Etiket: nükleer santral

  • Akkuyu Nükleer A.Ş.’den açıklama: 2 işçi yaşamını yitirdi

    Akkuyu Nükleer A.Ş.’den açıklama: 2 işçi yaşamını yitirdi

    PİRHA-Akkuyu Nükleer Santral inşaatında çalışan işçilerin, bakteriyel menenjit virüsü sebebiyle hastanelere sevk edilmelerine ilişkin bir açıklama yapan Akkuyu Nükleer A.Ş., “11 Ocak 2024 tarihinde, Akkuyu NGS inşaatında çalışan 2 kişi menenjit şüphesiyle Mersin’de hastaneye kaldırılmıştır. Hastaneye kaldırılan kişiler ne yazık ki hayatlarını kaybetmiştir” dedi. 

    Akkuyu Nükleer Santral inşaatında çalışan işçilerin, bakteriyel menenjit virüsü sebebiyle hastanelere sevk edilmeleri üzerine kamuoyunda oluşan tepkiler sonucu Akkuyu Nükleer A.Ş. yazılı bir açıklama yaptı.

    Açıklamada, Akkuyu NGS inşaatında çalışan 2 işçinin menenjit şüphesiyle Mersin’de hastaneye kaldırıldığını ve yapılan müdahalelere karşın yaşamlarını yitirdiği açıklanırken, İl Sağlık Müdürlüğü’nün de gerekli denetimleri yaptığı iddia edildi.

    Akkuyu Nükleer A.Ş. tarafından yapılan açıklamanın tamamı şu şekilde:

    “Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) sahasında işçiler arasında akut bakteriyel menenjit virüsünün yayıldığına dair iddiaları içeren bazı haberlerin medyada ve sosyal ağlarda yer almasıyla bağlantılı olarak, Akkuyu Nükleer A.Ş. kamuoyuna resmi bir açıklama yapmayı gerekli görmektedir.
    AKKUYU NÜKLEER A.Ş. için, Akkuyu NGS projesinin uygulanmasında çalışanların sağlığının korunması ve güvenli çalışma koşullarının sağlanması önceliklidir. İnşaat sahasında sağlık normlarına ve hijyen kurallarına titizlikle uyulmakta, projede yer alan tüm alt yüklenici kuruluşlardan da bu ilkelere uymaları talep edilmektedir.
    Söz konusu olaya ilişkin, 11 Ocak 2024 tarihinde, Akkuyu NGS inşaatında çalışan 2 kişi menenjit şüphesiyle Mersin’de hastaneye kaldırılmıştır. Hastaneye kaldırılan kişiler ne yazık ki hayatlarını kaybetmiştir. Çalışanlardan birinin neisseria menenjiti teşhisi ile yaşamını yitirdiği saptanırken, diğer çalışanın vefatında menenjit şüphesi olsa da kan tetkiklerinde bakteriyel etken tespit edilememiştir.
    AKKUYU NÜKLEER A.Ş olarak hayatını kaybeden çalışma arkadaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diler, merhumların ailelerinin her zaman yanında olacağımızı belirtmek isteriz.
    Konuya ilişkin olarak, AKKUYU NÜKLEER A.Ş.’nin iş güvenliği ve personel koruma uzmanlarının yanı sıra sağlık çalışanları da gerekli denetimleri gerçekleştirmektedir. Akkuyu NGS inşaat sahasında ve saha çalışanlarının konakladığı kamplarda ek sağlık personeli de görevlendirilmiştir.

    Akkuyu NGS inşaat sahasında ve proje çalışanlarının yaşadığı kamplarda Türkiye Cumhuriyeti mevzuatının gerekliliklerine uygun olarak tüm çalışanlara temel sağlık hizmetleri sağlamak için yeterli sağlık merkezleri bulunmakta, bulaşıcı hastalık belirtileri gösteren çalışanlara ilişkin güncel bilgiler ivedilikle Türkiye Cumhuriyeti resmî kurumlarına iletilmektedir. Buna ek olarak İl Sağlık Müdürlüğü temsilcileri de sıhhi ve epidemiyolojik standartlara uygunluğu doğrulamak için Akkuyu NGS sahasında düzenli olarak denetimler gerçekleştirmektedir.
    Ayrıca sahada görev yapan tüm çalışanlar, hijyen ve sosyal mesafe kurallarına titizlikle uymaları, tıbbi maske kullanmaları ve herhangi bir rahatsızlık belirtisi durumunda derhal tıbbi yardım almaları gerektiği konusunda bilgilendirilmiştir.”

    PİRHA/MERSİN

    İLGİLİ HABERLER:

    >Akkuyu’da işçilere menenjit virüsü bulaştı, yetkililer suskun; TİP’ten tepki
    >DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan: Akkuyu’da virüs salgını duyumlarımız artıyor
    >Koca: Akkuyu Nükleer Santrali ekokırım projesidir, kapatılmalıdır

  • TTB’den nükleer santral uyarısı: Halk sağlığı için tehdit, inşaatları durdurulsun!

    TTB’den nükleer santral uyarısı: Halk sağlığı için tehdit, inşaatları durdurulsun!

    Nükleer santrallerin halk sağlığı için tehdit olduğunu açıklayan Türk Tabipleri Birliği, Ukrayna’daki santrallerin patlaması olasılığına karşı önlemlerin alınmasını, nükleer santral inşaatlarının durdurulmasını istedi.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) Ukrayna’daki Zaporizhzhia Nükleer Santrali tesislerinin patlaması olasılığı karşı gereken önlemlerin alınması gerektiğini belirterek halk sağlığıni tehdit eden nükleer santral inşatlarının durdurulması gerektiğini vurguladı

    Rusya ile Ukrayna arasındaki süren savaşın ikinci yılının içinde tüm şiddeti ile sürdüğüne dikkat cekilen açıklamada şunlar ifade edildi:

    “Geçtiğimiz hafta içinde savaşan iki ülkenin yetkililerinin üst üste yaptığı açıklamalar, savaşın tüm bölge ülkeleri için yıkıcı sonuçları olabileceğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Ukrayna’ya ait dört nükleer santralden en büyüğü olan, Ukraynalı teknisyenlerce işletilen ve halen Rus askerleri tarafından kontrol edilen Zaporizhzhia Nükleer Santrali tesislerinin (NPP), Rusya tarafından patlayıcılarla kaplandığı Ukrayna tarafından iddia edilmişse de bu iddia, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (IAEA) uzmanlarınca doğrulanmamıştır. Rusya ise Ukrayna’nın bu iddialarının Zaporizhzhia Nükleer Santrali tesislerine saldırmak için neden yaratmaya dönük olduğunu söylemektedir.

    Ülkenin elektrik gereksiniminin yarısından fazlası bu dört nükleer santralden elde ediliyor. Son günlerde savaşan her iki taraf tarafından da hedef alınabileceği konuşulan Zaporizhzhia Nükleer Santrali bu dört santral içinde en büyüğü ve altı nükleer reaktörü bulunuyor. IAEA uzmanları özellikle nükleer santralin soğutma sistemlerinin zarar görmesi halinde Uluslararası Nükleer ve Radyolojik Olay ölçeğine (INES) göre 6 “ciddi kaza” veya 7 “büyük kaza” düzeyinde olay meydana gelebileceğini belirtmektedir. Böyle bir kazadan diğer bölge ülkeleri ile birlikte ülkemizin de etkilenmesi kaçınılmazdır.”

    Radyasyon maruziyetinin insan sağlığı üzerine etkilerinin alınan doza göre değişkenlik gösterdiği belirtilen açıklamada, “Bu etkilerin başında moleküler düzeydeki, DNA hasarı gelmektedir. DNA hasarı ile üç sonuç oluşabilir; bunlar onarılabilen veya zararsız işlev bozukluğu, kansere dönüşüm ve hücrenin ölümüdür. Hasarlı hücrelerin miktarı azsa, vücut kendini iyileştirebilir ve kansere dönüşüm olmazken; büyük miktar hücre ölümü oluşursa çeşitli organ kanserleri, organ yetmezliği ve ölüm gibi sonuçlar ortaya çıkabilir. Maruziyet sonucu oluşan hastalık veya ölüm, hematolojik, gastroistestinal veya cilt sekellerine bağlı olarak gerçekleşir. Kemik iliği ve bağırsak epiteli radyasyonla etkilenim bakımından en duyarlı hücrelerdir. Kamuoyunda çok tartışılan potasyum iyodür tabletleri sadece doğabilecek tiroit kanserlerine karşı etkilidir. Bu tip nükleer reaktör kazalarında radyoaktif I 131 yayılımı olmakta, bu radyoaktif I 131 solunum veya yiyecek-içeceklerle alındığında tiroit kanserlerine neden olabilmektedir. Bu nedenle nükleer kazalardan sonra iyot tabletleri alınarak tiroit bezi radyoaktif I 131’den korunur. Ancak şu nokta unutulmamalıdır; iyot tabletleri yalnızca radyoaktif iyotlara karşı korur, diğer radyoaktif maddelere karşı koruma sağlamaz. Ayrıca tabletler mutlaka hekimlerin önerdiği dönemde, sürede ve dozda kullanılmalıdır” denildi.

    ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER

    Kuzeydeki savaşın bir sonucu olarak Zaporizhzhia Nükleer Santrali veya bölgedeki başka bir nükleer tesisin vurulması halinde özellikle Karadeniz bölgesinde Nükleer Düzenleme Kurumu tarafından düzenli radyasyon ölçümlerinin yapılarak kamuoyu ile paylaşılması gerektiği kaydedilen açıklamada, alınması gereken şu önlemler şöyle sıralandı:

    “*Yine bu kurum ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından bir an önce Ukrayna’da meydana gelebilecek bir nükleer patlamaya karşı acil durum planlarının hazırlanarak, daha önce hazırlandıysa gözden geçirilerek; sorumluluk alacak, başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere bakanlık ve kurumlar ile ve kamuoyu ile paylaşılması şarttır. Ayrıca Karadeniz bölgemiz başta olmak üzere tüm sağlık kurumlarımızın da radyasyon maruziyeti sonucu oluşabilecek en hafiften en ağır tablolara kadar sağlık sorunlarına karşı hazırlıklı hale getirilmesi gereklidir. Böyle bir felakette sorumluluk alacak kurumlarda Nükleer Düzenleme Kurumu ve AFAD gözetiminde hazırlık için tatbikatlar yapılmalıdır.

    *Radyoaktif I 131 tehdidine karşı gerekli miktarda iyot tabletleri depolanmalıdır.

    *Diğer yandan çevresel önlemlerin de alınması gereklidir. Tarım alanları, içme suyu kaynakları yakından izlenmelidir. Ülkemizde Çernobil Nükleer Santrali’ndeki patlamadan sonra yaşanan “çay trajedisi” unutulmamalıdır.

    *Zaporizhzhia Nükleer Santrali veya bölgedeki başka bir nükleer tesisin vurulması halinde etkilenebilecek bölgelerimizdeki tüm tarımsal ürünler, deniz ve hayvancılık ürünleri yakından izlenmeli ve her hangi bir etkilenim görülmesi halinde anında bu ürünlerin tüketilmesi kesinlikle önlenmelidir.”

    TTB, “Yaşadığımız günler alınacak önlemlerin yanı sıra Akkuyu Nükleer Santral inşaatının derhal durdurulması ve diğer nükleer santral projelerinden vazgeçilmesi gereğini bir kez daha tüm açıklığı ile gözler önüne sermiştir. Kuzeyimizdeki savaşın bir an önce bitmesi ve nükleer bir felakete neden olmaması en büyük dileğimizdir” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Karaca ve Koca’dan GPS tepkisi: Uygulama kabul edilemez

    Karaca ve Koca’dan GPS tepkisi: Uygulama kabul edilemez

    PİRHA- EMEP Antep Milletvekili Sevda Karaca ve Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) inşaatında çalışan işçilerin koluna GPS cihazı takılmasına tepki gösterip, uygulamanın insanlık onurunu kırdığını ve kabul edilemez olduğunu ifade ettiler.

    Emek Partisi (EMEP) Antep Milletvekili Sevda Karaca, Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) inşaatında çalışan işçilerin koluna GPS cihazı takıldığını ve işçiler bu cihazı çıkardığında ücretlerinden kesildiğini duyurdu. TSM bünyesinde çalışan işçiler bileklerine takılan saat şeklindeki GPS cihazıyla sürekli takip altında olduklarını ifade ederek, çıkardıklarında ücretlerini alamadıklarını ve cihaz bozulduğunda ise masrafını kendilerinden tahsil edildiğini söylediler.

    “ONUR KIRICI

    EMEP Antep Milletvekili Sevda Karaca, uygulamaya tepki göstererek, “Bu nedir biliyor musunuz? Bu, Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) inşaatında TSM bünyesinde çalışan işçilerin bileklerine takılan saat şeklindeki GPS cihazı. Bununla işçiler sürekli takip altında. Cihazı çıkardıklarında o günkü ücretleri ödenmiyor. Cihaz bozulduğunda ise masrafını işçilerden alıyorlar. Modern kölelik zinciri yani! Patronların teknolojik gelişmeden anladıkları işçiler üzerinde denetim ve sömürüyü derinleştirmek, onur kırmak, birliklerini bozmak için modern kölelik zincirleri kullanmak. Bu uygulama kabul edilemez” dedi.

    “UYGULAMA KABUL EDİLEMEZ

    Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca da, yaşananın kabul edilemez olduğunu vurgulayarak, “Güç Santrali inşaatında işçilere saat şeklinde takip cihazı takıldı. İşçiler bileklerine takılan bu GPS cihazıyla sürekli takip altındalar. Cihazın sökülmesi ya da kırılması durumunda ise bedeli işçilere ödetiliyor. Bu uygulama kabul edilemez! İşçilere takip cihazı takmak modern kölelik uygulamasıdır. Teknolojinin ilerlemesinin toplumun yararına olduğuna dair masallar kapitalist yalanlardır. Artan teknolojinin sömürüyü derinleştirmek, yaygınlaştırmak ve sömürü düzenini disipline etmekten başka bir işlevi yok” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/MERSİN

  • Mersin’de nükleere karşı insan zinciri: Nükleeri kapatmayana oy yok-VİDEO

    Mersin’de nükleere karşı insan zinciri: Nükleeri kapatmayana oy yok-VİDEO

    PİRHA- Nükleer Karşıtı Platform, Çernobil nükleer felaketinin 37. yıldönümünde Akkuyu’ya nükleer yakıt transferi yapılmasına tepki göstererek, “Ülkemize felaket getirecek nükleer santrali kapatmayı vadetmeyen hiçbir siyasi partiye oy vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Çernobil nükleer felaketinin 37. yıldönümünde Nükleer Karşıtı Platform (NKP) öncülüğünde Özgecan Aslan Meydanında basın açıklaması, serbest kürsü ve Kıbrıs ile aynı anda insan zinciri eylemi yaptı. Açıklamaya NKP bileşenleri, siyasi parti temsilcileri, milletvekilleri, demokratik kitle örgütleri ve çok sayıda çevreci katıldı. “Yakıtını da al git”, “Nükleer santral istemiyoruz”, “Akkuyu kervanına katıl nükleer yakıtı durdur” yazılı pankartların açıldığı açıklamada Akkuyu’da nükleer yakıt transferinin yapılma hazırlıklarına tepki gösterildi.

    “NÜKLEER SEÇİM PROPAGANDASI YAPILIYOR”

    Basın metnini okuyan Mersin NKP Dönem Sözcüsü Osman Koçak, AK Parti iktidarının Akkuyu’ya nükleer yakıt getirilmesinin açılışını yaparak bunu bir seçim propagandası haline getirdiklerini söyledi. Mersin halkının Akkuyu’ya yakıt getirilmesine karşı olduğunu belirten Koçak, “Dünyadaki ilk “Yap, Sahip ol, İşlet” modeline sahip Akkuyu NGS, hem ekonomik hem sosyal çevre felaketine yol açacaktır. Nükleer santralin işletmeye girmesi halinde kullanılarak nükleer atık haline gelecek yakıt çubukları Akkuyu’da 20 – 30 yıl bekletilerek radyasyonunu oraya salması sağlanacak, daha sonra Rusya’ya taşınarak içindeki kullanılabilir uranyum ve plütonyum alındıktan sonra kalan atıklar tekrar Türkiye’ye geri gönderilecek, nihai olarak Ankara Polatlı Avdanlı Köyündeki 4 km2’lik alana depolanacaktır. Akkuyu’nun radyasyonla kirletilmesi yetmiyormuş gibi nükleer kirlilik Anadolu’nun ortasına da bulaştırılacaktır. Atık yakıt çubuklarının saklanma maliyeti de halkımıza ödettirilecektir.” dedi.

