PİRHA- Ankara’da 13 gündür açlık grevini sürdüren özel sektör öğretmenleri ile mülakat mağduru öğretmenler, kamuoyundan gelen çağrılar üzerine eylemlerini sonlandırdıklarını açıkladı. Öğretmenler, hak mücadelesinin ise farklı illerde devam edeceğini duyurdu.
Etiket: öğretmenler
-

DAD İstanbul Şubesi’nden açlık grevindeki öğretmenlere destek: Bu ses bir vicdan çağrısıdır!
PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi, Ankara’da açlık grevini sürdüren ataması yapılmayan öğretmenler ile özel okul öğretmenlerine destek açıklaması yaptı. DAD İstanbul Şubesi, eğitim emekçilerinin taleplerinin haklı ve meşru olduğunu belirterek, tüm demokratik kamuoyunu dayanışmaya çağırdı.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi Yürütme Kurulu, Ankara’da hak, adalet ve güvenceli çalışma talepleriyle açlık grevini sürdüren ataması yapılmayan öğretmenler ve özel okul öğretmenlerine ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Açıklamada, DAD’ın inanç ve yaşam anlayışının temelinde insanı yaşatmak, rızalığı büyütmek ve mazlumun yanında durmak olduğu vurgulanarak, eğitim emekçilerinin yürüttüğü mücadelenin onurlu bir direniş olduğu belirtildi.
“EMEĞİN KARŞILIĞINI ALAMAMASI TOPLUMSAL VİCDANI YARALIYOR”
Yıllarca emek vererek eğitim alan gençlerin ve öğretmenlerin işsizlik, güvencesizlik ve geleceksizlikle karşı karşıya bırakılmasının kabul edilemez olduğu ifade edilen açıklamada, eğitim emekçilerinin hak ettikleri yaşam koşullarından mahrum bırakılmasının toplumsal vicdanda derin yaralar açtığı kaydedildi.
DAD İstanbul Şubesi, alın teriyle yaşamını sürdürmek isteyen insanların güvencesiz çalışma koşullarına mahkûm edilmesinin adalet duygusunu zedelediğini belirterek, eğitim emekçilerinin taleplerinin karşılanması gerektiğini vurguladı.
“BU MÜCADELE KAMUSAL EĞİTİMİN DE SAVUNUSUDUR”
Açıklamada, Ankara’da açlık grevindeki eğitim emekçilerinin yalnızca kendi gelecekleri için değil, kamusal eğitimin, emeğin onurunun ve çalışma hakkının korunması için de mücadele ettiği belirtildi.
Özel okul öğretmenlerinin düşük ücretler, ağır çalışma koşulları ve güvencesizliğe karşı yükselttikleri sesin de aynı hakikat arayışının bir parçası olduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Bu ses duyulması gereken bir vicdan çağrısıdır” denildi.
“DİYALOG VE ADALET TEMELİNDE ÇÖZÜM ÜRETİLMELİ”
DAD İstanbul Şubesi, eğitim emekçilerinin taleplerine kulak verilmesi, sorunların diyalog ve adalet temelinde çözülmesi ve açlık grevine neden olan koşulların ortadan kaldırılması çağrısında bulundu.
Açıklamada, toplumsal barışın, adaletin ve rızalığın emekten, haktan ve hakikatten geçtiği belirtilerek, gençlerin umutsuzluğa, öğretmenlerin ise güvencesizliğe mahkûm edilmediği bir yaşamın mümkün olduğu ifade edildi.
DAD İstanbul Şubesi son olarak, açlık grevindeki eğitim emekçilerinin yanında olduklarını yineleyerek, demokratik kamuoyunu, emek ve meslek örgütlerini ve vicdan sahibi herkesi dayanışmayı büyütmeye davet etti.
PİRHA/İSTANBUL
-

Eğitim Sen Şube Başkanı Polat: Adıyaman’da çocukların konteynerde ders çalışma imkanı yok-VİDEO
PİRHA-Adıyaman’da çoğu okulda ikili eğitim verildiğini söyleyen Eğitim Sen Adıyaman Şubesi Başkanı Zeynal Polat, konteynerlerde ders çalışmak zorunda kalan öğrencilerin rahat edemediğini kaydetti. Polat, “21 metre karelik bir konteynerlerde öğrencilerin ders çalışabileceği sağlıklı bir alan yok. Ayrıca okullarda temizlik personeline ihtiyaç var” dedi.
Adıyaman’da 6 Şubat depremiyle birlikte hasar alan okullarda ders verilemediği için binlerce çocuk ikili eğitim (yarım gün) almak zorunda kalıyor. Sabah erken okula gelen öğrenciler, kış saati uygulaması kaldırıldığı için karanlıkta okula gitmek durumunda kalıyor.
Eğitim Sen Adıyaman Şubesi Başkanı Zeynal Polat, depremden dolayı artan tozdan kaynaklı hijyen sorunun da arttığını vurgulayarak, “Özellikle deprem sonrası kentteki tozu düşündüğümüzde okulların ciddi bir temizlik sorunu var. Bunun için okullarda 3-4 temizlik personelinin olması lazım” dedi.
“HALA İNŞAATI SÜREN OKULLAR VAR”
Polat, 6700 derslikte 160 bin öğrencinin, 9500 civarında öğretmenin yeni eğitim dönemine başlamasına rağmen yıkılan okulların yerine yeni binaların yapılmadığını söyledi.
Polat, “Hala inşaatı devam eden, inşaatı güçlendirilen okullar var. Yaz döneminde birkaç okul güçlendirilmeye alındıysa da hala da devam eden okullar var. Bu şekilde aynı binada ikili eğitim gören öğrencilerin olduğunu söyleyebiliriz. Bu durumda sabah okula giden öğrencilerin karanlıkta okula gitmesi, öğlenci öğrencilerin de çok geç okuldan dönmesi demek. Kış saati uygulamasının olmadığını da düşündüğümüzde bu önümüzdeki zamanlarda öğrencilerin sabah 05.30 gibi okula gitmesi, akşam da geç saatlerde okuldan dönmesi anlamına geliyor. Bizim talebimiz okulların bir an önce normal haline dönmesidir” diye konuştu.
“DEPREM SONRASI ARTAN TOZDAN DOLAYI TEMİZLİK PERSONELİNE İHTİYAÇ VAR”
Yeni eğitim-öğretim yılıyla birlikte okullardaki temizlik sorunun arttığına ve inşaatlardan oluşan tozların hava kirliliğine neden olduğunu söyleyen Polat, şunları ifade etti:
“Okullardaki temizlik personeline ihtiyaç var. Özellikle deprem sonrası kentteki tozu düşündüğümüzde okulların ciddi bir temizlik sorunu var. Bunun için okullarda 3-4 tane temizlik personelinin olması lazım. Okullarda hala temiz suya ulaşmakta yaşanan ciddi sorunlar var. Öğrenciler musluktan akan suyu içmek istemiyor. Belki muslukta akan su temiz olmasına rağmen hiçbir kurum bir açıklama yapmadığı için öğrenciler içmiyor. Biz Eğitim Sen olarak bütün okullara temizlik personelinin ataması için talepte bulunduk. Milli Eğitim Bakanlığı’nın İş Gücü Uyum Programı (İUP) kapsamında başlattığı projeye verilen ücret az olduğu için kimse gidip işe başlamadı. Adıyaman Milli Eğitim Müdürlüğü TYP kanunu göre 177 temizlik işçisi aldı. Bunların dağılımına baktığınızda 72’si Adıyaman merkezde, 44’ü Kahta, 29’u Besni, 22’si Gölbaşı. Diğer ilçelere baktığımızda da çalışan temizlik personeli yok.”
“ÖĞRENCİLERİN, ÖĞRETMENLERİN, TÜM KAMU ÇALIŞANALRININ PSİKOLOJİK DESTEK ALMASI GEREKİYOR”
Depremin ardından barınma sorunlarının devam ettiğine işaret eden Polat, “Kimi çalışan arkadaşımız hala konteynerlerde yaşıyor. Hala teslim edilmesi gereken konutlar var. Buna dair bir çalışma yürütülmesi lazım. Depremin devam eden artçıları var. Hem öğrencilere hem öğretmenlere hem kamuda çalışan insanlara bu konuda psikolojik destek verilmesi gerekiyor” dedi.
“21 METRE KARELİK BİR ALANDA DERS ÇALIŞMA İMKANI YOK”
Konteyner kentlerde ders görmenin zor olduğunu kaydeden Polat, “21 metre karelik bir konteynırda öğrencilerin ders görebileceği sağlıklı bir ders çalışma alanı yok. Bu alanda sadece öğrenci yaşamıyor. Bir aileyi dört kişi olarak düşündüğünüzde yaşam alanı mı, diğer ihtiyaçların karşılanması mı, ders çalışma alanı mı? Bir diğeri konteynerlerin birbirine bitişik olduğu için çocuklar ders çalıştığı zaman yan taraftan gelecek bir ses de çocuğun dikkatinin dağılmasına, motivasyonunun düşmesine neden oluyor. Bu nedenle konteyner alanlarında ders çalışılabileceğine imkan vermiyorum” diye belirtti.
Kamber YILDIZ/ADIYAMAN
-

