Etiket: ölümler

  • Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Bir can kaybına daha tahammülümüz yok-VİDEO

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Bir can kaybına daha tahammülümüz yok-VİDEO

    PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, 6 Temmuz’da Pülümür Vadisi’nde aracın üzerine taş düşmesi sonucu Deniz Doğan isimli yurttaşın yaşamını yitirmesi üzerine basın açıklaması düzenledi. Yapılan açıklamada, “Dersim’de son altı ay içerisinde meydana gelen bu can kayıpları, doğal olayların sebep olduğu can kayıpları değildir. Yaşanan can kayıplarına doğrudan doğruya tedbirsizlik sebebiyet vermiştir” denildi.

    Dersim’de Ovacık Vadisi’nde Ekber Soylu, Pülümür Vadisi’nde ise Deniz Doğan isimli yurttaşlar araçlarına taş düşmesi sonucu hayatlarını kaybetmişti.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, 6 Temmuz tarihinde Pülümür Vadisi’nde aracın üzerine taş düşmesi sonucu Deniz Doğan isimli yurttaşın yaşamını yitirmesi üzerine Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması düzenledi. Açıklamada, ‘Vadilerimizde önlemler alınsın. Önlenebilir ölümler ve yaralanmalar son bulsun’ pankartı açıldı. Emek ve Demokrasi Platformu adına açıklamayı Eğitim-Sen Şube Sekreteri İlhan Öner okudu.

    “YETKİLİLER BİR AN ÖNCE ÖNLEM ALSIN”

    Dersim’de son 6 ay içerisinde meydana gelen can kayıplarına doğal olayların sebep olmadığını ifade eden İlhan Öner, “Evet, kaya düşmesi doğal bir olaydır, ancak bu doğal olayın sonucu meydana gelen ölümler olağan ve doğal ölümler değildir. Yaşanan can kayıplarına doğrudan doğruya tedbirsizlik sebebiyet vermiştir. Yetkililer tarafından gerekli tedbirler alınmış olsaydı, kaybettiğimiz canlar bugün aramızda ve yaşıyor olacaklardı. Buradan yetkililere hatırlatmak istiyoruz. Bu karayollarını araçları ile veya yaya olarak kullanan herkes her gün bu tehlike ile karşı karşıyadır. İfade ettiğimiz sorun hayati öneme sahip olduğundan yetkililerin bu önem ve duyarlıkla soruna yaklaşmalarını ve bir an evvel önlem almalarını bekliyoruz. Dersim Emek ve Demokrasi Platformu olarak, genç kardeşimiz Deniz Doğan’ın yaşamını kaybettiği olayın son olay olmasını diliyor, bir canımızı daha kaybetmeye tahammülümüzün kalmadığını buradan hatırlatmak istiyoruz. Dünya kültürel mirası listesine girebilecek ölçüde nadide özelliklere sahip coğrafyamızın, önlenebilir doğa olaylarının insan yaşamına son vermesiyle bilinen bir coğrafya olmasını istemiyoruz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Bingöl Genç’te kum ocakları doğayı ve insan yaşamını olumsuz etkiliyor-VİDEO

    Bingöl Genç’te kum ocakları doğayı ve insan yaşamını olumsuz etkiliyor-VİDEO

    PİRHA-Bingöl’ün Genç ilçesinde Murat Nehri üzerinde bulunan dört kum ocağı doğayı ve insan yaşamını olumsuz etkiliyor. Kum ocakları mevzuatta belirtildiği gibi çalışmalar yürütmediği için doğaya zararlarının çok büyük olduğunu dile getiren Genç İçin Bir Saat Derneği Başkanı Anıl Korkut, “Eskiden nehir tek koldan akardı şimdi ise birden fazla kola bölündü, baraj ve kum ocaklarının sayısı arttıkça her yıl onlarca insan hayatını kaybetmeye başladı” dedi.

    Bingöl’ün Genç ilçesinde faaliyette olan 4 kum ocağı, kentte yaşamı olumsuz etkiliyor. Murat Nehri üzerinden geçen Genç Köprüsü yanında kurulan kum ocakları nehrin akışını da bozuyor.

    Kum ocaklarıyla birlikte Murat Nehri’nde boğulma vakaları artarken, son olarak 24 Temmuz’da akıntıya kapılan bir çocuğu kurtarmaya çalışan Aydın Tutkal ve Mücahit Keser akıntıya kapıldı. Bir süre sonra Aydın Tutkal’ın cenazesine ulaşıldı.

