Etiket: örgütlenme

  • PSAKD Başkanı Erçe: 2 Temmuz anması için örgütlenme çalışması yapıyoruz-VİDEO

    PSAKD Başkanı Erçe: 2 Temmuz anması için örgütlenme çalışması yapıyoruz-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, örgütün kuruluş felsefesini yeniden canlandıran bir yol izleyeceklerini söyledi. Yaklaşan seçim süreciyle birlikte krizlerin yükseleceğini kaydeden Erçe, “Bütün bunların içerisinde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği çok güçlü bir şekilde kendiliğinden toparlamalı ve demokrasi mücadelesi içerisindeki etkin görevine tekrar dönmelidir. Bunun için yoğun bir çaba göstereceğiz” dedi.

    Geçen haftalar Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı olan Cuma Erçe yeni döneme ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu. Öncelikli olarak 2 Temmuz anmalarını örgütleme aşamasında olduklarını kaydeden Erçe, PSAKD’nin demokrasi mücadelesi içerisindeki etkin görevine dönmesi gerektiğini belirterek, “Bunun için yoğun çaba göstereceğiz” dedi.

    “ÖRGÜTÜN KURULUŞ FELSEFESİNİ YENİDEN CANLANDIRACAĞIZ”

    PSAKD için “34 yıllık bir dernek. Madımak’ın küllerinden doğmuş bir derneğiz” ifadelerini kullanan Erçe, bu süre zarfında Alevi ve emek hareketine büyük katkılar sunduklarını kaydetti. Alevi hareketinin lokomotifi olmuş bir derneğin genel başkanı olmak ayrıca onur verici bir durum” diyen Erçe, önümüzdeki döneme dair şunları söyledi:

    “Bu 34 yıllık birikimi es geçmeden, bu birikimden faydalanarak önümüzdeki dönemin de ciddiyetini ve taşıdığımız sorumluluk ile direkt yol alacağız. Şunu hemen ifade edeyim ki örgütü tabana, şubelere yayan; üyelerin ve şubelerin karar süreçlerinde daha etkili olduğu bir dönemi başlatacağız. Yani örgütü yeniden inşa eden, kuruluş felsefesine dönen ve bıraktığımız o kuruluş felsefesini yeniden canlandıran bir yol izleyeceğiz.”

    “PSAKD, DEMOKRASİ MÜCADELESİ İÇERİSİNDEKİ ETKİN GÖREVİNE DÖNMELİDİR”

    Ülke gündemine de değinen Erçe, yaklaşan seçim sürecinde krizlerin artacağını belirterek şöyle devam etti:

    “Ciddi sıkıntıların tam odağındayız. Hem ülke hem dünya anlamında iktidarın yönetememe krizi var. Ekonomik kriz de birleşince toplum çok ciddi bir kıskaç arasında. Dolayısıyla bu kıskaçtan kurtulabilmek adına iktidarın daha saldırgan bir tutum içerisinde olacağı, hele ki 2023 genel seçimleri öncesi sürekli bir kaos yaratacağı ve bu kaostan besleneceği günlerin arifesindeyiz. Aslında bunun tüm göstergeleri de görülüyor. Hem Gezi süreciyle ilgili hukuksuzca alınan mahkeme kararları hem de Canan Kaftancıoğlu’yla ilgili alınan mahkeme kararı, HDP’ye yönelik kapatma davası, sınır ötesi operasyonlar ve Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı’nın SADAT’a yürüyüşte de ortaya çıkan bir kaos beklentisi. Bütün bunların içerisinde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği çok güçlü bir şekilde kendiliğinden toparlamalı ve demokrasi mücadelesi içerisindeki etkin görevine tekrar dönmelidir. Bunun için yoğun bir çaba göstereceğiz.”

    “2 TEMMUZ’U ÖRGÜTLEME AŞAMASINDAYIZ” 

    Erçe, 2 Temmuz’u örgütlenme aşamasında olduklarını kaydederek, “İlk etapta yakın olması açısından 2 Temmuz bizim çok için önemli. 2 Temmuz’un örgütlenmesi aşamasındayız. Bu dönem 2 Temmuz’u Türkiye’nin dört bir tarafında anmalara, yürüyüşlere, mitinglere dönüştüren bir çaba içerisinde olacağız. Ama tabii ki Sivas’ı Madımak’ı ayrı bir yere koyuyoruz. Madımak’a çok daha güçlü gidecek, güçlü katılacak bir hareketliliği yaratacak, çalışmalar yürüteceğiz” dedi.

    “DİYANET, ASİMİLASYONUN GÖBEĞİNDE DURUYOR”

    Tunceli Müftülüğü’nün, Munzur Üniversitesi’nde ‘Hz. Ali Diyanet Gençlik Merkezi’ açmasına da tepki gösteren Erçe, konuya ilişkin şunları söyledi:

    “Elbette ki bu beklenmedik bir durum değil. Devletin Osmanlı’dan hatta Selçuklular’dan bu yana yüzyıllardır hem Aleviliği hem de Alevileri asimile ederek, ama bir taraftan da katlederek, yok ederek, yok sayarak bir yol izliyor. Diyanet de bunun merkezinde oldu. Diyanet bu ülkede asimilasyonun tam göbeğinde duran bir noktada. O nedenle Diyanetin feshedilmesi, ortadan kaldırılmasına yönelik talebimiz daha da bir anlam kazanıyor.