Öğretmenlere ‘Dini Eğitimi engelleme’ cezası; öğretmenler de dava açtı
PİRHA – Diyanet’in okulda ders vermesini engellediği iddiasıyla 2 öğretmen hakkında soruşturma açıldı. Öğretmenleri, “Dini eğitimi engellemeye çalışmakla” suçlayan MEB, öğretmenlere ceza verdi. Öğretmenler ise idare mahkemesinde dava açtı.
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın okulda ders vermesini engellediği iddiasıyla 2 öğretmen hakkında soruşturma açıldı.
Sözcü’den Sultan Uçar’ın haberine göre, Mersin’deki İsa Öner Anadolu Lisesi’nde, ÇEDES Projesi’yle ilgili öğrencileri etkilediği iddiasıyla öğretmenler Esin Azize Sor ve Ali Doğan’a, Akdeniz Milli Eğitim Müdürü Adem Şimşek’in talimatıyla soruşturma açıldı. Mersin İl Milli Eğitim Disiplin Kurulu Başkanı Ahmet Çırakoğlu ve Mersin İl Milli Eğitim Müdürü Fazilet Durmuş’un başkanlığında disiplin kurulu toplandı.
Sor ve Doğan hakkındaki soruşturma dosyasında, “Yasal olarak verilecek dini eğitimi engellemeye çalışmak” ifadesi yer aldı. Diyanet aracılığıyla il ya da ilçe müftülüklerinin vereceği dini eğitimle ilgili, velilerden izin dilekçesi alınması gerektiğine dair öğrencilerini bilgilendirmeleri gerektiği halde öğretmenler suçlandı.
MAAŞTAN KESME CEZASI
Öğretmenler; devlet memurunun itibar ve güvenini sarsmak, okul ile öğrenci velileri ve yöre halkını karşı karşıya getirmekle de itham edildi. Soruşturma sonunda öğretmen Ali Doğan ve Esin Azize Sor, 1/30 oranında aylıktan kesme cezasına çarptırıldı. Eğitim İş Temsilcisi Ahmet Karaman, cezaya itiraz etse de öğretmenler cezalandırıldı.
VELİLERE SORULDU?
Öğretmenler kendilerini, “Salondaki öğrenciye, veli izni alınması konusunda bilgi vermek görevimiz. Asıl yaptığımız davranış, mahalle halkı ile okul idaresinin karşı karşıya gelmemesi için iyi niyetli bir davranıştır” diye savundu. Disiplin Kurulu kararına itiraz edilirken, idare mahkemesine dava açıldı.
ÖZBAY: NE OLDUĞU BELİRSİZ KİŞİLER OKULLARDA CİRİT ATIYOR; ÖĞRETMENLER YASAYA UYGUN DAVRANDI”
Eğitim İş Genel Başkanı Kadem Özbay da konuya dair şunları söyledi:
“Veli İzin Belgesi şartına rağmen öğrencilerin eğitim hakkını engelleme pahasına Mersin’deki okulda çocuklar dersten çıkarılıyor. Ceza verilen öğretmenlerimiz, yasalara uygun hareket etti. Liyakatsiz yöneticilerin görevi kötüye kullanma ve baskılarına karşı, öğrencilerinin eğitim hakkını koruyup, görevini yaptı.
PEDAGOJİK CİNAYET
ÇEDES projesiyle çevre veya değerler değil, dini eğitimin amaçlandığı, bu soruşturmayla resmen kanıtlandı. Disiplin cezalarının iptali için dava açtık. Ceza veren yöneticiler hakkında da görevi kötüye kullandıkları için suç duyurusunda bulunacağız. Kafalarına göre MEB protokolleriyle anayasa ve MEB Temel Kanunu’na aykırı eğitimlere öğrencileri hiç kimse alamaz. Dersleri, imamlar, müezzinler değil öğretmenler vermeli. 1 milyon öğretmen atama beklerken, eğitim ve pedagojiden bihaber, imamların, müezzinlerin okullarda işi ne? MEB’in yaptığı bazı protokollerde ise ne oldukları belirsiz kişiler, okullarda cirit atıyor. Bu uygulamalar pedagojik cinayettir. MEB’in amacı ne din, ne de değerler eğitimi. Okullarda fazlasıyla Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni ile değerler eğitiminde uzmanlaşmış, psikolojik danışmanlık ve rehberlik öğretmenleri var.
MEB CEZALANDIRILMALI
Anayasada koruma altına alınan laiklik ilkesine aykırı dayatmalar yaptığı için MEB cezalandırılmalı. Eğitim, milli güvenlik meselesidir. Anne babalar çocuklarınızın okullarına gidip, izniniz dışında eğitim verilip verilmediğini kontrol edin. Okullar, izniniz olmadan istediği eğitimi veremez. İdareye gidip izin vermediğinize dair dilekçe yazıp veliler tedbir alsın. Okullar velilere sorması gerektiği halde sormayarak fiili durum yaratıyor.”
(HABER MERKEZİ)
-

Emekçi Hareket Partisi: Eğitimden tasarruf olmaz, okullar çöp içinde!
PİRHA- Emekçi Hareket Partisi, okullardaki temizlik, taşımalı eğitim gibi hizmetlerin tasarruf tedbirleri kapsamında kaldırılmasına tepki gösterdi. Bir basın açıklaması yapan EHP, “Okullar çöp dağlarıyla boğuşuyor. Sınıfların temizliği öğrenci velilerine kalıyor. Tasarruf kapsamında azaltılan taşımalı eğitim imkanları ise öğrencilerin eğitime ulaşmasını imkansız hale getiriyor” dedi.
Emekçi Hareket Partisi (EHP) okullardaki temizlik, taşımalı eğitim gibi hizmetlerin tasarruf tedbirleri kapsamında kaldırılmasına ilişkin açıklama yaptı.
EHP yaptığı açıklamada, kamu hizmetlerinin tasarruf tedbiri başlığı altında kaldırılmasının hatalı olduğunu söyleyerek, “Tasarrufa çok meraklıysanız kamu hizmetlerini değil, Kur Korumalı Mevduat ile, Yap-İşlet-Devret ile, alınmayan vergilerle hortumlanan 133,5 milyar doları hedefinize alın” dedi.
“SINIFLARIN TEMİZLİĞİ ÖĞRENCİ VELİLERİNE KALIYOR”
EHP açıklaması şu şekilde:
“Okulların açıldığı günden itibaren peş peşe gelen haberler, kamuda uygulanmaya çalışılan tasarruf tedbirlerinin sonuçlarını ortaya çıkarıyor. Okullar çöp dağlarıyla boğuşuyor. Sınıfların temizliği öğrenci velilerine kalıyor. Tasarruf kapsamında azaltılan taşımalı eğitim imkanları ise öğrencilerin eğitime ulaşmasını imkansız hale getiriyor.
Milli Eğitim Bakanı Tekin program program çıkıp velilerden para istenmediğini, bağış toplanmadığını anlatmaya çalışsın. Ancak gerçek şu: Velilerden sadece para değil, sınıfları temizlemeleri bile isteniyor. Tasarruf tedbiri diye en başta kamu hizmetlerine göz dikenlerin ülkedeki eğitimi getirdiği nokta budur.
Kendinden önceki birçok bakanın benimsediği, “Şu mektepler olmasaydı, ben bu maarifi ne güzel idare ederdim” parolasını Yusuf Tekin de benimsemiş. Okullara temizlik personeli, taşımalı eğitim imkanı sağlanmadığında bakanlığı idare etmek kolaylaşmış olabilir. Devlet okullarındaki imkanlar gün gün tırpanlandığında, nitelikli eğitim almak isteyenler özel okullara gittiğinde işi hafiflemiş olabilir. Ancak kamu hizmeti olarak nitelikli bir eğitim her emekçinin, her çocuğun hakkıdır. Bunu sağlamayı beceremiyorsanız o koltuklarda oturma hakkınız yoktur.
Okullardaki hijyenden, öğrencileri okullara taşıyan servislerden; yani emekçiye sağlanan kamu hizmetlerinden tasarruf yapılamaz. Tasarrufa çok meraklıysanız kamu hizmetlerini değil, Kur Korumalı Mevduat ile, Yap-İşlet-Devret ile, alınmayan vergilerle hortumlanan 133,5 milyar doları hedefinize alın.
PİRHA/İSTANBUL
-