    Yaşanan ölümlerin ardından Genç halkı imza kampanyası başlatarak kum ocaklarının kapatılmasını istedi. Halk, kum ocaklarının daha fazla çevreye zararı vermemesi ve kurulan firmaların kanuna aykırı faaliyet yürütmemesi için gerekli denetimlerin yapılması çağrısında bulundu.

    Toplanan imzalar Genç İçin Bir Saat Derneği tarafından Bingöl İl Özel İdaresi’ne gönderildi. Bingöl İl Özel İdaresi bir ay sonra derneğe yazılı cevap verdi. Gönderilen yazıda Murat Nehri yatağında ruhsatlı 3 özel firma ve 1 kamu kurumundan oluşan 4 kum-çakıl maden ruhsatının bulunduğu belirtildi.

    Kurumun verdiği ruhsatların mevzuata uygun olduğunun savunulduğu yazıda, kum ocaklarının denetlendiği iddia edildi. Bingöl İl Özel İdaresi, 2013-2022 yılları arası aykırı faaliyette bulunan firma, şahıs veya kurumlara 1 milyon 135 bin 691 TL idari para cezası kesildiğini de ekledi.

    “KUM OCAKLARININ DOĞAYA ZARARI ÇOK BÜYÜK” 

    Bir kilometrelik mesafede dört tane kum ocağının olduğunu dile getiren Genç İçin Bir Saat Derneği Başkanı Anıl Korkut, “Kum ocakları mevzuatta belirtildiği gibi çalışmalar yürütmediği için doğaya zararları çok büyük. Son zamanlarda insan ölümleri ve doğa tahribatı artmaya başladı. Eskiden nehir tek koldan akardı şimdi ise birden fazla kola bölündü, son zamanlarda baraj ve kum ocaklarının sayısı arttıkça her yıl onlarca insan hayatını kaybetmeye başladı” dedi.

    Cihan BERK/BİNGÖL

  • Sanayi kuşatmasındaki Alevi köyü Çepnidere kanserle boğuşuyor-VİDEO

    Sanayi kuşatmasındaki Alevi köyü Çepnidere kanserle boğuşuyor-VİDEO

    PİRHA- Manisa Turgutlu’ya bağlı Çepnidere Köyü çevresini kuşatan sanayi kuruluşlarının sulara döktüğü atıklar ve saldığı zehirli gazlar sonucu birçok kişi kanser. Köydeki ölümlerin yüzde 90’ı kanser hastalığından. Köylüler, “Alevi köyü olduğumuz için kıllarını kıpırdatmıyorlar, zehir soluyoruz” diyerek duruma isyan ediyorlar.

    Manisa Turgutlu’ya bağı Alevi köyü Çepnidere tarım ve hayvancılıkla uğraşırken, 2000’li yıllarda zehir saçan sanayi tesislerinin hedefi haline geldi. ‘Verimsiz arazi’ olduğu gerekçesiyle istimlak edilen ve arazileri ellerinden zorla alınan köylülerin neredeyse ekecekleri bahçeleri bile kalmamış. Verimsiz arazinin aksine topraklarının bölgenin en verimli arazileri olduğunu söyleyen Çepnidere köylüleri şimdi ise ekecek bir avuç bahçe bulmakta zorlanıyor.

    Kimyasal gübre, kemik külü, çimento, plastik ambalaj, seramik, tarım ilaçları gibi sektörlerin köy civarındaki organize sanayi bölgesine gelmesiyle Çepnidere köyü adeta zehir kuşatması altında. Ağır kokunun yayıldığı köyde, filtre takılmadığı için havada uçuşan zehirli partiküller adeta kar örtüsü gibi köyü kaplamış durumda.

    ÇEPNİDERE KÖYLÜLERİ SESLERİNİ DUYURAMIYOR

    Fabrikaların kiminin bacasından, kiminin çatısından sürekli zehirli dumanlar yükseliyor. Köy civarındaki Nif Çayı’na atılan veya boşaltılan kimyasal atıklar yüzünden bitki örtüsü ve hayvanlar zarar görmüş durumda. Zehirli atıkların aktığı Nif Çayı’nın suyu ile bahçelerini sulamak zorunda kalan köylüler havadan yetmezmiş gibi topraktan da zehir yemeye başlamış. Organize sanayi bölgesinin adeta köyü kuşatma altına almasıyla köyde kanser ve astım gibi hastalıklar en üst düzeye çıkmış durumda.