    “DERSİM’E YÖNELİK ÖZEL BİR ÇABA İÇERİSİNDELER”

    Dersim’e yönelik özel bir çaba içerisinde olduklarını biliyoruz zaten. Ancak üzücü olan tarafı şu: Bu çabayı kendi içimizde yarattıkları yani kendi Alevileri, kendi Alevi dedeleri, kendi cemevleri üzerinde yaratmaları ayrıca bir sıkıntı. Hani hep söyleriz: ‘Dersim’e sefer olur, zafer olmaz’. Dersim halkı bu çabaları her zaman elinin tersiyle itmiştir. Dersim halkının bu girişimi de boşa çıkaracağının bilincindeyiz. Daha fazla örgütlenerek, örgütümüze sahip çıkarak bu manevraları engelleyeceğimizi düşünüyorum.”

    “DİYANET, HÜKÜMETİN DE ÜSTÜNDE BİR KURUMA DÖNÜŞTÜ”

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yaşamın her alanına müdahale ettiğini vurgulayan Erçe, sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “Diyanet İşleri Başkanlığı bir şeyhülislam gibi çalışıyor. Aslında hükümetin de üstünde bir kuruma dönüşmüş durumda. Yani artık hükümetin dahi talimat aldığı bir yer. Bunun üstesinden gelebilmenin tek yolu ise sadece Alevilerin değil bu meseleden rahatsız olan, seküler yaşamı savunduğunu, laik olduğunu iddia eden tüm dostlarımızın ortak mücadelesiyle ancak bu aşılabilecek bir durum.

    “LAİKLİK VE SEKÜLER YAŞAM NOKTASINDA TÜM GÜÇLER BİRLEŞMELİ”

    Yani gerçek anlamda özgürlükçü bir laiklik ve seküler yaşam noktasında tüm güçlerin birleşmesi gerekiyor. Dersim’e özel bir harekat yapılıyor. Sadece Dersim’e yapılmıyor ama Dersim daha çok görünür oluyor. Çünkü oranın özel bir yeri var Aleviler açısından. Önümüzdeki dönemde emek, demokrasi güçlerinin de bu meselenin, Alevilerin meselesi olduğu algısını terk etmesi gerekiyor. Nasıl ki ana dilinde eğitim meselesi tek başına Kürtlerin meselesi değilse, zorunlu din dersleri de, Diyanet de sadece Alevilerin meselesi değil. Önümüzdeki dönemde dostlarımızla görüşerek sık sık bir araya gelip, buna dair yürütülen kampanyaların sadece Alevi kurumlarının yürüttüğü kampanyalarla sınırlı kalmayacağı bir yolun açılması gerektiğini düşünüyoruz.”

    Barış KOP – Berfin YILDIZ / İZMİR

  • HBVAKV eski yöneticisi Karahalil: Aleviler taleplerini her yerde çığlığa dönüştürmeli

    HBVAKV eski yöneticisi Karahalil: Aleviler taleplerini her yerde çığlığa dönüştürmeli

    PİRHA- Yazar Seyit Karahalil, Alevi örgütlenmesinin toplumu bir arada tutmasının yegane yolunun; örgütleri canlı, dinamik ve ideolojik olarak ayakta tutmadan geçtiğine işaret etti. “Bizler bu taleplerimizi her yerde her platformda çığlığa dönüştürmez isek daha çok bekleriz” diyen Karahalil, “Örgütler sosyal yapılardır. Doğar, gelişir, yetersizleşir, yenilenmezse yok olurlar. Bunun için sürekli örgütsel analizler yapılması zorunludur” ifadelerini kullandı. 

    Yazar ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) geçmiş dönem genel sekreteri Seyit Karahalil, Alevi örgütlenmesine dair kaleme aldığı yazısında kurumların söylemleri, duruşu ve pratikteki samimiyetleri ile serüvenden uzak duran tüm demokrasi güçleri ile omuz omuza durması gerekliliğine vurguda bulundu.

    ‘Örgütlenme mi? Öğütme mi?’ başlığıyla kaleme aldığı yazısında Karahalil, devletin tek ırk, tek inanç ve tek kültür özlemiyle yanıp tutuşmakta olduğuna değinerek, Alevilerin tüm bu gelişmelere karşı taleplerini her yerde çığlığa dönüştürmemesi durumunda hak elde etmede çokça beklemesi gerekeceğini dile getirdi.

    Çözümün sivil, nitelikli demokratik sivil örgütlenme modeli olduğuna değinen Karahalil’in kaleme aldığı yazı şöyle:

    ” BİR ARADA TUTMANIN YOLU, ÖRGÜTÜ DİNAMİK VE İDEOLOJİK OLARAK AYAKTA TUTMAKTAN GEÇER”

    ‘Örgütlenme mi? Öğütme mi?’

    Modern Dünya’ya, örgütler dünyası da demek mümkün. İnsanı öğüten sisteme karşı insanlarımızı bir arada tutmanın yegâne yolu; örgütleri canlı dinamik ve ideolojik olarak ayakta tutmaktan geçer.

