokrasi dersek başarılı oluruz.” şeklinde konuştu.

    “BİRİKEN BİR MÜCADELE VAR”

    Yine PSAKD’nin önceki genel başkanlarından olan CHP Milletvekili Necati Yılmaz da yaşanılan sürece dikkat çekerek şunları belirtti: “Yaşadığımız sürecin adı konulmuş durumda. Türkiye’de yeni bir devletin temelleri ve faşizmin temelleri kurumsallaşmış durumda. Ancak bunu yapacak durumları da kalmamış. Biriken bir mağduriyet, biriken bir haksızlık var. Ancak bizde de biriken bir mücadele var. Kendimizi inancımızı ve bilincimizi yeniden keşfettik.”

    “DAR MEYDANLARI YAPMAK ZORUNDAYIZ”

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı ve Kureyşan Ocağı Piri Hüseyin Güzelgül ise gelinen noktada Türkiye’nin son yüz yılın en karanlık dönemini yaşadığına işaret ederek “Bu tarihi dönemde kuruluşundaki aşk ve azimle, samimiyetle çalışmak üzere Pir Sultan Abdal örgütlülüğüne her zamankinden daha fazla ihtiyaç duymaktayız.” dedi.

    Konuşmaların ardından geçtiğimiz haftalarda tutuklanan PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Erol Yeter’in ceza evinden gönderdiği mesaj okundu.

    TV10 EYLEMİNE DESTEK

    Ayrıca basına yönelik baskılara da dikkat çekilen gelen kurulda kapanan Alevi televizyonları TV10 ve Yol TV de unutulmadı. Pir Sultan örgütlülüğünün TV10 çalışanlarının her Cumartesi günü Galatasaray Meydanı’nda sürdürdüğü hak arama mücadelesinin yanında olduğu vurgulandı. (HABER MERKEZİ)

  • ‘Semazen gruplarına destek semaha neden verilmiyor?’

    ‘Semazen gruplarına destek semaha neden verilmiyor?’

    Hacıbektaş Semah Topluluğu tüm başvuruları reddedildi. CHP, ayrımcılık eleştirisini Meclis’e taşıdı.

    CHP Parti Meclisi Üyesi ve Ankara Milletvekili Necati Yılmaz, Türkiye’nin tek resmi semah grubu olan Hacıbektaş Semah Topluluğu’na uygulanan ayrımcılık iddiasını TBMM gündemine taşıdı.
    Topluluk sayısının 30’dan 9’a düşmesine rağmen sayının artırılması yönünde son 5 yılda yaptığı başvuruların Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından olumsuz yanıtlandığını ifade eden Yılmaz, “Kırşehir’de Abdallar, Konya’da ise Semazenlerin benzer gruplar oluşturduğu bilinmektedir. Bu grupların üye sayılarındaki eksikliklerin tamamlanması için bakanlık olumlu yanıt verirken; aynı hassasiyetin Hacıbektaş Semah Topluluğu için gösterilmemesinin gerekçesi nedir? Bakanlığın bu tutumu hükümetin de görmezden geldiği Alevi ve Bektaşiler için kutsal sayılan semaha yönelik bir ayrımcılık değil midir?” sorularını yöneltti.

    “SEMAH ALEVİLER İÇİN İBADETTİR”

    Yılmaz, Başbakan Binali Yıldırım’ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, semahın Alevi ve Bektaşi kültür ve inancında birlik anlamına gelen cem içerisinde yapılan 12 hizmetten biri olduğunu ve ibadet sayıldığını vurguladı. 2010 yılında UNESCO’nun Somut Olmayan Dünya Kültürel Miras Listesi’ne alınan semahın Alevi ve Bektaşiler için kutsal ve vazgeçilmez olduğuna dikkat çeken Yılmaz, şöyle devam etti:

    “Türkiye’nin tek resmi semah ekibi olan Hacıbektaş Semah Topluluğu, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından açılan sınav sonucunda, 1997 yılında 30 kişilik bir ekiple göreve başlamıştır. Ekibin tamamı kadrolu, memur ve daimi işçidir. Nevşehir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’ne bağlı olan ekibin üye sayısı, son yıllarda giderek azalmış ve 3’ü kadın, 6’sı erkek olmak üzere toplam 9 personele kadar düşmüştür. Hacıbektaş Semah Topluluğu, Hacıbektaş Veli Müze Müdürlüğü bünyesinde çalışmalarını sürdürmektedir. Hacıbektaş Veli Müzesi, Türkiye’nin en çok ziyaret edilen 5. müzesidir. Müzeyi 2016 yılında 1 milyon kişi, 2017 yılında ise 850 bin kişi ziyaret etmiştir.”