    Köyde bulunan birçok yaşlı, kanser hastalığına yakalanmış durumda ve 70 yaşını göremiyor. Gençler ise hem tarım yapacak arazinin olmayışı hem de kanser vakalarının artması nedeniyle köyü terk ederek büyük şehirlere göç etmiş. Gidecek başka toprakları olmayan ve maneviyatları bu köyde olan yaşlılar ise adeta ölümü bekler durumda. Onca eylem, yol kapatma, dilekçe ve çağrılara rağmen seslerini duyuramayan Çepnidere köylüleri çözüm bekliyor.

    “ARSALAR ZORLA İSTİMLAKLA ELİMİZDEN ALINDI”

    Köy sakinlerinden Rıza Karayel, devlet tarafından ‘işlenmez arazi’ olarak gösterilen verimli arazilerinin istimlak ile ellerinden alındığını söyleyerek, “Kendimizi bildik bileli çiftçilik, hayvancılıkla uğraşan bir bölgeydik. 20 sene önce arazilerimiz kırsal işlenmez arazi olarak gösterilmiş. Aksine toprağımız çok bereketliydi, üzüm bağlarıydı. Manisa Büyükşehir Belediyesi de işlenmez arazi diyerek sanayi bu tarafa yönlendirdi. Satmak istemedik ama zorla istimlak ile araziler elimizden alındı. Kurulan sanayilerle hastalık yayıldı. Köyde 70 yaşını gören yok. Gençler köyü terk etmeye başladı. Ağaçlarımız dahi kurumaya başladı. Fabrikalar filtreler takmıyor. Gübre, kemik tozu, seramik, plastik ambalaj gibi fabrikalar var” dedi.

    “ALEVİ KÖYÜ DİYE KILLARINI KIPIRDATMADILAR”

    Köylerindeki ekolojik tahribata karşı tüm çabalarının Alevi köyü olmalarından kaynaklı görülmediğini ifade eden Karayel, “Köy resmen abluka altında. Temiz hava alamıyoruz. 70 yaşını görebileceğimizi umut etmiyoruz. Eskiden yaşlılar 100 yaşını görürdü. Ölümlerin büyük sebebi ise kanser hastalığından kaynaklı. Valiliğe, kaymakamlığa, sanayi odasına verdiğimiz dilekçeler cevapsız kaldı. Ankara yolunu dahi kapattık ama engel olamadık. Alevi köyü olduğumuzu bildikleri için kıllarını dahi kıpırdatmadılar, destek olmadılar. Verimli arazilerimiz vardı, ekmeğimizi kazanıyorduk. Sonuç olarak köyümüz boşaltıldı” şeklinde konuştu.

    “SUYUMUZ ZEHİRLENDİ, BAHÇELERİMİZDEN ZEHİR YİYORUZ”

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Çepnidere Şube Başkanı Hamza Karayel ise köydeki ölümlerin yüzde 90’ının kanser kaynaklı olduğuna işaret etti.

    Köylerindeki Nif Çayı’na zehirli fabrika atıkları bırakıldığını ve bu su ile bahçelerini sulamak zorunda kaldıklarını dile getiren Karayel, ‘Yediğimiz ürünler de zehirli’ diyerek şunları söyledi:

    “İstimlak adı altında köye temiz sanayi olarak girdiler. Temizliği de kalmadı. Sanayinin getirdiği tozdan, kirlilikten, artıktan köy halkının çoğu hastalandı. 70 yaşında çok nadir bulunuyor. Diğer köylerde 100 yaşına kadar yaşayan insanlar var. Arazilerimiz hep tütündü ve kota getirildi. Kotadan kaynaklı köylü kazanamayınca tütün ekmeyi bıraktı. Düşük fiyata arazilerimiz istimlak edildi ve köylü teslim oldu. Sanayinin kirlilik getireceğini kimse tahmin etmiyordu. Ölümlerin yüzde 90’ı kanser hastalığından. Bunun sebebi de hava kirliliği, toz, sanayi atıkları. Artık çaremiz kalmadı. Fabrika bacalarındaki filtreler gece açılıyor. Yakınımızda Gediz nehri, Nif Çayı var, siyah mikrop akıyor. Tarım yapamaz duruma geldik. Bahçelerimiz bu kirli su ile sulanıyor. Yediğimiz ürünler bile zehirli. Bu zehirli duman ve suyun denetim altına alınması lazım.”

