Etiket: OHAL değil demokrasi

  • Yurttaşlar Taksim’den seslendi: Faşizmin gittiği gün karnaval yapacağız-VİDEO

    Yurttaşlar Taksim’den seslendi: Faşizmin gittiği gün karnaval yapacağız-VİDEO

    PİRHA-CHP’nin “OHAL değil demokrasi” şiarıyla İstanbul Taksim’de yaptığı eyleme destek veren yurttaşlar taleplerini PİRHA mikrofonuna anlattı. Yurttaşlardan bazıları yoğun güvenlik önlemlerinden şikayetçiydi bazıları da OHAL’in toplumda yarattığı baskılardan. 

    CHP, 7. kez uzatılan OHAL’e karşı sokağa çıktı. İstanbul’da Taksim Meydanı’nda toplanan yurttaşlar da “OHAL değil demokrasi” istiyoruz diyerek CHP’nin eylemine destek verdi.

    Eyleme katılan yurttaşlardan bazıları yoğun güvenlik önlemlerinden şikayetçiydi bazıları da OHAL’in toplumda yarattığı baskılardan. Yurttaşlar, eyleme neden katıldıklarını ve taleplerini PİRHA mikrofonunda dile getirdi.

    “FAŞİZMİN GİTTİĞİ GÜN BURADA KARNAVAL YAPACAĞIZ”

    Taksim’e metro ile gelmek isteyen ancak Şişhane’de indirilmelerinden şikayet eden bir kadın yurttaş, hiç bir şekilde alanlara çıkmalarının engellenemeyeceğini söyledi.

    Faşizme, zorbalığa karşı burada olduklarını söyleyen başka bir yurttaş da “Sarayın değil halkın adaleti geldiği gün buradan kalkacağız. Biz faşizm gitmeden bu meydanlardan gitmeyeceğiz. Faşizmin gittiği gün burada karnaval yapacağız. Bu faşizmi göndereceğiz. Zulme karşı, baskıya karşı buralarda olacağız. Yine yeni yeniden ‘Her yer Taksim her yer direniş’ diyoruz. Denizlere akacak bu çocuklar, denizlere çıkacak bu sokaklar emin olun” dedi.

    “TAKIM ELBİSELİ OHAL DARBESİ YAPTILAR”

    Hükümetin takım elbiseli ‘OHAL darbesi’ yaptığını ifade eden bir yurttaş, “Ama papyonları eksik. O papyonları da biz takacağız” ifadelerini kullandı.

    OHAL döneminde binlerce insanın KHK’ler nedeniyle işsiz kaldığını belirten bir yurttaş da, OHAL uzatılmaya devam ettikçe yine Taksim’de hatta Ankara’da olacaklarını dile getirdi.

    “HAK, HUKUK, ADALET DİYORUZ”

    Türkiye’nin OHAL şartları altında Kanun Hükmünde Kararname’lerle değil toplumu temsil eden parlamentoyla yönetilmesini istediklerini vurgulayan başka bir kadın yurttaş da “Hukukun üstünlüğünün, parlamentonun üstünlüğünün tekrar sağlanması, seçtiğimiz vekilleri görevini yapmasını sağlamak için burada ‘Hak, hukuk, adalet’ diyoruz. OHAL değil demokrasi diyoruz, demokrasimizi geri istemek için oturuyoruz.” şeklinde konuştu.

    “OHAL İLE DİKTATÖRYAL BİR SİSTEM YAŞIYORUZ”

    OHAL nedeniyle çıkartılan bütün kanunların OHAL gerekçesinin dışında olduğuna dikkat çeken bir kadın yurttaş ise kamu kaynaklarının tümünün satışlarının OHAL ile yapıldığını, istedikleri yerlerde eylem yapamadıklarını ve OHAL ile diktatöryal bir sistem yaşadıklarını belirtti.

     

    İktidarın bu kalabalığa sessiz kalmayacağını inandığını söyleyen başka bir yurttaş ise “Onları OHAL ile baş başa bırakıyorum” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • CHP Taksim’den haykırdı: OHAL değil demokrasi istiyoruz-VİDEO

    CHP Taksim’den haykırdı: OHAL değil demokrasi istiyoruz-VİDEO

    PİRHA- CHP’nin “OHAL değil demokrasi” şiarıyla İstanbul’da düzenlediği eylemde konuşan CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, “Sabır testisi kırılmış, toplumun büyük çoğunluğu OHAL rejimine artık yeter demeye başlamıştır” dedi. 

