Etiket: nuriye

  • Gülmen ve Özakça’ya destek açlık grevi yaptıkları için yargılandılar

    Gülmen ve Özakça’ya destek açlık grevi yaptıkları için yargılandılar

    PİRHA – KHK ile işten atılan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevi eylemine destek vermek için açlık grevi yapan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği genel merkez ve Ankara şube yöneticileri hakkında açılan davanın duruşması bugün görüldü. Dava 12 Nisan’a ertelendi. 

    Geçtiğimiz yıl KHK ile işten atılan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevi eylemlerine destek vermek için açlık grevi yapan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Yöneticileri hakkında açılan davanın ilk duruşması bugün Sıhhiye Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Haklarında dava açılan PSAKD yöneticileri ve üyeleri, karakolda susma haklarını kullanarak savcılıkta ifade vereceklerini belirtmelerine rağmen savcılık tarafından ifadesi alınmadan mahkemeye çıkarıldıklarını belirttiler.

    Bugün, Ankara Şube Üyesi Şenay Keçeci, Yenimahalle Şube Üyesi Ayla Han, Sincan Şube Yöneticisi Bayram Özkan, Genel Merkez Yöneticisi Sercan Aydoğan, Ercan Aksakal, Aydın Birkan Özkan ve Genel Sekreter Turgay Özkan mahkemeye çıkartıldılar. Mahkeme, duruşmayı 12 Nisan tarihine erteledi. (HABER MERKEZİ)

     

  • “İşimizi geri istiyoruz” eylemine polis müdahalesi: 7 gözaltı

    “İşimizi geri istiyoruz” eylemine polis müdahalesi: 7 gözaltı

    Ankara Yüksel Caddesindeki ‘İşimizi geri istiyoruz’ eylemine müdahale eden polis 7 kişiyi darbederek gözaltına aldı.

    Ankara Yüksel Caddesi’nde 402 gündür devam eden “İşimizi geri istiyoruz” eylemine bugün de müdahale eden polis, 7 kişiyi darbederek gözaltına aldı.

    Kanun hükmünde kararnameler (KHK) ile ihraç edildikten sonra işlerine geri dönme talebiyle başlattıkları açlık grevi eylemi 282’nci gününe giren eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek vermek için ihraç edilen kamu emekçilerinin Yüksel Caddesi’nde sürdürdüğü “İşimizi geri istiyoruz” eylemi 402’nci gününde devam etti.

    İnsan Hakları Anıtı önünde açıklama yapmak isteyen Gülmen ve Özakça’nın destekçileri, Konur Sokak’ta bir araya geldi. Sokağı kalkanları ve gözaltı aracı ile kapatan polis, bir kez daha kamu emekçilerinin geçişine izin vermedi. Bunun üzerine polis kalkanları önünde açıklama yapmak isteyen emekçiler, “Açlık grevinin 282. gününde Nuriye Semih işe geri alınsın” pankartı açtı.

    “Nuriye Semih onurumuzdur” sloganı atan emekçilere saldıran polis, megafon ile siren çalarak seslerinin duyulmasını engellemeye çalıştı. Emekçilerin etrafını kalkanları ile kapatan polis, 7 kişiyi darbederek gözaltına aldı.  (HABER MERKEZİ)

  • Veli Saçılık: Çok sopa yedik ama geri adım atmadık-VİDEO

    Veli Saçılık: Çok sopa yedik ama geri adım atmadık-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de DİSK, KESK, TMMOB ve TTB  “OHAL değil Demokrasi istiyoruz” konulu panel düzenledi. Panelde konuşan HDP Kars milletvekili Ayhan Bilgen, “OHAL’le yaşatılanlara karşı yeni mücadele hattı örmeliyiz” derken sosyolog Veli Saçılık ise, bir çok yerde OHAL ve KHK’lere karşı direnişin olduğunu vurgulayarak “İşlerimizi geri alana ve özgür olana kadar mücadelemiz sürecek” dedi.

    Haberin Videosu

    Mersin’de Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mimar ve Mühendisler Odası Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipler Birliği (TTB) tarafından, Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Sözcüsü Ayhan Bilgen, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen barış için imzacı akademisyen Hülya Dinçer ve Yüksel Caddesi direnişçisi KHK ile ihraç edilen Sosyolog Veli Saçılık’ın katılımıyla “OHAL değil, demokrasi istiyoruz” paneli düzenlendi.

    Yenişehir Belediyesi Nikah Salonu’nda gerçekleşen ve yüzlerce yurttaşın katıldığı panelin moderatörü Yılmaz Bozkurt, OHAL ile birlikte KHK rejimi ile onbinlerce emekçinin kamudan ihraç edildiğini ve en küçük açıklamaya dahi izin verilmediğini belirtti.

    “OHAL’LE DARBE ANAYASASININ YURTTAŞLIK HAKALRI BİLE ÇİĞNENİYOR”

    Panelde ilk olarak konuşan barış için imzacı akademisyen Hülya Dinçer, 20 Temmuzda ilan edilen OHAL uygulamalarına bakılınca, darbe anayasasının yurttaşlık haklarının bile çiğnendiğini göreceksiniz diyerek şunları belirtti:

    “Bir OHAL hukuku içindeyiz. Çıkartılan bütün yasalar hem anayasaya hem de uluslararası hukuka uygun olması gerekirken, temel yurttaş hakkı olan yaşama hakkı, kendini savunma hakkı, masumiyet karinesi gibi haklar dahi kullandırtılmıyor. Başvuracağınız hukuksal mekanizmalar elimizden alınmış durumda. OHAL ile getirilen birçok düzenleme, OHAL’in sona ermesi ile bitmeyecek kalıcı düzenlemelerdir. Tüm bunlarla hukuksal mücadelenin yanında toplumsal muhalefet sesini daha fazla yükseltmeli.”

