Etiket: nükleer

  • Çevrecilerden “Metzamor Nükleer Santrali’ni kapatın” çağrısı- VİDEO

    Çevrecilerden “Metzamor Nükleer Santrali’ni kapatın” çağrısı- VİDEO

    PİRHA- Doğa ve Yaşam Savunucuları, Metzamor Nükleer Santrali’nin kapatılması çağrısıyla Ermenistan’a “Çernobil ve Fukuşima yaşanmadan Metzamor’u durdurun” mesajı verirken, Türkiye’deki yetkili kurumlara da acil önlem alma çağrısında bulundu.

    Doğa ve Yaşam Savunucuları, Ermenistan sınırına 16 kilometre, Iğdır’a ise yalnızca 30 kilometre uzaklıkta bulunan ve dünyanın en riskli nükleer santralleri arasında gösterilen Metzamor Nükleer Santrali’nin kapatılması talebiyle Iğdır’da basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamayı grup adına Sabahat Aslan okudu.

    Basın açıklamasında, Metzamor Nükleer Santrali’nin 1976 ve 1980 yıllarında faaliyete giren iki reaktöründen oluştuğu, santralin deprem riski yüksek bir bölgede yer alması nedeniyle büyük bir tehlike arz ettiği vurgulandı. Aslan, Sovyet bilim insanlarının dahi santralin yapım sürecinde projeye karşı çıktığını, özellikle fay hattı üzerindeki konumu ve su kaynaklarına sızma riskinin ciddi kaygılar yarattığını ifade etti.

    “NÜKLEER FACİAYA DAVETİYE”

    1988’de Ermenistan’da meydana gelen Spitak Depremi’nin ardından santralin kapatıldığını hatırlatan Aslan, 1995 yılında yeniden faaliyete geçirilen Metzamor’un 2005’te ömrünü tamamladığı halde, işletim süresinin defalarca uzatıldığını belirtti. Bugün hâlâ çalışan santralin, Ağrı Dağı ile Alagöz Dağları arasında bulunan Aras Havzası’nda, Doğu Anadolu fay hattı üzerinde yer aldığına dikkat çeken Aslan, “Bu santral, Çernobil’in yol açtığı felaketin bir benzerini bölgemize yaşatabilir” dedi.

    “ÇERNOBİL VE FUKUŞİMA’NIN ETKİLERİ HALA SÜRÜYOR”

    Çernobil ve Fukuşima örneklerinden yola çıkarak nükleer kazaların yarattığı yıkımın kuşaklar boyu süren etkilerine vurgu yapan Aslan, “Dünya tarihinin en büyük nükleer santral kazası olan Çernobil faciasının zararlarını dünya 39 yıldır hala çok ağır ödüyor. Bütün dünya ülkelerinde yaşayan, milyonlarca insan kazadan sonra yayılan radyasyondan çok olumsuz etkilendi. Çocuklar sakat ve lösemili doğdu. Kazanın ardından geçen 39 yıllık süre içinde bölgede yaşayan insanların vücutlarında bağışıklık sisteminde yetersizlikler ve genetik yapının bozulması ile kanser oluşumunun hızlandığı, ölümlerin arttığı ve o bölgede radyasyon kirliliği yüzünden tarımın, hayvancılığın çok olumsuz etkilendiği araştırma sonuçları olarak dünya kamuoyuna yansıdı. Fukuşima radyasyonundan öleceklerin sayısı henüz belli değil. Çernobil ve Fukişimanın yaratmış olduğu ekonomik ve sosyal kayıplar hesap bile edilemiyor. Bu kazaların sonuçları dünya kamuoyundan gizleniyor” diye konuştu.

    “BÖLGE ÜLKELERİ TEHDİT ALTINDA”

    Sabahat Aslan, Metzamor Nükleer Santrali’nin sadece Ermenistan’ı değil; Türkiye, Azerbaycan, Nahçıvan ve İran başta olmak üzere tüm bölge halklarını tehdit ettiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

    “Bu santral, teknolojisi eski, ömrü dolmuş ve deprem kuşağında yer alıyor. En kısa sürede kapatılması insanlık ve doğa adına bir zorunluluktur. Özellikle Iğdır halkı büyük risk altındadır. Nükleerle ilgili bütün Uluslar arası kurumlara ve Ermenistan hükümetine sesleniyoruz. Ermenistan Çernobil ve Fukuşima olmadan Metzamor Nükleer Santralini kapatın. Bu santralin kapatılması için Ülkemizin ilgili kurumları acilen harekete geçmelidir.Metzamor Nükleer Santrali kapatılana kadar mücadelemiz devam edecektir.”

    PİRHA/ IĞDIR

  • Maden Kanunu’ndaki değişiklik teklifine DEM Parti’den şerh: Kamu yararı yok!

    Maden Kanunu’ndaki değişiklik teklifine DEM Parti’den şerh: Kamu yararı yok!

    PİRHA – Milletvekili Celal Fırat, “Maden Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”ne ilişkin DEM Parti adına Muhalefet Şerhini TBMM’ye sundu. Fırat, “Kanun tekliflerinin istişareyle yapılmasını engelleyen AKP-MHP ittifakı modern demokrasilerin ve hukuk devletlerinin en temel hakkı olan yasa yapma hakkını ortadan kaldırmaktadır” dedi. 

    Halkların Eşitlik Demokrasi Partisi (DEM Parti) 2/1959 Esas Nolu Maden Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifine ilişkin Muhalefet Şerhinde bulundu.

    “TOPLUMSAL YARAR VE KAMUSAL NİTELİK GÖZETİLMİYOR”

    İstanbul Milletvekili Celal Fırat imzasıyla Meclis’e sunulan Muhalefet Şerhinin usule ilişkin değerlendirmesinde şu hususlara dikkat çekildi:

    “7 kanunu ilgilendiren 16 maddelik kanun teklifi, birçoğu sektör oyuncularına avantaj ve kolaylık sağlama olarak değerlendirilebilecek düzenlemeler içermektedir. AKP iktidarının geçmiş dönemlerde de alışılagelmiş uygulamaları 28. Dönemde de devam etmektedir.

    Kanunların komisyon sürecine gelmeden toplumun ilgili kesimlerinin temsilcileri olan odalar, sendikalar, dernekler veya demokratik kitle örgütlerinin görüşleri alınarak yapılması gerekliliğini bir kez daha vurgulamak gerekiyor.

    Kanun tekliflerinin istişareyle yapılmasını engelleyen AKP-MHP ittifakı modern demokrasilerin ve hukuk devletlerinin en temel hakkı olan yasa yapma hakkını ortadan kaldırmaktadır. Yasa yapma hakkının zayıflatılması, halk egemenliğine yönelik en büyük darbelerden biridir. Çünkü halkın cebinden toplanan vergilerin nerelere harcanacağı ve demokratik-hukuk devletinin nasıl işleyeceğine işaret eden en önemli ilkelerden biri yasa yapma hakkıdır. Maden Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, 29 Ocak’ta biz üyelere iletilmiş ve 31 Ocak’ta komisyonda görüşülmesi öngörülmüştür.

