Etiket: ölüm

  • Tarsus’ta 3 mülteci çocuk öldü!

    Tarsus’ta 3 mülteci çocuk öldü!

    PİRHA- Mersin’in Tarsus ilçesinde buharlaşan fare zehrini soluyan 3 mülteci çocuk yaşamını yitirdi. 5 kardeşten İlaf Elyusuf ve Selam Duho’nun ise tedavileri devam ediyor.

    Mersin’in Tarsus ilçesi Yeşilevler Mahallesi’nde yaşayan Suriyeli Memun Elyusuf (34) ve Hazal Duho (29), Rana Elyusuf (2), Ömer Elyusuf (4), Ahid Elyusuf (9), Selem Elyusuf (5), İlaf Elyusuf (7) ve Selam Duho (1) dün zehirlenme şüphesiyle kentteki çeşitli hastanelere sevk edildi.

    Buharlaşan fare zehrini soluyan kardeşlerden Rana Elyusuf ve Ömer Elyusuf kaldırıldığı Tarsus Devlet Hastanesi’nde müdahaleye rağmen kurtarılamadı.

    Mide bulantısı, kusma ve ishal şikayetleriyle başvurdukları Tarsus Devlet Hastanesi’ndeki tedavilerinin ardından Ankara’ya sevk edilen çocuklardan Selem Elyusuf da tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

    PİRHA/MERSİN

     

     

  • AKP’li yıllarda Dünya Çocuk Hakları Günü: 3 bin 532 çocuk cezaevinde!

    AKP’li yıllarda Dünya Çocuk Hakları Günü: 3 bin 532 çocuk cezaevinde!

    Bugün 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü. Ancak dünya ve Türkiye’de tablo, çocuklar için daha da kötüye gidiyor. Çocuklar eğitim haklarından mahrum bırakılıp anadilleri ve inançlarına uygun eğitim görmüyor, ucuz iş gücü olarak kullanılıp iş cinayetlerinde yaşamını yitirp, cinsel istismara maruz bırakılıyor, çeşitli patlamalarda yaşamlarını yitiriyor. Çocuk Hakları Gününü cezaevinde geçiren çocukların sayısı 3 bin 532 çocuk bulmuş durumda.

    20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nde çocuklarla ilgili veriler ürkütücü boyutlarda. Dünya üzerinde binlerce çocuk, yaşam, barınma, sağlık, eğitim gibi en temel haklarından mahrum kalırken, Türkiye’de ise çocuklara yönelik cinsel istismardan ‘iş cinayetleri’ne kadar yoğun bir hak ihlali yaşanıyor.

    ÇOCUKLAR EĞİTİM HAKLARINDAN MAHRUM

    Türkiye’de eğitim sistemi özellikle son dönemde yap-boz tahtasına dönüştürüldü. Bir taraftan özel okullar devlet tarafından teşvik edilirken, devlet okullarında ödenek yetersiz denilerek, kısıtlamalara gidiliyor. Eğitim hakkından yararlanamayan, MEB verilerine göre 935 bin 832’si kız, bir milyon 38 bin 42’si erkek, toplam bir milyon 937 bin 874 çocuk bulunmakta.  okullarda verilen eğitimde ise dünya sıralamalarında en altlarda yer alıyor.

    Eğitim de en önemli hak ihlallerinin başında ise anadil ve inanç yönüyle yaşanmakta. Türkiye’ye yaşayan ve anadili Türkçe olmayan bütün çocuklar ayrımsız, zorunlu dil dersine tabi tutuluyor.

    Alevi çocukları ise zorunlu din dersi ile asimilasyona tabi tutulmakta. Yargı kararlarının uygulanmadığı eğitim sisteminde Alevi çocuklara, İslam dini temelli eğitim verilmekte.

    8 AYDA EN AZ 516 ÇOCUK YAŞAMINI YİTİRDİ

    Fikir ve Sanat Atölyesi Derneği (FİSA) Çocuk Hakları Merkezi’nin medya izleme yoluyla edindiği verilere göre; 2024’ün ilk 8 ayında 516 çocuk yaşamını yitirdi. En fazla çocuk ölümleri Temmuz ayında kaydedildiği rapora göre; 20 çocuk şüpheli, 40 çocuk intihar, 15 çocuk toplumsal cinsiyet temelli, 40 çocuk ise çocuk işçi ölümü olarak geçti.

    ÇOCUK İŞÇİ ÖLÜMLERİ VE MESEM

    Çocukların yaşam haklarının ihlal edilmesinin başında ise “çocuk işçiliği” geliyor. İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG Meclisi) verilerine göre; son 11 yılda en az 695 çocuk, iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Çocuk haklarını korumakla sorumlu iktidarın 2016’da hayata geçirdiği Mesleki Eğitim Merkezleri’nde (MESEM) çocuk yaşam hakkının ihlallerindeki oranın yüksekliği dikkat çekiyor. CHP Bartın Milletvekili Av. Aysu Bankoğlu, geçtiğimiz günlerde bütçe görüşmelerinde son bir yılda 15-17 yaş arasında en az 44 çocuğun MESEM’lerde yaşamını yitirdiğini açıkladı.

    3 BİN 532 ÇOCUK CEZAEVİNDE

    CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül’ün cezaevlerindeki çocuk sayısına yönelik önergesinde 14 Ağustos’ta yanıt veren Adalet Bakanlığı’na verilerine göre, 3 bin 532 çocuk ‘suça sürüklenen çocuk’ kapsamında cezaevlerinde. Bunların bin 48’i hükümlü, 2 bin 484’ü ise tutuklu. 0-6 yaş grubunda cezaevlerinde anneleriyle kalan çocukların sayısı ise 759.