    “AKP, OHAL’İ BAHANE EDEREK HER ŞEYE KENDİ KARAR VERİYOR”

    CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı da, siyasi iktidarın antidemokratik uygulamalarıyla hem yurttaşın hayatını zorlaştırdığını hem de Türkiye’nin üye olduğu uluslararası örgütlerde ilişkiyi kurmayı zorlandığını ifade ederek “Her ülke ile kavga eden bir Türkiye var. Böyle bir dış siyasetimiz var. Böyle dış siyaset olmasına rağmen Meclis’te dışişleri komisyonu 4 Mayıs’tan bu yana toplanmıyor. Çünkü, AKP, OHAL’i bahane ederek her şeye kendisi karar veriyor” dedi.

    “TEHDİT BAHANE, SOYGUN ŞAHANE”

    Reza Zarrab ve ortaya çıkan dekontlar için “Tehdit bahane soygun şahane” diyerek konuşmasına başlayan HDP milletvekili Ayhan Bilgen ise, bin yıllardır bu topraklarda düşmanlaştırma ve sonrasında ise toplumu tehditle yönetme geleneğinin olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

    “ OHAL’in ikinci kez uzatılması öncesi bunu çok açık bir şekilde yaşadık. Parlementoya gelen teklifte “MGK tavsiyesi ve Bakanlar kurulu kararı” diye yazıyordu. Halbuki teklifin gönderildiği saatte ne MGK vardı, ne de Bakanlar Kurulu toplanmıştı. Ülkenin nasıl yönetildiğinin açık bir kanıtıdır. Bu kadar mağdurun fazla olduğu bir dönemde itirazların yetersiz. Sendikalar, odalar, dernekler, siyasi partiler bir bütün muhalif kesimlerin tamamı biran önce özeleştirilerini yapıp, geniş bir toplumsal mutabakata ulaşmamız gerekiyor. AKP bugün sanıldığı gibi 50+ 1 için değil, %1’in çıkarına göre politika belirliyor. Bunun için iktidar ne pahasına olursa olsun OHAL’i uzatması gerekiyor. Çünkü indiği andan itibaren hesap vereceği bir sürü şey var. Ortalığa dökülen hadiselerden tutun, rahatsızlıklara kadar yargılama alanının kapatıldığı birçok şey var. Ne pahasına olursa olsun iktidarda kalmanın yolu bir tehdidin var olduğuna toplumu inandıracaksınız ve o tehditle, korkuyla toplumu dizayn etmeye devam edeceksiniz. OHAL kaldırılmalıdır. Özgür günler için bir an önce çalışmalar yürütülmesi gerekir.”

    “BEDEL ÖDEDİK, ÖDEMEYE DEVAM EDİYORUZ”

    Sosyolog Veli Saçılık da, “389 gündür bizim bir suçumuz vardı, o da işimizi geri istemek ve bunun için direnmek” diyerek şunları belirtti;

    “Mevcut iktidarın hukuksuzluğuna, adaletsizliğine karşı direnmekti. Bu bedeli ödedik, ödemeye de devam ediyoruz. Çok sopa yedik ama geri adım atmadık. Meksikalıların “ 9 metrelik duvar varsa, 10 metrelik merdivende elbet birgün yapılacaktır” diye bir sözü var.  Nuriye ve Semih de 10 metrelik merdivenin yapıcılarıdır. Nuriye tahliye olduğunda çok sevindim. Çünkü aylardır güneşe hasretti. Direndik ve kazandık.”

    Diren Keser/MERSİN

  • Duruşma yarın, Gülmen 34 kiloya düştü

    Duruşma yarın, Gülmen 34 kiloya düştü

    Açlık grevindeki eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın duruşması yarın görülecek.

    Kanun Hükmünde Kararname ile (KHK) işinden ihraç edildikten sonra Ankara Yüksel Caddesi’nde başlattığı eylemi 383’üncü gününe giren akademisyen Nuriye Gülmen’in açlık grevi eylemi ise 263’üncü gününde tutuklu bulunduğu Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde devam ediyor.

    Açlık grevinin 75’inci gününde tutuklanan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ile Acun Karadağ hakkında açılan davanın 5’inci duruşması yarın Sincan Cezaevi Kampüsü’nde bulunan duruşma salonunda görülecek.

    Mezopotamya Ajansı’nın aktardığına göre; önceki duruşmaya Ankara Numune Hastanesi’nin “Sağlık durumu duruşmaya katılması için elverişsiz” raporu gerekçesiyle getirilmeyen Gülmen, SEGBİS ile bağlanmış ve sadece koşullarını anlatmıştı. Mahkeme başkanı ise, Gülmen’e SEGBİS yolu ile savunma yapmazsa susma hakkını kullandığı yönünde değerlendireceklerini söylemişti. Gülmen’in yarın Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek  duruşmaya da SEGBİS ile bağlanması ve savunma yapmaması bekleniyor.

    Savcı önceki duruşmada verdiği mütalaasında Acun Karadağ’ın beraatını, Semih Özakça’nın “Örgüte üye olmamakla beraber, örgüte bilerek isteyerek yardım etme” suçlamasıyla cezalandırılmasını, Nuriye Gülmen’in ise “Örgüt üyeliği” suçlamasıyla cezalandırılmasını talep etmişti. Gülmen’in avukatlarından Murat Yılmaz, yarın görülecek duruşma öncesi değerlendirmelerde bulundu.

    ‘TANIKLAR YOKKEN DE TAHLİYE EDİLMEDİLER’

    Yılmaz, “Acun Karadağ’a beraat isteyen savcı Semih Özakça’ya açlık grevi yaptığı için ‘yardım ve yataklıktan’ cezalandırılmasın istedi. Bu davanın hukuki olmadığını buradan dahi anlıyoruz” dedi.

    Yılmaz, Gülmen hakkındaki mütalaa hakkında şöyle konuştu:

    “Nuriye için kanıt olarak Eylül ve Kasım ayında ifade veren iki itirafçı gösterildi. Yani ilk iki duruşmada bu tanıklar olmamasına rağmen Nuriye ve Semih’in tutuklu kalmaları tahliye edilmemeleri tamamen hukuksuz. Savcı mütalaasını tanık beyanlarına dayandırıyor ancak bu tanıklar daha sonradan çıktı. İlk iki duruşmada bu tanıklar olmamasına rağmen Nuriye ve Semih tahliye edilmedi.”