    Hükümet, ekonomik çıkarları gözeterek aceleyle hazırlanan kanunları, toplumsal yarar ve kamusal nitelik gözetilmeden toplumun genel çıkarlarına uygun olmayan bir biçimde hayata geçirmekte ve bu durum demokratik süreçlerin göz ardı edilmesine neden olmaktadır. Sermaye isteği uğruna yapılan bu çabalar, adalet, şeffaflık ve demokratik prensiplere aykırı bir yönetim anlayışının yansımasıdır. Bu kanunların halkın beklenti ve ihtiyaçlarına uygun olmayışı, demokratik katılımın sınırlanması ve sermayenin ayrıcalıklı bir konumda tutulması, ülkenin sosyal dengesizliklerle karşı karşıya kalmasına yol açmaktadır.

    Bu kanun teklifi vesilesiyle bir kez daha belirtmek gerekir ki, AKP iktidarının yasa yapım süreçlerinde geliştirdiği bakış açısı ve takındığı tutum antidemokratiktir. Meclis’in adeta bir noter makamı olarak görülmesi her şeyden önce millet iradesine hakarettir. Muhalefetin uyarılarını yok sayan, önerilerini dikkate almayan demokratik anlayıştan uzak bir iktidar anlayışı ile karşı karşıyayız.”

    “ÇEVRESEL SORUNLARA NEDEN OLACAKTIR”

    DEM Parti Muhalefet Şerhinin genel değerlendirme bölümünde maden aramalarında yapılan usulsüzlüklere de dikkat çekildi. Maden çalışmada Maden Mühendisleri Odası’nın işin hiçbir tarafında olmadığına dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:

    “Kanada, Avustralya gibi dünyada madenciliğin en ileri teknolojik seviyede yapıldığı ülkelerde, Meslek Odaları bu düzenlemelerin sürükleyicisi konumunda bulunmaktadır.

    Maden ruhsatlarının hızla ve düşük standartlarda verilmesi, çevresel düzenlemelerin ihmal edilmesine ve doğal kaynakların sürdürülebilir bir şekilde kullanılmamasına yol açacağı için su kirliliği, toprak erozyonu, habitat kaybı gibi çevresel sorunlara neden olacaktır. Öte yandan hızlı verilen maden ruhsatları, yerel halkın katılımını ve bilgilendirilmesini azaltacağından yerel topluluklar üzerinde olumsuz etkilere sebebiyet verecektir. Ayrıca, iş sağlığı ve güvenliği standartlarının ihmal edilmesi gibi gerekçelerle maden sahasındaki çalışanların ve çevrede yaşayanların sağlığını tehdit edecektir.

    “SU KAYNAKLARININ AZALMASINA YOL AÇACAKTIR”

    Özetle, baraj gölleri, suni ve tabi göllerin üzerine yüzer GES (Güneş Enerjisi Sistemi) kurulmasının önü açılmaktadır. Ancak, baraj veya göl yüzeylerinde yenilenebilir enerji üretim sistemi kurulurken (yüzer GES), imar planının aranmaması ve sadece DSİ ve sulama birliklerine bu hak tanınırken, belediyelere bu hakkın tanınmaması sorunlu bir yaklaşımdır.

    Güneş panellerinin inşa edilmesi ve bakımı sırasında kullanılan malzemeler veya kimyasallar, su kalitesini olumsuz etkileyecek faktörler arasındadır. Ayrıca, göl yüzeyinin güneş panelleri tarafından kapatılması fotosentezi azaltabilir ve suyun oksijen seviyelerini etkileyebilir. Benzer şekilde paneller su varlıklarının yüzey alanını azaltacak ve rüzgâr geçişinin engellenmesine sebebiyet vereceği için iklimsel etkiler doğuracaktır. Bu durum, göl seviyelerinde düşüşe ve su kaynaklarının azalmasına yol açacaktır. Kaldı ki imar planı yapılmaksızın, doğal alanlar üzerine enerji üretim tesisi kurulması izni verilecek olması kamu yararı taşımamaktadır.

    “NÜKLEER SANTRALLER NÜKLEER FELAKET DEMEKTİR”

    Nükleer Santral projelerinin derhal durdurulması gerektiğine vurgu yapılan DEM Parti şerhinde, Akkuyu Nükleer Güç Santrali inşaatının temelinde oluşan çatlaklar nedeniyle tehlikelere de işaret edildi. Bilim insanlarının uyarıları ve kamuoyunun görüşünün dikkate alınması gerektiği ifade edilerek şöyle devam edildi:

    “Toplumun genelini ilgilendiren, gelecek kuşakları riske sokan nükleer santral gibi projeler ve tüm yasal düzenlemeler TBMM`deki salt çoğunluk anlayışı ile asgari demokratik yönetim ilkeleri, saydamlık, açıklık, katılımcılık ve hesap verebilirlik değerleri göz ardı edilerek belirlenemez.

    Rusya ile varılan anlaşma gereğince Akkuyu bölgesinde santral inşaatı için çalışmalar devam etmektedir. Akkuyu Nükleer Santrali sadece Mersin için değil tüm Türkiye ve bölge için ciddi bir tehdittir. Herhangi bir kaza olmasa dahi santralin yarattığı çevresel etkiler bölgeyi derinden etkileyecektir.

    Akkuyu Nükleer Santrali enerjide dışa bağımlılığı azaltacak bir seçenek de asla değildir. Teknolojide, yakıtta hatta teknik personelde Rusya’ya bağımlı olunması dışa bağımlılığı azaltacak değil arttıracak bir faktördür. Santral enerjiden ziyade askeri stratejik açıdan tercih edilmektedir ki bu durumun da ülke ve bölge barışına hizmet etmeyeceği açıktır. Tersine bölgeyi hedef haline getirecektir.

    Nükleer Güç Santralleri insanlar ve çevre için ciddi risk oluşturan tehlikeli sistemlerdir. NGS’nde radyoaktif maddeler elektriğe dönüştürülmektedir. Nükleer santrallerde hammadde olarak uranyum kullanılmaktadır. Olası bir nükleer felaketin en canlı örneği Çernobil Faciasıdır. Bu faciada bulutlarla taşınan radyasyon uzun vadede özellikle kanser olmak üzere birçok hastalık çeşidi ile insanların ölümüne neden olmuştur. 1986’da Ukrayna’da meydana gelen facianın etkisi hala sürmektedir, bunu anlamak için Karadeniz bölgesindeki kanser vakalarındaki artışa bakmak yeterlidir.

    2011’de Japonya/Fukuşima’da meydana gelen sızıntıda ortaya çıkan radyasyonun bugün tüm dünya denizlerini etkilediği bilimsel verilerle ispatlanmıştır. Yalnızca Mersin Akkuyu’da değil, Sinop’ta, Tekirdağ’da yapımı amaçlanan nükleer santrallerin yapımlarının, hangi ülke ile anlaşmalı yapılıyor olursa olsun, bir an önce durdurulması gerekmektedir.

    Bu vesileyle ifade etmek gerekir ki; uzmanlar, Akkuyu Nükleer Santralinin yer, zemin ve deprem etütlerine göre uygun bölgede olmadığını, 25 kilometre uzaklığındaki aktif Ecemiş fay hattında meydana gelecek bir depremde tam bir felaket yaşanabileceğini, bu durumdan Türkiye’nin yanı sıra, tüm Ortadoğu’nun etkileneceğini belirtmişlerdir.

