PİRHA-Karakoçan 2’nci Doğa ve Kültür Festivali on binlerin katıldığı konserle devam etti. Süreç için herkesin mücadele etmesi gerektiğini söyleyen DEM Parti Urfa Milletvekili Ömer Öcalan, “Kürt halkı barış ve çözüm sürecine hazır. Her yerde önderliğimizin, partimizin fikriyatını anlatıp örgütlemeliyiz. Türkiye ve Kürdistan’da özgürlüğü inşa edip ilerletmeliyiz” dedi.
Elazığ’ın Karakoçan Belediyesi, Kiğı-Karakoçan-Adaklı-Yayladere-Yedisu İlçeleri Sosyal Yardımlaşma, Kalkındırma ve Kültür Derneği (KAYY-DER), Karakoçan Dernekler Federasyonu ( KAR-DEF) ve Avrupa Karakoçanlılar Derneği (AV KARDEP) öncülüğünde düzenlenen 2’nci Karakoçan Doğa ve Kültür Festivali’nin ilk günü coşkulu konserle sona erdi.
Konsere Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) milletvekilleri, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, DEM Parti il ve ilçe yöneticileri ve on binlerce yurttaş katıldı.
“FESTİVAL SADECE BİR ETKİNLİK DEĞİL, BİR HAFIZA VE YENİDEN BAŞLANGIÇTIR”
Festivalin sadece bir etkinlik olmadığını, bir hafıza ve yeniden başlangıç olduğunu dile getiren Karakoçan Belediye Eş Başkanı Eda Durmuş, “Bu halkı yaşatan şey kültürü, doğası ve barış içinde yaşama ısrarıdır. Bu topraklarda barışın sesini yükseltmek, kadın emeğini görünür kılmak, gençlerin hayaline, yaşlılarımızın hatırasına sahip çıkmak boynumuzun borcudur. Bugün burada kadınların direnciyle, doğanın nefesi ve emekçilerin alın teriyle bu festivali birlikte var ediyoruz” dedi.
Karakoçan Belediye Eş Başkanı Cafer Oğur ise, “Yaşanan acıya rağmen bugün halkımızın kararlılıkla başı dik bir vaziyette gördüğümüz için mutluyuz. Gençlere çağrım ne olursa olsun yüzleriniz Karakoçan’a dönük olsun” diye belirtti.
“ŞİMDİ BARIŞI İNŞA ETME ZAMANI”
Süreç için herkesin mücadele etmesi gerektiğini söyleyen DEM Parti Urfa Milletvekili Ömer Öcalan, “Birlik olup hep birlikte bu mücadeleyi büyüteceğiz. İddiamız ve sorumluluğumuz büyük. Bu coğrafya bedel nedir, mücadele nedir? Çok iyi biliyor. Her zaman zulme karşı başkaldırdı. Şimdi barışı inşa etme zamanı bizler özgürlüğü bekliyoruz. Zaman özgürlük zamanıdır bunun içinde sahiplenme ve mücadele gerekiyor. İnşa etmek istediğimiz süreçte Türk ve Kürt halkı birbirine el uzatıp barış sürecini inşa etmek istiyor. Kürt halkı barış ve çözüm sürecine hazır. Her yerde önderliğimizin, partimizin fikriyatını anlatıp örgütlemeliyiz. Türkiye ve Kürdistan’da özgürlüğü inşa edip ilerletmeliyiz” diye konuştu.
Konuşmaların ardından Koma Dep, Hozan Delal, Diyar 23, Zınar Sozdar ve Rojda sahne aldı.
PİRHA – Milletvekili Ömer Öcalan, IŞİD’liler tarafından kaçırılıp Ankara’ya getirilen Ezidi kız çocuğuna yönelik yürütülen davaya dikkat çekti. Milletvekili Öcalan, hazırladığı soru önergesinde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a, “IŞİD üyesi olduklarını itiraf etmelerine rağmen bu kişiler hakkında ‘insanlığa karşı suça yönelik delillerin oluşmadığı’ kanısına nasıl varılmıştır?” diye sordu.
