PİRHA- Mersin Dersimliler Derneği’nin 18. Olağan Genel Kurulu yoğun katılımla gerçekleştirildi. Tek listeyle gidilen kongrede Nurşen Çığlık yeniden başkanlığa seçildi.
Mersin Dersimliler Derneği, 18. Olağan Genel Kurulu’nu yoğun katılımla gerçekleştirdi. Tek listeyle gidilen kongrede mevcut Başkan Nurşen Çığlık, üyelerin oylarıyla yeniden göreve seçildi.
Genel kurulun açılış konuşmasını yapan Dernek Başkanı Nurşen Çığlık, görevde oldukları süreçte yürütülen çalışmalara dair değerlendirmelerde bulundu. Dersim kimliğinin korunmasının önemine dikkat çeken Çığlık, özellikle dil ve kültürün yaşatılmasına yönelik kolektif bir sorumluluk çağrısı yaptı.
Faaliyet ve mali raporların okunup ibra edilmesinin ardından seçim gündemine geçildi. Tek listeyle yapılan seçim sonucunda Nurşen Çığlık, Mersin Dersimliler Derneği Başkanlığı görevine yeniden seçildi. Genel kurul, birlik ve dayanışma vurgusuyla sona erdi.
PİRHA- Mersin Dersimliler Derneği Başkanı Nurşen Çığlık, “Barış sürecini destekliyoruz ama Aleviler bu sürecin dışında kalırsa, kendimizi dışlanmış hissederiz. Bu ülkenin eşit yurttaşları olarak hem inancımızla hem de dilimizle bu sürecin içinde olmak istiyoruz” dedi.
Mersin Dersimliler Derneği Başkanı Nurşen Çığlık, Türkiye’de yürütülen Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair değerlendirmelerde bulundu. Süreci umut verici bulan Çığlık, Alevilerin ve diğer azınlıkların barış sürecine dahil edilmesinin önemine vurgu yaptı.
“ALEVİ AÇILIMI ŞART”
“Biz Aleviler olarak ezelden beri barıştan yana olduk. Bugün bir barış süreci başlatıldıysa, bu hepimizi ilgilendirir. Ama bu sürecin inandırıcı olabilmesi için biz Alevilerin de sürecin içinde yer alması gerekiyor. Dışarıda kalırsak, kendimizi görmezden gelinmiş hissederiz” diyen Nurşen Çığlık, bu çağrısını Meclis ve ilgili komisyona yöneltti.
Barışın kalıcı olması için sadece bir bölgenin ya da bir kesimin değil, tüm inanç ve kimliklerin sürece katılması gerektiğini ifade eden Çığlık, “Alevi açılımı da olmalı. Aleviler bu süreçte yer almazsa bu halkın vicdanı yara alır” diyerek, inanç özgürlüğünün barışın temel taşlarından biri olduğunu söyledi.
“BARIŞ ARTIK ERTELENEMEZ”
Dil özgürlüğü talebini de dile getiren Çığlık, Türkiye’de yaşayan herkesin kendi ana diliyle yaşama hakkına sahip olduğunu belirterek, “Türkçe ortak dil olabilir ama bizim ana dilimiz değil. Bizim dilimiz de, diğer halkların dilleri de özgür olmalı. Kürt, Arap, Çerkez, Ermeni herkes kendi dilini rahatlıkla konuşabilmeli” dedi.
Konuşmasında yıllardır süren çatışma ortamının acı sonuçlarına da değinen Çığlık, şu ifadeleri kullandı:
“Yıllardır kan döküldü. Sağdan, soldan, her aileden canlar yandı. Bir asker öldüğünde de canımız yanıyor, dağa çıkan bir genç öldüğünde de. Herkesin bu acıyı hissettiği bir ülkede barış artık ertelenemez. Anneler ağlamasın, kardeş kardeşi vurmasın. Endişelerimiz elbette var ama yine de sürece güvenmek istiyoruz. Eğer bu süreç herkesin katılımıyla yürütülürse başarılı olur. Biz Dersimliler olarak, Aleviler olarak savaşın hiçbir tarafında olmadık, olmayacağız da. Barış için üzerimize düşeni yapmaya hazırız.”
