Etiket: nikah kıyma yetkisi

  • Bugün oylanacak müftülük yasasına karşı kadınlar alanlarda

    Bugün oylanacak müftülük yasasına karşı kadınlar alanlarda

    PİRHA- Müftülere nikah kıyma yetkisi veren yasa bugün Meclis’te oylanmaya başlayacak. Kadınlar da mecliste görüşülmeye başlayacağı andan itibaren Türkiye’nin pek çok yerinde ve sosyal medyada ‘Müftülük yasasına hayır’ diyecek.

    Meclis Genel Kurulu’nda geçen hafta görüşülmesi planlanan il ve ilçe müftülüklerine evlendirme yetkisi veren yasa tasarısının görüşmeleri ertelenmişti. Müftülere nikah kıyma yetkisi veren yasa bugün saat: 14.00’de mecliste oylanmaya başlayacak.

    Kadınların ise haftalardır süren eylemleri bugün de devam edecek. Nöbetteki kadınlar Türkiye’nin pek çok bölgesinde alanlarda ‘Müftülük yasasına hayır’ diyecek. Sosyal medya hesabı twirtter’den ise #MüftülükYasasınaHayır tagi altında buluşacaklar.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Müftülük yasasına itirazım var’ diyen kadınlar nöbette: Bu nikah kıyılamaz

    ‘Müftülük yasasına itirazım var’ diyen kadınlar nöbette: Bu nikah kıyılamaz

    Müftülük yasasının Meclis Genel Kurulu’na geleceği bilgisi üzerine, kadınlar yurdun dört bir yanında nöbet çağrısı yaparak sokağa çıktı. Ankara’da Sakarya Caddesi’ne çağrı yapan kadınlara polis biber gazı ve plastik mermi ile saldırdı. İstanbul’da Khalkedon Meydanı’nda buluşan kadınlar pankart astı. Eskişehir’de kadınlar “Eşitsiz yasanı al başına çal” dedi. Yurdun dört bir yanında kadınlar yasa tasarısına karşı nöbetlerine devam edecek. 
    Kadınların tepkisiyle karşılaşan ve tartışma yaratan, il ve ilçe müftülerini de evlendirme memurları arasına ekleyen “Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” geçtiğimiz haftalarda İçişleri Komisyonu’nda kabul edilmişti.

    Kadınlar tarafından özellikle cinsel saldırı ve çocuk yaşta zorla evliliklerin önünü açacağı için karşı çıkılan tasarıya ilişkin geçtiğimiz hafta konuşan AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “İsteseniz de, istemeseniz de Meclis’ten geçecek” demişti.

    Yüzden fazla kadın ve LGBTİ örgütünün bir araya gelerek oluşturduğu Bu Yasalar Böyle Geçmez Kampanya Grubu, bu yasaya karşı bugün Kadıköy’de bulunan Khalkedon Meydanı’nda iki saatlik nöbet eylemi düzenledi.

    Kadınlar meydana ışıklı tabela üzerinde “Birlikte güçlü”, “Eşit ve özgür bir hayat için bu yasalar böyle geçmez” ve “Müftülük yasası geri çekilecek” yazan pankartlar astı.

    “BU NİKAH KIYILAMAZ”

    Kadınlar “Kadınlar can meclis nikah derdinde”, “Müftülük yasasına itirazım var”, “Müftü yasası değil yaşamak istiyoruz”, “Müftülere resmi nikah yetkisi eşitsizliğin garantisi”, “Boşanmayı değil cinayeti engelle”, “Bu nikah kıyılamaz” dövizleri taşıdı.

    Çok sayıda kadının katıldığı eylemde sık sık, “Susmuyoruz korkmuyoruz itaat etmiyoruz”, “Yaşasın kadın dayanışması”, “Bu yasalar böyle geçmez”, “Müftülük yasası geri çekilsin”, “Eşitsiz yaşamaktan bıktık usandık” sloganları attı.

    Nöbetteki kadınlara Kadıköy halkı da destek verdi.