    Bütün bu anlatımlar, bütün bu örnekler bizlere bir şeyler söylemektedir. Nükleer enerji bir çözüm değil, dünyanın geleceğini, çevresini, doğasını yok oluşa sürükleyen bir felakettir.  Buna kimse izin vermemeli, buna kimse evet dememelidir.”

    “KAMU YARARI TAŞIMAMAKTADIR”

    DEM Parti’nin ilgili maddeler üzerine değerlendirmesi ise şu yönde oldu:

    “Ulusal Maden Kaynak ve Rezerv Raporlama Komisyonu’nun (UMREK) sil baştan yeniden yapılandırılması ve meslek odalarının bu yapının sivil ayağını temsil edecek şekilde sistemin merkezinde yer alması ile sorun bir nebze çözüme kavuşabilecektir. Bu şekliyle siyasallaşmış ve iktidarın bir organına dönüşmüş UMREK sağlıklı bir raporlama ve teknik faaliyet yürütemez. Bilimsel çalışmaların kamu yararına bir sonuca ulaşması ve UMREK kodu ile nitelikli raporlama sisteminin hayata geçirilmesi için Yerbilimleri, Maden ve Metalürji Profesyonelleri Birliği’nin (YERMAM) siyasi otoriteden bağımsız ve tarafsız bir şekilde yeniden yapılandırılması sağlanmalıdır.

    Dolayısıyla, Maden Kanunu’nda yapılmak istenen ilk üç maddedeki değişiklik geri çekilmelidir.

    Dolayısıyla, tüketim yerinde yapılan ve dağıtım, yerel üretimin en sağlıklı biçimde planlanabilmesi için yerel yönetimlere daha fazla inisiyatif verilmelidir. Şüphe götürmeyecek biçimde kamu malı sayılması gereken su yüzeyinin kullanımı, başta belediyeler olmak üzere kamu kuruluşlarına bırakılmalıdır. Kaldı ki imar planı yapılmaksızın, doğal alanlar üzerine enerji üretim tesisi kurulması izni verilecek olması kamu yararı taşımamaktadır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Mersin’de nükleere tepki: Bu akıl almaz proje derhal durdurulmalı- VİDEO

    Mersin’de nükleere tepki: Bu akıl almaz proje derhal durdurulmalı- VİDEO

    PİRHA- Akkuyu NGS’nin birinci güç ünitesi için işletmeye alma izni verilmesine tepki gösteren TİP Mersin İl Başkanı Ahmet Paket, “Rusya ve ortağı olan sarayın inatla sürdürdüğü Akkuyu NGS Projesi’nin yapımının sürdürülmesi bir akıl tutulmasıdır. Bu akıl almaz proje derhal durdurulmalı” dedi.

    Rusya tarafından Mersin’in Gülnar ilçesinde inşa edilen Akkuyu Nükleer Santrali, ilk reaktörün işletmeye alınması için Nükleer Düzenleme Kurumu’ndan gerekli izinleri aldı. Konuya ilişkin Türkiye İşçi Partisi (TİP) Mersin İl Örgütü, Özgür Çocuk Parkında basın açıklaması yaptı.

    “Rantınıza da reaktörünüze de geçit yok” yazılı pankartın açıldığı eyleme emek ve demokrasi güçleri ile çok sayıda çevreci destek verdi.

    “TÜM AKDENİZ’İ YOK EDECEK BİR PROJE”

    Basın açıklamasını okuyan TİP Mersin İl Başkanı Ahmet Paket, nükleerin tüm Akdeniz’i yok edecek bir proje olduğunu belirterek, AKP iktidarını bu ısrarı yüzünden eleştirdi. “Bu nükleer yerli ve milli” diyerek halka yalan söylendiğine işaret eden Paket, Topraklarımızın 100 yıllığına Rusya’ya kiralanması bir yana, daha geçtiğimiz yıl yaşanılan yangınlara müdahale etmekte geciken, yılı bile dolmayan ve on binlerce yurttaşımızın hayatını yitirdiği depremlere önlem almak bir yana canlarını hiçe sayacak uygulamalara imza atan AKP iktidarının ısrarla sürdürdüğü Akkuyu NGS Projesi’nin yapımının sürdürülmesi bir akıl tutulmasıdır” dedi.

    Nükleer Santral inşaatında yaşanan iş cinayetlerine de değinen Paket, buranın bir işçi mezarlığına dönüştüğünü ve üstünün örtüldüğüne de dikkatleri çekti.

    “RUSYA’NIN TÜRKİYE’DEKİ ÜSSÜ”

    Yapımı süren nükleer ile toprakların Rusya’ya peşkeş çekildiğini dile getiren Ahmet Paket, söylenenin aksine yurttaşların daha pahalıya elektrik kullanmasına neden olacağını söyledi:

    “Öncelikle bu santralin sahibi yüzde 100 Rusya olacak. Yapım maliyeti ise 22 milyar dolar. 15 yılda Rusya’ya ödenecek toplam alım garantisi tutarı 38 milyar dolar. 60 yılda Rusya’ya ödenecek olan toplam tutar en az 284 milyar dolar. Rusya bir koyup 13 kazanacak, Türkiye kendi sınırları içerisinde yabancı bir santralden yıllarca ithalat yapmak zorunda kalacak. Bu sözleşmeyle Rusya Türkiye’de bir nevi ilk Rus askeri üssünü de kurmuş olacak. 11 kilometrelik vatan toprağı 100 yıl boyunca göz göre göre yabancı bir ülkeye verilmiş olacak.”

    NÜKLEER PROJESİNİN İPTALİ İÇİN ÇAĞRI

    En ufak bir nükleer sızıntıda tüm habitatın yok olacağını vurgulayan Paket, “Rusya ve ortağı olan sarayın inatla sürdürdüğü nükleer inşaatında reaktörler devreye sokulmadan bu akıl almaz proje durdurulsun. Reaktörler daha devreye girmeden iklim krizi nedeniyle 2 derece ısınan Akdeniz’de yapılmaması gerek bu projeden vazgeçin. Mersinliler olarak yaşamda inat ediyoruz ve nükleer projesi durdurulana kadar sokaklarda olmaya devam edeceğimizi yeniden duyuruyoruz” şeklinde konuştu.

    PİRHA/ MERSİN

     

  • ‘Akdeniz’in ısınan suyuna rağmen nükleer santralde ısrarcı olmak deliliktir’ -VİDEO

    ‘Akdeniz’in ısınan suyuna rağmen nükleer santralde ısrarcı olmak deliliktir’ -VİDEO

    PİRHA- Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri’nin (DAÇE), inşaatı devam eden Akkuyu Nükleer Santrali’nin kapatılmasına ilişkin açmış olduğu davanın duruşması görüldü. Avukat İsmail Hakkı Atal, Akdeniz’in ısınmasından kaynaklı santralin soğutma sisteminin işlevsiz kalacağını belirterek, “Bu yaz Akkuyu Nükleer Santral sahasında deniz suyu sıcaklığı 31 buçuk dereceye vardı. Bu şartlarda nükleer santral yapımına devam etmek bir çılgınlıktır, deliliktir” dedi.

    Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri’nin (DAÇE) Mersin’in Gülnar ilçesinde yapımı devam eden ve Rusya’ya ait olan Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin (NGS) kapatılmasına ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na açtığı davanın duruşması bugün görüldü.

    Duruşma öncesi DAÇE gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, Mersin Çevre ve Doğa Derneği Başkanı Sabahat Aslan ve Tarsus Çevre Koruma Kültür ve Sanat Merkezi (ÇEKSAM) Başkanı Semra Kabasakal basın açıklaması yaptı.

    “KÜRESEL ISINMA DİKKATE ALINMALI, NGS KAPATILMALI”

    İsmail Hakkı Atal, son yıllarda iklim krizine bağlı olarak deniz ısısının yükselmesi sebebiyle nükleer santrallerin kapandığını söyleyerek Fransa ve İsveç’ten örnekler verdi. Deniz suyu ısısı Fransa’da 28 dereceyi, İsveç’te ise 25 dereceyi geçince nükleer santrallerin kapatıldığını aktaran Atal, “2022 yazında burası 30 buçuk dereceyi gördü. Bu yaz ise Akkuyu Nükleer Santral sahasında deniz suyu sıcaklığı 31 buçuk dereceye vardı. Bu bir akıl tutulması. Bu şartlarda nükleer santral yapımına devam etmek bir çılgınlıktır, deliliktir. Bütün Türkiye’yi, Akdeniz’i cehenneme atmaktır” dedi.

    “BİLİRKİŞİ İDDİALARIMIZI KABUL ETTİ”

    Açıklamanın ardından davalı ve davacı tarafın avukatlarının hazır bulunduğu duruşma başladı. Duruşmada söz alan Atal, bilirkişi raporlarına değinerek şunları söyledi:

    “ÇED raporunda deniz suyu ile ilgili bir değerlendirmenin olmadığı ortaya çıktı. Bunun üzerine Prof. Dr. Şule Ergün, mütalaasında Akdeniz’in dünya ortalamasının üzerinde ısındığını kabul ederek ‘giriş sıcaklığının artması santralin ekonomik işletilmesi ve kondenserin tasarım limitleri ile ilgili bir sorun olup çevre ile ilgili mevzuatlarda kondensere giren suyun sıcaklığı ve kondenserden çıkan suyun debisi sınırlandığından reaktör gücünün sınırlandırılması veya reaktörün durdurulması ile sonuçlanmaktadır’ ifadesiyle santralin çalıştırılamayacağını üstü kapalı olarak kabul etti. Diğer yandan her iki profesör de santralin ÇED raporunda veya başka bir çalışmada deniz suyu sıcaklığı ile ilgili hiçbir çalışma yapılmadığına değinmedi.”

    Duruşma kararın daha sonra tebliğ edilmesi üzerine sona erdi.

    PİRHA/ MERSİN

  • Yavuzyılmaz: Akkuyu’dan Rusya’nın kasasına 15 yılda 38 milyar dolar girecek-VİDEO

    Yavuzyılmaz: Akkuyu’dan Rusya’nın kasasına 15 yılda 38 milyar dolar girecek-VİDEO

    PİRHA- Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin ekolojik yıkımının yanında Türkiye ekonomisine verdiği zarara dair konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, Rusya’nın kasasına 15 yılda 38 milyar dolar gireceğini ifade ederek, tepki gösterdi.

    Mersin’in Gülnar ilçesinde inşaatı devam eden Akkuyu Nükleer Güç Santrali’ne (NGS) çevreye ve insan sağlığına verdiği zararlar ile Rusya’ya sağladığı imtiyazlar sebebiyle karşı çıkılıyor. Tüm bunların yanında inşaat yapımına başlandığı günden itibaren çıkan yangınların, patlamaların, iş kazalarının ve işçi ölümlerinin ardı arkası gelmiyor.

    Konuyu Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda gündeme taşıdı.

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’a sorularımı yönelten Yavuzyılmaz, Türkiye’de elektrik üretiminin yüzde 81’ini, dağıtımının da yüzde 100’ünü özel şirketlerin yaptığını belirterek, “İhaleleri de, satışı da aynı şirketler yapıyor. TEİAŞ’da özelleştirilirse tekelleşme olacak. Tekelleşmenin engellenmesine dair suç duyurusunda bulundum” dedi.

    Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin anlaşmasını hatırlatan Yavuzyılmaz, “4 ünite var. Her biri 1200 megawatt (MW) olarak belirlenmiş. Birinci ve ikinci üniteler için yüzde 70 alım garantisi, üçüncü ve dördüncü üniteler içinde yüzde 30 alım garantisi verildi. 15 yıl boyunca reaktörler çalışsa toplam 38 milyar dolarlık bir alım garantisi verilmiş oluyor. Yüzde 100 satış yapıldığı takdirde Rus şirket 76 milyar dolar para kazanmış oluyor” diyerek santralin yapımına tepki gösterdi.

    PİRHA/MERSİN-ANKARA

  • Koca: Akkuyu Nükleer Santrali ekokırım projesidir, kapatılmalıdır-VİDEO

    Koca: Akkuyu Nükleer Santrali ekokırım projesidir, kapatılmalıdır-VİDEO

    PİRHA-Akkuyu Nükleer Santrali başlı başına tüm canlı yaşamı tehdit eden bir ölüm santrali olduğuna işaret eden Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, “Bu santral bir ekokırım projesidir. Mesele sadece ulusal güvenliğe indirgenemez. Doğa, yaşam ve toplum için Akkuyu Nükleer Santrali derhal kapatılmalıdır” dedi.

    Mersin’in Gülnar ilçesinde yapımına başlandığı günden bu yana birçok skandalla gündeme gelen, toplumun büyük bir kesiminin ekolojik facia olarak tanımladığı Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde vukuatlar son bulmuyor.

    2018 yılında temelleri atılan Akkuyu NGS inşaat sahasında iş kazaları, patlamalar, temelde çatlak ve zeminde su sızıntısı meydana gelmişti. Son olarak inşaatta çalışan en az bin 500 işçi verilen yemeklerden dolayı zehirlendi.

    İşçilerin zehirlenmesi ve Akkuyu Nükleer A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Anastasia Zoteeva’nın nükleer santrale ilişkin açıklamalarının ardından, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) şirketinin CEO’su ve Yönetim Kurulu Başkanı Anastasia Zoteeva’nın “Bu nükleer santral tamamen Rusya’ya aittir” sözlerini yalanladı.

    Bakan Bayraktar, “Akkuyu Nükleer A.Ş., Türkiye Cumhuriyeti‘nin vergi mevzuatına, hukuk kurallarına göre çalışan bir şirket, bir Türk şirketidir. Hükümetler arası anlaşma kapsamında da bizlere her konuda, hem iktisadi hem de güvenlik konularında fevkalade önemli haklarımızın olduğu ve tamamen Türkiye’nin kontrolünde yürüyen bir proje” dedi.

    2 gün önce inşaat sahasında çalışan Muharrem Çolak adlı işçi iskeleden düşerek hayatını kaybetmesi nükleer santrale karşı tepkileri alevlendirdi.

    Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, Akkuyu Nükleer Santrali’ne ilişkin Meclis Genel Kurulu’nda konuşma yaptı.