PİRHA- Suriye’deki Katliamlara Karşı Dayanışma İnisiyatifi, Mersin’de yaptığı eylemde Suriye’de Alevilere ve kadınlara yapılan katliamlara ses çıkararak, “Suriye’de kadınlar kaçırılıyor, her türlü işkence yapılarak tecavüze uğruyor ve katlediliyor. Soykırım yapan HTŞ yönetimine ve Colani’ye başta Türkiye ve diğer ülkeler derhal harekete geçmeli” dedi.
Mersin’de kurulan Suriye’deki Katliamlara Karşı Dayanışma İnisiyatifi; Suriye’deki katliamların, kadınların kaçırılmasını ve HTŞ Lideri Colani’nin Türkiye’yi ziyaret etmesini protesto etti. Özgür Çocuk Parkında bir araya gelen kitle, “Suriye’de Alevi katliamını durdurun” yazılı pankart açarak katliamda öldürülen sivillerin fotoğraflarını taşıdı.
İnisiyatif adına basın açıklamasını okuyan Arap Alevi Kültür Derneği üyesi Özcan Damla, HTŞ’ye bağlı grupların Alevileri yerlerinden ettiğine, kutsal mekanları tahrip ettiğine ve yapılan işkencelerle katliamı soykırıma dönüştürdüğüne dikkat çekti.
“SOYKIRIM EN ÇOK ALEVİ KADINLARA UYGULANDI”
Soykırımın tüm dünyanın gözü önünde yapıldığını söyleyen Özcan Damla, “Soykırım en çok Alevi kadınlara ve çocuklara uygulanmıştır. Son günlerde her gün Suriye’de Kadınlar kaçırılıyor, her türlü işkence yapılarak, tecavüze uğruyor ve katlediliyor. Milyonlarca Suriyeli gibi, çok sayıda kadın da evlerini terk etmek zorunda kalmış ve mülteci olarak zorlu yaşam koşullarına katlanmak durumunda bırakılmıştır. Suriye’de maalesef bugün kaybedilen canların sayısının binlerle ölçüldüğü bir aşamaya gelinmiştir. Eli kanlı ve soykırım yapan HTŞ yönetimine ve Colani’ye başta Türkiye ve diğer ülkeler hiçbir destek sağlamamalı ve ülkelere girişleri yasaklanmalıdır” diye konuştu.
Damla, katliamların derhal son bulması gerektiğini kaydederek Suriye’deki bütün kimlikleri ve inançları kapsayacak demokratik bir yönetimin kurulması gerekliliğine vurgu yaptı.
“ALEVİ SOYKIRIMI BİR AN ÖNCE DURDURULMALI”
Basın açıklamasının ardından kurum temsilcileri söz alarak katliamı durdurma çağrısı yaptı. Mersin Cemevi adına konuşan Aysel Demir Kılavuz, Colani’nin Türkiye’ye davet edilmesine dair AKP hükümetini eleştirdi ve katliamlara karşı bir olmanın önemine işaret etti.
Mersin Dersimliler Derneği Başkanı Nurşen Çığlık, AKP hükümetine seslenerek katliamların durdurulması için harekete geçmeleri gerektiğini dile getirdi.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mersin Eş Başkanı Hüsniye Çelik, Suriye’de laik demokratik bir hükümet kurulması gerektiğinin elzem olduğunu söyledi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İl Eş Başkanı Bedriye Kuş, HTŞ’nin IŞİD zihniyetiyle aynı olduğunu belirterek tüm farklılıklara ve kadınlara düşman olan bu zihniyetle mücadele edeceklerinin altını çizdi.
İnsan Hakları Derneği Kadın Komisyonu Üyesi Zeynep Kara, “Suriye topraklarını paylaşmak isteyen emperyalist güçlerinin desteğiyle Alevilere, Kürtlere, Dürzilere, Hristiyanlara yönelik bir soykırım başladı ve tüm dünya ülkeleri bu soykırıma sessiz kalıyorlar. Biz Aleviler şiddeti hiçbir zaman savunmadık. Barışı yine her zaman olduğu gibi kadınlar örecek” dedi.
