Etiket: onur hamzaoğlu

  • Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu: Değiştireceğimize inanalım, kazanacağız! -VİDEO

    Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu: Değiştireceğimize inanalım, kazanacağız! -VİDEO

    PİRHA-  Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu ikinci tur seçimine 2 gün kala muhalefette yankılanan eleştiriler üzerine görüşlerini aktardı. Hamzaoğlu ikinci tura giderken değişimin mümkün olduğunu vurgulayarak “28 Mayıs bizler için çok büyük bir şans. Hep birlikte çalışmaya devam edelim. İnanarak ve umutla, kazanacağız “dedi.

    Barış Akademisyenlerinden Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu, 28 Mayıs’ta gerçekleşecek cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimine günler kala muhalefet cephesinde yaşanan gelişmelerin ardından yapılan eleştirilere ve sandığa gitmeme tutumuna karşı görüşlerini PİRHA‘ya anlattı. Hamzaoğlu, birinci turda seçimin kazananı yok ama bu seçimde kazanmak zorunda olan muhalefetin olduğuna dikkat çekti. İlk turda sandığa giden seçmenlerin eksizsiz bir biçimde sandığa gitmesinin, ilk turda gitmeyenlerin ise ikinci turda mutlaka oy kullanmasının önemine vurgu yaptı.

    Hamzaoğlu, seçime ilişkin değerlendirmelerini şu sözler ile aktardı:

    “Dünya örnekleri gösteriyor ki birinci turda geride olan birçok muhalefet adayı ikinci turda kazanmış. 14 puan farkın bile kapandığı örnekler var. Kaldı ki bizde böyle bir fark yok. Bu farkı kapatabilecek bir çalışkanlığa gereksinim var. Bu süreci bu yönü ile değerlendirmemiz gerekiyor.”

    “28 MAYIS ÇOK BÜYÜK BİR ŞANS HEP BİRLİKTE DEĞERLENDİRELİM” 

    Hamzaoğlu muhalefete yöneltilen eleştirilerin ve tepkilerin seçimlerden sonrasına bırakılması gerektiğini ifade ederek “Bu dönemde ‘beklentimiz yok, yapılanlar yanlış’ gibi gerekçeler doğrudan bu iktidara oy vermek anlamına gelir. Bütün bu değerlendirmelerden pazar akşam 17.00’ye kadar uzak durmamız gerekiyor. Bizim hep birlikte Türkiye halklarının, emekçilerin, gençlerin, kadınların, ötekileştirilenlerin, Alevilerin, Kürtlerin, barış isteyen herkesin… bu iktidarın gitmesine ihtiyacı var. Mücadele devam edecek. Değiştireceğimize inanalım. Güzel günlere inanalım. Bunu başarabiliriz. Birbirimize borcumuz var. Bu ülkede barış içinde özgürlüklerimizin tümünü yaşayabiliriz. 28 Mayıs çok büyük bir şans. Hep birlikte değerlendirelim” dedi.

    Dilan ŞİMŞEK/İSTANBUL

  • HDK yeni Eşsözcüleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sedat Şenoğlu

    HDK yeni Eşsözcüleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sedat Şenoğlu

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) 9’uncu Dönem Genel Kurulu, “Emek, barış, özgürlük ve faşizme karşı toplumsal direniş” şiarıyla  düzenlendi. Kurulda  HDK’nin Eşsözcülüğüne Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sedat Şenoğlu seçildi. HDK’nin 120 kişilik Genel Meclis üyesi de yeniden belirlendi.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) 9’uncu Dönem Genel Kurulu, “Emek, barış, özgürlük ve faşizme karşı toplumsal direniş” şiarıyla başladı. Hotel Akar International’da düzenlenen Genel Kurula, HDK içerisinde yer alan çok sayıda siyasi parti, sivil toplum örgütü, sendika ve demokratik kitle örgütü temsilcileri katıldı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eşbaşkanı Mehmet Bozgeyik, Genel Kurul’da bulunan isimler arasında.

    Divanın belirlenmesi ardından, saygı duruşuyla başlayan Genel Kurul’un açılış konuşmasını HDK Eş Sözcüleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Onur Hamzaoğlu yaptı.

    “TECRİDİN SİSTEMATİK BİR ŞEKİLDE KIRILMASINI İSTİYORUZ”

    Koçyiğit, “Yıllardır mücadele ediyoruz ama 7 Haziran 2015’den bu yana mücadelenin biçimi, rengi, kokusu değişti. Bugün bambaşka bir tarzda mücadele ediyoruz. En önde yürüyenler, yaktığı direniş meşalesinde önümüzü aydınlatan yoldaşlarımız var. Tıpkı sevgili yoldaşımızı sayın Leyla Güven’de olduğu gibi. Leyla arkadaşımız şu anda değişen direniş sürecinin öncülüğünü yapmaktadır. Eski tarzda yeni sürece cevap olamıyorduk. Bir yol bulmak gerekiyordu. Bin selam olsun o yola o yolda yürüyen yoldaşlara” dedi.
    “Şunu çok iyi biliyoruz ki bu tecrit sadece onlara yönelik değil. Bütün hayatımız kuşatmış durumda” diyen Koçyiğit, “Bu ses küçük bir görüşmeye vesile oldu. Sayın Mehmet Öcalan, İmralı Adası’na gitti ve Sayın Öcalan ile bir görüşme gerçekleştirdi.
    Bu kısa süreli görüşmeleri, 3 yıllık temel izolasyondan, mutlak tecritten sonra lütuf olarak gören aklı da yönetimi de reddediyoruz. Biz tecridin sistematik bir şekilde kırılmasını istiyoruz” diye konuştu.

    “SANDIKTAN İKTİDAR VE BİLEŞENLERİ KAYBEDEREK ÇIKACAKTIR”

    Koçyiğit’n ardından diğer Eşsöczü Onur Hamzaoğlu, konuştu. Hamzaoğlu, Türkiye’nin karanlık bir iktidarla yaşadığını belirterek, “Türkiye tarihinin en büyük çocuk katliamı bu iktidar döneminde gerçekleşti. 20 çocuğumuz 28 Aralık 2011 tarihinde savaş uçaklarından atılan bombalarla katledildiler. 2018 yılında İstanbul’un iki hastanesine başvuran çocuklarımızdan 506 tanesinin hamile olduğu anlaşıldı. 2018 yılında 3 bin çocuğumuz cezaevinde yaşıyor. 2018 yılında bin 923 iş cinayeti, 94 kadın iş cinayetlerin de katledildi. 2018’in ilk 11 ayında 411 kadın cinayetine tanık olduk maalesef” dedi.

    Konuşmasının devamında 31 Mart yerel seçimlerine değinen Hamzaoğlu, “Biz HDK tarihinde bu kadar sık periyotlu seçimler beklemiyorduk. Ama bunları bir şekilde kazanımlara dönüştürmek için neler yapmamızı da öğrendik. Ekimden beri de yerel yönetim seçimi konuşuyoruz. Bu seçimlerin bu kadar merkezi boyutta yapılmasının nedeni doğrudan doğruya Cumhurbaşkanlığı sisteminin güvenoyu oylamasıdır. Bu sandıktan iktidar ve bileşenleri kaybederek çıkacaktır” ifadelerini kullandı.

    “FİGEN YÜKSEKDAĞ TELEFONLA BAĞLANDI”

    Kandıra Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP’nin önceki dönem Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, HDK 9. Genel Kurulu’na telefon aracılığı ile bağlandı. Yüksekdağ’ın haftalık telefonla aile görüşmesi hakkı kapsamında aradığı Genel Kurul katılımcıları arasında bulunan eşi telefonu kürsüye getirdi.

