Etiket: necdet saraç

  • ‘Medyada Aleviler ve Alevi Medya’ konferansı gerçekleştirildi

    ‘Medyada Aleviler ve Alevi Medya’ konferansı gerçekleştirildi

    PİRHA – “Medyada Aleviler ve Alevi Medya” konferansında konuşan Prof. Dr. Bedriye Poyraz, “Alevilerin bütün mücadelesini aslında kamusal alana çıkış mücadelesi olarak okuyabiliriz. Hiçbir zaman Aleviler Türkiye’nin medyasında gerçek anlamda temsil edilmediler. Alevi toplumu, medya aracılığıyla hem birbirini gördü, tanıdı hem de Aleviliği öğrendi” dedi.

    “Medyada Aleviler ve Alevi Medya” başlıklı konferans İstanbul Küçükçekmece’deki Garip Dede Cemevi’nde başladı. Konferansın açılış konuşmalarını Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, Alevilerin Sesi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Kılıçkaya ile gazeteci, yazar Ümit Kıvanç yaptı.

    “ALEVİLERİN TALEPLERİNİN TARTIŞILMASI MAYINLI BİR TARLA GİBİ”

    İlk olarak söz alan AABK Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu şunları söyledi:

    “Alevi medyasının konuşulup, tartışılması çok önemli. Basın, medya olmazsa demokrasiden söz edilemez. Türkiye’ye baktığımızda çok karanlık bir tablo ile karşı karşıyayız. Dışarıdan baktığımızda medyanın üzerinde büyük baskının olduğu, adaletin, hukukun olmadığı bir ülke görüyoruz. Gazeteci tutukluluğu sıralamasında Türkiye ilk sıralarda yer alıyor. Alevilerin laiklik, eşit yurttaşlık ve insan hakları gibi bir derdi var. Türkiye medyası Aleviler söz konusu olduğunda şaş bakıyor. Alevilerin taleplerinin medyada tartışılması sanki mayınlı bir tarla gibi. Bunun giderilmesi gerekiyor.”

    “ALEVİ MEDYASI, KURUMLARI ARASINDAKİ DAYANIŞMAYI GÜÇLENDİRMEK İSTİYORUZ”

    Alevilerin Sesi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Kılıçkaya ise “Özellikle Alevilik ve medya üzerine çalışmış akademisyenleri bugün bir araya getirmek istedik. İlk kez böyle bir buluşma gerçekleştiriyoruz. Bu çalışmalar harmanlanarak devam edecek.  Hedefimiz Alevi medyası kurumları arasındaki dayanışmayı güçlendirmektir.” ifadelerini kullandı.

    “GAZETECİLİK DERİN BİR İTİBAR KAYBI YAŞIYOR”

    Gazeteci, yazar Ümit Kıvanç konuşmasında şunlara değindi:

    “Azınlık basınından söz ediyoruz burada. Talihsiz bir dönemdeyiz. ‘Kirli bir havuz içerisinde temiz bir havuz nasıl yaratabiliriz’ diye konuşuyoruz. Gazetecilik derin bir itibar kaybı yaşıyor. Bu hayati bir mesele. Toplumla güven ilişkisi olmadan yapılamayacak bir iş. Demokrasiden vazgeçme süreci hızla ilerliyor. Gazetecilik, demokrasinin olmadığı bir yerde çok anlamsız bir hale gelir. Şimdi talimatla çalışan bir propaganda aygıtı olarak gazetecilik neredeyse ortadan kalkıyor. Bizi bağlayan hakikat mi yoksa kendi çıkarımız mı? Hakikati iyilerin sahiplenmesi gerekiyor.”

    “ALEVİLER BELLİ DÖNEMDE HATIRLANAN BİR TOPLUM”

    Konferansın “Medyada ötekiler ve Aleviler” başlıklı ilk oturumu Prof. Dr. Şükrü Aslan moderatörlüğünde, Prof. Dr. Nilüfer Timisi Nalçaoğlu, Prof. Dr. Bedriye Poyraz ve Doç. Dr. Nihal Kocabay Şener‘in katılımıyla yapıldı. Oturumu yöneten Prof. Dr. Şükrü Aslan “Böyle bir konferans bildiğim kadarıyla ilk kez yapılıyor. Alevi kurumları bir tür akademi gibidir aslında” dedi.

    Prof. Dr. Nilüfer Timisi Nalçaoğlu, “Hatırla(ma)mak: Alevi kimliğinin medyada kurgulanışı” başlıklı konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Cemevleri sadece bir ibadet merkezi değil aynı zamanda kamusallığın merkezi, bir eğitim alanı ve geleneğin, törenin, inancın kuşaklar arasında aktarılmasının bir mekanı. Böyle bir etkinliğin burada yapılması çok anlamlı. Medya dediğimizde gerçek, hakikat en önemli mesele. Medya gerçeğin sesi olarak ortaya çıktı. Gazeteciliğin yaşadığı kriz yeni bir şey değil. Kürtler, Aleviler 1980’den itibaren hakikat meselesiyle ilgilenmeye başladı. Alevilerin medyada görünürlüğü kendi sesinin peşinden koştuğu 1980’lerin ikinci yarısından itibaren söz konusu olduğu söylenebilir. Kendi medyaları, kendi dilleri içerisinden medyada görünür olmaya başladılar. Aleviler belli dönemlerde öne çıkarılan, hatırlanan ve sonra unutulan bir toplum.”

    “MEDYA, MODERN ZAMANIN EN BÜYÜK KAMUSAL ALANI”

    Prof. Dr. Bedriye Poyraz‘ın, “Alevi medyasının kamusal alana dahil olma mücadelesi” başlıklı konuşmasından öne çıkan satır başları ise şöyle:

    “Kentleşmeyle birlikte kamusal alanın tanımı, boyutu medyaya dönüştü. Medya modern zamanın en büyük kamusal alanı. Orada görünüyorsanız varsınız, görünmüyorsanız yoksunuz. Alevilerin bütün mücadelesini aslında kamusal alana çıkış mücadelesi olarak okuyabiliriz. Hiçbir zaman Aleviler Türkiye’nin medyasında gerçek anlamda temsil edilmediler. Alevi hakikati hiçbir zaman hak ettiği biçimde orada temsil edilemedi. Aleviler de bir süre sonra kendi medyasını kurmaya başladılar.

    Ana akım medyadan söz ettiğimizde Alevi ozanların TRT’ye girmesi çok önemli bir dönem. Davut Sulari, Aşık Daimi, Ali Ekber Çiçek, Turhan Engin, Yavuz Top, Musa Eroğlu, Arif Sağ TRT’de deyişler seslendiriyorlar. Ama orada ‘Alevi’ demiyorlar, ‘dost’ diyorlar. Aleviler ayrıca katliamlar ile medyada görünür oluyor. 1975-80 sürecinde medyada ‘Alevi’ kelimesi hiçbir şekilde geçmiyor. 1985-90 sürecinde ilk defa Hacı Bektaş Veli törenlerini Kültür Bakanlığı desteklemeye başlıyor. Türk-İslam sentezi anlayışıyla destekliyor. 1995-2000 sürecinde devlet hem radikal İslam meselesi hem de Kürt sorunu meselesi nedeniyle Hacı Bektaş Veli üzerinden Aleviler ile temas kurmaya çalışıyor.

    Alevi toplumu, medya aracılığıyla hem birbirini gördü, tanıdı hem de Aleviliği öğrendi. Aleviler kente geldikten sonra tutunmak için Aleviliği unutmak zorunda kaldılar. Ama Sivas Katliamında çok net gördük ki devlet Alevileri unutmuyor.”

    “ALEVİLER BİR BAŞKASININ AÇIKLAMASI ÜZERİNE GÖRÜNÜR OLUYOR”

    Son olarak sunumunu yapan Doç. Dr. Nihal Kocabay Şener ise “Medyada Alevilerin temsili” başlıklı konuşmasında “Hükümetin konuyu gündeme getirdiği dönemlerde Alevilere yönelik haberlerin, yazıların kısmen yoğunlaştığını görüyoruz. Aleviler bir başkasının açıklaması üzerine görünüyor.” ifadelerini kullandı.

    “MEDYANIN DİLİ HIZIR’IN DİLİ OLMALIDIR”

    Doç. Dr. Nalan Ova ile Dr. Kumru Berfin Emre‘nin konuşmacı olarak katıldığı konferansın ikinci oturumu Doç. Dr. Veli Polat‘ın moderatörlüğünde gerçekleştirilirken, programa katılamayan Dr. Gülistan Elmacıoğlu‘nun gönderdiği bildiri de okundu.

    Konferansın “Alevi medyası deneyimleri” başlıklı son oturumunda ise Necdet Saraç, Ali Kenanoğlu, Çilem Küçükkeleş, Özkan Lafatan, Recai Aksu ile Vedat Kara sunumlarını yaptı.

    “Alevi medyasında kadın” başlıklı konuşmasını yapan Çilem Küçükkeleş, deneyimlerini anlatırken, “Dilimiz iyiyi, güzelliği çoğaltan bir dil olmak zorundadır. Medyanın dili Hızır’ın dili olursa kadının da dili olur. Alevi hareketine kadınları gösterme konusunda PİRHA, Can TV, Yol TV’nin katkısı büyüktür” dedi. Konferansın son konuşmacısı olarak söz alan Vedat Kara ise “Biryol Gazetesi deneyimi var. Yeni mecraları zorlamak, yapmak zorundayız. Gençlere de kadınlara da yer veren yapılanmaları oluşturmalıyız” ifadelerini kullandı.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Alevi kurumları ve akademisyenler AKP’nin cemevleri ile ilgili torba yasa teklifini değerlendirdi

    Alevi kurumları ve akademisyenler AKP’nin cemevleri ile ilgili torba yasa teklifini değerlendirdi

    PİRHA-ADFE Genel Başkanı Celal Fırat, Alevi kurumları ve akademisyenleri olarak bir araya gelerek AKP’nin cemevlerine yönelik torba yasa teklifini değerlendirdiklerini duyurdu.

    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda AKP’nin cemevlerine dönük çalışmalarına ilişkin Garip Dede Cemevi’nde değerlendirme toplantısı yaptıklarını duyurdu.