    Akkuyu Nükleer Santrali başlı başına tüm canlı yaşamı tehdit eden bir ölüm santrali olduğuna işaret eden Perihan Koca, “Santralde meydana gelecek olası bir kaza bırakın ulusal güvenliği, üzerinde ulusun yaşayabileceği bir coğrafyayı bile yok edebilir” dedi.

    “BU SANTRAL BİR EKOKIRIM PROJESİDİR

    Uzmanların ve çevre örgütlerinin Akkuyu Nükleer Santrali’ne ilişkin uyarılarda bulunduğunu vurgulayan Perihan Koca, şunları ifade etti:

    “Maraş merkezli depremlerin ardından Kıbrıs yayı olarak bilinen Kıbrıs deprem fay hattının deprem üretme potansiyelinin arttığını belirtiyorlar. Olası bir Kıbrıs depreminin doğrudan Mersin’de yaratması muhtemel sarsıntılar nükleer santralin yarattığı tehdidi büyütmektedir. Göz göre göre bir felaketin kaldırılıyorlar altına imza atılıyor.

    Santralin inşaatında çalışan işçiler her hafta gıda zehirlenmesinden hastaneye kaldırıldı ve her hafta Silifke Devlet Hastanesi dolup taşıyor. İki gün önce santral inşaatında çalışan işçi kardeşimiz Muharrem Çolak iskeleden düşerek can verdi. İşçiler kölelik koşullarında ölümle burun buruna getiriyorlar. Santralin kuruluş gerekçesi ülkenin enerji ihtiyacı olarak gösteriliyor. Oysa ki enerjinin genel olarak tüm toplumun değil, sermayedarların ihtiyacı olduğu açıktır. Bu santral bir ekokırım projesidir. Mesele sadece ulusal güvenliğe indirgenemez. Doğa, yaşam ve toplum için Akkuyu Nükleer Santrali derhal kapatılmalıdır.”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:

    ‘Nükleer santral ekosisteme yapılan bir darbe, vazgeçilmeli’
    > Nükleer santrale ilişkin kaygılar artıyor: Akkuyu, nükleer atık alanı haline getirilebilir
    >Avukat Atal: Enerji Bakanı Akkuyu konusunda açıkça yalan söylüyor-VİDEO

  • ‘Nükleer santral ekosisteme yapılan bir darbe, vazgeçilmeli’ -VİDEO

    ‘Nükleer santral ekosisteme yapılan bir darbe, vazgeçilmeli’ -VİDEO

    PİRHA- Mersin Nükleer Karşıtı Platform Sözcüsü Osman Koçak, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin insan, doğa ve ekonomik yönden sorun teşkil ettiğini belirtti. Koçak, nükleer santralin ekosisteme yapılan bir darbe olduğunu ve inşaatın durdurulması gerektiğini ifade etti.

    Mersin’in Gülnar ilçesinde yapımına başlandığı günden bu yana birçok skandalla gündeme gelen, toplumun büyük bir kesiminin ekolojik facia olarak tanımladığı Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde vukuatlar son bulmuyor.

    2018 yılında temelleri atılan Akkuyu NGS inşaat sahasında iş kazaları, patlamalar, temelde çatlak ve zeminde su sızıntısı meydana gelmişti. Son olarak inşaatta çalışan en az bin 500 işçi verilen yemeklerden dolayı zehirlendi.

    Mersin Nükleer Karşıtı Platform (NKP) Sözcüsü Osman Koçak, 20 milyar dolarlık dev bir yatırımda sermaye sahiplerinin maliyetleri düşürmek için insan sağlığını hiçe saydıklarını belirtti.

    “1500 KİŞİNİN ZEHİRLENMESİ BÜYÜK BİR OLAY”

    Yaşanan zehirlenme olayında ölümlerin olduğu ileri sürülse de bunun üzerinin kapatıldığı iddia ediliyor.

    Osman Koçak; yemek sorununun ilk olmadığını, bin 500 işçinin zehirlenmesinin bu konuda herhangi bir iyileştirmenin veya denetimin yapılmadığına kanıt olduğunu söyledi.

    Yemeklerde sınıf ayrımının da olduğuna dikkat çeken Koçak, “20 milyar dolarlık büyük bir yatırımda bin 500 işçinin gıda zehirlenmesi yaşaması büyük bir olay. Her ne kadar üstü örtülmeye çalışılsa da iş cinayetlerinin, ölümlerin olduğunu da biliyoruz. İşçiler yedikleri yemeklerde sınıf ayrımı yaşıyor. Mavi yakalılarla beyaz yakalıların yemek yerleri ayrı. Onların mekanı daha geniş yemek kalitesi farklı. Yemek, barınma, temizlik, banyo, duş sorunları var. Maliyetlerden kısmak adına halkın sağlığı hiçe sayılıyor” dedi.

    “SANTRAL TAMAMEN RUSYA’NIN, HALK YANLIŞ BİLGİLENDİRİLİYOR”

    Geçtiğimiz günlerde Akkuyu Nükleer A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Anastasia Zoteeva’nın Rus devlet televizyonuna nükleer santral ile ilgili yaptığı açıklamalar dikkat çekti. Zoteeva, “Sovyet dönemi dâhil Rusya’nın nükleer enerji tarihinde ilk kez başka bir ülkede, ancak kendimiz için bir santral inşa ediyoruz. Bu nükleer santral Rusya’ya ait. Bu başka ülkenin topraklarında inşa edilen bize ait santraldir” ifadelerini kullandı.

    Rusya Atom Enerjisi Kurumu’nun (ROSATOM) Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin inşaatını ‘Yap-İşlet-Devret’ modeliyle değil ‘Yap-İşlet-Sahip Ol’ sistemiyle üstlenmesi bilinen bir gerçek.

    Ancak hükümetin bu konuda farklı bir algı yarattığını dile getiren Osman Koçak, “Bu santral halkımıza empoze edildiği gibi Türkiye’ye ait bir santral değil, Zoteeva bu gerçeği açıkladı. Rusya ürettiği elektriğin yarısını 15 yıl müddetle kullan kullanma Türkiye’ye ödetecek. Yaklaşık 50 milyar dolar civarında bir tutar ediyor. Aslında Türkiye Rusya’nın sahip olduğu bu inşaatın maliyetini kendi halkına ödetmiş olacak” sözlerini kullandı.

    “MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

    Siyasi rant uğruna ekosistemin talan edildiğini ve insan yaşamının göz ardı edildiğini ifade eden Koçak, mücadele vurgusu yaparak sözlerini şöyle tamamladı:

    “Nükleer, Türkiye açısından siyasi iktidar meselesi, yapanlar sermaye çevreleri fakat iktidarlar anlaşarak yaptılar. Bütün bunlar insan sağlığı ve çevre için oldukça sorunlu. Ekosisteme yapılmış bir darbe nükleer. Halkı ve doğayı düşünen yok. Yalan ve sahte bir şekilde halkla ilişkiler çalışmaları yapıyorlar ama halka bunu iletmek lazım. Biz Nükleer Karşıtı Platformlar olarak Türkiye genelinde bu bilgileri halka yansıtmaya çalışıyoruz ancak burada siyasi yapılara ve demokratik kitle örgütlerine büyük bir görev düşüyor. Kendi kitlelerine ve halkın tamamına nükleer ile ilgili gerçeklerin anlatılması gerekiyor.”