    Yüksekdağ, Genel Kurul katılımcılarına şu sözlerle seslendi:

    “DİRENENLER KAZACAK”

    Size yoldaş olduğumuzu hiçbir zaman unutmadık. Ruhumuzla ve emeğimizle bu mücadelenin tam merkezinde sizlerleyiz, kalbimiz sizlerle atıyor. Önemli olan bütünlüğü koruyabilmek. Mutlaka ve mutlaka başaracağız. Direnenler kazanacak, ‘Mutlaka kazanacağız’ diyenler hep kazandı.

    Ben tabi ki kongreyi sesleniyorum. Dün kongrelerini gerçekleştiren kadınlara ayrıca selamlarımı iletiyorum. Dün tabi ki sesimiz ulaştı. Bugün basından öğrendik, başarılı olmuş. Ben inanıyorum ki bugünkü Genel Kurul’da aynı başarıda olacaktır. Büyük bir moral ile halkımızın karşısına çıkacağız.

    “HDK BİZİM ÖZGÜVENİMİZ, ÖZGÜCÜMÜZDÜR”

    Nerede olursak olalım özgüven bizim en güçlü yanımızdır. Ben HDK’nin bizim özgücümüz olduğunu yeniden ifade etmek istiyorum. HDK bizim özgüvenimiz, özgücümüzdür. Bütün ezilenlerin tam bağrında büyüttüğümüz örgütlülüğümüzdür. Bu gücümüzü daha fazla sarılmalıyız. İçeride ve dışarıda oldukça engebeli yollar karşımıza çıkıyor.

    “LEYLA GÜVEN, KADIN ÖNCÜLÜĞÜNÜ SERGİLİYOR”

    Sayın Leyla Güven uzun süredir açlık grevinde. Barış ve demokrasinin tesis edilmesi talebiyle tecridin kaldırılması için çok güçlü bir direniş sergiliyor. Kadın öncülüğünü sergiliyor. Bütün zindanlarda özgürlük isteyenler, asla esir edilemeyenler, bu özgürlük kapısını açmak için ortak oldular. Çok daha zorlu ve meşakkatle bir yola gidiyorlar. Bu yolun sonu kazanım olacak. Şuna inanıyoruz. Türkiye halklarının tutsakları yalnız bırakmayacağının güçlü bir sesle soluk olacağını istiyoruz. Ve buna davet ediyoruz; İmralı’nın kapısını hep birlikte açarsak, Türkiye’de barışın ve özgürlüğünün yolunu açmış oluruz. Bu inançla hepinizi saygı ve selamlıyorum. Hepinizi seviniyorum, hepinizi seviyorum!”

    Kurul sonunda HDK’nin Eş Sözcülüğüne Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sedat Şenoğlu seçildi. HDK’nin 120 kişilik Genel Meclis üyesi de yeniden belirlendi.(MA)

  • HDK’nin düzenlediği ‘Demokrasi Konferansı’ başladı

    HDK’nin düzenlediği ‘Demokrasi Konferansı’ başladı

    HDK’nin İstanbul’da düzenlediği ‘Demokrasi Konferansı’nda konuşan Gülistan Kılıç Koçyiğit, demokrasinin tüm topluma yayılması gerektiğini ifade etti. Onur Hamzaoğlu ise yerel seçimlerin iktidarın güven oylaması olacağını söyledi.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK), iki gün sürecek “Demokrasi Konferansı” İstanbul’da Elite Word Otel’de başladı.

    Konferansa HDP Eş genel Başkanı Sezai Temelli, HDK Eş Sözcüsü Gülistan Koçyiğit ve Onur Hamzaoğlu, ESP MYK Üyesi Suat Çorlu, DİP MYK Üyesi Levent Dölek katıldı.

    HDK Eş Sözcüsü Gülistan Koçyiğit konuşmasına Ankara tren kazasında hayatını kaybedenleri anarak başladı. Kürt illerinde sokağa çıkma yasakları sırasında hayatını kaybedenleri anarak o dönem insanların bilgi edinme, barınma, vücut bütünlüğünü koruma hakkının ihlal edildiğini ve işkence gördüğünü söyledi.

    Cizre bodrumlarında 177 kişinin katledildiğini ifade eden Koçyiğit, hala bedenlerine ulaşılmayan insanların olduğunu söyledi. Demokratik özerklik isteyen insanların sistemin sınırlarını zorladığı için zor yoluyla bastırıldığını, devletin bu talebi kendi bekası için tehdit olarak görmek yerine demokratikleşme için bir adım olarak görmeyi tercih etmediğini ifade etti.

    Barışa dair adımların atıldığı ve umudun büyüdüğü müzakere sürecinin sona erdirilmesiyle İmralı tecridinin başladığını söyleyen Koçyiğit, tecride karşı DTK Eşbaşkanı Leyle Güven’in tutuklu bulunduğu hapishaneden başlattığı açlık grevi sahiplendiklerini kaydetti. Koçyiğit, “Bu talep toplumsal bir taleptir. Başta Kürt halkı olmak üzere Türkiye’nin demokratik kamuoyu tarafından sahiplenmektedir” diyerek bu desteği büyütmek gerektiğini vurguladı.

    “DEMOKRASİ UZUN BİR YÜRÜYÜŞTÜR”

    “Bir ülkede tek bir insan tecrit ediliyorsa aslında herkesin hak ve özgürlükleri askıdadır” diyen Koçyiğit, Demirtaş ve Önder’in yargılanmasındaki hukuksuzluğa değinerek “Bir mahkeme başkanı kendini taraflı olarak adlandırıyorsa bir kez daha düşünmeliyiz” dedi. “Demokrasi yürüyüşü uzun bir yürüyüştür” diye vurgulayan Koçyiğit, erkek egemen sisteme karşı mücadele ettiklerini ancak sistemin kazanımlarını aşındırmak için uğraştığını belirtti.

    “Demokrasinin tüm topluma yayılmadığı sürece özgürlüklerin çok hızlı askıya alındığını görüyoruz. Demokrasi kavramının içeriği ise sürekli değişiyor” diye konuşan Koçyiğit, konferansta ülkedeki demokrasinin nasıl toplumsallaşmadığına cevap arayacaklarını söyledi.

    Demokratik Cumhuriyetten ne anladıklarını tartışmak için konferansın yapıldığını belirterek demokrasinin temel gücü olan halkı nasıl özneleştireceklerini, meclisler tarzı örgütlenmeyi tartışacaklarını belirten Koçyiğit, “Nasıl örgütleneceğimizi ve nasıl faşizmi yeneceğimizi tartışacağız” dedi.

    “Faşizmi yıkmanın ve demokrasiyi inşa etmenin yol ve yöntemini birlikte tartışalım” diyen Koçyiğit, asla teslim olmadıklarını ve umudu büyüttüklerini söyledi.

    ANKARA’DAKİ TREN KAZASI KASIT SONUCU YAŞANDI

    HDK Eş Sözcüsü Onur Hamzaoğlu ise Ankara’daki tren kazasına değinerek AKP döneminde dünyanın en güvenilir ulaşım sisteminin çökmek üzere olduğunu belirtti. Çorlu’daki 25 kişinin hayatını kaybettiği tren kazasını da hatırlatarak kazaların engellenebilir olduğunu ve kasıt sonucu ortaya çıktığını söyledi.

    Meclis’te görüşülen 2019 yılı bütçesine değinen Hamzaoğlu, yeni bütçenin yüzde 64’nün halktan alınarak oluşturulacağını ve bunun da yeni vergiler olduğunu ancak iktidarın patronlardan vergi almamayı başardıklarını söyledi.

    “ORTADOĞU HALKLARININ İRADESİ BOMBALANIYOR”

    Ortadoğu halklarının iradesinin bombalandığını söyleyen Hamzaoğlu, “Afrin için savaş çığlığı atanlar şimdi de Minbiç için aynı çığlığı atıyorlar. Ancak bu savaş çığlıkların arasında Avrupa’dan son zamanların en güzel seslerinden biri geliyor: Asla pes etmeyeceğiz” dedi.

