Etiket: Nesimi Çimen

  • Sivas Madımak Katliamı Davası 12 yıldır tozlu raflarda tutuluyor: AYM neyi bekliyor?

    Sivas Madımak Katliamı Davası 12 yıldır tozlu raflarda tutuluyor: AYM neyi bekliyor?

    PİRHA- 2 Temmuz 1993; tarihte kara bir gün ve utanç sayfası olarak insanlık tarihine kaldı. Sivas Madımak Oteli’ne saldıran 15 bin kişiden sadece 124 saldırgan yargılandı. Katliamın arkasındaki güçler ve dönemin sorumluları da dahil kimseye dokunulmadı. Türkiye’de süren davalar zamanaşımına uğrarken, AYM’ye yapılan başvuru ise 12 yıldır tozlu raflarda bekletiliyor; Peki neden?

     

    Sivas Madımak Oteli’nde Asım Bezirci, Asaf Koçak, Ahmet Özyurt, Asuman Sivri, Behçet Aysan, Belkıs Çakır, Carina Cuanna, Edibe Sulari, Erdal Ayrancı, Gülender Akça, Gülsüm Karababa, Handan Metin, Hasret Gültekin, Huriye Özkan, Koray Kaya, Mehmet Atay, Menekşe Kaya, Metin Altıok, Muhibe Akarsu, Muhlis Akarsu, Muammer Çiçek, Murat Gündüz, Nesimi Çimen, Nurcan Şahin, Uğur Kaynar, Yeşim Özkan, Yasemin Sivri, Serpil Canik, Sehergül Ateş, Serkan Doğan, Özlem Şahin, Sait Metin, İnci Türk bundan 33 yıl önce 2 Temmuz’da katledildi.

    30 Haziran’da başlayan Pir Sultan Abdal anma etkinliğine katılmak üzere Sivas’a gelmiş aydınlar, sanatçılar ile etkinlikleri izlemek üzere orada bulunanlar, Madımak Oteli’nde yakılarak, vahşice katledildiler. Devlet katliamı önleyebilirdi, önlemedi.  Orada, apaçık bir insanlık suçu işlendi ama gerçek sorumluları yargılanmadı, katiller korundu. 2 Temmuz 1993; tarihte kara bir gün ve utanç sayfası olarak insanlık tarihine kaldı.

    Sivas Madımak Katliamı, önceki pek çok katliamda yaşananlarla neredeyse aynıydı. Hazırlıklar çok öncesinde başlatılmış, saldırganlar örgütlenmiş, etkinlik sırasında Kuran’a , Kabe’ye, Peygambere ve Müslümanların maneviyatına saldırıldığına dair asılsız söylentiler yayılmış, bu içerikte bildiriler dağıtılarak, yerel gazetelerde haberler yapılarak belli bir kesim kışkırtılmış, tarih 2 Temmuz’u gösterdiğinde ise saldırının dozu artırılmış, önce etkinliğin yapıldığı Kültür Merkezi’ne saldırılmış, ardından bu saldırı kalabalık bir güruhla konukların kaldığı Madımak oteline yönelmiş, otel kuşatılmış, parke taşları sökülerek taşlanmış, ardından ateşe verilmiş, tüm çıkış kapıları kapatılmış, içindekiler ölüme teslim edilmişti. Madımakta alevlere karşı yaşam mücadelesi verildiği o dakikalarda;  dönemin Cumhurbaşkanı “Halkla güvenlik güçlerini karşı karşıya getirmeyin” buyurmuş, hükümettekiler olayı izlemekle yetinmiş,  otel çevresinde bulunan askerler saldırganlara müdahale etmediği gibi yangını söndürme ve kurtarma faaliyeti yürütmemiş, hatta bölgeyi terk etmişti.

    YARGILANMADILAR

    2 Temmuz 1993 tarihinde iktidarda SHP-DYP hükümeti bulunuyordu. Tansu Çiller başbakan, Erdal İnönü başbakan yardımcısıydı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Sivas Emniyet Müdürü Doğukan Öner, Sivas Valisi ise Ahmet Karabilgin’di.

    2012 yılına kadar devam eden ve Sivas Madımak Katliamı Davası olarak bilinen katliam davasında diğer katliam davalarında olduğu gibi etkin bir süreç yürütülmedi.