    Hepimizin bildiği üzere örgütler sosyal yapılardır. Doğar, gelişir, yetersizleşir, yenilenmezse yok olurlar. Bunun için sürekli örgütsel analizler yapılması zorunludur. Bu analizlerin ve değişimi etkileyen birçok neden vardır.

    Bu nedenleri yasal, yönetsel, teknolojik ve doğal olarak sınıflayabiliriz. Burada ele alınması gereken doğal nedenlerdir. Çünkü çalışırken hiç göremediğimiz veya hiç fark edilmeyen nedendir.

    Uzun süre örgütten ayrı kalmak, sadece genel kurullarda dostlarla buluşmak, yapılan hataları, noksanlıkları ancak bu salonlarda öğrenmek örgütümüzü büyütmez.

    Ayrıca burada ortaya çıkan noksanlıklar tüm geçirdiğimiz yılı heba eder. Bu hatalar ki genelde (görev çatışmaları, görev başlıkları gibi karşımızda durur.)

    Esas olan, kişiler, örgüt amaçlarını gerçekleştirme yönünde kendilerine düşen toplumsal görevleri yaparken; yapıları amaçlarına araç olarak kullanmak yerine, bir tür araç olmaktır. Zira ana örgütün amacı bireylerin oluşturduğu birimlerin amaçlarının toplamıdır. Bu ilkeyi taşıyacak bir yöneticinin bazı becerilere sahip olması ve onları sürekli geliştirmesi de zorunludur.

    “SÖYLEM, DURUŞ VE PRATİĞİMİZE SADIK KALMALIYIZ”

    Bu becerilerin başında; teknik beceri, iletişim becerisi, analitik becerisi, (sorunların çözümünde mantıksal ve bilimsel yaklaşım) karar verme becerisi, kavramsal beceri (yani birleştirme bütünleştirme)

    Ve çok daha önemlisi ise insan ilişkileri becerisidir. İşte sorunun ve sorunları ana damarı insan ilişkileri olup insanları anlayabilme, onlarla birlikte çalışabilme ve iyi geçinebilme becerisidir. Diğer esas olan ise yöneticiliği meslek haline getirmemektir.

    Bir diğeri ise, bir sorun ortaya çıktığında sorunun bir parçası mı oluyoruz, yoksa çözümün bir parçası mı olmaya çalışıyoruz? Bunun ayırdına varmak önem arz eder. Evet, bizler köylerimizden kalkıp kentin varoşlarına hapis olduk. Bizlerden profesyonel bir yönetici olmamız beklenemez diye de düşünebiliriz. Ama esas olan bir örgütte yapılması gereken şey, var olanı tutmak ve üstüne yenilerini eklemektir.

    Bir kere şunun ayırdına varmak gerekir diye düşünüyorum. Bizim örgütümüz demokratik sivil kitle örgütü ve aynı zamanda demokratik Alevi örgütlenmelerinin vazgeçilmez bir parçası mıdır? Değil midir? Bu ülkede yaşanan sorunlar hepimizin canını birden yakıyor mu? yakmıyor mu?

    Eğer bu nitelikleri taşıyorsak o zaman söylemlerimizi duruşumuzu ve pratiğe yansıtışımızı bu çerçeveye sadık kalarak yapmalıyız. Bunu yaparken samimi, serüvenden uzak duran tüm demokrasi güçleri ile omuz omuza durmaya evrensel ve çağın değerlerini göz ardı etmemeye de özen göstermeliyiz.

    “ÇÖZÜM, DEMOKRATİK SİVİL ÖRGÜTLENME MODELİDİR”

    Gün gittikçe koyulaşmaya ve karanlık üzerimize tüm haşmeti ile inmeye devam ediyor. Emekçiler yerin altında sularda boğulurken bizler yerin üstünde karanlıkta boğulacağız. Bunun farkında mıyız? Bu bozuk düzende insan canı sermayenin üç kuruşluk karına feda edilmekte, doğanın yok edilmesine direnenler katledilmekte, insanlar şeriat adına yakılmakta, asılmakta veya kör kuyularda kim vurduya gitmekteler.

    Halktan gittikçe uzaklaşan ve toplumun uçta bir kesiminin güdümünde kalan devlet, tek ırk, tek inanç ve tek kültür özlemiyle yanıp tutuşmaktadır. Bu asimile ve faşist uygulamalarını aldığı mirasın devamı olarak bütün siyasal ve ekonomik gücü ile biz ötekileştirdiklerinin üzerinde sürdürmektedir.

    Oysa bizlerin istediği çok şey yok. Demokratik laik ve evrensel hukuk ilkelerinin kurumlaştırılması ve Diyanet denilen kapının kapatılması, zorunlu din derslerinin, Alevi birimlerine zorla cami yapılmasının, imam hatiplere ve kuran kurslarına verilen desteğin çekilmesi ile eğitimin çağdaş ve bilimsel olarak yapılandırılması ve kirli savaşın son bulmasıdır.

    Bizler onların çaldıkları, parselledikleri haram yemeklerinde pay istemiyoruz. Ama bir şey istiyoruz o masumane taleplerimiz yerine gelsin. Çünkü bu yarın onların torunlarına da lazım olacak. Bizler bu taleplerimizi her yerde her platformda çığlığa dönüştürmez isek daha çok bekleriz.