    Hamzaoğlu konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Yaşamak için çalışmak zorunda olan ‘Sarı yelekliler’ son 10 yılda kaybettikleri ve artık kaybetmeye takatleri olmadığı için ayaktalar.

    Ağustos’tan beri evde tencere kaynamazken, esnaf kan ağlarken ve işçiler işten atılıyorken krizden bahsedilmiyor. Onun yerine Mart’ta yapılacak yerel seçimler ve belediye başkan adayları konuşuluyor. Türkiye tarihinde bir ilk olarak yerel seçimlerde adayları merkez tartışıyor.”

    Yerel seçimlerin sadece yerel yöneticilerin seçildiği bir seçim olmadığını hükümetin güven oylaması olacağını söyleyen Hamzaoğlu, demokrasi hedefinin yerellerden başlayarak inşa edilmesi gerektiğinin altını çizdi. (HABER MERKEZİ)

  • İHD ve THİV 10 Aralık resepsiyonu düzenledi: Pes etmeyenlerin şarkısını söylüyoruz

    İHD ve THİV 10 Aralık resepsiyonu düzenledi: Pes etmeyenlerin şarkısını söylüyoruz

    PİRHA-İHD İstanbul Şubesi ve THİV, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 70’inci yıl dönümü dolayısıyla resepsiyon düzenledi. Resepsiyona HDP milletvekilleri, HDK eş başkanları ve insan hakları savunucuları katıldı.

    İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 70’inci yıl dönümü dolayısıyla İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (THİV) resepsiyon düzenledi.

    Resepsiyona Hakların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Hüda Kaya, Hakların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Başkanı Onur Hamzaoğlu, HDP Muş Milletvekili ve HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit ile insan hakları savunucuları katıldı.

    MAHPUS İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARI ANILDI

    Resepsiyonda konuşan İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, resepsiyonu Osman Kavala’nın işletmecisi olduğu Cezayir Restaurant’ta yaptıklarını hatırlatarak, Osman Kavala, İHD eski yöneticilerinden Hasan Ceylan ve İHD Malatya Şube Başkanı Gönül Öztürkoğlu’nu andı ve THİV Başkanı Şebnem Korur Fincancı’yı kürsiye davet etti.

    FİNCANCI: MÜCADELEMİZİ 70’Lİ YILLARDAN DEVRALDIK

    Fincancı konuşmasında, mücadelenin çeşitli zorluklar içerdiğini ama pes etmediklerini belirtti. Fincancı ayrıca, “Bugün zorluklarla birlikte mücadeleyi inadına güçlü kılmak gerekiyor” dedi. İHD’nin 1986’da, THİV’in 1990’da kurulduğunu hatırlatan Fincancı, İHD ve THİV’in mücadelesinin Cumartesi Anneleriyle, 70’li yıllarda gelişen mücadeleyle birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.

    “BİATSIZ GÜNLERDE GÖRÜŞMEK DİLEĞİYLE”

    İHD Eş Başkanı Eren Keskin, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni yetersiz bulduklarını söyleyerek konuşmasına başladı. Keskin konuşmasının devamında şunları söyledi:

    “Bize dayatılan, tüm dünyada ve özellikle Orta Doğu coğrafyasında kapitalist, emperyalist, faşist baskılara karşı, biat etmeden kendi sözümüzü söylemek üzere bir aradayız. Bize yasakladıkları her kelimeyi, her cümleyi kullanmaya devam ederek, buradayız. Biatsız günlerde bir arada olmak dileğiyle.”

    EFE: PES ETMİYORUZ DİYENLERİN ŞARKISINI SÖYLEYECEĞİZ

    THİV İstanbul Şube Başkanı Ümit Efe ise, konuşmasında Fransa’daki sarı yelekliler protestolarına değindi. “Dünyanın birçok yerinde asla pes etmiyoruz diyen bir şarkı yükseliyor” dedi ve sözlerine şöyle devam etti:

    “En yakınımızdaki sevgili arkadaşlarımızın tutuklanacaklarını, öldürüleceklerini bilmemize rağmen o şarkının ritmini yüreğimizden, beynimizden ve vücudumuzdan hiç eksik etmedik. Asla pes etmeyeceğiz diyorum.  Evrensel Beyanname’nin, 70’inci yıl dönümünde.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Hamzaoğlu ve Çelebi’nin arkadaşları: Barış umudumuz tükenmeyecek-VİDEO

    Hamzaoğlu ve Çelebi’nin arkadaşları: Barış umudumuz tükenmeyecek-VİDEO

    PİRHA – Ankara Adliyesi’nde 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan ve dün tahliye edilen HDP Eş sözcüsü aynı zamanda TTB Eski Yöneticisi, Halk Sağlığı uzmanı Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu ile ESP Başkan Vekili Fadime Çelebi’nin tahliye edilmesine ilişkin arkadaşları duygu ve düşüncelerini PİRHA’ya anlattılar. 

    TTB Saymanı Dr. Selma Güngör: Arkadaşım, dostum, meslektaşım Onur Hamzaoğlu tahliye oldu. Çok sevinçliyim. Çok güzel şeyler yapmış, çok güzel şeyler başarmıştı. Bunlar bu tutuklulukta kesintiye uğramıştı. Bunlara kaldığı yerden devam edeceğini biliyorum. Onunla TTB’de sağlık hakkı sağlığın iyileştirilmesi,  eşitlik, özgürlük ve barış için mücadeleye devam edeceğiz.

    Ankara Üniversitesi Siyasal bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi 686 sayılı KHK ile ihraç edilen Barış Akademisyeni Ahmet Haşim Köse: Onur hocanın içeri girmesi için hiçbir hukuki, doğrudan neden sonuç sebep ilişkisi yoktur. Onur tamamiyle siyasi politik bir tercihle içeri alındı. 5,5 ayı aşkın bir süre içerisinde zindanda kaldı. Gerçekten adı üstünde bir insandır Onur Hamzaoğlu. Onuruyla bu ülkenin zindanlarında direndi bu haksızlık bugün hukuk olarak değil, bugün gördük yargılayan meclisi bir utanç içerisinde bir hukuk ayıbı içerisinde onuru geri saldılar. Davası sürüyor, ülkede birçok dava sürüyor. İnanıyoruz ki insanlık onuru bütün bu davaların üzerinden gelecektir. Onur’un bugün mutlu haberi bütün haksız yargılanan yoldaşlarımız, dostlarımıza bir umut olsun dileği ile.

    Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Eş Başkanı Özlem Eylem Tuncaeli: Ülkede barış denilince sadece mahkemeler, yargılamalar ve tutuklamaları konuşmaya başladık. Barış için akademisyenlerle başladı süreç. Ardından tabipler yaptığı açıklama sonrasında yine barış dedikleri için yargılandılar. En son barış konusunda yaptığımız bir basın açıklaması dolayısıyla bizler gözaltına alındık. 9 gün gözaltında kaldık. Bu gözaltı süresinden sonra ne yazık ki Onur hocamızla Fadime arkadaşımız içeride bırakarak bizler adli denetim serbestiyle dışarıdaydık. Bugünün en güzel haberi tek kelime hatırlıyorum duruşmadan tahliye. Gerçekten böyle günlerde bu tip haberler bile sevindirebiliyor bizi. Yaşanmaması gereken bir durumdu. 5.5 aydır özgürlüğü alınmıştı Onur hoca ve Fadime arkadaşın evet umut hala dimdik ayakta. Biz barış demeye devam edeceğiz, barışı savunmaya devam edeceğiz. Onlarda bunlardan suç çıkarmak için ne kadar düzmece mahkeme olduğunu izlediniz, delil yok, kanıt yok. Sonrasında toparlanmaya çalışılan bir şey var. Onur hocanın, Fadime’nin tekrar bizimle olması çok güzel. Hapşurmuştu Onur hoca. Tutuksuz sanıklar olarak arkasında oturuyorduk. Çok yaşayın hocam özgür yaşayın saat 18.00’ den sonra özgür yaşayın demiştik. Gerçekten çok mutluyum. İlk defa bu kadar duygulandığım bir karar aldım. Bu dava beraatla bitecek. Kendi savunmamda da şunu söyledim: Sizler mahkemeler kurup barış savunucularını bizleri sanık sandalyesine oturtabilirsiniz. Ama tarih bu insanları hep haklı olarak resmetti. Haklı taraf biziz, biz kazanacağız. Ne barış umudumuz tükenecek, ne barış söylemimiz tükenecek devam edeceğiz.