Eğitim Sen Şube Başkanı Mahmut Sümbül halklara, inançlara yapılan katliamlara karşı demokratik bir Suriye’nin inşası için mücadeleyi büyüteceklerini dile getirdi.
Siyasetçi Aytuğ Atıcı da katliamlarda en çok kadınların etkilendiğini kaydederek, yapılanın açıkça bir Alevi katliamı olduğunu belirtti.
PİRHA- Suriye’de Alevilere yönelik yapılan katliamlara Mersin’den ses yükselten Emek ve Demokrasi Platformu, bu katliamların bir an önce durdurulması çağrısı yaparak, “Suriye’yi ve bölgeyi çatışmalara sürükleyen, etnik ayrımları derinleştiren, katliamlara yol açan, sivil halkı tehdit eden katliamcı ve tehditkâr politikalara derhal son verilmelidir” dedi.
Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, HTŞ’nin Suriye’de Alevilere dönük yaptığı katliam ve işkencelere ilişkin Özgür Çocuk Parkında basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya başta Alevi örgütleri olmak üzere siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda demokratik kitle örgütü katıldı.
“Suriye’de yaşanan insanlık dışı katliamları lanetliyoruz” yazılı pankartın açıldığı eylemde sık sık “Katil HTŞ işbirlikçi AKP”, “Susma haykır katliama hayır”, “Kurtuluş yok tek başına, ye hep beraber ya hiçbirimiz” sloganları atıldı. Katliamda yaşamını yitirenler anısına bir dakikalık saygı duruşu yapıldı.
“AMAÇ MEZHEPSEL YAPIYI DEĞİŞTİRMEK”
Basın açıklamasını okuyan Mersin Emek Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü Kemal Göçmen, HTŞ ve ona bağlı radikal grupların Suriye’de etnik, mezhepsel yapıyı değiştirmeyi hedeflediğini belirtti. Bu nedenle yıllardır Alevilere, Hristiyanlara, Ezidilere, farklı kimlik ve inançlardan insanlara yönelik katliam politikalarını yürütüldüğünü söyleyen Göçmen, “Cihatçı çeteler farklı inanç gruplarına zorla din değiştirme, köleleştirme, infaz, kadınlara yönelik sistematik şiddet ve sürgün gibi insanlık suçları işlemekteler. Bu suçların en bilinen örnekleri, geçmişte İdlib ve çevresindeki Alevi köylerine yapılan saldırılar, Ezidi kadınların köleleştirilmesi ve Hristiyan nüfusun zorla yerlerinden edinmesi olmuştur. Son bir haftada yoğunlaşan yeni saldırılar HTŞ ve bağlı grupların cihat çağrıları eşliğinde katliamlarını sürdürmekte kararlı olduklarını göstermektedir” diye konuştu.
“SOMUT ADIMLAR ATILMALI”
Saldırılar karşısında uluslararası toplumun sessiz kalmasını eleştiren Göçmen, “Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve diğer uluslararası kuruluşlar, Suriye’deki azınlıklara yönelik bu zulmü durdurmak için acilen harekete geçmelidir. HTŞ’nin işlediği savaş suçları ve insan hakları ihlalleri uluslararası platformlarda gündeme getirilmeli, sorumlular hesap vermelidir. Son günlerde yaşanan ve sayıları on binleri bulan insanların öldürülmesine Bu insanlık dışı drama vahşete katliama artık bir son verilmesini ve bunun için tüm dünya ülkelerinin ve ülkemizin somut adımlar atmasını ısrarla talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.
AKP’YE ORTAK ÇAĞRI: KATLİAMI DURDURUN!
Açıklamanın ardından birçok kurum temsilcisi Suriye’de yaşananlara dair konuşmalar yaptı.
EMEP Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak, AKP hükümetine seslenerek, “Suriye’de kadınları kaçırıp tecavüz eden, Alevi olduğu için insanlara zulmeden HTŞ’ye desteklerinizi geri çekin” dedi.
Mersin Dersimliler Derneği Başkanı Nurşen Çığlık, katliamı kınayarak, katliamın durdurulması için ulusal ve uluslararası güçlere çağrı yaptı.
