PİRHA- İstanbul ve Mersin’de CHP’li belediyelere yönelik düzenlenen operasyonlarda Adalar Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat ile Silifke Belediye Başkanı Mustafa Turgut’un da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Adalar Belediyesi’ne yönelik geniş çaplı operasyon düzenlendi. Soruşturma kapsamında 47 kişi hakkında gözaltı kararı verilirken, İstanbul merkezli dört ilde gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlarda çok sayıda kişi gözaltına alındı.
Başsavcılık tarafından yapılan açıklamada, Adalar Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat, Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Yılmaz ve Fırat Durak ile bazı belediye çalışanlarının doğal ve arkeolojik sit alanlarında usulsüz ruhsat işlemleri gerçekleştirdikleri, ruhsatsız işletmelere ve kaçak yapılaşmalara rüşvet karşılığında göz yumdukları iddiaları üzerine soruşturma başlatıldığı belirtildi.
Soruşturma kapsamında şüpheliler hakkında “rüşvet”, “irtikap”, “resmi belgede sahtecilik”, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme”, “2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na muhalefet” ve “görevi kötüye kullanma” suçlamaları yöneltildi.
Savcılık açıklamasında, tarihi eser niteliğindeki yapılarda gerçekleştirilen kapsamlı inşaat faaliyetlerine “basit onarım” adı altında izin verildiği, ruhsatsız işletmelere para karşılığında ruhsat sağlandığı ve bazı ceza işlemlerinin usulsüz şekilde düşürüldüğü yönünde tespitlere ulaşıldığı ifade edildi.
Öte yandan Mersin’de de CHP’li Silifke Belediyesi’ne yönelik operasyon gerçekleştirildi. Sabah saatlerinde belediye binasına gelen jandarma ekipleri, Belediye Başkanı Mustafa Turgut’un da aralarında bulunduğu çok sayıda belediye çalışanını gözaltına aldı.
Jandarma ekiplerinin belediye binasındaki arama çalışmalarının sürdüğü öğrenilirken, operasyonun gerekçesine ilişkin resmi makamlar tarafından henüz ayrıntılı bir açıklama yapılmadı.
Aynı gün içerisinde gerçekleştirilen iki ayrı operasyon, son dönemde CHP’li belediyelere yönelik yürütülen soruşturmalar zincirine yeni halkalar ekledi. Her iki dosyada da adli süreç devam ediyor.
PİRHA- İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü bir soruşturma kapsamında, “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla sabah saatlerinde düzenlenen operasyonlarda 12 kadının gözaltına alındığı bilgisi geldi. Operasyonun ardından bazı basın organlarında Özgür Genç Kadın’a (ÖGK) ait “Kaktüs” isimli derneğin hedef alındığı yönünde haberler yer alırken, Kaktüs Genç Kadın Derneği iddialara ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.
Savcılık tarafından yapılan açıklamada, ÖGK ile ilişkilendirilen “Kaktüs” isimli dernekte daha önce yapılan aramalarda ele geçirildiği belirtilen dijital materyallerin incelenmesi sonucunda 21 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği bildirildi. Bu kapsamda İstanbul’da 19 farklı adrese eş zamanlı baskın düzenlendiği, 12 kişinin gözaltına alındığı, 7 kişinin arandığı ve 2 kişinin ise yurt dışında olduğunun tespit edildiği aktarıldı.
Resmî açıklamada, soruşturmanın “örgüt faaliyetlerinin deşifre edilmesi” amacıyla yürütüldüğü belirtilirken, gözaltına alınanların tamamının kadın olduğu bilgisi paylaşıldı. Operasyonun ardından bazı medya kuruluşları gelişmeyi “12 kadın gözaltında” başlıklarıyla duyurdu.
Operasyona ilişkin kamuoyunda oluşan “Kaktüs’e baskın” iddialarına ise Kaktüs Genç Kadın Derneği’nden yanıt geldi. Dernek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve bazı basın organlarında yer alan açıklamaların gerçeği yansıtmadığını belirterek, Kaktüs Genç Kadın Derneği’ne yönelik herhangi bir operasyon ya da baskın gerçekleşmediğini açıkladı.
Dernek açıklamasında, gözaltına alınanlar arasında Kaktüs Genç Kadın Derneği emekçilerinin ya da Özgür Genç Kadınlar’dan herhangi bir kişinin bulunmadığı vurgulandı. Açıklamada, genç kadınların özgürlüğü için mücadele eden kadınların gözaltı ve tutuklamalarla karşı karşıya kalmasının şaşırtıcı olmadığı ifade edilerek, kadınların kendi mücadele alanlarının hedef gösterilmesine sessiz kalınamayacağı belirtildi.
Kaktüs Genç Kadın Derneği, 2020 yılında kurulduğunu hatırlatarak; derneğin genç kadınların erkek şiddetine karşı mücadeleyi tartıştığı, şiddet türlerini ele aldığı, kadın cinayetlerini gündemleştirdiği ve kadınların bir araya gelerek dayanışma kurduğu bir mekân olduğunu kaydetti. Dernek aynı zamanda birçok genç kadının düşünsel ve sanatsal üretimine alan açan atölye ve etkinliklere ev sahipliği yapıyor.
Açıklamada, son dönemde kadın ve LGBTİ+ derneklerine yönelik kapatma davaları ve soruşturmalar hatırlatılarak, kadın özgürlük mücadelesi üzerinden Kaktüs Genç Kadın Derneği’nin kriminalize edilmeye ve hedef haline getirilmeye çalışılmasının kabul edilemez olduğu vurgulandı.
PİRHA- İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Anahat Holding bünyesinde bulunan GAİN Medya başta olmak üzere holding bağlısı şirketlere jandarma ekiplerince operasyon düzenlendi. Operasyon kapsamında 3 kişi gözaltına alınırken, şirketlere TMSF kayyım olarak atandı.
Başsavcılığın “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”, “yasa dışı bahis”, “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” ve “nitelikli dolandırıcılık” suçlamalarıyla yürüttüğü soruşturma kapsamında İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi.
Soruşturma kapsamında Berkin Kaya, Barbaros Reşat Gülcan ve Selahattin Aydın gözaltına alındı. Jandarma ekiplerinin şirket merkezleri ile bağlı birimlerde arama ve el koyma işlemlerini sürdürdüğü öğrenildi.
Başsavcılıktan yapılan açıklamada, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporlarına göre Berkin Kaya’nın hesaplarında yüksek tutarlı ve çok sayıda nakit giriş-çıkışı, yoğun SWIFT işlemleri ve yurt dışına yapılan büyük meblağlı para transferleri tespit edildiği belirtildi. Bu para hareketlerinin kaynağının açıklanamadığı ve şirketlerin ticari faaliyetleriyle uyumlu olmadığı kaydedildi.
Açıklamada, GAİN Medya AŞ’nin yüzde 50 hissesinin 2024 yılında Berkin Kaya tarafından devralındığı, devir öncesi ve sonrasında şirkete yaklaşık 450 milyon TL tutarında nakit ve döviz girişi sağlandığı ifade edildi. 2024 yılı sonunda şirket sermayesinin 1 milyar TL’ye çıkarıldığı, sermaye artışının büyük bölümünün ortak alacaklarının sermayeye mahsubu yoluyla gerçekleştirildiği belirtildi.
