PİRHA- İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu ve 10 yönetim kurulu üyesiyle ilgili hazırlanan iddianamede, 3 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası istendi.
İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu ve 10 yönetim kurulu üyesiyle ilgili yürütülen soruşturmanın tamamlanması üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Kaboğlu ve 10 yönetim kurulu üyesi ile ilgili iddianame düzenledi. İddianamede, “şüphelilerin açıklamalarında kullandıkları ifadelerle ülkenin iç ve dış güvenliğini, kamu düzeniyle ilgili gerçeğe aykırı bilgilerle halkı yanıltarak algı oluşturmaya çalıştığı” ileri sürüldü.
İddianamede, “Paylaşım içerikleri ve paylaşımların sosyal medyada görüntülenme sayıları dikkate alındığında eylemin kamu barışını bozmaya elverişli olduğu” savunuldu.
HAPİS CEZASI TALEBİ
İddianamede, İbrahim Kaboğlu ve 10 yönetim kurulu üyesi hakkında “basın yoluyla örgüt propagandası yapmak” ve “basın yoluyla halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlamasıyla 3 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Öte yandan iddianamede siyasi yasak da istendi.
İddianamede Adalet Bakanlığı’nın kovuşturma izni verdiği belirtilerek son soruşturmanın açılması talep edildi.
‘SORUŞTURMA DERİNLEŞTİRİLEBİLİR’
Bakırköy 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından incelenen iddianamede mahkeme, İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu ve 10 baro üyesine iddianame tebliğ edilmesine karar verdi. Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi, İstanbul Barosu yönetiminin savunmasını, delilleri varsa sunmalarını, gerek görülürse soruşturmanın derinleştirileceğini belirterek dosya üzerinden yargılama izni kararının verileceğini kaydetti.
Bakırköy 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi yargılama izni verirse, dosya İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilecek. Yargılama İstanbul Adliyesi’nde yapılacak.
PİRHA-11 Kasım 2024 tarihinde tahliye edilen DBP Dersim eski İl Başkanı Ergin Doğru’nun 11 yıl hapis cezası Yargıtay tarafından bozulmasının ardından yeniden yargılanması Tunceli Adliyesi 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme heyeti, Ergin Doğru’nun adli kontrol tedbirini kaldırılmasına, yurt dışı yasağının ise devam etmesine karar verdi.
2016 yılından itibaren Elazığ Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan ve 11 Kasım 2024 tarihinde tutukluluğunun gözden geçirilmesi kararıyla mahkeme tarafından tahliye edilen DBP Dersim eski İl Başkanı Ergin Doğru, “örgüt üyeliğinden 10 yıl, “örgüt propagandası yapmak” suçundan da 1 yıl 10 ay hapis cezası Yargıtay tarafından bozulmasının ardından yargılama yeniden başladı.
Tunceli Adliyesi 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Ergin Doğru katılmazken, Doğru’nun avukatları Kenan Çetin, Fatma Kalsen ve Erdal Enver Şimşek hazır bulundu.
“ADİL YARGILANMA İLKESİ İHLAL EDİLDİ”
Delillerin hukuka uygun bir şekilde toplanmadığını ifade eden Avukat Fatma Kalsen, “Adil yargılanma ilkesinin ihlal edildiğini düşünüyoruz. Örgüt üyeliğine dair dosyada somut bir delil yok. Müvekkilimizin eylemleri örgütün talimatları doğrultusunda yaptığının ortaya koyulması hukuka aykırı bir durum. Gizli tanığın müvekkilimiz hakkında verdiği ifadelerin dava öncesi ve dava süresince tutarsız olduğunu ve mahkeme tarafından bu beyanların esas alınması hukuka uygun olmayacaktır. Biz müvekkilimizin beraatını ve kontrol şartlarının kaldırılması gerektiğini düşünüyoruz” diye belirtti.
Mütalaadaki suçlamalara katılmadıklarını söyleyen Avukat Kenan Çetin, “Dosyada Gürbüz Topçu’nun beyanları hukuka aykırıdır. Gürbüz Topçu’nun ifade işleminin 2 gün sürmesi insan haklarına aykırı bir ifade işlemi yapıldığını gösteriyor. Kendi avukatı olmasına rağmen başka bir avukat tarafından ifadesi imzalanmıştır. Örgüt üyeliğine ilişkin suçun oluşmadığını dosyada görmekteyiz. Kendisi il başkanı olduğu için birçok eyleme katılmış, birçok dosyada kendisiyle ilgili kovuşturmaya yer yok kararı alınmış” dedi.
“ERGİN DOĞRU’YA LEGAL SİYASET YAPTIĞI İÇİN 10 YIL CEZA VERİLDİ”
Örgüt üyeliğinin olmazsa olmaz ilkesinin illegalite olduğunu vurgulayan Avukat Erdal Enver Şimşek, “Şuanda legal olarak yapılan anmalar, basın açıklamaları, cenazeye gitmek örgüt üyeliği olarak değerlendiriliyor. Akla mantığa uymayan tanık beyanları esas alınarak Ergin Doğru’ya legal siyaset yaptığı için 10 yıl ceza verildi. Ergin Doğru’nun illegal anlamda hiçbir eylemi yok. Müvekkilimizin beraatına karar verilmesini istiyoruz” diye konuştu.
