Etiket: oecd

  • Gergerlioğlu: Sırtı kalın Limak’ın karşısında halk var, direnişçiler var

    Gergerlioğlu: Sırtı kalın Limak’ın karşısında halk var, direnişçiler var

    PİRHA – Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Türkiye toplumunun ciddi oranda ekonomik sefalet çektiğini belirterek “Kültürel fakirleşme” vurgusu yaptı. Gergerlioğlu, Akbelen Ormanı’ndaki kıyım için de, “Sırtı kalın Limak’ın karşısında halk var, direnişçiler var.” dedi.

    Yeşil Sol Parti Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında gündeme dair konuştu. Gergerlioğlu, “Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu tatilde ve insan hakları ihlallerini gündem etmek de bize düşüyor” diye belirtti.

    Gergerlioğlu, milyonları etkileyen hak ihlallerini Meclis’te dile getirmeyi sürdüreceğinin altını çizdi. Kocaeli Milletvekili Gergerlioğlu, konuşmasında öncelikle Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) araştırmasına göre ekonomik sıkıntılar açısından Türkiye’nin dünya birincisi olduğunu söyledi.

    “AİLELERİN %70’İ EKONOMİK SIKINTI ÇEKİYOR”

    Ekonomik ve kültürel bir çöküşün yaşandığını söyleyen Gergerlioğlu şu konuşmayı yaptı:

    “Elimde iki tane rapor var, birisi OECD araştırması ve diğeri de TÜİK 2022 halkın sosyal faaliyetleri ve sosyal dışlanma ile ilgili ölçütler üzerine olan raporları. İkisine de genel olarak baktığımız zaman ekonomik sıkıntılar açısından dünya 1.’si olduğumuzu görüyor ve kültürel fakirleşme, sosyal alanlara ilgi konusunda yetersizlik ve ekonomik sıkıntılardan dolayı kültürel faaliyetlere katılamamayı görüyoruz.

    İlk olarak OECD’nin 38 üye ülkesi arasında geçim sıkıntısı üzerine yaptığı bir araştırmada bakın ne çıkmış? Yüksek enflasyon ortamlarında temel ihtiyaçları karşılama endişeleri raporuna göre Türkiye’de ailelerin %70’inden fazlası söz konusu ihtiyaçları karşılamakta güçlük çekiyor. 38 ülke arasında geçim sıkıntısını en çok yaşayan ülke Türkiye. Gerçekler acı, iktidar toz pembe bir tablo oluşturmaya çalışıyor fakat OECD raporlarına yansıyan ve bizim de çok iyi bildiğimiz ülkenin ekonomik gerçekliği işte bu! OECD ortalaması %47 bizim ülkemizde yaşayan ailelerin %70’i önemli ekonomik sıkıntı çekiyor.

    KÜLTÜREL FAKİRLEŞME VURGUSU!

    Devlet kurumu olan TÜİK’in yaşam kalitesi modülü diyor ki; 15 yaş ve üzeri fertler son 12 ay üzerinde sosyal, kültürel hangi faaliyetler yapmış! Araştırmanın nedeni son yıllarda yoksulluğun yanı sıra sosyal dışlanma kavramının da önemli hale geldiği belirtilmiş. Yoksulluk veya sosyal dışlanma göstergesi “AROPE” üretilmeye başlanmış. Yoksul veya sosyal dışlanmış olarak tanımlanmak; göreli yoksulluk veya maddi ve sosyal yoksunluk içinde olan veya çok düşük çalışma yoğunluğu olan hanelerde yaşayan fertlerin durumu olarak nitelenmiş ve görüntü şu ki; zaman geçirdikleri aile, arkadaş, komşu, iş arkadaşı gibi tanıdığı insanlarla olan kişisel ilişkilerinden hoşlandığı faaliyetler için ayırabildiği zamandan memnuniyet yüzdesi belirlenirken bu tür kriterler belirlenmiş ve bir hesaplama yapılmış. Burada oldukça üzücü bir tablo çıkıyor ortaya. 15 yaş ve üzeri halkımızın son 1 yıl içinde %69’unun hiç kitap okumadığı tespit edilmiş. %31’i en az 1 kitap okumuş. %85’i sinemaya gidememiş. %93.7’si canlı gösteriye gidememiş. %92’si kültürel alanlara gidememiş. %94.9’u canlı spor etkinliğine gitmemiş. Araştırmanın ayrıntılarına baktığımı zaman gençlerde hem bir kültürel fakirleşme ilgisizlik hem de ekonomik sıkıntıların buna eklenmesi ile kültürel faaliyetlerden dolayısıyla sosyal faaliyetlerden uzaklaşma ve sosyal dışlanma yaşandığını görüyoruz. Yani Türkiye ciddi raporlara da yansıyan bir oranda ekonomik sefaleti yaşıyor, Türkiye Devleti’nin kendi raporlarına da yansıdığı gibi artık başta gençler olmak üzere önemli bir kültürel fakirleşme ve sosyal dışlanma halinin milyonlarca kişinin yaşadığı bir toplum haline gelmiş durumda.