    15 BİN SALDIRGAN

    15 bin saldırganın olduğu katliamda sadece 124’ ü hakkında dava açıldı. Dava sanıklarından Ali Kurt ve Mevlüt Atalay pişmanlık yasasından yararlanmak için mahkemeye yaptıkları başvurularında olayda Hizbullah, İslami Hareket Teşkilatı ve Kaplancılar gibi örgüt bağlantılarını anlattılar, ancak mahkeme “olayda örgüt yok” dedi. Olay sonrası tutuklanan 124 saldırgandan birçoğuna hafif cezalar verilerek, ağır tahrik indirimleri uygulandı.  33’ü hakkında idam cezası verildi ancak bu ceza, sonrasında müebbet hapse çevrildi. İdam cezası alan sanıklardan 8’i 1997 yılında tahliye edildi ve bir daha yakalanmadılar. Mahkeme 2012 yılında, yakalanmayan 7 saldırgan hakkında zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşürülmesine karar verdi ve dosyayı kapattı.

    Ceza almasına rağmen yakalanmayan katiller arasında Refah Parti yöneticileri de vardı. Katillerin savunmanlığını yapan sekiz avukat ise sonrasında AKP’den milletvekili seçildi.

    UTANÇ!

    Başta katliamda yakınları kaybedenlerin aileleri olmak üzere Alevi toplumu, 33 insanın yakılarak katledildiği Madımak Oteli’nin Utanç Müzesi yapılmasına izin vermezken, katliam sırasında ölen iki saldırganın adının da yer aldığı isimler listesi “Bilim ve Kültür Merkezi”ne yazıldı.

    KATİLLERE AF!

    Katliamın asli faillerinden olduğu gerekçesi ile hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmiş bulunan dava sanığı Ahmet Turan Kılıç, tartışmalı ve uzman hekimlerin itirazını içeren bir Adli Tıp Kurumu raporuna dayanılarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından affedildi ve 31 Ocak’ta tahliye edildi.

    1997 yılında tahliye edilen ve sonrasında hepsi firar eden sanıklardan Murat Karataş, Eren Ceylan ve Murat Sonkur hakkındaki dava 2023 yılında zamanaşımı nedeniyle düştü.

    Katledilenlerin aileleri 33 yıldır bu katliamın sorumlularının ceza alması için bir hukuk mücadelesi veriyor. Yıllarca süren ve cezasızlık politikasına karşı aileler, avukatları aracılığıyla 2014 yılında davayı AYM’ye taşıdı. 2024 yılında yapılan görüşmenin ardından ek bir rapor hazırlanması talep edildi ancak 12 yıldır henüz bir karara varılmadı.

    ANA DAVA SÜRECİ

    1993-2001 yılları arasında 8 yıl boyunca çeşitli mahkemelerde yargılamalar yapıldı. Bu yargılamalar sonucunda 2001 senesinde Yargıtay tarafından 33 sanığa idam, 4 sanığa 20 yıl ve 1 sanığa ise 15 yıl hapis cezası verildi. 13 Mart 2012 tarihinde firari olan 5 sanık hakkında dava, zamanaşımı nedeniyle kapatıldı. 2014 yılında 5 sanık için verilen zamanaşımı kararının kesinleşmesinin ardından ailelerin avukatı Şanal Sarıhan AYM’ye başvuruda bulundu. 14 Eylül 2023 tarihinde dava zamanaşımı nedeniyle düşürüldü.

    AYM’YE BAŞVURU VE BEKLEME SÜRECİ

    2014: Aileler AYM’ye bireysel başvuruda bulundu.
    29 Haziran 2021: Başvurunun 7.yılında AYM ilk olarak başvuruyu gündemine aldı.
    15 Şubat 2024: Başvurunun 10. yılında AYM Genel Kurulu başvuruyu görüştü.
    Şubat 2024: Ek rapor hazırlanmasına karar verildi.
    30 Haziran 2026: Başvurunun 12. yılında hala bir karar yok.

    AYM’NİN BENZER DAVALARDAKİ KARAR SÜRELERİ

    2012 Eylül – 2022 Ağustos tarihleri arasında 10 bin 397 davada AYM’nin ortalama karara süresi, 2 yıl 6 ay 27 gün. Delil sorunu/adil yargılanma ihlali kararlarındaki ortalama süre, 2 yıl 8 ay 19 gün. AYM’nin karara varmak için en uzun süre beklettiği dava için geçen süre ise 8 yıl 24 gün. Sivas Madımak Katliamı’nın üzerinden 33 yıl AYM’ye başvurunun üzerinden ise 12 yıl geçmesine karşın neden karar vermiyor? AYM neyi bekliyor?

