Etiket: nuriye ve semih

  • KESK’in ‘OHAL değil demokrasi istiyoruz’ mitingi başladı

    KESK’in ‘OHAL değil demokrasi istiyoruz’ mitingi başladı

    PİRHA-Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) çağrısıyla yüzlerce kişi, “OHAL değil demokrasi istiyoruz” şiarıyla Bakırköy Özgürlük Meydanı’nı doldurdu.

    İstanbul’da Bakırköy Dikilitaş’tan, “OHAL’e hayır, ekmek, adalet, özgürlük”, “OHAL/KHK düzenine teslim olmayacağız; birleşelim, örgütlenelim, kazanalım”, “OHAL’de neler oldu?; Bütçe görüşmeleri OHAL koşullarında gerçekleşti, Müfredat ve protokollerle eğitim dinselleşti, 157 gazeteci tutuklandı, Kadro bekleyen yüzlerce emekçi kadro dışı bırakıldı, Varlık fonu doğrudan Saray’a bağlandı, en az beş grev ertelendi”, “OHAL kaldırılsın KHK’lar iptal edilsin”, “Ekmek ve hürriyet için işgal, grev, direniş” “OHAL işçi cinayetlerine, hak gasplarına karşı direniyoru”, “OHAL kaldırılsın özgürlük istiyoruz” yazılı pankartlarla Özgürlük Meydanı’na yüründü.

    KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, Eğitim -Sen Genel Başkanı Ayfer Aytekin Aydoğan, KESK, Eğitim-Sen, ESP, HDP,  CHP, HDK, SGD, Devrimci Parti, İşçi Meclisleri, EMEP, HAZİRAN, EHP ve çok sayıda kurumun katıldığı yürüyüşte açlık grevinin 313. gününde olan akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça selamlandı. İki direnişçinin fotoğraflarının yer aldığı “Nuriye ve Semih yaşayacak” yazılı pankart açıldı; “Nuriye, Semih onurumuzdur”, “Özgür basın susturulamaz”, “İşimizi geri istiyoruz”, “KHK’lar gidecek biz kalacağız”, “Direne direne kazanacağız” sloganları atıldı. Yürüş sırasında 3 ayrı arama noktasından geçilirken, yol üstlerine kurulan keskin nişancılar ise dikkat çekti.

  • Gülmen ve Özakça eylemine destek veren Gülsüm Elvan’a dava açıldı

    Gülmen ve Özakça eylemine destek veren Gülsüm Elvan’a dava açıldı

    Açlık grevindeki Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın taleplerinin kabul edilmesi için İstanbul Kadıköy’de yapılan eylem nedeniyle 16 kişiye dava açıldı. Hakkında dava açılanlar arasında, eylemde kolu kırılan Gülsüm Elvan da var.

    272 gündür açlık grevinde olan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için İstanbul Kadıköy’de 11 Ağustos’ta yapılan destek yürüyüşüne müdahale eden polis, Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan ve ablası Özge Elvan’ın da aralarında bulunduğu 16 kişiyi darp ederek gözaltına almıştı.

    Gülsüm Elvan’ın gözaltına alındığı sırada kolu iki yerden kırılmıştı.

    Suç duyurusunda bulunulmasına rağmen Gülsüm Elvan’ın kolunu kıran polisler hakkında henüz bir işlem yapılmazken, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın eyleme katılan 16 kişiye dava açtığı öğrenildi.

    Savcının hazırladığı iddianamede, eylemcilerin Kadıköy Süreyya Operası önünde “Açlık grevi 156. gününde işimizi geri istiyoruz. Nuriye ve Semih için Dayanışma” yazılı pankart açtıkları, izinsiz gösteri yürüyüşü düzenledikleri ve polisin ihtarına karşın dağılmadıkları öne sürüldü.

    İddianamede, Gezi direnişinde polis tarafından öldürülen Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan ile ablası Özge Elvan da sanık olarak yer alıyor.

  • ‘Eril yargının uyguladığı cezasızlık politikaları taciz ve tecavüzlerin artmasına neden oluyor’

    ‘Eril yargının uyguladığı cezasızlık politikaları taciz ve tecavüzlerin artmasına neden oluyor’

    PİRHA-Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü nedeniyle basın açıklaması yapan Malatya Demokratik Kadın Platformu, eril yargının uyguladığı cezasızlık politikalarının taciz ve tecavüzlerin artmasına neden olduğuna dikkat çekti.

    Malatya Demokratik Kadın Platformu, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü nedeniyle açıklamalarda bulundu. Basın açıklamasını okuyan Sibel Yaylagül, “Kadınlar dünyanın dört bir yanında; toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, ayrımcılığa, ataerkil toplumsal şiddete, aile içi şiddete, gericiliğe, savaşa, militarizme, ırkçılığa ve faşizme karşı; kadın dayanışmasını örüyor, seslerini yükseltiyorlar” dedi.

    “CEZASIZLIK POLİTİKASI TACİZ VE TECAVÜZLERİN ARTMASINA NEDEN OLUYOR”

    Bianet’in verilerine göre; 2017 yılının ilk 10 ayında en az 242 kadının ve kız çocuğunun erkekler tarafından katledildiğini, 77 kadının tecavüze uğradığını, 207 kadının taciz edildiğini, 286 kız çocuğunun cinsel istismara maruz kaldığını kaydeden Yaylagül, şu ifadelere yer verdi:

    “Basına yansıyan vakalar sonucu oluşturulmuş bu sayıların gerçekte çok daha fazla olduğunu biliyoruz. Her güne en az iki kadın cinayeti düşüyorken iyi hal, haksız tahrik gibi cezai indirimler uygulanmaya devam ediyor. Eril yargının uyguladığı cezasızlık politikası taciz ve tecavüzün artmasına neden oluyor. Bizzat siyasal iktidar tarafından üretilen ve pompalanan cinsiyetçi söylemler kadınların sokakta, otobüste, metroda tanımadığı erkeler tarafından kıyafetleri bahane edilerek fiziksel şiddete maruz kalmalarına dayanak oluyor. İçeride ve dışarıda yürütülen savaş politikası, kutuplaştıran, ayrımcılığı körükleyen söylem ve uygulamalar kadın bedeni üzerinden yürütülmekte, kadına yönelik sistematik erkek-devlet şiddetini arttırmakta, barıştan yana tavır koyan kadınların meşru mücadelesi kriminalize edilerek, keyfi gözaltı ve tutuklamaların bahanesi haline getirilmektedir.”

    “KHK’LER İLE 409 KADIN KAMUDAN İHRAÇ EDİLDİ”

    AKP’nin uyguladığı politikaların kadını değil aileyi koruyarak kadının başta bakanlık olmak üzere birçok yerden uzaklaştırılmasına neden olduğunu ifade eden Yaylagül, “Kadını birey olarak görmeyen, fıtratını eşitsizlik olarak niteleyen, tek tip yaşam biçimini dayatan söylem ve pratikler, ilan edilen OHAL ve KHK’ler eliyle meşru kılınmak isteniyor. Bugüne kadar çıkarılan 28 KHK ile 21 bin 409 kadın kamudan ihraç edildi. 1409 kadın akademisyen işinden edildi” şeklinde konuştu.

