Etiket: öğretmenlik meslek kanunu

  • Öğretmenlik Mesleği Kanunu yürürlüğe girdi

    Öğretmenlik Mesleği Kanunu yürürlüğe girdi

    PİRHA – TBMM Genel Kurulu’nda AKP-MHP oylarıyla kabul edilerek yasalaşan Öğretmenlik Mesleği Kanunu Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.

    Eğitim sendikalarının itirazlarına rağmen TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen Öğretmenlik Mesleği Kanunu Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

    Tartışmalara yol açan “Hizmet sınıfının değiştirilmesi” başlıklı 34. maddesi çıkarılan kanun teklifi, 10 Ekim’de TBMM Genel Kurulu’nda 38 madde olarak kabul edilmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Fırat: Diyanet eliyle yapılan ÇEDES ve benzeri projeler çürümüşlüğe hizmet ediyor – VİDEO

    Fırat: Diyanet eliyle yapılan ÇEDES ve benzeri projeler çürümüşlüğe hizmet ediyor – VİDEO

    PİRHA – TBMM Genel Kurulu’nda Öğretmenlik Meslek Kanunu’na ilişkin konuşma yapan DEM Parti Milletvekili Celal Fırat, kadınların, çocukların, gençlerin; taciz, tecavüz ve katliamla her gün insanlık dışı olaylar yaşadıklarını söyledi. Fırat, “Bunun temel nedeni eğitim değil mi?” diye sordu. Fırat ayrıca “Devlet Alevilerin özgürlüğüne müdahale ediyor. Alevilerin inançsal ve sosyal eylemlerini manipüle ederek Alevileri asimile etmeye çalışıyor” dedi. 

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi(DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, TBMM Genel Kurulunda Öğretmenlik Meslek Kanunu’na ilişkin konuşma yaptı.

    “ÇEDES VE BENZERİ PROJELER ÇÜRÜMÜŞLÜĞE HİZMET EDİYOR”

    DEM Parti Milletvekili Celal Fırat, Meclis Genel Kurulu’na “Sayın Milletvekilleri, bu ülkede kadınlar, gençler, çocuklar taciz, tecavüz ve katliamla gündemde bilinçli bir şekilde kurgulanmışçasına her gün insanlık dışı bir olay yaşamıyor mu? Bunun temel nedeni eğitim değil mi?” sorularını yönelterek şu konuşmayı yaptı:

    “Diyanet eliyle ana sınıfına din dersi koyarsan “Çocuğun Üstün Yararı” ilkesine aykırı davranarak Alevilerin ve farklı inanç gruplarının ya da herhangi bir inanca bağlı olmayanların asimilasyonunu pedagojik anlamda hedeflersen böyle çürümüşlükle gündemde olan bir toplum ortaya çıkar. MEB’in Diyanet ve cemaatler eliyle, ÇEDES ve benzeri projeleri işte bu amaca hizmet etmektedir.

    “DEVLETİN FARKLI İNANÇLARA, KİMLİKLERE KARŞI SİYASET YAPMA SORUNU VAR”

    Değerli milletvekilleri, şu an hepimiz biliyoruz ki bu ülkede farklı inançlara, farklı kimliklere karşı devletin siyaset yapma sorunu var. Geçmişten bugüne hiçbir somut unsurla farklılığımızı kabul etmiyor, Alevilerin özgürlüğüne müdahale ediyor, Alevilerin inançsal ve sosyal eylemlerini, kendi ideolojisinin varlığına kurban edercesine manipüle ederek Alevileri asimile etmeye çalışıyor. Tek tipleştirmek adına uyguladığı “sürgün politikası” ile Alevileri kendi coğrafyasından zorlu göçe zorluyor, onları yol gitmez–kervan geçmez topraklarda ehlileştirme çabası içinde cemevini yasaklıyor, inanç taşıyıcıları olan pirleri, dedeleri, babaları, anaları, Yol ve erkan yürütücülerine ya tanım koymaya ya da baskıyla yıldırmaya çalışıyor.

    “ÇEKİLEN ACILAR ÜZERİNDE BİR YÜZLEŞME OLMAMIŞTIR”

    Tarihe baktığımızda birlikte yaşama şuurunu yok eden çatışma ve imha davranışlarında bulunan devlet, Pirimiz Hacı Bektaş’ı Veli Dergâhı başta olmak üzere Alevilerin kutsal mekanlarına el koymuş, bazılarını kültürel gezi mekanları haline getirmiş, bazılarına cami ve mescit ekleyerek zapt etmiştir. Yapılara, eserlere Alevileri katledenlerin isimleri verilmiş, kamuda Aleviler ve Alevilik yasaklanmış, korku, aşağılama ile halklar arasında kin, öfke ve nefret uyandırılmak istenmiştir. Siyasi iktidarların keyfi otorite kullanmasının sonucu Koçgiri, Dersim, Malatya, Kırıkhan, Maraş, Çorum, Sivas ve Gazi katliamlarıdır ve ne yazık ki bu katliamlarda çekilen acılar üzerinde bir yüzleşme olmamış ve arşivler halen açılmamıştır. Değerli milletvekilleri, Alevi kurumlarını Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlayarak, İçişleri Bakanlığı koordinasyonunda muhtarlıklar, sivil toplum örgütleri ve yerel yönetimler aracılığıyla inanç merkezlerimizin de ele geçirilmek istenmesi, Alevilik inancının “Müzelik” bir inanç haline getirilmek istenmesi de Diyanetin devlet içindeki projesidir.

    “VALLAHİ HAKSIZSINIZ!”

    Sayın Milletvekilleri, Pir Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda namaz kılmak serbest diyeceksiniz ama cem yapmayı yasaklayacaksınız. Vallahi haksızsınız. Alevi köylerine cami yapıyor, imam görevlendiriyor ve beş vakit ezan okutuyorsunuz. Vallahi haksızsınız. Türbelerimize, kutsal mekanlarımıza hoparlör takıp ezan okutuyorsunuz, kutsal coğrafyamızı HES, JES, maden arama ve turizm adı altında yok ediyorsunuz. Vallahi haksızsınız.

    “BİRLİKTELİĞE İHTİYACIMIZ VAR”

    Oysa; devletin ve siyasi iktidarın, dine/inanca her türlü müdahalesine zemin olan Diyanet İşleri Başkanlığı yerine ülkemizdeki tüm din, inanç ve mezheplerin temsil edildiği, birbirinin derdine derman olduğu, dara düştüklerinde hep beraber çözüm ürettikleri bir yapı oluşturulmalıdır. Şu anda tam da böyle bir birlikteliğe ihtiyacımız var. Bizler, tartışmasız bir şekilde tanınma, inanç özgürlüğü, eşitliği ve yasal/anayasal düzenlemelerinin yapılmasını istiyoruz. Bunun dışındaki her girişiminiz, asimilasyon ve bizi yok etmeye yönelik politikalarınız olarak görülecektir. Evet yeni bir anayasaya ihtiyaç var. Ancak, şu an var olan Anayasanın ve AİHM’in asgari hükümleri dahi uygulanmıyor. Bu vesileyle Kobani kumpas davasında rehin tutulan ve sevgili Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ nezdinde bütün siyasi arkadaşlarımıza selam gönderiyorum. Pirimiz Hünkar Hacı Bektaş Veli buyurur ki; “Hak güneşten daha zahirdir” diyor. Saygılarımı sunuyorum. Aşk ile.”

    PİRHA/ANKARA

  • Özel Sektör Öğretmenleri eylemlerini sonlandırdı: Yeni dönem bizi bekliyor- VİDEO

    Özel Sektör Öğretmenleri eylemlerini sonlandırdı: Yeni dönem bizi bekliyor- VİDEO

    PİRHA- Öğretmen Sendikası 52 günlük “Eğitim Nöbeti” direnişine ve Öğretmenlik Meslek Kanunu’na ilişkin basın açıklaması yaptı. Direnişin amacına ulaştığını ve sonlandırdıklarını belirten sendika, “Kanunun eğitim sendikalarının talepleri üzerinden tekrar şekillendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu görüşmelerin durdurulmasında başta sendikamızın başlattığı eğitim nöbeti olmak üzere tüm toplumsal kesimlerin tepkilerinin etkili olduğu kanaatindeyiz” dedi. 

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası (Öğretmen Sendikası), 52 gündür Meclis Parkı’nda yürüttükleri ‘Eğitim Nöbeti’ ve Öğretmenlik Meslek Kanunu’na (ÖMK) ilişkin basın açıklaması yaptı.

    Mülkiyeliler Birliği Binası’nda yapılan açıklamada “ÖMK yenilensin taban maaş geri gelsin” yazılı pankart asılırken açıklamayı Öğretmen Sendikası Basın Sekreteri Duygu Ergen okudu. Açıklamaya Sendika Merkez Yürütme Kurulu (MYK) ve sendika üyeleri katıldı.

    “YAŞADIĞIMIZ SORUNLARI ÇÖZMEK HEM İKTİDAR HEM MUHALEFET İÇİN GELECEK KUŞAKLARA BİR BORÇTUR”

    Ergen, Meclis Parkı’nı bir nöbet alanı haline getirdiklerini belirterek, “Talebimiz başta elimizden 2014 yılında alınan taban maaş hakkımızın geri getirilmesi için adım atılması olmak üzere özel öğretim kurumlarında çalışan bizlerin yakıcı taleplerinin milli eğitim bakanlığı yetkilileri, vekiller ve kamuoyunda görünür olması ve tartışılmasıydı. Bu amaç için yola çıktık. 52 gündür ülkenin dört bir yanından Samsun’dan Urfa’ya, Sakarya’dan İzmir’e öğretmenler iradeleriyle tarihe not düşecek bir direnişi örgütlediler. Bir parkı yaşam alanına çevirirken mücadele dersini verdiler. Bu mücadele dersi içinde sendikamız bakanlık ve yetkililerle görüşmelerinde çözüme açık bir hat izledi. Doğrudan Eğitim Bakanı ile iki kez olmak üzere bakanlık yetkilileriyle birçok görüşme gerçekleştirdik. Sadece sorunu tanımlayan bir yerde olmadık. Çözüm yollarımızla yetkililere gittik. Bu çözüm yollarını iktidar muhalefet ayırtmadan tüm partilere götürdük. Var olan sorunun sadece özel sektör öğretmenlerinin sorunu olmadığını bunun eğitimin paydaşları olan veliler, öğrencileri de içine alan bir kaç milyonluk bir insan topluluğunu doğrudan etkilediğini, ürettiğimiz değerin kamusal bir hizmet olması açısından tüm toplumu ilgilendirdiğini birçok kez yineledik. Yaşadığımız sorunları çözmek hem iktidar hem muhalefet için gelecek kuşaklara bir borçtur” dedi.

