Etiket: öldürüldü

  • Nusayri gazeteci Alaa Mohamed evinde öldürüldü!

    Nusayri gazeteci Alaa Mohamed evinde öldürüldü!

    PİRHA- Suriye’nin Lazkiye kırsalında, Kardaha’ya bağlı Nini köyünde yaşayan Nusayri gazeteci Alaa Mohamed, evinde başından vurularak öldürüldü. Olay, Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) aktivistleri tarafından duyuruldu. Resmî makamlar saldırının failleri ve olayın koşullarına ilişkin henüz bir açıklama yapmadı.

    CANLI YAYINDAN SAATLER SONRA SALDIRI

    Suikastın, Mohamed’in YouTube kanalı üzerinden yaptığı canlı yayından yaklaşık dört saat sonra gerçekleştiği bildirildi. Yayında, Suriye’deki siyasi ve güvenlik gelişmeleri ele alınmıştı.

    Mohamed, özellikle güneydeki Dera iline bağlı Busra el-Şam’daki Şura Konseyi açıklamalarını değerlendirmiş; bu sürecin bölgesel ve uluslararası aktörlerle bağlantılarına dikkat çekmişti. Ayrıca Deyrizor ve Şam’da yaşanan güvenlik sorunlarını ve silahlı gruplar arasındaki karmaşık yapıyı gündeme taşımıştı.

    Yayında öne çıkan bazı değerlendirmeleri şöyleydi:

    • Mevcut hükümetin varlığını sürdüreceğini ancak “yarı-milli bir ordu” inşasının uzun zaman alacağını savundu.

    • Savunma Bakanlığı’na bağlı unsurların yanı sıra, farklı dış ajandalara hizmet eden silahlı yapıların şehirlerde etkin olduğunu öne sürdü.

    • “14 ay sonra ne başarıldı? Ne başarılabilir? Bence hiçbir şey” sözleriyle siyasi süreci eleştirdi.

    • ABD iç siyasetine atıfla, Donald Trump’ın geçmişteki bir açıklamasının Amerikan kamuoyuna yönelik olduğunu ifade etti.

    GEÇMİŞİ VE AKTİVİZM

    Spor medyası kökenli olan Alaa Mohamed, uzun yıllar spor gazeteciliği yaptıktan sonra son dönemde genel siyasi yorum ve toplumsal aktivizm alanına yönelmişti. Özellikle Suriye’nin kıyı bölgesinde faaliyet gösteren “sivil barış grubu” içinde aktif rol aldığı belirtiliyor.

    Mohamed, 18 Mayıs 2025’te Gençlik ve Spor Müdürlüğü önünde güvenlik güçlerince gözaltına alınmış bu durum yerel çevrelerde ve sosyal medyada tepkiyle karşılanmıştı. Daha sonra serbest bırakılan gazeteci, yayın faaliyetlerine devam etmişti.

    Saldırının arkasında hangi aktörlerin bulunduğu henüz bilinmiyor. Olayın siyasi içerikli bir suikast mı, yerel güvenlik kaynaklı bir saldırı mı olduğu konusunda resmî bir değerlendirme yapılmış değil. SOHR ve yerel kaynaklar soruşturmanın sürdüğünü aktarıyor.

    Suikast, Suriye’de gazeteciler ve sivil aktivistlere yönelik güvenlik risklerinin devam ettiğine işaret eden son olaylardan biri olarak değerlendiriliyor.

    HABER MERKEZİ

  • İnsan hakları savunucusu Avukat Ali Aydın İzmir’de öldürüldü!

    İnsan hakları savunucusu Avukat Ali Aydın İzmir’de öldürüldü!

    PİRHA- İHD İzmir Şube Eş Başkanı avukat Ali Aydın, İzmir’in Çiğli ilçesinde sabah yürüyüşü yaptığı sırada uğradığı saldırı sonucu yaşamını yitirdiği bildirildi. Aydın’ın cansız bedeni yürüyüş yaptığı güzergahta bulundu.

    Yetkililer, Aydın’ın yürüyüş sırasında kafasına aldığı darbeler sonucu yaşamını yitirdiğini belirtti. Olayın ardından polis geniş çaplı soruşturma yürüttü; saldırının faili olduğu değerlendirilen M.D.E. (28) isimli kişi tespit edilerek gözaltına alındı.

    Aydın’ın cansız bedeni, olay yerinden alınarak Buca Adli Tıp Kurumu’na sevk edildi. Olayla ilgili soruşturma devam ediyor.

