Etiket: Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği

  • Özgür Gündem’le dayanışma davası ertelendi

    Özgür Gündem’le dayanışma davası ertelendi

    Özgür Gündem Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği davasında yargılanan Şebnem Korur Fincancı, Erol Önderoğlu ve Ahmet Nesin’in duruşması ertelendi.

    Özgür Gündem Gazetesi ile dayanışma gösterdikleri için yargılanan Şebnem Korur Fincancı, Erol Önderoğlu ve Ahmet Nesin’in duruşması ertelendi. Duruşmada beyanda bulunan Önderoğlu sansür ve baskıya karşı dayanışmaya katıldığını belirtti. Önderoğlu, “Telaşla bir günde hazırlanmış iddianame ile 2,5 yıl geçirdik. Söz konusu yargılamayı, gazeteciler ve hak savunucularının susturulması için yapılıyor diye görüyorum” dedi.

    KHK ile kapatılan Özgür Gündem Gazetesi dayanışma için başlatılan “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” kampanyasına katılarak gazetenin 1 günlük yayın yönetmenliği görevini üstlendikleri için “suç işlemeye tahrik,” “suçu ve suçluyu övme”, “örgüt propagandası” suçlamalarıyla 1.5 yıldan 7.5 yıla kadar hapis cezası ile yargılanan Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı ve gazetemizin yazarı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ile Gazeteci-Yazar Ahmet Nesin’in yargılandıkları davanın onuncu duruşması İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.

    Aralarında AGİT Basın Özgürlüğü Ofisi, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), Uluslararası Yazarlar Birliği (PEN), Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) ve Uluslararası Af Örgütü temsilcilerinin de olduğu çok sayıda gözlemcinin izlediği duruşmada Şebnem Korur Fincancı, avukatı Meriç Eyüboğlu’nun mahkemeye mazeret dilekçesi sunduğunu belirterek beyanda bulunmayacağını söyledi.

    ÖNDEROĞLU: İLK ARAŞTIRMAM METİN GÖKTEPE

    Bu talebin ardından Erol Önderoğlu beyanda bulundu. 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde başlatılan kampanyaya katıldıkları için tutuklandıklarını hatırlatan Önderoğlu, “Bir günde hazırlanan iddianame, 10 günlük tedbir tutukluluğuyla Silivri’de sona erdi. Soruşturmanın açıldığı gün dosyanın durumu neyse bugün de aynı yerdedir. Telaşla bir günde hazırlanmış iddianame ile 2,5 yıl geçirdik. Söz konusu yargılamayı, gazeteciler ve hak savunucularının susturulması için yapılıyor diye görüyorum. Peşinen cezalandırma öngören, adil yargılama standartlarını ve ifade özgürlüğünü çiğneyen bu tür uygulamalar AGİT’in tavsiyelerine ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı.” ifadelerini kullandı.

    1996’dan beri merkezi Paris’te bulunan, 1985’te kurulmuş Sınır Tanımayan Gazetecilerin (RSF) Türkiye Temsilciliğini yaptığını kaydeden Önderoğlu, ilk araştırmasının ise gözaltında öldürülen muhabirimiz Metin Göktepe için yaptığını söyledi.

    SUÇLAMA VAR, DELİL YOK

    Önderoğlu beyanının devamında şunları söyledi:

    “Türkiye’deki medya özgürlüğüne ilişkin RSF adına Bianet’te bin 491 ayrı habere imza attım. Bugüne kadar hakkımda hiç soruşturma yürütülmedi, yargılanmadım. Dayanışmaya katılmamın sebebi çok açıktır. Çoğulculuğa ve haber alma hakkını yerine getiren medyaya inanıyorum. Sansür ve baskıya karşı çıkmak için dayanışmaya katıldım. Gazetecileri hizaya getirmek için tutuklayan siyasal iktidarın baskılarına her daim şahit olduk. Politik görüşleri ne olursa olsun, haklarının savunulması gerektiği durumlarda daima yanlarında oldum. Hakkımdaki iddiaların ve suçlamaların tümünü reddediyorum. Suçlamaları kabul etmem mümkün değildir çünkü gazetecilik anlayışıma terstir. Meslek hayatım boyunca gazetecilerin maruz bırakıldıkları sansür, baskı ve ifade özgürlüğü dışında haber kaleme almadım.”

    Yaklaşık üç yıldır süren üç suçlamaya hiçbir kanıt ve delilin bulunmadığı söyleyen Önderoğlu, “Beraatımı ve özgürce haber yapma hakkını talep ediyorum” dedi.

    BİR SONRAKİ DURUŞMA 17 TEMMUZ’DA

    Ardından söz alan Avukat Tora Pekin, Önderoğlu’nun bir sonraki duruşmalardan vareste tutulmasını talep etti.