    “BAKAN SORULARIMIZA CEVAP VERMEKTEN KAÇINDI”

    Milletvekillerinin nükleer ile ilgili TBMM’de verdikleri soru önergelerinin yanıtsız bırakıldığını dile getiren Osman Koçak, “Nükleer karşıtları Enerji Bakanına Nükleer santralin insanlara, canlılara, doğaya, çevreye, ekosisteme zararlı etkileri; reaktörün Akdeniz’in 30 dereceyi artan sıcaklıktaki suları ile soğutulması, işletme, deprem, güvenlik riskleri; nükleer yakıtın taşınması, korunması, nükleer atıkların saklanması ve bertarafı konularında bilgi vermesini talep eden sorular yönelttiler. Enerji Bakanı topu NDK ve Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu Başkanlığı (TENMAK’a ) atarak sorularımıza cevap vermekten kaçınmıştır.” diye konuştu.

    Koçak, ülkenin felakete sürüklenmesine seyirci kalmayacaklarının ve mücadelelerini her daim sürdüreceklerinin altını çizdi.

    “AKP-MHP’NİN YIKIM PROJESİ”

    Serbest kürsüde söz alan Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili adayı Perihan Koca, Akkuyu Nükleer Santrali AKP-MHP ittifakının bir yıkım projesi olarak değerlendirerek şunları söyledi: “Her geçen gün hepimizin daha derin bir şekilde hissettiği yeryüzü bugün geldiğimiz aşamada ekolojik bir yok oluş tehdidi ile karşı karşıya. Geleceğimiz, sermaye politikalarıyla ipotek altına alınmış durumda ve nükleer felaketler tehdidiyle ekolojik krizin derinleştiği bu vahim tabloda daha net karşı karşıyayız. Hal böyleyken, iklim krizinin geldiği aşama belliyken AKP-MHP faşist koalisyonu tam da Çernobil’in 37. yıldönümünde yeni bir yıkım projesi müjdeliyorlar. İstedikleri gibi emperyalist şirketlerin bize peşkeş çekilmesine izin vermeyeceğiz. Emperyalist şirketlerin işgal hali getirilmesine, üssü haline getirilmesine izin vermeyeceğiz. Yakıtın gelmesi bizim açımızdan katliam zeminini açacak esas noktalardan birisi olacak. Bu nedenle diyoruz ki, nükleer yakıta da geçit vermeyeceğiz. Mersin’in nükleer çöplük haline getirilmesine de izin vermeyeceğiz. Nükleer santralleri kapatacağız ve ekolojik bir toplumu tekrar kuracağız”

    Yapılan konuşmalarda, nükleer santralin açılmamak üzere kapatılması için mücadele çağrısı yapıldı.

    PİRHA/MERSİN

  • Akkuyu Nükleer Santral’e ilk yakıt teslim töreni yarın; Yeşil Sol Parti adaylarından tepki-VİDEO

    Akkuyu Nükleer Santral’e ilk yakıt teslim töreni yarın; Yeşil Sol Parti adaylarından tepki-VİDEO

    PİRHA- Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Adayları Perihan Koca ve Esra Ergüzeloğlu Çernobil Faciasının yıldönümüne dair yaptığı açıklamada, iktidarın Çernobil faciasının yıl dönümünde ‘Akkuyu Nükleer Santrali’ne yakıt getireceğiz’ diyerek, bu memlekete yeniden yıkım ve ölüm vaat ettiğine dikkat çekerek, “Nükleer santrallere geçit vermeyeceğiz” dedi.

    26 Nisan 1986’da meydana gelen ve tarihin en büyük nükleer faciası olan Çernobil’in üzerinden 37 yıl geçti. İktidar ise dünyanın vazgeçtiği nükleer santrallerde ısrar etmeye devam ediyor.
    Rus şirket tarafından Mersin’de yapımına devam edilen Akkuyu Nükleer Santral’e ilk yakıt teslim töreni 27 Nisan’da (yarın) yapılacak. Kamuoyu tarafından tepkiyle karşılanan ve kapatılması istenen nükleer santrale dair Yeşil Sol Parti Mersin milletvekili adayları açıklama yaptı.

    “YIKIM VE ÖLÜM VAAT EDİYORLAR”

    Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Adayı Perihan Koca, “Çernobil faciasının etkileri hala devam ederken bu katliamın yıl dönümünde ‘Akkuyu Nükleer Santrali’ne yakıt getireceğiz’ diyerek, bu memlekete yeniden yıkım ve ölüm vaat ediyorlar. Nükleer santrallere geçit vermeyeceğiz.”

    “HALKIN YÜZDE 85’İ NÜKLEER SANTRAL İSTEMİYOR”

    Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Adayı Esra Ergüzeloğlu da, Çernobil faciasının yıl dönümünde hükümet, nükleer yakıt getirerek Akkuyu’da nükleer santrali açıyormuş gibi bir gösteri sürecine girdiğini belirterek, şunları söyledi:

    “Bizler biliyoruz ki nükleer santraller, yaşamın, doğanın, gelecek nesillerin katilidir. İnsan aklının tasarlayamadığı, bilmediği sonuçlar sonuçları yaşatır bizlere. Ki bunu biz depremde çok can yakıcı bir şekilde hep birlikte yaşadık. Bir avuç sermayedarın bir avuç devlet görevlisinin bir avuç nükleer lobisinin kararına bırakılacak bir karar değildir. Burada halkın yüzde 85 nükleer santral istemiyor, biz de istemiyoruz.”

    Nükleer Karşıtı Platform da (NKP) saat 17.30’da Özgecan Aslan Meydanı’nda basın açıklaması yapacak.

    PİRHA/MERSİN

     

  • Akkuyu Nükleer Santrali’nde 500 işçi işten çıkarıldı

    Akkuyu Nükleer Santrali’nde 500 işçi işten çıkarıldı

    Akkuyu Nükleer Santrali’nde iş bırakma eylemi yapan 500 işçinin işine son verildi. 
    Mersin Akkuyu Nükleer Santrali’nde çalışan yaklaşık 500 işçinin işine son verildi. Aydıner İnşaat firmasında çalışan işçiler, yeterli oranda zam yapılmadığı için 23 Ağustos’ta iş bırakma eylemi yaptı.
    İşçiler, santralde faaliyet gösteren diğer firmaların çalışanlara yüzde 35 zam yaptığını, ancak kendilerine yüzde 15 zam yapılmasına tepki gösterdi. Zam yerine, işçilerin işine son verilirken, giriş kartları iptal edilerek, şantiyeye alınmayan işçilerin bekleyişi sürüyor.
    (HABER MERKEZİ) 
  • ‘Akkuyu’daki nükleer cinayetleri durdurun’

    ‘Akkuyu’daki nükleer cinayetleri durdurun’

    PİRHA- Mersin Tabip Odası, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde art arda yaşanan iş kazalarına ve cinayetine dikkat çekerek, nükleer santralden hemen vazgeçilmesi çağrısında bulundu.

    Rus devlet nükleer enerji şirketi Rosatom tarafından Mersin’de inşasına devam edilen Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde kaza haberleri gelmeye devam ediyor. Bir hafta içinde 2 kazanın, 1 iş cinayetinin yaşandığı Akkuyu Nükleer Güç Santrali’ne ilişkin Mersin Tabip Odası yazılı açıklama yayınladı.

    Mersin Tabip Odası, yaptığı açıklamada, “Nükleer santral demek; kaza demek, arıza demek, doğa katliamı kısaca ‘ölüm’ demektir. Ne yazık ki, her geçen gün nükleer santrallere neden karşı olduğumuzu haklı çıkaran olaylar dünyada da ve Akkuyu’ da da art arda yaşanıyor” diyerek, “Rus devlet nükleer enerji şirketi Rosatom tarafından Mersin`de inşası hala devam eden bu süreçte hiçbir meslek odası ve bağımsız denetçinin alınmadığı, bakanların randevu alarak ziyaret edebildiği Akkuyu Nükleer Güç Santrali; kazalarla, patlamalarla, doğa katliamlarıyla ve iş cinayetleri ile anılır, Akkuyu adı doğal güzellikleri değil; felaketi çağrıştırır oldu” ifadelerine yer verdi.

