Etiket: okul öncesi eğitim

  • Veli-Der Antalya Şube Başkanı Tulin Koç: Her öğrenciye bir öğün ücretsiz yemek haktır-VİDEO

    Veli-Der Antalya Şube Başkanı Tulin Koç: Her öğrenciye bir öğün ücretsiz yemek haktır-VİDEO

    PİRHA- Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) Antalya Şube Başkanı Tulin Koç, öğrencilerin gerek okul öncesi bilimsel, parasız ve kamusal eğitim almalarına gerekse her öğrenciye bir öğün ücretsiz yemek verilmesi konusunda yaptıkları çalışmaları ve öğrenci çalıştayında aldıkları kararlarla ilgili PİRHA’ya önemli açıklamalarda bulundu.

    Öğrencilerle ilgili bugüne kadar üç defa çalıştay yaptıklarını belirten Koç, özellikle okul öncesi eğitimin kamusal, parasız ve zorunlu olması doğrultusunda 23 Nisan’da Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı’nın önünde basın açıklaması yapacaklarını duyurdu.

    “ÖĞRENCİLERE ÜCRETSİZ YEMEK TALEBİMİZ TOPLUMDA KARŞILIĞINI BULDU”

    Öğrenci Veli Derneği olarak bugüne kadar üç tane çalıştay yaptıklarını bunun yanı sıra çeşitli forumlar da düzenlediklerini belirten Tulin Koç, “Bu çalıştayların bir tanesi ücretsiz okul yemeğiydi. Bu talebin toplumun bütün kesimleri tarafından karşılığını bulduğunu” ifade etti. Bir öğün ücretsiz okul yemeğinin çocuklar için bir hak olduğunu ve talep edilme noktasında doğru bir mücadele hattı ördüklerini belirten Koç, “Bugün Türkiye’deki çocuklara baktığımızda özellikle çalışan çocukların okul terklerinden kaynaklı eğitimden kopmasına neden olduğu gibi çocukların aslında hem birtakım haklarının kaybolduğunu hem de çocukluklarını yitirdiklerini düşünüyoruz” dedi.

    “OKUL ÖNCESİ 0-6 YAŞ EĞİTİMİ DEVLET TARAFINDAN ZORUNLU HALE GETİRİLMELİDİR”

    İkinci çalıştaylarının çocukların kaybolan çocukluğunu ve eğitim hakkını yeniden kazanacağı bir çalışma olduğunu vurgulayan Koç, “Oradan da çok önemli sonuçlar çıktı. O çalıştaydan çıkan sonuç metninin bir maddesi de çok önemli. Uzun süredir üzerinde durduğumuz bir konu; 0-6 yaş çocuklarının Türkiye’de okul öncesi eğitimi kamusalda zorunlu olmadığı için çocukların eşit bir şekilde eğitime başlamıyor” şeklinde konuştu. Devletin tüm çocuklara erişebilir ve eşit bir şekilde eğitim hakkı sunması gerektiğinin altını çizen Koç, anket çalışmaları sonucunda şu verilere ulaştıklarını belirtti:

    “Çocuklardaki psikolojik, fiziksel, mental gelişimin hem eğitimciler hem de ebeveynlerle yaptığımız birtakım anketler sonucunda bunun ne kadar yararlı olduğunu, özellikle 0-6 yaşta kreş ve okul öncesi eğitimin mutlaka kamusal olarak zorunlu ve bilimsel olarak verilmesi gerekiyor.”

    “MİLLİ EĞİTİM’İN DENETİMİNDE OLMAYAN KURUMLAR KAYGI VERİCİ”

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın kendi sitesindeki verilerine göre okul öncesi eğitime bakıldığında öğrencilerin yüzde 40-50’si arası bir kısmının Milli Eğitim’e bağlı olmayan kurumlarda eğitim aldığını belirten Koç, ”Milli Eğitimin kendi verileri bu şekilde. Bu da bizi açıkçası kaygılandırıyor. Çünkü Milli Eğitim’in denetiminde olmayan hangi kurumda kim tarafından çocuklara eğitim verildiğini bilmediğimiz bir ortam ortaya çıkmaktadır“ dedi.