    “EŞİT YURTTAŞLIK TALEBİMİZDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Fırat paylaşımında “Alevi kurumları olarak akademisyenlerimizle ve örgüt temsilcilerimizle Garip Dede Dergahında bir araya gelerek, hükümetin politikalarını ve mecliste görüşülen cemevleri ile ilgili torba yasa teklifini değerlendirdik. Eşit yurttaşlık taleplerimizden asla vazgeçmeden, bir arada, birlikte mücadelemiz devam edecektir. Bir Olacağız, iri olacağız, diri olacağız. Aleviler vardır, Alevilik haktır” ifadelerine yer verdi.

    Toplantıya Fırat‘ın yanı sıra Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı İsmet Kurt, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Başkanları Kadriye Doğan, Musa Kulu, ABF Genel Başkan Yardımcıları İbrahim Karakaya, Aydın Deniz, Gazeteci Necdet Saraç, akademisyenler Ayhan Yalçınkaya, Şükrü Aslan, tarihçi-yazar Erdoğan Aydın, Baba Mansur Ocağı’ndan Eren Yıldırım, Üryan Hızır Ocağı’ndan Veli Büyükşahin, Derviş Cemal Ocağı’ndan Ali Şanlı, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi Başkanı Gülsev Kaya, Bağcılar Cemevi Başkanı Zeynel Abidin Koç ile Esenler Cemevi Başkanı Cemal Özdemir de katıldı.

    PİRHA / İSTANBUL

  • ‘Edremit Pir Sultan Abdal 10. Kültür Etkinlikleri’ başladı-VİDEO

    ‘Edremit Pir Sultan Abdal 10. Kültür Etkinlikleri’ başladı-VİDEO

    PİRHA-“Edremit Pir Sultan Abdal 10. Kültür Etkinlikleri” başladı. Etkinliklerin ilk gününde konuşan HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın cemevi ziyaretini eleştirerek, “Sen Madımak katilinden tarafsın. Tarafın belli. Cemevinde ne işin var o zaman? Alevi toplumu ve Aleviler sizin köleniz değildir. Haddinizi bilin” diye konuştu.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Edremit Şubesi tarafından yapılan “Edremit Pir Sultan Abdal 10. Kültür Etkinlikleri” Balıkesir’in Edremit ilçesinde başladı. Birsen Temir Saraç’ın sunuculuğunu yaptığı festivalin açılış konuşmasını PSAKD Edremit Şubesi Başkanı Hüseyin Simliova yaptı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Antalya Milletvekili Kemal Bülbül de festivale katıldı. Festivalin ilk gününde CHP eski Milletvekili Mehmet Tüm‘ün moderatörlüğünde Emek Partisi (EMEP) GYK Üyesi Levent Tüzel ile Yazar Necdet Saraç konuşma yaptı.

    “ALEVİ KURUMLARI PİR SULTAN’IN DURUŞUNU REHBER EDİNMELİ”

    Alevi kurumlarına çağrı da bulunan PSAKD Edremit Şubesi Başkanı Hüseyin Simliova şunları söyledi:

    “Tüm Alevi kurumları Pir Sultan’ın onurlu duruşunu rehber edinmek, saygınlığını korumak ve vazifelerini eksiksiz yerine getirmekle mükelleftir. Kurum başkanlığı lütuf makamı değil, hizmet makamıdır. Siyasete asla koltuk değnekliği yapamazlar. Hiçbir siyasi parti, örgüt, hareket ve ideolojik yapılanmaya bağlı olamazlar. Ancak hukukun evrensel ilkelerini, temel hak ve özgürlükleri, tam, demokratik ve laik Türkiye mücadelesini ise her koşulda savunacaklarını da herkesin bilmesini isterim. Bize ve bazı toplumlara reva görünen zulüm tarihinin hesabı için fitnenin değil hoşgörünün, cepheleşmenin değil dayanışmanın, ötekileşmenin değil birleşmenin hakimi için yılmadan mücadele edeceğimizden de kimsenin asla kuşkusu olmasın.”

    “SEN MADIMAK KATİLİNDEN TARAFSIN, CEMEVİNDE NE İŞİN VAR?”

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Hüseyin Gazi Cemevi’ni ziyaretine değinen Kemal Bülbül ise ziyarete tepki gösterdi. Bülbül, şöyle konuştu:

    “Bizim cemevimize, hanemize, derneğimize bizi kabul ederek, inancımızı, kültürümüzü, tarihimizi benimseyerek ve saygı duyarak gelen herkesin başımızın üzerinde yeri var. Lakin bir şart var. Eşitlerden biri olacak. Egemen olmayacak. Zulüm etmemiş olacak. Hak yememiş, kötülük yapmamış olacak. Zam, zulüm, işkence, işsizlik, pahalılık sebebi olmayacak; Roboski Anneleri, Cumartesi Anneleri, Ali İsmail Korkmaz’ın, Berkin Elvan’ın annesi ondan razı olacak ki o zaman gelebilir. Sen Madımak katilinden tarafsın. Tarafın belli. Cemevinde ne işin var o zaman? Cemevine gelin ulularımızın sözlerini, fotoğraflarını oradan indireceksiniz; kendinize göre bir mizansen yapacaksınız, buna da cemevi ziyareti diyeceksiniz. Bu efendi, köle ilişkisidir. Alevi toplumu ve Aleviler sizin köleniz değildir. Haddinizi bilin.”

    “KÜRT VE ALEVİ MESELESİNİ ÇÖZMEDEN DEMOKRATİKLEŞMEK MÜMKÜN DEĞİL”

    “İktidar, Muhalefet ve Demokrasi” başlıklı bir konuşma yapan Levent Tüzel, “Bunların bu ülkeye verebileceği hiçbir şey yok. Hepsi iktidar oldular. Cumhuriyet rejimlerinde görev aldılar. Bizim gerçekten demokratik bir halk egemenliğine ihtiyacımız var. Bunu kuracak güçler de buradadır. Tabanda bir araya gelmektir. Birlikteliği her yerde örgütlü bir güce dönüştürmekten geçmektedir” dedi.

    Necdet Saraç ise “Alevilik, Kimlik ve Demokrasi” başlıklı konuşmasında “Sen Kürt meselesinde net tavır koymazsan, Türkiye’nin sorunlarını çözemezsin. Türkiye’de Kürt meselesini çözmeden demokratikleşmek mümkün değil. Türkiye’de Alevi meselesini çözmeden inanç özgürlüğünü sağlamak mümkün değil. Bunlar ülkenin temel sorunları. Bu noktada daha kararlı olacaksın. 1930’larda Avrupa faşizme doğru giderken eğer bu topraklarda Balkan Paktı, Sadabad Paktı kurulabiliyorsa, bugün bizim politikamız Ortadoğu’da, Suriye’de, Irak’ta yeni savaş arama değildir. Oralarda barış ve işbirliği teşkilatları kurmaktır. Bunu söyleyenler kazanır” ifadelerini kullandı.

    Konuşmaların ardından sanatçı Hasan Ali sahneye çıkarken, konserin ardından ilk gün etkinlikleri sona erdi. Festival ikinci gününde devam edecek.

    PİRHA / BALIKESİR

  • ‘Alevilerin bin yıllık tarihini iki torba çimentoya heba etmeyin’-VİDEO

    ‘Alevilerin bin yıllık tarihini iki torba çimentoya heba etmeyin’-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Ataşehir Şubesi’nin düzenlediği “Hak Mücadelemizde Eşit Yurttaşlık Talebimizi Yükseltelim” etkinliğinde konuşan PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, cemevlerinin yapım süreçlerinde yerel ve merkezi iktidarlardan alınan desteklere ilişkin, “Kendimiz yaparız. Alevilerin en az bin yıllık tarihini iki torba çimento, bir ton demire heba etmeyin. Gitmeyin ayaklarına. Gitmeyin ki bizi de zor durumda bırakmayın” diye konuştu.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi ve Cemevi’nin, “Hak Mücadelemizde Eşit Yurttaşlık Talebimizi Yükseltelim” başlığıyla iki gün sürecek olan etkinlikleri başladı. Hacı Bektaş Veli’ye atfedilen programda; “Eşit yurttaşlık talebi tartışılsın ve yeniden örgütlensin; Diyanet İşleri Başkanlığı lağvedilsin; zorunlu din dersleri kaldırılsın; herkese inancına göre eğitim hakkı tanınsın” gibi talepler bir kez daha dillendiriliyor.

    İlk gün PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, Avrupa Alevi Birlikler Federasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Yazar Necdet Saraç ile PSAKD Ataşehir Şubesi Başkanı Gülsev Kaya konuşma yaptı.

    “BİZLER ALEVİLERİZ, HAK MÜCADELESİ YÜRÜTENLERİZ”

    “Yüzümüzü kadınlara ve çocuklara dönmeliyiz” diyen Kaya, Aleviler olarak hak mücadelesi yürüttüklerini söyledi. Örgütlenme ve mücadele sözcüklerinden kaygı duyanların olduğunu belirten Kaya, şunları söyledi:

    “Buluşmamızın temel konu başlığı, hak mücadelesinde eşit yurttaşlık talebimiz. Bizler Aleviyiz, hak mücadelesi yürütenleriz. Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki mücadele, örgütlenme dediğimizde kulaklara kaygı veriyor. Artık derneklere üye olurken kaygı duyuyoruz. Yaşamı bize dar eden anlayışlara karşı bizler gücümüzü birlikteliğimiz ve örgütlülüğümüzden almalıyız.

    Aleviler tarihin her döneminde katledilmeye, inancı, dili, kültürü yasaklanmaya devam etti. Ama Aleviler olarak bugün hala varız diyoruz. Meşru mücadelemizin sonucunda bugün cemevleri var. Onlar statü verir, vermez ama bugün biz cemevlerinde etkinlikler yapıyorsak, Hakk’a yürüyen canların hizmetini görüyorsak, bir bütün olarak buluşuyorsak, her bir cana sorumluluk düşüyor.”