HTŞ’nin terör örgütü olduğunu söyleyen Türkiye İşçi Partisi İl Başkanı Ahmet Paket, “Biz HTŞ’yi IŞİD’den, El Kaide’den tanıyoruz. Terörist bir örgüttür HTŞ. Türkiye Cumhuriyeti hala HTŞ’ye arka çıkmaya devam ediyor. Ülkemizin hükümetini de bölgedeki diğer devletleri de uyarıyoruz; teröristten devlet olmaz. Onları desteklemekten vazgeçsinler” şeklinde konuştu.
İnsan Hakları Derneği (İHD) MYK Üyesi Hakkı Demir, yaşanan katliamlara sessiz kalınmasının yeni saldırılara zemin hazırlamada payı olduğunu dile getirdi.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mersin Eş Başkanı Hüsniye Çelik, HTŞ’nin varlığını tanıyan emperyal güçlerin tüm bu katliamlarda rolü olduğuna dikkat çekerek, “Başta Aleviler olmak üzere diğer kesimlere karşı yapılan katliamlara sessiz kalmayacağız. Bu zulüm karşısında hep beraber sesimizi yükseltememiz gerek” dedi.
CHP’li Aytuğ Atıcı, Suriye’de yaşananların bir soykırım olduğunu vurgulayarak, “Arap Alevi kesimine karşı saldırılar adım adım ilerledi. Biz soykırımın ayak sesleri duyuluyor dedikçe bunlar münferit olaylardır denildi. Bugün gelinen nokta ise belli. Türkiye Cumhuriyeti devleti bu soykırımı durdurmak için bir an önce harekete geçmeli” diye kaydetti.
SOL Parti’den Çağdaş Oğul Arı ise şunları söyledi:
“Kıravat takmış katilleri, terörstleri Türkiye Cumhuriyeti devleti saraylarda kırmızı halılarla karşıladı. MİT Başkanı İbrahim Kalın’la beraber Dış İşleri Bakanı Hakan Fidan, bu teröristlerle Suriye’de cirit attı. Bu bile laikliği ne kadar savunmamız ve iktidardaki cihatçı katil sürülerinin ortaklarını devirmemiz gerektiğini bir kez daha ortaya koydu. Suriye’yi kan gölüne çevirenlere karşı sesimizi yükseltmek zorundayız.”
PİRHA- Mersin Dersimliler Derneği’nin, 21 Şubat Dünya Ana Dili Günü sebebiyle yaptığı etkinlikte Arapça, Kırmançki ve Kurmanci şarkılar söylendi.
Mersin Dersimliler Derneği, 21 Şubat Dünya Ana Dili Günü dolayısıyla dernek binasında müzik etkinliği gerçekleştirdi. Etkinlik başlangıcında konuşan Mersin Dersimliler Derneği Başkanı Nurşen Çığlık, ana dilinin yaşaması için özellikle çocukların ve gençlerin bu konuda teşvik edilmesi gerektiğine vurgu yaptı.
Birçok dilin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirten Çığlık, “Dünya üzerinde egemen olan devletlerin asimilasyoncu politikaları, tekçi uygulamaları nedeniyle ne yazık ki diller yok olmaya devam ediyor ve pek çok dil de tehdit altındadır. Bu tekçi asimilasyoncu politikadan vazgeçilmelidir. Halkların kendi dillerinde konuşma, eğitim alma, yaşamlarını ve kültürlerini devam ettirmeleri sağlanmalıdır. Ana dili topluluk bireylerinin en kolay sosyalleştiği, etkileşimde olduğunu ve gelişimini en rahat devam ettirebildiği bir dildir. O nedenle ana dilinin eğitim hakkı olarak tanınması temel bir insan hakkıdır. Dilsel ve kültürel zenginlik ile toplumların barış içinde bir arada ve özgürce yaşamaları sağlanabilecektir” dedi.
Konuşmanın ardından Kırmancki, Kurmanci ve Arapça dillerinde şarkılar söylendi.
PİRHA- Mersin Dersimliler Derneği’nde Hızır lokması pay edildi. Burada yapılan konuşmalarda “Hızır lokması barışa, dayanışmaya, özgürlüğe vesile olsun” denildi.