    “NURİYE VE SEMİH BAŞTA OLMAK ÜZERE TÜM EMEKÇİLER GÖREVLERİNE İADE EDİLSİN”

    Belediyelere atanan kayyımların ilk işlerinin kadın birimlerini kapatmak olduğunu kaydeden Yaylagül şunları belirtti: “Belediye eş başkanları, kadın milletvekilleri, kadın insan hakları aktivistleri, kadın gazeteciler ve sendikacılar tutuklandı. KHK ile 11 kadın derneği ve 1 çocuk derneği kapatıldı. Eğitim Sen üyesi Nuriye Gülmen’in işimi ekmeğimi geri istiyorum diyerek başlattığı açlık grevi hayati açıdan oldukça kritik bir aşamaya gelmiştir. Buna rağmen bulunduğu Ankara Numune Eğitim Ve Araştırma Hastanesi mahkum koğuşunda sağlıksız koşullarda ve zorla tutulmaya devam etmektedir. Buradan bir kez daha Nuriye Gülmen’in tutukluğuna son verilmesini, Nuriye ve Semih başta olmak üzere ihraç edilen tüm emekçilerin görevlerine iade edilmesini talep ediyoruz.” (HABER MERKEZİ)

     

  • Yüksel’de 5 kişi gözaltına alındı

    Yüksel’de 5 kişi gözaltına alındı

    Yüksel Caddesi’nde 375 gündür devam eden “İşimizi geri istiyoruz” eylemine saldıran polis 5 eylemciyi darp ederek gözaltına aldı.
    Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevi eylemi 255’inci gününde devam ederken, Nuriye’nin Yüksel Caddesi’nde bulunan İnsan Hakları Anıtı önünde başlattığı “İşimizi geri istiyoruz” eylemi 375’inci gününde devam etti.
    Polisin kalkanları ve gözaltı aracı ile kapattığı Konur Sokak’ta toplanan eylemciler Yüksel Caddesi’nde polis bariyerleri ile çevrili İnsan Hakları Anıtı önünde basın açıklaması yapmak istedi. Polisin izin vermediği eylemciler, polis kalkanları önünde “Açlık grevinin 255. gününde Nuriye Semih işe geri alınsın” yazılı pankart açtı. Pankart açıldığı anda saldıran polis, eylemcilerin pankartını yırttı. Eylemcileri kalkanları ile çevreleyen polis, gazetecilerin görüntü almasını engelledi. Polis 5 kişiyi darp ederek gözaltına aldı.
  • ‘İşimizi geri alamadığımız her gün kıştır’-VİDEO

    ‘İşimizi geri alamadığımız her gün kıştır’-VİDEO

    PİRHA – KHK ile ihraç edilen KESK üyelerinin eylemi 37. haftasında devam etti. İhraç edilen öğretmen Muhammet Sevinçtekin, geçen kış oturma eylemine başladıklarını hatırlatarak, “Bizim için mevsimlerin bir önemi yok. Bizim için işimizi geri almadığımız her gün kıştır. Bizim yazımız ve ilkbaharımız işçinin emekçinin alın teri sömürülmediği zamandır” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    OHAL kapsamında çıkarılan KHK’lerle ihraç edilen KESK üyeleri 37 haftadır oturma eylemi yapıyor. Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda gerçekleşen eyleme Bakırköy Haziran Hareketi ve Akkim işçileri destek verdi.

    “YAZIKLAR OLSUN SİZE”

    Eylemde ilk olarak ihraç edilen öğretmen Muhammet Sevinçtekin konuştu. Direnişte olan Akkim işçilerinin çalışma koşullarına ve mücadelelerine dikkat çeken Sevinçtekin, “Bunlar biyokimya fabrikasında çalışan zararlı gazlarla iletişim halinde olan emekçi arkadaşlarımız. Onların giysilerinin özel olması lazım, ayakkabısının özel olması lazım, iş güvenliğinin alınması lazım. Ama ne yazık ki paraya tapanlar iki metrelik çukura sığacak olanlar bir ayakkabı almıyor. Yazıklar olsun size” şeklinde konuştu.

    “EMEK VE EMEKÇİNİN HAKKI SAVUNULMUYOR”

    Sevinçtekin’in ardından konuşan direnişçi Akkim işçisi, haklarını alamadıkları için sendikalı olduklarını ve ardından işten atıldıklarını belirterek “Bu ülkede sermaye çok ön planda. Emek ve emekçinin hakkı savunulmuyor. Hem siyasi iktidar hem de muhalefet adına kimse bizi savunmuyor” dedi.

    “İŞÇİNİN, EMEKÇİNİN ALIN TERİNİN SÖMÜRÜLMEDİĞİ ZAMANDIR YAZ”

    Ardından tekrar konuşan Sevinçtekin, direnişte olan Akkim işçileriyle aynı davada olduklarını, Akkim işçilerinin de kendileri gibi haksız yere işlerinden atıldıklarını vurguladı. Eylemlerine kışın başladıklarını baharı ve yazı bitirerek sonbahara geldiklerini söyleyen Sevinçtekin, “Mevsimlerin bir önemi yok. Bizim için işimizi geri almadığımız her gün kıştır zaten. İşlerimize geri dönmediğimiz her gün soğuktur zaten. Bizim yazımız ve ilkbaharımız özelde olsun devlette osun haksızlıklar son bulduğu zaman, adalet tesis edildiği zaman, işçinin emekçinin alın teri sömürülmediği zamandır yaz” dedi.

    “EMEĞİN DİLİ, DİNİ, IRKI OLMAZ”

    Konuşmasında 241 gündür açlık grevinde olan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya da değinen Sevinçtekin, şunları belirtti:  “Semih dışarıda, Nuriye içeride zulmün zindanlarında adeta zulme direnen bir İsa gibi, bir Musa gibi, bir Pir Sultan Abdal gibi darağacına giderken bile, bir Şeyh Bedrettin gibi aslanlar gibi direniyor. Niye? Çünkü güç aldığı nokta şu dünyada görüp görebileceğiniz en kutsal noktadır. Nedir o? Emek mücadelesidir. Emek mücadelesinden daha kutsal bir mücadele yoktur. Çünkü emeğin dini, dili, ırkı olmaz. Bu ekmek kavgasıdır. Bu zulüm karşısında hakkı tutup kaldırma kavgasıdır. Onlar bizim direniş öncülerimiz ve tastamam ayakta güçlerinin son noktasına kadar zulme karşı dayanıyorlar. Biz de onlar gibi dayanacağız.”

    “HAZİRAN TÜRKİYE’SİNİ KURACAĞIZ”

    Ardından konuşan Bakırköy Haziran Hareketi temsilcisi Didem Koryürek, binlerce işçi ve emekçinin KHK’lerle haksız yere işlerinden atıldıklarını belirterek eğitim müfredatına da değindi: “Çocuklarımız gerici, bilimsel olmayan müfredatlarla eğitiliyor. Dünya düzdür diyenler çocuklarımızı eğitiyorlar” diyen Koryürek, iktidara karşı olan herkesin bir şekilde susturulmaya çalışıldığını vurguladı. Koryürek “Ama biz diyoruz ki bu böyle gitmez. Biz diyoruz ki Haziran Türkiye’sini kuracağız. Siz isteseniz de kuracağız, istemeseniz de kuracağız.”

    “OHAL’DEN KURTULMANIN YOLU DİRENEN KAMU EMEKÇİLERİNE SAHİP ÇIKMAK”

    Koryürek’in ardından konuşan BES 1 Nolu Şube Başkanı Dursun Doğan, tüm demokratik kurumlara ve sendikalara çağrıda bulundu. “Sizin susmanız sizi kurtarmayacaktır. AKP zulmüne karşı susmayı değil direnmeyi örgütlemelisiniz” diyen Doğan, Nuriye ve Semih’e değindi. OHAL’den kurtulmanın yolunun Nuriye’yi özgürlüğüne kavuşturarak işine geri döndürmek olduğu, direnen kamu emekçilerine sahip çıkmak ve alanları güçlendirmek olduğunu vurgulayan Doğan, faşizmle mücadele etmenin yolunun Nuriye ve Semih’in yolundan gitmek olduğunu ifade etti. Mücadeleyi birleştirme vurgusu yapan Doğan “Bugün hep birlikte sokağa çıkarsak Nuriye’yi de Semih’i de işine geri döndürür, direnen tüm kamu emekçilerinin haklarını geri alırız” dedi.

    “Direne direne kazanacağız”, “Nuriye, Semih onurumuzdur”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “KHK’ler gidecek biz kalacağız”, “İşimizi geri istiyoruz”, “Akkim işçisi yalnız değildir” sloganlarıyla devam eden eylem halaylarla son buldu.

    Suay ABAK – İsmet SEFER
    İSTANBUL

     

     

  • Yüksel’de eylemin 328. gününde biber gazlı müdahale: 1 kişi gözaltına alındı

    Yüksel’de eylemin 328. gününde biber gazlı müdahale: 1 kişi gözaltına alındı

    PİRHA-Açlık grevinin 208. gününde olan tutuklu eğitimciler Gülmen ve Özakça için ve işe iade talebiyle Yüksel Caddesi’nde bir araya gelen eylemciler yine polis müdahalesiyle karşılaştı. Eylemcilerin pankartlarını yırtan polis, açıklamaya da izin vermezken Mehmet Dersulu’yu gözaltına aldı.

    Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile ihraç edildikleri işlerine geri dönebilmek talebiyle açlık grevi eylemi yapan tutuklu akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın eylemleri 208. gününde.