    Çözüm sivil nitelikli demokratik sivil örgütlenme modelidir. Yöresel olarak örgütlü yapılarında hemen şimdi o hantal ve durağan yapılarından acilen kurtulup bu niteliğe bürünmesi gerekir.

    Bununla birlikte nitelikli tutarlı güçlü siyasi partiler ise güçlerini bu yapılardan almaya yönelik iktidar talebinde olmalıdır. Söze noktayı koyarken Sivas’ta Çorum’da, Maraş’ta, Gezi eylemlerinde, parti büyükler yesin diye yerin dibine inerek yaşama veda edenlere ve özgürlük mücadelesi vermiş tüm Hakk’a yürüyenlere selam olsun ve anıları bizlerin yolunu aydınlatmaya devam etsin. Boz atlı Hızır tüm cümle yoldaşların yardımcısı olsun.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Avrupa Alevi örgütlenmesinin ilk temsilcilerinden Mahmut Gülçiçek Hakk’a yürüdü

    Avrupa Alevi örgütlenmesinin ilk temsilcilerinden Mahmut Gülçiçek Hakk’a yürüdü

    PİRHA- Avrupa Alevi hareketinin birinci kuşak temsilcilerinden Mahmut Gülçiçek Hakk’a yürüdü.

    Avrupa’daki Alevi örgütlenmesinin ilk tohumlarını atanlardan biri olan Mahmut Gülçiçek, Aydın Kuşadası’nda Hakk’a yürüdü.

    91 yaşında Hakk’a yürüyen Mahmut Gülçiçek, 24 Haziran Perşembe günü (bugün) Sivas İmranlı’ya bağlı Karacaören Köyü’nde toprağa sırlanacak.

    Mahmut Gülçiçek bir dönem Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Genel Başkanlığı görevini yürütmüştü.

    (HABER MERKEZİ)

  • DAD Mamak Şube’de ‘Kuşatılmış Alevilik’ konuşuldu-VİDEO

    DAD Mamak Şube’de ‘Kuşatılmış Alevilik’ konuşuldu-VİDEO

    PİRHA-Demokratik Alevi Derneği’nin düzenlediği “Kuşatılmış Alevilik” panelinde cemevlerinin asmilasyonun kıskacında olduğu, bu tekçi zihniyet karşısında direnişçi yapıya uygun bir örgütlenme modeli oluşturmak gerektiği vurgulandı.

    Demokratik Alevi Derneği (DAD) Mamak Şubesi Ana Fatma Cemevi tarafından, “Kuşatılmış Alevilik” konulu panel düzenlendi. Moderatörlüğünü Serpil Köksal’ın yaptığı panele konuşmacı olarak Sinemilli Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem, Şıx Çoban Ocağı pirlerinden Zeynel Kete, DAD Eş Genel Başkanı Selda Güneş katıldı.

    Panele DAD Ankara Şubesi Eş Başkanı Murat Işık, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Mamak Şube üyeleri,  HDP Mamak ilçe temsilcileri, HDK Mamak Yürütmesi ve Tuzluçayır halkı katıldı.

    Süleyman Deprem’in gülbangıyla birlikte çerağ uyandırılarak başlayan panelde açılış konuşmasını DAD Mamak Şubesi Ana Fatma Cemevi Eş Başkanı Hasan Altun yaptı.

    HÜSEYNİ DURUŞ VE DİRENİŞÇİ YAPIYA UYGUN BİR ÖRGÜTLENME MODELİ

    Alevi inancına ve değerlerine çok yoğun saldırıların olduğu bir dönemden geçildiğini vurgulayan Altun, “İnancımız üzerinde süre gelen inkar, red ve asimilasyon gibi tüm tahribatlara, yıkımlara karşı bireysel ve kurumsal olarak kendimizi dara çekmezsek, var olan sorunların çözümüne kalıcı, ileriye taşıyan bir çözüm üretemeyiz. Ancak doğru bir tarz, doğru bir üslup ve doğru bir temelde yaratacağımız örgütlülüklerle dost ve musahip kurumlarla koordinasyon içerisinde kolektif bir çalışmayla ifade ettiğimiz sorunları aşabiliriz. Öncelikle bütün kurumsal ilişkilerimizde birbirimize destek ve güç veren bir anlayışı oturtmalıyız. Bu zulümatın tekçi, katliamcı (fiziki ve kültürel), asimilasyon politikalarının önüne geçmenin yolu; bu öğretinin özüne, Hüseyni duruş ve direnişçi yapısına uygun bir örgütlenme modelini önümüze koymaktır” şeklinde konuştu.

