Etiket: nimet tanrıkulu

  • Nimet Tanrıkulu’nun yargılandığı davada yetkisizlik kararı

    Nimet Tanrıkulu’nun yargılandığı davada yetkisizlik kararı

    PİRHA- Hak savunucusu Nimet Tanrıkulu’nun davasında mahkeme yetkisizlik kararı verdi. İmza yükümlülüğü kalkarken, avukat sınırlaması duruşmada gerginlik yarattı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) kurucularından ve uzun yıllardır hak savunuculuğu yapan Nimet Tanrıkulu’nun “örgüt üyeliği” iddiasıyla yargılandığı davanın altıncı duruşması İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.  Duruşma, mahkemenin iş yükü nedeniyle planlanan saatten yaklaşık bir saat sonra başladı.

    Hakim, Tanrıkulu’na Diyarbakır’da aynı suçlamayla yeni bir dava açıldığını belirterek beyanını sordu. Tanrıkulu, “Bu davanın neden ısrarla yürütüldüğünü anlamıyorum. Beraatımı istiyorum” dedi.

    Duruşmada hakim savunmanın avukat sayısını sınırladı.  Hakim, duruşmada dört avukatın bulunmasına izin vermeyeceğini, savunmanın üç avukatla sınırlandırıldığını belirtti. Avukatlar bu uygulamanın adil yargılanma hakkına aykırı olduğunu ifade etti. Bunun üzerine hakim, sınırlamanın yasadan kaynaklandığını söyleyerek, “Ya biriniz çıkın ya da ben kimin çıkacağını seçeceğim,” dedi. Bu sözlerin ardından avukat Jiyan Tosun duruşma salonundan ayrıldı.

    Tanrıkulu’nun avukatı Gülizar Tuncer, “Bu duruşmada adil yargılama esaslarına uyulmuyor. Avukatlara yönelik bu tutum da bunu gösteriyor” diye konuştu.

    Mahkeme, Tanrıkulu hakkında Diyarbakır’da yaptığı bir açıklama nedeniyle açılan davanın bu dosyayla daha önce birleştirildiğini hatırlattı. Ancak Diyarbakır’da aynı suçlamayla yeni bir dava açıldığını belirterek, dosyanın yetkisizlik kararıyla Diyarbakır’a gönderilmesine hükmetti.

    Mahkeme, Tanrıkulu hakkındaki imza yükümlülüğünü kaldırdı, yurt dışına çıkış yasağının ise devamına karar verdi. Davanın bundan sonraki duruşmaları Diyarbakır’da görülecek.

    HABER MERKEZİ

  • İnsan hakları savunucusu Nimet Tanrıkulu’nun duruşması görüldü: Çağlayan’da geniş dayanışma!

    İnsan hakları savunucusu Nimet Tanrıkulu’nun duruşması görüldü: Çağlayan’da geniş dayanışma!

    PİRHA- İnsan hakları savunucusu Nimet Tanrıkulu’nun İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görülen duruşması, gazeteciler, insan hakları savunucuları ve siyasetçilerin katılımıyla takip edildi. Duruşma Mart ayına ertelendi.

    İnsan hakları savunucusu Nimet Tanrıkulu’nun yargılandığı davanın duruşması bugün İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görüldü. Duruşmaya çok sayıda gazeteci, siyasetçi ve sivil toplum temsilcisi katıldı.

    Duruşmayı izleyenler arasında gazeteci Hasan Cemal, Sol Parti MYK üyesi Alper Taş, İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Oya Ersoy, gazeteci Nazım Alpman ile 78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can yer aldı. Katılımcılar, adliye salonunda Tanrıkulu ile dayanışma sergiledi.

    Dava sürecinin, insan hakları alanında faaliyet yürüten isimlerin yargı yoluyla baskı altına alınmasına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdiği değerlendirmeleri yapıldı. Duruşmayı takip edenler, davanın yalnızca bireysel bir yargılama olarak değil, ifade özgürlüğü ve hak savunuculuğu açısından da önem taşıdığına dikkat çekti.

    Tanrıkulu’nun davasının önümüzdeki süreçte de insan hakları ve hukuk çevreleri tarafından yakından takip edileceği belirtildi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Nimet Tanrıkulu’nun duruşması görüldü, adli kontrol tedbirleri kaldırılmadı!

    Nimet Tanrıkulu’nun duruşması görüldü, adli kontrol tedbirleri kaldırılmadı!

    PİRHA- İnsan hakları savunucusu Nimet Tanrıkulu’nun yargılandığı davada uygulanan adli kontrol tedbirleri kaldırılmazken, bir sonraki duruşma 15 Ocak 2026 tarihinde görülecek.

    26 Kasım 2024’te İstanbul’da evine yapılan polis baskınıyla gözaltına alınıp tutuklanan ve 4 Mart’taki duruşmada adli kontrol tedbirleri uygulanmasına karar verilerek serbest bırakılan İnsan Hakları Derneği (İHD) kurucularından ve feminist hareketi savunucularından Nimet Tanrıkulu’nun, 4’üncü duruşması İstanbul Adliyesi 24’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Duruşmaya, Nimet Tanrıkulu, avukatları ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Eren Keskin ile çok sayıda kişi katıldı. Kimlik tespitiyle başlayan duruşmada savunma yapan Nimet Tanrıkulu, dijital materyallerinin kendisine iade edilmesini ve adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasını istedi.

    Mahkeme, dijital materyallerin incelenmesi bittiyse iade edilmesine karar verirken, adli kontrolünün kaldırılması talebini ise reddetti. Mahkeme, duruşmayı 15 Ocak 2026 tarihine ertelendi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • İnsan Hakları Savunucusu Nimet Tanrıkulu tahliye edildi-VİDEO

    İnsan Hakları Savunucusu Nimet Tanrıkulu tahliye edildi-VİDEO

    PİRHA-İnsan Hakları Derneği (İHD) kurucularından sosyalist feminist Nimet Tanrıkulu’nun “örgüt üyesi” olduğu iddiası ile yargılandığı davadan tahliye edildi.

    26 Kasım 2024’te İstanbul’da evine yapılan polis baskınıyla gözaltına alınıp tutuklanan İnsan Hakları Derneği (İHD) Kurucusu ve Feminist Hareketi savunucularından Nimet Tanrıkulu’nun, davası görüldü. İstanbul Adliyesi’nde görülen davaya çok sayıda insan hakları savunucusu, hukukçu, sivil toplum örgütleri de yerini aldı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) kurucu üyesi Nimet Tanrıkulu, örgüt soruşturması kapsamında 26 Kasım 2024’te gözaltına alınmıştı. Tanrıkulu,30 Kasım’da, Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliği tarafından Türk Ceza Kanunu’nun örgütü üyeliği suçunu düzenleyen 314/2 Maddesi uyarınca tutuklamıştı.

    Savunmasının ardından İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada mahkeme Tanrıkulu hakkında tahliye kararı verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Nimet Tanrıkulu’nun serbest bırakılması için çağrı: Hak savunuculuğu suç değildir!

    Nimet Tanrıkulu’nun serbest bırakılması için çağrı: Hak savunuculuğu suç değildir!

    PİRHA- 94 gündür tutuklu bulunan ve “Örgüt üyeliği” iddiasıyla yargılanan insan hakları savunucusu Nimet Tanrıkulu’nun ilk duruşması, yarın İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Tanrıkulu’nun serbest bırakılması için İnsan Hakları Derneği (İHD) başta olmak üzere çok sayıda sivil toplum örgütü çağrı yaptı.

    Nimet Tanrıkulu, 26 Kasım 2024’te sabah saatlerinde evine düzenlenen bir polis operasyonuyla gözaltına alındı. Aynı dosya kapsamında aralarında siyasetçiler ve sendikacıların da bulunduğu 12 kişi daha gözaltına alındı. Tanrıkulu ve sekiz kişi, 29 Kasım’da Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandı. Diğer dört kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    FEMİNİST, KÜRT VE ALEVİ BİR MÜCADELE İNSANI

    Tanrıkulu, 30 yılı aşkın süredir insan hakları, kadın hakları ve barış mücadelesi veren bir isim. Feminist, Kürt ve Alevi kimliğiyle tanınan Tanrıkulu, 12 Eylül darbesi sonrasında gözaltına alınmış ve işkence görmüştü. İnsan Hakları Derneği (İHD), 78’liler Girişimi ve Barış İçin Kadın Girişimi gibi örgütlerin kurucuları arasında yer alan Tanrıkulu, Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın da aktif bir üyesi. Alevi derneklerinde de yöneticilik yaptı.

    “30 YILDIR İNSAN HAKLARI MÜCADELESİ VEREN BİR İSİM”

    Yarınki duruşma öncesinde İHD İstanbul Şubesi’nde bir basın açıklaması düzenlendi. Açıklamada, “Hak savunuculuğu yargılanamaz, Nimet Tanrıkulu’na özgürlük” pankartı açıldı. İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin, Tanrıkulu’nun tutukluluğunun hukuk dışı olduğunu vurgulayarak, “Nimet, 30 yıldır insan hakları mücadelesi veren bir isim. Onun tutuklanması, aslında bir insan hakları savunucusunun, feministin, Kürt ve Alevi kimliğinin yargılanmasıdır” dedi.

    Keskin, Tanrıkulu’nun sosyal medya paylaşımları ve katıldığı etkinliklerin suçlama konusu yapıldığını belirterek, “Seyit Rıza, Deniz Gezmiş gibi isimlerin fotoğraflarını paylaşması veya kadın hakları çalıştaylarına katılması gibi eylemler, tamamen sivil ve meşru faaliyetlerdir. Bunların suç olarak gösterilmesi kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

    Keskin, Tanrıkulu’nun Demokratik Toplum Kongresi’nde (DTK) yaptığı bir konuşmanın da suçlama konusu yapıldığını, ancak daha önce bu konuda Diyarbakır Adliyesi’nde “kovuşturmaya yer yok” kararı verildiğini hatırlattı. “Nimet son derece hukuksuz bir şekilde yargılanıyor. Biz yarın bu hukuk dışı yargılamanın son bulmasını istiyoruz ve serbest bırakılmasını talep ediyoruz” diye konuştu.

    “İDDİANAME AKIL VE HUKUK DIŞI”

    İHD İstanbul Şubesi Başkanı Gülseren Yoleri, 20 kurumun imzaladığı ortak metni okudu. Yoleri, Tanrıkulu’nun uluslararası düzeyde tanınan bir insan hakları savunucusu olduğunu belirterek, “İddianamedeki suçlamalar akıl ve hukuk dışıdır. Nimet Tanrıkulu’nun tutukluluğu, Türkiye’nin iç hukukuna ve uluslararası sözleşmelere aykırıdır” dedi.

    Yoleri, Tanrıkulu’nun daha önce benzer iddialarla Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı tarafından soruşturulduğunu, ancak “kovuşturmaya yer yok” kararı verildiğini hatırlattı. “Nimet Tanrıkulu’nun serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Bu yargı tacizi bir an önce son bulmalı” diye konuştu.