    612 BİN 814 ÇOCUK EĞİTİM DIŞINDA

    Eğitim Reformu Girişimi (ERG) 2024 yılı Eğitim İzleme Raporuna göre; zorunlu eğitim çağında olan yaklaşık 612 bin 814 çocuk eğitim dışında. Bu çocukların yüzde 53,6’sı oğlan yüzde 46,4’ü kız olduğu belirtilen raporda,  söz konusu oran önceki yıla göre yüzde 38,4 arttı. Eğitim dışında kalmanın 15 yaşından sonra artış gösterdiği vurgulana raporda, toplam 242 bin 360 mülteci ve göçmen çocuğun eğitim dışında kaldığı belirtiliyor.

    2 MİLYON ÇOCUK DERİN YOKSULLUK İÇİNDE 

    Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV),  tarafından yapılan araştırmada, 0-17 yaş grubu arasındaki 7,03 milyon çocuğun yoksulluk içinde yaşadığı kaydedildi. Araştırmada, bunların 2 milyonunun ise derin yoksulluk içine olduğu vurgulandı. Araştırmalara göre; 2017 yılında bebeklerde yoksulluk oranı yüzde 36,8 iken 2022 yılında ise bu oran 41,4’e çıktığı ifade edilirken aynı dönemde çocukların yoksulluk oranı yüzde 40,8’den yüzde 43,8’e çıktı.

    ÇOCUK İSTİSMARI

    Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) göre 2023 yılında kolluk kuvvetlerine giden veya götürülen “mağdur” 242 bin 875 çocuğun yüzde 12’ye yakını cinsel istismar nedeniyle şikayette bulundu. Bu, yaklaşık 29 bin çocuğa denk geliyor. Uluslararası Çocuk Merkezi, verilerine göre ise bu soruşturmaların 3’te 1’inden fazlasına ise dava bile açılmıyor. Bu verilere göre; 2023’te Cumhuriyet başsavcılıklarında soruşturma evresinde karara bağlanan çocuk istismarına ilişkin dosyaların yüzde 34’ünde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi. 2013’te bu oran yüzde 21’di.

    60 MİLYON ÇOCUK ÇEŞİTLİ NEDENLERLE YAŞAMINI YİTİRECEK 

    Kuruluşlar Arası Çocuk Ölümleri Tahmin Grubu IGME tarafından hazırlanan rapora göre de, bugünkü yaşam koşullarına göre dünyada 2017 ile 2030 yılları arasında 60 milyon çocuk beş yaşına gelmeden göç, savaş, şiddet ve kıtlık gibi nedenlerden dolayı yaşamını yitirecek ve bu ölümlerin ise çoğunluğunu yeni doğan çocuklar oluşturacak. Yine savaş nedeniyle Ortadoğu’da yaşayan çocuklar da aileleriyle birlikte göç etmek zorunda bırakılırken, binlerce çocuk göç esnasında yaşamını yitirdi veya yaralandı. Bununla birlikte çocuklar başta yaşam hakkı olmak üzere barınma, eğitim, sağlık gibi haklardan mahrum bırakıldı. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Türkiye’deki Suriyeli mülteci çocukların yüzde 40’ının okula gitmediğini belirtirken, çocukların ayrımcılığa uğradığına dikkat çekti.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • 2 kişi hayatını kaybetmişti; Pülümür Vadisi’nde bir bölgeye tel örgüsü çekiliyor-VİDEO

    2 kişi hayatını kaybetmişti; Pülümür Vadisi’nde bir bölgeye tel örgüsü çekiliyor-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de dağdan kopan kaya parçalarının 2 kişinin hayatını kaybetmesine neden olmasının ardından yetkililer tarafından Pülümür Vadisi’nde bir bölgeye tel örgü çekilmeye başlandı. 

    Dersim’de dağdan kopan kaya parçaları nedeniyle son zamanlarda ölümler gerçekleştiği için insanlar büyük bir endişe içerisinde yolculuk ediyor.

    Dersim’de Ovacık Vadisi’nde Ekber Soylu, Pülümür Vadisi’nde ise Deniz Doğan isimli yurttaşlar araçlarına taş düşmesi sonucu hayatlarını kaybetmişti.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, taş düşmesi sonucu gerçekleşen ölümlere tepki göstermek için 9 Temmuz’da Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yapmıştı. Açıklamada vadilerde önlemlerin alınmasını ve önlenebilir ölümler ve yaralanmaların son bulması çağrısında bulunmuştu.

    Kaya parçalanmalarının ölüme yol açmasının ardından yetkililer tarafından Pülümür Vadisi’nde bir bölgeye tel örgü çekmeye başlandı.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Dersim’de kaya parçası otomobile çarptı: 1 kişi hayatını kaybetti
    -Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Bir can kaybına daha tahammülümüz yok-VİDEO

  • Narin Güran soruşturmasında anne Yüksel Güran ve ağabey dahil 8 kişi tutuklandı

    Narin Güran soruşturmasında anne Yüksel Güran ve ağabey dahil 8 kişi tutuklandı

    PİRHA- Narin Güran ölümünde sorumlu olduğu gerekçesiyle gözaltına alınan 24 kişiden Narin’in annesi Yüksel Güran ile ağabeyi Enes Güran’ın da olduğu 8 kişi tutuklandı. 

    Diyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe kırsal mahallesinde 21 Ağustos’ta kaybolan 8 yaşındaki Narin Güran’ın cenazesinin 8 Eylül’de katledilmiş halde bulunmasının ardından 24 kişi gözaltına alındı. Narin’i Salim Güran’ın isteği üzerine dereye bıraktığını itiraf eden Nevzat Bahtiyar tutuklanırken, köy imamı jandarma ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Geriye kalan 22 kişi ise jandarmadaki ifade işlemlerinin ardından savcılığa sevk edildi.

    BABA ARİF GÜRAN SERBEST 

    Yaklaşık 12 saat süren ifade işleminin ardından Narin’in babası Arif Güran, serbest bırakılırken, savcılık, Narin’in annesi Yüksel Güran ve kardeşi Enes Güran hakkında, “kasten öldürme suçuna iştirak etme”, kuzenler Muhammet Kaya ve Birsen Güran, yengesi Maşallah Güran, Salim Güran’ın işçileri Mehmet Salim Atasoy, Ramazan Atasoy (15), halasının eşi Mehmet Şevik Kaya hakkında ise “Suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme”, Güran’ın amcası Fuat Güran, “Suç delillerini yok etme”, Narin’in kuzeni Melike Güran “Suçluyu kayırma, suç delillerini yok etmek” iddiasıyla, amcaları Kurtuluş Güran ile Ömer Faruk Güran da, “Suç delillerini yok etme” iddiasıyla adli kontrol tedbiriyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi.