    “DAHA ÖRGÜTLÜ SİYASET YAPMAKTAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Kaya, Isparta Cemevi açılışında yaşananlara da değinirken, “Isparta’da Gani başkana siyaset yapıyorsun denildi. Evet siyaset yapacağız. Daha güçlü seslerle siyaset yapacağız. Çünkü siyaset yaşamdır. Her şeyi belirleyen siyasettir. Daha örgütlü siyaset yapmaktan vazgeçmeyeceğiz. Siyaset yalnızca birilerinin tekelinde değildir. Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılsın diyoruz. İnanç ve ifade özgürlüğü anayasada var fakat hapishaneler bu hakkı kullananlarla dolu. Biz vazgeçmeden sözümüzü söylemeye, siyaset yapmaya devam edeceğiz. Dün zorunlu din dersleri kaldırılsın diyorduk ama bugün görüyoruz ki bütün dersler zorunlu din dersi, din kültürü haline geldi. Bunun için bir şeyler yapmak gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    “ANAYASAL HAKLARIMIZ SORUNU ÇÖZMÜYOR”

    Türkiye’de bir sistem sorunu olduğunu savunan Kaya, son olarak şöyle konuştu:

    “Bir bütün olarak Alevilerin sorunu salt kişilerden ibaret değildir. Bir sistem sorunudur. Anayasal anlamda haklarımız olsa da görüyoruz ki, bu sorunlarımızı çözmüyor. Alevilerin de, Kürtlerin de, bir bütün ötekilerin tamamının sorunu bir sistem sorunudur. Bu sistem ile yüzleşmek, resmi ideoloji bize hangi yaptırımları uyguluyor, biraz buradan bakmak gerekiyor. Bunun üzerinden eşit yurttaşlık talebini yükseltmek gerekiyor.”

    “FETÖ TEHKİKESİNİ 1999 YILINDA GÖRDÜK”

    PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan ise kurumlarına ilişkin konuşurken, “PSAKD’nin arşivini taradık. Baktığımız zaman PSAKD’nin Alevi örgütlenmesinin beyni olduğunu gördük. Günümüzün iktidarı FETÖ tehlikesini daha yeni görürken, biz 1999 yılında görmüşüz. Zamanın başbakanı ve genel merkezlerinin önüne FETÖ kitaplarını siyah kaplayarak bırakmışız. Bu örgüt geriye dönüp baktığımızda çok şey yapmış. Şubeyi ilk kurduğumda insanlar benden kaçıyorlardı. Selam vermekten, Aleviyim demekten korkuyorlardı. Alevi örgütleri bir anlamda Alevilerin kimliğini açıklamada çok büyük bir iş yapmıştır” dedi.

    “ALEVİLERİN TARİHİNİ İKİ TORBA ÇİMENTOYA HEBA ETMEYİN”

    Cemevlerini, Alevilerin şehirlerdeki kalesi olarak gördüğünü kaydeden Kaplan, cemevlerinin yapım süreçlerinde yerel veya merkezi iktidardan alınan desteklere de değindi. Kaplan, “Kendimiz yaparız. Alevilerin en az bin yıllık tarihini iki torba çimento, bir ton demire heba etmeyin. Gitmeyin ayaklarına. Gitmeyin ki bizi de zor durumda bırakmayın” diye konuştu.

    “VALİ VE BELEDİYE BAŞKANINA O SÖZLERİNİ YEDİRECEĞİZ”

    “Bu ülkede laiklikten bahsedilecekse mutlaka Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılması gerekiyor” diyen Kaplan, Hacıbektaş’ta ve Isparta’da yaptığı konuşmayı hatırlatarak, şunları söyledi:

    “Alevi köylerine zorla cami yapmakta bir zulümdür. Cumhuriyetten bu yana Alevi köylerine zorla yapılan camileri ya başka mekanlara çevirin ya da yıkın. Biz istemiyoruz. Genelkurmay Başkanı bir ara neredeyse yemek tarifi verecek duruma gelmişti. Şimdi bunun yerini Diyanet aldı. Diyanet her alana girdi. Devletin valisi ve belediye başkanının yaptıklarından hiçbir şekilde gocunmayız. Onlar bizim apoletlerimizdir. Demek ki biz doğru şey söylüyoruz. Doğru talepte bulunuyoruz.

    Ancak bizim içimizden bize karşı bir tavır sergilenirse o bizi vurur. Ama biz şube çalışmalarına başladık. Görülmemiş bir Alevi mitingiyle Isparta’da öyle bir açılış yapacağız ki; o valiye de, belediye başkanına da o sözlerini yedireceğiz. Vali bey “Biz burayı kapatırız” demiş. Keşke kapatsa.”

    “KAHROLSUN FAŞİZM DEDİK AMA KAHROLAN FAŞİST GÖRMEDİK”

    Kaplan, ayrıca Alevi örgütlerinin sokak mücadelesinden uzak kaldığını vurgularken, “Alevi örgütlenmesi eşit haklar mücadelesi konusunda sokaktan elini ayağı çekmiş gibi görünüyor. Fakat biz mücadele biçimimizi değiştirmek zorundayız. “Kahrolsun faşizm” dedik. Kahrolan faşist görmedik. Demek ki biz başka bir mücadele hattı geliştirmek zorundayız” diye belirtti.

    “UMUDUMUZ DEVRİMCİLERDE, SOSYALİSTLERDE”

    Zorunlu din derslerinin kaldırılması konusunda oportünist davrandıklarının altını çizen Kaplan, şunları söyledi:

    “İnsanları sokaklarda topladık, miting yaptık ama çocuklarımızı kuzu kuzu din derslerine gönderdik. Bir hafta göndermesek çocukları müfredat değişir. Ama hepimiz çocuklarımızı oraya gönderdik. Pirimiz nasıl “Şah” diyerek dar ağacına gittiyse; bizler de “Şah” diyerek sözümüzü söyleriz. Hiçbir zamanda geri adım atmayız. Örgütümüzün tarihi bize bunu emrediyor. Cemevlerimiz yasal statüde değil. Statü verecek iktidar bunca zaman gelmedi. Bundan sonra da gelmez. Umudumuz devrimcilerde, sosyalistlerde. Devrim yaparlarsa bu ülkede belki o zaman. Umudumuz onlarda.”

    “BAŞARIMIZIN SIRRI ALEVİLERİ BİR ÇATI ALTINDA BİRLEŞTİRMEK OLDU”

    AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat ise, Alevilerin Almanya’da elde ettiği haklara dair açıklamalarda bulunarak, “Alevi örgütlenmesi çoğulcudur. Başarımızın sırrı Alevileri bir çatı altında birleştirmek oldu. Gördük ki Aleviler örgütlenmediği sürece başta devlet olmak üzere en yakınınızdaki devrimci hareket bile sizi muhatap almıyor. Almanya Devleti neden taleplerimizi yerine getirdi? Anayasal haklarımızı bize verdiler. Bir lütuf değildi. Alman Devleti bize iyilik yapmadı. Anayasasını uyguladı. Biz örgütlenmemiş, taleplerimizi dile getirmemiş olsaydık; devlet bu hakkı bize vermezdi. Önce kendi hakkımızı kendimize teslim etmemiz gerek” diye aktardı.

    “ALEVİLERİN TALEPLERİ PAZARLIK KONUSU OLAMAZ”

    Türkiye’de Alevilerin vergi ödediğini, askerlik yaptığını ama hala devletin Alevilik inancını kabul etmediğini vurgulayan Mat, “Cemevlerini ibadethane olarak tanımıyor. Devlet yıllarca inkar etti. Burada bir belediye bize yardım edebilir. Öyle bir psikolojiye bürünüyoruz ki, tamamen teslim oluyoruz. Hiç düşünmüyoruz; bu belediye başkanı benim oylarımla seçildi, bana hizmet vermek zorunda diyemiyoruz. Bu lütuf değil. Alevilerin talepleri asla pazarlık konusu olamaz. Buna itiraz etmek gerekiyor” ifadelerine yer verdi.

    “ALEVİLERİN ÖRGÜTLENMESİ, HAKLARINI KAZANMASI YÜREKLERİNE TAŞ GİBİ OTURUYOR”

    “Almanya’da elde ettiğimiz haklara ilk itiraz eden Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi oldu” diyen Mat, şunları dile getirdi:

    “AKP ve MHP elde ettiğimiz haklar için “Bunlar Türkiye’yi bölmek için Alman istihbaratının yaptığı işler” olarak değerlendirme yaptı. Bu devletin tekçi, ırkçı, faşist anlayışını her yerde anlatıyoruz. Kimseden korkmuyoruz.

    Almanya’daki hak eşitliği anlaşmasını yalnız Aleviler değil, İslam kurumları da imzaladı. Biz haklarımızı elde ettiğimizde devletin ajanı oluyoruz. Ama İslami kurumlar elde ettiğinde Ankara’dan alkışlar kopuyor. İşte iki yüzlülük bu. Sindiremiyorlar. Alevilerin örgütlenmesi, tanınır olması, haklarını elde etmeleri yüreklerine taş gibi oturuyor. Bizleri korkutmaya çalışıyorlar ama aslında kendileri korkuyor. Biz Türkiye’nin yönünün Ortadoğu’ya, şeriata, gericiliğe değil; medeniyete, demokrasiye, özgürlüğe, çoğulculuğa dönmesi için mücadele ediyoruz.”

    “HİÇBİR DİNDEN ASLA DEMOKRASİ ÇIKMAZ”

    Yazar Necdet Saraç, İslam coğrafyasındaki duruma ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, şunları söyledi:

    “Aleviler olarak sürekli ağlayan, şikayet eden bir toplumdan başka bir yere doğru evirilmemiz lazım. Bunun için de yüzleşmemiz gerek. Bazı gerçekleri değiştiremiyorsun. Avrupa 600 yıl önce din-devlet işini çözmüş. 2021 yılında hala dinin önemli, inancın belirleyici olduğunu, inancı iktidara taşımayı tartışıyorsun. Bunu terse çevirmemiz gerekiyor. Hiçbir dinden, hele ki iktidar dininden asla demokrasi çıkmaz.

    EDEBİYATI, SANATI, BİLİMİ REDDEDEN ANLAYIŞLA HESAPLAŞMAK GEREKİYOR

    Niye çıkmaz? Çünkü iktidar olan bütün inançlar bir süre sonra gericileşir. O yüzden Türkiye ve İslam coğrafyası ilerlemiyor. 600 yıllık tarihte İslam coğrafyasından evrensel ölçülerde çıkan hiç kimse yok. Edebiyatta, sanatta, bilimde, felsefede, güzel sanatlarda hiç kimse çıkmaz. Zaten bunları reddeden bir anlayıştan geliyorsun. Bu zihniyetle hesaplaşmamız gerekiyor.