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

  • ‘AKP nükleeri seçim propagandası haline getirdi, izin vermeyeceğiz’

    ‘AKP nükleeri seçim propagandası haline getirdi, izin vermeyeceğiz’

    PİRHA- Adana Ekoloji Platformu Sözcüsü Çağla Özgençtürk, AKP’nin ekolojik yıkımı daha da derinleştirdiğine değinerek, henüz kurulmamış nükleer santrale enerji getirmenin seçim propagandası olduğuna dikkati çekti. Yeşil Sol Parti Adana İl Eş Sözcüsü Hazım Özdemir de, doğa- insan birliği üzerine kurulmuş bir anlayışla nükleer santralleri kapatacaklarını belirtti.

    14 Mayıs seçimlerine sayılı günler kala AKP’nin, henüz inşaat aşamasında olan Akkuyu Nükleer Güç Santrali’ne nükleer yakıt getirmesi ve bunu törenle gerçekleştirmesi çevrecilerden ve halktan büyük bir tepki aldı. Nükleere ve diğer çevre sorunlarına dair PİRHA’ya konuşan Adana Ekoloji Platformu Sözcüsü Çağla Özgençtürk ve Yeşil Sol Parti Adana İl Eş Sözcüsü Hazım Özdemir, oy verirken ekoloji mücadelesini odağına alan, nükleeri kapatma sözü veren partilerin göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguladılar.

    “AKP EKOLOJİK YIKIM YARATTI”

    Adana Ekoloji Platformu Sözcüsü Çağla Özgençtürk, AKP iktidarının daha fazla zenginleşmek adına ekolojik tahribat yarattığını söyledi. Ekolojiye dair politikalarının çok farklı olmaması sebebiyle ana muhalefet partisini de eleştiren Özgençtürk, “Mevcut siyasi iktidar ekolojik tahribatta çok aşırıya kaçmış bir yerde. Onun yerine gelmesi ön görülen muhalefet de bu noktada ekolojik mücadeleyi tam olarak kavrayamamış, tehlikeyi görememiş bir yerden davranıyor. Politikalarına baktığımızda var olan durumu restore eden, ondan sonra mevcut düzene devam eden bir yerde. Hatta enerji üreten santraller ile ilgili buna ihtiyacın olduğunu söyleyen bir yerdeler” dedi.

    “AKP İNSAN HAYATIYLA KUMAR OYNUYOR”

    Özgençtürk devamında şunları ifade etti:

    “AKP’nin insan hayatıyla kumar oynadığına ve oy verirken bunların göz önünde bulundurulması gerektiğine değinerek, “Oy verirken termik santral ve nükleer santralin karşısında duran siyasi partiler göz önünde bulundurulmalı. Mevcut iktidar her zaman olduğu gibi insan hayatıyla kumar oynuyor kendi çıkarları için. Henüz kurulmamış bir nükleer santrale enerji getirmek bir seçim propagandası. Çok ciddi bir tehlike ile karşı karşıyayız ve bu yönde yapılan hiçbir protestoyu da dikkate almıyor iktidar.”

    “ENERJİ DEĞİL BOMBA”

    Yeşil Sol Parti Adana İl Eş Sözcüsü Hazım Özdemir, taşıdığı tehlike açısından nükleeri bir bomba olarak tanımlayarak, birçok açıdan zararlarına ve pahalı bir yatırım olduğuna vurgu yaptı. Özdemir de ekolojik politikaları açısından CHP’yi eleştirerek, “Türkiye’deki ekolojik yıkım AKP ile başlamadı aslında. Termik ve nükleer santral çalışmaları çok daha önce, Ecevit zamanında temeli atıldı AKP ise canlandırdı. Dolayısıyla bu bir sistem sorunu. Muhalefetin vaatleri ve planlamaları da bu sistemin bir devamı niteliğinde. Sermayeye ‘Ben bu işi daha iyi yaparım. AKP kurumları ve kuralları yok etti, ben kurumları tekrar oluşturup kurallara göre davranacağım’ tarzında politikaları var” şeklinde konuştu.

    “YEŞİL SOL PARTİ NÜKLEERİ KAPATACAK”

    Yeşil Sol Parti olarak doğa- insan birliği üzerine kurulmuş bir anlayışla nükleer santralleri kapatacaklarını belirten ve ülkenin diğer sorunlarına ilişkin barışçıl bir politika güttüklerini dile getiren Özdemir, şunları söyledi:

    “Yeşil Sol Parti olarak nükleer santralleri kapatacağız. Nükleer santral çok pahalı bir yatırım. Seçime doğru giderken seçmenden Yeşil Sol Parti’ye oy vermelerini istiyorum. Biz hem doğadan, hem kadından hem emekçiden yana bir partiyiz. Yukarıdan aşağıya hiyerarşik yönetimleri reddediyoruz. Kürt sorununun ülkenin en başat sorunu olduğunu ve bunun çözülmesi gerektiğini, inanç gruplarının, Alevilerin, Sünnilerin, diğer inanç gruplarının sorunlarının çözülmesinden yana bir politika yürütüyoruz. Demokrasi ve barıştan yanayız.”

    Fatoş SARIKAYA-Diren KESER/PİRHA
  • İklim Adaleti Koalisyonu Mersin’de Akkuyu’ya dikkat çekti-VİDEO

    İklim Adaleti Koalisyonu Mersin’de Akkuyu’ya dikkat çekti-VİDEO

    PİRHA- İklim Adaleti Koalisyonu, 3 günlük eylem kapsamında Mersin’de yaptığı eylemde, çevre sorunlarına dikkat çekerek, Akkuyu Nükleer Santrali çalışmalarının durdurulması çağrısında bulundu.

    İklim Adaleti Koalisyonu, 3 günlük eylem kapsamında Mersin’de çevre örgütleriyle bir araya gelerek, Balıkçı Barınakları’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya Mersin Nükleer Karşıtı Platform (MNKP), Ekoloji Birliği, Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri, Mersin Çevre Derneği(MERÇED) ve Mersin Emek ve Demokrasi Platformu ile çok sayıda çevre örgütü katılırken, “Çukurova Kervanına katıl termik santralleri kapat”, “Nükleer santral istemiyoruz” pankartı açan kitle, “Savaş değil, güvenli gıda” “Akkuyu’da kuyumuzu kazmalarına izin vermeyeceğiz” dövizleri taşındı.

    Kitle adına Ekoloji Birliği’nden Melis Tantan ve İklim Adaleti Koalisyonu’ndan Levent Büyükbozkırlı okudu. Tantan, şunları ifade etti:

    “Çukurova Kervanının Doğu Akdeniz’in kuzey kıyılarında yürüdüğü bugünlerde Mısır’ın Şarm El Şeyh Kentinde COP27 yani Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansının 27’ncisi yapılıyor. BM üyesi devletler arasındaki bu konferansın görünürdeki amacı küresel ısınma ve sera gazı emisyonlarının azaltılması. Ne var ki ilk COP Konferansının yapıldığı Nisan 1995’den bu yana bir arpa boyu yol alınmadığı, devletlerin, iktidarların ve sermaye sahiplerinin kıllarını kıpırdatmadıkları ortada. COP konferansları devletlerin, iktidarların, liderlerin ve başta uluslararası tekeller olmak üzere sermaye sahiplerinin çevresel sorumluluk sahibi olduklarını göstermek için kullandıkları bir “yeşil aklama” aracı. Bu arada Coca Cola COP27’ye sponsor olarak, insan haklarını en acımasızca çiğneyen devletlerden biri olan ve Doğu Akdeniz’in güney kıyısında nükleer santral kuran Mısır COP27’ye ev sahipliği yaparak kendilerini aklama çabası içindeler.”