    “HER İKTİDAR KENDİ ÖTEKİSİNİ YARATTI”

    Altun’dan sonra söz alan DAD Eş Genel Başkanı Selda Güneş, bu ülkede kadın olmanın başlı başına sorun olduğunu, Kürt Alevi kadın olmanın ise sorunun katmerleşerek devam etmesini beraberinde getirdiğini kaydetti. Her iktidarın kendisini var etmek için bir öteki yarattığını belirten Güneş, halklar arasındaki farklılıkların olmasının yaradılış esası olduğunu söyleyerek şöyle devam etti:

    “Hepimiz doğduğumuz haneyi seçemeyiz, doğduğumuz hanenin dilini seçemeyiz, doğduğumuz hanenin inancını seçemeyiz. Bunların her bir tanesi bizim doğuştan getirdiğimiz haklardır. Bunlar tartışma konusu değildir aslında. Tıpkı ceylanın hakikati gibi, tıpkı tırtılın hakikati gibi, tıpkı bir çamın hakikati gibidir bu. İnsanın hakikati de insanın doğduğu coğrafyayla, doğduğu toprakla, bir hak yasası olma halidir. Ama ne yazık ki iktidarlar kimlik adı altında kendilerini var etmek adı altında da işte bu farklılıkları öteden beri kaşıyor, bir öteki kavramı üzerinden halkları birbirine kırdırıyor. Öngördükleri, kendilerinin belirledikleri anlayış çerçevesinde de yaratmak istedikleri toplum modeline uygun insan yetiştirmek istiyorlar.”

    “HANELERİMİZ PİR GÖRMEZ OLDU”

    Türkiye’de yaşayan Kürt Aleviler olarak bu coğrafyanın en ötekisi olduklarını kaydeden Güneş, “Defalarca katliamlardan geçirildik, defalarca toprağımızdan edildik, yaşadığımız coğrafyalardan sürüldük. Her şeye rağmen bugün Ankara’da Mamak’ta bir apartmanın giriş katında gene cem olmayı becerebiliyoruz” dedi. Kentleşme ve göçlerle birlikte yaşanılan asimilasyon sonucu Aleviliğin olmazsa olmazı olan talip-pir-rehber ilişkisinin ortadan kalktığına vurgu yapan Güneş, “Hanelerimiz rehber görmez oldu, hanelerimiz pir görmez oldu. Yolumuzu nasıl yaşayacağımıza dair rehbersiz kaldık” diye ifade etti.

    “KENTLER BİR HAFIZASIZLAŞTIRMA TOPLUMU”

    Kente geldikten sonra yolun yegane yürütücüsü olan kadının kent hayatı içerisinde kendisini var etme, hane kültürünü geçmişten getirdiği tarihsel birikimi aktarma konusunda bir hafıza kırılması yaşadığını belirten Güneş, kentleri bir hafızasızlaştırma toplumu olarak tanımladığını ekledi.

    “İKRARLAŞMA VE RIZALIĞA BAĞLI BİR İLİŞKİ”

    Şıx Çoban Ocağı pirlerinden Zeynel Kete de Alevi inancında her klan, kabile ve aşiretinin bir ocağa bağlı olduğun belirtti. İlişkilerde ikrarlaşma ve rızalığın olduğuna dikkat çeken Kete, şöyle devam etti:

    “İlk kavim dönemlerde insanoğlu sapiens olup ayakları üzerine kalkıp alet kullandı, doğayı tanımaya başladı, kendi kendine kemalete erdi, doğayı tanıdı, kendini tanımaya başladığından itibaren bireyle, evrenle ve doğayla ilişki geliştirdi. Bu ilişki tahakküme bağlı, zora bağlı, baskı altına almaya bağlı, bir ilişki tarzı değil, ikrarlaşmak ve rızalığa bağlı bir ilişki. Toprakla da rızalık ve ikrarlık vardı, bitki ile de ilişkiye geçerken tarzı buydu.”

    “HİYERARŞİ VE İKTİDAR YOK” 

    Bu örgütlenme tarzının ana kadın etrafında oluştuğunu söyleyen Kete, “Gelişen süreç içerisinde her aşiret mutlaka bir ocağa bağlıdır. Bazı aşiretler Alevi aşiretleridir ve bir ocağa bağlılar. Bir ocağa niyaz etmişler. O ocağın bir piri var, bir mürşidi var, bir rehberi var. Rehber Kızılbaş Alevi inancında babadan oğula devam ediyor. Ama bu değildir ki ne olursa olsun pirin oğlu da posta oturacak, böyle bir şey yok. Yol buna bir çare bulmuş ve yol demiş ki ‘Yol taliple başlar. Talip hak kapısıdır. Aynı zamanda talip odur ki pirini ateşin içinden alır.’ O ocak içerisinde herhangi bir aile erkan yürütüyorsa, pir postuna oturmuşsa yanlış yaptığında o ocaktan başka birine niyaz edilir. Bu yönüyle pirler dokunulmaz değildir. Yanlış yaptığında çok rahatlıkla talibi pirini dara kaldırabilir. Niye? Pirin de piri var, o da mürşittir. Pir de ona taliptir. Sonuç itibariyle bu üçü yola taliptir. Biz buna el ele el hakka diyoruz. Kimse kimseden üstün değildir. Bu ilişki tarzında bir hiyerarşi ve iktidar yoktur” şeklinde konuştu.

    Ocakların devlet ve iktidar dışı oluşumlar olduğunu kaydeden Kete, gelinen aşamada Alevi ocaklarının bitirilmeye çalışıldığını belirtti. Ayrıca Kete, Diyanet İşleri Başkanı’nın Dersim Cemevi’ne gitmesini de eleştirdi.