    TÜRKİYE ÇAPINDA ÇAĞRILAR

    İHD’nin İstanbul’daki açıklamasının yanı sıra, Şanlıurfa, İzmir, Adana, Hatay ve Van gibi birçok kentte de Tanrıkulu’nun serbest bırakılması talebiyle eylemler düzenlendi. Şanlıurfa’da İHD ve 78’liler Girişimi, “Nimet Tanrıkulu serbest bırakılsın” pankartı açarken, İzmir’de Eski Sümerbank önünde yapılan açıklamada “İnsan hakları savunucuları yargılanamaz” denildi.

    İmzacı Kurumlar:

    • İnsan Hakları Derneği (İHD)
    • 78’liler Hareketi
    • Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF)
    • Barış Vakfı
    • Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD)
    • Demokratik Alevi Dernekleri (DAD)
    • Diyarbakır Barosu
    • Eşit Haklar İçin İzleme Derneği (ESHİD)
    • Hak İnisiyatifi Derneği
    • Hakikat Adalet Hafıza Merkezi
    • İnsan Hakları Gündemi Derneği (İHGD)
    • Kadın Kültür Sanat Edebiyat Derneği (KASED)
    • Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK)
    • Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD)
    • Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD)
    • Türk Tabipler Birliği (TTB) İnsan Hakları Kolu
    • Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV)
    • Yaşam Bellek Özgürlük Derneği
    • Yurttaşlık Derneği

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • İHD Mersin Şubesi’nden ‘Nimet Tanrıkulu serbest bırakılsın’ çağrısı- VİDEO

    İHD Mersin Şubesi’nden ‘Nimet Tanrıkulu serbest bırakılsın’ çağrısı- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi, yarın duruşması görülecek olan Nimet Tanrıkulu’nun serbest bırakılması için çağrıda bulunarak, “Nimet Tanrıkulu’nun tutuklu olması hem akla hem hukuk vicdanına hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin iç hukuku ve imzaladığı uluslararası sözleşmelere aykırıdır. Nimet Tanrıkulu’na yönelik bu yargı tacizinin bir an önce son bulmasını ve Nimet Tanrıkulu’nun serbest bırakılmasını istiyoruz” dedi.

    29 Kasım 2024 tarihinden bu yana tutuklu olan İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şube Yönetim Kurulu Üyesi Nimet Tanrıkulu’nun ilk duruşması yarın saat 11.00’de İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek. Konuya ilişkin dernek binasında basın açıklaması yapan İHD Mersin Şubesi, Nimet Tanrıkulu’na yönelik bu yargı tacizinin bir an önce son bulmasını ve serbest bırakılmasını talep etti.

    SEYİT RIZA, DENİZ GEZMİŞ PAYLAŞMAK SUÇ DELİLİ SAYILMIŞ

    Basın metnini okuyan İHD Mersin Şube Eş Başkanı Gazi İnci, Tanrıkulu hakkında yargılamaya konu yapılan iddianamedeki suçlamaların akıl ve hukuk dışı olduğunu kaydetti. Sosyal medyada yaptığı iddia edilen Seyit Rıza, Deniz Gezmiş paylaşımlarının, Kadın Özgürlük Çalışmaları Çalıştayı toplantısına katılmış olmasının suçlamaya konu edildiğini söyleyen İnci, “Yine Sakine Cansız’ın cenaze töreninin yapıldığı gün telefonunun baz kayıtlarının Dersim’den alınmış olması gibi tamamen sivil alanda insan hakları mücadelesi veren herkesin katılabileceği etkinliklere katılmış olması suçlama konusu olarak gösterilmiştir. Ayrıca yine artık objektifliği tamamen ortadan kalkmış bir polis memuru gibi çalışan açık bir itirafçının Nimet Tanrıkulu hakkında vermiş olduğu ifade de tamamen yalan beyana dayalıdır” diye konuştu.

    “NİMET TANRIKULU’NUN YANINDAYIZ”

    Nimet Tanrıkulu’nun yaşamın hiçbir döneminde barışı savunmaktan vazgeçmediğini vurgulayan İnci, “Nimet Tanrıkulu’nun tutuklu olması hem akla hem hukuk vicdanına hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin iç hukuku ve imzaladığı uluslararası sözleşmelere aykırıdır. Nimet Tanrıkulu 4 Mart günü Saat 11.00 da İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanacaktır. Bizler arkadaşları olarak Nimet’i yalnız bırakmayacağız. Nimet Tanrıkulu’na yönelik bu yargı tacizinin bir an önce son bulmasını ve Nimet Tanrıkulu’nun serbest bırakılmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/MERSİN

  • DEDEF’ten açıklama: Nimet Tanrıkulu insan hakları savunucusu serbest bırakılsın- VİDEO

    DEDEF’ten açıklama: Nimet Tanrıkulu insan hakları savunucusu serbest bırakılsın- VİDEO

    PİRHA – Dersim Dernekleri Federasyonu’nun, İnsan Hakları Derneği kurucularından Nimet Tanrıkulu’nun tutuklanmasını protesto etmek amacıyla İHD İstanbul Şubesi’nde basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Bizler hemşerileri, mücadele arkadaşları olarak Nimet Tanrıkulu’nun sonuna kadar yanındayız. Nimet Tanrıkulu serbest bırakılsın!” denildi.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), İnsan Hakları Derneği’nin kurucularından, İstanbul Dersimliler Derneği’nin eski Başkanı Nimet Tanrıkulu’nun, 29 Kasım 2024 tarihinde tutuklanıp Ankara Sincan Kapalı cezaevine konmasını protesto etmek için İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde basın toplantısı yaptı.

    Basın toplantısı yapılan salona, ‘Haksız gözaltı ve tutuklamalara son verilsin, Nimet Tanrıkulu derhal serbest bırakılsın’ pankartları asıldı.

    “OHAL KALICI HALE GETİRİLDİ”

    Basın metnini okuyan DEDEF Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, demokrasinin, temel hak ve özgürlüklerin, sendikal hak ve özgürlüklerin rafa kaldırıldığını ve OHAL’in kalıcı hale getirildiğini söyleyerek “Her güne yeni baskılarla, yeni gözaltı ve tutuklama haberleri ile uyanır hale geldik” dedi.

    “NİMET TANRIKULU HUKUK DIŞI BİR KARARLA TUTUKLANDI”

    İnsan Hakları Derneği’nin kurucularından, İstanbul Dersimliler Derneği eski başkanı, Nimet Tanrıkulu’nun, 29 Kasım 2024 tarihinde, hukuk dışı bir kararla tutuklandığı ve tutukluğunun hala devam ettiği ifade eden Bilir, konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi:

    “Yıllardır devam eden gerek yönetici ve üyelerimizin gözaltına alındığı operasyonlar gerekse de ülkedeki demokratik kurumlara yönelik baskıların tamamının gösterdiği tek şey vardır. Mevcut iktidar bugünlerde temel hak ve özgürlüklerine, emek, barış, doğayı koruma ve demokrasi taleplerine sahip çıkan yönetici ve üyelerimiz nezdinde tüm demokratik kamuoyunu baskı altına almak istemektedir. Muhalif kesimleri sindirmeyi, korku dalgası yaratmayı hedefleyenler sistematik hale getirdikleri gözaltı ve tutuklama politikasını devreye sokarken hukuku tamamen ayaklar altına almaktan geri durmamaktadır.
     
    MÜCADELEMİZİ KARARLILIKLA SÜRDÜRECEĞİZ

    Nimet Tanrıkulu, Dersimli Mücadeleci bir kadındır, Nimet Tanrıkulu insan hakları savunucusudur, Nimet Tanrıkulu yaşam alanlarımızı savunmada, barajlara karşı verdiğimiz mücadelede, Dersim 37/38 Tertelesi acılarının haykırılmasında ve şube başkanlığı döneminde Dersim isminin kazanılması mücadelesinde hep yanımızda olmuş, kamuoyunda bilinen tanınan şahsiyettir. Nimet Tanrıkulu şahsında dostlarımıza yönelik baskıları, gözaltına alınmalarını ve tutuklanmalarını kınıyoruz. Dersim Dernekleri Federasyonu olarak şiddetin, baskının sona erdirildiği, hiç kimsenin demokratik talepleri, düşünceleri nedeniyle cezalandırılmadığı bir ülke talebini ısrarla yürüteceğiz. Ülkemizde yaratılmak istenen kuşatmaya, saldırılara karşı; doğa, emek ve demokrasi mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

    MÜCADELE VURGUSU

    Bir kez daha altını çiziyoruz. “Hak verilmez, mücadeleyle alınır” şiarını ilke edinerek baskılara karşı mücadeleyi daha da yükselterek cevap verecek, haklı ve meşru mücadele çizgisinden taviz vermeyecek, artan baskı düzenine boyun eğmeyeceğiz. Başta Ovacık ve Dersim belediyeleri olmak üzere belediyelerimizin kayyımlarla gasp edilmesine boyun eğmeyeceğiz. Bir kez daha sesleniyoruz. Bizler hemşerileri, mücadele arkadaşları ve Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) olarak Nimet Tanrıkulu’nun sonuna kadar yanındayız. Nimet Tanrıkulu serbest bırakılsın!”

    “SUÇLAMALAR GERÇEK DIŞIDIR”

    Açıklama sonrası söz alan 78’liler Hareketi’nden Yunus Bircan, soruşturmayı başlatan Cumhuriyet savcıları ile tutuklamayı gerçekleştiren Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararlarının hukuki değil tümüyle siyasi olduğunu söyledi. Suçlamaların ise gerçek dışı olduğunu dile getirdi.

    “HER ZAMAN NİMET’İN ARKASINDAYIZ”

    Cumartesi Annelerinden Hanım Tosun ise “Nimet Tanrıkulu bir an önce serbest bırakılsın. Nimet bir insan hakları savunucusu. Kadın hakları savunucusunu tutuklayamazsınız. Biz her zaman Nimet’in arkasındayız” diye konuştu.

    “PROTESTO EDİYORUZ”

    İstanbul Tabip Odası’ndan Doktor Nazmi Algan da “Nimet ve Nimet gibi çok fazla insan gizli tanık uydurmacasıyla hiçbir somut delil olmadan tutuklu. Biz bu bakımdan İstanbul Tabip Odası ve İnsan Hakları Komisyonu olarak ve Türk Tabipler Birliği olarak bu tutuklamayı şiddetle protesto ediyoruz” dedi.

    DAYANIŞMA VURGUSU

    CHP İstanbul yöneticisi Ali Ekber Cömert, “Nimet Tanrıkulu gibi birçok aydınımızın gözaltına alındığı bir süreci hep birlikte yaşıyoruz parti olarak da bunları çok yakından takip ediyoruz. Bütün mağduriyetlerin yanındayız. Bu süreci kol kola dayanışma ile aşabiliriz” dedi.

    “NİMET’İN YOLDAŞLARI SUSMAYACAK”

    Dersim Araştırmaları Merkezi’nden Selman Yeşilgöz, “Biz Nimet’le bir barış ağacını Dersim sınırına dikmek istemiştik oradaki tarla sahibi bir kürek vermek istedi. Jandarma elinden alınca o toprağa Nimet ve arkadaşları elleriyle kazarak o ağacı oraya diktiler. Bugün o barış ağacı orada olduğu sürece Nimet ve Nimet’in yoldaşları da susmayacak” diye konuştu.

    Yazar Erdoğan Aydın ise “Hiç kimse, özel olarak Nimetimiz insan hakları mücadelesi verdiğinden dolayı içeri alınmamalı. Bunu sağladığımız gün yarınlara çok daha güvenle bakabileceğiz. Nimet’i en kısa zamanda aramızda görmek dileğiyle” dedi.

