Etiket: #Nevruz

  • AAGB ve AABF: Newroz Bayramınız kutlu olsun!

    AAGB ve AABF: Newroz Bayramınız kutlu olsun!

    PİRHA-AAGB ve AABF Newroz Bayramı dolayısıyla yazılı bir açıklama yaparak halkların ve inanç topluluklarının Newroz Bayramı’nı kutladı.

    21 Mart’ta Newroz Bayramı dolayısıyla yazılı bir açıklama yapan Avrupa Alevi Gençler Birliği (AAGB), Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) yazılı bir mesaj yayınlayarak Newroz’u kutladı.

    AAGB, Newroz’un tarihsel kökenine, anlamına, halkların ve inanç topluluklarının Newroz’a yaklaşımlarına ilişkin anlatımlara da yer verilen açıklamada, şu ifadelerde bulundu.

    “HIZIR CEMLERİNİ YAPARLARDI.”

    “Cemre henüz toprağa düşmemişti Pîr köye ilk adımını attığında. Talipleri, Mart’ın başında sedirleri ektikten sonra Hızır Cem’lerini yaparlardı. Hem ekilene bir dua olurdu Pîr’in nefesi hem de çeşitli tüyolar alınırdı yaza dair. Eskiler, doğa olaylarını iyi gözlemler, yorumlar ve çıkarımlarda bulunurdu. Kışı çok karlıysa yazın kaynak suları iyi, ayazı çoksa yaz kurak geçecekti. Baharda mahsüle don düşer mi düşmez mi bilirdi o kuşak. Sanki kulaklarına kış rüzgarı, gelecek filme dair spoiler fısıldamış gibi. Aslında doğa inancı olan Alevilikin, tabiatla olan kuvvetli bağının bir göstergesiydi bu kuşak. Köylüye bazı bilgiler de taliplerini gezen ve bilgi toplayan Pîr’den gelirdi. Kerametini sorgulamıyoruz elbette ama onlarda bizden öğrenirlerdi bir şeyleri. Nasıl ki Ağuiçen ocağından olan ve sadece Zazaca bilen Pîr Apê Azîz, talipleriyle anlaşabilmek için gayret edip Kurmanci öğrenmişse de eminiz bundan fazlasını da yapmıştır. O güzel insan, taliblerini ev ev gezip mihman olurdu. O günlerde, hâlâ tenimizi ısırırdı o ince bahar soğuğu. Sabahları, öğlene doğru suratımızı yalardı güneşin ışınları. Doğa ana ikilemdedir o ayda. Yeni yeni aydınlık maçı önde götürmektedir ama geceleri hakemler karşı tarafı tutmaktadır. Vesselam.

    “GECE VE GÜNDÜZ EŞİTLENMİŞTİR ARTIK; BİZ GİBİ!”

    Gece ve gündüz eşitlenmiştir artık. Biz gibi! Aksisine noksanlık diyordu Hunkar. Hangi enlem ve boylamda olduğunuz, hangi iklimde yaşadığınız, hangi dili konuştuğunuz veya hangi yükseltide olursanız olun bu mevsimsel döngüyü değiştiremezdiniz. Xer hatî(hoşgeldin) ile başlayan ve sobanın ateşinin odaya yansıttığı hareketli gölgeleri izleme eşliğinde dinlediğimiz muhabbetler yavaş yavaş yerini dışarıda ateş başlarına bırakmıştı o aylarda. Artık güneyden esen ılık meltem esintisi saçlarımızı savuruyordu ateş başlarında. Gün gelmişti.

    “HOŞGELDİN BAHAR, HOŞGELDİN AYDINLIK, HOŞGELDİN HÜRRİYET…”

    Takip eden gün sadece bizde değil; Vartinik’ten Mercan’lara, Sarıkamış’tan Kirmanşah’a, Kürecik’ten Toroslar’a, Ulubaba’dan Nurhak’lara, Almus’tan Şengal’e tutuşurdu bir kıvılcım. Kaynardı kazanlar, paylaşılırdı lokmalar. Eski gün yakılırdı, yeni güne merhaba denilirdi. Karanlık geride bırakılırdı, aydınlığa merhaba denilirdi halay eşliğinde. Hoş geldin bahar, hoş geldin aydınlık, hoş geldin hürriyet…

    Halayında el ele tutuştuğunuz çok, ateşinize su dökeniniz hiç olmasın! (Suyun da canı var) Karanlıkta ışığınız YOL’unuz, ışıkta ateşiniz yoldaşınız, yoldaşlıkta Hızır hep sizinle olsun.”

    “BARIŞIN, HUZURUN, İSTİKRARIN MÜJDECİSİ OLMASINI DİLİYORUZ”

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) ise yayınladığı mesajda şu ifadelerde bulundu

    “Vakitlerimiz hayrola, gönüllerimiz şad ola…Nevruz; sevinç ile üzüntünün, coşku ile kaygının, umut ile karamsarlığın harmanlandığı gündür. Bugün, Şah-ı Merdan Ali’mizin dünyaya gelişinin, Veysel’imizindi Hakk’a yürüdüğü gün bugün. Bugün yeni bir gün, doğanın uyanışının başlangıcı, bugün Nevruz! İlk önce, hepimizin Nevruz Günü’nü, Nevruz Bayramını kutluyoruz.