    “DÖRT DUVARA SIKIŞTIRILMIŞ BİR İBADET MEKANI YOK”

    Sinemilli Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem ise 20-30 yıla yakındır ülkede yaşanan kaos ortamıyla birlikte talan, sürgün, imha ve inkar politikalarının dayatılması sonucu mülteci konumuna düşen Alevilerin ülkenin varoşlarına sığınarak yaşamlarını sürdürmeye başladıklarını ancak inançlarını yaşama noktasında sıkıntılar çektiklerini kaydetti. Alevilerin şehirlerde inançlarını sürdürebilmek için devletten ve yerel yönetimlerden cem yapabilecekleri alanlar istediklerini ifade eden Deprem, “Gerçek anlamda kadim Alevilikte statü olarak cemevi diye bir ev yoktur. Cami gibi, kilise gibi, havra gibi kutsanmış dört duvara sıkıştırılmış bir ibadet mekanı Alevilerde yoktur” dedi.

    “CEMEVLERİ ASİMİLASYONUN KISKACINDA”

    Alevilerin ibadet mekanının bütün yeryüzü olduğunu söyleyen Deprem, şöyle devam etti:

    “Günün 24 saati ve dünyanın her yeri bir Alevi’nin hakla hak olabilmesi, hakkın huzurunda ikrar verebilmesi, hakkın huzurunda özünü dara çekebilmesi için her yer ve her saat müsait. Bu anlamda statü olarak bir cemevine ihtiyacı yoktur. Ancak toplumsal olarak bir araya gelmek için bir alana ihtiyacı vardır. Buradan kaynaklı olarak devletin kendisine vermiş olduğu dünya insan haklarının da imza altına aldığı ilkeler doğrultusunda hakkı olan bir toplanma alanı talep etmiştir. Ancak bu talep resmi olarak verilmemiş son dönemde Alevlerin kendileri kendi paralarıyla  köylerinde ve kendi mahallelerinde yaptıkları cemevlerini cemevi olarak isimlendirmelerine müsaade edilmemiş, kültür evi adı altında bunlara izin de verilmemiş, ses çıkartılmamış. Ancak devlet boş durmamış cemevi dediğimiz yerlere el altından pir ya da dede kılığında imam göndermiştir. Şu anda bütün cemevleri bu anlamda bir asimilasyonun kıskacındadır.”

    Panelin ardından Yoldaşça Türküler grubunun katıldığı bir müzik dinletisi gerçekleştirildi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • Oxford Üniversitesi’nde yarın Alevi çalıştayı düzenlenecek

    Oxford Üniversitesi’nde yarın Alevi çalıştayı düzenlenecek

    PİRHA – İngiltere’de Oxford üniversitesinde 22 Eylül Cumartesi günü “Ulus-Ötesi Bir Siyasal Örgütlenme Olarak Alevi Hareketinin, Geçmişi, Bugünü ve Geleceği” başlıklı çalıştay düzenlenecek.

    İngiltere Oxford üniversitesinde 22 Eylül Cumartesi günü “Ulus-Ötesi Bir Siyasal Örgütlenme Olarak Alevi Hareketinin, Geçmişi, Bugünü ve Geleceği” başlıklı çalıştay düzenlenecek.

    Dr. Ceren Lord tarafından Oxford Üniversitesi Küresel ve Alan Çalışmaları Okulu’nda düzenlecek çalıştayı Oxford Üniversitesi organize ediyor. Çalıştay Sasakawa Barış Vakfı (Sasakawa Peace Fund) tarafından destekleniyor. Çalıştaya birçok Alevi aktivisti katılacak.

    Çalıştayın amacı ise, İngiltere içinde ve dışında akademisyenleri bir araya getiren bir ağ oluşturmak ve pratisyenlerin fikir alışverişini ve deneyimlerin paylaşımını sağlamak, bununla beraber gelecekteki potansiyel bir işbirliğine zemin hazırlamak olarak açıklanıyor.

    Çalıştay programına; Alkan Karaçam (İngiltere Alevi Federasyonu), Celia Jenkins (Westminster Üniversitesi), Ceren Lord (Oxford Üniversitesi), Fuat Ateş (Almanya’da Alevi Dernekleri Federasyonu/ Gazeteci ), Hüseyin Mat (Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu), İsrafil Erbil (İngiltere Alevi Federasyonu), Julia E. Clarke (Galler Prensliği İlkokulu), Kumru Berfin Emre Çetin (London School of Economics), Nicolas Elias (Ecole Française d’Athènes), Şükrü Yıldız (Gazeteci), Turan Eser (Delil Eğitim Akademisi), Ümit Çetin (Westminster Üniversitesi) katılacaklar.

    Çalıştay şu şekilde özetleniyor:

    2011 Arap ayaklanmalarından bu yana yükselen etnik-dinsel çatışmalar, dini çoğulculuk ve ulus-devlet çerçevesini zorluyor. Yoğunlaşan kutuplaşma, artan mezhepçi politikalar ve savaşın katalize ettiği demografik değişimler nedeniyle, Ortadoğu bölgesi, baskın (ve sayısal) “çoğunluklardan” ayrılan ve (din veya başka görece farklılıklardan dolayı) “azınlık” olarak algılanan topluluklar için daha zor bir alan haline gelmiştir. Bu tür topluluklar, gittikçe artan zulüm, ayrımcılık ve şiddet içeren, milli-devlet inşa sürecine benzer yeni bir azınlıklaştırma süreci yaşıyorlar ve vatandaşlıkların daha eşitsiz olduğu duygusu pekişiyor.