    AİHM kararlarına rağmen hükümetin Cemevlerini ibadethane olarak kabul etmediğine değinen Yılmaz, “Bu durum da gözönüne alındığında, hükümet Alevi ve Bektaşileri görmezden gelen yaklaşımını ne zamana kadar sürdürecektir?  Uluslararası hukuka, Anayasa’ya, Cumhuriyet’in laiklik ilkelerine ve uluslararası mahkemelerin ve yüksek mahkemelerin kararlarına rağmen ısrar edilen bu tutumla elde edilmek istenen sonuç nedir?” diye sordu. (HABER MERKEZİ)

  • YOL TV kararı en geç 6 ay içinde belli olacak-VİDEO

    YOL TV kararı en geç 6 ay içinde belli olacak-VİDEO

    PİRHA- RTÜK tarafından Türksat’ta yayını durdurulan YOL TV’nin yeniden yayına geçmesi için açılan davanın duruşması Ankara 10. İdare Mahkemesi’nde görüldü. Duruşma sonrası mahkeme önünde yapılan açıklamada yargının siyasi bir karar vermemesi istendi. 

    Haberin Videosu

    RTÜK tarafından  30 Aralık 2016 tarihinde yayını durdurulan Alevi kanalı YOL TV’nin tekrar açılması için açılan davanın duruşması Ankara 10. İdare Mahkemesi’nde görüldü.

    Davayı takip etmek için birçok Alevi kurum temsilcisi Ankara’ya geldi. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Genel Başkanı Hüseyin Mat, AABK Onursal Başkanı Turgut Öker, Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Başkanı İsrafil Erbil, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Muhittin Yıldız, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan ve önceki başkanlarından Kemal Bülbül, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Tuncer Baş ve önceki genel başkanlarından Ercan Geçmez, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, Demokratik Alevi Derneği, (DAD) Ankara Şube Eş Başkanı Murat Işık, DAD Mamak Şube Eş Başkanı Hülya Türkmen, ayrıca PSAKD Ankara Şubesi, Yenimahalle Şubesi, Mamak Şubesi, Kartal Şubesi; HBVAKV Mamak Misket Şubesi yönetimi ve üyeleri ile CHP Milletvekilleri Mehmet Tüm, Şenal Saruhan, Necati Yılmaz, Sezgin Tanrıkulu, HDP Milletvekilleri Alican Önlü, Müslüm Doğan, Mahmut Toğrul, Feleknas Uca destek verdi.

    “HİÇBİR RESMİ BİLDİRİM YAPILMADI”

    Davadan bilgiler veren YOL TV Genel Yayın Yönetmeni Mahmut Akgül, davada hem YOL TV’nin avukatının hem de RTÜK’ün avukatının savunma yaptığını belirtti. YOL TV’nin kapatılmasıyla ilgili kendilerine hiçbir resmi bildirim yapılmadığını kaydeden Akgül, dava sırasında yaptıkları savunmada Alevilerin yayın haklarının kesilmesinin hukuksuz olduğunu vurguladıklarını, ayrıca Almanya merkezli yayın yapan YOL TV’nin Almanya radyo televizyon üst kurulundan lisanslı bir yayın organı olduğunu ve RTÜK’ten hiçbir ceza almadığını belirttiklerini ifade etti. Akgül, buna karşılık RTÜK’ün avukatının YOL TV’nin yayınının kesilmesinin yasalara uygun olduğunu savunduğunu kaydetti.

    “RTÜK BİRAN ÖNCE BU KARARDAN VAZGEÇMELİ”

    İlk olarak konuşan HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, YOL TV’nin asimilasyona karşı mücadele veren önemli bir kurum olduğunu kaydederek sadece Alevilere değil tüm ezilenlere hizmet ettiğini vurguladı. YOL TV’ye verilen cezanın haksız ve hukuksuz olduğunu kaydeden Doğan, RTÜK’ün biran önce bu karardan vazgeçmesini istedi.