    “NİMET’İ ELLERİNDEN ALACAĞIZ”

    Son olarak söz alan 78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can, Nimet Tanrıkulu’nun serbest bırakılması için kampanya başlatıldığını ve kampanyanın uluslarası bir şekilde sürdüğünü ifade etti. Can, devamında Nimet Tanrıkulu’nun son durumundan da bahsederek “Nimet Seyit Rıza’nın kızıdır ve gerçek bir devrimcidir. Ve muhakkak onların elinden Nimet’i alacağız” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • İHD İstanbul ve Dersim şubelerinden tepki: Nimet Tanrıkulu asılsız gerekçelerle tutuklu!- VİDEO

    İHD İstanbul ve Dersim şubelerinden tepki: Nimet Tanrıkulu asılsız gerekçelerle tutuklu!- VİDEO

    PİRHA- İnsan Hakları Derneği ve 78’liler Hareketi, geçen hafta tutuklanan insan hakları aktivisti Nimet Tanrıkulu için basın açıklaması yaptı. İHD İstanbul ve Dersim Şubelerindeki açıklamaya çok sayıda insan hakkı savunucusu katılırken, Tanrıkulu’nun asılsız gerekçelerle tutuklanmasına tepki gösterildi. 

    İnsan Hakları Derneği İstanbul, Ankara ve Dersim Şubeleri, insan hakları savunucusu ve İnsan Hakları Derneği (İHD) kurucularından Nimet Tanrıkulu’nun tutuklanmasına yaptığı açıklamayla tepki gösterdiler.

    Açıklamada, “Bu karar tüm sivil toplumu susturmaya, korkutmaya yönelik bir karardır. İnsan hakları savunucuları bugüne kadar yaşadıkları tüm hak ihlallerine rağmen biatsız bir şekilde mücadelelerini devam ettirmektedirler. Nimet Tanrıkulu da bu insanlardan biridir ve Nimet Tanrıkulu insan hakları mücadelesinden asla ödün vermeyecek bir kişidir. Bizler onun arkadaşları İnsan Hakları Derneği ve 78’liler Hareketi olarak Nimet Tanrıkulu’nun sonuna kadar yanındayız” denildi.

    “78’LİLERİN KURULUŞUNDA YER ALDI”

    1986 yılında, askeri darbenin hemen ardından kurulan İnsan Hakları Derneğinin kuruluşundan itibaren mücadelenin içinde yer alan insan hakları savunucusu Nimet Tanrıkulu’nun, 29 Kasım 2024 günü Ankara’da 7. Sulh Ceza Mahkemesinin verdiği kararla tutuklandığın anımsatılan açıklamada, “Nimet Tanrıkulu, 78’liler Hareketinin kuruluşunda da yer alan ve feminist kimliği ile uluslararası alanda tanınan bir kadındır. Nimet, 26 Kasım 2024 günü sabah evine düzenlenen bir polis operasyonunda gözaltına alındı. Ataköy polis merkezinde bir süre tutulduktan sonra Ankara Terörle Mücadele Şubesi ekipleri tarafından alınarak Ankara’ya götürüldü, 29 Kasım’a kadar gözaltında tutuldu. Nimet’in gözaltına alındığı operasyonda birbirleriyle hiç ilgisi olmayan 14 kişi gözaltına alındı. Bu 14 kişi sivil siyasetçiler, sendikacılar ve insan hakları savunucularıydı” diye belirtildi.

    TUTUKLANMAYA GEREKÇE İTİRAFÇININ AÇIKLAMALARI GÖSTERİLDİ

    Dosyada ortak hiçbir konu söz konusu olmamasına rağmen aynı dosyanın içinde 9 kişinin soruşturulup ardından tutuklandığını ifade edilerek, şöyle devam edildi:

    “Nimet Tanrıkulu’nun örgüt üyesi olduğu iddiasıyla tutuklanmasına gerekçe yapılan konular, son derece hukuk dışı olduğu gibi aynı zamanda akıl dışı. Dosyada Kerem isimli bir itirafçının bazı kişiler hakkında yaptığı asılsız suçlamalar, temel alındı. Nimet Tanrıkulu’nun 2012, 2013, 2014 yıllarında birçok uluslararası seyahati olduğu gibi Erbil ve Süleymaniye’ye de birkaç defa gittiği zaten yasal çıkışlar olduğu için pasaportunda belirli. Nimet Tanrıkulu ifadesinde Erbil ve Süleymaniye’ye gittiğini, Erbil’e tanınmış Kürt iş kadını Ferda Cemiloğlu’nun davet üzerine gittiğini Süleymaniye’ye de birkaç kere gazeteci Celal Başlangıç’la gittiklerini çünkü orada bir yayınevi kurma çabalarının olduğunu ancak bunun ekonomik nedenlerle yapılamadığını söyledi. Bunların hepsi zaten devletin kayıtlarında, pasaport belgelerinde, havaalanı giriş çıkış kayıtlarında belirli. Ancak birçok dosyada asılsız ifadeler veren Kerem isimli itirafçı Nimet Tanrıkulu’nu bir kez Nurettin Demirtaş’la görüşürken gördüğünü söyledi. Böyle bir durumun olmadığını Nimet Tanrıkulu defalarca açıklamaya çalışmasına rağmen mahkeme bunu ciddiye almadı. Nimet Tanrıkulu’nun katıldığı Kürt kadınlarının ortak toplantısı bir başka gerekçe olarak gösterildi. Bunun dışında yine akıl dışı bir biçimde Nimet Tanrıkulu’nun hakkında soruşturma olan bazı kişilerle aynı otelde kaldığı iddiasına yer verildi.”

    “AİHM USULSÜZ YARGILAMALARLA TÜRKİYE’Yİ DEFALARCA MAHKUM ETMİŞTİR”

    Açıklamada, insan hakları savunucuları olarak hakkında soruşturma yapılmayan tek bir kişi bile olmadığına vurgu yapılarak, “Anayasanın 38. Maddesi ‘suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar hiç kimse suçlu sayılamaz’ demektedir. Oysa ki ne yazık ki Sulh Ceza Hakimi hukukun bu temel prensibini hiçe sayarak Nimet’in kaldığı otelde hakkında soruşturma olan kişilerin bulunmasını suç saymıştır. Bu tür benzer suçlamalar zamanında Devlet Güvenlik Mahkemelerinde de yapılmış yine Devlet Güvenlik Mahkemelerinde kullanılan itirafçı ifadeleri nedeniyle binlerce insan cezalandırılmıştır. Ancak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Devlet Güvenlik Mahkemelerinde yapılan bu usulsüz yargılamalar nedeniyle Türkiye’yi defalarca mahkum etmişti” ifadeleri kullanıldı.

    “BİAT ETMEDEN MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Tanrıkulu’nun insan hakları mücadelesinde önemli bir yeri olduğunun hatırlatıldığı açıklamanın devamında, “Nimet Tanrıkulu hakkında asılsız gerekçelerle verilen tutuklama kararını asla kabul etmiyoruz. Bu karar tüm sivil toplumu susturmaya, korkutmaya yönelik bir karardır. İnsan hakları savunucuları bugüne kadar yaşadıkları tüm hak ihlallerine rağmen biatsız bir şekilde mücadelelerini devam ettirmektedirler. Nimet Tanrıkulu da bu insanlardan biridir ve Nimet Tanrıkulu insan hakları mücadelesinden asla ödün vermeyecek bir kişidir. Bizler onun arkadaşları İnsan Hakları Derneği ve 78’liler Hareketi olarak Nimet Tanrıkulu’nun sonuna kadar yanındayız” diye belirtildi.

    PİRHA/İSTANBUL-DERSİM

     

  • Mersin’de tutuklamalara tepki: Gerekçeler hukuk dışı, Nimet Tanrıkulu’nun yanındayız!

    Mersin’de tutuklamalara tepki: Gerekçeler hukuk dışı, Nimet Tanrıkulu’nun yanındayız!

    PİRHA- İHD ve 78’liler Hareketi Mersin Şubeleri, Nimet Tanrıkulu ve Kemal Göksoy’un haksız yere tutuklandığını dile getirerek, “Asılsız gerekçelerle verilen tutuklama kararları sivil toplumu susturmaya, korkutmaya yönelik bir karardır. Nimet Tanrıkulu, Kemal Göksoy ve diğer hak savunucuları, sendikacılar, siyasetçiler  bir an önce serbest bırakılmalıdır” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) ve 78’liler Hareketi Mersin Şubeleri, İHD İstanbul Şube Yönetim Kurulu Üyesi Nimet Tanrıkulu ve İHD Mersin Şube Üyesi Kemal Göksoy başta olmak üzere 9 kişinin tutuklanmasına ilişkin Özgür Çocuk Parkı’nda ortak bir basın açıklaması yaptı.

    HUKUK DIŞI GEREKÇELER

    Açıklamayı okuyan İHD Yönetim Kurulu Üyesi İsmet Kaplan, Nimet Tanrıkulu’nun örgüt üyesi olduğu iddiasıyla tutuklanmasına gerekçe yapılan konuların, hukuk dışı olduğunu vurgulayarak, dosyada Kerem isimli bir itirafçının bazı kişiler hakkında yaptığı asılsız suçlamaların temel alındığını dile getirdi.

    Kaplan, “İnsan Hakları Derneği’nin kuruluşundan itibaren yer alan insan hakları savunucusu aynı zamanda 78’liler Hareketi’nin kuruluşunda yer alan ve feminist kimliği ile uluslararası çapta tanınan Nimet Tanrıkulu, 26 Kasım 2024 günü sabah evine düzenlenen bir polis operasyonunda gözaltına alındı. Tanrıkulu’nun gözaltına alındığı operasyonda birbirleriyle hiç ilgisi olmayan 14 kişi gözaltına alındı. Bu 14 kişi, sivil siyasetçiler, aralarında İHD Mersin Şubesi üyesi olan ve aynı zamanda DİSK Genel İş Mersin Şubesi Başkanı Kemal Göksoy’un da olduğu sendikacılar ve insan hakları savunucularıydı” diye konuştu.

    “DAVET ÜZERİNE GİTMİŞTİ, SUÇ SAYILDI”

    Nimet Tanrıkulu’nun Erbil ve Süleymaniye’ye gitmesinin, hakkında soruşturma olan bazı kişilerle aynı otelde kalmasının suç sayıldığını söyleyen Kaplan şu ifadeleri kullandı:

    “Nimet Tanrıkulu ifadesinde Erbil’e tanınmış Kürt iş kadını Ferda Cemiloğlu’nun daveti üzerine gittiğini Süleymaniye’ye de birkaç kere gazeteci Celal Başlangıç’la gittiklerini çünkü orada bir yayınevi kurma çabalarının olduğunu ancak bunun ekonomik nedenlerle yapılamadığını söyledi. Bunların hepsi zaten devletin kayıtlarında, pasaport belgelerinde, havaalanı giriş çıkış kayıtlarında belirli. Ancak birçok dosyada asılsız ifadeler veren Kerem isimli itirafçı Nimet Tanrıkulu’nu bir kez Nurettin Demirtaş’la görüşürken gördüğünü söyledi. Bunun dışında yine akıl dışı bir biçimde Tanrıkulu’nun hakkında soruşturma olan bazı kişilerle aynı otelde kaldığı iddiasına yer verildi. Sulh Ceza Hakimi, Nimet Tanrıkulu’nun kaldığı otelde hakkında soruşturma olan kişilerin bulunmasını suç saymıştır.”