    İNSAN HAKLARI DERNEĞİ’NDEN AÇIKLAMA

    İnsan Hakları Derneği tarafından yapılan açıklamada, Aydın’ın geçmiş dönemde İHD İzmir Şubesi Eş Başkanlığı ve İHD Bölge Temsilciliği’nde görev yaptığı hatırlatıldı. Dernek, Aydın’ın saldırı sonucu hayatını kaybetmesinden dolayı derin üzüntü duyduklarını belirtti ve olayla ilgili takipçisi olacaklarını duyurdu.

    Ali Aydın, İzmir’de hem avukat olarak çalışmalar yürütmüş hem de insan hakları alanında aktif rol almış bir isim olarak tanınıyordu. Sivil toplum içerisindeki etkinliği ve İHD’deki eş başkanlık görevi, onu yerel düzeyde tanınan bir insan hakları savunucusu haline getirmişti.

    Olayın ardındaki motivasyon ve saldırı gerekçelerine ilişkin resmi açıklamalar beklenirken, emniyet güçlerinin soruşturmayı derinleştirdiği öğrenildi.

    PİRHA/İZMİR

  • 45 kişiyi öldüren 6 IŞİD’li tahliye edildi

    45 kişiyi öldüren 6 IŞİD’li tahliye edildi

    PİRHA-45 kişinin ölümüne neden olan saldırıya ilişkin davada, haklarında 46’şar kez ağırlaştırılmış müebbet cezası verilen 6 IŞİD’li tahliye edildi.

    Atatürk Havalimanı’nda 28 Haziran 2016’da IŞİD’in düzenlediği ve 45 kişinin katledildiği saldırının ardından tutuklanan 6 IŞİD’li tahliye edildi.

    Now Haber’den Alican Uludağ’ın haberine göre; 46’şar kez ağırlaştırılmış müebbet cezası alan tutuklu 6 IŞİD’li, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin kararı doğrultusunda, “hakkaniyete uygun adil bir cezaya hükmedilmesi gerekirken yetersiz gerekçe ile teşdidin derecesinde hataya düşülerek fazla ceza tayin edilmesi” gerekçesiyle 12 Aralık’ta tahliye edildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim’de 2 Dağ Keçisi öldürüldü

    Dersim’de 2 Dağ Keçisi öldürüldü

    PİRHA-Dersim’de avlanması yasak 2 dağ keçisini silahla vurarak öldüren 3 avcıya, 1 milyon 327 bin TL para cezası uygulandı.

    Dersim, avcılık faaliyetleri sürüyor. Nesli tükenme tehlikesi altında bulunduğu için avlanması yasak olan 2 dağ keçisi Dersim’in Mazgirt ilçesinin Kale köyünde 3 avcı tarafından öldürüldü.

    Doğa Koruma ve Milli Parklar Şubesi ekipleri, dronla 3 avcıyı tespit etti. Avcılara toplamda 1 milyon 327 bin TL para cezası uygulandı.

    PİRHA/DERSİM

  • İsrail, ambulans konvoyunu vurdu: 13 kişi hayatını kaybetti, 26 kişi yaralandı

    İsrail, ambulans konvoyunu vurdu: 13 kişi hayatını kaybetti, 26 kişi yaralandı

    PİRHA-İsrail ordusu, Gazze’deki Şifa Hastanesi yerleşkesinin girişini ve Refah Sınır Kapısı’na ağır yaralıları taşıyan ambulansları hedef aldı. İlk belirlemelere göre saldırıda 13 kişi hayatını kaybetti, 26 kişi yaralandı.

    İsrail’in Gazze’ye dönük saldırıları devam ediyor. İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nde binlerce hasta ve insanın bulunduğu Şifa Hastanesi yerleşkesinin giriş kısmını vurduğu, 13 kişinin hayatını kaybettiği, 26 kişinin de yaralandığı bildirildi. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı, hastaneye düzenlenen saldırının yanı sıra İsrail’in Refah Sınır Kapısı’na ağır yaralıları taşıyan bir ambulans konvoyunu da hedef aldığını duyurdu.

    İsrail’in Şifa Hastanesi’nin giriş kısmına yönelik saldırısı, Mısır’da tedavi görmek üzere yaralıları taşıyan ambulans konvoyunun yola çıkacağı sırada gerçekleşti. Saldırı sonucu ambulanslarda ciddi hasar oluştuğu belirtildi. İsrail hemen ardından da Kudüs Hastanesi ve Endonezya Hastanesi’nin çevresini hedef aldı.