    “YOL TV SIRADAN BİR TELEVİZYON DEĞİLDİR”

    Doğan’ın ardından ABF, AABK, PSAKD, HBVAKV, AKD ve DAD adına basın açıklamasını okuyan ABF Genel Başkanı Muhittin Yıldız, OHAL bahanesiyle hayata geçirilen tüm uygulamaların hukuki kaygılarla değil, tamamen ideolojik ve mezhepçi kaygılarla yapıldığını ifade ederek şunları kaydetti:

    “YOL TV’nin kapatılması Alevilere yönelik geçmişten günümüze gelen katliamcı ve mezhepçi devlet aklının ürünüdür. Biz bu akla hiçbir zaman teslim olmadık, olmayacağız.”

    15 yıllık AKP iktidarı döneminde Alevilerin yoğun bir şekilde asimilasyon politikalarına maruz kaldığını belirten Yıldız, Alevilerin sorunlarının kamusal alanda konuşulmasının birilerinin rahatsız ettiğinin farkında olduklarını ifade etti. “Başından beri tek din, tek dil, tek millet yaratma politikaları üreten ve tek tip insan modelini topluma dayatan siyasi iktidarın; elbette ki farklı seslere tahammül etmediğini biliyoruz. Tek medya ve tek ses de bu asimilasyon politikalarının bir parçasıdır” diyen Yıldız, Aleviler açısından YOL TV’nin sıradan bir televizyon kanalı olmadığına, yasaklı olan Alevi inancının sesi olduğuna dikkat çekti.

    “TÜM MUHALİFLERE KARŞI YAPILMIŞ BİR HAKSIZLIK”

    YOL TV’nin sadece Alevileri değil Alevilerin bir nazarda gördüğü 72 milleti de sahiplenen bir televizyon olduğunu belirten Yıldız, iktidar tarafından kollanan televizyonlar gibi toplumsal şiddet, nefret, ayrımcılık yaratacak yayınlar yapmadığını, Alevilerin dili olan birleştirici ve barışın evrensel dilini kullandığını kaydetti. Yıldız, YOL TV’nin kapatılmasının tüm muhalif kesimlere karşı yapılmış bir haksızlık olduğunu vurguladı.

    “YOL TV’NİN GEÇMİŞİ TÜRKİYE’NİN YÜZ AKIDIR”

    Yıldız’ın ardından söz alan CHP Ankara Milletvekili Necati Yılmaz, YOL TV’yi sahiplendiklerini belirterek,  “Burada verilmiş siyasi bir karar var. Bu ülke sadece AKP’lilerin değildir. Bu ülke sadece Erdoğan’ın değildir. Bu ülkede Aleviler var. Bu ülkede AKP’lilerin ve Erdoğan’ın dışında yaşayan yurttaşlar ve halklar var. Bunların kendilerine ait değerleri var. Bu değerler üzerinde kendini ifade eden YOL TV Türkiye’nin ve dünyanın 11 yıllık gerçeğidir. YOL TV’nin geçmişi Türkiye’nin yüz akıdır” şeklinde konuştu.

    YOL TV’nin bu ülkenin yurttaşlarının lokmalarıyla kurulduğunu ifade eden Yılmaz, YOL TV’ye atılan çamurun asla YOL TV’yi tutmayacağını, kindarlıkla suçlanamayacağını, asıl kindarlık yaratmak isteyeni tüm dünyanın bildiğini vurguladı. Bu davanın yargı için ciddi bir sınav olduğunun altını çizen Yılmaz, hukuki gerekçelerle bakıldığında YOL TV’nin bir gün dahi kapalı kalmasının mümkün olmadığını, sarayın sopasına dönüşmüş yargıdan bu karardan dönmelerini beklediklerini ifade etti.