    Nevruz’un tüm dünya için güzel yeniliklerin, barışın, huzurun, istikrarın ve refahın müjdecisi olmasını diliyoruz. Nevruz, toprağın canlanışının, baharın gelişinin, uyuyanların uykularından uyanışının, habercisidir! Nevruz, kardeşliğin, dostluğun ve dayanışmanın kesintisiz ve ilelebet olması ve kalmasını sembolize eden gündür! Nevruz, yeniden canlanan doğanın insanlara sunduğu nimetleri, bereket ve bolluk içeresinde ama eşit paylaşmayı aynı zamanda da insan ilişkilerinde sevgiyi önceleyen, simgeleyen bir bayramdır! Nevruz, “yeni gün / gün ışığı” anlamındadır!

    Nevruz, yaşamın şeffaf, açık, net olmasını, her türlü haksızlığın, adaletsizliğin, insan huzurunu bozan tüm kirli işlerin görünür hale gelip bertaraf edilmesini sağlayan gündür! Nevruz, her şeye rağmen ümidin tükenmediğinin ve asla tükenmemesi gerektiğinin sembolüdür! Nevruz, ‘Gönül Kabe’sine’ girebilmek için bir fırsat, karanlıktan aydınlığa giden bir yoldur!

    Nevruz, haklının hakkını dillendirdiği, haksızın ise tir tir titrediği gündür! Nevruz, eksiklerin tespit edilip giderildiği, yanlışlara tövbe edildiği gündür! Nevruz, cesaretin ve vicdanın devreye girdiği gündür! Nevruz, kişinin aslına, köküne-kökenine yöneldiği gündür! Nevruz Bayramı, geniş bir coğrafyada kutlanan önemli bayramlardan birisidir. Nevruzu, her halk, her toplum ve her inanç kendi geleneğine göre çok coşkulu ve farklı şekilde kutlamaktadır. Bunun böyle olması da kaçınılmazdır ve de alabildiğine güzel!”

    “SURİYE ALEVİ SOYKIRIM YAPANLARI, DESTEKLEYENLERİ KINIYORUZ”

    Suriye’de soykırıma uğrayan Alevilerden dolayı buruk geçeceğini belirten AABF, yaptığı yazılı açıklamada şunları belirtti.

    “Değerli Canlar, bu yılda geçen yıllarda olduğu gibi Nevruzumuz Suriye’deki Alevi soykırımı sebebi ile buruk geçecek. Tekrar üzüntümüzü belirtir Suriye’de yitirdiğimiz tüm canlarımızın bedenleri yattığı yerde incinmeye, devirleri daim ola, mekanları gönüller ola, yakınlarına sabırlar dileriz. Bu soykırımı yapan, yaptıran ve destekleyenleri kınıyoruz.

    Cümle canlara aşkı niyazımız ile.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Zeynel Gül’den Tahtacı gençlere çağrı: Geleneklerinize sahip çıkın, asimilasyona karşı durun

    Zeynel Gül’den Tahtacı gençlere çağrı: Geleneklerinize sahip çıkın, asimilasyona karşı durun

    PİRHA – Gazeteci Zeynel Gül, Tahtacı Alevilerde nevruzun anlamını yazdı. “Sultan Nevruz bir dayanışma bayramıydı” diyen Gül, Diyanet asimilasyonuna da dikkat çekerek “Tüm Tahtacı canlarımızdan, özellikle gençlerden rica ediyorum. Geleneklerinize sahip çıkın. Diyanetin asimile çalışmalarına dedeleriniz gibi karşı durun” dedi.

     Gazeteci Zeynel Gül, Tahtacı Aleviler için büyük önem taşıyan ‘Sultan Nevruz’ hakkında yazdı. Nevruz’un bir dayanışma bayramı olduğunu ifade eden Zeynel Gül, 12 Eylül 1980 Askeri Darbe sonrasında Alevi kültürünün asimile edilmek istendiğinin altını çizdi.

    “İNSANLIĞIMIZI ÖLDÜRMEYE ÇALIŞIYORLAR”

    “Sadece geleneklerimizi değil, insanlığımızı öldürmeye çalışıyorlar” diyen Gül, yazısında şu bilgileri paylaştı:

    “Tahtacı Alevilerin en büyük iki bayramı vardır; birisi Sultan Nevruz, diğeri Hıdırellez.

    Aslında Mart ayı girmesi ile başlardı bayramın ilk haberi. Annelerimiz ‘Mart Karası’ çalmasın diye kollarımıza renkli iplerden yaptığı mart ipi bağlaması ile. İki, üç gün önce sokakların süpürülmeye başlanması ise bayramın geldiğinin habercisiydi. Babalarımız dağlardan kuru odunlar getirir, 20 Mart günü ise ateşler yakılır, kazanlarda sular kaynatılır, annelerimiz bizi çimdirirlerdi/yıkarlar, yeni elbiselerimizi giydirirler, ‘kirletmeyin’ diye tembih ederlerdi. Ne kadar tembih etseler de çocukluk işte bazen güreşir, bazen dallara çıkar elbiselerimizi çamur ettiğimiz, bir yerlerinden yırttığımız olsa da, analarımız o gece tamir ederlerdi.