    “İŞÇİ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNİN YOK SAYILMASIDIR”

    Nükleer Santralin anlamı Akkuyu’da neden olduğu doğa katliamı, santralin temelinde oluşan çatlaklar, dinamit patlamalarında yerel halkın evlerine verilen zararlar, şantiyelerin dere yataklarına akıttığı kanalizasyon atıkları yanı sıra işçilerin uzun süreli çalışma, kötü beslenme ve barınma koşulları yüzünden yaralanmalı ve ölümlü iş kazalarının yaşandığına dikkat çekilen açıklamanın devamında şunlara yer verildi:

    “Bu son yedi gün içinde gerçekleşen iki iş kazasında iş cinayetlerine ikisi daha  eklendi. Bunların ilki bu Santralin inşaat alanında 24 Şubat 2022 tarihinde gerçekleşen iş kazasında  dev vincin tonlarca ağırlıkta demir blok taşıyan halatının kopmasında yükün altında kalan Rus uyruklu bir işçinin yaşamını yitirmesidir. İkincisi 27.12.2022 tarihinde Akkuyu NGS işçilerini taşıyan otobüsün kaza yapması sonucu yaralanan 22 kişi ambulanslarla ve özel araçlarla Silifke Devlet Hastanesine götürülmesi ve hastaneye kaldırılan 22 işçiden 1’inin hayatını kaybetmesi ve bir işçinin hala hayati tehlikesinin olmasıdır.

    İş kazaları, çatlaklar, su sızıntıları ve patlamaların arkasında yatan neden, inşaatı 2023’e yetiştirme çabası ile işçi sağlığı ve güvenliğinin yok sayılmasıdır.

    SORUMLU ŞİRKETLER HAKKINDA HUKUKİ SÜREÇ BAŞLATILMALIDIR

    Telafisi mümkün olmayan faciaların yaşanmaması için Nükleer Karşıtı Platformun bir bileşeni olan Mersin Tabip Odası yasal mevzuatı bile olmayan, denetimsiz, mühendislik ve hukuk dışı, yaşamsal riskler barındıran, toplumsal faydayı öncelemeyen Akkuyu NGS inşaatının derhal durdurulmasını ve nükleer santral projelerinin ülkenin gündeminden çıkartılmasını talep etmektedir. Nükleer Santralden hemen vazgeçilmelidir. Mersin Tabip Odası ve diğer meslek odaları ile bağımsız denetçilerden oluşan bir komisyon tarafından kazalar ile ilgili inceleme yapılarak bir rapor hazırlanmalı; rapor neticesinde sorumlu şirketler hakkında hukuki süreç başlatılmalıdır.

    ÜLKEMİZDEKİ NÜKLEER SANTRAL PLANLARINDAN DERHAL VAZGEÇİLMELİDİR

    Sadece işçiler için değil nükleer santralin yakın ve uzak çevresinde yaşayanlar açısından sağlık riskleri her zaman var olacaktır. Bu nedenle ülkemizdeki nükleer santral planlarından derhal vazgeçilmelidir. Ülkemiz için ‘yerli kaynak’ kesinlikle nükleer enerji değildir ve ülkemiz açısından asıl öncelik verilmesi gereken teknoloji gerçek ‘yerli kaynak’ olan güneş, rüzgar, jeotermal enerji gibi yenilenebilir enerji türleri olmalıdır.”

    PİRHA/MERSİN

     

  • ‘Nükleer karşıtları değil, ülkemizi nükleer çöplük yapmak isteyenler yargılansın’-VİDEO

    ‘Nükleer karşıtları değil, ülkemizi nükleer çöplük yapmak isteyenler yargılansın’-VİDEO

    PİRHA- Akkuyu Nükleer Santrali’ne karşı yapmak istedikleri eylemden kaynaklı yargılanacak 17 NKP üyesine destek açıklaması düzenleyen Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, yargılamanın durdurulmasını isteyerek, iktidara, “yaşamı, doğayı, ekolojik dengeyi bozanların, ülkemizi nükleer çöplük yapmak isteyenlerin, suyu, havayı kirletenlerin, ülkeyi betona boğanların yargılanması” çağrısında bulundu.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, nükleer felakete ilişkin Akkuyu’da yapılan açıklama nedeniyle Nükleer Karşıtı Platformu (NKP) üyeleri hakkında açılan dava dolayısıyla Mersin Eğitim Sen’de basın toplantısı düzenledi.

    Platform adına açıklamayı dönem sözcüsü Mersin Tabip Odası Başkanı Mehmet Antmen, okudu.

    Mersin NKP aktivistleri, Fukuşima’da meydana gelen nükleer felaketin 10. yılında yaptıkları bir etkinlik nedeniyle yargılandıklarını belirten Antmen, savcılığın davayı, bu etkinliği engelleyenlere değil, NKP aktivistlerine karşı açtığına dikkat çekerek, “bunun kabul edilemez” olduğunu söyledi.

    “ÜLKEMİZİ BETONA BOĞANLARIN YARGILANMALI”

    Antmen, Emek ve Demokrasi Platformu olarak, iktidara ve ilgili mahkemeye, “yargılama olacaksa, yaşamı, doğayı, ekolojik dengeyi bozanların, ülkemizi nükleer çöplük yapmak isteyenlerin, suyumuzu, havamızı kirletenlerin, ülkemizi betona boğanların yargılanmalı” çağrısında bulundukları ifade etti.

    “NÜKLEER KARŞITLARI YARGILANAMAZ!”

    25 Ekim 2021 Pazartesi, saat 10.00’da Mersin Adliyesi’ndeki duruşmaya katılım çağrısında bulunan Antmen, “NKP aktivistlerinin yanında olacağımızı ve onlarla birlikte ‘Nükleer karşıtları yargılanamaz!’ diye haykıracağımızı kamuoyunun bilgilerine sunuyoruz” ifadelerine yer verdi.

    Diren KESER/MERSİN

  • Nükleer santrallerde bilirkişilik yapanlar hakkında dava açıldı

    Nükleer santrallerde bilirkişilik yapanlar hakkında dava açıldı

    PİRHA- Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, Akkuyu Nükleer santrali ÇED iptal davasının keşfinde ısrarlarına karşın zemin etüdü yapmayan ve Sinop’ta yapılmak istenen Nükleer Santral’de de bilirkişilik yapanlar hakkında YÖK’ün cevap vermemesi üzerine Ankara İdare mahkemesinde dava açtıklarını ifade etti.

    Akkuyu Nükleer Santral inşaatı devam ederken, Sinop’ta yapılmak istenen Nükleer Santrale ilişkin süreç ise devam ediyor.

    Akkuyu Nükleer Santral çalışmasına karşı açılan davada bilirkişi olarak atanan ve ‘olur’ raporuna imza atan 15 bilirkişiden 7’si Sinop Nükleer Santral’e karşı açılan davada da bilirkişi olarak görevlendirilmesine karşı YÖK’ten 3 bilirkişi hakkında soruşturma açılmamasına dair karar geldi. Tüm bilirkişiler hakkında ise YÖK’ün cevap vermemesi üzerine Ankara İdare mahkemesinde dava açıldı.

    Konuya dair açıklama yapan Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, Akkuyu Nükleer santrali ÇED iptal davasının keşfinde ısrarlarına karşın zemin etüdü yapılmadığını belirterek, “Neticede 06.05.2019 tarihinde çıkan haberle zemin betonunda çatlak oluştuğunu, bunun üzerine çatlak oluşan bölümlerin kırılarak tekrar beton döküldüğü ve yeniden çatlak oluştuğu öğrenilmiştir.  Ardından 10.01.2021 tarihinde Akkuyu nükleer santralinde 56.000 ton reaktörün bineceği betonunun yine çatladığı görülmüştür” dedi.

    Avukat İsmail Hakkı Atal, açıklamanın devamında şunları kaydetti:

    “Akkuyu nükleerdeki bilimsel yanlışlıkları ortaya koymayan ve  YÖK kanununa muhalefet edip görevi ihmal eden veya kötüye kullanan, Türkiye cumhuriyetinin bekasını tehdit eden bir milli güvenlik sorunu içine girmesine neden olan bilirkişi raporunda imzası olan  tamamı akademisyen ve Prof. unvanlı bilirkişilerin uyarma , kınama , aylıktan kesme ve kademe ilerlemesini durdurma ve ayrıca bilirkişilik görevinden men edilmeleri için YÖK aleyhine  Ankara 13. İdare Mahkemesinde  2021 /1882 E. sayılı davayı ülkemiz ve insanlık adına açtığımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

    PİRHA/MERSİN

     

     

  • Mersin NKP’den santral tepkisi: Milyonların üzerinden ‘Rus Ruleti’ oynanıyor-VİDEO

    Mersin NKP’den santral tepkisi: Milyonların üzerinden ‘Rus Ruleti’ oynanıyor-VİDEO

    PİRHA- 11 Mart Fukuşima nükleer felaketinin yıl dönümüne ilişkin açıklama yapan Mersin NKP sözcüsü Aycan Özkan, temeli atılmaya devam edilen, Akkuyu’da devam eden santral çalışmalarının sonlandırılması gerektiğini söyledi. Özkan, “Sayın yetkililer Rus ruleti oynuyorsunuz ama namlu ülkemiz ve Akdeniz havzasında yaşayan bütün halkların kafasına çevrilmiş durumda” uyarısında bulundu.

