Etiket: okullarda şiddet

  • Halk Ozanı Dertli Divani:Sistem çökmüş durumda!-VİDEO

    Halk Ozanı Dertli Divani:Sistem çökmüş durumda!-VİDEO

    PİRHA- Halk Ozanı Dertli Divani, okullarda artan şiddet olaylarını ve eğitim sistemindeki dönüşümü PİRHA’ya değerlendirdi. Eğitim müfredatının laik ve bilimsel temelden uzaklaştırılarak ideolojik bir yapıya büründürüldüğünü savunan Divani, “Eğitim sistemi çökmüştür, bu nesli tamir etmemiz gerekiyor” dedi.

    Eğitim sisteminin mevcut iktidarın dünya görüşü ve inanç anlayışına göre yeniden dizayn edildiğini belirten Ozan Dertli Divani, laik, demokratik ve bilimsel eğitim ilkelerinin göz ardı edildiğini ifade etti. İktidarın uyguladığı politikaları “Emevi geleneğinin bir devamı” olarak nitelendiren Divani, sürekli değişen müfredatın öğrenciler üzerinde kafa karışıklığı yarattığını ve eğitimin niteliğini düşürdüğünü vurguladı.

    “DEĞERLER EĞİTİMİ YOK EDİLDİ”

    Okullarda geçmişte verilen çevre bilinci, nezaket kuralları ve sosyal sorumluluk gibi temel değerlerin günümüzde aktarılmadığını belirten Divani, şu tespitlerde bulundu:

    “Eskiden okullarda verilen doğa sevgisi, trafik kuralları ve dostluk ilişkileri gibi konuların yerini değer kaybı aldı. Öğretmenlerin öğrencilere müdahale etmekten çekinir hale geldiğini belirten Divani, “Sistem, öz değerlerini yitirmiş bir nesil yarattı” dedi ve eğitim sistemindeki bozulmanın yansımasının, öğrencilerin aile içindeki tutumlarına da yansıdığına dikkat çekti.

    “İYİ İNSAN OLMANIN KRİTERİ SAYGIDIR”

    Toplumsal barışın ancak farklılıklara duyulan saygı ile mümkün olabileceğini ifade eden Divani, “Aklı, vicdanı ve bilimi ön plana koymadan iyi bir birey olunamaz. İnancı veya dünya görüşü ne olursa olsun, bir başkasını olduğu gibi kabul etmeyen anlayışın toplumsal huzuru getirmesi imkansızdır” ifadelerini kullandı.

    İktidarın, “kendinden olan” ve “olmayan” ayrımı üzerinden kutuplaştırıcı bir siyaset yürüttüğünü savunan Divani, mevcut durumu şöyle özetledi:

    “Ekonomiden siyasete kadar her alanda ahlaki bir çöküş yaşanıyor. Toplum mühendisliği projeleriyle, yalan ve algı operasyonlarıyla halk yönlendirilmek isteniyor. 25 yıllık süreçte ülke ne yazık ki bu sinsi politikalarla bu hale getirildi. Toplumun büyük bir kesimi ise ne yazık ki bu gidişatın farkında değil.”

    Divani, gelinen noktada eğitim sisteminin acilen tamir edilmesi ve yeniden evrensel, bilimsel normlara döndürülmesi gerektiğini belirterek sözlerini noktaladı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Atakan Eren: Şiddet sarmalının önüne emek ve demokrasi güçleri geçebilir -VİDEO

    Atakan Eren: Şiddet sarmalının önüne emek ve demokrasi güçleri geçebilir -VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, okullarda ve yaşamın her alanında artarak devam eden şiddet olaylarına ilişkin PİRHA’ya açıklamalarda bulundu. Eren, eğitim sistemindeki çöküşe, popüler kültürün ve medyanın şiddeti körüklemesine dikkat çekerek bu sarmaldan çıkışın ancak emek ve demokrasi güçlerinin mücadelesiyle mümkün olacağını vurguladı.

    Okullarda ve yaşamın her alanında tırmanan şiddet olaylarını değerlendiren PSAKD Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, eğitimde yaşanan şiddetin kökenlerinin çok eskilere dayandığını belirterek özellikle 12 Eylül darbesinden sonra geliştirilen sürece bakmak gerektiğini ifade etti. Türkiye’deki mevcut sistemi ve toplumsal yapıyı eleştiren Eren, şiddetin artık hayatın her alanına yayıldığını dile getirdi.