    Nimet Tanrıkulu hakkında asılsız gerekçelerle verilen tutuklama kararının sivil toplumu susturmaya, korkutmaya yönelik bir karar olduğunun altını çizen İsmet Kaplan, Nimet Tanrıkulu, Kemal Göksoy ve tutukluların derhal serbest bırakılması yönünde çağrıda bulundu.

    PİRHA/ MERSİN

  • İnsan hakları savunucuları: Operasyonlara son verilsin, gözaltındakiler serbest bırakılsın! – VİDEO

    İnsan hakları savunucuları: Operasyonlara son verilsin, gözaltındakiler serbest bırakılsın! – VİDEO

    PİRHA – İnsan Hakları Derneği(İHD) İstanbul Şubesi’nde yapılan basın açıklamasında, polisin evlerine yaptığı baskında gözaltına alınan İHD kurucu üyesi Nimet Tanrıkulu, 10 gazeteci ve çok sayıda kişinin serbest bırakılması istendi. İnsanlara düşman muamelesi yapıldığı belirtilirken, haksızlıklara karşı mücadele vurgusu yapıldı. 

    Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında Diyarbakır, Batman ve İstanbul’da yapılan ev baskınlarında İHD kurucu üyesi Nimet Tanrıkulu ve Gazeteci Erdoğan Alayumat’ın da aralarında olduğu 10 gazeteci ile birlikte çok sayıda kişi dün gözaltına alındı.

    Gözaltına alınan gazeteciler ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Kurucu Üyesi Nimet Tanrıkulu’nun serbest bırakılması için İHD İstanbul Şubesi’nde basın açıklaması yapıldı.

    Çok sayıda siyasi parti ve demokratik kitle örgütünün katıldığı açıklamada, İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin, Nimet Tanrıkulu’nun eşi ve 78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can, Sosyalist Dayanışma Platformu(SODAP) adına Fatma İnce, Türkiye İnsan Hakları Vakfı(TİHV) İstanbul Temsilcisi Ümit Efe, Emek Partisi(EMEP) adına Levent Tüzel, Hak İnisiyatifi adına Fatma Bostan Ünsal ve Yazar Erdoğan Aydın konuşma yaptı.

    İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri bu olaylara aşina olduklarını belirterek, “Gözaltına alınan herkes çağırsalardı giderlerdi ama ev baskınıyla alındılar. Bunu kabul etmiyoruz” dedi.

    “BİRBİRİMİZE SARILMAKTAN BAŞKA ŞANSIMIZ YOK”

    İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin de Türkiye’de 1990’lı yıllardan beri iktidar fark etmeksizin devlet şiddetinin devam ettiğini belirtti. Eren Keskin, “Bu devlet barış istemiyor. Gözaltına alınan tüm arkadaşlarımızın hepsi sivil insanlar. Ellerinde silah yok. Diyorlar ki biz sivil siyaset istemiyoruz. Hiçbirimizin can güvenliğimiz yok. Türkiye altına imza attığı uluslararası sözleşmenin hiçbirini uygulamıyor. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) altında imzası var. Bizim protesto hakkımız, örgütlenme haklarımız var. Devlet bu hakların hepsini ihlal ediyor. Hiç kimse ses çıkarmıyor. Zaten iktidardan farklı olmayan bir ana muhalefet var. Bizim birbirimizden sarılmaktan başka çaremiz yok. Sonuna kadar bu arkadaşlarımızın takipçisiyiz” dedi.

    CELALETTİN CAN: PALDIR KÜLTÜR EVDE ARAMA YAPTILAR, DÜŞMAN MUAMELESİ YAPIYORLAR

    78’liler Hareketi Kurucusu Celalettin Can da gözaltına alınan eşi Nimet Tanrıkulu’nun nasıl gözaltına alındığını anlattı. Can,“Sabah kapıyı çaldılar. Paldır küldür aramalar yaptılar. Nimet’i almaya geldiklerini söylediler. Elinizde bir belge var mı diye sorduğumuzda KCK üyeliği dediler. Bilgisayar, belge, doküman ne almamız gerekiyor, dediler. Nimet için KCK üyesi, DEM Parti üyesi gibi birçok üyelik yazıyordu. Karakolda saatlerce beklettiler. Avukat görüşü yasaktı. Saat 13.00’te alıp götürdüler. Cuma mahkemeye çıkaracaklar. Hayatlarını bozmayalım diye bir dertleri yok. Düşman muamelesi yapıyorlar” şeklinde konuştu.

    “GÖZALTILARI KINIYORUZ”

    SODAP üyesi Fatma İnce ise gözaltına alınan Sevtap Akdağ’ın DEM Parti’nin başlattığı Ekmek ve Adalet Kampanyasının kurucusu ve yürütücüsü olduğunu vurgulayarak, “Sevtap DEM Parti’nin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesiydi. Sevtap hem sınıfsal mücadele alanında hem Kürt Özgürlük Mücadelesinde çalışma yürütüyordu. Sevtap Akdağ nezdinde emek özgürlüğü mücadelesini yürütenler bugün gözaltında. Onun şahsında herkesin bırakılmasını istiyoruz ve gözaltıları kınıyoruz” diye konuştu.

    “KARANLIK TABLONUN HESABINI SORMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    TİHV İstanbul Temsilcisi Ümit Efe, de “Kamuoyunun ve herkesin bildiği sabahlara uyandık. Hak savunucuları, gözaltına alındı. Biz arkadaşlarımızı tanıyoruz ve biliyoruz. İnsan hakları konusunda yıllardır emek veren ulaşılabilen bir kişidir Nimet. Uzun yıllar boyunca bu bedelleri birçok kez ödemiştir. Bir kez daha öder. Bu hukuksuzluğu bu karanlık tabloyu ve bu gidişatın hesabını sormaya biz insan hakları savunucuları olarak devam edeceğiz” dedi.

    TÜZEL’DEN MÜCADELE VURGUSU

    Ardından söz alan EMEP Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel kara bir düzenin devam ettiğini vurguladı. Tüzel, mücadele vurgusunda bulunarak şunları ifade etti:

    “Bir psikolojik propaganda devam ediyor. Devlet şiddeti almış başını gidiyor. Toplum bu şekilde sindirilmek isteniyor. Bunun karşısında insan hakları emek demokrasi ve barış savunucuları olarak bunun son bulunmasını istiyoruz. Bunun karşısında direneceğiz, mücadele edeceğiz.”

    “İKTİDAR ÇÖZÜMDEN UZAK OLDUĞUNU GÖSTERDİ”

    Yazar Erdoğan Aydın ise şunları kaydetti:

    “Çözümden ve barıştan söz eden iktidar kullanabildiği biricik aracın baskı olması nedeniyle çözümden ne kadar uzak olduğunu gösteriyor. Nimet arkadaşımız çağrılsaydı gidecek biriydi. Ama ev baskınları üzerinden bu süreç yürütüldü. Barışın kimse tarafından konuşulmayacağı bir atmosfer yaratılmaya çalışılıyor. Türkiye kamuoyunun bu manipülasyona itiraz etmesi büyük bir önem taşımaktadır.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • İHD kurucu üyesi Nimet Tanrıkulu ve 4 gazeteci gözaltına alındı!

    İHD kurucu üyesi Nimet Tanrıkulu ve 4 gazeteci gözaltına alındı!

    PİRHA – Eskişehir merkezli “PKK/KCK üyeliği” soruşturması kapsamında İstanbul ve Diyarbakır’da polis operasyon yaptı. 4 gazetecinin yanı sıra İHD kurucu üyesi Nimet Tanrıkulu da gözaltına alındı.

    Eskişehir merkezli “PKK/KCK üyeliği” soruşturması kapsamında İstanbul’da yapılan ev baskını ile gazeteci Erdoğan Alayumat ve Bilge Aksu gözaltına alındı.

    Gazetecilerin, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü bilgisi paylaşıldı.

    Diyarbakır’da yapılan operasyonlarda ise gazeteciler Ahmet Sümbül ve Roza Metina gözaltına alındı.

    Ayrıca Diyarbakır’da yönetmen Ardin Diren, İstanbul’da İHD kurucu üyesi Nimet Tanrıkulu gözaltına alındı. Media and Law Studies Association (MLSA) tarafından yapılan açıklamada gözaltı gerekçelerinin henüz bilinmediği ifade edildi.

    MLSA Hukuk Birimi, sabah saatlerinde gözaltına alınan gazeteci Erdoğan Alayumat’ın, Vatan Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğünü belirtti.

    Diyarbakır’da ise Kayapınar Belediye Eş Başkanı Cengiz Dündar, Gazeteci Roza Metina, Gazeteci Ahmet Sümbül, Gazeteci-yönetmen Ardin Diren’in gözaltına alındığı ifade edildi.

    Bu arada İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi bir mesaj yayınlayarak, derneğin kurucularından ve yönetici Nimet Tanrıkulu’nun dosyasında gizlilik olduğunun söylendiğini kaydetti.

    İHD’nin mesajı şöyle:
    “Derneğimizin kurucularından ve yöneticimiz Nimet Tanrıkulu, bu sabah evine baskın düzenlenerek yapılan aramanın ardından gözaltına alındı.
    Dosyada gizlilik olduğu söyleniyor. Avukatlarımızla birlikte süreci takip ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • 646. F Oturması: Ağır hasta mahpus Devrim Ayık serbest bırakılsın-VİDEO

    646. F Oturması: Ağır hasta mahpus Devrim Ayık serbest bırakılsın-VİDEO

    PİRHA – İHD Hapishane Komisyonu 646. F Oturması’nda halen Eskişehir H Tipi Hapishanesi’nde tutulan yüzde 76 engelli ağır hasta mahpus Devrim Ayık’ın serbest bırakılması gerektiğini söyleyerek yetkilileri göreve, kamuoyunu duyarlılığa çağırdı.

    İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun hasta mahpuslara dikkat çekmek amacıyla düzenlediği F Oturması’nın 646. Haftasında ağır hasta mahpus Devrim Ayık’ın sağlık durumu paylaşıldı. Açıklamada, “Devrim Ayık serbest bırakılsın”, “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”, “Tedavi haktır engellenemez” sloganları atıldı.

    Basın açıklamasını komisyon adına Nimet Tanrıkulu okudu.

    “AYIK’IN YAŞAMI TEHLİKEYE ATILMAKTADIR”

    646. F Oturmasında halen Eskişehir H Tipi Hapishanesi’nde tutulan ağır hasta ve engelli mahpus Devrim Ayık’ın
    2006 yılında geçirdiği kaza sonucu bir gözünü tamamen kaybettiği ve diğer gözünde sadece yüzde 10 görme yetisi kaldığını söyleyen Tanrıkulu, devamında şunlara yer verdi:

    “Toplamda yüzde 76 engelli ağır hasta mahpus Devrim Ayık, ileri derecede Crohn hastası olup, sağ kulağında %40, sol kulağında %50 işitme kaybı vardır. İyileşmesi mümkün olmayan CROHN hastalığı nedeniyle sürekli ishal, karın ağrısı, halsizlik ve kilo kaybı yaşamakta, ağrılarını dindirmek için yeşil reçeteli ağrı kesiciler verilmektedir. Serbest bırakılarak hastanede tedavi edilmesi gerekmesine rağmen bu engellenmekte ve yaşamı tehlikeye atılmaktadır.