    AKBELEN ORMANLARINDA GAZETECİLERE DE UYGULANAN ŞİDDET!

    Bir jandarma, gösterici olmayan, gazeteci olan bir kişiye biber gazı sıkıyor! Ya bu kişi gösterici değil sadece fotoğraf çekiyor. Hangi kesimden gazeteci olursanız olun, bu muameleye uğramayı hak etmiyorsunuz! Gazeteci işini yapar, gerçeklere ayna tutar. Bakın Akbelen Ormanlarındaki direniş konusu ayrı bir konu gazetecilerin uyduruk nedenlerden yargılandığı, hapse atıldığı, gözaltına alındığı, ters kelepçe takıldığı, aşağılandığı bir ortamda bir gazeteci ağaçları, ormanları korumaya çalışan insanlara yapılanların fotoğrafını çekmek isterken direkt hedef alınarak gözüne biber gazı sıkılıyor. Elindeki de fotoğraf makinesi ve fotoğraf çekiyor, olacak bir iş değil bu ve gerçekten son derece çok vahim bir görüntü, kabul edilecek bir hal değil, bunun da altını çizelim. Gazeteciler buna layık değil, herkes kendi işini yapıyor, gazeteci de kendi işini yapıyor ve yaşadığı tarihi bir an olarak çok üzücü bir an olarak tablo olarak maalesef kayıtlara geçmiş durumda.

    “ZULÜM İTTİFAKI, 5’Lİ ÇETEYE PEŞKEŞ ÇEKİYOR”

    4 yıldır oradaki köylüler, çevre savunucuları, ağaçların kesilmemesi için önemli bir gayret sarf ediyor. Biz bu yasaların nasıl bu Meclis’te çıktığını çok iyi biliyoruz! Tüm direnişlerimize rağmen, AK Parti MHP Cumhur Zulüm İttifakı’nın bu 5’li çetelere ülkenin ormanlarını, servetlerini peşkeş çekmek için nasıl yasa çıkardığın çok iyi biliyoruz. “Yasa var kardeşim o yüzden yapıyoruz.” demeyin. Biz bu yasaların hukuka, anayasaya nasıl aykırı çıktığını biliyoruz. Buna dayanarak alınan mahkeme kararlarında da iktidarın yargıyı nasıl etkilediğini de çok iyi biliyoruz ve “Mahkeme kararı var kardeşim ben burada kömür ararım ağaçları keserim talan ederim kimse de bana karışamaz.” diyen sırtı kalın bir şirket Limak var, karşısında da halk var, direnişçiler var ve çevreyi korumaya çalışıyorlar. Biz bu kesimin bir an evvel durması tekrar bu konunun değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Her taraf madene çevrilmiş durumda, bu son çıkan yasalar ile de belirlendi. Ülkenin her tarafı yağmalanıyor ve bu madenler çevreye aşırı bir şekilde zarar veriyor.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Türkiye, 2021 yılı dini özgürlükler sıralamasına göre, 163 ülke arasında 149. sırada’

    ‘Türkiye, 2021 yılı dini özgürlükler sıralamasına göre, 163 ülke arasında 149. sırada’