Eğitim emekçilerinin karşı çıktığı ÖMK teklifinin 22 maddesi kabul edildi
PİRHA-Eğitim sendikalarının mesleği değersizleştirdiği, iş güvencesini tehdit ettiği ve AKP’ye kadro yetiştirmek için kullanılacağı gerekçeleriyle karşı çıktığı Öğretmenlik Mesleği Kanunu teklifinin 22 maddesi kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, ‘Öğretmenlik Mesleği Kanunu Teklifi’ni görüşmek üzere Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder başkanlığında toplandı.
Anayasa Mahkemesinin daha önce iptal ettiği, eğitim emekçileri sendikalarının öğretmenlik mesleğini değersizleştirdiği, öğretmenlerin iş güvencesini tehdit ettiği, kurulacak Eğitim Akademileri üzerinden AKP kadrolarını yetiştirmeyi hedeflediği, eşit işe eşit ücret ilkesini ortadan kaldırdığı, özlük haklarını zayıflattığı, ayrımcılığı ve eşitsizliği derinleştirdiği, eğitim emekçilerinin kazanılmış haklarını ortadan kaldırdığı, özel okul ve kurslarda öğretmenlik yapanların başta taban ücret düzenlemesi olmak üzere temel ekonomik ve sosyal haklarına, ücret ve çalışma koşullarına ilişkin bir düzenleme içermediği gerekçesiyle karşı çıktığı Öğretmenlik Mesleği Kanunu Teklifi’nin birinci bölümünü içeren 22 maddesi kabul edildi.
Teklifin 14. maddesinde AKP tarafından verilen önergeyle değişiklik yapıldı. Buna göre öğretmen adaylarına hazırlık eğitim sürecinde her ay 23 bin 310 TL ödeme yapılacak.
Sözleşmeli öğretmenlerin istihdamını kapsayan teklifin 15. maddesi de değiştirildi. Yerleştirildikleri eğitim kurumlarında mazeretsiz olarak göreve başlamayanlar ile göreve başladığı halde mazeretsiz olarak görevlerinden ayrılanlar hazırlık eğitimi sonunda aldıkları atamaya esas başarı puanıyla sözleşmeli öğretmenlik için yeniden başvuruda bulunamayacak ve yerleştirdikleri tarih itibarıyla 1 yıl süreyle hazırlık eğitimine alınmayacak.
Genel Kurul’da kabul edilen maddeler, eğitim öğretim hizmetlerini yürüten öğretmenlerin seçilmeleri, yetiştirilmeleri, atanmaları, hakları, ödev ve sorumlulukları, ödül ve cezaları, kariyer basamaklarında ilerlemeleri ve öğretmenlik mesleğine ilişkin diğer hususlar ile Milli Eğitim Akademisinin kurulması, görevleri, teşkilat yapısı ve personeline ilişkin konuları düzenliyor. Bunun yanı sıra öğretmenlerin nitelikleri ve seçimi hazırlık eğitimine alınacakların belirleniyor.
MİLLİ EĞİTİM AKADEMİSİ KURULACAK
Kabul edilen maddeler şöyle:
Öğretmen adaylarının mesleğe hazırlanması, gelişimi ve kariyer basamaklarında ilerlemeleri için Milli Eğitim Bakanlığı bünyesine bağlı olarak “Milli Eğitim Akademisi” kurulacak. Milli Eğitim Akademisi’nde aday öğretmenler için 3 veya 4 dönemden oluşan ‘hazırlık eğitimi’ verilecek. Hazırlık eğitimi, teorik ve uygulamalı derslerden oluşacak. Her bir dönem en az 10 en fazla 14 haftadan oluşacak.
HAZIRLIK EĞİTİMİNE ALINACAKLARDA ARANACAK KOŞULLAR
Hazırlık eğitimine alınacaklarda Türk vatandaşı olmak; kamu haklarından mahrum bulunmamak; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, hayâsızca hareketler, müstehcenlik ve fuhuş suçları ile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlardan mahkum olmamak; devlet memurluğundan çıkarılmamış veya bu kanunun 25 inci maddesine göre öğretmenliği sona ermemiş olmak; askerlikle ilgisi bulunmamak, muvazzaf askerlik hizmetini yapmış veya muvazzaf askerlik hizmeti ertelenmiş ya da yedek sınıfa geçirilmiş olmak; öğretmenliğe atanacağı alan için Bakanlıkça belirlenen yükseköğretim programlarından mezun olmak; Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı tarafından yapılan sınavlardan alanlara göre Bakanlıkça belirlenecek sınav puanına sahip olmak, sağlık durumu yönünden öğretmenlik görevini yapmasına engel bir durumu olmamak koşulları aranacak.
DİSİPLİN CEZALARI VE DİSİPLİN CEZASI GEREKTİREN FİİL VE DAVRANIŞLAR
Hazırlık eğitimine mazeretsiz olarak toplam iki gün katılmamak. Ders, seminer, sınav, uygulama ve diğer eğitim öğretim ortamlarında yürütülen çalışmaların düzenini bozmak; bu çalışmalara geç gelmeyi veya erken ayrılmayı alışkanlık haline getirmek, Akademide yürütülen eğitim faaliyetlerine ilişkin ses veya görüntüleri ilgili mevzuatında belirlenmiş usuller dışında paylaşmak, hazırlık eğitimine mazeretsiz olarak toplam dört gün katılmamak, yüz kızartıcı ve utanç verici fiil ve davranışlarda bulunmak disiplin suçu sayılacak.
20 YILIN ÜZERİNDE ÇALIŞMASI BULUNAN ÖĞRETMENLERE BAŞÖĞRETMENLİK ÜNVANI
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte görevde bulunan öğretmen ve uzman öğretmenler, öğretmenlikte ve/veya uzman öğretmenlikte 20 yıllık çalışma süresini tamamlamaları, kademe ilerleme cezası almamaları ve Akademi’de eğitim almaları koşuluyla (en az 10 yıl hizmeti olma şartı hariç) başöğretmen unvanı için başvuruda bulunabilecek.
AYM DAHA ÖNCE İPTAL ETMİŞTİ
Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) daha önce de gündeme getirdiği ÖMK’nin 6 maddesi 2023’te Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından iptal edilmişti. AYM, öğretmenlik mesleğinin kariyer basamaklarına ayrılması, aday öğretmenlik ve aday öğretmenliğe atama usullerine ilişkin düzenlemelerin iptaline karar vermişti. Kanun teklifi Mecliste yasalaşırsa yeniden iptali için AYM’ye taşınacak.
(HABER MERKEZİ)
-

MEB, ara tatildeki din dersi eğitimine öğretmenlerin katılımını zorunlu tuttu
PİRHA- Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) kararıyla, bu yılın ilk ara tatili olan 11-17 Kasım’da 81 ildeki bütün öğretmenlerin katılımının zorunlu tutulduğu din dersi eğitimi verilecek.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bu yılın ilk ara tatili olan 11-17 Kasım’da yeni bir düzenleme hayata geçirecek. Uygulamayla 81 ildeki bütün öğretmenlerin katılımının zorunlu tutulduğu din dersi eğitimi verilecek. Ara tatilin haftalık çizelgesinde yapılması planlanan eğitimin içeriği “Temel Eğitim ve Ortaöğretim Kurumlarında Din Dersi ve Öğretimi” olarak açıklandı.
İLK DEFA ÖĞRETMENLERE DİN EĞİTİMİ VERİLECEK!
artıgerçek’ten Osman Çaklı’nın haberine göre, Türkiye tarihi boyunca öğretmenlere yönelik hizmet içi eğitim programlarında ilk defa hangi branştan olursa olsun tüm öğretmenlere din eğitimi ve öğretimi eğitimi düzenlenecek. Katılımın zorunlu tutulduğu eğitimi ise Din Öğretimi Genel Müdürü Ahmet İşleyen verecek. Karar, henüz öğretmenlere tebliğ edilmedi.
MEB tarihinde bir ilkin gerçekleştiğini anlatan Eğitimci Feray Aytekin Aydoğan, “Öğretmenler yıl içerisinde bir takım hizmet içi eğitim çalışmalarına katılıyorlar. Ara tatiller, yaz tatilinin başı ve sonunda gerçekleşen bir takım akademik seminerler oluyor. Bu eğitimlere örneğin, fizik ile ilgiliyse fizik öğretmenleri katılıyordu. Buna dair de başlıklar oluyordu. Yeni uygulama ile ilk defa bütün öğretmenlere dini eğitim verilecek” ifadelerini kullandı.
“SİYASAL İSLAMIN İNŞAASI EĞİTİM ÜZERİNDEN YAPILIYOR”
Programı Din Eğitim Genel Müdürlüğü’nün oluşturduğunu belirten Aydoğan, karar her ne kadar Milli Eğitim Bakanlığı tarafından alınmış olsa da Din Eğitimi Genel Müdürlüğü fiilen özerk bir yapıya dönüştü” dedi.
2012 yılında eğitimdeki 4+4+4 döneminde AKP sözcüleri tarafından “Elimize tüm okulları imam hatipleştirmek için tarihi bir fırsat geçti” açıklamasını hatırlatan Aydoğan, şöyle devam etti:
“Binlerce okulumuzda laboratuvar, kütüphane yokken tüm eğitim kademelerinde mescidin zorunlu hale getirilmesi, karma eğitimin fiilen ve hukuken adım adım yok edilmesi, 80 darbesinin ürünü olan zorunlu din derslerinin ‘seçmeli’ adı altında fiilen sayısının artırılması ve son uygulamalar Siyasal İslam rejiminin inşasının hızlanacağını gösteriyor.”
“DİN ÖĞRETİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ÖZERK OLDU”
Atılan her adımın hem öğrencilerin laik, kamusal eğitim hakkını hem de öğretmenlik mesleğini hedef aldığını söyleyen Aydoğan, “MEB’e bağlı bir müdürlük olan Din Öğretimi Genel Müdürlüğü bir yandan uzun yıllardan itibaren atılan adımlarla özerkleşmiş bir yapı haline getiriliyor. Hatta MEB’in yerini alıyor. Tüm okullar, okul türleri ve tüm öğretmenler Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’ne bağımlı hale getiriliyor” diye belirtti.
(HABER MERKEZİ)
-