    “CROHN HASTALIĞI SEBEBİYLE İKİ KEZ AMELİYAT GEÇİRDİ”

    2015 yılında tutuklanan ve hapishane koşullarına bağlı olarak hızla ilerleyen Crohn hastalığı nedeniyle iki kez ameliyat geçiren ve bağırsaklarının bir bölümü çıkarılan Devrim Ayık, hastalığının tedavisi hapishane koşullarında sağlanamadığından, tutuklu bulunduğu Antalya L Tipi Hapishanesi’nden 2019 yılı Ekim ayında tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmış, ancak henüz tedavisi devam ederken, 4 Aralık 2019 günü yeniden tutuklanmıştır. Hastalığının daha da ilerlemesi üzerine 17 Mart 2020 tarihinde yeniden tahliye edilmiş, ancak tedavisi tamamlanmadan Ocak 2021’de yine tutuklanarak Edirne F Tipi Hapishanesi’ne götürülmüştür.

    “BÜTÜN BAŞVURULAR SONUÇSUZ KALDI”

    2 Nisan 2021 tarihinde yapılan kolonoskopiden sonra; hastalığın daha da ağırlaştığı, acilen tedavi ve uygun beslenmenin sağlanması gerektiği söylenmiş olmasına rağmen, götürüldüğü doktorlar tedavi yönteminde anlaşamadığından, Devrim Ayık yeterli tedavi ve bakımdan mahrum halde halen hapishanede tutulmaktadır. Devrim Ayık’ın, hastalığının ilk teşhisi, ameliyatı ve tedavisinin yapıldığı Antalya Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde tedavisine devam edebilmesi için Antalya’daki bir cezaevine sevk edilmesi istenmiş ancak yapılan bütün başvurular sonuçsuz kalmıştır.”

    AYIK’IN ANNESİ: BU ZULÜMDEN VAZGEÇMELERİNİ TALEP EDİYORUZ

    Ayık’ın annesi komisyona şu açıklamayı yaptı:

    ‘‘Devrim uzun zamandır cezaevinde haksız bir şekilde tutuluyor. Avukatları, Yargıtay sürecinde, verilen cezaya itirazla birlikte, tedavisine dışarıda devam edebilmesi için yaptıkları başvuruya halen bir sonuç alamadı. Devrim’in özel diyet yemekleriyle beslenmesi, temiz, hijyenik bir ortamda olması ve tam teşekküllü bir hastanede kesintisiz bir tedavi sürdürmesi gerekiyor. Ancak cezaevlerinin sağlıksız koşulları buna imkan vermiyor ve bu nedenle endişelerimiz kat be kat artmış durumda. Hastane sevkleri doğru düzgün yapılmıyor, onur kırıcı aramalar dayatılıyor, itiraz dilekçeleri işleme konulmuyor, keyfi disiplin cezaları veriliyor. Devrim ve Devrim gibi hasta tutsakların biran önce tedavi yollarının açılması için tahliye edilmeleri gerekiyor. Hiçbir annenin yüreği yanmadan bu zulümden vazgeçmelerini talep ediyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Hafıza Merkezi’nden ‘Kuşaklararası Buluşma’ etkinliği: Zorla kaybetmelere karşı mücadele buluşması

    Hafıza Merkezi’nden ‘Kuşaklararası Buluşma’ etkinliği: Zorla kaybetmelere karşı mücadele buluşması

    PİRHA- Hafıza Merkezi, “Kuşaklararası Buluşmalar” devam ediyor: Kayıplar Mücadelesinin Geleceğe Mirası şiarıyla Türkiye’de zorla kaybetme suçuna karşı mücadele yürütenlerle bir araya geldi.

    Hafıza Merkezi, “Kuşaklararası Buluşmalar” başlığında düzenlediği etkinliğin üçüncüsünde İstos’ta gerçekleştirdi. Kayıplar Mücadelesinin Geleceğe Mirası konu başlığıyla gerçekleşen etkinlikte Türkiye’de gözaltında kayıplara karşı mücadele yürüten Nimet Tanrıkulu, kayıp yakını ve aktivist Besna Tosun, Hafıza Merkezi kurucularından Murat Çelikhan, Dargeçit filmi yönetmeni Berke Baş konuşmacı olarak yer alırken moderatörlüğü Hazal Özvarış üstlendi.

    “MÜCADELEMİZDE TEMEL OLAN VAZGEÇMEME VE DİRENİŞ KÜLTÜRÜ”

    İlk sözü ömrünün kırk yıldan uzun bir zamanını insan hakları mücadelesine adayan Nimet Tanrıkulu aldı. Tanrıkulu, mücadele deneyimlerini şöyle aktardı:  “Türkiye’de gözaltında zorla kaybetme meselesi yeni bir olgu değil. Cumartesi Anneleri özelinde baktığımızda tarih 1980lere dayanıyor. Bizler de 12 Eylül de gözaltına alınanlar arasındaydık. Gözaltında kayıpların olduğunu biliyorduk. İnsan Hakları Derneği (İHD) kurulduğunda bu meseleyi görünür kılamadık. Bir süre sonra gözaltında kayıplar gerçeği konuşulmaya başlandı. Türkiye’de Cumartesi Anneleri’nin başlangıcını Hasan Ocak’la belirlemek mümkün. Hasan Ocak iki kez gözaltına alındı. İlkinde serbest bırakıldı ama ikincisinde 58 gün boyunca kayıptı. O dönemde Arkadaşıma Dokunma grubuyla kadınlar mücadelelerini yürütüyordu.  Hasan’ın kaynı üzerine, Çoğunluğu Arkadaşıma dokunma kampanyasından kadınların oluşturduğu ekiple sessizce Galatasaray Meydanı’nda oturmaya karar verdik. Mücadelemizde en temel olan şey vazgeçmeme ve direniş kültürüydü.

    “CUMARTESİ ANNELERİ BİZİM DAYANIŞMAMIZIN ADI”

    Tanrıkulu, Galatasaray Meydanı’nda geçen ilk 200 haftalık süreçte kayıpları fiziksel olarak da bir aradıklarını ise şu sözlerle anlattı:

    “Bizim bir kaybı aramak kendimize tanıdığımız süre üç gündü. Bir kayıp haberi geldiğinde kaybedilme olgusuna sadece devlet perspektifinden bakamıyoruz. Üzerindeki giysileri tanımlıyorduk. Çevredeki insanlarla konuşarak araştırma yapıyorduk. Kimi zaman o mezarların içine girdik, mezarlık defterlerine bakmaya çalışıyorduk. Kaybedilen kişilerin mezardan üstündeki kıyafetlerle, ellerinde mühürlerle çıkarıldığına şahit olduk. Cumartesi Anneleri bizim kendi aramızdaki dayanışmamızın adıydı.”

    “BU SUÇUN HEM MAĞDURU HEM TANIĞIYIM”

    Galatasaray Meydanı’nı annesinden devralan, “Bu suçun hem mağduru hem tanığıyım. Babam benim yanımda kaçırıldı. Babam evimizin önünden kaçılırken failleri ile göz göze gelip onlara gülümsemiştim”  diyen Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun yaşadığı acının nasıl insan hakları mücadelesine dönüştüğünü anlattı:

    “Babamı arama süreci başladığında annemle hep yan yanaydım. Annem İHD’ye babam için başvuru yapıp döndükten sonra “Basın toplantısı kararı alındı. Seni götüreceğim gördüklerini anlatacaksın” dedi. O süreci birlikte yaşayarak aramızda bir deneyim aktarımı gerçekleşti.

    Galatasaray Meydanı’na ilk çıktığımda 12 yaşındaydım. Eyleme müdahale başladığında gözleri ne yaşlıları ne çocukları görüyordu. Annelerimiz gözaltına alındığında Nimet Erdoğan, Leman Yurtsever işten, dernekten çıkıp koşa koşa bize yemek yapmaya gelirlerdi. Çiğdem Mater o zamanlar 18 yaşındaydı bizle İHD’de oyunlar oynuyordu. Annelerimiz müdahaleden dolayı artık bizi meydana götürmemeye başlamıştı. Dolayısıyla 12.00de televizyon karşısına geçip haberleri tedirgin bir şekilde izliyorduk. Leman’ın eve gelişinde anlıyorduk ki o gece annem eve gelmeyecek”

    “BU COĞRAFYA GEÇMİŞ YÜKÜNÜN ÇOK AĞIR OLDUĞU BİR COĞRAFYA”

    Zorla kaybetme suçuna karşı mücadele yürüten ve hafıza merkezinin kurucularından olan Murat Çelikkan ise “12 Eylül darbesiyle kesilen toplumun örgütlenme ve direnme gücünü bu döneme taşıyan, insan hakları mücadelesinin ağırlığını üstlenen kadınlar oldu. Kayıpları arama mücadelesinin ağırlığını da kadınlar oluşturdu. 1990 yılına kadar İHD’nin gündeminde mücadele alanlarının hepsi olmasına rağmen kaybedilenler mücadelesi yoktu. Dernek gücünü toplumla olan bağından alır. En başta hikayeleri anlamıyorduk. Buna bir isim koyamıyorduk ama çok kısa zamanda bu dernek içerisinde oluştu ve kadınlar cumartesi eylemlerini başlattılar. Bu coğrafya geçmiş yükünün çok ağır olduğu bir coğrafya. Ve devletin bununla yüzleşmesi gerek. İktidarlar değişiyor ve yeni gelen iktidarın bunu yargılaması gerek. Bunu Arjantin örneğinde görebiliyoruz. Bu hafızayı oluşturmak, belgeleri korumak için ‘Hafıza Merkezi’ni kurduk. Çünkü biliyoruz bir gün o yargılamalar yapılacak” diye konuştu.

    “MÜCADELEYE TANIK OLAN FİLM”

    Dargeçit Jitem dosyası olarak bilinen gözaltına kayıpların ailelerine ulaşarak altı buçuk yıl süren bir çalışma sonucunda ‘Dargeçit’ isimli  belgeselin yönetmeni Berke Baş bu davanın 17 celsesini takip ederek hazırladıkları belgeselle ilgili şunları söyledi:

    “Biz bu filmi yaparken Hafıza Merkezi’nin arşivlerine daldık. O arşivden onlarca film çıkabilir ama biz bugünkü mücadeleye tanık olan ve eşlik eden bir film olsun istiyorduk. Dev bir cezasızlık yumağı içerisinde bu filmle bir yol aradık. Bu film aileler duruşma salonundan çıktıktan sonra başlayacak, bu karar olumlu bir karar olmayacaktı ve bizim hikayemiz o zaman anlamını bulacaktı.”

    Etkinlik dinleyicilerin sorularının cevaplanmasının ardından son buldu.

