Etiket: nursel tanrıverdi

  • Maraş depreminde yakınlarını kaybeden Tanrıverdi: Katiller tutuklansın!-VİDEO

    Maraş depreminde yakınlarını kaybeden Tanrıverdi: Katiller tutuklansın!-VİDEO

    PİRHA-6 Şubat depremlerinde Maraş’ta en az 60 kişinin öldüğü Hacı Ömer Apartmanı’nın yıkılmasına ilişkin soruşturmada, tutuklu bulunan müteahhit Tevfik Tepebaşı’nın tahliye edilmesine tepki gösteren Nursel Tanrıverdi, “Biz bilimsel veriler üzerinden yeniden bilirkişi raporunun yapılmasını istiyoruz. Tevfik Tepebaşı’nın ve Atilla Öz’ün bizim dosyamız yönünden tutuklanmalarını istiyoruz” dedi.

    Maraş’ta 6 Şubat depremlerinde en az 60 kişinin öldüğü Hacı Ömer Apartmanı’nın yıkılmasına ilişkin soruşturmada tutuklu bulunan müteahhit Tevfik Tepebaşı’nın tahliye edilmesine karar verildi. Tahliye kararına Konya Teknik Üniversitesi’nin hazırladığı bilirkişi raporunda Tepebaşı’ya ‘tali kusur’ verilmesi gerekçe gösterildi. Tepebaşı, 1400 kişinin öldüğü Ebrar Sitesi soruşturmasında da tutuklu bulunduğu için cezaevinden çıkamadı.

    Hacı Ömer Apartmanı’nda yeğeni ve ablasını kaybeden Nursel Tanrıverdi, bilirkişi raporunun uygun şekilde incelenmesini talep ederek yaşadığı mağduriyetleri anlattı.

    “BİLİRKİŞİ RAPORU BİLİMSEL ÖLÇÜTLERDEN UZAK”

    Bilirkişi raporunun bilimsel ölçütlere göre hazırlanmadığını belirten Nursel Tanrıverdi, “Maraş Başsavcısı’nın depremde hayatını kaybeden ailelere, “ölen sayısına göre yargılama yapıyoruz” diyor ama bizim için depremde bir kişi ile bin kişinin ölmesi aynıdır. Üçüncü gün Maraş’a gidebildik, gittiğimizde herhangi bir çalışma yapılmıyordu. İnsanlar sıcak bir çorbaya bile üçüncü gün kavuşabilmişlerdi. Hacı Ömer Apartmanı’nda hiç ses yoktu. Ebrar Sitelerinin müteahhiti Tevfik Tepebaşı, bizim apartmanın ve başka apartmanların da müteahhidiymiş. 140 kişiyi acele bir şekilde gömmek zorunda kaldık, sadece 9 kişi kurtulabildi. Tevfik Tepebaşı hakkında dava açtık uzun bir süre yakalanamadı. Bizim uğraşlarımız sonucunda Tevfik Tepebaşı temmuz ayında yakalandı” diye belirtti.

    “BİLİRKİŞİ RAPORUNUN, BİLİMSEL ÖLÇÜTLERE GÖRE YENİDEN YAPILMASINI İSTİYORUZ”

    Konya Teknik Üniversitesi’nin hazırladığı bilirkişi raporu ile Tevfik Tepebaşı’nın tahliye edildiğini belirten Tanrıverdi, şunları kaydetti:

    “Şu an Ebrar Siteleri üzerinden tutuklu bulunan Tevfik Tepebaşı’nı haber yaptıktan sonra Maraş Başsavcısı bizi yalanmaya yönelik bir açıklamada bulundu. Savcı yaptığı açıklamada Tevfik Tepebaşı’nın halen tutuklu olduğunu ve tahliye edilmediğini söyledi. Tevfik Tepebaşı’nın 11 dosyadan yargılandığını ancak 7 dosyadan tahliye edildiğini söyledi. Başsavcının böyle bir açıklama yapması bir itiraf niteliği taşıyor. Mevcut delil niteliğine bakıyoruz, ölen kişi sayısı üzerinden tahliye ediyoruz. Bizim için depremde bin kişi ile bir kişinin ölmesi aynıdır. Biz bu açıklamayı kabul etmiyoruz. Biz de yapılan açıklamaların ardından üzerine avukatlarımız aracılığıyla bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi yazdık. Tevfik Tepebaşı ile Atilla Öz’ün tutuklanması, bilirkişi raporunun yenilenmesi ve tekrarlanmasını istedik. Bilirkişi raporunda binaların 1975 yılı yönetmeliğine uygun yapıldığını söylemiş, fakat yapılan incelemelerde demir çubukların minimum değerleri karşılamadığı söyleniyor. Bu açıkça demir yetersizliğinin ve kalitesizliğin olduğunu gösteriyor. Yönetmeliğe uygun yapıldığı söylense de yapılan değerlendirmelerle hukuka uygun olmadığı tespit edilmiş. 1975 yılı yönetmeliğine göre zemin etütü hususunun yapılmasının gerek olunmadığı ancak yapılan incelemelerde zeminde sıvılaşma olduğu söyleniyor. Proje modellerine bilirkişi raporunda yer veriliyor bu duruma ilişkin bu projenin aynısı çizilip 3 boyutlu modelleme sistemiyle suni deprem yapılarak dayanımı ve sağlamlığı test edilebilir. Bu yapılmadan nasıl bilirkişi raporu veriliyor? Bilirkişi raporu bilimsellikten uzak bir tespittir. Depremde apartmanda yaşayan kişiler binanın 9 saniyede yıkıldığını söylüyor. Bilirkişi raporu kes kopyala yapıştır şeklinde yapılmış. Biz yeniden bilimsel veriler üzerinden bilirkişi raporu yapılmasını istiyoruz. Yeniden bilimsel ölçütlere göre bir bilirkişi raporunun yapılmasını istiyoruz. Bu konuda mağduruz. Tevfik Tepebaşı’nın ve Atilla Öz’ün bizim dosyamız yönünden tutuklanmalarını istiyoruz, katiller yargılansın diyoruz.”

    Cihan BERK-Kamber YILDIZ/İSTANBUL

  • KHK ile ihraç edilen Nursel Tanrıverdi: Zulme karşı susmaktansa direnmeyi tercih ettim

    KHK ile ihraç edilen Nursel Tanrıverdi: Zulme karşı susmaktansa direnmeyi tercih ettim

    PİRHA-17 yıl öğretmenlik yaptıktan sonra KHK ile ihraç edilen felsefe öğretmeni Nursel Tanrıverdi, 20 Şubat 2017’den beri Bakırköy Meydanı’nda “İşimizi geri alacağız” eylemi yapıyor. Tanrıverdi, “Bizim için çok zor bir süreç oldu, sivil ölüme terk edildik bize karşı düşman hukuku uygulandı” dedi.

    15 Temmuz ‘darbe girişimi’ sonrası ilan edilen OHAL ve Kanun Hükmünde Kararnamelerin (KHK) sonuçları ağır oldu. 15 Temmuz 2016’da yaşanan ‘darbe girişimi’ sonrası birçok kamu kurum ve kuruluşunda yürütülen çalışmalar kapsamında 139 bin 356 kamu çalışanı hakkında idari işlem yapılarak 104 bin 771 kamu çalışanı kesin olarak ihraç edildi.

    Resmi Gazete’de yayımlanmayan veya kurum internet sayfalarında duyurulmayan ihraçlar da olduğundan, toplam ihraç sayısının belirtilen rakamdan daha fazla olduğu kaydediliyor. KHK’lilerin mağduriyet listesi bilinenden çok daha uzun.

    Özel okullar başta olmak üzere kapatılan kurumlarda görev yapan çok sayıda çalışan, işinden oldu. Aynı zaman diliminde ihraç olan binlerce kişinin mağduriyeti, bundan sonraki süreçte benzer acılar ve zorlukları da beraberinde getirdi. Toplumun adeta ötekisi haline getirilen KHK’liler, ne güvenceli bir iş edinebildi ne de ihraç edildiği kurumalardan haklarını aldı.