    “TÜRKİYE’DE ŞİDDET SADECE OKULDA DEĞİL YAŞAMIN HER ALANINDA SÖZ KONUSU”

    Bu ülkede okulların ticarethaneye dönüştüğü dönemleri yaşadıklarını belirten Eren, şunları söyledi:

    “Eğitimin kaliteli olmadığı okulların ticarethaneye dönüştüğü dönemleri yaşadık ve hala da yaşıyoruz. Şiddet konusuna gelince şiddet artık Türkiye’de toplumsal bir metafor olarak var. Türkiye’de sadece okulda değil her yerde ailede sokakta, üniversitede hastanelerde, iş yerlerinde  her yerde var.”

    Sistemin şiddeti körüklediğini belirten Eren, sözlerine şöyle devam etti:

    “Sistem bunu pompalıyor. Eğitim dibe vurmuş durumda insanlara verebileceği hiçbir şey de kalmadı. Çünkü her şey paralı eğitime dönüştürüldü. Türkiye’deki eğitim sisteminin çökmesi ve Türkiye’de popüler kültürün insanları hızlı bir şekilde şiddete yöneltmesi ve tüm televizyonlarda, yayın organlarında, sosyal medyada her gün şiddet haberleri, şiddet olayları var. Dizileri izlediğiniz zaman herkes mafya, herkesin belinde silah.  Bu noktada da bu genç insanların bundan etkilenmemesi mümkün değil.”

    “HAKKINI ARAYAN HERKES GÖZALTINA ALINIP TUTUKLANIYOR”

    Türkiye’de hakkını arayan insanları gözaltına alıp tutuklayan bir anlayışın var olduğunu belirten Atakan Eren, konuşmasının devamında şu vurguları yaptı:

    “Bu ülkede silahla gezen, insanları tehdit eden, silahlı bir hayat kurmaya çalışan insanları özendiren bir sistem var.  Bu noktada da şiddetin olması çok normaldir. Bunu değiştirecek olan da insanlardır. Bu sistemi ancak emek ve demokrasi güçleri değiştirebilir. Başka türlü bu şiddet sarmalının önüne geçmenin pek mümkünatı yok.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • DAD Genel Merkezi: Gençleri katilleştiren karanlık zihniyet sorgulanmalı!

    DAD Genel Merkezi: Gençleri katilleştiren karanlık zihniyet sorgulanmalı!

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, son dönemde Maraş ve Urfa başta olmak üzere okullarda artan silahlı saldırılar ve şiddet olaylarına ilişkin kapsamlı bir yazılı açıklama yayımladı. DAD, Yaşananları  şiddetin beslendiği zemini; bilimsel temelden uzaklaşan eğitim sistemi, bireysel silahlanma ve medyadaki mafyatik öykünmeler olarak tarif etti.

    Eğitimdeki nitelik kaybından ekonomik krize kadar pek çok faktörün şiddeti tetiklediğini belirten DAD, “Şiddeti normalleştirmeyeceğiz” mesajı verdi.

    “ŞİDDET SOSYO-EKONOMİK VE KÜLTÜREL ZEMİNDEN BESLENİYOR”

    Okullardaki saldırıların çok katmanlı bir toplumsal soruna işaret ettiğini belirten DAD Genel Merkezi, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Eğitim kurumlarında artan saldırganlık, medyada normalleştirilen suç ve güç temsilleri, gençlerin madde bağımlılığına sürüklenmesi ve genel bir değer erozyonu; birbirinden bağımsız değil, aksine aynı sosyo-ekonomik ve kültürel zeminden beslenen olgulardır. Maraş ve Urfa’da meydana gelen okul baskınlarını da bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. Bu bağlamda, eğitimdeki nitelik kaybı yalnızca akademik başarı üzerinden değil; eleştirel düşünme, etik farkındalık, felsefik ve sosyolojik bilinç ve demokratik yurttaşlık bilinci gibi temel kazanımların zayıflaması üzerinden de değerlendirilmelidir.”