    CHP 81 ile “OHAL değil demokrasi istiyoruz” şiarıyla oturma eylemi yaptı. İstanbul’da Taksim’de yapılan eylem için saat 11:30 civarında Taksim Meydanı’na gelen CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ve partililer yoğun güvenlik önlemi ve barikatlarla karşılaştılar.

    Eylemin Taksim Meydanı’nda yapılmasına izin verilmediği için eylem Fransız Konsolosluğu önünde yapıldı. “OHAL değil demokrasi” pankartının açıldığı eylemde, “OHAL kalksın”, “OHAL değil demokrasi”, “Özgürlük için bu davet bizim” dövizleri taşındı. Sık sık “Hak, hukuk, adalet”, “Gün gelecek, devran dönecek, AKP halka hesap verecek”, “OHAL’e karşı omuz omuza”, “Susma haykır, OHAL’e hayır”, “Her yer Taksim, her yer direniş” sloganları atıldı.

    “SİVİL DARBE ORTAMI”

    Burada konuşma yapan CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, öncelikle herkesin bulunduğu yerlerde oturarak eyleme destek vermelerini istedi. Ardından basın metnini okuyan Kaftancıoğlu, şunları belirtti:

    “Ülkemizi tek adam rejimine dönüştürme amacıyla hazırlanan ve tarihe mühürsüz seçim olarak geçen 16 Nisan referandumunun üzerinden tam 1 yıl geçti. 15 Temmuz’daki FETÖ darbe girişiminin ardından 20 Temmuz’da ilan edilen OHAL altında gidilen referandum, meşruiyeti olmayan bir rejim değişikliğini ülkemize dayatmıştır. Sivil darbe ortamında, ‘Evet’ demenin devletin tüm kurumlarıyla desteklendiği, ‘Hayır’ demenin ise adeta yasaklandığı bir dönem yaşanmıştır.”

    “HALKIN İRADESİ GASP EDİLMİŞTİR”

    Türkiye’nin 21 aydır OHAL ile yönetildiğine dikkat çeken Kaftancıoğlu, “OHAL rejimi; insan haklarını, ifade özgürlüğünü ve her türlü protesto eylemini baskılamanın da aracı olmuştur. KHK’lar eliyle parlamento, yani halkın iradesi gasp edilmiştir. Türkiye’yi tek tipe sokmak için sendikalar, meslek oda ve birlikleri ile sivil toplum kuruluşlarına yönelik operasyonların ardı arkası kesilmemiştir” dedi.

    “OHAL ANNE VE BABALARA SIKILAN BİBER GAZIDIR”

    OHAL’in tüm toplumu baskı altına alan otoriter bir rejime dönüştüğünü ve bu koşullarda kimsenin can ve mal güvenliğinin kalmadığına dikkat çeken Kaftancıoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