    17 yıl öğretmenlik yaptıktan sonra 7 Şubat 2017’de 686 No’lu KHK ile ihraç edilen felsefe öğretmeni Nursel Tanrıverdi 20 Şubat 2017’den beri 6 yıldır her pazartesi günü Bakırköy Meydanı’nda “İşimizi geri alacağız” eylemi yaparak sesini duyurmaya çalışıyor. Direnişinin 300 haftasını geride bırakan ve bu sürede gözaltına alınan, tutuklanan ve hakkında sayısız dava açılan Nursel Tanrıverdi, PİRHA’ya konuştu.

    “ZULME KARŞI SUSMAKTANSA, DİRENMEYİ TERCİH ETTİM”

    Binlerce emekçiye dayatılan “KHK zulmüne” karşı susmaktansa, direnmeyi tercih ettiğini vurgulayan Nursel Tanrıverdi, “15 Temmuz’un ardından OHAL ilanıyla KHK’ler yayınlanmaya başladı.Önce Aktif Eğitim-Sen kapatıldı ve üyesi olan 20-30 bin üzerindeki öğretmen bir anda işten atıldı. Sonrasında ise hızla üyesi olduğumuz KESK hedef alındı ve 5 bine yakın emekçi peş peşe çıkarılan kararnamelerle işinden ihraç edildi. O süreçte toplam 150 bin kamu emekçisi işten atıldı. Biz o dönemde KESK Şubeler Platformu öncülüğünde Bakırköy, Kadıköy ve Kartal meydanlarında üçer saat oturma eylemleri, basın açıklamaları, bildiri dağıtımları ve imza standı açmak şeklinde direnişler başlattık. Daha sonra polis saldırıları ve kaymakam yasakları getirildi. O dönem sistematik olarak gözaltına alınmaya başladık. Daha sonra KESK, direnişi seçim sonrasına bırakmamızı önerdi ama seçimden sonra da bir şey yapılmadı. Biz ise bir öğretmen arkadaşımla birlikte, ‘Biz bitti demeden, bitmez’ diyerek 5.5 yıldır her pazartesi saat 14.00-14.30 arasında Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda işimize geri dönme talebiyle direnişimize devam ediyoruz” diye belirtti.

    “İŞTEN ATILMALAR SİYASİ BİR KARAR”

    OHAL Komisyonu’nda 100 bine yakın başvurudan 90 bine yakınının sonuçlandığını ve hala çok sayıda dosyanın komisyonda beklediğini belirten Tanrıverdi, “Geçen sene dosyamı inceleyen komisyonun kurum kanaatini, Bakırköy’de yaptığım direnişi ve hakkımda açılan davaları gerekçe göstererek ret cevabı verdi. Açılan davaların hepsinden beraat etmeme rağmen yine de ret cevabına dayanak yapıldı. Bunların hepsi göstermelik kararlar birçok dosyada sadece ‘kurum kanaati’ ile ret kararı veriliyor. Komisyondan ret cevabını aldıktan sonra işe iade mahkemesine başvurdum 3 Haziran’da duruşmaya gidip ifade verdim ama hâkim beni dinlemek bile istemedi, o yüzden de çıkacak karar konusunda iyimser değilim işten atılmaların tamamen siyasi bir karar olduğunu düşünüyorum” dedi.

    “SİVİL ÖLÜME TERK EDİLDİK”

    Maaşlı çalışan insanlar olduklarını ve çektikleri krediler olduğu için ihraç edilmeleriyle birden “dımdızlak” ortada kaldıklarını ifade eden Tanrıverdi, “Eğer sizi destekleyecek birileri yoksa vay halinize. Çünkü KHK’li olmanız sebebiyle başka hiçbir işte çalışamıyorsunuz. Özel okul ve dershanelerde de çalışamıyorsunuz Milli Eğitim Müdürlüğü’ne başvuru yaptığınızda ‘KHK’lı olduğunuz için buralarda çalışamazsınız’ deniliyor. Aslında fiili olarak meslekten men edildik. Evli ve çocuğu olan arkadaşlar için çok zor bir süreçti ve bu dönemde intihar eden, kalp krizi geçiren ve iş cinayetlerinden ölen arkadaşlarımız oldu. Bizim için çok zor bir süreç oldu sağlık hakkından yararlanamıyoruz, yurtdışı yasağımız var. Sivil ölüme terk edildik bize karşı düşman hukuku uygulandı” diye ifade etti.