Mahkeme heyeti, Yargıtay yolunun açık olmasıyla beraber Ergin Doğru’ya örgüt üyeliğinden 10 yıl, örgüt propagandasından ise da 1 yıl 10 ay ceza verdi. Ergin Doğru’nun adli kontrol tedbiri kaldırılırken, yurt dışı yasağı devam etti.
PİRHA – Sanatçı Cihan Çelik’e, Koçgiri Katliamı’na ilişkin yazılan ‘Koçgiri Başladı Harba’ isimli şarkıyı seslendirdiği gerekçesiyle ‘örgüt propagandası yapmak’ suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması, İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Savcılık, Çelik’e ‘örgüt propagandası yapmak’ suçlamasından ceza verilmesini talep ederken Çelik ve avukatı mütalaaya karşı savunma yapmak üzere süre talebinde bulundu. Bunun üzerine mahkeme, duruşmayı 18 Şubat 2025 tarihine erteledi.
Sanatçı Cihan Çelik hakkında 2023 yılında Belçika’da katıldığı bir etkinlikte 1921 yılında gerçekleşen Koçgiri Katliamı’na ilişkin yazılan ‘Koçgiri Başladı Harba’ isimli şarkıyı seslendirdiği gerekçesiyle “örgüt propagandası yapmak’ suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması, İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Avukatıyla duruşmada hazır bulunan Çelik savunmasına 25 senelik halk müziği sanatçısı olduğunu söyleyerek başladı. İddianamede şarkı söylediği sahnede Çelik’in arkasında PKK bayrakları olduğu belirtilmişti. Çelik bu iddiaya ilişkin, “10, 12 sene önce yurtdışında katıldığım bir programla alakalı dava açılmış. Her şeyi organizasyon şirketi ayarladı, ben de sahneye çıktım. Sahnede arkamda yer alan fotoğraflar ve flamalar benimle alakalı değil. Okuduğum eser 100 yıllık bir eserdir. Sivas yöresine ait bir türküdür. Beraatimi talep ediyorum” dedi.
SAVCI ‘ÖRGÜT PROPAGANDASI YAPMA’ GEREKÇESİYLE CEZA TALEP ETTİ
Savcı esas hakkındaki mütalaasında Çelik’in bulunduğu sahnede yer alan fotoğraflar ve şarkı sözlerinde geçen ifadelerde “cebir, şiddet ve tehdit yöntemlerini meşru gösterip övdüğü, teşvik edici nitelikte olup ifade özgürlüğü kapsamında kalmadığı” gerekçesiyle “örgüt propagandası yapmak” suçlamasından ceza verilmesini talep etti.
Çelik ve avukatının mütalaaya karşı savunma yapmak üzere süre talebini kabul eden mahkeme, duruşmayı 18 Şubat 2025 tarihine erteledi.
PİRHA – Gazeteci Zeynep Kuray’ın 2014 yılına ait sanal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek hakkında ‘örgüt propagandası yapmak’ suçlamasıyla hazırlanan iddianame kabul edildi.
Gazeteci Zeynep Kuray hakkında, sanal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iddianame hazırlandı. İddianamede, Kuray’ın 2014 yılından bu yana sanal medya platformları facebook ve X (twitter) hesaplarındaki paylaşımlar ile Kuray’a ait olduğu iddia edilen youtube hesaplarındaki paylaşımlar yer aldı.
Kuray’ın gazetecilik faaliyeti kapsamında Şubat 2014 yılında gittiği Kobane’de YPG ile YPJ’lilerle çektirdiği fotoğraflar iddianameye “delil” olarak konuldu. Ayrıca YPG’nin yaptığı bir basın açıklamasının da delil olarak yer aldığı iddianamede, 2017 yılının Mayıs ayında “Kadıköy’de binler tarafından anıldı, Ulaş Bayraktaroğlu ölümsüzdür” ve aynı tarihte “İbrahim Kaypakkaya anmasına polis saldırdı” başlıklı haber bilgisi paylaşımları “örgüt yöneticilerini övmek” olarak görüldü.
HABER ZİYARETİ SUÇ SAYILDI
Yine iddianamede, “Güney Kurdistan’da HPG’li gerillalarına yönelik kimyasal silah kullanıldığına dair yayınlanan görüntülerin ardından İstanbul Şirinevler’de yapılmak istenen protestoda çok sayıda kişi darp edilerek gözaltına alındı” paylaşımı, Fransa’nın başkenti Paris’te katledilen Kürt siyasetçiler Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in fotoğrafları da suç sayıldı. Kuray’ın, Kobanê’den Türkiye’ye dönüşte bir youtube hesabına verdiği röportajın da yer aldığı iddianamede, Kuray’ın röportajda askeri kötülediği iddia edildi.
İddianamenin değerlendirme bölümünde Kuray’ın paylaşımlarıyla “örgütü haklı göstermeye çalıştığı, ölen örgüt üyelerini kutsama içerisinde olduğu, örgüt yöneticilerini övdüğü, silahlı mücadeleye özendirdiği, örgütün eylem ve faaliyetlerini geniş kitlelere yayma amacı olduğu, örgütü meşru gösterdiği” öne sürülerek, “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla cezalandırılması talep edildi.
Ayrıca Kuray’ın “örgüt propagandası yapmak” suçunun mükerrer olduğu iddia edilerek, mahkemenin bu kapsamda karar vermesi gerektiği belirtildi.