    “TÜRKSAT’IN YAYIN LİSTESİNDE OLAN TÜM KANALLAR AYNI TEHLİKE ALTINDA”

    Yılmaz’ın ardından söz alan YOL TV’nin avukatı Nuray Özdoğan, siyasi bir karara hukuki bir kılıf konulduğuna dikkat çekerek 1 yıldır yargıdan karar beklediklerini, bir yayının durdurulmasının söz konusu olamadığını belirtti. Tüm Avrupa’da yayın yapma hakkı olan bir kanalın Türkiye’de yayın yapma hakkının ve insanların haber alma hakkının engellendiğini kaydeden Özdoğan, bu zihniyetle gidildiği taktirde Türksat’ın yayın listesinde olan tüm kanalların aynı tehlike altında olduğunu ifade etti.

    Yargıdan bu durdurma kararını biran önce sona erdirmesini isteyen Özdoğan, “Bizim sığınacağımız yer siyaset değil hukuk olmalı. Hakimlerden hukuktan yana tavır kullanmalarını istiyoruz” dedi.

    Mahkemenin YOL TV hakkında en erken 1 ay ya da en geç 6 ay yazılı olarak karar vermesi bekleniyor. (HABER MERKEZİ) 

  • CHP’li Vekil Necati Yılmaz: Samimiyetsiz bir ortamda kimse Erdoğan’ın sözlerine inanmaz-VİDEO

    CHP’li Vekil Necati Yılmaz: Samimiyetsiz bir ortamda kimse Erdoğan’ın sözlerine inanmaz-VİDEO

    PİRHA – Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz haftalar “İnşallah önümüzdeki dönem birkaç Alevi kardeşimizle Meclis’te birlikte olacağız” açıklamasına bir tepki de Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin önceki başkanlarından, CHP Ankara Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Necati Yılmaz’dan geldi. Yılmaz, “Şimdi böyle samimiyetsiz bir ortam içerisinde kimsenin artık Erdoğan‘ın sözlerine inanması söz konusu değil” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin önceki başkanlarından, 25. ve 26. Dönem CHP Ankara Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Necati Yılmaz, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz haftalar “İnşallah önümüzdeki dönem birkaç Alevi kardeşimizle Meclis’te birlikte olacağız” açıklamasına bir tepki gösterdi.

    Yeni bir aldatma sözü olduğuna dikkat çeken Yılmaz, “Her ne kadar Recep Tayip Erdoğan sürekli herkes tarafından aldatıldığını söylüyorsa da, bizim bildiğimiz bir şey var, Erdoğan her defasında halkı aldatıyor” şeklinde konuştu.

    “AKP DEVLETİNİ KURMAK İSTİYORLAR”

    Yılmaz, “AKP sürekli kararlı bir şekilde düşlediği yere doğru Türkiye’yi taşıyor. Zaman zaman bunu toplumu yoklayarak, zaman zaman da meczupları ortaya salarak toplumun nabzını ve tepkisini ölçüyor. Bildiğimiz tek bir şey var oda AKP, devletini kurmak istiyorlar. Cumhuriyeti yıktık diyorlar. Aslına bakarsanız henüz cumhuriyet yıkılmış değil ama bir AKP devleti, bir paralel devlet, cemaatle birlikte Erdoğan tarafından kuruldu. Henüz bunu ilan etmiş değiller” ifadelerini kullandılar.

    “BİZİ ALDATMASI SÖZ KONUSU DEĞİL”

    Şimdi böyle bir samimiyetsiz ortam içerisinde kimsenin artık Erdoğan‘ın sözlerine inanması söz konusu olmadığını belirten Necati Yılmaz, “Bizi aldatması söz konusu değil. Biz onun referans aldığı düşünceyi ve işleyişini yüz yılardır, bin yıllardır iyi biliyor ve iyi tanıyoruz. Bir Alevi gidipte Erdoğan’ın ortaya koyduğu bu çizgiye destek verir mi, malzeme olur mu, oyuncak olur mu bilmiyoruz. Ama hiçbir Alevi’ye yakıştıramıyorum” diye konuştu.

    “MUAVİYE’YE KİM GÜÇ TAŞIYORSA YEZİT’İN ORDUSUNDADIR”

    25. ve 26. Dönem CHP Ankara Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Necati Yılmaz, “Erdoğan, Alevi toplumundaki algısı Alevi aday göstermesi ile ölçülemez. Onun Alevi toplumuna, inanç özgürlüğüne, demokrasiye, laikliğe, Cumhuriyete bakışı üzerinden ölçülür. O ölçü yapılmıştır, o tartı tartılmıştır. Dolayısıyla bu saatten sonra bizim hanemizden koparacağı bir tek gram güç söz konusu değildir” şeklinde konuştu.

