Etiket: nuriye gülmen

  • Tedavi hakkı engellenen Nuriye Gülmen’in gönderdiği mektuplar da engelleniyor

    Tedavi hakkı engellenen Nuriye Gülmen’in gönderdiği mektuplar da engelleniyor

    PİRHA-Tedavi hakkı engellendiği için Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’ne yazdığı dört mektup hakkında el koyma kararı verildiğini dile getiren tutuklu akademisyen Nuriye Gülmen, “Benim için meseleyi tedavi hakkından çıkarıp ifade özgürlüğüne dönüştürdüler. Uğradığım muamele, tedavinin engellenmesi, rahatsızlığımın kötü huylu bir hastalıktan kaynaklanma ihtimali, teşhisin ve tedavinin gecikmesi. Bunların hiçbirinin önemi yok. Yaşananlar dışarı “sızmasın” yeter” dedi.

    11 Ağustos 2020 tarihinde ‘terör örgütü üyeliği’ iddiasıyla tutuklanan ve 10 yıl hapis cezası verilen KHK ile ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen, tedavi hakkının engellenmesine ilişkin Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’ne (CİSST) yazdığı mektuplarına el koyulmasına ilişkin 4 yıldır tutuklu bulunduğu Silivri Hapishanesi’nden yazdı.

    “MEKTUP ENGELLEMELERİ BİRDEN BİRE ÇOK FAZLA ARTTI”

    Yazdıkları mektuplar hakkında verilen çizme ve el koyma kararlarının kendileri için çok can yakıcı bir hal aldığını belirterek sözlerine başlayan Nuriye Gülmen, “Tahmin edersiniz, burada pek çok hak gaspıyla karşılaşıyoruz. Gücümüz yettiğine hepsine cevap üretmeye, haklarımızı korumaya çalışıyoruz. Hukuki başvurular yapıyor, dilekçeler yazıyor, idareyle tartışmalar yürütüyor, fiilli eylemler yapıyoruz. En net sonucu eylemlerimizle alıyoruz. Hukuki başvurularla sonuç almak mucize mertebesine yükseldi. Ülkenin hukuki vasatını düşünün, burada durum o vasatın da altında. Hapishane müdürleri kendi cumhuriyetlerini ilan etmişler, her biri Cumhurbaşkanının karikatürü. İnfaz Hakimlikleri hapishaneye bağlı idari birimler gibi iş görüyorlar. Hiçbir başvurumuzdan olumlu sonuç alamıyoruz. Hakkımızda açılan soruşturmalar hızla cezaya dönüşüyor. Mektuplarımızla ilgili alınan kararlar da böyle. Mektup engellemeleri birdenbire çok fazla arttı. Başına yazdığımız hemen her mektup engelleniyor. Hapishanedeki uygulamaları anlattığımız her satırımız çiziliyor” dedi.

    “4 AY İÇERİSİNDE 9 TANE MEKTUBUM ENGELLENDİ”

    Bu yıl içerisinde Haziran-Ekim ayları arasında dokuz tane mektubunun engellendiğini ifade eden Nuriye Gülmen, “Arkadaşlarım açısından da durum aşağı yukarı aynı. Engellemeler, “Yeni açılan hapishanelerle” ilgili yazdığımız mektupların hepsine çizerek gönderme kararı verilmeye başlamasıyla birdenbire arttı. Biz bu mektupları yaklaşık iki yıldır yazıyoruz. Fakat birden düğmeye basılmış gibi engelleme kararları gelmeye başladı. “Kurumda muhafaza” mektuba el koyulduğunun başka bir ifadesi. Çizerek gönderme kararında ise güya “sakıncalı” kısımlar çiziliyor. AYM çizerek gönderme uygulamasını haberleşme hürriyetini bütünüyle engellemeden sakıncayı bertaraf etmenin bir yolu olarak öneriyor fakat çizme kararları amacını aşarak mektup içeriğini anlamlı bir bütün olmaktan çıkarıyor. Çizilen mektuplarımın hepsinde içeriğin yarıdan fazlası, hatta dörtte üçü çıkarılmış oluyor” diye belirtti.

    “TEDAVİ HAKKIM ENGELLENDİĞİ İÇİN YAZDIĞIM 4 TANE MEKTUBUMA EL KOYULDU”

    Tedavi hakkı engellendiği için Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’ne yazdığı dört mektup hakkında el koyma kararı verildiğini söyleyen Gülmen, “Bu yılın ağustos ayında, yaklaşık altı aydır devam eden rahatsızlığımla ilgili Çam ve Sakura Hastanesi’ne gittim. İlk muayenede sorun yaşamadım. Asker dışarıda bekledi, kadın doğum polikliniğinde muayene oldum. Biyopsi yapılmasına karar verildi. Fakat sonra dört kez aynı işlem için gitmeme rağmen işlemi yaptıramadım. (Bu hastanede daha önce rahimden ameliyat olmuş ve defalarca kontrole, muayeneye gitmiştim. Askerin içeri girmesi sorununu hiç yaşamadım.) 2, 16, 23 ve 27 Ağustos tarihlerinde sevkten sorumlu askerlerin hepsi söz birliği etmişçesine aynı şeyi söylediler. “Doktor çık derse de çıkmayacağım”. Tartışmalar… Tartışmalar. Nasıl bir irade ve sinir savaşı verdiğimi anlatmam zor. İşin bu kısmı için sayfalarca yazmak gerekir. Sonuç olarak biyopsi yaptıramadım. İkinci gidişimden sonra yaşadıklarımı ilgili kurumlara yazmayı, suç duyuruları yapmaya, bir çözüm bulmak için yollar aramaya başladım. Yazdığım kurumlardan biri de bu dernekti. Daha önce benzer sorunlar yaşayan bir arkadaşım bu derneğin yazışmalar yaptıklarını, hastaneyle iletişime geçtiklerini, bilgilendirici broşürler gönderdiklerini filan anlatmıştı. Ben de hastanede yaşadığım sorunu ayrıntılarıyla anlattım. Hangi doktorun odasına saat kaçta muayene olmak için girdim, nasıl tartışmalar yaşandı, askerin tavrı nasıldı, doktor ne dedi vs. Hepsini yazdım. Bu mektubum kişileri hedef gösterdiğim, kişi ve kuruluşları paniğe sevk etme ve gündem yaratma amacı güttüğüm gerekçesiyle engellendi” diye ifade etti.

    “MESELEYİ TEDAVİ HAKKINDAN ÇIKARIP İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE DÖNÜŞTÜRDÜLER”

    Daha önce de mektuplarının engellendiğini ama hiçbirinde Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’ne yazdığı mektupla ilgili kararı aldığında hissettiği gibi hissetmediğini vurgulayan Gülmen, yazısının devamında şunları dile getirdi:

    “Herhangi bir duyguyla, kelimeyle tarif edemiyorum. Karar geldikten sonra aynı derneğe kendilerine yazdığım mektubun engellendiğini haber veren bir mektup daha yazdım. Bu mektubum da engellendi. Bu kez, hiçbir şey yazmadan disiplin kurulunun kararını ve benim karara ilişkin İnfaz Hakimliği’ne yaptığım itirazı gönderdim, bu da engellendi. İşin “trajikomik” yani kendi kararlarının gönderilmesinin kişi ve kurumlarda panik yaratma potansiyeline sahip olduğunu kabul etmeleri. Kararı göndermemi de bu gerekçeyle engellediler. Benim için meseleyi tedavi hakkından çıkarıp ifade özgürlüğüne dönüştürdüler. Uğradığım muamele, tedavinin engellenmesi, rahatsızlığımın kötü huylu bir hastalıktan kaynaklanma ihtimali, teşhisin ve tedavinin gecikmesi. Bunların hiçbirinin önemi yok. Yaşananlar dışarı “sızmasın” yeter. Ben de bu yaptıklarının teşhir olması için elimden geleni yapıyorum. Somut mektuba ilişkin tek içeriğe, bilgiye, ifadeye yer verilmiyor. Neden sakıncalı bulunduğu açıklanmıyor, hangi ifadenin sakıncalı olduğu belirtilmiyor. Tam bir “ben yaptım oldu” anlayışı. İnfaz Hakimlikleri onayıp geçiyor. Şimdiye kadar hiçbir itirazımdan sonuç alamadım.”