    YSGP Eş Genel Başkanı Naci Sönmez: Evet son yıllarda bütün gözaltılar tutuklamalar bir siyasi operasyonlar şeklinde sürüyor. Bir hukuki zemini yoktur. Bir süreç yaşanıyor siyasi iktidar bir konsept oluşturuyor, o konsepte uygun siyaseti muhalif gördüğü tüm kesimler karşı operasyon yapıyor. Bizim yaşadığımızda TTB yaşadığı da Türkiye’de Afrin süreci yaşanıyordu savaş karşıtı barış yanlısı bütün hareketler bireyler harekete geçmişti. O dönemde söz söyleyen herkes bir şekliyle tehditle karlı karşıya kaldı. Biz de bunun ağır bir sürecini yaşadık. Ama bugün anladık ki boş bir iddianame zorlama bir dava. Neticede Onur hocanın da serbest kalması ve arkadaşlarımızın aramıza kavuşmuş olmasından biraz da olsa umutlu olduk. Mahkemenin verdiği karar aslında beraat üstünde bir niteliği vardır. Yalnız zorlama bir dava olduğu ortaya çıktı. Hedef HDP etrafında bir araya gelen demokrasi güçlerine buradan uzak durun mesajı vermekti. Biz bu mesajı aldık ama bu mesaja uygun davranmadık. HDP ile yürümeye uygun davrandık ve devam edeceğiz. Sonuçta eşitlik, kardeşlik, barış, adalet gelecekse bizim gibi siyaset hareketlerin bir arada dayanışması ile gelecek. Bütün topluma buradan bizi anlamalarını diliyor sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Tutuklu bulunan Prof. Hamzaoğlu için okuma tiyatrosu düzenlendi-VİDEO

    Tutuklu bulunan Prof. Hamzaoğlu için okuma tiyatrosu düzenlendi-VİDEO

    PİRHA – Türk Tabipler Birliği ve Ankara Tabip Odası, Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu’nun özgürlüğüne kavuşması için Ankara Sanat Tiyatrosu’nda okuma tiyatrosu düzenledi. Etkinliğe HDP, HDK, EMEP, emek ve meslek örgütleri, inanç kurum temsilcileri, KHK ile üniversitelerden ihraç edilen akademisyenler ve kamu çalışanları katıldı.

    Tutuklu bulunan TTB Toplum ve Hekim Dergisi Editörü Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu için Ankara Sanat Tiyatrosu’nda okuma tiyatrosu düzenlendi. Birçok kurum temsilcisinin katılım gösterdiği etkinlikte konuşmalar yapıldıktan sonra tiyatro gösterimi gerçekleşti.

    Tiyatro gösteriminden önce konuşma yapan TTB 2. Başkanı Sinan Adıyaman, “Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu özgürlüğüne bir an önce kavuşmalıdır. Demokratik ülkelerde halk isteklerini yönetimlere sadece dilekçelere yazarak iletmez, aynı zamanda yola çıkıp sloganlarla pankartlarla yürüyerek Gezi’de görüldüğü gibi, ileti kurmak ya da kitlesel olarak eylem yaparak dile getirirler” ifadelerini kullandı.

    “HAMZAOĞLU, BARIŞ DÜŞÜNCELERİ NEDENİYLE TUTUKLANMIŞTIR”

    “Özellikle baskılara direnen kitle kurum ve kuruluşları azalmışsa en azından var olan politikalara yönelik eleştirel tutum takınmak, ona itiraz etmek, aksaklıklar konusunda düşünce açıklamak, için sokağa çıkanın kafası gözü yarılmaktaysa başka eylem planları ön plana çıkar” diye konuşan Adıyaman, şöyle devam etti:

    “İşte genelde sanat, özelde tiyatro bu konuda yararlanılmış olan çok değerli bir araç olagelmiştir.
    1 Eylül 2016 başlayan artarak devam eden süreçte emek, barış ve demokrasi, eşitlik ve özgürlük mücadelesi veren 517 akademisyen ve sayısız kamu emekçisi KHK ile kamu alanından ihraç edilmiş, işten çıkarılmış istifaya ya da emekliye zorlanmıştır.

    İşte son derece evrensel olan bu mücadele alanının suç sayıldığı ülkemizde İstanbul Tabip Odası, İnsan hakları düşünce özgürlüğü ve akademik özerkliğin güvence altına alınması isteklerini duyurmak için tiyatroya sığınmıştı.

    Görevlerinden uzaklaştırılmış akademisyenler ve İstanbul Tabip odası Haldun Taner’in Dostoyevski’nin bir öyküsünden esinlenerek yazmış olduğu timsah oyununu sahneleyerek bu tutumu İstanbul’da İzmir’de ve Eskişehir’de gerçekleştirmişti. Ancak bunca yazılana ve çizilene rağmen hata düzeltilmemiş, sürdürülmüştür. Yayınlarıyla yetiştirdiği öğretim üyesi ve öğrencileriyle Kocaeli’nde yapmış olduğu çalışma ve araştırmalarla bilime çok önemli  katkılarda bulunmuş ve Dil Ovasındaki çevre felaketini gün ışığına çıkarmış olan Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu barışı yeğleyen açıklamayı imzaladığı için üniversitesinden uzaklaştırılmış, yine barışa ait açıkladığı düşünceleri nedeniyle 9 Şubat 2018’de gözaltına alınmış ve tutuklanmıştır.”

    “HAMZAOĞLU’NUN YERİ HAPİSHANE DEĞİL ÜNİVERSİTE KÜRSÜSÜ”

    Adıyaman, “Yaklaşık 6 aydır tutuklu olan Hamzaoğlu’nun ilk duruşması 19 Temmuz günü Ankara adliyesinde gerçekleştirilecektir. TTB aktvisti TTB yayın organı olan Toplum ve Eğitim dergisinin editörü barış akademisyeni Dil Ovası araştırmasında olduğu gibi sanayinin insan sağlığı üzerine araştırmalarıyla çok yönlü toplumsal mücadele içinde yer alan Hamzaoğlu’nun yeri hapishane değil, üniversitedeki kürsüsü meslek örgütü olduğuna inanmaktayız” dedi ve Hamzaoğlu adlı oyun hakkında şunları söyledi:

    “Bu yılın Haziran ayında barış akademisyenleri Hamzaoğlu’nun tutukluluğunun sona ereceği olan bu yanlışlığın sürdürülmesi konusundaki eleştirilerini Hamzaoğlu’nu konu edinen bir okuma tiyatrosu ile açıklamıştı.

    Hamzaoğlu hocamızın ve üniversitelerden kamu kuruluşlarına OHAL’in olduğu zamanda çeşitli kararnamelerle uzaklaştırılmış olan aralarında meslektaşlarımızın bulunduğu çok sayıda aydının haklarının iade edilmesini istiyoruz.