Ankara polisi, Şubat 2021’de IŞİD’in hücre evinde, daha önce IŞİD’liler tarafından internette ‘satışa’ çıkartılan Ezidi bir kız çocuğuna ulaşmıştı. Bu operasyonda Ezidi kız çocuğunu rehin alan Irak vatandaşları Anas Varda, Nasır Halef Reşed ve Sabbah Ali Oruç gözaltına alınmıştı. Zanlılardan Sabbah Ali Oruç tutuklanarak cezaevine konulmuş, diğer iki sanık ise adli kontrol şartı ile serbest bırakılmıştı. Ezidi kız çocuğu ise devlet tarafından koruma altına alınarak Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı görevlilerine teslim edilmişti.
Ezidi çocuğu Türkiye’ye getiren IŞİD’lilerin, çocuğa yönelik, özel bir kast unsurlarının bulunmadığı, insanlığa karşı suça yönelik delillerin oluşmadığı ifade edilmiş, insan ticareti suçlamasından yargılanmasına hükmedilmişti.
26 Ekim’de yapılan duruşmada davaya müdahil olmak isteyen sivil toplum kuruluşları ve derneklerin talepleri ise kabul edilmedi.
Urfa HEDEP Milletvekili Ömer Öcalan, konuyu Meclis gündemine getirerek sanıkların “IŞİD terör örgütü üyesi olmak” ve “örgüt yönetiminde yer almak” suçlamaları bulunmasına rağmen Ağustos 2021’de serbest bırakıldıklarına işaret etti. Milletvekili Öcalan, Ezidi kız çocuğunun 2014 yılında 2-2.5 yaşındayken kaçırıldığını da aktardı.
Milletvekili Ömer Öcalan, konuya ilişkin hazırladığı önergede Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından yazılı olarak cevaplandırılması talebiyle şu soruları yöneltti:
“-İŞİD’in üyesi olduklarını kendileri belirten bu kişiler hangi yasal gerekçe ile serbest bırakılmıştır? İnsan ticareti suçundan dava açılan kişilere çocuğu teslim etmek doğru mudur?
-İŞİD üyesi olduklarını itiraf etmelerine rağmen bu kişiler hakkında ‘insanlığa karşı suça yönelik delillerin oluşmadığı’ kanısına nasıl varılmıştır?
-Ezidi kız çocuğunun kaçak yollarla getirildiği iddiaları mevcuttur. Türkiye’ye getirilmesi suç değil midir?
-İŞİD tarafından kaçırılarak Türkiye’ye getirilen Ezidi kadın ve çocuklarla ilgili bir çalışmanız var mıdır? Kaç Ezidi kadın ve çocuk kaçırılarak Türkiye’ye getirilmiştir?
-Türkiye’de koruyucu aile olmak için birçok kriter aranırken ve bu kriterler yerine getirilmeden talep karşılanmazken insan ticaretinden dava açılan bir ailenin talebi hangi yasal gerekçe ile karşılanmıştır?
-Davaya müdahil olmak isteyen kadın derneklerinin ve bu alanda çalışma yapan hukuk derneklerinin müdahillik talepleri neden reddedilmiştir?”
PİRHA- HDP ve Yeşil Sol Parti Mersin İl Örgütü, Urfa Milletvekili Ömer Öcalan’ın gözaltına alınması ve Adana İl Örgütü’ne yapılan saldırıyı protesto etti. Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Adana Valisinin saldırgan için yaptığı ‘akli dengesi yerinde değil’ açıklamasına tepki göstererek, “Buradan Adana valisine sesleniyoruz: Sen kimsin? Sen adli tıp mısın? Kişi daha gözaltı işlemleri yapılırken bu açıklamayı nasıl yaparsın?” dedi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Yeşil Sol Parti Mersin İl Örgütleri, Adana’da parti binasına yapılan saldırı girişimini ve Urfa Milletvekili Ömer Öcalan’ın gözaltına alınmasına ilişkin Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaptı.
Açıklamaya Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, il ve ilçe örgütü yöneticileri ile çok sayıda demokratik kitle örgütü katıldı.