    Eolojik sistemin ve dengenin bozulması sonucu bir yandan ölümcül kuraklıklara diğer yandan ölümcül sellere yol açan küresel ısınmanın ve sera gazı emisyonlarının azaltılması da ekoloji mücadelesinin her alanında olduğu gibi yine ekolojik mücadele örgütlenmelerinin, aktivistlerinin ve dünya halklarının iktidarlara ve sermaye sahiplerine karşı ortak mücadelesi ile olanaklı olduğunu belirten Tantan, Mersin’deki ekolojik sorunlara dikkat çekti.

    “NÜKLEER KARŞITLARI OLARAK MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”

    Akkuyu Nükleer Santrali’nin durumuna dikkat çeken ve “Devletin devamlılığı esası” iddiasının ekolojik dengenin; canlıların, insanların yaşamsal haklarının korunması için; vatandaşların özgürlüğünü, refahını, mutluluğunu sağlamak için ileri sürülüyor olması gerekmez miydi?” diye soran İklim Adaleti Koalisyonu’ndan Levent Büyükbozkırlı, “Ekolojik sisteme, doğaya, canlılığa, vatandaşların özgürlük, refah ve mutluluğuna zararları bilimsel kanıtlarla kanıtlanmış olan nükleer santral inşaatının sürdürülmesinin holdinglerin, sermaye sahiplerinin karlarının kollanmasından başka bir anlamı yoktur. Nükleer karşıtları olarak mücadelemiz, ekoloji mücadelemiz doğrultusunda nükleer santraller ortadan kaldırılıncaya kadar sürdürülecektir” diye konuştu.

    Çukurova Kervanı Hatay’da Asi Nehri ve havzasında, Samandağ Mileyha Sulak Alanı ve Kuş Cennetinde, Sarıseki’de Demir Çelik Fabrikasında, Atlas Termik Santralinde, Dörtyol’da Petro Kimya, Erzin’de Propilen fabrikalarında, maden ocaklarında yaratılan ekolojik problemlere karşı ekoloji mücadelesine güç kattı. Kervan Mersin’den sonra termik santrallar, SASA polyester, Ceyhan polipropilen, vahşi çöp yakma alanları için Adana’ya devam edecek.

    PİRHA/MERSİN

  • ‘Nükleer santraller çözüm değil, çaresizlik getirir’-VİDEO

    ‘Nükleer santraller çözüm değil, çaresizlik getirir’-VİDEO

    PİRHA- Çernobil Nükleer felaketinin yıl dönümüne ilişkin açıklama yapan Nükleer Karşıtı Platform (NKP), nükleer santrallerin çözüm değil, çaresizlik getirdiğinin altı çizildi.

    Video gelecek…

    Çernobil Nükleer Santrali’nde meydana gelen patlamanın üzerinden tam 35 yıl geçti.

    Faciaya dönüşen kaza sonrası kaybedilen hayatlar, yok edilen çevre, insanlığa unutulmaz bir ders vermiş, kapitalizmin kar hırsıyla inşa ettiği santralların ne kadar tehlikeli olabileceği bizzat görüldü. Aradan geçen onca yıla rağmen radyasyon kaynaklı ölümlerin önüne hala geçilemedi, çevreyle ilgili yıkım tüm hızıyla devam ediyor.

    Çernobil Nükleer felaketinin yıl dönümüne ilişkin Nükleer Karşıtı Platform (NKP) açıklama yaptı. Dönem Sözcüsü Aycan Özkan tarafından okunan açıklamada, Hiroşima atom bombasının tam 10 katı etkiye neden olan patlama binlerce canlının ölümüne, milyonlarcasının da etkilenmesine neden olan nükleer felaketin 14 ülkede fazlasıyla kendini hissettirdiğine işaret etti.

    Nükleer santrallerin çözüm değil, çaresizlik getirdiğinin altını çizen Özkan, “Siyasi iktidarın izlediği, bilimsel gerçeklerden uzak enerji politikaları, ülke çıkarları ile bağdaşmamakta, toplum beklentileri ve çözüm bekleyen sorunlara yanıt olamamaktadır” diye konuştu.

    “MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

    Hangi gerekçeyle olursa olsun kalkınma anahtarı gibi sunulan hiçbir yatırımın, canlı yaşamından daha değerli olmadığını hatırlatan Özkan, şunları ifade etti:

    “Çernobil’in 35. yıldönümünde nükleer santrallar, nükleer silahlar ve Kanal İstanbul Projesi gibi kamuya yüksek ve önceliği olmayan maliyetler yükleyecek, yaşam ve çevre felaketi yaratacak projelerin derhal durdurulmasını istiyoruz. Bizler, çocuklarımıza nükleer santral ve silahların olmadığı, barış ve huzur içinde kendilerine armağan edilen bayramlarda, aydınlık yarınları düşleyerek çizdikleri resimleri paylaşacakları bir ülke düşlüyoruz. Nükleer santraller nükleer silahlar yaşantımızdan çıkartılana kadar mücadelemizin daha da büyüyerek, daha da güçlenerek devam edeceğini ilan ediyor, siyasi iktidarı ülke çıkarlarına, bilimsel gerçeklere ve toplumun bu konudaki isteklerine uygun davranmaya çağırıyoruz.”

    Diren KESER/MERSİN

  • HDP Ekoloji Komisyonu’nda nükleer santral protestosu

    HDP Ekoloji Komisyonu’nda nükleer santral protestosu

    PİRHA – Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ekoloji Komisyonu, Mersin’de temeli atılan Akkuyu Enerji Santrali’ni Maçka Parkı’nda yaptıkları basın açıklaması ile protesto etti. Açıklamada, “Ne Akkuyu’ya, ne Gerze’ye, ne İğneada’ya ne de başka bir yere nükleer santral yapamayacaksınız. Dünyanın pek çok yerinde toplumsal katliamlara neden olan nükleere izin vermeyeceğiz” denildi.

    HDP İstanbul İl Yöneticisi Hunav Altun basın açıklamasında, “2010 yılında Rusya ile Türkiye arasında başlayan Türkiye’de Nükleer santral yapma projesi yaşama geçirilmeye çalışılıyor. Bizler meslek örgütleri, Türkiye Barolar Birliği, siyasi partiler, ekoloji örgütleri, kent mücadelelerinde buluşan demokratik kitle örgütleri birlikte nükleer santralin kurulmasının karşısında Danıştay’a dava açtık. Danıştay ne yazık ki hukuki değil, siyasi karar verdi ve davaları reddetti” dedi.