    Bu çerçevede, bir gün sürecek olan bu çalıştay, ulus-ötesi bir siyasal örgütlenme olarak Alevi hareketinin, bugününü ve geleceğini, hem mevcut zorlukları, hem de ulusal ve uluslararası örgütlenmesi ve siyasetini, ve daha geniş anlamda devam etmekte olan bölgedeki dönüşümün etkilerini anlamaya çalışacak.

     

  • Eski AKD Başkanı Özdil’den Alevi Program Taslak Çalıştayı değerlendirmesi-VİDEO

    Eski AKD Başkanı Özdil’den Alevi Program Taslak Çalıştayı değerlendirmesi-VİDEO

    PİRHA – Alevi Bektaşi Federasyonu öncülüğünde Balıkesir’de üç gün yapılan çalıştayı değerlendiren Alevi Kültür Dernekleri’nin eski başkanlarından Tekin Özdil, çalıştayda herkesin sunduğu fikirlerin, daha sonra geliştirilerek topluma ciddi katkılar sunacağını söyledi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu öncülüğünde Balıkesir Edremit’de 9-19-11 Mart’ta yapılan Alevi taslak çalıştayı üç gün sürdü. Avrupa ve Türkiye’den gelen kurum temsilcileri, pirler ve sanatçılar ile 12 farklı odada farklı konular tartışılarak son günde çalıştay değerlendirildi.

    Alevi Taslak Çalıştayı’nı Alevi Kültür Dernekleri’nin eski başkanlarından Tekin Özdil PİRHA’ya değerlendirdi. Özdil, Türkiye’de Alevilerin yüzyıllardan beri devletle sorunlarının olduğunu söyledi.

    “ALEVİLER ASİMİLE DİLMEK İSTENDİ”

    Alevilerin muhalif bir dünya görüşüne sahip olmaları ve inançsal olarak da biraz muhalif olmalarının yönetenler açısından sorun olduğunun altını çizen Özdil, Alevilerin çok sorun yaşadığını ve günümüz AKP iktidar döneminde de katmerli bir şekilde baskı ve asimilasyonun devam ettiğini belirterek şunları söyledi:

    “AKP hükümeti döneminde de katmerli bir şekilde asimilasyon, baskı çeşitli konularda köşeye sıkıştırmak, kendi siyasetlerinin bir payandası haline getirmek, Alevilerin içerisinde bir yarma hareketi yapmak, kendi dedelerini oluşturmak devlete ve şu an ki mevcut hükümetin de politikasına uygun dedeler oluşturmak, cemevleri açmak, dernekler açmak olsun bütün bunları denediler.
    AKP ve Fethullah Gülen ile ortak 15- 16 dernek açmışlardı ve daha sonrada federasyonlaştılar. Fethullah Gülen’in açtığı derneklerin çoğunu hükumet kapattı ama kendisine bağlı dernekleri çoğalttı.

    Amerika’da Alevilerin içinde olmadığı şeriatçı düşüncenin içerisinde olduğu Aleviler adına vakıflar açtılar. Bütün bunlar tarihten bugüne Alevilik inancı mensuplarının asimile edilmesi, hem inançsal açıdan yavaş yavaş yok edilmeleri hem de aslında fiziki olarak da yok edilmeleriyle ilgili bir süreci yaşıyoruz.”

    1980 yılından bu yana Alevilerin örgütlenmede iyi bir yol aldıklarını söyleyen Tekin Özdil, fakat devletin yaptığı baskılardan ya da Alevi örgütlerinin kendi dinamizminden kaynaklı sıkıntılar yaşadığını ifade etti.

    “ALEVİ TASLAK ÇALIŞTAYI GELECEĞE YÖNELİK BİR ÇALIŞMA”

    Alevi örgütlerinin, inanç önderleri ile beraber yol almak için uğraştıklarını ve yapılan çalıştayın da aslında geleceğe yönelik bir çalışma olacağının altını çizen Özdil, çalıştay hakkında şunları belirtti:

    “Aslında bu çalıştayda yaşanan sıkıntıların atlatılmasıyla ilgili konjonktürel olarak günümüzün şartlarında yeni stratejiler, taktikler gerekebilir mi, varsa nelerdir? Bunların cevabını aramakla ilgili yapılan bir taslak çalıştayıydı. Bunun için çalıştayda da herkesin sunduğu daha sonra geliştirilecek olan önerilerin, düşüncelerin, topluma ciddi bir katkı sunacağını, Alevi örgütlenmesinin yeniden bazı şeyleri değerlendirmesine olanak sağlayacağını umut ediyorum.