    Dilan ŞİMŞEK/İSTANBUL 

  • 620. F Oturması: Ağır hasta mahpus Muhlise Karagüzel serbest bırakılsın – VİDEO

    620. F Oturması: Ağır hasta mahpus Muhlise Karagüzel serbest bırakılsın – VİDEO

    PİRHA – İHD İstanbul Şubesi Hapishaneler Komisyonu, “F Oturumu” eyleminde yüzde 90 engelli ağır hasta mahpus Muhlise Karagüzel’in durumunu paylaşarak, serbest bırakılmasını istedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishaneler Komisyonu 620. F Oturması’ nda Menemen R Tipi Ceza İnfaz Kurumu’nda tutulmakta iken 26 Ocak günü geçirdiği kalp krizi nedeniyle İzmir Yeşilyurt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan ve halen bu hastanede tutulmakta olan %90 engelli ağır hasta mahpus Muhlise Karagüzel’in durumuna dikkat çekti.

    Açıklamayı İnsan Hakları Savunucusu Nimet Tanrıkulu okudu.

    “HAPİSHANE KOŞULLARI KARAGÜZEL’İN YAŞAMINI TEHDİT EDİYOR”

    Tanrıkulu, Karagüzel’in sağlık durumuna dair şunları paylaştı:
    “62 yaşındaki ağır hasta mahpus Muhlise Karagüzel; dört defa kalp krizi geçirmiş olup Kalp, Diyabet, Hipertansiyon, Astım, bel ve boyun fıtığı hastasıdır. Şekeri çok yükseldiği için günde dört kez insülin iğnesi yapılmaktadır. Yüksek şeker gözlerine ve böbreklerine zarar vermiş olduğu için şiddetli ağrılar çekmekte, astım hastalığına bağlı olarak nefes almakta zorlanmakta ve uyuyamamaktadır. Hapishane koşulları sağlık sorunlarını artırmış, yaşamına tehdit seviyesine getirmiştir.”

    “BİR BARIŞ ANNESİ OLARAK YÜRÜTTÜĞÜ FAALİYETLERİNDEN DOLAYI SUÇLANDI”

    Karagüzel’in Barış Annesi olarak yürüttüğü faaliyetlerinden dolayı suçlandığını söyleyen Tanrıkulu, 4 Nisan 2023’te tedavi için Menemen R Tipi Kapalı CİK’na getirildiğini, burada da hedeflenen tedavi ve bakım verilmediği için sağlık durumunun daha da ağırlaştığını kaydederek şunları ifade etti:
    “Gözlerindeki rahatsızlık nedeniyle acilen ameliyat olması gereken ancak hapishane koşullarında yeterli bakım verilemeyeceği için bu ameliyat sonrasında gözlerini kaybetme ihtimali bulunduğundan ameliyat edilemeyen Muhlise Karagüzel’e, 26 Ocak günü geçirdiği dördüncü kalp krizi sonrasında kaldırıldığı hastanede acilen açık kalp ameliyatı olması gerektiği söylenmiş ancak içerdiği ağır risk ve tutukluluk koşulları nedeniyle bu hayati ameliyat da yapılamamıştır.”

    “ANNEME BİR ŞEY OLACAK DİYE ÇOK KORKUYORUZ”

    Komisyona son durumu hakkında bilgi veren Karagüzel’in kızı anlatımında şunlara yer verdi:
    “Kayseri Adli Tıp Kurumu(ATK) tarafından verilen yüzde 90 engelli ve hapishanede kalamayacağına dair rapora rağmen annem serbest bırakılmadı ve sekiz ay önce Kayseri Bünyan Kadın Kapalı Hapishanesi’nden tedavi amaçlı olarak Menemen R Tipi hapishanesine sevk edildi. Tek başına kalamayacak olmasına rağmen burada tek kişilik hücreye konuldu. Olumsuz koşullar nedeniyle durumu daha da ağırlaştı. 26 Ocak günü dördüncü kez kalp krizi geçirdi ve İzmir Yeşilyurt Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı. Hala İzmir Yeşilyurt Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tutuluyor, son kalp krizinde damar yolu inceldiği için anjiyo yapılamayacağı, açık kalp ameliyatı olması gerektiği, bu ameliyatın da riskli olduğu doktorlar tarafından bize söylendi. Annemin yanında refakatçi olarak kalmak için başvuruda bulunduk. Avukatlar da serbest bırakılması için başvuruda bulundu. Annemin tedavisinin yapılabilmesi için serbest bırakılması gerekiyor. Hapishanede kendine bakamaz, dört kez kalp krizi geçirdi anneme bir şey olacak diye çok korkuyoruz.”

    “MUHLİSE KARAGÜZEL HASTANEDE YAŞAM MÜCADELESİ VERİYOR”

    2 Eylül 2023 tarihinde komisyonun gerçekleştirdiği 597. F Oturması’nda Muhlise Karagüzel için “… Hapishane koşullarında gerekli tedavi ve bakımı sağlanamayan ve her an yeni kalp krizi riski ile yaşayan Muhlise Karagüzel’in serbest bırakılarak tedavisinin dışarıda sürdürülmesi sağlık ve yaşam hakkının korunması bakımından zorunluluk halini almıştır” dediklerini dile getiren Tanrıkulu, “Ve maalesef sadece dört ay sonra bu risk gerçekleşti ve bugün Muhlise Karagüzel hastanede yaşam mücadelesi veriyor”diye konuştu.

    Devrim FINDIK-Dilan ŞİMŞEK/İSTANBUL

  • Celalettin Can’a adliyede kötü muamele: Kelepçe takıldı, karakolda hücreye konuldu

    Celalettin Can’a adliyede kötü muamele: Kelepçe takıldı, karakolda hücreye konuldu

    PİRHA- Özgür Gündem’le dayanıştığı için verilen 1 yıl 3 aylık hapis cezası onanan 78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can’a Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde kötü muamelede bulunuldu. Kelepçeli vaziyette hastaneye götürülen Can, ardından adliye karakolunda hücreye konuldu.

    78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can’ın, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Özgür Gündem Gazetesi ile dayanışma amacıyla bir günlük yayın yönetmenliği yapması nedeniyle aldığı 1 yıl 3 ay hapis cezasını infaz etmek için bugün hapishaneye giriyor.

    bianet’te yer alan habere göre, Celalettin Can’a, infaz işlemleri için gittiği Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde kötü muamelede bulunuldu. Kelepçeli vaziyette hastaneye götürülen Can, ardından adliye karakolunda hücreye konuldu.

    bianet’e konuşan insan hakları savunucusu Nimet Tanrıkulu, sabah saat 10.00 sularında Celalettin Can’la birlikte adliyeye geldiklerini belirterek şunları söyledi:

    “Ağır ceza mahkemesindeki üç infaz hakimi 12 gündür dosyaya bakmamış. Bugün 13. gün ve hala bakmamışlar. Savcılık işlemleri sonrası Celalettin polise teslim edildi. Şu an hücrede tutuyorlar. Akşam 17.30’da Metris’e götürecekler. Ben dışarıda oturtulması ısrarında bulundum ve kendi teslim oldu dediysem de dinlemediler. Saat 12.00 gibi Celattin’e yemek götürdüm ancak onun hastaneye götürüldüğünü ve bunun rutin bir kontrol olduğunu söylediler. Davranışları iyi değildi. Bir sonra Celalettin geldi, kelepçe takmışlardı. Bu duruma itiraz etmesi nedeniyle bir komiser ona kötü davranmış. Doktor muayenesine de polisle ve kelepçeli vaziyette alınmış. Tekrar hücreye götürüldü. Buna yeniden itiraz etmemiz üzerine ‘Sorun çıkarmayın’ dediler.”

    Polisin “Erken geldiniz, hücrede bekleyeceksiniz” dediğini belirten Tanrıkulu, Celalettin Can’ın kendi imkanlarıyla Metris Hapishanesi’ne gitme talebinin de kabul edilmediğini kaydetti.

    (HABER MERKEZİ)

  • 12 Eylül Askeri Darbesi Kazancı Yokuşu’nda lanetlendi-VİDEO

    12 Eylül Askeri Darbesi Kazancı Yokuşu’nda lanetlendi-VİDEO

    PİRHA- 12 Eylül Askeri Darbe’nin 39. yıl dönümü sebebiyle sivil toplum örtgütleri İstanbul Taksim Kazancı Yokuşu’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada “Yıllardır bir demokrasicilik oyunu oynanıyor” denildi.

    HABERİN VİDEOSU

    12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden 39 yıl geçti. 7 bin kişi için idam cezası istenen ve 517 kişiye idam cezası verilen 12 Eylül darbesi için Taksim’de bulunan Kazancı Yokuşu’nda her sene gerçekleştirildiği gibi bu sene de basın açıklaması yapıldı.

    İnsan Hakları Savunucusu Nimet Tanrıkulu, toplumun geldiği noktanın yeni bir durum olmadığını belirterek, bu darbeyle yüzleşilmediği taktirde yeni darbeler yaşanacağını söyledi.

    Basın açıklamasına, 78’liler Girişimi, Emek Partisi, Devrimci Parti, Halkların Demokratik Partisi, Karşı Sanat Çalışmaları, Marksist Tutum, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi, Yeşil Sol Partisi destek verdi.

    Katılımcılar Necdet Adalı, Erdal Eren dövizleri ile birlikte “12 Eylül’den 15 Temmuz’a tüm darbelere hayır” yazısının yer aldığı pankartı taşıdılar.

    Kazancı yokuşunda yapılan basın açıklamasında Mazlum Doğan’ın fotoğraflarının kullanılması polisler tarafından engellenerek “12 Eylül’den 15 Temmuz’a darbelere hayır”, “Sabahın bir sahibi var, sorarlar bir gün sorarlar” pankartları açıldı. Ardından 12 Eylül’de kaybedilen insanlar için 1 dakikalık saygı duruşuna geçildi.

    Basın açıklamasını Yunus Bircan okudu.

    Açıklamada, “Yıllardır bir demokrasicilik oyunu oynanıyor. 12 Eylül işbirlikçisi olduğu halde neredeyse “demokrat” ilân edilen Özal da bu oyunun bir figüranıydı. 28 Şubatçı askerler, uluslararası güçlerin de telkinleri ve yönlendirmesiyle. Deniz Baykal üzerinden 2000’li yıllarda Tayyip Erdoğan ile bu oyuna devam edilecekti” denildi.

    “REJİM ÇIPLAK BİR TEKÇİLİKLE ASLINI ORTAYA KOYDU”

    12 Eylül cunta şefi Evren’in avukatı mahkemede, “Onlar kurucu, ülkeyi onların yaptığı kanunlarla idare ediyorsunuz, yargılayamazsınız” derken bir gerçeğe de parmak bastığını dile getiren Bircan, şöyle devam etti:

    “Evrenizm yasalarıyla siyaset yapanlar, yıllarca darbecilerin yargılanmasını ve demokratikleşmeyi engellemişti. Özal’dan Erdoğan’a kadar bütün politikacılar darbe rejimini katmanlaştırmış ve süreklileşmiş bir demokrasi suçu işlemişlerdi. Gerçek bir “beka”nın ve istikrarın ülke içinde “Toplumsal Barış” ile sağlanacağı açıkken, “Güvenli Bölge” adı altında başka bir egemen ülkenin topraklarına müdahale ediliyor.”

    12 Eylülcü zihniyetle, kayyım atamaları üzerinden demokrasiye, hukuka, halkın seçme ve siyaset yapma hakkına darbe yapıldığı kaydedilen açıklamada, toplumsal sözleşmeye ihtiyaç olduğu dile getirildi.