Aleviler için kutsal olan bolluğu, bereketi ve barışı simgeleyen Hızır ayının gelmesi ile birçok yerde Hızır cemi yapılarak Hızır lokması pay ediliyor. Mersin Dersimliler Derneği’nde de Hızır lokması pay edildi.
Hızır lokması paylaşımına Mersin Milletvekilleri, belediye başkanları, siyasi partilerin il ve ilçe yöneticileri, demokratik kitle örgütleri temsilcileri, yöre derneklerinin başkanları ve çok sayıda dernek üyesi katıldı.
DAYANIŞMA MESAJI VERİLDİ
Burada konuşma yapan Mersin Dersimliler Derneği Başkanı Nurşen Çığlık, Hızır ayının önemine değinerek kardeşlik, dayanışma ve birlik mesajı verdi. Ardından konuşan CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Hızır lokmasının yalnızca bir ikram değil; bereketin, paylaşmanın, umudun simgesini olduğunu belirtti.
DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca ise, Suriye’de Alevilerin katledildiğine dikkat çekerek, “Mezhepci politikalar, nefret söylemleri her geçen gün artıyor. Bu yaratılan korku imparatorluğuna karşı Alevi toplumunun paylaşımcı, dayanışmacı birlikteliğini barış ve demokrasi için hep birlikte kuracağız. Hızır lokmalarının barışa, kardeşliğe, özgürlüğe, eşitliğe vesile olmasını diliyorum” diye konuştu.
Pir Hasan Kılavuz’un gülbeng okumasının ardından lokmalar pay edildi.
PİRHA- Alevilerde yeni yılı temsil eden geleneksel Gaxan bayramı, Mersin’de kutlandı. Mersin Dersimliler Derneği tarafından birçok yurttaşın katılımıyla yapılan Gaxan kutlamasında lokmalar paylaşılırken, Dersim yöresine ait halk oyunları sergilendi.
Dersim coğrafyası ve Mezopotamya’nın çeşitli hakları tarafından kutlanan Gaxan, Mersin Dersimliler Derneği tarafından dernek binasında kutlandı.
Birçok yurttaşın katıldığı kutlamada, Mersin Dersimliler Derneği Başkanı Nurşen Çığlık, Dersimlilerin yüzyıllardır Gaxan’ı kutladığını belirterek, “Gaxan Dersim coğrafyasında Alevi Kırmaclar tarafından kutlanan ve günümüze kadar gelebilmiş bir eski gelenektir. Aralık ayının üçüncü haftasında başlar ve Ocak ayının ilk haftasına kadar sürer” dedi.
Gaxan’ın birlik ve beraberliği sağladığını ifade eden Nurşen Çığlık, yeni yılın sağlık, huzur ve bereket getirmesini diledi.
Burada konuşan DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan ise Suriye’de yaşayan Alevilere yönelik katliam tehdidine değinerek, buna karşı mücadele vurgusu yaptı.
Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz’un okuduğu gülbengin ardından lokmalar pay edildi. Sonrasında Dersim yöresine ait halk oyunları sergilendi.
Kutlama, söylenen şarkılar eşliğinde çekilen halaylarla son buldu.
PİRHA- Mersin Emek ve Demokrasi Paltformu, Dersim ve Ovacık’a kayyım atanmasını protesto ederek, “Halkın iradesine yapılmış kayyum darbesine karşı dayanışmamızı yükseltiyoruz. İktidar bilmelidir ki karşısında diz çökmemiş Seyit Rıza’nın torunları var. Bu halk size boyun eğmez” dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetimindeki Dersim ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yönetimindeki Ovacık belediyelerine kayyım atandı. Kayyım uygulamalarını protesto etmek ve Dersim halkıyla dayanışmak adına Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya DEM Parti Mersin Milletvekilleri Perihan Koca ile Ali Bozan, Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Hoşyar Sarıyıldız, Eğitim Sen Merkez Kadın Sekreteri Simge Yardım, Barış Anneleri ve çok sayıda yurttaş katıldı.