“PAYLAŞIMLAR SUÇ DEĞİL”
Gazeteci Kuray, Kobane’ye gidişinin gazetecilik çalışmaları kapsamında olduğunu belirterek, “Ben orada haber yapmak için bulunuyordum. Dönüşte askerler bize çok kötü davrandı. Röportajda da bunu anlatmaya çalıştım. Fotoğrafları da orada çektim. Bunun dışındakiler çeşitli kaynaklardan haber paylaşımıdır. Ayrıca dosyada bulunan bazı retweet (alıntı) yaptıklarım da haberdir. Paylaşımlarımın suç unsuru taşıdığını düşünmüyorum” ifadelerini kullandı.
Savcılık tarafından hazırlanan iddianame, İstanbul 26’ncı Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İlk duruşma 2 Aralık’ta görülecek.
PİRHA-Haklarında ‘örgüt propagandası yapma’ iddiasıyla tutuklanıp cezaevinde tutulan Adıyaman DBP İl Eşbaşkanı Aziz Akdağ ve Kömür Belediyesi Meclis Üyesi Bedriye Polattaş, bugün Adıyaman Adliyesi’nde görülen duruşmada tekrar tutuklanarak cezavine gönderildi. Mahkeme heyeti duruşmayı 12 Haziran’a erteledi.
Haklarında örgüt propagandası yaptıkları iddiasıyla 8 Ocak’ta tutuklanan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) İl Eş Başkanı Aziz Akdağ ve Kömür Belediyesi eski meclis üyesi Bedriye Polattaş, bugün saat 14.00’da görülen duruşmada ifadeleri alındı. Örgüt propagandası ve üyelik iddiasıyla tutuklanan parti üyeleri alınan ifadelerin ardından tekrar tutuklanıp cezaevine gönderildi. Saat 18.30’a kadar süren duruşmanın ardından mahkeme heyeti duruşmayı 12 Haziran’a erteledi.
Davaya katılmak isteyen Birçok DEM Parti üyesi mahkemeye alınmayarak koridor önünde davanın sonucunu bekledi.
Tanık ifadelerinden yola çıkılarak tutuklanan partililerin duruşması, savcılığın iddianameyi eksik bulmasından dolayı bir sonraki aya ertelendi.
Tanıklar mahkemede gözaltı sürecinde baskılardan dolayı ifade verdiklerinin söyleyerek ifadelerini sanıklar lehine kullandılar.
PİRHA-Ankara’da bu sabah yapılan ev baskınlarında, Ankara Nevroz etkinliğinde “örgüt propagandası” yapıldığı gerekçe gösterilerek 15 kişi gözaltına alındı. Ankara merkezli yürütülen soruşturmada, 8 ilde 21 gözaltı gerçekleşti 9 kişinin de arandığı belirtildi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü bir soruşturma kapsamında yapılan ev baskınlarında en az 15 kişi gözaltına alındı.
Soruşturmaya, 2022 yılında düzenlenen Ankara Nevroz’unda “örgüt propagandası” yapıldığı gerekçe gösterilirken, gözaltına alınanların Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü belirtildi.
Aynı zamanda çeşitli tarihlerde Ankara sınırları içerisinde yapılan etkinliklere katıldıkları ve “örgüt propagandası” yaptıkları gerekçe gösterilen 30 kişi için Ankara merkezli 8 ilde gözaltı kararı alınırken 21 kişi gözaltına alındı.
PİRHA-Sakine Cansız’ın kardeşi Metin Cansız ‘Örgüt propagandası’ suçlamasıyla Elazığ Havalimanı’nda gözaltına alındı.
9 Ocak 2013 tarihinde Fransa’nın başkenti Paris’te Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez ile birlikte suikastla katledilen Sakine Cansız’ın kardeşi Metin Cansız gözaltına alındı.
Almanya’dan Elazığ’a gelen Metin Cansız, Elazığ Havalimanı’nda gözaltına alındı. Örgüt propagandası iddiasıyla suçlanan Metin Cansız, Elazığ Adliyesi’ne götürüldü. Cansız’ın Tunceli Adliyesi’ne getirileceği öğrenildi.
PİRHA – Şair Ahmet Telli’nin 2017 yılında katıldığı basın açıklaması ve kendi kitabından okuduğu şiir gerekçesiyle “terör örgütü propagandası” suçlamasıyla yargılandığı davada 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildi. Ceza ertelendi.
Şair Ahmet Telli’nin 2017 yılında katıldığı basın açıklaması ve kendi kitabından okuduğu şiir gerekçesiyle “terör örgütü propagandası” suçundan yargılandığı davada 10 ay hapis cezası verildi.
MLSA’dan Sibel Yükler’in haberine göre şair Ahmet Telli’nin, 2017 yılında katıldığı basın açıklamasında yaptığı konuşma ve “Dövüşen Anlatsın” kitabından okuduğu şiir gerekçesiyle yargılandığı davanın üçüncü duruşması bugün Ankara 26. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Duruşmayı, Bilim Sanat Edebiyat Derneği ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi ile yurtdışından ve Türkiye’den 50’den fazla hak savunucusu takip etti.
Esas hakkındaki mütalaasını açıklayan savcı, söz konusu konuşma ve şiirin “terör örgütü propagandası” olduğunu iddia ederek Telli’nin 8 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını talep etmişti.