    1000 yıldır bu topraklarda Ömer Hayyam’dan Hallacı Mansur’a, Mansur’dan Şeyh Bedreddin’e, Bedreddin’den Hacı Bektaş’a, Pir Sultan’a kadar bir fikri mücadele var. Bizim bu fikri mücadeleyi öne çıkarmamız gerekiyor. Fikri olarak üstün olan biziz.”

    “TÜRKİYE’DE DEMOKRASİ SORUNU VAR”

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) düzenlediği Serçeşme Hünkar Hacı Bektaş Veli Festivaline de değinen Saraç, “Siz, biz olmasaydık bu yapılmazdı. Bu gücü ifade ediyor. Isparta’yı gündem yapamadık. Gündem olmalı. Her yerde Isparta’yı tartıştıramazsan; yalnızca şikayet eden pozisyona düşersin. Türkiye’nin demokratikleşmesini öne çıkarmamız gerekiyor. Bu ülke demokratik olsaydı Alevi sorunu, Kürt sorunu konuşulmazdı. Türkiye’de bir demokrasi sorunu var. Bir sistem, zihniyet sorunu var. Bunu değiştirmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    İlk gün etkinlikleri müzik dinletilerinin ardından sona erdi.

    Barış KOP / İSTANBUL

     

  • Gazeteci Necdet Saraç: Alevi Bektaşi Temsilciler Meclisi oluşturulmalı-VİDEO

    Gazeteci Necdet Saraç: Alevi Bektaşi Temsilciler Meclisi oluşturulmalı-VİDEO

     PİRHA- Alevi örgütlerinin “Yolda birlik, mücadelede birlik” şiarıyla Garip Dede Dergahı’nda yaptıkları toplantıyı değerlendiren gazeteci Necdet Saraç, yapılan toplantıda acilen yeni kararların alınması gerektiğini dile getirdi. Alevi dünyasında günün ihtiyaçlarına cevap verecek bir alevi örgütlenmesine ve Alevi hedeflerine ihtiyaç olduğunu söyledi.

    Haberin Videosu

    16 Kasım Cumartesi günü İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Dergahı’nda “Yolda birlik, mücadelede birlik” şiarıyla Alevi örgütlerinin bir araya gelmesine ilişkin gazeteci Necdet Saraç Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Alevi hareketinin çok önemli işler başardığını ifade eden Saraç, Alevi hareketinin bir durağanlık yaşadığını ve yeni kararlar alması gerektiğini belirtti. Saraç, “Alevi hareketi dernekler ile başlayıp federasyonlaştı ve bugünkü noktaya geldi. Bugün Türkiye’de eğer bu kadar Alevilik konuşuluyorsa Alevi derneklerinin ve federasyonlarının hakkını teslim etmek lazım. Ama bir dönem kapandı. Bu toplantıda artık çok kararlı ve radikal kararlar almamız lazım. Çünkü Alevi hareketi bir bütün olarak irtifa kaybetmiştir. Yani Alevi  hareketi hem  devlet kurumu açısından hem siyasi partiler açısından dünkü ağırlığından epeyce uzaklaşmıştır” dedi.

    “ALEVİ DÜNYASININ ARTIK YENİ KUŞAK YÖNETİCİLERE İHTİYACI VAR”

    Alevi dünyasının artık yeni kuşak yöneticilere ihtiyaç duyduğunu kaydeden Saraç,  “Alevi dünyasının oluşturmuş olduğu federasyon ve derneklerin yöneticileri sürekli  yer değiştirerek uzun süre yöneticilik yaptığını görüyoruz.Bu nednele bir değişikliğe ihtiyaç var. Niye bir değişikliğe ihtiyaç var? Çünkü yeni bir bakışa ihtiyaç var. Yeni bakıştan da kastım şu günün ihtiyaçlarına cevap verecek bir Alevi örgütlenmesine ve yeni Alevi hedeflerine ihtiyaç var” şeklinde konuştu.

    ” ÇOK KISA SÜREDE ALEVİ BEKTAŞİ TEMSİLCİLER MECLİSİ OLUŞTURMALI”

    Alevi hareketinin farklı isimler altında bu kadar fazla derneğe ve vakıfa ihtiyacının olmadığını dile getiren Saraç, Alevi Bektaşi  Temsilciler Meclisi oluşturması gerektiğine dikkat çekti. Saraç sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Alevi Bektaşi temsilcileri Alevi hareketini çok renkli bir görüntüden en azından söylem düzeyinde tekli bir noktaya taşıyabilir. Alevi Bektaşi Temsilciler meclisi Türkiye’deki ve Türkiye dışındaki Alevileri tek bir çatı altında toplar. Bu Alevi dünyasının da aslında bir biçimde kendi lobisini oluşturma açısından önemli bir hamle olabilir. Bu nedenle bu toplantı ile ilgili somut önerim herkesin kendi derneğinde ve federasyonunda bugüne kadar yaptığı işleri devam ettirerek Alevi dünyasına Alevilikte bir ağırlık oluşturması gerek. Çünkü Alevilerin  Türkiye’de bir ağırlık oluşturma şansı yok. Ülke düne göre farklı bir noktaya evrildi. Yani bugün Türkiye’de laiklik, hukuk noktasında çok ciddi sıkıntıları var. Alevi sorununun çözümü de bu anlamı ile bir birlikteliği ortak birleşme ortak bir söylemi bekliyor. Çünkü bu toprakların en eski sorunu Alevi sorunudur. Ama en geç örgütlenen ve halen kendi lobisini ve doğal lobisini oluşturmayan da Alevi hareketinin kendisidir. Bu nedenle Alevi Bektaşi Temsilciler Meclisi son derece önemli ve doğru bir hamle olacaktır. Sorunların çözümüne de ciddi katkısı olacaktır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Alevi hareketi kendini yenilemekte zorlanıyor’-VİDEO

    ‘Alevi hareketi kendini yenilemekte zorlanıyor’-VİDEO

    PİRHA – Alevi örgütlenmesini değerlendiren Gazeteci -Yazar Necdet Saraç, 30 yıllık Alevi örgütlenmesinin önemli işler başardığını ancak kendini yenilemesi gerektiğini söyledi.  Saraç, “Alevi hareketi dünkü tahlillerle bugüne müdahale edemez” dedi. 

    Haberin videosu

    Avrupa’da ve Türkiye’de Alevi kurumlarında merkezi düzeyde yöneticilik yapan Gazeteci-Yazar Necdet Saraç, Alevi örgütlenmesini değerlendirdi.

    Türkiye’nin 1950’lerden sonra kentleşmeye başladıktan sonra adım adım Alevilerle daha sonra Alevi örgütleriyle tanıştığını belirten Saraç, 30 yıllık Alevi örgütlenmesinin önemli işler başardığını, Alevilerin varlığını ve çözülmesi gereken sorunların olduğunu herkese duyurduğunu kaydetti.

    Alevi taleplerinin Türkiye’de uygulanmadığını ancak cemevleri meselesinin meşru bir zemine oturduğunu belirten Saraç, Diyanet İşleri Başkanlığı, zorunlu din dersleri meselesinin ise sürece yayıldığı için dezavantaj oluşturduğuna dikkat çekerek, Alevi hareketinin bunların üzerine tekrar gitmesi gerektiğini vurguladı.

    “ALEVİ HAREKETİ YENİ ÇALIŞMALAR YAPMALI” 

    Alevi hareketinin klasik dernek örgütlenmesiyle bugünkü sürece müdahale etmesinin mümkün olmadığını ifade eden Necdet Saraç, Alevi hareketinin iki önemli sorununa işaret ederek, “Bir tanesi örgütsel olarak Alevi hareketi kendisini yenilemekte zorlanıyor. İkincisi ise taleplerinin hayat bulması noktasında yeni hamleler yeni çalışmalar hayata geçirmesi gerekiyor. Bu da düşünsel olarak yeni bir programla yeni bir perspektifle buluşması anlamına geliyor. Bunu Alevi hareketinin masaya yatırıp kırmadan dökmeden konuşuyor olabilmesi gerekiyor. Çünkü bu ülkede Alevi hareketinin başardığı işler yönünde başarmadıklarını da görüyoruz” dedi.

    Yeni modeller üzerinde tartışılması gerektiğinin altını çizen Saraç şöyle devam etti:

    “Alevi dünyasında dün de, bugün de yarın da hem Aleviliğin yorumlanması noktasında hem de siyasi teknik olmaz. Bu Aleviliğin doğasına aykırı. Bugün de yarın da insanlar siyasal, sınıfsal pozisyonlarına göre bulundukları yere göre Aleviliği yorumlayabilirler. Sizin kırmızı çizgileriniz olur onları korursunuz; ırkçılık, faşizm gibi ama kırmızı çizgiler dışındaki bütün gücü bir araya getirip yeni modeller üzerinde tartışabilmek gerekiyor.
    Alevi dünyasında dergah modeli tartışılabilecek modellerden bir tanesiydi. Dünkü dergah modelleri kuşkusuz 2000-2019’ler Türkiye’sinde bire bir uygulanır mı? Kuşkusuz uygulanamaz ama bir biçimde oradan feyz alınabilir. Onun dışında inanç örgütlerinin oluşturduğu modeller var, Kilise modeli. Bunlar geniş kapsamlı modeller yani yalnızca dini örgütlenme olmaktan çıkıyor. Kuşkusuz dinin orada da etkisi var ama çocuklara yönelik yuvalar yapıyorlar, kreşler, hastaneler yapıyorlar vb. çalışmalar yapıyorlar.”

    Alevilerin yeni cemevleri açma çabasının yerine öğrenci yurtları üzerinde kafa yormaları gerektiğini kaydeden Necdet Saraç, Alevi örgütlerinin özellikle başarılı üniversite öğrencilerine yönelik burslar üzerine kafa yorması ve Alevilikle ilgili araştırma yapan öğrencilerin desteklenmesi gerekliğini belirtti.