    ANNNE YÜKSEL GÜRAN TUTUKLANDI

    Hakimlik, Narin’in annesi Yüksel Güran, ağabeyi Enes Güran, kuzenleri Muhammet Kaya ile Birsen Güran, amcası Fuat Güran, yengesi Maşallah Güran, Salim Güran’ın işçileri Mehmet Salim Atasoy ve halasının eşi Mehmet Şevik Kaya hakkında tutuklama kararı verdi. Amcaları Kurtuluş ile Ömer Faruk Güran ve kuzeni Melike Güran, Ramazan Atasoy ise adli kontrol tedbiri uygulanmadan serbest bırakıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Kaçak elektrik’ soruşturmasında 29 kişi hakkında gözaltı kararı

    ‘Kaçak elektrik’ soruşturmasında 29 kişi hakkında gözaltı kararı

    PİRHA – İzmir’de elektrik akımına kapılan kişinin 2 ölümüyle ilgili soruşturmada 29 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarıldı. 

    İzmir Konak Alsancak’ta yaşanan yağış sırasında elektrik akımına kapılan 2 kişinin ölümüyle ilgili soruşturmada, 29 kişi hakkında gözaltı talimatı verildi. Soruşturmaya dair açıklama yapan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan adli soruşturmanın “titizlikle” sürdürüldüğünü söyledi.

    Tunç, açıklamasında, “Soruşturma kapsamında, bilirkişi ön raporuna göre olayda sorumlulukları belirlenen 29 kişi hakkında gözaltı talimatı verilmiştir” diye belirtti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Filistin Sağlık Bakanlığı: 600 bin kişi kıtlık nedeniyle ölüm riskiyle karşı karşıya

    Filistin Sağlık Bakanlığı: 600 bin kişi kıtlık nedeniyle ölüm riskiyle karşı karşıya

    PİRHA – Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra, bölgenin kuzey kesimlerinde yaklaşık 600 bin kişinin kıtlık nedeniyle ölüm riskiyle karşı karşıya olduğunu bildirdi.

    Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra, İsrail saldırılarıyla birlikte yaşanan kıtlık ve yaşanan  salgın hastalıklara ilişkin açıklama yaptı. Kudra, Gazze’nin kuzeyinde İsrail saldırıları ve salgın hastalıkların yanında kıtlığın da baş gösterdiğini ve yaklaşık 600 bin kişinin ölüm riskiyle karşı karşıya olduğunu ifade etti.

    BM VE DSÖ’NÜN AÇIKLAMALARI 

    Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinin İşgal Altındaki Filistin Topraklarındaki Temsilcisi Ajith Sunghay, Gazze’de yemek yemeden günü geçiren ailelerin olduğunu söylemişti. Dünya Sağlık Örgütü Sözcüsü Christian Lindmeier de Çocuklar böyle bir durumda aslında en savunmasız olanlardır. Onlar açlık çektiklerinde ve yetersiz beslendiklerinde her türlü hastalığa çok kolay yakalanıyorlar” demişti.

    2 MİLYON KİŞİ YERİNDEN EDİLDİ 

    İsrail’in, 7 Ekim 2023’te saldırılarını başlatmasının ardından elektrik ve su tedariki ile yardım ve yakıt girişini kesmesi nedeniyle yerinden edilenlerin sayısı 2 milyona ulaştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı 8 bin 306’ya yükseldi

    İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı 8 bin 306’ya yükseldi

    Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze’de düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısının 8 bin 306’ya yükseldiğini açıkladı. 

    İsrail’in Gazze’ye dönük saldırıları günlerdir devam ediyor. Katliam boyutuna ulaşan saldırılara ilişkin açıklama yapan Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze’de düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısının 3 bin 457’si çocuk, 2 bin 136’sı kadın olmak üzere 8 bin 306’ya, yaralananların sayısının ise 21 bin 48’e yükseldiğini belirtti.

    25 HASTANE HİZMET DIŞI 

    İsrail saldırıları nedeniyle 25 hastanenin hizmet dışı kaldığını ifade eden Kudra, 25 ambulansın da hedef alındığını, İsrail’in hasta ve yaralıları kurtarma görevini yerine getirememesi için ambulansları kasıtlı şekilde hedef aldığını, yardım hareketliliğini felce uğrattığını söyledi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Fas, 7 büyüklüğünde deprem ile sarsıldı

    Fas, 7 büyüklüğünde deprem ile sarsıldı

    PİRHA- Fas’ta 7 büyüklüğündeki deprem meydana geldi. Birçok kentte binaların yıkıldığı depremde ilk belirlemelere göre, 296 kişi yaşamı yitirdi.

    Fas Ulusal Jeofizik Enstitüsü, ülkenin kuzeyindeki Marakeş’in El-Huz bölgesinde yerel saatle 23.10 sularında 7 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini açıkladı. 8 kilometre derinlikte meydana gelen depremde birçok kenttin etkilendiği ve çok sayıda binanın yıkıldığı belirtildi. Fas’taki arama kurtarma ekipleri, yıkılan binaların enkazında kalanları kurtarmaya çalışırken, depreme ilişkin açıklama yayımlayan Fas İçişleri Bakanlığı, birçok kentte hissedilen depremde ilk belirlemelere göre, çoğu Marakeş, Azilal, Agadir, Varzazat ve Chichaoua kentlerinde olmak üzere 296 kişinin yaşamını yitirdiğini, 153 kişinin de yaralandığını belirtti.