    Bayram sabahı erkenden uyanır, elbiselerimizi giyer, önce babamızdan, annemizden, hayatta iseler dedelerimiz, ebelerimiz, ecilerimizin/anne annemizin başlayarak ellerini öperdik. Kahvaltı sonrası yakın akrabaların evlerine giderdik el öpmeye. Gittiğimiz her evden bize para, iğde, erik kurusu, leblebi, lokum, bisküvi, nar, ayva gibi hediyeler verilirdi. Sokaklar çocukların olurdu o sabah.

    Köyün yetişkinleri köy meydanında toplanır görev bölümü yaparlardı. ‘Doruğun içi’ derler bizim köy meydanına. Bir kısmı evlerden odun toplamaya gider, bir kısmı boyunlarına heybeler alarak ev ev gezer fasulye, nohut, kuru üzüm, kuru erik, bulgur, pirinç başta olmak üzere evlerden verilen her şeyi toplarlardı. Bir diğerleri kesilecek kurbanlıkları almaya gider, kesip yüzerler, etleri hazır ederlerdi. Bir başkaları yemekler için evlerden kazanlar toplar, çeşmeden su taşırlar, köy yemeklerini yapanlar kadınlar olsa da, erkekler sadece onların emrini yerine getirirlerdi. Ateşler yakılır, kazanlar ateşe konurdu.

    Yemek hazırlıkları bittikten sonra önce gençler mezarlığa geçerler, mezarlıklardaki yaprakları, dalları süpürürler, bir kenarda yakmaya başlarlar. Mezarlardaki çökmüş, yıkılmış yerleri, mezarlık duvarlarını tamir ederlerdi.

    Daha sonra mezarlığa kadınlar gelmeye başlarlar. Hepsinin elinde bir adak vardır. Mezarda yatanlarını ziyaret ederler, konuşurlar, ağıtlar yakarlar, topraktaki yatanlarının en sevdiği yemeklerden adaklar dağıtırlar, mezar toprağına da payını verirlerdi. Bazıları da kahve dağıtırdı.

    Daha sonra herkes köy meydanında toplanır, sofralar kurulur yemekler yenir. Yemekten sonra geleneksel oyunlar oynanırdı. Sultan Nevruz bir dayanışma bayramıydı, ölmüşlerle konuşma bayramıydı, küs küsün yemeğini yediği bir barışma bayramıydı Tahtacılarda.

    Köylere 12 Eylül sonrası yapılan camilerin etkisiyle bu güzel gelenekler kuran ayetleri, Sünni gelenekleri ile katledilmeye başladı.

    Tüm Tahtacı canlarımızdan, özellikle gençlerden rica ediyorum. Geleneklerinize sahip çıkın. Diyanetin asimile çalışmalarına dedeleriniz gibi karşı durun. Sadece geleneklerimizi değil, insanlığımızı öldürmeye çalışıyorlar cahilliğimizi kullanarak…”

    (HABER MERKEZİ)

  • Aleviler, Alevi toplumlarındaki Newroz/Nevruz bayramını anlattılar-VİDEO

    Aleviler, Alevi toplumlarındaki Newroz/Nevruz bayramını anlattılar-VİDEO

    PİRHA- ‘Newroz’ ya da ‘Nevruz’ olarak kutlanan bayramın, farklı coğrafyalarda nasıl tarif edildiğini pir ve yazarlar anlattı. Aleviler nezdinde ‘Hz. Ali’nin doğum tarihi’ olarak karşılık bulan Nevruz, Kürt Alevi coğrafyasında ise “zulümden kurtuluşun, yenilenmenin, ışığa açılan yolun” karşılığı.

    ‘Nevruz’’ ‘Newroz’ birçok coğrafyanın yanı sıra Mezopotamya ve Anadolu’da kutlanan ‘doğumun ya da direnişin günü’ olarak ifade edilir. Birçok halk da kendi gelenekleri doğrultusunda 21 Mart’ı karşılar.

    Alevi toplumu da Newroz ya da bir diğer adı ile Nevruz’u birçok farklı anlamı ile kutlar. Alevi inanç örgüsü içinde kimi Alevi toplulukları 21 Mart’ı ‘Dünyanın kuruluş günü, Hz. Ali’nin doğumu ya da Hacı Bektaş Veli’nin Anadolu’ya gelişinin ilk günü’ olarak da tanımlar. Fakat Kürt-Alevi coğrafyasında 21 Mart’ın karşılığı ‘Direniş günü’ olarak tarif edilir.

    Kürt mitolojisinde 21 Mart, Kürtlerin, Zalim Dehaq’tan kurtuluşu olarak’ en yaygın karşılığı bulur. Kutlamalar, genellikle 18 ile 24 Mart arasında düzenlenir. 21 Mart’ın özgürlüğe açılan kapı olması sebebiyle insanlar en canlı renkleri kuşanarak bu bayramı karşılar.

    ATEŞTEN ATLAMA GELENEĞİ

    Newroz’da ateşten atlamak geleneğinin ise derin bir karşılığı vardır. Günümüzde Newroz arifesinde, güney ve doğu Kürdistan’da şenlik ateşleri yakılır. Bu ateşin anlamı; karanlık mevsimden kurtulup, baharı; yani ışığı sembolize eder.