    AİLELERİN BAŞVURU GEREKÇELERİ

    Aileler AYM’ye yapmış oldukları 2014 tarihli bireysel başvuruda şu ihlalleri iddia etmişlerdir:

    1.Yaşam Hakkının İhlali – 35 kişinin akıbetinin belirsizliğinin 30 yıldan fazla devam etmesi
    2.Adil Yargılanma Hakkının İhlali – Etkisiz ve oyalayıcı yargısal süreç
    3.Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlali – 30 yılı aşan yargılama süresi
    4.Toplantı ve Gösteri Hakkının İhlali
    5.İnsanlığa Karşı Suç Statüsü – Zamanaşımına uğramaması gerekliliği

    AİLELER VE AVUKATLARIN İDDİALARI

    Metin Altıok’ın kızı Zeynep Altıok, Behçet Aysan’ın kızı Eren Aysan ve Nesimi Çimen’in oğlu Mazlum Çimen adına avukatlar, dosyanın 33 yıldır derdest durumda olduğunu, otuz yılı aşan bu süre zarfında faillerin korunması, firari sanıkların yakalanmaması ve yargılamanın bilinçli bir şekilde sürüncemede bırakılması konularını gündeme getirdiler.

    SOMUT İHMAL ÖRNEKLERİ

    Davanın yeterince önemsenmediği ve ihmallerin çok fazla olduğu belirtilen başvuruda, 30 yıl içinde firari sanıkların ciddi şekilde aranmadığı, yurt dışında bulunanların iade talep işlemlerinde gecikmeler olduğu ve seçici bir arama stratejisi izlendiği (bazı sanıkların evlerinde dahi aranmadığı) belirtilmiştir.

    AYM’NİN YAKLAŞIMI VE “ART NİYET” İŞARETLERİ

    1.2014-2021 (7 yıl): Başvuru gündeme alınmadı.
    2.2021-2024 (3 yıl): İnceleme yapıldı ancak kararlaştırılmadı.
    3.2024 (Şubat): Ek rapor hazırlanmasına karar verildi – (bir erteleme şüphesi)

    Avukatlar, dosyanın 33 yıldır derdest (görülmeye devam eden) durumda olduğunu ve 2014’teki başvurunun AYM tarafından 12 yıldır karara bağlanmadığını, bu süreçte herhangi bir ara karar dahi verilmediğini belirterek bunun etkisiz bir hukuk yolu oluşturduğunu savundu.

    ULUSLARARASI YARGIYA GİDİŞ

    AYM’deki bu bekletilme nedeniyle Metin Altıok’ın kızı Zeynep Altıok, Behçet Aysan’ın kızı Eren Aysan, Nesimi Çimen’in oğlu Mazlum Çimen adına avukatlar Av. Dr. Günal Kurşun, Av. Zahide Beydağ Tıraş Öneri ve Av. Deniz Özbilgin dosyayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıdı.

    Başvuru gerekçeleri arasında ulusal yargı mekanizmalarının adaleti tesis etmekte tamamen yetersiz kalması, yargısal sürecin bir oyalama aracına dönüşmesi ve evrensel hukuk ilkelerine aykırılık nedenleri yer almıştır.

    Diren KESER-Fırat ALTINTAŞ/İSTANBUL

     

  • Madımak Katliamı’nda yaralı kurtulan Makbule Çimen Hakk’a yürüdü

    Madımak Katliamı’nda yaralı kurtulan Makbule Çimen Hakk’a yürüdü

    PİRHA- Sivas Madımak Katliamı’nda Halk Ozanı Nesimi Çimen’i kaybeden, kendisi de yaralı kurtulan Makbule Çimen Hakk’a yürüdü.

    Oğlu Mazlum Çimen tarafından yapılan paylaşımda, Makbule Çimen’in Hakk’a yürüdüğü ifade edildi. Makbule Çimen’in Hakk’a Uğurlama Erkanı’nın Gülsuyu Cemevi’nde 13 Aralık (yarın) günü saat 13.00’de yürütüleceği açıklandı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Madımak’ta yakılan Asım Bezirci ve Nesimi Çimen unutulmadı-VİDEO

    Madımak’ta yakılan Asım Bezirci ve Nesimi Çimen unutulmadı-VİDEO

    PİRHA- Sivas Katliamı’nda katledilen Yazar ve Eleştirmen Asım Bezirci Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki mezarı başında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul Şubelerinin yöneticileri, üyeleri ve dostları tarafından anıldı. Aşık Nesimi Çimen ise Karacaahmet Mezarlığı’nda bulunan mezarı başında anıldı. 

    Madımak Oteli’nde radikal dinci faşistler tarafından gerçekleştirilen Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Yazar ve Eleştirmen Asım Bezirci, Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki mezarı başında anıldı. Anma mezarlık girişinden kitlesel bir yürüyüş ile başladı. Ardından Asım Bezirci’nin mezarına karanfiller bırakıldı. Basın Yayın Sekreteri Hüseyin Ağcal söz alarak “Sivas’ı unutmayacağız, unutturmayacağız dedik. Sivas’ta şehit edilen yoldaşlarımızı anmak için mezarları başındayız. Sorumlular ve katiller hesap verene kadar mücadelemize devam edeceğimizi bir kez daha buradan söylüyoruz” dedi. Saygı duruşunun ardından PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Gülsev Kaya da Bezirci’nin hayatını ve anılarını anlattı. Bezirci’nin anmasının ardından yine Madımak’ta katledilen Aşık Nesimi Çimen’i anmak için, Karacaahmet Mezarlığı’nda bulunan mezarı başına gidildi. PSAKD Kadıköy Şube Başkanı İbrahim Karakaya mezar başındaki anmada katliamda yaşamını yitiren canlar adına saygı duruşuna davette bulundu. Ardından PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Gülsev Kaya, Nesimi Çimen’in hayatını ve anılarını anlattı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • “Behçet Aysan Şiirlerinden Şarkılar – Yanık Ağıt” 30 Haziran gecesi bütün dijital platformlarda-VİDEO