    Yıkılan binaların enkazında arama kurtarma çalışmalara devam ederken, Fas Ulusal Jeofizik Enstitüsü, Marakeş kentinde meydana gelen 7 büyüklüğündeki depremin ülke tarihinde son yüzyıldaki en büyük deprem olduğunu kaydetti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Milletvekili Ali Bozan, Tarsus’ta sulama kanallarında yaşanan ölümlere dikkat çekti-VİDEO

    Milletvekili Ali Bozan, Tarsus’ta sulama kanallarında yaşanan ölümlere dikkat çekti-VİDEO

    PİRHA- Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Tarsus ilçesinde bulunan sulama kanallarında son bir haftada 3 çocuğun yaşamını yitirmesi üzerine mahalle muhtarlarıyla görüştü, ilgili kurumlara çağrı yaptı ve konuyu soru önergesi vererek meclis gündemine taşıdı.

    Mersin’in Tarsus ilçesinde bulunan sulama kanallarında son bir haftada 3 çocuk ihmalden dolayı yaşamını yitirdi. Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, konuya dair Gazipaşa, Mithatpaşa ve Bağlar mahalle muhtarlarıyla  bir araya gelerek, sorunun çözümü üzerine  konuştu.

    “KURUMLAR SORUMLULUĞU BİRBİRLERİNİN ÜZERİNE ATMIŞLAR”

    Konuya dair konuşan milletvekili Ali Bozan, 3 çocuğun ihmaller nedeniyle yaşamını yitirdiğine dikkat çekerek, “Muhtarlar sulama kanallarında gerekli güvenlik önlemleri alınması için tüm resmi kurumlarla görüşmüşler. Kurumlar sorumluk almayarak sorumluluğu birbirinin üzerine atmış. Kanalın hiçbir yerinde uyarı levhası yok. Bu konuşmayı yaptığım sırada ileride çocuklar serinlemek için kanala giriyor. Burada yasal sorumluluk her kimde olursa olsun, DSİ’de de olsa, belediyede de olsa insan yaşamında önemli hiçbir şey yok. Tarsus ilçemizde bulunan sulama kanalları için tüm resmî kurumları göreve çağırıyoruz” dedi.

    Çocukların serinlemek için sulama kanallarına girmesinin önlenmesi için de Milletvekili Bozan, çocuklar için güvenli ve ucuz havuzların yapılması konusunda belediyelere görev düştüğü vurgusunu yaptı.

    Konuyu TBMM’ye taşıyan Bozan, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması için soru önergesi verdi.

    Her yıl bu ihmallerden dolayı can kayıplarının yaşandığı sulama kanallarında ilgili kurumların bir an evvel sorumluluk almaları gerektiğini vurgulayan Bozan, bakanlara şu soruları sordu:

    “- Tarsus’ta yıllardır can kayıplarına neden olmasına rağmen, sulama kanallarına neden herhangi bir uyarı levhası ya da korkuluklar yerleştirilmemektedir?

    – Devlet Su İşleri (DSİ), sulama kanallarında alınması gereken önlemleri hangi gerekçelerle yerine getirmemiştir?

    – En son geçtiğimiz hafta 7 yaşındaki Efrahim Kızıltaş’ın sulama kanalında yaşamını yitirmesinin ardından ihmali olan sorumlular hakkında bir soruşturma başlatılmış mıdır ve başlatılmışsa bu soruşturma ne aşamadadır?

    – Belediyelerin sulama kanalarına ilişkin görev ve sorumlulukları nelerdir? Bu görev ve sorumluluklar kapsamında Bakanlığınızca en son ne zaman denetim gerçekleştirdiniz?

    – Yurttaşların can güvenliğinden sorumlu bakanlık olarak, Tarsus’taki sulama kanallarında daha fazla can kaybı yaşanmaması için gereken önlemleri ne zaman almayı düşünüyorsunuz?”

    PİRHA/MERSİN-ANKARA

  • Mersin’de bir çocuk kutlamalarda öldü

    Mersin’de bir çocuk kutlamalarda öldü

    PİRHA-Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası kutlama yapan grubun içinde yer alan 15 yaşındaki Muhammed Eslek, yaşamını yitirdi.

    Cumhurbaşkanlığı seçimi tamamlandı. Seçim sonrası yaşanan kutlamalarda ölüm haberleri gelmeye devam ediyor.
    Mersin’in Toroslar ilçesine bağlı Kurdali Mahallesi’nde kutlama yapan AKP’li grubun içinde yer alan 15 yaşındaki Muhammed Eslek, henüz belirlenemeyen tabancadan çıkan mermiyle başından vuruldu. Yorgun mermi olduğu iddia edilen ve ağır yaralanıp hastaneye kaldırılan Eslek, hayatını kaybetti. Savcılık, olayla ilgili soruşturma başlattı.

    PİRHA/MERSİN

  • Hatay’da yıkılan Erdoğan Apartmanı’nın müteahhitti tutuklandı

    Hatay’da yıkılan Erdoğan Apartmanı’nın müteahhitti tutuklandı

    PİRHA- Hatay’da yıkılan Erdoğan Apartmanı’nın müteahhitti Mustafa Erdoğan Keçecioğlu tutuklandı.

    Maraş merkezli depremlerden etkilenen Hatay’da yıkılan Erdoğan Apartmanı’nın müteahhitti Mustafa Erdoğan Keçecioğlu, Ankara’da kaldığı bir otelde gözaltına alındı.

    Keçecioğlu, sevk edildiği Ankara 6’ncı Sulh Ceza Hakimliği kararıyla tutuklandı.