    Bu yıl Ankara’da ilk kez sergilenecek olan Hamzaoğlu oyunu bu haklı dileğimizin tiyatro sanatının gücü ile uygulanmasından ibarettir. Bu oyun için bize danışmanlık yapan sayın Genco Erkal’a yöneticiliğini üstlenmiş olan değerli tiyatro sanatçısı Gülsüm Soydan’a ve Ankara Sanat Tiyatrosu’nu bu önemli eyleme tahsis edenlere minnettarlığımızı sunuyoruz.”

    HAMZAOĞLU’NDAN MEKTUP

    Adıyaman’ın konuşmasının ardından oyun sahnelendi. Sonrasında Hamzaoğlu’nun cezaevinden gönderdiği mektubu okundu. Hamzaoğlu’nun yazdığı mektup şöyle:

    “Dostlarım hoş geldiniz. Ne kadar iyi ettiniz de geldiniz. Düşmana inat kıvanç verdiniz. Hepinizi sevgi ve saygı ile selamlıyorum. Hapiste öğrendim değerin değersizleştirildiğini, insanlığın olan her şeyin paraya çevrilmesi için her türden tehdide rağmen birlikte olma kararlılığınızla yarattığınız bu güzelim gecede beni yine aranıza aldınız, yakınıma kadar geldiniz teşekkür ederim.

    Mesele doğaya, insanlığa, barışa, demokrasiye, adalete, emeğe ve bilime saygı duymak ise eğer anahtarı burada bu salonda, bu sahnede.

    Bu anahtarı ne kadar çoğaltıp ve yaygınlaştırabilir isek insanlığın tarihsel olarak yarattığı devrimin değer olduğu eşitlikçi bir dünyada farklı farklı kimliklerimizin bir arada eşitlikçi ve barış içinde yaşayabilme olasılığımız o kadar fazla olur. Anahtarlardan bir tanesi ise tiyatro kılığına girmiş, daha niceleri var kuşkusuz. Onları da var etmek için zaman kaybetmeyelim. Ve onlarla sokağa, meydanlara, üniversitelere, evlere tek tek insanlara gidelim. Gidelim kaynaşalım, onlar da bizim, biz de onların varlığından haberdar olalım. Daha da çoğalalım.

    Ankara Sanat Tiyatrosu’nun Türk tiyatro tarihinde varoluşu, salonu ve sahnesinden beni aydınlattınız. Hepinize aklımla, yüreğimle, teşekkür ederim. Var olun diyorum.”

    Sonrasında ise salondakilerden Onur hocaya selam, bu değerleri paylaşan sizlere selam. Bu karanlığı yeneceğinize olan inançla yoldaşlar çok yaşayın” denildi.

    Hamzaoğlu’nun mektubu katılımcılar tarafından alkış ve zılgıtlarla selamlandı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • TTB ve ATO, Prof. Dr. Hamzaoğlu’nun duruşmasına katılım çağrısı yaptı-VİDEO

    TTB ve ATO, Prof. Dr. Hamzaoğlu’nun duruşmasına katılım çağrısı yaptı-VİDEO

    PİRHA – Tutuklu bulunan TTB Toplum ve Hekim Dergisi Editörü Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu için Ankara Tabip Odası’nda basın toplantısı düzenlendi. Açıklamada, “Barış talebi hekimler için vazgeçilmez bir sorumluluk ve tutkudur, bu tutku cezalandırılamaz” denilerek Hamzaoğlu’nun 19 Temmuz Perşembe günü görülecek olan duruşmasına katılım çağrısı yapıldı.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) Toplum ve Hekim Dergisi Editörü Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu’nun Perşembe günü Ankara Adliyesi 11’inci Ağır Ceza Mahkeme Salonu’nda gerçekleştirilecek davası öncesinde basın toplantısı düzenlendi. Açıklamaya TTB Konsey üyeleri Dr. Selma Güngör, Dr. Bülent Nazım Yılmaz, Dr. Taner Gören ve ATO Başkanı Prof. Dr. Vedat Bulut katıldı.

    Açıklamayı okuyan TTB Merkez Konseyi 2. Başkanı Sinan Adıyaman, “Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu yaşamını insanlığa adamış bir bilim insanıdır. Uzun yıllarını verdiği üniversitede birçok antidemokratik uygulamalara, bilimsellikten giderek uzaklaşan üniversite ortamına, gerici eğitim anlayışına, halkın sağlığının önemsenmediği sağlık politikalarına karşı sadece mücadele etmemiş aynı zamanda demokratik özgür, halkçı, laik üniversite anlayışının temsilcilerinden olmuştur” dedi.

    “HAMZAOĞLU, HALKIN HEKİMİ OLMANIN GEREĞİNİ UNUTMAMIŞTIR”

    “Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu için bir hekim olarak halkın sağlığını tehdit eden her şey mücadele edilmesi gereken bir halk sağlığı sorunudur. Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu, “Dilovası Raporu” olarak bilinen çalışmasında bebeklerin sağlığını daha anne karnındayken tehdit eden etmenlerle dünyaya gözlerini açtıklarını göstermiştir ve önemli bir çevre sorununu bilimsel bir çalışmayla görünür hale getirmiştir” diye konuşan Adıyaman, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Hepimiz biliyoruz bu çalışmasında ötürü çok zorluklar çekmiş ve baskılara uğramıştır. Ancak halkın hekimi, halkın bilim insanı olmanın gereğini bir an olsun unutmamıştır.

    Sağlıkta özelleştirmeyi de halkın sağlığını tehdit eden bir politika olarak görmüş bu nedenle mücadele etmiştir. Üniversitelerin özelleştirme politikalarını desteklediği bu süreçte Onur Hamzaoğlu özelleştirmeleri halkın sağlığına bir saldırı olarak görmüş ve mücadele etmiştir.

    Onur Hamzaoğlu bütçe dönemlerinde hiçbir milletvekilinin çalışmadığı kadar bütçelere yoğunlaşmıştır. Bütçenin yoksulların yaşamını nasıl zorlaştırdığını rakam, rakam, kelime kelime bilim dünyasıyla ve siyasetle paylaşmıştır. Çünkü hazırlanan bu dayatmacı, yoksullaştırıcı bütçeleri halkın sağlığına yapılan bir saldırı olarak görmüştür.”

    “BARIŞ TALEBİ, HEKİMLER İÇİN TUTKUDUR, BU TUTKU CEZALANDIRILAMAZ”

    Onur Hamzaoğlu’nun yaptığı çalışmalardan ve savaşa karşı izlediği tutumdan söz eden Adıyaman şunları kaydetti:

    “Onur Hamzaoğlu uzun yıllardır ülkeyi ve bölgeyi tehdit eden, on binlerce insanın yaşamını yitirmesine yol açan, milyonlarca insanı evinden eden savaşa karşı çıkmayı bilim insanının olmazsa olmaz sorumluğu olarak görmüş ve barışı savunmayı bir an olsun bırakmamıştır.

    Barış imzacısı olmuş, savaş anında bebeklerin, yaşlıların, gebelerin, engellilerin yaşadığı sağlık sorunlarını çok somut olarak tartışmış ve yazılarına aktarmıştır.

    Bu savaş karşıtlığı ve barış tutkusu Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu üniversiteden atılmasına sebep olduğu gibi özgürlüğünün de elinden alınmasına neden olmuştur.

    Barış talebi hekimler için vazgeçilmez bir sorumluluk ve tutkudur, bu tutku cezalandırılamaz.”

