PİRHA- ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi, sabah saatlerinde kaldığı eve baskın yapılarak gözaltına alındı.
Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM), Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF), DİSK/LİMTER-İŞ, Polen Ekoloji ve BEKSAV’a dün yapılan baskında ESP Eş Genel Başkan Murat Çepni’nin de aralarında bulunduğu en az 100 kişi gözaltına alındı.
Bugün sabah saatlerinde ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi, kaldığı eve baskın yapılarak gözaltına alındı. Aynı saatlerde ESP İl binasında da arama başlatıldı.
PİRHA- İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şube Eş Başkanları Nurşat Yeşil ile Özgür Ateş, DEM Parti Dersim İl Eş Başkanları Hümeyra Tusun Yeğin ile Özcan Ateş, ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi ve EMEP MYK Üyesi Orhan Kurul, 2026 yılına dair mesajlarını PİRHA’ya değerlendirdi. Yapılan açıklamalarda barış, demokrasi, özgürlük ve eşit yurttaşlık talepleri öne çıkarken, yeni yıla mücadele vurgusuyla girildi.
İnkar ve asimilasyon politikalarına karşı uzun yıllardır mücadele yürüten Aleviler, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına eşit yurttaşlık, özgürlük, barış ve demokrasi özlemiyle giriyor. Kurum temsilcileri, 2025 yılının da baskı politikalarına karşı mücadelenin sürdüğü bir yıl olduğunu vurgularken, 2026’da bu mücadelenin daha da büyütülmesi gerektiğinin altını çizdi.
Dersim’deki kurum temsilcileri yeni yıla dair mesajlarını PİRHA ile paylaştı.
“DAHA ÖZGÜR YILLARA”
İHD Dersim Şube Eş Başkanı Nurşat Yeşil, 2026 yılına dair beklentilerini şu sözlerle dile getirdi:
“2025 yılında başlayan ‘Barış ve Demokratik Toplum’ sürecini, çıkarılacak yasalarla 2026 yılında daha sağlam temellerle ilerlemesini; kimsenin dilinden, dininden, ırkından, cinsel yöneliminden dolayı ayrıştırılmadığı, tüm insanların onurda ve haklarda eşit olduğu, kadınların ve LGBTİ+’ların daha özgür yaşadığı bir toplumu 2026 yılı için diliyorum, temenni ediyorum.”
İHD Dersim Şube Eş Başkanı Özgür Ateş ise yeni yıl mesajına kültürel ve toplumsal barış vurgusuyla başladı:
“Öncelikle tüm halkımızın Gağan bayramını kutlayarak başlamak istiyorum. Barışın coğrafyamızda egemen kılınması için, savaşsız, sömürüsüz bir dünya için 2026’ya dair beklentilerimizin bu yönde olmasını diliyor ve temenni ediyorum.”
“BARIŞIN YILI OLSUN”
DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Hümeyra Tusun Yeğin, 2025 yılının toplumsal baskılar ve savaşlarla geçtiğine dikkat çekerek, barışın somut adımlarla ilerlemesi gerektiğini vurguladı:
“Öncelikle 2025 yılını da aslında bir önceki yıllardan çok farksız yaşamadık. Yani genel olarak toplumsal baskı, demokrasinin olmayışı, kadına, çocuğa ve doğaya yönelik yapılan saldırılarla geçti. Diğer yandan dünyada da yaşanan savaşlar bizleri olumsuz anlamda etkiledi. O yüzden 2026 yılının ülkemize, Orta Doğu’ya ve tüm dünyaya öncelikle barış getirmesini istiyorum. Bu atılan barış adımlarının somut adımlarla ilerlemesi toplum açıdan çok önemli. Bunların dışında kadına yönelik şiddetin olmadığı, çocukların şiddete uğramadığı, öldürülmediği, doğanın katledilmediği, emekçilerin hakkını aldığı, güzel, mutlu, huzurlu bir yıl diliyorum.”
DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Ateş ise tarihsel acılara işaret ederek barış ve kardeşlik çağrısı yaptı:
“Geçtiğimiz yıllar bu topraklarda katliamlar, zulümler yaşandı. Temennimiz odur ki bundan sonraki yıllarda, bu acı ve katliamların son bulmasıdır. Her halkın kendi diliyle, rengiyle, kimliğiyle, inancıyla özgür yaşamasını istiyoruz. Çocuk çocukluğunu, yaşlı yaşlılığını mutlu ve huzurlu yaşasın. Yeni yıl halkımızın berrak suyunun kirlenmediği, savaşların ve ölümlerin olmadığı, doğanın katledilmediği, börtü böceğin öldürülmediği, barış ve kardeşliğin hakim olduğu bir yaşam diliyorum. Özelde Kürt halkının ve tüm dünya halklarının yeni yılını kutluyorum.”
“EMEKÇİLERİN ÖZGÜR OLDUĞU BİR YIL OLSUN”
ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi, 2025 yılının emekçiler ve ezilen halklar açısından zorlu geçtiğini belirterek, yeni yıl için mücadele ve umut vurgusu yaptı:
“2025 yılı, Türkiye işçi sınıfı, emekçileri ve ezilen halklar açısından büyük zorlukların, büyük sıkıntıların ve büyük mücadelelerin olduğu bir yıl oldu. Bu yıldan aldığımız güçle yeni yılı selamlamak istiyoruz. Özellikle başta Kürt halkının, Kürt ulusunun barış ve demokrasi mücadelesinde atmış olduğu yeni bir adım var. Umarım bu karar Kürt halkına, Kürt ulusuna ve ezilen halklara adil, demokratik bir barışı getirir. Diğer yandan grevlerin, direnişlerin, işçi kıyımlarının, çocuk ölümlerinin, çocuk işçi ölümlerinin ve kadın ölümlerinin çokça arttığı bir yılı geride bıraktık. Yeni yılın en azından bunların olmaması ve ezilen halkların, işçi sınıfının, emekçilerin, gençlerin, çocukların ve kadınların özgür olduğu, mutlu olduğu, gerçekten gelecekleri konusunda herhangi bir kaygı yaşamadıkları bir yıl olmasını temenni ediyorum ve yeni yılda da en azından dünya halklarının savaşsız, sömürüsüz bir yaşamı inşa etmesini temenni ediyoruz.”
“2026 BİZİM YILIMIZ OLACAK”
EMEP MYK Üyesi Orhan Kurul ise mücadele çağrısını büyüterek 2026’ya dair umutlu bir mesaj verdi:
“2025 yılını tamamlayarak bir yüzyılın ilk çeyreğini de tamamlamış olduk. Bu yılda da işçiler, emekçiler, ezilen halklar bakımından mücadeleyle dolu bir yıl oldu. Tabii ki egemen sınıflar bakımından da kendi tahakkümlerini arttırmak, kendi tahakkümlerini kurmanın bir yılı olarak devam etti. 2026’nın işçiler, emekçiler, ezilen halklar bakımından mücadelenin kazanacağı bir yıl olacağını umuyoruz. Mücadelemizi birleştirir, beraber hareket eder, vitesi yükseltirsek 2026 yılı bizim yılımız olacaktır. Herkese mutlu yıllar.”
PİRHA-Ezilenlerin Sosyalist Partisi Dersim İl Örgütü, düzenlediği basın toplantısıyla ESP Eş Genel Başkanı Hatice Deniz Aktaş, Etkin Haber Ajansı muhabiri Ebru Yiğit ile Mert Unay’a verilen cezalara tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, “Hiçbir komplo, hiçbir ajan ve işbirlikçinin ifadeleri partimize geri adım attırmayacak. Bizler parti olarak mücadelemizi kararlı bir şekilde sürdüreceğiz” denildi.
Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Hatice Deniz Aktaş, Etkin Haber Ajansı (ETHA) muhabiri Ebru Yiğit ile Mert Unay ve Nurcan Güllübudak’ın yargılandığı davanın karar duruşması dün İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme heyeti, ESP Eş Genel Başkanı Deniz Aktaş hakkında 17 yıl 1 ay, Ebru Yiğit hakkında 17 yıl 1 ay, Mert Unay hakkında 20 yıl 6 ay hapis cezası ve hükmen tutuklama kararı verdi. Nurcan Güllubudak hakkında ise 14 yıl 7 ay hapis cezası verilerek hükmün açıklanması geriye bırakıldı.
Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Dersim İl Örgütü, verilen cezalara tepki göstermek için il binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantının yapıldığı salona ‘Komplolar, tutuklamalar, mücadelemizi engelleyemez’ pankartı asıldı. Açıklamayı ESP Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Orhan Çelebi, okudu.
“AKP-MHP İKTİDARININ MUHALİFLERE YÖNELİK SALDIRILARI KESİNTİSİZ BİR ŞEKİLDE SÜRÜYOR”
AKP-MHP iktidarının muhalif güçlere yönelik saldırı dalgasının yenisini yaşadıklarını belirten Orhan Çelebi, “Bir taraftan Kürtlerle barış müzakereleri, diğer taraftan da kendisine muhalif olan güçlere yönelik saldırılarını kesintisiz bir şekilde sürdürmekte. Yıllardır bizler Ezilenlerin Sosyalist Partisi olarak, mevcut sisteme karşı mücadelemizi kesintisiz bir şekilde sürdürdük. Sürdürmeye devam ediyoruz. İşçilerin, emekçilerin, ezilen halkların, kadınların, gençlerin sesi olmaya, onların mücadelesini büyütmeye devam ediyoruz. Bu mücadelemizdir ki rejimin, faşist iktidarın partimize yönelik sistematik bir şekilde saldırılarını sürdürmesine neden oluyor. Devletin özellikle polisin son yıllarda komplolar düzenleyerek gizli tanıklar ortaya koyarak ya da ajanlaştırma saldırısıyla birçok devrimciyi, sosyalisti, Kürt siyasetçiyi bu tarz komplolarla tutuklattığını biliyoruz. Yıllarca hukuksuz bir şekilde cezaevlerine koyduğunu biliyoruz” dedi.
“MÜCADELEMİZİ KARARLI BİR ŞEKİLDE SÜRDÜRECEĞİZ”
‘Komplo sonucu yoldaşlarımıza verilen hapis cezalarına rağmen mücadelemize devam edeceğiz’ diyen Çelebi, “Bu saldırı ve bu komplo karşısında da mücadelemize devam edeceğiz. Yoldaşlarımızın bıraktığı bayrağı devralarak onların mücadelesini bulunduğumuz her alanda sürdüreceğiz. Yoldaşlarımızla birlikte yan yana mücadeleye devam edeceğiz. Hiçbir komplo, hiçbir ajan ve işbirlikçinin ifadeleri partimize geri adım attırmayacak. Bizler parti olarak mücadelemizi kararlı bir şekilde sürdüreceğiz.
PİRHA-Peri Tekstil’de işten çıkartılan işçiler, direnişlerinin 17. gününde Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. İşçiler tarafından yapılan açıklamada, “Bizim mücadelemiz bize de, içerideki işçi arkadaşlarımıza da kazandıracak. Peri Tekstil’deki çalışma koşullarını düzelteceğiz. Haklarımızla birlikte, sendika üyesi olarak içeriye gireceğiz” denildi.
Peri Tekstil’de işten çıkartılan işçiler, direnişlerinin 17. gününde Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütleri destek verirken açıklamada ‘Peri Tekstil’de işçi kıyımına ve baskıya son’ pankartı açıldı.
“HEPİMİZİN BİRLEŞİK MÜCADELE ETMESİ GEREKİYOR”
Basın açıklamasından önce söz alan Birleşik Tekstil ve Dokuma Deri İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN) Temsilcisi Kadir Ulaş, ” AKP iktidarı ekonomik olarak işçileri uçurumdan atmıştır. İğneden ipliğe her şeye zam gelmiştir. İşçilerin gücü düşmüştür. Enflasyon karşısında ücretleri erimiş, açlık sınırı 30 bin liraya dayanmış. Yoksulluk sınırı ise 100 bin liraya dayanmıştır. Emekçi bu politikalar karşısında inim inim inliyor. Burada işçilere, emekçilere şu çağrıyı yapıyoruz: bu mesele sadece tekstil işçilerinin meselesi değil. Ülkede herkes AKP işçilerinin uyguladığı politikalar altında eziliyor. Hepimizin birlikte mücadele etmesi gerekiyor” dedi.