    REFAH SINIR KAPISI’NA YARALI TAŞIYAN AMBULANSLAR VURULDU

    Gazze’deki Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra, Gazze kentindeki Şifa Hastanesi’nde basın toplantısı düzenledi. İsrail’in sağlık emekçilerini hedef aldığını belirten Kudra, “İsrail, Refah Sınır Kapısı’na ulaşmak üzere güneye doğru hareket eden ambulans konvoyunu hedef aldı. Saldırıda ölü ve yaralılar var” dedi.

    İsrail ordusunun sahil yolundaki Reşid Caddesi’nde de iki ayrı noktada ambulansları hedef aldığını söyleyen Kudra, söz konusu ambulansların da Refah Sınır Kapısı’na doğru yaralı taşıdığını kaydetti. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı, daha önce yaptığı açıklamada, çok sayıda yaralının Mısır’da tedavi olmak üzere güneydeki Refah Sınır Kapısı’na doğru ambulanslarla yola çıkacağını duyurmuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • ÇHD: Hatay’da gözaltına alınan Ahmet Güreşçi işkenceyle öldürüldü

    ÇHD: Hatay’da gözaltına alınan Ahmet Güreşçi işkenceyle öldürüldü

    PİRHA- Çağdaş Hukukçular Derneği, Hatay’da gözaltına alınan Ahmet Güreşçi’nin gözaltında maruz kaldığı işkenceler sonucunda öldüğünü duyurdu. Birlikte gözaltına alındığı Sabri Güreşçi’nin ise durumunun kötü olduğu aktarıldı.

    Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Hatay’ın Büyükburç Mahallesinde yaşayan Ahmet Güreşçi ve Sabri Güreşçi’nin 12 Şubat günü saat 10.30’da jandarma ekiplerince gözaltına alındığını belirtti.

    Gözaltına alındıklarında herhangi bir sağlık sorunları bulunmadığını aktaran ÇHD, jandarma karakoluna götürülen kişilerden Ahmet Güreşçi’nin akşam 19.30 civarında karakoldan hastaneye acil olarak götürüldüğü bilgisini paylaştı. Durumu öğrenen ailesinin de peşinden hastaneye gittiği Ahmet Güreşçi’nin hayatını kaybettiği öğrenildi.

    Ailenin başvurusu üzerine avukatları, Altınözü Jandarma Karakolu’nda hala gözaltında tutulan Sabri Güreşçi ile görüşme yaptı.

    “GÖZALTINA ALINANLARA İŞKENCE YAPILDI, AHMET GÜREŞÇİ DÖVÜLEREK ÖLDÜRÜLDÜ”

    Görüşme yapan avukatların ve ÇHD’nin aktarımı şöyle;

    “-Gözaltında Sabri Güreşçi ve aynı köyden 4 kişinin daha bulunduğu, Ahmet Güreşçi’nin gözaltında dövülerek öldürüldüğü,

    -Görüşme yapılan kişinin kötü durumda olduğu, kaburgalarında kırık, el ve yüzde yara berenin tespit edildiği,

    -Kişiye haya burma işkencesi yapıldığı, ıslatarak dövüldükleri, tecavüz tehdidinin olduğu bilgisi aktarılmıştır.

    “DELİL TOPLAMAK İSTEYEN AVUKATLAR TEHDİT EDİLDİ”

    Aynı zamanda gözaltındaki kişilerle görüşme yapan avukatlar da jandarma görevlileri tarafından ‘sizin de başınıza aynısı gelir’ denilerek tehdit edilmişler, avukatlar hakkında da delil tespiti yaptığı için tutanak tutulmuştur.

    Sabri Güreşçi ve gözaltındaki isimleri tarafımızca henüz tespit edilemeyen diğer 4 kişi ile jandarma karakolunda bulunan meslektaşlarımız ciddi tehdit altında olup, can güvenlikleri yoktur.

    Öncelikli olarak gözaltında tutulan ve ağır işkenceye maruz kalan kişilerin, başka bir gözaltı birimine naklinin sağlanması için gerekli görüşmelerin yapılmasını ve  sürecin takipçisi olunmasını talep ediyoruz.