    “NURİYE 34 KİLOYA DÜŞTÜ”

    Gülmen’in sağlık durumu hakkında bilgi veren Yılmaz, “Nuriye 34 kiloya düşmüş, sağlık durumu giderek kötüleşiyor. Kendi başına hiçbir ihtiyacını karşılayamıyor. Sedyede yaşamını sürdürüyor. Nuriye’nin kendisinin de ifade ettiği gibi Numune Hastanesi’nin mahkum koğuşunun koşulları çok kötü durumda. Bu yüzden Nuriye’nin mutlak suretle tahliye edilmesi gerekiyor” dedi.

    “OHAL KOMİSYONU BİRAN ÖNCE KARAR VERMELİ”

    OHAL komisyonunun tutumunu da eleştiren Yılmaz, şöyle devam etti:

    “OHAL Komisyonu’nun derhal karar vermesi gerekiyor. Mart ayında kurulan Temmuz ayında başvuruları almaya başlayan OHAL Komisyonu henüz bir karar vermiş değil. Öncelikli olarak Nuriye ve Semih hakkında bir karar vermesi gerekiyor. Mahkeme de olumsuz bir tavır içinde, hukuksuz olarak başlayan bu dava hukuksuz olarak devam ediyor.

    Yarın görülecek duruşmada tahliye edilmesini umuyoruz. Bunun için çabalayacağız. Tahliyenin ardından da OHAL Komisyonu’nun, ölüm veya kalıcı bir sakatlık yaşanmadan Gülmen ve Özakça’yı işlerine iade etmesi gerekiyor.”

    (HABER MERKEZİ)

  • KESK Mersin Şubeler Platformu: Nuriye ve Semih derhal serbest bırakılmalıdır

    KESK Mersin Şubeler Platformu: Nuriye ve Semih derhal serbest bırakılmalıdır

    PİRHA- Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevlerinin 190. gününde ilk duruşmaları görülürken, KESK Mersin Şubeler Platformu adına açıklama yapan Sinan Muşlu, Özakça ve Gülmenin duruşmaya “kaçabilirler” diyerek getirilmemesine tepki gösterdi. Muşlu, “Nuriye ve Semih derhal serbest bırakılmalıdır” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    Açlık grevinin 190. gününde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın mahkemesi bugün görülmeye başlandı. Konuya ilişkin KESK Şubeler Platformu adına açıklama yapan Eğitim-Sen Mersin Şube Başkanı Sinan Muşlu, Semih ve Nuriye’nin görülecek ilk duruşmasına “kaçabilirler” denilerek getirilmemesine tepki göstererek şunları belirtti:

    “İşimizi geri istiyoruz talebiyle açlık grevi yapan Nuriye ve Semih’in sağlıklarından ve yaşamlarından endişe duymaktayız. Hükümet bu konuda derhal harekete geçmelidir. Aksi halde yaşamı ve yaşatmayı değil kendi siyasal amaçlarını önceleyen AKP iktidarı sorumlu olacaktır. Haksız ve hukuksuz ihraç edilen tüm emekçiler görevlerine iade edilmelidir.

    Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın Ankara Adliyesi’nde görülmeye başlanan duruşmasına 2 gün kala yapılan operasyon sonucu onlarca avukatın gözaltına alındığına dikkat çeken Muşlu, şöyle konuştu:

    “Konfederasyonumuz, üyelerimizin işlerine iade edilmesi başta olmak üzere, savunma hakkının engellenmesinin karşında da her zeminde mücadelesini sürdürecek, yapılan haksız, hukuksuz dayatmalara karşı üyelerini savunmaya devam edecektir. Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın yalnız olmadıklarını kamuoyu ile paylaşıyoruz, haklı ve meşru taleplerine yönelik her türlü baskı ve zorbalığı protesto ediyoruz.”

    Diren KESER/MERSİN

  • 6 eğitimciden Nuriye ve Semih için 7 günlük açlık grevi

    6 eğitimciden Nuriye ve Semih için 7 günlük açlık grevi

    PİRHA-Semih Özakça ve Nuriye Gülmen’in “işimi geri istiyorum” talepli açlık grevi 167. gününde devam ediyor. Eğitim-Sen Ankara 2 no’lu şubesinde 6 eğitimci adına açıklama yapan Akman Şimşek, Semih ve Nuriye’yi yaşatmak ve işlerine geri dönmeleri için 7 günlük açlık grevi yapacaklarını ifade ederek, duyarlılık çağrısı yaptı.

    Eğitim-Sen Ankara 2 no’lu şubesinde Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevine destek vermek için 6 eğitimci 7 günlük açlık grevine başlayacağını duyurdu.

    Eğitimciler adına açıklamayı yapan Akman Şimşek, Nuriye ve Semih’in açlık grevlerinin 167 gününde olduğunu hatırlatarak, yaşamlarında geri dönülmez sağlık problemleri yaşanabilecekleri ve olumsuzlukların temel sebebinin AKP hükümeti olduğunu belirtip şunları ifade etti;

    “Açlık grevleri boyunca gerek açlık grevinin dışarıdaki gelişmeleri, gerekse de zorla evlerinden bir gece yarısı alınarak Sincan cezaevine götürülmeleri ve bu güne kadar yaşanan tüm gelişmelere emekçiler sesiz kalmadı. Ülkenin bir çok noktasında Semih ve Nuriye’ ye destek açlık grevlerinin devam ettiği bunun daha da yaygınlaştırılması ve daha fazla kamu oyu oluşturmak için Semih ve Nuriye’yi yaşatmak ve  işlerine geri dönmeleri için 7 günlük açlık grevine başlıyoruz.”