Peri Tekstil işçileri olarak mobbinge maruz kaldıklarını, yıllık izinlerinin dahil kullanılmasına izin verilmeden yıllarca çalıştırıldıklarını ve sonunda haklarını sormalarına izin verilmeden işten atıldıklarını belirten işten atılan işçilerden Evrim Altınkaynak, “Patron, senelerdir bizim emeğimizin üzerinden zengin oldu. Devletten aldığı teşviklerle maliyeti sıfıra indirdi. Bizi köle gibi çalıştırdı. Yetmiyormuş gibi bir de bize iftira atıyor. Biz fabrikayı kapattırmak istiyormuşuz, bizim amacımız işe geri dönmek değilmiş. Patron bize ‘sendikayla muhatap olmam, sendikalı işçi çalıştırmam. Bütün haklarınızı bırakın, içeriye öyle gelin’ dedi.. Patron resmen, sizin yasal haklarınızı, anayasal haklarınızı tanımıyorum. Sizi insan yerine koymuyorum dedi. Dersim’deki işsizliği, yoksulluğu fırsat bilen patron işçileri en kötü koşullarda çalıştırıyor. Kuru maaşla, hiçbir sosyal hak olmadan, yasaların bize verdiği haklarımız bile gasp edilerek çalışıyoruz. Ama bizim mücadelemiz bize de, içerideki işçi arkadaşlarımıza da kazandıracak. Peri Tekstil’deki çalışma koşullarını düzelteceğiz. Haklarımızla birlikte, sendika üyesi olarak içeriye gireceğiz” diye konuştu.
“İŞÇİ KARDEŞLERİMİZİN YANINDAYIZ”
Dersim Emek ve Demokrasi Platformu adına söz alan Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) MYK Üyesi Orhan Çelebi, ise konuşmasında şunları ifade etti:
“Biz biliyoruz ki hak direnişle alınabilir ve bu işçi kardeşlerimiz 17 gündür haklarını geri alabilmek, iş yerlerine geri dönebilmek, sendikal haklarının, iş yerinde hayat bulabilmesi için direniş çadırı kurdular. Bizler de Dersim Emek ve Demokrasi Platformu olarak başından beri bu direniş çadırının ve işçi kardeşlerimizin yanındayız. Bundan sonra da yanında olmaya devam edeceğiz.”
BİRLEŞMEKTEN BAŞKA BİR ALTERNATİFİMİZ YOK”
İşçi sınıfının bir saldırı ile karşı karşıya olduğunu söyleyen kayyım tarafından Dersim Belediyesi’nde işten atılan işçilerden Hıdır Yıldız, “Sermayenin olduğu bütün alanlarda işçi sınıfına dönük saldırı, baskı, mobbing ve işkence devam ediyor. bugün Peri Tekstil işçilerinin açmış olduğu mücadele bizlerle birlikte daha fazla güçlenecektir. İşçiler olarak birleşmekten başka bir alternatifimiz yok” şeklinde konuştu.
PİRHA- Hozat Pertek Sekasur Doğa ve Çevre Koruma Platformu öncülüğünde, Sekasur’da yapılmak istenen pomza kum ocağına karşı başlatılan direniş nöbetine destek veren ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi, “Maden şirketlerine karşı toprağımızı, ormanımızı ve inanç alanlarımızı savunacağız” dedi.
Dersim’in Pertek ilçesine bağlı Bargini (Karabakır), Zeve (Dorutay), Orcan (Yukarı Gülbahçe) ve Desiman (Ardıç) köylerinin mera alanlarına Arven Doğu Yapı İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. tarafından pomza kum ocağı yapılmak isteniyor. Halk, mera alanlarında başlatılması planlanan maden çalışmasına karşı Hozat Pertek Sekasur Doğa ve Çevre Koruma Platformu öncülüğünde direnişe geçti. Bölge halkı yaklaşık iki aydır alanda nöbet tutarken, farklı çevrelerden de destekler gelmeye devam ediyor.