    Gülmen ve Özakça’ya destek olmak ve işlerine geri dönmek için kamu çalışanlarının Yüksel Caddesi’nde sürdürdükleri “İşimizi geri istiyoruz” eylemi ise 328’inci gününe girdi.

    Öğlen saatlerinde polisin abluka ve engellemelerine karşın İnsan Hakları Anıtı önünde açıklama yapmak isteyen eylemciler, Konur Sokak’ta bir araya geldi. Sokak girişini kalkanlarla kapatan polis, eylemcilerin geçişine izin vermedi.

    Bunun üzerine polis kalkanları önünde açıklama yapmak isteyen eylemciler  “Açlık grevinin 208’inci gününde Nuriye Semih serbest bırakılsın”, “Nazife Onay serbest bırakılsın” ve “Halkın avukatları onurumuzdur, Nuriye ve Semih’in avukatları serbest bırakılsın” yazılı pankartlar açtı.

    Pankart açıldığı an müdahale eden polis, pankartları yırtarak eylemcileri Konur Sokak’ın sonuna kadar uzaklaştırdı.

    Müdahaleye tepki gösteren eylemciler “Nuriye Semih yalnız değildir”, “Emekçiyiz haklıyız kazanacağız” ve “Nazife Onay serbest bırakılsın” sloganları attı.

    Mehmet Dersulu gözaltına alındı

    Yüksel’de akşam saatlerinde yapılmak istenen açıklamaya da polis müdahalesi gerçekleşti.

    Polis kalkanları önünde basın açıklaması yapmak isteyen eylemciler “Açlık grevinin 208’inci gününde Nuriye Semih serbest bırakılsın” yazılı pankart açarak, “Nuriye Semih onurumuzdur” sloganları attı.

    Kendisi de KHK ile ihraç kamu çalışanı olan Mehmet Dersulu ve beraberindekilere müdahale eden polis, Dersulu’yu darp ederek gözaltına aldı.

    Polis diğer eylemcilere ise yakın mesafeden biber gazı sıktı.

  • Cumhuriyet Davasının 3. duruşması görülüyor; gazeteciler ve hukukçulardan açıklama-VİDEO

    Cumhuriyet Davasının 3. duruşması görülüyor; gazeteciler ve hukukçulardan açıklama-VİDEO

    PİRHA – Cumhuriyet gazetesi davasının 3. Duruşması bugün Çağlayan Adliyesi’nde görülmeye başladı. Adliye önünde basın açıklaması yapan gazeteciler ve hukukçular gazetecilerin serbest bırakılmalarını talep ettiler.

    Haberin Videosu

    Cumhuriyet gazetesi çalışanlarının yargılandığı davaya birçok CHP ve HDP milletvekillerinin yanı sıra gazeteciler, hukukçular ve Cumhuriyet Gazetesi okurları destek verdi.

    “Herkes için adalet”, “Savunmaya özgürlük herkes için adalet” ve üzerinde tutuklu gazeteciler Ahmet Şık, Kadri Gürsel, Emre İper, Akın Atalay, Murat Sabuncu’nun fotoğraflarının bulunduğu “Gazetecilere özgürlük” yazılı pankartların açıldığı basın açıklamasında “Cumhuriyet susmaz”, “Gazetecilik suç değildir”, “Özgür basın susturulamaz”, “İfade özgürlüğü engellenemez” dövizleri taşındı.

    “ARKADAŞLARIMIZIN GAZETECİLİĞİNE TANIĞIZ”

    Cumhuriyet Davası Koordinasyonu adına basın açıklamasını yapan gazeteci Faruk Eren, daha ilk duruşmadan iddianamenin çökmesine rağmen gazetecilerin cezaevinde tutulmalarında ısrar edildiğini vurguladı. 160’tan fazla gazeteciyi tutuklayan Türkiye’nin dünyadaki en büyük gazeteci hapishanesi durumuna geldiğini kaydeden Eren, “Bizler arkadaşlarımızın gazeteciliğinin tanığıyız. Onların yaptıkları haberler, yazdıkları yazılar nedeniyle tutuklandıklarını biliyoruz” dedi.

    “HABER VERMEK, ALMAK VE HABER OLMAK HAKTIR”

    Basına yapılan baskılara dikkat çeken Eren, gazetecilerin hapishanede tutulması için her duruşmada yeni bahaneler uydurulduğunu, dışarıda kalan gazetecilerin her şeye rağmen halkın haber alma hakkı için, basın özgürlüğü ve demokrasi için hakikati dillendirmeye devam ettiğini belirtti. Türkiye’yi karanlıktan kurtaracak olanın hakikatin ışığı olduğunu söyleyen Eren, “Bu ışık da özgür gazetecilerin ve haber alma hakkına sahip çıkanların ellerindedir. Haber vermek, haber almak ve haber olmak haktır. Basın özgürlüğü önündeki engellere son verilsin” ifadelerini kullandı.

    “NURİYE VE SEMİH’İN AVUKATLIĞINI YAPTIKLARI İÇİN TUTUKLANDILAR

    Eren’in ardından hukuk kurumları adına basın metnini okuyan avukat Yaprak Türkmen, 1 yılı aşkın bir süredir devam eden OHAL’in muhaliflere yönelik bir cadı avına dönüştüğünü belirtti. Açlık grevinin 201. Gününde olan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya değinen Türkmen, eğitimcilerin siyasi bir kararla tutuklandıklarını ve taleplerini karşılanması yerine ölümle karşı karşıya getirildiklerini kaydetti. Halkın Hukuk Bürosu’na yapılan baskınla 14 avukatın gözaltına alınarak 9 gün boyunca bu avukatlara sistematik işkence uygulayanların hala görev başında olduklarını söyleyen Türkmen, avukatların ise sadece mesleklerini icra edip Nuriye ve Semih’in avukatlığını yaptıkları için tutuklandıklarını belirtti.

    “NURİYE VE SEMİH’İ SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Savunma mesleğinin en ileri aşamasında olunduğunu vurgulayan Türkmen, avukatların avukatlık yapma tarzlarına ve müvekkillerini seçme haklarına hiçbir muktedirin karışamayacağını kaydetti. Er ya da geç bugünün iktidarı ve güç sahiplerinin de savunma makamına ve avukatlara ihtiyaç duyacaklarını ifade eden Türkmen, Nuriye ve Semih’i savunmaya devam edeceklerini vurguladı.

    “EN ÇOK TUTUKLU GAZETECİ TÜRKİYE’DE”

    Bir konuşma yapan Ercan Karakaş, haksız ve hukuksuz bir şekilde devam eden tutuklamaların son bulmasını ve buradan tutuklu olan gazetecilerle birlikte ayrılmayı talep ettiklerini belirtti.

    Dünyanın hiçbir yerinde gazetecilerin gazetecilik yaptıkları için yargılanmadıklarını söyleyen Karakaş, Türkiye’nin Çin’den sonra  en çok gazetecinin tutuklu bulunduğu ülke olduğunu kaydetti. Hak, hukuk ve adalet diyenlerin tutuklanmalarına evet demeyeceklerini ifade eden Karakaş, açlık grevinde olan tutuklu eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın haksız bir şekilde işlerinden edildiklerini ve bu haksızlığa karşı tepkilerini dile getirmek için açlık grevine başladıklarını bunun için de gözaltına alındıklarını kaydetti.

    Eğitimcilerin tutuklanan avukatlarına “Neden bunların avukatlığını yapıyorsunuz?” diye sorulduğunu söyleyen Karakaş, yasalara göre avukat tutamayanlara baronun avukat atadığını ve bu avukatlara “Niye bunların avukatlığını yapıyorsunuz?” diye bir şeyin sorulamayacağını vurguladı. Türkye’nin hukuk devleti rotasından çıkarılmasını kabul etmediklerini belirten Karakaş, gazeteciler için oluşturulan bu dayanışmanın devam etmesini istediklerini de ekledi.

    “BALONLAR GÖZALTINDA”

    Cumhuriyet Davası Koordinasyonu’ndan edebiyatçı Ayşegül Tözeren, tutuklu gazetecilere özgürlük taleplerini sanatsal bir eylemle dile getirmek için iki tane devasa balon getirerek adliye avlusunda uçurmayı planladıklarını ancak balonların akrep tarafından gözaltına alındığını ve balonların şu anda gözaltında kayıp olduğunu söyledi.