    SAVCILIK AÇIKLAMA YAPTI

    Ankara Başsavcılığı’ndan konuya ilişkin yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “06/02/2023 günü saat 04:17’de meydana gelen ve merkez üssü Kahramanmaraş ili Pazarcık ilçesi olduğu tespit edilen depremde Hatay ili Antakya ilçesi Erdoğan Apartmanı’nın depremin etkisi ile yıkıldığı ve olay neticesinde binada bulunan birden fazla kişinin hayatını kaybettiği ve yine birden fazla kişinin yaralandığı, deprem neticesinde binanın yıkılmasında müteahhidinin sorumluluğu olduğuna yönelik gelen e-mail ihbarı üzerine Erdoğan Apartmanı müteahhidi şüpheli Mustafa Erdoğan Keçecioğlu’nun Hatay ilinden, ilimize geldiği ve kaçma ihtimalleri, üzerlerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti dikkate alınarak olayın aciliyetine binaen şüpheli şahıs Mustafa Erdoğan Keçecioğlu kalmış olduğu Bestekar Caddesi’nde bulunan Seven Deep Hotel’de tarafımızca yakalanmıştır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Maraş merkezli depremlerde hayatını kaybedenler 9 bin 57’ye yükseldi

    Maraş merkezli depremlerde hayatını kaybedenler 9 bin 57’ye yükseldi

    PİRHA-Merkez üssü Maraş olan ve 10 ili etkileyen iki depremde yaşamını yitiren kişilerin sayısı 9 bin 57’ye yükseldi.

    Maraş merkezli ve 10 ili etkileyen depremlerde hayatını kaybeden kişilerin sayısı 9 bin 57’ye yükseldi. Yaralıların sayısı ise 52 bin 979 olarak açıklandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • 4 yaşındaki çocuk yaşamını yitirdi, Valilik ‘Seken kurşun’ dedi

    4 yaşındaki çocuk yaşamını yitirdi, Valilik ‘Seken kurşun’ dedi

    Van’ın Saray ilçesine bağlı Karahisar Mahallesi’nde dün Afgan mültecileri taşıyan minibüs askerler tarafından tarandı. 4 yaşındaki bir çocuk yaşamını yitirdi, 12 mülteci de yaralandı.

    Olaydan sonra açıklama yapan valilik, askerlerin “dur ihtarına uymayan” minibüsün lastiklerine ateş açtığını ve 4 yaşındaki çocuğun ise “seken kurşunlardan” kaynaklı yaşamını yitirdiği iddia etti.

    Ancak olaya dair sosyal medya hesaplarından paylaşılan görüntülerde farklı kişilerin de “seken kurşunlardan” yaralandığını gösteriyor. Yaşananları “üzücü” olarak nitelendiren valilik, ayrıca ilgililer hakkında adli ve idari soruşturma başlatıldığını açıkladı.

    (HABER MERKEZİ) 

     

  • İstanbul’da bir kadın şüpheli şekilde yaşamını yitirdi

    İstanbul’da bir kadın şüpheli şekilde yaşamını yitirdi

    İstanbul Esenyurt’ta bir sitenin 10’uncu katından şüpheli şekilde düşen 17 yaşındaki Rabia Yaman’ın yaşamını yitirdi, olayla ilgili iki kişi tutuklandı.

    İstanbul’un Esenyurt ilçesinde 17 yaşındaki Rabia Yaman’ın bir sitenin 10’uncu katından düşerek şüpheli şekilde hayatını kaybetti.

    Olaydan sonra Yaman ile aynı evde olan E.C.A. (14), Volkan C. (19) ve Mehmet K. (24) gözaltına alındı. Polisteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden Volkan C. ve Mehmet K. “Başkasını yönlendirme şeklinde intiharın gerçekleşmesi” suçundan tutuklanırken, E.C.A. ise serbest bırakıldı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • İki yaşındaki çocuğunu katleden fail baba tutuklandı

    İki yaşındaki çocuğunu katleden fail baba tutuklandı

    Altındağ’da iki buçuk yaşındaki Kadir G.’yi işkence ederek katleden baba Onur G. tutuklandı.

    Ankara’nın Altındağ ilçesinde önceki gün sabah saatlerinde iki buçuk yaşındaki Kadir G., babası Onur G. tarafından işkence edilerek katledildi. Başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan Onur G., çıkarıldığı Sulh Ceza Mahkemesince tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Devlet sadece biyolojik olarak öldürmüyor; politik olarak da öldürmek istiyor’-VİDEO

    ‘Devlet sadece biyolojik olarak öldürmüyor; politik olarak da öldürmek istiyor’-VİDEO

    PİRHA- ‘Aleviler: Din, Beden, Cinsiyet; Neşeden Kedere’ sempozyumunda Kürtlerin cenazelerine yönelik devlet şiddetine dair konuşan HDP Milletvekili Hişyar Özsoy, “Türk ve Müslüman olmayanın ülke topraklarına gömülme hakkı yok. Devlet, ölüler ile yaşayanlar arasına çok sert bir sınır koymak istiyor. Ölümü öldürmeye çalışıyor ve öldürdüklerini mutlak bir hiçliğe kavuşturmak istiyor” dedi.

    Alevi Bektaşi Kültürünü Tanıtma Derneği (ABKTD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin (PSAKD) düzenlediği “Aleviler: Din, Beden, Cinsiyet; Neşeden Kedere” Sempozyumu’nun ikinci gününde  “Yaratılış Mitolojisinde, Neşede, Kederde Beden; Sual Edilen Ten” konusunda sunumlar yapıldı.

    İzmir Kültürpark Fuar Alanı’ndaki İsmet İnönü Sanat Merkezi’nde yapılan oturumu Aylime Aslı Demir kolaylaştırdı. Oturumda Dr. Cemal Salman, Dr. Dilek Kızıldağ ve Doç. Dr Hişyar Özsoy konuştu.

    MİTOLOJİK ANLATIMLARA ÖRNEKLER

    ‘Mitik Mekanda Kadın Anlatıları’ konu başlığında sunum yapan Dr. Cemal Salman, “Alevilikte temel bir yaratılış anlatısı var. Miraçla bağlantılı kırklar anlatısı temel metinlerdir. Dünyada ilk topluluklarda temel mitolojik anlatıları var. Geniş bir mitoloji hanesi var. Kadın anlatıları doğal nesne veya oluşla başlıyor. Bereketle, toprakla özdeşletiren anlatılar oluyor. Kadın varoluşun sembolü oluyor. Kadının tanrıça konumu giderek yavaşlıyor ve tanrı anlatımlarına dönüyoruz. Tanrıçalar ismen yer değiştiriyor ama tamamen ortadan kalkmıyor. Anlatılar bu sefer iyi ve kötü kadın rolüne bürünüyor” dedi.