    İZMİR/PİRHA

     

     

  • ‘Kılıçdaroğlu’nun dokunulmazlığının kaldırılması siyasi intihar olur’- VİDEO

    ‘Kılıçdaroğlu’nun dokunulmazlığının kaldırılması siyasi intihar olur’- VİDEO

    PİRHA – Türkiye siyasi atmosferini değerlendiren Gazeteci-Yazar Necdet Saraç, Cumhurbaşkanlığı sisteminin işlevsiz kaldığını belirterek, erken seçim ihtimalinin yüksek olduğunu söyledi. Saraç, Kılıçdaroğlu’nun dokunulmazlığının kaldırılmasının ise siyasi intihar olacağını kaydetti. 

    Haberin videosu

    Türkiye siyasi atmosferini değerlendiren Gazeteci-Yazar Necdet Saraç, Türkiye’nin 31 Mart ve tekrarlanan 23 Haziran seçimleriyle yeni bir siyasal sürece geçtiğini söyledi. Saraç,  23 Haziran sonrası yaşanan süreçte Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı sisteminin kendisini taşıyamadığı ve halkın önemli bir kesiminin bu sistemin değişmesi gerektiğini istediğini vurguladı.

    Yapılan kamuoyu araştırmalarına değinen Saraç, “Başkanlık sistemini isteyenlerin sayısı nedir?” diye yapılan tespitlerde başkanlık sistemini isteyenlerin sayısının giderek azaldığının altını çizdi. Saraç, ikinci olarak ise insanların hukuka güveninin giderek azaldığını kaydetti.

    “TÜRKİYE’NİN İŞLEYEMEYEN CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİNDEN UZAKLAŞMASI LAZIM”

    Türkiye’nin demokratikleşmediği sürece değişmesi ve beklentilere cevap verme şansının olmadığına dikkat çeken Necdet Saraç, ülkenin demokratikleşmesi bazı adımların atılması gerektiğini kaydetti. Saraç bu adımları şöyle açıkladı:

    “Atılması gereken en önemli adım; Türkiye’de mutlaka adına Cumhurbaşkanlığı sistemi denen, yürümeyen, işlemeyen, yönetemezle işlevsiz hale gelen bu sistemden biran önce uzaklaşmak gerekiyor. Bu sistemden uzaklaşmanın anlamı şudur: Güçlendirilmiş demokratik bir parlamenter sisteme ihtiyaç var. Türkiye’de insanların ihtiyacı bu. Siz böyle bir hamle yaptığınızdan itibaren Türkiye bir hukuk devletine dönüşür. Türkiye hukuk devletine dönüşürse çifte standartlar ortadan kalkar. Yani Sırrı Süreya Önder’in Anayasa Mahkemesi’nin almış olduğu karardan bırakılmış olması kuşkusuz doğru bir karar ama Sırrı Süreya Önder’in bir yıldır cezaevinde yatmasının hesabını kim verecek? Bu örneklerin sayısı tekil değil. Türkiye’de iki şeyin hızla yapılması lazım. Hukukun demokratikleşmesi ve ifade özgürlüğü olarak ifade ettiğimiz düşünce özgürlüğünden dolayı cezaevinde bulunun tutuklu ya da hükümlü pozisyonunda olan insanların derhal bırakılması gerekiyor. Bu ülkede Gezi davasından dolayı hala içeride tek sanık olarak kalan Osman Kavala’nın neden içeride olduğuna dair bir cevap yok. Bu ülkede Eren Erdem’in cezaevinde neden olduğunun cevabı yok. Bu ülkede Selahattin Demirtaş’ın hala cezaevinde tutulmasının vicdanlarda ve hukukta da karşılığı yok. O anlamda Türkiye bu hamleleri yaparsa rahatlar.”

    “TARTIŞMAYI %50+1’DEN %40+1’E GETİRMEK BİR ŞEYİ ÇÖZMEZ”

    Eski bakan Faruk Çelik’in geçtiğimiz günlerde yaptığı “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde, cumhurbaşkanı seçiminde yüzde 50+1 Türkiye’yi yorar, yüzde 40 olmalı” önerisini de değerlendiren Gazeteci Necdet Saraç, “Tartışmayı %50+1’den %40+1’e getirmek bir şeyi çözmez. Yapılması gereken bu mevcut sistemin değiştirilmesi gerekiyor. Türkiye insanı bunu bekliyor. Hepimizin üzerinde mutabık kaldığı şey var. Siz bu sistemi değiştirmediğiniz sürece bu sistem Türkiye’de ekonomiyi de düzeltmez. Bu sistem değişmediği sürece eğitim sistemi yerlerde sürünmeye  ve sorun olmaya devam eder” diye konuştu.

    “GERİLİM POLİTİKASI AZALIRSA SURİYE TARTIŞMALARI DA GÜNDEMİMİZDEN DÜŞER”

    Saraç konuşmasında sık sık Türkiye’nin normalleşmesi gerektiği üzerinde durdu. Normalleşmenin Türkiye’de kutuplaşmayı da ortadan kaldıracağına işaret eden Saraç, Türkiye’nin uzun bir süredir %50+%5o blok haline dönüştüğünü böyle bir bloklaşmanın kimseye hayrı olmadığının altını çizerek şöyle devam etti:

    “Kutuplaştırmanın, ötekileştirmenin bazılarını düşman ilan etmenin, yabancı düşmanlığı ve ırkçı kavramlarının kullanılmasının hiç kimseye yararı yok. Bunların aşılabilmesi de bu noktada hem gerçekçi olmayı hem de hukuk devleti olmayı gerektiriyor. Türkiye bunu hak ediyor.  Türkiye’de gerilim politikalarını azaltmak Türkiye’nin yararına olacaktır. Bu gerilim politikaları azaldığında bu güvenli bölge tartışmaları, Suriye vb. tartışmalar da gündemimizden kalkacaktır.”

    “BARIŞIN SAĞLANMASI GEREKİR”

    17 Yıllık AKP iktidarının herkese ideolojik politik hegemonya dayattığını söyleyen Saraç, “17 yıldır mevcut iktidar sanki kendi söyledikleri her şey doğruymuş gibi bir şey söyledi. Bunun doğru olmadığını görüyoruz” dedi.

    Geçtiğimiz hafta CHP’nin düzenlediği Suriye Barış Konferansı’nı hatırlatan Saraç, “Bir kez daha gördük ki Türkiye’de savaş dışında, askeri operasyonalar dışında, militarist yaklaşımlar ve otoriter yaklaşımlar dışında bir başka seçenek daha var.  O seçenek de barış seçeneğidir. Barış seçeneği Türkiye’yi rahatlatır, rahatlattığı gibi ekonomiye de katkıda bulunur. Savaşa yatırılan paranın 150-200 milyar arasında değişen bir rakam olduğunu söylüyor. Ekonomik krizin bu kadar derinleştiği, rakamlarla oynanarak enflasyonun düşük gösterildiği bir ülkede bu tür paralarla yapılması gereken şey belidir. Siz parayı silaha ve savaşa değil parayı eğitime ve sağlığa yatırmanız gerekiyor. Türkiye’nin böylesine bir ihtiyacı var” diye konuştu.

    “SİYASİ İNTİHAR OLUR”

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Kılıçdaroğlu’nun dokunulmazlığının kaldırılması yolu aralandı” sözlerini de değerlendiren Gazeteci Necdet Saraç, “CHP Genel Başkanına yönelik dokunulmazlığının kaldırılması, bir takım cezai operasyonların yapılması siyasi bir intihardır. Bu Türkiye’de hiçbir şeyi rahatlatmaz. Çünkü insanlar 23 Haziran’la birlikte korku duvarını aştılar. İnsanları korkutarak, insanları cezalandırarak, yargıyı iktidarın bir kılıcı gibi sürekli yukarıda tutarak Türkiye’de hiçbir sorun çözülmez. Bu bir siyasi intihardır. Umarım yapılmaz” dedi.

    “ERKEN SEÇİM OLASILIĞI YÜKSEK”

    Türkiye’de erken seçim olasılığının konuşulduğunu kaydeden Saraç, “Bunlar böyle yaptığı sürece gitmeleri daha da hızlanır.  Yönetemedikleri için götürmek durumundalar ama bu tür hamleler Türkiye’de erken seçimi çok daha hızlandırır” ifadelerini kullandı.    PİRHA/İZMİR

     

     

     

     

     

  • ‘Pir Sultan direncin ve inancın simgesidir’-VİDEO

    ‘Pir Sultan direncin ve inancın simgesidir’-VİDEO

    PİRHA-Üç gün sürecek olan Pir Sultan Abdal 9. Kültür Etkinlikleri panel ve müzik ve dinletisi ile başladı.

    HABERİN VİDEOSU

    Pir Sultan Abdal 9. Kültür Etkinlikleri ilk gününde panel ve müzik dinletisi ile başladı. Edremit Zeytinli Altınkum Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleşen ve PSAKD Edremit Şube Sekreteri Hüseyin Altay’ın sunuculuğunu yaptığı ‘Pir Sultan Abdal’ın yaşamı ve Felsefesi’ paneline CHP Eski Milletvekili Mehmet Tüm ve gazeteci yazar Necdet Saraç panelist olarak katıldı.

    “FARKLI İNANÇ VE KİMLİKLERE DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ”

    Alevi hak talep mücadelesinde hakka yürüyenler için yapılan saygı duruşu ardından açılış konuşması yapan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Edremit Şube Başkanı Hüseyin Simliova, “Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan diyen Pir Sultan hakkı savunup halkı birliğe davet ederek ezilen halkın kalbinde taht kurdu ve haksızlığa karşı gelmenin simgesi oldu. Onun doğrularından ödün vermeyişi, insanlara yol gösterecek onurlu mücadelesi ise her zaman rehberimiz olacaktır. Pir Sultan olayı ve savunduğu değerler insanlaşma yönündeki uzun yürüyüş tarihinin önemli bir parçasıdır” diye konuştu.

    “Ülke bir avuç sömürücünün, ezenin çıkarı için krizdedir”diyen Simliova, krizin her geçen gün derinleştiğine dikkat çekti. Simliova şöyle devam etti:

    “Toplumu gericileştiren, kaos ortamı yaratan kendi karanlık hedefine doğru ilerliyor. Bu durumu değiştirmenin yolu toplumun birlik ve beraberliğinden geçiyor. Çözümün, değişimin ve kalıcı barışın yolu tüm farklı inanç ve kimliklerin düşünce özgürlüğünün sağlanmasıdır. Çözüm halkımızın inadına diriliğinden, birliğinden geçiyor.”