    Anadolu ve Balkan toplumlarında ise Nevruz ateşinin üstünden atlayarak kötülüklerden arındığına inanılır. Alevi toplumunda ayrıca Nevruz ateşinin üzerinden atlayarak dilek tutma geleneği mevcuttur.

    “HAKK, EVRENİ 21 MART’TA DİZAYN ETMİŞTİR” 

    Bawamasur (Baba Mansur) evlatlarından Seyfi Mûxûndî (Seyfettin Elaldı) Nevruz ya da bir diğer ismi ile Newroz’un Dersim coğrafyasında ‘Yeni bir gün. Yeni yaşam’ olarak karşılık bulduğunu ifade etti.

    Alevi inancına göre evrenin 21 Mart’ta dizayn edildiğini söyleyen Seyfi Mûxûndî, Dersim Alevi inancında aynı zamanda 21 Mart günü cem yapıldığını da anlattı. 21 Mart cemini diğer cemlerden ayıran özelliklerin olduğunu da anlatan Mûxûndî, “21 Mart’ta kanlı kurban; yani herhangi bir hayvan kesmek yoktur. Kansız kurban, lokma; yani niyaz dağıtırlar” dedi.

    21 MART HZ. ALİ’NİN DOĞUM GÜNÜ MÜ?

    Seyfi Mûxûndî, kimi çevrelerin 21 Mart’ı Hz. Ali’nin doğum günü olarak adlandırdığına işaret ederek, yazılı kaynakların ise farklı bir tarih gösterdiğini belirtti. Mûxûndî, Hz. Ali’nin, Hicretten 30 yıl önce, Recep ayının 13. günü Mekke’de, Kâbe’de doğduğuna dair yazılı belgelerin olduğunu aktardı. Mûxûndî, Hz. Ali’nin doğum tarihi için kimi kaynakların da 6 Temmuz’u işaret ettiğini söyledi.

    Seyfi Mûxûndî, 21 Mart’a ilişkin ikinci bir söylem ise ‘Ali’nin tahta çıktığı gün’ olduğunu söyledi. “Tarihi göz önüne alacak olursak bu sadece İslami bir kamufledir” diyen Seyfi Mûxûndî’nin aktarımları şöyle oldu:

    “Gerçek olan 21 Mart’ın Alevilerin binlerce yıllık bir inancı olmasıdır. Alevi inancında Ali ne doğmuş ne de doğurmuştur. Ali’ye bir de doğum günü biçmek Alevi inancını temelde değiştirmek olur. Ali’ye mal edilen bu doğum günü Alevi inancının Batıniliği açısından bir önemdir. Alevilere göre ‘yer-gök yok iken Ali var idi’. ‘Evel Ali, Ahir Ali’ inancı temelinde baktığımızda ‘Hak evreni 21 Martta var etti’ inancı olduğuna göre, Batini olarak, Ali’nin doğum gününü 21 Mart görmek yanlış değildir.”

    “NEVROZ IŞIKTIR, NEVROZ ATEŞTİR”

    Dede Seyfi Mûxûndî, Dersim bölgesinde Newroz’un, Demirci Kawa’nın isyanı sonucunda zulme karşı zaferi olduğunu ifade ederek şunları aktardı:

    “Işık Nedir? Işık evvela Hakk’tır. Işık uyanıştır. Işık bilgeliktir, çağdaşlıktır, tüm canlıların yeniden hayata dönmesidir, karanlıktan kurtulmaktır. Karanlıktan kurtulmak özgürlüktür, cehaletten kurtulmaktır. Işık; demiri tavında dövmektir. Demiri tavında dövmek; akıl, mantık, bilgeliktir. Işık, Demirci Kawa’nın bilgeliğidir.

    Ateş Nedir? Ateş en evvel Hakk’a olan aşktır. Ateş aşktır, tüm çiftlerin aşklarının depreşmesidir. Ateş sevgidir. Ateş zaferdir. Ateş sıcak duygulardır, diriliştir, haksızlığa isyandır. Ateş bu nedenden dolayı kırmızı semboldür. Kızılbaşlığa, Babek’e, Ali’ye semboldür. Ateş canlılara verilen ısıdır ve tüm canlıların uyanmasıdır. Tüm canlılara hayat ve yaşam hakkı tanımaktır. Ateş demdir. Dem sözdür, sohbettir, muhabbettir. O demi alıp kendinden geçip adeta nuş olmaktır. Ateş, Demirci Kawa’nın isyanı sonucunda zulme karşı zaferidir.”

    “21 MART TOPRAĞIN UYANDIĞI GÜNDÜR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş ise 21 Mart Nevruz bayramının Karadeniz bölgesinde nasıl kutlandığını anlattı.

    21 Mart Nevruz bayramının Orta Doğu, Anadolu ve Balkanlar’da birçok ulus tarafından farklı tariflendiğini belirten Cem Sultan Ermiş, “21 Mart’ta, Orta Doğu ve ülkemizin doğusunda yaşayan Kürt halkı tarafından zalim Dehaq’ın elinden kurtuluşunu ve Demirci Kawa tarafından Kürt halkına özgürlük getirdiğine inanılır. Biz Alevi Bektaşi toplumunda ise Hazreti Ali’nin doğum günü olarak kabul ederiz” dedi.