    “KÖY HAPİS DURUMDA, GENÇLER KÖYÜ TERKETTİ”

    İki büyük organize sanayi içerisinde köylerinin hapis kaldığını söyleyen Mutlu Karayel, genç nüfusun köyü terk etmek zorunda kaldığına işaret ederek, “Köy adeta kirli hava soluyor. Ağır bir koku var. Arazilerimiz elimizden alınınca genç nüfus fabrikalarda çalışmaya başladı. Sıkıntılarımız büyük. Köyü örgütlenmeyi çalıştık ama fabrikaların önüne geçemedik. Bir şey yapamaz hale geldik. Biraz da duyarsız kaldık. Geri çekilmek zorunda kaldık. Dumanlı fabrikalar ve kirli hava salan fabrikaların kontrol altına alınması lazım. Köy iki organize sanayi arasında hapis kalmış durumda. Biz burada üvey evlat gibiyiz. Siyasiler ancak oy zamanı bu köye gelir, ama sorunu ile asla muhatap olmazlar” ifadelerini kullandı.

    “HASTALIKTAN KÖY BOŞALIYOR”

    Çepnidere köyünden Ali Karayel de köylerinin boşalmak üzere olduğunu kaydederek, “İmzalar topladık, yürüyüşler yaptık. Hatta Ankara yolunu kapattık. Ama müdahale edildi. Yine de bu fabrikaların buraya girmesini engelleyemedik. Araziler devlet tarafından köylülerden alınarak istimlak edildi. Fabrika yapılacağını bilmiyorduk, yoksa asla arsalarımızı vermezdik. Şimdi köyün her tarafı sanayi oldu. Hastalıktan kaynaklı birkaç seneye köy boşalacak. Bir türlü baş edemedik” diye konuştu.

    Ersin ÖZGÜL-Rohat EMEKÇİ/İZMİR

  • Tahliyesine 10 gün kalan İbrahim Yıldırım, Elazığ Cezaevi’nde şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi

    Tahliyesine 10 gün kalan İbrahim Yıldırım, Elazığ Cezaevi’nde şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi

    PİRHA-2011 yılında KCK kapsamında yargılanıp örgüt üyeliği cezası verilen ve 25 Ağustos’ta tahliyesi beklenen Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan hasta ve yüzde 96 engelli İbrahim Yıldırım, şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi. 

    Türkiye’de cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri her geçen gün artarak devam ediyor. İnsan hakları örgütlerinin verilene göre yüzlerce hasta mahpus ölüm sınırında. Sağlıklı koşullarda tedavileri ve tahliyeleri engellenen mahpuslar cezaevlerinde ölüme terk edilirken, şüpheli ölümlerde de artışlar yaşanıyor.

    2011 yılında KCK kapsamında yargılanıp örgüt üyeliği cezası verilen ve 25 Ağustos’ta tahliyesi beklenen Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan hasta ve yüzde 96 engelli 68 yaşındaki İbrahim Yıldırım, şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi.

    Elazığ cezaevi idaresi İbrahim Yıldırım’ın ailesini arayarak kalp krizine bağlı düşmeden kaynaklı yaşamını yitirdiğini söyledi. İbrahim Yıldırım’ın ailesi pazartesi belli olacak otopsi sonucunu bekliyor.

    İbrahim Yıldırım, otopsi sonucunun belli olmasının ardından pazartesi günü Tunceli Cemevi’nde Hakk’a uğurlanacak.

    PİRHA/DERSİM

  • İzmir gençlik örgütleri, cezaevlerinde artan hak ihlalleri ve ölümlere tepki gösterdi-VİDEO

    İzmir gençlik örgütleri, cezaevlerinde artan hak ihlalleri ve ölümlere tepki gösterdi-VİDEO

    PİRHA-İzmir’deki gençlik örgütleri, cezaevlerinde artan hak ihlalleri ve ölümlere tepki göstererek cezaevlerindeki tecridin son bulmasını istedi.

    İzmir Özgür Öğrenci İnisiyatifi, Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF), Yeni Demokrat Gençlik (YDG), Öğrenci Faliyeti (ÖF) ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir Gençlik Meclisi, cezaevlerinde artan hak ihlalleri ve ölümlere ilişkin Alsancak’ta bulunan ESP İzmir il binası önünden Türkan Saylan Kültür Merkezi’ne temsili tabutla yürüyüş yapmak istedi ancak polisler tabutu gerekçe göstererek, yürüyüş yapmalarına izin vermedi.