    PİRHA-CHP Genel Başkan Yardımcısı Fethi Açıkel, ‘tek adam düzeni’nin 2021 yılında Türkiye için ekonomik gerileme ve kaosa sebep olduğunu ifade ederek “Türkiye, 41 OECD ülkesi arasında ayrımcılığın en çok olduğu ülke konumuna gelmiştir” vurgusunu yaptı.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Fethi Açıkel, Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne dair “dikiş tutmadı” yorumunu yaparak “Türkiye’yi tüm alanlarda dibe savurdu” dedi. Açıkel, yazılı yaptığı açıklamada ‘Cumhurbaşkanlığı Sisteminin 2021 yılı karnesi’ni verdi.

    İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Fethi Açıkel, CHP Ar-Ge Bilim Platformu olarak, 2022 yılına girerken Türkiye’nin temel sorunlarına dair hazırladıkları raporu paylaştı. Türkiye’nin gerilediğine işaret eden Açıkel, “Demokrasi, temel hak ve özgürlükler buzul çağına geriledi” diyerek raporunda şu verilere yer verdi:

    “Türkiye, 2021 Dünya Adalet Projesi Endeksinde Madagaskar, Angola, Mali gibi ülkelerin gerisinde kalarak hukukun üstünlüğü sıralamasında 128 ülke arasında 117. sıraya düşmüştür. Aynı zamanda dahil olduğu Orta Asya ve Doğu Avrupa bölgesindeki 14 ülke arasında son sıraya düşmüş, benzer gelire sahip 40 ülke arasında ise 38. sırada yer almıştır.

    2011 yılında 167 ülke arasında yargı sistemine ve mahkemelere güven sıralamasında 53. sırada yer alan Türkiye, 2021 yılına gelindiğinde 129. sıraya düşmüştür.

    Hükümet Kısıtlamaları Endeksi’nde Türkiye son 10 yılda 18 sıra birden düşerek 2021’de 167 ülke arasında 157. sırada yer almıştır.

    2021 yılı Yargı Bağımsızlığı Endeksi’nde Türkiye 167 ülke arasında 118. Sırada yer almaktadır

    Sınır Tanımayan Gazeteciler’in hazırladığı rapora göre basın özgürlüğü konusunda Türkiye 2002’de 100. sıradayken, 2021’de 153. sıraya gerilemiştir.

    Erişim engellemeler, içerik kaldırmalar, sosyal medya kaynaklı tutuklamalar gibi kriterleri merkeze alarak, Freedom House tarafından hazırlanan İnternet Özgürlüğü 2021 Raporu’na göre Türkiye, 100 puan üzerinden sadece 34 puan alarak, geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da ‘özgür olmayan ülkeler’ kategorisinde yer almıştır.

    SGI 2020 demokrasi kalitesi verilerine göre Türkiye, demokrasi kalitesi açısından son sırada (41. sıra) alıyor.”

    “EKONOMİK YOKSULLAŞMA, EŞİTSİZLİK VE BORÇ KRİZİ DERİNLEŞTİ”

    Milletvekili Fethi Açıkel, Türkiye’deki gerçek işsiz sayısının 97 ülkenin nüfusundan fazla olduğuna işaret ederek şöyle devam etti:

    “Türkiye, OECD ülkeleri arasında 25-64 yaş grubunda iş gücüne katılım oranı en düşük olan ülke konumundadır.

    Türkiye, dünya enflasyon liginde 185 ülke arasında en yüksek enflasyona sahip 11. ülke konumundadır. Türkiye, 36 OECD ülkesi içerisinde Ekim 2021 itibarıyla gıda enflasyonu en yüksek ülke olmuştur. Türkiye’de istihdam oranı sadece %48’dir. Türkiye, istihdam oranı bakımından 35 OECD ülkesi arasında son sırada yer almaktadır.