Soruşturma kapsamında ayrıca Selahattin Aydın tarafından kurulan Anahat Medya AŞ’nin, 2025 yılı Ocak ayında GAİN Medya’yı 450 milyon TL bedelle devraldığı, ardından GAİN Medya’ya 1 milyar TL’yi aşan EFT ve havale işlemleri yaptığı tespit edildi. Bu işlemlerin, Aydın’ın hesabına yatırılan yüklü miktardaki nakit paralarla finanse edildiği aktarıldı.
Başsavcılık, söz konusu finansal işlemlerin birlikte değerlendirildiğinde suç gelirlerinin aklanmasına yönelik organize bir finansal yapı oluşturulduğuna dair kuvvetli şüphe bulunduğunu bildirdi.
Operasyon kapsamında suçtan elde edildiği değerlendirilen taşınır ve taşınmaz malvarlıklarına el konulduğu, İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Hâkimliği kararıyla GAİN Medya AŞ, GAİN Studio Prodüksiyon AŞ, GAİN Shorts Medya AŞ, Anahat Holding AŞ, Anahat Medya AŞ, 3B Yazılım Teknolojileri AŞ ve Berton Yapı İnşaat AŞ’ye Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) kayyım olarak atandığı açıklandı.
Şüphelilerin gözaltında olduğu ve soruşturma işlemlerinin tüm yönleriyle sürdürüldüğü belirtildi.
PİRHA-Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin 2021-2024 yıllarında düzenlediği konser harcamalarında 154 milyon TL’lik “kamu zararı” iddiasıyla 13 kişi gözaltına alındı.
Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin 2021-2024 yılları arasında düzenlediği konserlere ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında düzenlenen operasyonda 13 kişi gözaltına alındı.
“KAM ZARARI” İDDİASI
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından “2021–2024 yılları arasında düzenlenen konserlere ilişkin harcamalarda kamu zararına yol açıldığı” iddiaları üzerine soruşturma başlattı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan operasyona ilişkin olarak yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 2021-2024 yılları arasında düzenlenen konserlere yönelik yapılan harcamaların kamu zararına sebebiyet verdiği iddialarına ilişkin Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen soruşturma kapsamında; İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği tarafından düzenlenen tevdii raporu, MASAK incelemesi, Sayıştay incelemesi, bilirkişi raporlarına göre 32 adet konser hizmet alımında idarenin 154.453.221,60 TL zarara uğratıldığı tespit edilmiştir.
Soruşturma kapsamında şüpheliler; Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı Eski Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı H. A. B, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı Eski Kültür Etkinlikleri Şube Müdür Vekili / Eski Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkan Vekili H. E., Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı Eski Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkan Vekili H. Z, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı Eski Kültür Etkinlikleri Şube Müdür Vekili A. A. Ç, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı Kültür Etkinlikleri Şube Müdür Vekili C. A, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı Kültür Etkinlikleri Şube Müdür Vekili K. B, Evren Teknik Grup Müzik Organizasyon San. Tic. Ltd. Şti sahibi O. E, Universe Production Organizasyon San. Tic. Ltd. Şti. sahibi S. E, Festiva ve Enfest Organizasyon Turizm San. Tic. Ltd. Şti. ortakları K. A ve S. Ç, Gurudan Turizm Danışmanlık Organizasyon Reklam San. Tic. A.Ş ortağı A. A, Yalınayak Gıda Organizasyon Turizm. San. Tic. Ltd. Şti. ortakları E. D ve L. E hakkında Görevi Kötüye Kullanma ve İhaleye Fesat Karıştırma suçlarından 23.09.2025 tarihinden itibaren eş zamanlı olarak gözaltına alınmalarına karar verilmiş ve şüphelilerin tamamı gözaltına alınmıştır.
Şüphelilerin yakalanmasına ve Cumhuriyet Başsavcılığımıza sevklerine yönelik işlemlere Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce devam edilmektedir.”
PİRHA- DAD Eğitim Sekreteri Hüseyin Ozan, barışın ülkenin bütününü kapsayan bir demokratikleşme ile mümkün olacağını belirterek, Alevilerin barışı isteyen tarafta olduğunu söyledi. Suriye’nin Alevilerden arındırılarak demografik dönüşümün hedeflendiğini kaydeden Ozan, ayrıca Rojava’daki demokratik toplum modelinin tüm halklar için umut olduğunu ifade etti. Ozan, HDK ve CHP’ye dönük operasyonların ise demokrasi ve barış umudunun yeşertilmeye çalışıldığı bir dönemde sürecin ruhuna zarar verdiğini sözlerine ekledi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) heyetinin, 27 Şubat’ta İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşmesinin ardından, ‘Barış ve Demokratik Toplum’ çağrısı kamuoyuyla paylaşıldı. Çağrı tüm dünya üzerinde büyük bir etki yaratırken birçok Alevi örgütleri de bu süreçte barış ve demokratikleşme çağrılarına desteğini açıkladı.
Hemen akabinde Suriye’de Heyet Tahrir Şam (HTŞ) liderliğindeki grupların uluslarasın güçlerin desteğiyle ele geçirmesinin ardından özellikle Alevilerin yoğun yaşadığı Lazkiye ve Tartus başta olmak üzere ÖSO, HTŞ’ye bağlı gruplar ve IŞİD’ın soykırım saldırıları başladı.
27 Aralık’ta başlayan saldırılar 6 Mart itibariyle topyekün soykırım saldırıları halini aldı. Lazkiye, Dera, Humus ve Tartus’ta HTŞ’ye bağlı gruplar, IŞİD ve SMO’nun, Alevileri hedef aldığı saldırılarda binlerce sivil katledildi. Çok sayıda kişi ise alıkonuldu veya yerlerinden edildi.
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi ile Suriye Geçici Hükümeti Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara arasında 10 Mart’ta varılan 8 maddelik anlaşma hem Suriye içinde hem de uluslararası düzeyde geniş yankı uyandırdı. Aleviler, Dürziler ve Hristiyanlar ile gelişen temaslar sonrasında em olumlu hem de olumsuz eleştirilerin konusu olan anlaşma; siyasi, diplomatik, askeri, örgütsel, toplumsal ve yönetsel açıdan Suriye’deki halkların ve inançların geleceğine dair önemli bir parametre olarak yer aldı.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eğitim Sekreteri Hüseyin Ozan ile Türkiye’de Kürt sorununun çözümü ile birlikte barış ve demokratikleşme çağrısını, Suriye’de yaşanan Alevi katliamı ve akabinde Türkiye’deki Alevilere yönelik nefret söylemlerini, Suriye Geçici Hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında imzalanan geçiş için çerçeve anlaşmasını, HDK’nin tüm demokratik faaliyetlerinin suç olarak değerlendirilmesi ve ‘Kent Uzlaşısı’ üzerinden CHP’ye yönelik operasyonu konuştuk.
“BARIŞ, HAK TESLİMİ VE DEMOKRATİKLEŞME İLE OLUR”
PİRHA: Kürt sorununun çatışma ve şiddetten arındırılarak demokratik ve hukuki bir zeminde çözüme kavuşmasına yönelik, ‘Barış ve Demokratik Toplum’ çağrısı kamuoyuyla paylaşıldı. Bu çağrıyı nasıl değerlendiriyorsunuz?