    “Behçet Aysan Şiirlerinden Şarkılar – Yanık Ağıt” 30 Haziran gecesi bütün dijital platformlarda-VİDEO

    PİRHA- Sıvas Katliamının 30’uncu yılında Ada Müzik’ten Behçet Aysan Şiirlerinden Şarkılar “Yanık Ağıt” albümü çıkıyor!

    2 Temmuz 1993’te Sıvas katliamında öldürülen şair – doktor Behçet Aysan anısına, şiirlerinden bestelenen şarkılardan oluşan “Yanık Ağıt” albümü “Ada Müzik” etiketiyle çıkıyor.

    Müzik Direktörlüğünü Çiğdem Erken’in üstlendiği,“Yanık Ağıt”ta Behçet Aysan şiirlerinden bestelenen 16 şarkı yer alıyor. Albüme adını veren “Yanık Ağıt” şiirinin bestesi de yine Çiğdem Erken’e ait.

    Fazıl Say, bugüne kadar Sıvas katliamının belleklerden silinmemesi adına sanatsal yolculuğunu sürdürüyor. Albümde, Behçet Aysan şiirinden bestelediği “Rüzgar Rüzgarla Konuşur” da yer alıyor. Ayrıca Say’ın oda operası Ses’ten “Bir Bahar Dalıyla” da dinleyiciye sunuluyor.

    Albümde çok sayıda farklı müzik tarzlarından sanatçı Behçet Aysan şiirlerini yorumluyor. Albümde yer alan sanatçı ve gruplar şöyle; Zuhal Olcay, Güvenç Dağüstün- Ece Dağistan, Tuna Kiremitçi- Burcu Tatlıses, Doğan Duru, Vedat Sakman, Umut Özensoy, Dilek Türkan, Deniz Çakır, Selva Erdener, Selçuk Sami Cingi, Mirady, Zeynep Karababa- Erdal Erzincan, Mazlum Çimen ve Bajar.

    “Yanık Ağıt” aynı zamanda, Sıvas katliamının 30. yılında, yitirilenlere bir saygı duruşu niteliğini taşıyor. Ayrıca Türkiye’de yapılan az sayıdaki şiiri onurlandıran çalışmalardan biri.

    (HABER MERKEZİ)

  • Nesimi Çimen mezarı başında anıldı: Sivas’ın ateşi yakmaya devam ediyor-VİDEO

    Nesimi Çimen mezarı başında anıldı: Sivas’ın ateşi yakmaya devam ediyor-VİDEO

    PİRHA,PSAKD İstanbul Şubeleri Sivas Madımak’ta katledilen Nesimi Çimen’i mezarı başında andı. Anma programında konuşan PSAKD Kadıköy Şubesi Başkanı İbrahim Karakaya, “Türkiye belki de yaşadığımız bu çağın en önemli değerlerini kaybetti. Ülkenin ne kadar geriye gittiğini gösteriyor bu durum. Bu aydınlık ile karanlığın bir mücadelesi. Orada bilim de yakıldı” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul Şubeleri, Sivas Madımak Oteli’nde katledilen halk ozanı Nesimi Çimen‘i İstanbul Karacaahmet Mezarlığı’ndaki kabri başında andı. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Örgütlenme Sekreteri Mehmet Ali Çankaya‘nın da yer aldığı anmada konuşan PSAKD Kadıköy Şubesi Başkanı İbrahim Karakaya, “Türkiye belki de yaşadığımız bu çağın en önemli değerlerini kaybetti. Ülkenin ne kadar geriye gittiğini gösteriyor bu durum. Bu aydınlık ile karanlığın bir mücadelesi. Orada bilim de yakıldı. Alevi-Bektaşi inancı, kültürü, edebiyatı Nesimi Çimen’de ozanlık geleneği üzerinden sürmüştür. Yasaklı olan bir inanç kendi yolunu sürdürme noktasında ozanlık geleneği önemlidir” dedi.

    “SİVAS’IN ATEŞİ YAKMAYA DEVAM EDİYOR”

    “Sivas’ın ateşi insanlığı yakmaya devam ediyor” diyen Yazar Ayhan Aydın ise şöyle konuştu.