Platform adına basın açıklamasını okuyan Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, kayyım atamalarına karşı sessiz kalmayacaklarını belirterek, “Belediyelerimize yapılan antidemokratik hukuk dışı uygulamaları ve kayyum atamalarını tüm yerel yönetimlere ve demokratik kurumlara yapılmış bir saldırı olarak görüyoruz. Otoriter, tekçi, merkezci iktidarın karşında halkın nefes alma kanalları olan belediyelerin halktan koparılmasına ve ve halkın iradesinin gasp edilmesine asla sessiz kalmayacağız” dedi.
Sümbül; Hakkari, Esenyurt, Batman, Mardin, Halfeti, Dersim ve Ovacık’ta halkların iradesiyle seçilmiş belediye başkanlarının derhal görevine iade edilmesi yönünde çağrıda bulundu.
Ardından konuşan Mersin Milletvekili Perihan Koca, “Dersim’de sömürge valisi o belediyeyi karakola çevirdiği yetmezmiş gibi belediyenin etrafını beton bariyerlerle çevirdi. Çünkü yenildiklerini biliyorlar. Suç işleyerek iktidarda kalmayı isteyebilirsiniz ancak sizin karşınızda yüz yıldır soykırımcı devlet aklına ve politikalarına diz çökmemiş Seyit Rıza’nın torunları var. Bunu aklınıza kazıyın” diyerek tepkisini dile getirdi.
“KADINLAR KAYYIMA KARŞI DİRENİŞTE”
Eğitim Sen Merkez Kadın Sekreteri Simge Yardım, kayyımların ilk olarak kadınların kazanımlarına saldırdığını hatırlatarak, “25 Kasım’ın arifesindeyiz, kadınlar kayyım politikalarının yürüttüğü süreçleri çok iyi biliyorlar. Kadınlar, kadın daire başkanlıklarına erkeklerin atandığını, kadınları koruyan sığınma evlerinin, danışma hatlarının, şiddet hatlarının kapatıldığını çok iyi biliyor. Bizler bulunduğumuz her yerden kadınlar, emekçiler, gençler olarak direnmeye devam edeceğiz” diye konuştu.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şube Eş Başkanı Gazi İnci, “Dersim’de 8 kişinin işkence ve kötü muameleyle gözaltına alındığı ve tutuklanmaya sevk edildiği bilgisini verdi. İşkence konusunda iktadara ve kolluk kuvvetlerine çağrıda bulunan İnci, “İktidarı, halkın demokratik tepki gösterme hakkına karşı bu denli ağır müdahalelerde bulunmaktan kaçınmaya davet ediyoruz” dedi.
Emek Partisi’nden Sedat Başkavak ise, Dersim’in 22 yıllık AKP iktidarında Recep Tayyip Erdoğan’ın milletvekili çıkaramadığı bir kent olduğuna dikkatleri çekerek, “Erdoğan, AKP iktidarı Dersim halkını bu yolla cezalandırmak istiyor ama Dersim halkı orada, bizler de buralarda alanlardayız. Mücadelemiz kayyumlar atandıkça büyüyecek. Korkmayacağız, sinmeyeceğiz ve alışmayacağız” sözlerini kullandı.
Son olarak Mersin Dersimliler Derneği Başkanı Nurşen Çığlık, Dersim halkı yalnız olmadığını, Dersim halkının irade gaspına karşı dayanışma göstereceklerini ifade etti.
PİRHA- 17. Olağan Genel Kurulu’nu düzenleyen Mersin Dersimliler Derneği’nin başkanlığına yeniden Nurşen Çığlık seçildi.
Mersin Dersimliler Derneği 17. Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. Yoğun katılımın olduğu kongreye tek listeyle gidildi.
Kongrenin açılış konuşmasını yapan Mersin Dersimliler Derneği Başkanı Nurşen Çığlık, 2 yıl boyunca yaptıkları faaliyetleri aktararak, dile ve kültüre sahip çıkılması çağrısında bulundu.
Çığlık’ın ardından Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, kısa bir konuşma yaptı. Xızır ayında yapılan kongrenin hayırlara vesile olmasını dileyen Kılavuz, Dersim Soykırımına dair bir şiir okuyarak konuşmasını tamamladı.