    “DİYANET OKUL ÖNCESİ ÖĞRENCİLERİ EĞİTMEK İSTİYOR”

    Son yıllarda Diyanet İşleri Başkanlığının devletten aldığı katkı ve ödeneklerle okul öncesi eğitim kurumları ve Kur’an kursları açtığını belirten Koç, “Diyanet son iki üç yıldır okul öncesi eğitim kurumlarını Kur’an kursları yaparak kendi bünyesinde okul öncesi eğitim vermeyi hedefliyor. Zaten bugün Kur’an kurslarının sayısına hem bilinen hem kaçak olarak bilinmeyenlere baktığımızda sayısının oldukça fazla olduğunu görüyoruz” ifadelerini kullandı. Bunun çok doğru bir yöntem olmadığını ve o yaş grubundaki çocukların din eğitimi almasını doğru bulmadıklarını ekleyen Koç, “Çünkü çocuğun gelişmesi açısından pedagojik olarak da bilimsel olarak da bunun doğru olmadığını düşünüyoruz” dedi.

    “PARASI OLAN EĞİTİM ALIYOR, OLMAYAN ALAMIYOR”

    Parası olanın okul öncesi eğitim alabildiği, olmayanın ise alamadığı bir sistemde okula başlarken eşitsizliğin derinleştiğine dikkat çeken Koç, şunları söyledi: “Böylesi bir ortamın olmaması için 28 Mart’ta Bolu’da yaptığımız çalıştayda okul öncesi eğitimin zorunlu, kamusal, bilimsel ve parasız olarak devlet tarafından verilmesi gerektiği sonucunu çıkarttık.”

    Öğretmenlere ve velilere yönelik bilimsel bir akademik anket düzenlediklerini de sözlerine ekleyen Koç, “Bu anketin sonucunda velilerin ekonomik koşullardan kaynaklı olarak eğitim kurumlarına erişemediği için çocuklarını okul öncesi eğitime gönderemediklerini yüzde 90’nın üzerinde bir oranla tespit ettik” dedi.

    “EĞİTİM ALAN ÇOCUKLAR ALMAYANLARA GÖRE DAHA İLERİDE”

    Öğretmenlerle yapılan ankette okul öncesi eğitim alan ve almayan çocuklar arasındaki farkları sorguladıklarını belirten Koç, “Aldığımız yanıtlar gerçekten tam da beklediğimiz şeylerdi. Çünkü okul öncesi eğitim alan çocuğun bilimsel olarak fiziksel kasları ve mentaliyle bir bütünlük içinde eğitime hazır hale geldiğini, okul öncesi eğitimi almayan çocukların çok daha geriden başladığını tespit ettik. Okul öncesi eğitim almayanların oranının yüzde 94-96 civarında olacağını varsayıyoruz; bu çok ciddi bir oran. Bu bilimsel çalışmaların sonucunda 0-6 yaş çocuklara eğitimin devlet tarafından verilmesi, parasız ve bilimsel olması gerektiği sonucuna vardık” dedi.

    “23 NİSAN’DA MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’NIN ÖNÜNDEYİZ”

    Bilimsel olarak çocuğun 5-6 yaşında okul öncesi eğitim almasının kritik olduğunu, bunun kreşlerde oyun yöntemiyle ve Milli Eğitim’e bağlı denetlenebilir kurumlarda yapılması gerektiğini vurgulayan Tulin Koç, eylem planını şu sözlerle açıkladı: “23 Nisan’da Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı’nın önünde bir basın açıklaması yapmayı düşünüyoruz. Bunu da önceki çalıştay sonucundan çıkarttığımız ücretsiz okul yemeği gibi toplumun bütün kesimlerinin sahiplenmesi ve talep etmesi gereken temel bir çocuk hakkı olduğunu düşünerek bu doğrultuda çalışmalarımızı ve mücadelemizi yükseltmeye çalışacağız.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

     

     

  • Alevi kurumlarına çağrı: Ana okullarına din dersi yasallaşmadan itirazlar yükseltilmeli-VİDEO

    Alevi kurumlarına çağrı: Ana okullarına din dersi yasallaşmadan itirazlar yükseltilmeli-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mersin Şube Eş Başkanı Avukat İbrahim Cinbaş, 20. Milli Eğitim Şûrası’nda 4-6 yaş grubu çocukların eğitimine din eğitimi eklenmesi kararının sürpriz olmadığını belirterek, Türkiye’nin mahkeme kararlarına uymak yerine asimilasyoncu uygulamaları arttırdığına dikkat çekti. Cinbaş,  ‘Zorunlu Din Dersleri ve asimilasyon’ başlıklı bir çalıştay yapılması önerisinde bulundu.