“SALDIRILARA ALIŞMAYACAĞIZ”
Basın açıklamasını okuyan HDP Mersin İl Eş Başkanı Hoşyar Sarıyıldız, partiye yönelik saldırılan sistematik bir halde yapıldığına ve talimatların aynı yerden alındığına dikkat çekti. Sarıyıldız, “Urfa’da bir yoldaşımızın anma töreninde vekilimize saldırı emrini veren, Adana İl binamızı yaktırmaya çalışan, İzmir’de parti binamızda Deniz Poyraz’ı katleden, İstanbul’un çeşitli ilçelerinde ilçe binalarımıza saldırı düzenleyen, 2015 yılında Adana ve Mersin il örgütü binalarımızı bombalayan, Erdemli ilçe binamıza saldırı düzenleyen, Yüreğir ilçe binamızı ateşe veren ve Iğdır’da partimizin tabelasını söktüren güç aynıdır. Talimatlar aynı yerden alınmaktadır. Buna alışmayacağız, her türlü zorbalığa karşı demokratik direniş hakkımızı sonuna kadar kullanacağız” sözlerini kullandı.
ADANA VALİSİ’NE TEPKİ
Açıklamadan sonra bir konuşma yapan Milletvekili Ali Bozan, Adana Valiliğinin konuya ilişkin yaptığı açıklamaya dikkat çekerek şunları söyledi:
“Adana il binamıza saldırı girişiminde bulunan kişi adli kontrolle serbest bırakıldı. Ki bu saldırının yapıldığı gün Adana Valisi yaptığı açıklamada saldırganın akli dengesinin yerinde olmadığını söylemişti. Buradan Adana Valisi’ne sesleniyoruz: Sen kimsin? Sen adli tıp mısın? Kişi daha gözaltı işlemleri yapılırken bu açıklamayı nasıl yaparsın?”
PİRHA-Yeşil Sol Parti, Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan’ın gözaltına almaya çalışan jandarmanın bunu yapamayınca milletvekilini alıkoyarak karakola götürdüğünü duyurdu.
Yeşil Sol Parti’nin sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımda, konuya ilişkin şöyle denildi:
“Geçtiğimiz sene hapiste yaşamını yitiren Halfeti Belediye Eşbaşkanımız Bazo Yılmaz’ı mezarı başında anmak isteyenlere saldıran jandarmalar bununla yetinmeyip Milletvekilimiz Ömer Öcalan’ı gözaltına almak istemiş, yapamayınca alıkoyarak karakola götürmüşlerdir. Kürt halkının iradesine yapılan bu haydutça saldırıya sessiz kalmayacağız, hesabını soracağız”
PİRHA – Yeşil Sol Parti Adıyaman’da kahvaltı etkinliği düzenledi. Kahvaltı Yeşil Sol Parti Urfa milletvekilleri Ömer Öcalan, Dilan Kunt ve Ferit Şenyaşar’ın katılımıyla gerçekleştirildi. İktidarın gerilim siyaseti yarattığını bu gerilim siyasetinin de fanatizmi egemen kıldığını söyleyen Ömer Öcalan, “Biz de bu fanatizmi halk vicdanında mahkum etmek için buradayız” dedi.
Yeşil Sol Parti Adıyaman’da kahvaltı etkinliği düzenledi. Adıyaman İl Eş Başkanı Bekir Gürbüz, herkesi demokrasinin yanında tutum almaya davet ettiğini söyleyerek bu ülkenin demokrasiyi, hak ve özgürlükleri hak ettiğini dile getirdi.
Ardından Yeşil Sol Parti Urfa milletvekilleri Ömer Öcalan, Dilan Kunt ve Ferit Şenyaşar, söz alarak CAN TV mikrofonuna konuştu.