    “Ozan bilge insandır. Ozan gerçeği gören insandır. Ozanın sesi, sezgisi çok kuvvetlidir. Osmanlı’da kan ve zulüm vardı. Pir Sultan Abdal sonunu bile bile hiçbir şeyden korkmadan yolunda yürüdü. “Bozuk düzende sağlam çark olmaz” dedi. Bizler “dostluk, birlik, ilim” dedik. ‘İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır’ diyen Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin yolundan gidenlerdik. Genç insanlarımız barış için oraya gittiler. Kahpe kurşunlarla, yangınlarla karşılaştılar. Sivas’ın ateşi insanlığı yakmaya devam ediyor. Bizler sazlarımızı, curalarımızı çalmaya devam edeceğiz. Ulu ozanlara layık olmak zorundayız. Yolumuza, erkanımıza sahip çıkmak zorundayız.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Sivas’ta katledilen Asım Bezirci ve Nesimi Çimen, mezarları başında anıldı-VİDEO

    Sivas’ta katledilen Asım Bezirci ve Nesimi Çimen, mezarları başında anıldı-VİDEO

    PİRHA – 2 Temmuz Platformu Sivas Katliamı’nın 26. yılı dolayısıyla Zincirlikuyu ve Karacaahmet mezarlıklarında anma gerçekleştirdi.

    Zincirlikuyu Mezarlığı’nda Asım Bezirci’nin mezarı başında, Karacaahmet Mezarlığı’nda ise Nesimi Çimen’in mezarı başında anma yapıldı.

    Zincirlikuyu Mezarlığı’nda anma öncesi Asım Bezirci’nin mezarına karanfiller bırakılarak Sivas şehitleri adına bir dakikalık saygı duruşunda duruldu.

    Saygı duruşunun ardından yapılan konuşmalarda; bundan 26 yıl önce Sivas’ta insanlığın, insanlığın vicdanının yandığı vurgulandı.

    2 Temmuz günü Sivas’ta yapılacak anmalara katılım çağrısı yapılarak bu katliamın unutturulmayacağı kaydedildi.

    Karacaahmet Mezarlığı’nda ise Nesimi Çimen’in mezarı başında anma yapıldı. Burada Nesimi Çimen’in “Barış güvercini” adlı türküsü söylenerek barışa olan özlem dillendirildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • HDP’nin Alevi adayı Zeynel Özen, Nesimi Çimen’in mezarını ziyaret etti-VİDEO

    HDP’nin Alevi adayı Zeynel Özen, Nesimi Çimen’in mezarını ziyaret etti-VİDEO

    PİRHA- Sivas katliamında yaşamını yitiren Nesimi Çimen’in mezarını ziyaret eden HDP’nin Alevi adayı ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu yöneticilerinden Zeynel Özen, Sivas’ın ateşinin hala sönmediğini vurguladı.

    HDP’nin Alevi adaylarından Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu yöneticilerinden Zeynel Özen, bugün Sivas şehitlerinden sanatçı Nesimi Çimen’in İstanbul Karacaahmet mezarlığından bulunan mezarını ziyaret etti. Ziyaret sırasında Özen’e Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz ve Avrupa Alevi hareketinden Haydar Aygören eşlik etti.

    “SİVAS’IN ATEŞİ HALA SÖNMEDİ”

    Çimen’in mezarına karanfiller bırakılarak Alevi yol mücadelesinde şehit düşen tüm canlar için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

    Çimen’in mezarı başında kısa bir konuşma yapan Özen, 25 yıldır Sivas’ın ateşinin sönmediğini vurguladı. Alevilerin Madımak Oteli’nin utanç müzesi olması talebinin hala gerçekleşmediğini söyleyen Özen, yıllardır 2 Temmuz’larda Madımak Oteli önünde katledilen canları andıklarını, bu yıl da kitlesel bir şekilde anmaya devam edeceklerini kaydetti. Özen, milletvekili seçileceği taktirde Sivas’ta katledilen canları parlamentoda da anacaklarını ekledi.

    “HESAPLARI SORULACAK”

    Çimen’in mezarını ziyaret ettikten sonra Gezi şehitlerinden Mehmet Ayvalıtaş’ın ailesini de ziyaret eden Özen, Gezi şehitlerini sahiplendiğini ve hesaplarının sorulacağını söyledi.