    (HABER MERKEZİ)

  • Tahir Elçi, katledilişinin 7’nci yılında Mersin’de anıldı

    Tahir Elçi, katledilişinin 7’nci yılında Mersin’de anıldı

    PİRHA-Katledilişinin 7’nci yılında Tahir Elçi, Mersin’de anıldı. Yapılan açıklamada, “Geçen yedi yılda Elçi ailesinin, avukatlarının, hukuk örgütlerinin ve tüm demokratik kamuoyunun tüm azim ve çabasına rağmen Tahir Elçi’nin katilleri hala cezalandırılmadı” denildi. 

    Diyarbakır’ın Sur ilçesinde 28 Kasım 2015 tarihinde Dört Ayaklı Minare önünde açıklama yaptığı sırada katledilen ve hala cinayeti aydınlatılmayan Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, öldürülmesinin 7’nci yılında Mersin Adliyesi önünde yapılan açıklama ile anıldı.

    Açıklamayı ÖHD Mersin Şubesi Eş Başkanı İbrahim Kaya okudu. Birçok avukatın katıldığı açıklamada, ‘Seni unutmayacağız’ pankartı açılarak ‘Tahir Elçi ölümsüzdür’ sloganları atıldı.

    “TAHİR ELÇİ’NİN KATİLLERİ HALA CEZALANDIRILMADI”

    Tahir Elçi cinayetinin üzerinden 7 yıl geçtiğini hatırlatan Kaya, “Geçen yedi yılda Elçi ailesinin, avukatlarının, hukuk örgütlerinin ve tüm demokratik kamuoyunun tüm azim ve çabasına rağmen Tahir Elçi’nin katilleri hala cezalandırılmadı. 90’lı yılların karanlık ikliminde korkusuzca adaletsizlikle savaşan, birçok toplu katliam davasında adil bir yargılama için mücadele eden, faili meçhul bırakılan birçok cinayetin peşini bırakmayarak cinayetlerin aydınlatılmasını sağlayan Tahir Elçi cinayeti de, yıllarca uğraştığı davalar gibi faili meçhul bırakılmak isteniyor. Tahir Elçi cinayetinin ne amaçla, kimler tarafından işlendiği vicdanlarda bellidir. Yürütülen yargılamadan çıkacak muhtemel cezasızlık kararı ne inadımızı ne azmimizi ne de inancımızı bir tek adım dahi geriye düşürmeyecektir” dedi.

    PİRHA/MERSİN

  • HDP Dersim Kadın Meclisi, Nagihan Akarsel’in katledilmesini protesto etti-VİDEO

    HDP Dersim Kadın Meclisi, Nagihan Akarsel’in katledilmesini protesto etti-VİDEO

    PİRHA-HDP Dersim Kadın Meclisi, Jineoloji Araştırma Merkezi üyesi ve Jineoloji Dergisi Editörü, Akademisyen Nagihan Akarsel’in katledilmesine tepki göstermek için Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Bu katliamı lanetliyoruz, Nagihan yoldaşımızın öncülük ettiği bu yolda yürüme sözü veriyoruz” denildi.

    Jineoloji Araştırma Merkezi üyesi ve Jineoloji Dergisi Editörü, Akademisyen Nagihan Akarsel, Federe Kürdistan Bölgesi’nin Süleymaniye kentinde uğradığı silahlı saldırı sonucu katledildi.

    HDP Dersim Kadın Meclisi, Nagihan Akarsel’in katledilmesine tepki göstermek için Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamayı HDP Dersim İl Eşbaşkanı Nazlı Çelik Öz okudu. Açıklamada, ‘Hakikat kalemini susturamazsınız’ pankartı açıldı.

    “HAKİKAT KALEMİNİ SUSTURAMAZSINIZ”

    Katliamı lanetlediklerini vurgulayan Nazlı Çelik Öz, “Nagihan yoldaşımızın öncülük ettiği bu yolda yürüme sözü veriyoruz. İktidarlar varlığını kadın üzerindeki sömürüyü derinleştirerek sürdürmeye devam ediyor. Biz kadınlar bir kez daha haykırıyoruz, 21. yüzyıl kadın yüzyılı olacaktır. Karanlıkta kalan kadının ve hakikat gerçekliğini ortaya çıkartmak için yıllardır mücadele eden yoldaşımız Nagihan Akarsel, aynı zamanda bir hakikat kalemi kimliğini taşımıştır. Nagehan ve yoldaşlarının öncülük ettiği bu hakikat kalemini susturamaz. Nagihan Akarsel ,erkek egemen isteme karşı isyan gerekçemizdir” dedi.

    Açıklamanın ardından oturma eylemi yapılarak eylem sonlandırıldı.