  • Acun Karadağ: Nuriye Ve Semih’i kurtarmak için grevler yapılmalı, sokağa çıkılmalı-VİDEO

    Acun Karadağ: Nuriye Ve Semih’i kurtarmak için grevler yapılmalı, sokağa çıkılmalı-VİDEO

    PİRHA- AKP hükümetinin OHAL sonrası çıkardığı KHK ile işlerinden olan yüz binin üzerinde emekçiden biri olan öğretmen Acun Karadağ ile Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın devam eden açlık grevini ve gelinen süreci konuştuk.

    HABERİN VİDEOSU

    15 Temmuz darbe girişimi sonrası birçok şeyin değiştiğini ifade eden öğretmen Acun Karadağ, bunun da 80 askeri darbesiyle başladığını belirterek şunları söyledi;

    “80 askeri darbesi öncesi bir devrimci mücadele vardı. Tabi ki emperyalist güçler bu devrimci mücadelenin tam doruk noktasında buna izin vermediler ve NATO’nun emriyle bir darbe yapıldı. O darbe sürecinde bir kıyım gerçekleşti. İnsanlar susturuldu, işkenceden geçirildi ve ilk adım böyle atılmış oldu. Ardı sıra gelen iktidarlar hep buna hizmet ettiler. Şu andaki aşamada içeride bir rant kavgası oldu. İktidarı paylaşmak isteyen iki grup arasında bunlar cemaatçiler ve AKP’liler beraber yürüdükleri yolda kavga ettiler. Ve her zamanki gibi “filler eğlenir çimenler ezilir, filler tepişir çimenler ezilir” misali emekçiler hedef haline geldi. Bugün açıkça hukuk rafa kaldırılmış, saraydan verilen emirlerle her şey gerçekleştirilmeye çalışılıyor. Bir ailenin etrafına topladığı insanlarla -Ahmet ŞIK bunlarla ilgili çete demişti. Çokta doğru bir tabir bence- bu ülkenin emekçilerini sömürüp üzerinden saraylarda, villalarda keyif sürmeye ve emperyalist tekellere aracılık yapmaya devam ediyorlar.”

    “GREVLER OLMADIĞI SÜRECE BU İKTİDAR DEVAM EDECEK”

    İlan edilen OHAL ve sonrasında çıkartılan KHK’ler ile sömürünün daha rahat yapılmasını sağlamayı amaçladıklarını belirten Acun Karadağ, “AKP genel başkanı da kendisi bunu açıkça söyledi. Grevleri yasakladık, hiçbir ayaklanma, grev yok, karşı çıkma yok. Muhalefeti bastırdık daha ne istiyorsunuz. Sermayeye göz kırptı yani beni iktidarda tutmaya devam edin dedi” diye konuştu.

    İşin kilit noktasının bu sözler olduğunu belirten Öğretmen Acun Karadağ şunları kaydetti:

    “Yani grevler olmadığı sürece, muhalefet hareket etmediği sürece bu iktidar devam edecek. O mesajı sermaye sahiplerine verdi cumhurbaşkanı. Asıl nokta burası. Biz KHK’lerle ihraç edildiğimizde böylesi bir sürecin yaşanacağını çok iyi biliyorduk ve bekliyorduk. Eninde sonunda bu krizin sonucu emekçilere ödettirilecekti. Ve biz de ihraç edildik. Yüksel caddesinde bugün 275 günü bulan bir direnişle mücadeleye başladık. Bu arada Nuriye ve Semih açlık grevine başladılar. Açlık grevinin 75. günü tutuklandılar. Hapishanede birçok işkenceye maruz kaldılar. Bugün de kampüs hapishanesinde daha katmerlenmiş bir işkenceye tabi tutuluyorlar. Dışarı da mücadele devam ediyor ama yeterli değil. Yani bugün Nuriye ve Semih 155 gündür açlar ve çok riskli bir süreçteler, Nuriye ve semihi nasıl kurtarırız? Onların ölmelerine nasıl izin vermeyiz? Eğer bu iktidarı bir yerden sıkıştırmazsak, sokaktan, hareketlerle ve her yerde işyerlerinin önünde fabrikaların önünde grevlere çıkmazsak, iktidar Nuriye ve Semih için kılını kıpırdatmayacak.

    “İKTİDAR “EVDEN ÇIKMAYIN” MESAJI VERİYOR”

    “Bugün ben ev hapsindeyim ve ev hapsinde olan birçok arkadaşımız da var” diyen Acun Karadağ, iktidarın “evden çıkmayın” mesajı verdiğini belirterek şunları ifade etti;

    “Evden çıkmayın, sokağa çıkmayın, ses çıkarmayın, hiç bir yerde grevi örgütlemeyin, hiç bir şekilde insanları etrafınıza toplamayın, kalabalıklaşmayın en çok korktuğu da bu. Kitleselleşmesin mücadele, böylece ben bu suskunluk içinde iki eğitimciyi hapishanede ya sakat bırakayım, katledeyim, böylece hem onlardan intikamımı alayım. Niçin? Bu kadar dünyaya beni rezil ettiler diyor AKP. Bunun intikamını alayım, hem de diğer muhalefete de bir ders vereyim. Karşıma çıkarsanız öldürürüm ezerim, geçerim mesajı veriyor. Her şey bizim elimizde sokağa çıkarak mitingler düzenleyerek, kitlesel bir yerde toplanarak ve sesimizi yüksek sesle her tarafa duyurarak Semih ve Nuriye’yi kurtarabiliriz. Onların sağlıklı bir şekilde aramıza dönmelerini sağlayabiliriz.”