    Mehmet Ayvalıtaş’ın babası Ali Ayvalıtaş ise Gezi’de şehit edilenlerin hiçbir partide örgütlü olmadıklarını ancak bilinçli gençler olduklarını belirtti. Oğlunun çok yardımsever bir insan olduğunu söyleyen baba Ayvalıtaş, oğlunun öldürüldüğü gün aynı yerde bir kız çocuğunun öldürüldüğünü ancak ismini hiç öğrenemediklerini ve bunun üstünün kapatıldığını kaydetti. Gezi’de Türkiye’nin gerçek yüzünün ortaya çıktığını belirten baba Ayvalıtaş, oğlunun öldürülmesinden sonra sürekli acılar yaşadıklarını ekledi. (HABER MERKEZİ)

      

  • Tarihin kara lekesi Madımak yangını ve sonrası

    Tarihin kara lekesi Madımak yangını ve sonrası

    PİRHA- Alevilerin tarihte yaşadıkları katliamların sayısı yüzlerle ifade edilmektedir. Ancak 2 Temmuz 1993 yılında Sivas Madımak otelinde 33 aydının yakılması bu zulüm tarihinin en barbarcalarındandır. Sivas’a giden ve Pirleri Pir Sultan’ı anmak isteyenlerin maruz kaldığı bu katliamla henüz yüzleşilmedi.

    Televizyonlarda canlı yayınlanan bu vahşet anını yaşayanların unutması elbette mümkün değil. Ancak hafızayı tazelemek ve yeni kuşakların hafızasına da aktarmak için o tarihin nasıl geliştiğine ve sonrasına bir kez göz atalım.

    PİR SULTAN ABDAL ANMASI 4. YILINDA

    İlki 1989 yılında gerçekleştirilen Pir Sultan Abdal etkinlikleri giderek kitleselleşmiş ve uluslararası bir etkinliğe dönüşmüştü. 4.’sünün gerçekleşeceği yıl olan 1993 yılında ise Türkiye’nin ne kadar önemli aydını varsa bu etkinlikte olacaklarını bildirmişlerdi.

    30 Haziranda başlayan etkinliğin ilk gününde, gerici güruh, “Aziz Nesin Sivas’ta” diyerek provokasyon hazırlıklarına başlamıştı.

    Kimlerin yazıp yönettiği henüz bilinmeyen ‘bildiri’  furyasında “Allah’a, Peygamber’ine ve Kuran’a saldırılmaktadır” denilerek evlere sokaklara yaygın bir şekilde dağıtıldı. Bildiri birçok gazete tarafından da manşetten verildi.

    KARA GÜRUH SALDIRIYA BAŞLIYOR

    Takvimler 2 Temmuzu gösterdiğinde Aziz Nesin bir basın toplantısı yaparak gazetelerin bu kışkırtıcı dilini eleştirdi. Ne var ki bazı basın yayın organları kışkırtıcı sorularla basın açıklamasını provoke etti.

    Öte yandan Can Şenliği oyuncuları davul eşliğinde bir gösteri yapmak için çağrı yapıyorken, Çifte Minare etrafında Cuma namazı için toplanan grup, “Sivas laiklere mezar olacak”, “Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu, Sivas’ta yıkılacak”, “Sivas Aziz’e mezar olacak” sloganları ile kalabalıklaşmaya ve Kültür Merkezindeki insanlara saldırmaya başladı.

    ASKERLER ÇEKİLİYOR, OTEL YAKILIYOR

    Hızını alamayan bu güruh Hükümet Konağına doğru yürüdü ve sayıları artarak on binleri buldu. Hükümet Konağını taşlayan kalabalık buradan Madımak oteline yöneldi. Otelin önünde önlem alan askere “Asker Bosna’ya” sloganları atmaya başladı. Askerlerin kalabalıkla yaptığı görüşmenin ardından oteli korumaktan vaz geçtiği görüldü. Saldırganlar otelin önündeki arabaları devirdi ve benzinlerini aldı, oteli tutuşturdukları bu benzinlerle yakmaya başladı.

    Otelde gergin bir bekleyiş vardı. İçerdekiler Ankara’daki yetkililerle telefon görüşmeleri yapıyor, Vali ve Emniyet Müdürünü arayarak önlem almalarını istiyordu. Dönemin Başbakanı, İçişleri Bakanı, Başbakan Yardımcısı ve parti liderleri sadece “korkmayın gereken önlemler alınıyor” diyerek oyalıyorlardı. Üstelik bazı iddialara göre Sivas Emniyeti müdahale edilmesin emri aldığı söyleniyordu.

    TOPLUMUN YÜZAKI 33 AYDIN KATLEDİLDİ

    Yaklaşık 12 saat sonra saldırgan gruba “müdahale edildi” ve yangın söndürüldü. İkisi otel görevlisi olmak üzere anma için gelen 35 kişi yaşamını yitirdi. Otelde kalan 51 kişi kendi olanaklarıyla otelden kurtuldu.

    Bu toplumun en gözde sanatçıları, aydınları, yazarları, semah dönmek için Sivas’a gelen çocukları bu katliamda can verdi.