    “OHAL nedir? OHAL, 10 Ekim’de katledilen çocuklarını anmak isteyen anne ve babalara sıkılan biber gazıdır. OHAL, ekmeğinin peşindeki tütün üreticisine vurulan coptur. OHAL, Ahmet Şık başta olmak üzere hayatını FETÖ ile mücadeleye adamış gazetecileri zindanlara atmaktır. OHAL, işçi grevlerini ertelemek, grev çadırlarına müdahale etmektir. OHAL, işlerini geri almak için ölümü göze alarak bedenini açlığa yatıran Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın ölüm tehlikesini görmeyen  hükümet inadıdır. OHAL, dünyaca ünlü kimi bilim insanlarını FETÖ yalanıyla üniversitelerden atmaktır. OHAL, tiyatro oyunlarını yasaklamaktır. OHAL, muhaliflerini ‘terörist’ olarak tanımlayabilme cüretidir. OHAL, Ankara Kızılay’da İnsan Hakları Anıtı’nı gözaltına almaktır. OHAL, madende oğlu dört yıldır yatan anaya; artık yürüyemezsin, yasak artık demektir. OHAL, on binlerce taşeron işçiyi haksız bir şekilde kadro dışı bırakmaktır. OHAL, Boğaziçi Üniversitesi’ndeki öğrencilerin “okuma hakkı”nı elinden alabileceğini söylemek ve öğrencileri tutuklatmaktır. OHAL, milli iradeyi yok sayarak, belediye başkanlarını görevden uzaklaştırmak, belediyelere kayyım atamaktır. OHAL, laik eğitim bildirisi dağıtmak isteyen öğrencinin gözaltına alınması, 16 Nisan referandumunda “hayır” propagandası yapan vatandaşın kolunun kırılmasıdır. OHAL, seçilmiş milletvekillerini hukuksuz bir şekilde tutuklatmak ve yargılatmaktır. OHAL, hakimlerin, savcıların bir parti genel başkanı önünde iliklediği cüppelerdir. OHAL, yasamayı, yürütmeyi ve yargıyı tek adamın iki dudağının arasına hapsetmektir. OHAL, doların 4 TL’yi, avronun 5 TL’yi aşmasıdır, Türk Lirası’nın kaybettiği değerdir. OHAL, satılan şeker fabrikası, açlık sınırı altındaki asgari ücret, artan enflasyondur. OHAL, Twitter’daki 280 karakterden, Facebook’taki ‘beğen’ butonundan korkmaktır. OHAL, 12 Eylül cuntasına özenenlerin, askeri darbe dönemlerine rahmet okuttuğu bir düzenin adıdır.”

    OHAL ilan edilirken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Bir buçuk ay bile sürmeyecek, milleti etkilemeyecek” açıklamalarını hatırlatan Kaftancıoğlu, OHAL’in bardağı çoktan taşırdığını belirterek “Sabır testisi kırılmış, toplumun büyük çoğunluğu OHAL rejimine artık yeter demeye başlamıştır.” dedi.

    “MEYDANLARDAN ANKARA’DAKİ SARAYLILARI UYARIYORUZ”

    “Postallı darbelerle mücadele etme vaadiyle gelenler, gelinen noktada takım elbiseli darbeciler haline gelmiştir” ifadelerini kullanan Kaftancıoğlu, taleplerini şöyle sıraladı:

    “Halkın iradesine karşı işlenen bir suç haline gelen OHAL rejimine DERHAL son verilmelidir. Hukukun askıya alındığı, parlamentonun yok sayıldığı, milli iradenin tanınmadığı, milletvekillerinin rehin alındığı faşizm düzeni ortadan kalkmalıdır. Sendikalar, meslek odaları ve birlikleri ile sivil toplum örgütlerine yönelik iktidar gücü ile uygulanan sindirme politikaları son bulmalıdır. Sivil darbe ile tek koltukta birleştirilen yasama, yürütme ve yargı erkleri, yeniden, çağdaş demokrasilerde olduğu gibi kendi koltuklarına geçmelidir. Sadece bu meydandan değil, Türkiye’nin 81 ilindeki meydanlardan Ankara’daki Saraylıları uyarıyoruz. Bizler OHAL DEĞİL DEMOKRASİ İSTİYORUZ!”

    “FAŞİZME KARŞI MÜCADELEDE YAN YANA”

    Kaftancıoğlunun ardından söz alan DİSK Genel Başkan Kani Beko da eylem nedeniyle CHP yöneticilerini kutladığını söyleyerek sözlerine şöyle devam etti:

    “Milyonlarla birlikte OHAL’e karşı yan yana birlikte olma mücadelesi vermeye hazır mısınız? Faşizme karşı mücadele edenlerle yan yana omuz omuza.”

    Maltepe başta olmak üzere bütün 1 Mayıs alanlarına çağrı yapan Beko,”Kahrolsun, faşizm, yaşasın işçilerin birliği yaşasın halkların kardeşliği” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • KESK’in ‘OHAL değil demokrasi istiyoruz’ mitingi başladı

    KESK’in ‘OHAL değil demokrasi istiyoruz’ mitingi başladı

    PİRHA-Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) çağrısıyla yüzlerce kişi, “OHAL değil demokrasi istiyoruz” şiarıyla Bakırköy Özgürlük Meydanı’nı doldurdu.