DAD Eğitim Sekreteri Hüseyin Ozan: Bir barış söz konusu. Bu barış sürecini kesin şekilde biz Aleviler de destekliyoruz. Barış, bir çatışma durumunun olduğu yerde söz konusu olabilen olgudur. Hepimizin canını yakan, çok fazla can ve ekonomik kayba sebep olan uzun yıllardır bu yana süren bir çatışma söz konusu. Dolayısıyla bir barışa sonuçlanması hepimizin ortak temennisi ve arzusudur. Barış ise tahakküm ilişkileri söz konusu olamaz. Barış, karşılıklı hak teslimiyle, uzlaşmayla, simbiyotik bir ilişki biçimi geliştirmeyle mümkün olur. Bu tarzdaki bir yaşamın örgütlenmesiyle ve demokratikleşmeyle barış söz konusu olur.
Tahakküm ilişkileri üzerine oturtulmuş, hala devlet örgütlülüğünün baskın olduğu, demokratikleşmenin önüne engel koyduğu, antidemokratik bir ortamda kimi Kürt haklarının tanındığı bir durum barışa denk düşmez. Barış kesin biçimde ülkenin bütününü kapsayan, Kürt halkının haklarını teslim eden bir gelişmeler silsilesi ve demokratikleşme ile mümkün olur.
“BARIŞA EN ÇOK ALEVİLER İHTİYAÇ DUYUYOR”
30 yıldır eşit yurttaşlık mücadelesi veren Aleviler ‘Demokratik Cumhuriyet’ talepli çağrıya olumlu yanıt verdi. Demokratikleşme ve eşit yurttaşlık bağını nasıl okumalıyız?
Aleviler barış sürecine en çok ihtiyaç duyan kadim inanç topluluklarından biridir. Alevi meselesi, Alevi hak gerçekliğinin soruna çevrildiği tarih çok daha eskidir. Alevilik bir sorun değildir bir gerçekliktir. Yapılması gereken şey Aleviliğe yönelik asimilasyon ve fiziki saldırıların durdurulması, toplumsal haklarının teslim edilmesidir. Beklediğimiz budur, buda anca bir rıza hukuku ile mümkün olabilir. Rıza hukukunun işletilmediği bir yerde ne Kürt sorunu ne Alevi sorunu ne de Türk sorunu çözülemez.
Bu ülkede ciddi bir Türk sorunu da vardır. Türk kimliği de araçsallaştırılmış, hakikatinden koparılmıştır. Dolayısıyla eşit yurttaşlık Türkler, Kürtler, Aleviler, Sünniler, Hristiyanlar için geçerli olan bir kavram ve ihtiyaçtır. Barış ve demokratikleşme bağlantısını kurduğumuzda şüphesiz ki Aleviler barışı isteyeni kucaklayan bir tarafta duracaktır. Eşit yurttaşlık üzerinde hepimizin ortaklaştığı, simbiyotik ilişkiler bütününü oluşturduğu demokratik bir cumhuriyette özgürce yaşamak istiyoruz.
“BAAS REJİMİNİN ALEVİ DİKTATÖRLÜĞÜ OLARAK İLAN EDİLMESİ ALÇAKÇA”
Suriye’de Aleviler soykırıma maruz bırakılıyor ve Alevilerin yaşam alanları demografik dönüşüme uğratılmak isteniyor. Yine Arap milliyetçisi Baas rejimi Alevilerle bağdaştırılmak isteniyor. Neler söylemek isterseniz?
İnsan dediğimiz varlığı bir ağaç olarak düşünelim. İnsanlığın her rengi o ağacın bir parçası, dalı, yaprağıdır. Bu Suriye için de geçerlidir. Orada Aleviler, Sünniler, Hristiyanlar, Dürziler ve farklı halklar var. Bizim de arzumuz bunların demokratik birliği, özgür ve eşit bir ortamda bir yaşam sürmeleridir. Şimdi Esad diktatörlüğünün alternatifi şeriatçı katil sürüleri değildir. Suriye halklarının ihtiyacı bir diktatörlük karşısında bir diğer diktatörlük ve barbarlık değildir. Başka ülkelerden binlerce katil sürüleri gelip Suriye’ye geçmiştir.
Aleviler bulundukları her yerde hegemon merkezlerin sistematik soykırım hedefleye saldırılarıyla karşı karşıyadır. Aleviler bulundukları her yerde azınlık durumunda olan toplumdur. Dolayısıyla hangi iktidar kliği, gücü elinde tutuyorsa oda kendi yanına ve arkasına hizalanmaya zorluyor. Aleviler buna gönüllü değildir. Kendi yaşam biçimleri vardır. BAAS rejiminin Alevi diktatörlüğü olarak lanse edilmesi alçakça bir durumdur. Bu hiçbir şekilde doğru değildir. Arap milliyetçisi, soğuk savaş döneminin ürünü bir ideolojidir. Onun içerisinde Aleviler, Sünniler, Hristiyanlar vardır. O ülkenin bir parçası olan Aleviler de bürokrasi gibi yerlerde görev almıştır. Ama son tahlilde o diktatörlük her renkten Suriye halklarının tamamını ezmiştir. Bugün emperyalistler eliyle Şam’a oturtulan Colani ve etrafındaki katil sürüsü Arap Alevilere yönelik bir soykırım yürütüyorlar. Ve tüm dünyada sessiz. Onlar da kesin sorumlu ve ortaktırlar.
ALEVİLERDEN ARINDIRMAK, KATLETMEK İÇİN BİR ORGANİZASYON VAR
Arap Alevilerin yaşam alanları sahil kesimleridir. Sahil bölgesi denize açılan bir kapı ve kıta sahanlığı meselesi var. O stratejik bölgeyi Alevilerden arındırmak, sürmek ve katletmek için planlı düzenlenen bir organizasyon var. Beklentimiz böyle bir durumda Türkiye’nin devreye girmesi, olası bir katliamın önüne geçmesiydi. Ama bizzat her türlü desteği sunan, örgütlendiren bir ülke iken bu güçlerin orada katliam yapması devlet erkanından, yazarlardan çizerlerden katliamı destekleyen ve nefreti büyüten söylemler gelmesi bizim için acı vericidir. Ve halkın öz savunmasının ne kadar önemli olduğunu gösterir. Esad’ı da, oradaki çeteleri lanetliyoruz. Suriye halklarının demokratik rızalaşma temelinde yeni bir yönetim inşa etmelerini temenni ediyoruz.
“SİYASAL ALEVİLİK SÖYLEMİNİ UYDURANLAR KATLİAMA ORTAK OLAN GÜÇLERDİR”
Suriye’de Alevilere yönelik katliamın Türkiye’ye yansıması olarak eşit yurttaşlık mücadelesi veren Alevilerin, ‘siyasal Alevilik’ söylemi ile hedef alınmasını nasıl yorumluyorsunuz?
Çapsız bir kavramlaştırmadır bu. Art niyetlidir ve zavallıcadır. Aleviler, üslerine yönelten siyasal saldırılar karşısında siyasal mücadele verir. Nedir o siyasal mücadele? Hak mücadelesidir. Asimile etme, tarihsel yaşam alanlarımdan kovma, dünyanın dört bir yanından topladığı çeteleri benim topraklarıma yerleştirme.. Bunları söyler. Onun dışında ülkenin tüm vatandaşlarıyla birlikte iktisadi sosyal haklar için demokratik mücadele içerisinde olur.