    “ALANDA DİRENİRKEN SADECE KENDİ İŞİMİZİ İSTEMEDİK”

    Tanrıverdi, işine geri dönmek adına yaptığı direniş sürecinde 2018-2019 yılları arasında 9 ay içinde 5 kez tutuklandığını belirtti. 5 kez alana yaklaşmama cezası aldıklarını da aktaran Tanrıverdi “O alanda iki öğretmenin 5 kez ceza alınsa yatarı bile olmayan bir suçtan, yani 2911’den hapis yatması tüm demokratik kitle örgütlerinin, siyasi partilerin, sosyalistlerin ve devrimcilerin sorunudur. Bize yeterli destek verilmiş olsa ve bize sahip çıkılsa 5 kere tutuklanmazdık. O günlerdeki sessizlik bugün ülkede tüm bu baskıların yaşanmasının sebebidir. Her şey iktidarın baskısıyla açıklanamaz. Biraz da kendimize bakmamız gerekiyor. Yıllarca hatırlattığımız gibi sarı öküzü vermeyeceklerdi. Alanda direnirken sadece kendi işimizi geri istemedik. ‘İşimizi geri alacağız’ sloganı aynı zamanda bir stratejidir. İçinde hem talep, hem umut hem de bu direnişi 300 hafta sürdürmemizi sağlayan kararlılığımız ve bilincimiz var. Onun için Bakırköy Direnişi sadece 150 bin KHK’linin işe dönme talebini dile getirmez. İşten atılan işçilerin, baskı altındaki gazetecilerin, konserleri yasaklanan sanatçıların,  tutuklu avukatların, Boğaziçi direnişinin, Çorlu tren katliamı ailelerinin, Gülistan Doku’nun, Şenyaşar ailesinin, istismara uğrayan çocukların, kadın cinayetlerinde katledilen kadınların da sesi olmuştur. Adaletsizliğe uğrayan tüm halk için adalet istemeye de devam edecektir” diye konuştu.

    Cihan BERK/PİRHA

  • KHK’li Nursel Tanrıverdi gözaltına alındı

    KHK’li Nursel Tanrıverdi gözaltına alındı

    PİRHA-KHK ile ihraç edilen Öğretmen Nursel Tanrıverdi Bakırköy Meydanı’n da her hafta gerçekleştirdiği eyleminin 220. haftasında eylemine başlamadan gözaltına alındı. 2 saat gözaltında tutulan Tanrıverdi para cezası verilerek serbest bırakıldı.

    Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile ihraç edilen öğretmen Nursel Tanrıverdi Bakırköy Meydanı’n da her hafta gerçekleştirdiği eyleminin 220. haftasında daha eylemine başlayamadan gözaltına alındı.

    Bakırköy Meydanı’n da her pazartesi günü ‘İşimi geri istiyorum’ diyerek eylem yapan Tanrıverdi eyleminin 220. haftasında daha eylemine başlayamadan polis müdahalesine maruz kalarak gözaltına alındı. 2 saat gözaltında tutulan Tanrıverdi para cezası verilerek serbest bırakıldı.

    Serbest bırakılan Tanrıverdi bir açıklama yaparak, yine kendisi gibi KHK ile ihraç edilen ve Yüksel Caddesi’nde ‘İşimi geri istiyorum’ eylemleri yaptığı için tutuklu yargılanan Nuriye Gülmen’in 10 Haziran’da görülecek duruşmasına çağrı yaptı. ‘KHK zulmünü dayanışmalarla yıkacağız’ diyen Tanrıverdi daha sonra açıklamasını sonlandırdı.

    (HABER MERKEZİ)

  • KHK’lere karşı direnen Tanrıverdi: Asla vazgeçmeyeceğim!

    KHK’lere karşı direnen Tanrıverdi: Asla vazgeçmeyeceğim!