    PİRHA/DERSİM

  • Merada öldürülen Sakine Oğuz’un failine müebbet hapis cezası verildi

    Merada öldürülen Sakine Oğuz’un failine müebbet hapis cezası verildi

    PİRHA-Dersim’in Hozat ilçesinin Geçimli köyünde 2019 yılında hayvanlarını meraya götüren Sakine Oğuz, cansız halde bulunmuştu. Sakine Oğuz’un öldürülmesinin karar duruşmasında fail Medet Can A.’ya müebbet hapis cezası verildi.

    2019 yılında Dersim’in Hozat ilçesinin Geçimli köyünde hayvanlarını meraya götüren Sakine Oğuz, çenesinde ve göğsünde kırıklar, ensesinde kesik, alnında ise delik açılmış şekilde cansız halde bulunmuştu.

    Sakine Oğuz’un öldürülmesine ilişkin karar duruşması Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Sakine Oğuz’un faili Medet Can A.’ya müebbet hapis cezası verildi.

    NE OLMUŞTU

    2019 yılında Dersim’in Hozat’ta hayvanlarını meraya götüren Sakine Oğuz, çenesinde ve göğsünde kırıklar, ensesinde kesik, alnında ise delik açılmış şekilde cansız halde bulundu. Oğuz’un başındaki deliklerin kurşun yarası olduğu belirtiliyor. Dersim Hozat’ın Geçimli köyünde oturan 3 çocuk annesi Sakine Oğuz, ahırda hayvanlarını çıkararak meraya otlatmaya götürdü.

    Saat 15.00 sıralarında Oğuz’un hayvanlarını otlattığı bölgede geçen bir köylü, hayvanların başında kimsenin olmadığını ve yerde hareketsiz yatan bir kadın olduğunu fark etti. İhbarla bölgeye sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık görevlilerince yerde hareketsiz yatan kadının Sakine Oğuz olduğu ve yaşamını yitirdiğini tespit edildi. Bölgede yapılan incelemenin ardından Oğuz’un cenazesi, Hozat Entegre Hastanesi’ne getirildi. Burada Oğuz’a yapılan ön otopside, çenesinde ve göğsünde kırıklar, alnında delik açıldığı, ensesinde ise kesik tespit edilmesiyle ‘ölümünün şüpheli olduğu’ belirlendi.

    PİRHA/DERSİM

  • Haiti Devlet Başkanı suikast sonucu öldürüldü

    Haiti Devlet Başkanı suikast sonucu öldürüldü

    Haiti Devlet Başkanı Jovenel Moise, evinde uğradığı suikast sonucu yaşamını yitirdi, eşi Martine Moise ise yaralandı. 

    Haiti Devlet Başkanı Jovenel Moise, evinde uğradığı suikast sonucu yaşamını yitirdi.

    Yerel basında çıkan haberlere göre, Haiti Devlet Başkanlığı konutundan yapılan açıklamada, Moise, TSİ 05.00’te evinde silahlı kişilerin saldırısına uğradı.

    Açıklamada, Moise’nin saldırıda hayatını kaybettiği, eşi Martine Moise’nin ise yaralandığı ve hastaneye kaldırıldığı ifade edildi.

    Bir süredir siyasi istikrarsızlığın hakim olduğu Haiti’de Moise, şubat ayında gazetecilere yaptığı açıklamada “hayatına yönelik bir girişim olduğunu” söylemişti.

    Moise, “Kasım 2020’den bu yana yürütülen bir kumpasın tespit edildiğini” ve olayla ilgili 20 kişinin gözaltına alındığını belirtmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ankara’da bir kadın evli olduğu erkek tarafından katledildi

    Ankara’da bir kadın evli olduğu erkek tarafından katledildi

    Ankara’nın Çubuk ilçesinde Şükran T. evinde boğularak öldürülmüş halde bulundu. Evli olduğu Abdullah T. polis sorgusunda cinayeti itiraf etti.

    Ankara’nın Çubuk ilçesinde 35 yaşındaki Şükran T. isimli bir kadın, evinde boğularak öldürülmüş halde bulundu. Polis sorgusunda kadının evli olduğu erkek Abdullah T. tarafından öldürüldüğü anlaşıldı.

    Çubuk’ta 5 katlı bir binanın bodrum katındaki evine gelen çocuk, annesi Şükran T’yi (35) yerde hareketsiz yatarken görüp komşularından yardım istedi.

    Çevredekilerin haber vermesi üzerine eve gelen polis ve sağlık ekipleri, kadının yaşamını yitirdiğini belirledi.