    “YASAYI GERİ ÇEKİN”

    Meclisin kadınları duymazdan geldiğini belirten kadınlar, “Çünkü biliyorlar dünya yerinden oynar kadınlar özgür olsa” dedi ve şunları vurguladı:

    Kadın erkek eşitliğini temel almayan bu yasayı geri çekin. Bizim hakkımızda yasa yapmak isteyenlere, biz kadınların güçlü olduğunu göstermek için ses çıkartıyoruz. Kadınları toplumsal baskı altına almak istiyorlar buna karşı hep birlikte ses çıkartıyoruz.

    Eylemde ayrıca yasanın meclisten geçirilmesini egellemek amacıyla kadın milletvekillerine gönderilen mektup da okundu.

    Mektupta “Sizler içerisinde açıklama okuyan, kadınların fişlendiği meclisin birer kadın üyesisiniz. Kadınların birbirini duyması bizim umudumuz” ifadeleri yer aldı. Mektubun okunmasının ardından kadınlar alkışlar, sloganlar ve kadın şarkıları eşliğinde oturma eylemi gerçekleştirdi. Nöbet, alkışlar ve sloganlarla sona erdi.

    Meclis önünde eylem yapan kadınlara polis müdahale etti

  • Yazar Turan Eser: Müftülük yasası, kadın haklarına saldırı ve Şer-i hukukun topluma dayatmasıdır

    Yazar Turan Eser: Müftülük yasası, kadın haklarına saldırı ve Şer-i hukukun topluma dayatmasıdır

    PİRHA – Alevi Bektaşi Federasyonu önceki başkanlarından yazar Turan Eser, “Ümmetin nikah krizi” başlığıyla kaleme aldığı yazıda “Neden müftüye nikâh yetkisi verildi? Bu bir inanç özgürlüğü meselesi mi? Yoksa sadece laiklik karşıtı bir girişim mi? Türkiye’de son yıllarda süre gelen sıralı dinselleştirme ve gericilik eksenindeki din sömürüsünün arkasında ne var?” sorularının yanıt veriyor.

    Alevi Bektaşi Federasyonu ABF’nin önceki başkanlarından yazar Turan Eser, BirGün Gazetesi’nde “Ümmetin nikah krizi” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

    Siyasal İslamcı camiadaki “ümmetçilik” tartışmalarında İslamcıların bir itirafta bulunduğunu söyleyen Eser, “İslamcılık ve ümmetçilik krizde! Mekke ve Medine’nin 7. yüzyıl ve Osmanlı’nın 19. yüzyıl ümmet paradigmasını “yaşatamıyoruz” diye serzenişte bulunuyorlar. Bugünkü asıl hedef; siyasal İslamcılık “ümmetçilik” üzerinden müslüman dünyayı din çimentosuyla “birleştirmek” istiyor. Osmanlı’nın tüm müslüman dünyasının merkezi ve halifesi olacağına inanarak Panislamizm rüyasına girenlerin büyük bir kısmı, 1908’de bu rüyalarından Pantürkizm olarak uyandı” dedi.

    “Panislamizm dünyada yaygınlaşan pozitivizm, ulus devlet modellerine, egemenliğin yeryüzüne indirilmesine, aydınlanmaya karşı gericiliğin ideolojisini egemen kılmak için “din çimentosu” öneriyordu” diyen Eser, şeriatı ise ümmetin ortak hukuku haline getireceğini ifade etti.

    AKP’İN HALİFELİĞİ ÜSTLENME RÜYASI

    1878’de Mebusan Meclisi’ni kapatan II. Abdülhamit’in İslamcılığı yani Ümmetçiliği devletin resmi ideolojisi haline getirip uygulamaya soktuğunu söyleyen Eser sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Aklın düşüncesi yerine de vahyin yetiştireceği dindar ve kindar nesil tahayyül ediyordu. Olmadı, bu rüya tutmadı. Çünkü müslümanlar iktidar için önce, kendi içinde birbirlerini boğazladılar. Dünyada yaygınlaşan laiklik, pozitivizm, aydınlanma, ulus devlet inşa modellerine ve milliyetçilik akımlarıyla baş edemediler. Olan oldu, müslümanların birliğini hedefleyen Panislamizm, 1908’den itibaren İslam soslu Pantürkizm’e dönüştü. Bir ölçüde “Türk İslam Sentezi” ideolojisinin tohumlarının ekildiği dönem de diyebiliriz.”