    Salman, farklı inançlardaki mitolojik anlatımlara örneklerle değindi.

    “AĞIT YAKMAK KADINLARA TERKEDİLMİŞ BİR ALAN”

    ‘Kadın, Ölüm, Yas, Ağıt: Koçgiri Örneği’ başlıklı konuda sunum yapan Dr. Dilek Kızıldağ, ağıtlar ve yas yerlerinin Koçgirili kadınların sanatlarını icra edebilecekleri alanlar olduğuna işaret ederek, “Koçgiri farklı aşiretlerin bulunduğu bir Kürt-Alevi yerleşim alanıdır. Büyük bir kıyımdan geçmiş topluluk. Acı ve yas ile andığımız çok karakteristik özelliği olarak ağıtlara yansıyor. İzleri çok büyük. Bu ezgiler doğaçlama ve sözlü şiir gibi. Genellikle kadınlar tarafından yakılıyor. Mezar kaldırma, inanç ritüelleri kadının kendisini en iyi ifade ettiği alanlar oluyor. Mezar kaldırmada büyük bir heyecan vardı ve müthiş bir hazırlık yapılırdı. Ölen kişi üzerinden duygu durumlarını aktarıyorlar. Mezarlarda ağıt yakmak kadınlara terkedilmiş bir alan. Ağıt icra edilirken bu gidişatı kadın belirliyor ve kimi zamanlar kadın-erkek atışmalı olabiliyor. Çoğunlukla Kürtçe söyleniyor. Bir kadının bıraktığını diğer kadın alarak ezgi halinde söylüyor. O anda üretilen bir doğaçlama oluyor ve koro şeklinde de okunabiliyor” diye aktardı.

    “KADIN AĞITLARI ERKEK ELİ İLE ANONİMLEŞTİ”

    Kadınlara ait ağıtlarının bir zaman sonra erkeklerin eli anonimleştiği belirlemesinde bulunan Kızıldağ şöyle şöyle devam etti:

    “Ölenin ağzından ona karşı yapılan haksızlıklar, pişmanlıklar dile getiriliyor. Amaç ağlamayı çoğaltmak ve coşturmak oluyor. Bu şair kadınlar cenazelerde aranan kişiler oluyor. Bir yas yerinin makbul sayılması oradaki ağıt ve ağlama ile ifade ediliyor. Bu alanlar Koçgiri kadınlarının bir nevi sanatlarını icra etme ortamları oluyor. Ağıtların zamanla türkü formuna geçip dolaşması erkekler tarafından oluyor. Kadın tarafından yazılan eserlerin sahipleri unutulup gidiyor. Zamanla anonimleşiyor. Kadınların tek alanları yasar olduğu için bu eserlerini yayma ortamları yok. Birde kadınlar mahlas kullanmıyor. Bu ağıtların büyük bir bölümü 1. Dünya savaşı dönemine geliyor. Ağıtlara konu olan saece bireysel ağıtların dışında zulüm karşısında yakılan ağıtlar günümüze kadar ulaşıyor. Tarihi anlatan birer belge oluyor.”

    “OKUMA YAZMA BİLMEYEN KÜRTLER ARTIK DNA TESTİNİ İYİ BİLİYOR”

    Doç. Dr Hişyar Özsoy ise Kürtlerin cenazelerine yönelik devletin şiddet pratiklerine dair konuşmasında, “Cenazesi bulunmayan birçok insanın durumu tezime aldım. O tezin kendisi sembolik bir mezar gibiydi. Cenazesi bulunmayan onlarca, yüzlercesini oraya yerleştirdik. İnsan ölülerini koyacağını bir mekanı olmalı. Son 6-7 yıldır vicdanları kanatan olayları yaşandı. Ekin Van, Hacı Lokman, Aysel Tuğluk’un annesinin cenazelerine yapılanları gördük. Mezarlıklardan cenazeler çalınarak kanalizasyonlara gömüldü.  Aileler ile birlikte cenazeleri arıyoruz. Okuma yazma bilmeyen Kürtler artık DNA testi nedir çok iyi biliyor. Herkesin mezarına saldırılarılar gerçekleşiyor. İnsan gibi yaşamayanlar insan gibi olamıyor” ifadelerini kullandı.

    “DEVLET POLİTİK OLARAKTA ÖLDÜRMEK İSTİYOR”

    Devletin ölüler ve yaşayanlar arasına sert bir çizgi çizerek toplumsal hafızayı hedef aldığını belirten Özsoy, “İnsan ölüsünü gömebilen demektir. Farklı da olsa ölülerimize bir değer biçiyoruz. Bu bir yere ait olma ve kimlik meselesidir. Türk ve Müslüman olmayanın ülke topraklarına gömülme hakkı yok. Devlet öldürdüğü cansız bedenden ne ister? Devlet, ölüler ile yaşayanlar arasına çok sert bir sınır koymak istiyor. Devlet, öldürme tekelini kendi elinde tutuyor. Devlet, ölümü öldürmeye çalışıyor ve öldürdüklerini mutlak bir hiçliğe kavuşturmak istiyor. Kürt sorunu çözülene kadar mesele bir çatışma meselesi olmaya devam edecek. Bu ölülere, mezarlara saldırısı yeni bir ölüm rejimidir. Kendine karşıt herkesin cenazesini kriminalize ederek şeytanlaştırıyor. Devlet sadece biyolojik olarak öldürmüyor, sembolik ve politik olarak da öldürmek istiyor. Son 30 yılda mezardan mahrum bırakılan Kürtlerin sayısı 10 binler ile ifade ediliyor. Ne ölüler tam ölebiliyor nede yaşayanlar tam yaşayabiliyor” dedi.