Öğretmenler Ankara’dan seslendi: Eşit işe eşit ücret istiyoruz-VİDEO
PİRHA- Öğretmenlik Meslek Kanunu ve Kariyer Basamakları Sınavı sonucunda oluşan ücret eşitsizliklerine karşı açıklama yapan Eğitim Sen üyeleri, “Kamusal, bilimsel, ana dilde eğitim mücadelemizi sürdüreceğiz’ mesajı verdi. Öğretmenler eşit işe eşit ücret istediklerini dile getirdi.
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), üç ilde ‘Eşit işe eşit ücret’ talebiyle alanlara çıktı.
Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde bir araya gelen eğitim emekçileri, Öğretmenlik Meslek Kanunu ve Kariyer Basamakları Sınavı sonucunda oluşan ücret eşitsizliklerine karşı, ‘eşit işe eşit ücret’ taleplerini haykırarak ‘eğitimin durumu’ raporlarını kamuoyuyla paylaşmak istedi. Ancak polis eğitimcilerin bakanlık önündeki eylemine izin vermedi.
Bunun üzerine Eğitim Sen 1 Nolu Şubesi önüne gelen eğitimciler açıklamalarını burada yaptı.
‘Eşit işe eşit ücret istiyoruz’ pankartının açıldığı eylemde sık sık ‘Zafer direnen emekçinin olacak’, ‘İş, ekmek, özgürlük’, ‘Direne direne kazanacağız’, ‘İnsanca yaşamak istiyoruz’, ‘Kariyer değil dayanışma”, ‘Gerici, ırkçı eğitime son’ sloganları attı.“EĞİTİMİN ONLARCA SORUNU VAR”
İlk olarak sözü Eğitim Sen üyesi Cemalettin Ünal aldı. Ünal, MEB önünde yapılmak istenen eylemin engellemesinin keyfi bir tutum olduğunu söyleyerek, “Bugün 2022 2023 eğitim öğretim yılının karnelerini verdik. Bakanlığında karnesini hazırladık. Siz nasıl bir toplum istiyorsanız ona göre müfredat hazırlar ona göre bütçe hazırlarsiniz. Bugün gerici iktidar karma eğitimi hedef almaya başladı. Eğitimin onlarca sorunu var. Halk yoksul. Özellikle kız öğrenciler okullardan uzaklaşıyor. Din dersleri dayatılıyor. İmam hatiplere zorla yönlendiriliyor öğrenciler. Eğitim sistemi değiştirilmelidir” dedi.
“EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET İSTİYORUZ”
Eğitim Sen 1 Nolu Şube Başkanı Sacit Ünal okudu. Ünal şunları dile getirdi:
“Öğretmenlik mesleğini itibarsızlaştıran, öğretmenlerin ekonomik sorunlarına çözüm üretmeyen, eşit işe eşit ücret ilkesini ortadan kaldıran, öğretmenler arasındaki ayrımcılığı ve eşitsizliği derinleştiren Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) düzenlemesinin 14 Şubat 2022 tarihinde Resmî gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmesinin ardından 19 Kasım 2022 tarihinde Kariyer Basamakları Sınavı yapılmış ve kamuda yıllardır uygulanan “eşit işe eşit ücret” ilkesi fiilen ortadan kaldırılmıştır.
Türkiye’deki bütün eğitim kurumlarında 15 Ocak 2023 itibariyle “eşit işe eşit ücret” uygulaması bizzat siyasi iktidar ve MEB eliyle kaldırılmış bulunmaktadır. ÖMK çerçevesinde yapılan Kariyer Basamakları Sınavı sonrasında “başöğretmen” ve “uzman öğretmen” unvanı alan öğretmenler aynı derece ve kademede görev yapan öğretmenlerden daha yüksek maaş alacaktır. Örneğin 1. ve 2. derecede olan bir “başöğretmen” aynı derece ve kademedeki diğer meslektaşlarından net 4 bin 944 TL; “Uzman öğretmen” ise aynı derece ve kademedeki meslektaşından farklı bir iş yapmadığı halde net 2 bin 472 TL daha fazla maaş alacaktır.
ÖMK sonrasında bir okulda aynı derse girip, tamamen aynı müfredatı işleyen ve 25 yıllık kıdemi olan üç öğretmenden kariyer basamakları sınavına girmeyen normal bir öğretmenin 14 bin 480 TL, “uzman öğretmen”in 16 bin 930 TL, “başöğretmen”in 19 bin 385 TL maaş alması haksız ve adaletsiz bir uygulamadır. Aynı işi yapan öğretmenler arasında sadece derece ve kademeden kaynaklı maaş farklılığı olabilir. Bu kadar yüksek maaş farklılığının olduğu bir eğitim sisteminde eşitlikten, adaletten ve nitelikli eğitimden bahsetmek mümkün değildir.
Öğretmenlik mesleği ve öğretmenin saygınlığı ÖMK üzerinden polemiğe açılmış, öğretmenlik mesleği daha da itibarsız hale getirilmiştir. Önümüzdeki dönemde çocuğunun sınıfına uzman ya da başöğretmenin girmesini isteyen velilerle okul idaresi ve öğretmenler arasında sorunlar yaşanması kaçınılmazdır. Bu durum ayrıca çocuğunu “uzman” ya da “başöğretmen” sınıfına yazdırmak isteyen velilerden yüksek miktarlarda “kayıt parası” ya da “bağış” talep edilmesini kaçınılmaz olarak beraberinde getirecektir.
Türkiye’de aynı işi yaptıkları halde farklı statü ve maaş kaleminde çalışmak zorunda kalan aynı işi yaptığı halde bu kadar farklı ücretlendirme yapılan başka bir meslek grubu bulmak mümkün değildir. ÖMK ile öğretmenler arasında halen var olan aday, sözleşmeli, kadrolu, ücretli ayrımına yenilerini eklenirken, eğitim sisteminin rekabetçi ve eleyici yapısına öğretmenlik mesleği de dahil edilmiş, aynı derece ve kademedeki öğretmenlere yönelik farklı ücretlendirme politikası sonucunda iş yerlerimizde huzursuzluk artmıştır.
Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) ve Kariyer Basamakları Sınavı (KBS) sonrasında aynı sınıfta, aynı konuyu anlatan bir öğretmenin sırf unvanı farklı olduğu için farklı maaş alması doğru değildir. Eğitim Sen olarak talebimiz ÖMK sonucunda oluşan ücret farklarının “eşit işe eşit ücret” ilkesi doğrultusunda düzenlenmesi, derece ve kademe gibi kriterler dikkate alınarak en düşük öğretmen maaşının yoksulluk sınırı üzerinde belirlenmesidir.
2022/23 eğitim öğretim yılının ilk yarısında eğitim alanında yaşanan gelişmeler, MEB’ineğitimin yapısal sorunlarına yönelik somut ve çözüme dayalı politikalar geliştirmek gibi bir derdinin olmadığını göstermiştir. Okullarda yaşanan yoğun dinselleşme ve eğitimi ticarileştirme uygulamaları, siyasal-ideolojik hedeflere uygun olarak alınan bilim karşıtı kararlar eşliğinde okullarda hayata geçirilmeye devam etmektedir.“BAŞARILI OLMASI MÜMKÜN DEĞİL”
Eğitim alanında yaşanan sorunların çözümü için gerekli adımların atılmadığı, eğitime erişimde yaşanan sorunlar başta olmak üzere eğitimde dayatmacı politikaların sürmesi nedeniyle öğrencilerin ve öğretmenlerin mutsuz olduğu, öğretmenlerin esnek, güvencesiz ve angarya çalışmaya zorlandığı, siyasal kadrolaşmanın devam ettiği, eğitim sürecinde farklı dil, kimlik ve inançların dışlandığı, eğitimin zaten sorunlu olan niteliğinin daha da kötüleştiği bir eğitim sisteminin başarılı olması mümkün değildir.
Eğitim sisteminde yaşanan sorunların ülkedeki ekonomik, toplumsal ve siyasal alanda yaşanan gelişmelerden ayrı ve bağımsız olmadığı açıktır. Eğitim Sen, her geçen gün daha fazla piyasa ilişkileri içine çekilen, okul öncesinden üniversiteye kadar bilimin ve laikliğin değil, milliyetçiliğin, ayrımcılığın ve inanç sömürüsünün referans alındığı bir eğitim sisteminde kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eğitim hakkı için mücadelesini kesintisiz sürdürmeye kararlıdır.”“AYLARDIR BAKANLIKTAN RANDEVU ALAMIYORUZ”
Eğitim-Sen Genel Başkanı Nejla Kurul ise, “Aslında burada olmayacaktık. Bakanlık önünde taleplerimizi dile getirecektik. Ancak maalesef otoriter bir iktidar var ve anayasal haklarımızı kullanamıyoruz. Kamusal Eğitim laik, bilimsel, parasız ve ana dilde olmalıdır. Bakanlık bizim vergilerimizle çalışıyor. Ancak eğitime kaynak aktarılmıyor. Zenginlerden vergi alınmıyor. Halbuki alınsa eğitim tamamen ücretsiz olur. Bizler aylardır bakanlıktan randevu alamıyoruz. Bakanlığın karnesi sıfırlarla dolu. Öğretmenlerimiz rakip hale getirildi. Demokrasiye aykırıdır bu. Bakanlığı şikayet ediyoruz” dedi.
Ardından Milli Eğitim Bakanlığı için hazırlanan karne okundu.
PİRHA-ANKARA
-