“AMACIMIZ 28 MAYIS’TA DEĞİŞTİRMEK”
Yeşil Sol Parti Urfa Milletvekili Dilan Kunt, 14 Mayıs sürecinde tek adamı durduklarını söyleyerek konuşmasında şunları söyledi:
“14 Mayıs sürecinde tek adamı durdurduk. Ve şu an amacımız da 28 Mayıs’ta değiştirmek. Çünkü bizlerin demokrasiye olan, değişime olan bir inancı var. Ve bunun için mücadele ediyoruz hep birlikte. Yeşil Sol Parti’nin demokrasi anlayışı, demokrasiye bakış açısı bir bütünen bölgenin tamamında yansımasını Türkiye’deki 14 Mayıs seçiminde yansımasını görmüş olduğumuzu belirtmem gerekiyor.”
“MÜCADELEMİZİ BÜYÜTEREK DEVAM EDİYORUZ”
Yeşil Sol Parti Urfa Milletvekili Ferit Şenyaşar ise konuşmasına yaşanan 6 Şubat depremiyle başlayarak yetkililerin gerekli tedbiri almamasından kaynaklı depremin felakete dönüştüğünü söyledi. 5 yıldır adalet mücadelesi yürüttüklerini, 2 yıldır annesi Emine Şenyaşar ile adliye önünde olduklarını da vurgulayan Şenyaşar, “Temel gayemiz ülkeye adaleti, demokrasiyi getirmekti. Son yapılan seçimlerde de Urfa halkı bize bir temsiliyet verdi. Ve Yeşil Sol Parti adına milletvekili olduk. Mücadelemizi bu şekilde büyüterek devam ediyoruz” dedi.
Urfa’dan milletvekili olduğunu ancak çalışma alanının Urfa ile sınırlı kalmayacağını da söyleyen Şenyaşar, “Türkiye’nin 81 ilinde nerede bir adaletsizlik, hukuksuzluk, bir haksızlık olursa orada olacağım. Ve bu kapsamda bugün de Adıyaman’dayız” dedi. Türkiye’nin gündeminde depremin olmamasına da dikkat çeken Şenyaşar, “Her zaman bütün yaralar sarılana kadar bizim gündemimizde olacak. Ve bunun takipçisi olacağız” diye belirtti.
“BU SONUCU DEĞİŞTİRMEK HALKIMIZIN ELİNDEDİR”
Yeşil Sol Parti Urfa Milletvekili Ömer Öcalan da, halkı sandığa çağırdı. İktidarın yarattığı gerilim siyasetinin fanatizmi egemen kıldığını söyleyen Öcalan, sözlerine şöyle devam etti:
“Şu anki rejimin temsiliyeti olan cumhurbaşkanı Erdoğan’ı değiştirmekten yana görev ve sorumluluklarımızı yerine getireceğiz. Tüm baskılara, tüm anti demokratik uygulamalara rağmen devletin tüm imkanlarını kendi kişisel çıkarları için kullananlara, devletin tüm imkanlarını özellikle deprem bölgesinde şantaj olarak kullanan bu rejime karşı tüm çalışan arkadaşlarımız, sivil toplum örgütü, derneklerimiz, bireylerimiz, yoldaşlarımız çalışmalıdır. Halkımızı sandığa çağırmalıyız. Bu gerilim siyasetinin karşısında durmalıyız. Bu gerilim siyaseti adeta bir fanatizmi egemen kılmıştır. Bizde bu fanatizmi halk vicdanında mahkum etmek için buradayız. Adıyaman ilimizle dayanışma içerisindeyiz. Birlikte çalışacağız. Bizim inancımız, çalışmamız, azmimiz 28 Mayıs’ta bu rejimi değiştirmeye dönüktür. Sonuç ne olursa olsun mücadelemiz devam edecektir. Bu sonucu değiştirmek tüm hilelere ve kumpaslara rağmen halkımızın elindedir.”
PİRHA – HDP’li milletvekilleri taşıyan minibüs Ankara’da kaza yaptı. Kazada taksi şoförü yaşamını yitirdi.
Sabah saatlerinde HDP’li Milletvekilleri Ömer Öcalan, Dersim Dağ, Nusrettin Maçin ve parti üyelerini havaalanına götüren parti aracı kaza yaptı.