    Eser, AKP’nin bugün ise 1908 öncesi ruhu yeniden çağıran siyasal seanslar düzenlediğine dikkat çekerek, “II. Abdülhamit’in yarım kalan rüyasını tutmanın gerekliliği vaaz ediliyor. Müslüman dünyanın merkezi olma ve halifeliği üstlenme rüyası var” dedi.

    ÜMMET İÇİN ÖNCELİKLİ ‘ÇOK HUKUKLU REJİME’ GEÇİŞ PROJESİ

    Bu noktada müftülere nikah kıyma yetkisi veren yasa tasarısına değinen Eser yazısında şu ifadeleri kullandı:

    “Müftülere nikâh yetkisi, hem bir aldatma ve hem de kadın düşmanı adımlardan bir tanesidir. Başta eğitim ve sağlık olmak üzere, ümmetin hukukunu tüm kamusal hizmetlerde ve kamusal alanda görünür kılmak için ideolojik ve teolojik ajandayı uygulamaktadırlar.

    İmama resmi nikâh yetkisini, salt “inanç özgürlüğü” ya da “laiklik” ile sınırlı tartışmak eksik olur. Siyasal İslamcılık ekseninde kurulan ümmetin yeni rejimi, attığı temel taşlarından biridir. Bu rejimin tek stratejisi var. Halkı din ile aldatmak ve arkasına almak. Uhrevi olanda birleşmeyi vaaz ediyorlar, ama dünyevi olanda ise halkı uzak tutuyorlar. İmanda birlik, alnın secdeye gelmesinde eşitlik, ama dünya malını paylaşmak ve insan hakları rejiminde eşitliğe hayır diyorlar. Düşünün ki, aynı imam “memur kimliği” ile bir kadına resmi dini nikâh kıyarken, aynı erkeğin ikinci, üçüncü ve dördüncü eşine resmi olmayan ve mezhepçi kimliği ile dini nikâh kıyabilecektir!

    Özetle; imamlara resmi nikâh kıyma yetkisi veren düzenleme, ümmet için öncelikle “çok hukuklu rejime” geçiş projesidir.”

    ‘İMAM NİKAHLI VE İMAM NİKAHSIZ’ AYRIŞMASI

    Bu düzenlemenin birçok açıdan sorunlu olduğunu vurgulayan Eser, şöyle sıraladı:

    • Kamu eliyle mezhepçiliği kurumsallaştırmak ve toplumsal çeşitliği yok saymaktadır. Farklı inançlar ve inanmayalar üzerinde sosyal baskı mekanizması kurmaktır.
    • Kadın haklarına saldırının ve Şer-i hukukun topluma dayatılmasıdır.
    • Toplumsal çeşitliğe ve farklı hayat tarzlarına yeni bir müdahaledir.
    • Dini nikâh kişinin kendi özel ve dini hayat tarzına ilişkin bir tercihidir. Bu konuda bugüne kadar tek bir sorun, engel yok iken, devletin Sünnilik üzerinden Alevilere, azınlık inançlarına ve inanmama hakkı kullananların üzerinde oluşacak baskılara yol vermektedir. “İmam nikâhlı ve imam nikâhsızlar” diyerek toplumsal kutuplaşmayı derinleştiren bir ayrımcılık düzenlemesidir.

    Eser, “Laiklik karşıtı ve evrensel hukuk normlarını çiğneyen bir uygulamaya karşı, haklar rejimini savunarak itiraz edilmelidir” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Müftülere nikah kıyma yetkisi alt komisyondan AKP’lilerin oylarıyla geçti!

    Müftülere nikah kıyma yetkisi alt komisyondan AKP’lilerin oylarıyla geçti!

    Birçok kesimin tepkisine rağmen müftülere nikah kıyma yetkisi veren madde AKP milletvekillerinin oylarıyla alt komisyonda kabul edildi. 

    “Nüfus Hizmetleri Kanunu İle Bazı Kanunlarda değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın İçişleri Bakanlığı Komisyonu’nda görüşülmesine devam ediliyor. Tasarının müftülere nikah yetkisi veren 6. maddesi AKP milletvekillerinin kabul edildi.