Akdeniz’de öğretmenler iş bıraktı: Mesleğimizin onuru için iş bıraktık-VİDEO
PİRHA- Antalya ve Mersin’de iş bırakan öğretmenler, “Mesleğimizin onuru, çocuklarımızın geleceği için iş bırakıyoruz” dedi.
14 eğitim sendikası, Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖKM) başta olmak üzere yaşadıkları sorunları ve taleplerini dile getirmek için ülke genelinde iş bıraktı.
ANTALYA
Antalya Eğitim Sen ve Eğitim İş sendikası, saat 11.00 Aydın Kanza parkında toplandı. Öğretmenler, “Zafer direnen emekçinin olacak, birleşe birleşe kazanacağız, gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek” sloganlarıyla Cumhuriyet Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirdi.
Eğitim-Sen Örgütlenme Sekreteri Çiğdem Altıntaş Peker, iş bırakma eylemiyle ile ilgili PİRHA‘ya yaptığı konuşmada, “Eğitim yıllardır çözülmeyen birikmiş sorunları beraberinde taşımaktadır. Var olan iktidar eğitim sorunlarına çözüm bulmakta çok uzak durmaktadır ve eğitim emekçileri 13 maddeden oluşan Öğretmenler Meslek Kanunu (ÖMK) adı altında bir kanunla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu kanun kariyer hiyerarşisini bozan eşit işe eşit ücret ilkesinin yok sayan bir kanundur. Dolayısıyla biz öğretmenler kanunun iptal edilmesin, kariyer basamak sınavlarına son verilsin demek için 2 Kasım’da bugün iş bıraktık, alanlardayız” dedi.
Kanza parkından yürüyerek Cumhuriyet Meydanı’na gelen eğitim emekçileri burada açıklama yaptı. Açıklamayı, Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Nurettin Sönmez okudu.
MERSİN
Mersin’de eğitim emekçileri, Özgür Çocuk Parkı’nda bir araya geldi. Eğitim emekçilerinin taleplerini içeren dövizler açıldı. Öğretmenlerin yoğun katıldığı eyleme İnsan Hakları Derneği (İHD), HDP, Halkevleri, Emek Partisi (EMEP) ve birçok sivil toplum örgütü de destek verdi. Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, yıllardır eğitim emekçilerinin insanca yaşam ve ücret talebinin MEB tarafından yok sayıldığını belirterek, taleplerini şöyle sıraladı:
“19 Kasım tarihinde gerçekleşecek kariyer sınavının derhal iptal edilmesi, eğitim öğretim yılına hazırlık ödeneğinin ayrım gözetmeksizin tüm eğitim çalışanlarına bir maaş tutarında ödenmeli, tüm eğitim çalışanlarına yoksulluk sınırının üzerinde bir ücret artışı sağlanmasına ilişkin düzenleme yapılmalı, kamuda mülakat uygulamasına son verilmeli, tüm eğitim çalışanlarına sosyal devlet ilkesi gereği ayrım yapılmaksızın; giyim, ulaşım, barınma, beslenme, yakıt, kira yardımı yapılması ve aile çocuk yardımı tutarlarının iyileştirilmeli, vergi dilimi adaletsizliğine son verilmeli, öğrencilerin en temel hakkı olan eğitim, barınma ve beslenme haklarının, sosyal devlet anlayışıyla devlet güvencesine alınmalı ve kamusal eğitim sağlanmalıdır.”
Sık sık ÖMK’nin iptaline ilişkin sloganlar atan eğitim emekçileri, açıklama sonrası grev halayı çekti.
PİRHA/ANTALYA-MERSİN
-

Öğretmenler iş bıraktı: ÖMK geri çekilsin, ihtiyacımız kariyer değil-VİDEO
PİRHA- Eğitim emekçileri, Öğretmenlik Meslek Kanunu başta olmak üzere yaşadıkları sorunları ve taleplerini dile getirmek için ülke genelinde iş bıraktı. Ankara’daki eylemde yapılan açıklamada, “Eğitim emekçilerinin ihtiyacı kariyer değil, insanca yaşayacak ücret, sağlıklı çalışma koşulları ve güvenli gelecektir. Millî Eğitim Bakanlığı’na çağrımız; kariyer basamakları sınavının yapılmaması ve Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun bütün sonuçlarıyla birlikte derhal iptal edilmesidir” denildi. Malatya’da da sokağa çıkan eğitimciler, taleplerini dile getirdiler.
14 eğitim sendikası, Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖKM) başta olmak üzere yaşadıkları sorunları ve taleplerini dile getirmek için ülke genelinde iş bıraktı.
ANKARAAnkara’da Ulus Meydanı’ndaki Heykel önünde bir araya gelen eğitim emekçileri, ‘Mesleğimizin onuru, öğrencilerimizin geleceği için iş bırakıyoruz’ pankartı açarken, sık sık ‘Rekabet değil, dayanışma’, ‘AKP’den hesabı emekçiler soracak’, ‘Eğitimciyiz, haklıyız, kazanacağız’, ‘Yaşasın iş ekmek mücadelemiz’, ‘Kapıkulu değil eğitimciyiz’ sloganları attı.
Eyleme CHP Milletvekilleri Yıldırım Kaya, Durdu Kaya, HDP Milletvekili Gülistan Koçyiğit, Mehmet Rüştü Tiryaki de katılarak destek verdi. Açıklamayı Eğitim Ankara 3 Nolu Şube Başkanı Cemalettin Yüksel okudu.
Öğretmenlerin temel haklarını, ekonomik taleplerini ve iş güvencesi başta olmak üzere sosyal, demokratik ve özlük haklarını güvenceye alan yeni bir meslek kanunu hazırlanmasını istediklerini söyleyen Yüksel, şunları dile getirdi:
“Öğretmenlik mesleğini itibarsızlaştıran, öğretmenlerin ekonomik sorunlarına çözüm üretmeyen, eşit işe eşit ücret ilkesini ortadan kaldıran, öğretmenler arasındaki ayrımcılığı ve eşitsizliği derinleştiren Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) düzenlemesine yönelik yoğun tepkilere rağmen, MEB ısrarla somut bir adım atmamaktadır. Öğretmenlerin, eğitim emekçilerinin çalışma ve yaşam koşullarına ilişkin sorunları Milli Eğitim Bakanlığı’nın gündeminde değildir. Yıllardır ekonomik, sosyal ve özlük haklarımıza ve geleceğimize yönelik taleplerimiz görmezden gelinmekte, insanca yaşam ve insan onuruna yakışır ücret taleplerimiz yok sayılmaktadır.
‘Öğretmenlerin mesleki birikimini ve niteliğini yok sayan kariyer basamakları uygulamasının öğretmenlik mesleğinin saygınlığını daha da düşürmesine karşı hiçbir eğitim emekçisinin, eğitim alanında örgütlü hiçbir sendikanın sessiz ve tepkisiz kalması beklenemez’ diyen Yüksel, “Bu amaçla 14 Ekim tarihinde eğitim alanında örgütlü ve mücadeleden yana olan sendikalar bir araya gelmiş ve ortak talepler belirlenmiştir.”
Yüksel, eğitimcilerin taleplerini şu şekilde sıraladı:
-19 Kasım tarihinde gerçekleşecek kariyer sınavının derhal iptal edilmesi,
-Eğitim öğretim yılına hazırlık ödeneğinin ayrım gözetmeksizin tüm eğitim çalışanlarına bir maaş tutarında ödenmesi,
-Tüm eğitim çalışanlarına yoksulluk sınırının üzerinde bir ücret artışı sağlanmasına ilişkin düzenleme yapılması,
-Kamuda mülakat uygulamasına son verilmesi,
-Tüm eğitim çalışanlarına sosyal devlet ilkesi gereği ayrım yapılmaksızın; giyim, ulaşım, barınma, beslenme, yakıt, kira yardımı yapılması ve aile çocuk yardımı tutarlarının iyileştirilmesi,
-Vergi dilimi adaletsizliğine son verilmesi,
-Öğrencilerin en temel hakkı olan eğitim, barınma ve beslenme haklarının, sosyal devlet anlayışıyla devlet güvencesine alınması ve kamusal eğitim sağlanması.”“YENİ BİR MESLEK KANUNU HAZIRLANMALI”
Yüksel son olarak, “Milli Eğitim Bakanlığı eğitim alanında örgütlü sendikalarının sesini duymamakta ısrar etmekte, bugüne kadar her konuda olduğu gibi, Öğretmenlik Meslek Kanunu konusunda da bildiğini okumayı sürdürmektedir. Öğretmenlerin temel haklarının, ekonomik taleplerinin ve iş güvencesi başta olmak üzere sosyal, demokratik ve özlük haklarını güvenceye alan yeni bir meslek kanunu hazırlanmalıdır. Ay sonunu getiremeyen, kirasını ödeyemeyen, faturalarını ödemekte zorlanan bir eğitim emekçisinin mesleğini sağlıklı şekilde yapabilmesi mümkün değildir. Eğitim emekçilerinin ihtiyacı kariyer değil, insanca yaşayacak ücret, sağlıklı çalışma koşulları ve güvenli gelecektir. Millî Eğitim Bakanlığı’na çağrımız; kariyer basamakları sınavının yapılmaması ve Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun bütün sonuçlarıyla birlikte derhal iptal edilmesidir. Eğitim sendikalarının ortak sesi duyulmalı, yapılan yanlıştan çok geç olmadan geri dönülmelidir” diye belirtti.
MALATYA
Malatya’da eğitim emekçileri de alanlara çıktı. Eğitim Sen Şube Yürütme Kurulu Adına Şube Başkanı Kazım Albayrak tarafından yapılan açıklamada,”Öğretmenlik mesleğini itibarsızlaştıran, öğretmenlerin ekonomik sorunlarına çözüm üretmeyen, eşit işe eşit ücret ilkesini ortadan kaldıran, öğretmenler arasındaki ayrımcılığı ve eşitsizliği derinleştiren Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) düzenlemesine yönelik yoğun tepkilere rağmen, MEB ısrarla somut bir adım atmamaktadır” dedi.
PİRHA/ ANKARA-MALATYA
-

