Etiket: nurgül yalay

  • ‘Her ot kendi kökünde biter, her kuş kendi dilinde öter’ – VİDEO

    ‘Her ot kendi kökünde biter, her kuş kendi dilinde öter’ – VİDEO

    PİRHA – Dersimli sanatçı, yazar ve siyasetçiler, 21 Şubat Dünya Anadil Günü’ne ilişkin PİRHA’ya konuştular. Anadile sahip çıkılması, konuşulması gerektiğini, Sey Qaji’nin ‘Her vaş serê koka xo de reseno, her têyr zonê xo de waneno’ sözüyle ifade ettiler. 

    Haberin videosu

    Dersimliler, verilere göre kaybolmaya yüz tutan diller arasında yer alan Kırmancki’nin yaşaması için ailelerin çocuklarına bu dili öğretmesini istiyor.
    Bugün 21 Şubat Dünya Anadil Günü, Birleşmiş Milletler Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’ne (UNESCO) verilerine göre, dünya üzerindeki 6 bin dilden 2 bin 473’ü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.

    Her 2 haftada 1 dil yok oluyor. Türkiye’de de konuşulan ve kaybolmaya yüz tutan 18 dil arasında Kırmancki bulunuyor. Nüfusunun büyük bölümünün Kırmancki konuştuğu Dersim’de 1993-94 yılında köy boşaltmaları ve ardından asimilasyon politikaları nedeniyle dil, günlük yaşam içinde kullanılmamaya başladığı için yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor.

    Edebiyat alanında çıkan çok sayıda kitap ise dilin konuşulmamasından kaynaklı okuyucular tarafından ilgi görmemeye başladığı için yok olma tehlikesi devam ediyor.

    “DİL, İNSANIN YÜREĞİDİR”

    Dersim’de yurttaşlar, sanatçılar, edebiyatçılar ve siyasetçiler Kırmancki’nin anadilde eğitim alınması ve yurttaşların da evlerinde bu dili çocuklarına öğretmesi ile bu dilin yaşatılacağına inanıyor.

    Konuya ilişkin PİRHA‘ya konuşan Sanatçı Zeynep Kılıç, “Bizim dilimiz türkülerde şimdi. Belki türkülerde, ezgilerde unutulmaz. Dil, insanın yüreğidir. Dilin içerisinde itikatımız var, biz varız. Dil kaybolursa biz de kayboluruz” dedi.

    “İNSANIN İKİ RUHU VAR; BİRİ DİLİ, BİRİ DE CANIDIR”

    Şair-Yazar Ferhat Yıldız ise Dersim’in inancına, kültürüne, diline yönelik asimilasyon politikalarını değerlendirdi.

    Yıldız, “Geçmiş, bugün ve yarın. Kimse Türkçe bilmiyordu. Devlet öyle asimilasyon politikaları uyguladı ki, bizim dilimizi hiçbir zaman tanımadılar. Gençlerin dilimize sahip çıkması, unutturmaması gerekiyor. İnsanın iki ruhu var; biri dili biri de canıdır” diye konuştu.

    “DİLİMİZ, XIZIR’IN DİLİDİR”

    Sanatçı Metin Kahraman, “Dilimizi çocuklarımıza öğretelim” diyerek çağrı yaptığı konuşmasında şunları kaydetti:

    “Dilimiz üzerine türküler, klamlar söylüyoruz. Dilimizin kaybolmaması için çalışmalarımız var. İnsanlar hep bizim dilimizi güzel buluyor. Bizim dilimiz gerçekten de çok güzel, sahip çıkmamız gerekiyor.

    Dilimiz, Xızır’ın dilidir, dervişlerin dilidir.”

    “HER KUŞ KENDİ DİLİNDE ÖTER”

    HDP’li Belediye Meclis üyesi Nurgül Yalay da, Sey Qaji’nin ‘ Her vas koké xode reweno, her theyr zone xode waneno’ sözüyle başlıyor. Her ot kendi kökünde biter, her kuş kendi dilinde öter.

    Yalay, “Dilimizi unutmayalım. Sahip çıkalım. Bizim dilimiz üzerine okullar, kurslar açılsın ki çocuklarımız öğrensin, dilimizi konuşsun. İstiyorum ki bundan sonra hep birlikte dilimizi konuşalım” diyerek çağrı yaptı.