     “SİLAHLARIN, CENAZELERİN EŞLİĞİNDE DEMOKRASİ OLMAZ”   

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Bahsettiğimiz sözleşmenin ilk adımı “Toplumsal Barış” olmalıdır. Çünkü silahların ve cenazelerin eşliğinde demokrasi olmaz. Yargı bağımsızlığına, acil olarak da adil ve adaletli bir yargıya ihtiyaç vardır. Cezaevlerinin boşaltılması için af ve benzeri önlemlerle toplumsal barış temelinde yapılmalı, toplum hayatı normalleşme yoluna sokulmalıdır. Kürt sorunu, Alevi sorunu gibi toplumsal barışın olmazsa olmaz sorunlarının demokratik çözümü, kademeli bir programla güncelleşmelidir. 1960 Darbesiyle yüzleşmemenin ürünü 12 Mart Darbesi 12 Mart Darbesiyle yüzleşmemenin ürünü 12 Eylül Darbesidir. 12 Eylül Darbesiyle yüzleşmemenin ürünü ise 28 Şubat Post modern Darbesi ve 15 Temmuz Darbe Girişimidir ve de akabinde Kanun Hükmünde Kararnameler üzerinden inşa edilen tekçi rejimdir” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Kadınlar Leyla Güven’e ses verdi: Hayatın gücü, yaşatabiliyorsak bir güç-VİDEO

    Kadınlar Leyla Güven’e ses verdi: Hayatın gücü, yaşatabiliyorsak bir güç-VİDEO

    PİRHA- Birçok kadın kuruluşu bugün Leyla Güven’e ses vermek amacıyla bir araya geldi. Toplantıya mesaj gönderen Güven, kadınların ziyaretlerinin kendisini mutlu ettiğini belirterek “Yeni 8 Mart’lar daha özgür günlerin müjdeleyicisi olacak.” dedi.

    HDP Hakkari Milletvekili ve Demokratik Toplum Kongresi Eş Başkanı Leyla Güven’in, tecridin kaldırılması için başlattığı açlık grevi bugün 114’üncü gününde. Güven’in açlık grevine dikkat çekmek için çeşitli eylemler ve açıklamalar yapılmaya devam ediyor. Kadın kuruluşları da Güven’in sesine ses katmak için bugün Taksim Hill Otel’de bir basın toplantısı düzenledi. Toplanın düzenlendiği salona “Leyla’ya ses veriyoruz hayatı savunuyoruz” yazılı pankart ile Güven’in resimleri asıldı.

    “SES YAŞATIR, SESSİZLİK ÖLDÜRÜR”

    Basın toplantısına HDP milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Oya Ersoy, HDP MYK üyesi Çilem Küçükkeleş ve kadın yurttaşlar katıldı.
    Açılış konuşmasını Ayşe Berkay yaptı. Leyla Güven’in açlık grevi konusunda büyük bir sessizlik olduğunu kaydeden Berkay, “Ses yaşatır sessizlik öldürür. Bir ses vermek durumu görünür kılar.” dedi. Leyla Güven’e ses veren kadınların tek tek ‘ne yapabiliriz’ diye konuştuklarını ardından ortaya kolektif bir metin çıktığını ifade eden Berkay, 5 gün içinde 525 imza toplandıklarını belirtti.

    “8 MART’LAR ÖZGÜR GÜNLERİN MÜJDELEYİCİSİ OLACAK”

    Konuşmanın ardından Leyla Güven’in kadınlara gönderdiği mesaj dinletildi.

    Güven’in mesajı şöyle:

    “Bütün dünya kadınlarının ve sizlerin 8 Mart direniş gününü kutluyorum ve inanıyorum ki her gelen yeni gün, yeni 8 Mart’ların daha özgür günlerin müjdeleyicisi olacak. 8 Mart’larda bizler kadınların yani toplumun taleplerini alanlarda haykıracağız. Her gün direnişi yükselterek kadının toplum içerisindeki haklarını ve hukukunu en üst seviyeye ulaştıracağız. Bundan hiç şüphemiz yok. Bu direniş cezaevlerinde devam ediyor. Yüzlerce arkadaşımız açlık grevinde. Tarih boyunca demokrasinin özgürlüklerin artması kadının hak ettiği yere gelebilmesi için kadınlar birçok eyleme öncülük yapmışlardır. Ben de böyle bir eylemin öncülüğünü yapmaktan onur duyuyorum. Ben birçok kimlik taşıyorum ve çoğunu ben seçmedim. Ben kendim karar veremedim birçok konuda. Hayatıma dair bütün kararları kendim almadım örneğin feminist olmak kararını kendim aldım. Eylem kararını da kendim verdim. Kendi kafamda tasarlayarak her şeyi tek başıma adeta ilmek ilmek ördüm ve bu greve öyle başladım. Hala da ruhen kendimi iyi hissediyorum. Fiziğim zorlasa da beynim bana moral veriyor. Kendi kararımı kendim verdim. Sizlerin bir araya gelmesi çok değerli. Kadın mücadelesi çok anlamlıdır. Kadın ziyaretçiler bana ayrı bir coşku veriyor. O açıdan biz diyoruz ki ‘bir kadın şiddet görüyorsa bütün kadınlar şiddet görüyordur.’ Bir araya gelen bütün yüreklere ve canlara sevgilerimi iletiyorum. Başarmaya çok yakınız. Kendimi şanslı hissediyorum değerli arkadaşlarım ve yoldaşlarımdan dolayı. Gelecek 8 Mart’larda olacağımızın umudunu taşıyorum. İyi ki ben de sizin arkadaşınız ve yoldaşınızım. Hoşçakalın.”

    “ZAMAN DARALIYOR”

    Güven’in mesajının ardından basın metnini Ayşegül Devecioğlu okudu.

    Basın metninde şu ifadelere yer verildi:

    “Duymak ses vermek yaşatır. Depremlerden hatırlarız ‘Orada kimse var mı?’ diyen sesi. Can kurtarmanın çabasıdır o ses. Bir ses gelsin diye umut ederiz. Yaşamın sesidir o. Leyla Güven orada Diyarbakır’da. Hayata sahip çıkmak için açlık grevinde.

    Uzun yıllar Türkiye’de kadın mücadelesi yürütmüş, belediye başkanlığı yapmış seçmenin yüzde 71 oyunu alarak Hakkari milletvekili olmuş, barış ve demokrasi mücadelesinin uzun yol koşucusu Leyla Güven orada. Barış istiyor sadece. Bedeniyle. ‘Duymadık, görmedik bilmiyoruz’ diyemeyiz.

    Leyla Güven orada Diyarbakır’da. Ölümlerden yorulmadık mı? ‘Başkalarının hayatından daha değerli değil hayatım’ diyen bir seçilmişim diğerkamlığından etkilenmedik mi? Hayatın gücü, yaşatabiliyorsak bir güç. Zaman daralıyor.

    Yakın tarihimiz elimizden kayan yüzlerce yaşamla dolu. Yeni kayıpları taşımaya gücümüz yok. Biz kadınlar hayatı savunuyor Leyla ile dayanışıyoruz. Daha geç olmadan hukukun ve insan haklarının hepimizin en temel ihtiyacı olduğu gerçeği ile kadınları bu dayanışmaya çağırıyoruz.”

    “LEYLA YAŞARSA BARIŞIN YOLU AÇILIR”

    Basın açıklamasının ardından ise Leyla Güven’i ziyarete giden kadınlar izlenimlerini aktardı.

    Leyla Güven’de bir direnci, umudu gördüğünü söyleyen insan hakları savunucusu Nimet Tanrıkulu, Güven’in açlık grevini ‘barış yolculuğu’ olarak adlandırdı. Tanrıkulu, “Leyla Güven bize ‘Bu eylemi başlatırken kimsenin etkisinde kalmadım. Kararı kendim verdim. Bana böyle yaklaşıldığında üzülüyorum. Bu tecridi biz cezaevlerinde yaşadık. . Toplum bit bütün olarak tecrit altında ve kadınlar tecrit altında’ dedi” diye konuştu. Tecridi kırmanın çeşitli yolları olduğunu ancak Leyla Güven’in bu yolu tercih ettiğini ifade eden Tanrıkulu, “Leyla’yı yaşatabilmek için sesi oluyoruz. O yaşadığında barışın da yolu açılır diye umuyorum.” dedi.

    “HAKKIMIZ OLANI ALALIM DİYE LEYLA BİZE ÖNCÜ OLDU”

    Yine Leyla Güven’in ziyaretçileri arasında yer alan Nesteren Davutoğlu da “Ben Leyla’yı yeni tanıdım. Solmuş bedeni, ışık saçan yüzü ve ruhuyla tanıdım. Özenle bize ne yapmak istediğini anlattı. Bir Türk kulağıyla dinledim onu. İstediği sadece yasaların uygulanmasıdır. Onun eylemini derin siyasete çekmek de bir seçenek ama iletişim kursunlar ne istendiğini iyi anlasınlar. Yasalara uyalım hakkımız olanı alalım diye Leyla bize öncü oldu” dedi.

    “LEYLA’NIN ÇAĞRISI SADECE KADINLARA DEĞİL”

    Leyla Güven’i yüz yüze görmekten çok güç aldığını söyleyen Ayşe Erzan ise “Leyla’nın çağrısı sadece biz kadınlara değil tüm topluma. Çünkü bu savaş bitmeli. Hiç kimsenin yasal hakları çiğnenemez. Güven ‘hadi’ diyor bize arkadaşlar. Herkesin bunu dile getirmesini burada verilen barış mücadelesini, hakların ihlal edilmemesi talebini dile getirmesini istiyor. Bir kadın kendi elindeki en yüce şeyi kendi ürettiği beslediği yaşamı ortaya koyuyor. Onu anlamasını sesi olmasını umuyorum” diye ifade etti.

    “BU TALEBİ SAHİPLENMEK ÇOK ÖNEMLİ”

    HDP milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit de “Güven ile çeşitli platformlarda çok mesaimiz oldu. Bu süreç ‘toplamda hukuksuz bir süreç’ diyordu. Mahkemeden hiçbir talebi olmadı. Tahliyesini bile talep etmedi. Çünkü barış istediği ve Kürt sorununun demokratik yolla çözülmesini istediği için siyaseten cezaevinde olduğunu biliyordu. Talep çok yalın. Hukuksuzluğun kalkmasını istiyor. Bu kadar açık ve yasadan kaynağını alan bir talep ve ne yazık ki 114 gündür açlık grevi devam ediyor. Bugün itibariyle tüm siyasi tutuklular bedenlerini açlık grevlerine yatırdılar. Bu sadece Kürtlere dair bir talep değil. Bu talebi sahiplenmek çok önemli. Biz kadınlar barış olsun, hukuksuzluklar son bulsun, kendimizi özgür hissedebileceğimiz bir ülke olsun istiyoruz. Bizim de bu mücadeleye ses olmamız gerekiyor. Leyla’yı yaşatmak onun taleplerini yaşatmaktır. Leyla’nın taleplerini görünür kılmalıyız.”