    “PİR SULTAN DEVRİMCİ DURUŞTUR”

    “Pir Sultan devrimci duruşu olan bir ozandır. İnancın ve direncin simgesidir” diyen CHP geçmiş dönem milletvekili Mehmet Tüm, halk sanatçısının devlet sanatçısından farklı olarak halkın yanında olduğunu hatırlatarak, “Zulme karşı direncin haykırışıdır. Bir inancın şahlanışıdır. Devlet sanatçısı ile halk ozanı arasında fark vardır. Birisi devletten yana diğeri halkından yanadır. İktidarın kirli oyunlarına karşı başını dik tutacaksın. Pir Sultan olmak kolay değildir” dedi.

    Halkın emeğinin sömürüsüne karşı Pir Sultan’ın bir duruş olduğunu söyleyen Tüm, günümüzde de Pir Sultan gibi direnenlerin olduğunun altını çizdi. Zulme karşı mücadele edenlerin kazanacağını vurgulayan Tüm, şunları ifade etti:

    “Halkın emeğini yiyene karşı Pir Sultan bir duruştur. Bizim ‘herkese yeter dünya, yeter ekmek’ diyen bir anlayışımız var. Pir Sultan gibi direnen Deniz Gezmişlere, Hüseyin İnanlara, Ali İsmail Korkmazlara ve Berkin Elvanlara selam olsun. Hınzır Paşalar siyasetten adalete bir çok yerde var. Ama Pir Sultanlar unutulmadı ve halkın gönlünde yatıyor. Mücadele eden her zaman kazanamayabilir ama kazananlar mücadele edenlerdir. Güneşli güzel günler diktatörlere karşı gelmekle olur. Özgür, eşit, adil bir ülkeyi beraber kuracağız. Ne mutlu Pir Sultan’ları anlayanlara.”

    “PİR SULTAN’I ÖLDÜRMEK MÜMKÜN DEĞİL”

    Panelde son olarak söz alan gazeteci yazar Nejdet Saraç ise adalet ve direnç duygusunu ortaya çıkaranların halkın nezdinde ölümsüz olduğunu söyledi. İktidarların tek bir değeri ortaya çıkaramadığını dile getiren Saraç, farklı kimliklerin bir görülmediği müddetçe ülkede normalleşmenin olamayacağının altını çizerek şunlara dikkat çekti:

    “Pir Sultan’ın nereye gömüldüğü bile bugün meçhuldür. Eğer siz adaleti, direnci ortaya çıkarmışsanız ölümsüzsünüzdür. Kahramanlar olmadan mucizeler olmaz. En önemli sembollerden biri Pir Sultan’dır. Duyguda, düşüncede yaşatılan Pir Sultan’ı öldürmek mümkün değildir. İktidar hep zalimliği, zulmü, adaletsizliği ortaya çıkarmıştır. Onların yetiştirdiği tek bir değer yok. Mücadeleyi göze almayanların bir şeyleri değiştirmesi mümkün değildir. Farklı kimlikleri bir görmedikçe normalleşemezsiniz. Bu topraklarda bir çok sesin yükselmesi gerekiyor. Pir Sultan çizgisi güçlendiğinde acılara gerek kalmaz. Cesur olmak gerekiyor. Değişim isteyenler ağlamaz onun peşinden gider. Bu düzen çürümüştür, ayakta duramaz. Diyanet gibi kurumlara tavır alamayanlar, siyasal İslama karşı çıkamayanlar hiç bir şey yapamaz.”

    Etkinlik sanatçı Mikail Değirmenci ve Hasan Ali Sezer’in seslendirdiği nefesler ile son buldu.

    PİRHA/EDREMİT

  • Okmeydanı Cemevi’nde bugün ‘Nasıl bir seçime gidiyoruz’ paneli gerçekleştirilecek

    Okmeydanı Cemevi’nde bugün ‘Nasıl bir seçime gidiyoruz’ paneli gerçekleştirilecek

    PİRHA – Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı’na bağlı İstanbul Okmeydanı Cemevi’nde bugün (25 Ocak) ‘Nasıl bir seçime gidiyoruz’ konulu panel düzenleniyor.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı İstanbul Okmeydanı Cemevi, ‘Nasıl bir seçime gidiyoruz’ konulu panel düzenliyor. Cemevinde gerçekleştirilecek panel bu akşam saat 19.00’da başlayacak. Panele Gazeteci yazar Necdet Saraç konuşmacı olarak katılacak. (HABER MERKEZİ)

  • Erdoğan’ın ‘Cemevlerine hukuki statü’ açıklamasına Alevilerden tepki

    Erdoğan’ın ‘Cemevlerine hukuki statü’ açıklamasına Alevilerden tepki

    PİRHA- AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın AKP’nin milletvekili aday tanıtım toplantısında “Cemevlerine hukuki statü sağlayacağız” sözlerine Aleviler sosyal medyada sert tepki gösterdi. 

    AKP’nin seçim beyannamesi ve milletvekili aday tanıtım toplantısında konuşan AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “24 Haziran seçimlerinden sonra demokrasimizi geliştirmeye devam edeceğiz, demokrasiyi bir üst lige çıkaracağız. Cemevlerine hukuki statü sağlayacağız” sözlerine Alevi toplumundan sosyal medyada tepki yağdı.

    “DAHA NELER DUYACAĞIZ”

    Can TV Genel Yayın Yönetmeni Zeynel Gül, sosyal medyadan ‘Şaka gibi’ başlığıyla yayınladığı yazıda tepkilerini şöyle dile getirdi:

    “Tayyip Erdoğan: ’25 Haziran sabahı gazeteciler tutuklanmayacak’ diyor. Sen 24 Haziran seçimlerini kazanmak için mi yüzlerce gazeteciyi hapse attırdın? ‘Cemevlerine yasal statü vereceğim’ diye eklemiş; AİHM’in Cemevleri İbadethane’dir raporuna, ‘AİHM kararları bizi bağlamaz’ diyen ben miydim? Daha neler duyacağız….”

    “DİN İLE SİYASETİ BİRBİRİNE KARIŞTIRAN İLK KİŞİ MUAVİYE’DİR”

    Baba Mansur Ocağı pirlerinden Eren Yıldırım da “Birisi yine her seçim öncesi olduğu gibi din ile siyaseti birbirine karıştırarak vaatlerde bulunmaya başlamış. Hatırlatmak da yarar var: Din ile siyaseti birbirine karıştıran ilk kişi Muaviye’dir.” dedi.

    “CEMEVLERİ, ERDOĞAN VE İNCE”

    Yazar Necdet Saraç ise ‘Cemevleri, Erdoğan ve İnce’ başlıklı yazısında şunlara değindi:

    “Sanki 16 yıldır ülkeyi başkası yönetiyordu, sanki ‘İslamda cami dışında başka bir ibadethane (yani Cemevi) yok’ diyen başkasıydı.
    Anlaşılan o ki, 16 yıldır ülkeyi yöneten ve meydanlarda Kılıçdaroğlu’nu Alevi kimliğinden dolayı yuhalattıran Recep Tayyip Erdoğan, anlaşılan oldukça zorda ki, açıkladığı seçim beyannamesinde yeniden Alevileri hatırladı ve ‘Cemevlerine hukuki statü tanıyacağız’ dedi. Böyle diyen Erdoğan’a Muharrem İnce CNN Türk’te ‘Sayın Erdoğan’ın elini kolunu tutan yok, kaldı ki bu karar için seçimi beklemeye de gerek yok, KHK ile hemen bu kararı uygulasın’ dedi ve ekledi: ‘Biz iktidar olduğumuzda bunu (Cemevlerine yasal statüyü) hemen yapacağız!’”

    “BU SANA DERT OLACAK”

    Yazar Erdal Yıldırım da “Alevi düşmanı statü verecekmiş. Aleviler bu kez hile ve yalanlarınla baş edecek. Seni iktidardan indirecekler. Bu sana dert olacak” ifadelerini kullandı. (HABER MERKEZİ)

    Gazeteci İsmail Pehlivan ise “İnanmıyorum. ‘Cemevlerine yasal statü tanıyacağım’ diyorsun. Soruyorum 16 yıldır neredeydin” diye sordu.

  • Kütüphaneciler Haftası’nın son etkinliği Şahkulu Vakfı’nda yapıldı

    Kütüphaneciler Haftası’nın son etkinliği Şahkulu Vakfı’nda yapıldı

    PİRHA – 54. Kütüphaneciler Haftası’nın son etkinliği, geniş bir katılımcı eşliğinde Şahkulu Sultan Vakfı’nda yapıldı. Etkinlik kapsamında “Alevi Bektaşilikte Kütüphanelerin Rolü” alt başlığıyla yapılan panel kendi alanında bir ilki temsil ediyordu.

    Etkinlikte panel öncesinde “Şahkulu Alevi Bilgi Merkezi (Kütüphanesi) ve çalışmaları” üzerine çeşitli konuşmalar yapıldı.

    BİLGİNİN VE KÜTÜPHANENİN ÖNEMİNE DEĞİNİLDİ

    Şahkulu Alevi Bilgi Merkezi Kütüphane Sorumlusu Yusuf Karaman’ın moderatörlüğünü yaptığı etkinlikte, açılış konuşmasını Şahkulu Sultan Vakfı Başkanı Mehmet Çamur yaptı. Mehmet Çamur konuşmasında kitabın ve kütüphanenin önemi üzerine örnekler verdi. Arkasından da bilginin ve öğrenmede kütüphanelerin önemine dikkat çekti.
    Etkinliğe katılan CHP Genel Sekreteri Akif Hamzaçebi ise kitabın ve kütüphanenin hoşgörüdeki önemine dikkat çekerek, Yunus Emre’den, Hacı Bektaş’tan ve Hz. Ali’den örnekler vererek, aydınlanmaya hizmet eden çalışmalara verilen desteğin önemine vurgu yaptı.

    “KİTABIN OLDUĞU YERDE SAVAŞ OLMAZ”

    Şahkulu kütüphanesinin yeniden yapılanmasında görev yapan ekip adına konuşan Özlem Güneş ise çalışmaların daha büyütülmesini istedi.