    Polis, bir fabrikada çalışan Abdullah T’nin, cinayet saatinde fabrikada bulunmadığını tespit ederek, katil zanlısını gözaltına aldı. Abdullah T’nin ilk ifadesinde, Şükran T. ile aralarında çıkan tartışmanın büyümesi üzerine onu boğarak katlettiğini itiraf ettiği öğrenildi.

  • Giresun’da 82 yaşındaki hasta yakınını öldüren 2 polis açığa alındı

    Giresun’da 82 yaşındaki hasta yakınını öldüren 2 polis açığa alındı

    Giresun’da 82 yaşındaki adamı öldüren 2 polis açığa alındı.

    Giresun, yürüme güçlüğü çeken eşi Fatma Topal’ın sağlık kurulu raporlu ilaçlarını reçeteye yazdırmak ve evde bakım hizmeti kararının uygulanmasını sağlamak amacıyla aile sağlığı merkezine başvuran Yusuf Topal, iddiaya göre, hastayı görmeden ilaçları yazmayacağını belirten Ö.Y. adlı kadın doktorla tartıştı.

    Doktorun ‘beyaz kod’ vermesi üzerine gelen polisler, gözaltına almak istedikleri Yusuf Topal’a ters kelepçe takıp, biber gazı sıktı. Fenalaşarak yere yığılan ve sürüklenerek bindirildiği polis aracıyla hastaneye götürülen Topal, kalp krizinden öldü. Ailenin şikayeti üzerine soruşturma başlatıldı, olaydan sorumlu tutulan 2 polis memuru açığa alındı.

    Olay, 24 Temmuz Salı günü, Giresun’un Gemilerçekeği Mahallesi’nde meydana geldi. Fatma ve Yusuf Topal çifti, fındık hasadı için İstanbul’dan memleketlerine geldi. Yürüme güçlüğü çeken Fatma Topal’ın kronik hastalığı için kullandığı ilaçları bitince, eşi Yusuf Topal yeni ilaçları yazdırmak ve evde bakım hizmeti kararının uygulanmasını sağlamak amacıyla 15 Temmuz Şehitler Aile Sağlığı Merkezi’ne gitti.

    İddialara göre, doktor Ö.Y.’ye başvuran Yusuf Topal, eşi adına düzenlenen sağlık kurulu raporunu göstererek ilaçları reçeteye yazdırmak istedi. Ancak, doktor, hastayı görmeden ilaçları yazamayacağını belirtti. Topal ise evde bakım hizmeti kararı olduğuna dair raporu göstererek, sağlık görevlilerinin eve gelmesini talep etti. İddiaya göre, doktor Ö.Y. ile Yusuf Topal arasında tartışma çıktı. Tartışma sırasında doktorun ‘beyaz kod’ vermesi üzerine, polis ekipleri sağlık merkezine geldi. Polisler, Topal’ı gözaltına almak istedi. Yusuf Topal direndiği polisler tarafından yaka paça polis aracına bindirilmek istendi. Ters kelepçe takılan ve biber gazı sıkılan Topal, bu sırada fenalaşarak yere yığıldı. Polisler, yerde sürükleyerek araca bindirdikleri Yusuf Topal’ı Prof. Dr. İlhan Özdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürdü. Kalp krizi geçirdiği belirlenen Topal, yapılan müdahalelere rağmen yaşamını yitirdi.

    TOPRAĞA VERİLDİ

    Yusuf Topal’ın cenazesi, Giresun Adli Tıp Kurumu’nda yapılan otopsi sonrası Beyazıt Köyü’ne götürüldü. Kılınan cenaze namazının ardından Topal, toprağa verildi. Cenazede, Yusuf Topal’ın oğlu Ahmet Topal, taziyeleri kabul etti.

    GÖRÜNTÜLER ORTAYA ÇIKTI, POLİSLER AÇIĞA ALINDI

    Olaydan sonra aile, Giresun Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Topal’ın zor kullanılarak gözaltına alınmak istendiği görüntüler delil olarak savcılığa sunuldu. Soruşturma kapsamında 2 polis memuru açığa alındı. Polisler, ifadeleri alındıktan sonra adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. Savcılık, olaya ilişkin kayda alınan görüntülerle sağlık merkezinin güvenlik kamerası kayıtlarına el koydu.