    “EĞİTİM SENDİKALARININ TALEPLERİ ÜZERİNDEN TEKRAR ŞEKİLLENDİRİLMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ”

    Bu süreçte bakanlığın ve Meclis Eğitim Komisyonu’nun attığı çeşitli adımlar olduğuna dikkat çeken Ergen, “Belki ilk defa eğitim komisyonuna katılan tüm partiler birlikte taleplerimizin yakıcı ve acilen çözülmesi üzerinde bir ortak duyguya sahip oldular, konuyla ilgili tek gündemli bir toplantı yaptılar. Bu tüm memleket için, daha iyi bir geleceği inşa etmek için bir adımdır. Bu sürece emek veren herkese teşekkür ediyoruz. ÖMK görüşmelerinin durdurulmasını da bu anlamda olumlu buluyoruz. Kanunun eğitim sendikalarının talepleri üzerinden tekrar şekillendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu görüşmelerin durdurulmasında başta sendikamızın başlattığı eğitim nöbeti olmak üzere tüm toplumsal kesimlerin tepkilerinin etkili olduğu kanaatindeyiz” diye belirtti.

    “ARTIK HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK”

    Ergen, olumlu adımlara rağmen hala çözülmeyi bekleyen sorunlarının olduğunu söyledi ve şunları ekledi:

    “Bunlardan en yakıcısı ise taban maaş talebimizdir. Yıllardır özel sektör öğretmenlerinin üstünde olan görünmezlik pelerinini kaldırdığımızı görüyoruz. Özel sektör öğretmenlerinin çığlığının toplum gündeminde bir yeri var artık. Duymayan kulak kalmadı, görmeyen göz kalmadı. Nöbetimizin bu anlamda amacına ulaştığını düşünüyor ve 52 gün önce başlattığımız eğitim nöbetini bitiriyoruz. Yeni dönemde sendikamız bu alanda yapılacak çalışmalarda sorumluluk almaya hazırdır. Bizler elimizi taşın altına koyduk. Patronların insafına bırakılmayan bir eğitim sistemi için yola çıktık. Şimdi bakanlık başta olmak üzere tüm yetkililerin de atılan adımların bir sonuca varması için biz burada olacağız. 52 gündür kişisel yaşamlarını bir kenara bırakarak nöbeti yaşatan, büyüten ve tarihe bir ‘Büyük öğretmen nöbetini’ bırakan bütün sendikalı arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Yine bu zaman diliminde kalbi bizlerle atan, maddi/manevi desteğini esirgemeyen dostlarımıza teşekkür ediyoruz. Yeni bir dönem bizi bekliyor. Bu yeni dönemde tüm özel sektör öğretmenlerini sendikasına üye olmaya davet ediyoruz. 350 bin özel sektör öğretmeni adına başlattığımız bu mücadele büyüdükçe taleplerimiz görünür olacaktır. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.”

    PİRHA/ANKARA

  • Eğitim Sen’den hükümete: Öğretmenlik Mesleği Kanunu tamamen geri çekilmeli- VİDEO

    Eğitim Sen’den hükümete: Öğretmenlik Mesleği Kanunu tamamen geri çekilmeli- VİDEO

    PİRHA-Eğitim Sen, Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda gelinen son durumu ve sürece ilişkin açıklama yaptı. Genel Başkanı Kemal Irmak “Öğretmenlik mesleğini itibarsızlaştıran ve emeğimizi değersizleştiren, ekonomik, sosyal ve mesleki hiçbir sorunumuza çözüm üretmeyen, eşit işe eşit ücret ilkesini ortadan kaldıran, kazanılmış haklarımızı zayıflatan, çalışanlar arasında ayrımcılığı ve eşitsizliği derinleştiren bir içeriğe sahip olan Öğretmenlik Mesleği Kanunu görüşmelerinin ertelenmesini değil, tamamen geri çekilmesini talep ediyoruz” dedi.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda gelinen son durumu ve süreci değerlendirmek üzere basın açıklaması yaptı.
    Eğitim Sen Genel Merkezi’nde yapılan açıklamada basın metnini Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak okudu.

    “34. MADDENİN GERİ ÇEKİLECEĞİ BİLGİSİ EĞİTİM EMEKÇİLERİNİN GÖSTERDİĞİ DİRENİŞ SONUCUDUR”

    Millî Eğitim Bakanlığı’nın (MEB), eğitimin bileşenlerinin görüşlerini almadan hazırladığı yeni meslek kanunu görüşmeleri 2 Temmuz Salı gününden itibaren TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlandığını hatırlatan Kemal Irmak, şunları kaydetti:

    “12 Temmuz’a kadar yapılan görüşmeler sonucunda kanunun 22 maddesi bütün eleştiri ve itirazlara rağmen iktidar bloğunun oy çokluğu ile kabul edilmiştir. Eğitimin ana bileşenlerinden birisi olan eğitim ve bilim emekçilerini yok sayan, taleplerine ısrarla kulak tıkayan MEB, sürecin başından bu yana bildiğini okumaya devam etmiştir. Eğitim sendikalarının, halen görevde olan ve atama bekleyen bir milyonu aşkın öğretmenin taleplerini yok sayan Öğretmenlik Mesleği Kanunu’na (ÖMK) karşı demokratik tepkimizi göstermemiz kolluk güçlerince şiddet kullanılarak engellenmiştir. Sendikamız üye ve yöneticilerinin demokratik tepkisini gösterme isteğine polis şiddeti ile karşılık verilmiş ve aralarında MYK üyelerimiz, şube yöneticilerimiz ve üyelerimizin de olduğu çok sayıda arkadaşımız polis tarafından darp ve işkence edilerek gözaltına alınmıştır. Bir milyonu aşkın öğretmeni ve öğretmen olarak atanmayı bekleyen yüzbinlerce meslektaşımızı yakından ilgilendiren Öğretmenlik Mesleği Kanunu’na karşı eleştiri ve itirazlarımıza gösterilen tahammülsüzlük, siyasal iktidarın ve MEB’in karanlık zihniyetini ortaya koymuştur.
    Milli Egemenlik Parkı’nda sürdürdüğümüz oturma eylemimiz, Öğretmenlik Mesleği Kanunu’nun Meclis Genel Kurulu’nda görüşüldüğü süre boyunca kesintisiz devam etmiştir. Günlerce üye ve yöneticilerimizle bu kanun tasarısına karşı sürdürdüğümüz mücadele sonuç vermiştir. Kanun taslağında birkaç maddede yapılan değişiklikler, iş güvencemiz açısından önemli bir tehdit oluşturan 34. maddenin geri çekileceği bilgisi eğitim emekçilerinin alanda gösterdiği direniş ve mücadelenin sonucudur.”

    “KANUN TASLAĞI, MESLEK KANUNU OLMAKTAN ÇOK UZAKTIR”

    Kemal Irmak, Öğretmenlik Mesleği Kanunu’nun görüşmelerinin ertelenmesini değil, tamamen geri çekilmesini talep ettiklerini belirtti.

    Irmak, şöyle devam etti:

    “Eğitim emekçilerinin çalışma ve yaşam koşullarını tek taraflı düzenleyen, haklarımızı ve taleplerimizi içermeyen meslek kanunu görüşmelerine 16 Temmuz Salı gününe kadar ara verildiği açıklandıktan sonra, yürütmüş olduğumuz mücadele ve kamuoyunun tepkisinin bir sonucu olarak Öğretmenlik Mesleği Kanunu ile ilgili Meclis Genel Kurulu’nda yapılan görüşmelerin yeni yasama yılına kadar ertelendiği açıklanmıştır. Bu bir zamana yayarak oyalama ve bizi yorma taktiği olarak geliştirilen bir hamle ise, boşuna bir hamle olduğunu buradan AKP’ye söylemek isteriz. Her defasında yeniden başlamaktan ne yorulur ne yılarız. Çünkü her yeni sıfırdan başlamak değil, birikmiş tecrübelerle başlamaktır. Ve Eğitim Sen denilince, KESK denilince eylemde tecrübe akla gelir.

    Öğretmenlik mesleğini itibarsızlaştıran ve emeğimizi değersizleştiren, ekonomik, sosyal ve mesleki hiçbir sorunumuza çözüm üretmeyen, eşit işe eşit ücret ilkesini ortadan kaldıran, kazanılmış haklarımızı zayıflatan, çalışanlar arasında ayrımcılığı ve eşitsizliği derinleştiren bir içeriğe sahip olan Öğretmenlik Mesleği Kanunu görüşmelerinin ertelenmesini değil, tamamen geri çekilmesini talep ediyoruz. Eğitim Sen olarak yetkilileri bir kez daha uyarıyoruz: bu kanun taslağı gerek hazırlanış biçimi gerekse sınırlı içeriği açısından meslek kanunu olmaktan çok uzaktır. Öğretmenlik mesleği gibi 19 milyonu aşkın öğrencinin eğitim hakkını ve bir milyonun üzerindeki öğretmenin mesleğini, çalışma koşullarını, ekonomik ve özlük haklarını böylesine sığ ve dar bir çerçevede düzenlemek doğru değildir.”

    “KAPSAYICI BİR MESLEK KANUNU HAZIRLANMALIDIR”

    “Milli Eğitim Bakanlığı gerçek bir meslek kanunu hazırlamak istiyorsa ILO ve UNESCO ortak belgesi olan; ‘Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi’ metni esas alınmalıdır” diyen Kemal Irmak, “Sadece öğretmenlerin değil tüm eğitim emekçilerinin ekonomik, demokratik, özlük haklarını iyileştirmek amaçlanmalı, mevcut hakları koruyan, eşit işe eşit ücret ilkesine dayanan, adil ve kapsayıcı bir meslek kanunu hazırlanmalıdır” diye belirtti.

    Irmak, “Siyasi iktidarı ve MEB’i öğretmenlerin sesine kulak vermeye, gerçek bir meslek kanunu için tüm bileşenlerle birlikte çalışmaya davet ediyoruz. Ve biz elbette ki susmayacağız. Ne ÇEDES uygulamalarında ne MESEM uygulamalarında, ne yeni müfredatta ve ne de ÖMK’de… Çünkü yaptığımız eylemlerden, söylediğimiz sözlerden çok; bu örgütlü kötülük karşısında sustuklarımızdan sorumlu tutar tarih bizi. Ve gelecek kuşaklar yargılar bizi. Susmadan, yılmadan, korkmadan mücadeleye devam edeceğiz. Hileleriniz, şiddetiniz, barikatınız bize vız gelir vız…” diye ekledi.

    PİRHA/ANKARA

  • KESK Dersim Şubeler Platformu: Öğretmenlik Meslek Kanunu geri çekilsin-VİDEO

    KESK Dersim Şubeler Platformu: Öğretmenlik Meslek Kanunu geri çekilsin-VİDEO

    PİRHA-KESK Dersim Şubeler Platformu, Öğretmenlik Meslek Kanunu’na ilişkin açıklama yaptı. İktidarın Öğretmenlik Meslek Kanununu sessiz sedasız Meclis’ten geçirmek istediği belirtilen açıklamada, “Tüm eğitim emekçilerinin ekonomik, demokratik, özlük haklarını iyileştirmeyi amaçlayan öğretmenlerin haklarını koruyacak, eşit işe eşit ücret ilkesine dayanan, adil ve kapsayıcı bir meslek kanununu hep beraber hazırlayalım” denildi.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) üyesi öğretmenler, AKP-MHP tarafından Meclis’e sunulan ve Genel Kurul’da görüşülen Öğretmenlik Meslek Kanunu’na karşı eylemde.

    KESK Dersim Şubeler Platformu, Öğretmenlik Meslek Kanunu’na ilişkin Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada, ‘Öğretmenlerin sesine kulak verin, ÖMK’yi derhal geri çekin’ pankartı açıldı. KESK Dersim Şubeler Platformu adına açıklamayı Eğitim-Sen Şube Sekreteri İlhan Öner okudu.