HDP Genel Merkezinden yapılan açıklamada “Bu sabah milletvekillerimiz Ömer Öcalan, Dersim Dağ, Nusrettin Maçin ve parti üyelerimizi havaalanına götüren parti aracımız, Milli Kütüphane kavşağında bir ticari taksi ile çarpışmıştır. Kazada milletvekillerimiz hafif yaralamıştır. Ancak taksi şoförünün yapılan bütün müdahalelere rağmen hayatını kaybettiğini üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Milletvekillerimiz hastanede müşahede altındadır” denildi.
HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, Ankara’da meydana gelen trafik kazasında bir kişinin yaşamını yitirmesiyle ilgili başsağlığı mesajı yayınladı.
“Trafik kazasında yurttaşımızın hayatını kaybetmesinden derin üzüntü ve acı duyuyoruz” başlıklı mesaj şöyle:
“Bugün sabah saatlerinde milletvekillerimizi ve üyelerimizi taşıyan parti aracımız ile bir ticari taksinin çarpışması sonucu kaza gerçekleşmiştir. Taksi şoförünün bütün müdahalelere rağmen hayatını kaybetmesi bizleri derin acıya ve üzüntüye boğmuştur. Ticari takside bulunan yolcu ile milletvekillerimiz Dersim Dağ, Ömer Öcalan ve Nusrettin Maçin ve parti üyelerimiz yaralanmıştır. Hayatını kaybeden yurttaşımıza Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz. Kazada yaralanan yurttaşımız başta olmak üzere arkadaşlarımıza da acil şifalar diliyoruz.”
PİRHA-HDP Urfa Milletvekili Ömer Öcalan ile PSAKD Diyarbakır Şubesi Başkanı Aydın Atlı, cemevi açılması için yer tahsis eden dönemin Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkanı Osman Baydemir ile 53 belediye meclis üyesi ve encümeni hakkında görevi kötüye kullanma iddiasıyla açılan davaya tepki gösterdi. Ömer Öcalan, “Alevilerin hakları gasp edilmemeli” derken, Aydın Atlı da “İktidar operasyona girişiyor” ifadesini kullandı.
Diyarbakır’da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ne (PSAKD) bağlı cemevi açılması için yer tahsis eden dönemin büyükşehir belediye başkanı Osman Baydemir ile 53 belediye meclis üyesi ve encümeni hakkında görevi kötüye kullanma iddiasıyla 2 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Urfa Milletvekili Ömer Öcalan ile PSAKD Diyarbakır Şubesi Başkanı Aydın Atlı, konuya ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.
Milyonlarca Alevi’nin yaşadığı bir bölgede olduklarını kaydeden HDP Urfa Milletvekili Ömer Öcalan, cemevine yer tahsisi için belediye meclisinde alınan kararın yerinde olduğunu söyledi. Öcalan, “Milyonlarca Alevi’nin yaşadığı bir bölgedeyiz. Amed de bizim açıdan maneviyatı yüksek bir şehirdir. Arkadaşlarımız da buraya bu binayı tahsis etmişler yıllar önce. Bunun bedeli ne olursa olsun biz arkadaşlarımızın bu binanın buraya tahsis edilmesinin arkasındayız. Eğer bu bina burada Alevi canlara tahsis edilmeseydi siyasetimiz için, Amed siyaseti için büyük bir eksiklik olacaktı. Ama şimdi bunun üzerine siyaset yapmak isteyen insanlar, kesimler, iktidar var. Biz bunu da kabul etmiyoruz. Doğru bulmuyoruz. Alevi canlar bu ülkede çok ağır süreçler yaşadılar. Binlerce üyesi büyük bir zulme uğradı. Cumhuriyet tarihinden de, Osmanlı tarihinden de bunlara biz şahidiz. İnsanlar inançlarından kaynaklı ölüme, katliamlara mahkum edildiler. Biz bunun farkındayız, bilincindeyiz” dedi.