    İsmet SEFER/Suay ABAK

  • Wernicke Korsakooff’lular: Açlık grevindekilere zorla müdahale bir saldırıdır – VİDEO

    Wernicke Korsakooff’lular: Açlık grevindekilere zorla müdahale bir saldırıdır – VİDEO

    PİRHA-Wernicke Korsakooff’lular ve Eski Mahpuslarla Dayanışma Girişimi, Gülmen ve Özakça’nın açlık grevine ilişkin İHD İstanbul Şube’de basın açıklaması yaptı. Açıklamada, zorla müdahalenin yaşatma kaygısı taşımadığı, müdahale edilen kişilerin Wernicke Korsakooff rahatsızlığına yakalanmasını amaçlayan bir saldırı olduğu belirtildi. 

    HABERİN VİDEOSU

    Wernicke Korsakooff’lular ve Eski Mahpuslarla Dayanışma Girişimi, Gülmen ve Özakça’nın açlık grevine ilişkin bugün İnsan Hakları Derneği’nde (İHD) bugün basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını Mehmet Acettin okudu. Açıklamada şunlar ifade edildi:

    “Bizler ölüm orucu ve süresiz açlık grevi sürecinde zorla müdahale edilerek Wernicke Korsakoof sendromu sonucu bedensel ve zihinsel olarak normal bir insan gibi yaşayamaz durumdayız. Tedavisi mümkün olmayan bu geriye dönülmez vücut bütünlüğümüzü kaybetmiş kişiler olarak toplumsal duyarlılığımız gereği açıklama yapma sorumluluğu duyuyoruz.”

    “GERİ DÖNÜLMEZ HALE GELDİ”

    “Nuriye ve Semih’in işlerine dönmek için başlattıkları ve 170’li günlere gelen direnişleri ‘organ yetmezliği’ nedeniyle geriye dönülmez bir hale gelmiş, ölüm sınırındaki yaşamlarının zorla müdahale koşullarında yaşasalar bile bedensel ve zihinsel vücut bütünlüğünü kaybetmiş olacaklardır.”

    “İKTİDAR TALEPLERİNİ KARŞILAMAYARAK ÖLÜME TERK ETTİ”

    “İktidar ise ‘onların ölümüne izin vermeyeceğiz’ biçiminde zorla müdahaleyi gündemine aldı. Zorla müdahaleyi birebir yaşayanlar olarak, zorla müdahalenin ‘yaşatma kaygısıyla’ değil, müdahale ettikleri kişilerin Wernicke-Korsakoff rahatsızlığına yakalanmasını amaçlayan bir saldırı olduğunu biliyoruz. İşlerine geri dönme talepli başlattıkları direnişlerine ilgisiz ve yok hükmünde sayan iktidar, hatta isimlerini dahi zikreden herkes için yasaklama ve tutuklama gerekçesi saymaktadır. Onları açlık grevinin ileri aşamasında tutuklayarak hapishanede ve hastanede kontrol altına aldılar. Aslında zorla müdahale koşullarını hazırlayan iktidar onların taleplerini karşılamayarak ölüme terk ettiler. Zorla müdahale bir başka saldırı biçimidir ve zorla müdahale edilen arkadaşlarımızın yaşadıkları pratik canlı örneklerdir.”

    Açıklamada ayrıca, “Açlık grevi ve ölüm orucunda B1 vitamini sadece beyin ve sinir hücrelerini koruyor. Vücuttaki diğer organlar ise korumasız. En azından güçsüzleşiyorlar” denildi.     (HABER MERKEZİ)

  • ‘Nuriye ve Semih’in sağlık durumları önemli bir eşikte’

    ‘Nuriye ve Semih’in sağlık durumları önemli bir eşikte’

    PİRHA-164 gündür açlık grevinde olan tutuklu eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın avukatı Oya Aslan, ikilinin sağlık durumlarına dair “Önemli eşikteler. Her şeyi bekleyebiliriz” açıklamasında bulundu.

    Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında yayınlanan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile mesleklerinden ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın tutuklandıktan sonra cezaevinde devam ettikleri açlık grevi eylemi bugün 164. gününde.

    İki eğitimci günlerdir iradeleri dışında götürüldükleri cezaevindeki hastanede tutuluyor.

    Geçtiğimiz günlerde eğitimcileri zorla kaldırıldıkları Sincan Cezaevi Kampüsü Hastanesi’nde ziyaret eden Ankara Tabip Odası heyeti, Gülmen ile Özakça’nın sadece cezaevi koşulları hakkında bilgi aldıklarını belirterek, “Kendileri talepleri kabul edilene kadar açlık grevi eylemini bırakmayacaklarını, ziyarete giden hekimlere bir kez daha vurgulamışlardır” demişti.

    Eğitimcilerin sağlık durumuna ilişkin son açıklama ise avukat Oya Aslan’dan geldi.

    Nuriye ve Semih İçin Dayanışma Platformu üyelerinin dün Kadıköy Süreyya Operası önünde düzenlediği eylem esnasında konuşan eğitimcilerin avukatı Aslan, Gülmen ve Özakça’nın sağlık durumlarına ilişkin şu bilgileri verdi:

    Nuriye’nin sağlık durumu önemli bir eşikte ve Nuriye açısından artık her şeyi bekleyebilir bir pozisyondayız. Vücut direnci yeterince güçlü değil enfeksiyon kapma riskiyle karşı karşıya. En son kardeşi iki gün önce refakatçi olarak kabul edildi. Semih’in vücut direnci yine biraz daha güçlü ama o da önemli bir eşikte.

    Sağlık durumlarının kritik olması sebebi ile avukat görüşlerinin sınırlandırıldığını da aktaran Aslan, günde sadece 2 saat avukatları ile görüşebildiklerini ifade etti.

  • HBVAKV Genel Sekreteri Karahalil: Cemevlerini eğitim kurumları haline getirmeliyiz-VİDEO

    HBVAKV Genel Sekreteri Karahalil: Cemevlerini eğitim kurumları haline getirmeliyiz-VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Anadolu kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Sekreteri Seyit Karahalil, eğitim müfredatında yapılan değişiklikleri, dergahlara el konulmasını ve eğitimciler Gülmen ve Özakça’nın açlık grevini PİRHA’ya değerlendirdi. Karahalil, ülkenin adım adım muhafazakarlaştığını belirterek, cemevlerinin eğitim kurumlarına dönüştürülmesi gerektiğini kaydetti. 

    HABERİN VİDEOSU

     

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı  Genel Sekreteri (HBVAKV) Seyit Karahalil, eğitim müfredatındaki değişiklikleri PİRHA’ya değerlendirdi. İnsanların sürekli şeriatla karşı karşıya olduğunu belirten Karahalil, gittikleri her yerde selamın aleyküm ile karşılaştıklarını, merhaba kelimesini kullanmanın bile zor olduğunu söyledi.

    “AKP’Lİ ÇAMLI KENDİNİ KAYBETMİŞ DURUMDA” 

    TBMM Milli Eğitim Komisyonu’nun AKP’li üyesi Ahmet Hamdi Çamlı’nın, “Cihat bilmeyen çocuğa matematik öğretmenin faydası yok” sözlerini hatırlatan Karahalil, “Oysa ağzından çıkan o cümlelerin bile birer matematiği ifade ettiğini bilemeyecek kadar kendini kaybetmiş durumda” dedi.

    “HİÇBİRİSİNİN HESABI YAPILMIYOR”

    Karahalil, farklı inançlara mensup çocuklara verilen zorunlu din dersi yetmiyormuş gibi bir de cihatın öğretilmeye çalışılmasıyla ülkenin adım adım şeriata doğru sürüklendiğini ifade etti.

    Çocukların okullarda maruz kaldıkları eğitimle psikolojik ve ruhsal bozukluklar yaşadıklarına vurgu yapan Karahalil, şunları belirtti:

    “Bir Alevi çocuğunu düşünün, annesinin babasının ibadeti, davranışları, doğaya ve insana bakışları bambaşka ama okula geldiği zaman oradaki öğretmenin öğrettikleri bambaşka. Peki bu çocuk ileriki  yaşlarda nasıl bir psikolojik yapıyla karşı karşıya kalacak. Bunların hiç birisinin hesabı yapılmıyor.”