    Cihan BERK/PİRHA

  • Yüksel direnişçisi KHK’li Nazan Bozkurt tahliye oldu-VİDEO

    Yüksel direnişçisi KHK’li Nazan Bozkurt tahliye oldu-VİDEO

    PİRHA- OHAL KHK’ları ile ihraç edilen ve 4 yıldan fazla bir süredir Ankara’nın Yüksel Caddesi’nde İşimizi istiyoruz’ talebiyle eylem gerçekleştiren Yüksel Direnişçileri 3. kez hakim karşısına çıktı. Nazan Bozkurt tahliye olurken, Avukat Mehmet Refik Atalay, ‘’Tamamen siyasi bir davadır. Müvekkillerim hakkını aradığı için cezalandırılıyor” dedi. Duruşma 4 Haziran’a ertelendi. 

    OHAL KHK’ları ile ihraç edilen ve 4 yılı aşkın süredir Ankara’nın Yüksel Caddesi’nde ‘İşimizi istiyoruz’ talebiyle eylem yapan Yüksel Direnişçileri 3. kez hakim karşısına çıktı.

    Ankara Adliyesi 28. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya 6’sı tutuksuz 3’ü tutuklu 8 sanık katıldı.

    Tutuklulardan KHK  Mehmet Dersulu kaldığı Bolu F Tipi Hapishanesi’ndeki teknik nedenlerden dolayı duruşmaya katılamadı.

    Duruşma, savcılığın tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesi yönünde görüş bildirmesiyle başladı. Daha sonra tutuklu sanıkların savunmalarına geçildi.

    ALEV ŞAHİN: MÜCADELEM EKMEK KAVGASIDIR

    Duruşmada söz alan ilk sanık Alev Şahin savunmasında şunları dile getirdi:

    ‘’İddianamede yazanlar asılsızdır. Somut tek bir delil yoktur. Varsayımlarla hareket edilmektedir. Özgür irademle hakkımı aradım. İşimden oldum. Örgüt talimatıyla değil AKP’nin zorbalığı ve baskısı yüzünden sokağa çıktım. Eylem yaptım. Benim mücadelem ekmek kavgasıdır. Direndiğim için örgüt üyeliği yaftasıyla karşı karşıya kaldım. KESK ve TMMOB üyesiyim. İşim, ekmeğim, onurum için direnmeye devam edeceğim. Tahliyemi ve beraatımı istiyorum.’

    NALAN BOZKURT: TEDAVİ OLAMIYORUM

    Alev Şahin’in ardından tutuklu sanık Nazan Bozkurt söz alarak savunmasını yaptı.

    Bozkurt savunmasında iddianamenin asılsız ve temelsiz varsayımlar üzerine kurulu olduğunu vurgulayarak, ‘’Dosyada bana ait suçlamalara ilişkin tek bir somut delil yoktur. İddialar asılsız ve polisin komplosu üzerine kuruludur. Beni direnişimden dolayı örgütle ilişkilendirmeye çalışıyorlar. Ben sadece hakkımı aradım. Haksız yere burada tutuluyorum. Hapishane koşulları çok kötü. Koronavirüs bu hapishanede çok fazla artış gösterdi. Çok ciddi risk altındayız. Hırsız, katil, tecavüzcüler 3, 5 ay yatıp çıkarken ben 8 aydır tutukluyum. Birçok hastalığım var. Tedavi olamıyorum. Korona bahanesiyle bu engelleniyor. Ayrıca benimle birlikte ailem de mağdur ediliyor. Tahliyemi ve beraatımı istiyorum.’’ şeklinde konuştu.

    AVUKAT ATALAY:AYM’NİN EMSAL KARARLARI VAR

    Sanıkların ardından avukatları Mehmet Refik Atalay söz alarak müvekkillerinin savunmasını yaptı.

    Atalay savunmasında şunları söyledi:

    ‘’Anayasa Mahkemesi’nin emsal kararları var. Müvekkillerim suç işlememiş hak aramıştır. Herhangi bir örgütle bağdaştırılamaz. AYM açıkça verdiği kararda yapılan yüksel eylemlerinin örgütle bağlantılı olmadığını belirtmiş ve buna dair hiçbir somut delilin bulunmadığını söylemiştir. Yapılan eylemler KHK ihraçlarına karşı ifade özgürlüğüdür. Demokratik yasal hak kullanımıdır. Tutuklamalara bir an önce son verilmeli ve müvekkillerim beraat ettirilmelidir.”

    Atalay’ın ardından diğer bir sanık avukatı Can Atalay söz alarak savunmaya ilişkin, ‘’Yüksel eylemleri Türkiye’de ki sessizlik ortamına ses olduğu için bu dava açılmıştır. Hakkını aramak isteyenlere ışık tuttuğu için açılmıştır. Siyasi bir davadır. Tahliye ve beraat istiyoruz” şeklinde konuştu.

    Savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti Nazan Bozkurt’un bulunduğu ili terk etmeme şartıyla adli kontrol tedbiri uygulayarak tahliyesine karar verirken, Alev Şahin ve Mehmet Dersulu’nun kaçma şüphesi bulunduğu gerekçesiyle tutukluluk hallerinin devamına hükmetti.

    ACUN KARADAĞ: ELBETTE Kİ BİZ KAZANACAĞIZ

    Mahkeme bitiminde davada tutuksuz yargılanan KHK mağduru Acun Karadağ PİRHA’ya konuştu.

    Karadağ davaya dair açıklamasında şunları dile getirdi:

    ‘‘Nazan Bozkurt tahliye oldu. Elbette ki sevindik ama Alev Şahin ve Mehmet Dersulu’nun tutukluluğunun devamı yönünde karar verdiler. Bu gerçekten de avukatların söylediği ve Alev’in de kendi beyanlarına bakacak olursak dosyada arkadaşlarımızın tutukluluğunun devamına karar verecek herhangi bir kanıt, delil olmadığı halde sırf polisin kanaati, polisin ‘böyle düşünüyorum’ ifadesi ile savcılık suçlamaları ile hiçbir somut delile dayanmadan arkadaşlarımızın ‘tutukluluğuna devam’ yönünde karar verildi. Üstelik mahkeme 4 Haziran’a ertelendi. Tutuklulukları 11 ay kadar sürecek. Bizi böyle yıldıramazlar. Konuşmamızı bu şekilde engelleyemezler. Elbette ki biz kazanacağız. Haziran’da arkadaşlarımızı alacağız.’’

    Karadağ’ın ardından Avukat Mehmet Refik Atalay’ da davaya ilişkin değerlendirmelerde bulunarak şunalrı kaydetti:

    ’Mehmet Dersulu ve Alev Şahin’in tutukluluğunun devamına karar verildi. Yüksel eylemleri bilindiği üzere 2016 yılından bu yana süren eylemlerdir. Bugüne dek bu eylemlere katılan sanıklar hakkında herhangi bir mahkumiyet kararı verilmedi. Hatta geçtiğimiz haftalarda Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yine örgüt üyeliği suçlaması ile yargılandıkları bir davadan beraat ettiler. Yine Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın geçmişte tutuklu olarak yargılamaları beraat ile sonuçlandı. Geçtiğimiz yaz aylarında bu karar onandı. Yine geçtiğimiz ay tahliye kararı verilen Nazan Bozkurt hakkında bugünkü dosya ile oldukça benzer iddialara ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi tarafından ‘hak ihlali’ kararı verildi ve bunun sonucunda Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi beraat kararı verdi. Dolayısıyla ‘Toplantı ve Gösteri Yürüyüşlerine Muhalefet’ suçlaması ile ‘terör propagandası’ yapmak suçlaması ile açılan davaların da berat ile sonuçlandığını söylemek isterim. Kısacası Yüksel eylemcileri bugüne dek hiç cezalandırılmadı. Hiç mahkumiyet kararı verilmedi. Bugünkü tutukluluk bu anlamda bütünüyle hukuka aykırıdır ve artık uzamıştır. Fakat buna rağmen mahkemenin ısrarının hukuksal olmaktan uzak olduğu kanaatindeyiz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Nuriye Gülmen ve Rıdvan Akbaş tutuklandı

    Nuriye Gülmen ve Rıdvan Akbaş tutuklandı

    İdil Kültür Merkezi’ne yönelik polis baskınında gözaltına alınan Nuriye Gülmen ve Rıdvan Akba tutuklandı.