    Saray rejiminin yok saydığı düşük ücretli emekliler ve emeklilikte yaşa takılanların artmasına neden olan mevcut emeklilik sistemi, Mercer, CFA Institute Global tarafından 2021 yılında yapılan çalışmaya göre, 43 sistem arasında 39. sırada yer alarak, en kötü emeklilik sistemlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

    Dünyanın Endişeleri Araştırmasına katılan 27 ülke arasında Türkiye, Yoksulluk ve Sosyal Eşitsizlikten en çok endişe duyan 4. ülke konumundadır. AKP’li yıllarda en az 28 bin 380 işçi hayatını kaybetti.”

    KARA PARA AKLAMA VE TERÖRİZM FİNANSMANLIĞI!

    CHP’li Fethi Açıkel, Türkiye’deki kara para yolsuzlukları ve uyuşturucu kaçakçılığına da işaret ederek şu verileri paylaştı:

    “Büyük göçmen akınları nedeniyle sınırları güvensiz hale gelen AKP Türkiye’sinin zayıf ve kırılgan bir hal almaya başladığı, Fund for Peace’in yapmış olduğu Kırılgan Devletler Endeksinde görülmektedir. Türkiye, 2021 yılında 178 ülke arasında en kırılgan 57. ülke konumundadır. Türkiye Madagaskar, Guatemala, Kolombiya, Ürdün gibi ülkelerin gerisinde yer almaktadır.

    Pasaport gücü sıralamalarında bordo renkli Hususi Pasaportlarımız 2006 yılında 46. sıradayken, 2021’de 57. sıraya gerilemiştir. AKP döneminde güç kaybeden pasaportumuzun yurttaşlara maliyeti ise artmış ve dünyanın en pahalı pasaportlarından biri haline gelmiştir.

    Türkiye, OECD çatısı altında çalışan Mali Eylem Görev Gücü (FATF) tarafından evrensel olarak belirlenen tavsiye kararları ve hedefleri, AKP iktidarının uygulamaktan uzak durması nedeniyle gri listeye alındı. Türkiye, kara para aklama ve terörizm finansmanı gibi ciddi uyarılara kulak asılmaması ve gerekli önlemlerin alınmaması yüzünden büyük bir itibar kaybı yaşamaktadır.”

    EN ADALETSİZ EĞİTİM FIRSATI SUNAN ÜLKE!

    Eğitim sistemindeki bozulmalara da işaret eden Fethi Açıkel, öğretmenlerin atanmama sorunu, üniversitelerde baskı ve keyfi yönetimlere dair de şunları sıraladı:

    “AKP döneminde eğitime erişimde de eşitsizlikler artmış, Türkiye, 41 OECD ülkesi arasında en adaletsiz eğitim fırsatı sunan ülke haline gelmiştir.

    Türkiye, 2021 Eğitim politikaları sıralamalarında OECD ülkeleri arasında Romanya ile birlikte en kötü konumda bulunan iki ülkeden biridir.

    OECD verilerine göre Türkiye, 77 ülke arasında Kovid-19 sürecinde öğrencilerin internete erişim sıralamasında 70. sırada yer aldı.

    2010 yılında Times Higher Education Endeksi’nde bazı devlet üniversitelerimiz ilk 100’de yer alırken, 2018 yılından bu yana da aynı sıralamada hiçbir devlet üniversitesi ilk 500 içerisinde yer alamamaktadır.

    24 Avrupa ülkesi arasında yüksek öğretimdeki öğrencilerin mali durumunun en kötü olduğu ülke Türkiye’dir.”

    “YAŞAM TARZLARINA HOŞGÖRÜSÜZLÜK TIRMANIYOR”

    Milletvekili Fethi Açıkel, hazırladığı raporda son olarak “Toplumsal kutuplaştırma siyaseti” başlığına vurgu yaparak şu bilgileri sıraladı:

    “2021 Küresel Barış Endeksi’ne göre Türkiye 163 ülke arasında 149. sıradadır. Türkiye aynı zamanda Avrupa’daki 25 ülke içerisindeki en barışçıl olmayan ülkedir.

    Türkiye ayrımcılığa karşı yasal önlemler ve toplumsal hoşgörü gibi kategorilerle hesaplanan ‘kişisel özgürlükler’ sıralamasında ise 154. sıradadır.