    Mersin Nükleer Karşıtı Platform, Fukuşima nükleer felaketinin yıldönümü öncesi basın açıklaması düzenledi.

    Platform adına açıklamayı okuyan Aycan Özkan, yarın (10 Mart) Akkuyu’da sanal ortam üzerinden bir temel daha atılacağını belirterek, “Bütün uyarılara bütün itirazlara rağmen inatla inşaatı sürdürenler, temel atma törenlerine bir türlü doyamayanlar, bir kez daha 11 Mart Fukuşima nükleer felaketinin yıldönümü arifesinde boy gösterecekler” diyerek, Fukuşima’da yaşanan nükleer felakete dair bilgiler verdi.

    “Fukuşima nükleer felaketinin, Çernobil nükleer felaketinin ardından ikinci büyük nükleer felakettir” diyen Özkan, “Çernobil nükleer santralinin kurucusu ise çok tanıdık bir firmadır ROSATOM. Akkuyu nükleer santralini yapmaya devam eden ROSATOM şirketi, sadece Rusya’da değil, nükleer santral inşa ettiği her yerde, inşa ettiği nükleer santrallerde şu veya bu şekilde arızalar çıkan hem teknik hem de insani bakımdan sabıkalı olan bir şirkettir” diye konuştu.

    “BUNU MİLYONLARCA İNSANA YAŞATMAYA HAKKINIZ YOK!”

    “Sayın yetkililer Rus ruleti oynuyorsunuz ama namlu ülkemiz ve Akdeniz havzasında yaşayan bütün halkların kafasına çevrilmiş durumda” uyarısında bulunan Özkan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    Son dönemde bazı medya kuruluşlarında nükleer santral güzellemeleri görünmeye başladı yeniden. Yineliyoruz; 10 Mart’ın sonu 11 Mart Fukuşima! 10 Mart’ta Akkuyu’da yabancı sermayenin ve ülkemizde bir avuç işbirlikçi rantiyecinin yararına olan bir inşaatın temel atma töreni olacak. Ama asla bu ülkede yaşayan büyük çoğunluğun yararına olmayacak. Ve olası bir kazada ne kadar insanı öldüreceği, hastalandıracağı, yerini yurdunu terk etmek zorunda bırakacağı ve bunu kaç yıl boyunca yapacağı öngörülmesi mümkün olmayan bir riskle baş başa bırakan bu tesis ülkenin ve çevre halkların yararına değildir. Biliyoruz ve sürekli dillendiriyoruz; kaza ve arıza olmazsa bile inşaatından çalışma ömrünü tamamlayacağı süreye kadar geçen zamanda, nükleer santralin sadece çalışması bile büyük ekolojik yıkıma neden oluyor. Yani nükleer santraller felaketin kendisidir! Yaşam Savunucuları olarak diyoruz ki: Bu ülke bu yıkımı hak etmiyor ve bu bir talep değildir. Yapamazsınız! Diyoruz ki; bizi uluslarüstü sermayeye daha fazla bağımlı kılan işleri bırakın artık!”

    Diren KESER/MERSİN

  • Ukrayna’daki yangın, Çernobil Nükleer Santrali’ne yaklaştı

    Ukrayna’daki yangın, Çernobil Nükleer Santrali’ne yaklaştı

    PİRHA – Ukrayna’da 34 yıl önce dünyadaki en büyük çevre felaketinin yaşanmasına neden olan patlamanın yaşandığı Çernobil Nükleer Santrali’nin bulunduğu Çernobil bölgesindeki orman yangını, nükleer santralin bulunduğu yere yaklaştı.

    Yangın, 4 Nisan’da Vladimirovka Kotovskiy orman köyü yakınlarında başladı. İlk başlarda 20 hektarlık bir alanı etkileyen yangın halen söndürülemedi.

    6 Nisan sabahından itibaren Vladimirovka ve Jovtnovoye köyleri arasında 20 hektar orman yanmaya devam ediyor. Yangınla mücadele 124 personel ve 28 yangın söndürücü çalışmaktadır. Buna ek olarak, yangın uçakları da söndürmeye katıldı. Ayrıca Ragovka köyü yakınlarında 5 hektarlık alanda da yangın devam etmektedir.

    Ukrayna Acil Durumlar Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, çevreye yayılan dumanlar nedeniyle, yangının kapladığı alanın tam olarak tespit edilemediği, fakat 8 Nisan tarihi itibariyle, 3 bin 500 hektarlık alanın yangının etkisi altında kaldığı belirtildi.

    Açıklamada ayrıca, yangının başlaması konusunda üç ihtimal üzerinde durulduğu, bunlardan birinin komşu il olan Jitomir ilindeki ağaçlık alanlardaki yangının sıçraması, ikincisinin de bölgedeki elektrik hatlarından kuru otlara kıvılcım sıçraması, üçüncüsünün ise kasıtlı yakma olduğu tahmin ediliyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Salgına rağmen 6 bin işçi çalıştırılıyor; nükleer santral inşaatını derhal durdurun’-VİDEO

    ‘Salgına rağmen 6 bin işçi çalıştırılıyor; nükleer santral inşaatını derhal durdurun’-VİDEO

    PİRHA- Nükleer Karşıtı Platform Dönem Sözcüsü Aycan Özkan, Covid-19 küresel salgınının en acil koşullarında Akkuyu Nükleer Santrali inşaatında çalıştırılan 6 bin işçinin ve bölge halkının yaşamlarının hiçe sayıldığını belirterek, “Nükleer santral inşaatını derhal durdurun” çağrısında bulundu.

    Tüm dünyada koronavirüs salgınına karşı önlemler kapsamında birçok çalışma durdurulurken, Mersin Akkuyu’da Nükleer Santral yapımına devam ediliyor.

    “HALKIMIZ NÜKLEER SANTRAL DEĞİL, SAĞLIKLI BİR YAŞAM İSTİYOR”

    Konuya dair açıklama yapan Nükleer Karşıtı Platform ( NKP) Dönem Sözcüsü Aycan Özkan, şunları ifade etti:

    “Doğaya, yaşama ve insanlığa verecekleri yakın ve uzun erimli zararları kar hırsları ile gözardı eden Rosatom, Akkuyu NGS, İçtaş Şirketleri ve Rusya’nın Türkiye’nin sermayeden yana, sermaye ile iç içe siyasi iktidarları bugün Covid-19 küresel salgınının en acil koşullarında Akkuyu Nükleer Santrali inşaatında çalıştırılan 6 bin işçinin ve bölge halkının yaşamlarını hiçe sayıyorlar. Hazine ve Maliye Bakanı diyor ki: 70 yıllık nükleer santral hayalimiz gerçekleşiyor. Bu hayal rantın, talanın, doğal felaketlerin hayalidir. Halkımız nükleer santral değil sağlıklı bir yaşam, güvenceli bir gelecek istiyor.
    Türkiye halkının nükleer santral hayali yok. Hiçbir zaman da olmadı. Ay’a dört şeritli otoyol hayallerini halkın yutacağını sananların halkımızı nükleer santral hayallerinin peşine takmaları imkansızdır. Halkımız nükleersiz sağlıklı bir yaşam istiyor. Sermaye sahiplerinin daha çok kar etmesi için nükleer felaketler, Covid-19’lar istemiyor. Bizler Mersin Nükleer Karşıtı Platform olarak diyoruz ki; nükleer santral inşaatını derhal durdurun.”

    Diren KESER/MERSİN

  • Nükleer Karşıtı Platform’dan hükümete uyarı: Akkuyu, Fukuşima olmasın!

    Nükleer Karşıtı Platform’dan hükümete uyarı: Akkuyu, Fukuşima olmasın!

    PİRHA- Nükleer Karşıtı Platform Dönem Sözcüsü Aycan Özkan, Fukuşima nükleer felaketinin 9’ncu yılı dolayısıyla yaptığı açıklamada, “AKP hükümeti hala topluma nükleer santrali dayatarak Mersin, Sinop, İğneada‘ya nükleer santral kurdurmak istiyor” dedi ve nükleer santrallerin bir an önce durdurulmasını istedi. 