    Cem Sultan Ermiş, Karadeniz Alevilerinin 21 Mart’ta şenlikler düzenleyip akşamında ise cem yaptığı bilgisini verirken, şu bilgileri de ekledi:

    “Semahlarla, halaylarla, coşkuyla 21 Mart karşılanır. Aynı zamanda 21 Mart toprağın uyanışı, baharın müjdecisi olduğu gündür. Yine biz Alevi Bektaşi toplumu için 21 Mart’ın önemi; yaşamını tüm eserlerini doğa ve tabiat aşkı ile yüklemiş olan Aşık Veysel Şatıroğlu’nun o gün Hakk’a yürüdüğü gündür. Pir Sultan örgütü olarak, 21 Mart’ta hem Aşık Veysel’i anarız hem İmam Hüseyin’i hem de Hazreti Ali aşkına Sultan Nevruz cemleri düzenleriz. Ama ne yazık ki pandemi koşullarında cemlerimizi yürütemiyor, canları bir araya getiremiyoruz.

    21 Mart’ta Hazreti Ali’nin dünyaya gelişine ve bu dünyanın kuruluşuna inanan bir toplumuz. Aynı zamanda 21 Mart’ı Hz. Ali’nin doğum günü olarak kutluyoruz. Bir an önce bu pandemi koşullarından kurtulursak tekrar inancımızın, düsturumuzun güzelliklerini yaşayacağımız günleri diliyoruz.”

    XIRAVIYE ŞÊRO, RINDIYE BÊRO”

    Gazeteci Yazar Hüseyin Deniz ise Kürt coğrafyasında ‘Newroz’ ya da ‘Heftemal/Hawtomal’ gibi isimlendirmelerin mevcut olduğunu belirtti. Deniz, Newroz’un ‘Yeni gün, yeni doğuş’ anlamlarının olduğunu belirterek “Reya Heq/Raa Haq, Alevi ve Bektaşilikte, Newroz kutlamasının en somut işareti Bektaşi ve Alevi yazılı kaynaklarda yer alan ‘Newruzziye/Nevruziye’ ya da ‘Nevruz Gülbengi’dir. Bu da Newroz’un Bektaşi ve Alevi kesimlerince geçmişte de kutlandığını ortaya koyar” ifadelerini kullandı.

    Hüseyin Deniz, Newroz Bayramının Tahtacı Alevilerinde de kutlandığına işaret ederek, Newroz’un bir bütün olarak geniş bir coğrafyada kutlandığını anlattı.

    Deniz, Arap Alevilerde de (Nemiriye) Newroz’un en önemli bayramlardan biri olduğunu belirterek şöyle devam etti:

    “Rêya Heq/Raa Haqi denilen Dersim Kürt Alevi inancının merkezi Dersim’de ise ‘Newroz’ adı, baskın bir şekilde gözükmese de çok eskiden beri bir bayram olarak kutlandığını ortaya koyan işaretler var. Bunlardan biri 9 Mart’a tekabül eden ve ‘Qareçareşme’ olarak da bilinen kutlama olup diğer adı ‘Newroza Marti’dir. Dersim’in bazı yörelerinde Kürtçe’nin Kırmancki/Dimilki lehçesinde ‘Newroze/Roza Newiye’ yeni gün anlamına gelir ki bu bayram kutlanırken, ‘ocaklara çalı-çırpı, odun doldurulur ve ateşin dam üstündeki ocağın ağzını aşarak yükselmesi için çalışılır. Bu aynı zamanda bir yarıştır. Hangi evin ateşi daha gür çıkacak’ diye.

    Bu arada şu türden söylenceler de tekrarlanır:

    “Xıraviye şêro, rindiye bêro

    Tari sêro, roştî bêro,

    Serd şêro, germ bêro,

    Dısmanayeni şêro, dostêni bêro.

     

    Kötülük gitsin, iyilik gelsin,

    Karanlık gitsin, aydınlık gelsin

    Soğuk gitsin sıcak gelsin,

    Dünmanlık gitsin, dostluk gelsin.”

    “YAŞAMIN YENİ BAŞTAN BAŞLAYACAĞINA İNANILIR”

    Hüseyin Deniz, Newroz haftasının ayrıca cemrenin düştüğü hafta olarak bilindiğini aktararak şu bilgileri verdi:

    “Dersim’de Newroz ile çakışan ve aynı içeriğe sahip inançsal yönü de olan ve öne çıkan adı ise Heftemal/Heutomal’dir. Yaşı 60’ı bulan Dersimlilerin büyük bir kısmınca hala hatırlanır durumdadır. Bölgede, iki en çok üç ayrı Heftemal/Heutomal’den bahsedilir.

    Biri 9 Mart’taki ‘Newroz’a Marti’ olarak da adlandırılan bu kutlama ‘Heftemal a Piçuk/Howtemalo Qiz: Küçük Heftemal’ olarak bilinen kutlama olup, aynı zamanda cemrenin havaya düştüğü zamandır.

    Bunu tamamlayan diğer kutlama ise Heftemal Gir/Howtemalo Pil: Büyük Heftemal’dir. Kimi yerlerde 17 Mart’ta çoğunlukla da 21 Mart’ta yani Newroz günü kutlanır. Bazılarında 17 Mart-21 Mart arası da sürer. Bu aynı zamanda cemrenin suya düştüğü zaman dilimi olarak kabul görür; bir takım kutsallıklar atfedilir.