    PİRHA-17 yıllık öğretmenlik mesleğinden bir gece yarısı yayınlanan KHK ile ihraç edilen Nursel Tanrıverdi 4 yıldır işine geri dönebilmek için direniyor. 4 yıllık direniş sürecini PİRHA’ya anlatan Tanrıverdi, “Bu direniş boyunca yaşadığımız saldırılara, gördüğümüz işkencelere rağmen vazgeçmedik, pes etmedik. Biz sadece kendi işimizi istemiyoruz. KHK hukuksuzluğuna, adaletsizliğine maruz kalmış herkesin hakkını savunuyoruz” dedi.

    İstanbul’da yaşayan Nursel Tanrıverdi 17 yıllık felsefe öğretmeniyken bir gece yarısı yayınlanan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile mesleğinden ihraç edildi. Yaşadığı KHK hukuksuzluğuna karşı sessiz kalmayan Tanrıverdi ihraç edildiği 2017 yılından bugüne işine geri dönebilmek için direniyor.

    Yaşadığı 4 yıllık direniş sürecini PİRHA’ya anlatan Tanrıverdi, defalarca gözaltına alındığını, tutuklandığını, işkencelere maruz kaldığını ama hiçbir zaman umudunu kaybetmeden direnmeye devam ettiğini belirterek eylemini işine geri dönene kadar sürdüreceğini aktardı.

    “İSTANBUL’UN ÜÇ MEYDANINDA EYLEM YAPARAK BAŞLADIK”

    İstanbul Kağıthane’de bulunan Hazır Giyim Meslek Lisesi’nde görev yaparken bir gece yarısı yayınlanan kararname ile işinden ihraç edildiğini öğrenen Tanrıverdi şunları ifade etti:

    “7 Şubat 2017’de KHK ile ihraç edildim. Muhtemelen sol görüşlü olduğum için atıldım. Benim gibi KHK ile atılmış 50-60 arkadaşla birlikte 20 Şubat 2017’de eyleme başladık. KESK Şubeler Platformu’na bu haksızlık karşısında direnmek istediğimizi ve işimizi almak için eylem yapmak istediğimizi söyledik. Eylem önerisinde bulunduk. Kabul ettiler ve biz 2017 yılında yaşadığımız hukuksuzluğa, haksızlığa karşı eylemler başlattık. İstanbul’da üç ayrı yerde eylemlere başladık. Bakırköy Özgürlük Meydanı, Kadıköy’de Boğa’nın önünde ve Kartal Meydanı’nda. Haftanın 4 günü eylem yapıyorduk. Yaptığımız eylemler de basın açıklaması, 1 saatlik oturma eylemi ve imza toplama şeklinde gerçekleşiyordu. Ayda bir kez de KHK hukuksuzluğuna karşı topladığımız imzaları İstanbul Valiliği’ne götürüp veriyorduk. Ancak şu ana kadar Valiliğe verdiğimiz hiçbir dilekçeye cevap alamadık.”

    “POLİS SALDIRILARININ ARDINDAN İKİ KİŞİ KALDIK VE EYLEMLERİMİZE ÖYLE DEVAM ETTİK”

    Eylemlere başladıktan bir yıl sonra sık sık polis müdahalesiyle karşılaştıklarını aktaran Tanrıverdi, sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Ondan sonra ki süreçte her hafta gözaltına alındık. Bir gün nezarethanede tutuluyorduk, ertesi gün Savcılığa çıkartılıyorduk. Sonraki haftalar da mahkeme tarafından bize Bakırköy Meydanı’na giriş yasağı verildi. Gözaltına alınıp mahkemeye çıkarıldığımız da bu karar verildi. Alana girmemizi yasakladılar. Adli kontrol gereği diyerek verdiler bu kararı. Meydana 200 metre yaklaşmama kararı verildi. Biz bu yasağı tanımadık. Çünkü hukuksuz. Böyle bir yasak olabilir mi? Mahkeme kararını tanımadığımızı söyleyerek eylemlerimize devam ettik. Bakırköy Meydanı’na tekrar çıktık ve eylemimizi yaptık. Ardından mahkeme kararına uymadığımız gerekçesiyle gözaltına alınıp tutuklandık. O alanda eylem yaptığımız süre içerisinde toplamda 5 kez tutuklandık. ‘2911’e muhalefet’ gerekçe gösterilerek üstelik. Aslında bu cezanın yatarı yok, para cezası vermeleri gerekir ancak bizi tutukladılar. Tutukluluğumuz 15 gün, 1 ay gibi zamanlar oluyordu, kısa sürüyordu. Çünkü dediğim gibi aslında hukuken tutuklama yapamazlar ‘2911 sayılı’ kanundan. Böyle parça parça yatarak toplamda biz 4 ay tutuklu kaldık.