    Bunun üzerine gençler tepki olarak ESP il binası önünde kırmızı boya döktükleri tabutla oturma eylemi gerçekleştirdi. Eylemde “Bibin dengê zindana”, “Zindanlarda katliam  var” pankartaları taşınarak, sık sık “Bijî berxwedana zindana”, “Zindanlar yıkılsın tutsaklara özgürlük”, “Aysel Tuğluk rumetameye”,”Garibe Gezer onurumuzdur” sloganları atıldı.

    “HAPİSHANELER İKİNCİ BİR CEZALANDIRMA ARACI OLARAK KULLANILIYOR”

    Gençlik örgütleri adına açıklama yapan Meryem Yıldırım, “Kadın katilleri, tecavüzcü, tacizcilerin dışarda, devrimci, siyasi tutukluların, korkusuzca haber yapan gazeteci, yazar, adalet, eşitlik talebini yükselten gençler, erkek egemenliğine boyun eğmeyen kadınların tutsak ediliyor. Uluslararası sözleşmelerde belirtildiği üzere hapishanelerin amacı olan iyileştirme ve mahpusları topluma kazandırmanın aksine, hapishanelerin adeta ikinci bir cezalandırma aracı olarak kullanılıyor. Tutuklulara 12 Eylül dönemini aratmayan hak gaspları ve işkenceler yapılıyor. Hasta tutsaklar tedavi haklarına erişemiyor, ölüme terk ediliyor. İşkence, darp, cinsel şiddet, tehdit ve disiplin cezaları ile tutsaklar yalıtılmak isteniyor. Bu saldırılara karşı yaratmaya çalıştıkları korku iklimine karşı çıkıyoruz. Gençlik olarak devrimci tutsakları savunuyoruz. Hapishanedeki hak gasplarına, tecritte, katliamlara karşı AKP-MHP faşizmini her yerde teşhir etmeye, taleplerimiz karşılanana dek mücadele devam edeceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/İZMİR

  • Zırhlı araç sürücüleri 16 ayda 21 kişiyi öldürdü, 36 kişiyi yaraladı

    Zırhlı araç sürücüleri 16 ayda 21 kişiyi öldürdü, 36 kişiyi yaraladı

    Zırhlı araç çarpması sonucu 16 ayda 6’sı çocuk en az 21 kişi yaşamını yitirdi, 2’si çocuk 36 kişi yaralandı.

    En son Diyarbakır’ın merkez Bağlar ilçesinde 75 yaşındaki Mehmet Ertekin’in yaralanmasına neden olan zırhlı polis ve asker araçlarının çarpması sonucu bugüne kadar çok sayıda insan yaşamını yitirdi ve yaralandı. Özellikle sokağa çıkma yasağı ilan edilen Şırnak, Mardin ve Diyarbakır’da yaşanan olaylardan dolayı son 16 aylık süreçte, 6’sı çocuk en az 21 kişi yaşamını yitirdi, 2’si çocuk 36 kişi yaralandı.

    SORUŞTURMANIN ÖTESİNE GEÇMİYOR

    Zırhlı araçlarla aşırı ve kontrolsüz bir şekilde sokaklarda hareket ederek, birçok kişinin ölümüne neden olan asker ve polisler hakkında bugüne kadar açılan soruşturmaların birçoğu ise, takipsizlikle sonuçlandı. Hakkında dava açılan faillere de ödül gibi cezalar verildi. Silopi’de Yıldırım kardeşlerin ölümüne neden olan polisin ilk duruşmada tahliye edilmesi ve Lice’de 85 yaşındaki Pakize Hazar’ı ezerek ölümüne neden olan uzman çavuş S.K’nin 1 yıl 8 aylık hapis cezasına çarptırılması bu cezasızlık örneklerinden bazıları.

    Son 16 ay içerisinde zırhlı araç çarpmaları sonucu meydana gelen olaylardan bazıları şöyle:

    * 9 Şubat 2017 tarihinde Mardin’in Dargeçit ilçesinde okuldan eve giden ilkokul öğrencisi 7 yaşındaki Berfin Dilek, zırhlı polis aracın çarpması sonucu yaşamını yitirdi. Olaya ilişkin başlatılan soruşturma davaya dönüşmedi.

    * 15 Şubat 2017 tarihinde Van’ın merkez Edremit ilçesine bağlı Şabaniye mahallesinde sürat yaptığı belirtilen zırhlı polis aracı, yolcu minibüsüne çarptı. Minibüste bulunan 7 kişi yaralandı.

    * 4 Mart 2017 tarihinde Siirt-Batman yolu üzerinde polis arama noktasında geri geri gelen zırhlı araç, Kerem Arslan’ın (34) ölümüne neden oldu.