    “KANUN TEKLİFİ, ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİ DEĞERSİZLEŞTİRMEKTE”

    Ankara Kızılay’da iktidarın eğitim ve bilim emekçilerine, sendikamız Eğitim-Sen yönetici ve üyelerine yapılan saldırıyı ve demokratik haklarımızı kullanmamızı engellenmesini şiddetle kınadıklarını belirterek sözlerine başlayan İlhan Öner, “Toplumsal ilişkileri ve geleceğimizi kendi ideolojik referanslarına göre şekillendirmeyi hedefleyen Öğretmenlik Meslek Kanununu sessiz sedasız Meclis’ten geçirmek istiyorlar. Sendikamız EĞİTİM SEN Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) gündeme getirildiği günden bu yana teklifinin tehlikelerine ve iktidarın teklifle neleri hedeflediğine dikkat çekmektedir. İktidara ve Milli eğitim Bakanlığına uyarılarda bulunmaktadır. Ancak AKP+MHP iktidar bloğu uyarıları ve eleştirileri dikkate almadığı gibi cemaatlerin, tarikatların isteklerine göre hareket etmektedir. Yasa teklifinin hazırlanma sürecinde yandaş sendikalar dışında kimsenin düşünce ve önerileri alınmamış, eleştirilere kulaklar tıkanmış, Bakanlık bildiğini okumuştur. Kanun teklifi öğretmenlik mesleğini değersizleştirmekte, öğretmenlerin iş güvencesini ciddi anlamda tehdit etmekte, eğitim fakültelerinden mezun olmayı ayrıntıya indirgeyip kurulacak Eğitim Akademileri üzerinden AKP kadrolarını yetiştirmeyi hedeflemektedir” dedi.

    “KAPSAYICI BİR MESLEK KANUNU HEP BERABER HAZIRLAYALIM”

    İktidara Öğretmenlik Meslek Kanunu’nu geri çekme çağrısında bulunduklarını ifade eden Öner, “Gerçek bir meslek kanunu hazırlamak istiyorsanız, ILO ve UNESCO ortak belgesi olan; “Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi” metnini esas alın. 5 Ekim 1966 yılında kabul edilen ve Türkiye tarafından da onaylanan bu tavsiye kararı, öğretmenlerin toplumsal statüsüne yönelik olarak bugüne kadar atılmış en önemli ve kapsamlı adımdır. Bu metin dikkate alınmadan hazırlanan bir Meslek Kanununu kabul etmemiz mümkün değildir. Gelin tüm eğitim emekçilerinin ekonomik, demokratik, özlük haklarını iyileştirmeyi amaçlayan öğretmenlerin haklarını koruyacak, eşit işe eşit ücret ilkesine dayanan, adil ve kapsayıcı bir meslek kanununu hep beraber hazırlayalım” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Milletvekili Konukçu: İktidar kamuda güvencesiz çalıştırma formülünü uyguluyor- VİDEO

    Milletvekili Konukçu: İktidar kamuda güvencesiz çalıştırma formülünü uyguluyor- VİDEO

    PİRHA – Öğretmenlik Mesleği Kanun Teklifi hakkında meclis kürsüsünde konuşma yapan DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, “Biz bu kanun teklifinde kamuda güvencesiz çalıştırma meselesinin çok açık bir şekilde uygulama formülünü görüyoruz” dedi. AKP’nin yeni müfredatını da eleştiren Konukçu, “Din eğitimine 572 sayfa ayrılırken felsefeye sadece 67 sayfa ayrıldığını görüyoruz. Bu müfredat da kesinlikle pedagojik olmayan çok ideolojik olan bir müfredat olarak karşımıza çıkıyor” ifadelerini kullandı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi(DEM Parti) İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu,“Öğretmenlik Mesleği Kanun Teklifi” hakkında mecliste konuşma yaptı.

    “İKTİDAR, TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ YARATARAK TOPLUMU YENİDEN ŞEKİLLENDİRMEYE ÇALIŞIYOR”

    Konukçu, eğitim politikalarında hızla özelleştirmelerin gündeme geldiğini ve gün geçtikçe eğitimde özel okulların sayısının arttığını, piyasacı anlayışla eğitimin yeniden şekillendirildiğini ve toplumu yeniden şekillendirme adına iktidarın kendi istediği yaklaşımlarını gördüklerini dile getirdi.

    Konukçu, “Burada karşımıza çıkan en somut şey 2012 yılında uygulanmaya başlanan 4+4+4 olarak ifade edilen bir eğitim sistemiyle birlikte eğitimde tekçi anlayışın dini açıdan da kendini çok somut bir şekilde ortaya koydu. Örneğin, 12 yıllık temel eğitim sisteminin 9 yılında okutulan ve toplam 1086 sayfadan oluşan ders kitaplarında Alevilik ve Bektaşilik toplam 16 sayfa yer bulabilmiş. Buradan anladığımız üzere Milli Eğitim müfredatında çok açık bir şekilde tek din, tek milliyet üzerinden bir şekillendirme görüyoruz” dedi.

    “MESEM’LERDE ÇOCUKLAR ÖLÜYOR SAYIN VEKİLLER!”

    Milletvekili Konukçu konuşmasına şöyle devam etti:

    “Öğretmenlik Mesleği Kanun Teklifide toplumu yeniden şekillendirme anlayışının bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. Bu yeniden şekillendirme anlayışını biz yakın süreçte ÇEDES ve MESEM’lerle gördük. Bu projeyi uygulayabilmek için manevi danışman adı altında din görevlileri kadroya alınarak atanıyor, görevlendiriliyor. Çok istedikleri kindar, dindar, itaatkar bir nesil yetiştirme projesini hayata geçirebilmek için ÇEDES’leri hayata geçirdiler. Ardından hemen yanı sıra MESEM’ler uygulanmaya başlandı. Güzel güzel anlatılıyor MESEM’ler ancak MESEM’lerde çocuklar ölüyor sayın vekiller! 10-12 yaşındaki çocuklar, denetimsiz şekilde uygulanan bu MESEM’lerde hayatını kaybediyorlar.

    “TÜRKİYE YÜZYILI MAARİF MODELİ MÜFREDATI İDEOLOJİKTİR”

    Hemen arkasından Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli diye bir müfredat geldi. Bütün bunları uygulayabilmek için müfredatı değiştirmek gerekiyordu. Bu müfredata baktığımızda da din eğitimine 572 sayfa ayrılırken felsefeye sadece 67 sayfa ayrıldığını görüyoruz. Tarikatların okullarla ilişiğinin oluşturulabilmesi için çok açık yaklaşımların olduğunu görüyoruz. Bu müfredat da kesinlikle pedagojik olmayan çok ideolojik olan bir müfredat olarak karşımıza çıkıyor.

    KAMUDA GÜVENCESİZ ÇALIŞTIRMA VURGUSU

    Öğretmenleri de bu projeler kapsamında görevlendirebilmemiz, şekillendirebilmemiz, en başta da eleyebilmemiz gerekiyor diye düşünmüşler anladığımız kadarıyla. Çünkü ‘Öğretmenlik Mesleği Kanun Teklifi’ diye bize sundukları bu teklif de ağırlıklı olarak karşımıza çıkan bir akademi görüyoruz. Akademiye geldiklerinde de iş bitmeyecek akademideyken çalıştıkları okullarda 14 bin lira ile çalışacaklar. Sadece sağlık sigortaları yapılacak. Ve 3 dönem ile 4 dönem arasında bir eğitime tabi tutulacaklar. Akademinin sonunda tekrar yazılı sınav, tekrar mülakat. Zaten mülakatın ne anlama geldiğini biz çok iyi biliyoruz. Mülakat demek benim ideolojime uygun musun değil misin yaklaşımıdır. Biz bu kanun teklifinde kamuda güvencesiz çalıştırma meselesinin çok açık bir şekilde uygulama formülünü görüyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Eğitim Sen üyesi 15 öğretmen gözaltına alındı

    Eğitim Sen üyesi 15 öğretmen gözaltına alındı

    PİRHA – Meclis’te görüşmeleri başlanan Öğretmenlik Meslek Kanunu’na karşı eylemde olan Eğitim Sen üyesi 15 öğretmen işkenceyle gözaltına alındı.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) üyesi öğretmenler, AKP-MHP tarafından Meclis’e sunulan ve Genel Kurul’da görüşülen Öğretmenlik Meslek Kanunu’na karşı eylemde.

    Eğitim Bakanlığı önünden Meclis’e yürümek isteyen öğretmenlerin önü polis tarafından kesildi. Polisin engellemesi ardından öğretmenler oturma eylemi kararı aldı. Ancak bu sırada polis, Eğitim İş üyesi öğretmenlerin Meclis’ten Kızılay’a düzenlemek istediği yürüyüşe izin verdi.

    GÖZALTINA ALINDILAR

    Aynı talep ile eylemde olan Eğitim Sen üyelerine izin verilmemesi üzerine öğretmenler, oturma eylemini sonlandırarak Bakanlık önünden tekrar Meclis’e yürüme kararı aldı. Ancak polis bir kez daha öğretmenlerin önünü kesti. Öğretmenler bu kez de Güvenpark’a doğru yürürken önleri kesildi ve polis burada öğretmenlere gözaltı anonsunda bulunarak barikatı kaldırdı. Barikatı kaldıran polis, yürümek için kol kola giren öğretmenlere biber gazıyla saldırdı. 15 öğretmen darp edilerek gözaltına alındı. Yakın mesafeden biber gazına maruz kalan bazı öğretmenler fenalaşırken birçok öğretmen ise darp edildi.

    “SONUNA KADAR DİRENECEĞİZ”

    Yaşananların ardından yürümeye devam eden öğretmenlerin önü bu kez de Güvenpark çıkışında kesildi. Burada açıklama yapan öğretmenler Meclis Parkına doğru geçiş yaptı. Yapılan açıklamada konuşan Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, “Polisler inatçı ise biz daha da inatçıyız. Sonuna kadar direneceğiz. Gözaltına alınan arkadaşlarımızı geri alacağız” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Taleplerimizi savunmaya devam edecek, baskı ve tehditlere boyun eğmeyeceğiz’

    ‘Taleplerimizi savunmaya devam edecek, baskı ve tehditlere boyun eğmeyeceğiz’

    PİRHA – Eğitim Sen, Öğretmenlik Meslek Kanunu’na ilişkin Anayasa Mahkemesi önünde eylem yapan sendikacıların gözaltına alınmasına karşı basın açıklaması düzenleyerek “haklı taleplerimizi her türlü baskı ve engellere rağmen savunmaya devam edeceğiz” mesajını verdi.

    Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun Anayasa Mahkemesi (AYM) gündemine gelmesi üzerine ‘Meslek nöbeti’nde bulunmak isteyen sendika yöneticilerine polis sert müdahalede bulunmuştu. ‘Meslek Nöbeti’ adı altında AYM önünde eylem yapmak isteyen 5 sendikacı gözaltına alındı. Sağlık kontrollerinin ardından sendika yöneticileri serbest bırakılırken, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Anayasa Mahkemesi önünde yaşananlara ilişkin Eğitim Sen Genel Merkezinde basın toplantısı düzenledi.