    İstanbul’da 5 Ağustos’ta İdil Kültür Merkezi’nde oldukları sırada polis tarafından yapılan baskında gözaltına alınan beş kişi arasında bulunan Nuriye Gülmen ve Rıdvan Akbaş tutuklandı. Halkın Hukuk Bürosu tarafından yapılan açıklamada, Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilen Gülmen ve Akbaş’ın tutuklandığı aktarılırken, Fırat Kaya, Ezgi Kul ve Yasemin Karadağ’ın ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı paylaşıldı.

    NE OLMUŞTU? 

    Grup Yorum’un yapacağı halk konseri öncesi İdil Kültür Merkezi’ne yönelik polis baskını olmuştu; Nuriye Gülmen’in de aralarında bulunduğu 5 kişi gözaltına alınmıştı.

  • 4 gündür gözaltında tutulan Nuriye Gülmen serbest bırakıldı

    4 gündür gözaltında tutulan Nuriye Gülmen serbest bırakıldı

    PİRHA – Yüksel Caddesi’nde eylem yapmak isteyince gözaltına alınan KHK’li akademisyen Nuriye Gülmen, 4 günün sonunda çıkarıldığı mahkemece serbest bırakıldı.

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile mesleğinden ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen, üç yıl sonra yeniden Yüksel Caddesi’nde eylem yapmak isteyince 5 Kasım’da gözaltına alındı. Gülmen gözaltının 4’üncü gününde ifadesi alınmak üzere adliyeye getirildi. Saatler süren ifadenin ardından mahkemeye sevk edilen Gülmen, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    NE OLMUŞTU?

    9 Kasım 2016 tarihinde Ankara Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı’nda, “İşimi geri istiyorum” talebiyle başlatılan eylemin sembol isimlerinden olan akademisyen Nuriye Gülmen ile birlikte işinden olan Semih Özakça açlık grevi eyleminin 76’ıncı gününde gözaltına alındıktan sonra tutuklanmıştı. Cezaevinde eylemlerine devam eden Gülmen ve Özakça 324 gün süren açlık grevinden sonra tahliye edilmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Nuriye Gülmen gözaltına alındı

    Nuriye Gülmen gözaltına alındı

    KHK ile ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen’in Yüksel Caddesi’nde yapmak istediği eyleme izin vermeyen polisler Gülmen’i gözaltına aldı. Gülmen hakkında yürütülen soruşturmaya ilişkin savcının görüşme talebini kabul etmemesi nedeniyle bilgi alamadıklarını ifade eden avukatları Mülkiyeliler Birliği’nde açıklama yaptı.

    OHAL döneminde yayımlanan kanun kükmünde kararname (KHK) ile ihraç edilmesinin ardından Ankara’daki Yüksel Caddesi’nde eyleme başlayan ve 324 gün açlık grevi yapan akademisyen Nuriye Gülmen bugün yeniden Yüksel Caddesi’nde eylem yapmak istedi. Ankara 5’inci Sulh Ceza Mahkemesi tarafından araması olduğu ifade edilen Gülmen, Konur Sokak’ta polis tarafından gözaltına alındı.

    Gülmen’in gözaltına alınmasının ardından HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Genel Sekreteri Metin Bakkalcı ve Gülmen’in avukatlarının katılımıyla Mülkiyeliler Birliği’nde basın açıklaması yapıldı. Avukatları Gülmen’in gözaltı boyunca açlık grevinde olduğunu aktardı.

    SAVCI AVUKATLARLA GÖRÜŞMEYİ KABUL ETMEDİ

    Basın toplantısında konuşan KHK ile ihraç edilen öğretmen, Acun Karadağ, “Gülmen açlık grevinden sonra vücudunda ortaya çıkan aksaklıkları giderdikten sonra tekrar alanlara dönmek istedi ve mücadeleyi hiç bırakmadı. Benimle kalıyordu ve evimin polisler tarafından basıldığını, Merve Demirel ve Nuriye Gülmen’in sorulduğunu öğrendim. Gülmen o süreçten sonra dosyada olabileceğini düşündük ve Nuriye bir süre alanda değildi. Kendisine bir komplo hazırlandığını düşünerek tekrar İnsan Hakları Anıtı önüne çıkacağını söyledi ve bugün çıktığında gözaltına alındı” dedi.

    Gülmen’in Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde gözaltında olduğunu aktaran avukatı Derviş Emre Aydın, Gülmen hakkında yürütülen soruşturma hakkında savcının görüşmeyi kabul etmemesi nedeniyle bilgi edinemediklerini dile getirdi.

    Aydın, “Meslektaşlarımız soruşturma savcısıyla görüşme talep etti ama savcının kabul etmediğini öğrendik. Nuriye hanımla meslektaşlarımız görüştüler ve morali iyi. Savcıyla görüşemediğimiz için soruşturmanın ne olduğuna dair bilgi edinemedik. Bu da savunma hakkını ihlal eden bir durum” diye konuştu.

    “DEVLET KATINDAN KHK FACİADIR SESİ YÜKSELİYOR”

    Gülmen’in serbest bırakılmasını talep eden TİHV Genel Sekreteri Metin Bakkalcı, “Hiçbir adil yargılama sürecine başvurulmadan Nuriye ve Nuriye gibi yüz binin üzerinde kişinin işine son verildi. Kimileri yaşamlarını yitirdiler, kimileri çok ciddi rahatsızlıklarla boğuşuyorlar. Gülmen ve Semih Özakça 324 gün açlık grevi yaptı. Biz neden bu açlık grevine engel olamadık? Nuriye ve Semih’e borcumuz var. Bu haksız uygulamaların son bulması için açlık grevine son vermişlerdi. Şimdi hepimizde bir sorumluluk var. Bırakın bu insanların soruşturma sürecini falan bu insanların uğradığı haksızlığın tazmini gerekir. Nuriye serbest bırakılmalıdır” diye konuştu.

    HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ise, “Hukuk yasa ortada yok. Her kesime yönelik ağır baskılar yaşanıyor. Anında polis saldırıyor, tekme tokat dövüyor. İnsanların kendini ifade etmesi yasaklanıyor. Tamamen susan bir toplum isteniyor. Soylu’nun düzeni isteniyor. Hem Nuriye hem Semih Özakça‘nın mücadeleleri sonuç alıcı olacaktır. Bir meşale yakılmıştır ve sonuç alınacaktır. Bıkmadan mücadele eden KHK’lılar başarıya ulaşacaktır. Biz ne zaman usanırsak o zaman kaybederiz. Aslında her gün yenileniyorlar. Devlet katından KHK bir faciadır sesi yükseliyor. Mücadele etmeye devam edeceğiz. Nuriye Gülmen’in yanındayız. Onun direncini biliyoruz. Yüz binlerce KHK’lı onun yanında olamadı ama kalben onun yanındaydı” dedi.

  • Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek eylemlerine ‘beraat’ kararı

    Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek eylemlerine ‘beraat’ kararı

    KHK ile işlerine son verildikten sonra Yüksel Caddesi’nde oturma eylemi yapan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek verenlerin davasında beraat kararı çıktı. Mahkeme, eylemin; barışçıl bir etkinlik olduğu, ifade özgürlüğü ve toplantı özgürlüğü kapsamında değerlendirmesi gerektiğine hükmetti.

    İhraç edildikleri mesleklerine dönmek için Ankara’da Yüksel Caddesi’nde oturma eylemine başlayan, ardından tutuklanarak gönderildikleri cezaevinde açlık grevi yapan akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’ya destek verenlerle ilgili iki davada beraat çıktı. Mahkemeler, “Cebir ve şiddete başvurmamak koşulu ile herkes önceden izin almadan toplantı ve yürüyüş hakkına sahiptir.” dedi.

    Hürriyet’ten Mesut Hasan Benli’nin haberine göre, Ankara Yüksel Caddesi’nde Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek vermek amacıyla 22 Mayıs 2017’de bir araya gelen 19 kişi hakkında, 2911 sayılı ‘Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası’na aykırılık’ suçlamasıyla Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Mahkeme, sanıkların beraatına karar verdi.