    “LGBT+’LAR YAS KÜLTÜRÜNÜN DIŞINDA”

    Son olarak söz alan Remzi Altunpolat da LGBT+’ların yas kültürünün dışında kaldığını ve cenazelerine sahip çıkacak birilerinin olamadığını ifade ederek şunları belirtti:

    “Ötekinin bedeninden bahsederken toplumsal cinsiyet ikiliklerinden ayrı ötekiden bahsedilemez. LGBT+ bedeni yas kültürünün dışındadır. Medyaya ancak trans cinayeti olarak. Onun adına tutulacak yas eş değer midir? Diğer muhalif öznelerde kabul edilen ve politikası yapılan bir yas mıdır? Ölümleri en dışarda tutulan ve yası tutulamayan bedenlerdir.

    Tanınmıyorsam, inkar ve soykırıma uğruyorsam eksik özne oluyoruz. Daha az yaşanılabilir hayat olarak kodlanıyoruz ve kamusal yas kültürünün dışına atılıyoruz. Devlet sadece kendisi öldürmüyor, birde kimin öldüreceğine karar veriyor.  Nefret suçların meşru kılmak, nefret faillerini cezasız kılmak. Normali korumanının ve anormal olanı öldürmenin bir cezası yok. LGBT+ ana akım medya dışında kimi zamanlar muhalif medyaya yer bulamıyor. Birlikte politika yapmak neyi içerir? Sesi olmayanların haklarına karşı dikilmenin kendisi politikadır. Yası tutulamayan bir beden aslında hiç yaşanmamış bir hayattır. Cenazesine kim sahip çıkacaktır? Herkesin reddettiği ölülere beraber sahip çıkacağız.”

    PİRHA/İZMİR

  • İSİG Meclisi: 2022 yılının ilk dört ayında en az 479 işçi hayatını kaybetti

    İSİG Meclisi: 2022 yılının ilk dört ayında en az 479 işçi hayatını kaybetti

    PİRHA-İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin yayımladığı iş cinayetleri raporuna göre 2022 yılının ilk dört ayında en az 479 işçi çalışırken hayatını kaybetti.

    İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin yayımladığı iş cinayetleri raporuna göre 2022 yılının ilk dört ayında en az 479 işçi çalışırken hayatını kaybetti. Raporda Nisan ayıyla birlikte güvencesiz çalışmanın en yoğun olduğu inşaatlarda ve tarımdaki iş cinayetlerinde bir artış meydana geldiği ifade edildi.

    Raporda, Nisan ayında güvencesiz çalışmanın en yoğun olduğu inşaatlarda ve tarımdaki iş cinayetlerinde bir artış meydana geldiği aktarılırken, genç işçi ölümlerinde moto kurye, metal-inşaat-tekstil işçileri arasında yoğunlaştığına dikkat çekildi.

    Türkiye’de her yıl 100 civarında göçmen-mülteci işçinin yaşamını yitirdiğinin paylaşıldığı raporda, göçmen-mülteci işçilere dair daha somut adımların atılması gerektiğine işaret edildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Sağlık meslek örgütlerinden barış çağrısı: Savaş bir halk sağlığı sorunudur!

    Sağlık meslek örgütlerinden barış çağrısı: Savaş bir halk sağlığı sorunudur!

    PİRHA- TTB ve SES’in de aralarında bulunduğu sağlık emek ve meslek örgütleri, Rusya’nın Ukrayna’ya dönük işgaline dair açıklama yaparak, savaşın halk sağlığı sorunu olduğunu belirtip, barış çağrısında bulundular.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB), Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası (Dev-Sağlık-İş), Türk Diş Hekimleri Birliği (TDB), Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES),  Türk Hemşireler Derneği (THD), Türk Psikologlar Derneği (TPD), Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği ve Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği, Ukrayna-Rusya savaşına karşı ortak yazılı açıklama yaptı.

    “SAVAŞIN DA KAZANANI OLMAYACAK”

    “Maalesef insanlık tarihinde bir savaşa daha tanıklık ediyor, üstelik kaybedilen canlara, yarım kalan yaşamlara, acıya, ıstıraba korunaklı yaşamlarımızdan bakıyoruz” denilen açıklamada, “Açıktır ki bu savaşın da kazananı olmayacak, liderlerin sorumsuzluğunun bedelini insanlar, hayvanlar, biyoçeşitlilik, hava, su; dolayısıyla tüm dünya ödeyecektir. Savaş tüm canlılara, doğaya kastederken, yeni geliştirdikleri silahları test eden ve reklamını yapan silah şirketleri kazandıklarını zannedecektir” diye belirtildi.

    “TÜM TARAFLARI ACİLEN BU SAVAŞI DURDURMAYA DAVET EDİYORUZ”

    Açıklamanın devamında şunlara yer verildi:

    “Nükleer silahların yıkıcılığını yakın tarihinde yaşayan gezegenimizde, radyasyon bulutlarının yayılmasına yol açacak nükleer santrallerin patlama ihtimalinin korkusu sürerken, nükleer silah kullanmaktan dahi bahsedilmektedir.
    Savaş bombardımanları altındaki halk sığınaklarda can korkusu yaşarken, yüz binlerce Ukraynalı komşu ülkelerin sınırlarına doğru akın ederken; ölümler, sakatlıklar ortaya çıkarken insanlığın, amacı yaşatmak olan sağlık emekçilerinin sessiz kalması düşünülemez.

    SAVAŞIN BİR HALK SAĞLIĞI SORUNU OLDUĞUNU BİR KEZ DAHA YİNELİYORUZ

    Bizler, ülkemizin sağlık emek meslek örgütlerin temsilcileri olarak; ateşli silahlar, patlamalar nedeniyle ölümlerin, yaralanmaların, sakatlıkların olmaması; barınma, ısınma, beslenme zorluğuyla insanların sağlığının bozulmaması, yurdundan uzak barınamaz hale gelen mültecilerin sayısının artmaması; zaten iklim krizi yaşayan doğanın daha fazla tahrip edilmemesi için bir an önce savaşların son bulması ve barışın sağlanması için sesleniyor ve savaşın bir halk sağlığı sorunu olduğunu bir kez daha yineliyoruz.