    “TOPLUMSAL KATLİAMLARA YOL AÇAN NÜKLEERE İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Altun, “10 Ekim 2016’da Mersin Büyükşehir Belediyesi meclisinde Akkuyu Nükleer Santral’in işaretlendiği 1/1000 ölçekli Mersin Çevre Düzeni Planı oylanıp DBP meclis üyelerinin şerh oyu ile onaylandığında ve 11 Ekim Erdoğan- Putin arasındaki görüşme ve “Türk Akımı Doğalgaz Boru Hattı Projesi” anlaşması sonrasında buna izin vermeyeceğimizi açıklamıştık. Ne Akkuyu’ya, ne Gerze’ye, ne İğneada’ya ne de başka bir yere; bu topraklara nükleer santral yapamayacaksınız Dünyanın pek çok yerinde toplumsal katliamlara neden olan nükleere izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “CANLI ÖLÜMLERİNE TANIKLIK EDECEKSİNİZ”

    Öte yandan HDP Ekoloji Komisyonu Üyesi Beyza Üstün, Büyükçekmece’de bir araziye siyanür dökülmesi ile ilgili olarak da şunları söyledi:

    ” Bu yeni değil aslında. Tuzla’yı hatırlarsınız herhalde. Tehlikeli atıkların gömülerini hatırlarsınız. Benzerini bugün Büyükçekmece yaşadı. Bu konuda yaşanan uzmanlar alanda tespite gidecekler. Kaynağını bilmiyoruz ama bildiğimiz bir şey var. Bu atıkları yapan üretimler bellidir, sorumlular da bellidir istenirse bulunur. Bu atıklar tehlikelidir, anında görülür hemen gittiğinizde oradaki canlı ölümlerine tanıklık edeceksiniz. Atıldıktan sonra önlenmesi çok zordur. Tıpkı Akkuyu’daki gömü sahalarına atılacak olan radyoaktif atıklar gibi bunları ne görebilirsiniz, ne hissedebilirsiniz.”(HABER MERKEZİ)

  • Japonya’da, Hiroşima kurbanları 72’nci yıldönümünde anıldı

    Japonya’da, Hiroşima kurbanları 72’nci yıldönümünde anıldı

    PİRHA- Japonya’nın Hiroşima kentine atom bombası atılmasının 72’nci yıldönümünde, hayatını kaybeden 140 bin kişi törenlerle anıldı.

    Törende konuşan Japonya Başbakanı Şinzo Abe, tüm dünyanın nükleer silahlardan arındırılması çağrısı yaptı. Başbakan Abe yaptığı konuşmada, “Burada Hiroşima kentinde nükleerden arınmış bir dünya ve ebedi barışı hayata geçirmek için elimden çabayı gösterme sözümü bir kez daha ifade ediyorum” dedi.

    Törende bir konuşma yapan Hiroşima Belediye Başkanı Kazumi Matsui,”mutlak kötülük” olarak tanımladığı nükleer silahların yasaklanmasını istedi.

    Törende her yıl olduğu gibi bu yıl da barışı temsil eden beyaz güvercinler uçuruldu. Amerika Birleşik Devletleri’nin 6 ağustos 1945’te Hiroşima’ya attığı atom bombası nedeniyle yaklaşık 140 bin kişi yaşamını yitirmişti.

    Bu yılki anmalarda Kuzey Kore’nin füze testleri damgasını vurdu. Yakın zamanda yapılan testler bölgede tansiyonu yükseltti.

    Bu sebeple törenler “Bir daha asla” mottosuyla düzenlendi.

  • SIPRI: Atom bombası stoklarının modernleştirilmesine yapılan harcamalar arttı

    SIPRI: Atom bombası stoklarının modernleştirilmesine yapılan harcamalar arttı

    PİRHA-2016 yılında nükleer silahların sayısı azalırken mevcut atom bombası stoklarının modernleştirilmesine yapılan harcamalar arttı. Stockholm Barış Araştırmaları Enstitüsü SIPRI’nin hafta başında açıkladığı rapora göre, 9 ülke 2017 yılına 14 bin 935 nükleer başlıkla girdi. Bir yıl önce bu sayı 15 bin 395 idi. Nükleer başlık sayısının azalmasında küresel nükleer silahların yüzde 93’ünü stoklayan ABD ve Rusya’nın çabaları etkili oldu.

    Deutsche Welle’nin haberine göre, nükleer silah bulunduran 9 ülke de yeni taşıyıcı füzeler geliştirdi ve bu sistemleri yenileyeceğini duyurdu. Atom bombasına sahip olan ülkeler ABD, Rusya, Çin, Fransa, İngiltere, Hindistan, Pakistan, Kuzey Kore ve İsrail.SIPRI uzmanlarından Shannon Kile, nükleer silahların yasaklanmasıyla ilgili görüşmelerde ilerleme kaydedilmiş olmasına rağmen atom bombası kullanabilecek durumdaki dokuz ülkenin de uzun vadeli modernizasyon programları üzerinde çalıştığını söyledi. Kile bu bakımdan hiçbir nükleer sahibi ülkenin bu silahlardan vazgeçmesinin beklenemeyeceğini ifade etti.

    SIPRI raporunda öncelikle ABD’nin nükleer silahlarını muhafaza etmek ve yenilemek için 2026 yılına kadar 400 milyar dolar harcayacağı belirtiliyor. Silahsızlanma uzmanlarının tahminlerine göre ABD nükleer silah potansiyelini en gelişmiş düzeyde tutabilmek için önümüzdeki 30 yılda 1 trilyon dolarlık yatırım yapacak.

    KUZEY KORE’NİN NÜKLEER DENEMELERİ
    Kuzey Kore’nin 2016 yılında iki nükleer deneme yapması Pyongyang yönetiminin nükleer programıyla ilgili endişelerin artmasına yol açtı. Kuzey Kore bir dizi füze denemesi de yaptı. Kuzey Kore, ABD’yi menzili içine alan taşıyıcı füze geliştirmeyi amaçlıyor.
    Stockholm Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün raporunda ‘Kuzey Kore’nin askeri nükleer ve füze programında 20 nükleer başlık üretebilecek teknolojik düzeye geldiğinin anlaşıldığı, ancak Kuzey Kore’nin taşıyıcı füzelere monte edilebilecek özellikte nükleer başlık bulundurduğuna dair herhangi bir kanıta rastlanmadığı’ ifade ediliyor.

    AVRUPA’DAKİ NÜKLEER BAŞLIKLAR
    Avrupa’da sadece Büyük Britanya ve Fransa nükleer silah bulunduruyor. Birleşik Krallık’ın elindeki 2015 nükleer başlıktan 120’sinin kullanılabilecek durumda olduğu tahmin ediliyor. Fransa’nın elindeki nükleer başlık sayısı 300’ü buluyor. Paris yönetimi de nükleer modernizasyon programı uyguluyor ve 2035 yılına kadar atom silahlarıyla donatılmış yeni kuşak denizaltıları hizmete sokmayı planlıyor.

    ASYA’NÜN NÜKLEER GÜÇLERİ
    Asya ülkelerinden Çin’in 270, Pakistan’ın 140, Hindistan’ın ise 130 nükleer başlık ürettiği belirtilen SIPRI raporunda ‘Çin’in nükleer silah sayısını arttırmak yerine mevcut nükleer gücünü modernize etmek için uzun vadeli bir program uyguladığı’ belirtiliyor.