    Nükleer Karşıtı Platform (NKP), Fukuşima nükleer felaketinin 9’ncu yılı dolayısıyla yürüyüş düzenleyip, açıklama yaptı. Platform bileşenlerinin ve yurttaşların katıldığı yürüyüş, Silifke Caddesi’nde başlayıp Özgür Çocuk Parkı’nda son buldu.

    Yürüyüş sonrası platform adına acıkama yapan NKP Dönem Sözcüsü Aycan Özkan, 1950’li yıllardan yapımına başlanan nükleer santrallerden kaynaklı felaketler yaşandığına dikkat çekti.

    “NÜKLEER FELAKETLERDEN DERS ÇIKARMALIYIZ”

    Özkan, “Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun verilerine inanacak olursak çıkan olumsuzluklar sadece çevre ile sınırlı kalıyor. Peki gerçekten öyle mi?” diye sorarak şunları ifade etti:

    “9 yıl önce bugün gerçekleşen Fukuşima nükleer felaketi sonrası ise Japonya topraklarının yüzde onu radyasyon ile kirlendiği ve bu topraklardan binlerce yıl tarım yapılamayacağı ve bölgede yaşayanların yüzde yetmişinin kansere yakalanma riskinin olduğunu Japonya hükümetinin açıklamalarından öğreniyoruz. Ancak AKP hükümeti boş durmamış, gerek Mersin Akkuyu, gerekse de Sinop’ta kurulmak istenen nükleer santraller için “vergi cenneti” olan Jersey adalarında kurduğu EUAS ICC üzerinden santrallerin inşaatına devam etmektedir. Felaketten dersini alan dünya ülkelerinin aksine AKP, enerji politikalarını yeni nükleer felaketlere davetiye çıkarmak üzere özenle sürdürüyor. 2020 yılındayız, AKP hükümeti hala topluma nükleer santrali dayatarak Mersin, Sinop, İğneada‘ya nükleer santral kurdurmak istiyor.  Bunu sadece bir akıl tutulması olarak açıklayabilir miyiz? Yoksa neoliberal kapitalizmin doğayı ve yaşamı yok etme pahasına içinde bulunduğu krizden kurtulmasına yardımcı olmak mı?”

    “DOĞA, BİR AVUÇ NÜKLEER SANTRAL ÇETESİ İÇİN Mİ VAR?”

    “Buradan, Mersin’den soruyoruz; Bu kentin, ülkenin ve dünyanın milyonlarca yıldır süregelen doğası, ekolojisi, kültürü talanı ve yağmayı kendilerine rehber edinen bir avuç nükleer santral çetesi için mi var?” diye soran Özkan, “Şirketlerin doğayı bir sermaye birikim aracı olarak görmesine, iktidarın da eşe dosta ve akrabaya rant dağıtmasına sessiz kalmayacağız. Bizler biliyoruz ki  nükleer karşıtı olmak yaşamı ve var olmayı savunmaktır. Ölümü ve yok oluşu seçmiyoruz, mücadele ediyoruz ve bundan sonra da devam edeceğiz. Her kesimden herkesi bu yok oluşa sürüklenmeye karşı mücadeleye davet ediyoruz” dedi.

    PİRHA/MERSİN

  • Mersin NKP sözcüsü Özkan: Binlerce yıl sürecek kirliliğe karşı sesimizi yükseltelim-VİDEO

    Mersin NKP sözcüsü Özkan: Binlerce yıl sürecek kirliliğe karşı sesimizi yükseltelim-VİDEO

    PİRHA- Yapımı süren Akkuyu Nükleer Santral hakkında yalan kampanyalar yürütülerek algı operasyonu yapıldığını belirten NKP dönem sözcüsü Aycan Özkan “Ülkemizi yönetenlere ve halkımıza da sesleniyorum; bu tehlikeli gidişe dur diyelim. Ülkemize hiçbir faydası olmayacağı gibi ülkemizde binlerce yıl sürecek doğa ve yaşam tahribatına karşı yaşama saygılı herkesin bize destek vermesini istiyoruz” dedi.

    Haberin videosu;

    Mersin Akkuyu’da nükleer santral yapımı devam ederken, Nükleer Karşıtı Platformu (NKP) da açıklamalar yaparak, çevre felaketine karşı topluma duyarlılık çağrısı yapıyor.

    “SADECE MERSİN DEĞİL, AKDENİZ HAVZASININ TAMAMI TEHDİT ALTINDA”

    Konuya dair PİRHA’ya konuşan Mersin NKP dönem sözcüsü Aycan Özkan, yapım şirketinin halka yalan söylediğini ifade ederek şunları belirtti:

    “Bilimsel temelde ele alındığında ve veriler ortaya konulduğunda görülüyor ki, bırakın nükleer santrali, bir apartman bile yapılacak durumda değil. Ayrıca söylendiği gibi santralin amacı elektrik üretmek üretmek değil, kelimenin gerçek anlamıyla nükleer silah oluşturmaktır. Belgeler de ortaya koymuştur ki ülkemizin elektrik enerji ihtiyacı fazlası var. O zaman şöyle bir soru geliyor akla; nükleer santral neden yapılıyor? Tek bir nedeni var, oda rant yaratmak içindir. Nükleer santralin hiçbir şekilde denildiği gibi yerli milli bir yanı yoktur. Her şeyden önce teknolojisi bizim değil, yer de bizim elimizden çıktı. Nükleer santralin ülkemize hiçbir faydası olmayacaktır, aksine üretilen nükleer yakıtı götürüp, bize binlerce yıl sürecek kirliliği bırakacaklar. Bu da sadece Mersin halkı değil Akdeniz havzasında bulunan bütün ülkelerde yaşamı yok edecektir.”

    Son dönemlerde özellikle son bir iki aydır yapımcı firmanın da içerisinde yer aldığı Akkuyu nükleer şirketi ve hükümet yetkilileri bir taraftan gazetecilerinde içinde yer aldığı seminerler düzenliyor, diğer taraftan ise okulları gezip çocuk yaşta insanları ikna etmeye çalışıp, toplumun algısını değiştirmeye çalıştığına dikkat çeken Özkan, “Ülkemizi yönetenlere ve halkımıza da sesleniyorum; bu tehlikeli gidişe dur diyelim. Ülkemize hiçbir faydası olmayacağı gibi ülkemizde binlerce yıl sürecek doğa ve yaşam tahribatına karşı yaşama saygılı herkesin bize destek vermesini istiyoruz” dedi.

    Diren KESER/MERSİN

  • Cumhurbaşkanlığı Genelgesi: Nükleer santraller hızlandırılsın

    Cumhurbaşkanlığı Genelgesi: Nükleer santraller hızlandırılsın

    PİRHA – Resmi Gazete’de yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’nde nükleer santral çalışmalarının hızlandırılması istendi

    Resmi Gazete’de yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’nde nükleer güç santrali projeleri ile ilgili olarak, ” ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca yürütülen iş ve işlemler hızla sonuçlandırılacak” denildi.

    Genelgede, “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen nükleer güç santrali projelerinin gecikmeye mahal vermeksizin tamamlanabilmesi ve nükleer teknolojinin barışçıl amaçlarla daha etkin bir şekilde kullanılmasını teminen, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca yürütülen iş ve işlemler hızla sonuçlandırılacak” ifadeleri kullanıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Türkiye’nin ilk nükleer kazası

    Türkiye’nin ilk nükleer kazası

    Nükleer Karşıtı Platform Sözcüsü Koçak: Türkiye’nin daha nükleer santrali olmadan, nükleer kazası oldu.

    Mersin Nükleer Karşıtı Platform Dönem Sözcüsü Osman Koçak, Akkuyu Nükleer Santrali’nin temelinde çatlak oluştuğu yönündeki iddialarla ilgili gerçeklerin kamuoyuna açıklanmasını istedi. Koçak, “Gerek Akkuyu NGS’ye, gerek Rosatom’a, gerekse Türkiye’nin karar vericilerine ve Nükleer Düzenleme Kuruluna düşen görev Türkiye kamuoyuna gerçekleri açıklamaktır” dedi. Santralin temelinin çöktüğüne ilişkin haberin bir nükleer kaza haberi olduğunu vurgulayan Koçak “Türkiye’nin daha nükleer santrali olmadan bir nükleer kazası var. Şimdi denetimsiz, hukuksuz, mühendisliğin de olmadığı bir proje var karşımızda. Bu projenin denetlenmeyeceği, hukukun da zaten işlemediği ortada. Projeye son verilmelidir” ifadelerini kullandı.

    Mersin Nükleer Karşıtı Platform, Akkuyu Nükleer Santrali’nin beton temelinde iki kez çatlama meydana geldiği haberleri üzerine bir açıklama yaptı.