    Şahkulu Sultan Vakfı’nda “Akademi, Kütüphane, Kitap Fuarı, Ozanlar Festivali” gibi projelerde danışmanlık yapan Necdet Saraç ise bilimde, demokraside ve barışta kitabın önemine vurgu yaparak, “bilimin, sanatın, kitabın olduğu yerde savaş ve kutuplaştırma olmaz” vurgusu yaptıktan sonra geleneksel çalışmaların yanı sıra esas itibariyle model çalışmaların büyütülmesinin önemine dikkat çekti. Ve 12-13 Mayıs’ta “2. Ozanlar Festivali”, Eylül’de “3. Alevi Kitap Fuarı”nın yapılacağını açıkladı.

    “KÜTÜPHANELER SOSYALLEŞME MERKEZLERİDİR”

    Açılış konuşmalarından sonra yapılan panelde, Şahkulu Kütüphanesi’nin ilk oluşum döneminde de yer alan Dr. Güssün Güneş, Türkiye’de genel olarak okuma ve kütüphane alışkanlıklarına vurgu yaparak, “kütüphaneler aynı zamanda sosyalleşme merkezleridir” dedi. Güneş, “Alevi Bektaşi araştırmalarında Şahkulu Kütüphanesi önemli bir merkezdir, bu çalışmayı daha da güçlendirmek ve büyütmek gerekir” diye konuştu.

    “NEFESLER OLMADAN ALEVİLİK OLMAZ”

    “Alevi nefesleri ve yazılı kaynakları” üzerine konuşan Muharrem Temiz de “Nefesler olmadan Alevilik olmaz” vurgusu yaptıktan sonra, örnekler de vererek, “Bu alanda kaybolmuş, kaybolmaya yüz tutmuş eserlerin yeniden ortaya çıkartılması ve dokümantasyonların oluşması için Alevi kurumlarına büyük görev düşüyor, ben bu çalışmada görev almaya hazırım” dedi.

    Muharrem Temiz konuşmasını bitirdikten sonra nefesleri kapsayan kısa bir dinleti yaptı, arkasından da kendisinin derlediği “Arguvan Deyişleri” başlıklı kitaplarını imzaladı. (HABER MERKEZİ)

     

  • ABF, ADFE ve AVF, düzenledikleri ‘Nevruz Cemi’nde eşit yurttaşlık hakkı istedi-VİDEO

    ABF, ADFE ve AVF, düzenledikleri ‘Nevruz Cemi’nde eşit yurttaşlık hakkı istedi-VİDEO

    PİRHA- Baharın uyanışı olarak da bilinen Newroz, Şahkulu Sultan Dergahı’nda gerçekleşen Nevruz cemi ile karşılandı. Barış mesajlarının verildiği etkinlikte Alevilerin eşit yurttaşlık haklarının yerine getirilmesi çağrısında bulunuldu.

    Alevi Bektaşi Federasyonu; Alevi Vakıflar Federasyonu ve Alevi Dernekler Federasyonu ile birlikte Şahkulu Sultan Dergahı’nda 21 Mart Hz. Ali’nin doğum günü vesilesiyle ‘Sultan Nevruz Cemi’ düzenledi. Kurum başkanlarının konuşmaları, deyiş dinletisi ardından  cem yapıldı.

    Alevi kurum temsilcileri, dede, pir, taliplerin de bulunduğu çok sayıda kişi ‘Nevruz cemi’ne katıldı. Lokmaları ile dergaha gelenler türbeleri gezerek dualarını edip mumlarını yaktı.

    Dergah dedelerinden Musa Güzel’in verdiği duanın ardından aklın, temizlik, paklığın simgesi olduğuna inanılan süt dağıtıldı. Sütün dağıtılmasının ardından Newroz etkinliği başladı. Saygı duruşu ile başlayan etkinliğin açılış gülbengini Eren Yıldırım dede okudu.

    KUTUPLAŞMANIN ORTADAN KALKTIĞI BİR NEWROZ DİLEĞİ

    İlk konuşmayı Gazeteci -yazar Necdet Saraç yaptı. Saraç, “Yüzlerce yıla yayılan geleneği inançla buluşturuyoruz. Selamlıyorum bu buluşmayı. Newroz hangi dilde, kimlikte anılıyorsa anılsın ortaklığı yeni güne başlamaktır. Bugünün önemini yaşamı yeniden yorumlamaktır. Yalnızca Ortadoğu coğrafyası değil pek çok kesim Newroz’a anlamlar yüklemiştir. İnsanlar yeniyi umutla birlikte anarlar. Onun için Newroz Aleviler açısından kendine biçtiği yeni misyonlarla ifade ediyor. Bugünü büyütmenin yolu kutuplaşmaları, ayırmaları ötekileştirmeleri bu tür dillerin ortadan kalkmasına bağlıdır. Şiddeti ve savaşı yok etmekten geçiyor. Bugün barış için kardeşlik için yeni bir barış dili özellikle Aleviler için eşitlik yurttaşlığın öne çıkardığı bir gün olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.

    “TABİATIN YANI SIRA BİZLER DE UYANALIM”

    Alevi Dernekler Federasyonu Başkanı Zeynel Şahan dede günün anlam ve önemine değinen bir konuşma yaptı. Şahan dede şöyle konuştu:

    “Newroz yeni bir gün yeni bir doğuşun ayağa kalkışın adıdır. Tabiatın ayağa kalkması demektir. Öyleyse bu tabiatın ferdi olan bizler de uyanalım, dik duralım. Ruhen ve bedenen ayağa kalkmanın adıdır Newroz. Asya ve Mezopotamya toplulukları bu bayramı asırlardır kutlamaktadır. Herkesin kendine özgü gelenek ve göreneklerince kutlanmaktadır. Aleviler olarak buna farklı anlam kazandırmışız. Doğanın doğuşunun yanı sıra Hz. Ali’nin doğum günü olarak kutlamaktayız. Paylaşmanın, barışın adıdır Newroz. Benliklerimizden, nefsimizden kurtulamazsak bu birliğe hiçbir katkımız yoktur. Bunlardan kurtulmamız lazım. Köstek olmak isteyenler varsa bu toplum onların hesabını görecektir. Bu toplum kavgadan, savaştan yana değil tüm insanların barışından yanadır. Edremit’teki çalıştay güzel sonuçlar ortaya koydu. Sizlerin bir olarak cem olmanız dışarda kalanlara ışık olacaktır. Süt aklın temizliğin paklığın sembolüdür. Onun için süt dağıtırız. Hz. Fatıma’yı temsil eder. O yüzden analar baş tacıdır. Bu Newroz’un birlik ve beraberliğe öncü olması dileğiyle.”

    “HUKUK DEVLETİYSENİZ BU MASAYA OTURMAK ZORUNDASINIZ”

    Alevi Vakıflar Federasyonu Genel Sekreteri Hakkı Ergin de karanlığın aydınlığa mağlup olduğu böyle bir günde eşit yurttaşlık haklarının hukuk zemininde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Alevilere ilişkin AİHM’in zorunlu din derslerinin ayrımcılık olduğuna, cemevlerinin Alevilerin ibadethanesi olduğuna ve Alevilere genel bütçeden pay ayrılmasına ilişkin verdiği karara rağmen hala iç hukukta karşılık görmediğini söyledi. Ergin, alınmış bu kararların hayata geçmesi için verilen mücadelelere rağmen OHAL ve savaş bahanesiyle ertelenip durduğunu ifade ederek, “Uluslararası alanda bir hukuk devleti kalacaksanız bu masaya oturmak zorundasın” dedi.

    Diyanet’in son açıklamasına da değinen Ergin, “İsminin önünde Prof. yazan birinin Diyanet’in başında olması utançtır. Alevilerin ibadethanesi cemevi, ibadet şekli de cemdir. Bugünün barışa kardeşliğe hizmet etmesini diliyorum” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLERE DON BİÇMEK İSTEYENLERİ KABUL ETMİYORUZ”

    Alevi Dernekler Federasyonu, Alevi Vakıfları Federasyonu ve Alevi Bektaşi Federasyonu adına yapılan ortak açıklamayı Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Muhittin Yıldız okudu.

    Yıldız, gece ile gündüzün eşitlendiği 21 Mart Nevruz’unun bütün Ortadoğu ve Orta Asya halkları için ‘Yeni Gün’ anlamına geldiğini söyledi. “21 Mart ilkbaharın hayat bulduğu, tüm tabiatın yeniden canlandığı, kış uykusuna yatan canlıların toprak altından yeryüzüne çıktığı ve yeni bir hayatın başladığı gündür” diyen Yıldız, birlik günü anlamına gelen bugünün ruhuna uygun davranmak için üç Alevi federasyonu olarak bir araya geldiklerini vurguladı.

    Yıldız, böyle kutsal bir günde Hz. Ali’yi ve Nevruz’u alet ederek, Alevileri siyasi çıkar aracı olarak kullanmak isteyenlerin tavrının da, Alevilere kendilerine göre don biçmek isteyenlerin tavrının da kabul edilemez olduğunu söyledi.

    “CEMEVLERİNİ İBADETHANE OLARAK GÖRMEYENLERİ KINIYORUZ”

    Yıldız, “Böyle kutsal bir günde farklı inançları bir zenginlik olarak görmeyip, inançlar ve kimlikler arasında kutuplaştırma yaratanları, Alevilerin ibadethanesi olan cemevini ibadethane görmemekte ısrar eden Diyanet İşleri Başkanlığı’nı da, cemevlerini ibadethane olarak kabul etmek istemeyen herkesi de kınıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Yıldız, herkesin dilediği gibi inandığı, dilediği gibi ibadet ettiği, şiddetin ve ayrımcılığın, nefretin ve savaşın olmadığı barışın ve kardeşliğin hakim olduğu günler dileyerek herkesin Newroz’unu kutladı.

    Sanatçı Cengiz Sağlam’ın deyişlerini seslendirmesinin ardından Nevruz cemi yapıldı. Cem, lokmaların dağıtılması ile son buldu. (HABER MERKEZİ)

  • Yazar Necdet Saraç: Diyanet kapatılsın, bütçesi de bilimsel eğitime aktarılsın

    Yazar Necdet Saraç: Diyanet kapatılsın, bütçesi de bilimsel eğitime aktarılsın

    PİRHA- Diyanet’in küçük yaşta çocukların evlenebileceğini ve kız çocukların 9 yaşında gebe kalabileceğini açıklamasına bir tepki de Yazar Necdet Saraç’tan geldi. Diyanet’in kapatılmasını isteyen Saraç, “Diyanet’in bütçesi bilimsel eğitime aktarılsın” dedi. 