Siyasal İslam dediğimiz olay ise kendini iktidara taşımaktır. Kendisini söz konusu ülkede bütün haklara dayatmak, diktatöryasını kurmaktır. En geri yaşam biçimine mahrum etmek ister. Sıradan dindar bir insanla ne gibi sorunumuz olabilir. Suriye’de Alevilerin, Hristiyanların, Dürzilerin hakları güvenceye alındığı gibi Sünni Arapların da hakları güvence altında olmalıdır. Suriye’de savaşın temel örgütleyicilerinden birisi maalesef bu ülke yönetimiydi. Bir ara terör koridoru deniliyordu; o coğrafyaya. Dolayısıyla sıkıştırılmış bir toplum demokratik gelişmelere açık bir halktır. Demek ki hedeflenen buymuş. Siyasal Alevilik söylemini uyduranlar ise oradaki insanlık suçuna ve katliam organizasyonuna ortak olan güçlerdir. Bu Türkiye’deki Alevilerde bir infial yaratmıştır. Aleviler safları sıklaştırma anlamda durup bir kere daha düşünmüştür.
“DEMOKRATİK TOPLUM MODELİNİ YARATTIKLARI SOMUT DURUM VAR”
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Suriye Geçici Hükümeti Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara arasında 10 Mart’ta varılan 8 maddelik anlaşma hem Suriye içinde hem de uluslararası düzeyde geniş yankı uyandırdı. Aleviler, Dürziler ve Hristiyanlar ile gelişen temaslar sonrasında hem olumlu hem de olumsuz eleştirilerin konusu oldu. Siz anlaşmayı nasıl görüyorsunuz?
Öncelikle bir hatırlatma yapmak isterim. Colani’yi Şam’a oturtan, içlerinde Türkiye hükümetinin de olduğu batılı güçler ve körfez ülkelerinin bir çoğudur. Büyük güçlerin Suriye’ye dair bir projesi vardır. Yüz binlercesinin ölmesine, milyonlarcasının göç etmesine yol açtılar. Ezidi soykırımına yol açtılar. Dolayısıyla SDG’nin her şeye muktedir olmadığını hatırlatmak lazım. Rojava’nın öngördüğü bir yaşam biçimi vardır ve buda kanıtlanmıştır. Bahsettiğimiz demokratik toplum modelini kendi koşullarında yaratıkları somut bir durum vardır.
SDG ile geçici hükümet HTŞ ile görüşmek bir zorunluluk. Türkiye’nin sürekli bir baskılaması vardır. Dolayısıyla bir çıkış yolu aranıyor. Kendilerini korumaya, oluşturdukları yönetimi sürdürmeye çalışıyor. 6. maddede Esad kalıntılarından Alevilerin kastedildiğini yorumlamak büyük bir hatadır.
Zira Esad rejiminin bürokratlarının bir çoğu hala şu anda Colani geçici yönetimi ile Şam’da çalışıyor. Esad bürokrasisi duruyor. Kimleri tasfiye ettiler? On binlerce Alevi memuru tasfiye edip işlerinden attılar. Esad arttığı deniyorsa o bürokratlar, birçok bakan, general ve bakan hala Şam’da oturuyor. Bunu hatırlatmak isteriz. Bu konuda açıklamalar yapılmıştır ve ben samimiyetine inanıyorum. Her halkın temsilcileri le görüşülmüş, onayı alınmış ve böyle bir anlaşmaya gidilmiş. Zamanlama konusunda karşı tarafta dayatmış olabilir. Rojava modeli oradaki tüm mazlum halklar için bir umuttur.
“BARIŞ UMUDUNUN BİR RUHU OLMALIDIR”
Süreç başladığından bu yana HDK’nin tüm demokratik faaliyetleri suç olarak değerlendirilerek gözaltı ve tutuklamalar yaşandı. Sonrasında ise İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve beraberinde 105 kişi gözaltına alındı. CHP ve DEM Parti arasında yapılan ‘Kent Uzlaşısı’ hedefte. Bunun sürece yansımaları nasıl olur?
Bir demokratikleşme, barış umudunun yükseldiği bir dönemde o dönemin bir ruhu olmalıdır. Halkımızın deyimiyle top devlettedir. HDK bir suç örgütü ilan edildi, çok ilginçtir. HDP-DEM geleneğine Türkiye partisi olun deniliyor. Tek Türkiye partisi HDP-DEM geleneğidir. Çünkü tek tipçi değildir. Bu ülkenin tüm halklarından, inanç kimliklerinden insanları buluşturan, barıştan bir Türkiye oluşumudur. Siyasal bir yaklaşımdır, kabul edilebilir tarafı yoktur.
“DEMOKRATİK YAŞAMI PROJE OLARAK GETİRMİŞ, NERESİ SUÇ?”
Kent uzlaşısı hedefte. DEM Parti’nin seçmeni sadece Kürtlerden de oluşmuyor, her kimlikten seçmeni vardır. Siyaset, yaşamın her alanına dair proje sunmaktır. Resmi görüş tekçidir, otoriterdir. Alevi olarak benim ihtiyacımı karşılamıyor, bana sorun yaratıyor. Kürt olarak benim varlığımı bir soruna dönüştürüyor. Türk olarak benim kimliğimi istismar ediyor. Sünni olarak beni toplumsal gücü olarak iktidar gücü olarak görüyor. Milyonlarca yurttaşı asgari ücrete mahkum ediyor. Emekçileri sendikasızlığa mahkum ediyor. Dolayısıyla demokratik yaşamı proje olarak bana getirecek partinin de yanında dururum. Bunun neresi suç?
“SÜRECİN RUHUNA ZARAR VERİYOR”
Zamanında güçlü tepki vermeyenleri de bunu görmesi gerekirdi. Halbuki uyarılmışlardı. Hukuk yok, gücü yeten yetene bir ortam söz konusu. Ekrem İmamoğlu ortalama bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı. Sünni İslam geleneğinden gelen, laik yaşamı benimseyen, CHP’de politika yapan bir insan. Karşımıza suç örgütü lideri olarak çıkarıldı. Demokrasi ve barış umudunun yeşertilmeye çalışıldığı bir dönemde bunlar sürecin ruhuna zarar vermektedir. Demokratik gelişmelere dair umudu da ağır biçimde darbelemektedir. Gözaltına alınan İmamoğlu ve beraberindekiler, ondan önce içeriye alınan DEM Parti’li belediye eş başkanları, siyasetçiler, yazarlar serbest bırakılmalı. Barış ve demokratikleşmesi sadece bir partiye ait ve onlarla ilgili sonuçları olan bir şey değildir. Her siyasal eylemden insan ve tamamımız için daha güzel bir gelecek inşa etmek içindir. Onay vermek, kabul etmek mümkün değildir. Barışa, demokratikleşmeye dair de somut adımlar atılmalıdır.”
PİRHA- CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Beşiktaş Belediyesi’ne yapılan operasyonu “düşman hukuku” olarak değerlendirerek “Bükemedikleri bileği polisin balyozuyla kırmaya çalışıyorlar” dedi. Özel, operasyonlarla zamların üzerinin örtüldüğüne de dikkat çekti.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Meclis’te grup toplantısında güncel gelişmeleri değerlendirdi. Özel, Beşiktaş Belediyesine yapılan operasyonu “düşman hukuku” olarak değerlendirdi.