    “Yine bir sözü tekrarlamak istiyorum” diyen Yılmaz şunları ifade etti:

    “Bizim için nerede, ne zaman, bir mazlumun hakkı yeniliyorsa, bir mazlum haksızlığa uğruyorsa, orası Kerbela’dır. Ve bu Muaviyeye’de kim güç taşıyorsa, o da Yezit’in ordusundandır. Bu dönemin de Kerbelası var, bu dönemin de yezitleri var. Bunlara karşı birlikte davranmaya devam edeceğiz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • HBVAKV Çorum Şubesi’nde ‘Hak ve adalet arayışı ile eğitim sistemindeki gericileşme’ paneli

    HBVAKV Çorum Şubesi’nde ‘Hak ve adalet arayışı ile eğitim sistemindeki gericileşme’ paneli

    PİRHA-Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Çorum Şubesi’nin gençlere ve çocuklara yönelik hazırladıkları yaz okulu etkinlikleri kapsamında cemevinde yapılan panelde konuşan CHP Ankara Milletvekili ve CHP PM Üyesi Yaşar Seyman, Türkiye’deki adalet anlayışını ve iktidarın eğitim sisteminde yaptığı değişiklikleri değerlendirdiler.

    HBVAKV Çorum Şubesi çocuklara ve gençlere yönelik düzenlediği yaz okulu etkinlikleri kapsamında cemevinde “Hak ve adalet arayışı ile eğitim sistemindeki gericileşme” konulu bir panel düzenledi. Erol İpek’in moderatörlüğünü yaptığı panelde konuşmacılar CHP Ankara Milletvekili Necati Yılmaz ve CHP PM Üyesi Yaşar Seyman’dı.

    Panelde ilk sözü Necati Yılmaz’a veren Erol İpek, Yılmaz’a adalet hakkında neler söyleyebileceğini sordu. Necati Yılmaz “Ne konuşuyorsak hak ve adalet temelinde. Eğitim de bu hak ve adalet kavramının içindedir.” dedi.

    “BÜTÜN TOPLUMSAL KESİMLER SAHİP ÇIKMALI”

    Kılıçdaroğlu’nun, Ankara Güvenpark’ta elinde bir dövizle Adalet Yürüyüşü’ne başladığını ve sadece adalet dediğini belirten Yılmaz, bu dönemde herkesin adalete ihtiyacı olduğunu ve Çanakkale’de herkesin duygularını birleştirerek bir kurultay yaptıklarını söyledi.

    “Bu kurultayda Çanakkale’de o anlamlı mekanın enerjisinden de faydalandık” diyen Yılmaz, Adalet Kurultayı’nda herkesin adalet eksenli ihtiyaçlarını dinlediklerini belirten Yılmaz burada çalışma hayatına dair, emekçilere dair, inançlara dair çalıştaylar yapıldığını anlattı. Bu çalıştayların bundan sonra da devam edeceğini vurgulayan Yılmaz, ama bu çalıştayların sadece CHP’nin yaptığı çalıştaylar olmaktan çıkması gerektiğini, bütün toplumsal kesimlerin bu çalıştaylara sahip çıkması gerektiğini belirtti.

    “EĞİTİM SİSTEMİNİ DEJENERE ETTİLER”

    Cumhuriyetin hala yıkılmadığını, 2019’da AKP’nin büyük bir rövanşa hazırlandığını söyleyen Yılmaz, Cumhuriyeti yıkmak ve yeni paralel devletlerini ilan edebilmek için 2019 seçimlerini beklediklerini kaydetti. Eğitimle ilgili konulara değinen Yılmaz, şunları ifade etti:

    “Bu eğitim müfredatı AKP devletinin müfredatıdır. Dinci referanslarla getirdikleri eğitim müfredatından Atatürk’ü siliyorlar. Bunların iktidarı boyunca her milli eğitim bakanı değiştiğinde eğitim sisteminde yaptıkları değişikliklerle sistemi bozdular, dejenere ettiler. Kendi gerici ve dinci referanslarını çocuklarımıza cihatçılıkla birlikte öğretiyorlar. Çocuklarımızı dindar ve cihatçı bir nesil olarak yetiştirmeye çalışıyorlar.”