    Toplantı kadınların Leyla Güven’i ziyaretleriyle ilgili paylaştıklarıyla son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Dersim Araştırmalar Merkezi’nde Gağand kutlaması-VİDEO

    Dersim Araştırmalar Merkezi’nde Gağand kutlaması-VİDEO

    PİRHA- Dersim Araştırmalar Merkezi (DAM) İstanbul Taksim’deki dernek binalarında  ‘Gağandı’ kutladılar.

    Dersim coğrafyası ve Mezopotamya’nın çeşitli hakları tarafından kutlanan Gağand   İstanbul Taksim’de DAM dernek binasında kutlandı. Yapılan Gağand kutlamasında Dersim Pertek’te su değirmeninde öğütülen 150 yıllık buğday unu ile zerefet yapıldı ve pay edildi.

    DAM’da gerçekleşen Gağand kutlamasına 78’liler Vakfından Celalettin Can, İnsan Hakları Savunucu Nimet Tanrıkulu, Şair ve Yazar Nesimi Aday,  Sanatçı Doğan Çelik, Taylan Yıldız, Musa Baki, DAM Dernek Üyeleri ve çok sayıda Dersimli yurttaş katıldı.

    Gağand kutlamasında konuşan DAM Üyelerinden Songül Yalçın, “Biz Dersimliler burada Gağandı kutluyoruz. Gağand demek eski yılı uğurlamak yeni yılı mutlu, sağlıklı ve barış içerisinde geçirmektir. Bugün lokmalarımızı yaparken de amacımız barışmak, helalleşmek, hak alıp hak vermektir” diye konuştu.

    Sanatçı Doğan Çelik ise, “Gağand Dersim rütielinde hak ve hakikat manasını taşır. Çünkü Gağand’da dost, komşu bir birini ziyaret eder. Kurdun, kuşun lokması verilir ve güneş karşılanır. Gağand aynı zamanda bizim için payda yaşamı, birlikte olmayı, eksiklerimizi gidermeyi ifade ediyor” diye konuştu.

    DAM’da gerçekleşen Gağand kutlamasında herkesin ortaklaşa yaptığı zerefet pay edilip yenildikten sonra Sanatçı Doğan Çelik, Taylan Yıldız ve Musa Baki hep birlikte Dersim klamlarını seslendirdikten sonra kutlama sona erdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Celalettin Can’ın arkadaşları Can’a özgürlük istedi-VİDEO

    Celalettin Can’ın arkadaşları Can’a özgürlük istedi-VİDEO

    PİRHA-Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan 78’liler Girişimi sözcüsü  Celalettin Can’ın serbest bırakılması için, İstanbul Taksim’de bulunan Hill Hotel’de bir basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda Celalettin Can’ın 26, 27 ve 28 Haziran tarihlerinde Silivri’de görülecek olan duruşmasına katılım çağrısı yapıldı.

    Beş aydır Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan 78’liler Girişimi Sözcüsü ve HDP PM Üyesi Celalettin Can’ın ilk duruşması 26-27-28 Haziran tarihinde saat 09:00’da Silivri Cezaevi Adliyesi’nde görülecek. Can’ın serbest bırakılması için İstanbul Taksim’de bulunan Hill Otel’de basın açıklaması yapıldı. Açıklamaya, HDP milletvekili Hüda Kaya, İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, insan hakları savunucuları ve aydınlar destek verdi. Salona “Celalettin Can’a özgürlük” yazılı pankartlar asıldı.

    “UMUTLARIMIZ BÜYÜK”

    İlk sözü alan İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, Can’ın haksız tutuklanmasından dolayı üzgün olduğunu belirtti. Can’ın barış insanı aktivist bir kişi olduğunu belirten Türkdoğan, Türkiye’nin bunu unuttuğunu ülkeyi bu karabasanda tutmaya çalıştığını söyledi. Türkdoğan, dayanışma içerisinde bu özgürlüğe kavuşacağını umutlarının büyük olduğunu ve mücadeleye devam edeceklerinin altını çizdi.

    “YAŞAMA HAKKI ELİNDEN ALINDI”

    Arkasından söz alan Can’ın eşi Nimet Tanrıkulu, OHAL yüzünden birçok kişinin gözaltına alındığını ve Can’ın, cezaevinde bulunmasına neden olacak herhangi bir şeyin bulunmadığına dikkat çekti. Tanrıkulu, içerisinde Can’ın cezaevinden gönderdiği mektubun da bulunduğu bir yazı okudu. Yazıda Can’ın düşüncelerinden dolayı tutuklandığı bu düşüncelerini yetkililerin de önünde söylediği belirtildi.  Can’ın görüşlerinin değişmediği ve yaşama hakkının elinden alındığının vurgulandığı yazıda iki yıldır süren OHAL’in artık kalkması gerektiği ve tutuklu bulunan tüm siyasetçilerin serbest bırakılması gerektiği ifade edildi.

    “İNSANLIK DIŞI BİR DURUM”

    Anayasa Profesörü İbrahim Kaboğlu da devletin yapmış olduğu bu tutuklamayı hukuk dışı bulduğunu söyledi. OHAL koşullarında insanların haklarının ellerinden alınmasının insanlık dışı bir durum olduğunu kaydeden Kaboğlu, Can’ın anayasanın 19’uncu maddesine aykırı hiçbir eyleme katılmadığını da söyledi. Kaboğlu, yürütme organın yargıya göre sorumluluğunun daha büyük olduğunu ve tutukluların da bu yüzden içeride olduğunu belirtti.

    CEZAEVİ KOŞULLARI

    Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı Şebnem Korur Fincancı ise siyaset ve yargının iç içe olmaması gerektiğini, yargının bağımsız olması gerektiğini çünkü muhalif olan herkese düşman gözüyle bakıldığını söyledi. Can’ın tutuklu olduğu cezaevinin yaşam koşullarından da bahseden Fincancı, zaten cezaevlerinde yer olmadığını ve suçsuz yere tutuklanan kişilerle cezaevlerinin nüfusunun maksimum seviyeyi de geçtiğini açıkladı. Oradaki koşulların kaygı verebileceğini, sağlıklı insanların bile içeriden hasta çıkabileceğini de belirten Fincancı, cezaevlerindeki doktorların da ruhsal ve fiziksel açıdan yetersiz olduğunu, uzman doktorlar yerine aydan aya değişmeli görev alan aile hekimlerinin çalıştırıldığını söyledi. Cezaevlerinden hastanelere sevk edilme konusuna da değinen Fincancı, sevk sürelerinin uzadığını, sevk edilen Can’ın kafes araçlarda sıkışık ve kelepçeli bir biçimde götürüldüğünü ve muayene sırasında jandarmaların kelepçeyi çıkarmadıklarını ve mahremiyete aykırı davrandıklarını belirtti. Ayrıca Fincancı, 80 cuntasından daha ağır şeyler gördüğünü ama 24 Haziran seçimlerinden sonra bütün siyasi tutukluları alacaklarını belirtti.

    “EN KISA ZAMANDA ÇIKARACAĞIZ”

    Araştırmacı, Yazar Erdoğan Aydın da Can’ın durumunun ne kadar kötü ve üzücü olduğunu ama 12 Eylül’ün en ağır koşullarında bile baskıyı nasıl geri püskürttüğünü bildiğini söyledi. “O yüzden gönlümüz biraz rahat” diyen Aydın, en kısa zamanda Can’ı ve tüm tutuklu siyasitçileri çıkaracaklarına inandığını söyledi.

    DURUŞMAYA KATILIM ÇAĞRISI

    Aydın’ın arkasından söz alan gazeteci Mehveş Evin, Can’ın tecrübelerinden ve birikimlerinden etkilendiğini duygulanmadan konuşma yapmasının çok zor olduğunu söyleyerek sözlerine başladı. Medyaya karşı kızgın olduğunu belirten Evin, Can’ın ne zaman tutuklandığını, yazdığı mektupların ve içeride neler olup bittiğine dair hiçbir şeyin medyada yer almadığını vurguladı. “Medyanın bu hale gelmesini engellemek için uğraşmalıyız” diyen Evin, Can’ın duruşmasına katılım çağrısı yaptı.

    “26 HAZİRAN’DA ALACAĞIZ”

    HDP Milletvekili Hüda Kaya da mecliste her fırsatta siyasi tutuklular konusunu dile getirdiklerini ancak olumlu bir cevap alamadıklarını belirtti. Kaya, Can’ın her zaman sorunlarını demokratik yollardan çözen bir insan olduğunu eli silahlı bir insan olmadığını söyleyerek 26 Haziran’da Can’ı alacaklarını çünkü bunu kalbinde hissettiğini vurguladı.

    “SESİMİZİ YÜKSELTMELİYİZ”

    Barış Akademisyeni Tahsin Yeşildere ise Can ile çok zaman geçirdiklerini Can’ın yaptığı işleri hep bilimsel yapmaya çalıştığını, akademisyenlerle çalışmayı çok istediğini ve Türkiye’nin barış sürecinde de birlikte görev yaptıklarını, barış için önemli adımlar attıklarını söyledi. “Demokrasiyi kalıcı olarak işlemek istiyoruz” diyen Yeşildere, Can’ın düşüncelerini özgürce ifade edebilen birisi olduğunu ve bu yüzden de içeride olmasının kendisini çok üzdüğünü belirtti. Yeşildere, “Sesimizi yükseltmeliyiz ve dayanışma içinde olmalıyız” ifadelerini kullandı.

    “İNSANIN VAR OLMA MÜCADELESİ”

    Barış Vakfından Hakan Tahmaz da Can’ın barıştan, özgürlükten yana olduğunu hukuk ve adalet için birçok şey yaptığını dile getirdi. Can’ın her yerde yaptığı konuşmalarda düşüncelerini özgürce ifade ettiği için tutuklu olduğunu kaydetti. Tahmaz, bu barış ve hukuk mücadelesinin, insanın var olma mücadelesi olduğunu söyledi. (HABER MERKEZİ)

  • 78 gündür tutuklu bulunan Celalettin Can için özgürlük talebi

    78 gündür tutuklu bulunan Celalettin Can için özgürlük talebi

    78’ler Girişimi üyeleri, 78 gündür tutuklu olan sözcüleri Celalettin Can’ın serbest bırakılması talebiyle birçok kurum ve kuruluşa 78 kart gönderdi.

    78’liler Girişimi sözcüsü ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Meclisi Üyesi Celalettin Can’ın tutukluluğunun 78. gününde dostları Can’ın serbest bırakılması talebiyle Galatasaray Postanesi önünde eylemdeydi.

    Celalettin Can’a dayanışma kartlarının yanı sıra demokratik kitle örgütlerine, ulusal ve  uluslararası basına, siyasi partilere ve sivil toplum kuruluşlarına kart gönderdiler.

    Celalettin Can ile yaşamı paylaşan İnsan Hakları Savunucusu Nimet Tanrıkulu, Can’ın sağlık sorunları olduğuna dikkat çekti, hastaneye kelepçeli götürüldüğünü anlattı ve serbest bırakılmasını talep etti. 78’liler Girişimi’nden Yunus Bircan’ın okuduğu ortak açıklamada Celalettin Can’ın Akil İnsanlar heyetinde de yer aldığı hatırlatılarak “Çalışmaları, yazıları ve faaliyetleriyle Türkiye’de demokrasinin gelişmesine, barış ortamına ve insan haklarına büyük katkıları olan Celalettin Can derhal serbest bırakılmalıdır” denildi. (HABER MERKEZİ)