    “GÖZALTINDA KALDIĞIMIZ 1 SAAT İÇİN BİLE DAVALAR AÇTIK VE KAZANDIK”

    Hakkımızda 70’in üzerinde dava açıldı. 15-20 tanesinden ‘Kovuşturmaya yer yoktur’ kararı çıktı. 60’ından beraat ettik. Çünkü yaptığımız eylemler suç değildi. Anayasal bir haktı. Gözaltında kaldığımız 1 saat için bile davalar açtık ve tazminatlar kazandık. Hukuksuzluk mahkeme kararlarıyla da belgelenmiş oldu. Bir de eylem yaptığımız zaman ‘Basın açıklaması yapabilirsiniz ama oturma eylemi yapamazsınız bu yasak’ diyorlardı. Tamamen keyfi bir tutum sergiliyorlardı. Yasal olarak böyle bir şey mümkün değil, yasak olamaz. Bize karşı koyulan yasakların hiçbir yasal dayanağı yoktu. Tamamen keyfiydi. Amaçları direnişimizi bitirmek, engellemekti.”

    “BASIN AÇIKLAMASI YAPMAK SUÇ SAYILDI”

    Yaşanan pandemi sürecinde eylemlerine sadece basın açıklaması yaparak devam ettiklerini söyleyen Tanrıverdi, “Fakat 17 Nisan 2021 tarihinden itibaren polis tekrardan eylemlerimize saldırmaya başladı. Gerekçe olarak da pandemi sürecinde alınan kısıtlama kararlarını gösterdi. Biz bu Kaymakamlığın kararına karşı Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurduk. Yürütmenin durdurulmasını istedik. Bu yasağın kaldırılması için ilerleyen günlerde de Kaymakamlığı şikayet edeceğiz” diye belirtti.

    “DİRENDİĞİMİZ ALANDA SİYASİ PARTİLER STAND AÇIYOR, ONLARA YASAK YOK”

    Yaptıkları eylemlere son 1 yıldır desteğin arttığını ve bu destekle birlikte polis müdahalesinin de arttığını vurgulayan Tanrıverdi “Bizim eylemimizle KHK’lılar bir araya gelmeye ve haklarını aramaya başlamışlardı. Direniş büyümeye başlayınca saldırılar tekrardan başladı. Şu an yapılan saldırıların da amacı direnişin büyümesini engellemek. Bakırköy Meydanı’na her gün İyi Parti, CHP, AKP gibi değişik siyasi partiler gelip, stantlar açıyor. Onlara kimse bir şey demiyor. Onlara yasak yok. Biz yapınca saldırıya uğruyoruz” diyerek direnişlerine işlerini geri alana kadar devam edeceğini söyledi.

    “4 YILDIR OHAL KOMİSYONUNDAN CEVAP BEKLİYORUM”

    OHAL komisyonuna başvuralı 4 yıl olduğunu, ancak hala bir sonuç alamadıklarını ifade eden Tanrıverdi, “Bakırköy’de ki direnişimiz her türlü gözaltıya, tutuklamaya, alan yasaklamalarına, işkenceye rağmen devam ediyor ve edecek. Biz Bakırköy Meydanı’nda Çorlu’da tren katliamında da yaşamını yitirenlerin adalet talebini haykırıyoruz, Şenyaşar ailesinin adalet talebini yükseltiyoruz, işçilerin, emekçilerin hak taleplerini, adalet isteklerini haykırıyoruz. Bakırköy Meydanı’nda işte bu yüzden bizden rahatsız oluyorlar ve eylemlerimizi engellemeye çalışıyorlar. Ben buradan herkese çağrı yapıyorum. Adaletsizliklere, hukuksuzluklara karşı gelin birlikte mücadele edelim” ifadelerine yer verdi.

    Melis CİDDİOĞLU/PİRHA