    BASKI VE TEHDİTLERE BOYUN EĞMEYECEĞİZ”

    Eğitim Sen Genel Sekreteri İkram Atabay, yaptığı açıklama “Meslek onuruna sahip çıkmak isterken aym önünde gözaltına alınanlar derhal serbest bırakılmalıdır” dedi. Atabay, Anayasa Mahkemesi’nin, Anayasa’ya aykırı düzenlemeler içerdiğini belirttiği Öğretmenlik Meslek Kanunu’nu bugün esastan görüşmeye başladığını aktardı. İkram Atabay, “AYM’nin hukuka uygun bir karar vermesi beklenmektedir” diyerek şu açıklamayı yaptı:

    “Merkez Yürütme Kurulu üyelerimiz, diğer sendikaların genel başkanları ve MYK üyeleri ile birlikte Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun görüşüleceği Anayasa Mahkemesi önünde bugün sabah saatlerinden itibaren ‘Meslek Nöbeti’ tutmak için bir araya gelmiş, Anayasa Mahkemesi’ni öğretmenlerin sesini duymaya ve ÖMK’yi iptal etmeye çağırmıştır.

    AYM önünde ‘Meslek Nöbeti’ tutmak için bir araya gelen sendika başkan ve yöneticilerinin taleplerini demokratik bir şekilde ifade etmesine izin vermeyen emniyet güçleri tarafından bir saldırı gerçekleştirilmiştir. Aralarında Merkez Yürütme Kurulu üyelerimiz Ahmet Karagöz ve Simge Yardım’ın da bulunduğu çok sayıda sendika yöneticisi, ters kelepçe yapılarak gözaltına almıştır.

    Ülkemizde yıllardır uygulanan, özellikle son yıllarda belirgin bir şekilde artan yıldırma ve korkutma amaçlı saldırıların son hedefi yüz binlerce eğitim emekçisi adına AYM önünde toplanan sendika yöneticileri olmuştur. Siyasi iktidarın, kendileri gibi düşünmeyen, haksız ve adaletsiz uygulamalar karşısında itiraz eden, sesini yükseltenlere karşı gösterdiği tahammülsüzlük son dönemde öylesine artmıştır ki, iktidarın ve onun uzantılarının baskıcı politikaları artan şiddet ve gözaltılar ile sürdürülmektedir.

    En doğal ve demokratik haklarımızı kullanmamızın yasa dışı bir şekilde engellenmesi ve sendika yöneticilerinin ters kelepçe ile gözaltına alınması kabul edilemez. Bu antidemokratik uygulamalara son verilmeli, arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır. Kendilerini hukukun ve kanunların üzerinde sananlar şunu çok iyi bilmelidir ki, haklı taleplerimizi her türlü baskı ve engellere rağmen savunmaya devam edecek, baskı ve tehditlere boyun eğmeyeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:

    -AYM önünde eğitimcilere sert müdahale: çok sayıda gözaltı var-VİDEO

     

  • AYM önünde eğitimcilere sert müdahale: çok sayıda gözaltı var-VİDEO

    AYM önünde eğitimcilere sert müdahale: çok sayıda gözaltı var-VİDEO

    PİRHA- Anayasa Mahkemesi’nde görüşülmeye başlanılan Öğretmenlik Meslek Kanunu’na ilişkin eğitim sendikalarının AYM önünde yapmak istediği nöbet eylemine polis müdahale etti. 5 sendika yöneticisi gözaltına alındı.

    Öğretmenler arasında iş barışını bozacağı söylenen Öğretmenlik Meslek Kanunu‘na ilişkin eğitimcilerin itirazları sürüyor.

    15 Sendika temsilcisi saat 10.00 itibarıyla Anayasa Mahkemesi (AYM) önünde kanunun iptal edilmesi için nöbet eylemi yapmak istedi. Yoğun polis önleminin alındığı Anayasa Mahkemesi çevresinde eğitimcilerin eylem ve açıklama yapmasına izin verilmedi.

    Polis müdahalesi sonucu 5 sendika yöneticisi gözaltına alındı. Gazetecilerin çekim yapmasına da izin vermeyen polisler kalkanlarla kameraların önüne engel oldu.

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Tüm eğitim emekçilerinin hakları ve taleplerini güvence altına alan yeni bir kanun yapılmalıdır’-VİDEO

    ‘Tüm eğitim emekçilerinin hakları ve taleplerini güvence altına alan yeni bir kanun yapılmalıdır’-VİDEO

    PİRHA-Eğitim-Sen Antalya Şubesi, Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun geri çekilmesi talebiyle Attalos Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, “Gerçek bir meslek kanunu hazırlanmak isteniyorsa “Öğretmenlerin Statüsü Tavsiye Kararı” temel alınmalı, sadece öğretmenlerin değil tüm eğitim emekçilerinin hakları ve taleplerini güvence altına alan yeni bir kanun yapılmalıdır” denildi.

    3 Şubat 2022’de Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) Yasası çıktı. 13 maddeden oluşan bu yasa, eğitim alanındaki emekçilere zarar vereceği gerekçesi ile tepkiyle karşılandı.

    Öğretmenlik Meslek Kanunu ile ilgili CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne yürütmenin durdurulması talebiyle yapmış olduğu müracaat 9 Kasım Çarşamba günü görüşülecek.

    Eğitim-Sen Antalya Şubesi, Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun geri çekilmesi talebiyle Attalos Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Eğitim-Sen Antalya Şube Başkanı Nurettin Sönmez okudu.

    “AYM’NİN VERECEĞİ KARAR ÖNEMLİDİR”

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın Öğretmenlik Meslek Kanunu’na ilişkin bütün eleştirilere kulaklarını tıkayarak bildiğini okumaya devam ettiğini söyleyen Sönmez, “Anayasa Mahkemesi, Anayasa’ya aykırı düzenlemeler içeren ÖMK’yi 9 Kasım 2022 Çarşamba günü esastan görüşecektir. Eğitim emekçilerinin beklentisi, ÖMK’de yer alan ekonomik iyileştirmelerin bütün eğitim ve bilim emekçilerine ayrımsız ve eşit bir şekilde uygulanması, öğretmenleri ayrıştıran ve ‘eşit işe eşit ücret’ ilkesiyle çelişen her türlü uygulamaya derhal son verilmesidir. Bu anlamda AYM’nin vereceği karar önemlidir” dedi.

    “EĞİTİM EMEKÇİLERİNİN HAKLARINI GÜVENCE ALTINA ALAN YENİ BİR KANUN YAPILMALIDIR”

    Eğitim kurumlarında çalışan tüm eğitim ve bilim emekçilerinin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini savunduklarını belirten Sönmez, “Nitelikli eğitim için öğretmenler kadar emeği olan idari ve teknik personel, yardımcı hizmetliler sınıfı ve 4-B statüsünde çalışan eğitim emekçilerinin hakları ve talepleri de dikkate alınmalıdır. Öğretmenler için düşünülen iyileştirmeler, tüm eğitim ve bilim emekçisi arkadaşlarımızın çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi ile birlikte ele alındığında anlamlı olacaktır. Gerçek bir meslek kanunu hazırlanmak isteniyorsa “Öğretmenlerin Statüsü Tavsiye Kararı” temel alınmalı, sadece öğretmenlerin değil tüm eğitim emekçilerinin hakları ve taleplerini güvence altına alan yeni bir kanun yapılmalıdır” diye konuştu.

    PİRHA/ANTALYA

  • CHP’li Kaya’dan Anayasa Mahkemesi’ne çağrı: Yüzbinlerce öğretmenin talebine sessiz kalmayın-VİDEO

    CHP’li Kaya’dan Anayasa Mahkemesi’ne çağrı: Yüzbinlerce öğretmenin talebine sessiz kalmayın-VİDEO

    PİRHA-Öğretmenlik Meslek Kanunu ile ilgili CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne yürütmenin durdurulması talebiyle yapmış olduğu müracaat 9 Kasım Çarşamba günü görüşülecek. Anayasa mahkemesi başkanı ve üyelerine çağrı yapan CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, “Elinizi vicdanınıza koyun 1 milyon 250 bin öğretmen sizin yürütmeyi durdurma talebini onaylamanızı bekliyor. Çünkü öğretmenler uzmanlık veya başöğretmenlik gibi uygulamanın doğru olmadığını ve kabul etmediklerini haykırıyorlar” dedi.

    3 Şubat 2022’de Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) Yasası çıktı. 13 maddeden oluşan bu yasa, eğitim alanındaki emekçilere zarar vereceği gerekçesi ile tepkiyle karşılandı.

    Türkiye’nin dört bir tarafında Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun geri çekilmesi için 2 Kasım’da öğretmenler iş bırakma eylemi gerçekleştirdi.

    Öğretmenlik Meslek Kanunu ile ilgili CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne yürütmenin durdurulması talebiyle yapmış olduğu müracaat 9 Kasım Çarşamba günü görüşülecek. CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, sanal medya hesabından yaptığı konuşmada Anayasa mahkemesi başkanı ve üyelerine çağrı yaptı.

    “ÖĞRETMENLER YÜRÜTMEYİ DURDURMA TALEBİNİN ONAYLANMASINI BEKLİYOR”

    Öğretmenlik Meslek Kanunu ile ilgili CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne yürütmenin durdurulması talebiyle yapmış olduğu müracaatın 9 Kasım Çarşamba günü görüşüleceğini söyleyen Kaya, “Bir eğitimci olarak Anayasa mahkemesi başkanı ve üyelerine çağrı yapıyorum elinizi vicdanınıza koyun 1 milyon 250 bin öğretmen sizin yürütmeyi durdurma talebini onaylamanızı bekliyor. Çünkü öğretmenler uzmanlık veya başöğretmenlik gibi uygulamanın doğru olmadığını ve kabul etmediklerini haykırıyorlar. Yüzbinlerce öğretmenin bu talebine sessiz kalmayın” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Öğretmenler, tek ses olarak ülke genelinde derslere girmeyecek!-VİDEO

    Öğretmenler, tek ses olarak ülke genelinde derslere girmeyecek!-VİDEO

    PİRHA – Eğitim Sen Genel Başkanı Prof. Dr. Nejla Kurul, Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun geri çekilmesi için 2 Kasım’da yapacakları iş bırakma eylemine ilişkin konuştu. Kurul, “Okul içerisinde çalışma barışını bozan bir meslek kanunu ile karşı karşıyayız. Öğrencilerimize, öğretmenlere, diğer eğitim çalışanları ve velilerimize doğrudan olumsuz etkileri söz konusu” dedi. 

    3 Şubat 2022’de Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) Yasası çıktı. 13 maddeden oluşan bu yasa, eğitim alanındaki emekçilere zarar vereceği gerekçesi ile tepkiyle karşılandı.

    Tüm muhalif partilerin itirazlarına rağmen yasa Meclis’ten geçti. Söz konusu yasanın, ayrımcılığın önünü açacağını ifade eden Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) liyakat dışı atamalara yol açılacağı, öğretmenleri kendi içinde ‘ücretli, sözleşmeli ve kadrolu öğretmenler’ diye 3 parçaya ayıracağını vurguladı.