    “NURİYE VE SEMİH’İ TOPLUMSAL HAREKETLİLİK KURTARACAK”

    “İktidarın anti-demokratik uygulamalarına karşı, neden eylemlerin kitleselleşmiyor? sorusunun tüm kesimlerce sorulması gerektiğini söyleyen Acun Karadağ, şöyle konuştu:

    “Ben her zaman söylüyorum, insanlar her zaman faşizmi tanımıyorlar, nereye kadar gidebileceğini bilemiyorlar. Sınırını bilemiyorlar. Bugün bir yerlere gizlenerek, saklanarak, bu faşizmin öfkesinden kininden kurtuluruz zannediyorlar. Böyle bir şey mümkün değil. Tarihi okuduğumuz zaman eğer önüne çıkmazsanız, eğer bir engel koymazsanız, sonuna kadar sizi ezmeye devam edecek.Ta ayaklarınıza pranga takana kadar, sizi köleleştirene kadar. Çünkü hedefleri o ancak biz ses çıkarmadığımızda onlar servetlerin içinde rahatça yaşayabilecekler. Nuriye, Semih bugün hem adalet diyorlar, hem de emekçilerin biraz hareketlenmesini istiyorlar. Yani Türkiye’nin üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi göründüğü günlerde sokağa çıktılar. Bu hareketlilik onları kurtaracak. Sokağa çıkmalıyız, ev hapsi tuzağına da düşmemeliyiz. Ben sağlık nedeniyle kabul ettim. Ama çok canım sıkılırsa ve kitleler hareketlenirse ben de çıkar gider, kitlelerin arasına karışırım. Hepinizi o kitlelerin arasına bekliyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • KESK Ankara Şubeler Platformu: AİHM’in Gülmen ve Özakça kararı insani değil

    KESK Ankara Şubeler Platformu: AİHM’in Gülmen ve Özakça kararı insani değil

    PİRHA – 154 gündür açlık grevinde olan ve ölüm sınırına gelen Semih Özakça ile Nuriye Gülmen için KESK Ankara Şubeler platformu Eğitim Sen Ankara 2 nolu şubede bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Yapılan basın toplantısı metni KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Devrim Kahraman tarafından yapıldı. 

    KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Devrim Kahraman ihraç edilen açlık grevindeki Eğitim Sen üyeleri Nuriye Gülmen Ve Semih Özakça’nın durumlarının ciddi ve yaşamlarının büyük risk altında olduğunu belirtti.

    Tüm kamu emekçileri ile birlikte Gülmen ve Özakça’nın işlerine geri dönmeleri için mücadele ettiklerini ve bu süreçte iktidarın ve iktidara destek olan kesimlerin ölüm üzerine politika yapıyor olmalarını eleştiren Kahraman, “Bu anlamda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Gülmen ve Özakça hakkında ‘hayati tehlike doğuracak ciddi ve onarılamaz hasar riski oluşmadığı’ şeklinde ifade edilen kararı ne hukuki ne de insanidir” dedi.

    Bu süreçte hazırlanan raporlarda “10 raporun 8’inde hayati tehlikeye dikkat çekilmesine rağmen AİHM’in sadece Sincan Cezaevi Kampüs Hastanesi ve Ankara Numune Hastanesi raporlarını esas alması ayrıca ihraçlara ilişkin başvuruları bir iç mekanizma olarak tanımladığı Olağan Üstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu’nu işaret ederek reddetmesi manidardır” ifadelerini ekledi.

    “AİHM İNSAN HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİNİ GÖZETMELİ”

    AİHM ‘in kuruluş değerlerine, amacına gölge düşüren bir karar aldığının altını çizen Kahraman, “AİHM bu kararlarını gözden geçirmeli, kararlarını verirken devletlerin çıkarlarını değil, insanların yaşam hakkı başta olmak üzere insan hak ve özgürlüklerini gözetmelidir” aynı zamanda hükümete de seslenen Kahraman, Gülmen ve Özakça’nın sağlıklı bir biçimde hayatlarına devam edebilmeleri için çok geçmeden harekete geçilmesi gerektiğini, ihraç edilen ve açığa alınan tüm üyelerinin haklarıyla birlikte işlerine iade edilmesi taleplerinde bulundu.

    “HIZLA DEMOKRATİK YÖNETİM DÜZENİNE GEÇİLMELİ”

    Kahraman “Hızla demokratik yönetim düzenine geçilmeli aksi halde gelişebilecek tüm olumsuzluklardan hukuk dışılığı ve keyfiyeti OHAL ve KHK’ler üzerinden yaşamı ve yaşatmayı değil kendi siyasal amaçlarını önceleyen AKP iktidarı ve aynı doğrultuda hareket edenler sorumlu olacaktır” dedi.

    “MÜCADELEMİZE DEVAM EDECEĞİZ”

    Ankara Valiliğine de seslenen Kahraman, “OHAL içinde OHAL uygulamalarından vazgeçilmeli, başta Yüksel Caddesi olmak üzere ilimizdeki meydanlar ve sokaklar üzerindeki ablukalar ve yasaklar kaldırılmalıdır. Valilik bu sokaklarda hakları için eylem ve etkinlik düzenleyenlere yönelik polis şiddeti ve gözaltı uygulamalarıyla karşılık vermemelidir, çünkü bu eylem ve etkinlikleri düzenleyenlerin güvenliğinden Valilik sorumludur’ bizler ihraç edilen kamu emekçilerinin işlerine iade edilmesi için, OHAL’in kaldırılması ve ülkemizin demokratikleşmesi için mücadelemize kesintisiz devam edeceğiz” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

    .

  • Aleviler Hacı Bektaş Veli anmasında: Dergahlarımızı işgalden kurtaralım – VİDEO

    Aleviler Hacı Bektaş Veli anmasında: Dergahlarımızı işgalden kurtaralım – VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli anma etkinlikleri yoğun katılımla başladı. Anma etkinliği öncesi katılımcılar adına basın açıklamasını okuyan Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Pir Hüseyin Güzelgül, “Serçeşmemiz olan Hacı Bektaş dergahımız dâhil olmak üzere tüm dergahlarımıza el konulmuş; dergahların çoğu yıkılmış; ayakta olanların da önemli bölümleri yok edilmiş ve zorla dergahlarımıza cami yapılmıştır. Aleviler, bu oldubittiye, zorbalığı ve zulmü geçmişte de asla kabul etmemiş; bugün de etmeyecektir” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Hacı Bektaş Veli Kültür Vakfı başkanlarının yanı sıra binlerce Alevi, Hacı Bektaş Veli anma etkinliğinde bir araya geldi.