“Beşiktaş operasyonu ile acaba geçim sıkıntısının zamların üzerini örtebilir miyiz diye düşünenlere inat elbette yargının siyasallaşmasını, MHP’nin bu işteki yerini, Beşiktaş’ı da konuşacağız” diyen Özel, emeklilerin asgari ücretlilerin sefalet ücretine mahkum edilmesini eleştirdi. Özel, “kırmızı kart” çıkartarak iktidara erken seçim çağrısını yineledi.
“Arkadaşlarımız dün önerdiler, grup toplantısını Beşiktaş Belediyesi önünde mi yapsak diye. Fena öneri değil. Ama belediye başkanımıza karşı haksız, hukuksuz soruşturma başlatanlar zaten bunu istemiyor mu? Şimdi o konuşulmasını istemediklerini konuşmaya geldim. Beşiktaş operasyonu ile acaba geçim sıkıntısının zamların üzerini örtebilir miyiz diye düşünenlere inat elbette yargının siyasallaşmasını, MHP’nin bu işteki yerini, Beşiktaş’ı da konuşacağız. Ama köprü ücretlerine yapılan zammı da konuşacağız.
Tayyip Bey en son 21 yıl önce pazara çıkmış. O gün 29 lira 90 kuruş ödemiş. Bugün aynı pazara gittik aynı fileyi hesapladık: 1.044 lira. 21 yılda 40 kat zamlanmış. 20 yılda pazarın 40 kat zamlandığını bildikleri için ‘gelemezsin’ diyorlar. Var mısın, 21 yıl önceki fileyi ben tutayım sen doldur, hesabı birlikte yapalım. Pazara çıkacak yüzün mü kalmış görelim hep beraber. Artık mızrak çuvala sığmıyor. Gel tartışalım diyeceğim yapacak hali yok rakamlar ortada.
Emekli, asgari ücretli, çiftçi, Erdoğan’ın tuttuğu küfeye ağır geliyor. Sırtında küfe dediği milletin verdiği yetki. Yük taşımada yaşından derdi yok. Yükün neye bağlı olduğuna bağlı olarak senden benden kuvvetli. Büyük şirketlerin, 43 büyük şirketin 37’si sıfır lira vergi verdi. 40 haramiler, 5’li çete sıfır lira vergi verdi. Onlar için 701 milyar TL koydu bütçeye. Vazgeçilecek vergiler için 701 milyar…
Asgari ücreti 22 bin lira yaptı. Üzerine her bir SGK’li için işverene 8 bin TL teşvik verse, asgari ücreti alana 30, verene 22 bin lira olsa
bunun maliyeti 300 milyar lira. Bütün emekliler ve asgari ücretlilerin yüzünün gülmesi için lazım olan parayı sadece zengin müteahhitler için harcıyor. O yüzden küfe sende değil, bende demeye gerek yok.
MEB’İN ÜLKÜ OCAKLARI İLE PROTOKOLÜNE TEPKİ
Okullara tarikatları sokuyorlar, yetmezmiş gibi Ülkü Ocakları ile sözleşme yapıyorlar. Ülkü Ocaklar’ına iyi niyetle gidenlere sözüm yok ama son zamanlarda bir siyasi partinin genel başkanına tehditler savuranlar gençlere ne öğretecek? Başkanımızla bir gün yollarınız ayrı düşer, yol ortasında torbacılara vurdurulur mu diyecekler, bunu mu öğretecekler?
BEŞİKTAŞ BELEDİYESİNE OPERASYON
Millet, 47 sene sonra bizi birinci parti yaptı. Erdoğan’ı devletin de partinin de başındayken milletten aldığımız oyla yüzde 38 oyla Erdoğan’ı yendik. Bu seçim başarısının üzerinden, bir yandan CHP’li belediyelere zorluklar çıkarıp kamu gücünü kullanarak sürekli işlerin kötüye gideceğini, bunun kendisine yarayacağını sanıyordu.
Belediye başkanlarımız yoksullukla mücadele ediyorlar, halka dokunuyorlar, boş tencereyi kaynatıyorlar. Erdoğan ne yapacağını bilemedi, biraz da belediyeleri silkeledi. Arkadan çelme takmaya, belediyenin döner tekerine çomak sokup hasetlik yapmaya devam ederken dün sabah Rıza Akpolat’ın evinin kapısı çalındı. Bu yapılan düşman hukukudur. Belediye başkanı kanun gereği ihale sorumlusu değildir. Öyle olsa her gün 300 belediye başkanı ifadeye gider.
Beşiktaş, 31’de 31 belediye meclis grubunu CHP’ye verdi. Hesap soracaksan ilçe örgütüne soracağına Rıza Akpolat’a rekortmen olmanın, başarılı olmanın hesabını soruyor.
“İHSAN AKTAŞ İÇİN KANUN ÇIKARILDI”
Bu firma dün sabaha kadar İhsan Aktaş adından devlet katında itibarlı TBMM’nin KİT’lerin, Yargıtay’ın dünya kadar AK Partili belediyenin işini yapan İhsan Aktaş, en son Bahçelievler Belediyesi’nin ihalesini 564 milyon TL’ye yeni almış. Esenyurt Belediyesi de soruşturmanın içinde, ama yeni gelen kayyım ihaleyi onaylamış hizmete başlatmış.
İhsan Aktaş’ın şirketi 1 ihaleye giriyor. Bu ihalede yapmak istedikleri iş ‘Ortadoğu ve balkanların en büyük benzin istasyonunu açmak.’ Şirketin adı Güven-Elif Otoyol İşletmeleri, Elif LPG. Bir benzin istasyonu açılıyor ama istediğini alamıyor. Çünkü ilçe belediyesinden, İBB’den, AVM’ler, araç yıkama istasyonları, eğlence alanları için izin alamıyor. İhsan Aktaş burayı açmak için belediyeleri ikna edemeyince AK Parti’den birilerini buluyor. 12 Aralık 2024’te Resmi Gazete’de yayımlanmış. Köy Kanunu görüşülürken araya bir madde eklemişler. İhsan Aktaş istediği yerin etrafına İstanbul’da belediyelerden izin alamadığı için hangi kapıyı çaldıysa Köy Kanunu’na paraşütle bu maddeyi ilave ettirmiş. Bunu bu ülkede ancak en tepede oturan 1 kişi yapabilir. Tencere dibin kara seninki benden kara demiyoruz. Suçlu, yolsuz varsa bizden ayrı dursun. Ne Rıza Akpolat’ın ne Ahmet Özer’in siyasi kumpas dışında hiçbir suçu yok. Bükemedikleri bileği polisin balyozuyla kırmaya çalışıyorlar.
“MİLLETİN İSTEDİĞİ SANDIKTIR”
Adana Yüreğir Belediyesi’ni AK Parti’nin elinden almışız. Sen Ömer Bey’e o kavgalı olduğun kadın milletvekili çağırmış. Neden sivil araçla gidiliyor, senin korkundan öyle gidiliyormuş. ‘Sen bize gel’ ne demek, olacak şey mi? ‘Burada rahat edersin’ ne demek? AK Parti’nin Adana’daki şifresi Da Vinci’nin şifresinden karışık.