    Yangında yaşamını eşi Muhibe Akarsu ile birlikte yitiren Muhlis Akarsu, Alevi dünyasının en önemli sanatçılarından biriydi. Ürettiği eserler her insanın dilindeydi. Hem toplumsal duyarlılığı ile biliniyordu. 100’lerce plak ve kasetleriyle yeri doldurulmaz olan Muhlis Akarsu 12 Eylülün hışmına da uğramış eserleri yüzünden gözaltına alınmış, işkence görmüş ve tutuklanmıştı.

    Çok genç olmasına rağmen bağlamanın ve özellikle kendisinin geliştirdiği şelpe tekniğinin büyük ustası olan Hasret Gültekin daha 6 yaşında iken sazı büyük bir usta gibi çalmayı öğrenmişti. Hasret hem Türkçe hem de Kürtçe deyişler söyleyen bir sanatçıydı.

    Onlarca sanatçının bestelerini almak için arkasından koştuğu Nesimi Çimen ise Kürtçe ve Türkçe ürettiği eserlerin dışında gerçek bir toplum adamıydı. Evinde Can Yücel, Yılmaz Güney, Yaşar Kemal gibi aydın ve yazarlar eksik olmazdı.

    Ve daha nice değerler bu kara yangında katledildi.

    Boyundan fazla kitaplarıyla Asım Bezirci, Şair Metin Altıok, Behçet Aysan, Karikatürist Asaf Koçak, Sanatçı Edibe Sulari, Şair Uğur Kaynar, Hollanda’dan gelen gazeteci  Carina Cuanna, 12 yaşındaki Koray Kaya, 17 yaşındaki öğrenci Yasemin Sivri bu  her biri bir güneş kadar aydınlık yayan 33 insandan sadece bazıları.

    DÖNEMİN YÖNETİCİLERİNİN KATİLLERİ KORUYAN SÖZLERİ

    Katliamın korkunçluğu kadar dönemin yöneticilerinin ifadeleri de bir o kadar kahrediciydi.

    Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel katliamın hemen ardından yaptığı değerlendirmede hassasiyetini katillerden yana gösterdi ve “Olay münferittir. Ağır tahrik var. Bu tahrik sonucu halk galeyana gelmiştir. Güvenlik kuvvetleri ellerinden geleni yapmışlardır. Bir otelin yakılmasından dolayı can kaybı vardır” açıklaması yaptı.

    Dönemin Başbakanı Tansu Çiller de, “Çok şükür, otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir” açıklaması ise “dışarıdaki saldırganlar için endişe duyuyordu.

    Dönemin Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü ise, olaylar sırasında telefonla Aziz Nesin ile konuşup “En kısa zamanda takviye güç göndereceğiz” demesine rağmen katliamdan sonra “Ne yapayım, yetkim yoktu” şeklinde açıklama yaptı.

    Sivas Emniyet Müdürü Doğukan Öner, polislere “Müdahale etmeyin” emrini verdiği iddiaları tartışıldı ve katliamdan 8 gün sonra görevden alındı.

    Sivas Valisi Ahmet Karabilgin ise 9 Temmuz 1993’te görevden alındı. Görevden alınmasının üzerine Karabilgin, “Birçok yerden yardım istedim. Yardım iş işten geçtikten sonra geldi. Taleplerimi dikkate almayanlara dokunulmadı” açıklaması yaptı.

    KATİLLERE İYİ HAL İNDİRİMİ

    Olayın ardından 190 kişi gözaltına alındı. Bunlardan 124’ü tutuklandı. Sivas katliamı davası, Sivas Devlet Güvenlik mahkemesinde görülecekken güvenlik gerekçesi ile Ankara 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne gönderildi.

    21 Ekim 1993 tarihinde davanın ilk duruşması görülürken ilk karar yaklaşık 1 yıl sonra 26 Aralık 1994 tarihinde verildi. Mahkemenin verdiği karara göre 22 sanık hakkında 15’er yıl, 3 sanık hakkında 10’ar yıl, 54 sanık hakkında 3’er yıl, 6 sanık hakkında 2’şer yıl hapis cezası, 37 sanık hakkında da beraat kararı verdi. Hatta Mahkeme Aziz Nesin’in yazdığı kitabı ağır tahrik unsuru olarak görerek ceza indirimi dahi yaptı. Müşteki avukatlar, DGM’nin kararını taraflı, hukuka ve adalete aykırı olarak niteleyerek, ayrıntılı bir savunmayla temyize gitti.

    Temyiz dosyası Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderildi. Yargıtay, 9. Dairesi “Katliamın Cumhuriyete, Laikliğe ve Demokrasiye yönelik olduğunu” belirterek DGM’nin kararını esastan bozarak yargılamanın yeniden yapılmasını talep etti. Ankara 1 Nolu DGM, Yargıtay’ın bozma kararına uyarak yargılamayı yeniden başlattı.