    * 20 Mart 2017 tarihinde Şırnak’ın İdil ilçesinden Cizre ilçesine giden sivil bir otomobile zırhlı araç çarptı. Otomobilde bulunan Okan İnce, Bahadır Beyazlıoğlu ve ismi öğrenilemeyen bir kişi yaşamını yitirdi.

    * 29 Mart 2017 tarihinde Diyarbakır’ın Ofis semtinde Kirpi tipi askeri zırhlı araç, yolcu durağında bekleyen minibüse çarptı. Çarpma sonucu 4 yolcu yaralandı.

    * 18 Nisan 2017 tarihinde Van kent merkezinde zırhlı aracın çarptığı 2 kişiden Abdulvahap Taş ağır yaralandı.

    * 27 Nisan 2017 tarihinde Diyarbakır kent merkezi Gevran Caddesi’nde askeri zırhlı aracın çarptığı 55 yaşındaki Hatun Elhuman yaşamını yitirdi.

    * 28 Nisan 2017 tarihinde Van’da zırhlı polis aracının çarptığı 2 yurttaştan Sami Uçan kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.

    * 4 Mayıs 2017 tarihinde Şırnak’ın Silopi ilçesinde zırhlı bir polis aracının bir eve çarpması sonucu Furkan ve Muhammed Yıldırım adlı iki kardeş hayatını kaybetti. Yıldırım kardeşlerin ölümüne neden olan zırhlı araç sürücüsü polis, davanın ilk duruşmasında tahliye edildi. Dava sürüyor.

    * 9 Haziran 2017 tarihinde Mardin’in Nusaybin ilçesindeki Midyat Yolu Caddesi’nde, özel hareket polislerini taşıyan zırhlı araç bir motosiklete çarptı. Çarpma sonucu M.Ş.B. (17) adlı çocuk ağır yaralandı.

    * 14 Haziran 2017 tarihinde Diyarbakır’ın Lice ilçesinde askeri zırhlı araç sokakta yürüyen Pakize Hazar (85) adlı kadını ezdi. Hazar, olay yerinde yaşamını yitirdi. Hazar’ın ölümüne neden olan uzman çavuş S.K’ye yargılandığı davada 1 yıl 8 ay hapis cezası veren mahkeme, verdiği cezayı da erteledi.

    * 19 Haziran 2017 tarihinde Diyarbakır-Bingöl karayolunda özel harekât polislerini taşıyan zırhlı polis aracının bir yolcu minibüsüne çarpması sonucu araç şoförü Remzi Menteşe ile birlikte ismi öğrenilemeyen 8-10 yaşlarında bir çocuk yaşamını yitirdi.

    * 20 Haziran 2017 tarihinde Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesinde kent girişinde akrep tipi zırhlı askeri aracın karşı yönde gelen otomobile çarpması sonucu 3 yurttaş yaralandı.

    * 20 Haziran 2017 tarihinde Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Fis köyü ovasında polise ait zırhlı aracın, sivil bir otomobile çarpması sonucu 5 yurttaş yaşamını yitirdi.

    * 1 Ağustos 2017 tarihinde Okmeydanı’nda 8 yaşındaki Raşid Oso adındaki Kobanêli çocuk zırhlı polis aracı altında kalarak yaşamını yitirdi.

    * 19 Ekim 2017 tarihinde Siirt’in Çal Mahallesi’nde zırhlı araç tarafından ezilerek ağır yaralanan Felek Batur (6) yaşamını yitirdi.

    * 19 Ekim 2017 tarihinde Bitlis’in Hizan ilçe merkezinde,  zırhlı polis aracın çarptığı 55 yaşındaki Gülten Yaraşlı yaşamını yitirdi.

    * 5 Kasım 2017 tarihinde Batman-Diyarbakır karayolunda zırhlı araç bir otomobile çarptı. Çarpma sonucu 3’ü asker 5 kişi yaralandı.

    * 5 Kasım 2017 tarihinde Batman’ın Korik mahallesinde bir asker özel aracıyla arkadaşına araba öğrettiği sırada sokakta oyun oynayan Burak İlhan’a (5) çarptı. İlhan, yaşamını yitirdi.

    * 19 Kasım 2017 tarihinde Mardin’in Dargeçit ilçesine bağlı Saray mahallesinde devriye gezen zırhlı polis aracının çarptığı Fatma Nure Dursun adlı kadın yaralandı.