    CHP milletvekili Şenal Sarıhan tüm itirazlarına rağmen 6. maddenin komisyondan geçirildiğini, diğer maddeler için görüşmelerin devam ettiğini aktardı. Sarıhan tasarının yarın asıl komisyonda görüşüleceğini de bildirdi.

    Tasarının ilgili maddesi şöyle:

    “5490 sayılı kanunun 22. maddesinde yapılan değişiklikle evlendirme memurları arasına il ve ilçe müftüleri eklenmiştir.”

  • ‘Ülke yavaş yavaş şeriata doğru gidiyor’ -VİDEO

    ‘Ülke yavaş yavaş şeriata doğru gidiyor’ -VİDEO

    PİRHA-Hüseyin Abdal Ocağı’ndan Pir Hüseyin Gazi Metin, müftülere verilen nikah kıyma yetkisine tepki gösterdi. Metin, ülkenin şeriata doğru adım adım gittiğinin bir göstergesi olduğuna dikkat çekti. Dedelere maaş verilmesine ise, “Hiçbir zaman devletin kendilerine önerdiği maaşı kabul etmeyin. Bu düzen, bu devlet faydası olmayan bir yerden hiç kimseye bir kuruş para harcar ne de yetki verir” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    Müftülere nikah yetkisi verilmesi ile Alevilere yönelik asimilasyon politikalarına ilişkin Hüseyin Abdal Ocağından Pir Hüseyin Gazi Metin PİRHA’ya konuştu.

    Hüseyin Abdal Ocağı’ndan Hüseyin Gazi Metin, “Laikliğin olduğu yerlerde müftülüklere, hacılara, hocalara nikah kıyma yetkisi verme kadar yanlışlık yoktur” dedi.

    Ülkenin yavaş yavaş Cumhuriyet’ten kayarak şeriata doğru gittiğini düşünen Metin, ne müftünün ne hocanın ne de dedenin nikah kıymasının doğru olmadığını söyledi.

    “ALEVİLERE YÖNELİK ASİMİLASYON ÇABASIDIR”

    Pir Metin sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Hiç kimsenin dinine, inancına, müftüsüne, hacısına karışmayan o müftülük ki, o diyanet ki, o bizi yönetenler ki hala Alevileri asimile etmek için elinden gelen gayreti yapıyorlarsa biz de konuşmak zorundayız. Sözde Alevilere de bir takım vaatlerde bulunuyorlar. Alevi dedelerinden ricam şudur: Hiçbir zaman devletin kendilerine önerdiği maaşı kabul etmemeleri. Bu düzen, bu devlet faydası olmayan bir yerden hiç kimseye ne bir kuruş para harcar ne de yetki verir.”

    ALEVİ DEDELERİNE VE DERNEKLERİNE ÇAĞRI

    Metin, Alevi dedelerinin ve derneklerinin asıl görevinin diyanetin kaldırılması, okullarda zorunlu din derslerinin kaldırılması yönünde mücadele olması gerektiğini söyledi.

    Pir Hüseyin Gazi Metin sözlerine şöyle devam etti:

    “Benim çocuğuma okulda namaz duası öğretiyor, bana da maaş verecek bunun adı ne, soyadı ne. Bizim yedi sülalemiz bir maaş için mi uğraştı acaba. Burada düzen kendi Alevisini kurmuş ve yaşatmaya çalışıyor. Umreye giden dedeler, senin sülalen mi gitti umreye, gri pasaportla Avrupa’ya dede gönderiyorlar. Bunun adı, soyadı belli. Devlet kendi Alevisini kurmak için uğraşıyor, bizler de gerçek Aleviliği yaşatmaya çalışıyoruz. Burada da Avrupa’da da. Karamsar değilim. Bir gün bunlar yenilecek, Alevi dedelerinden ve kurumlarından tek isteğimiz var, cem evlerinden Arapçayı tamamen kaldıracaklar. Kaldırmadıkları müddetçe bu memleketin tamamı şeriata doğru yönelir. Biz tanrıyı inkar etmiyoruz. Tanrıyı seviyoruz, insanı seven tanrıyı sever. Biz tanrıdan korkmuyoruz, insan korktuğuna tapar mı, sevdiğine tapar.”

    Semra ACAR

    SİVAS