    Ankara 1 Nolu DGM yeniden yaptığı yargılama sonucu ikinci kararını 28 Kasım 1997’de verdi. Verilen karara göre 33 sanığa idam cezası verildi. Karar sanık avukatları tarafından temyiz edildi. Yargıtay 9. Ceza Dairesi de 24 Aralık 1998’de verdiği kararda, Ankara 1 Nolu DGM’nin verdiği hapis cezalarını onaylarken, 33 idam cezasını “usul noksanlıkları” gerekçesiyle bozdu. İdam cezaları dışında 9 sanık 7 yıl 6’şar ay, 4 sanık 20’şer yıl, 1 sanık 15 yıl, 1 sanık da 5 yıl hapis cezası aldı.

    Yargıtay 9. Dairesinin aldığı karar ile Şubat 1999 tarihinde usul eksikliklerinin giderilmesi için başlayan yargılama sonucunda 16 Haziran 2000’de üçüncü kez idam kararı verildi. Ankara 1 Nolu DGM’nin verdiği karara göre 33 sanık yeniden idam cezasına çarptırıldı. 2002 yılında idam cezası yürürlükten kaldırılınca, 33 idam hükümlüsünün cezaları müebbet hapis cezalarına dönüştürüldü.

    ERÇAKMAK KIRMIZI BÜLTENLE ARANIRKEN DEVLETİN HİMAYESİNDE

    Davanın 1 numaralı sanığı olarak belirlenen ve Sivas Belediye Meclisi’nin Refah Partili üyesi Cafer Erçakmak hiçbir zaman yakalanmadı. Hakkında İnterpol aracılığı ile kırmızı bülten ile arama kararı çıkarılan Erçakmak’ın yeri ancak öldükten sonra tespit edilebildi. 10 Temmuz 2011 tarihinde Sivas’ta kalp krizi sonucu öldüğü ortaya çıkan Erçakmak’ın gizlice Yukarı Tekke Mezarlığı’na gömüldüğü polise yapılan bir ihbar sonucunda öğrenildi.

    Katliamın bir numaralı sanığı Erçakmak, arandığı süre içerisinde 27 Temmuz 1999’da Sivas Altınyayla Belediyesinde evlendiği, 22 Mayıs 1997’de askerlik görevine başladığı, ardından çocuğunu nüfusa kaydettirdiği ve 2000 yılında ehliyet aldığı ortaya çıktı.

    FİRARİ SANIKLAR HALA ARAMIZDA

    Sivas Davası’nda Yargıtay’ın 1997’deki bozma kararından sonra tahliye edilen ancak daha sonra haklarında yakalama kararı çıkan 8 sanık halen yakalanamadı. Mahkeme’nin 13 Mart 2012 tarihinde verdiği karara göre sanıklar Cafer Erçakmak ve Yılmaz Bağ’ın ölmeleri; Şevket Erdoğan, Köksal Koçak, İhsan Çakmak, Hakan Karaca ve Necmi Karaömeroğlu yönünden ise zaman aşımı nedeniyle kamu davasının düşürülmesine hüküm etti.

    KATİLLERİN AVUKATLARI MECLİSTE

    Katliam davasında katillerin avukatlığını yapan Hayati Yazıcı, Kemal Kurt, Mehmet Bulut, Bülent Tüfekçi, Zeyid Aslan, Ali Aşlık, Halil Ürün ve Hüsnü Turan ise, AKP’den milletvekili seçildi.

    Dönemin Başbakanı Erdoğan ise, 13 Mart 2012 yılındaki grup toplantısında çıkışta Sivas katliamı davasının zaman aşımından düşmesiyle ilgili sorularını yanıtlarken ”Milletimiz için, ülkemiz için hayırlı olsun” dedi.

    MADIMAK UTANÇ MÜZESİ OLAMADI

    Alevi toplumu ve kurumları, katliamın ardından Madımak Oteli’nin bir “Utanç Müzesi” haline getirilmesini ve adil bir yargılamayla katliamla yüzleşme talebini sürdürüyor. Ancak 24 yıldır ısrar edilen bu talep yerine getirilmezken, otel şu anda “Bilim ve Kültür Merkezi” olarak kullanılıyor. Otel, Kültür Merkezi haline getirilmeden önce ise altında bulunan dükkana kebapçı açılmış ve yaklaşık 14 yıl boyunca onlarca insanın yakılarak katledildiği bir mekanda kebap yenmiş olması hafızalardan silinmedi. Otelin Kültür Merkezi haline getirilmesi ardından, katliam sırasında saldırgan gruptan ölen iki kişinin de isimlerinin otelin içine yazılması o kara yangın kadar Alevileri aşağılamaya devam ediyor.

    HABER MERKEZİ