Bugün 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü
PİRHA- Öğretmenler günü, 1966 yılında UNESCO ve ILO’nun yayımladığı”Öğretmenlerin Durumu Hakkında Tavsiyeler” dökümanını anmak üzere dünyada 5 Ekim’de kutlanıyor.
Bugün 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) ve ILO tarafından 1994 yılında Dünya Öğretmenler Günü olarak ilan edilen gün, o tarihten bu yana her yıl 5 Ekim’de kutlanıyor.
Dünya Öğretmenler Günü’nün geçmişi, 5 Ekim 1966 tarihinde ILO ve UNESCO tarafından ‘Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararı’nın alınmasına dayanıyor. Tüm dünya öğretmenleri için önemli olan bu karar, öğretmenlerin toplumsal statüsü ve haklarına yönelik önemli ve tarihi bir adım olmuştur.
Tavsiye Kararı ile öğretmenlerin sadece okulda değil, toplum içinde de yerine getirdikleri görevin taşıdığı önem uluslararası düzeyde belgelenmiştir. ‘Öğretmenlerin Statüsü Tavsiye Kararı’, öğretmenlerin konumlarını güçlendirmeyi, haklarını geliştirmeyi ve korumayı amaçlarken, aynı zamanda uluslararası düzeyde yapılmış bir toplu sözleşme niteliği taşımaktadır. ‘Tavsiye Kararı’, Türkiye tarafından da kabul edilen ve altına imza atılan bir belge olmasına rağmen, Türkiye yıllardır yükümlülüklerini yerine getirmiyor.
Öğretmenler, insanca yaşamayı ve çalışmayı talep ediyorlar. Eğitim emekçileri için 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü, kutlanan bir gün değil, eğitim emekçilerinin uluslararası alanda birlik, dayanışma günü.Öğretmenler AKP’li Cumhurbaşkanı tarafından “çapulcu” olarak nitelendirilirken, yüz binlerce eğitimci atama beklemeye devam ediyor. Çalışan öğretmenler içinse yeni bir eğitim-öğretim yılı daha sorunlarla başladı. Özel okullardaki kadar ağır olmasa da kamu okullarındaki öğretmenler de hak kayıplarına uğruyor.
Eğitim İş’in 3530 öğretmenle geçen yıl yaptığı ankete göre öğretmenlerin yüzde 57,8’i ailesinin gıda ihtiyaçlarını karşılamakta zorluk yaşıyor, yüzde 48,3’ü maaşlarının yetersizliğinden dolayı ek hesap kullanıyor, yüzde 77,7’si ailenin sağlık harcamalarını karşılamakta zorluk çekiyor, yüzde 90’ı kullandıkları kredi kartının borçlarını ödemekte zorlanıyor, yüzde 65’i ailelerine veya yakınlarına borçlu.
“Öğretmenlik Meslek Kanunu”düzenlemesine ilişkin tepkiler devam ediyor. Öğretmenler odası ücretli, sözleşmeli, kadrolu olmak üzere maaş ve özlük hakları açısından ayrıştırılmışken üstüne bir de “uzman” ve “başöğretmen” unvanlarıyla bu ayrışma derinleştirilmek isteniyor.
Eğitim Sen Genel Başkanı Nejla Kurul, öğretmenlere yazdığı mektupta, “15 Ekim’de, “Emeğimiz, Mesleğimiz ve Çalışma Barışımız İçin” Ankara Mitingi’nde Tandoğan Meydanı’nda mutlaka olmalıyız” dedi.
Necla Kurul şunları kaydetti:
“Godot’yu, bir kurtarıcıyı beklememize gerek yok! Gelmeyecek! Çünkü o biziz! Gücümüzün farkında olmalıyız! Çalışma yaşamımız dâhil bu yaşam bizimdir, öğretmenlere rağmen çıkarılmış Öğretmenlik Meslek Kanunu bizim yaşamımızı, emek sürecimizi belirleyemez! 15 Ekim’de gündelik yaşamın rutinini kırmalıyız cesaretle, bir otobüse binmeli ve alanda buluşmalıyız! Görüyorsunuz ancak birleşerek kazanabiliriz!”
(HABER MERKEZİ)
-

Öğretmenlere Ankara’da yine şiddet yine yasaklama!-VİDEO
PİRHA-Eğitim-Sen’in, Öğretmenlik Meslek Kanunu’na ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı önünde yapmak istediği basın açıklamasına polis müdahale etti. Durumu protesto eden eğitimciler, hükümeti protesto ederek oturma eylemi yaptı.
KESK’e bağlı Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Öğretmenlik Meslek Kanunu ile ilgili itirazlarını dile getirmek için Milli Eğitim Bakanlığı önünde basın açıklaması yapmak istedi. Tüm illerden şube başkanları ve KESK üyelerinin de katıldığı açıklamaya polis izin vermedi.
Kalkanlarla bakanlık önünden uzaklaştırılan sendika üyeleri, polis çemberine alınarak dakikalarca bekletildi. Yaşananları kayda alan basın mensupları ise bölgeden uzaklaştırılmak istendi. Polisler, kalkanlarla kameraların önüne geçerek çekim yapılmasına engel oldu.GENEL MERKEZ BİNASI DA ABLUKA ALTINA ALINDI
Eğitim-Sen genel başkanı ve yönetim kurulu üyelerinin ise sendika binasından çıkmalarına izin verilmedi. Sendika binasını ablukaya alan polis, şehir dışından gelen üyeler ile sendika yönetiminin bir araya gelmesine engel oldu.
Bakanlık önünden uzaklaştırılan kitle Selanik Caddesi’nde yeniden bir araya geldi. Engellemelere karşı “ÖMK İptal Edilsin! Kariyer Hiyerarşisine Hayır! Eşit İşe Eşit Ücret!” pankartları açıldı.
“Gün gelecek, devran dönecek, AKP halka hesap verecek”, “Yaşasın örgütlü mücadelemiz” sloganlarını atan Eğitim-Senliler, yasak kararını protesto ederek beş dakika oturma eylemi yaptı.“HEPİMİZDEN KORKUYORLAR”
KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik yaptığı konuşmada “Şiddete maruz kalan, ekoloji mücadelesi yürüten İkizdere’deki annelerimiz, Hasankeyf’teki çevreciler, ekoloji mücadelesi yürütenler kazanacak. O nedenle KESK’in mücadelesinden, Eğitim-Sen’in, kamu emekçilerinin mücadelesinden, kadınların mücadelesinden, ‘barınamıyoruz’ diyen gençlerin mücadelesinden, laik eğitim isteyen toplumsal muhalif kesimlerin mücadelesinden, AKP iktidarının dinselleştiren, gerici, tekçi, asimilasyoncu eğitim politikalarına karşı çıkan hepimizden korkuyorlar. İşte bu nedenle sendikamız Eğitim-Sen bu ucube eğitimde ayrımcılığı derinleştirecek, çalışma barışını bozacak bu Öğretmenlik Meslek Kanunu’na karşı mücadele yürütüyor” ifadelerini kullandı.
PİRHA/ANKARA
-

Ankara’da gözaltına alınan öğretmenler serbest bırakıldı
PİRHA- Özel sektörde çalışan öğretmenlerin yapmak istediği eyleme biber gazıyla müdahale eden polis, 7 öğretmen ve 2 avukatı gözaltına almıştı. Gözaltına alınan 9 kişi emniyetteki işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası (Öğretmen Sendikası) kuruluşunun birinci yılında asgari ücretin altında kalan maaş oranlarına, taban ücret hakkının gasp edilmesine ve dayatılan 10 aylık sözleşmelere karşı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Eğitim ve Kültür Merkezi’nde bir araya geldi.
Öğretmenler, yapılan toplantının ardından Olgunlar Sokak’taki Madenci Anıtı’na doğru yürüyerek burada basın açıklaması yapmak istedi. Polis yürüyüşe geçen öğretmenlerin Selanik Sokak’taki kültür merkezinden çıkışını engelledi.
Öğretmenlere biber gazıyla saldırarak, darp eden polisler, 7 öğretmen ve 2 avukatı gözaltına aldı.
Gözaltına alınan 9 kişi emniyetteki işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.
PİRHA/ANKARA
-

Okul müdüründen öğretmenlere talimat: Kız ve erkek öğrenciler yan yana oturmasın
Bursa Osmangazi Mithatpaşa Ortaokulu Müdürü Haydar Akın, okuldaki kız öğrencilerle erkek öğrencilerin ayrı sıralara oturtulması için öğretmenlere yazı gönderdi.
Bursa Osmangazi’de Mithatpaşa Ortaokulu Müdürü Haydar Akın, dün öğretmenlere mesajlaşma uygulaması üzerinden kız ve erkek öğrencilerin ayrı sıralara oturtulması gerektiğini içeren bir mesaj gönderdi.
Akın’ın öğretmenlere gönderdiği mesaj şöyle:
“Değerli arkadaşlar sınıflarımızda kız ve erkek yan yana oturtulmuş bazı sınıfları görüyorum. Sınıf öğretmenlerimizin sınıflarda kesinlikle erkekleri erkeklerle kızları kızlarla oturtulması konusunda hassas davranmanızı özellikle rica ediyorum. Bu durumda olan sınıf öğretmenlerimizin en kısa zamanda gerekli değişiklikleri yapmalarını önemle rica ederim” mesajını gönderdi.
Okul Müdürü Akın, resmi bir evrak da hazırlayarak, “Değerli öğretmen arkadaşlarımız 22.03.2022 tarihi itibari ile tüm sınıflardaki oturma düzeninin değiştirilmesi ve erkek öğrenciler ile erkek, kız öğrenciler ile kız öğrencilerin denk geleceği şekilde bir düzen oluşturulması gerekmektedir. Gereğini arz ederiz” yazısını öğretmenlere gönderdi.
(HABER MERKEZİ)
-