    “HERKES ANADİLİNİ KONUŞSUN, DİLİNE SAHİP ÇIKSIN”

    Dersim Belediyesi Kırmancki tiyatro ekibinden Veli Akyol ve Bahar Karademir de Kırmancki oyunlarla dile ilişkin çalışmalar yürütüyorlar.

    Tiyatro ekibi, “Herkes gelsin, diline sahip çıksın. Biz eskiden köydeyken dilimizi konuşuyorduk. Şehirlere geldiğimizde sadece ismimizi Türkçe biliyorduk. Büyük küçük hepimiz dilimizi konuşuyorduk. Şehirlerde doğan çocuklar hiç konuşamadı. Bundan sonra istiyoruz ki; herkes diline sahip çıksın, konuşsun, dilimiz unutulmasın. Tiyatrolara katılsınlar. Kırmancki korolar, tiyatro ekipleri, dil kursları var. Tüm gençlere çağrı yapıyoruz. Dilimizi öğrensinler” diyerek topluma çağrıda bulundu.

    “DİLİMİZ, TARİHİMİZDİR”

    Dersim Dernekler Federasyonu Temsilcisi Ali Mükan ise önceki dönemlerde Kırmancki tiyatro oyunlarında yer aldığını ifade ederek anadile ilişkin şunları aktardı:

    “Köylerimizi boşalttılar, yaktılar. Şehirlerde kimse dilini konuşamadı. Yeni nesil ne anlıyor ne de konuşabiliyor. Dile ilişkin çalışmalara destek oluyoruz. Olmamız gerekiyor.

    Dilimiz türkülerimizdir, klamlarımızdır, tarihimizdir. Dilimiz; acılarımız, sevinçlerimizdir.

    Bugüne kadar sözlü gelmiş bizim dilimiz. Bundan sonra istiyoruz ki artık yazılı hale gelsin. Herkese çağrımızdır. Dilinize sahip çıkın, unutmayın.”

    Hüseyin YAŞAR/DERSİM

  • Kadınlar: ‘Gülistan Doku Nerede?’ diye sormaya devam edeceğiz-VİDEO

    Kadınlar: ‘Gülistan Doku Nerede?’ diye sormaya devam edeceğiz-VİDEO

    PİRHA – Dersim’de 5 Ocak tarihinden bu yana Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’dan haber alınamıyor. İlk günlerden bu yana aramaların yapıldığı bölgede çalışmalar sonlandırılırken Dersim’de kurum temsilcileri konuya ilişkin PİRHA’ya konuştu. 

    Haberin Videosu

    Dersim’de 5 Ocak gününden bu yana haber alınamayan Gülistan Doku’nun arama çalışmalarında birçok ekibin tutanak tuttuğu, Doku’nun bölgede olmamasını gerekçe göstererek arama çalışmalarını noktaladığı duyuruldu.

    Yetkili savcı, Gülistan Doku’nun yüzde 99 köprünün oradaki suda olduğunu söylediği belirtilirken arama ekiplerinin ise Gülistan’ın arama çalışmalarının ilk gününden bu yana arama yapılan bölgede olmadığını söyledikleri biliniyor.

    Konuya ilişkin birçok çelişkili ifadenin de olduğu göz önünde bulundurulduğunda arama çalışmalarının Dinar Köprüsü mevkiine indirgenmesi aile, arkadaşları ve birçok kurum tarafından endişe ve tepkiyle karşılanmıştı.

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan kurum temsilcileri, Gülistan Doku’nun arama çalışmalarının ve soruşturmanın şeffaf bir şekilde yürütülmesi gerektiğini belirterek yetkililere çağrı yaptılar. Kurum temsilcileri, Gülistan Doku bulunana kadar her alanda ‘Gülistan Doku Nerede?’ sorusunu soracaklarını ifade ettiler.

     “GÜLİSTAN DOKU NEREDE DİYE SORMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Halkların Demokratik Partisi Belediye Meclis üyesi Nurgül Yalay, “Bir ay oldu Gülistan Doku kaybolalı.  Tek bir bölgeye yönelim var, arama çalışmaları kısıtlı. Ayrıca intihar üzerinde duruluyor ama olay aydınlatılmış değil, net bir bilgi, açıklama yok” dedi.