    “ÇALIŞMA BARIŞIMIZ İÇİN ÖMK İPTAL EDİLSİN”

    Eğitim Sen Genel Başkanı Prof. Dr. Nejla Kurul, Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) Yasası’nın ciddi sorunlar barındırdığını belirterek, “Bir yasanın, öğretmenlerin ekonomik, demokratik ve özlük haklarını ilerletmesi lazım. Ancak eğitim tarihine baktığımızda öğretmenlere ilk kez bir yasa bu kadar ayrımcı bir biçimde uygulama alanı açmış oluyor” uyarısında bulundu. Prof. Dr. Nejla Kurul, 19 Kasım’da yapılacak sınava da işaret ederek yasanın detayları hakkında şu bildileri verdi:

    “Öğretmenlerimize kendi içinde kadrolu ve güvenceli olmaksızın aynı zamanda ücretli ve sözleşmeli öğretmenleri düşündüğümüzde kadrolu ve güvenceli olması gereken öğretmenleri de bir sınav yaparak, maaş artışını sınava bağlayan, yıllarca emek vermiş öğretmenlerimizi bir sınavla ‘yeterli olanlar’ ve ‘yeterli olmayanlar’ olarak ayrıştırıp yeterli olanlara ‘Uzmanlık’ ve ‘Başöğretmen’ unvanı vererek maaş artışı getiren bir yasa ile karşı karşıyayız.
    19 Kasım’da sınav yapılacak bu sınavın da aynı zamanda öğretmenleri bölen, parçalayan ve maaş artışını bu sınavın sonucuna göre değerlendiren bir düzenleme olduğu fark edildi. Öğretmenler, tek ses olarak ÖMK’ya karşı itirazlarını açık biçimde ortaya koydu. Eğitim Sen olarak alanlarda 81 ilin hemen hemen her birinde, yazın sıcağında açıklamalar yaptık. Milli Eğitim Bakanlığı önünde basın açıklaması yapmak istedik ancak genel merkezimiz abluka altına alındı ve sözümüzü bakanlığın kıyısında söylememiz dahi engellendi.
    Kamu vicdanını yaralayan, eğitim emekçilerinin geçinememe sorununu çözmeyen bu yasa karşısında konuşmak istiyoruz. Ancak izin vermiyorlar. Alanlardan sesleniyoruz bunu dinlemiyorlar.

    15 Ekim’de binlerce öğretmenin katıldığı bir miting gerçekleştirdik ve o gün dedik ki ‘Emeğimiz, onurumuz ve çalışma barışımız için Öğretmenlik Meslek Kanunu iptal edilsin. Yeni bir yasal düzenleme için katılımcı bir anlayışla hazırlanacak bir süreç başlatalım’ dedik. Fakat buna da ses soluk olunmadı.”

    “ÖĞRETMENLERİMİZ, MÜLAKAT VE KEYFİ UYGULAMALARLA KARŞILAŞACAK”

    Nejla Kurul, ÖMK Yasasının iptal edilmesi için tüm eğitim sendikalarına çağrılar yaptıklarını ve birlikte yol aldıklarını da belirtti. Elliye yakın eğitim sendikası içerisinde 14 sendika olarak 15 Ekim’de Ankara’da yapılan miting öncesi ortak bir karar tutanağına imza atıldığını söyleyen Kurul, şöyle devam etti:

    “O imzamızda ‘ÖMK iptal edilsin’ vardı. Tutanakta aynı zamanda, yüksek bir enflasyon yaşıyoruz, eşit işe eşit ücret anlayışını dikkate alarak tüm emekçilerin yoksulluk sınırı üzerinde ücret almaları için eğitim öğretime hazırlık ödeneğinin yılda bir kez bir maaş tutarında ödenmesi için taleplerimizi ifade ettik. Ayrıca öğretmenlerin ‘Ücretli, Sözleşmeli’ olarak ayrıştırılmaması gerektiğini, kariyer basamaklarının bu yasanın çekilmesi ile birlikte ortadan kaldırılması gerektiğini belirten, öğretmenlerimizin tamamı için kadrolu, güvenceli bir istihdamın kesinlikle gerekli olduğunun altını çizdik.
    Bu yasa ile birlikte illerde İl Değerlendirme Kurulları’nı oluşturdular. Genç öğretmenlerimiz, mülakat ve keyfi uygulamalarla karşılaşacak. O yüzden dedik ki mülakatlar ortadan kalksın.”

    “EĞİTİM TARİHİNDE ÖĞRETMENLERİNE AYRIMCILIK YAPAN TEK YASA”

    Eğitim Sen Genel Başkanı Kurul, Enflasyon artışı nedeniyle eğitim emekçilerinin barınmadan birçok ihtiyaca kadar güçlük çektiğini vurgulayarak, “İstanbul’da kiralar 5.000’den başlıyor 15.000’e kadar çıkıyor. Ama öğretmenlerimizin maaşı artık neredeyse 3’te ikisini karşılayabiliyor. Peki yaklaşan kış var. Öğretmenlerimiz bu yüksek doğalgaz fiyatları karşısında nasıl ısınacaklar? Bu yüzden ÖMK’ya karşı itirazlarımız bu bağlamda gelişti. Şunu açıkça ifade edebilirim ki eğitim tarihinde öğretmenlerine ayrımcılık yapan, eşitsizlik üreten, tahakküm yaratan tek yasa bu yasadır. Öğretmenleri ‘Düz öğretmen, Uzman öğretmen ve Başöğretmen’ olarak hiyerarşiye tabi tutmak, onlar arasında maaşta eşitsizliğe yol açmak öğretmenlik mesleğini değersizleştiren, öğretmenin onurunu inciten bir konu.”

    ÖMK YASASI SADECE ÖĞRETMENLERİ ETKİLEMİYOR! 

    Nejla Kurul, söz konusu yasanın sadece öğretmenleri etkilemeyeceğini de söyleyerek şöyle devam etti:

    “Öğrenci ve veliler arasında da ayrımcılığa yol açacak bir yasadır. Örneğin çocuğunuzu bir sınıfa kaydetmeye gittiniz. 3 öğretmenle karşılaştınız. Diyeceksiniz ki ‘Bakanlık diyor ki başöğretmen daha yeterliymiş’. Müdür ise şunu demek zorunda kalacak ‘Hayır bütün öğretmenlerimiz nitelikli’. Ama veli şunu sormak zorunda kalacak ‘Ama başöğretmenin yeterli olduğunu söylüyor ve yüksek ücret ödüyorsunuz.’

    Bu bağlamda çocuklarını başöğretmende okutmak isteme durumu ortaya çıkacak ve Okul Aile Birliklerini devreye sokma gibi eğitimi ticarileştiren bir sürecin de önünü açacağı için sorunlu bir yasa.
    Okul içerisinde çalışma barışını bozan bir meslek kanunu ile karşı karşıyayız. Öğrencilerimize, öğretmenlere, diğer eğitim çalışanları ve velilerimize doğrudan olumsuz etkileri söz konusu. Bu yüzden ÖMK’nın geri çekilmesini talep ediyoruz.”

    YASA YARGIYA TAŞINDI!

    Prof. Dr. Nejla Kurul, söz konusu yasa sebebiyle hukuk sürecinin de işletildiğini belirterek şöyle devam etti:

    “Bu süreç ayrıca şu an yargıda. Cumhuriyet Halk Partisi, Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Ama daha karara bağlanmadı. Ancak Anayasa Mahkemesi ‘esastan görüşme’ kararı aldı. Yanı sıra bizler de Danıştay’a başvurduk ancak Danıştay bunu henüz bir karara bağlamadı. Ama yürütme organı olan Eğitim Bakanlığı çok hızlı biçimde bu yasanın hayata geçirmesini sağlayacak düzenlemeleri başlattı.
    Önümüzde bir gün var. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan ciddi bir adım atmasını bekliyoruz. Somut bir adım atılmazsa 2 Kasım’da eğitim hizmetini üretmeyeceğiz. Ve derdimizi bu kez daha güçlü bir biçimde hem velilerimize hem bu sürece katılmayan eğitim emekçilerine hem de tüm kamu emekçilerine daha yüksek sesle anlatacağız. Bu eylemin ardından ne yapacağımız konusunda yeniden buluşup, sonraki süreçte nasıl bir mücadeleyi yürüteceğimize de ortak biçimde karar vereceğiz.”

    “OKUL YÖNETİCİLERİNİ, MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLERİNİ UYARIYORUZ”

    İş bırakma konusunda eğitimcilerin kaygı ve korku içerisinde olmamaları gerektiğine de vurgu yapan Necla Kurul şu cümlelerle sözlerine son verdi:

    “Öğretmenlerimiz öncelikle iş bırakmanın yasal ve meşru bir hak olduğunu bilmeliler. Çünkü çok net biçimde söz, söylem kurduk, alanlardan sesimizi duyurduk ama sesimizi duymuyorlar! O yüzden iş bırakma bizim en temel haklarımızdan birisi. Ayrıca da yasal. Bir yandan İLO sözleşmeleri bu hakkı bize veriyor. Anayasamıza göre İLO sözleşmelerindeki maddelerle Türkiye’nin imzaladığı sözleşmelerdeki maddeler, iç hukuk çelişkiye düştüğünde uluslararası sözleşme geçerlidir. Buradan okul yöneticilerini, il ve ilçe milli eğitim müdürlerini de uyarıyoruz; bu bizim yasal ve meşru hakkımız. Kaygılanmaya, korkmaya gerek yok. Ağlamayana meme yok. Okullarımızda öğretmenlerimizin çekinmesini gerektirecek bir durum yok.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Öğretmenlerden iktidara uyarı: Taleplerimiz karşılanmazsa iş bırakacağız

    Öğretmenlerden iktidara uyarı: Taleplerimiz karşılanmazsa iş bırakacağız

    PİRHA- Taleplerinin karşılanması için Ankara’da bir araya gelen eğitim emekçileri, taleplerine dair bir düzenleme yapılmaması durumunda 2 Kasım’da iş bırakma eylemi yapacaklarını belirtti. Eğitim Sen Genel Başkanı Necla Kurul yaptığı konuşmada, “Yanlış Öğretmenlik Meslek Kanunu iptal edilmelidir” dedi.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası’nın (Eğitim Sen) çağrısıyla Ankara’da bir araya gelen eğitim emekçileri, Meclis’te kabul edilen Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) başta olmak üzere öğretmenlerin yaşadığı temel sorunların çözümü için Anıtpark’ta miting yaptı.

    Türkiye’nin birçok kentinden öğretmenlerin katıldığı mitinge, Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri, Emek Partisi (EMEP), Birleşik Birleşik Devrimci Parti (Devrimci Parti), Sol Parti, Türkiye İşçi Partisi (TİP), Sosyalist Emekçiler Partisi (SEP), Halkevleri ile çok sayıda siyasi parti temsilcisi ve emek meslek örgütü de destek verdi.

    Eğitim emekçileri, ıslıklarla hükümeti protesto ederek, Bartın’daki maden faciasında hayatını kaybeden maden işçilerini andı.

    “SOMA’DAN BUGÜNE HİÇBİR ŞEY DEĞİŞMEDİ”

    Eğitim Sen Genel Başkanı Necla Kurul, mitingde eğitim emekçilerinin sorunlarını ve taleplerini anlatan bir konuşma yaptı.