    Neden sadece umut kelimesini kullanıyorum çünkü benzeri bazı çalışmaların geçmişte de yapıldığını biliyorum. Ama takip edilmediği zaman çok güzel fikirler üretilse bile bunlar hayata geçirilmekle ilgili ısrarcı olunmadığından sadece notlar olarak elimizde kalıyor. Daha önce yapılmış bazı çalışmaların elimizde şu anda sadece dokümanları var. Ama her yapılan eksiklik, hata bize yeni bir tecrübe kazandırıyor. Alevi örgütlenmesinde bu tecrübeyi aldığını umut etmek istiyorum. Çünkü daha çok yol almamız gerekiyor. Ekonomik sıkıntılar ve benzeri bir sürü sıkıntı bizi zora soktu ama başarılacaktır, yani bu düşünce bunu gerçekleştirecek ve geleceğe taşıyacaktır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevilerin birliktelik için çalıştayı devam ediyor-VİDEO

    Alevilerin birliktelik için çalıştayı devam ediyor-VİDEO

    PİRHA – Alevi Bektaşi Federasyonu’nun öncülüğünde bugün başlayan çalıştay 12 odada farklı konuların konuşulmasıyla devam etti. Her masada konuya hakim kişiler tarafından yürütülen tartışmalar yarın rapor halinde okunacak. 

    Alevi Bektaşi Federasyonu’nun (ABF) öncülüğünde yapılan Alevi çalıştayı program taslağı toplantısı devam ediyor. 12 odada farklı konuların tartışıldığı ve sonradan bir döküman halinde sunulacak taslak çalıştayı üç gün sürecek.

    Türkiye’nin farklı şehirlerinden ve Avrupa’dan gelen Alevi kurum temsilcilerinin katılımı ile devam eden çalıştayda 12 odayı ziyaret ettik.

    ALEVİLİK İNANCI

    Alevi İnancı odasında konuşan Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat, çalışmalarına yeni başladıkalarını belirtti. Fırat, Önce tartışmalar olacak. Düşünceler harmanlanacak, geniş kapsamlı özellikle Alevilikte cem, insan, doğa ve iletişim gibi çok konu konuşulacak” dedi.

    DAR DİDAR

    Alevi kurumları arasındaki dar, didar ve hukukun işleyip işletilmemesi konusunun konuşulacağını söyleyen ABF İnanç Kurulu Üyesi Nurettin Aksoy, “Burada konuşulanları taslak halinde sunup ileride bir kitap haline getireceğiz” dedi.

    ALEVİLİK VE LAİKLİK

    Alevilik ve laiklik konusunu değerlendiren ABF GYK Üyesi Onur Kaya, “Alevilikte laikliğin ne kadar gerekli olduğu konusunu konuşuyoruz. Bugün ülkemizde olmadığını düşündüğümüz, şeriatın geldiğini düşündüğümüz dönemde laikliğin bizim inancımız açısından ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaya çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

    ALEVİLERDE KADIN (ANA- BACI)

    Öncelikle Alevi kadınlarının sorunlarının konuşulduğunu söyleyen Ayten Güsever, “Alevi kadınaarın bulunduğu konum, sosyal yaşam içinde, inançta ne istediği ve var olması için nerelerde olması gerektiğini tartışıyoruz” ifadelerini kullandı.

    ALEVİLER VE SİYASET İLİŞKİSİ

    Alevilerin siyasete dahil olması ve siyasettin içinde olmazsa olmazı ve kendilerini temsil etmesi, bulunduğu her alanda olması gerekliliğiyle  Aleviler ve siyaset masasının kurulduğunu söyleyen Nevzat Türkmen, bu temeller doğrultusunda tartışmaların yürüyeceğini söyledi.

    ALEVİLİK VE BASIN

    Alevilik ve basın odasında konuşan ABF GYK Üyesi Aydın Deniz, 30-40 yıllık gelecek için planlama yaptıklarını söyledi.

    Deniz, “12 madde üzerinden bir çalıştay düzenliyoruz. Bunlardan biriside Alevilikte basın konusu. Geleceğe yönelik nasıl adımlar atarak basın yayını Alevi tabanına ulaştırabilirizi tartışıyoruz. Haberin her türlüsünü konuşacağız, nasıl bir Alevi medyası olmalı? şeklinde tartışmalar yürüteceğiz” dedi.

     ALEVİLERDE ÖRGÜTLENME VE BİRLİK

    AABK Onursal Başkanı Turgut Öker, Alevilerin örgütlenmede yaşadığı sorunları konuşacaklarını söyledi.

    ALEVİLER VE MEVCUT HUKUKSAL SORUNLAR

    Üç günlük bir çalıştay olduğunu söyleyen Av. Cafer Koluman, “Çalışma 12 masadan oluşuyor. Alevilerin gerek anayasal bağlamda gerekse de mevcut hukuk sistemine karşı yaşadığı sorunlar ve buna yönelik Alevi örgütlerinin çözüm önerilerinin neler olduğunu konuşacağız” dedi.

    ALEVİLERDE GENÇLİK

    ABF Gençlikten sorumlu Fazıl Aslan, bu çalışmanın temel hedefinin Alevi gençlerin Alevi örgütlerinde yer almasıyla ilgili sorunları, nedenleri, Alevi gençlerin örgütlere bakışının konuşulacağını söyledi.

    ALEVİLERİN SORUNLARI GÜNCEL TALEPLERİ VE  MÜCADELE PROGRAMI

    Çalışmanın önemine vurgu yapan ABF GYK Üyesi Mustafa Can,  Alevilerin sorunlarını ve mücadele programı oluşturduklarını söyledi. Alevi hareketinden herkesimden temsilcinin katıldığını söyleyen Can, insanların birbirlerine temas etmesinin bile çok kıymetli olduğunu kaydetti.