Faaliyet ve mali raporun okunmasının ardından tek listeyle gidilen kongrede başkanlığa yeniden Nurşen Çığlık seçildi.
PİRHA- Mersin Dersimliler Derneği, 86 yıl önce idam edilen Seyit Rıza ve yol arkadaşlarını andı. Anmada konuşan dernek başkanı Nurşen Çığlık, “Dersim kimliğinin ve kültürünün temel taşıyıcısı konumundaki başta Seyit Rıza olmak üzere halk önderlerinin hileyle katledilmesi, tesellisi olmayan bir yara olarak günümüzde dahi kanamaya devam etmektedir” dedi.
15 Kasım 1937’de Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilen Seyit Rıza ve yol arkadaşları Mersin’de anıldı. Mersin Dersimliler Derneği’nin Özgür Çocuk Parkı’nda yaptığı anmaya Mersin Cemevi Başkan Yardımcısı Baki Erdoğan ile İnanç Kurulu üyeleri, Demokratik Alevi Dernekleri Yönetim Kurulu üyeleri ve çok sayıda demokratik kitle temsilcisi katıldı.
“Hiçbir şeyi unutmadık, hiçbir şeyi affetmedik” yazılı pankartın açıldığı anmada Seyit Rıza ve arkadaşları için ‘dar’a duruldu.
“KATLİAMIN ACISI İLK GÜNKÜ GİBİ”
Anmada yapılan basın açıklamasını Mersin Dersimliler Derneği Başkanı Nurşen Çığlık okudu.
Katliamın tesellisi olmayan büyük bir acı yarattığını belirten Çığlık, “İdam edilişlerinin 86. Yılında Seyit Rıza ve yoldaşları Aliye Mirze Sili, Fındık Ağa, Hesene İvrame Qiji, Resik Uşen ve Uşene Seydi’yi unutmadık. Dersim kimliğinin ve kültürünün temel taşıyıcısı konumundaki başta Seyit Rıza olmak üzere halk önderlerini hileyle katledildikten sonra başsız ve çaresiz kalan Dersim halkına karşı eşine az rastlanır bir sürgün, kırım, müsadere ve saldırganlıkla, tartışmasız bir soykırım uygulanmıştır. Bu katliam Dersimlilerin belleğinde tesellisi olmayan ve kabul edilemez bir yara olarak günümüzde dahi kanamaya devam etmektedir” diye konuştu.
“KATLİAMLARLA DERSİM’İN KİMLİĞİ YOK EDİLMEK İSTENDİ”
Devletin, 1937’den başlayarak Dersim’in farklı kimliğini yok etmeye ve bunu başarabilmek için de yerel önderliklerin imhasına yöneldiğini kaydeden Nursen Çığlık, “4 Mayıs hükümet kararıyla Dersim’de köy boşaltmaları ve sürgünler başlatılmış, direnenler yakılıp bombalanmış, çocuklar bilhassa kız çocukları ailelerinden kopartılarak başta subay olmak üzere Türk ve Sünni ailelere pay edilmiştir. Mağaralara sığınan kadın ve çocukların zehirli gazlarla katledilmesinin yanı sıra köylerinden toplanan masum insanlar ayrımsız kurşuna dizilmiş veya uçurumlardan atılmışlardır” dedi.
“KATLİAMIN SORUMLUSU IRKÇI İDEOLOJİDİR”
Nurşen Çığlık, Dersim’de gerçekleştirilen soykırımın başlıca sorumlusunun ırkçı ideoloji olduğunu vurgulayarak, mevcut iktidarın da bu uygulamaları sürdürdüğüne değindi.
Çığlık, şunları söyledi:
“Dersim 86 yıldır yaralarını sarmaya, inkar edilmişliğini aşmaya, eşit yurttaşlık hakkını kazanmaya ve atalarının mezar yerlerini bulmaya çalışıyor.
– Arşivler açılsın, Dersim adı iade edilsin.
– Dersim halkından özür dilensin.
– Sürgünler, kayıplar ve evlatlık alına çocukların listesi açıklansın.
– Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklansın.
– Dillerimize ve Kızılbaş Alevi inancımıza özgürlük tanınsın.
– Munzur’daki baraj projeleri iptal edilsin.
– Eşit yurttaşlık hakkımız tanınsın.
Açıklamanın ardından Seyit Rıza ve yaşamını yitirenler için lokmalar palaşıldı.
PİRHA-Tutuklu bulunduğu cezaevinde ‘demans’ tanısı konulan Aysel Tuğluk‘un durumu gün geçtikçe kötüleşiyor. Düşüncelerinden dolayı cezaevinde olan demans hastası Aysel Tuğluk’un serbest bırakılmasını isteyen Mersin Dersimliler Derneği Başkanı Nurşen Çığlık, “Kadınlar olarak Aysel Tuğluk’a sahip çıkmamız gerekiyor” dedi.
Kandıra Cezaevi’nde 2016 yılından beri tutuklu bulunan ve demans teşhisi konulan Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) eski Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un durumu gün geçtikçe kötüleşiyor. “Cezaevinde kalamaz” raporuna rağmen tahliye edilmeyen Tuğluk‘un serbest bırakılması için çağrılar da sürüyor.
Geçtiğimiz yıldan bu yana “demans” teşhisi konulan ve hastalığı ilerleyen Aysel Tuğluk hakkında “cezaevinde kalabilir” diyen Adli Tıp Kurumu (ATK), 28 Şubat Davası’ndaki Çevik Bir hakkında ilk başvuruda “cezaevinde kalamaz” dedi. ATK’nin verdiği bu karar tepkilerle karşılanırken, çifte standartın ortadan kaldırılması istendi.
Mersin Dersimliler Derneği Başkanı Nurşen Çığlık, Aysel Tuğluk‘un durumuna ilişkin PİRHA‘ya konuştu.
Dersimli bir kadın olarak düşüncelerinden dolayı cezaevinde olan demans hastası Aysel Tuğluk’un serbest bırakılmasını isteyen Nurşen Çığlık, “Çünkü gerçekten zor durumda. Hiçbir hasta tutsak cezaevinde kalamaz. Kadınlar olarak Aysel Tuğluk’a sahip çıkmamız gerekiyor” dedi.
Nurşen Çığlık, adalet, hukuk ve insan haklarına saygı istediklerinin altını çizerek, hasta tutukluların bir an önce evlerine dönmelerini istediklerini ifade etti.
PİRHA- Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Haydar Ben’in gözaltına alınmasına ilişkin Mersin Dersimliler Derneği açıklama yaptı. Açıklamada, Federasyon başkanımız AKP’nin baskıcı ileri demokrasi aldatmacasının son kurbanı olmuştur” denildi
Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Haydar Ben’in gözaltına alınmasına Merisn Dersimliler Deneği tepki gösterdi. Dernek binasında gerçekleşen basın açıklamasına Mersin Cemevi Başkan Yardımcısı ve İnanç kurulu Üyesi Baki Erdoğan, Tunceliler Vakfı Başkanı Hıdır Acar, AKD Mersin Şubesi Üst Kurul Delegesi Zülfü Uçar ve çok sayıda dernek üyesi katıldı.
Açıklamayı okuyan Mersin Dersimliler Derneği 2. Başkanı Nurşen Çığlık, DEDEF Başkanı Ben’in, AKP’nin baskıcı politikasının kurbanı olduğunu vurguladı. Ben’in bir an önce serbest bırakılması çağrısında bulunan Çığlık, “Federasyon Başkanımız AKP’nin baskıcı ileri demokrasi aldatmacasının son kurbanı olmuştur. Bizler Dersim halkının örgütlü gücü ola Dersim Dernekleri Federasyonu olarak her türlü gözaltı, baskı ve yıldırma politikalarını pervasızca hayata geçirilmesini kınıyoruz. Genel Başkanımızın bir an önce serbest bırakılmasını istiyoruz. Bu vesi ile Dersim halkının da Dersim’in dilini, kültürünü, inancını ve coğrafyasını savunan DEDEF genel başkanına sahip çıkmaya çağırıyoruz. Dersim halkının örgütlü gücünün AKP’ye boyun eğmeyeceğini ve onun tüm kirli oyunlarını boşa çıkaracağına inanıyoruz” diye konuştu.