    “BUNU YAPANLARIN CEZALARINI ÇEKMESİNİ İSTİYORUZ”

    Olayla ilgili konuşan Yusuf Topal’ın oğlu Ahmet Topal, “Bizim amacımız, bu olayları gerçekleştirenlerden öç almak veya onlarla bir arbedeye girmek değil. Bunu savcıya da polis arkadaşlara da söyledim. Bu acıyı hem babama hem bize katbekat yaşatan bu insanların cezalarını çekmelerini istiyoruz. Benim babam 82 yıl boyunca korkuyla yaşadı. Evlatlarına gelebilecek tehlikelerin korkusu, vatanına milletine karşı yapacağı bir hata korkusu, en sonunda da korkuyla öldürdüler babamı. Bu çok acı geliyor bize. Küçük bir çocuğun köşeye sıkıştırılarak korkutulması gibi geliyor bu acı bana. Böylesi bir acıyı yaşayarak ölmesi bizleri gerçekten çok üzdü” dedi.

    “DOKTOR FEVRİ DAVRANDI”

    Babasının sağlık merkezine gitmesindeki tek amacının yürüyemeyen, evden dışarı çıkamayan annesinin ilaçlarını yazdırmak olduğunu ifade eden Ahmet Topal, “Biz doktordan şunu beklerdik; raporlu olan ilaçlarını yazamayacaksa bunların nasıl yazılabileceğini babama izah etmesini ve ona bir yol göstermesini isterdik. Bunun devlet hastanesinden bir doktor çağrılarak yapılabileceğini izah etmiş olsaydı, babam da bunu anlayışla karşılayacaktı ve bu olayların hiçbiri yaşanmayacaktı. Doktorun tamamen fevri davranarak o polisleri oraya çağırması ve hiçbir şekilde yardımcı olmadan herhalde kendi emellerini tatmin etmesiydi, doktorluk içgüdülerini ön plana çıkarmasıydı” diye konuştu.

     

  • Ağrı Baro Başkanı: Leyla’nın cinayetinde fail tek kişi değil

    Ağrı Baro Başkanı: Leyla’nın cinayetinde fail tek kişi değil

    4 yaşındaki küçük Leyla kaybolduktan 18 gün sonra ölü olarak bulunmuştu.

    Ağrı Baro Başkanı Ali Artuk, 4 yaşındaki küçük Leyla’nın ölümünün organize olduğunu düşündüğünü ifade ederken, failin tek kişi olmayabileceğini dile getirdi.

    Ağrı Baro Başkanı Ali Artuk, Leyla Aydemir cinayetiyle ilgili olarak, “Ben edindiğim tecrübe üzerinde değerlendirmemi yapıyorum. 18 gün boyunca bir yerden bir yere kapatılıp o kızın alıkonulduğu, sonra açlıktan ve susuzluktan öldüğü, daha sonra o yerden alınıp köyün 2-3 kilometre ötesine götürülüp bir dere kenarına bırakıldığı, 300 metre uzaklıkta kıyafetlerinin delilleri karartmak üzere çıkartıldığı hadisesi bir kişiye mal edilemez. Ortada organizasyon olduğu kanaatindeyim” dedi.

    Ağrı kent merkezinde yaşayan Şükran-Nihat Aydemir çiftinin 7 çocuğundan 6’ncısı olan Leyla, Ramazan Bayramı’nın ilk günü merkeze 15 kilometre uzaklıktaki dedesinin yaşadığı Bezirhane köyünde kayboldu. Günlerce aranan Leyla Aydemir’in cansız bedeni, 18 gün sonra köye 3 kilometre uzaklıktaki Kurudere mevkiinde yüzüstü su içerisinde bulundu.

    Üzerinde sadece ‘nazar boncuklu’ kolyesi kalan minik Leyla’nın kıyafetleri de yine daha önce defalarca aranan cesedinin bulunduğu yerde bir hafta sonra tarla biçmeye giden köylüler tarafından bulundu. Erzurum Adli Tıp Kurumu’nda yapılan otopside, Leyla Aydemir’in açlıktan öldüğü belirlendi. Leyla’nın öldürülmesiyle ilgili başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan baba Nihat Aydemir’in amcasının oğlu Mehmet Aydemir, 18 Temmuz’da ‘kasten öldürme’ suçundan tutuklandı.