“MAKSADIM ŞİİR OKUMAKTI”
Mütalaaya karşı savunma yapan Telli, basın açıklamasına aydın sorumluluğuyla katıldığını söyleyerek, “Maksadım şiir okumaktı. Artık 26. basıma ulaşan Dövüşen Anlatsın kitabımdaki şiir ‘terör örgütü propagandası’ yaptığım iddia ediliyor. Bir aydın olarak toplumsal meselelerde daha önce de bulundum, bu benim görevim” dedi. Suçlamayı reddeden Telli, beraatini talep etti.
Avukat Umut Vedat Acar ise 2017 yılındaki açıklamaya katılan 75 kişi hakkında ayrı ayrı açılan davaların hiçbirinde ceza verilmediğini hatırlatarak, “Mahkeme heyetleri fezlekenin iddianameye, iddianamelerin mütalaaya dönüştüğünü ve ortada suça ilişkin herhangi bir delil olmadığını görüyor. Hiçbir mahkeme bu açıklamayı ‘terör örgütü propagandası’ suçundan cezalandırmadı” diyerek, beraat kararı verilmesini talep etti.
Kararını açıklayan mahkeme, Telli’nin üzerine atılı suçu işlediğini belirterek “terör örgütü propagandası” suçlamasıyla 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmetti. Mahkeme, cezanın ertelenmesine karar verdi.
NE OLMUŞTU: ‘HALKLARIN KARDEŞLİĞİ’ DEMEK ‘ŞİDDETİ ÖVMEK’
Duruşma savcısı, Telli’nin açıklamada yaptığı, “Dostlar, dostlar biz aylarca, yıllarca bu sokakları, bu caddeleri ‘Yaşasın halkların kardeşliği’ diye inlettik. Halkların kardeşliğinin nasıl gerçekleşeceğini bize Ulaş Bayraktaroğlu gösterdi. Demek ki dövüşe dövüşe kazanılacak bu kardeşlik” konuşması ile “Dövüşen Anlatsın” kitabından okuduğu şiirle “terör örgütü propagandası” yaptığını iddia etmişti.
Davaya, Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) Merkez Yürütme Kurulu üyesi Ulaş Bayraktaroğlu’nun Suriye’de öldürülmesinin ardından 11 Mayıs 2017 tarihinde Ankara’daki Yüksel Caddesi’nde yapılan basın açıklaması gerekçe gösterilmişti.
PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin (PSAKD) önceki dönem Genel Başkanı Gani Kaplan, ‘örgüt propagandası yapmak’ iddiasıyla yargılandığı davadan beraat etti.
PSAKD’nin önceki Genel Başkanı Gani Kaplan hakkında 18 Mayıs 2017 yılında İbrahim Kaypakkaya anmasında yaptığı konuşma ve sonrasında Ulaş Bardakçı ile KHK’li Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ile ilgili paylaşımından dolayı dava açılmıştı.
‘Örgüt propagandası yapmak’ iddiasıyla açılan dava nedeniyle Kaplan hakkında ‘yurt dışına çıkmasının yasaklanması” şeklinde adli kontrol tedbiri alınmıştı.
Ankara 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Alevi kurum yöneticileri ile Türkiye İşçi Partisi (TİP) Ankara 2. Bölge milletvekili adayı Özgür Aybaş katıldı. Kaplan’ın avukatının yaptığı savunma sonrasında mahkeme heyeti Kaplan hakkında beraat kararı verdi.
PİRHA-TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın tahliye kararının ardından adliye önünde açıklama yapıldı. TTB Merkez Konseyi İkinci Başkanı Ali İhsan Ökten tarafından yapılan açıklamada, “Bizlerin aklında ve vicdanında bu ceza yok hükmündedir. TTB’nin de ülkemizin de karanlığa teslim olmamasını sağlayacaktır. Hekimler susmaz, TTB susturulamaz!” denildi.
TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın ‘örgüt propagandası’ yaptığı iddiasıyla tutuklu yargılandığı davada mahkeme, Fincancı’yı 2 yıl 8 ay 15 gün hapis cezasına çarptırdı ve tahliyesine karar verdi. Kararın ardından İstanbul Adalet Sarayı önünde basın açıklaması yapıldı.
“BİZLERİN VİCDANINDA BU CEZA YOK HÜKMÜNDEDİR”
TTB Merkez Konseyi adına açıklamayı okuyan ikinci başkan Ali İhsan Ökten, şunları kaydetti:
“Dr. Şebnem Korur Fincancı serbest bırakıldı. Hiç yaşanmaması gereken bir süreç 2 buçuk aydan uzun bir sürenin ardından sonlandı. Demokratik hukuk devleti ve mesleki bağımsızlığa saygı ilkeleri hiçe sayılarak 26 Ekim 2022’de tutuklanan Merkez Konseyi Başkanımız Dr. Şebnem Korur Fincancı bugün serbest bırakıldı.
Dr. Nusret Fişek, Dr. Ata Soyer’lerden bu yana Türk Tabipleri Birliği geleneği toplumun sağlık hakkının ve hekimlik değerlerinin en önemli savunucusu olagelmiştir. Elbette iktidarlar böylesi bir faaliyeti cezasız bırakmamıştır. Görevdeki TTB Merkez Konseyi başkan ve üyeleri her daim soruşturmalar ve cezalandırmalarla karşı karşıya kalmışlardır. Dr. Şebnem Korur Fincancı’ya verilen hukuksuz cezayı da bu hekimlik yargılamalarının bir devamı olarak görüyoruz. Bizlerin aklında ve vicdanında bu ceza yok hükmündedir.