    DURUŞMAYA ÇAĞRI

    Adıyaman son olarak duruşmaya çağrıyı şöyle yaptı:

    “TTB Merkez Konseyi ve Ankara Tabip Odası olarak halkımızı, meslek örgütlerini, sendikaları 19 Temmuz’da saat 10.00’da Ankara Adliyesi 11. Ağır Ceza Mahkemesi salonuna davayı izlemeye ve barışa, özgürlüğe, Onur Hamzaoğlu’na sahip çıkmaya davet ediyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • HDK ve Bileşenleri: Tutuklu bulunan arkadaşlarımız serbest bırakılsın-VİDEO

    HDK ve Bileşenleri: Tutuklu bulunan arkadaşlarımız serbest bırakılsın-VİDEO

    PİRHA – Halkların Demokratik Kongresi, iki ay önce tutuklanan HDK Eş Sözcüsü Onur Hamzaoğlu ve ESP Eş Sözcüsü Fadime Çelebi’nin serbest bırakılması için basın açıklaması yaptı. Açıklamada tutuklananların suçlarının olmadığı belirtilerek serbest bırakılmaları istendi. 

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Demokratik Toplum Kongresi (DTK) ile bileşen temsilcilerinin, 9 Şubat 2018 tarihinde Afrin savaşına karşı ortak basın toplantısının ardından yapılan operasyonla tutuklanan HDK Eş Sözcüsü Onur Hamzaoğlu ve Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ve Sosyalist Kadın Meclisi (SKM) eski Sözcüsü Fadime Çelebi’nin serbest bırakılması için HDK binasında ortak basın toplantısı gerçekleştirdi.

    “Eşsözcümüz Onur Hamzaoğlu’na özgürlük” pankartının açıldığı toplantıda HDK Eş Sözcüsü Onur Hamzaoğlu ve Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ve Sosyalist Kadın Meclisi (SKM) eski Sözcüsü Fadime Çelebi’nin serbest bırakılması istendi.

    “AKP UFAK BİR İTİRAZA BİLE TAHAMMÜL EDEMİYOR”

    Toplantıda ilk olarak HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit konuştu. Koçyiğit, hem siyaset yürüten hem de halklara dönük ciddi bir operasyon yürütüldüğünü belirtti.
    Koçyiğit, 9 Şubat’da HDK Eş Sözcüsü Onur Hamzaoğlu ve Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ve Sosyalist Kadın Meclisi (SKM) eski Sözcüsü Fadime Çelebi’nin gözaltına alınmasına ilişkin şunları belirtti:
     “9 Şubat 2018 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı ile HDK Eş Genel sözcüleri ile HDP’nin eş genel başkanı ve bileşenlerimizin eş sözcüleri, eş genel başkanları ile genel başkan yardımcısı arkadaşların da aralarına olduğu toplam 7 kişi evlerine yapılan baskın sonucunda gözaltına alınmışlardı. Operasyonun Ankara Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülmesi nedeni ile gözaltına alınan arkadaşlar Ankara’ya götürüldüler. 16 Şubat tarihinde mahkemeye çıkarılan arkadaşlarımızdan Eş Genel Sözcümüz Onur Hamzaoğlu ve Fadime Çelebi 17 Şubat tarihinde tutuklanıp Sincan cezaevine götürüldüler. Diğer arkadaşlarımız ise adli kontrol şartı ile serbest kaldılar.
    Koçyiğit, yürütülen operasyona konu olan açıklamanın ise Afrin savaşının yarattığı ve yaratacağı insani felakete dikkat çekmek olduğunu belirterek şöyle devam etti:
    “Savaşın  bedelini yoksul insanların ödediğini, Efrin  savaşının gerekçelerinin gerçeklikten uzak olduğuna kamuoyunun dikkatini çekmek amaçlı yapılmıştır. Yani barıştan yana tutum sergilenmiş savaşı kalkan olarak kullanan AKP-MHP ittifakının bu savaşı çıkarma gerekçeleri kamuoyuyla paylaşılmıştır. Savaşın sadece Efrin halklarına değil aynı zamanda ülkemizde yaşayan halklara ve ülkemiz deki halkaların bir arada yaşama isteğine büyük zarar vereceği dile getirilmiştir. Ama ne yazık ki en ufak bir itiraza bile tahammül edemeyen AKP-Saray rejimi bu itirazı bu insanlık adına olan çığlığı da boğmak istedi. Bu operasyonları aslında ülkeyi demokratik olarak yönetme ferasetinden uzak olan AKP-MHP ittifakının bunun yerine koyduğu yerli ve milli faşizmin sonucu olduğunu söylemek gerekiyor. Yine bu uygulamaların yeni olmadığını, bu açıklama ile başlamadığını da iyi biliyoruz.”
    “ARKADAŞLARIMIZ SERBEST BIRAKILSIN”
    7 Haziran yenilgisini hazmedemeyen iktidarın o günden beri ülkeyi bir açık hava hapishanesine döndürdüğünü söyleyen Koçyiğit, şöyle devam etti:
    “O günden beri her an, her gün haksız hukuksuz uygulamaları arttırarak toplumsal yaşamı zapturapt altına almaya çalıştığı bir gerçeklik içinde yaşıyoruz. Korkutma ve ‘zorunlu rıza’ temel yönetim biçimi olmuş durumda.”

    “CEZAEVLERİ BOŞALTILMADAN DEMOKRASİ GELMEZ”

    Aynı operasyonda gözaltına alınan Devrimci Parti Genel Başkanı Musa Piroğlu da, Afrin’deki savaşı halka anlatmaya çalıştıklarını belirterek, “O günden bugüne baktığımızda ne kadar haklı olduğumuz ortaya çıktı. Biz benzer saldırıları Irak’ta da görmüştük. Ortadoğu halklarına bir cehennem yaratmak istiyorlar” dedi.

    Piroğlu, halkların bu savaşa ancak omuz omuza durarak karşı çıkabileceklerini söyledi. Ülkenin karanlığa koşar adımlarla gittiğini söyleyen  “Barışı savunmanın bedeli neyse ödemeye hazırız” diyen Devrimci Parti Genel Başkanı Musa Piroğlu, cezaevleri boşaltılmadan bu ülkeye demokrasinini gelmeyeceğinin altını çizdi.

    “ÖZGÜRLÜK YÜRÜYÜŞÜ DURMAYACAK”

    ESP Sözcüsü Beycan Taşkıran da savaş politikalarına karşı durmanın vicdani bir duruş olduğunu söyledi. Taşkıran, tutuklanan arkadaşlarının serbest bırakılmasını isteyerek, “Özgürlük yürüyüşü hiç durmayacak. Kadınların özgürlük yürüyüşü durmayacak” dedi.

    “SUÇSUZLUK ÖLDÜRÜYOR”

    78’liler Girişimi adına söz alan Nimet Tanrıkulu ise demokratik siyaset yürüten arkadaşlarının serbest bırakılmasını istedi. Tanrıkulu, suçsuzluk öldürüyor diyerek herkesi ortak mücadeleye çağırdı.

    Tanrıkulu, son olarak 78’liler Girişimi Eş Sözcüsü Celalettin Can’ın sağlığı hakkında bilgi verdi.

    Tanrıkulu, “401 tane hasta mahpus uzun süredir tutuklu. Can, bunlardan biri olur mu olmaz mı göreceğiz. Arkadaşlarımızı sağlıklı aldınız sağlıklı istiyoruz. Tecrit ve işkencenin başka başka yöntemleri var. Biz susmayacağız ve kimse de bizden susmamızı beklemesin” diye belirtti.

    Açıklama konuşmaların ardından son buldu. (HABER MERKEZİ)

     

  • İstanbul, İzmir ve Ankara’da HDK bileşenlerine operasyon

    İstanbul, İzmir ve Ankara’da HDK bileşenlerine operasyon

    PİRHA – İstanbul, Ankara ve İzmir’de ev baskınlarında aralarında HDK Eş Sözcüsü Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu’nun da bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.