    İstanbul’da Bakırköy Dikilitaş’tan, “OHAL’e hayır, ekmek, adalet, özgürlük”, “OHAL/KHK düzenine teslim olmayacağız; birleşelim, örgütlenelim, kazanalım”, “OHAL’de neler oldu?; Bütçe görüşmeleri OHAL koşullarında gerçekleşti, Müfredat ve protokollerle eğitim dinselleşti, 157 gazeteci tutuklandı, Kadro bekleyen yüzlerce emekçi kadro dışı bırakıldı, Varlık fonu doğrudan Saray’a bağlandı, en az beş grev ertelendi”, “OHAL kaldırılsın KHK’lar iptal edilsin”, “Ekmek ve hürriyet için işgal, grev, direniş” “OHAL işçi cinayetlerine, hak gasplarına karşı direniyoru”, “OHAL kaldırılsın özgürlük istiyoruz” yazılı pankartlarla Özgürlük Meydanı’na yüründü.

    KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, Eğitim -Sen Genel Başkanı Ayfer Aytekin Aydoğan, KESK, Eğitim-Sen, ESP, HDP,  CHP, HDK, SGD, Devrimci Parti, İşçi Meclisleri, EMEP, HAZİRAN, EHP ve çok sayıda kurumun katıldığı yürüyüşte açlık grevinin 313. gününde olan akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça selamlandı. İki direnişçinin fotoğraflarının yer aldığı “Nuriye ve Semih yaşayacak” yazılı pankart açıldı; “Nuriye, Semih onurumuzdur”, “Özgür basın susturulamaz”, “İşimizi geri istiyoruz”, “KHK’lar gidecek biz kalacağız”, “Direne direne kazanacağız” sloganları atıldı. Yürüş sırasında 3 ayrı arama noktasından geçilirken, yol üstlerine kurulan keskin nişancılar ise dikkat çekti.

  • OHAL değil, demokrasi için sokağa çıkıyorlar

    OHAL değil, demokrasi için sokağa çıkıyorlar

    PİRHA- KESK İstanbul Şubeler Platformu, “OHAL değil demokrasi” şiarıyla İstanbul Bakırköy’de yarın miting düzenleyecek. 

    KESK İstanbul Şubeler Platformu, “OHAL değil demokrasi” şiarıyla Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda miting düzenleyecek.

    OHAL’in kaldırılması, kanun hükmünde kararnamelerin iptal edilmesi ve işten atılan emekçilerin işine iade edilmesi talebiyle yapılacak mitinge EMEP, ÖDP, HDP de katılacak. Yarın saat 15.00’te Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda gerçekleştirilecek mitinge KESK Marmara Bölgesi’ndeki illerinden kamu emekçilerinin katılımı sağlanacak.

    İnsanların işiyle, ekmeğiyle tehdit edilmediği, özgürce seçimler yapabildiği bir ülke için mitinge katılım çağrısı yapan Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İstanbul Şubeler Platformu, “Her gün yeni KHK’nin yayımlandığı, insanların haksız hukuksuz bir şekilde işten çıkarıldığı, sokakların paramiliter güçlere bırakılmaya çalışıldığı bir dönemde bunun bir tarihsel görev olduğunu düşünüyoruz” dedi.

    Bu mitingi, OHAL’in tekrar tekrar uzatılmasına ve bunun yeniden tesis edilerek ülkenin yaşamına girmesine ‘hayır’ demek için düzenlediklerini ifade eden KESK üyeleri, bunu tarihsel bir görev olarak gördüklerini vurguladı.

    “ÜLKEYİ BU ŞEKİLDE YÖNETMEK DOĞRU DEĞİL”

    Ülkenin bu şekilde yönetilemeyeceğine vurgulanan açıklamada, “Dolayısıyla OHAL’in bir an önce kaldırılması, çıkmış KHK’lerin yarattığı mağduriyetlerin bir an önce ortadan kaldırılması, OHAL Değerlendirme Komisyonunun ne işe yaradığının bir an evvel izah edilmesi, aldığı, alacağı kararların gözden geçirilmesi gibi taleplerimiz var. Çünkü bu ülkeyi bu şekilde yönetmek doğru değil. İnsanların korkmadan işe gidebildiği, düşüncelerini özgürce ifade edebildiği, işiyle, ekmeğiyle tehdit edilmediği, özgürce seçimler yapabildiği bir ülke istiyoruz” denildi. (HABER MERKEZİ)