Etiket: nusret tunç

  • Cemevini ziyaret eden Adalet Bakanı’na: Neden cemevini yasal olarak tanımıyorsunuz?

    Cemevini ziyaret eden Adalet Bakanı’na: Neden cemevini yasal olarak tanımıyorsunuz?

    PİRHA-HBVAKV Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç, son zamanlarda çokça gündeme gelen AKP’li bürokrat ve siyasilerin aracılığıyla cemevi yapılmasını, cemevlerine ziyaretler gerçekleştirilmesini PİRHA’ya değerlendirdi. Tunç, “Aleviler üzerinden her zaman ki gibi oyunlar oynanıyor. İktidar çok samimi ise cemevlerini ibadethane olarak kabul etsin, Aleviliği tanısın. Bunlara alet olmayalım. Gidici olan bir iktidar için kendimizi harcatmayalım, Aleviliği harcatmayalım” dedi. 

    AKP hükümetinin Alevilerin ibadethanesi cemevlerini hala tanımamasına rağmen çeşitli yerlerde AKP’li belediyelerin cemevi yaptırması tartışılıyor.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç, AKP iktidarının cemevlerini mahkeme kararlarına rağmen hala tanımadığını ancak buna karşın bir taraftan da cemevi yapmalarını, var olan cemevlerinin eksiklerini gidermeye çalışmalarını, bakan, vali gibi devletin üst kademesinde yer alan bürokratların, siyasilerin ziyaretler gerçekleştirmesini samimiyetsiz bulduğunu söyledi.

    “ALEVİLER ÜZERİNDEN OYUN OYNANIYOR”

    PİRHA’ya değerlendirmelerde bulunan Tunç, seçimler yaklaştığı için cemevleri yapıldığını, ziyaretler gerçekleştirildiğini belirterek, şunları dile getirdi:

    “Aleviler üzerinde her zaman aynı oyunlar oynanıyor. Bu yeni bir şey değil. Hükümetin öncelikle yapması gereken cemevlerini ibadethane olarak tanımaktır. Hükümetin Aleviliği tanıması lazım. Bununla ilgili yasal düzenlemeler yapması lazım. Bunların hepsinin devlet eliyle, resmi olarak yapılması lazım. Şimdi hükümet cemevi yapıyor ya bu cemevleri kaçaktır. Gecekondu yapar gibi cemevi yapıyorlar. Biz Alevi kurumları olarak da bunları yapıyoruz. Bunlar yasal değil. Hükümetin yaptığı cemevleri de bizim gibi vakıf ve derneklerin yaptığı cemevleri gibi yasal değil aslında. Çünkü bu cemevleri yasal olarak tanınmıyor. Kanunda yer almıyor, mecliste Alevilerle ilgili çıkan herhangi bir kanun yok. O yüzden Aleviler üzerine bir oyun oynanıyor. Bu sadece bir oyun.”

    “İKTİDAR VE BAZI ALEVİ KURUMLARIN BAŞINDAKİ KİŞİLER BAŞKA HESAPLAR PEŞİNDELER”

    Bugün birçok Alevi kurumun başındaki isimlerin de iktidarın bu oyununa ortak olduğunu vurgulayan Tunç sözlerine şöyle devam etti:

    “O kurumların başına çöreklenen bir takım insanlar var. AKP ile veya başka partilerle kol kola girip başka hesaplar peşindeler. Bunlar kirli ilişkiler gerçekten. İnanan tabandaki Alevi kesimin temsilcisi değiller benim nazarımda. Eğer hükümet ciddi olsaydı, samimi olsaydı 20 yıldır iktidarda en azından Medeni Kanun’da bir değişiklik yapıp Aleviliği tanıyabilirdi. Cemevleri ibadethanedir, diye bir kanun çıkartabilirdi. Bunları çıkarmayan adamlar bugün dolaşıyorlar cemevi yapalım diyorlar. Eksikleriniz, gedikleriniz ne diye ilgileniyormuş gibi görünüyorlar. Hikaye hepsi, bunların bir anlamı yok. Bunlar aldatmacadır, avutmadır. AİHM’den karar çıkardık, zorunlu din dersleri kaldırılsın diye. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uymayan bir iktidar var. Bırakın bunu Alevi kelimesinin bir yerde geçmesi bile yasaktı 2000 yılına kadar. Biz Hacı Bektaş Veli Vakfı olarak mahkemeye başvurduk. ‘Aleviyim denilmesinde, Alevilik kelimesinin kullanılmasında bir sakınca yoktur’ diye karar çıkarttık. Bugün Alevi kelimesi kullanılıyorsa mücadele sonucu kazanılan mahkeme kararı ile birlikte kullanılıyor. O yüzden bugün AKP iktidarının yaptığı samimi değildir.

    “SAMİMİYSELER ALEVİLERİN SORUNLARINI ÇÖZSÜNLER”

    Eğer gerçekten samimi iseler buyursunlar gelsinler. Alevilerin sorununu çözelim, biz de destek olalım. Ama onların dertleri Alevilerin sorunlarını çözmek değil. Dert Avrupa’ya şirin gözükmek, seçimlerde Türkiye’deki Alevilerin oyunu almaya çalışmak, Alevileri asimile etmek. Ama şimdiye kadar başarılı olamadılar. Bundan sonra da olacaklarını zannetmiyorum, olamazlar.”

    ZİYARETE GELEN BAKANA SORMAK LAZIM, CEMEVLERİNİ YASAL OLARAK NEDEN TANIMIYORSUNUZ?”

    Hükümet tarafından yapılan cemevi ziyaretlerinde bazı Alevi kurumların onları karşılıyor olmasını, onlarla birlikte hareket ediyor olmasını doğru bulmadığını aktaran Tunç, “Yalnız bunu ikiye ayırmak gerekir. Şimdi dışarıdan gelmiş nezaketen karşılayabilirsiniz ama bir Adalet Bakanı cemevine gelmişse ben olsaydım ona şunu sorardım, ‘Siz Adalet Bakanısınız geldiğiniz bu cemevi yasal değil, kaçak. Yasal olarak siz bu cemevini tanımıyorsunuz. Adalet Bakanı olarak bunu kendinize yedire biliyor musunuz? Yakıştırıyor musunuz?’ Bunda bir sorun görmüyorsa diyeceğim bir şey yok.  Ziyaret ettiğiniz bu cemevi yasal olarak var mıdır? Sizin ziyaretiniz ile birlikte cemevleri yasal olarak ibadethane sayılacak mı? Bunları sormak lazım Adalet Bakanına. Ama dediğim gibi dertleri bu değil, Alevilerin sorunlarını çözmek değil” diye konuştu.

    Tunç konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Bazı Alevi kurumlarına çökmüş başkanların, kişilerin dertleri de başka. O yüzden birlikte hareket edebiliyorlar. Biz bunları çok iyi tanıyoruz. Gösterişli cemevleri yapmak, paralar dökmek boşunadır. İşte gündemde Sedat Peker var, anlatıyor. Biz bu ülkede neler yaşandığını biliyorduk ama o deşifre etmiş oldu. İyi oldu. İktidarın bugünlere nasıl geldiğini, neler yapıldığını duyduk. Devletin ne hale düşürüldüğünü gördük. Bu gibi insanların karşısında gerçekten inançlı, dürüst, sağlam kişilerde susuyor, susmak zorunda bırakılıyor. Çünkü susmasa başına her şey gelebilir. Ülkede şu an tek adam rejimi var. Astığım astık, kestiğim kestik kafası ile yönetiliyor. Ülkede hukuk yok, işlemiyor.”

    “ŞOV YAPMAYA GEREK YOK, ALEVİLİĞİ HARCATMAYALIM”

    İktidarın samimiyetini göstermesi için cemevlerini ve Aleviliği yasal statüye kavuşturması gerektiğini ifade eden Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç, şunları ifade etti:

    “Hani Berat Albayrak istifa ederken ‘At izi it izine karıştı’ demişti ya ilk defa doğru bir şey söyledi. Türkiye’nin hali tam olarak da bu. O yüzden biz kime ne diyelim ki, ne yapabiliriz? Sistem bu, düzen bu. Benim olduğum yere hükümet kanadından birileri gelirse buyursun gelsinler ama geldikleri zaman da ben bunları söylerim, sorarım. Yok bana cemevi yap, üç kuruş para ver, şu adamı mı işe al böyle şeyler olmaz. Bunlar asla Aleviliğe yakışmaz. Bizim Aleviler olarak genel talebimiz ve ortak talebimiz cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesini istiyoruz ve Aleviliğin yasal statüye kavuşturulmasını istiyoruz. Bitti, nokta. Bunu yapan iktidarın ben elini de öperim, alnını da öperim ama bunları yapmıyorsa beni kandırmaya gelmesinler. Şov yapmaya gerek yok. Gidici olan bir iktidar için kendimizi harcatmayalım, Aleviliği harcatmayalım.”

    Melis CİDDİOĞLU/PİRHA

  • ‘Dağ keçisi kutsal; öldürmeye, canını satmaya hakkımız yok’

    ‘Dağ keçisi kutsal; öldürmeye, canını satmaya hakkımız yok’

    PİRHA- ABD’li bir kadının, Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü’ne para ödeyerek aldığı izinle 130 cm boynuz uzunluğu olan dağ keçisini Adıyaman’da öldürmesi büyük tepki çekti. HBVAKV Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç, dağ keçisinin koruma atında olduğunu ve avlanmasının yasak olduğunu söyledi. Vegan aktivist İlker İnmez ise devletin bir hayvanın canını satmaya hakkının olmadığını vurguladı. 

    Adıyaman’ın Sincik ilçesine “av turizmi” adı altında gelen ABD’li Emieblcek Harris adlı kadın, yetkililerden aldığı ‘yasal izin’ ile boynuz uzunluğu 130 santimetre olan 11 yaşındaki dağ keçisini öldürdü.

    Av, Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü tarafından yapılan ihaleyle Harris’e verildi. Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürü İsmail Kozan, dağ keçisini kaçak avlayanlara yaklaşık 26 bin lira cezai işlem uygulandığını kaydetti. Harris, avın ardından öldürdüğü 130 santimetre boynuz uzunluğu olan dağ keçisine ait deri ve boynuzu alıp, kentten ayrıldı.

    ABD’li kadına verilen avlanma izni kamuoyunda büyük tepki topladı.

    “ALEVİLİK İNANCINDA DAĞ KEÇİSİ KUTSAL”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç, koruma altında olan dağ keçisinin ihale yoluyla ABD’li kadına verilip öldürülmesine tepki gösterdi. Tunç, “Kapitalist sisteminin sonucudur. Para için her şey yapılıyor” dedi. Dağ keçisinin koruma altında olduğuna dikkat çeken Tunç, o bölgede avlanma yasaklarının olduğunu söyledi. Tunç, Alevilik inancında dağ keçisinin kutsal olduğunu vurguladı.

    “BİR HAYVANIN CANINI SATMAYA HAKKIMIZ YOK”

    Vegan ve çevre aktivisti İlker İnmez de dağ keçisinin nesli tükenmekte olan bir hayvan olduğunu ve daha hassasiyet gösterilmesi gerektiğini belirterek, “Biz onu para karşılığı canını satıyoruz. Buna hakkımız yok. Ekonomik hiçbir gerekçe buna sebep olamaz”dedi.

    İnmez, doğa ve ekolojik sistemin çok büyük bir krizin eşiğinde olduğuna dikkat çekerek konuşmasına şöyle devam etti:

    “Yani dünyanın sonuna doğru gittiğimizi gösteren birçok emare var. Bu da bu noktada bunu tamamlıyor. Para karşılığı sadece bir hayvanı değil aslında insanlığın da geleceğini tehlikeye atmış oluyoruz. Bu belki bir dağ keçisi denilerek hafife alınabilir ancak gerçek olan; biz ancak doğayı ve ekolojik sistemi, içinde hep beraber var olduğumuzu ve karşılıklı birbirimize bağımlı olduğumuzu algıladığımız ölçüde bir gelecek inşa edebiliriz. Bunun dışında başka bir şey söz konusu değil. Devletin burada yaptığı şey korkunç. Hayvanları yemek olarak kullanmamıza gerek yok. Artık o çağları çoktan geride bıraktık.

    Bugün ekolojik olarak yaşadığımız kötü ne varsa ve kendimizi üstün görerek doğaya hükmetmemizi sağlayan ne varsa bu düşüncenin temelinde yatıyor. Hala her şey para karşılığı değiştirilebilir, alınabilir satılabilir şeyler olarak görülüyor. Ama hayvanlar eşya değildir, bir meta değildir. Bunu böyle kullanmamız, dünyayı yok ederek davranmaya devam etmemiz kesinlikle kabul edilemez.”

    Semra ACAR/ADIYAMAN

     

  • Adıyaman HBVAKV Başkanı Tunç: Diyanet Alevileri asimile etmeye çalışıyor- VİDEO

    Adıyaman HBVAKV Başkanı Tunç: Diyanet Alevileri asimile etmeye çalışıyor- VİDEO

    PİRHA – Alevilere yönelik asimilasyon politikalarına ilişkin PİRHA’ya konuşan HBVAKV Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç, “Diyanet devlete bir din oluşturmak için kurulmuştur. Tek bir inanç şekillendirilmek isteniyor. Biz Alevileri de onun içine katmaya çalışılıyorlar. Diyanet Alevileri asimile etmeye çalışıyor” dedi.  

    Haberin videosu

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç, Alevilere yönelik asimilasyon politikalarına değinerek Adıyaman’da ve genelde Diyanet eliyle yapılan uygulamalara dikkat çekti.

    “DEVLET MAHKEME KARARLARINI UYGULAMALI”

    Nusret Tunç, Türkiye’de Alevi kelimesini kullanarak vakıf, dernek açamadıklarını hatırlatarak, devletin hala mahkeme kararlarını uygulamadığını vurgulayarak şöyle konuştu:

    “Türkiye Cumhuriyeti parlamentosunda Aleviler lehine bir kanun, bir yasa tasarısı çıkmış değil. Biz Aleviler bir takım haklar elde etmiştik. Bunu Türkiye mahkemelerinden ve Avrupa insan Hakları Mahkemesi’nden elde etmiştik. 2000 yılına kadar Alevi kelimesini kullanmak yasaktı. Niçin bizim vakfımızın adı Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı. Alevi vakfı diye bir vakıf kuramıyorduk. Rahmetli Ali Doğan Genel Başkanımızdı onun öncülüğünde federasyon kuracaktık; dediler ki kurmazsınız. Alevi kelimesini Türkiye’de kullanmak yasak. Gittik mahkemeye, mahkeme kararıyla ‘Alevi kelimesini kullanmakta sakınca yoktur’ diye karar çıkarttık. 12 Eylül’ün başımıza bela ettiği zorunlu din derslerini ile ilgili yurt içi mahkemelere gittik, sonuç alamadık. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gittik ve olumlu karar verdi; Alevi çocuklarına zorunlu din dersi verilemez, diye. Bu kararı Türkiye Cumhuriyeti devleti hala uygulamadı, uygulamıyor.”

    Tunç, tek din, tek inancın şekillendirilmek istendiğinin altını çizerek, Alevilerin de bunun içine katılmaya çalışıldığını belirtti. Diyanet’in bütçesine ve kadrosuna de değinen Tunç, “Bu bütçe ve 100 bini aşkın kadroyla ‘Alevileri nasıl yaparız da asimile ederiz’ çalışmaları her dönemde vardı, bugün de çok yoğun bir şekilde var” dedi.

    “ADIYAMAN’DA DİYANET’İN DAVETİNE HİÇBİRİMİZ KATILMADIK”

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ‘Cemevleri kırmızı çizgimizdir’ sözlerini hatırlatan Nusret Tunç, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Diyanet İşleri Başkanı, bizim kurumlarımızı sözde ziyaret etmek istiyor. Oysa ki bizim kurumlarımızı kabul etmiyor. Yani kendi açıklaması var: ‘Cemevleri kırmızı çizgimizdir’ diyor. Müslümanların ibadet yerleri camidir diyor, cemevlerini tanımıyor. Sen o zaman cemevlerini niye ziyaret ediyorsun? Bizim oturup bunu düşünmemiz lazım. Bunun altında ne var, bunu bize açıklaması lazım.Ve biz Aleviler bu oyuna gelmeyeceğiz. Mersin’de bizim bir dedemiz bu şekilde kabul etti. Ben oyuna geldi diye değerlendiriyorum. Çünkü Hasan Kılavuz dedem bu kadar tecrübesiz bir adam değil. Ama misafirperver, belki duygusallığından kabul etti. Diyanet İşleri Başkanı uçağıyla buraya da Adıyaman’a da geldi. Ben 3, 4 yıldır hiçbir protokol tarafından hiçbir toplantıya davet edilmemişim. Diyanet İşleri Başkanı’na ben dahil bütün Alevi kurum başkanları, bütün dedeler valilik kanalıyla davet edildik. Tabii biz kendi aramızda bu daveti istişare ettik o toplantılara hiçbir dedemiz, hiçbir başkanımız gitmedi. İçimizde içinden geçirmiş olanlar olabilir. Tabii tabanın ve mahalle baskısıyla o işi boşa çıkardık.”

    “TARİKAT ÖRGÜTLENMESİ OLUMSUZ ETKİLİYOR”

    Adıyaman’daki tarikat örgütlenmelerine karşı mücadele ettiklerine dikkat çeken Tunç, Aleviler üzerindeki baskılara değindi. Tunç, ‘ Ya bizdensin, ya değilsin anlayışı’ ile Alevilerin kurumlardan tasfiye edildiğini belirterek, “Bizim aileler de çocuklarının geleceği için cemevlerine gelmekten imtina ediyorlar. Biz Adıyaman’da aşure yapacaktık. Öyle bir korku yayıldı ki İŞİD’in bombalarının patlatıldığı dönemlerde sanırım 2015-16-17 yıllarıydı. Bir dedemizin ölüm yıl döneminde on binlerce insanla anmasına gidiyorduk, orayı bile iptal ettik. Halkımıza bir zarar gelir diye, korkumuzdan iptal ettik. Böyle bir ortamda yaşıyoruz. Bütün bunlar olurken de Adıyaman halkı ile bizim bir sorunuz yok. Adıyaman’a dışarıdan müdahaleler oluyor. Karanlık eller tarafından, İŞİD adı altında, işe almama anlamında, anlatmış olduğum konulardan dolayı tarikat örgütlenmesi gibi durumlar nedeniyle olumsuzluklar oluyor. Gerçi tarikat örgütlenmesi bütün Türkiye’de var” şeklinde konuştu.

    PİRHA/ADIYAMAN 

  • ‘Alevi çocuklara baskı yapan okul müdürü Menzil Tarikatı militanı’-VİDEO

    ‘Alevi çocuklara baskı yapan okul müdürü Menzil Tarikatı militanı’-VİDEO

    PİRHA- Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesindeki Belören Çok Programlı Anadolu Lisesi’nde Alevi öğrencilere namaz baskısına tepki gösteren HBVAKV Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç, “Okulda bizim Alevi öğrencilerine, camiye yönlendirme, namaz kılma adı altında bir baskı uygulanmaktadır. Bunu yapan okul müdürü Abdullah Özbey adeta menzil tarikatının militanı gibi hareket etmektedir” dedi.

    Haberin videosu

    Adıyaman Belören Çok Programlı Anadolu Lisesi’nde Alevi öğrencilere namaz kıldırılması, kız öğrencilerin başlarının örtülmesi, kız ve erkek öğrencilerin birbirleriyle konuşmaması, kız öğrencilere beden eğitimi dersinin yasaklanması, menzil tarikatının kitaplarının dağıtılıp fiziki ve psikolojik şiddetin uygulanmasına tepkiler sürüyor.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç, Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesindeki Belören Çok Programlı Anadolu Lisesi’nde Alevi öğrencilere namaz ve başörtüsü baskısına ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Adıyaman Gölbaşı Belören Beldesinde Belören Çok Programlı Anadolu Lisesinde Alevi öğrencilerine yönelik camiye yönlendirme, namaz kılma adı altında baskı uygulandığını kaydeden Tunç, okul müdürü Abdullah Özbey adeta menzil tarikatının militanı gibi hareket etmektedir. Ve Akit Gazetesine verdiği demeçte ’Ben o mübareklerin hizmetindeyim’ diyerek açıkça devlet memurluğuna yakışmayan ifadeler kullanılmıştır ve suçunu da itiraf etmiştir” dedi.

    “BU İŞİN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIM”

    Adıyaman Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı olarak bu işin peşinde olacağını dile getiren Tunç, şöyle konuştu:

    “Bu iş bir hukuksuzluktur, suçtur, Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını alanen çiğnemektir. Ben burada Adıyaman’daki yetkili arkadaşları göreve davet ediyorum. Gölbaşı Kaymakamlığı’na vekaleten bakan Besni Kaymakamı adeta Abdullah Özbeyi temize çıkarır gibi ‘Böyle bir iddia yoktur asılsızdır, okul müdürümüz çok başarılıdır’ demiştir. Bu külliyen yalandır. Besni Kaymakamlığı’na yanlış bilgi verilmiştir. Ve okulda başarılı değildir. Okulun başarısı üniversiteye yerleştirdiği öğrencilerle göz önündedir. Son 4 yılın verileri elimizdedir. O okulda son dört yılda hukuk fakültesini, tıp fakültesini, diş hekimliğini, eczacılığı, mühendislikleri dahi kazanan tek bir öğrenci yoktur. Bu nasıl bir başarıdır? Sayın kaymakamım bunu bana ve toplumumuza izah eder mi?”

    “OKUL MÜDÜRÜ MENZİL TARİKATININ MİLİTANI”

    Okul müdürünün eğitim dışında orada dini amaçla ve menzil tarikatının militanı olarak okulda bulunmakta olduğuna dikkat çeken Tunç, “Biz bu olayı şiddetle protesto ediyoruz. Türkiye Cumhuriyetinin kanunlarını çiğneyen bu kişi derhal görevden uzaklaştırılması gerekiyor. Bir yerde bir suç varsa bir konu varsa bu oradaki yaşayan insanların ortak sorunudur, ortak suçudur. Biz Alevilerin de orada eksikliği yetersizliği mutlaka vardır. Bizim önde gelen Alevi dedelerimiz ve başkanlarımız bu işi kapatalım, anlaşalım, uzlaşalım diyor. Neyini uzlaştırıyorsun, neyini anlaştırıyorsun? Bu bir kan davası değil, bu bir basit bir dövüş, bir alışveriş veya başka bir sorun değil ki barıştırasın tarafları. Bu ciddi bir sorundur. Ve Menzil Tarikatı şuanda çok büyük bir güç sahibidir” ifadelerini kullandı.

    “MENZİL TARİKATI ÜLKEYİ ELE GEÇİRMEYE ÇALIŞIYOR”

    Adıyaman bölgesinde yaşayan insanların ve Alevi Yurttaşların ‘Menzil Tarikatı ile karşı karşıya geldiklerini ve ürktüklerini” ifade ettiklerini belirten Tunç, “Menzil Tarikatı Adıyaman’da ve Türkiye genelinde hızla güçlenmiştir. Devlet kurumlarını ele geçirmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti yöneticilerini buradan uyarıyorum Menzil Tarikatı ciddi bir şekilde ve hızlı bir şekilde yükseliyor ve bu ülkeyi ele geçirmeye çalışıyor” diye konuştu.

    “ALEVİ KURUMLARI İYİ NİYETİMİZİ AKP YANDAŞLARINA PAZARLAMASINLAR”

    Alevi kurumlarının halkına güvenerek tabanı ile birlikte hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Tunç, son olarak şunları dile getirdi:

    “Alevi kurum başkanları bizim iyi niyetimizi AKP yandaşlarına pazarlamasınlar, peşkeş çekmesinler, dik dursunlar, halkına ve kendine güvensinler. Ne yazık ki içimizde bazı Hınzır Paşalar var. Bu Hınzır Paşalar Adıyaman’da da var. Bunlarla da bir yandan mücadele ediyoruz. Sıkıntımız bu. Oysaki biz birarada olup birlik olsak, iri olsak, diri olsak bu insanlar orada o kadar rahat aleni hareket edemezler. Ne yazık ki uzlaşalım anlaşalım diyen Alevi kurum başkanları var Adıyaman da. Bizim ciddi bir sıkıntımızda budur.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Tunç: Tüm canlar Kerbela’nın yasını tutmalı-VİDEO

    Tunç: Tüm canlar Kerbela’nın yasını tutmalı-VİDEO

    PİRHA-HBVAKV Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç, “Kerbela’da eşi benzeri olmayan tarif edilemeyecek kadar acı bir katliam yaşandı. Alevilerin mazlumun yanında yer alması ve zalime karşı direnmesi Kerbela’da İmam Hüseyin’in direnişinden bugüne kadar devam etmektedir” dedi. 

    Haberin videosu

    Aleviler, Kerbela’da Katliamı’nın yası nedeniyle 3 gün Masum-u pak, 12 gün ise Muharrem orucu tutuyor. Matem süresince bıçağa ve kesici aletlere el sürülmez, kurban kesilmez ve et yenmez. Matem boyunca hiçbir canlıya eziyet edilmez. Eğlenceden uzak durulur.

    Muharrem ayının önemine vurgu yapan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç, PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “ZALİME KARŞI DİRENMEYİ KERBELA’DAN ÖĞRENDİK”

    Nusret Tunç, “Kerbela’da eşi benzeri olmayan tarif edilemeyecek kadar acı olan bir katliam yaşandı. Alevilerin mazlumun yanında yer alması ve  zalime karşı direnmesi Kerbela’da İmam Hüseyin’in direnişinden bugüne kadar devam etmektedir” dedi.

    Tunç, “Muharrem ayı bizler için yası ayıdır. Muharrem orucu Adem Peygamberden bu yana tutulmaktadır. Tek tanrılı dinlerin kabul ettiği bir oruçtur. Biz Aleviler içinse 10 Muharremde İmam Hüseyin Kerbala’da şehit edildiği için bu ay bizler için bir yas olmuştur. Muharrem ayında önce 3 gün masumu paklar için oruç tutarız. Masumu pakların ardından 10 gün tuttuğumuz oruçların ardından 2 gün de Kerbala’da şehit olan İmam Hüseyin ve arkadaşları için oruç tutarız. Bu süre içerisinde et yemeyiz, su içmeyiz, eğlenceden uzak dururuz. Anadolu’nun bir çok bölgesinde olduğu gibi Adıyaman’da tutulan 15 günlük orucun ardından da Aşure lokması pişirilerek dağıtılır” dedi.

    “DÜNYA’DA BENZERİ OLMAYAN BİR KATLİAM”

    “Aleviler olarak biz bu ayda barış ve sevgiyi kalbimizde hissederiz. Barış ve sevginin bütün coğrafyalarda hakim olmasını isteriz” diyen Tunç şöyle devam etti:

    “Kerbela’da ifade edilemeyecek ve anlatılamayacak, dünya coğrafyasında benzeri yaşanmamış tarihte görülmemiş bir katliam yaşanmıştır. Öyle bir katliam yaşanmış ki bunu bugün bile ifade etmekte güçlük çekiyoruz. Bu nedenle mümkün olduğu kadar Alevi toplumu sağlığı el veren, durumu müsait olan insanların bu orucu tutması gerekir. Bu oruç çok kolay bir oruçta değil 24 saatte bir yemek yiyorsunuz. Akşam orucu açtıktan sonra uyuduğunuz da bir daha yemek yiyemezsiniz. Muharrem orucunda iftar ve sahur olayı yoktur. Yas ayı olan Muharrem ayında oruç tutmak meşakat ve itikat gerektiriyor. Alevilik yoluna itikatı olan bütün canlar bu ayda birey olarak gerekeni yapmalı, Kerbala Katliamı’nı unutmamalı acısını yaşamalı ve yasını tutmalıdır” diye konuştu.

    Mustafa YÜKSEL/ADIYAMAN

     

  • Adıyaman HBVAKV Başkanı: Kürtler iradesine sahip çıktı-VİDEO

    Adıyaman HBVAKV Başkanı: Kürtler iradesine sahip çıktı-VİDEO

    PİRHA-31 Mart yerel seçim sonuçlarını değerlendiren HBVAKV Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç, PİRHA’ya açıklamalarda bulundu. Tunç, “Muhaliflerin birleşmesiyle başarılı sonuçların ortaya çıkabileceğini gördük. Seçimlerde, batıda CHP ve doğu illerinde kayyumlara karşı HDP başarılı sonuçlar almıştır” dedi. 

    31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerin sonuçlarının açıklanmasının ardından iktidar partisi AKP birçok bölgede seçim sonuçlarına itiraz ederken kaybettiği büyükşehir belediyeleri ile güç kaybetti. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç, 31 Mart yerel seçimlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “SEÇİMDEN ZİYADE BİR SAVAŞ HAVASI VARDI”

    Seçim günü Malatya Pütürge’de ve farklı kentlerde yaşanan olaylarda seçim propagandalarında kullanılan dilin ve söylemlerin etkili olduğunu ifade eden Tunç,  “31 Mart yerel seçimleri, seçimden ziyade bir savaş havası yarattı. Ölen insanlar da bunun somut örneğidir. Muş’ta seçimin ardından sokağa çıkma yasağının ilan edilmesi yine İstanbul ve Ankara’da oylarda hile yapıldığının ve bunun sonucunda AKP’nin belediyeleri kaybettiğinin söylenmesi ortamı geren, gerginlik yaratan ve insanları rahatsız eden olaylar. Bunlardan derhal vazgeçilmesi gerekiyor. Umarım bu durumda insanlar da sağduyulu davranır.” ifadelerini kullandı.

    “EKONOMİK SIKINTI YAŞIYORUZ”

    Tunç, “Ülkede yaşanan ekonomik sıkıntılar ve insanların durumu gözönünde. Ülkemizin asıl sorunu budur. Dolayısıyla seçim geride kaldı artık önümüzdeki günlere bakmak gerekir. Bu sorunların aşılması anlamında siyasi partilere ve vatandaşa düşen görev nedir bunları konuşmak gerekiyor” dedi.

    “KAYYUMA RAĞMEN KÜRTLER İRADESİNE SAHİP ÇIKTI”

    “Devlettin gücünü elinde bulunduran AKP, devletin bütün gücünü kullandı. Muhalefet partileri buna karşı yarıştı. Batıda toplumsal muhalefettin desteğini arkasına alan millet ittifakı ve doğuda kayyumlara rağmen halkın desteğini alan HDP başarılı sonuçlar almıştır” diyen HBVAKV Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç şöyle devam etti:

    “Hani bir söz vardır derler ki; ‘Bizi  zulüm birleştirdi.’ Maddi ve manevi anlamda devletin bütün gücünü kullanma durumu Alevi’si, Sünni’si, Türk’ü, Kürt’ü ve bütün solcuları birleştirdi. Böyle olunca batı ve kıyı kentlerinde toplumsal muhalefet adına bütün muhaliflerin desteğini arkasına alan millet ittifakı başarılı bir sonuç almıştır. Yine keyfi uygulamalarla halkın iradesini hiçe sayan iktidar HDP belediyelerine kayyum atadı. Her seferinde kayyumun bölgede çalıştığına vurgu yapan iktidar yetkililerinin söylemleri de boşa çıkmıştır. Demek ki kayyum bölgede hiçbir hizmet vermemiş. Her türlü baskı, gözaltı ve tutuklamalara rağmen Kürtler her zaman olduğu gibi oylarını demokrasi, özgürlük ve barıştan yana kullandı. Ellerinden alınan iradelerine yeniden sahip çıktı.”

    MUSTAFA YÜKSEL/ADIYAMAN   

  • Adıyaman HBVAKV Başkanı: Engellemelere rağmen Maraş’ta canlarımızı anacağız-VİDEO

    Adıyaman HBVAKV Başkanı: Engellemelere rağmen Maraş’ta canlarımızı anacağız-VİDEO

    PİRHA-HBVAKV Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç, Maraş Katliamı’nın 40’ncı yıl dönümü vesilesi ile PİRHA’ya konuştu. Tunç, “Alevi örgütleri olarak Maraş merkezde yeterince örgütlenemediğimiz için katliamda yaşamını yitiren canlarımızı anmamız sürekli engelleniyor. Her türlü engellemeye rağmen canlarımızı anmak için Maraş’ta olmalıyız” dedi.

    Maraş Katliamı’nın üzerinden tam 40 yıl geçti ancak katliamın izleri hala dipdiri. 19 Aralık ile 26 Aralık 1978’de yaşanan katliamda, sadece bir hafta içerisinde resmi verilere göre 111 kişi, resmi olmayan beyanlara göre ise yüzlerce insan yaşamını yitirdi, yüzlerce insan yaralandı, 210 ev, 70 iş yeri tahrip edildi. Katliamın hedefinde ise Aleviler, Kürtler ve devrimciler vardı.

    Maraş Katliamı’nın 40’ncı yıl dönümü vesilesiyle yapılan eylemle ve açıklamalarla Katliam’da yaşamını yitiren canlar anılıyor. Bu vesile ile Hacı Bektaşı Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç, PİRHA’ya açıklamalarda bulunarak 22 Aralık Cumartesi günü Maraş’ta yapılacak anmaya katılım çağrısı yaptı.

    “ALEVİLER OLARAK MARAŞ MERKEZDE YETERİNCE ÖRGÜTLENEMEDİK”

    “Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı olarak, yapılan Maraş anmalarına her yıl Adıyaman’dan katılım sağlıyoruz. Maraş’ta çok ciddi bir katliam yaşanmıştır. Her hangi bir taşkınlık, olay çıkarmak için değil, sadece canlarımızı anmak için oraya gidiyoruz” ifadelerini kullanan Nusret Tunç şöyle konuştu:

    “Aleviler zamanında yıllarca Maraş’ta örgütlenip bir cemevi kurma yoluna gitmediler. 2 Temmuz’da Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren canlarımızı anıyoruz. Ama Maraş’ta Valilik buna izin vermiyor, yasaklıyor. Kendi inancımıza göre canlarımızı anmak için yapacağımız anma programı engelleniyor. Burada kurumlar olarak bizim de biraz suçumuz var. Maraş merkezde çok ciddi bir Alevi nüfusu var. Elbistan, Nurhak, Pazarcık ve Narlı’da olduğu gibi Maraş merkezde de Alevi kurumları olarak yeterince örgütlenme yapabilseydik ve bunun mücadelesini verseydik Sivas’ta olduğu gibi Maraş’ta da kitlesel bir şekilde canlarımızı anabilirdik.Bunun özeleştirisini de vermemiz gerekiyor. Her şeye rağmen yapılan anma programına her yıl katılıyoruz bu yıl da katılacağız.”

    “PİRLERİMİZ VE CANLARIMIZLA BİRLİKTE MARAŞ’TA OLACAĞIZ”

    “Bu yıl Alevi kurumlarımız, genel merkez düzeyinde bir araya gelerek birlikte bir çok çalışma gerçekleştirdik, eğitim toplantıları yaptık ve çok verimli geçti” ifadelerini kullanan Tunç, “Bu yılki Maraş Katliamı protestosu programını da ortak gerçekleştirecekler. Genel merkez düzeyinde yapılan çalışmalarla gerekli kurumlara ve derneklere anmaya katılmaları için çağrısı yaptılar. Bizler de Adıyaman’da bulunan Alevi dernekleri ile birlikte pirlerimize ve canlarımıza çağrıda bulunarak kitlesel bir şekilde Maraş’ta olacağız ve canlarımızı anacağız” diye konuştu.

    Mustafa YÜKSEL/ADIYAMAN

  • Bülbül: Irkçı, gerici zihniyeti kırabilecek güçlerden biri Alevi kurumlarıdır-VİDEO

    Bülbül: Irkçı, gerici zihniyeti kırabilecek güçlerden biri Alevi kurumlarıdır-VİDEO

    PİRHA-Adıyaman’da bazı kurum ve dernekleri ziyaret eden HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, “Alevi kurumlarının Alevi toplumuna, Türkiye halklarına ve emekçi sınıfa karşı bir görev ve sorumluluğunun olduğunu söyledi. 

    Çeşitli temaslarda bulunmak için Adıyaman’da bulunan HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül HDP Adıyaman İl Eş Başkanı Av. Selim Özbek ve beraberindeki heyet ile birlikte Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ( PSAKD) Adıyaman şubeleri, KESK ve Adıyaman Barosu’nu ziyaret etti. Bülbül, Türkiye’deki yargı, eğitim sistemi ve Alevilere yönelik gelişen baskı politikaları başta olmak üzere birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.

    “ADIYAMAN BENİM İÇİN SİYASETİN VE DEMOKRASİNİN OKULU”  

    Bülbül, “Adıyaman benim için siyasetin, demokrasinin okulu niteliğinde bir yer. Demokrasi mücadelesine buradan sendikacılıkla başlamıştım. Yaklaşık olarak 10 yıl burada kalmıştım. Adıyaman’a borcum olduğunu düşünüyorum. İki değer ailesini ziyaret etmek için buraya geldim. Bugün de demokratik kurum ve kuruluşları ziyaret etmek için bugün HBVAKV, PSAKD Adıyaman şubelerini, KESK ve Baroyu ziyaret etik” dedi.

    Milletvekili Bülbül şöyle devam etti:

    “Alevi toplumunun ve demokratik kurumlarının içinde bulunduğu konjüktürde yapılması gerekenleri görev ve sorumluluklarını konuştuk. Ayrıca siyaseten Türkiye’deki bu ırkçı faşist kuşatmaya karşı neler yapılabileceği konusunda görüş alışverişinde bulunduk. Yaklaşan yerel seçimlerle ilgili olarak da demokratik kurum, kuruluşlarının ve Alevi kurumlarının demokratik siyaset ve toplumsal muhalefetin nasıl birleşmesi noktasında görev ve sorumlukları üzerinden görüş alışverişinde bulunduk. HBVAKV Şube Başkanı Nusret Tunç ve PSAKD Şube Başkanı Mahmut Yapıcı’nın konuya son derece olumlu, duyarlı, konuya hakim bir duruşlarının olduğunu gördük” dedi.

    “IRKÇI VE GERİCİ ZİHNİYETİ KIRABİLECEK GÜÇLERDEN BİRİ ALEVİ KURUMLARIDIR”

    “Adıyaman’daki demokratik kuruluşların, sol muhalefetin, Kürt halkının, Alevi toplumunun birleştirmek ve buluşturmak, AKP’nin ırkçı, gerici kuşatmasına karşı bir çözüm ve çıkış noktası yakalama noktasındaki sorumluluklarına tanık oldum. Bu sevindirici bir durum” ifadelerini kullanan Bülbül, şunları ifade etti:

    “Bunun dışında genel Türkiye konjöktürü üzerine sohbetlerimiz oldu. Biz Türkiye’de bu ırkçı ve gerici kuşatmayı kırabilecek, aşabilecek potansiyel gücü olan kurumlardan bir tanesinin de Alevi toplumu ve Alevi kurumları olduğunun görüşündeyiz. Bu hakikati meydanlarda çeşitli eylem ve etkinliklerde Madımak’ın önünde İstanbul, Ankara meydanlarında yaşadık ve gördük. Bu süreçte de Alevi kurumlarının Alevi toplumuna, Türkiye halklarına ve emekçi sınıfa karşı bir görev ve sorumluluğunun olduğunu ayrıca Alevi kurumlarının demokratik siyasetin farklı renklerini biraraya getirme ve buluşturma noktasında da önemli görevlerinin ve sorumluluklarının olduğunu ifade ettiler.”

    “ELİMİZDEN GELENİ YAPARIZ”

    “Adıyaman Kürt halkının, Alevi toplumunun, kadın ve gençlik örgütlülüğünün demokrasi bilincinin belli bir momente nirengi noktasında olduğu bir kent” ifadelerini kullanan HDP Milletvekili Kemal Bülbül, şunlara vurgu yaptı:

    “Bu kentin ırkçı, gerici bir anlayış tarafından yönetiliyor olmasını biz kabul etmiyoruz. Bu nedenle tüm demokrasi güçlerinin biraraya gelmesi noktasında HDP olarak duyarlı insanlar olarak siyasetin makro düzeyde yyamaya çalışan öncülük görevi olan insanlar olarak sorumluluğumuzu yerine getirmeye çalışacağız. Bu nedenle Adıyaman’da tüm kimlikleri, kültürleri, inançları ve halkları kapsayan Kürt sorunun çözümüne demokratik bakış açısı olan ama temelde belediyecilik yapan, halka hizmet eden bir yapının oluşması için elimizden gelen özveri ve çabayı göstereceğiz. Kurumlarımızda da böyle bir anlayış söz konusu” diye konuştu.

    Mustafa YÜKSEL/ADIYAMAN

     

     

     

  • ‘İktidardan nemalanmak için Aleviliği kullananlar var’-VİDEO

    ‘İktidardan nemalanmak için Aleviliği kullananlar var’-VİDEO

    PİRHA- Son dönemlerde bazı Alevi kurumlarında ve cemevlerinde asimilasyon çalışmalarının olmasını eleştiren HBVAKV Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç, “Üç beş kuruş alacaklar ve rant sağlayacaklar diye bu güzelim örgütlerimizi ve cemevlerimizi peşkeş çekmemeliyiz. Bunu yapanları şiddetle kınıyoruz” dedi. 

    OHAL ile birlikte Alevilere yönelik baskı ve asimilasyon politikalarının giderek yoğunlaştığı bir süreçte, bazı cemevlerinde Şiileştirme propagandasının yapılması, bazı cemevi yöneticilerinin kendi çıkarları için iktidar ile birlikte hareket etmesine Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç tepki gösterdi.

    “İKTİDARDAN NEMALANMAK İÇİN ALEVİLİĞİ KULLANAN İNSANLAR VAR”

    PİRHA’ya açıklamalarda bulunan Tunç, “Yıllardır Alevilik yol erkanının yaşatılması için mücadele verdik, bu mücadeleyi vermeye devam edeceğiz” dedi.

    Tunç şöyle devam etti;

    “Öyle bir ortamdayız ki toplumun büyük bir kısmı tabiri caizse mevcut iktidara yaranmak için riyakarlık yapmakta, nemalanmak, rant sağlamak adına Aleviliği de kullanan insanlarımız var. Biz Aleviler yeterince kendimizi savunamıyoruz, kendi öğretimize ve inancımıza sahip çıkamıyoruz. Tabi bunun nedenleri, sebepleri ve sonuçları var. Ama öyle bir noktaya geliyor ki artık, bazı Sünni ilahiyatçılar bile tepkisini açık ve aleni gösteriyorlar. İnancımızın ve dinimizin çok yanlış uygulamalarla gündeme getirildiğini, imam hatip okullarında okuyan öğrencileri tamamen İslam’a karşı olan bir gençlik olarak yetişiyor. Çünkü gençler diyor ki; İslamiyet bu ise biz bu Müslümanlığı kabul etmiyoruz.”

    “CEMEVLERİNİ RANT KAPISI OLARAK GÖREN YÖNETİCİLER VAR”

    “Alevilikte de böyle bir ortamda cemevlerinde gençlerin asimile olmasına neden olacak uygulamalar yapılmasına müsaade edenlerden, cemevlerini rant kapısı olarak gören ve kullanan kişilerden hesap sorma gücüne de sahip değiliz” diyen Tunç, şunları kaydetti:

    “Çünkü o insanlar sırtlarını iktidara ve gücüne dayıyorlar. Bunun takdirini halkımız verecektir. 1400 yıldır bu tür olaylar gündeme getirilmiştir. Alevi toplumunu bölememiş ve parçalayamamışlardır. Bu gün de bunu başaramayacaklarıdır. Bugün baktığımızda mevcut iktidarın nimetlerinden faydalanmak ve yararlanmak için her türlü sahtekarlık ve yalan yanlış bilgiler veriliyor. Ama bunu yapanlar değil bunları bu yanlışa sevk edenler suçludur. Çünkü İslamiyet bugün yaşanmıyor. Muhammed’in dini İslamiyet Muhammed ölmüştür. Kerbela’da ise toprağa gömülmüştür” dedi.

    “SODES PROJELERİ ASİMİLASYON PROJELERİDİR”  

    HBVAKV Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç, bazı dernek ve cemevi yöneticileri sözde birlik, beraberlik ve kardeşlik projeleri adı altında yapılan Sosyal Destek Programı (SODES) projelerine çanak tutuyor. Bu tamamen asimilasyon projesidir. Bunun adı kardeşlik projesi olamaz” dedi.

    Tunç, “Çünkü Adıyaman’da 800’e yakın cami var. İki tane de cemevi var. Bir tanesi belediyenin ve halkın desteği ile bitirilmiş. Birisi de belediyenin desteği olmadığı için inşaat olarak halen devam etmektedir. İktidar temsilcileri, ‘bizim gibi düşünür bizimle hareket edersen her türlü imkan ve olanak sağlarız. Yoksa bu imkan ve olanaklarda yok, bunlardan faydalanamazsınız’ diyor. Türkiye’nin durumu gözönünde, sistem çökmüş bir durumda. Biz Aleviler buna alet olmamalıyız. Üç beş kuruş alacaklar ve rant sağlayacaklar diye bu güzelim örgütlerimizi ve cemevlerimizi peşkeş çekmemeliyiz. Bunu yapanları şiddetle kınıyoruz” diye konuştu.

    Mustafa YÜKSEL-ADIYAMAN

     

     

  • Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-25/VİDEO

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-25/VİDEO

    PİRHA- Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışmaya devam ediyor. Mevcut örgütlenme düzeyinin Alevi toplumunun ihtiyaçlarına cevap verip vermediğini, veremiyorsa çözüm önerilerinin ne olduğunu tartışmaya açtığımız yazı dizisinin bu bölümünde Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç ile görüştük.  

    Haberin Videosu:

    Ocaklar ve Dergahlar sistemi üzerinden yüzyıllarca kendi kendisine yeten ve bu anlamda demokratik, çoğulcu karakterini koruyup günümüze kadar getiren Alevi toplumu kent kültürüyle birlikte yeni sorunlar ve bu sorunların doğurduğu ihtiyaçlarla karşı karşıya kaldı.

    Buna cevap üretmek için özellikle 1990’lardan itibaren günümüze kadar Türkiye ve Avrupa başta olmak üzere çok sayıda dernek, vakıf, cemevi, dergah, federasyon gibi yapılar kurarak inancıyla birlikte toplumsal varlığını sürdürmeye çalıştı. Ancak artan asimilasyon ve tekçi politikaların yoğunluğu da dikkate alındığında bu örgütlenme düzeyinin hem Alevi toplumunun ihtiyaçlarına hem de ülkemizin genel sorunlarına cevap olmada yetersiz kaldığı aşikar.

    Bu bilgiler ışığında aynayı kendi yüzümüze yani Alevi örgütlenmesine tutarak mikrofonu Alevi pirlerine, kadınlarına, kurum temsilcilerine ve bilinen isimlerine sorduk.

    Dizi yazımızın bu bölümünde Hacı Bektaşı Veli Anadolu Kültür Vakfı Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç‘a mikrofon tuttuk.

    “1990’LI YILLARIN BAŞINDAN BU YANA CİDDİ MÜCADELELER VERDİK”

    Sayın Tunç, Alevi örgütlenmesine genel anlamda baktığımızda tabloyu nasıl görüyorsunuz? Yeterli mi? Değilse çözüm önerileriniz nelerdir?

    Nusret Tunç: Çeyrek asırdır Alevi mücadelesinin içinde olan birisi olarak 25 yılımızı HBVAKV örgütlenmesine verdik. 18 yıl Vakfın genel merkezinde denetim kurulu üyeliği ve başkanlığını yaptım. Adıyaman şube başkanlığında da 8’nci yılımız. Alevi örgütleri olarak 1990’lı yılların başında yola çıktığımız arkadaşlarla birlikte hemen hemen aynı kişiler ve aynı kadrolar bu yola inanmış gönül vermiş insanlar olarak ciddi bir mücadele verdiğimize inanıyorum. İnancımızı ve yolumuzu beli bir noktaya getirdiğimize inanıyoruz.

    “YÖNETİMLERİMİZE GENÇ KADROLAR YETİŞTİREMEDİK”

    Ancak mücadele tek taraflı olmuyor. Toplumsal bir demokrasi ve özgürlük mücadelesi gerekiyor. Adalet ve insan hakları mücadelesinin örgütlü bir şekilde olması gerekiyor. Bu sadece Alevi örgütlerinin tek başına gerçekleştireceği bir konu değil. Ancak yıllardır verilen mücadelede beli düzeyde bir başarıda elde ettiğimiz ortadır. Verilen mücadele ve elde edilen kazanımlar yeterli mi? Elbette ki yeterli değil.

    Özeleştiri vermem gerekirse en büyük eksiğimiz biz bina olarak mekan olarak ibadethane olarak büyüdük ama kitlelere çok fazla inemedik. Yönetimlerimize yeni genç kadrolar yetiştiremedik. Bunun tek sorumluları da Alevi örgütleri ve yöneticileri de değildir. Dış faktörler ve ülkenin koşulları da etkili oldu bu konuda. Bu anlamda başarısız demeyelim de yeterli başarı sağlayamadık.

    “ÜLKEMİZİN KOŞULLARI ANTİDEMOKRATİK KOŞULLARDIR”

    Başarı elde edemememizin en önemli nedenlerinden biriside dışsal faktörlerdir. Ülkemizin mevcut koşulları içinde bulunduğumuz antidemokratik koşullardır. Yine bir IŞİD ve El Kaide belasıdır. Bu faktörlerde tabi ki bizim mücadelemizde çıtayı daha yukarılara taşımamızda ve ileriye götürmemizde engel oldu.

    Ama şu da bir gerçektir ki hiçbir başarı insanoğlunu tatmin etmez. İnsan bulunduğu konumdan hep bir üst çıtaya çıkmak için mücadele verir. Bizimde hedefimiz o oldu. Bu konuda bir başarı elde edildiğine ve Alevi örgütlerinin bu konuda başarı sağladığına inananlardanım.

    “ALEVİ ÖRGÜTLERİ İLK KURULDUĞU DÖNEMLERDE ALEVİ KELİMESİ YASAKTI”

    Alevi toplumunun eşit yurttaşlık, inanç, ibadet, zorunlu din derslerinin kaldırılması, eğitim özgürlüğü ve demokratik talepleri var. Bu uğurda yıllardır verilen bir mücadele var. Bu mücadeleyi yeterli görüyor musunuz? Görmüyorsanız daha güçlü sonuç almak için neler yapılabilir?

    Tunç: Bu söylediğiniz konular Aleviliğin olmazsa olmazlarıdır. Daha doğrusu insanlığın olmazsa olmazıdır. Çünkü bu konular insan haklarını, demokrasiyi, özgürlüğü, adaleti, inanç ve düşünce özgürlüğünün temelini oluşturan konulardır. Bu konuda Alevi toplumu olarak çok şanssızız. Bir örnek vermek gerekirse Türkiye’de biz bu örgütleri kurduğumuz zaman ne yazık ki rahatlıkla Alevi kelimesini kullanamıyorduk yasaktı.

    Kurucu genel başkanımız Ali Doğan ABF’yi kurmak istediği zaman karşısına şu sorun çıkmıştır. ‘Alevi kelimesini kullanamazsınız hukukumuzda Alevi kelimesi yoktur.’ Biz yaklaşık 6 yıl Alevi kelimesini yasallaştırmak için Türk hukuk sisteminde mücadele verdik. 2000’li yılların başında mahkeme kararıyla Alevi kelimesini kullanma hakkını elde edebildik.

    “SÖZ KONUSU ALEVİLER OLUNCA HUKUK İŞLEMİYOR”

    Bu neyi gösteriyor? Yine bir çok kararları Aleviler AİHM’de çıkartıp getirmiştir. Yurt içindeki hukuk süreçlerini tüketmiş olaylar AİHM’e taşınarak burada kararlar alınmıştır.

    Bunun örneğini zorunlu din dersleri konusunda görüyoruz. Türkiye Cumhuriyeti devletini yönetenler yılarca bu kararları göz ardı ederek uygulamamışlardır. Bu da Alevi toplumunun şansızlığı ve hukuksuzluğa uğradığı bir konudur. Aynı zamanda da halkların hukuksuzluk anlamında demokrasi anlamında da bir karın ağrısıdır. Bu da şu anlama geliyor. Türkiye’deki siyasi partilerin siyasi partiler hukuku, adaleti, insan hakları, demokrasiyi ve özgürlüğü yeterince özümsememişlerdir.

    “TÜRKİYE’DE DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜKLER SORUNU VAR”

    Türkiye’deki siyasi partilerin yapılarına baktığımız zaman hep tek adam yönetimleri söz konusu değil midir? Hangi parti iktidara gelirse gelsin kendi bireysel, ekonomik maddi ve manevi çıkarlarını benimsiyorlar.

    Bu da Türkiye demokrasisinin gelişmesi önünde bir engel oluyor. Sadece Aleviler için değil Kürt sorunu özgürlüklerin ve demokrasisinin gelişmesinin önünde hep bir engel. Bütün bunlarda gösteriyor ki Türkiye’de bir demokrasi, özgürlükler ve temel haklar sorunu var.

    “ALEVİLER SON DÖNEMLERDE DEMOKRASİ GÜÇLERİYLE BİRLİKTE HAREKET ETTİLER”

    Demokrasi mücadelesi yürüten diğer toplumsal kesimlerle birlikte yürütülen mücadeleler yeterli mi? Daha güçlü sonuç almak için nasıl hareket edilmelidir?

    Tunç: Bu konuda tabi Alevi hareketinin 25 yıllık sürecine baktığımızda öncelikle Alevilerin örgütlenme süreci vardı. O başlangıç süreçlerinde demokrasi güçleriyle hareket etme anlamında ilk başlangıçta kendi örgütlenmelerini sağlamaları açısında çok zaman ayıramadılar.

    Ancak özelikle 95’lerden sonra Alevi örgütleri kendini demokrasiyi savunan örgütleriyle hareket etmiş ve kendilerini kabul etmişlerdir. Onlarla verdiği ortak mücadelelerle büyük mitingler yapmışlardır. Sosyal ve siyasal anlamda birçok konuda Alevi örgütleri demokrasi mücadelesi veren güçlerle bir araya gelip birlikte hareket etmiştir.

    Yakın döneme bakacak olursak 7 Haziran seçimlerinde demokrasi ve özgürlük mücadelesi veren insan haklarını savunan bir siyasi partiye destek vererek ittifak ederek birlikte hareket ederek Alevi mücadelesinde yer almış emek vermiş insanları meclise taşımıştır. Bu günde Genel Merkez düzeyinde demokrasi güçleriyle birlikte hareket etme anlamında mücadele veriyorlar.

    “TOPLUMSAL DUYARLIĞIN ARTIRILMASI GEREKİYOR”

    Tam anlamıyla yeterli midir? Tabi ki değildir. Bunun yeterli düzeye ulaşması için toplumsal duyarlılığın artırılması gerekir. Birde dışsal koşulların ülkenin koşullarının da oluşması gerekiyor. Bu gün baktığımızda Türkiye’de bir tek adam yönetimi var. Meclis devre dışı bırakılmış bir durumda. Demokratik kurum ve kuruluşlar, demokrasinin olmazsa olmazı basın ve yayın STK’lar bir baskı altındadır. Türkiye’de şu anda bir korku imparatorluğu kurulmuştur. Bu ortamda ne kadar mücadele verilir? Adaletsizliğin diz boyu olduğu bir ülkede layıkıyla bir mücadele verilemiyor.

    Turabi KİŞİN/PİRHA

    YARIN: DOSYA 26

    İLGİLİ YAZILAR:

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-1

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-2

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-3

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-4

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-5

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-6

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-7

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-8

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-9

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-10

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-11

    Aleviler Alevi örgütlenmesini tartışıyor-12

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-13

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-14

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-15

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-16

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-17

    Aleviler, Alevi Örgütlenmesini tartışıyor-18

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-19

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-20

    Aleviler Alevi örgütlenmesini tartışıyor-21

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-22

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-23

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-24

  • ‘Seyid Rıza bizim pirimiz ve önderimizdir’-VİDEO

    ‘Seyid Rıza bizim pirimiz ve önderimizdir’-VİDEO

    PİRHA- Seyid Rıza ve yoldaşlarının katledilişinin 80’nci yıllında açıklama yapan PSAKD Adıyaman Şube Başkanı Mahmut Yapıcı, “Seyid Rıza Alevilerin kanaat önderi, dedesi ve piridir. Seyid Rıza’ya karşı tüm Alevilerin saygısı vardır. Ve halende o saygı devam etmektedir” dedi. HBVAKV Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç ise, “Seyid Rıza’nın katledilişi acı bir olaydır. 80 yıl önce Seyid Rıza hain bir şekilde ihanete uğratılarak idam edilmiştir” ifadelerini kullandı.

    Haberin Videosu

    Seyid Rıza idam edilişinin 80’ncı yıllında Türkiye’nin birçok kentinde yapılan basın açıklamaları, eylem ve etkinliklerle anılıyor.

    Adıyaman’da da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Adıyaman Şube Başkanı Mahmut Yapıcı ve Hacı Bektaşı Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç, PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “SEYİD RIZA 80 YIL ÖNCE İHANETE UĞRATILDI”

    Biz Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı olarak, Alevi toplumunun taleplerini her zaman gündeme getirmeye, acılarını paylaşmaya çalışan bir kurumuz. Adıyaman’da da bu anlamda bu çalışmalarımızı yürütüyoruz” diyen Tunç, şunları söyledi:

    “Seyid Rıza’nın katledilişi acı bir olaydır. 80 yıl önce Seyid Rıza hain bir şekilde ihanete uğratılarak idam edilmiştir. Seyid Rıza’nın yaşı küçültülerek idam edilirken, oğlunun yaşı ise büyütülerek idam edildi. En acı olan şey ise önce oğlunun gözleri önünde idam edilmesidir. Seyit Rıza’ya da seyrettiriyorlar. Ardından Seyid Rıza’yı idam edip Alevi toplumuna çok büyük bir yara bırakıyorlar. Bu sürekli bizim içimizde bir acıdır. Bizim acılarımız bin 400 yıldır. Kerbela’dan bu yana vardır. Ama bize yaşatılan bu acıları hiçbir zaman unutmayacağız, unutturmayacağız” dedi.

    “SEYİD RIZA BİZİM PİRİMİZ VE ÖNDERİMİZDİR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Adıyaman Şube Başkanı Mahmut Yapıcı, “Seyid Rıza Alevilerin kanaat önderi dedesi ve piridir. Seyid Rıza’ya karşı tüm Alevilerin saygısı vardır. Ve halende o saygı devam etmektedir.” ifadelerini kullandı.

    Yapıcı şunları dile getirdi:

    “ Daha önce birçok katliamlar yapıldı ancak özellikle 37 ve sonrasında tamamen soykırım ve katliamlar yapıldı. Seyid Rıza’nın o dönemdeki sistemden tek bir isteği vardı. Oğlumu benden önce idam etmeyin. Ne yazık ki sistem bu isteği kabul etmedi oğlunu yaşı büyütülerek Seyid Rıza’nın da yaşı küçültülerek idam edildiler. Eğer biz bugün Seyid Rıza’nın anmasını yapıyorsak, unutmamak ve unutturmamak için yapıyoruz. Bugün de baktığımızda Alevilerin başında aynı şeyler devam etmektedir. Hiçbir devletin hiçbir milletin, hiçbir ulusun başına gelmemiş yapılmamış olan şeyler oluyor. Bu da azınlıkta olan Kürtler, Aleviler başta olmak üzere bütün ötekileştirilen halklara karşı yapılmaktadır. Birlik ve beraberlik içerisinde eşit bir şekilde yaşamak istiyorsak, sadece Aleviler değil tüm inançlar ve tüm halklar bir arada yaşaması için direnmesi ve mücadele vermesi gerekiyor” diye konuştu.

    Mustafa YÜKSEL/ADIYAMAN

  • Semaha halk oyunu muamelesine tepki: Semah Hak ile bütünleşmektir, oyun değil

    Semaha halk oyunu muamelesine tepki: Semah Hak ile bütünleşmektir, oyun değil

    PİRHA-Ekin Tv’de yayınlanan bir programda Alevi inancının önemli bir ritüeli olan Semahın, halk oyunu olarak gösterilmesine HBVAKV ve PSAKD Adıyaman şube başkanları tepki göstererek,”İnancımız gereği semah Hak ile bütünleşmedir” dediler.  

    Alevilerin ibadeti olan cemin ayrılmaz bir parçası da semah dönmektir. Semah cemin belli bir aşamasında bağlama eşliğinde kadın ve erkek canların söylenen deyişler eşliğinde birlikte dönerek, hak ile bütünleşmesidir. Semah dönmek, cem içinde yapılan bir ritüeldir.

    Geçtiğimiz günlerde Ramet Duman’ın sunumuyla Ekin Tv’de yayınlanan programda Semahın halk oyunu gibi gösterilmesine toplumun birçok kesimi tarafından tepki geldi. Alevi nüfusunun yoğun olduğu Adıyaman’da bulunan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Şube Başkanı Nusret Tunç ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Şube Başkanı Mahmut Yapıcı PİRHA’ya açıklamalarda bulunarak tepki gösterdi.

    “SEMAH BİZİM İÇİN ZİKİRDİR, İBADETTİR”

    “Bizim temel ibadetimiz cemdir, semahta cemde icra edilen 12 hizmetten biridir” ifadelerini kullanan Tunç, “Bu 1400 yıllık bir gelenektir ve ibadetimizdir. Semahın televizyon programında halk oyunları gibi gösterilmesi cahiliktir. Semah bizim için zikirdir, o da bir ibadettir. Alevi yolunu erkanını bilenler semahı böyle televizyon programlarında halk oyunu muamelesi yaptırmazlar. Bunu yapanlar cahil insanlardır. Alevilik yol erkanından uzak yolu bilmeyen kişilerdir. Bunu yapanları kınıyoruz, kamuoyunun takdirine bırakıyoruz” dedi.

    “SEMAH HAK İLE BÜTÜNLEŞMEKTİR”

    Her dinin ve mezhebin kendine özgü ibadet etme şekli vardır. Alevilerde de semah hak için yapılan bir ibadettir. Bunu halk oyunu gibi televizyon programlarında gösterilmesini doğru bulmuyoruz. Cem yaparken insanlar temiz kıyafetlerini giyer, kötülüklerden arınarak ceme gelir. Burada semahlar döner hak ile bütünleşirler. Ama son dönmelerde bunu çeşitli platformlarda da görüyoruz. Alevilik yol erkanının olmazsa olmazı olan semahın televizyon programlarında halk oyunu gibi gösterilmesini asla kabul etmiyoruz, şiddetle kınıyoruz,” diye konuştu.

    Mustafa YÜKSEL/ADIYAMAN

  • HBVAKV Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç: OHAL Rejimi bu hükümette alışkanlık yarattı-VİDEO

    HBVAKV Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç: OHAL Rejimi bu hükümette alışkanlık yarattı-VİDEO

    PİRHA-OHAL’in uzatılmasına ve Temel Karamolaoğlu’nun açıklamalarına tepki gösteren HBVAKV Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç, “Olağanüstü Hal Rejimi bu hükümette alışkanlık yarattı. OHAL tek adam rejimini destekleyen bir sistemdir” ifadelerini kullanan Tunç, Temel Karamolaoğlu’nun açıklamalarına ilişkin ise “Sivas katliamındaki zihniyet bu günde devam etmektedir” ifadelerini kullandı.

    OHAL’in 5 nci kez uzatılmasına toplumun birçok kesimi tarafından tepki gösterilirken. Hacı Bektaşı Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç, OHAL’in uzatılmasına ve Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun açıklamalarına ilişkin PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “OHAL, TEK ADAM REJİMİNİ DESTEKLEYEN BİR SİSTEMDİR”

    “Olağanüstü Hal Rejimi bu hükümette alışkanlık yarattı. OHAL tek adam rejimini destekleyen bir sistemdir” diyen Tunç, “Cumhurbaşkanının, Hükümetin ve yandaşlarının yaptıklarının hesabının sorulmaması için OHAL’i devam ettiriyorlar. Bir buçuk yılla yakındır OHAL ile Ülkemizde Diktatöryal bir rejim uygulanmaktadır. OHAL’de devleti yöneten kişilere çok büyük yetkiler veriyor. Bu rejim ile özgürlükleri kısıtlayan toplumu sindiren politikalarla Ülkemiz bir çıkmaza girmiş. Bir basın açıklaması yapmak isterseniz ilin valisinden izin almanız gerekiyor. Ülke tamamen talimatlarla ve keyfi uygulamalarla yönetiliyor. Cumhurbaşkanı talimat veriyor, Parlamento yasayı çıkarıyor. Böyle bir yönetim şekli bu ülkeye yakışmıyor. OHAL bir an önce kalkmalıdır”  dedi.

    “BÜTÜN HALKLAR BİRLİKTE MÜCADELE ETMELİDİR”

    “Top yekûn bir hareket olmadığı sürece, Alevilerin ve Kürtlerin sokağa çıkmasıyla bu ülkenin sorunları çözülemez,” ifadelerini kullanan Tunç, “OHAL’in kalkması için Alevi’si, Sünni’si, Kürdü, Türkü ile duyarlı bütün kesimlerin birlikte hareket ederek buna karşı çıkması gerekiyor. Bu ülkenin ezilenleri, yok sayılanları ve bütün halklar ortak bir şekilde mücadele ederse ancak sesimizi duyurabiliriz” ifadelerini kullandı.

    “SİVAS KATLİAMININ ZİHNİYETİ BU GÜNDE DEVAM ETMEKTEDİR”

    Son olarak Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun “Sivas olayı katliam değildir hadisedir, sözlerine tepki gösteren Tunç, “Dün Sivas’ta katliam yapan zihniyetten değişen hiçbir şey yok. Bu gün Ülkemizde çıkartılan yeni yasalar ve yetiştirilen dindar kesim ile bu daha da giderek yayılıyor. Bunun örneklerini medyadaki haberlerde ve sosyal medya paylaşımlarında da görüyoruz. Muhafazakâr dindarda olsa bu söylemler bir siyasi partinin genel başkanına yakışmıyor. Bunun kabul edilecek bir tarafı yoktur” diye konuştu.

    Mustafa YÜKSEL-ADIYAMAN

  • Adıyaman HBVAKV Başkanı’ndan Dersim’de orman yakılmasına tepki: Doğamız katlediliyor-VİDEO

    Adıyaman HBVAKV Başkanı’ndan Dersim’de orman yakılmasına tepki: Doğamız katlediliyor-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de yaşanan orman yangınları ile ilgili açıklama yapan HBVAKV Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç, “Bu orman yangınlarının sebebi açıkça ortadır. Terörle mücadele adı altında bir doğa ve ağaç katliamı yapılıyor” dedi.

    Haberin Videosu

    Dersim başta olmak üzere Kürt illerinde birçok bölgede orman yangınları var.  Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV)Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç, yaşanan ve devam eden orman yangınları ile ilgili PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “TERÖRLE MÜCADELE ADI ALTINDA DOĞA KATLEDİLİYOR”

    “Bizler için Dersim Aleviliğin inanç merkezidir. Dersim’deki ormanların yakılmasını asla kabul etmiyoruz ve kınıyoruz.” diyen Tunç, “Tabi bugün baktığımızda sadece Dersim’de değil. Doğu ve Güney Doğuda birçok kentte orman yangınları yaşanmaktadır. Aynı zamanda Adıyaman’da da bazı bölgelerde orman yangınları yaşandı. Bu orman yangınlarının sebebi de açıkça ortadır. Terörle mücadele adı altında bir doğa ve ağaç katliamı yapılıyor. Bu da hükümetin yarattığı ciddi sorunlardan biridir” dedi.

    “RANT İÇİN ORMANLAR YAKILIYOR”

    Ülkemizde birçok bölgede de yine orman yangınları yaşanmaktadır. Bunun bir çoğu bilinçli bir şekilde yakılarak rant kapısına çevrilmeye çalışılıyor. OHAL olduğu için hiçbir vatandaşımız kitlesel bir eylem gerçekleştiremiyor. Tepki gösteren, eylem yapmaya çalışan ve açıklama yapanların akıbeti de gözönünde Toplumsal bir tepki yapılamadığı içinde bu işten rant sağlayanlar daha rahat bir şekilde bu politikalarını devreye sokabiliyorlar” diye konuştu.

    Mustafa YÜKSEL/ADIYAMAN

  • ‘Baskıcı politikalarla mücadeleye devam etmeliyiz’-VİDEO

    ‘Baskıcı politikalarla mücadeleye devam etmeliyiz’-VİDEO

    PİRHA-Adalet Yürüyüşü’nü ve Adalet Mitingini PİRHA’ya değerlendiren HBVAKV Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç, “Mücadele adalet yürüyüşüyle son bulmamalı, toplumun bütün kesimleri baskı politikalarına karşı mücadele etmeye devam etmeli” dedi. Tunç’a göre bütün ezilenler birlikte mücadele etmeli. 

    Haberin Videosu

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlatmış olduğu Adalet Yürüyüşü, İstanbul Maltepe’de yüz binlerce insanın katılmasıyla yapılan mitingle sonlandırıldı. Yürüyüşe ve mitinge toplumun birçok kesimi sanatçı, aydın, yazar ve siyasetçilerin de katılmasıyla eylem ülkenin genelinde sahiplendi ve destek gördü.

    Konu ile ilgili Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV ) Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç PİRHA’ya konuştu.

    “ÜLKEDE ADALET OLSAYDI MİLLETVEKİLLERİ TUTUKSUZ YARGILANIRDI”

    “Türkiye adaletsizliğin ve hukukun diz boyu çiğnendiği, anayasa ve yasaların askıya alındığı, talimatlarla yönetilen bir ülke haline gelmiş” diyen Nusret Tunç “İnsanlar sindirilmiş, korkutulmuş, pasifize edilmiş. Hak, hukuk ve adalet ayaklar altına alınmış. Bunun en somut örneği 6 milyon oy almış ve Türkiye’nin üçüncü büyük partisi olan HDP’nin Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş aylardır tutuklu. Mahkeme’ye getirilirken kelepçe takılmak istenmesi ve kelepçe takmayı kabul etmeyen Demirtaş, mahkemeye getirilmiyor mahkemesi beş ay sonrasına erteleniyor. Bu da ülkede adaletin, hak ve hukukun geldiği noktayı açıkça gösteriyor. Eğer bu ülkede adalet ve hukuk olsaydı, bugün tutuklu bulunan milletvekillerinin tutuksuz yargılanması gerekiyordu” dedi.

    “BASIN TARAFSIZ OLMALI GERÇEKLERİ YAZMALIDIR”

    “21.yüzyılda şiddettin ve baskının çözüm olmayacağını görüyoruz” ifadelerini kullanan Tunç, şunları söyledi:

    “Bu yüzden mücadelemizi demokratik bir zeminde yapmamız gerekiyor. Sayın Kılıçdaroğlu’nun da yaptığı böyle bir eylemdir. Türkiye için hak, hukuk ve adalet arıyor. Bu adalet yürüyüşünün ne kadar önemli ve değerli olduğunu yapılan yürüyüş sırasındaki yoğun ilgi ve son olarak Maltepe’de yapılan Adalet Mitingi’ne milyonlarca kişinin katılmasıyla gördük. Ülkede son dönemlerde ortaya çıkan taraflı havuz medyasının yaptığı haberlerde milyonlarca kişinin katıldığı bir mitinge “vatandaşlar ilgi göstermedi” şeklindeki haberlerin yapılması üzücüdür. Basın yön verendir ama ülkedeki gerçekleri görmeyen, talimatlarla haber yapan basın kuruluşları artık bu ülkede yaşananları görmelidir.”

    “BÜTÜN EZİLENLER BİRLİKTE MÜCADELEYE DEVAM ETMELİDİR”

    Son olarak Kılıçdaroğlu’nun başlatmış olduğu Adalet Yürüyüşü’nü çok anlamlı bir eylem olarak gördüklerini ifade eden Tunç, “Bu Adalet Yürüyüşü’nde demokratik güçlerin ve en önemlisi de halkın desteğini arkasına alan Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşün ardından mücadeleyi devam ettirmesi gerekiyor. Biz de verilecek her türlü mücadelenin yanında olacağız, destekçisi olacağız” dedi.

    Mustafa Yüksel/ADIYAMAN