    “KALBİMİZ VE MEKANLARIMIZ İŞKAL EDİLMİŞ DURUMDA”

    Hacı Bektaş Veli Vakfı Başkanı Tuncer Baş, Alevi dergâhlarının işgal altında olduğunu belirterek şunları ifade etti;

    “Bizim kalbimiz ve mekanlarımız işgal edilmiş durumda. Bu işgal sona erene kadar mücadelemiz devam edecektir. Hacı Bektaş Veli anma etkinlikleri, 12 Eylül karanlığına rağmen devam etti. Bugün belediye başkanı eliyle anmalarımızın yapılması engellenmek isteniyor. Ancak bu anlayışı değiştireceğiz. Dergâhlarımız bizim olana kadar durmadan, Alevi canlarla beraber mücadele edeceğiz.”

    “ZULME KARŞI DİK DURUŞUMUZU GÖSTERMEYE GELDİK”

    Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Muhittin Yıldız da, “Dün haksızlığa boyun eğmeyen pirlerimizle beraber bugün de zulme karşı dik duruşumuzu göstermeye geldik” diyerek şunları belirti;

    “AKP çözüm merkezi olmayacağı artık ortadadır. Buna karşı ‘bende adalet, demokrasi, özgürlük istiyorum’ diyenlerin bir olmaya, diri olmaya ihtiyacı var. Nerede bir mazlum varsa yanında olduk. Nerede bir katliam varsa onun karşısında durduk. Kimsenin birbirinden üstün olmadığı, herkesin hukuk önünde eşit olduğu bir dünya özlemini hep birlikte savunalım.”

    “DERGAHLARIMIZIN İŞGALİNE DAHA NE KADAR SESSİZ KALACAĞIZ”

    PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan ise, “Biz Aleviler dergahlarımızın işgaline ne zamana kadar sessiz kalacağız” diyerek şunları söyledi;

    “Aleviler  Şah Hüseynin, Pir Sultan’ın torunları olduğunu hatırlamalıdır. Örgütlerimiz dergâhlarımızın işgalden kurtulması için mücadele ediyor. Alevi toplumu da dergâhlarına daha fazla sahip çıkmalıdır. Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevine de ilk günden bu yana sahiplendik, sahiplenmeye devam edeceğiz. Hak, hukuk, adalet yerini bulana kadar mücadeleyi hep beraber yükseltmeliyiz. Çocuklarımızın şeriatçı eğitim almasının önüne geçmeliyiz. Alevi toplumu çocuklarını cemevlerine getirmeli, kültürü ve inancıyla buluşturmalıdır.”

    Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın bulunduğu meydanında yapılan basın açıklamasını Alevi Bektaşı İnanç Kurulu başkanı Pir Hüseyin Güzelgül okudu. Güzelgül, Aleviliğin bir sevgi dini olduğunu vurgulayarak şunları ifade etti;

    “Tüm insanların ve tüm canlı cansız varlıkların barış içinde yaşayacağı bir rıza şehri, Alevilerin ütopyasıdır. Tüm evreni güzelleştirmek isterler ve yolun talibi hata eylerse, dara çekerler o canı Aleviler. Alevilik inancı yüzyıllardır baskı görmüş, inanç önderleri dar ağaçlarında çekilmiş, asimile edilmeye çalışılmış, ibadethanelerimiz yıkılmıştır. Bugün önünde cem olduğumuz ve serçeşmemiz olan Hacı Bektaş Dergâhımız dâhil olmak üzere tüm dergâhlarımıza el konulmuş; dergâhların çoğu yıkılmış; ayakta olanlarında önemli bölümleri yok edilmiş ve zorla dergâhlarımıza cami yapılmıştır. Aleviler, bu oldu bittiyi, bu zorbalığı ve zulmü geçmişte de asla kabul etmemiş; bugün de etmeyecektir.”

    “ALEVİ DERGAH VE KURUMLARI ALEVİLERE GERİ VERİLMELİDİR”

    Hacı Bektaş Veli Dergâhı “müze” değil Alevi inancının kalbi ve serçeşmesi olduğunu belirten Güzelgül dede, “Dergâhın ibadete kapalı olması Alevi inancına vurulmuş ağır bir darbedir. Alevi örgütleri ve diğer Alevi kesimlerinin de yıllardır dile getirdikleri talepler doğrultusunda Hünkar-ı Pir Hacı Bektaş Veli Dergahı ve bununla birlikte yine el konulan Şahkulu, Karaağaç gibi tüm Alevi dergahları ve kurumları; gerçek sahibi olan Alevilere devredilmelidir” şeklinde konuştu.

    “ŞERİATÇI EĞİTİM DÜZENİNE HIZLICA GEÇİLDİĞİNİ GÖRÜYORUZ”

    “Alevilerin sorunları sadece dergahlarımızla sınırlı değildir” diyen pir Hüseyin Güzelgül şunları ifade etti:

    “Bizler, 12 eylül faşizminin çocuklarımıza dayattığı zorunlu din dersinin kaldırılmasını talep ediyorken; şimdi Sünni İslamın öğretildiği onlarca dersle karşı karşıyayız. Üstelik bilimsel, akılcı bir eğitimden de vazgeçilerek, çocuklarımıza cihadın öğretildiği, şeriatçı bir eğitim düzenine hızla geçildiğini görüyoruz. AKP’nin temsilcileri televizyonlarda açık açık; ‘biz yeni bir devlet kuruyoruz’ diyorlar. Hepimiz bunun farkındayız! Söz ettikleri bu devlet, dine dayalı bir şeriat devletidir. Geçmişte bizleri niyet okumakla suçlayanlar, ne acıdır ki artık bu ülkede demokrasinin, adaletin kalmadığını yaşayarak öğreniyorlar.”