    “BİRLİKTELİK KORUNMALI”

    Yılmaz, yıllar içinde bütün eğitim kurumlarının imam hatipleştirilerek imam hatiplerin merkeze alındığı bir eğitim sistemi kurduklarını söyledi. Referandum sonuçlarına da değinen Yılmaz, referandumda aslında Hayır çıktığını vurguladı. Darbe koşullarında yaşadığımızı vurgulayan Yılmaz, ülkede sivil bir darbe gerçekleştirildiğini kaydetti. Referandum sürecinde Hayır cephesinde oluşturulan birlikteliğin korunması gerektiğine vurgu yapan Yılmaz, CHP olarak birbirlerine AKP’den daha fazla karşı olanları bir araya getirdiklerini, HDP, MHP ve CHP’yi bir arada tutmak gerektiğinin altını çizdi.

    Yılmaz’ın ardından söz alan Yaşar Seyman, Cumhuriyetin eseri bir kadın olarak katıldığı her yerde gördüğü coşkuyu ve olayları göze alarak “Koş Yaşar koş diyorum kendime” dedi. Hacı Bektaş Veli’nin “Çocuklarınızı okutun” sözlerini hatırlatan Seyman, Atatürk’ün kadın haklarını verirken Hacı Bektaş felsefesinden feyz aldığını kaydetti.

    SADECE TÜRKİYE’DE DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KONUŞMAK ZORUNDA KALIYORLAR

    Türkiye’yi İslam ülkelerinden ayıran tek farkın laiklik olduğunu söyleyen Seyman, cumhuriyet olmasa burada konuşamayacağını belirtti. Açlık grevinde olan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya değinen Seyman, Nuriye ve Semih’in hak aradıkları için işlerinden ihraç edildiklerini, ‘terörist’ diye cezaevine konduklarını vurguladı.

    Uluslararası PEN Birliği’nin Ankara temsilcisi olduğunu ifade eden Seyman, 2 yıl önce Türkiye’ye gelen PEN başkanının Dünyanın her yerinde öykü ve edebiyat konuştuklarını sadece Türkiye’ye geldiklerinde düşünce özgürlüğünü konuşmak zorunda kaldıklarını söylediğini ve bunun çok acı olduğunu vurguladı. Seyman, örgütlenmenin önemine de dikkat çekti.

    Hacı Bektaş anma etkinliklerine bütün cumhurbaşkanlarının gittiğini bir tek 15 yıllık iktidarı boyunca Recep Tayyip Erdoğan’ın gitmediğini belirten Seyman, Erdoğan’ın bu tavrıyla toplumu ayrıştırdığını kaydetti.

    Panelin ardından panelistler katılımcıların sorularını yanıtladı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ankara’da Feyzullah Çınar Parkı’nda yapılan Vicdan ve Adalet Nöbeti polis ablukasına alındı

    Ankara’da Feyzullah Çınar Parkı’nda yapılan Vicdan ve Adalet Nöbeti polis ablukasına alındı

    PİRHA- Ankara’da HDP Mamak Şubesi tarafından Feyzullah Çınar Parkı’nda 3. gün boyunca yapılacak Vicdan ve Adalet Nöbeti’ni polis ablukaya aldı.

    Ablukaya alınan çadırlara polisin sadece kurum yöneticilerini aldığı bildirildi. Vicdan ve Adalet Nöbeti’ni CHP de ziyaret etti. Ziyaret edenler arasında bulunan CHP Ankara Milletvekili Necati Yılmaz da yasaklamalara tepki gösterdi. CHP Milletvekili Yılmaz, polise, “Kimseyi almıyorsunuz, sadece yöneticileri alıyorsunuz, muhtar dahi gelse giremiyor, olmaz” diye tepki gösterdi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • CHP’li Necati Yılmaz: Bardağın dolduğu, sözün bittiği yerdeyiz-VİDEO

    CHP’li Necati Yılmaz: Bardağın dolduğu, sözün bittiği yerdeyiz-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin önceki başkanlarından, 25. ve 26. Dönem CHP Ankara Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Necati Yılmaz, Adalet Yürüyüşü’nü PİRHA’ya değerlendirdi. Toplumsal değerlerin, hukuk değerlerinin ve kavramlarının içinin boşaltıldığı, çürütüldüğü bir süreçten geçildiğine dikkat çeken Yılmaz, “Bardağın dolduğu, sözün bittiği yerdeyiz” dedi. “İstanbul’da bizi milyonlar karşılayacak” diyen Yılmaz, Sivas ve diğer katliam davalarında adaletin arandığına vurgu yaptı.