    İstanbul, Ankara ve İzmir’de bu sabah Halkların Demokratik Kongresi (HDK) bileşeni parti ve kurumların üye ve yöneticilerinin kaldığı çok sayıda adrese baskın düzenledi. Aralarında HDK Eş Sözcüsü Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu’nun da bulunduğu çok sayıda isim gözaltına alındı.

    Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) 11 Şubat’ta Ankara’da gerçekleştirilecek 3. Büyük Olağan Kongresi öncesi gözaltılar bugün de sürdü. HDP’nin bileşeni olan birçok siyasi parti ve kurum temsilcisi, bu sabah evlerine düzenlenen operasyonlarla gözaltına alındı.

    Edinilen bilgilere göre şu ana kadar, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu, Devrimci Parti Genel Başkanı Musa Piroğlu,  Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP) Eşsözcüsü Kezban Konukçu, Sol Yeşil Parti Eş Başkanları Naci Sönmez ve Eylem Tuncaeli ile ESP Genel Başkan Vekili ve Sosyalist Kadın Meclisi (SKM) Sözcüsü Fadime Çelebi, SYKP Eş Genel Başkanı Ahmet Kaya ve HDP PM üyesi Orhan Çelebi’nin İstanbul’daki adreslerine düzenlenen operasyonlarla gözaltına alındıkları bilgisine ulaşıldı.

    KOÇYİĞİT HAKKINDA DA GÖZALTI KARARI

    Ayrıca HDK Eş Sözcüsü Gülistan Koçyiğit’in de, İzmir Menemen’deki evine polis baskını yapıldığı öğrenildi.

    Koçyiğit’in olmadığı evde, polisler tarafından eşine yapılan bilgilendirmeye göre, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında Koçyiğit’in de aralarında olduğu 12 isim hakkında gözaltı kararı olduğu vurgulandı.

    Koçyiğit’in evinde  yapılan aramada bilgisayar ve telefon gibi teknik cihazlara el konuldu.

    PİROĞLU SERBEST BIRAKILDI

    Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Devrimci Parti Genel Başkanı Musa Piroğlu serbest bırakıldı. Sabah İstanbul Kadıköy’deki evinden gözaltına alınan Piroğlu, Hasanpaşa Karakolu’ndaki işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.

  • HDK 8. Olağan Genel Kurulu yapıldı

    HDK 8. Olağan Genel Kurulu yapıldı

    HDK 8. Genel Kurulu’nda Gülistan Koçyiğit ve Onur Hamzaoğlu, yeniden eş sözcülüğe seçildi. Kongrede sürecin ihtiyaçları göz önünde alınarak demokrasi güçlerinin birleştirilmesi kararlaştırıldı. 

    Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre Halkların Demokratik Kongresi’nin (HDK) 8. Genel Kurulu’nda her meclisin faaliyet raporları ayrı ayrı okundu. Karar komisyonu ise önümüzdeki dönemin yol haritasına dair önemli kararlar aldı.
    “Demokrasi Cephesi”nin inşasının acil bir ihtiyaç olduğuna yer verilen karar önergesinde HDK’nin faşizme ve savaşa karşı demokratik cephesinin kurulmasının hayati bir görev olarak belirlendiğine yer verildi. Yine HDK’nin dönemin güncel ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak daha geniş demokrasi güçlerinin birleştirilmesinin sorumluluğu ile hareket etmesi de bu kapsamda karar önergesi olarak genel kurula sunuldu.
    TOPLUMSAL SÖZLEŞME YAPILMASI KABUL EDİLDİ
    Yeni bir toplumsal sözleşme yapılması önerisi de Genel Kurul’da kabul edildi. Buna göre; yeni bir toplumsal sözleşmenin zeminin oluşturmak üzere, inançsal, kimliksel, cinsel, sınıfsal, ekoloji gibi başlıklar altında yererlerde konferanslar, çalıştaylar, paneller, sempozyomlar ve toplantılar düzenlenmesine karar verildi. Bu çalışmalar sonrasın merkezi bir konferans düzenlerek, yerellerdeki tartışmalar birleştirilecek.
    Bu iki önemli kararın yanı sıra yerellerde göç ve zorla yerinde edinmeler başta olmak üzere yerellerde çalıştayların düzenlemesi de yerel meclislerin önerisiyle gündeme getirilerek, kabul edildi.
    Sonuç bildirgesinin okunup üzerine tartışılmasının ardından 120 kişilik Genel Meclis mutabakat komisyonu tarafından belirlenmesi gündemine gidildi.
    Onur Hamzaoğlu ve Gülistan Koçyiğit yeniden eş sözcülüğe seçildi. Sonuç bildirgesinin ise önümüzdeki günlerde kamuoyu ile paylaşılacağı bildirildi.
  • ABF gecesinde Alevi yol mücadelesi vurgusu yapıldı-VİDEO

    ABF gecesinde Alevi yol mücadelesi vurgusu yapıldı-VİDEO

    PİRHA-Alevi Bektaşi Federasyonu’nun (ABF) İstanbul’da verdiği yemek çok sayıda davetlinin katılımıyla gerçekleştirildi. Dayanışma yemeği, Ankara Çankaya Belediyesi tarafından verilen arsada yapılacak genel merkez binası için düzenlendi.

    HABERİN VİDEOSU

    Alevi Bektaşi Federasyonu’nun (ABF) Ankara Çankaya Belediyesi tarafından verilen arsada genel merkez binası yapımı için düzenlediği dayanışma yemeğine ABF bileşenleri Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Merkez yöneticileri ve şube temsilcileri, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği yönetimi, Garipdede Dergahı yönetimi, Demokratik Alevi Derneği (DAD) temsilcileri, HDP Milletvekilleri Ayhan Bilgen, HDK Eş Sözcüsü Onur Hamzaoğlu, HDP Milletvekili Müslüm Doğan, CHP Milletvekilleri Mehmet Tüm, Veli Ağbaba, Engin Altaylı katıldı.

    Gecede  Alevi Bektaşi İnanç Kurulu başkan yardımcısı Nurettin Aksoy lokma duasını verdi.

    Gecenin düzenlendiği salona “Aleviler Vardır, Alevilik haktır” pankartı asıldı ve Pir Sultan Abdal, Hacı Bektaş Veli ve Hz. Ali’nin temsili fotoğrafları asıldı. Gece Alevi Bektaşi Federsyonu Kuruluşunu ve son iki yılki çalışmlarını anlatan slayt gösterimi yapıldı.

    Birsen Çolak Kıratlı’nın sunumunu yaptığı gecede Alevi yol mücadelesinde serini veren bütün Alevi uluları önderleri için 1 dakikalık saygı duruşu yapıldı. İlk olarak sanatçı Zeynep Karababa sahneye çıkarak türkülerini seslendirdi.

    Zeynep Karababa’nın ardından konuşan yapan ABF Genel Başkanı Muhittin Yıldız, 15 Kasım 1937 yılında Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşlarını andı. Alevilerin her zaman barışın, dostluğun sesi olduklarına vurgu yapan Yıldız, “Bizim için her zalim Yezit’tir, baskıya, zulme karşı direnen herkes Hüseyin’dir. Zulmün akıttığı, gözyaşının olduğu her yer Kerbeladır” şeklinde konuştu.

    Cumhuriyet tarihi boyunca yaşanan Alevi katliamlarına değinen Yıldız, “Cemevemizin avlusunda Uğur Kurt’u, 14’ündeki Berkin Elvan’ı, evinde ailesinin gözü önünde katledilen Dilek Doğan’ı unutmadık” diyerek şöyle devam etti: Yavrusunun parçalarını eteğinde toplayan anaları, yaşından fazla kurşunla katledilmiş çocukları, çocuğunun ölü bedenini, buzdolabında saklamak zorunda bırakılan anaları, katırlar üzerinde taşınan çocuk bedenlerini, çocuklarının kokusunun izini, rüzgârda arayan, cumartesi analarına, kindarların kirli amelleriyle Hakk’a Sırlanan Hatun Anamızın topraksız bırakılmasına tanıklık ettik.”