    “ÜLKE ADIM ADIM MUHAFAZAKARLAŞIYOR”

    Ülkenin adım adım muhafazakarlaşmaya doğru gittiğinin altını çizen Karahalil, Aleviler olarak herkesin özgürce inancını yaşamasını istediklerini kaydetti. Karahalil, evde çocuklarına kendi inançlarını bile dayatmazken, okullarda İslami şeriatın aşılanmaya çalışıldığını söyledi. Bu duruma sadece Alevilerin değil bütün insanların duyarlılık göstermeleri gerektiğini belirten Karahalil, “Çünkü en iyi eğitimi verecek, ahlakı verecek olan ailenin kendisidir. Bir başkası benim çocuğuma ahlak dersi veremez. İslamiyet dersi veremez, hele hele cihat dersi hiç veremez. Cihat kelimesi zaten kendi başına bir korkunç ifadeyi ortaya koymaya çalışıyor” şeklinde konuştu.

    “ÖRGÜTLENMEDE ZAYIFIZ”

    Aleviler olarak çocuklara alternatif eğitimler yaratma konusunda yetersiz kaldıklarını söyleyen Karahalil, cemevlerinde eğitim veremediklerini, cemevlerinin içini yeterince dolduramadıklarını, ekonomik anlamda zayıf olduklarını kaydetti. Siyasi örgütlenmeyi bir adım da olsa öne çıkardıklarını ancak ekonomik örgütlenmeyi ihmal ettiklerini ifade eden Karahalil, “Ekonomik örgütlenme ile siyasi örgütlenmeyi at başı götüremezsek biz o cemevlerimizde eğitim kurumlarını oluşturamayız. Eğitim kurumlarını oluşturduğumuz zaman orada o dersleri verecek öğretmenlerimizi yetiştiremeyiz. Öğretmenlerimizin ücretlerini ödeyemeyiz” dedi.

    “DERGAHLARIMIZIN KAPILARI YÜZÜMÜZE KAPANDI”

    Kendi ülkelerinde inançlarını özgürce yaşayıp ifade edemediklerinin altını çizen Karahalil, 5- 6 Ağustos’ta Hacı Bektaş Veli anma etkinliklerinde dergaha girmelerine ve orada cem yürütmelerine izin verilmemesini de eleştirdi. “Dergahlarımızın kapıları yüzümüze kapandı” diyen Karahalil,m “Maalesef bu kapatmayı sadece devlet yapmadı. Oradaki belediye başkanı kendi insanımız olmasına rağmen bu kapıları bize açmadı. Gelip bir merhaba bile demedi. Biz böyle bir handikapla karşı karşıyayız.”vurgusunu yaptı.

    “CEMEVLERİ EĞİTİM KURUMLARINA DÖNÜŞMELİ”

    Tek yolun cemevlerini eğitim kurumlarına dönüştürmek olduğunu vurgulayan Karahalil şunları belirtti:

    “Devasa binalar yapıyoruz ama devasa binaları maalesef sadece cem ve cenaze işleri için kullanıyoruz. Oysa oralarda eğitim verme olanakları var. Ne olursa olsun bu eğitimi çocuklarımıza verebilmeliyiz. Gençlerimizi bu eğitimle yetiştirebilmeliyiz. Sadece bunu inanç anlamında söylemiyorum. Ekonomik anlamda, felsefe anlamında, tarih anlamında, Türkçe anlamında söylüyorum. Bütün dersleri biz çocuklarımıza orada vermenin yollarını aramalıyız. Bunu tek başımıza yapamayız. Bütün Aleviler bir araya gelmeli, bu konuda sorun masaya yatırılmalı ve çözüm üretmeliyiz. Bu işin altından ancak böyle kalkabiliriz diye düşünüyorum.”

    “BEDENLERİNİ O SOĞUK ZEMİNDEN KALDIRIP AYAĞA DİKMELİYİZ”

    Konuşmasında tutuklu olarak açlık grevine devam eden eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya da değinen Karahalil, “Bu sırf işlerini kaybettikleri için değil bu zulme başkaldırdıkları için bedenlerini ölüme yatırdılar. Biz ülke halkı olarak ayağa kalkmalıyız. Onların yanında yer almalıyız, onların bedenini yatırdıkları o soğuk  zeminden kaldırıp ayağa dikmeliyiz. Tek yapmamız gereken bu. Onların ölümlerine göz yumarsak yarın bizim ölümlerimizi bekleyecek kimse bile kalmayacaktır” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • ‘Nuriye ve Semih ağır tecrit altında ve onları kurtarmak bizim elimizde’-VİDEO

    ‘Nuriye ve Semih ağır tecrit altında ve onları kurtarmak bizim elimizde’-VİDEO

    PİRHA- İşlerine geri dönmek için akademisyen Nuriye Gülmen ile birlikte 156 gündür açlık grevi yapan ve şuan hastanede tutulan öğretmen Semih Özakça’nın eşi Esra Özakça’yla söyleşimizin ikinci bölümünde iki eğitimcinin cezaevindeki durumu ve neden hastaneye kaldırıldıklarına ilişkin konuştuk.

    HABERİN VİDEOSU

    Esra Özakça, Nuriye ve Semih’in Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) bir başvuruda bulunduklarını hatırlatarak, “Sağlık koşullarının hapishanede kalmaya uygun olmadığına için acil bir başvuruyla tahliye talebinde bulundular. Bu başvuru kapsamında birçok muayene geçirdiler. İşlem acil olmasına rağmen başvuru sonuçlanması neredeyse 2 ayı geçti. Sanırım bu kapsamda önce hastane hapishanesinde bir muayene geçirdiler” diye konuştu.

    “HÜKÜMET AHİM KARARLARINI YERİNE GETİRMİYOR”

    AİHM’in isteğiyle eşi Semih’in bunu mektubunda kendisine ‘açık işkence yaptılar’ olarak anlattığını aktaran Esra Özakça, sözlerini şöyle sürdürdü;

    “Çünkü AHİM kararı sonrası ortaya çıkan hükümleri, hükümet yerine getirmedi. ‘kendi doktorları muayene etsin’ gibi benzer şartlar yerine getirilmedi. Açlık grevi başladığından beri beni, Nuriye ve Semih’i de Ankara Tabip Odası’na (ATO) bağlı doktorlar takip ediyordu. Hapishaneye gittiklerinde doktorlar ‘zorla müdahale edeceğiz’ dedikleri için bir güven ilişkisi oluşmadığından hep kendi doktorlarını istemişler, yani hekim seçme hakkını kullanmak istemişler. Fakat hükümet buna uymamıştı. AHİM kararlarında kendi doktorları da gelsin muayene etsinler demesine rağmen kendi doktorlarından sadece, Şebnem Bıçakçı muayeneye -oda sadece gözlemci olarak- katıldı. Diğer doktorların tavırları da hep şu şekildeymiş; kaslarıyla ilgili bir test yapıyorlarmış, harika çok iyi yapıyorsun 10 numara gibi şeyler söylüyorlarmış.”

    “SEMİH VE NURİYE HASTANEYE KALDIRILIRKEN İŞKENCE GÖRDÜ”

    Esra Özakça, açlık grevinin 121. gününde eşi Semih Özakça’nın gönderdiği mektubunda “AİHM yapılan muayenenin yeterli olmadığını, numune hastanesine götürülüp orada tekrar muayene edilmeleri gerektiğini, tam teşekkülü bir muayeneden geçmeleri gerektiğine karar verdi” diye yazdığını ancak Numune Hastanesi’nde aynı uygulamaların devam ettiğini belirtti.

    Özakça yaşananları şöyle anlattı:

    “Numune hastanesi, muayene sonrası bir rapor vermiş. Verilen raporda “hayatlarını tek başlarına idame ettiremezler, hapishanede kalmaları uygun değildir. Ama tahliyelerine gerek yoktur” deniyor. Doktorlar kendilerini hâkim yerine koyup karar vermişler, ‘tahliyelerine gerek yoktur’ diye. Bir insanın tahliye edilip edilmemesine doktor değil, hâkim savcı karar verir. Bu rapor insan hakları mahkemesine gönderildi. Raporlar başvuru şartını sağlıyor. Yani sağlıkları hapishanede kalmaya uygun değildir deniliyor. Fakat AHİM karar vermeden birkaç gün önce Nuriye ve Semih’in kampüs hastanesine kaldırılıyorlar. Nuriye çarşafa sarılarak götürülüyor, Semih zorla işkence edilerek sedyeye yatırılıp, bağlanarak götürülüyor. Vücudunun birçok yerinde darp izi var. Biz görüşe giderken, görevliler tarafından “maske takın, hijyen kurallarına dikkat edin “ diye uyarılıyoruz. Ancak, Semih hastaneye götürülürken, ağzını kapatmak için parmaklarını ağzına sokuyorlar. O zaman hijyen neredeydi acaba.”

