Etiket: necla demir

  • Demir’den, kadın yoksulluğunun nedenlerinin belirlenmesi için araştırma önergesi

    Demir’den, kadın yoksulluğunun nedenlerinin belirlenmesi için araştırma önergesi

    PİRHA – Milletvekili Necla Demir, Türkiye’de derinleşen ekonomik krizin kadınlar üzerindeki etkilerinin araştırılması ve kadın yoksulluğuna neden olan faktörlerin belirlenmesi amacıyla Meclis’e araştırma önergesi verdi.

    Yeşil Sol Parti Ağrı Milletvekili Necla Demir, 16 Temmuz 2023 itibariyle motorin, benzin ve oto gazın ÖTV artışının, temel tüketim maddelerine yapılan KDV ve zamların başta kadınlar olmak üzere halkın alım gücünü düşürdüğünü ifade etti.

    Milletvekili Necla Demir, ekonomik krizin, işsizliğin, hayat pahalılığının kadınlar üzerindeki etkilerinin araştırılması ve alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis’e araştırma önergesi sundu.

    “ERKEK EGEMEN İKTİDARLARIN POLİTİK TERCİHLERİNİN SONUCU”

    Necla Demir, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine bağlı olarak koşulların, kadınların toplumun daha yoksul kesimlerini oluşturmalarına neden olduğuna vurgu yaparak önergesinde şu ifadelere yer verdi:

    “Kız çocukları dünyaya geldikleri andan itibaren kaynaklara erkek çocuklara göre daha kısıtlı ve az erişebilmektedir. Yapılan birçok araştırmada, beslenmeden, eğitim ve sağlık harcamalarına kadar kız çocukları için ayrılan kaynakların erkek çocuklarına göre daha az olduğu ortaya çıkmıştır. Öte yandan, tarih boyunca, küresel sömürü sistemi kapitalizm tarafından en çok kadın emeği sömürülürken, en yoksullar yine hep kadınlar olmuştur. Kapitalizm, doğası gereği çok küçük bir kesimi zenginleştirirken bir kesimi de gittikçe derinleşen bir yoksulluğa hapsetmektedir. Ve yine bu tablo içerisinde dünya genelinde kadın yoksulların sayısı erkeklere kıyasla daha hızlı artmaktadır. Yoksulluğun derecesi ve biçimi zamana ve coğrafyaya göre farklılık göstermektedir. Ancak en çok kadınların yoksullaştığı gerçeği hiçbir koşulda değişmemektedir. Emperyalist güçlerin paylaşım savaşları, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine bağlı olarak sanki doğal sorumluluğuymuş gibi kadınların sırtına yüklenen ev ve bakım emeği, nafaka hakkına yönelik saldırılar, sosyal güvenceden ve emeklilik haklarından yoksunluk, işsizlik, esnek, kuralsız kayıt dışı çalışma, mobbing, karar mekanizmalarına ve örgütlenme olanaklarına erişememe ve daha birçok cinsiyetçi ve eşitsiz koşullar kadın yoksulluğunu derinleştiren nedenlerden sadece birkaçıdır. Kadın yoksulluğuna dair ortaya çıkan küresel tablonun nedenlerine bakıldığında, kadın yoksulluğunun erkek egemen iktidarların politik tercihlerinin bir sonucu olarak açığa çıktığını görülmektedir.”

    “DERİNLEŞEN YOKSULLUKTAN EN BÜYÜK PAYI  KADINLAR ALDI”

    Necla Demir, Türkiye’nin ekonomik alanda hâlihazırda dünyadaki en büyük toplumsal cinsiyet uçurumlarına sahip olan ülke olduğunu belirtti. 16 Temmuz 2023 itibariyle motorin, benzin ve oto gazın ÖTV’sinin üç kat arttığına ve temel tüketim maddelerine yapılan KDV ve zamlara işaret eden Demir, şöyle devam etti:

    “Döviz kurlarındaki sert yükseliş ile marketlerdeki tüm raflara fahiş zamlar gelirken, kadınların temel gıda ve hijyenik petlere erişiminin olanakları her zamandakinden daha fazla zayıflamıştır. Kadınların ülke genelindeki bu yoksulluk döngüsünden daha fazla etkilendiği gerçekliğinden hareketle, kadınları yoksulluğa mahkûm ederek kamusal yaşamdan soyutlayıp erkeğe ve sisteme bağımlığı kılmak isteyen kimi anlayışlar tarafından nafaka hakkının ve 6284 sayılı yasanın hedef haline getirilmesi kabul edilemezdir. Bu açıdan kadınları daha da yoksullaştıracak politikaların önüne geçilerek, ülkedeki kadın yoksulluğunun tüm boyutlarıyla ele alınması bir zorunluluktur. Kadınların istihdamının artırılarak çalışma yaşamına eşit ve özgür koşullarda katılması için Meclis’in acilen sorumluluk alması gerekmektedir. DİSK-AR tarafından paylaşılan son raporda da belirtildiği gibi her kadından sadece 19’unun kayıtlı ve tam zamanlı çalışıyor olması, genç kadın işsizliğinin yüzde 49.9 seviyesine dayanması bu parlamentonun acil çözüm üretmesi gereken hususların başında gelmektedir.”

    “KADINLARIN YOKSULLUĞU ERKEKLERDEN FARKLI”

    Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK’in) paylaştığı verilerde yoksulluğun kadın ve erkek olarak ayrıştırılmadığını hatırlatan Demir, “Genel yoksulluk verilerinde bireyler hane içinde eritilmektedir. Oysa kadınların, yoksulluğu erkeklerden farklı biçimlerde yaşadığı son dönem yapılan araştırmalarda ortaya konmaktadır. Bu nedenle yoksulluğa ilişkin cinsiyete göre ayrıştırılmış verilerin oluşturulması bu alanda sağlıklı politikalar geliştirilmesi için büyük önem taşımaktadır. Yasama organı olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin de yoksulluğa ilişkin sağlıklı bir politika geliştirebilmesi için öncelikle Türkiye’de kadın yoksulluğunun araştırılması ve kadın yoksulluğuna neden olan faktörlerin belirlenerek alınacak önlemlerin saptanması amacıyla bir Araştırma Komisyonu kurması aciliyet taşımaktadır” diye ekledi.

    PİRHA/ANKARA

  • 10 Ocak ‘Çalışamayan Gazeteciler’ Günü: Tutuklama, sansür ve yasaklar…

    10 Ocak ‘Çalışamayan Gazeteciler’ Günü: Tutuklama, sansür ve yasaklar…

    PİRHA- 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, yayın yasakları, para cezaları, açılan davalar, gözaltı, tutuklama, sansür, oto sansürün gündemden düşmediği bir süreçte kutlanıyor. Çalışan gazeteciler de, 2019’un tüm bu tabloya rağmen vicdanlı ve inatçı gazetecilerin dayanışmayla yeni ağlar ördüğü bir dönem olmasını dilediler.

    Türkiye’de son 10 yıldır çalışan gazetecilerin üçte biri işsiz. Çalışabilen gazetecilerin ise çoğu Basın İş Yasası kapsamında değil ve yoksulluk sınırında maaş alıyor. Avrupa’da yüzde 25 olan sendikalaşma oranı Türkiye’de yüzde 6. Gazetecilik ‘suç’ olarak tarif ediliyor ve gazeteciler hedef gösteriliyor. İki yıl içinde 1954 basın kartı iptal edildi. Yayın yasakları, para cezaları, açılan davalar, gözaltılar, tutuklamalar, sansür, oto sansür ise gazetecilik mesleğinin en çok kullanılan terimleri oldu. 180 ülke arasında basın özgürlüğü sıralamasında 157. sırada olan Türkiye’de 170’in üzerinde gazeteci ise cezaevinde.

    Tüm bu verilere rağmen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne ilişkin yaptığı açıklamada, “Türkiye’de son 16 yıldaki reformlarla basının daha özgürlükçü hale geldiğini” öne sürdü.

    Gazeteciler Fatma Yörür, Necla Demir ve Dilek Gül de 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü PİRHA’ya değerlendirdi.

    YÖRÜR: HALKIN HABER ALMA HAKKINA SET ÇEKİLİYOR

    Artı TV Muhabiri Fatma Yörür, “2018’de Türkiye’de çalışan gazeteci olmak demek bağımsız gazetecilik yapıyorsanız tüm kamu kurumlarının kapılarının, sınırlarının size kapanmış olması demekti. Bu set aynı zamanda halkın haber alma hakkına çekilen bir setti.” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’de çalışan gazetecilerin şeffaf olmayan kapalı kamu yapısı, gizli ve açıklanmayan veriler yani bilgi yokluğu içinde haber yapmaya çalıştığına dikkat çeken Yörür, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu kapalılığı sağlayan ortam korku toplumunun başarıyla yaratılması neticesinde doğdu. Birinci sorun yaratılan korku iklimi, ikinci sorun kamunun yaşananlara karşı duyarlılığını tamamen yitirmiş olmasıdır.”

    “Gazetecilerin kurumuna göre muamele gördüğü, kamunun çöktüğü bir dönemde çalışan gazetecilerin tek sorumluluğu vicdanlarına karşıdır.” diyen Yörür, 2019’un vicdanlı ve inatçı gazetecilerin dayanışmayla yeni ağlar ördüğü bir dönem olmasını diledi.

    DEMİR: ‘ÇALIŞAMAYAN’, ‘ÇALIŞTIRILMAYAN’ GAZETECİLER GÜNÜ

    Mezopotamya Ajansı Muhabiri Necla Demir de, “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne bu sene de ‘çalışamayan’, ‘çalıştırılmayan’ gazeteciler ile giriyoruz. Tarihsel anlamı içerisinde kutlamamız gereken bir günün kara bir lekeye çevrildiği günlerden yalnızca bir tanesi.” dedi.

    2018 yılında yüzlerce gazetecinin yargılandığı, 171 gazetecinin de hala cezaevinde olduğunu hatırlatan Demir, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın basının ‘özgür’ olduğuna dair konuşmasını tepki gösterdi:

    “Bu özgürlükleri biz niye görmüyoruz? Bu resmen mesleği canı ve onuru pahasına yapan, yapmaya çalışan gazetecilere bir ‘hakaret’. Bu açıklama aynı zamanda tekelleştirilen basının kamuoyunu nasıl yanılttığının da göstergesi. Bu bir bakıma ‘kral çıplak değil ha ona göre davranasınız’ tehdidi. Hal böyle olunca bu mesleği layıkıyla yapan ardıllarımızdan aldığımız güçle ‘kral çıplak’ demeye devam edeceğimizin de sözü olsun. ”

    “SÖZÜNÜN YÜKÜNÜ TAŞIYAN TUTUKLU GAZETECİLER’

    Tutuklu meslektaşlarına da değinen Demir, “Sözünün yükünü taşıyan tutuklu meslektaşlarımın özgürlüğüne kavuşması temennisiyle her ne kadar bu günü kutlayamasak da biliyorum ki gazeteciliğe canı gönülden bağlı olanlarımız oldukça ne gerçekler karanlıkta kalacak ne de cezaevleri yazmaya engel olacak.” dedi.

    GÜL: DÜŞÜK ÜCRETLERLE EMEĞİMİZİ SATMAK ZORUNDA KALDIK

    Gazeteci Dilek Gül ise, bugünü, binlerce gazetecinin işsiz kaldığı, onlarca medya kurumunun kapatıldığı ve 1oo’ün üzerinde gazetecinin sadece gazetecilik yaptıkları için cezaevinde olduğu bir ortamda karşıladıklarını söyledi.

    Gül sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Böyle bir durumda hala çalıştığımız için ne kadar şanslı olabiliriz tartışılır. Çünkü çalışan gazetecilerin de ne kadar korkulu ve zorlu ortamlarda bu işi yapmaya çalıştığı malum. Çok açık ki her birimizin en büyük kaygısı işimizi kaybetmek oldu. Ya da bir çoğumuz çok düşük ücretler karşılığında emeğimizi satmak zorunda kaldık.  Severek ve bin bir çilesine katlanarak yaptığımız bu meslek ne yazık ki bu hale getirildi. Haklarımızın korunmaya alındığı bugün bir çok haktan mahrum kaldığımız ve korunmadığımız gerçekliği ile karşı karşıyayız. Bu durum muhalif, ana akım ve merkez medya için aynı aslında. Bana göre gazeteciler bir sıkışmışlığın içerisinde ve ne yazık ki uzunca bir dönem bundan çıkmak pek mümkün değil.”

    OKUYUCULARA ÇAĞRI

    Bu noktada okuyucuya büyük bir görev düştüğünü ifade eden Gül, “Eğer kamu haber alma hakkına sahip çıkarsa, memlekette gazetecilik layıkıyla yapılır. İşte o zaman gazeteciler sansür ve otosansürden kurtulmuş olur. Gerçeği aktarmak zorunda kalır. Çünkü kamu talep ediyor. Bu çok önemli.” dedi.

    Gül, çalışan çalışmayan tüm ‘yazı işçisi’ gazeteci meslektaşının gününü kutladı.

    PİRHA/İSTANBUL