    “ALEVİ ÇOCUKLARA SÜNNİLİK ÖĞRETİLİYOR”

    Bu coğrafyada hükümetler değişse de Alevilere yönelik asimilasyon politikalarının değişmediğine dikkat çeken Yıldız, okullarda Alevi çocuklarına zorla Sünni ibadet esaslarının öğretildiğini, yapboz ile oyna gibi çocukların geleceğiyle oynandığını belirtti.

    15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL ile parlamentonun işlevini kaybettiğini, tüm demokratik talep ve hakların yok edildiğini kaydeden Yıldız, muhalif medyanın KHK’lerle susturulduğunu ve bu süreçte CHP’nin Adalet Yürüyüşü ve HDP’nin başlattığı Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne ABF olarak destek verdiklerini, demokratik hak mücadelesi yürütenlerin her zaman yanında olacaklarını vurguladı.

    EĞİTİM MÜFREDATI

    Eğitim müfredatına değinen Yıldız konuşmasına şöyle devam etti: “Çocuklarımızın bugün ve yarına yönelik kaygıları giderek artmaktadır. Hurafelerle dolu, akıl ve bilimdışı öğretim programları, okullarda her alana yayılmaktadır. Öğretim programlarını ve ders kitaplarını cihat, şeriat gibi kavramların değil; demokrasi, laiklik, eşitlik, özgürlük vb. kavramların olduğu bir içerikte olmalıdır. Toplumların bir arada yaşamasını sağlayacak zihniyetin oluşacağı, barış ilkelerinin müfredata hâkim olması gerekirken, ırkçı, kindar, katliamcı bir eğitim sistemi çocuklarımıza dayatılmaktadır. Geçmişte egemen güçler tarafından geliştirilen, yeşil kuşak projesiyle Afganistan’da Taliban yetiştirildi. Yani bu talebeler El kaide, El Nusra, İŞİD olup dünyayı kana buladılar. Bugün bu iktidarın hazırladığı, eğitim müfredatından yetişen çocuklardan da, Cihata yeltenecek militanlar çıkmasından ciddi kaygılarımız vardır.”

    “HUKUK DEVLETİ YERİNE KHK SİSTEMİ”

    AKP’nin OHAL’i fırsat bilerek anayasayı devre dışı bırakarak bir hukuk devleti yerine KHK sistemi yarattığını ifade eden Yıldız, “Yeni yaratılan bu sistemde ise tüm muhalif kesimler, başta Aleviler olmak üzere, Kürtler, emekçiler, sol, sosyalist kesimler işinde edilerek açlığa mahkum bırakılmış ve bu da yetmezmiş gibi hukuksuz yargılamalarla zindanlara atılmışlardır. Halkın iradesi ile seçilen Milletvekilleri ve belediye başkanları tutuklanmıştır. Aydınlar, akademisyenler ve kamu çalışanları işinden edilmiş ve tutuklanmışlardır” şeklinde konuştu.

    “DİKTATÖRLÜK SİSTEMİ KADINA YÖNELİK ŞİDDETİ TIRMANDIRIYOR”

    “Alevilerin lokmaları ile kurulan televizyonlar, gazeteler başta olmak üzere tüm muhalif basın kapatıldı ya da susturuldu.” Diyen Yıldız, yaratılmak istenen sistemin diktatörlük sistemi olduğunu, kurulmak istenen devlet modeli ile kadınların toplumsal alanlardan uzaklaştırılarak ev köleliğine mahkum edildiğini ve kadına yönelik şiddetin tırmandırıldığını belirterek şöyle devam etti: “Oysaki, biz Alevilerin geçmiş tarihinde; Fatma Ana, Zeynep Ana, Kadıncık Ana, Bibi Hatun gibi analarımızın toplumsal alanların her aşamasında eşit, özgür ve karar durumlarında söz sahibi olduklarını biliriz.”

    KHK’lerle işlerinden atılanların birçoğunun Alevi olduğunu belirten Yıldız, Türkiye’nin laik, demokratik bir anayasaya ihtiyacı olduğunu vurguladı.

    “ALEVİLER VARDIR, ALEVİLİK HAKTIR”

    Yıldız sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Devlet inançlardan, dinlerden, dillerden, kültürlerden elini çekmelidir. Dinlerin, dillerin, kültürlerin özgünlüğünü bozmadan, özgür bırakılması gerektiğini savunuyoruz. Yaşadığımız bütün bu eksiklik ve problemlerde biz Alevi kurumlarımızın da payının olduğunu görüyoruz ve biliyoruz. Biz Aleviler 2019 seçimlerine gidilirken parlamento ve halkın iradesini ret eden bir sistemi kabul etmeyeceğimizi bilinmesini isteriz. Seçimlerde ise ‘Aleviler vardır, Alevilik haktır’ şiari ile hareket ederek demokrasi mücadelesinin ittifak gücü olduğumuzu bilinmesini isteriz.”

    Konuşmanın ardından dayanışma yemeği Grup Abdal’ın dinletisi ile devam etti. (HABERİ MERKEZİ)

  • HDK Eş Sözcüsü Hamzaoğlu: Gün sokağın günüdür, kısa bir mola bile verilmemeli-VİDEO

    HDK Eş Sözcüsü Hamzaoğlu: Gün sokağın günüdür, kısa bir mola bile verilmemeli-VİDEO

    PİRHA – Adalet Yürüyüşü’ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Halkların Demokratik Kongresi Eş Sözcüsü Onur Hamzaoğlu Adalet Yürüyüşü’nün başlangıcındaki tekilliğine ve kişiselliğine rağmen bütün hayırcıların yürüyüşü olduğunu hatta Erdoğan ve Bahçeli sevdalısı olmayan evetçileri bile kapsadığını belirtti.  

    Haberin Videosu

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Onur Hamzaoğlu Adalet Yürüyüşü’ne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Türkiye’de toplumsal muhalefetin referandum süreciyle birlikte yükseldiğini belirten Hamzaoğlu, 1 Mayıs’ın bu yükselişi perçinlediğini ve Adalet Yürüyüşü’nün de bu toplumsal muhalefetin üzerinde yer aldığını kaydetti.

    “BÜTÜN EKSİKLİKLERİNE RAĞMEN SAHİP ÇIKILMALI”

    9 Temmuz’daki Maltepe Mitingi’nin milyonları birleştirdiğine vurgu yapan Hamzaoğlu, yürüyüşün başlangıcındaki her türlü tekilliğine ve kişiselliğine rağmen bütün hayırcıların yürüyüşü olduğunun hatta Erdoğan ve Bahçeli bağımlıları dışındaki evetçileri bile kapsadığının altını çizdi. Sürecin herkes için kıymetli bir muhalefetin yükselme süreci olduğunu söyleyen Hamzaoğlu, bütün eksikliklerine rağmen buna sahip çıkılması gerektiğine vurgu yaptı.

    “GÜN SOKAĞIN GÜNÜDÜR”

    Toplumsal muhalefetin öncüsüz bırakılmasının muhalefetin yükselişini depresyona götüreceğini ifade eden Hamzaoğlu, Gezi direnişi ve referandum süreçlerindeki sokak deneyimlerini hatırlatarak sokağa sahip çıkılması gerektiğini dile getirdi. Şu anda yaşanmakta olan sorunların çözümünün barış talebiyle başlayacağını söyleyen Hamzaoğlu, “Gün sokağın günüdür. Gün, yüzü sola ve sosyaliste dönük hakçı taleplerin gündeme getirilmesinin günüdür. Buna kısa bir mola bile verilmemelidir” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA