Etiket: nilgün mete

  • Nilgün Mete: Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Alevileri temsil etmiyor-VİDEO

    Nilgün Mete: Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Alevileri temsil etmiyor-VİDEO

    PİRHA- Gazeteci Nilgün Mete, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kuruluşundan bugüne geçen süreci sert sözlerle eleştirerek, “Elde var sıfır… Bu yapı Aleviler için değil, bir asimilasyon mekanizması olarak kurgulandı” dedi.

    Tartışmaların odağında olan ve Alevi toplumunun “Alevi Diyaneti” olarak tarif ettiği Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Alevi ziyaretleri, köyleri, kurumları ve cemevlerine müdahalesini sürdürüyor.

    Kurulduğu günden bu yana 3 başkan değiştirmesi ise, kurumun “koltuk” kavgası merkezine dönüştüğü yönünde tartışmaları beraberinde getirdi.

    “BU BAŞKANLIK ALEVİLERİ TEMSİL ETMİYOR”

    Gazeteci Nilgün Mete, 9 Kasım 2022’de Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın dört yıllık pratiğini değerlendirdi. Mete, başkanlığın bugüne kadar üç kez el değiştirdiğini hatırlatarak, yönetim kadrolarının Alevi toplumuyla bağ kuramadığını söyledi.

    Mete, “Bu üç isim de Alevi olmasına rağmen Alevi toplumuyla bağı zayıf, daha çok iktidar çizgisine yakın kişiler. Alevi örgütleri bu kurumu hiçbir zaman sahiplenmedi” dedi.

    Mete Alevi örgütlerinin daha kuruluş aşamasında tavrını net koyduğunu vurguladı.

    “CEMEVLERİNE İBADETHANE STATÜSÜ YOKSA BU KURUM NEDEN VAR?”

    Başkanlığın en temel sorunu olarak cemevlerinin hala ibadethane olarak tanınmamasını gösteren Mete, devletin yaklaşımını eleştirerek, “Cemevlerine hala ‘kültürel tesis’ deniliyor. Camiler, kiliseler, sinagoglar ibadethane ama cemevleri değil. O zaman bu başkanlığı neden kurdunuz?” dedi.

    Mete, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve yüksek yargı kararlarına rağmen eşitlik sağlanmadığını belirterek,“ AİHM Türkiye hükümetlerinin Alevilere ayrımcılık yaptığını söyledi. Ama hala gereği yapılmıyor“ dedi.

    “DÖRT YILDA KOCAMAN BİR HİÇ”

    Başkanlığın faaliyetlerini de değerlendiren Mete, yapılan çalışmaların yüzeysel kaldığını söyledi. Cemevlerinin boya, badana gibi ihtiyaçlarının karşılanmasının bir devlet kurumu gerekçesi olamayacağını belirterek, “Cemevlerinin ihtiyaçlarını karşılamak için böyle devasa bir kurum kurmaya gerek yoktu. Aleviler zaten kendi cemlerini yapıyor, kendi ihtiyaçlarını karşılıyor. Şimdi bu 4 yıllık bir geçmişe baktığımız zaman Alevi Bektaşi Kültür ve Cemiyet Başkanlığı ne yaptı? Peki Alevi toplum için, Aleviler için, Alevi inancı için ne yaptı? Aslında kocaman bir hiç, elde var sıfır ” ifadelerini kullandı.

    Kurum içinde yaşanan tartışmalara da değinen Mete, mevcut yönetimin etkisiz olduğunu kaydederek, “Oraya memur olarak atanmış bir başkan var. AKP ne derse onu yapıyorlar. Kariyer kaygısı dışında bir duruş yok” diye belirtti.

    “ALEVİ TOPLUMU BU YAPIYI KABUL ETMEDİ”

    Alevi toplumunun büyük çoğunluğunun bu kurumu reddettiğini ifade eden Mete, federasyonlar ve örgütlü yapılar açısından durumun net olduğunu ifade ederek, “Çünkü Alevi toplumu dirençli bir toplum. Haksızlığa karşı direnir. Bir asimilasyon merkeziyse onu asla kabul etmez. Orayı kabul edenler var mı? Var. Oraya gidenler var mı? Var. Ama çok az sayıda bunlar. Alevi toplumunun büyük çoğunluğu, Alevi federasyonları, hem Avrupa’daki hem Türkiye’dekiler bu kurumu kabul etmediler” dedi.

    Başkanlık bünyesinde Alevi inanç önderlerinin bulunmamasına da dikkat çeken Mete, şunları kaydetti:

    “Ne Alevi dedeleri var ne pirler var. Tanınan, saygı duyulan isimler yok. Aleviliği temsil eden bir yapı değil bu.”

    Kurumun geleceğine ilişkin değerlendirmede de bulunan Mete, yaşanan iç çekişmelerin ve toplumsal karşılıksızlığın bu yapıyı sona yaklaştırdığını ifade etti.

    “Belki de fes edecekler. Çünkü işe yaramıyor. Alevi toplumu kabul etmiyor. Eğer kapatılırsa da bu bir asimilasyon merkezinin ortadan kalkması olur” değerlendirmesinde bulundu.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Nilgün Mete: Hepimizin ihtiyacı barış; bu nedenle herkese görev düşüyor-VİDEO

    Nilgün Mete: Hepimizin ihtiyacı barış; bu nedenle herkese görev düşüyor-VİDEO

    PİRHA – Gazeteci Nilgün Mete, Barış ve Demokratik Toplum Sürecine dair Alevi kadınlarının seyirci kalmaması gerektiğini söyledi.  Muslu, “Kadınlar ön planda yürüyor. Dolayısıyla da barışı getirecek olan da kadınlar. Alevi kadınlara çok iş düşüyor” yorumunu yaptı.

    Abdullah Öcalan tarafından 27 Şubat’ta yapılan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ardından taraflar arasındaki görüşmeler devam ediyor.

    PKK’nin 12 Mayıs’ta silahlı mücadeleyi sonlandırma kararını açıklaması ardından, demokratikleşme yolunda kamuoyunda bir beklenti oluşsa da hükümetten henüz bir adım gelmedi. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, toplumun farklı kesimlerini dinlemeye devam etse de henüz demokratikleşme adına bir adım atılmadı.

    40 Yıllık çatışmalı süreç ardından taraflar bir araya geldi ancak, sekiz aylık istişare döneminde ne Kürt sorunu ne de Alevi sorununa dair hükümetten bir yol haritası belirmedi.

    Gazeteci Nilgün Mete ile kadınların Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne bakışını ve etkisini konuştuk.

    ÇATIŞMALAR SONUCUNDA KADINLAR, UCUZ İŞ GÜCÜ OLDU”

    PİRHA- Savaşın etkisinin kadına yansıması nedir?

    Nilgün Mete: Dünya savaşları, bölgesel savaşlar, iç çatışmalar var. Ve şuna tanık olduk hayatımız boyunca; emperyalizmin ihtiyaçları doğrultusunda savaşlar, çatışmalar çıkarılıyor. Halklar birbiriyle çatıştırılıyor. Halk da bu çatışmaların, savaşların bir parçası oluyor. İşte ülkemizde yaşadığımız 40 yıllık bir çatışma, bir savaş oldu. Tabii bunun yansımaları korkunç oldu. Faili meçhuller, göçler yaşandı, onbinlerce insan öldü. Aileler bölünüp parçalandı. Köyler yakıldı, boşaltıldı. Bütün bunlara tanığız. Ve kadınlar çocuklar tabii ki son derece etkilenen bir kesim oldu. Pek çok anne, çocuklarını bu çatışmalarda kaybetti. Sadece Kürtler ve Alevi kadınlar değil, Türkiye’deki tüm kadınlar acı çekti. Bir askerin ya da bir örgüt militanının ölümü tüm anneleri etkiliyor elbette. Zorunlu askerlik var; 20 yaşında genç çocuklar çatışmalarda hayatlarını kaybettiler. Her eve bir ateş düştü.

    Faili meçhul cinayetler ve işte kadınların başlattığı direniş… Galatasaray Meydanı’na niye gelindi? Bir zalimliğin sonucu olarak o anneler Galatasaray Meydanı’na gelip yıllarca oturma eylemi yaptılar. Dövüldüler, yağmur, kar, çamur demeden Galatasaray Meydanı’nda oturdular. Yani dünyaya baktığımızda emperyalistler, bu savaşları silah satışı yapmak için çıkarıyor. BOP projesi kapsamında Ortadoğu’da kan akıyor. Halklar, ülkeler mahvedildi. Kültür, medeniyet, ekonomi, her şey yok edildi. Kadınlar tecavüze uğradı. Göç ederken insanlar, yollarda mahvoldu. İşte o göç yollarında çekilen fotoğraflara dikkat eder misiniz? %99’u kadın ve kucaklarında çocukları var. Yani çoğunlukla kadınlar etkileniyor. İşte IŞİD gibi bir canavar yaratıldı ve Suriye, Irak, Rojava’daki kadınların ne yaşadığını hep birlikte gördük.  Bu savaşların, çatışmaların mağduru kadınlar var. Çatışmalar sonucunda dolayısıyla kadınlarımız yoksullaştı. Bu yoksulluk da eğitimsizliği, asimilasyonu getiriyor. Buna tanık olduk hep beraber.

    “ÇATIŞMALI ORTAMLARDAN HERKES PAYINI ALIYOR”

    -Yıllardır süren çatışmalı ortam, kadın mücadelesini nasıl etkiledi? Özelde Alevi kadınlar bu süreçte ne yaşadı?

    Türkiye’deki 40 yıllık savaşta tabii ki Alevi kadınların da olduğunu görüyoruz. Yani izlediğimiz, okuduğumuz kadarıyla Alevi kadınlar da oldukça fazla. Kürt Alevi kadınlar, kendi kültürü, dili, hakları için direnişe katılmışlar. Tabii ki insanın ana dili çok önemli bir şey. Mesela bazı kadınlardan şunu duymuştum; ‘Ben ilkokula giderken Türkçeyi öğrendim’. Çünkü evde Kürtçe konuşuluyor. Tabii kendi haklarının bilincine vardıktan sonra bir takım yerlere katılımları oluyor, mücadele ediyor. Alevi genç kadınlar da yaşamlarını yitirdiler. Bu durum, savaşın yansıması işte.

    Mesela şimdi bir süreç başlatıldı. Süreç başlarken ne oldu? İşte kadınlar silahlarını bıraktı ve yaktılar. Önde kadınlar vardı. Bu kadınların çoğunluğu, hatta en öndeki  gerilla Dersimli bir Alevi kadındı.

    Alevi kadınlar, sendikalarda derneklerde, pek çok yerde  demokratik mücadele veriyor. Yani bu çatışmalı ortamdan dolayı Kürt kadınları çok politikleşti. Mücadelenin tam da içindeler.

    Alevi kadınlar, nefret duygularıyla da karşılaştılar bu çatışmalı ortamlarda. Savaşın, çatışmalı ortamın etkisi işte ırkçılığı, nefret suçlarını yükseltiyor ve herkes payını alıyor. Bütün savaşlarda bakın, barış yapılırken kadınlar öne çıkıyor. Dolayısıyla Alevi kadınlar da ‘ben varım’ diyor. Ne kadar savaşlardan, çatışmalardan, baskılardan etkilense de iyiye giden şeylerde Alevi kadınların payı çok fazla. Çünkü mücadeleci hepsi.

    “SÜRECİN AKTÖRLERİYLE GÖRÜŞMELERİ GEREKİYOR”

    -Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin kadınlara etkisi nasıl olacaktır?

    Barış ve Demokratik Toplum Süreci’yle ilgili bir yıldır ilerleme göremiyorum. Mecliste bir komisyon oluşturuldu ve herkesi dinlemeye çalışıyorlar. Ancak bunu 2011’de gördük zaten. Akil insanlar oluşturuldu, bir takım çevrelerle konuşuldu. Ama bir sonuç olmadı, rafa kaldırıldı. O raftan o dosyalar tekrar alınacak ve hayata geçirilecek. Yani şu an başa dönülmeye gerek yok. Neler yapılacağı, talepler, her şey ortada zaten. Bakın, laiklik olmadan demokrasi de olmaz. Demokrasi olmadan tam bir laiklik de işlemez. Dolayısıyla şu an iç açıcı bir durum göremiyorum. Keşke olabilse. Kadınların, kadın siyasetçilerin bir baskısı var. Kadınların, hükümeti baskılaması, iteklemesi gerekiyor. Çünkü bu hükümet biliyoruz ki Türkiye’de baskıyı hızlandıran herkese operasyon yapan, nefes aldırmak istemeyen bir kesim. Yani bu iktidardan kimse memnun değil. Ekonomi çöktü, tarımı bitirdi. Yani Türkiye’de tüketim var! Dolayısıyla Türkiye’de iyi giden hiçbir şey yok.

    Demokrasi anlamında ilerleme yok. Ne yapacağız, sürüncemede mi bekleyeceğiz? Bir adım atılmıyor. Tamam söylemler güzel; işte MHP, AKP elini uzattı. Tamam, barış için elleri uzatılır elbette ki ama içi doldurulmuyor. Yani altı bomboş şu an. Sadece görüşmeler… Nereye kadar? Gerekli insanlarla, aktörlerle görüşmeleri gerekiyor. Şu an DEM Parti’nin iteklemesi ile bir takım şeyler yapılıyor. Ama hükümetten henüz bir kıpırtı yok. Dolayısıyla sivil halkın, askerin, polisin, herkesin istemesi gerekiyor. Sadece kadınların değil. Bütün herkesin barış istemesi gerekiyor. Özellikle de iktidarın, ‘barış gelmesi gerekiyor artık’ demesi gerekiyor. Artık yeter, çatışmalar hepimizi bitirdi. Çok öldük.

    Bir dünya üniversite mezunu göç ediyor. Bunun içinde genç kadınlar da var. Çok sayıda Alevi kadın, yurt dışına göç etmiş vaziyette. Alevi aileler, Kürt aileler… Çünkü yarın ne olacağını, başımıza ne geleceğini bilmiyoruz, endişeliyiz. Yani Alevi kadınlar bu ülkede endişeli. Çünkü evleri işaretlendiğinde ilk saldırıyı Alevi kadınları alıyor. Mesela Maraş’ta da başka katliamlarda da kadınların tecavüze uğradığını biliyoruz. Sadece katledilmekle de kalmıyor. Dolayısıyla bu ülkede faşizm, ırkçılık yükselmiş durumda. Peki böyle bir ortamda Alevi kadınlar ne kadar kendini rahat hissedebilir ki? Son derece endişeliyiz.

    “BARIŞI GETİRECEK OLAN DA KADINLAR”

    -Alevi kadınlar bu sürece ne tür katkılar sağlayabilir, neler önerirsiniz?

    Alevi kadınlar sokak eylemleri, açıklamalar yapıp, bildiriler dağıtabilir. Meclis önünde yürüyüş düzenleyebilir… Alevi kadınlar, başka kadınları da örgütlemeye öncülük edebilir. Çünkü bu ülkede çatışmanın bitmesi hepimizi harika bir yaşama hazırlayacak. Çocuklarımızın, en azından gençlerimizin geleceğimizi öngöreceğiz. Endişeliyiz değil mi? Nasıl okuyacak, iş bulacak mı? Yine çatışmalar olacak mı? Hükümet hangi baskıları yapacak? Dolayısıyla bunun önüne geçmek için bence söz sahibi olmalı.

    Mesela eski Yugoslavya’da, işte Ruanda’da mesela; Hutularla Tutuların çatışmalarında kadınlar barışın, adaletin sağlanması için son derece kendilerini siper etmişler. Türkiye’de de bunu yapabilirler. Alevi kadınlar bunu yapabilir. Barışı hazırlamak lazım. Çünkü herkes, çatışmalı ortama, ırkçılığa alıştı. Bunun bertaraf edilmesi gerekiyor. Bunun ötelenmesi için de örgütlenmek gerekiyor. Herkes birbirini uyarsın, örgütlesin. Demokratik kitle örgütleri harekete geçirilebilir. Sendikalar ya da siyasi partilerdeki Alevi kadınlar bunun için çabalamalı. ‘Demokrasi istiyoruz. İnsan gibi yaşamak istiyoruz. Dilimizi, kültürümüzü rahat yaşamak istiyoruz’ diyerek bir örgütlenme yapabilir.

    Kadınların bir gücü var. Dolayısıyla da barışı getirecek olan da kadınlar. Seyirci olmamak lazım. Alevi kadınlara çok iş düşüyor. Çünkü Aleviler, bu ülkenin aydınlık yüzü. Bunun için yürüyüşler düzenleyebilir, pazar yerlerinde bildiriler dağıtılabilir, siyasette yer alınabilir. Siyasi partiler, sendikalar, kitle örgütleri, herkes zorlansın. Çünkü herkes bir uyku halinde! Beklemeyelim. Herkese görev düşüyor. Çünkü hepimizin ihtiyacı barış. Hepimizin ihtiyacı laiklik. Alevi kadını olarak laik bir ülkede yaşamak istiyorum. Bu çok önemli bir şey. Çatışmaları bitirecek olanlar da, barışı isteyecek olanlar da Alevi kadınlar olmalı.

    Eren GÜVEN/PİRHA

    İLGİLİ DOSYA

    ‘Alevi kadınlar barışın kurucu öznesi olmalıdır’
    ‘Kadınlar savaş sürecinden en çok etkilenen kesim, o yüzden barış sürecini kadınlar sahiplenmeli’
    Gazeteci Esra Çiftçi: Alevi kadınların hafızası ve sözü bu sürecin asli unsuru olmalı
    ‘Alevi kadınlar, Barış Süreci’ne çok güçlü bir şekilde destek olmalı’
    Ana Narin Gülçiçeği: Neden barış olmasın?
    ‘Demokratik toplum inşa edilirse devletin küçüldüğü, toplumun büyüdüğü bir süreç olacak’

     

  • Öykü yazarı Saniye Mete Hakk’a yürüdü

    Öykü yazarı Saniye Mete Hakk’a yürüdü

    PİRHA- Editörümüz Nilgün Mete’nin annesi Saniye Mete Hakk’a yürüdü. Öykü yazarı olan Saniye Mete 72 yaşındaydı.

    Ajansımızın editörü Nilgün Mete’nin annesi öykü yazarı Saniye Mete Hakk’a yürüdü. Erenler Cemevi’nde yürütülecek Hakk’a uğurlama erkanı sonrası Saniye Mete’nin naaşı Çatalca Mezarlığı’nda toprağa sırlanacak.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Zorunlu din dersine karşı başlatılan kampanya 3. gününde-VİDEO

    Zorunlu din dersine karşı başlatılan kampanya 3. gününde-VİDEO

    PİRHA- Demokrasi Konferansı Bileşeni olan Aleviler öncülüğünde demokrasi güçlerinin, ana sınıfına kadar zorunlu din dersinin dayatılmasına karşı başlattığı imza kampanyası devam ediyor. Kampanyaya destek verenler paylaştıkları kısa videolarla mesajlarını duyuruyor. Mesajlarda din dersinin ana sınıfında bir facia olacağı belirtilirken, ortaöğretimde de zorunlu olmaktan çıkarılarak; laik, bilimsel, akılcı; tekçi, ırkçı, cinsiyetçi olmayan, parasız bir eğitim sistemi talep ediliyor.

    Demokrasi Konferansı Bileşeni olan Aleviler öncülüğünde demokrasi güçleri, ana sınıfına kadar indirilmek istenen zorunlu din dersine karşı “Eşit yurttaşlık temelinde özgür bir toplum için laik ve bilimsel bir eğitim istiyoruz” başlığıyla 28 Aralık 2021’de bir imza kampanyası başlattı.

    Başta Türkiye’de olmak üzere Avrupa’da ve Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan Alevi çatı örgütleri ve şubeleri, Alevi yurttaşlar, aydınlar, sanatçılar, şairler, gazeteciler, demokratik kitle örgütlerinin, bazı siyasi partilerin büyük destek verdiği kampanya devam ediyor. Büyük destek verilen kampanya 3 Mart 2022’ye kadar devam edecek.

    Kampanyayı yürütenler ve destek verenler paylaştıkları kısa videolarla zorunlu din dersinin kaldırılıpı, laik bir eğitim sisteminin getirilmesini isteyerek, Alevi çocukların asimilasyonuna hayır, diyorlar.
    Paylaşılan mesajlarda din dersinin ana sınıfında bir facia olacağı belirtilirken, ortaöğretimde de zorunlu olmaktan çıkarılarak; laik, bilimsel, akılcı; tekçi, ırkçı, cinsiyetçi olmayan, parasız bir eğitim sistemi talep ediliyor.

    “HİÇBİR ÇAĞDAŞ ÜLKEDE OKUL ÖNCESİ ÇOCUKLARDA DİNİ EĞİTİM VERİLMİYOR”

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) eşit başkanı Nevin Kamilağaoğlu, paylaştığı mesajda; “Hiçbir çağdaş ülkede okul öncesi çocuklarda dini eğitim verilmiyor. Cinsiyetçi, gerici, asimilasyoncu eğitime hayır diyorum” dedi.

    “ZORUNLU DİN DERSİ EĞİTİMİ ÇOCUĞUN ÜSTÜN YARARI İLKESİNE AYKIRIDIR”

    Gazeteci Dilek Odabaş Bakır ise şu mesajı verdi:

    “Ana sınıflarına din dersi dayatması kabul edilemez. Zorunlu din dersi eğitimi çocuğun üstün yararı ilkesine aykırıdır. Tekçi, cinsiyetçi, ötekileştirici, laik olmayan, bilimden uzak ve asimilasyoncu eğitime hayır diyoruz.”

    “ANA SINIFLARINA ZORUNLU DİN DERSİ BİR FACİADIR”

    Gazeteci Nilgün Mete de zorunlu din derslerinin asimilasyon politikalarının bir parçası olduğunu belirterek, “Ana sınıflarına zorunlu din dersi bir faciadır. Alevi çocuklarını zorunlu din dersiyle asimile etmek kabul edilemez. Laik, çağdaş, bilimsel, eşitlikçi bir eğitim sistemi istiyoruz” şeklinde konuştu.

    KAMPANYAYI İMZALAYANLAR

    ALEVİ ÇATI KURUMLARI: Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Alevi Kültür Dernekleri, Alevi Vakıfları Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Amerika Alevi Kurumları (Pir Sultan Abdal Culturel Association Washington D.C. Winwest Alevi Cultural Center, -Pir Sultan Abdal Cultural Associates, USA), Avusturalya Alevi Bektaşi Federasyonu, Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı, Karadeniz Alevi Bektaşi Federasyonu.

    DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİ, SİYASİ PARTİLER ve SENDİKALAR: Adam -Der, Anadolu Kadın Hareketi, Antikapitalist Müslümanlar, Çekmeköy Dayanışma Derneği, Çağdaş Hukukçular Derneği, Demokrasi Konferansı Bileşenleri, Demokrasi İçin Birlik, Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Divriği Kültür Derneği, EMEK Partisi, Eşitsiz -Eşitlik İnceleme Kadın Platformu, İnsan Hakları Derneği (İHD), İstanbul Barosu Çağdaş Avukatlar Grubu (ÇAG), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Halkevleri, İnsan Hakları Derneği İzmir Şubesi, Jineps Gazetesi, Kadın Partisi, Kırmızı Biber Derneği, Mersin 68’liler Derneği, Nor Zatronk, Ortak Yaşamı Geliştirme Vakfı, Silivri Demokrasi Platformu, Sol Parti Borçka, SYKP( Sosyalist Yeniden Kurtuluş Partisi), Veli-Der, KESK, EĞİTİM SEN.

    SİYASETÇİLER: Adnan SOYLU (Sol Parti Bartın İL Başkanı), Ahmet ŞIK (TİP İstanbul Milletvekili), Ali KENANOĞLU (HDP istanbul Milletvekili), Ali İbrahim TUTU (19. Dönem Milletvekili), Ali Şeker (CHP İstanbul Milletvekili), Barış ATAY (TİP Hatay Milletvekili), Feleknaz UCA (HDP Batman Milletvekili), Hüseyin AYGÜN (24.Dönem CHP Tunceli Milletvekili) Hüseyin ÇAMAK (25., 26. Dönem CHP Mersin Milletvekili), Kemal BÜLBÜL (HDP Antalya Milletvekili), Mehmet TÜM (25. , 26. Dönem CHP Balıkesir Milletvekili), Müslüm SARI (24. Dönem CHP İstanbul Milletvekili), Nesimi ADAY (HDP Halklar ve İnançlar Kom. Sözcüsü), Orhan SARIBAL(CHP Bursa Milletvekili), Oya ERSOY (HDP İstanbul Milletvekili) Özgür KARABAT (CHP İstanbul Milletvekili), Rıdvan TURAN (HDP Mersin Milletvekili), Serpil KEMALBAY (HDP İzmir Milletvekili), Süleyman Solmaz, (CHP Beyoğlu Meclis üyesi) Tur Yıldız BİÇER (25., 26. Dönem CHP Manisa Milletvekili), Turabi KAYAN (CHP Kırklareli Milletvekili), Zeynel ÖZEN (HDP İstanbul Milletvekili), Zeynep ALTIOK (25., 26. Dönem CHP İzmir Milletvekili)

    SANATÇILAR: Ali ÇAĞAN (Halk Ozanı), Ali Ekber EREN (Müzisyen), Arif SAĞ(Sanatçı), Ayfer DÜZDAŞ (Müzisyen), Belkıs AKKALE (Sanatçı), Burhan ŞEŞEN (Sanatçı), Erdal ERZİNCAN (Sanatçı), Esra ÖZTÜRK (Sanatçı, Akademisyen), Gani PEKŞEN (Sanatçı, Akademisyen), Gülşen ALTUN (Sanatçı), Hakan TOSUN (Belgesel Yönetmeni), Haluk ÜNAL (Film Yönetmeni-Yazar), Hasan Ali (Sanatçı), Hüseyin AYDIN (Müzisyen, Senarist, Yönetmen), Hüseyin TURAN (Sanatçı), Hilal NESİN (Sanatçı), İbrahim KARACA (Şair), Kemal KAHRAMAN (Sanatçı), Kutsal EVCİMEN(Sanatçı), Mazlum ÇETİNKAYA (Şair), Mehmet GÜMÜŞ (Sanatçı), Mercan ERZİNCAN ( Sanatçı), Metin KARATAŞ (Sanatçı), Metin KAHRAMAN (Sanatçı), Muharrem TEMİZ (Sanatçı), Murat MUSLU (Oyuncu), Mustafa IŞIK (Şair, Yazar, Ressam), Mustafa ÖZARSLAN (Sanatçı), Mustafa KORKMAZ (Şair, Yazar), Nilgün KIVIRCIK (Mimar), Nurşen URAL (Şair, Yazar), Onur AKIN (Sanatçı), Orhan AYDIN(Oyuncu), Önder Birol BIYIK (Şair, Yazar), Pınar AYDINLAR (Sanatçı), Ruhi KARADAĞ (Film Yönetmeni), Samiye DEMİR (Sanatçı), Sedat AKIN (Reklamcı), Serap YAĞIZ (Sanatçı), Sinan GÜNGÖR (Sanatçı), Şenol AKDAĞ (Sanatçı), Şevda Çelebi ÇİÇEK (Halk Ozanı), Turan ALICI (SANATÇI), Turan KARATEPE (Yazar, Şair, Senarist), Tolga SAĞ (Sanatçı), Yılmaz ÇELİK (Sanatçı), Zeki GÜMÜŞ (Şair), Zeynel DEMİR (Sanatçı)

    AKADEMİSYENLER: Abdullah KÖKTÜRK (Akademisyen), Ahmet Kerim GÜLTEKİN (Akademisyen), Ayça ALEMDAROĞLU (Akademisyen), Ayfer KARAKAYA (Akademisyen, Bedriye POYRAZ (Akademisyen), Erol KÖROĞLU (Akademisyen), Hülya DOĞAN( Akademisyen), Kağan İŞMEN (Öğretim Üyesi), Mustafa ŞENER (Akademisyen), Mustafa DURMUŞ (Prof. Dr.), Musa Kazım ENGİN (Araştırmacı-Yazar), Necla KURUL (Prof. Dr.), Neşe ÖZGEN (Akademisyen), Osman AKKAN (Yazar), Ümit ÇETİN(Akademisyen), Dr. Semiha Özalp Günal(Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Genel Yönetim Kurulu Üyesi ), Selim sırrı KURU (Akademisyen), Zehra F. KABASAKAL ARAT (Prof. Dr.), Yılmaz KAHRAMAN (Akademisyen), Zeliha ALTUNTAŞ (Akademisyen, Yazar)

    GAZETECİ VE YAZARLAR: Abbas TAN (Yazar), Ali Rıza Şimşek (Yayıncı), Ahmet AYDIN (Yazar), Abbas KARAKAYA (Yazar), Ahmet KOÇAK (Yazar), Ali BALKIZ (Yazar), Ali Ergin DEMİRHAN(Gazeteci), Ali YILDIRIM (İlahiyatçı, Yazar), Ayşegül DEVECİOĞLU (Yazar), Alaattin TOPÇU (Yayıncı-Yazar), Azat SAĞNIÇ (Yazar), Aziz Tunç (Yazar), Dilek ODABAŞ BAKIR (Gazeteci), Diren KESER (Gazeteci, Yönetmen), Erdal YILDIRIM (Yazar), Erdoğan AYDIN (Yazar), Esat KORKMAZ (Yazar), Ferhat AKTAŞ (Araştırmacı Yazar), Fuat ATEŞ Gazeteci), Hatice ÇEVİK (Gazeteci, Editör), Hasan HARMANCI (Yazar), Hayko BAĞDAT (Gazeteci), Hüseyin DEMİR (Yazar), İbrahim VARLI (Gazeteci), İlhami ALGÖR (Yazar), İsmet ALICI (Yazar), İsmail Cem ÖZKAN (Gazeteci), Kelime ATA (Gazeteci), Kemal DERİN (Yazar), Kazım GÜNDOĞAN (Yazar), Mehmet Ali DEMİR (Gazeteci-Medya.Com), Mehmet KABADAYI (Yazar), Mehmet TANLI (Gazeteci), Metehan AKBULUT (Yazar), Murtaza DEMİR (Yazar), Musa Kazım ENGİN (Araştırmacı-Yazar), Mustafa Kemal ERDEMOL (Gazeteci, Yazar), Nadir SAYIN (Yazar), Necdet SARAÇ (Gazeteci-Yazar), Nilgün METE (Gazeteci), Nihat ZİYALAN (Şair, Yazar), Nurcan GÖKDEMİR (Gazeteci), Piri ER (Yazar), Ragıp D. KONFER (Yazar, Tasarımcı), Ragıp ZARAKOLU (Yazar), Recai AKSU(Gazeteci), Recep MEMİŞOĞLU (Yazar), Rıza AYDIN (Yazar), Salih Zeki TOMBAK (Siyasetçi, Yazar), Saniye METE (Öykü Yazarı), Sevim ALAGÖZ (Yazar), Şehriban TEYHANİ (Araştırmacı, Yazar), Şükrü YILDIZ (Gazeteci), Turabi SALTIK (Yazar), Tevfik USLUOĞLU (Araştırmacı, Yazar), Zafer İŞÇİ (Yazar), Zafer YILMAZ (Yayıncı), Zeynep KURAY (Gazeteci), Zeynep TOZDUMAN (Araştırmacı Yazar), Zeynel GÜL (Gazeteci).

    ALEVİ KURUMLARI: Aalen AKM, AABF Kuzey Bölge Kadınlar Birliği, AABF Baden Württemberg Bölge Temsilciliği, Alevi Düşünce Ocağı, Alevi Kadınlar Birliği, Alevi Gazetesi, Al-i Aba İlim Eğitim Araştırma Kültür Ve Sosyal Dayanışma Vakfı, Antalya Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Derneği Cemevi, Antalya Abdal Musa Kültür Ve Tanıtma Derneği, Avusturya Alevi Kadınlar Birliği, Avrupa Alevi Kadınlar Birliği, Aziz Baba Cem Evi, Bahçeşehir Hakikat Cemevi, Balıkesir Alevi Güçbirliği, Cem Vakfı Kavakpınar Cemevi, Cem Vakfı Sülüntepe Esenler Cemevi, Cenevre AKM, Enfield Alevi Kültür Merkezi, Cralsheim AKM, Çağdaş Alevi Birliği Platformu, Çorum Alevi Kültür Merkezi, Çipil Köyü Derneği, Danimarka Alevi Kadınlar Birliği, DAD İzmir Şubesi, DAD Kadın Meclisi, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Esslingen AKM, Fransa Alevi Kadınlar Birliği, Freiderickhafen AKM, Freudenstadt AKM, Filderstadt AKM, Güvenç Abdal Ocağı, Kangal-Kocakurt Köyü Derneği, Hazreti İmam Ali Vakfı Cemevi, HAKEN Aydınlı Cemevi, Hacı Bektaş Veli Derneği Lüleburgaz Şubesi, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Sancaktepe Şube Emek Cemevi, HBVAKV Sancaktepe Şube Emek Cemevi, HAKEN Aydınlı Cemevi, HBVAKV Aydın Şube, Heilbronn AKM, Heidenheim AKM, Hubyar Sultan Cemevi, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği, Hubyar Kadın Meclisi, İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi, İsveç Alevi Kadınlar Birliği, İsviçre Alevi Kadınlar Birliği, İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevi, Kahramanmaraş Erenler Kültür Derneği Cemevi, Karlsruhe AKM, Kartal Cemevi, Kalander Çelebi Derneği,  Kayseri Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği, Kehl AKM, Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültür Derneği Cemevi, Lauda AKM, Ludwisburg AKM, Mannheim AKM, Masource (Fransa Alevi İşverenler Birliği) Mersin Alevi Çalışma Grubu, Metz AKM, Midwest Alevi Cultural Center, Mosbach AKM, Mühlacker AKM, Nagold Altsteig AKM, Nantes AKM, Narlıdere Cemevi, Neufen AKM, Norveç Alevi Kadınlar Birliği, Ortadağ Erenler Cemevi Kültür ve Dayanışma Derneği, Pforzheim AKM, PSAKD Yol Erkan Kurulu, PSAKD Kadın Meclisi, Piri Baba Kültür Ve Dayanşma Derneği, Pişmeden Pişirilmez Alevi Çalışma Grubu, Rawensburg AKM, Remscheid Alevi Toplumu, Reınfelden AKM, Sarıgazi Cemevi, Sarısaltık Cemevi, Seyit Süleyman Aziz Baba Cemevi, Stuttgart AKM, Sultanbeyli Kul Himmet Cemevi, Strasbourg AKM, Taşdelen Cemevi, Topçu Baba Cemevi, Tübıngen AKM, Ümraniye Cemevi, Winnenden AKM, Wieloch AKM, Villingen Schwennıngen AKM, Yol Erenleri, Zeki Kaya Adalar Cemevi, Zeynep DEMİRDÖĞEN(Metz AKM Başkanı), 2 Temmuz Vakfı.

    MESLEK GRUPLARI, AKTİVİSTLER, VELİLER: Adnan TİRYAKİ ( Pforzheim Akm ), Ahmet DEĞER(Aktivist), Ahmet AYDOĞAN (Kamu emekçisi),Ahmet TATAR (Dede), Ali ARSLAN (Neufen Akm), Ali GÖKOĞLU (Aktivist), Ali KOÇAK (Dede), Ali SOLAK (Crailsheim AKM), Ali PALA, Alișer ASLAN (Eski Heidenheim AKM Bşk), Ali Kemal FIRAT( Aktivist), Ali SÖNMEZ(Aktivist), Arif Tilki (Aktivist), Aydın T. KÜÇÜK (Doktor), Aysel KILAVUZ(Alevi Aktivist), Aysel SEVER, Arif BELGİN (Emekli Bankacı), Bahar ALTUN (Aktivist), Behzat NERGİZ (Cenevre AKM Bşk.), Bereket KAR (Artı tv), Bilal KILIÇ (Yol, Erkan Hizmetlisi), Birol Aydın ( Pforzheim AKM), Binali İPEK( Aalen AKM), Cansel BİÇER (Karlsruhe AKM), Cemal ŞAHİN (Yol Hizmetlisi), Cuma ERÇE (Eğitimci, PSAKD Tarsus Şb. Bşk), Deniz KAPLAN(Aktivist), Doğan ESER(İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu),  Dursun ZEYREK ( Neufen AKM), Ecevit UĞURLU (Bremen Alevi kültür Merkezi), Efe ENGİN(Yol Hizmetlisi), Emel UZMAN, Ercan KARA, Erdal KILIÇKAYA (AABK Genel Sekreteri), Ergül ŞANLI (Dede), Erol TAŞDELEN (Ekonomist), Delil KARAKAYA (Emekli işçi), Faik HARMANCI(Aktivist), Fevzî ÇELİK ( Stuttgart AKM), Feriha MAVİGÖZ (Stuttgart AKM), Filiz KOÇ (İngiltere AKM Ve Cemevi Eşit Bşk.), Gökmen KIRKGÖZE ( Lauda AKM), Gülşen Türk(Aktivist), Gülten UZUNOVA (Rheinfelden KM), Gönül TAŞYÜREK (Aktivist), Gözde ÖZDİKMENLİ (Psikolog), Hakan YILDIRIM(Aktivist), Hali, POLAT (Mühlacker AKM), Halil İbrahim ÖZCAN (PEN 2. Bşk.), Hamza TAHMAZ (Dede), Hasan ÇAKMAK (Böblingen AKM), Haydar BUGA (Dede), Hasan DOĞAN(Yol Hizmetlisi), Hüseyin ÇAMAN (Dede), Hüseyin ELMAS (Dede), Hüseyin ÇETİN (ED -BEL Genel Müdürü), Hüseyin DEMİRDİZEN (Hekim), Hasan KAPIKIRAN (Mersin68liler), Hasan KOZLUDERE, İbrahim HAS (İngiltere AKM Ve Cemevi Eşit Bşk.), İbrahim SİNEMİLLİOĞULLARI (Avukat), İlyas ÇAĞLA(Eski AABF BW BÖLGE TEMSİLCİLİĞİ BȘK), İrfan TAŞKIN (WinnendenAKM), Kamil İÇÖZ ( Dede), Kasım KAPLAN (Avukat), Kazım AÇIKTEPE (Dede), Kenan TAŞKESEN ( AABF KSK Eski Bşk), Fatoş ALGUR( Hak-Der Hollanda Alevi Federasyonu), Fatma POLAT, Nurhan DEMİRHAN (Tıp Doktoru, Avukat), Mahir ARDUÇ (Avukat), Mahir DURMAZ ( Kehl AKM), Metin ARSLANOĞLU (Remscheid AKM), Mehmet AKTAŞ (Avukat), Mehmet BOZGEYİK (KESK Eş Genel Bşk.), Mehmet DOLU, Mustafa ATEŞ (Eğitimci, CHP Önceki Dönem İst. Yön.Kur. Üyesi), Mehmet TURAN (Dede), Mehmet Ali ÖKMEN(Aktivist), Mehmet ŞAHİN (Ludwigsburg AKM), Mehmet Zeki DEMİR(Av.Aktivist), Melek DOLAR KARAKAYA, Memet KILIÇ (Avukat), Mustafa CAN (Alevi Aktivist, ABF Eski Yöneticisi), Muharrem AKTAŞ (Avukat, Eski ABF MYK Üyesi), Muharrem ERKAN (Dede), Musa KULU (DAD Eş Genel Başkanı), Mustafa Aksan (Nantes AKM Başkanı), Mustafa ASLAN(Strasbourg AKM Başkan), Münir KORKMAZ (Eğitimci), Narin GÜLÇİÇEK (Ana), Nazlı AKGÜÇ (Ana), Dr.Nazmi Algan(İTO Denetleme Kurulu Üyesi), Nedim YILDIZ (Weil am Rhein AKM), Nuran KILIÇKAYA(Aktivist), Öner ÖNDER (StuttgartAKM)), Önder Cömert(Mulhouse AKM Başkanı), Özlem ALTUNOK (Sosyolog), Övge AKBULUT (Karlsruhe AKM), Pakize GÜRHAN (Emekli), Sami DOĞAN (Sosyal Demokrat Derneği Genel Başkanı ), Sabit Kemal BAYILDIRAN (şiirsever), Saime TOPÇU (Eski DAD Eş Genel Başkanı), Sadık ERENLER ( Laichingen AKM), Selma GÜRKAN (EMEP Genel Bşk. Yrd.), Sedat BİCAN (LaudaAKM), Serap DALKILIÇ (Kuşadası Kent Konseyi Yöneticisi), Seyit SÖNMEZ (Avukat), Sertap ÇOLAK (Aalen AKM), Sevim SAVUNMAZ (Eski AKD Manisa Şube Başkanı), Şakir YALÇINKAYA ( Mosbach AKM), Şerife Ceren UYSAL (Dünya İnsan Hakları ve Demokrasi İçin Avrupa Av. Birliği Eş Genel Sekreteri), Şükran KABLAN (KESK Eş Genel Bşk.), Şükrü ŞAHİN (PSAKD Genel Başkan Yardımcısı), Taner BOYRAZ (Kehl AKM), Tunç KOÇ (Doktor), Turgut ÖKER (AABK Onursal Başkanı), Turan ESER, Vakıf ÇAĞIN (Psikolog, Psikanalist, Filolog), Varol AZİRET ( Aalen AKM), Vedat TEKDEN (Yol Hizmetlisi), Veli AY (Esslingen AKM), Veli Güneş (Aktivist), Yağmur KAVAK (Avukat), Yılmaz ATEŞ (Esslingen AKM), Zabit KARACAOĞLAN (WisslochAKM), Zeynep ERDOĞAN.

    ADAM-DER(Askeri Darbelerin Asker Muhalifleri Derneği üyeleri ve diğer yurttaşlar:

    Abdullah KÖKTÜRK, Abdullah ŞENER, Ali GÖRKEM, Altan Aydın KADAYIF, Bahadır ALTAN, Burhan ERSAN, Cengiz KARAKUŞ, Celal SAYARER, Cihan PELEN, Çetin Ali NERGİZ,  Erdoğan TANYERİ, Fahrettin ATALMIŞ, Faruk KOSTEL,Galip YAZGAN, Gülsen TATAR, Hasan KÖSE, Hasan TİLTAK, Hulusi GÖKDEMİR, Hüseyin TOPALOĞLU, Hüsamettin ERSÖZLÜ, Hüsniye ŞAROĞLU, İbrahim COŞKUN, İsmail Hakkı SABAT, Levent SERT, Kazım ŞAROĞLU, Kemal AKIROĞLU, Kudret ÜNAL, Kurtuluş KAYA, Mehmet Ali COŞKUN, Mehmet Fatih ÇAM, Mehmet Fatih KAYAGİL, M. Necati BEŞLER, M.Rıza YALÇIN, Muammer SAĞIR, Muhsin DALFİDAN(Emekli), Murat SAKLAYICI, Neftun YÜCEL, Nizamettin SEVİM, Nuriye ÜNAL, Orhan ALTAN, Osman Sular, Ömer Faruk KIRNIŞ, Serhat KARAGÜLLE, Süleyman ÜLKER, Süleyman Sadi GÜR, Süleyman KARATAŞ, Şentürk GÜCENER,  Tayfun YAZICI, Tuna ATALAY, Turhan CEM, Rahmi YILDIRIM, Üstün GÜVENER, Üzer ÜLGEN, Şirin BABA,  Vedat ŞENTÖREGİL, Veysel DUMAN, Yalçın ALACA, Yusuf ÇAKIR, Z. Murat GÜNEŞ.

    (İmza Kampanyamız 3 Mart 2022 Tarihine Kadar egitimdefirsatesitligi13@gmail.com Adresinden Devam Edecektir. Sizin de İmzanızı Bekliyoruz. Birlikte Daha Güçlüyüz. )

    PİRHA/ İSTANBUL

    HABERLERİN LİNKİ
    Demokrasi güçlerinden büyük kampanya: Ana sınıfında din eğitimi faciadır; asimilasyona hayır!

     

  • Alevi Bektaşi Akademisi’nin 9-10 Mart’ta eğitimi olacak

    Alevi Bektaşi Akademisi’nin 9-10 Mart’ta eğitimi olacak

    PİRHA – Türkiye Alevi Bektaşi Akademisi’nin ders programı açıklandı. ‘Alevilikte kadın ve Alevilik bilgisi’ başlıkları ile 9-10 Mart’da Sarıgazi Cemevi’nde eğitim verilecek. 

    Türkiye Alevi Bektaşi Akademisi dersleri, 9-10 Mart’ta Sarıgazi Cemevi’nde yapılacak. 9 Mart Cumartesi saat 14.00’de ‘Alevilikte kadın ve Bacıyan-ı Rum’ konusunu eğitmen Nilgün Mete anlatacak. 10 Mart Pazar günü ise Eğitmen Vedat Kara’nın sunumu olacak. Kara, ‘Alevilik bilgisi eğitimi’ konusunda ders verecek.

    Uzman akademisyenler tarafından Alevi Bektaşi inancının anlatılması için her yıl, altı ay süren panel, seminer ve ders niteliğinde çalışmalar yapılacak.

    HABER MERKEZİ

     

     

  • Turabi Kişin ve Nilgün Mete Artı TV’de, TV10’u ve PİRHA’yı anlatacaklar-VİDEO

    Turabi Kişin ve Nilgün Mete Artı TV’de, TV10’u ve PİRHA’yı anlatacaklar-VİDEO

    PİRHA-  Kapatılan Tv10’un eski Haber Müdürü Turabi Kişin ile PİRHA Editörü Nilgün Mete, 13 Nisan Cuma günü saat 20.00’de Artı TV’de Erdal Doğan’ın hazırlayıp sunduğu Hukuk ve Vicdan programının konuğu olacaklar. Programda, TV10’un kapatılmaya karşı verdiği mücadele ve Pir Haber Ajansı (PİRHA) konuşulacak. 

    Artı TV’de Erdal Doğan’ın hazırlayıp sunduğu Hukuk ve Vicdan programının bu haftaki konukları KHK ile kapatılan Tv10’un eski Haber Müdürü Turabi Kişin ile PİRHA Editörü Nilgün Mete.

    Kanun Hükmünde Kararnamelerin basın üzerindeki etkilerini anlatan Kişin ve Mete, TV10’un oturma eylemini, Alevi Haber Haber Ajansı PİRHA’yı anlattılar.

    Hukuk ve Vicdan programı, 13 Nisan Cuma günü saat 20.00’de Artı TV’de yayında olacak.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • İsyanı kadın gazeteciler yazacak

    İsyanı kadın gazeteciler yazacak

    8 Mart’ta kadınların isyanını duyuracak olan kadın gazeteciler, tutuklu arkadaşları için de alanlarda olacaklarını belirterek, “Hem isyanın bir parçası olacağız hem de o isyanı daha geniş kesimlere yaymak için elimizden geleni yapacağız” dedi.

    Türkiye’nin her yerinden 8 Mart için kadınlar kendilerine dayatılan şiddet ve cinsiyetçi politikalara karşı sokaklara çıkmaya hazırlanırken kadın gazeteciler de kalemleri, kameraları ve fotoğraf makineleriyle kadınların sesi olacak. Yazacakları haberler, çektikleri fotoğraf ve görüntülerle kadınların sesini, zılgıtını, rengini kamuoyuna duyuracak olan gazeteciler, herkesi 8 Mart’a çağırdı.

    KARVAR: İSYANIN PARÇASI OLACAĞIZ
    Türkiye’de gazeteci olmayın, “ateşten gömlek” sözleriyle tanımlayan Özgür Gelecek gazetesi muhabiri Rahime Karvar, haber takibi sırasında kadın gazetecilerin birçok hak ihlaliyle karşılaştığını belirtti. Kadın dilinden, kadın bakış açısından, kadın aklından haber yapan sitelerin çok sık kapandığı bir tabloyla 8 Mart’ı karşıladıklarını ifade eden Karvar, kadın bakış açısıyla gazetecilik yapmanın önemine dikkat çekti. Karvar, “Sur’da evine, yaşam alanına sahip çıkmaya çalışan kadınların sesini duyuran zaten çok nadir gazeteler var. Mersin’de hamile olduğu için bir kadın işten çıkarıldı. Bizim bu gerçekleri görüp anlatabilmemiz için sadece gazeteci olmamız da yeterli değil, aynı zamanda bir kadın aklına, bilincine de sahip olmamız lazım” dedi.
    Yaşamın her alanında erkek egemen zihniyetin olduğunu dile getiren Karvar, dolayısıyla kadın gazetecilerin varlığının önemli olduğuna vurgu yaptı. 8 Mart’ta da alanlarda olup kadınların özgürlük çığlıklarını, zılgıtlarını, sloganlarını aktarmaları gerektiğini ifade eden Karvar, “Bunu kameralarımızla yaparken, oraya bakan gözün bir kadın gözü olması da çok ciddi anlamda önemlidir. Biz de 8 Mart’ta alanda olacağız. Hem o isyanın parçası olacağız hem de o isyanı daha geniş kesimlere yaymak için elimizden geleni yapacağız” diye konuştu.

    METE: EMEK SÖMÜRÜSÜNE KARŞI KADINLAR ALANLARDA

    Ajansımızın editörü Nilgün Mete, 8 Mart’ın kadınların haksızlığa karşı başkaldırdığı, sesini yükselttiği bir gün olduğunu söyledi. Yapılan araştırmalara göre; Türkiye’de kadınların 3’te 2’sinin iş bulamadığını ifade eden Mete, şöyle devam etti: “İş bulsa da düşük ücretlerle ve saatlerce çalıştırılıyor. Özellikle tekstil işkolu ve basında da bu böyledir. İnanılmaz bir emek sömürüsü var. Dolayısıyla 8 Mart emek sömürüsüne karşı kadınların seslerini yükselteceği bir gündür. 8 Mart; kadınların, cinsiyetçi, erkek egemen, gerici, ayrıştırıcı sisteme karşı başkaldırdığı, biz varız dediği gündür. Evde, çalışan, işsiz, emekli tüm kadınlar emekçidir. Kadınlar, 8 Mart’ta alanlarda olmalı ve taleplerini bir kez daha haykırmalıdır.”

    KEPENEK: KADINLARIN SESİNİ DUYURACAĞIZ
    Tutuklu gazetecilerin arasında kadın gazetecilerin de olduğunu hatırlatan Jinnews muhabiri Evrim Kepenek, “8 Mart yaklaşırken kadın gazetecilerin bu şekilde baskı altına alınmasını, cezaevine konulmasını, haberlerinin suç unsuru olarak kabul edilmesini elbette kabul etmiyoruz. Kadın gazeteci arkadaşlarımız şu an her ne kadar da cezaevinde olsalar da bizlere haber gönderiyor. Bugün arkadaşlarımız cezaevinde olabilir; ama onlar yine kadın gazeteciliğinin, kelimeleriyle, sözleriyle, yaptıklarıyla bir neferi olmaya cezaevlerinden devam ediyorlar” dedi. “8 Mart’ta da elbette kalemlerimizle, kameralarımızla, fotoğraf makinelerimizle, gazeteci arkadaşlarımızla sokaklarda olacağız” diyen Kepenek, kadınların sesini, isyanını ve mücadelelerini her platformda duyuracaklarını ifade etti.
    DEMİR: GURBETELLİ ERSÖZ’LERDEN ALDIĞIMIZ MİRASLA…
    Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Necla Demir de, tutuklu kadın gazetecileri hatırlatarak, “Bu 8 Mart’ı da dört duvar arasında geçirecekler. Ama biz biliyoruz ki kadınlar güçlü ve nerede olurlarsa olsunlar umudu yeşertmeyi başarıyor. Emek ve kimlik mücadelesi de veren bu kadınlar bulundukları her yeri 8 Mart alanı haline getirmeyi de bilir” dedi. Kadınlara dönük saldırıların şiddetli ve can yakıcı bir hal almaya başladığını dile getiren Demir, 8 Mart’ı kadın kaleminden yansıtacak olanların yine kadın gazeteciler olacağını ifade etti. Demir, “Gazeteciliği kadın perspektifiyle yapan kadınlar var oldukça 8 Mart’ın anlam ve önemi de kendisini net olarak ortaya koyacaktır diye düşünüyorum. O yüzden de bu mesleği yapmamıza ışık olan Gurbetelli Ersöz’lerden aldığımız mirasla, tutuklu bulunan ve bu mesleği onur ve kimlik bilinciyle yapan tüm meslektaşlarımın 8 Mart’ını kutluyorum” diye konuştu.

    GÜNDÜZ: KAMERALARIMIZIN IŞIKLARINI KADINLAR İÇİN AÇACAĞIZ

    Sendika.org muhabirlerinden Gül Gündüz, yaşamın her alanında olduğu gibi haber takibi sırasında da birçok ayrımcılıkla karşılaştıklarını dile getirerek, “Ancak, kadınların sesini kadınların dilinden yazmaktan bir an olsun geri durmuyoruz. Makbul kadınlık sınırını aşarak sahada da bürolarımızda da kadınların sözünü büyütmeye çalışıyoruz. Bu anlamda kadın gazeteciler olarak bizler yalnızca haber takibi yapmakla kalmıyor, aslında haberin dilini de kendimizden kuruyoruz” dedi. Gündüz, bu 8 Mart’ta da kadınların, “Eşitlik, özgürlük, laiklik için susmayacağız” demeye devam edeceklerini belirterek, “Bizler de kameralarımızın ışıklarını onların sesini daha gür duyurabilmek için açacağız” dedi.

    ŞAHİN: COŞKUYU YANSITACAĞIZ

    Etkin Haber Ajansı (ETHA) muhabiri Semiha Şahin de, kadın gazetecilerin OHAL’den sonra birçok baskıyla karşı karşıya kaldığını ve hedef gösterildiğini söyledi. Kadın haberciliği yapan sitelerin ve gazetelerin kapatıldığını hatırlatan Şahin, “Devlet; artık bu gazetecidir, görevini yapıyor. Bu aktivistir sloganını haykırıyor diye bakmıyor. İtiraz eden her sesi kendisine yönelik bir tehdit olarak görüyor. Çünkü yalan ve korkuyla idare etmeye çalışıyorlar. Biz hangi basın organında çalışırsak çalışalım muhalif sesini dile getiren herkes onlar bakımından bir tehdit unsuru haline geliyor. Biz bunlara rağmen yine alanlarda olacağız” dedi. 4 Mart’ta Bakırköy’de yapılacak mitinge çağrı yapan Şahin, “Biz kadınların mitingini takip edeceğiz. Mümkün oldukça kadınların coşkusunu, renklerini yansıtmaya çalışacağız” diye konuştu.

    URUN: VARDIK, VARIZ, VAR OLACAĞIZ

    Özgürlükçü Demokrasi gazetesi editörü Hicran Urun, Türkiye’de şiddetin özellikle OHAL’in ilanından sonra iktidarın milliyetçilik ve cinsiyetçilik söylemleri üzerinden beslendiğini belirterek, “Bugün özelikle Efrin savaşıyla birlikte ana akım medya neredeyse ‘tek ses’ halinde savaş çığırtkanlığını beslerken, buna karşı çıkan itiraz eden en ufak bir ses bile bastırılmaya çalışıyor. Gazetemizin internet sitesi BTK tarafından tam 69 kez engellendi. Hemen her gün bir çalışma arkadaşımız gözaltına alınıyor. Ancak biz biliyoruz ki, asla bir parçası olmayacağımız ve karşısında durmaya devam edeceğimiz bu milliyetçi ve cinsiyetçi politikalar toplumu yıkıma ve kutuplaşmaya götürür. Bunun olması şiddetin daha artması demektir ki bundan en fazla etkilenen kesimler de kadınlar ve çocuklar olur” diye konuştu.
    Kadınların bu politikalar karşında güçlü bir şekilde durduğunu dile getiren Urun, “Bu 8 Mart’ta da kadınlar sloganlarını artan şiddet, çocuk istismarı, emek sömürüsü ve savaşa karşı belirledi. ‘Biat etmeyen ve itirazlarını yükselten’ kadınların, mağduriyetinden öte mücadelesini, sözünü ve sesini görünür kılmak kadın gazeteciler olarak bizim temel aldığımız bir anlayıştı. Bu 8 Mart’ta da savaşa, şiddete ve emek sömürüsüne karşı ‘vardık, varız var olacağız’ diyen kadınların sesini yükseltmekle birlikte, kadın gazeteciler olarak biz de özgür basın üzerindeki baskı ve engellemelere karşı ‘vardık, varız, var olacağız’ diyeceğiz” dedi.

    ÜNAL: COŞKUYU HALKA ULAŞTIRACAĞIZ

    Mücadele Birliği muhabiri Serpil Ünal,  kadınların 8 Martı’nı kutlayarak, “Mücadele Birliği kadın muhabirleri olarak bu yılda ‘Mart İsyandır’ diyerek mücadeleyi yükselterek 8 Mart’ta sokaklardan, meydanlardan isyan, devrim, özgürlük çığlığını yükselten kadınlarla birlikte olacak ve bu mücadele coşkusunu emekçi halklara ulaştıracağız” dedi.

    KURAL: TUTUKLU ARKADAŞLARIMIZ İÇİN YÜRÜYECEĞİZ

    Bianet muhabiri Beyza Kural ise şunları söyledi: “Her sene, ne kadar mücadele etsem de, erkekliğin dört yanımı sarmış bir bulut gibi bastırdığını hissettiğim bir an oluyor. Kadınlar olarak birlikte olduğumuz anlar, yalnız olmadığımı hissettirip, bu bulutu başımdan atmak için mücadeleye devam etme gücü veriyor. Geçtiğimiz haftalarda senenin o zamanına geldim ve 8 Mart’ın geliyor olması bana güç verdi. İstiklal Caddesi’nin ara sokaklarından, bunca yasağın ortasında, nehirler gibi akıp birleştiğimiz o an çok güçlü hissediyorum. Bu yıl, cinsiyetçi söylemlerle yapılan ev baskınlarıyla gözaltına alınıp tutuklanan kadın arkadaşlarımız için de yürüyeceğiz. Biliyorum, yalnız değiliz.”
    Kaynak: Mezopotamya Ajansı