    Dersim’in her yerinde binlerce kameranın olduğu bir kent olmasından kaynaklı bir aydır kayıp Gülistan Doku’nun bulunamamasının hayret verici bir durum olduğuna dikkat çeken Yalay, “Yetkililerden kamuoyuna şeffaf bir açıklama yapılmasını istiyoruz. Bir aydır Gülistan kayıp. Biz her zaman çağrımızı yapacağız. Bir ay geçse de ‘Gülistan Doku Nerede’ diye soracağız” dedi.

    “SORUŞTURMA YALNIZCA İNTİHAR İHTİMALİ ÜZERİNE YÜRÜTÜLÜYOR”

    Emek Partisi Dersim İl Örgütü’nden Çağla Yolaşan, “Türkiye’de çok uzun süreden beri şüpheli kadın intiharı yaşanıyor. Özellikle bölge illerinde kadınlar cinayetlere kurban gidip cinayetlere intihar süsü verildi. Çok sayıda kadın hürriyetinden yoksun bırakıldı. Gülistan’ı bunlardan bağımsız düşünmek doğru değil” ifadelerini kullandı.

    Yolaşan, Gülistan Doku’ya dair yürütülen soruşturmaya ilişkin şu ifadeleri kullandı:

    “Gülistan Doku soruşturması yalnızca intihar ihtimali üzerine yürüyor. Kuşkular bu yönde olsa da Gülistan’ın alıkonulduğuna, kadın cinayetine kurban gitmiş olduğuna dair birkaç yönde soruşturmanın yürütülmesi gerekir. Başta Dersim Barosu olmak üzere bölge barolarının, sivil toplum örgütlerinin çabalarına rağmen soruşturma bu yönlü geliştirilemedi.”

    “YARGILAMALAR, KAPALI GÖRÜLMEMELİ, HALKIN VİCDANINA AÇILMALI”

    “Son zamanlarda Pertek, Hozat ve Ovacık’ta ortaya çıkan cinsel istismar vakaları, artan kadına şiddet vakalarını takip ediyoruz. Hepsinden bir şekilde haberdar oluyoruz. Bunların birbirleriyle ilişkili olduğunu, toplumsal düzen içerisinde kadınları, çocukları eşitsiz gören bir düzen içerisinde ataerkil kapitalist düzenin hedef gösterdiğini görebiliyoruz” diye konuşan Yolaşan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Dersim özel güvenlik politikalarının uygulandığı bir kent. Güvenlik adı altında kentin demografik yapısı değişiyor. Çok fazla kolluk kuvveti var. Kolluk kuvvetlerinin soruşturmaları özel izne tabi. Kolluk kuvvetleri cezasızlıktan bir zırhla yaşıyorlar. Biz bunu doğru bulmuyoruz. Kadınların ve çocukların cinsel dokunulmazlıklarına karşı işlenen bu suçlarda kamu görevlileri bizim önümüze fail ve şüpheli olarak geliyorsa soruşturmalarına izin verilmeli, yargılamalar halkın vicdanına açılmalı, kapalı görülmemeli.”

    “TOPLUM OLARAK KAYGILIYIZ”

    Dersim Yenigün Kadın Dayanışma Derneği’nden Fidan Demir ise, “Durumu kaygıyla izliyoruz. Zaman zaman aileyle görüşmelerimiz oldu. Arama çalışmalarının devam ettiği bölgede olmadığını söyleyebiliriz. Başka bir şekilde düşünüyoruz. Kafalarımızda soru işaretleri var. Artık bir çözüm bulunsun. Bir ay oldu bulunamadı. Eğer intihar etseydi arama yapılan suda bulunurdu. Ya Gülistan kaçırıldı ya da bambaşka bir şey oldu. Haksız bir şekilde birilerini korumak amaçlı mı bir şeyler oluyor. Son görüştüğü kişinin artık ciddi bir sorgulamadan geçmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    “Toplum olarak kaygılıyız ve üzülüyoruz. Biz Alevi toplumuyuz. Birbirimize karşı güvenimiz, saygımız sonsuzdu. Şimdi her şeyden kaygılanıyoruz. Ne oluyor bu kentte” diyen soran Demir şöyle devam etti:

    “Burada genç kadınlar kayboluyor, çocukların istismarı hat safhada. Ciddi ciddi kaygılanıyoruz ve üzülüyoruz Dersimli kadınlar, Dersimli anneler olarak. Son yıllarda ilimiz üzerinde oynanan oyunlar bizi endişelendiriyor.”

    PİRHA/DERSİM