    Bartın’da hayatını kaybeden 40 maden işçisini anarak sözlerine başlayan Kurul, “Bartın’daki iş cinayeti mitingimizin bedeninde derin bir acı yarattı. Keskin bir acı bu! Madencilerin tüm sevenlerini, yakınlarının, dostlarının, emekçi sınıfların başı sağ olsun, sabır diliyorum. Yaşadığımız ölüm ve yaşam arasında yaman bir çelişki! Yüreğimiz bir yandan 28 can için yanıyor, bir yandan da maden ocağında mahsur kalan 13 işçi için atıyor. Bartın’da bir kazaya değil, haksız yere kasten işlenen iş örgütlenmesine, hıza, önlemlerin alınmamasına bağlı öngörülen cinayetlere tanıklık ediyoruz. Kapitalizmin çalışma süreçleri acımasızca örülmüş, kurumlar alt üst edilmiş durumda! Soma’dan bugüne hiçbir şey değişmedi, sorumlulara hesap sorulabiliyor, ne de düzgün denetimler yapılıyor, şimdi Bartın’ı yaşıyoruz” diye belirtti.

    “HİÇBİR TALEBİMİZ DİKKATE ALINMADI”

    Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun muhatabı olan öğretmenlerin taleplerinin dikkate alınmadan kanunun yasallaştığını anımsatan Kurul, sözlerine şöyle devam etti:

    “Yasal ve sendikalarının iradesi dışında, haklarını ve taleplerini dikkate almadan hazırlandı ve yasalaştı. Siyasi iktidar ve Millî Eğitim Bakanlığı bugüne kadar defalarca olduğu gibi, bir kez daha kendi bildiğini okudu. Masa başında hazırlanan meslek kanunu ile eğitim emekçilerinin çalışma ve yaşam koşullarını tek taraflı olarak düzenleme alışkanlığını sürdürüyorlar. Türkiye’de aynı işi yaptıkları halde farklı statü ve maaş kaleminde çalışmak zorunda kalan başka bir meslek grubu yok. Siyasi iktidar, öğretmenler arasında halen var olan aday, sözleşmeli, kadrolu, ücretli ayrımına yenilerini eklemekle birlikte, eğitim sisteminin rekabetçi ve eleyici yapısını Öğretmenlik Meslek Kanunu üzerinden daha da pekiştirmek istiyor.”

    SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ İÇİN ÖNERİLERİNİ SIRALADILAR

    Kurul, öğretmenlerin yaşadığı sorunlarının çözülmesi için şu önerileri sıraladı:

    “-Eğitim-öğretim yılına hazırlık ödeneğinin ayrım gözetmeksizin tüm eğitim çalışanlarına bir maaş tutarında ödenmesi sağlanmalıdır.

    -Tüm eğitim çalışanlarının yoksulluk sınırının üzerinde bir ücret artışına ilişkin düzenlemeler yapılmalı ve 1. dereceye gelmiş tüm kamu çalışanlarına 3600 ek gösterge verilmelidir.

    -Eşit işe eşit ücret ilkesine uygun olarak farklı ücret ve istihdam şekillerine son verilmeli, kadrolu güvenceli istihdam sağlanmalıdır.

    -Kamuda mülakat uygulamasına son verilmelidir.

    -Tüm eğitim çalışanlarına sosyal devlet ilkesi gereği ayrım yapılmaksızın; giyim ulaşım, barınma, beslenme, yakıt, kira yardımı yapılmalı ve aile çocuk yardımı tutarları iyileştirilmeli, vergi dilimi adaletsizliğine son verilmelidir.

    -Öğrencilerimizin en temel hakkı olan eğitim, barınma ve beslenme hakları, sosyal devlet anlayışıyla devlet güvencesine alınmalı ve kamusal eğitim sağlanmalıdır.”

    “TALEPLERİMİZ KARŞILANMAZSA İŞ BIRAKACAĞIZ”

    Kurul konuşmamasının devamında, taleplerine ilişkin düzenlemelerin yapılmaması halinde başvuracakları yolları şöyle ifade etti:

    “-26, 27, 28 Ekim tarihlerinde kokart takılması,

    -26 Ekim tarihinde, ilk teneffüs saatinde, öğretmenler odasında ortak bildiri metninin okunması,

    -Bu talep ve uyarılara rağmen bir düzenleme yapılmaması halinde; 2 Kasım 2022 tarihinde tüm eğitim çalışanlarının katılımı ile bir günlük iş bırakma eylemi yapılması kararları sendika genel başkanlarınca karar altına alınmıştır.

    -Yanlış Öğretmenlik Meslek Kanunu iptal edilmelidir.”

    “AKP İKTİDARI ANAYASAYI ASKIYA ALDI”

    Ardından konuşan KESK Eş Başkanı Mehmet Bozgeyik, Bartın’da hayatını kaybeden maden işçilerini anarak sözlerine başladı.

    Bozgeyik, konuşmasının devamında, “Kapitalist sistem kendi krizlerinin yarattığı kaotik halden, çoklu krizden bir kez daha baskıyı, sömürüyü daha da yaygınlaştırıp derinleştirerek, yüzyıllarca süren emek mücadelesiyle elde edilen kazanımlarımızı, haklarımızı budayarak, devletleri tümüyle şirketleştirerek bu krizinden de çıkmaya çalışmaktadır. Kapitalist sömürü sistemi bugün yaşadığı krizden çıkmak için dünyanın birçok bölgesinde çatışmaları, savaşları tırmandırarak emekçilerin, halkların yaşadığı açlığı, yoksulluğu ve ekolojik krizi derinleştirmek istemektedir. AKP-MHP iktidar bloğu özellikle 2014-2015 yıllarından sonra anayasayı bir nevi askıya alarak hukuksuzluğu rejimin ana niteliği haline getirdi. Anayasanın askıya alınmasına paralel olarak güçler ayrılığını da fiili olarak devre dışı bırakarak tek adam rejimini kurumsallaştırma yolunda hukuksuzluğu derinleştirdi” dedi.

    “HER GEÇEN GÜN YOKSULLUĞUMUZ DERİNLEŞİYOR”

    Sansür yasasının toplumda yarattığı etkilere değinen Bozgeyik, “Sansür yasasıyla birlikte toplumda artacak kaos daha tehlikeli olacak. Her geçen gün yoksulluğumuz derinleşiyor. Emeğimizi hedef alan saldırıların dalga kıranı bizleriz. Emeğin birliği ve halkların kardeşliği için, bilimden yana, aydınlık bir gelecek için umut biziz” ifadelerini kullandı.

    Yapılan konuşmaların ardından Grup Abdal’ın verdiği konserle miting sona erdi. Grup Abdal, Bartın’da hayatını kaybeden 41 maden işçisi için şarkılar seslendirdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Eğitim Sen, 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nde ‘Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi’ni hatırlattı!

    Eğitim Sen, 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nde ‘Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi’ni hatırlattı!

    PİRHA – Eğitim Sen, 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü sebebiyle “İnsan haklarına ve doğaya saygıyı, emeği, demokrasiyi ve barışı anlatan ve yaşatan tüm eğitim ve bilim emekçilerinin 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nü yürekten kutluyoruz” paylaşımını yaptı.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) 1994’ten beri 100’den fazla eğitim sendikası tarafından kutlanan Dünya Öğretmenler Günü sebebiyle açıklama yaptı.

    Yazılı paylaşılan kutlama mesajında “Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası olarak ülkemizde öğrencilerin yaşamlarında pencereler açan, derslerinde insan kişiliğinin tam gelişimini destekleyen, toplumun düşünsel, sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan ilerlemesini, insan haklarına ve doğaya saygıyı, emeği, demokrasiyi ve barışı anlatan ve yaşatan tüm eğitim ve bilim emekçilerinin 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nü yürekten kutluyoruz” denildi.

    ÖĞRETMENLER SİSTEMATİK AYRIMCILIKLA KARŞILAŞMAKTADIR”

    5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nde 2022 yılı için belirlenen temanın “Eğitimde Dönüşüm Öğretmenle Başlar” şeklinde olduğunu belirten Eğitim Sen, şu açıklamayı yaptı:

    “Diğer bir deyişle eğitimde dönüşümün yüreği öğretmendir. Eğitim Sen’in de üyesi olduğu Eğitim Enternasyonali (EI) eğitim hakkını sağlamak ve eğitim emekçileri için gerekli çalışma koşullarını oluşturmak üzere tüm ülkelerde 5 Ekim’in yaygın biçimde kutlanması için çaba göstermektedir.

    Türkiye’de Öğretmenlik Meslek Kanunu’na karşı emeğimizi, onurumuzu ve çalışma barışımızı korumaya çalışırken 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü, Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi’ni önümüze örnek bir belge olarak koymaktadır. Bu belge 1966 yılında ILO ve UNESCO arasındaki iş birliği sonucunda ortaya çıkmış uluslararası bir belgedir ve 56 yıldır güncellenerek yaşamaktadır. Belge adeta öğretmenlerin ve eğitim emekçilerinin uluslararası yasasıdır. Tavsiye’yi, UNESCO ve ILO’nun kararları üzerine uluslararası öğretmen örgütleri ve sendikaları oluşturmuştur. Metnin ortak bir belge olarak kabul edildiği 1994 yılından beri 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır.

    Milli Eğitim Bakanlığı ne 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nü resmi olarak kutlamaktadır ne de Öğretmenlerin Statüsü Tavsiye’sine uygun politikalar geliştirmektedir. 3 Şubat 2022’de çıkarılan 7354 sayılı Öğretmenlik Meslek Kanunu, Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi’ne aykırıdır.

    Türkiye hiperenflasyona doğru giderken ‘geçinemeyen’, ifade özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü üzerindeki baskılar yüzünden ‘nefes alamayan’, ücretli ve sözleşmeli öğretmen istihdamıyla güvencesizliğin tehdidi altında yaşayan, özel sektörde ağır sömürü koşullarında çalıştırılan öğretmenler ve eğitime destek emekçiler, sorunlarının çözülmesini beklerken karşılarında 13 maddeden oluşan Öğretmenlik Meslek Kanunu’nu bulmuştur. Eğitim emekçilerinin ekonomik, demokratik ve özlük haklarını korumak ve geliştirmek için bir yasa çıkarılması gerekirken, bugün öğretmenler kendilerini bu yasanın sonuçlarından korumaya çalışmaktadır.

    Öğretmelerin Statüsü Tavsiyesi’nde vurgulanan eğitimde “’nsan kişiliğinin tam gelişmesi, ‘toplumun düşünsel, moral, sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan ilerlemesi’ ve ‘temel özgürlüklere ve insan haklarına derin bir saygı’ gibi çok önemli konular, okulların gündeminden adeta çıkmıştır. OHAL döneminin süreklileştirildiği koşullarda kanun hükmünde kararnamelerle haksız ve hukuksuz biçimde işlerinden ihraç edilmiş on binlerce eğitim emekçisinin 7 yıldır adalete ulaşamaması, Tavsiye kararlarından ne kadar uzaklaşıldığının açık bir kanıtıdır. Tavsiye’de belirtildiği biçimiyle eğitimin ‘barışa, tüm uluslararasında ve tüm din ya da ırk grupları arasında dostluğa, hoşgörüye ve karşılıklı anlayışa yapabileceği katkı’ yerine ‘kindar ve dindar’ bir kuşak yetiştirilmek istenmektedir.