Atanamayan öğretmenler hükümete seslendi: 40 bin ek atama yapılsın
Hükümete seslerini duyurmak için ülkenin dört bir yanından Ankara’ya gelen yüzlerce atanamayan öğretmen, MEB’in yapılacağını duyurduğu 20 bin atamaya ilaveten 40 bin atama yapılmasını istedi.Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) 2020 KPSS sonuçlarına göre bu yıl 20 bin öğretmen atanacağını açıklaması üzerine atanamayan binlerce öğretmen seslerini duyurmak için Türkiye’nin dört bir yanından Ankara’ya geldi. Ulus heykel önünde yaptıkları açıklama ile hükümete seslenen atanamayan öğretmenler, MEB’in 2020 KPSS sonuçlarına göre yapılacağını duyurduğu 20 bin atamanın yetersiz olduğu söyleyip, 40 bin ek atama yapılmasını istedi. Atama bekleyen öğretmenlerden bazıları eyleme çocukları ile birlikte katıldı.Açıklamaları sırasında “Emek , fedakarlık, puan sıralama var hakkımız olan atama yok” pankartı taşınırken, sık sık “Yüzde 7 büyüme ek 40 bin nerede” sloganı atıldı.Eylemde konuşan atanamayan müzik öğretmeni Aykan Öner, 2017 yılında yapılan 25 bin atamadan sonra sayının yetersizliği nedeniyle KPSS puanlarının geçerlilik süresinin iki yıla çıkarıldığını belirtti. Yapılan değişikliğin karma alıma sebep olduğunu ve her geçen yıl öngörülemeyen mağduriyetler doğurduğunu ifade eden Öner, “Bu yüzden 2020 KPSS puanlarının geçerliliği sona erdikten sonra karma alımın uygulamadan kaldırılacağı açıklanmıştır. Bu durumda karma alım yapılan yıllarda sınava giren öğretmenler; 2017 puanlarıyla üç atamaya dâhil olarak 65 bin alım için, 2018 puanlarıyla dört atamaya dâhil olarak 80 bin alım için, 2019 puanlarıyla üç atamaya dâhil olarak 60 bin alım için tercih yapma hakkına sahip oldu. 2020 KPSS’de yüksek puan alarak branşlarımızda iyi derece alan bizler ise, 2017’de yapılan atamadan daha düşük bir sayı olan 20 bin atama açıklamasıyla mağdur olduk. Bu sadece karma alım yıllarının değil, son 17 yılın en düşük atama sayısıdır” diye konuştu.SOMUT ADIM YOKSiyasi iktidarının ekonominin büyüdüğü yönündeki açıklamalarını hatırlatan Öner, 40 bin ek atama bekleyen öğretmenlere somut adım atılmadığı, bu yüzden ek atama bekleyen öğretmenlerin önlerini göremediklerini dile getirdi.Öner, “Ağustos 2021 itibariyle yapılan başvurular sonucu yaklaşık 30 bin öğretmen emekli oldu. Türkiye genelinde il dışı tercihlerinden kaynaklı kadro açıkları oluştu. Tüm bunlardan hareketle, 500 bin öğretmenin aklında tek bir soru var: Öğretmenler, bu kadar açığın oluştuğu ve onlara en çok ihtiyaç duyulan zamanda atanmayacaksa ne zaman atanacak?” diye sordu.2020 KPSS için verilmiş 20 bin atamaya ilaveten 40 bin atama daha verilmesinin şart olduğunu söyleyen Öner, iktidarın son 17 yılda yaptığı en düşük atama sayısıyla karşı karşıya olduklarını ifade etti.Açıklama, müzik dinletisi ardından son buldu.
(HABER MERKEZİ) -

Doğa Koleji, İTÜ Vakfı’na satıldı
Doğa Koleji’nde satış süreci tamamlandı. Kolejin, İTÜ Vakfı’na devri ticaret kayıtlarında tescil edildi.
Doğa Koleji’nde öğretmen ve öğrencilerin beklediği gelişme bugün resmileşti. İstanbul Ticaret Odası kayıtlarına göre Doğa Koleji’nin sahibi olan Asist Öğretim Kurumları Anonim Şirketi’nde devir işlemi dün gerçekleşti, bugün de tescillendi. İTÜ
Geliştirme Vakfı Başkanı olan Serhat Özeren, Asist Öğretim Kurumları’nın Yönetim Kurulu Başkanı oldu. Saçaklıoğlu ailesi şirketin yönetiminden ayrıldı.Doğa Koleji’ni 2016 yılında Ömer Saçaklıoğlu satın almıştı. Geçen yıldan itibaren zor duruma düşen kurum 5 ayı aşkın süredir çalışanlarına maaş ödemiyordu. Bu nedenle, Doğa Koleji öğrencilerinin velileri ve öğretmenler zaman zaman protesto eylemleri düzenliyordu.
SERHAT ÖZEREN KİMDİR?
İTÜ Geliştrme Vakfı Okulları Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Özeren, Asist Öğretim Kurumları’nın yeni Yönetim Kurulu Başkanı oldu. İTÜ Uçak ve Uzay Mühendisliği Fakültesi mezunu Serhat Özeren, bugün İTÜ Geliştirme Vakfı Okulları Yönetim Kurulu Başkanı.
Sivil toplum kuruluşlarında da aktif görevlerde bulunan Özeren, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı İnternet Geliştirme Kurulu Başkanlığı, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Ulaştırma Şurası Kurul Üyeliği, Siber Güvenlİk İnisiyatif Başkanlığı, İstanbul Teknik Üniversitesi Geliştirme Vakfı Yönetim Kurulu Üyeliği, İstanbul Teknik Üniversitesi Arı Teknokent Yönetim Kurulu Üyeliği, Türkiye E-Dönüşüm Danışma Kurulu Başkanlığı, Birleşmiş Milletler (BM) Kullanıcı İhtiyaçları Koordinatörlüğü, Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği İcra Kurulu Üyeliği görevlerini yürüttü. -

15 günlük yarıyıl tatili yarın başlıyor
18 milyon öğrenci yarın karne tatiline girecek. İkinci dönem 3 Şubat’ta başlayacak.
Okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lisede okuyan yaklaşık 18 milyon öğrenci ile 1 milyonu aşkın öğretmen yarın yarıyıl tatiline giriyor. İkinci yarıyıl 3 Şubat Pazartesi başlayacak.
İkinci dönem ara tatili ise 6-10 Nisan’da yapılacak. 13 Nisan’da başlayacak ikinci dönemin ikinci yarısı ise 19 Haziran Cuma tamamlanarak 11 haftalık yaz tatiline girilecek.
Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınav, 7 Haziran 2020’de yapılacak. İkinci yarıyılın sona ermesinin ardından Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) 20 ve 21 Haziran’da gerçekleştirilecek.
Sınava başvurular ise 6 Şubat-3 Mart’ta alınacak, sonuçları 23 Temmuz’da açıklanacak.
-

Kenanoğlu: Öğretmenlerin yaşam koşulları iyileştirilsin-VİDEO
PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Mecliste yaptığı konuşmada öğretmenlerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini söyledi.
Haberin videosu
HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, 24 Kasım Öğretmenler günü vesilesiyle meclis kürsüsünden yaptığı konuşmada öğretmenlerin yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Kenanoğlu, öncelikle öğretmenlerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini söyledi.
Kenanoğlu Meclis’te şöyle konuştu:
“Öğretmenler Günü dünyada 5 Ekim’de kutlanıyor, biz ise cuntacıların almış olduğu bir kararla 24 Kasım’da kutluyoruz. Tabii, hangi gün kutlandığının çok fazla önemi yok. Esas önemli olan, öğretmenlerin sadece Öğretmenler Günü’nde hatırlanır olmasıdır. Oysa öğretmenlerin toplumu yetiştiren kişiler olarak yaşadıkları birçok sorun var ve bu sorunların giderilmesi gerekiyor.
Türkiye’deki öğretmenler, OECD ülkeleri arasında ekonomik, sosyal ve özlük hakları açısından son sıralarda yer alıyor. Bu geçtiğimiz günlerde TÜİK, kasım ayı açlık ve yoksulluk sınırlarını açıkladı. Bunlara baktığınız zaman 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 2.103 lira, 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı da 6.850 lira.Öğretmenlerimizin aldığı maaşların önemli bir kısmı bu açlık sınırının biraz üzerinde ama tamamı da yoksulluk sınırının altında. Dolayısıyla bu koşullarda çalışan öğretmenlerin hangi gün Öğretmenler Günü’nün kutlanacağı meselesinden öte, bu koşulların daha yaşanılabilir, iyileştirilebilir bir hâle getirilmesi gerekiyor.
Ayrıca, 3600 ek gösterge sözü hemen hemen tüm siyasi partiler tarafından verildi ve 24 Haziran 2018 seçimlerinde AK PARTİ Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından da çokça dile getirildi ancak buna rağmen hâlâ bu söz yerine getirilmedi.
Ayrıca, öğretmen atamalarında mülakat sistemi uygulanıyor arkadaşlar ve bu mülakat sistemi siyasi torpil ve kayırmacılık anlamına geliyor. Bunun nasıl uygulandığını da hepimiz çok iyi biliyoruz yani liyakat yerine sadakati esas alan ve siyasi kayırmacılık üzerine kurulu bir atama sistemi oluşturulmuş durumda.
Yine, Allah’ın lütfu olarak görülen 15 Temmuz sonrasında OHAL uygulamalarıyla birlikte öğretmenleri zora sokan birtakım uygulamalar getirildi. Bunların başında da sözleşmeli öğretmenlik var. Sözleşmeli öğretmenlik, okul müdürlerinin iki dudağı arasına öğretmenlerin kaderini terk eden bir uygulamadır. En son Antep’te okul müdürünün mobbing uygulamasına dayanamayarak intihar edenlerden birisi de maalesef ki 25 yaşındaki sözleşmeli öğretmenimiz Saadet Harmancı’dır.
Diğer taraftan, KHK’lerle işinden atılan, öğretmenlikten atılanlar var ve bu sayı da oldukça yüksek.
Millî Eğitim Bakanlığından 34.393 kişi, Yükseköğretim Kurulundan 7.312 kişi görevlerinden el çektirilmiş, atılmış durumdalar ve bunlardan 56’sı yaşadıkları koşullara dayanamayarak intihar etmek zorunda kalmış.
Kenanoğlu konuşmasını; demokratik, laik, parasız, ana dilde bilimsel eğitim talebini dile getirerek tamamladı.
(HABER MERKEZİ)
-