    Platform sözcüsü Osman Koçak, “Bu temelin üstünde Akkuyu NGS Genel Müdürü Anastasia Zoteeva’nın övünerek lanse ettiği üzere açılıp kapanabilen ve ancak dört gemi ile taşınabilecek bir metal muhafaza kabının içinde 80 metre yüksekliğinde bir reaktörden, türbinlerden, jeneratörlerden oluşan ve içinde nükleer tepkimelerin gerçekleşeceği bir kütle düşünün. Beton zemin daha bu muazzam ağırlıkların ve nükleer reaksiyonların hiçbiri yokken çatlıyor” diye konuştu.

    “Üzerinde yük olmayan bir beton neden çatlar?” diye soran Koçak “Gerek Akkuyu NGS firmasının gerekse taşeronluğunu yapan yerli ve milli firmaların böylesine ciddi bir inşaatta maliyeti düşürmek için beton kalitesini düşüreceklerine ihtimal vermek istemiyoruz. Bir tasarım sorunu olabileceğine de. Eğer böyle ise durum çok çok daha vahimdir. Genel Müdür Anastasia Zoteeva zemin sorunları ile uğraştıklarını söyledi. Fakat sorunun niteliğini açıklamadı” ifadelerini kullandı.

    Koçak, gerek Akkuyu NGS’ye, gerek Rosatom’a, gerekse Türkiye’nin karar vericilerine ve Nükleer Düzenleme Kurulu’na düşen görevin Türkiye kamuoyuna gerçekleri açıklamak olduğunu vurguladı.

  • Japonya, 650 bin ağacın kesildiği Sinop nükleer santralinden vazgeçiyor

    Japonya, 650 bin ağacın kesildiği Sinop nükleer santralinden vazgeçiyor

    PİRHA – Japonya’nın Türkiye’de nükleer enerji santrali kurma projesinden vazgeçmeye hazırlandığı belirtildi.

    Japonya’nın daha yüksek standartlarda güvenlik önlemleri mecburiyeti ve Türk Lirası’ndaki değer kaybı nedeniyle maliyeti artan Sinop nükleer santral projesinden vazgeçmeyi değerlendirdiği belirtildi.

    Reuters’ın aktardığı habere göre, Japonya’nın liderliğinde kamu ve özel kurumların oluşturduğu bir konsorsiyum tarafından üstlenilen projenin maliyetinin ilk tahminlerin iki katına çıkarak yaklaşık 5 trilyon yene (44 milyar dolar) yükseldiği bildirildi. Bu durum, projenin birincil müteahhidi olan Mitsubishi Heavy Industries ve diğer ortaklarının projeyi sürdürmesini güçleştiriyor. Nikkei, maliyet artışının temel nedenlerinin 2011 yılında Japonya’daki Fukushima Daichi nükleer santralinde meydana gelen nükleer kazanın ardından daha yüksek standartlarda güvenlik önlemleri mecburiyeti ve Türk Lirası’nda yaşanan değer kaybı olduğunu yazdı.

    Japon-Fransız konsorsiyumu Türkiye’nin ikinci nükleer santralini Sinop’a yapmak için anlaşmıştı. Proje, Japonya’nın altyapı ihracı alanında model gördüğü bir girişim olarak görülüyordu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Nükleer santral meselesi siyasi bir meseledir, enerji meselesi değil-VİDEO

    Nükleer santral meselesi siyasi bir meseledir, enerji meselesi değil-VİDEO

    PİRHA-Munzur Çevre Derneği’nin “Yeni Çernobiller yaşanmaması için; Sinop’tan Munzur’a Mücadeleyi Dayanışmayla Büyütelim” şiarıyla düzenlediği dayanışma etkinliğinde konuşan Munzur Çevre Derneği Başkanı Hatun Esen, “Nükleer santralleri yapmayın biz mum ışığında kalmaya razıyız. ‘Yaşamın olmadığı bir yerde enerjiye ihtiyaç var mı?’ soruyorum size” dedi.

    Munzur Çevre  Derneği dünyanın en büyük nükleer kazalarından biri olan Çernobil faciasının 32. yılında “Yeni Çernobiller yaşanmaması için; Sinop’tan Munzur’a Mücadeleyi Dayanışmayla Büyütelim” şiarıyla dayanışma etkinliği düzenledi.

    Şişli Cemil Candaş Kent Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte salona asılan “Nükleer değil yaşam, yaşam için isyan”, “Munzur özgür aksın, Sinoplu nükleersiz yaşasın”, “Dersim’de HES’lere, Sinop’ta nükleere geçit vermeyeceğiz”, “Ölüm değil yaşamak istiyoruz, nükleer enerjiye hayır…!” yazılı pankartlar dikkat çekti.

    Etkinliğe çeşitli yöre ve çevre dernekleri, doğaseverler, İstanbul çevre konseyi, siyasi oluşumlar ve sivil toplum kuruluşları destek verdi.

    Çevre ve yaşam mücadelesinde ölümsüzleşenler için saygı duruşuyla başlayan etkinlikte Munzur Çevre Derneği’nin Çernobil faciasıyla ilgili hazırladığı sinevizyon gösterildi.

    “RADYASYONLU BULUTLARIN TEĞET GEÇTİĞİNİ SÖYLEYEREK DALGA GEÇTİLER”

    Sinevizyonun ardından konuşan Munzur Çevre Derneği başkanı Hatun Esen, aradan 32 yıl geçmesine rağmen Çernobil faciasının etkilerinin hala devam ettiğine dikkat çekti. Diğer ülkelerin radyasyona karşı önlem aldığını kaydeden Esen, Türkiye’yi yönetenlerinse radyasyonlu bulutların teğet geçtiğini söyleyerek insanlarla insanlarla dalga geçtiklerini belirtti. Çernobil faciasından Karadeniz’in kıyı kentlerinin çok etkilendiğini ifade eden Esen, neredeyse her evden bir kişinin hayatını kaybettiğini de ekledi.

    “NÜKLEER YAPMAYIN MUM IŞIĞINDA KALMAYA RAZIYIZ”

    Çernobilden sonra gelişmiş ülkelerin kendi ülkelerinde nükleer santralleri durdururken Türkiye’ye yöneldiklerini hatırlatan Esen, ülkemizde enerjiye ihtityaç olduğu için yapılmak istenen üç nükleer santrale dikkat çekti. Esen “Nükleer santralleri yapmayın biz mum ışığında kalmaya razıyız. ‘Yaşamın olmadığı bir yerde enerjiye ihtiyaç var mı?’ soruyorum size” dedi.

    “ATIKLAR İÇİN TOROSLARI DÜŞÜŞNÜYORLAR”

    Türkiye’de insan ölümlerinin kolaylığına işaret eden Esen, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizim ülkemizde insan ölümleri o kadar kolay ki taş ocaklarında ölüyoruz, çöp konteynırı patlamalarında ölüyoruz. Bu da yetmiyormuş gibi Mersin’de, Sinop’ta nükleer santral yapıyorlar. Mersin’de kurulacak nükleer santral 60 yıl sonra işlevini yitirdiği zaman atıklarını nereye atacaksınız? Onun için de Torosları düşünüyorlar.”

    “BÜTÜN DERELERİMZE KELEPÇELER VURULUYOR”

    Türkiye’de doğal yaşam alanlarına saldırıların arttığını kaydeden Esen, “Kıyılarımız birilerine peşkeş çekiliyor, ormanlarımız yok oluyor. Akan bütün derelerimize kelepçeler vuruluyor. Vadilerimiz HES’lerle yok ediliyor. Sur, Hasankeyf, Dersim Sinop, Mersin her yer yok oluyor. Biz biliyoruz ki yolumuz uzun, mücadelemiz zor. Ama biz sesimizi yükselteceğiz, buna geçit vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    DİRENİŞE DEVAM VURGUSU

    Çevre mücadelesinde hayatlarını kaybeden Büyüknohutçu çiftini de unutmayarak onlara selam yollayan Esen, direnişe devam vurgusu yaparak sözlerine şöyle devam etti: “Bizler coplansak da gözaltına alınıp içeri atılsak da doğamıza, taşımıza, mahallemize, sokağımıza yönümüzü çevirerek yaşam alanlarımızı koruyacağız. Lokal direnişleri genel direnişlere çevirirsek kazanırız.”

    SİNOP’TA YAPILACAK MİTİNGE ÇAĞRI

    22 Nisan’da Sinop’ta nükleere karşı yapılacak mitinge katılımın önemli olduğunu söyleyen Esen, egemenlerin yarın öbür gün nükleer santralden sonra nükleer silah üretmek istediklerini söyleyebileceklerine de dikkat çekti.