    * 22 Kasım 2017 tarihinde Şırnak’ın Cizre ilçesi Sur mahallesi Pira Deştê yakınlarında oyun oynayan 8 yaşındaki R.C., zırhlı polis aracı çarpması sonucu yaralandı.

    * 17 Aralık 2017 tarihinde Şırnak’ın İdil ilçesinde sivil bir polis aracının çarpması sonucu 4 yaşındaki U.Ö. ağır yaralandı. Umut bir buçuk aydır tedavi gördüğü hastanenin yoğun bakım ünitesinde uyutuluyor.

    * 19 Aralık 2017 tarihinde Diyarbakır’ın Yenişehir İlçesi Ofis semtinde bulunan Gevran Caddesi’nde seyir halindeki bir otomobile zırhlı aracın çarpması sonucu araç sürücüsü yaralandı.

    * 22 Ocak 2018 tarihinde Cizre-Silopi karayolunda yola aniden çıkan zırhlı araç sivil bir otomobile çarptı. Kazada Mehmet Sait ile çocukları Hişyar ve Halit Alpkan yaralandı. Baba Alpkan’ın tedavisi devam ediyor.

    * 25 Ocak 2018 tarihinde Şırnak’ın Cizre ilçesindeki Birca Belek’te, seyir halindeki zırhlı polis aracının çarpması sonucu 10 yaşındaki S.A. adlı çocuk yaralandı.

    * 16 Mart 2018 tarihinde Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde, zırhlı jandarma aracı yolda yürüyen İsmail Fırat isimli yurttaşı yaraladı.

    * 7 Nisan 2018 tarihinde Silopi’de karşıdan karşıya geçmek isteyen Nesrin Kılıç ve 4 yaşındaki Suavi isimli çocuğu, zırhlı polis aracının çarpması sonucu yaralandı. Bir polis memurunun görevden alındığı olayda yaralanan küçük Suavi’nin bir ayağı kesildi.

    * 22 Nisan 2018 tarihinde Dargeçit’te zırhlı bir polis aracı, evinin bulunduğu sokakta komşuları ile sohbet eden 50 yaşındaki Süphiye Yakut isimli kadına çarptı.

    * 28 Mayıs 2018 Dersim merkez karayolları kavşağında askerlere ait zırhlı aracın çarpması sonucu Hasan Hüseyin Çimen (60) adlı yurttaş yaralandı.

    * 6 Haziran 2018 tarihinde Diyarbakır’ın merkez Bağlar ilçesinde polise ait bir TOMA, 75 yaşındaki Mehmet Ertekin’in yaralanmasına neden oldu. (Şırnak/MA)

  • CHP’li Tüm: İnternetten silah satışını neden engellemiyorsunuz?-VİDEO

    CHP’li Tüm: İnternetten silah satışını neden engellemiyorsunuz?-VİDEO

    PİRHA-CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, TBMM Genel Kurulu’nda bulunan CHP’li milletvekilleriyle bireysel silahlanma kampanyası kapsamında eylem yaptı.

    Bireysel silahlanmaya karşı 1 milyon imza kampanyası başlatan CHP’li Mehmet Tüm, Mecliste yaptığı konuşma sonrası CHP’li milletvekilleri “#Silahlanmaya1MilyonKereHayır” pankartı kaldırdı.

    “HER GÜN 5 CAN SİLAHLANMA NEDENİYLE HAYATINI KAYBEDİYOR”

    Genel kurul konuşmasında ruhsatsız silahlarla işlenen cinayetlerden örnekler veren Tüm, şunları söyledi:

    “Ülkemizde kutuplaşma her geçen gün artmaktadır. Siyasetteki şiddet dili ne yazık ki toplumu da ayrıştırıyor ve kutuplaştırıyor. İnsanlar hemen her konuda birbirleriyle ayrışmış durumdalar. Tüm bu ayrışmanın, kutuplaşmanın içerisinde hepimizi çok yakından ilgilendiren, siyaset üstü bir konuyu sizinle paylaşmak istiyorum. Bireysel silahlanma, masum insanların canını her gün almaya devam ediyor. Her gün 5 insan, 5 can silahlanma nedeniyle hayatını kaybediyor. Her ay onlarca kadın sokak ortasında vahşice öldürülüyor. İktidarın atması gereken adımlar belli ancak ne yazık ki şu ana kadar hiçbir önlem alınmış değil.”

    “17 YAŞINDA BİR GENCİN İNTERNETTEN 400 LİRAYA SİLAH ALMASI NORMAL Mİ?”