    “SEMİH VE NURİYE AĞIR TECRİT ALTINDALAR”

    “Semih ve Nuriye, havalandırması olmayan, güneş almayan bir odada hayatta kalmaya çalışıyorlar” diyen Esra Özakça, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Kendi işlerini tamamen kendileri yapıyorlar, yemeklerini kendileri hazırlıyorlar, çamaşırlarını kendileri yıkıyorlar, odayı kendileri temizliyorlar, Avukatları yanlarında olabiliyor ancak refakatçılarına izin verilmiyor. AHİM kararında olmasına rağmen bu uygulanmıyor izin verilmiyor, kime göre, neye göre. Hiçbir yasa ve yönetmeliğe göre değil, tamamen kendi istek ve arzu siyasi görüşlerine göre bunu yapıyorlar. Olası olumsuz bir durumda ayaklarına ayak bağı olacağı için ya da Nuriye ve Semih’in bilinci kaybetmeden onlara müdahale edecekleri orada bir şahit olacağı için bunlar kabul edilmiyor. Avukat görüşleri 1 saate düşürüldü. Yine aynı şekilde Nuriye ve Semih’in müdahaleye şahit olmamaları için gelişmeler yapılıyor. Avukat görüşleri kaldıkları odada oluyordu şimdi oda değiştiriyorlar. Açlık grevinin 255 gününe gelmiş insanlar günde birkaç defa başka odalara gidip gelmek zorunda bırakılıyor. Yayın hakları kullanılmıyor, kitap sınırlaması var. Verilen kitaplar ellerine çok geç geçiyor. Ağır tecrit altındalar.”

    ‘ZORLA MÜDAHELE EDELİM Mİ’ İMALARI

    Son olarak Esra Özakça “Her gün gelip doktorlar onlara ‘zorla müdahale edelim mi?’ diye soruyorlar. Zorla müdahale sonucu, binlerce insan sakat kalmış, hayatını kaybetmiş ve size her gün bu teklif ediliyor ya da yakında bunu yapacakları ima ediliyor. Yapılan alenen işkencedir. Nuriye ve Semih ağır işkence altındadır ve onları kurtarmak bizim elimizde” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • PSAKD Ankara Şubesi üyeleri Nuriye ve Semih için bir günlük açlık grevinde-VİDEO

    PSAKD Ankara Şubesi üyeleri Nuriye ve Semih için bir günlük açlık grevinde-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ankara Şubesi üyeleri açlık grevindeki tutuklu eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek için bir günlük destek açlık grevi başlattılar. Destek eyleminde konuşan PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan “Hem Nuriye ve Semih hem OHAL hem KHK’ler hem de müfredat için sokağa inmeliyiz” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    KHK ile ihraç edilen ve işlerine geri dönmek için açlık grevi yapan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevleri cezaevinde hala devam ediyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ankara Şubesi üyeleri Gülmen ve Özakça’ya destek için bir günlük açlık grevine başladı.

    Açlık grevi eylemine Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Muhittin Yıldız, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Tuncer Baş, PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, PSAKD Ankara Şube Başkanı Ali Üngörmüş ve Yüksel Caddesi direnişçilerinden Veli Saçılık birer konuşma yaptılar.

    “BİR GÜN BİR KADIN İNSAN HAKLARI ANITININ ÖNÜNDE OTURMAYA BAŞLADI”

    İlk olarak konuşan PSAKD Ankara Şube Başkanı Ali Üngörmüş, OHAL kapsamında çıkarılan KHK’lerin bir sürü masum insanın canını yaktığını ve çok az kişinin bu KHK’lere karşı direndiğini ifade ederek Yüksel Caddesi direnişinin başlangıcını şöyle anlattı:  “Bir gün bir kadın Yüksel Caddesi’nde bulunan İnsan Hakları Anıtı’nın önünde ‘İşimi geri istiyorum’ diye oturmaya başladı ve aynı anda gözaltına alındı. Bu kadının adı Nuriye Gülmen’di. Ertesi gün yine bu eyleme devam etti ve yine gözaltına alındı. Yanına ilerleyen günlerde üç kişi daha katıldı. Acun Karadağ, Semih Özakça ve Veli Saçılık. Onlarca kez gözaltın alınmalarına rağmen mücadeleye devam etmektedirler. Onların bu mücadelesi dünya kamuoyunu ülkemizde yaşanan parti demokratik uygulamalar hakkında bilgilendirdi. İsimleri herkesin diline destan oldu.”

    “HER TÜRLÜ ZALİMLİĞİN KARŞISINDAYIZ”

    Gülmen ve Özakça’nın mücadelelerinin referandumda Hayır diyenlere de güç verdiğini kaydeden Üngörmüş, “Kerbela’da Yezit’e boyun eğmeyen, İmam Hüseyin’in yolundan gidenler, Osmanlı padişahlarına direnen Şah Kalenderlerin, Pir Sultan Abdalların torunları olarak her türlü haksızlığın karşısındayız. Zalimlere karşı mazlumların safındayız diyoruz.” şeklinde konuştu.

    “SES GETİRECEK EYLEMLİLİKLER DEĞİL”

    Üngörmüş’ün ardından konuşan PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, yaklaşık tüm şubeleriyle bu açlık grevine destek verdiklerini ifade etti. İlk bir günlük destek açlık grevi eyleminde eylemin diğer kurumlar tarafından sahiplenilerek sürdürülmesini istediklerini ancak bunun olmadığını vurgulayan Kaplan, bir günlük destek açlık grevlerinin ses getirecek eylemlilikler olmadığını belirtti.

    “SOKAĞA İNMELİYİZ”

    Konuşmasında eğitimin gericileştirilmeye çalışılmasına da değinen Kaplan, neredeyse bütün derslerin zorunlu din dersi haline getirildiğini buna karşı Alevi kurumları olarak Eylem takvimini yakında kamuoyuna açıklayacaklarını kaydetti. Kaplan “Hem Nuriye ve Semih için, hem OHAL için, hem KHK’ler için hem de müfredat için sokağa inmeliyiz” dedi.

    “O ZAMAN FETÖ, ŞİMDİ DE ALDANANLAR”

    Kaplan’ın ardından konuşan HBVAKV Genel Başkanı Tuncer Baş OHAL ve KHK’lerden hep ötekileştirilen kesimlerin etkilendiklerini vurgulayarak şunları ifade etti: “Çok trajiktir ki biz tarihin hiçbir döneminde aldatılmadık, tarihin hiçbir döneminde yanıltılmadık. Aldananlar veya aldandığını söyleyenlere hiçbir şey olmuyor. Bu adamlar devletin içinde devlet olurken neredelerdi? Biz o zaman da karşı çıkıyorduk. O zaman FETÖ ile mücadele ediyorduk şimdi de aldananlarla mücadele ediyoruz.”

    “SEMBOL İSİMLER OLDULAR”

    Gülmen ve Özakça’nın bu sürecin sembol isimleri olduklarını söyleyen Baş, Türkiye’nin dört bir yanında onlarca insanın bu ve benzeri etkinliklerle hak arama mücadelesi içinde olduklarını kaydetti. Gülmen ve Özakça’nın eyleminin bir vicdan ve adalet eylemi olduğuna dikkat çeken Baş, onların toplumdan destek almamaları için cezaevine konulduklarını da ekledi. “Bu sadece Semih ve Nuriye’nin yaptığı bir açlık grevi değil. Bir toplumun tamamının durması gerektiği bir haktır” diyen Baş, Gülmen ve Özakça’ya yeterince destek verilmediğini artık herkesin kafasını kumdan çıkarması gerektiğini kaydetti.