Kırmızı kart CHP’nin değil, bu ülkenin ezilenlerinin eylemidir. Tayyip Bey işte sana kırmızı kart. Bu milletin sesini duymazsan görüp göreceğin budur. Bu milletin senden son istediği sandıktır, getir sandığı göreceksin kırmızı kartı.”
PİRHA- İstanbul’da başlatılan ‘ihale yolsuzluğu soruşturması’ kapsamında, aralarında Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın da bulunduğu 47 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Akpolat’ın Balıkesir’in Edremit İlçesinde jandarma tarafından gözaltına alındığı öğrenildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ‘ihale yolsuzluğu’ soruşturması kapsamında 47 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.
Gözaltı kararı verilenler arasında tutuklanarak yerine kayyum atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer ve Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat da bulunuyor.
Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın Balıkesir’in Edremit İlçesine bağlı Narlı mahallesinde jandarma tarafından gözaltına alındığı öğrenildi.
BELEDİYE ÖNÜNDE POLİS ABLUKASI
Sabah saatlerinde Beşiktaş Belediyesi’ne giden İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Akpolat’ın makam odasında arama ve inceleme yaptı.
Öte yandan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın da aralarında olduğu 47 kişi hakkında gözaltı kararı verilmesinin ardından, Beşiktaş Belediyesi önüne polis ekipleri sevk edildi.
Belediye önü bariyerlerle çevrilerek giriş ve çıkışlar polis tarafından abluka altına alındı. Belediye personeli kimlik kartları göstererek içeriye giriyor.
PİRHA- İstanbul’da 1 Mayıs’a katıldıkları gerekçesiyle yapılan ev baskınlarında en az 15 kişi polis tarafından gözaltına alındı.
İstanbul’da sabah saatlerinde çok sayıda eve polis baskın düzenledi. Ev baskınlarında aralarında Türkiye İşçi Partisi (TİP), Devrimci Gençlik, Sosyalist Meclisler Federasyonu, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Sosyalist Emekçiler Partisi (SEP) ile Sosyalist Meclisler İnisiyatifi (SMİ) üyelerinin de bulunduğu en az 15 kişi gözaltına alındı. Gazete Patika muhabiri Ali Kadir Güler’in de gözaltına alınanlar arasında yer aldığı öğrenildi.
Gözaltına alınanlar, Fatih’te bulunan İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.
Gözaltına alınanların gerekçesinin 1 Mayıs’ta Saraçhane’den Taksim’e çıkarken polis barikatına karşı direnenlerin olduğu öğrenildi.
PİRHA-Dersim’de Sarı Saltuk ve Ali Boğazı bölgesinde ağaç kesimi yapılıp, büyük metal direkler getirildi. Halk bölgede maden projeleri için hazırlık yapıldığını düşünüyor.
Dersim’in doğasına, kültürüne, diline, inancına yönelik saldırılar devam ediyor. 145 maden projesinin bulunduğu Dersim’de, şimdi de 60 kilometre uzunluğundaki Munzur Dağları’nın tamamı maden sahası ilan edildi.
Dersim’de Sarı Saltuk ve Ali Boğazı bölgesinde ağaç kesimi yapılarak maden projeleri için hazırlık yapılıyor.
Yerel kaynaklardan edinilen bilgilere göre; Sarı Saltuk tepesinde 200’e yakın asker seyyar karakol kurup nöbet tutuyor. Bölgeye 40 gündür Bolu Hava İndirme Tugayı askerleri getirildi ve bölgeye 40 tane tank yerleştirilmiş durumda. Asker, 20 gündür bölgede helikopterlerle alçak uçuş yaparak operasyonları sürdürüyor.
Aynı zamanda Sarı Saltuk tepesinde bulunan büyük bir alanda orman tıraşlanmış durumda, Ali Boğazı bölgesinde de büyük bir alanda ağaç kesimi yapıldı ve iş makineleri getirilip büyük metal direkler dikildi.
PİRHA-Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (YJAD) Türkiye’de ve Belçika’da gazetecilerin polis baskınlarında gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Yapılan yazılı açıklamada, “AKP rejiminin her türlü yalanını boşa çıkaran Sterk TV, Medya Haber TV’ye ve basın çalışanlarına yönelik saldırıyı esefle kınıyoruz”denildi.
Türkiye’de ve Belçika’da bu sabah şafak operasyonuyla birçok gazeteci gözaltına alındı. Aynı şekilde Brüksel’de de Sterk TV ve Medya Haber’e de polis baskın düzenledi.
Operasyonlara yönelik açıklama yapan Demokratik Alevi Kadınlar Birliği, polis baskınlarına ve operasyonlarına, özgür basın üzerindeki baskılara son verilmesini istedi.
Demokratik Alevi Kadınlar Birliği’nin yaptığı açıklama şu şekilde:
“Kürt sorununun çözümsüzlüğü ile devam eden politik hamleler süreci dünya siyaseti de dahil edilerek devam ediyor. Kürt özgür basınına yönelik saldırılar hızından bir şey kaybetmiyor.
Avrupa ülkelerinin desteğini yanına alan Erdoğan’ın savaştaki ısrar politikası yeni saldırılarla devam ediyor. Bu saldırıların Brüksel’i ziyarete gelen Hakan Fidan ziyaretine gelip gittikten sonra olması da tesadüf değildir.
Bir diğer yanı yerel yönetimler seçimlerinde AKP’nin kaybedişi ve Kürdistan’da yıllarca kayyum atanan iradenin kendi iradesini yeniden açığa çıkarması Kürtler açısından da Türkiye’deki demokrasi, özgürlükler, eşitlikler mücadelesini sürdüren kesimler açısından da büyük bir başarıyı ifade etmiştir.
Kürtlerin ve farklılıkların sesi olan, doğru habercilik ilkesi ile AKP rejiminin her türlü yalan ve özel savaş yayıncılığını boşa çıkaran Sterk TV, Medya Haber TV‘ye ve basın çalışanlarına yönelik saldırıyı biz Demokratik Alevi Kadınlar Birliği esefle kınıyoruz.
“SALDIRI TEK YÖNLÜ DEĞİL ÇOK YÖNLÜ GERÇEKLEŞMİŞTİR”
Medya Haber ve Sterk TV Alevi inanç sürenlerinin, kadınların, halkların, yoksuların, emekçilerin, sesini kamuoyuyla paylaşan ciddi bir basın kuruluşudur. Türkiye devlet politikası, özgür basını susturmaya adeta ant içmişçesine saldırıyı tek yönlü değil çok yönlü gerçekleştirmektedir.
“HUKUKSUZLUĞA SON VERİLSİN”
Birçok baskıya, sindirme politikalarına rağmen dimdik ayakta duran ve büyüyerek devam eden bu basın çalışmasına yönelik saldırının Avrupa’nın göbeğinde yapılmasını Avrupa ülkelerinin özellikle de Brüksel’in bir politik ayıbı olarak görüyoruz. Bu ayıptan bir an önce vazgeçerek Medya Haber’e ve Sterk TV’ye bir bütün Kürt gazetecilerine yönelik, özgür basına yönelik bu saldırılara son vermeleri çağrısında bulunuyoruz. Demokratik kamuoyu, Avrupa’nın Başkenti Brüksel’de böyle bir hukuksuzluğun ve basına karşı suçun açıkça işlenmesine sessiz kalmamalıdır.”