    Tavsiyede yer alan ‘Öğretmenler hakça bir statüden yararlanmalı ve öğretmenlik mesleği, hak ettiği kamusal saygınlığı görmelidir.’ hükmünün tersine öğretmenlerin emeği siyasal iktidarın hakaretleri ve Öğretmenlik Meslek Kanunu ile itibarsızlaştırılmakta, öğretmenlerin onuru incitilmekte ve eğitim emekçileri açlık sınırına yaklaşmakta olan maaşlarla yaşamını sürdürmeye zorlanmaktadır.

    Öğretmenliğin Statüsü Tavsiyesi’nde ‘Öğretmenlerin yetiştirilmesi ve istihdamı, ayrımcılığın soy, renk, cinsiyet, din, siyasal görüşler, toplumsal ya da ulusal köken, ekonomik durum temellerine dayalı hiçbir biçimine yol açmamalıdır.’ denilirken Türkiye’de öğretmenler sistematik ayrımcılıkla karşılaşmaktadır. Eğitimde toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri derinleşmiştir. Öğretmenler atamalarında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması ucubesi ile eğitim kurumlarına yönetici yükseltmelerinde de ayrımcılıkla karşı karşıya kalmaktadır. Türkiye’de öğretmenlerin örgütlenme özgürlüğü her geçen gün daralmaktadır. Öğretmenlik Meslek Kanunu, sınava başvuruda bile ‘kademe ilerlemesi cezası almamış olma’ koşulunu öne sürerek, sendikal etkinliklere katılan ve ceza alan öğretmenleri elemeyi amaçlamakta ve ikinci bir ceza uygulaması getirmektedir.”

    “İNANÇ VE İNANMAMA ÖZGÜRLÜĞÜ YOK SAYILMAKTA”

    Yapılan açıklamanın devamında Türkiye’deki kalabalık okul ve sınıflara da dikkat çekildi. Eğitimdeki din baskısını da gündeme getiren Eğitim Sen, açıklamanın devamında şu ifadelere yer verdi:

    “Öğretmenlerin önemli bir kısmı 40, 50 ve 60 öğrencinin bulunduğu sınıflarda eğitimi sürdürmektedir. Öğretmenler her 4 çocuktan 1’nin açlık ve yetersiz beslenme sorunu ile karşı karşıya olduğu koşullarda mesleğini yerine getirmektedir. Okullardaki otoriter yönetim anlayışı, öğretmenlerin bir yandan ifade özgürlüğünü bir yandan da mesleki uğraşılarını engellemektedir.

    Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi’ne göre ‘… halkının yaşamını bilen ve bu halkın ana dilinde öğretim yapma yeteneği bulunan tam olarak nitelikli ve yetenekli yeterli sayıda ulusal eğitim kadrolarının mesleksel yetiştirilmesi ve yetkinleştirilmesi’ gerekmektedir. Ancak Türkiye’de anadilinde eğitim hakkı önündeki engeller devam etmektedir.

    Türkiye’de zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi dersi uygulaması, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi’nin kararlarında hak ihlali olarak görülmesine karşın bu dersin zorunlu tutulmasına devam edilmekte, üç ayrı seçmeli din dersinin ise okul yöneticileri eliyle fiilen seçtirilmesi için ciddi kampanyalar yürütülmektedir. Bu baskılarla farklı inançları olan yurttaşların inanç ve inanmama özgürlüğü yok sayılmaktadır.

    Milli Eğitim Bakanlığı, Öğretmenliğin Statüsü Tavsiyesi’ne aykırı eğitim politikalarından ve uygulamalardan vazgeçmelidir.

    Eğitim Sen, her zaman olduğu gibi, eğitim emekçilerinin ekonomik, demokratik ve özlük hak mücadelesini, demokrasi ve barış mücadelesi ile daha da güçlendirecektir.”

    PİRHA/ANKARA

  • Eğitim Sen, Öğretmenlik Meslek Kanunu ile ilgili olarak Meclis’i ve yargıyı göreve çağırdı

    Eğitim Sen, Öğretmenlik Meslek Kanunu ile ilgili olarak Meclis’i ve yargıyı göreve çağırdı

    PİRHA – Eğitim Sen, Öğretmenlik Meslek Kanunu ile ilgili açıklamasında Anayasa Mahkemesi ve Danıştay’ın kararlarının beklenmesi gerektiğini belirterek, “Siyasi iktidar eğer bir meslek kanunu yapmakta samimi ise yapması gereken tek şey öğretmenlik mesleği açısından uluslararası düzeyde kabul gören ‘Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararı’na uygun bir düzenleme yapmaktır” dedi.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Öğretmenlik Meslek Kanunu ile ilgili olarak TBMM’ye ve yargıya çağrı yapmak için, MYK üyelerinin katılımıyla genel merkez binasında basın toplantısı düzenledi.

    Eğitim Sen Genel Başkanı Prof. Dr. Nejla Kurul, Öğretmenlik Meslek Kanunu ile ilgili olarak “Yasama ve yargıyı göreve çağırıyoruz” diyerek, 14 Şubat 2022’de yürürlüğe giren kanunun öğretmenleri daha fazla ayrıştırdığını ifade etti.

    “ÖĞRETMENLERİ AYRIŞTIRAN UYGULAMAYA DERHAL SON VERİLSİN”

    Nejla Kurul, söz konusu kanun ve yönetmelik ile öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılıp, öğretmenlerin ekonomik sorunlarının derinleşeceğine vurgu yaptı. Prof. Dr. Kurul, Millî Eğitim Bakanlığı’nın eleştirilere kulak tıkadığını belirterek şu açıklamayı yaptı:

    “Gerçek bir meslek kanunu olmaktan çok uzak olan ‘Öğretmenlik Meslek Kanunu’ düzenlemesi, yasalaşmasının hemen ardından ana muhalefet partisi tarafından Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşınmış ve AYM konuyu ‘esastan görüşmek’ üzere gündemine almıştır. Benzer bir şekilde ‘Aday Öğretmenlik ve Öğretmenlik Kariyer Basamakları Yönetmeliği’nin de ilgili yasalara ve Anayasa’ya aykırı düzenlemeler içermesi nedeniyle sendikamız tarafından Danıştay’a dava açılmıştır. Ancak Anayasa’ya aykırı düzenlemeler içeren kanun ve yönetmeliğe karşı açılan davalara rağmen Milli Eğitim Bakanlığı’nın sınav takvimini anlaşılmaz bir aceleyle işletmeye çalışması anlaşılır değildir.

    Tam da bu noktada hem Anayasa Mahkemesi’ne hem de Danıştay’a çağrımız, yapılan başvurulara öncelik tanıyarak bu konuyu ivedilikle gündemlerine almaları ve karara bağlamalarıdır.

    TOPLANAN İMZALAR 1 EKİM’DE TBMM’YE SUNULACAK

    Öğretmenlerin ihtiyaç ve talepleri gözetilmeden hazırlanan 7354 sayılı Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun tüm hükümleriyle birlikte yürürlükten kaldırılması talebiyle sendikamız tarafından Türkiye çapında bir imza kampanyası başlatılmıştır. Toplanacak imzalar 1 Ekim 2022 Cumartesi günü TBMM Başkanlığı’na sunulacaktır.

    Öğretmenlerin temel talebi Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda yer alan ekonomik iyileştirmelerin bütün eğitim ve bilim emekçilerine ayrımsız ve eşit bir şekilde uygulanması, öğretmenleri ayrıştıran ve ‘eşit işe eşit ücret’ ilkesiyle çelişen her türlü uygulamaya derhal son verilmesidir.

    Siyasi iktidar eğer bir meslek kanunu yapmakta samimi ise yapması gereken tek şey öğretmenlik mesleği açısından uluslararası düzeyde kabul gören en önemli belge olan ‘Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararı’na uygun bir düzenleme yapmaktır. Tavsiye Kararı, öğretmenlerin sadece okul içinde değil, toplum içinde de yerine getirdikleri görevin taşıdığı önemi, uluslararası düzeyde belgeleyen, öğretmenlerin tüm sorunlarını ele alan ve durumlarını tüm ayrıntıları ile düzenleyen bir metindir. Yeni bir meslek kanunu süreci, bu metin temel alınarak, tüm eğitim sendikalarının ve eğitim emekçilerinin görüşlerine başvurularak işletilmelidir.

    Sendikamız yıllardır sadece öğretmenlerin değil, eğitim kurumlarında çalışan tüm eğitim ve bilim emekçilerinin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini savunmaktadır. Nitelikli eğitim için, eğitimde öğretmenler kadar emeği olan idari ve teknik personel, yardımcı hizmetliler sınıfı ve 4-B statüsünde çalışan eğitim emekçilerinin hakları ve talepleri de dikkate alınmalıdır. Öğretmenler için düşünülen iyileştirmeler, tüm eğitim ve bilim emekçisi arkadaşlarımızın çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi ile birlikte ele alındığında anlamlı olacaktır.

    Siyasi iktidardan talebimiz öncelikle kariyer basamakları sınavının yapılmaması, Öğretmenlik Meslek Kanunu ve yönetmelik ile ilgili Anayasa Mahkemesi ve Danıştay’ın kararlarının beklenmesidir. Gündeme geldiği andan itibaren eleştiri ve itirazlarımızı kamuoyu ile paylaştığımız Öğretmenlik Meslek Kanunu ve yönetmeliğine karşı mücadelemiz gerek hukuksal gerekse örgütsel boyutuyla sonuç alıncaya kadar sürecektir.”

    PİRHA/ANKARA

  • Öğretmenlere Ankara’da yine şiddet yine yasaklama!-VİDEO

    Öğretmenlere Ankara’da yine şiddet yine yasaklama!-VİDEO

    PİRHA-Eğitim-Sen’in, Öğretmenlik Meslek Kanunu’na ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı önünde yapmak istediği basın açıklamasına polis müdahale etti. Durumu protesto eden eğitimciler, hükümeti protesto ederek oturma eylemi yaptı.

    KESK’e bağlı Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Öğretmenlik Meslek Kanunu ile ilgili itirazlarını dile getirmek için Milli Eğitim Bakanlığı önünde basın açıklaması yapmak istedi. Tüm illerden şube başkanları ve KESK üyelerinin de katıldığı açıklamaya polis izin vermedi.
    Kalkanlarla bakanlık önünden uzaklaştırılan sendika üyeleri, polis çemberine alınarak dakikalarca bekletildi. Yaşananları kayda alan basın mensupları ise bölgeden uzaklaştırılmak istendi. Polisler, kalkanlarla kameraların önüne geçerek çekim yapılmasına engel oldu.

    GENEL MERKEZ BİNASI DA ABLUKA ALTINA ALINDI

    Eğitim-Sen genel başkanı ve yönetim kurulu üyelerinin ise sendika binasından çıkmalarına izin verilmedi. Sendika binasını ablukaya alan polis, şehir dışından gelen üyeler ile sendika yönetiminin bir araya gelmesine engel oldu.