    “MİLLİYETÇİ, DİNCİ VE TEKÇİ EĞİTİM GENÇLERİ MANİPÜLASYONA AÇIYOR”

    Eğitim sistemindeki ideolojik dönüşümün şiddeti bir ifade biçimine dönüştürdüğü vurgulanan açıklamada, sistemin yapısı şu sözlerle eleştirildi: “Bilimsel temelden uzaklaşan, sorgulamayı teşvik etmeyen ve bireyi edilgenleştiren milliyetçi, dinci, cinsiyetçi, tekçi bir eğitim anlayışı; gençleri hem manipülasyona açık hale getirmekte hem de şiddeti bir ifade biçimi olarak görme eğilimini artırmaktadır. Mevcut şiddetin sistemsel bir sorun olduğu gerçekliği kendisini net olarak göstermiştir. Medya ve dijital platformlarda giderek yaygınlaşan mafyatik öykünmeler, hızlı güç kazanımı, bireysel silahlanmanın kolay hale gelmesi ve cezadan muafiyet algısı, özellikle kimlik arayışındaki gençler üzerinde kalıcı olumsuz etkiler yaratmaktadır.”

    “14 YAŞINDAKİ BİR ÇOCUK 5 SİLAHLA OKULA NASIL GİREBİLİR”

    Güvenlik zafiyetlerine ve denetimsiz silahlanmaya dikkat çeken DAD, yetkililere şu yakıcı soruları yöneltti: “Bu noktada şu soruların da açık ve cesur biçimde sorulması gerekmektedir: 14 yaşındaki bir çocuğun 5 ayrı silah ve 7 şarjör ile bir okula bu denli rahat girip çıkabilmesi nasıl mümkün olabilmiştir? Bir emniyet müdürünün evinde bu kadar çok sayıda silahın bulunması hangi denetim eksikliklerini ve güvenlik zafiyetlerini işaret etmektedir? Daha da önemlisi, 14 yaşındaki bir çocuğu çoklu silahlarla bir katile dönüştüren karanlık zihniyet nedir ve bu noktaya nasıl gelinmiştir? Bu sorular; denetimsiz silahlanmaya, ihmal edilen kurumsal sorumluluklara ve çocukların korunmasındaki yapısal boşluklara işaret etmektedir.”

    “EKONOMİK KRİZ VE GELECEK KAYGISI ÖFKEYİ BESLİYOR”

    Şiddetin ekonomik boyutuna da değinen açıklamada, yoksulluğun psikolojik dayanıklılığı zayıflattığı ifade edildi:

    “Ekonomik kriz ve buna bağlı olarak artan işsizlik, yoksulluk ve gelecek kaygısı; gençlerin psikolojik dayanıklılığını zayıflatmakta ve onları riskli davranışlara daha açık hale getirmektedir. Sosyal adalet algısının zedelenmesi, bireylerin sisteme olan güvenini azaltmakta; bu da öfke, yabancılaşma ve şiddet eğilimlerini besleyen bir zemin oluşturmaktadır. Ergenlik dönemindeki öğrencilerin birden fazla silah ve mermilerle okullara girip silahlı şiddet uygulaması aslında bireysel silahlanmanın geldiği boyutun nelere mal olduğunun da bir göstergesidir.”

    “ÇÖZÜM: PARASIZ, BİLİMSEL VE ANADİLİNDE EĞİTİM”

    Şiddeti bir “toplumsal sağlık sorunu” olarak ele alan DAD Genel Merkezi, çözümün ancak demokratik bir kültürle mümkün olacağını belirtti: “Çözüm; eğitim sisteminin yeniden bilimsel, eleştirel ve özgürlükçü bir temele oturtulmasından, gençlerin sosyal ve ekonomik olarak desteklenmesinden ve demokratik kültürün güçlendirilmesinden geçmektedir. Gençliğin korunması yalnızca güvenlik önlemleriyle değil; umut, adalet, özgürlük, demokrasi ve anlam duygusunu yeniden inşa edecek bir toplumsal barış ile mümkündür. Parasız, bilimsel, laik, demokratik ve anadilinden eğitim gençliği özgürleştirir.”

    HABER MERKEZİ