    Haberin Videosu

    25. ve 26. Dönem CHP Ankara Milletvekili seçilen, halen Parti Meclisi üyesi ve T.B.M.M. Adalet Komisyonu üyesi olan Necati Yılmaz Adalet yürüyüşüne ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Adalet kavramının  içinde öncelikle hak kavramını, hukuk kavramlarını barındırdığına vurgu yapan Yılmaz, “Gerçekten adaletsiz bir süreci yaşıyoruz. Adaletsizlik toplumun tamamına, yaşamın tamamına hakim olmuş durumda. Böyle baktığımızda bu kavrama emeklilerin de ihtiyacı var, işsizlerin çok ihtiyacı var, gazetecilerin ihtiyacı var. Görevini yapmak isteyen, haklarını kullanmak isteyen, yaşamını sürdürmek isteyen, toplumun tüm kesiminden tüm farklı sosyolojik gruplardan insanların, cinsiyetten insanların, bu kavrama ihtiyacı var” şeklinde konuştu.

    “HUKUK DEĞERLERİNİN İÇİNİN BOŞALTILDIĞI SÜREÇTEN GEÇİYORUZ”

    Toplumsal değerlerin, hukuk değerlerinin ve kavramlarının içinin boşaltıldığı, çürütüldüğü bir süreçten geçildiğine dikkat çeken Yılmaz, şunları dile getirdi:

    “Böyle baktığımızda tüm bu sorunları birlikte kavrayacak, birlikte kucaklayacak bir kavramı yakalamış durumdayız, adı “adalet.” Adalet arıyoruz ve adaleti ararken toplumda bütün dengesizlikleri, eşitsizlikleri gelir dağılımındaki bozuklukları, yaşam hakkını ve diğer alanlardaki eksikleri birlikte barındıran bir kavramı takip ediyoruz. Adım adım onu ülkenin her bir coğrafyasında, her bir yolunda, bir sokağında, yaylasında, ovasında yağan yağmurun dolunun altında, bizi kavuran güneşin altında bu kavramın peşinden gidiyoruz. Buna ihtiyacımız var.”

    “BARDAĞIN DOLDUĞU, SÖZÜN BİTTİĞİ YERDEYİZ”

    “Aslında bakarsanız artık bardağın dolduğu, sözün bittiği yerdeyiz” diyerek  yeniden başlanması gerektiğini dile getiren Yılmaz, ” O başlayacağımız sözün adı adalet. O kavram adalet. Genel başkanımız bize bunu söyledi. Elimde bir döviz olacak. Sadece adalet yazacak dedi. Bizler dedik ki; “Biz bunun neresinde olalım. Türkiye bunun neresinde olsun.” “Ben yürüyorum” dedi. “Ben yürüyorum” derken bu kavrama, bu çabaya, bu yürüyüşe katkı vermek isteyen destek vermek isteyen ve sahiplenen herkesin gelebileceğini söyledi. Özel bir çağrı yapmadı. Görüyoruz ki 19 günlük yürüyüşte on binler, kimi zaman yüz binler bu yürüyüşe destek verdiler” ifadelerini kullandı.

    “MİLYONLAR BİZİ KARŞILAYACAK”

    Adalet yürüyüşüne katılım çağrısı yapan Yılmaz, “Arayanların çoğuna şunu söylüyorum; buraya gelmeyin, buraya gelmekle çok olumlu bir şey yaparsınız ama çok da daha tarihi bir göreviniz var. İstanbul’a gelin ama İstanbul’a da yalnız gelmeyin. Çoluk çocuğunuzla tüm sevdiklerinizle birlikte gelin diyorum. İnanıyorum ki, İstanbul’da milyonlar bizi karşılayacak. O zaman Türkiye başka bir Türkiye’ye adım atmış olacak” diye konuştu.