“HEKİMLER SUSMAZ, TTB SUSTURULAMAZ”
Bununla birlikte tutukluluğu bir cezalandırma yöntemi haline getiren mevcut iktidar çevreleri, tutukluluk süresi boyunca hedeflerinin aslında TTB’ye müdahale etmek olduğunu itiraf eder nitelikte demeçler vermiş, Şebnem Hoca hakkındaki soruşturma süreci, bu hedef için bir kaldıraca dönüştürülmeye çalışılmıştır. Dün de TTB Merkez Konseyi’nin görevden alınması için açılmış olan temelsiz bir davanın duruşması için Ankara Dışkapı Adliye’sinin önündeydik. Niyetinizi görüyoruz ve çok net ifade ediyoruz, başaramayacaksınız.
TTB’ye yönelik, var olanı daha da vesayetçi hale getirmeyi hedefleyen anti-demokratik müdahale çabalarını reddediyoruz. Hekim örgütümüz, aramıza dönen merkez konseyi başkanımız Dr. Şebnem Korur Fincancı ile birlikte, meslek örgütümüzün tarihinden ve geleneklerinden aldığı güçle, ülkemizin önünde bulunan dönüm noktasında rolünü oynayacak; TTB’nin de ülkemizin de karanlığa teslim olmamasını sağlayacaktır. Hekimler susmaz, TTB susturulamaz!”
Açıklamanın ardından Fincancı’nın tahliyesi için Bakırköy Kadın Cezaevi’ne geçildi.
PİRHA- Tutuklu yargılanan TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı’nın davasının 2. Duruşması görülmeye başlandı. Duruşma öncesi basın açıklaması yapan meslektaşları, “Bizler, bu soruşturma dosyasının içinin boş olduğunu biliyoruz, nasıl doldurulmaya çalışılacağını da tahmin edebiliyoruz ve tekrarlıyoruz; biz hekimler üzerinden yeni bir korku iklimi yaratmanıza müsaade etmeyeceğiz” dedi.
Kimyasal silah kullanımı ile ilgili yaptığı açıklamalar nedeniyle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı hakkında açılan davanın 2. duruşması bugün saat 13.30’da İstanbul Çağlayan Adliyesi 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Tutuklu yargılanan Fincancı’nın ‘örgüt propagandası’ yaptığı iddiasıyla hakkında 7 yıl 6 ay hapis cezası isteniyor.
Duruşmanın görüleceği Çağlayan Adliyesi abluka altına alındı. Polis, adliye önünü yüzlerce metre uzunluğunda bariyerler kurarak kapattı. Çok sayıda TOMA ve gözaltı aracı da adliye önünde bekletiliyor.
Duruşma öncesi adliye önünde bir araya gelen meslek örgütleri, siyasi partiler ve demokratik kitle örgütleri basın açıklaması yaptı.
Açıklama sırasında sık sık, “TTB onurumuzdur” ve “Şebnem Korur Fincancı onurumuzdur” sloganları atıldı.
Basın açıklamasını TTB 2. Başkanı Doç. Dr. Ali İhsan Ökten okudu.
“YENİ BİR KORKU İKLİMİ YARATMANIZA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ”
Bir hafta önce Çağlayan Adliyesi’nin önünde, iki aya yakın bir süredir ülkemiz demokrasisi ve hukuku açısından yaşadığımız utanç verici bir dönemin bir nebze olsun sonlanması için toplandıklarını belirterek sözlerine başlayan Ökten, “Ancak o utanç hala devam ediyor. Çünkü Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı hala cezaevinde. Üç gün önce de açıldığını tesadüfen öğrendiğimiz üzere Merkez Konseyi’nin tüm üyelerine yönelik olarak örgüt üyeliğinden soruşturma açılmasıyla bu utanç büyütülerek devam ettiriliyor. Buradan da anlaşılacağı üzere tüm bu hukuksuz süreçlerin hedefi Türk Tabipleri Birliği’nin örgütsel bütünlüğüdür. Bizler, bu soruşturma dosyasının içinin boş olduğunu biliyoruz, nasıl doldurulmaya çalışılacağını da tahmin edebiliyoruz ve tekrarlıyoruz; biz hekimler üzerinden yeni bir korku iklimi yaratmanıza müsaade etmeyeceğiz” diye konuştu.
Hukuki hiçbir dayanağı olmayan bir kararla halen tutuklu bulunan Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın ikinci duruşmasının biraz sonra başlayacak olmasını anımsatan Ökten, sözlerine şöyle devam etti:
“Tamamen siyasi hedeflerle ve açık bir hukuksuzlukla sürdürülen bu sürecin bugün sonlandırılmasını umut ediyoruz. Yaşamını İnsan Hakları ihlalleri ve işkenceye karşı geçiren bir bilim insanının geçen hafta birçok sağlık sorunu olduğu kamu otoritesine defalarca bildirildiği halde, ellerindeki kelepçe bir saniye dahi açılmadan, bir cezaevi nakil aracıyla Ankara’dan İstanbul’a getirilmesi, ülkemiz adına bir utanç vesikası olarak tarihe geçmiştir. Bugün, Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi ve tabip odalarımızın örgütsel bütünlüğü ile buradayız ve Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın derhal serbest bırakılmasını ve hakkındaki suçlamaların düşürülerek beraatını bekliyoruz.”