PİRHA – Büyükçekmece Belediyesi’ne rüşvet iddiasıyla düzenlenen operasyonda 20 kişi gözaltına alındı.
İstanbul’da CHP’li Büyükçekmece Belediyesi’ne yönelik rüşvet iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında bazı adreslere baskınlar düzenlendi. Baskınlarda, aralarında belediye başkan yardımcısının da olduğu 20 kişi gözaltına alındı.
PİRHA – Diyarbakır’da 16 Ocak günü yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan 22 kişi emniyet ifadelerinin ardından serbest bırakıldı.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın 16 Ocak günü 28 ilde yapıldığını ve 165 kişinin gözaltına alındığını duyurduğu operasyon kapsamında Diyarbakır’da gözaltına alınan 22 kişi, tutuldukları İl Emniyet Müdürlüğü’nde tamamlanan ifade işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.
“Eylem yapacakları ve çocuklara eğitim vererek eylemlerde kullanacakları” iddialarıyla gözaltına alınan kişilerin sorgu işlemlerine dün akşam saatlerinde başlandı. Sorguları sırasında adreslerinde yapılan aramalar sırasında el konulan dergi ve gazeteler de sorulan 22 kişi, alınan ifadelerinin ardından serbest kaldılar.
PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD Sarıyer Şube/Zeynep Yıldırım Cemevi’ne yapılan polis baskını ve şiddetine Alevi Bektaşi Federasyonu sert tepki gösterdi. Yazılı açıklama yapan ABF, polise tepki göstererek, “Bir ibadethaneye kapıları kırarak giremezsiniz. Cemevleri milyonlarca Alevi’nin ibadethanesidir” dedi.
Polisin Sarıyer Armutlu Mahallesi’nde bulunan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şubesi/ Zeynep Yıldırım Cemevi’ne sabah saat 06.00 sıralarında operasyon yaparak cemevinin kapılarını kırmasına Alevi kurumlarından tepkiler yükseliyor.
Yazılı bir açıklama yapan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), “Bileşenimiz olan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin Sarıyer Şubesi’ne yönelik polis baskınını kınıyoruz. Bir ibadethaneye kapıları kırarak giremezsiniz. Cemevleri milyonlarca Alevi’nin ibadethanesidir” hatırlatmasında bulundu.
Polisin bu şiddetinin Alevi inancına saldırı olduğunu vurgulayan ABF, şu açıklamayı yaptı:
“Cemevleri ibadethanedir!
Eşitlik ve özgürlük mücadelesi insan onurunun da mücadelesidir. Özellikle son dönemde örgütlülüğümüze karşı yürütülen baskı, gözdağı ve algı operasyonları Alevi hareketini durduramayacaktır. Çünkü bizim hareketimiz, ırkçı ve şeriatçılara karşıdır.
Bileşenimiz olan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin Sarıyer Şubesi’ne yönelik polis baskınını kınıyoruz. Bir ibadethaneye kapıları kırarak giremezsiniz. Cemevleri milyonlarca Alevinin ibadethanesidir. Hatırlanacağı üzere kısa bir süre önce, PSAKD Genel Başkanı, Genel Sekreteri ve Örgütlenme Sekreteri de dahil MYK üyeleri, çağlayan adliyesi önünde ters kelepçeyle gözaltına alınmıştı.
Alevi Bektaşi Federasyonu olarak diyoruz ki; cemevlerimizi kriminalize etmenize izin vermeyeceğiz. Bu yaklaşım aynı zamanda inanç özgürlüğüne yapılan saldırıdır. Herkes için adalet, herkes için özgürlük mücadelemiz devam edecektir.”
PİRHA-Armutlu’da bulunan PSAKD Sarıyer Şubesi/Zeynep Yıldırım Cemevi’ne sabah saatlerinde polis operasyon başlattı. Cemevinin kapılarını kıran polisin bir çok kişiyi gözaltına aldığı öğrenildi.
Sarıyer Armutlu Mahallesi’nde bulunan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şubesi/ Zeynep Yıldırım Cemevi, sabah saat 06.00 sıralarında polis tarafından basılarak kapıları kırıldı. Cemevi yöneticisi Dursun Çiçek ile birlikte bir çok kişi gözaltına alındı. Çiçek, daha sonra serbest bırakıldı.
Polisin PSAKD Sarıyer Şubesi/Zeynep Yıldırım Cemevi’nde bulunan bazı evraklara el koyduğu bildirildi.
Aleviler, bugün saat 13.00’te cemevine yapılan polis baskınını ve şiddetini protesto etmek için PSAKD Sarıyer Şubesi/Zeynep Yıldırım Cemevi’nde basın açıklaması yapacak.
PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan’ın savcılıktaki ifadesi tamamlandı. Doğan tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi.
İstanbul ve Kırklareli’de yapılan ev baskınlarında Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, HDP Ataşehir İlçe Örgütü yöneticisi aynı zamanda Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi/Cemevi Başkanı Halil Aksu, Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile sivil toplum örgütü yöneticilerinin de olduğu en az 20 kişi polis operasyonuyla gözaltına alınmıştı.
Kadriye Doğan ve beraberindeki 20 kişinin Çağlayan Adliyesi’nde savcılıktaki ifadeleri tamamlandı. Kadriye Doğan ve beraberindeki 6 kişi savcılık ifadelerinin ardından tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi/Cemevi Başkanı Halil Aksu ve diğer kişiler savcılık ifadeleri sonrası serbest bırakıldı.
PİRHA-Partizan, Yeni Demokrasi Gazetesi ve Munzur Çevre Derneği’ni kapsayan operasyonda gözaltına alınanlar bugün savcılığa çıkarılıyor.
Dersim ve İstanbul’da 3 Ekim günü yapılan ev baskınında Dersim’de Yeni Demokrasi Gazetesi muhabiri Ertan Çıta, Munzur Çevre Derneği Yöneticisi Özkan Arslan, Munzur Çevre Derneği Yöneticisi Ali Yıldız, Yaprak Kurban ve Kazım Tosun gözaltına alınırken, İstanbul’da yapılan ev baskınında Yeni Demokrasi Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Tuba Apaydın ve Arzu Özdemir gözaltına alınmıştı.
Dersim’de gözaltına alınan Munzur Çevre Derneği (MÇD) üyesi Ali Yıldız, gözaltındayken yaşadığı rahatsızlıklar nedeniyle savcılığa çıkarılmıştı. “Örgüt üyeliği” ve “örgüte finans sağlamak” iddialarıyla savcılıkta ifadesi alınan Yıldız, tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilmişti. Mahkeme, Yıldız hakkında tutuklama kararı vermişti.
Gözaltına alınan 6 kişinin ise bugün savcılık ifadelerinin alınması bekleniyor.
PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan ve 20 kişi, savcılıkta ifade vermeye başladı.
İstanbul ve Kırklareli’de yapılan ev baskınlarında Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, HDP Ataşehir İlçe Örgütü yöneticisi aynı zamanda Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şube/Cemevi Başkanı Halil Aksu, Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile sivil toplum örgütü yöneticilerinin de olduğu en az 20 kişi polis operasyonuyla gözaltına alınmıştı.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, gözaltılara dair yaptığı açıklamada 26 farklı adrese operasyon yapıldığını açıklamıştı. Dosyaya aynı zamanda gizlilik kararı getirilmişti.