    Türkiye, 41 OECD ülkesi arasında ayrımcılığın en çok olduğu ülke konumuna gelmiştir.

    Türkiye, 2021 yılı dini özgürlükler sıralamasına göre, 163 ülke arasında 149. sıradadır.

    Türkiye, 2020 yılında AİHM’de Rusya’dan sonra aleyhine en çok başvuru yapılan ülke olmuştur.

    Türkiye, 115 ülke arasında azınlıkların en çok tehdit altında olduğu 35. ülke olarak gösterilmektedir.

    Suç oranları, şiddet içerikli gösteriler, komşu ülkelerle gerilimli ilişkiler, istikrarsız siyasi ortam gibi alt başlıklarla belirlenen Toplumsal Güvenlik sıralamasında Türkiye, 163 ülke arasında 144. sırada, güvensiz ülkeler arasında yer almaktadır.

    Kadın Barış ve Güvenlik Endeksinde Türkiye 170 ülke arasında 106. sırada yer almaktadır.

    2021 Dünyanın En Güvenli Ülkeleri Endeksi’nde Türkiye 134 ülke arasında 107. sırada yer almaktadır.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Asgari ücret sefaletin değil, insanca yaşamın ücreti olmalı’

    ‘Asgari ücret sefaletin değil, insanca yaşamın ücreti olmalı’

    PİRHA-2021 asgari ücret mesaisi bugün başlıyor. Konuya ilişkin açıklama yapan KESK, “Yoksulluk sınırının 8 bin, açlık sınırının 3 bin TL’ye dayandığı günümüz koşullarında adil, insanca yaşamaya yetecek bir asgari ücret iktidarın ‘lütfu’ değil, temel bir insan hakkıdır” dedi.

    Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 2021’de geçerli olacak ücreti belirlemek için ilk toplantısını bugün yapacak. Milyonlarca çalışanın gözü asgari ücret görüşmelerine çevrilirken ilk toplantı koronovirüs nedeniyle video konferans yöntemiyle yapılacak. Toplantının ilk ayağında ise işçi ve işveren tarafları taleplerini dile getirecek.

    Komisyonda işçileri temsilen sadece Türk-İş Konfederasyonu yer alıyor.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) da konuya ilişkin yazı kaleme aldı. “Asgari ücret insanca yaşam ücreti olmalıdır” denilen açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

    “Yıllardır işçinin ailesinin hesaba katılmadığı, tek bir işçinin asgari geçim haddinin bile altında kalan rakamlar asgari ücret olarak dayatılmış, insanca yaşamaya yetecek bir ücret isteyenler işsizlikle tehdit edilmiştir.

    Tüm bunlar yetmezmiş gibi çay-simit hesapları ile milyonlarca çalışanla adeta dalga geçenler, Avrupa ülkelerinde bir yılda yaşanan enflasyonun Türkiye’de sadece bir ay içinde yaşandığı görmezden gelerek  ‘Türkiye’de asgari ücret Avrupa ülkelerinin büyük bölümünden daha yüksek’ gibi yalanlara sığınmaktan da geri durmamıştır.

    “ÖLÜMÜ GÖSTERİP SITMAYA RAZI ETME POLİTİKASI”

    Geldiğimiz noktada OECD ülkeleri ortalamasına göre her on çalışandan sadece birisi asgari ücretli iken Türkiye’de ücretlilerin neredeyse yarısı asgari ücret karşılığında çalışmaya mecbur bırakılmıştır. Asgari ücretle çalışanların sayısının devasa boyutlarda artması, asgari ücretin Türkiye’de ortalama ücret haline getirilmesi kamu emekçilerinin de içinde bulunduğu milyonlarca emekçiye, işçiye karşı ‘ölümü gösterip sıtmaya razı etme’ politikasının bir aracı haline dönüşmüştür.

    “ASGARİ ÜCRET İKTİDARIN LÜTFU DEĞİL, TEMEL BİR HAKTIR”

    Çok büyük bir bölümü sendikasız, toplu sözleşme hakkı olmadan günlük 10-12 saatlik sürelerle çalıştırılan, her üçünden biri sosyal güvenceden yoksun bırakılan, üstelik büyümeden de pay verilmeyen milyonlarca asgari ücretli bugüne kadar fazlasıyla ‘fedakârlık’ yapmıştır. Yoksulluk sınırının 8 bin, açlık sınırının 3 bin TL’ye dayandığı günümüz koşullarında adil- insanca yaşamaya yetecek bir asgari ücret iktidarın ‘lütfu’ değil, temel bir insan hakkıdır.

    Asgari ücret siyasal iktidar-işveren işbirliğine sahne olan Asgari Ücret Tespit Komisyonu ile değil, ulusal ölçekli bir toplu pazarlıkla belirlenmeli ve uyuşmazlık durumunda grev hakkını da içermelidir.

    KESK olarak, milyonlarca çalışanın ve yurttaşın hayatını etkileyen asgari ücretin sefaletin değil, insanca yaşamın ücreti olması mücadelesinde işçi sınıfının yanında olmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • PTT çalışanları: Yorulduk, tükendik, ölüyoruz-VİDEO

    PTT çalışanları: Yorulduk, tükendik, ölüyoruz-VİDEO

    PİRHA-HABER-SEN üyesi PTT çalışanları, işyerlerinde ölümlerin arttığına dikkat çekerek “PTT’ler virüsün dağılma alanı oldu” uyarısında bulundu. Açıklamada, “Yorulduk, tükendik, ölüyoruz. Artık yeter!” denildi. 

    Basın Yayın İletişim ve Posta Emekçileri Sendikasına (HABER-SEN) bağlı PTT çalışanları, işyerlerinde acil önlemler alınması için çağrıda bulundu.

    HABER-SEN, Genel Merkez binasında konuya ilişkin basın açıklaması yaparak PTT işyerlerinde alınmayan önlemleri dile getirdi. Can kayıplarının gün geçtikçe arttığına vurgu yapan sendika yönetimi, “PTT yönetiminin kâr hırsına feda ettiği hayatları kabul etmiyoruz” dedi.

    “PTT EMEKÇİSİ ARTIK YORULDU”

    HABER-SEN Genel Başkanı Mesut Balcan, “Koronavirüsün değil, alınmayan önlemler ve salgına uygun olmayan çalışma koşullarının bizleri öldüreceği gerçeği ile yüzleştik” dedi.
    Başka can kayıplarının yaşanmaması için PTT yöneticileri ile iktidarın üzerine düşeni yapması gerektiğini söyleyen Balcan, şu açıklamayı yaptı:

    “Bu konuda geçerli ve etkili önlemlerin alınması gerektiğini defalarca dile getirmemize rağmen, önlemler alınmadı. Biz bu konunun takipçisi olacağız.

    Son olarak içimizden biri, Samsun Başmüdürlüğü’nde görev yapan PTT emekçisi Rafet Varan yaşamını yitirdi. Acımız büyük…

    Bu dönem çalışma koşullarımız daha da kötüleşmektedir. Eşit işe eşit ücret, usulsüz atamalar ve liyakatsız yöneticilerin atanması emekçiler arasında adaletsizliği daha da derinleştirmektedir. Performansa göre ödeme, İdari Hizmet Sözleşmesi (İHS), Taşeron çalıştırma ve parça başı çalışma biçimlerinin yaygınlaşmasıyla emekçiler köleleştirilmektedir. Kazanılmış haklarımızın gasp edilmesine izin vermeyeceğiz.

    İşte böylesi bir çalışma ortamında; 11 Mart’ta ilk Covid-19 vakasının görülmesi ile birlikte asli işleri dışında da görevler yüklenen ve gece gündüz halka kamu hizmeti veren PTT emekçileri, daha da yoğun bir çalışma temposu içerisine girmiştir. Pandemi dönemi bize göstermiştir ki, kamu hizmeti gören PTT; özelleştirme ve iştirakler kurularak, kurum zarara uğratılmaktadır. PTT ücretsiz, nitelikli, herkesin ulaşabilir bir kamusal anlayışla hizmet vermelidir.

    Personel eksikliği nedeniyle, ülkenin birçok yerinde salgından dolayı karantinada olan PTT emekçileri olduğundan, birçok kargo/posta gönderileri zamanında dağıtılamamakta ya da alıcılarına çok geç ulaştırılabilmektedir. Hizmetlerin aksamasının sorumlusu olanlar; özveriyle çalışan, salgında hayatlarını ve çevrelerini de riske eden PTT emekçileri değil, yıllardır kuruma personel alımını gerçekleştirmeyen yöneticilerdir.

    Kişisel koruyucu ekipmana ulaşamasa da, kronik hastalığı olsa da, ailesi karantina altındayken çalışmak zorunda kalsa da, iş yoğunluğu altında ezilse de, Covid-19’a rağmen işlerini aksatmadan çalışmaya devam eden PTT emekçisi artık yoruldu.

    “ARTIK YETER!”

    Tüm kamu kurumlarında dönüşümlü çalışma uygulanırken, 60 yaş üstü, kronik rahatsızlığı olan, hamile ve engelli kamu çalışanları idari izinli sayılırken, yönetmelikler ve genelgeler PTT emekçilerini kapsamadı. Herkes istediği zamanda ve istediği süre de senelik iznini kullanırken, yoğun çalışma temposu ile çalışan PTT emekçileri senelik izinlerini kullanırken kısıtlama ile karşı karşıya kaldı.

    Acil olarak yapılması gereken tek bir şey vardır; o da PTT çalışanı sayısını OECD ülkelerindeki ortalamaya yaklaştırmak ve tüm PTT emekçilerinin kadrolu bir şekilde istihdam edilmesinin sağlanmasıdır.

    Yorulduk, tükendik, ölüyoruz…

    Artık yeter…”

    PİRHA/ANKARA

  • Türkiye okul öncesi eğitimde son sırada

    Türkiye okul öncesi eğitimde son sırada

    Türkiye okulöncesi eğitimdeki okullaşma oranında, OECD’nin, “Bir Bakışta Eğitim-2019” raporuna göre, 30 ülke arasında son sırada yer aldı.

    Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD), “Bir Bakışta Eğitim-2019” raporuna göre Türkiye, 30 ülkenin 3-5 yaş net okullaşma oranına göre sıralandığı listede son sırada yer aldı. OECD ortalaması yüzde 87 olan okulöncesi 3-5 yaş grubundaki çocukların net okullaşma oranında ise Türkiye, yüzde 39,7’de kaldı.

    Eğitime ilişkin hemen her konuda dünya ortalamasının çok gerisinde olan Türkiye, okulöncesi net okullaşma oranında da dibi gördü. OECD’nin raporuna göre, Türkiye’de 3-5 yaş grubu için çocuk başına yapılan harcama 5 bin 381 dolar iken bu harcamanın OECD ortalaması 8 bin 141 dolar olarak gerçekleşti.

    OKULÖNCESİ EĞİTİÖDE ÖZEL OKULLARIN ORANI YÜZDE 50

    Raporda, Türkiye’de özel sektörün en fazla okulöncesinde etkin olduğu belirtildi. Okulöncesi eğitimdeki özel okulların oranı, Milli Eğitim Bakanlığı’nın resmi verilerine göre yüzde 50,2 oldu. Türkiye’de okulöncesi eğitimdeki çocukların yüzde 16,5’inin, özel kurumlarda eğitim gördüğü bildirildi.

    Türkiye’deki resmi ve özel kurumların öğrenci başına yaptığı harcama arasındaki fark da ülkedeki fırsat eşitsizliğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Dünya genelindeki 30 ülkenin eğitime ayırdığı kamu kaynağına göre sıralandığı listede Türkiye, son sırada yer alıyor. Kamu kaynakları ile yapılan eğitim harcamaları her geçen yıl azalırken özel kaynaklardan yapılan eğitim harcamaları giderek artıyor.