    Esen’in ardından sahneye çıkan Musa Baki Zazaca ve Türkçe söylediği türkülerle katılımcılara keyifli anlar yaşattı.

    “GÖLGE ETME BAŞKA İHSAN İSTEMEZ”

    Baki’nin arkasından kısa bir konuşma yapan İstanbul Çevre Konseyi Başkanı Şeyma Dumrul, İğneada, Akkuyu ve İnceburun’da kurulmak istenen nükleer santrallere değindi. Bakanların nükleer santraller için mantıklı bir açıklama yapamadıklarını belirten Dumrul, amaç enerjide Türkiye’yi dış ülkelerden bağımsız hale getirmekse nükleer santrallerin değil güneş santrallerinin konuşulması gerektiğini kaydetti. “Yeşil Türkiye Projesi” adı altında Cumhurbaşkanının 23 milyon haneye mektup gönderdiği ve bunun maliyetinin de yurttaşların ceplerinden çıktığını belirten Dumrul, “Mektupta halka demişler ki ‘Çevreye daha duyarlı olun.’ Onlara şunu söylemek lazım ‘Gölge etme başka ihsan istemez.’ Siz olmazsanız bu halk yeterince çevreci, yeterince çevreye duyarlı.” ifadelerini kullandı.

    “BİZ BURADAYIZ ÇÜNKÜ TÜRKİYE BİZİM”

    Canlı ağaçların kiralanması kararının meclisten geçtiğini kaydeden Dumrul, havanın, suyun her geçen gün daha fazla kirlendiğini, ormanlık alanların her geçen gün sermayeye peşkeş çekildiğini hatırlattı. Dumrul hükümete şöyle seslendi: “Şuan buradaysak demek ki umut var. Her şeyden önce bu ülkenin kadınları var. Yaptığınız çevre kıyımlarına sessiz kalmayacağız. Biz buradayız çünkü Türkiye bizim.”

    “NÜKLEER SANTRAL BİR SİYASİ MESELEDİR ENERJİ MESELESİ DEĞİL”

    Dumrul’un arkasından söz alan Metalurji Yüksek Mühendisi Cemalettin Küçük, hazırladığı sunum ve görsellere nükleer santrallerin ne kadar zararlı olduğunu anlattı. Küçük, Türkiye’de zaten nükleerin var olduğunu vurguladı. Ortada OHAL, faşizm, baskı ve katliamların olduğunu söyleyen Küçük, OHAL’in demokratik haklar kullanılmasın ve insanlar fikirlerini söylemesin diye var olduğunu kaydetti. Sinop’ta bir salonda ÇED toplantısı düzenlenirken çevrecilerin alınmayarak taşımalı sistemle AKP’li köylülerin getirildiğini ve nükleerin etkilerinin anlatıldığını ifade etti. Bunu yaparken OHAL’den destek aldıklarını işaret eden Küçük, “Mersin’de yapılacak toplantıya katılım da böyle engellendi. Nükleer santral meselesi bir siyasi meseledir. Bir esir alma meselesidir. Enerji meselesi değil.

    Güneş enerjisi santralleri ile rüzgar tribünlerinin zararlarına da değinen Küçük, Hasankeyf’in üzerinin toprakla kapatıldığını ve bunu yapmak için de ekolojik bomba kullanıldığının söylendiğini kaydetti.

    Küçük’ün arkasından sahneye çıkan sanatçı Ayla Yılmaz türkülerini seslendirdi.

    “SİYASET SADECE ANKARA’DAN KARAR VERMEK DEĞİLDİR”

    Yılmaz’ın arkasından HDP MYK Üyesi Çilem Küçükkeleş söz alarak Mersin’de milletvekilliği yaptığı kısa dönemde nükleerle mücadeleye destek verdiğini belirtti. HDP’nin toplumun kendi siyasetini kurduğu bir siyaseti benimsediğini ifade eden Küçükkeleş, siyasetin sadece Ankara’dan karar vermek değil toplumun her alanında söz söylemek olduğunu vurguladı. İnsanların bu coğrafyada yaşayan canlılardan tek farkının konuşabiliyor olması olduğunu kaydeden Küçükkeleş, bu yaşamda eşit olmanın ve doğaya bakabilmenin başarılabildiği zaman daha yaşanılabilir bir dünyanın kurulabileceğine işaret etti.

    “İNSANLIK AYAKTA KALMAYA DEVVAM EDECEK”

    “Hiçbir yağmur, yağarken hangi insanın cebinde ne kadar parası olduğuna bakmadı. Hiçbir toprak, üzerinde gezen canlının ne kadar sarayı, ne kadar köşkü olduğuna bakmadı” diyen Küçükkeleş, insanlığın bir vicdanı olduğunu ve insanların ellerini vicdanlarına koyduğu takdirde vicdanlarının insanlığın doğru olduğunu söyleyeceğini ifade etti. Hayata ve vicdanlarına sahip çıktıklarını söyleyen Küçükkeleş, bu coğrafyada kurulan kalelerin bir gün yıkılacağını ancak insanlığın ayakta kalmaya devam edeceğini vurguladı.

    Küçükkeleş’in konuşmasının ardından sahneye çıkan Mehmet Ekici seslendirdiği türkülerle katılımcılara keyifli anlar yaşattı.

             

  • ‘Mersin Nükleere 41 yıldır hayır diyor, demeye de devam edecek’-VİDEO

    ‘Mersin Nükleere 41 yıldır hayır diyor, demeye de devam edecek’-VİDEO

    PİRHA- Mersin Nükleer Karşıtı Platform, nükleer santrale karşı düzenleyeceği etkinlik valilik tarafından yasaklanınca, platform üyeleri kararlılığını sürdürerek, “Mersin Nükleer İstemiyor” yazısını yazarak kararı protesto etti. Konuya ilişkin konuşan Ful Uğurhan, “Bize bu etkinliği çok gördüler. Engellediler ama biz bütün dünyaya Mersin’de nükleer santral istenmediğini bir kez daha göstermiş olduk” dedi.

    Haberin Videosu

    NKP tarafından yapılması planlanan “Nükleere Hayır” eylemi valilik tarafından yasaklandı. Yasak sonrası bir araya gelen platform bileşeni kurumlar, valiliğin yasağına tepki göstererek, “Mersin nükleer istemiyor” dedi.

    Mersin NKP tarafından “Nükleere Hayır” eylemi için valiliğe yapılan başvuru OHAL gerekçesiyle reddedildi. Karara tepki gösteren platform bileşenleri etkinliğin yapılacağı Tevfik Sırrı Gür Stadyumu önünde bir araya gelerek, yasağa tepki gösterdi. Platform yürütme kurulu üyesi ve Mersin Tabip Odası Başkanı Ful Uğurhan grup adına açıklama yaptı.

    Ful Uğurhan, bize bu etkinliği çok gördüler. 12 gün önceden valiliğe başvurmuştuk. İzin vermeyeceğiz diye son iş günü olan cuma, bizlere yasaklandığını bildirdiler. Valiliğin yasağını duyan da duymayan da etkinlik alanına geldi. Her birimiz aslında binlerce Mersinliyiz. Nükleer santrali şehrinde istemeyen binlerce Mersinliyiz. Buradan bizi ne kadar küçük alanlara hapsetmeye çalışsalar da ne kadar büyük bir güç olduğumuzu dünyaya kanıtlayacağız. O yüzden “Nükleere Hayır” yazımızı bu alanda yapacağız.

    Uğurhan “41. yılına giren mücadelemize yeni bir halkayı daha ekledik” diyerek, şunları ifade etti:

    “Her türlü zorlamaya karşı biz yılmadan mücadelemize devam ediyoruz. Engellediler ama biz bütün dünyaya Mersin’de nükleer santral istemediğimizi bir kez daha göstermiş olduk. Önümüzde çok önemli bir süreç var. 22 Kasımda Mersin sivil toplum örgütleri ve kişileri tarafından ÇED raporuna karşı 3 yıldır açılmış davanın Danıştay’da mahkemesi görülecek. Biz davamıza sahip çıkmak için Ankara’ya gideceğiz. Katılmak isteyenler bize başvurabilir. ÇED davası ayrıca Akkuyu yer lisansının iptali davasıdır. Hukuk süreci ne yazık ki Türkiye’de çok zor işliyor. Bizim yine de inancımız var. Mersin Nükleer istemiyor.”

    Diren KESER/ MERSİN