    “BİZE DİYORLAR Kİ NURİYE VE SEMİH DEMEYİN”

    Yüksel Caddesi direnişçilerinden Veli Saçılık, konuşmasında açlık grevine girenlerin ve destek verenlerin Hüseyni bir duruş sergilediklerini söyleyerek şunları belirtti:

    Polis bize ısrarla diyor ki Nuriye ve Semih demeyin. Ne derseniz deyin. Aynı Pir Suştan’a Şah demeyin demesi gibi Hızır Paşa’nın. biz burada ısrarla karşı çıktık. ‘Sizde Şah diyeni öldürürlerse biz de bu yayladan Şah’a gideriz’ diyoruz hep beraber. Bu bir meydan okumadır. Çünkü karşıda bir zalim var. Kendi koyduğu kurallara, anayasasına ve insan haklarına her türlü  karşı çıkan bir zalim var. Bu zalimlik karısında 275 gündür İnsan Hakları Anıtı’nın önünde direniyoruz. Onların ‘Sokağa çıkamazsınız ve konuşamazsınız’ dediği yerde ‘Konuşuruz’ dedik ve bunu tanımadık. Bunu tanımayacağımızı defalarca söyledik. Bunu tanımadığımız için davalar açtılar, gözaltına aldılar. Şimdi de durup dururken örgüt üyesi olduk. Tabi ki herhangi bir delilleri yok. Onlar ne yaparlarsa yapsınlar Nuriye ve Semih direnecekler. Nuriye ve Semih orada esir oldukları sürece biz de esiriz ve o esaretekarşı hep birlikte ses vermeliyiz. Alevi kurumlarının yaptığı gibi bütün Demokratik Kitle Örgütleri artık bu sesi vermeli, bu yükü Nuriye ve Semih’in sırtından almalı ve topluma yaymalıdır. Çünkü bu toplumsal özgürlüktür, hepimizin özgürlüğüdür. Onların yeni kuracakalrı devletin aslında ideolojisi bellidir. Faşist bir ideolojiye sahiptir. Bu faşizme karşı herkesi ortak mücadeleye çağırıyorum.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Nuriye ve Semih’e destek veren BJK taraftarlarına soruşturma, kepenk kapatan esnafa tehdit

    Nuriye ve Semih’e destek veren BJK taraftarlarına soruşturma, kepenk kapatan esnafa tehdit

    PİRHA-KHK ile ihraç edildikleri işlerine geri dönmek amacıyla açlık grevi eylemi başlatan ve cezaevinde açlık grevine devam eden eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek verenler tehdit ediliyor ve haklarında soruşturma açılıyor. 

    Samsun Valiliği, Beşiktaş ve Konyaspor arasında oynanan Süper Kupa finalinde ‘Nuriye Semih yaşasın’ yazılı pankart açan siyah-beyazlı taraftarlara ‘terör örgütü propagandası’ iddiasıyla soruşturma açıldığını duyurdu.

    Valiliğin internet sitesinde yer alan açıklamada, KHK ile ihraç edildikleri işlerine iade talebiyle başlattıkları açlık grevinin 155’inci günündeki eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça‘DHKP-C’ üyesi ilan edildi.

    Açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Olayla ilgili başlatılan tahkikatta il dışından ilimize gelen ve tarafımızdan tespitleri yapılan bir grup tarafından saat.20.05’de kale arkası kuzey üst tribününde pankart açıldığı, açılan pankartı üç parça halinde şahısların üzerlerine gizlemek suretiyle stadyuma soktukları, olay yerinde çektikleri fotoğrafları twitter hesabından paylaştıkları ve olay sonrası geldikleri illere döndükleri anlaşılmıştır. Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan alınan talimat doğrultusunda ‘terör örgütünün propagandasını yapmak’ suçundan tespiti yapılan şahıslarla ilgili adli soruşturma başlatılmıştır”

    Konyaspor Başkanı Ahmet Şan, ‘Nuriye Semih yaşasın’ pankartıyla yeşil-beyazlı taraftarların tahrik edilmeye çalışıldığını öne sürmüştü.

    GAZİ MAHALLESİ’NDE KEPENK KAPATAN ESNAF TEHDİT EDİLDİ

    Öte yandan İstanbul’un Sultangazi ilçesine bağlı Gazi Mahallesi’nde esnaf, Gülmen ve Özakça için 1 saatlik kepenk kapatma eylemi gerçekleştirdi. Yapılan eylem sırasında polislerin esnafların yanına gelerek baskı yaptığı ve ‘Hepinizin ruhsatları iptal edilecek, kapatın siz dükkanlarınızı göreceksiniz’ şeklinde tehdit ettiği öğrenildi. (HABER MERKEZİ)

  • Aydın Deniz: Tv10 Alevileri tüm dünya ile buluşturuyordu-VİDEO

    Aydın Deniz: Tv10 Alevileri tüm dünya ile buluşturuyordu-VİDEO

    PİRHA – KHK ile kapatılan Tv10’un yeniden açılması için kanal emekçilerinin başlattığı eylem 43. haftasında da devam etti. Galatasaray Meydanı’ndaki Tv10 eylemini destekleyen Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, “Ülkede yaşanan haksızlıkların, hukuksuzlukların dışarıya yansımaması, dünyayla ve Alevilerle buluşmaması adına operasyon yapılan Tv10’u biz derhal geri istiyoruz” dedi.

    Haberin Videosu

    43. haftasında İstanbul Galatasaray Meydanı’nda kapatılan Tv10 eylemine Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, Munzur Çevre Derneği Başkanı Ali Yıldız, Devrimci Halkın Birliği temsilcileri, Anadolu Erenler Cemevi Başkanı Ali Çiftçi, yazar Mukaddes Çelik, yazar Mehmet Akar, İnsan Hakları Aktivisti Hasan Hayri Alkan, cumartesi insanları ve insan hakları savunucuları katıldı. “Alevilerin sesi Tv10 susturulamaz” pankartının açıldığı eylemde “Alevilerin sesi susturulamaz”, “Özgür basın susturulamaz”, “Susma sustukça sıra sana gelecek”, “Nuriye ve Semih yalnız değildir” sloganları atıldı.

    “ÜLKE TEK SESLİ BİR KOROYA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ”

    Tv10 emekçileri adına konuşan Tv10 Programcısı Veli Haydar Güleç, 43 haftadır bu toplumun kesilen nefes damarlarının açılması için çaba gösterdiklerini kaydetti. Halkın haber alma hakkının ve ifade özgürlüğünün engellendiğini vurgulayan Güleç, ülkenin tek sesli bir koroya dönüştürüldüğünü belirtti.

    NURİYE VE SEMİH’TEN HABERDAR MISINIZ?

    Cezaevi koşullarında işlerine geri dönmek için açlık grevine devam eden eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’yı unutmayan Güleç, “Bu ülkede insanlar açlıkla terbiye edilmeye çalışılıyor. 150 güne yakındır Nuriye ve Semih açlık grevinde. Bu toplumun kaçta kaçı bundan haberdar” şeklinde konuştu.

    “HUKUK AYAKLAR ALTINDA ÇİĞNENDİ”

    HDP’nin Diyarbakır’da başlattığı ‘Adalet ve Vicdan Nöbeti’nin beşinci gününde olduğunu hatırlatan Güleç, bu tür eylemlerin bu ülkenin geleceği açısından önemli olduğunu vurguladı. Çağlayan Adliyesi’nde beş gün boyunca görülen Cumhuriyet Gazetesi çalışanlarının davasına da dikkat çeken Güleç “Hukuk bugün yok denecek noktaya getirilmiş durumda. Bu ülkede adalet ve hukuk diyenler aslında bu ülkede hukukun ve adaletin nasıl ayaklar altında çiğnendiğini son davalarda hep birlikte tanık olduk” dedi.

    “TV10 ALEVİLERİN MEDYASIYDI”

    Güleç’in ardından konuşan Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, Alevilerin sesi olan Tv10’un 43 haftadır sessiz sakin, Alevilerden bihaber kendi mücadelesini sürdürmeye çalıştığını belirterek, Tv10’un Alevi kurumları için çok önemli bir yayın aracı olduğunu vurguladı.

    Deniz sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Alevilerin medyasıydı. Eksikliğini özellikle Alevi takvimlerinde görmüş olduk. 2 Temmuz’da Sivas’ta, 3 Temmuz’da Çorum’da şehitlerimizi anarken, 4 Temmuz’da Hacıbektaş’ta dergahımıza sahip çıkarken canlı yayınlarıyla bizim anmalarımızı, eylemlerimizi bırakın Türkiye’yi tüm dünyayla buluşturuyordu. Bu sene bunun yokluğunu ciddi bir şekilde hissettik.”