    Bu günlerde ağaçların saygıyla eğileceğine inanılarak hiç bir ağaç kesilmez. Çünkü bugün yani 21 Mart’ta tüm mahlukatın canlanacağına, kurdun kuşun uyanacağına ve yaşamın yeni baştan başlayacağına inanılır.

    Biri son yüzyılda diğeri ise çok eski tarihlerde yapılan kutlamaya dair anlatılar, Heftemal/Howtemal ile Newroz’un neden aynı olduğunu daha iyi açıklar.

    2000’lerin ortasında Dersim’deki Hawtemalo Pil anlatısına göre bolluk, bereket ve sağlık getirmek amacıyla sabah erkenden makbul bir kaynaktan getirilen temiz su hayvanlar ile ev halkı üzerine serpilir. Kutsal yerler, su başları ve mezarlıklar ziyaret edilir. Bazı yerlerde insanlar bu günde karlara çıkar eğlenirler.

    Sasaniler dönemideki bir kutlamayı ise Arthur Christensen’den aktaralım: ‘Nowrôz’un ilk günü erken kalktık, derelere ve kanallara birbirimizi yıkayıp su sıçratmaya gittik ve birbirimize tatlılar verdik.’

    BEKTAŞİLİKTE NEVRUZ GÜLBENGİ

    Gazeteci Yazar Hüseyin Deniz de her ne kadar Aleviler arasında ‘Hz. Alinin Doğum Günü’ olarak bilinse de 21 Mart ile ilgili bu yönlü kesin bir bilginin olmadığını vurguladı. “Onun Hicretten 23 Yıl önce doğduğu bilgisi dışında ayrıntılı ve kesin bir tarihlemeye rastlanmış değil” diyen Deniz, şu sözlerle aktarımına son verdi:

    “İran Ansiklopedisi’nde de yaklaşık olarak 600 tarihi verilir. Bazı kaynaklarda 16-17 Mart ya da 16-17 Eylül tarihleri gibi değişik rivayetler dolaşıyorsa da iddia düzeyindedir.

    Bektaşilikteki ‘Nevruz Gülbengi’nin başlangıcında Tanrı, Peygamber, Hz Ali ve kızı Fatma ile On İki İmam’dan sonra Ebû’l Vefa’ya yer verilir. Alevilikteki “Newruz Erkanı” sabahtan itibaren başlar. Nevruziyye” adı altında bu bayram için hazırlanan nefesler şiirler okunur.”

    Cebrail ARSLAN-Eren GÜVEN/ANKARA

     

     

     

  • Mersin Cemevi’nde Newroz kutlandı-VİDEO

    Mersin Cemevi’nde Newroz kutlandı-VİDEO

    PİRHA- Mersin Cemevi’nde Newroz kutlandı. Kutlamada konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) İnanç Kurulu ve Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, Alevi Bektaşi inancında 21 Mart Newroz Bayramının kutsal bir gün olarak kabul edildiğini ifade ederek tüm canların bayramını kutladı.

    Pandemi koşularından kaynaklı sınırlı sayıda katılımla gerçekleşen Newroz Bayramı, Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevin Dedenin okuduğu gülbeng ile başladı. Zakirlik yapan Rıza Aydın’ın seslendirdiği deyişlerle semah dönüldü.

    Mersin Cemevinde gerçekleşen Newroz Programına Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkan Yardımcısı Hasan Engin, Alevi Kültür Dernekleri Genel Merkez Sekreteri Ali Özveren, Mersin Cemevi Yönetim Kurulu Üyeleri, İnanç Kurulu Üyeleri, Mersin Cemevi Kadın Kolları  katıldı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) İnanç Kurulu ve Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, ‘’Newroz 5000 yıldan beri, Ortadoğu’da hüküm süren çeşitli uygarlıkların kültür ve geleneklerinden süzülerek gelmiştir. Newroz bayramını, barış, demokrasi, birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularıyla kutlayan tüm halklara mübarek olsun” dedi.

    “NEWROZ BİRLİK VE BERABERLİĞE VESİLE OLSUN”

    21 Mart’ın, karlı kış günlerinden sonra baharın gelişini müjdeleyen, toprağın canlanması, ağaçların dal, çimenlerin boy verdiği, bolluğun ve bereketin başlangıcı bir gün olduğunu belirten Kılavuz, şunları dile getirdi:

    “21 Mart gününe rastladığı söylenen bu günü, Kürtler yerleştikleri bütün coğrafyalarda bayram havasında coşkulu bir şekilde kutlarlar. Alevi Bektaşi İnancında 21 Mart Newrozz günü kutsal bir gün olarak kabul edilir. Alevi Pirleri bu gün dünyanın var oluş günüdür, her günden üstündür derler. Şahı Merdan Ali’nin, Kabe’nin içinde 21 Mart 598 yılında doğduğu gündür. Geçmişte Alevi dergah ve cemevlerinde Nevruz günü meydan açılır, semah dönülür, nefesler okunur, nasip alınıp verilirdi.