    “Size sadece son on günde yaşanan bazı olaylardan örnek vermek istiyorum. Önceki hafta pazar günü Erzurum’da ‘Haluk’ adında 17 yaşındaki bir genç pompalı tüfekle poz verirken karşısında duran ‘Zafer’ adındaki okul arkadaşını öldürdü. Haluk polis ifadesinde aynen şunları söylüyor: ‘Zafer bana önceden fotoğraf çektirdiği tüfeği getirmemi istedi. Ben de internet üzerinden 400 liraya aldığım tüfeği yerinden indirdim. İlk önce silah benim elimdeydi. Silahla fotoğraf çektirecektik. Zafer silahı elimden aldı. Silahı ben tuttum ve ‘İçi boş mu, bir bakayım.’ dedim. Zafer de çekiştirip ‘Bir şey olmaz, ver.’ deyip silaha asıldı. Daha sonra ben de silahı salınca silah patladı.’ Bu ifadeyi veren bir lise öğrencisi. Sizlere soruyorum: 17 yaşında bir gencin internetten 400 liraya silah alması sizce gerçekten normal midir, hiç düşündünüz mü? Sizce burada gerçekten bir sorun yok mudur? Devlete düşen görev, iktidara düşen görev yok mudur arkadaşlar?”

    “RUHSATSIZ SİLAHLARLA HER GÜN CİNAYETLER İŞLENİYOR”

    “Gazetelerin 3’üncü sayfalarında her gün onlarca cinayet haberleri okuyoruz. Geçtiğimiz pazar günü Adana’da 19 yaşında bir gencin, yine ruhsatsız bir silahla yanlışlıkla öldürüldüğü ortaya çıktı. Kayseri’de, yine, 35 yaşında baba ve 12 yaşındaki oğlu otomobilde bir av tüfeğiyle öldürüldü. Kocaeli’nin Gebze ilçesinde 22 yaşındaki bir genç, yine ruhsatsız bir silahla sırtından vurularak öldürüldü. Dün İstanbul’da eşi tarafından pompalı tüfekle tehdit edilen bir kadın eşini başından vurarak öldürdü. Dün Kırklareli’nde bir baba, bilinmeyen bir nedenle tartıştığı oğlunu yine ruhsatsız bir silahla öldürdü. Yine, Tokat’ın Almus ilçesinde muhtar olarak görev yapan Abdullah Barış, kendisinden ayrılmak isteyen sevgilisini 11 kurşunla öldürdü, üstüne bir de iyi hal indirimi aldı. Bursa’da ceza evinden firar eden bir katil kayın pederini uzun namlulu silahla vurarak öldürdü. Balıkesir Havran’da bir katil, evlenmek istediği kızın ailesinden olumsuz yanıt alınca ruhsatsız tüfekle o aileden 3 kişiyi öldürdü.”

    “İNTERNETTEN  SİLAH SATIŞINI NEDEN ENGELLEMİYORSUNUZ?”

    “Ölüm haberleri bitmiyor, bitmeyecek. Cinayetlerin çoğunda ruhsatsız silah kullanılıyor. İnternetten taksitle silah alınıyor, silah satılıyor. Şu ana kadar hiçbir denetim yok, hiçbir önlem yok. Sizlere soruyorum: İnternetten silah satışını neden engellemiyorsunuz? Bireysel silahlanmadaki artış sizleri de gerçekten korkutmuyor mu? Artan bireysel silahlanma için neden bir araştırma komisyonu kurdurmuyorsunuz? Sizler, insanların göz göre göre yok olmasına seyirci kalıyorsunuz ve göz yumuyorsunuz. Gelin, hep birlikte silahlanmaya karşı bir yasa çıkaralım. Silahlar kontrol altına alınmalı ve denetim artırılmalıdır. Son olarak, silahlar sevdiklerinizi hedef almadan sizleri acilen bu konuda adım atmaya çağırıyorum. Silahlara değil, geleceğe sahip çıkalım; insanlar ölmesin, öldürülmesin; silahlanma, şiddet ve ölümler son bulsun.”

    CHP’Lİ VEKİLLERDEN MECLİSTE #SİLAHLANMAYA1MİLYONKEREHAYIR PANKART”

    CHP’li Mehmet Tüm, konuşması biterken tekrarla “Silahlanmaya 1 milyon kere hayır!” diyerek sözlerini sonlandırırken CHP’li vekiller sıralarından silahlanma karşıtı pankartlar kaldırdı.