Aleviler için önemli bir süreçten geçildiğini belirten Ömer Öcalan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Manevi günlerden geçiyoruz. Önemli bir ayda önemli bir süreçten geçiyoruz. Biz arkadaşlarımızın aldığı kararın arkasındayız. İnsanların inancının önü açılmalıdır. İnsanlar nasıl inanmak istiyorsa, hangi inanç grubuna mensup olmak istiyorsa bunun önü açılmalıdır. Baskıyla, sindirmeyle kimse bunun önünde duramaz. Buraya hatta az bile tahsis edilmiş. Amed gibi bir şehirde Alevi canlara ve diğer inanç gruplarına alan açılmalıdır. Diğer kimliklere alan açılmalıdır. Biz farklılıkları zenginlik olarak gören bir paradigmadan geliyoruz. Biz buna inanıyoruz. Ve bu inanç da bizim siyasi düsturumuzdur. Onun ötesi bizim için anlamsızdır. Kimileri politik yaklaşabilir. Kimileri farklı amaçlarla yaklaşabilir. Kürdistan ve Türkiye’de milyonlarca Alevi yaşamaktadır. Alevi inançları, Alevilerin gücü bazı menfaatlere indirgenmemelidir.
Yaklaşan bir seçim süreci vardır. Alevi halkının inancı seçimlere indirgenmemelidir. Alevilerin bu ülkede gasp edilen haklarının iadesi için her zaman talepleri, mücadelesi vardır. Ve ağır bedeller de ödemektedir. 1938’den, Sivas Katliamı’ndan tutun Çorum Katliamı’ndan Maraş Katliamı’na kadar… Bunlar bu ülkenin yakın tarihinde yaşanan organize edilmiş katliamlardır. Ama yeri gelince de iktidarları için Alevilerin oylarına talip olup ve bunu bir seçime indirgeme anlayışını biz doğru bulmuyoruz. Kürt meselesinde de böyledir. Alevilerin inancından dolayı da bunun böyle yapılmaması gerekiyor. Her zaman Alevi halkının inancını özgürce yaşaması için doğuştan getirdiği hakların ne devlet, ne bir iktidar, ne bir insan grubu, ne de bir inanç grubu gasp etmemeli. Biz Alevi halkımızla birlikteyiz. Arkadaşlarımızın da aldığı kararın arkasındayız.”
“SİYASAL İKTİDAR OPERASYONA GİRİŞİYOR”
PSAKD Diyarbakır Şubesi Başkanı Aydın Atlı ise açılan davaya tepki gösterirken, “Diyarbakır cemevimiz 2011 yılında Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir tarafından yapılıp 6 aylık gibi kısa bir sürede Diyarbakır’da yaşayan Alevi canlarımıza yani bizlere ibadetlerimizi yerine getirme, sosyal ve kültürel faaliyetlerini yapmak üzere tahsis edildi. Bu tahsis tabii 10 yıllık bir süreci kapsıyordu. Bu süreç Şubat 2022 yılında doldu. Şu anki belediyedeki yetkililer tarafından bu tahsis süresi 10 yıllığına tekrar aynı şartlarda uzatıldı ve yine biz Alevi canlara, cemevinin kullanımı verilmiş durumda. Ama cemevimizin ismini ön plana çıkartıp, Aleviler üzerinden böyle bir algı yaratılması doğru değil. Çünkü Osman Baydemir Diyarbakır yerelinde Alevilerin bir ibadethanesinin olmadığını gördü ve temaslarımız sonucunda da böyle bir yere ihtiyaç olduğu tespit edilip burası yapıldı” diye konuştu.
Atlı, “Keşke daha fazla yapılsaydı” diyerek şöyle devam etti:
“Ama tabii şimdi bu süreçte Osman Baydemir ve 53 il genel meclis üyesinin de üyesi hakkında bir dava açılmış. Nedeni de cemevine arsa tahsis etmek. Doğru bir yaklaşım değil. Madem cemevleri yani kendilerine göre yasal bir yer değilse şu an devletin yapmış olduğu bir cemevi bir operasyonu var. Şu anda operasyon diyoruz buna. Devletin 8 tane cemevi yapmak üzere çalışmalar başlattığı söyleniyor. Madem cemevlerine arsa tahsis etmek suçsa o zaman sizler niye böyle bir girişimde bulundunuz? Yok suç değilse o zaman Osman Baydemir ve meclis üyeleri hakkında neden böyle bir dava açıldı? Biz Aleviler olarak davaya her zaman için müdahil olacağız. Bu kabul edilirse bizler müdahil olarak, Diyarbakır’daki Aleviler olarak bu davanın peşinde olacağız. Her zaman bize yakın duranlarla beraber de olduk. Bu bir zorunluluktur. Çünkü Alevilerin ibadethaneleri cemevleridir. Lütfen Aleviler üzerinden, cemevlerimiz üzerinden siyaset yapılmasın. Çünkü yakında bir seçim vardır. Dolayısıyla siyasal iktidar böyle bir operasyona girişiyor. Biz bunu kabul etmiyoruz.”