    Gerekçeli kararda özetle şöyle denildi:

    “Toplantının silahsız, saldırısız, Anayasa’nın 34. maddesinde ve AİHS’nin 11. maddesinde koruma altına alındığı gibi barışçıl bir etkinlik olduğu; asayişi/kamu düzenini bozduğuna, yasaklanmasını gerektiren gerçek bir tehlikenin mevcut olduğuna ilişkin somut bir kanıt bulunmadığı, ifade özgürlüğü ve toplantı özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.” (HABER MERKEZİ)

  • Gözaltına alınan “Gülmen ve Dersulu saldırıya uğradı” iddiası

    Gözaltına alınan “Gülmen ve Dersulu saldırıya uğradı” iddiası

    Bodrum’da dün gece gözaltına alındığı öğrenilen KHK’yle ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen’in ve ‘işimi geri istiyorum’ eylemlerine katılıp birçok kez gözaltına alınan Mehmet Dersulu’nun sağlık kontrollerine götürüldüğü sırada polis tarafından saldırıya uğradığı iddia edildi.

    Halkın Hukuk Bürosu, Twitter’dan paylaştığı mesajlarda şunları belirtti:

    “Müvekkilimiz Nuriye Gülmen’in sağlık kontrolleri için hastaneye götürülürken polisler tarafından saldırıya uğradığını öğrendik. Sol bacağında kırık olması ihtimali var. Müvekkilimiz Mehmet Dersulu ise gözaltına alınırken saldırıya uğramış ve yakın mesafeden kendisine gaz sıkılmış olduğunu öğrendik.”

     

     

  • Nuriye Gülmen serbest bırakıldı

    Nuriye Gülmen serbest bırakıldı

    KHK ile ihraç edildikten sonra “işimi geri istiyorum” talebiyle Yüksel Caddesi’nde eylem yapan öğretmen Semih Özakça ile birlikte 324 gün boyunca açlık grevini sürdüren akademisyen Nuriye Gülmen, dün akşam saatlerinde Ankara’da gözaltına alınmıştı. Gülmen bu sabah savcılık ifadesi ardından serbest bırakıldı. 
    “2911 sayılı Kanuna muhalefet” gerekçesi ile açılan bir davada eksik ifadeden ötürü yakalaması olduğu öğrenilen Gülmen, sabah saatlerinde Ankara Adliyesi’ne getirildi. Savcılık ifadesi ardından Gülmen serbest bırakıldı.
    Gülmen, açlık grevi yaptığı sırada “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklu yargılandığı davada, 6 yıl 3 ay hapis cezası almış ve adli kontrol şartıyla tahliye edilmişti.
    İLGİLİ HABERLER
  • Nuriye Gülmen gözaltına alındığını duyurdu

    Nuriye Gülmen gözaltına alındığını duyurdu

    KHK ile mesleğinden ihraç edilen Akademisyen Nuriye Gülmen, sosyal medya hesabından gözaltına alındığını duyurdu.

    Örgüt üyeliği suçlamasıyla 269 gündür açlık grevi yapan ve 193 gündür tutuklu bulunan Nuriye Gülmen, hakkında arama kararı çıkarıldığı gerekçesiyle gözaltına alındı.

    Gülmen gözaltına alındığını, twitter hesabından duyurdu.

    Gülmen, “Arama kararrım olduğu söylenerek belko’dan indirildim. Karakola götürülüyorum” mesajını paylaştı.

    HABER MERKEZİ

  • Nuriye ve Semih açlık grevini sonlandırdı: Direnişimiz sürecek

    Nuriye ve Semih açlık grevini sonlandırdı: Direnişimiz sürecek

    OHAL İnceleme Komisyonu, Nuriye ve Semih’in işe dönüş taleplerini reddetti. Nuriye Gülmen yapılan açıklamada açlık grevini sona erdirdiklerini açıkladı.

    324 günüdür açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça işlerine iade edilmek için OHAL İnceleme Komisyonu’na başvurmuştu. Aylardır kararı beklenen OHAL Komisyonu, Gülmen ve Özakça’nın işe dönüş talebini reddetti.

    Gülmen ve Özakça, kararı duyurmak için bugün doktorları ve avukatlarıyla beraber saat 13.00’da basın toplantısı düzenledi.

    “AÇLIK GREVİNİ SONLANDIRIYORUZ”

    Basın açıklamasını okuyan Nuriye Gülmen, işe iadelerinin OHAL komisyonunca reddedildiğini duyurdu ve yargı yoluna başvuracaklarını açıkladı. Gülmen, “Açlık grevimize bugün itibariyle son veriyoruz.” dedi.

    Gülmen şunları söyledi:

    “Bizim zincilerimiz yok, korktuk evet ama korkumuzun üstüne gittik. Saldırı karşısında hiçbir şey yapmasaydık bugün karşınıza böyle dik ve sağlam çıkamazdık. Küçücük bir direnişten bir kişinin elinde dövizle çıkıp saniyeler içinde gözaltına alındığı bir direnişten milyonlarca insanın haberini olduğu kocaman bir direnişe dönüştürdük. Bebeğimizdi bizim, biz onu aldık büyüttük bugün kocaman bir direnişimiz var ve biz direnişimizi çok seviyoruz. Direnişimiz bize özgürlüğümüzü verdi. OHAL’in karanlığını yardığı için direnişimizi çok seviyoruz. Bizim televizyonumuz kanallarımız yok, bu yüzden sokağa çıkıp direnişimizi insanlara tek tek anlattık. Faşizme karşı nasıl birleşilir, direnişimiz bunu gösterdi. Bu yüzden de çok seviyoruz. AKP bize saldırabileceği tüm araçları kullandı, İçişleri Bakanlığının özel çalışmalarıyla bize saldırdılar. ‘Terörist’ olduğumuz söylendi, dava devam ederken davayı etkileyecek açıklamalar yapıldı. Bu saldırıların hepsinden güçle çıktık ve yenilmedik. OHAL Komisyonunun hakkımızda verdiği kararı dün tebliğ aldık. Bu kararda işe iademizin reddedildiğini gördük. Yargı yoluna başvuracağız. Ve açlık grevimizi bugün 324. gününde sonlandırıyoruz.”

    “DİRENİŞİMİZ OHAL KOMİSYONUNUN ÇALIŞMASINI SAĞLADI”

    Semih Özakça ise şu ifadeleri kullandı:

    “Biz sevdanın ne olması gerektiğini gösterdik. Nasıl gösterdik: Eşim açlığıma ortak oldu ve beraber acıları paylaştık. Umutları paylaştık, hayatı paylaştık. Bu direnişin bu kadar büyümesinin nedeni buydu.  Not almıştım: Sevgilinin gözünün içine bakmak değil aynı yöne bakabilmektir. Biz ikisini de yaptık. Direnişimizin güzelliği bu oldu.

    Sevgi yalnız bir insana bağlılık değil tutumdur.

    Biz sevdamızla halkımızı vatanımızı seviyoruz. Bizler bunun için mücadele ettik. Bu sevdamızla da direnişimizi büyüttük. Annem, anneler bu süreç boyunca hayatında belki de ilk daha gözaltına alındılar, davaları oldu. Bir anne ne yapabilir. Bir anne en fazla bunu yapabilirdi. Gerçekten gurur duyuyorum. Anne olmak bu.

    En son OHAL komisyon verdiği karar bizim son kazanımımızdı. Bir şeyler yapılması gerekiyor zorlamamız gerekiyor. Komisyonun reddedilmesini son kazanım olarak değerlendiriyoruz. Yargı yolu bu direnişten önce böyle bir ihtimal dahi yoktu. Komisyonu bir oyalama şeklinde sürdürüyordu. Direnişimiz komisyonun çalışmasını sağladı. Bu da son bir kazanımdır.

    Direnirsek ne yapabileceğimizi gösterdik. Psikolojimizi bozmayacağız direnişimiz sürecek. Emekçiler eziliyorlarsa, işten atılıyorlarsa direnmek onlara haktır. Biz direnme hakkını sonuna kadar kullanacağız.” (HABER MERKEZİ)

  • OHAL komisyonu Nuriye ve Semih’in işe geri dönme talebini redetti

    OHAL komisyonu Nuriye ve Semih’in işe geri dönme talebini redetti

    OHAL Komisyonu 324 gündür açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın işlerine iade talebini reddettiği öğrenildi.

    324 günüdür açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça işlerine iade edilmek için OHAL İnceleme Komisyonu’na başvurmuştu. Aylardır kararı beklenen OHAL Komisyonu, Gülmen ve Özakça’nın işe dönüş talebini reddetti. Gülmen ve Özakça, bugün doktorları ve avukatlarıyla beraber 13.00’da basın toplantısı yapacak.

    AÇLIK GREVİ EYLEMİ HAKKINDAKİ KARARLARINI AÇIKLAYACAKLAR

    Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın basın açıklamasında “açlık grevi eylemine” devam edip etmeyeceklerine ilişkin açıklama yapması da bekleniyor.

    Nuriye Gülmen’in Twitter hesabından basın açıklamasına ilişkin şu duyuru yapıldı:

    “OHAL komisyonunun işe iademizle ilgili kararı bize ulaştı. Bugün 13:00’te, konuyla ilgili avukatlarımız ve doktorlarımızla birlikte bir açıklama yapacağız. Tüm basın emekçileri ve dostlarımız davetlidir. (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Ankara Tabip Odası’ndan çok kritik Gülmen ve Özakça açıklaması

    Ankara Tabip Odası’ndan çok kritik Gülmen ve Özakça açıklaması

    Ankara Tabip Odası (ATO) açlık grevine devam eden Nuriye Gülmen, Semih ve Esra Özakça ile Mehmet Güvel’in sağlık durumlarına ilişkin açıklama yaptı. Dört açlık grevcisinin mevcut ortak sağlık sorunlarının, uyku bozuklukları, ayaklarda ve bacaklarda yanma hissi, denge kaybı, kas-iskelet sistemine ait problemler, tansiyon düzensizlikleri ve sindirim sistemi rahatsızlıkları olduğu açıklandı.

    Ankara Tabip Odası açlık grevine devam eden Nuriye Gülmen, Semih ve Esra Özakça ile Mehmet Güvel’in sağlık durumlarına ilişkin bilgi vermek üzere açıklama yaptı. Açlık grevini takip eden hekim heyeti adına açıklamayı ATO yönetim kurulu üyesi Dr. Onur Naci Karahancı yaptı.

    Karahancı, açlık grevcilerinin sağlık durumlarının ağırlaşması nedeniyle ailelerini de  kaygılandırmamak adına uzun süredir açıklama yapamadıklarını, bundan sonraki süreçte de bilgilendirme koşullarının artık kalmayabileceğini söyledi.

    Sağlık durumlarının kritikliği ve ani değişimlere açık olması nedeniyle hergün farklı uzmanlık alanlarından en az iki hekim tarafından muayene edildiklerini belirten Karahancı, bilgilendirme ve uyarıların her gün yapıldığını, açlık grevi hakkında kararlarının sorulduğunu belirterek sağlık sorunlarıyla ilgili şunları söyledi:

    “Dört açlık grevcisinin mevcut ortak sağlık sorunlarının, uyku bozuklukları, ayaklarda ve bacaklarda yanma hissi, denge kaybı, kas-iskelet sistemine ait problemler, tansiyon düzensizlikleri ve sindirim sistemi rahatsızlıkları.”

    NURİYE GÜLMEN 33,8 KİLO

    Karahancı, Nuriye Gülmen’in açlık grevine başladığında 59 kilo iken şu anda 33,8 kilo olduğunu belirtti. Karahancı Gülmen’in sağlık durumu hakkında şu bilgileri verdi:

    Ağız içi yaralar kendisinde dil köküne kadar ilerlemiş ve sıvı alımını engellemektedir. Yaklaşık bir haftadır sıvı alımında ciddi azalma mevcuttur. Son dönem artan mide yanma ve ağrıları başlamıştır. Derin duyu bozukluğu ve her iki bacağında da ödem mevcuttur. Yalnız başına hareket etmesi nedeniyle düşmüş kalça bölgesinde kırık şüphesiyle radyografik değerlendirmeye gereksinim duyulmuştur. Kırık hattı saptanmamış olup kemik yapılarında mineral eksikliğine bağlı ileri derecede osteoporoza bağlı değişiklikler gösterdiği izlenmiştir. Kendiliğinden kırıkların her an oluşabileceği uyarısında bulunulmuştur.”

    SEMİH ÖZAKÇA 45,3 KİLO

    Karahancı, Semih Özakça’nın sağlık durumuna ilişkin olarak “Açlık grevine başladığında 86 kilo iken şu anda 45,3 kilodur. Ayaklarında ve sağ bacağında his kaybı, kemiklerinde yaygın ağrı mevcuttur” dedi.

    Özakça’nın günlerce sürebilen baş ağrıları ve gittikçe derinleşen denge kaybının olduğu belirtilen açıklamada “Ayağa kalkarken ve hareketle ani tansiyon değişikliği, çarpıntı ve terleme şikayetleri son dönemde daha da artmıştır” ifadesi yer aldı.

    ESRA ÖZAKÇA 37,7 KİLO

    Esra Özakça’nın sağlık durumu hakkında ise şu bilgiler verildi:

    “Esra Özakça açlık grevinin 241. günündedir. Açlık grevine başladığında 57 kilo iken şu anda 37,7 kilodur. Açlık grevinden beri bitmeyen ishal ve ishalle daha da artan elektrolit bozukluğuyla baş etmeye çalışmaktadır. Ayaklarında başta olmak üzere his kaybı ile kol ve bacaklarındaki yoğun ağrılar açlık grevinin ilerideki günlerinde şikayetlerine eklenmiştir. Son dönem konuşma bozukluğu da gözlemlenmiştir.

    MEHMET GÜVEL 52 KİLO

    Karahancı, açlık grevine İstanbul’da başlayan ve Ankara’da devam etme kararı alan açlık grevinin 202. gününde olan TAYAD Genel Sekreteri Mehmet Güvel’in ise 52 kiloya düştüğü, sinir sisteminde kalıcı hasar gözlendiği, refakatçisiz hareket edemediği, ciddi denge sorunları yaşadığını kaydetti. Güvel’in ayaklarındaki ağrılar nedeniyle uykuya dalamadığını belirten Karahancı, geçtiğimiz hafta sonu düşme sonucu yüz kemiklerinde iki bölgede de kırıklar gözlemlendiğini belirtti.

    İŞİMİ GERİ İSTİYORUM

    Basın toplantısında konuşan Türkiye İnsan Hakları Vakfı (THİV) Genel Sekreteri Metin Bakkalcı ise hiçbir soruşturma ve kovuşturma geçirmeden ihraç edilen açlık grevcilerinin taleplerinin sadece üç sözcükler “İşimi Geri İstiyorum” olduğunu söyledi.

    SİVİL ÖLÜME DİRENİYORLAR YAŞAMI SAVUNUYORLAR

    Bakkalcı, sivil ölüme terk edilme girişiminin büyük bir trajedi olduğunu belirterek,  “Sivil ölüme direniyorlar, yaşamı savunuyorlar. Bu yaşama olan inanç ve çabadır. Hepimize çok şey öğrettiler. Tıp ortamının bilgi birikiminin yeniden gözden geçirmemizi sağladı bu süreç. Bütün bu süreçte yaşama olan inançlarıyla çok özel bir örnek oluşturdular. ‘Aslolan onurlu yaşamdır’ deriz. Bir kez daha hepimize öğrettiler. Onlar aslında kazandılar” dedi. (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘OHAL değil oyalama komisyonu’; Gülmen ve Özakça dosyası hala incelemede

    ‘OHAL değil oyalama komisyonu’; Gülmen ve Özakça dosyası hala incelemede

    Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyeleri, OHAL İnceleme Komisyonu’nu ziyaret etti. Komisyondan haftada bin dosyayı görüşecek bir sistem oluşturulduğu bilgisi verildi. Öncelik verilmesi istenen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça dosyalarının halen incelemede olduğu öğrenildi.

    Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyeleri, yaklaşık 1 yıldır talep edilen OHAL İnceleme Komisyonu ziyaretini gerçekleştirdi. Meclis’te grubu bulunan tüm partilerden üyelerin yer aldığı heyetin ziyareti yaklaşık 2 saat sürdü.

    Görüşmenin başında OHAL İnceleme Komisyonu Başkanı Salih Tanrıkulu komisyonun başvuru, dosyalama sistemi ile ilgili bilgi verdi.

    80’i RAPORTÖR 200 KİŞİ ÇALIŞIYOR

    CHP Milletvekili Şenal Sarıhan ve HDP Milletvekili Ayşe Acar Başaran’ın verdiği bilgiye göre, OHAL İnceleme Komisyonu’nda 80’i raportör yaklaşık 200 personel görev yapıyor. Bugüne kadar yapılan toplam başvuru sayısı 104 bin 398. Başvuruların yüzde 60’ını eğitim, içişleri ve adalet kurumlarından ihraç edilenler oluşturdu. Başvurular kurumlara göre ayrılırken, hepsi için alt komisyonlar kuruldu.

    HAFTADA BİN DOSYA GÖRÜŞÜLEBİLECEK

    Meclis İnceleme Komisyonu üyeleri, başvuruların yoğunluğuna dikkat çekerek, bu kadar başvurunun ne kadar sürede sonuçlandırılabileceğini sordu. OHAL Komisyonu haftada 1000 dosyanın karara bağlanacağı bir sistem kurulduğu yanıtı verdi, ancak bugüne kadar toplamda kaç dosyanın görüşüldüğü, bir raportöre kaç dosya düştüğü gibi sorulara karşılık verilmedi.

    Kurulan sisteme göre sonuçlanan dosyalarla ilgili karar tebligatı kişinin ihraç edildiği kuruma gönderiliyor. Kurum da başvurucuyu bilgilendiriyor. Komisyon üyelerine kararların neden kamuoyu ile paylaşılmadığı soruldu. Buna yanıt ise “spekülatif tartışmalara yol açmamak” yönünde oldu.

    GÜLMEN VE ÖZAKÇA DOSYASI İNCELEMEDE

    Meclis Komisyonu üyeleri açlık grevinde kritik bir eşiğe gelen eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın dosyalarının öncelikli görüşülmesi yönünde avukatlarının başvurularına da dikkat çekerek bu yönde nasıl bir adım atılacağını sordu. OHAL Komisyonu’ndan bu tür öncelik istenen durumlara özen gösterildiği yanıtı verildi, ancak halen incelemede olan dosyada kararın ne zaman verileceği ile ilgili bilgi verilmedi.

    OHAL Komisyonu’na yapılan başvuruların Bylock kullanımı, Bank Asya’da hesap gibi birden çok kriter üzerinden değerlendirme yaptığı basına yansımıştı. Görüşmede de bu konuda bilgi verildi. Ancak, FETÖ dışında ihraç edilen Barış için Akademisyenler, Kayyum atanan belediyelerdeki çalışanlar gibi farklı gerekçelerle ihraç edilenler için oluşturulmuş bir kriter olmadığı görüldü.

    “OHAL DEĞİL OYALAMA KOMİSYONU”

    CHP Milletvekili Şenal Sarıhan, yaklaşık 1 yıldır talep ettikleri bu görüşmenin gecikmeli de olsa gerçekleşmesinin önemli olduğunu, bundan sonra da temasların sürmesini beklediklerini söyledi.

    HDP Milletvekili Ayşe Acar Başaran ise 200 kişinin 100 binin üzerinde dosyayı 2 yılda tamamlamasının mümkün olmadığını, “oyalama” dışında bir işlevi bulunmayan Komisyonun sağlıklı bir karar alma şansının bulunmadığını söyledi. Başaran bir an önce bu uygulamadan vazgeçilip, yargının önünün açılması gerektiğini ifade etti.

  • “Nuriye ve Semih yaşasın” diyen kadınlara beraat kararı

    “Nuriye ve Semih yaşasın” diyen kadınlara beraat kararı

    “Geçtiğimiz Mayıs ayında Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ile dayanışmak için Khalkedon Meydanı’nda nöbet tutan Barış İçin Kadın Girişimi üyesi kadınlara açılan davanın ilk duruşmasında beraat kararı çıktı.

    Geçtiğimiz Mayıs ayında akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça ile dayanışmak için Khalkedon Meydanı’nda nöbet tutan Barış İçin Kadın Girişimi üyesi kadınlar gözaltına alınmış ve serbest bırakılmıştı.

    Yaşanan olayların ardından haklarında dava açılan kadınların davası bugün (9 Ocak) Kartal’daki Anadolu Adliyesi’nde görüldü. Davada beraat kararı alan kadınlar adliye önünde yaptıkları açıklamada şunları söyledi:

    “Biz KHK’lerle işsiz kalanların işlerine geri iadesini istiyoruz. Nuriye ve Semih de başlattıkları direnişi açlık grevi ile sürdürmeye karar verdiler. Bizler de Barış için Kadın Girişimi olarak onların taleplerini duyurmak için bir günlük nöbet yaptık. Bu nöbeti barış akademisyenleri yapıyordu. Bu nöbet sırasında gözaltına alındık ve hakkımızda dava açıldı. Bu davada adaleti bulduk ve beraat ettik. Bu adaletin her alanda olmasını istiyoruz. Nuriye ve Semih’în işlerine geri iade edilmesini, haksızlıkların son bulmasını, tutuklu avukat ve gazetecilerin serbest bırakılmasını istiyoruz.”

    Kadınlar açıklamanın ardından “Nuriye ve Semih yaşasın” sözünü bir kez daha yineleyerek açıklamalarını sonlandırdı.

  • Polis Semih Özakça’nın annesini sürükleyerek gözaltına aldı

    Polis Semih Özakça’nın annesini sürükleyerek gözaltına aldı

    PİRHA-Açlık grevindeki eğitimciler Nuriye Gülmen’in kardeşi ve Semih Özakça’nın annesi darp edilerek gözaltına alındı. İkili kısa süre sonra serbest bırakıldı.

    OHAL KHK’sıyla ihraç edildikleri işlerine dönme talebiyle eylem yapan Gülmen ve Özakça’nın açlık grevi 300 günü geride bıraktı.

    Gülmen’in kardeşi Beyza Gülmen ve Özakça’nın annesi Sultan Özakça Ankara’daki Güvenpark’ta yakınlarının işe iadesini istedi.

    Beyza Gülmen KHK’yla ihraçları değerlendiren OHAL Komisyonu’nu göreve çağırırken ikilinin etrafını sivil polisler sardı. Polisler önce Özakça ve Gülmen’in elindeki pankartı yırttı.

    “BENİM ÇOCUĞUMU ÖLDÜREMEZLER”

    Daha sonra da Gülmen ve Özakça’yı gözaltına aldı. İki sivil polis, Semih Özakça’nın annesi Sultan Özakça’yı kollarından tutup sürükleyerek gözaltı aracına götürdü .Anne Özakça polis tarafından sürüklendiği sırada  “Benim çocuğumu öldüremezler! Çocuğum gözümün önünde eriyor! Bir anne nasıl dayanabilir? Bir açıklama yapsınlar bize” diye bağırdı.

    “YAPTIKLARI ZULMDE BOĞULSUNLAR”

    Semih Özakça, annesinin sinir krizi geçirerek fenalaştığını duyurdu.Semih Özakça annesinin gözaltına alınmasına ilişkin Twitter hesabından şunları paylaştı:

    “Bu fotoğraflara iyi bakın. Bugün işime dönüp hayatta kalmam için sesini duyurmaya çalışırken gözaltına alınan annemin ayaklarına, kollarına, yüzüne, gözlerine iyi bakın.
    Aldığım habere göre annem sinir krizi geçirmiş ve fenalaşmış. Mahluklar yaptığı zulümde boğulsun.

    Bir annenin; sevgiyle, hüzünle ve öfkeyle oğlunun yanında duruşuna, onun zarar görmemesi için çırpınışına tanık oluyor bütün dünya. Bu zulmü yapanların annemin gözlerinin içine bakarak konuşmaya cesareti var mı? Ben onun gözlerindeki hüznü her an görüyorum ve gözlerimi kaçırıyorum.”

    Özakça ve Gülmen daha sonra serbest bırakıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kemal Gün’den Nuriye Gülmen’e ziyaret

    Kemal Gün’den Nuriye Gülmen’e ziyaret

    PİRHA- Oğlunun kemiklerini alabilmek için 90 gün açlık grevi yapan Dersimli Kemal Gün, işine geri dönebilmek için açlık grevinde olan akademisyen Nuriye Gülmen’i ziyaret etti. Gülmen, Gün’ün ziyaretini sosyal medya hesabından duyurdu.

    KHK ile ihraç edilmelerinin ardından başlattıkları “işimi geri istiyorum” direnişini açlık grevine dönüştüren akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın eylemi 290’ıncı gününü geride bıraktı.

    Tahliye edildikten sonra her gün onlarca ziyaretçi ağırlayan Gülmen’i oğlunun kemiklerini alabilmek için 90 gün açlık grevi yapan Kemal Gün ziyaret etti.

    Gülmen, ziyareti sosyal medya hesabından şöyle şöyle duyurdu:

    “Dersim’den Kemal Babamız geldi. Dünyaları getirdi bana. O, bugünün Seyid Rızası. Ellerine sarılmalı, gözlerinden öpmeli, sevdasına hayran olmalı… Dersim’den Kemal Babamız geldi.”

     

  • İstanbul Barosu ruhsat töreninde Nuriye ve Semih’e destek mesajı

    İstanbul Barosu ruhsat töreninde Nuriye ve Semih’e destek mesajı

    İstanbul Barosu ruhsat töreninde genç bir avukat OHAL ve KHK’lere tepki göstererek açlık grevindeki Nuriye ve Semih’e dayanışma mesajı gönderdi

    İstanbul Barosu ruhsat töreninde genç bir avukat OHAL ve KHK’lere tepki göstererek açlık grevindeki akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’ya dayanışma mesajı gönderdi:

    Ülkemiz OHAL’le yönetiliyor ve KHK denen uygulamalar son dönemde işlevsel halde. Bunlara karşı yargı yolu açık değil. KHK’lar neticesinde hiçbir delile dayanmadan birçok emekçi, öğretmen, akademisyen arkadaşımız işlerinden atıldılar, mağdur edildiler. Bunların yargıya itiraz yolu da yok. Bunlardan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça açlık grevindeler. Haksızlığa adaletsizliğe karşı direniyorlar. Biz de genç avukatlar olarak, adalet ve hakkın, hukukun yanında olanlar olarak buradan onlara selam gönderelim: Nuriye Gülmen ve Semih Özakça yalnız değildir!
    Salonda bulunanlar alkışlarla destek verdi.

  • ‘Oğlumun getirmediği ekmeği Nuriye ve Semih bana getirecek’-VİDEO

    ‘Oğlumun getirmediği ekmeği Nuriye ve Semih bana getirecek’-VİDEO

    PİRHA- Anne Gülsüm Elvan, “Benim oğlumun getirmediği ekmeği Nuriye ve Semih bana getirecekler. Oğlum ekmek almaya gitti alamadı ekmek. Aynı şekilde Nuriye ve Semih’in de ekmeğini elinden aldılar” dedi.

    Haberin Videosu

    3 çocuk annesi Gülsüm Elvan’ın Okmeydanı’ndaki evine konuk olduk. Elvan, “Her pazar sofra kurduğumda halen Berkin’in ekmek alıp geleceğini düşünüyorum. Onsuz bir hayatım yok benim” diyor. Bir sabah ekmek almak için evden çıkan ve 269 gün boyunca hastanede yaşam mücadelesi veren Berkin Elvan’ın ardından iki kızına tutunan anne Elvan onlar için de endişe duyuyor.

    Elvan, oğlunun resimleri, yaşamı boyunca var olan eşyalarını topladığı odasına her girişinde yaşadığı acıyı anlattı. Yarın ki duruşmaya da çağrıda bulunan Anne Elvan, “Bizim tek çabamız başka, analar ağlamasın ve çocuklar ölmesin. Biz biliyoruz çocuğumuz geri gelmeyecek. Tek isteğimiz o katilin yargılanması” dedi.

    BERKİN’İN HAYALİ FUTBOLCU OLMAKTI

    Berkin Elvan’ı anlatırken, “Her çocuk gibi hep evdeydi. Çünkü daha oyun çağında bir çocuktu ve top oynamayı çok severdi. Tek hayali hep bir futbolcu olmaktı” diyor.

    Sonra o hayallerin yerini gerçekler alıyor. Hala oğlunun böyle öldürülmesine inanamayan Elvan, duygularını, yaşanan adaletsizliği ve mücadelesini şöyle anlatıyor:

    “Nasıl böyle bir şey olur. Ben çocuğumu ekmeğe gönderdim ve çocuğum yok. Bu çok kötü bir şey. Diyorlardı ‘ne işi var Taksim’de?’ İyice araştırdınız mı nerede olduğunu? Ben de şunu soruyorum bir şey yoktu niye sıktınız? Gerçekten bir olay bile olsa bir insanı bu şekilde vurma hakları yok. Bir olay yokken neden sıktı? Taksim’de de olabilir çünkü arkadaşı ile buluşup bir yerlere gitmiş olabilir. Öldürme hakkın yok. Sorgulayamassın niye burada, orada diye. Çünkü herkesin gezme hakkı var.

    “ÜLKEMİZDE ÇOCUK HAKLARI GÜNÜ YOK”

    Herkes Berkin’i sahiplendi onların utancı bu. Ve bu utancını örtbast etmek istediler. Ama örtbast edemezler. Gazetecilere, 18 yaşından küçük vurulan bir çocuğun ismini açıkça yazdıkları için on milyar gibi bir para cezası kesiyorlar. Burada 18 yaşında küçük oluyor da vurulduğu ve terörist ilan edildiği zaman neden 18 yaşında küçük olamıyor. Berkin’in mahkemesinden 5 gün sonra dünya çocuk hakları günü kutlandı. Dünyada kutlayabilirsin ama Türkiye’de kutlayamazsın. Çünkü çocuk hakları yok ülkemizde. Başlarında şapkaları yok ki diyeyim şapkaları bir gözünüzün önüne getirin öyle düşünün ve çuvaldızı önce kendilerine batırsınlar sonra başkasına batırsınlar.

    “ÇOCUĞUMUN HAYALLERİNİ YOK ETTİLER”

    Ben devlet tarafından 1994’te Dersim’den zorla göç ettirilen bir insanım. Çünkü ben köyümden kendi isteğim ile gelmedim. Benim çocuklarım küçük ve ben kendimi çocuklarıma adamışım. Kürt illerinde yaşanan çocuk ölümlerine kimse beni inandırmadı çünkü ben gördüm ve yaşadım. Televizyonlarda bu konuda yapılan yalan yanlış haberlere inanmıyorum. Bu olay başıma geldiğinde de durmadım ve durmam da. Haksız yere benim çocuğum katledildi. Ben bu çocuğu fazla büyütemedim. Çünkü 14 yaşına kadar getirdim ve elimden aldılar. Ve benim çocuğumun hayalleri vardı yok ettiler. Canına kast edip hayattan kopardılar. Bu yüzden sonuna kadar nerede haksızlık ve adaletsizlik varsa orada olacağım.”

    ARAMALARDAKİ HUKUKSUZLUK

    Elvan, oğlunun 3. duruşmasında polislerin arama noktasındaki tutumunu, kırık kolu ile yaşadığı zorluğu ise şöyle anlatıyor:

    “Polis herkesi aradı ama beni ayaklarımın dibine kadar aradılar. Ayrıca kolum kırık ve askıda olmasına rağmen kırık kolumu askıdan çıkararak havaya kaldırmamı istediler. Kırık bir kolu ben nasıl havaya kaldırabilirim. Ben ilk defa böyle bir durumla karşılaştım. En sonunda siz ne yapıyorsunuz ve ne arıyorsunuz söyleyin varsa vereyim size dedim. Ben oraya çocuğun mahkemesi ve adalet aramak için gidiyorum. Ancak farklı şeylerle karşılaşıyorum.”

    Sol kolundaki kırık ise açlık grevindeki tutuklu eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek eyleminde gözaltına alınırken oluştu. 3 ay boyunca kırık kolundan dolayı hiçbir iş yapamayan Elvan’ın hakkında bir de üstüne eyleme destek verdiği için dava açıldı.

    “NURİYE VE SEMİH’İN DE EKMEĞİNİ ALDILAR, SADECE ÖLDÜRMEDİLER”

    Elvan, Nuriye ve Semih’in eyleminin kendisi için önemini şu sözlerle vurguluyor:

    “Benim oğlumun getirmediği ekmeği Nuriye ve Semih bana getirecek. Oğlum ekmek almaya gitti alamadı ekmek. Aynı şekilde Nuriye ve Semih’inde ekmeğini elinden aldılar. Sadece öldürmediler öyle aldılar. Sadece ekmeğimizi ve işimizi istiyoruz diyorlar. Bu nedenle Nuriye ile Semih’e elimden geldikçe desteğe gidiyordum. Bu konuda bana açılan en son davanın iddianamesinde ise eylemlere katıldığım ve pankart açtığım yazılıyor. Ben o ara gözaltına alınan çocuklara yapılan müdahale dayanmadığım için öne çıkıp gözaltına almanın da bir üslubu var diyecektim. Çünkü çocukların polisler tarafından o şekilde gözaltına alınmasına dayanamadım. Böyle durumları görünce çocuğum hemen aklıma geliyor. Acaba onlara da mı bir şey yapacaklar diye korkuyorum. Bugün iki kızım var ve halen tedirginim. Son gözaltına alındığımda kızımı da gözaltına aldılar. Ve bağırdım onlara benden bir tane aldınız bir tane daha veremem size. Ben bugün yaralı bir ceylanım ve yaralı bir kaplana dönüşebilirim.”

    “BAŞKA ÇOCUKLARIMIZ ÖLMESİN”

    Artık anaların gözyaşlarının dökülmemesini ve çocukların ölmemesini isteyen anne Elvan, “Biz şunu diyoruz. Yeter artık analar ağlamasın. Biz ağladık özlem çekiyoruz, hasret çekiyoruz başka analar gözyaşı dökmesin ve başka çocuklarımız ölmesin. Bizim tek çabamız herkesin gözü önünde diri diri iki kişinin ölmemesidir. Onların her gün kilo kaybettiğini görünce yavrum gözümün önüne geliyor ve dayanamıyorum. Çünkü aklımda Nuriye ve Semih’in annesi var. Onları kendi yerime koyuyorum” diyor.

    DAVAYA ÇAĞRI

    Eninde sonunda adaleti kazanacağını belirten Anne Elvan şu çağrıda bulundu:

    “Ben acımı içime gömdüm ve üstüne fermuar çektim. Mücadele etmeye başladım. Çünkü eninde sonunda ben bu adaleti kazanacağım. Benim çocuğum hırsızlık yapmadı, kimsenin ırzına geçmedi, benim çocuğum kimseye bir şey yapmadı. Burada masum bir çocuğu katlettiler. Biz biliyoruz çocuğumuz geri gelmeyecek. Tek isteğimiz o katilin yargılanması. Burada çağrım şu: Berkin’i ilk günkü gibi sahiplendikleri gibi 13 Aralıktaki duruşmada da sahiplensinler. Biz bu mahkemeyi kazanırsak, bu polisi yargılarsak başka çocuklar ölmeyecek. Gelecek olan herkes benim çocuğumu Berkin’i değil kendi çocuklarını düşünüp gelsinler. Özellikle annelere sesleniyorum. Çocuklarını ve geleceğini düşünüyorlarsa lütfen bu davayı sahiplensinler.”

    Sevim KAHRAMAN/İsmet SEFER

    İSTANBUL

  • Gülmen ve Özakça’ya destek eylemine katılan akademisyen açığa alındı

    Gülmen ve Özakça’ya destek eylemine katılan akademisyen açığa alındı

    Açlık grevindeki eğitimciler Semih Özakça ve Nuriye Gülmen’e destek eylemine katılan üniversite hocası açığa alındı.

    OHAL KHK’sıyla ihraç edildikleri işlerini geri isteyen Gülmen ve Özakça, geçen mayıstan önce Ankara’daki Yüksel Caddesi’nde eylem yapıyordu.

    Tutuklanmalarının ardından caddede eylemler sürdü. Gülmen ve Özakça’nın hocası Sinop Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr İrfan Mukul da bir eyleme katıldı.

    Yrd. Doç. Dr İrfan Mukul, daha önce de Sinop’ta “Alta yaşında evlenilebilir” diyen Nurettin Yıldız’ı protesto gösterisine katılmıştı.

    İki eylem gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan akademisyen, üniversite tarafından açığa alındı.

    “ÖĞRENCİMİ ZİYARETE GİTMEM SUÇ MU?”

    Cumhuriyet’e konuşan Yrd. Doç. Dr İrfan Mukul şunları söyledi: “Semih ve Esra, benim eğitim fakültesinden öğrencim. Benim yetiştirdiğim bir öğrenci işine geri dönebilmek için açlık grevine başladı. Yüksel Caddesi’ndeki destek eylemine gittim. Ayrıca Cumhuriyet gazetesinin geçen 26 Nisan’da yayınlanan Akademi Eki’ne Nuriye ve Semih için ‘Destek ve dayanışma’ başlıklı bir de yazı yazdım. Ben bunu dünyaya duyurdum. İnsanlık öldü mü? Hukuk bu mu? Benim öğrencimi ziyarete gitmem suç mu? Ayrıca Semih, beraat etti. Dünya farklı bir tarihsel bir süreçten geçiyor. Herkes üzerine düşeni yaşıyor. Duyarlı ve sol kimliğin nedeniyle çevremde birçok insan ‘Seni ne zaman açığa alacaklar’ diyordu. Bin defa da yüz bin defa da olsa giderim.”

    Gülmen davada suçlu bulunup tahliye edilmiş, Özakça ise beraat etmişti.

  • ‘Gülmen ve Özakça açlık grevini bitirebilir’- VİDEO

    ‘Gülmen ve Özakça açlık grevini bitirebilir’- VİDEO

    PİRHA- Yüksel Caddesi’nde bir yıldan fazladır eylem yapan ve onlarca kez gözaltına alınıp, biber gazı, plastik mermi ve kötü muamele ile karşı karşı kalan sosyolog Veli Saçılık, PİRHA’ya yaptığı açıklamada, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın OHAL Komisyonu’nun vereceği olumlu karar sonrası açlık grevini bitirebileceğini söyledi.

    HABERİN VİDEOSU

    Nuriye Gülmen’in tutuklu, Semih Özakça ve Acun Karadağ’ın tutuksuz yargılandığı davada dün Nuriye Gülmen’e mahkumiyet verilip tahliye edilirken, Semih Özakça ve Acun Karadağ beraat etti.

    Mahkemenin verdiği kararı ve bundan sonrasını PİRHA’ya değerlendiren Veli Saçılık, Nuriye Gülmen’in güneşsiz ortamdan güneşe çıkmasını ve gün yüzüyle karşılaşmasından dolayı çok mutlu olduklarını ifade ederek şunları belirtti:

    “Tabi ceza verildi. Aslında 389 gündür bizim bir suçumuz vardı. Mevcut iktidarın hukuksuzluğuna, adaletsizliğine karşı direnmekti. Bu bedeli ödedik, ödemeye de devam ediyoruz. Umarım, kısa sürede açlık grevi de bitebilecek (En azından komisyonun açıklamasıyla birlikte). Bunu bekliyoruz. Biz Yüksel Caddesi’nde çok iyi direndik. Karşımızda bakanlar ve çok derin kuvvetler vardı. Biz onlara dedik ki; biz kazanacağız. Şu an ‘biz kazandık’ diyorum. Bizim elimizde haklılığımız vardır, onlarda çok güçlüydü. Bizim haklılığımız karşısında ezildiler. Bize bir bedel ödettiler, ödetmeye de devam etmek istiyorlar. Biz o bedeli ödemek istemiyoruz. Biz işimize geri dönmek istiyoruz.”

    “ÖLMEK DEĞİL İŞİNE DÖNMEK İSTİYORLAR”

    Açlık grevi bitebilir mi? sorumuza ise Saçılık şu cevabı verdi:

    “Arkadaşlarım ölmek istemiyor. Nuriye, Semih asla ölmek istemiyor, işine dönmek istiyor. OHAL Komisyonu süründürüp duruyor. Komisyon kararını verdikten sonra arkadaşlarımız kendi kararını verecektir. Ben açlık grevinin bitebileceğini düşünüyorum, umutluyum. Açlık grevinin bittiği gün, biz artık orada olmayacağız. Biz de sırtımızdaki sopanın ve işkencenin son bulmasını istiyoruz. ‘Orada olmayacağız’ şu değildir; mücadeleyi bırakacağız anlamı çıkmamalıdır. Sadece bu eylem tamamlanmış olacaktır.”

    Diren Keser/MERSİN