“MÜCADELEMİZİ HEP BERABER SÜRDÜRECEĞİZ”
Ökten son olarak, “Uluslararası ve Ulusal meslek ve emek örgütleri, İnsan hakları kuruluşları, barolar, sendikalar, partiler, Dünya Tabipleri Birliği ve Avrupa Hekimler Daimi Komitesi başta olmak üzere evrensel hekim örgütleri ve sayısız miktarda dostumuz ve yol arkadaşımız aynı taleple, Şebnem Hoca’nın serbest kalmasını bekliyor. Bizler görevimizin başındayız ve inanıyoruz ki hocamız bugün özgürlüğüne kavuşacak. Bizler hekimlik değerleri, bilimsel düşünce özgürlüğü, mesleki bağımsızlık, meslek örgütü özerkliği ve toplumun sağlık hakkı için mücadelemizi hep beraber sürdüreceğiz” dedi.
Ökten’in açıklamasının ardından meslek örgütleri ve siyasi parti temsilcileri de söz alarak Fincancı’nın serbest bırakılmasını talep etti.
PİRHA- ‘Koruma Alanında Emre Madran Basın Ödülleri’ kapsamında çevre haberleri yapan Jinnews muhabirine ödül verdiği için hakkında örgüt propagandası yaptığı iddiasıyla dava açılan Mimarlar Odası Ankara Şubesi yöneticilerinin yargılandığı duruşma görüldü. İddianamenin kabul edildiği dava, 15 Eylül 2022 tarihine saat 10:30’a ertelendi.
Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından her yıl düzenlenen ‘Koruma Alanında Emre Madran Basın Ödülleri’ kapsamında, 2021 yılında HES’lere yönelik çevre haberleri yapan Jinnews muhabirine ödül verilmesi üzerine Mimarlar Odası Ankara Şubesi Yönetim Kurulu’na, ‘Terör örgütü propagandası’ yaptığı iddiasıyla açılan dava Ankara Adliyesi 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
İddianamenin kabul edildiği dava, 15 Eylül 2022 tarihine saat 10:30’a ertelendi.
Davada, Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, Mimarlar Odası Ankara Şube Sekreteri Nihal Evirgen ve Yönetim Kurulu Üyeleri Muteber Osmanpaşaoğlu, Ünal Kara, Tuğba Arslan, Ece Yoltay ile Özgür Bayramoğlu savcılık mütalaasına karşı savunma yaparak söz konusu mütalaaya katılmadıklarını beyan etti.
“BU DAVA SUSTURMA OPERASYONUNUN PARÇASIDIR”
Duruşma sonrası açıklama yapan Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, şunları söyledi:
“Ülkedeki hukuksuzluğun örneklerinden olan bu dava, susturma operasyonunun bir parçasıdır. Çevre haberi yapan gazeteciye ödül verdik diye Mimarlar Odası Ankara Şube yönetimine dava açılması kabul edilebilir değildir. Biz bu ödülü 2013 yılından beri vermekteyiz ve Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin haberlerini yapan gazetecilere vermekteyiz. Mimarlar Odası Ankara Şubesi istihbarat örgütü değildir. Çevre haberine verilen bir ödülün terör örgütü konusu haline getirilmesine ülkem adına üzgünüm. Haberlerimizin kamuoyunda görünürlüğü açıktır. Tüm medya organları kamu yararı ve kent mücadelemize yayınlarında yer vermektedir.
Sadece bir yıl içinde 675 kez televizyonlarda, bin 500 kez yazılı basında, milyonlarca kez sosyal medyada haberimize yer verilmiştir. Terör propagandası yapmıyoruz, çevremizi doğamızı kültürel varlıklarımızı koruyoruz. Cumhuriyet’in bize emanet ettiği mekânsal değerleri korumaya devam edeceğiz. Kültürel varlıkların yok edilmesine ve HES’lere karşı mücadele ederken, mücadelemizi haberleştiren basın mensuplarına ödül vermeye de devam edeceğiz. Mimarlar Odası Ankara Şubesi Yönetim Kurulunun hiçbir terör örgütü ile ilişkisi yoktur ve mücadelemiz de bu ülkenin taşını, toprağını satanlara karşıdır.”
PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Kurucu Başkanı Turgut Öker hakkında, bir ihbarcının üç yıl önce verdiği ifade ve sosyal medyada yaptığı paylaşımlar gerekçe gösterilerek ‘örgüt propagandası yapmak’ iddiasıyla dava açıldı. Öker söz konusu davaya ilişkin, “Gözdağı verme ve sindirme politikalarının bir parçası” dedi.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Kurucu Başkanı Turgut Öker hakkında ‘örgüt propagandası yapmak’ iddiasıyla yeni bir dava açıldı. Dava dosyasında, Öker’in sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımlar gerekçe gösterildi.
Mehmet Sağır isimli bir şahsın üç yıl önce savcılığa gönderdiği ihbar mektubu üzerine soruşturmanın başlatıldığı bilgisine de yer verilen dosyada, Öker’in yurt içi ve yurt dışındaki Alevi kurumları içerisinde Türkiye devleti aleyhine faaliyet yürüttüğü iddia edildi.
Öker’i ihbar eden Mehmet Sağır’ın Almanya’da ‘MİT ajanı’ olarak bilindiği, daha önce de bir gazetede Öker hakkında asılsız, karalayıcı yazılar yazması nedeniyle Alman devleti tarafından 5 bin euro para cezasına çarptırıldığı öğrenildi.