    2021  Nevruz etkinliğini dünyayı saran korona virüsünden dolayı kitlesel olarak kutlamayı sakıncalı buluyoruz. Cemevlerinde sembolik olarak gülbank okuyarak, çerağlar uyarmak ve semah dönülerek,  zakirlerin okuyacağı nefeslerle Nevruz’u kutlayacağız. Şahı Merdan Ali, Boz Atlı Hızır’ın Himmeti ile; bu Nevruz birlik ve beraberliğe vesile olsun. Dünyayı saran koronavirüsü son bulsun, Halkımız huzur ve mutluluğa kavuşsun”

    Kılavuz’un konuşmasının ardından cemevi bahçesinde Newroz ateşi yakılarak kutlama sona erdi.

    Erol KAMALAK-Diren KESER/MERSİN

  • ‘Hakk’a yürüme erkanı Aleviler için devrimdir, meydanı kendi erkanımızla dolduralım’-VİDEO

    ‘Hakk’a yürüme erkanı Aleviler için devrimdir, meydanı kendi erkanımızla dolduralım’-VİDEO

    PİRHA- HBVAKV Uzundere Cemevinde yürütülen Mekteb-i İrfan muhabbetinde konuşan Hacı Bektaş Ocağı’ndan Özdoğan Sağlam, “En büyük ibadetimiz cemal cemale olan cemdir. Biz meydanlarımızı kendi erkanlarımızla, gerçeğimizle doldururuz. Nereye gidersek gidelim bütün erkanlarda, hizmetlerde Alevi toplumun kendi dili, anlayışı, geleneğine uygun hizmet edersek asıl varlığımızı o zaman ortaya koymuş oluruz” dedi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Uzundere Şubesi ve Cemevinde bir çok yurttaşın katılımıyla Mekteb-i İrfan muhabbeti gerçekleşti.

    Hacı Bektaş Ocağı’ndan Özdoğan Sağlam, HBVAKV Çiğli Şube Başkanı Hüseyin Han, Mekteb-İrfan zakirlerinin katıldığı muhabette çerağlar uyandırıldı.

    Hakk’a yürüme erkanlarına dair yürütülen hizmetleri Alevi toplumu için devrim olarak nitelendiren Hacı Bektaş Ocağı’dan Özdoğan Sağlam, Alevi toplumunun yürütülen tüm erkanlarda kendi dili, anlayışı, geleneğine uygun hizmet etmesi ile ancak asıl varlığını o zaman ortaya koyabileceğine vurguda bulundu.

    “DOĞANIN TAKVİMİNE GÖRE YENİ YIL NEVRUZ’DUR”

    Doğanın kendisine göre takvimi olduğuna işaret eden Sağlam, bu takvime göre yeni yılın Nevruz olduğunu ifade etti. Sağlam, “Hızır ayından sonra cemreler düştü. Cemreden kasıt ateş, ısı, kor demektir. Daha sonra 21 Mart Nevruz bayramı gelir. 21 Mart hemen hemen bir çok ulus tarafından kutlanıyor. Bütün insanlık aleminin bir takvimi, saati vardır. Kendine göre bir ay, yıl belirlemek için bir takvim oluşturmuştur. Doğanın da bir takvimi, saati vardır. Doğanın takvimine baktığınız da aslında yeni yıl Nevruz’dur 21 Mart Nevruz’un başlangıcıdır ve yeni bir yıldır. Saatin akrebini, yelkovanını sağa sola çevirebilir, geriye ileriye alabilirsiniz. Ama doğanın dengesini ileri geri yaptıramazsın, güneşin doğuşunu sağa sola çeviremezsin. Gerçek yeni yıl baharın gelişi ile başlıyor. O nedenle biz kendi kutsalımız ile bunu dile getirmişiz. Nevruz’a Ali’nin doğuşu demişiz. Biz Ali dediğimiz zaman kainatın kendisi olduğuna inandığımız bir Ali modelini söylemişiz” dedi.

    “ALEVİ TOPLUMU EMEKTEN YANADIR, SERMAYEDEN YANA DEĞİL”

    Sermayenin doğanın dengesini bozup, emeğe karşı hoyratça saldırdığını ifade eden Sağlam, Alevi toplumunun emekten yana olduğunu sözlerine ekleyerek, “Doğada her şey var, bereketi çok fazladır. Bütün canlıya, kurda kuşa, börtü böceğe ve bütün insanlığa yetecek kadar mahsulü vardır. Bunun karşısında bir de emek ve sermaye vardır. Sermaye maalesef doğadaki o dengeyi bozup bunu kendi lehine çevirip emeğe karşı savaşarak onu adaletli dağıtmadığı için dünya bu hale gelmiştir. Emeğin de, sermayenin de ne olduğunun farkına varmak lazım. Sermayenin de üzerimizde oluşturduğu bir asimilasyon payı var. Alevi toplumu emekten, halktan yanadır. Sermayeden asla yana değildir. Emek alın teridir, helaldir. Emek razılıktır, rızalıktır” diye konuştu.

    “HAKK’A YÜRÜME ERKANLARI ALEVİLER İÇİN YÜZYILIN DEVRİMİDİR”

    “Hakk’a yürüme erkanını Alevi toplumu için yüzyılın devrimi olarak tanımlıyoruz” belirlemesinde bulunan Sağlam, bu hizmeti yürütürken Alevi toplumunun aşırı tepkiler verdiğine dikkat çekti.