    Ahmet Nesin’in avukatı Özcan Kılıç ise bir günlük sembolik bir görevi yapan kişinin Basın Kanunu gereğince sorumlu tutulamayacağı yönünde emsal teşkil eden bazı “kovuşturmaya yer yoktur” kararları ile beraat kararlarını mahkemeye sundu. Kılıç, Basın Kanunu’na göre hangi durumlarda sorumlu tutulacağına ilişkin incelemenin yapılması için kovuşturmanın genişletilmesi talebinde bulundu. Kılıç: Gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya’nın yargılamaları devam ediyor, belki beraat alacak. Bu hususun bekletilebilir bir unsur olabileceğini düşünüyorum. Karar vermek için bu yargılamanın sonucunun beklenmesini istiyorum” dedi.

    Beyanların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, avukatların savunma için ek süre talebini ve Erol Önderoğlu’nun vareste tutulma talebini kabul etti. Kovuşturmanın genişletilmesi talebini ise reddeden mahkeme, bir sonraki duruşmayı 17 Temmuz saat 10.00’a bıraktı. (HABER MERKEZİ)

  • Özgür Gündem davasında yargılanan 13 gazetecinin duruşması ertelendi

    Özgür Gündem davasında yargılanan 13 gazetecinin duruşması ertelendi

    Kapatılan Özgür Gündem gazetesinin ‘Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği’ kampanyasına katılan gazetecilerin yargılandığı dava ertelendi.

    Kapatılan Özgür Gündem gazetesinin “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” kampanyasına katılan 13 gazetecinin “örgüt propagandası” suçlamasıyla yargılandığı davanın duruşması 10 Ekim’e ertelendi.

    “Örgüt propagandası” suçlamasıyla yargılanan 13 gazetecinin sekizinci duruşması Çağlayan’daki İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Sanıkların katılmadığı duruşmada avukatları hazır bulundu. Geçtiğimiz duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan duruşma savcısı Ercan Gümüş, Hüseyin Aykol’un zincirleme şekilde örgüt propagandası yaptığını iddia ederek 13 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istemişti. Savcı Gümüş, kampanyaya katılan DİSK Basın-İş Sendikası Genel Başkanı Faruk Eren, Evrensel yazarları İhsan Çaralan ve Fehim Işık, gazeteciler Ertuğrul Mavioğlu, Celal Başlangıç, Celalettin Can, Öncü Akgül, Hüseyin Aykol, Ömer Ağın, Dilşah Kocakaya, Mehmet Şirin Taşdemir, Veysel Kemer ve Yüksel Oğuz’un da 7 buçuk yıla kadar cezalandırılmalarını talep etmişti.

    “DOSYADA ANAYASAYA AYKIRILIK SÖZ KONUSU”

    Hüseyin Aykol ve Fehim Işık’ın avukatı Özcan Kılıç söz alarak, Aykol ve Işık’ın eser sahibi gibi sorumlu tutulmasının hukuken ve usulen mütalaa ile çakıştığını söyledi. Işık’ın yalnızca 1 günlük nöbetçi genel yayın yönetmenliği yaptığına dikkat çeken Kılıç, suç tarihi itibariyle genel yayın yönetmeninin kim olduğu hususunun Basın Savcılığından sorulmasını istedi. “Taleplerimiz araştırıldıktan sonra karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olacağını düşünüyoruz” diyen Kılıç, Celalettin Can yönünden de esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanda bulunmak için süre talep etti. Yazarımız İhsan Çaralan’ın avukatı Devrim Avcı, Çaralan’ın sorumlu müdürün bağlı olduğu amir sıfatıyla yargılandığını hatırlatarak, sorumlu müdürün bağlı olduğu amirin belirlenmesi için Basın Savcılığına yazı yazılmasını talep etti. Avcı, Çaralan’ın sorumlu müdürün bağlı olduğu amir sıfatıyla yargılanmasının cezaların şahsiliği ilkesinin ihlali olduğunu belirterek Anayasa’ya aykırılık itirazında bulundu. Celal Başlangıç’ın avukatı Fikret İlkiz de, cezaların şahsiliği ilkesi gereğince Anayasaya aykırılık itirazında bulundu. İlkiz, dosyanın Anayasaya aykırı olduğundan iptalini istedi. Örgüt propagandası suçunun unsurlarının oluşmadığına dikkat çeken İlkiz, beraat talep etti.

    Ara kararını açıklayan mahkeme, avukatların Anayasaya aykırılık itirazlarını kovuşturmanın geldiği aşama ve dosya içeriğini dikkate alarak reddetti. Mahkeme esas hakkındaki savunmaların hazırlanması için bir sonraki duruşmayı 10 Ekim’e erteledi.