    Bakanlık önünden uzaklaştırılan kitle Selanik Caddesi’nde yeniden bir araya geldi. Engellemelere karşı “ÖMK İptal Edilsin! Kariyer Hiyerarşisine Hayır! Eşit İşe Eşit Ücret!” pankartları açıldı.
    “Gün gelecek, devran dönecek, AKP halka hesap verecek”, “Yaşasın örgütlü mücadelemiz” sloganlarını atan Eğitim-Senliler, yasak kararını protesto ederek beş dakika oturma eylemi yaptı.

    “HEPİMİZDEN KORKUYORLAR”

    KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik yaptığı konuşmada “Şiddete maruz kalan, ekoloji mücadelesi yürüten İkizdere’deki annelerimiz, Hasankeyf’teki çevreciler, ekoloji mücadelesi yürütenler kazanacak. O nedenle KESK’in mücadelesinden, Eğitim-Sen’in, kamu emekçilerinin mücadelesinden, kadınların mücadelesinden, ‘barınamıyoruz’ diyen gençlerin mücadelesinden, laik eğitim isteyen toplumsal muhalif kesimlerin mücadelesinden, AKP iktidarının dinselleştiren, gerici, tekçi, asimilasyoncu eğitim politikalarına karşı çıkan hepimizden korkuyorlar. İşte bu nedenle sendikamız Eğitim-Sen bu ucube eğitimde ayrımcılığı derinleştirecek, çalışma barışını bozacak bu Öğretmenlik Meslek Kanunu’na karşı mücadele yürütüyor” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ANKARA

  • Eğitimcilerin Meclis önünde eylem yapmaları engellendi

    Eğitimcilerin Meclis önünde eylem yapmaları engellendi

    PİRHA- Bugün Meclis’te görüşülmesi planlanan ‘Öğretmenlik meslek yasasını’ protesto etmek isteyen eğitimcilerin Meclis önündeki eylemi polis tarafından engellendi.

    TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu’nda kabul edilen Öğretmenlik Meslek Kanunu’na ilişkin teklifin bugün Meclis Genel Kurul’unda gündeme geleceği açıklandı.

    TBMM’ye sunulan kanun teklifinin gerek biçimi gerekse sınırlı içeriği açısından bir meslek kanunu olmaktan çok uzak olduğunu belirten Eğitim-İş ve Eğitim-Sen, kanun teklifinin geri çekilmesi talebiyle Meclis Dikmen Kapısı önünde basın açıklaması yapmak istedi. Açıklama yapılmasına izin vermeyen polis, basına da müdahale ederek görüntü alınmasını engellemeye çalıştı. Eğitimcilerin eylemine CHP ve TİP’li milletvekilleri de destek verdi.

    “BU TASLAK HEM İŞ GÜVENCEMİZİ HEM DE İŞ BARIŞINI BOZACAK”

    Polisin müdahalesinin ardından Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, Meclis kapısı önünde açıklama yaptı. Polisin müdahalesini eleştiren Özbay şunları dile getirdi:

    “Bugün Meclis’in en tepesinde ‘Egemenlik milletindir’ yazar. Biz de bu milletin bir parçasıyız. Bu milletin aydınlatılması anlamında önemli bir mücadele yürüten öğretmenleriz. Öğretmenleri ilgilendiren bir meslek kanunu Meclis’te görüşülüyor. Ne Meclis’in önünde ne de içerisinde bir söz söylememize tahammül edilemiyor. Kendi yandaşlarınızla büyüttüğünüz sendikayı da alın yanınıza, eğer bir kişi bu kanuna sahip çıkarsa gerçekten başka söze de gerek kalmayacak. Kimsenin kabul etmediği, 12 maddeye sıkıştırılmış, bir teneffüs aralığında hazırlanabilecek, öğretmenleri kategorize eden, ayrıştıran ve en tehlikelisi idareye birçok yetkiyi devreden tekliften bahsediyoruz. Bu taslak bu haliyle hem iş güvencemizi tartışılır hale getirecek hem de iş barışını bozacaktır.”

    MECLİS ÖNÜNDE AÇIKLAMA YAPMASI ENGELLENEN EĞİTİM-SEN’LİLER MEB’E GİTTİ

    Öte yandan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) da saat 13.00’te Meclis’in Dikmen kapısı önüne gelerek kanun teklifinin geri çekilmesi için basın açıklaması yapmak istedi. Eğitim- Sen üyeleri de polisin engellemesiyle karşılaştı. Meclis kapısına yakın bir yerde polis tarafından durdurulan sendika üyelerinin etrafını polis tarafından sarıldı.

    Açıklamanın engellenmesinin ardından Eğitim-Sen Başkanı Nejla Kurul, “Tasarı çok büyük tehlikeler ve sıkıntılar içeriyor. Sendikalar sabah zorbalıkla karşılaştılar. Öğretmene el kaldırılamaz, kimseye el kaldırılamaz. Bu nedenle bugün tasarıya ilişkin görüşlerimizi hem de açıklamamızı Milli Eğitim Bakanlığı önünde yapacağız” dedi.

    Yaşanan tartışmalar ve arbede sonucunda, Eğitim-Sen üyeleri, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) önüne giderek burada açıklama yaptı. Eğitimciler sık sık, ‘AKP yasanı al başına çal’, ‘Söz yetki karar öğretmenlere’ sloganları attı.

    MEB önünde yapılan açıklamayı KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Sacit Ünalmış okudu.

    “ÖĞRETMENLİK MESLEK KANUNU’NU BEKLENTİLERİMİZİ KARŞILAMAMIŞTIR”

    ‘Haklarımızı ve taleplerimizi yok sayan bir meslek kanunu istemiyoruz!’ diyen Ünalmış, 24 Kasım tarihinde Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun bu dönem çıkacağına dair açıklamanın yapılması ile birlikte kamuoyunda ciddi bir beklenti oluştuğunu söyledi.

    Siyasi iktidar bu beklentiyi dört temel başlıkta oluşturduğunu aktaran Ünalmış şunları dile getirdi:

    “Birincisi, öğretmenlere uzman olmaları durumunda 1000 TL, başöğretmen olmaları durumunda ise 2000 TL ödeme yapılacağı,

    İkincisi, 1. Derece’nin 4. Kademesi’ndeki öğretmenlere 3600 ek gösterge verileceği,

    Üçüncüsü, adaylık kaldırma sınavının kaldırılarak aday öğretmenler üzerindeki baskının ortadan kaldırılacağı,

    Dördüncü olarak ise sözleşmeli ve kadrolu öğretmen arasındaki farkın ortadan kaldırılarak sözleşmeli öğretmenlerin kadrolu öğretmenler ile eşit haklara sahip olacağı ifade edilmiştir.

    Geldiğimiz aşamada görülmektedir ki Öğretmen meslek kanunu’nun kamuoyuna sunuluş biçimi ve oluşturulan beklenti tamamen boştur. Meclis’e sunulan kanun teklifinin hedefinin sorun çözmek değil, bir algı yaratmak olduğu anlaşılmaktadır.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • ‘AKP’nin sunduğu ‘Öğretmenlik Meslek Kanunu’ teklifi tam bir hayal kırıklığı’

    ‘AKP’nin sunduğu ‘Öğretmenlik Meslek Kanunu’ teklifi tam bir hayal kırıklığı’

    PİRHA-AKP tarafından Meclis’e sunulan ‘Öğretmenlik Meslek Kanunu’ teklifine tepki gösteren CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, “Dağ fare doğurdu. AKP, “hazırlıyoruz”, “hazırladık”, “Saraydan çıktı, çıkacak” diyerek beklentileri o kadar yüksek tuttu ki Meclis’e sunduğu Öğretmenlik Meslek Kanun Teklifi tam bir hayal kırıklığı yarattı” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi Ankara Milletvekili ve Eğitim Sen Kurucu Genel Başkanı Yıldırım Kaya, AKP Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunduğu ‘Öğretmenlik Meslek Kanununu’ eleştirirken; “Dağ fare doğurdu. AKP, “hazırlıyoruz”, “hazırladık”, “Saraydan çıktı, çıkacak” diyerek beklentileri o kadar yüksek tuttu ki Meclis’e sunduğu Öğretmenlik Meslek Kanun Teklifi tam bir hayal kırıklığı yarattı” dedi.

    24 Haziran 2018 genel seçimlerinde tüm partilerin ‘Öğretmenlik Meslek Kanunu’ çıkarma sözü verdiğini hatırlatan Kaya, CHP olarak eğitimin tüm bileşenlerinin görüşlerini alarak 23 Kasım 2018 günü Meclis’e kanun teklifi verdiklerini ifade etti.

    Kaya, “Ancak o günden bu güne teklifimiz Meclis’in tozlu raflarında bekletiliyor. AKP ise seçimde verdiği sözleri unutarak ne bizim teklifimizi Meclis’e getirdi, ne de kendisi bir teklif sundu. Ta ki 2021 yılının sonu gününe kadar. Bugün 31 Aralık 2021’de sarayda hazırlanan 12 maddelik bir Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’ni TBMM Başkanlığına sundu” dedi.

    “SUNULAN KANUN TEKLİFİ TAM BİR HAYAL KIRIKLIĞI”

    AKP’nin Meclis’e sunduğu kanun teklifini ‘hayal kırıklığı’ olarak değerlendiren Kaya, şu ifadelere yer verdi:

    “Ancak “Dağ fare doğurdu.” AKP “hazırlıyoruz”, “hazırladık”, “Saraydan çıktı, çıkacak” diyerek beklentileri o kadar yüksek tuttu ki Meclis’e sunduğu Öğretmenlik Meslek Kanun Teklifi tam bir hayal kırıklığı yarattı. AKP’nin “Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi” diye Meclis’e sunduğu, Anayasa Mahkemesi’nin daha önce iptal ettiği düzenlemelerin ısıtılarak Meclis’in gündemine taşınmasından öteye geçmiyor.

    Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği öğretmenleri ayrıştıran kariyer basamakları yeniden getiriliyor. Türkiye’nin tek Başöğretmeninin Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk olduğu “unutularak” başöğretmenlik bir basamak olarak görülerek öğretmenlere veriliyor.

    Öğretmenlerin ekonomik ve özlük hakları yeterince düzenlenmediği gibi; sözleşmeli, ücretli öğretmen çalıştırma, öğretmen yetiştirme politikaları da teklifte yer almıyor. 3600 ek gösterge 2023 yılına bırakılırken, emekli öğretmenler de bu kapsamın dışında kalıyor.”

    “AKP, TRİBÜNLERE OYNAMAK İSTİYOR”

    Kaya, iktidarın yılın son günündeki çıkışı ile algı yaratmaya çalıştığını söyleyerek, şöyle devam etti:

    “Özetle, AKP’nin öğretmenlerin derdine derman olacak bir Öğretmenlik Meslek Kanunu yapmayacağı ortada. Yılın son günü, son saatlerinde bir teklif getirerek tribünlere oynamak istiyor. Ancak biz buna asla izin vermeyeceğiz. Öğretmenlerimizin hak ettiği, öğretmenlik mesleğinin onuruna yakışır bir Öğretmenlik Meslek Kanununu halkın iktidarında çıkartacağız.

    Buradan tüm eğitim bileşenlerine bir çağrı yapıyorum. CHP olarak 23 Kasım 2018 yılında TBMM Başkanlığına verdiğimiz Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi’ne göz atın. Önerilerinizi gönderirseniz, bizler de eksikliklerimizi tamamlama fırsatı buluruz.”

    PİRHA/ ANKARA