    Zorunlu din dersi dayatması ulusal ve uluslararası mahkemelerde alınan kararlara karşın artarak sürüyor. Yürütülen kampanyalar ve hak talepleri on yıllardır görmezlikten gelinirken, AKP döneminde ‘dinselleştirilmiş’ eğitim modeline geçildi. Bunun sonucu olarak da Alevi öğrenciler nefret diline ve ayrımcılığa maruz kaldı, kalmaya devam ediyor.

    Müfredatın bir bütünen dinselleştiği tepkisinde bulunan eğitimciler ve eğitim sendikalarının yanı sıra Alevi yurttaşlar da çocuklarının din derslerine zorlanmasına karşı çıkıyorlar.

    Bunun yanında geçtiğimiz ay yapılan 20. Milli Eğitim Şûrası’nda 4-6 yaş grubu çocukların eğitimine din eğitimi eklenmesi kabul edildi. Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer başkanlığında toplanan Şura Genel Kurulu, okul öncesi eğitime din eğitiminin eklenmesini oylama yaparak kabul etmişti.

    PİRHA’ya konuşan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mersin Şube Eş Başkanı Avukat İbrahim Cinbaş, 20. Milli Eğitim Şûrası’nda 4-6 yaş grubu çocukların eğitimine din eğitimi eklenmesi kararının sürpriz olmadığını dile getirerek, “Uzun zamandır devam eden bir politikanın sonucu olarak görüyorum. Türkiye’de mevcut eğitim sistemi zaten baştan aşağı ayrımcı, ırkçı, dini açıdan da ötekileştirici” dedi.

    “TASARI YASALLAŞMADAN ALEVİ KURUMLARI İTİRAZLARINI YÜKSELTMESİ”

    Eğitim yaşamı boyunca Alevi ve Kürt çocuklarının hem inançsal hem de dilsel olarak ayrımcılığa uğradığının altını çizen Cinbaş, “4-6 yaş arası çocuklara verilmesi planlanan dini eğitimin AKP hükümetinin geliştirdiği politikaların bir yansıması. Bu yaklaşım ne pedagojinin, ne de çocuk psikolojisinin kabul edebileceği bir şey değil. Her tarafta imam hatip okullarının arttırılması ve AVM mescitlerine bile imamların atandığı bir dönemden geçiyoruz. Bu ülkede sadece Sünni inanç yok. Aleviler var, diğer inanç grupları var. Bunların herhangi bir şekilde olurları alınmadan herhangi bir şekilde kabullerine sunulmadan böyle bir tavsiye kararının geçmesi ya da yasal adımlarının atılması kabul edilemez. Tasarı yasallaşmadan Alevi kurumları ve özgürlükten, demokrasiden yana olan kesimlerin itirazlarını yükseltmeli” diye konuştu.

    “‘ZORUNLU DİN DERSLERİ VE ASİMİLASYON’ BAŞLIKLI BİR ÇALIŞTAY YAPILABİLİR”

    Avukat Cinbaş, zorunlu din derslerine ilişkin ise, Türkiye’nin mahkeme kararlarına uymak yerine asimilasyoncu uygulamaları arttırdığına dikkat çekerek, şunları ifade etti:

    “Hukuki çerçevesini, zeminini uzun uzun biz Alevi hukukçuların ya da Alevi kurumların düşünmesi tartışması ve yol haritası çıkarması gerekiyor. Bu konuda gerçekten kafa yorması gerekiyor. Yani bireysel bir çabanın dışında kurumsal çabaları çoğaltmalıyız. ‘Zorunlu Din Dersleri ve asimilasyon’ başlıklı bir çalıştay yapılabilir. Çünkü bu konu asimilasyon politikalarının bir parçası. Çalıştay sonrası da Alevi kurumlarının dahil olduğu bir hukuk komisyonu kurulup çalışma yapılabilir.”

    Diren KESER/MERSİN