    “TUTUKLAMA İLE İLGİLİ SOMUT OLGU VAR”

    Leyla Aydemir cinayetinin çözülmesi için dosyaya müdahil olan Ağrı Baro Başkanı Ali Artuk, küçük kızın kaybolmasından, cesedinin bulunduğu güne kadar tüm süreci yakından takip ettiklerini söyledi. Leyla’nın otopsi işlemine katıldığını aktaran Artuk, şunları söyledi:

    “Otopsi işleminin yapılmasını dışarıda beklerken, köylüler kendi aralarında konuşuyorlardı. Canlıların yaşadığı evler dâhil olmak üzere bu evlerde bir arama yapılmadığını gördük. Dosyaya müdahil olduk ve taleplerimizde aramaların yapılmasını istedik. Biz dilekçemizde ‘elbiseleri bir an önce bulun’ dedik, elbiseler bulundu. Biz oradaki potansiyel şüpheli olabilecek yetişkin insanların derhal ifadelerinin alınmasını istedik, 11 kişi gözaltına alındı. Bunlardan 7 kişi kollukta ifadesi alınıp serbest bırakıldı. 4’ünün savcı ifadesini almak istedi ve adliyeye sevk edildi. 3’ü adli kontrol kararı ile bir kişi ise tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hâkimliği’ne gönderildi. Adli kontrol de şahsın doğrudan serbest bırakılması anlamına gelmiyor. Sulh Ceza Hâkimliği, bir kişi ile ilgili ‘çocuğu kasten adam öldürme’ nitelemesi yapılarak ve tutukluluk koşullarının varlığına işaret ederek tutuklama kararı verdi. Yasamızda, ‘bir soruşturmada kuvvetli suç şüphesinin varlığına ilişkin somut olgular ve bir tutuklama nedeni varsa, kişi hakkında mahkemeler tutuklama kararı verebilir’ deniliyor. Dolayısıyla Ağrı Sulh Ceza Hâkimliği, Leyla Aydemir cinayeti ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında kuvvetli olgu değerlendirmesi yapmıştır. Muhtemelen delillerin de henüz toplanmamış olması ve kaçma ihtimalini göz önünde bulundurarak bir tutuklama kararı vermiştir. Bir kişi hakkında tutuklama tedbirine başvuruyorsanız, bazı somut olgulara işaret etmeniz gerekiyor. Somut olgu var mı, yok mu, hangi veriler somut olgu olarak değerlendirilmiş, dosyada gizlilik kararı olduğu için onu bilemiyorum. İnsanların lekelenmeme hakkı var, masumiyet karinesi var.”

    “TERÖR SUÇLAMASI İLE ALGI YÖNETİMİ YAPILDI”

    Mehmet Aydemir’in ‘terör’ suçlamasına ilişkin tutuklandığı yönündeki karmaşayı da değerlendiren Artuk, “Büyük bir algı yönetimi var. Birileri soruşturmayı belli merkezlere kanalize ederek mecrasından saptırma gibi bir anlayışla hareket edilmiş olabilir. Ancak terör örgütü üyeliği ya da propagandası yönünde verilmiş bir tutuklama kararı yoktur. Sulh Ceza Hâkimliği’nin kararı çok açık ve net. Çocuğun kasten öldürülmesi ile ilgili bir tutuklama kararı var. Dolayısıyla bir algı yönetimiydi, muhtemelen olayı farklı noktalara çekerek bir amaç peşinde koşan belli merkezler olabilir. Ancak ben ilk açıklamamda da net bir şekilde ifade ettim. 3713 sayılı terör yasası temelinde bir soruşturma ve tutuklama yok” dedi.

    “ORGANİZASYON OLDUĞU KANAATİNDEYİM”

    Meslek hayatından edindiği tecrübeler doğrultusunda Leyla cinayetinin tek kişi tarafından işlenmediğini düşünen Artuk, “Edindiğim tecrübe üzerinde değerlendirmemi yapıyorum. 18 gün boyunca bir yerden bir yere kapatılıp o kızın alıkonulduğu, sonra açlıktan ve susuzluktan öldüğü, daha sonra o yerden alınıp köyün 2-3 kilometre ötesine götürülüp bir dere kenarına bırakıldığı, 300 metre uzaklıkta kıyafetlerinin delilleri karartmak üzere çıkartıldığı hadisesini bir kişiye mal edilemeyeceği, dolayısıyla ortada organizasyon olduğu kanaatindeyim. Birçok failin olabileceği, asli fail mi, fer’i fail mi bunu yargılama makamı tespit etmesi durumunda ilerleyen süreçte kendisi değerlendirecektir. Ancak ben bir kişiyle sınırlı bir olay olmadığını düşünüyorum” diye konuştu.