Öker hakkında açılan davanın ilk duruşması, 5 Ekim 2022’de saat 09:20’de İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.
“MEHMET SAĞIR’IN MİT AJANI OLDUĞU BİLİNİYOR”
Hakkında açılan davaya ilişkin PİRHA’ya konuşan Öker şunları aktardı:
“Mehmet Sağır isimli kişi ile 20 yıldır süren bir geçmişimiz var. Bu adam 2000’li yıllarda Almanya’da oradaki bir gazeteye (Hürriyet Gazetesi) benimle ilgili yazılar yazdı. Daha sonra ben 3 sene önce Türkiye’ye geldiğimde beni bu adamın ihbarı üzerine gözaltına aldılar. İçi boş olduğu için savcılık takipsizlik kararı vermişti. Ancak pazartesi günü tekrar bununla ilgili yeni bir dava açıldığını öğrendim. Bu adam Alevi. 1980 öncesinde Almanya’ya gitmiş ve orada Türkçe öğretmenliği yapıyor. MİT orada din adamlarını, öğretmenleri, ateşeleri, sendikal alandaki kişileri istihbarat elemanı olarak kullanıyor. Bu birçok kez gündeme geldi. Bu adamla ilgili bir sene önce Alman televizyonu bir haber yaptı. Haber, ‘Erdoğan’ın Almanya’daki ajanları’ başlığı altında verildi. Almanya’da bilinen bir adam.”
20 yıl önce kendisiyle ilgili karalayıcı, asılsız yazılar yazdığı için Mehmet Sağır’a dava açtığını da kaydeden Öker, “Bu adam (Mehmet Sağır) orada 5 bin euro cezaya çarptırıldı. Daha sonra bu parayı ödeyemedi ve evine haciz gitti. Bir gün beni bir kadın aradı ağlayarak ve dedi ki, ‘Bu rezil adam yüzünden biz her şeyimizi kaybettik eve haciz geldi. Televizyon, çamaşır makinesi, buzdolabını götürecekler’ dedi. Ardından ben de haciz memuruna davayı geri çektiğimi söyledim ve affettim. Üstünden yıllar geçti. Üç yıl önce ben Türkiye’ye giriş yaparken beni bu adamın 2019 yılında yaptığı ihbar nedeniyle tekrar gözaltına aldılar. Bir ihbar mektubu yazmış ve onu Cumhurbaşkanına göndermiş, bir de savcılığa yollamış. Savcılık bana bu adamın söylemlerini okumaya başladığında dedim ki, ‘Bu ifadeyi Mehmet Sağır vermiş.’ Savcı da bana, ‘Nereden biliyorsun?’ dedi. Ben de bu adamla çok muhatap olduğumu, Almanya’da kendisine dava açtığı mı vesaire anlattım. Savcılık daha sonrasında takipsizlik verdi. Ancak aradan üç yıl geçti, aynı ifade nedeniyle hakkımda yeni bir dava açıldığını öğrendim” şeklinde konuştu.
“BU DAVALAR GÖZDAĞI VERME VE SİNDİRME POLİTİKALARININ BİR PARÇASI”
Öker, yapılanların gözdağı olduğunu belirterek şöyle devam etti:
“22 yıllık bir olay. Almanya’da ihbarcılıktan, ajanlıktan dolayı cezaya çarptırılmış bir adam. Bu adamın söylemlerini dikkate alıp da dava açmaları gülünç. Alman televizyonlarının dediği gibi Erdoğan’ın ajanları iş başında diyebiliriz. Cumhurbaşkanına hakaret davası da açılmıştı hakkımda. Ondan bir şey tutturamayınca böyle bir yola başvurduklarını düşünüyorum. Sosyal medya paylaşımlarımı gerekçe göstererek ‘örgüt propagandası yaptığımı’ iddia etmişler ancak iddianamede yer alan sosyal medya hesaplarının sadece iki tanesi bana ait. O paylaşımların yapıldığı dönemde benim o sayfalarla alakam yoktu. Bu gözdağı ve sindirme politikasının bir parçası. Bu kadar hukuk dışı, bu kadar akıl tutulmasının yaşandığı bir dava daha yok sanırım. Nereden tutsanız elinizde kalır. Ayrıca Almanya’da bu adama karşı yeniden bir dava açtım. 1 yıldır devam ediyor.”
PİRHA- İki gün önce evine yapılan baskınla gözaltına alınan sanatçı Şenol Akdağ, “örgüt propagandası yaptığı” gerekçesiyle tutuklandı.
Sanatçı Şenol Akdağ’ın da aralarında bulunduğu Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) üyesi üç kişi iki gün önce gözaltına alınmıştı.
Sanatçı Şenol Akdağ, bugün savcılık ifadesinin ardından çıkarıldığı 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yurtdışında çıktığı bir konser ile ilgili “örgüt flaması ve pankartı altında konser verdiği” ve “örgüt propagandası yaptığı” iddialarıyla tutuklandı. (HABER MERKEZİ)
PİRHA-Sanatçı Pınar Aydınlar’a “örgüt propagandası yapmaktan” bir kez daha soruşturma açıldı.
Sanatçı Pınar Aydınlar’a bu yıl katıldığı Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nde sahnede tutuklu eski HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’a selam gönderdiği ve İbrahim Kaypakkaya’yı andığı için “örgüt propagandası” yapmaktan soruşturma açıldı.