    Hakk’a yürüme erkanları ile Alevi toplumunun düşünceye sevk edilerek, sarsıldığını dile getiren Sağlam, Alevi toplumunun tüm erkanlarında kendi dili, anlayışı ile geleneğine göre hizmet etmesinin kendi varlığını orta koymasında yardımcı olacağının altını çizerek şöyle konuştu:

    “Bugüne kadar bu hizmetin savaşını verirken bu da nereden çıktı, böyle bir şey yoktur, halka düzeninde değil saf düzeninde duralım gibi aşırı tepkileri şaşkınlıkla izledik. Ama gördük ki Alevi toplumu mücadeleyi, davayı bırakmış. Asimilasyona tabi olmuş, kendi özünün gerçeğine uzaylı kadar uzak kalan bir toplum olduğunu gördüm. Bu Alevi toplumunun aklında büyük bir derinim yarattı. Onları düşünceye sevk ettik, sarstık. Su bulandı ve bulandıktan sonra ancak durulur. Büyük bir mücadele ile Hakk’a yürüme erkanlarını İzmir’in yüzde 80-90’ı kadarına kabul ettirmiş durumdayız. Alevi toplumu yaşamış olduğu katliamlara karşı davayı yürüterek birlik olur, kavgasını yapar ama; katliam olmadığı zaman da Alevi toplumu birbiri ile uğraşır. Böyle bir alışkanlığımız var. Bizim ibadet geleneğimiz cemdir. En büyük ibadetimiz cemal cemale olan cemdir. Bundan sonraki diğer erkanlarımız da yine aslında bu geleneğe uygun olması lazım. Biz meydanlarımızı kendi erkanlarımızla, gerçeğimizle doldururuz. Nereye gidersek gidelim bütün erkanlarda, hizmetlerde Alevi toplumun kendi dili, anlayışı, geleneğine uygun hizmet edersek asıl varlığımızı o zaman ortaya koymuş oluruz.”

    PİRHA/İZMİR 

     

  • Mersin Cemevinde Newroz-Nevruz coşkuyla kutlandı

    Mersin Cemevinde Newroz-Nevruz coşkuyla kutlandı

    PİRHA-Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şubesi Cemevinde Newroz-Nevruz bayramı kutlandı, deyişlerin okunduğu ve semahlar dönüldü. 

    Mersin Cemevi bahçesinde gerçekleşen Newroz-Nevruz etkinliğinde, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Doğan Demir, AKD genel merkez yönetim kurulu üyeleri, Alevi kurumlarının şube başkanları, yönetim kurulu üyeleri, siyasi parti temsilcileri, Mersin milletvekilleri, sendikaların şube temsilcileri, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ve inanç önderleri katıldı.

    Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevin Dedenin okuduğu Gülbengin ardından Nevruz ateşi yakıldı.
    Mustafa ve Onur Talipoğlunun seslendirdiği deyişlerle gençler semah döndü.

    “BUGÜN BÜYÜK BİR BAYRAMDIR”

    Açılış konuşmasını yapan Mersin Cemevi Başkanı ve Seyit Sabun Ocağı pirlerinden Hasan Kılavuz Newroz-Nevruz bayramını kutlayarak şunları söyledi: “Şah-ı Merdan Ali’nin Kabe’nin içinde 21 Mart 598 yılında doğduğu gündür. Şii ve Alevi Kızılbaşlar için bugün büyük bir bayramdır. Geçmişte Alevi dergahlarında Nevruz günü meydan açılır, semah dönülür, nefesler okunur, nasip alınıp verilirdi.” dedi.

    “ALEVİ ÇOCUKLARI ASİMİLE EDİLİYOR”

    Alevilerin ibadet yerlerinin cemevi olduğunu bir kez daha hatırlatan Kılavuz, “Her kimliğe ve her inanca, her mezhebe kapımız ve gönlümüz açıktır. Alevilerin inançsal yöndeki mağduriyetlerinin giderilmesi için, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları ve Danıştay’ın kararları uygulanmıyor. Cemevlerinin giderleri devlet tarafından karşılanmıyor. Okullarda, din dersiyle Alevi çocukları asimile ediliyor. Hazırlanan müfredatta Alevi kurum temsilcileri ve kanaat önderleri davet edilmiyor. Alevi köylerine cami yapılmasına devam ediliyor. Camilere tanınan olanakların Cemevlerine de tanınmasını istiyoruz. Diyanet İşleri Başkanlığının yeniden yapılandırılması Alevilerin temel istemleridir. Aleviler nerede olursa olsun bütün istemlerini hiç çekinmeden demokratik yollarla aramaya devam edecektir”diye konuştu.

    “ALEVİLER EŞİT YURTTAŞLIK İSTİYOR”

    AKD Genel Başkanı Doğan Demir ise konuşmasında; “Aleviler bu ülkede eşit yurttaşlık istiyor. İnançta adalet istiyor. Aleviler bu ülkenin çağdaş, aydın ve demokrat yüzlü insanlarıdır.” dedi. Geçtiğimiz günlerde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) yönetici ve üyelerinin tutuklanmasına değinen Demir, Aleviler olarak zulme karşı boyun eğmeyeceklerini vurguladı.

    Daha sonra Kardeş Türküler’in seslendirdiği şarkılar eşliğinde çekilen halaylarla Newroz-Nevruz kutlandı.

    MERSİN/PİRHA