    “EŞİT YURTTAŞLIK İSTİYORUZ”

    “Vicdan yok! Adalet yok! Barış yok! Huzur yok!” diyen Güzelgül dede iktidara son olarak şu çağrıyı yaptı:

    “Toplumsal barış ve kardeşlik. eşit yurttaşlık, adalet, barış istiyoruz. Diğer yandan; bırakın artık Alevilerin yakasını! Bizim inancımıza, ibadethanemize karışmaktan vazgeçin! Çocuklarımızı, okullarınızda asimile etmeye çalışmaktan vazgeçin! Bizi bize tarif etmeyi; bizi bize düşman etmeye çalışmayı bırakın!Bu ülkenin tarihine yaptığınız yollarla değil; panzerlerle ezdiğiniz çocuklar, öldürdüğünüz gençler, attığınız gazlar, polis şiddeti, adaletsiz yargılamalarınız, uyguladığınız savaş politikaları, katlettiğiniz doğa ile geçeceksiniz!

    Diren KESER-İsmet SEFER/ HACIBEKTAŞ

     

  • AHİM, Semih ve Nuriye’nin başvurusunu red etti

    AHİM, Semih ve Nuriye’nin başvurusunu red etti

    PİRHA- 147 gündür açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ile Semih Özakça’nın serbest bırakılması için AHİM’e yapılan başvuru ‘devletin eğitimcilere gayet iyi bakıyor’ denilerek red edildi.Kararı değerlendiren avukatlar ise bu kararın AHİM’in tarihinde bir ‘utanç’ olarak anılacağını söyledi.

    OHAL sonrası çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile ihraç edilen ve “işimi geri sitiyorum” diyerek eylem başlatan, ardından açlık grevine giren, Nuriye Gülmen Semih Özakça tutuklanmasına karşı içi hukuk yolları tükenince başvurulan AHİM, tutuklu kalmalarında ‘sakınca yoktur’ denilerek, tahliye talebini red etti.

    BirGün’den Erk Acarer’in haberine göre AİHM kararında, “devletin Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya gayet iyi baktığı”, dosya içerisindeki 24 uzman hekimin raporuna rağmen “şimdilik hayati bir tehlike de görülmediği” denildi.

    Mahkemenin bu kararını değerlendiren açlık grevindeki eğitimcilerin avukatları şunları söyledi:

    “Gülmen-Özakça tedbir kararı, eğer bir gün bu çürümüşlükten kendisini kurtarabilirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin tarihinde utançla ve payandası olduğu şeyle birlikte anılacaktır.”

    Halkın Hukuk Bürosu avukatları da karara karşı şunları belirtti;

    “Böylece 24 Mayıs günü başladığımız haksız tutuklamaya itiraz mücadelesinin mevzuatta öngörülen hukuksal yolu sona erdi. En azından Nuriye ve Semih için yürürlükteki kanunların izin verdiği her yola sonuna kadar ve ısrarla başvurduk. Artık geriye kalan Nuriye ve Semih’in başından beri güvendikleri ve tutkuyla sevdikleri Türkiye halkı ve onun vicdanı ile ömürlerini ortaya koyarak savundukları onurlarıdır. Onun da hukuka ihtiyacı yok, hep birlikte yanlarındayız.”

    Haber Merkezi

  • Mersin SES Eşbaşkanı Göncü: Gerçek bir toplu sözleşme için birlikte mücadele edelim

    Mersin SES Eşbaşkanı Göncü: Gerçek bir toplu sözleşme için birlikte mücadele edelim

    PİRHA- Ağustos ayında başlayacak toplu sözleşme görüşmeleri öncesi KESK’e bağlı Sağlık ve Sosyal Hizmet emekçileri Sendikası (SES) Mersin Şubesi basın toplantısı düzenledi. Açıklamada konuşan SES Mersin Eş başkanı Özge Göncü, olağanüstü koşullarda, ama emekçilerin birlikte mücadelesi ile her türlü zorluğu ortadan kaldıracağına olan bilincimizle, gerçek bir toplu sözleşme için “birlikte yürüyelim” dedi.

    Sağlık Ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Mersin şubesi sendika binasında Ağustos ayında başlayacak olan toplu sözleşme görüşmeleri için basın toplantısı düzenledi.

    Basın toplantısı öncesi kısa bir açıklama yapan SES Mersin Şube Eş Başkanı Yılmaz Bozkurt, grev hakkının olmadığı bir zamanda toplu sözleşmenin anlamının olmadığını belirtti. Bozkurt ayrıca açlık grevlerinin 140. gününe Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın taleplerinin bir an önce kabul edilmesini istedi.

    “TOPLU SÖZLEŞMENİN ÖNÜNDEKİ TÜM YASAL VE FİİLİ SINIRLILIKLAR KALDIRILMALI”

    Bozkurt’un ardından basın metnini okuyan SES Mersin Şube Eş Başkanı Özge Göncü, kamuda çalışan 2 milyondan fazla kamu emekçisini ilgilendiren, onlarla birlikte ailelerini ve emeklileri de eklediğimizde milyonlarca kişiyi doğrudan etkileyecek olan kamu görevlileri toplu sözleşme görüşmelerinin bu yıl Ağustos ayında gerçekleştirileceğini belirtti.

    Göncü, kamu görevlileri toplu sözleşme süreçlerinin gerçek bir toplu sözleşme ve grev hakkını kapsamadığını ifade etti:

    “Sendikamız SES, kuruluşundan bu yana grevli toplu sözleşmeli sendika hakkını savunmuş, bunun için mücadelesini kesintisiz olarak sürdürmüştür. Öncelikli olarak, 4688 sayılı yasa başta olmak üzere Türkiye’deki mevzuat ile belirlenmiş olan kamu görevlileri toplu sözleşme süreçlerinin gerçek bir toplu sözleşme ve grev hakkını kapsamadığını belirtmek isteriz. Yine gerçek bir toplu sözleşmeden bahsedebilmek için olmazsa olmazlardan biri olan sendikal örgütlenme özgürlüğünün Türkiye’de olduğunu söylemek mümkün değildir. Tüm bu nedenlerle, 4688 sayılı yasa başta olmak üzere gerçek bir toplu sözleşmenin önündeki tüm yasal ve fiili sınırlılıklar kaldırılmalı; uluslararası sendikal haklara ve sözleşmelere uygun olarak mevzuat yeniden düzenlenmeli; sendikal örgütlenme özgürlüğü sınırsız olarak sağlanmalı ve güvence altına alınmalı; iktidarların sendikalar üzerindeki her türlü ilişkisi-tarafgirliği ve baskısı ortadan kaldırılmalıdır.”