Kadriye Doğan ve beraberindeki 20 kişi, bugün Çağlayan Adliyesi’nde savcılıkta ifade vermeye başladı.
KADRİYE DOĞAN’IN SAVCILIK İFADESİ TAMAMLANDI
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan’ın savcılık ifadesi tamamlandı. Beraberindeki 20 kişinin de savcılık ifadeleri tamamlandıktan sonra başsavcının ifadelere bakıp karar vereceği öğrenildi.
PİRHA-Dersim ve İstanbul’da sabah yapılan ev baskınında Yeni Demokrasi Gazetesi muhabiri Ertan Çıta, Yeni Demokrasi Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Tuba Apaydın, Munzur Çevre Derneği Yöneticisi Özkan Arslan, Munzur Çevre Derneği Yöneticisi Ali Yıldız, Yaprak Kurban, Kazım Tosun ve Arzu Özdemir gözaltına alındı.
Dersim merkezli düzenlenen operasyonda Dersim’de ve İstanbul’da birçok ev basıldı.
Dersim’de Yeni Demokrasi Gazetesi muhabiri Ertan Çıta, Munzur Çevre Derneği Yöneticisi Özkan Arslan, Munzur Çevre Derneği Yöneticisi Ali Yıldız, Yaprak Kurban ve Kazım Tosun gözaltına alınırken, İstanbul’da yapılan ev baskınında Yeni Demokrasi Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Tuba Apaydın ve Arzu Özdemir gözaltına alındı.
PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu, DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan’ın gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Kulu, “Öncelikle Kadriye Doğan bir kadın, bir anne ve bir Alevi aktivist. Kendi inançsal, toplumsal ve yaşam tarzını en üst perdeden dile getiren kadındır. İşte onun için hedeftir” dedi.
İstanbul ve Kırklareli’de ev baskınları yapıldı. Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, HDP Ataşehir İlçe Örgütü yöneticisi aynı zamanda Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şube/Cemevi başkanı Halil Aksu, Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile sivil toplum örgütü yöneticilerinin de olduğu en az 20 kişi polis operasyonuyla gözaltına alındı.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, gözaltılara dair yaptığı açıklamada 26 farklı adrese operasyon yapıldığını açıklamıştı.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu, konuya dair PİRHA’ya konuştu.
“BUNA EYVALLAH DEMEMİZİ KİMSE BEKLEMESİN”
Kulu, gözaltına alınan DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan’ın öncelikle bir kadın, bir anne ve bir Alevi aktivist olduğunu belirterek, “Kendi inançsal, toplumsal ve yaşam tarzını en üst perdeden dile getiren kadındır. İşte onun için hedeftir” dedi.
Kulu, gözaltına alınan HDK ve HDP yöneticilerinin gözaltına alınmasını da kınayarak, şunları söyledi:
“Bu ülkede demokrasi, barış, kardeşlik, ortak vatanda beraber yaşama arzusunu dile getiren HDK’li, HDP’li, sol, demokrat, aydın kim varsa sistem bunları kendi hedefine koymuş. Devlet; susturulmuş, sinmiş bir toplum yaratarak, kendi hukukunu Türkiye’de esas kılarak, bütün herkesi kimliğinden, inancından, hakikatinden kopararak biat toplumu yaratmak istiyor. Bu operasyonun esas nedeni bu zihniyetin dışa vurumudur. Bu baskılara rağmen buna ‘eyvallah’ dememizi kimse beklemesin.”
“KRİMİNALİZE EDEREK TOPLUMA BAŞKA BİR MESAJ VERMEYE ÇALIŞIYOR”
Musa Kulu, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın sosyal medya paylaşımında, gözaltına alınan siyasetçi ve sivil toplum örgütü temsilcilerini “örgüte yardım etmek” iddiasıyla hedef göstermesine ise,“Bir Alevi kurumunun genel başkanlığını yapan, devlet anayasasına göre siyaset yapan, adresi, her şeyi belli olan, bütün bilgilerinin devlette olduğu birinin gizli örgüt üyesi olması, bu şekilde lanse edilmesi sadece bir korkunun dışa vurumudur. Kriminalize ederek topluma başka bir mesaj vermeye çalışıyor. Bu ne ahlakidir, ne vicdanidir ne de adaletlidir. Bu yaklaşım bir bakanın ya da bir devlet adamının söyleyeceği bir söz olmamalıdır.”
“SESİMİZİ ÇIKARMALIYIZ”
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu, bütün ötekilere, bütün ezilenlere, bütün aydınlara, demokratlara, vicdan ve ahlak sahibi olan bütün insanlara açık çağrı yaptıklarını dile getirerek şunları kaydetti:
“Çok karanlık günler bizi, ülkeyi bekliyor. Bütün toplum ve ötekiler bir güç haline dönüşmezse bu zihniyet, bu ülkeyi daha büyük bir karanlığa götürecek. Nerede olursak olalım bu zulüm ve baskı sistemine bu ceberrut yapının topluma giydirmek istediği bu deli gömleğini asla kabul etmemeli, sesimizi çıkarmalıyız. Yoksa çok geç kalacağız.”
Kulu, olayın takipçisi olacaklarını belirterek, “Eş Genel Başkanımız nezdinde Türkiye’ye getirilmek istenen bu zulüm sistemini asla ve asla kabul etmeyeceğimizi bütün dünyanın ve Türkiye halklarının bilmesi lazım. Ve sistemi elinde tutanların da bilmesi lazım” dedi.
PİRHA- İstanbul ve Kırklareli’nde ev baskınları yapıldı. Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan polis operasyonunda gözaltına alındı. Polis baskınında ayrıca Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile sivil toplum örgütü yöneticilerinin de olduğu en az 20 kişi gözaltına alındı.
İstanbul ve Kırklareli’nde sabah saatlerinde polis birçok eve eş zamanlı baskın düzenledi. Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, polis baskınında gözaltına alındı.
Baskınlarda ayrıca Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile sivil toplum örgütü yöneticilerinin de olduğu en az 20 kişi gözaltına alındı. Gözaltı gerekçeleri öğrenilemeyen kişiler İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Gözaltı sayısının artabileceği belirtildi.
Gözaltına alınan bazı isimler şöyle:
HDK Genel Meclis üyesi Umut Ezber, HDP PM üyesi Cengiz Topbaşlı, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Kürt Araştırmaları Derneği Eş Başkanı Eyüp Subaşı, HDP Pendik İlçe Eş Başkanı Oya Aytekin, HDP İl Örgütü yöneticileri Çetin Aslanboğa ve Mesut Fırat, HDP Ataşehir İlçe Örgütü yöneticisi Halil Aksu, HDP Bakırköy İlçe Eş Başkanı Gonca Yangöz ile Mehmet Akçiçek, Bülent Yıldırım, Zaynel Azadi, Fikriye Sarıgöl, Burcu Demir, Fethiye Kızmaz, Behiye Demir, Hüseyin Avras, Baran Sümbül, Oktay Okşal ve Behiye Duman.
BAKANDAN AÇIKLAMA
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, gözaltılara dair yaptığı açıklamada 26 farklı adrese operasyon yapıldığını açıkladı. Yerlikaya’nın sosyal medya paylaşımında, gözaltına alınan siyasetçi ve sivil toplum örgütü temsilcileri “örgüte yardım etmek” iddiasıyla hedef gösterildi.