    “EKSİKLİĞİNİ HİSSEDİYORUZ”

    5 Ağustos’ta Hacıbektaş Dergahı’nda cem yapacaklarını söyleyen Deniz, Tv10’un geçen yıl Hacıbektaş’tan yaptığı canlı yayınlarla Alevileri dünya ile buluşturduğunu, bu sene de bunun eksikliğini hissedeceklerini belirtti. “Ülkede yaşanan haksızlıkların, hukuksuzlukların dışarıya yansımaması, dünyayla ve Alevilerle buluşmaması adına operasyon yapılan Tv10’u biz derhal geri istiyoruz” diyen Deniz, “Özellikle 143 gündür açlık grevinde olan Nuriye ve Semih arkadaşın seslerinin kısılması Tv10’un sesinin kısılmasının ve dünyaya duyurulmasının bir etkenidir. Bizim sesimiz kulağımız olan Tv10’u derhal geri istiyoruz ve Alevilerin sesinin susturulmasını kınıyoruz” şeklinde ifade etti.

    Karanlık süreçlerden geçildiğini ve herkesin tedirgin olduğunu söyleyen Veli Haydar Güleç “Karanlığın en koyu olduğu an aydınlığın da en yakın olduğu andır” dedi. (HABER MERKEZİ)

  • ABF Başkanı Yıldız: Gülmen ve Özakça’nın çığlığı karşısında susanlar dilsiz şeytandır-VİDEO

    ABF Başkanı Yıldız: Gülmen ve Özakça’nın çığlığı karşısında susanlar dilsiz şeytandır-VİDEO

    PİRHA – Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Muhittin Yıldız, açlık grevinde ölüm sınırına yaklaşan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça”nın taleplerinin kabul edilmesi için ABF’nin tüm şubelerinde açlık grevi başlatacaklarını duyurdu. Yıldız’a göre Gülmen ve Özakça’nın çığlığı karşısında susanlar dilsiz şeytan…

    Haberin Videosu

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işlerinden ihraç edilince süresiz açlık grevine başlayan ve hala cezaevinde açlık grevine devam eden eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek gün geçtikçe büyüyor.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Muhittin Yıldız PİRHA’ya verdiği röportajda Nuriye ve Semih için ABF’nin tüm şubelerinde açlık grevi başlatacaklarını duyurdu.

    “BU ÇIĞLIĞA SES VE KULAK VERİYORUZ”

    “ABF ve bileşenleri olarak bu çığlığa ses ve kulak veriyoruz” diyen Yıldız şunları dile getirdi: Bu çığlık karşısında, bu haksızlık karşısında susanlar dilsiz şeytandır. Nuriye ve Semih için açlık grevlerini şubelerimizde devam ettireceğiz.”

    Ali ÇİFTÇİ/STANBUL

  • Ataşehir PSAKD üyelerinin Gülmen ve Özakça için yaptıkları açlık grevi sona erdi

    Ataşehir PSAKD üyelerinin Gülmen ve Özakça için yaptıkları açlık grevi sona erdi

    PİRHA – PSAKD Ataşehir Şubesi üyelerinin “İnsanlık ölmesin. Nuriye Gülmen ve Semih Özakça yaşasın talepleri kabul edilsin” şiarıyla başlattıkları açlık grevi eylemi bu akşam basın açıklamasıyla sona erdi. Yapılan açıklamada “Nuriye ve Semih’in talepleri kabul edilsin, işleri  iade edilsin. Bugün erken, yarın geç olmadan tüm kamuoyunu duyarlı olamaya davet ediyoruz” denildi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ataşehir Şubesi üyelerinin, açlık grevinde olan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek için “İnsanlık ölmesin. Nuriye Gülmen ve Semih Özakça yaşasın talepleri kabul edilsin” şiarıyla başlattıkları açlık grevi eylemi yapılan basın açıklamasıyla sona erdi.

    “HER YEZİT’İN BİR HÜSEYİN’İ OLDU, BUNDAN SONRA DA OLACAKTIR”

    Açlık grevinin sona ermesiyle birlikte yapılan açıklamada FETÖ ile mücadele adı altında KHK ile binlerce kamu çalışanının haksız yere işinden ihraç edildiğine vurgu yapılarak şunlar belirtildi:

    “Sözde ileri demokrasi diyenler, ileri faşizm zulmüne KHK zulmünü de ekleyerek başta öğretim görevlileri, akademisyenler, gazeteciler, milletvekilleri tutuklanmış, gözaltına alınarak sindirilmesi hedeflenmiştir. Bugün her yönüyle yönetememe krizine giren AKP ve saray, yönetmek için haklara ve direnenlere, sindirmek adına pervasızca saldırmaktadır ve teslim almaya çalışmaktadır. Bizler biliyoruz ki her Firavun’un bir Musa’sı, her Yezid’in bir Hüseyin’i oldu, bundan sonra da olacaktır.”

    “SORUMLULUĞUMUZ DÜNDEN DAHA FAZLA”

    Açlık grevinde ölüm sınırına gelindiğine dikkat çekilen açıklamada “Yarın geç olmadan şimdi tam zamanıdır. Bizler sorumluluğumuzun dünden daha fazla olduğunun bilincindeyiz. Çünkü bizler zulme karşı direnmeyi Pir Sultan’dan, Şeyh Bedrettin’den, Seyit Rıza’dan ve Kawa’dan miras alanlarız. Hz. Ali der ki ‘Haksızlık önünde eğilmeyiniz, çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz.” denildi.

    Ali ÇİFTÇİ/İSTANBUL

  • Alevilerden destek eylemi: Nuriye ve Semih’in göz göre göre erimelerine izin vermeyeceğiz-VİDEO

    Alevilerden destek eylemi: Nuriye ve Semih’in göz göre göre erimelerine izin vermeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA – Açlık grevinde olan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek için iki günlük açlık grevinde olan PSAKD İstanbul Ataşehir Şubesi üyelerinin açlık grevleri devam ediyor. PİRHA’ya konuşan açlık grevindekiler Nuriye ve Semih’in taleplerinin kabul edilmesi için çağrı yaparak bütün sivil toplum kuruluşlarının Nuriye ve Semih’e destek olmasını istediler. 

    Haberin Videosu

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ataşehir Şubesi üyeleri, açlık grevinde ölüm sınırına yaklaşan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek için iki günlük açlık grevi başlattı. PİRHA’ya konuşan açlık grevindeki Aleviler Gülmen ve Özakça’nın taleplerinin kabul edilmesini istediler.

    “ŞUAN TÜRKİYE AYAKTA, MEDYA GÖSTERMİYOR”

    Oktay Bozkurt, Gülmen ve Özakça için bir şeyler yapmak isteyerek bu adımı attıklarını belirterek şunları ifade etti:

    “Şuan Türkiye ayakta. Medya göstermiyor, bunların bilgisini vermiyor. Haber kanalları bunları saklıyor. Biz çok iyi biliyoruz ki Nuriye ve Semih asla yalnız kalmayacak. Nuriye ve Semih asla erimeyecek ve göz göre göre biz onların erimesine izin vermeyeceğiz.”

    “137. GÜNE GELMESİNE RAĞMEN HİÇBİR SESİN OLMAMASI İLGİNÇ”

    Nuriye ve Semih’in mücadelesinin bu ülkedeki güzel insanların sunacağı katkılarla büyüyebileceğini düşündüğünü ifade eden PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Hasan Gülüm, bu kritik süreçte herkesin yapabileceği en önemli şeyin bir arada durabilmek olduğunun altını çizdi. Yarın ah keşke dememek için Nuriye ve Semih’e destek olunması gerektiğini belirten Gülüm, sendikalara, işçi sınıfı hareketinde yer edinenlere şunları söyledi:  “Semih ve Nuriye aslında bir kamu çalışanıdır. Kamu çalışanlarının cephesinden 137. güne gelmesine rağmen hiçbir sesin olmaması, buraya dair bir sözün istenilen düzeyde olmaması çok ilginçtir.”

    “TAŞIN ALTINA ELİMİZİ KOYDUK, NURİYE VE SEMİH’İ ÖLDÜRTMEYECEĞİZ”

    Sözlerine Nuriye ve Semih ile Türkiye’nin birçok yerinde KHK’lere karşı direnen emekçileri selamlayarak başlayan Şafak Kurt ise hala yapılabilecek çok şeyin olduğunu vurguladı.

    Açlık grevine girmelerinin dayanışmayı yükseltmek için bir adım olduğunu kaydeden Kurt, “Bunda umarım başarılı olacağız. Nuriye ve Semih’i öldürtmeyeceğiz. Güzel yönetilen bir Türkiye’yi hep beraber inşa etmek için bizler de taşın altına elimizi koyduk. Umarım hep beraber başarılı olacağız.” dedi.

    Ali Çiftçi/İSTANBUL