    FIRSAT VE OLANAK EŞİTSİZLİKLERİ

    OECD’nin Türkiye’nin okulöncesi kademesindeki okullaşma oranına yönelik verilerini değerlendiren Eğitim Reformu Girişimi Araştırmacısı Özgenur Korlu, üç yaş öncesi için erken çocukluk eğitiminin özellikle dezavantajlı çocuklar için önemine dikkati çekti.

    Türkiye’nin 3-5 yaşta okullaşmasının OECD ortalamasının altında olmasının eğitimdeki fırsat ve olanak eşitsizlikleri ile ilişkilendirilebileceğinin söyleyen Korlu, “Üç ve dört yaşa ilişkin politikalar üretilmesi, eğitimde fırsat eşitsizliklerinden kaynaklanan sorunların azaltılmasına katkı sağlayacaktır” dedi.

    “OKULLAR TOPLUMDAKİ EŞİTSİZLİKLERİN ÜRETİLDİĞİ KURUMLAR HALİNE GELİYOR”

    BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre, Korlu, tüm çocukların nitelikli eğitime erişimi için eğitime yeterli kaynak ayrılmasının önemine vurgu yaparak şunları söyledi:

    “Eğitim sistemlerinin başarısı ve eğitime ayrılan kaynakların miktarı arasında doğrusal bir ilişki bulunmasa da eğitim sistemindeki ihtiyaçlara paralel olarak eğitim kaynakların yeterliliği de incelenmelidir. 2019 yılı verilerine göre, MEB, Türkiye’de Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan fazla bütçe ayrılan ikinci bakanlıktır. Buna karşın Türkiye’de hem özel öğretime ayrılan pay, hem de özel kaynakların eğitime katkısı artıyor. 2023 Eğitim Vizyonu ile başlayan yeni dönemde, eğitime ayrılan kaynaklara ilişkin hedefler var ancak bu hedeflerin gerçekleştirilmesi için daha fazla yatırıma ihtiyaç var.”

    ERG Araştırmacısı Korlu, özel kaynakların eğitimdeki payının artmasına ilişkin de şu değerlendirmelerde bulundu:

    “Türkiye özelinde, özel kurumlarda öğrenci başına harcamanın daha yüksek olması ve okul aile birliği gelirlerindeki farklılaşmanın okullar arasında yarattığı olanak farklılıkları, özel kaynaklardan sağlanan eğitim finansmanının eşit olarak dağıtılmadığına işaret ediyor. Bu durum bir hak olarak eğitimin, ‘Ekonomik ve sosyal olarak toplum dışına itilmiş yetişkin ve çocukların kendilerini yoksulluktan kurtarabilecekleri ve içinde bulundukları topluma tam olarak katılmalarını sağlayacak yolları elde edecekleri temel araç’ olma amacını ikinci plana itiyor. Okulları toplumdaki eşitsizliklerin yeniden yaratıldığı kurumlar haline getiriyor.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Türkiye, kadınların iş gücüne katılım oranının en düşük olduğu ülke

    Türkiye, kadınların iş gücüne katılım oranının en düşük olduğu ülke

    PİRHA – Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından yayınlanan raporda, üye ülkeler arasında kadınların iş gücüne katılım oranının en düşük görüldüğü ülkenin Türkiye olduğu açıklandı.

    OECD raporuna göre, 2017 rakamları temel alındığında kadınların iş gücüne katılım oranı Türkiye’de yüzde 33,6. Kadınların Türkiye’de 1990 yılında iş gücüne katılım oranı  yüzde 34.2 olarak kayıtlara geçmişti.

    OECD verilerine göre kadınların iş gücüne katılım oranının en az olduğu ülkeler içinde Türkiye’nin ardından yüzde 43 ile Meksika, yüzde 44,7 ile Yunanistan izliyor.

    KADIN İŞ GÜCÜNÜN MERKEZİ İZLANDA

    Kadınların iş gücüne katılım oranının en fazla olduğu ülke ise yüzde 78.7 ile İzlanda’da bulunuyor. Bu ülkeyi, yüzde 70 oranıyla İsveç, yüzde 67,2 oranıyla Estonya ve yüzde 67,1 oranıyla Norveç izliyor.

    HABER MERKEZİ