PİRHA- PSAKD Bursa Şubesi Başkanı Ali Öztürk’ün evinin sprey boyayla boyanarak tehdit içeren yazıların yazılmasını HDP Milletvekili Ömer Öcalan İçişleri Bakanı Soylu’ya sordu.
Önceki gün Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bursa Şube Başkanı Ali Öztürk‘ün Bursa Yıldırım Mahallesi’nde bulunan evinin kapısına sprey boyalarla hakaret, küfür ve ölüm tehdidi içeren yazılar yazılmıştı.
Konuyu meclise taşıyan HDP Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan, İçişleri Bakanı Sülayman Soylu’ya yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.
“SİSTEMATİK HALE GELDİ”
Alevi toplumuna yönelik kapı işaretleme, yazılama ve hakaret içeren bildiriler bırakma gibi tehdit ve gözdağı içeren saldırıların devam ettiğini kaydedilen önergede, Alevileri sindirme ve asimile etmek adına ev işaretlemelerinin geleneksel hale geldiğinin altı çizildi.
Konuya ilişkin Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi’nin yaptığı açıklama hatırlatılarak, “Son olarak yaşanan bu olayda da çocukların kullanılması konunun sistematik olarak üst bir akıl tarafından yapıldığını açıkça ortaya koymaktadır” denildi.
Daha önce Malatya’da ve İzmir Yamanlar Mahallesi’nde Alevi yurttaşlara ait evlerin işaretlenmesini hatırlatılan önergede, Her geçen gün Türkiye’nin farklı illerinde benzer saldırıların yapılmasına rağmen konu ile ilgili etkin bir soruşturmanın yapılmaması, faillerin yargılanmaması söz konusu politikanın devlet otoritelerince zımnen de olsa desteklendiğine dair şüphelere ve tartışmalara yol açtığı kaydedildi.
“SORUŞTURMA VE KOVUŞTURMA VAR MI?”
Bu bağlamda HDP Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan, Soylu’ya şu soruları yöneltti;
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bursa Şube Başkanı Ali Öztürk’ün evine yapılan saldırı ile ilgili gözaltına alınan ve hakkında işlem yapılan şüpheli ya da şüpheliler var mıdır?
Son 5 yılda Alevi yurttaşlara yönelik hangi ilde kaç saldırı olmuştur? Yaşanan saldırılar ile ilgili İçişleri Bakanlığınca başlatılan veya sonuçlanan soruşturma var mıdır? Varsa sonuçlanan soruşturmaların sonuçları ve devam eden soruşturmalar hangi aşamadadır?
Polisin yeterli ve detaylı araştırma yapmaksızın bazı vakalarda duvarlardaki işaretleri sildirdiği ve bölgeden ayrıntılı inceleme yapmaksızın ayrıldığı iddiaları doğru mudur? Bu anlamda bakanlığınıza yapılmış bir şikâyet var mıdır?
Alevi yurttaşlara dair yapılan saldırılarla ilgili kamu görevlilerin ihmali olduğuna dair bir şikâyet var mıdır? Bu bağlamda açılan herhangi bir soruşturma ve kovuşturma var mıdır?
Genel olarak benzer olaylarda çocuklar gibi manipüle edilebilen ve yasal olarak sorumsuz kişilerin kullanılmasına dair araştırma yapılmış mıdır?
Söz konusu saldırılarda yasal olarak sorumsuz kişilerin seçilmesi bilinçli bir eylem değil midir? Bu konuya dair bakanlığınızca yürütülen bir çalışma var mıdır?