Durumu sosyal medya hesabından duyuran Aydınlar, avukatı ile birlikte ifade verdiğini yazdı.
DEMİRTAŞ’A SELAM GÖNDERMEK SUÇ SAYILDI
Kedisine açılan soruşturmayla ilgili ajansımıza bilgi veren Aydınlar, ifade sırasında kendisine Neden Selahattin Demirtaş’a selam gönderdiği, neden İbrahim Kaypakkaya’yı andığı ve neden zafer işareti yaptığı gibi soruların sorulduğunu ifade etti.
Aydınlar, “Ben de Selahattin Demirtaş’a milletvekili adayı olduğum partinin eski eş genel başkanı olduğu için selam gönderdiğimi, İbrahim Kaypakkaya’nın da devrimci tarihi bir kişilik olduğu için andığımı ve zafer işaretini de yediden yetmişe herkesin barışın temsili olarak yaptığını söyledim” dedi.
Devrimci, Kızılbaş bir kadın olarak mücadele yürüttüğü için sürekli bu baskılara maruz kaldığını belirten Aydınlar, bu baskıların ne ilk ne de son olacağını ifade etti. (HABER MERKEZİ)
Antikapitalist Müslümanlardan yazar İhsan Eliaçık, hakkında açılan bir soruşturmada ifade vermediği gerekçesiyle gözaltına alındı.
İlahiyatçı yazar İhsan Eliaçık, hakkında açılan soruşturma için İstanbul Adliyesi’ne ifade vermeye gittiği sırada başka bir soruşturmadan dolayı gözaltına alındı.
Tele1’in haberine göre Eliaçık, Batman’da hakkında açılan bir soruşturma kapsamında ifade vermediği gerekçesiyle gözaltına alındı.
İstanbul’daki ifadesini verdikten sonra Batman’daki soruşturma kapsamında da ifadesinin alınması için nöbetçi savcılığa götürülen Eliaçık, Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi’nde (SEGBİS) yaşanan bir arızadan dolayı ifade veremedi.
Eliaçık, ifadesinin alınması için adliyede bekletiliyor.
İhsan Eliaçık’a ‘örgüt propagandası yapmak’ suçlamasıyla yargılandığı davadan 17 Nisan 2018 tarihinde 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.
Mahkeme verdiği cezada indirim yapmamış, ayrıca Eliaçık hakkında yurt dışına çıkma, haftanın iki günü karakola imza ve İstanbul’u terk etmeme şeklinde adli kontrol cezası da vermişti.
PİRHA – Sanatçı Ferhat Tunç ‘örgüt propagandası’ iddiasıyla duruşmaya çıkacak. Savunmasında “İnsan sevgim, siyasi iktidarın despotik politikalarına kurban edilmeyecek kadar büyük” diyen Tunç’a destek için çok sayıda kişi Çağlayan’a gidecek.
Sanatçı Ferhat Tunç hakkında ‘örgüt propagandası yapma’ iddiasıyla açılan davanın ikinci duruşması görülecek. Çağlayan Adliyesi 36. Ağır Ceza Mahkemesi’nde sabah saat 09.15’teki duruşmada, savcının davayla ilgili mütalaasını vermesi bekleniyor.
Almanya’da yaşayan kız kardeşinin 8 Mart’ta ani bir kalp krizi sonucu hayatını kaybetmesiyle zor günler geçiren Tunç, 6 yıla kadar hapis istemiyle açılan dava kapsamında ikinci kez hakim karşısına çıkacak. Geçen duruşmada sanatçının savunması alınmış ve savcının mütalaası için duruşma 27 Mart Salı gününe ertelenmişti.
İKİ DAVA DAHA
Tunç hakkında açılmış iki ayrı dava daha var. ‘Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek’ iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması 18 Nisan’da Büyükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesinde görülecek. ‘Cumhurbaşkanı’na hakaret’ davası ise 11 Temmuz’da Büyükçekmece 14. Asliye Ceza Mahkemesinde başlayacak. Bu üç dava kapsamında sanatçı hakkında talep edilen hapis cezası toplamda 15 yılı buluyor.
“SESSİZ KALMAM BEKLENMESİN”
Sanatçı Ferhat Tunç, 14 Aralık 2017 tarihinde gerçekleşen ilk duruşmada yaptığı savunmasında, “Türkiye’de, bölgemizde ve dünyada yaşanan antidemokratik olaylara sessiz kalmamı kimse benden beklemesin. Ben, 72 millete bir nazarda bakan bir kültürün evladıyım. Ne insanlar arasında bir ayrılığı savunmam, ne de insanları şiddete sevk eden bir davranış pratiği sergilemem mümkün. Benim içimdeki insan sevgisi, siyasi iktidarın bu despotik politikalarına kurban edilmeyecek kadar büyüktür” demişti.
FREMUSSE KAMPANYA BAŞLATTI
Merkezi Danimarka’da bulunan Dünya Özgür Müzik Forumu (Freemuse), Ferhat Tunç hakkında açılan davaların düşürülmesi için uluslararası bir çalışma başlatmıştı. Bu kapsamda başlatılan imza kampanyası hâlâ devam ediyor.
YARIN ÇAĞLAYAN’DA OLACAKLAR
Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM) üyeleri başta olmak üzere birçok kurum temsilcisi, aydın ve sanatçının, Ferhat Tunç’a destek için yarın Çağlayan Adliyesi’nde olacağı belirtildi.