İstanbul KHK’liler Platformu: Öğretmenler okula KHK’ler çöpe-VİDEO
PİRHA- Yeni eğitim öğretim döneminin ilk haftasında İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü yanında basın açıklaması yapan İstanbul KHK’liler Platformu, KHK’lerin iptal edilmesini istedi.
HABERİN VİDEOSU
İstanbul KHK’liler Platformu’nun bugün İstanbul Mili Eğitim Müdürlüğü önünde yapmak istedikleri basın açıklamasına polis izin vermedi. Bunun üzerine basın açıklaması Milli Eğitim Müdürlüğü’nün yanındaki parkta yapıldı.
Milli Eğitim Müdürlüğü önünden parka doğru yürüyen öğretmenler “KHK’ler gidecek biz kalacağız”, “Öğretmenler okula KHK’ler çöpe”, “İşimizi geri istiyoruz”, “Direne direne kazanacağız”, “Susma sustukça sıra sana gelecek”, “Sıranı bekleme sıra zaten sende”, “Ne darbe ne OHAL demokratik Türkiye” sloganları attı. “KHK’larla haksız hukuksuz ihraç edildik bizler varız ve buradayız” yazılı pankartın açıldığı eylemde küçük bir yazı tahtasının üzerine “Ders: Adalet KHK’lar gidecek biz kalacağız!” yazıldı.
Eyleme Zeytinburnu Belediyesi’ndeki işinden KHK ile çıkarılan Kenan Güngördü de destek verdi.
“İHRAÇ EDİLEN MİLYONLARIN SESİYİZ”
Eylemde ilk olarak söz alan KHK ile işinden ihraç edilen sosyal bilgiler öğretmeni Yurdagül Şahin, “Bir gecede her şeyimizi elimizden aldılar. Bizler soruları çalmadan torpil olmadan bir yerlere gelen öğretmenleriz. Bizler bu duruma göz yummayacağız. Biz bir gecede ihraç edilen 140 bin kamu emekçisinin, milyonların sesiyiz. İşlerimizi geri alana kadar Türkiye’nin her yerinde mücadeleye devam edeceğiz.” dedi.
“ÖĞRETMEN ÖNLÜĞÜNÜ GİYMEYELİ 3 SENE OLDU”
16 yıllık sınıf öğretmeni olan ve KHK ile işinden ihraç edilen Emin Yüzgeç, “Öğretmen önlüğünü giymeyeli 3 sene oldu. Bunu benim elimden almaya hiç kimsenin hakkı yok. Adalet olmayan bir yerde hiç kimse güvende değildir” diye konuştu.
“İNSANLAR AÇLIĞA MAHKUM EDİLDİ”
17 yıllık öğretmenlikten sonra ihraç edilen Hüda Yıldırım, hiçbir açıklama yapılmadan terörist damgasıyla işinden ihraç edildiğini kaydetti. “OHAL kapsamında bizi tedbiren o listelere kaydedenler OHAL bittikten sonra o tedbiren dedikleri uygulamalara neden devam ediyorlar?” diye soran Yıldırım, OHAL’in üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen binlerce insanın ve ailesinin hala açlığa mahkum edildiğini ifade etti.
Seçilmişlerin mazbatalarının ellerinden alınarak yerlerine kayyım atanmasına değinen Yıldırım, “Yerel seçimler oluyor insanların seçme haklarını bile tartışma konusu ediyorsunuz. Bu ülkenin geleceğini karanlığa sürüklüyorsunuz” dedi.
“YÜZBİNLERCE İNSAN İŞSİZLİĞE MAHKUM EDİLDİ”
Ardından basın metnini okuyan Yıldırım, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ilan edilen OHAL kapsamında çıkarılan KHK’lerle 140 bin kamu çalışanının terörle irtibatlı olduğu yaftasıyla işlerinden ihraç edildiklerini hatırlattı. KHK’lerle ihraç edildikten sonra birçok kamu emekçisinin intihar ederek yaşamlarına son verdiklerini dile getiren Yıldırım, KHK’lere dayandırılarak getirilen ‘Güvenlik Soruşturması’ uygulamalarıyla yüzbinlerce insanın atanamayarak işsizliğe mahkum edildiğini ifade etti.
“OHAL KOMİSYONU LAĞVEDİLMELİ”
OHAL’in resmiyette bitmiş olmasına rağmen OHAL uygulamalarının toplumun üzerindeki ağırlığının devam ettiğine dikkat çeken Yıldırım, ihraç edilenlerin çalışma, seyehat, fikir hürriyeti, seçilme gibi en temel insani haklarından men edildiklerini ve neredeyse vatandaşlık statüsünden çıkarılarak sivil ölüme terk edildiklerini vurguladı. İhraç edilenlerin mahkemelere müracaat haklarının ellerinden alınarak tek adres olarak gösterilen OHAL Komisyonu’nun adil bir inceleme gerçekleştirmediğini kaydeden Yıldırım, “Komisyon incelediği 84.300 dosyanın 77.600’ünü reddetmiştir. Anayasal haklarını kullandıkları için hukuksuzca tutuklu bulunan ve ceza alan KHK’lılar bir yana, adli işlem geçirmeyen ya da geçirdiği işlemler sonucu takipsizlik ya da beraat alan KHK’lılar da görevlerine iade edilmemiştir. Kısacası, OHAL Komisyonu ‘oyalama komisyonu’na dönüşmüştür ve adaletten çok uzaktır. OHAL komisyonu bu nedenle lağvedilmelidir.” diye konuştu.
“‘TEDBİREN’ DENİLEN UYGULAMALAR OHAL’DEN SONRA NEDEN DEVAM EDİYOR?”
Yapılan ihraçların en büyük kısmını eğitim emekçilerinin oluşturduğuna dikkat çeken Yıldırım, “Geçtiğimiz 3 yıl içerisinde yaklaşık 50 bin öğretmen, yapılan ihraçlarla öğrencilerinden, okullarından uzaklaştırılmıştır. Aynı zamanda öğretmenlere özelde de çalışma yasağı getirilerek diplomaları fiili olarak iptal edilmiştir.” dedi.
Yıldırım, İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne, Milli Eğitim Bakanlığı’na ve hükümet yetkililerine şu soruları yöneltti:
“OHAL’de ‘tedbiren’ dediğiniz uygulamalar OHAL’den sonra neden devam etmektedir?
Öğretmenler neden işlerine iade edilmemektedir?
Öğretmenlerin neden özel eğitim kurumlarda dahi çalışmaları yasaklanmış ve engellenmiştir?”“KHK’LILAR GÖREVLERİNE İADE EDİLMELİ”
İhraç edilen öğretmenler ve İstanbul KHK’lılar Platformu olarak ne darbeci ne terörist ne de vatan haini olduklarının altını çizen Yıldırım, “Bizler bu ülkenin eğitimcileri olarak aydınlık nesiller yetiştirmek için emek
verdik. Haklılığımıza inanıyor ve susmuyoruz. KHK’lar hemen bir yasa ile iptal edilmeli; başta eğitimciler olmak üzere bütün KHK’lılar derhal görevlerine iade edilmelidir.” diyerek sözlerini sonlandırdı.PİRHA/İSTANBUL
-

İran’da öğretmenler grevlerinin 3. gününde
İran’da öğretmenler, tutuklu eğitimcilerin serbest bırakılması, sendikal hakları ve maaşlardaki adaletsizliklerin giderilmesi talebiyle greve çıktı.
İran’daki öğretmenler tutuklu eğitimcilerin serbest bırakılması, sendikal faaliyetlerin önündeki engellerin kaldırılması, maaşlardaki adaletsizliklerin giderilmesi ve parasız eğitim talebiyle ülke genelinde başlattıkları grevin 3’üncü gününde devam ediyor.
İranlı Öğretmen Sendikaları Birliği’nin çağrısı üzerine Elburz, Kürdistan, Tahran, Hemedan, Kirmanşah, Yezd, Doğu Azerbaycan, Batı Azerbaycan, İsfahan ve Kazvin eyaletleri başta olmak üzere ülke genelindeki okulların idari odasında eylem yapan öğretmenlerin, 3 gündür derslere katılmadığı ifade edildi.














