    “GERÇEK BİR TOPLU SÖZLEŞME İÇİN “BİRLİKTE YÜRÜYELİM”

    “Bu yıl gerçekleşecek olan toplu sözleşme görüşmeleri OHAL koşullarında ve KHK’ler ile 100 binden fazla kamu emekçisinin bir gecede ihraç edildiği ve kamu emekçilerinin iş güvencesinin fiilen ortadan kaldırıldığı bir süreçte gerçekleşecektir” diyen Özge, şunları kaydetti:

    “Gerçek bir toplu sözleşme ve grev hakkı için, KHK’ler ile hukuksuz şekilde ihraç edilen kamu emekçilerinin işlerine geri dönmeleri için, sendikal haklar üzerindeki her türlü baskının kaldırılması için, İş güvencemize yönelik her türlü saldırıya karşı, sağlık ve sosyal hizmetlerin kamusal hizmetler olarak ücretsiz, nitelikli, ulaşılabilir, anadilinde sunulması için toplu sözleşme görüşmeleri sürecine en etkili şekilde katılmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Olağanüstü koşullarda, ama emekçilerin birlikte mücadelesi ile her türlü zorluğu ortadan kaldıracağına olan bilincimizle, gerçek bir toplu sözleşme için “birlikte yürüyelim” diyoruz. İşyerlerinden başlayarak üyemiz olan olmayan tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçilerini bu süreci birlikte örgütlemeye, birlik olmaya, ses olmaya, güç olmaya, haklarımızı alana kadar mücadele etmeye çağırıyoruz.”

    Diren Keser/MERSİN

  • Mersin Eğitim-Sen: Ne askeri ne sivil darbe, acil demokrasi

    Mersin Eğitim-Sen: Ne askeri ne sivil darbe, acil demokrasi

    PİRHA- 15 Temmuz darbe girişiminin ardından çıkartılan OHAL bir yıldır yürürlükte. Aynı zamanda Suruç Katliamı’nın da 2. yılı. Mersin Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri adına açıklamada bulunan Sinan Muşlu “Bedeli ne olursa olsun her tür darbeye karşı olduğumuzu, karşı bir duruş sergileyeceğimizi, temel hak ve özgürlükleri kim çiğnerse çiğnesin onlara karşı bir mücadele içerisinde olacağımızı belirtiyoruz” dedi. Muşlu, ayrıca Suruç Katliamı’nda yaşamını yitirenleri de andı.

    Geçtiğimiz günlerde meclise gelen ve AKP, MHP oylarıyla tekrar uzatılan OHAL’in ne zaman biteceği bilinmezken, Mersin Emek ve Demokrasi Platformu OHAL’in bir yılına ilişkin basın açıklaması yaptı.

    “DARBE İKİ SİYASAL İSLAMCI FRAKSİYON ARASINDAKİ İKTİDAR ÇATIŞMASIDIR”

    Platform adına açıklamayı okuyan Eğitim-Sen Mersin Şube Başkanı Sinan Muşlu, 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe girişiminin, açıkça iki siyasal İslamcı fraksiyon arasındaki iktidar çatışmasının ürünü olduğunu ifade ederek şunları belirtti:

    “Darbe girişimini şiddetle kınıyor, tüm sorumluların açığa çıkarılarak yargı önünde hesap vermesi gerektiğini düşünüyoruz. Platform olarak 15 Temmuz darbe girişimi karşısında daha ilk günlerde net bir tutum almış, bedeli ne olursa olsun her tür darbeye karşı olduğumuzu, karşı bir duruş sergileyeceğimizi, temel hak ve özgürlükleri kim çiğnerse çiğnesin onlara karşı bir mücadele içerisinde olacağımızı belirttik.”

    Muşlu, “15 Temmuz darbe girişimi sonrası, darbelerin panzehiri olan demokrasinin tüm kural ve ilkeleriyle hayata geçirilmesi beklenirken, AKP darbe girişimini “Allahın bir lütfü” olarak görmüş ve sivil darbeyi hayata geçirmiştir” dedi.

    “OHAL GEREKÇE GÖSTERİLEREK HALKIN DEMOKRATİK TALEPLERİ ENGELLENMİŞTİR”

    “20 Temmuz  OHAL ilanı ile birlikte  milletvekilleri cezaevine konulmuş, kayyumlar ile birçok belediyeye el konulmuş, birçok belediye eş başkanı ve çalışanları tutuklanmıştır” diyen Muşlu, “134 gündür açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın tutukluluk hallerine son verilmelidir” dedi.

    “İhraçların bir amacı da demokratik, bilimsel, özerk, laik ve anadilinde eğitimi savunan akademisyenlerin uzaklaştırılarak barış ve bir arada yaşama talebinin bastırılması, gerici eğitimin önünün sonuna kadar açılmasıdır; gerici-mezhepçi temelde kültürel hegemonya tesis etme çabasıdır. On binlerce eğitim emekçisinin ve akademisyenin ihraç edilmesi eğitim hakkının da ihlal edilmesidir.”

    2 yıl önce Suruç’ta IŞİD saldırısı sonucu hayatını kaybeden 33 sosyalist genç için de açıklama yapan Muşlu, “Büyük bir IŞİD saldırganlığı altında olan Kobane halkının ve çocuklarının yanında olmak için gittikleri Suruç’ta katledildiler. Ortadoğu’da IŞİD gericiliğini destekleyen kim ise, bu katliamın da sorumlusudur. Suruç ve benzeri katliamlarının asıl sorumlusu hala açığa çıkarılmış değildir. IŞİD ve benzeri barbar, faşist oluşumların Ortadoğu’da yenilecektir” dedi.

    Diren Keser/MERSİN