    Çatışma alanlarındaki insanların hayatını kurtarmak, acılarını hafifletmek için canları pahasına savaş alanlarında mesleklerini yapan sağlık emekçilerinin, hastanelerin, ambulansların, revirlerin, sağlık hizmeti veren bütün yerlerin ve kişilerin, ateş altında kalmaması, korunması, işlerini yapmalarının engellenmemesi için tüm dünyaya çağrıda bulunuyoruz.

    Uluslararası ilkeler ve Cenevre Sözleşmeleri’ne göre tıbbi tarafsızlık gözetilmelidir. İnsan hakları bağlamında savaş alanında tüm sağlık meslek gruplarına saygı gösterilmelidir.

    Biz tüm sağlık emek meslek grupları olarak görevimizin insan sağlığını korumak, ekosistemi gözetmek ve çevre kirliliğine karşı mücadele olduğunu hatırlatıyor, bu savaş da mağdur olan tüm halkla ve meslektaşlarımızla dayanışma içinde olduğumuzu duyuruyor, tüm tarafları acilen bu savaşı durdurmaya davet ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • İHD’den mülteci ölümlerine ve Diyarbakır şube baskınına tepki!-VİDEO

    İHD’den mülteci ölümlerine ve Diyarbakır şube baskınına tepki!-VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şube Eş Başkanı Zeynep Benli, mültecilerin Edirne İpsala’da donarak yaşamını yitirmesine ve İHD Diyarbakır Şube’nin polislerce basılmasına ilişkin açıklama yaptı. Yargı mensuplarının, siyasal iktidarın yargı aracı olmaması çağrısında bulunan Benli, mültecilere yönelik ulusal ve uluslararası hukukun işletilmesini istedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaparak İHD Diyarbakır Şubesi binasına 3 Şubat’ta yapılan polis baskını ile birlikte Diyarbakır Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Ferhat Berkpınar’ın gözaltına alınmasına ve Edirne’nin İpsala ilçesinde yaşanan mülteci ölümlerine tepki gösterdi.

    Açıklamada konuşan İHD Mersin Şube Eşbaşkanı Zeynep Benli, Edirne İpsala’da 19 mültecinin donarak yaşamını yitirmesinin devletlerin mültecilere uyguladığı politikaların sonucu olduğuna dikkat çekti. Benli ayrıca mültecilerin ölümünden tüm devletler ve siyasi partilerin sorumlu olduğunu belirterek, mültecilere yönelik ulusal ve uluslararası hukukun işletilmesini istedi.

    Zeynep Benli, mültecilerin dünyanın her yerinde insanca yaşama hakları olduğunu vurgulayarak İspala’da yaşananlara ilişkin “Yunanistan’ın ‘geri itme’ uygulaması önlensin, sınırlardaki mülteci ölümleri durdurulsun, Edirne’de donarak yaşamını yitiren mülteciler için ceza adaleti sağlansın” talebinde bulundu.

    İHD Diyarbakır Şubesi binasına yapılan baskına tepki gösteren Benli, “Ancak bütün bu işlemleri yapan kolluk birimleri ile yargı mensuplarına hatırlatmak isteriz ki, bu yöntemler bir dönem Türkiye’de sıkça uygulandı ve bunu uygulayanlar şimdi yargı önünde hesap vermektedirler. Özellikle yargı mensuplarının, siyasal iktidarın yargı yolu ile baskı politikalarına araç olmamalarını ve evrensel insan hakları norm ve ilkelerini hatırlamalarını tavsiye ederiz. Gözaltına alınan arkadaşımız Ferhat Berkpınar’ın bir an önce serbest bırakılmasını ve her türlü hukuki hakkının korunmasını talep ederiz” dedi.

    PİRHA/MERSİN

  • Garibe Gezer şüpheli şekilde yaşamını yitirdi

    Garibe Gezer şüpheli şekilde yaşamını yitirdi

    PİRHA- Kandıra 1 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde kalan Garibe Gezer adlı tutuklu yaşamını yitirdi. Aileye haber veren cezaevi yönetimi Gezer’in intihar ettiğini iddia etti. 

    Avukat Eren Keskin, twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Biraz önce Kandıra cezaevinde müvekkilimiz Garibe Gezer’in intihar ettiği bilgisini aldık. Kendisi işkence mağduruydu. Hücre cezası vardı. Cezaevi müdürü ablasını aradı maalesef Garibe’mizi kaybettik. Av Jiyan Tosun ve Av Jiyan Kaya yanına gidiyorlar” ifadelerini kullandı.

    Gezer’in şüpheli ölümüne ilişkin Mezopotamya Ajansı’na konuşan Garibe Gezer’in ablası Asya Gezer, kardeşi ile en son 16 Kasım’da konuştuğunu ve durumunun iyi  moralinin yerinde olduğunu söyledi.

    Cezaevinden kendini 2’nci müdür olarak tanıtan bir kişinin kendisini aradığı bilgisini paylaşan Gezer, “Bu kişi kardeşimin intihar ettiğini söyledi. Ben de buna inanmadığımı söyleyip tepki gösterdim. Haklarında şikayetçi olacağımı söylediğimde ‘buraya geldiğinizde ayrıntılı konuşuruz’ dedi. Ayrıca cenazenin adli tıp kurumuna kaldırıldığını söyledi. Ben de şu an Mardin’den Kandıra’ya gidiyorum. Kardeşimin intihar ettiğine inanmıyorum. Kesinlikle onlar bir şey yaptı”  diye konuştu.

    Kandıra Cezaevi’nde intihar ettiği ileri sürülen tutuklu Garibe Gezer’in ölümüne dair konuşan HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, “Tecavüz, işkence ve tacize dair başvurulara ilişkin işlem yapmayanların ölümü altında imzaları var” dedi.

    Gezer, tek kişilik hücrede tutulduğunu, sistematik olarak işkenceye maruz kaldığını ve son olarak kadın gardiyanların tecavüzüne uğradığını gönderdiği mektuplar ve avukatları aracılığıyla dile getirmişti.

    (HABER MERKEZİ)