    Diyanet, resmi internet sitesinde bulûğ yaşının alt sınırını kızlarda 9, erkeklerde 12 olarak belirtmiş, kızların 9 yaşında gebe kalabileceklerini, erkeklerin de 12 yaşına girdiklerinde baba olabileceklerini ifade eden skandal açıklama yapmıştı. Diyanet’in bu açıklamasına bir tepki de Yazar Necdet Saraç’tan geldi.

    Saraç, “Günlük yaşama İslam hukuku üzerinden doğrudan müdahale anlamına gelen “fetva” dün Şeyhülislamlar üzerinden yapıyordu, bugün de Diyanet İşleri Başkanlığı üzerinden” dedi.

    DİYANET’E SORULAR

    “Şeyhülislamlık makamı gibi geniş yetkilerle donatılmış Diyanet İşleri Başkanlığı, kağıt üzerinde de olsa laik olan Türkiye’de iktidarı da arkasına alarak fetva yayınlamaya devam ediyor” diyen Saraç, şunları belirtti:

    “En son “9 yaşındaki kızlar evlenebilir” diye özetlenebilecek “fetva” bu işin yalnızca kamuoyuna yansıyan küçük bir parçası. Diyanet’in “buluğ çağı” ve “nikah” tanımlamalarında’9 yaşındaki kız evlenebilir’ diye belirtmesi haklı olarak kamuoyunda “çocuk istismarcılığı” olarak tepki topladı. Tepkiler artınca Diyanet her zamanki gibi bir kez daha “biz böyle demedik, söylediklerimiz çarpıtılıyor” lafının arkasına sığındı, sitesindeki tanımlamalara rağmen bu konudaki yorumları “yalanladı. Aynı Diyanet, daha önce de tepki çeken benzer “fetvaları” ve “yorumları” da ya yalanlamış ya da geri çekmemiş miydi?”

    Necdet Saraç, Diyanet’in şu skandal açıklamlarını da hatırlatarak, şu soruları sordu:

    “Babanın öz kızına duyduğu şehvet” konusunda Diyanet’in fetvası acaba neyi içeriyordu?

    “SMS ve internet üzerinden yayınlanan mesajla eşlerin “Boş ol” diyerek boşanabileceğini kim yayınladı?

    Diyanet “eti yenmeyen hayvanlarının sütünün tüketilmesinin de sözkonusu olamayacağını belirterek, “eşek sütü” tartışmalarına “ışık” tutmamış mıydı?

    Şans faktörüne dayalı oyunların “haram” ilan edilmesi bir yana “Lades oyunu da bir tür kumar niteliğindedir” diyen Diyanet değil miydi?

    Ya olgunlaşmamış “sebze ve meyvelerin satışını caiz görülmemesi” fetvası kimindi?

    Peki “Müslüman erkeklerin kadınlara has süs eşyalarını kullanmaktan uzak durmaları gerekir” diyen, “sırf süs için evde köpek beslenmesi caiz değildir” diyen Diyanet değil mi?

    Her konuda “fetva” veren Diyanet’in Alevilerle ilgili verdiği fetvaları da hatırlatarak, “Alevi olan kişi ile evlilik caiz midir?” sorusuna, “Müslüman olanla evlenilir, olmayanla evlenilmez” diyen Diyanet değil mi? diye sordu.

    “DİYANET NEFRETİ KÖRÜKLÜYOR”

    Saraç, Diyanet’in nefreti körüklediğini ancak en büyük bütçeye sahip olduğunu belirterek şunları dile getirdi:

    “117 bin 378 personeli yetmediği için 9 bin 500 personel daha almaya hazırlanan, bir çok ilin nüfusundan daha fazla personele sahip, yaklaşık 8 milyarlık bütçesiyle bir çok bakanlığın bütçesinden daha büyük bütçesi olan, protokoldeki yeri de, toplumsal örgütlenmedeki pozisyonu da sürekli büyütülen, laik bir ülkeye dini referanslarla “ayar” vermeye çalışan Diyanet İşleri Başkanlığı, toplumsal ilişkileri normalleştirmek, farklılıklarda eşitliği sağlamak, çocukları ve kadınları korumak bir yana, yayınladığı fetvalarla, yaptığı icraatlarla farklılığı, kutuplaşmayı ve nefreti körüklüyor…”

    “BU ÜLKEYE DAHA FAZLA DİN, FETVA DEĞİL, EŞİTLİK, VİCDAN GEREKİYOR”

    Yazar Necdet Saraç, bu ülkeye daha fazla din, daha fazla fetva gerekmediğini, bu ülkeye daha fazla eşitlik, daha fazla özgürlük, daha fazla vicdan gerektiğini kaydetti.

    “Laik bir ülkede fetvalara yer olmamalı, isteyen istediği gibi inanıp, istediği yerde ve istediği biçimde ibadet edebilmeli” diyen Saraç, “Diyanet kapatılsın, bütçesi laik ve bilimsel eğitime aktarılsın” ifadesini kullandı.    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Yazar Necdet Saraç: Devletin bütçesinin önemli bir bölümü laik ve bilimsel eğitime ayrılmalı

    Yazar Necdet Saraç: Devletin bütçesinin önemli bir bölümü laik ve bilimsel eğitime ayrılmalı

    PİRHA- Gazeteci Yazar Necdet Saraç, “Türkiye’de demokrasinin ve gelişmesinin yolu eğitimin laik ve bilimsel olmasından geçiyor” dedi. Saraç, eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak ve kamu yararına eğitimi desteklemek için devletin bütçesinin önemli bir bölümünün laik ve bilimsel eğitime, araştırma-gelişmeye ayrılması gerektiğini kaydetti. 

    İstanbul Kartal Meydanı’nda yapılan “Laik ve Bilimsel Eğitim Mitingi”nin yankıları sürüyor. On binlerce gerici eğitim karşıtı insanın katıldığı mitingte, laik, bilimsel ve anadilde eğitim talep edildi. Yapılan açıklamada, AKP hükümetine “Çocuklara cihatı değil sevgiyi, saygıyı öğretin” mesajı verildi.

    Geçmiş yıllarda Alevi kurumlarında ve medyasında da görevlerde bulunan Gazeteci Yazar Necdet Saraç, Kartal’da yapılan mitingte binlerce kişinin laik ve bilimsel eğitim istediğini belirterek, “Türkiye’de demokrasinin ve gelişmesinin yolu eğitimin laik ve bilimsel olmasından geçiyor” dedi.

    Sosyal medya hesabından bir açıklama yapan Saraç, eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak ve kamu yararına eğitimi desteklemek için devletin bütçesinin önemli bir bölümünün laik ve bilimsel eğitime, araştırma-gelişmeye ayrılması gerektiğini ifade etti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Saraç: Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşünü amasız ve fakatsız desteklemeliyiz-VİDEO

    Saraç: Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşünü amasız ve fakatsız desteklemeliyiz-VİDEO

    PİRHA – CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nun ‘MİT Tırları’ davasında 25 yıl hapis cezası alması üzerine CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Ankara’dan İstanbul’a kadar yürüme kararına ilişkin konuşan Gazeteci Yazar Necdet Saraç, “Toplumun tüm renkleri bir araya gelerek amasız ve fakatsız bir şekilde bu yürüyüşe destek verip adaleti, demokrasiyi ve özgürlüğü hakim kılmalıdır” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nun ‘MİT Tırları’ davasında 25 yıl hapis cezası alması üzerine CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu  ve CHP Milletvekillerinin Ankara’dan İstanbul’a kadar yürümesine ilişkin Gazeteci Yazar Necdet Saraç Pir Haber Ajansı’na  konuştu.

    “TÜRKİYE’NİN DEMOKRASİYE VE ADALETE İHTİYACI VAR”

    Türkiye’nin demokrasiye ve adalete ihtiyacı olduğunu ifade eden Saraç, “Kılıçdaroğlu’nun başlatmış olduğu bu yürüyüş kararı geç kalınmış olsa da doğru bir karardır. Çünkü Türkiye 3 yıldır antidemokratik bir süreç yaşıyor. Ve tek adamlık rejimine doğru hızlıca ilerlemektedir. Nitekim bunu 16 Nisan referandumunda iyice görmüş olduk” dedi.

    “DOKUNULMAZLIĞA EVET DEMEKLE BU NOKTAYA GELİNDİ”

    Bu yürüyüş kararını Türkiye’nin adalet ve demokrasi isteyen tüm renklerinin desteklemesi gerektiğini vurgulayan Saraç şunları ifade etti: Geçmişte yapılan hataları unutmamak gerek çünkü mecliste dokunulmazlıkların kaldırılmasına evet demekle bu noktaya gelineceği belliydi. Bugün kamuoyunda çok yaygın olarak ifade edilen ‘Siz sarı öküzleri vermeye başlarsanız sarı öküzlerin sayısı sürekli artar’. Bu nedenle de dokunulmazlıklara karşı alınan tavrın doğru olmadığını söylemek gerekiyor. Tezkerelere onay vermek, Yenikapı’ya gitmek, saraya gitmek ve HDP milletvekilleri gözaltına alınırken tavır almayarak sessiz kalmakta doğru değildi. Tüm bu yapılanlar yanlıştı ancak bugün yapılan yürüyüş çok doğru ve yerinde bir karardır. Ve bu yürüyüşün milyonlarla buluşmasını Türkiye’de demokratik bir sürecin başlamasını temenni ediyorum. Bende bu yürüyüşe amasız ve fakatsız olarak katılacağım.

    “DEMOKRASİYİ VE ÖZGÜRLÜĞÜ HAKİM KILMALIYIZ”

    Gazeteci Yazar Necdet Saraç son olarak şu çağrıda bulundu, “Buradan herkesin bu yürüyüşe ve eylemselliğe katılması çağrısında bulunuyorum. Çünkü biz bu noktada sessiz kalırsak ve görmemezlikten gelirsek Türkiye her gün biraz daha geriye gidecektir. Buna müdahale etmenin bir tek yolu var amalı ve fakatlı konuşmaları bir tarafa bırakarak siyasi cesaretimizi biraz daha artırarak adaleti, demokrasiyi ve özgürlüğü hakim kılmalıyız.”

    HABER MERKEZİ