    “HAYIR BİLEŞENLERİ BİRBİRİNİ DAHA FAZLA TANIYACAK”

    Referandum sürecinde ciddi bir blok ve beraberlik yarattıklarını ifade eden Yılmaz, ” Beraber ne yapabiliriz dedik, 2. adımı attık. Bu bir çizgidir, bu 2019’a uzanan bir hattır. Bu hattı, bu eylemlilikler üzerinde kalınlaştıracağız ve Hayır bileşenlerinin her biri, birbirini daha fazla tanıyacak. Onlarda ayrı ayrı gelip destek verdiler. Çeşitli meslek örgütleri, siyasi partiler, köy dernekleri, toplumun çeşitli duyarlıları bizim yanımızda, bizim içimizde kendilerini ifade ettiler. Buna çok fazla ihtiyacımız vardı. O ihtiyaç karşılanmış durumda. Daha büyük şekilde de bunu İstanbul’daki milyonlarla beraber taçlandıracağımızı düşünüyorum” dedi.

    “ADALET YÜRÜYÜŞÜNÜN SİYASİ ALANDA ETKİSİ OLACAK”

    Yol boyunca zorluklar yaşadıklarına da dikkat çeken Yılmaz şunları söyledi:

    “Yani yol boyunca yaşadığımız zorluklar vardı, biliyorsunuz gübre dökmekten taş atmaya laf atmaya, söz atmaya, fiili saldırıya varıncaya kadar saldırılara maruz kaldık. Onlar şiddetin ayrıştırmanın birini kullanıyorlar. Bizler o saldırılar karşısında onları adalet sesleriyle yanıtladık ve alkışlarımızla karşıladık. Böylelikle bu tarz üzerinden her günümüzü örmeye devam ediyoruz. Orada, son günün finalin biteceği şekli, biraz da o güne saklıyoruz. Çünkü her bir gelişmeyi içinde barındıran bir hassasiyetle götürmek istiyoruz. Ama inanıyorum ki bu tarihi yaratan, bu tarihi yazan bu büyük etkinliğe, bu siyasi etkinliğe, bu toplumsal etkinliğe ilişkin ilerde çok şey söylenecek, çok şey yapılacak. Belki sanat yapılacak, tiyatro yapılacak. Belki bunun filmi çekilecek. İnanıyorum buna. Edebiyatımıza girecek. Ama siyaset sürecinde siyasal alanda da etkisi ve düzlemi olacak. Bunu en iyi şekilde ifade edecek bir finalle kutlamak istiyoruz, tabi ki sonraki etkinliklere başlamış olmak üzere.”

    “HALA ADALETLE YANITINI BULAMAMIŞ SİVAS DAVASI VAR”

    Önceki dönemlerde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanlığı da yapan CHP’li Necati Yılmaz, 2 Temmuz’da Sivas anmasına gidemediğini ancak yüreğinin orada olduğunu ifade etti. Yılmaz, 2 Temmuz’da katliam sırasında Sivas’ta olduğunu söyleyen Yılmaz, “Dönüp baktığımızda 24 yıl sonrasında hâlâ adaletle yanıtını bulamamış bir Sivas davası ve katliamı otelde duruyor. Tabi ki bu anlamda bu adalet kavramı, yaşanmış katliamları ve inkârları da içeriyor. Kürtlerin de Alevilerin de, dini istismar edilen inançlı yurttaşların da, inançsız yurttaşlarımızın da, Kürt’ün, Türk’ün, Ermeni’nin de hepsinin adalete ihtiyacı var. Dolayısıyla biz kendimize değil, herkes için adalet istiyoruz. Adaletli bir Türkiye’yi kurmaya çalışıyoruz.  Bunu söylerken sadece Sivas Katliamı’nı değil, daha dün yaşanmış, acısı yüreğimizde duran Ankara Katliamı’nın, Suruç  Katliamı’nın, diğer katliamlarda yaşamını yitirmiş bütün canlarımızın, yoldaşlarımızın onların da adalete ihtiyacı var” diye konuştu.