Nöbet eylemine destek veren Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Orhan Çelebi, Türkiye genelinde maden yasasının AKP ve MHP oylarıyla Meclis’ten geçirilerek, şirketler için yeni rant kapılarının açıldığını belirtti. Çelebi, bu sürecin doğa ve inanç alanlarının açıkça sermayeye peşkeş çekilmesi anlamına geldiğini vurguladı.
“İKTİDAR KUTSALLARIMIZI RANTA PEŞKEŞ ÇEKİYOR”
İktidarın doğayı ve inanç yerlerini koruma gibi bir derdinin olmadığını belirten Çelebi, “Tek dertleri kutsallarımızın, topraklarımızın, ormanlarımızın talan edilerek rant peşkeş çekilmesidir. Dersim’in toprakları da bu rant kapılarından biri olarak görülüyor. Dersim halkı yıllardır maden şirketlerinin bu topraklara girmesini engelleme mücadelesi içerisinde” diye konuştu.
Dersim’in yüzde 57’sinin maden sahası olarak ilan edildiğine vurgu yapan Çelebi, “Aynı zamanda Dersim Avrupa’nın en büyük altın maden yatağı olduğu söyleniyor. Bu da maden şirketlerine büyük bir cazibe merkezi olarak gösteriliyor. Onun için de biz ne pahasına olursa olsun bu saldırılara karşı büyük bir direnişle mücadele ile karşı duracağız. Halkımızın göstermiş olduğu duyarlılık, maden şirketlerinin Dersim topraklarına girmesini engelleyecektir” ifadelerini kullandı.
DUYARLILIK ÇAĞRISI
Çelebi, son olarak duyarlılık çağrısı yaparak şunları dile getirdi:
“Tüm doğa severlere, tüm insanlığa, tüm hayvanseverlere çağrımız şudur; maden rant için değil, maden toprak altında kalmasıyla kendisini var edecektir. Biz toprak üstünde yaşayanlar olarak bu toprakları koruma ve buradaki canlıların yaşamlarını güzelleştirme görevimiz var. Bunu da direnişimizde başaracağız. Tüm halkımızı duyarlı olmaya çağırıyoruz.”
PİRHA- 23. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin 2. gününde Geyiksuyu’nda madencilik projesine tepki göstermek için yürüyüş yapıldı.
“Dersim Yaşamdır; Doğama, İrademe, Dilime, İnancıma Dokunma” temasıyla 23. Munzur Kültür ve Doğa Festivali devam ediyor.
Festivalin ikinci gününde Dersim merkeze bağlı Deşt (Geyiksuyu) köyünde madencilik projesine tepki göstermek için yürüyüş yapıldı. ‘Doğana sahip çık, madene geçit verme’ pankartının açıldığı yürüyüşte sık sık ‘Dersim’de maden istemiyoruz’ , ‘Doğama, havama, suyuma dokunma’ sloganları atıldı.
Yürüyüşün ardından Geyiksuyu ve Çevre Köyleri Doğayı Koruma Platformu ve çevre dernekleri ile siyasi parti temsilcileri konuşma yaptı.
“YAŞAM ALANLARIMIZI SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Dersim coğrafyasında binlerce hektarlık alanın madencilik projeleri için ruhsatlandırıldığını belirten Geyiksuyu ve Çevre Köyleri Doğayı Koruma Platformu Sözcüsü Hıdır Yıldız, “Maden şirketleri, pusuda beklemektedir ancak bizler de nöbette olacağız. Doğamızın kıyımına izin vermemeye kararlıyız. Yaşam alanlarımızı savunmaya devam edeceğiz” dedi.
“MADEN ŞİRKETLERİNE ENGEL OLMAZSAK DERSİM DİYE BİR YER KALMAYACAK”
Dersim coğrafyasının birçok noktasının tehlike altında olduğuna dikkat çeken Munzur Koruma Kurulu Sözcüsü Hasan Şen, “Eğer biz maden şirketlerine engel olmazsak Dersim diye bir yer olmayacak. Birlikte mücadele edersek mutlaka maden şirketlerini engelleriz. Sekasur, Geyiksuyu ve Cevizlidere tek başına bir şey kazanamaz, parçalı bir şekilde mücadele edersek maden şirketleri başarılı olur” diye belirtti.
“MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Polen Ekoloji Kollektifi’nden Umut Şener, “Bu saldırıları püskürtene kadar doğanın ve yaşamımızın hakkını koruyana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
“MADEN PROJELERİ YAŞAMIMIZA ZARAR VERECEKTİR”
Madencilik projeleri uygulanırsa coğrafyalarının yok olacağını söyleyen CHP Dersim İl Başkanı Kemal Özcan, “Son zamanlarda Dersim’de kanser vakaları arttı. Maden projeleri yaşamımıza zararı verecektir” diye ifade etti.
“MÜCADELEYİ BİRLİKTE ÖRERSEK KAZANIRIZ”
Sermayenin her şeye düşman olduğunu vurgulayan Munzur Çevre Derneği Dersim İl Temsilcisi Yusuf Topçu, “Elbette ki hukuki mücadeleyi sürdüreceğiz ama en önemli şey örgütlenmektir. Bizler Sekasur’da, Geyiksuyu’nda, Cevizlidere’de mücadeleyi birlikte örersek kazanırız” dedi.
Kürdistan coğrafyasının %70’inin maden sahası ilan edildiğini söyleyen ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi, “Türkiye’nin her tarafında maden çalışması var. Dersim’in %57’si de maden sahası ilan edildi. Dersim halkı madenlere karşı mücadelesini başlatmıştır ve madenlere geçit vermeyecektir” diye konuştu.
PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Suruç Katliamı’nın 10. yılında Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, “Suruç Katliamı bu topraklarda yüzleşmenin anahtarıdır. Katliamın 10. yılında yeniden haykırıyoruz Suruç için adalet, herkes için adalet” denildi.
DAİŞ’in Kobanê’ye yönelik saldırısı sonrasında Türkiye ve bölge kentlerinden “Gezi’nin çocukları Kobanê’nın çocuklarıyla buluşmaya gidiyor” şiarıyla Urfa’nın Suruç ilçesinde bulunan Amara Kültür Merkezi’nde Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) öncülüğünde toplanan gençlerine yönelik 20 Temmuz 2015’te yapılan canlı bomba saldırısı sonucu 33 kişi katledilmişti.
Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Suruç Katliamı’nın 10. yılında Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) MYK Üyesi Orhan Çelebi, okudu.
Açıklamaya Suruç Katliamı’nda yaşamını yitiren Çağdaş Aydın’ın babası Fethi Aydın, yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet konak, Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri katıldı.
“SURUÇ KATLİAMI, BU TOPRAKLARDA YÜZLEŞMENİN ANAHTARIDIR”
10 yıldır 33’lerin katliamla yarım bırakılmak istenen düşlerinin peşinde olduklarını belirten Orhan Çelebi, “33 düş yolcusunun düşleri şimdi onların izinden giden gençlerde, kadınlarda, milyonlarda yaşıyor. Amara Kültür Merkezi’nden yükselen kardeşliğin sesi 10 yılda mücadelemizle milyonların sesi oldu. Suruç Katliamı davası ise bu topraklardaki adaletsizliğin, haksızlığın sembolü oldu. 33’lerin izinde mücadele ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki Suruç Katliamı bu topraklarda yüzleşmenin anahtarıdır. Yüzleşme için, adalet için yüzümüzü Suruç’a dönmeliyiz. Katliamın 10. yılında yeniden haykırıyoruz Suruç için adalet, herkes için adalet” dedi.
“KATLİAMCILAR HESAP VERMEDEN NASIL BARIŞACAĞIZ”
Barış köprüsü kurmak için Suruç’a gittiklerini söyleyen Suruç Katliamı’nda yaşamını yitiren Çağdaş Aydın’ın babası Fethi Aydın ise konuşmasında şunları dile getirdi:
“Katliamcılar hesap vermeden nasıl barışacağız. Devletten izin alıp Suruç’a gitmiştik ama barbar çeteler ve onları koruyanlar barış köprüsünü yıkmaya çalıştı ama yıkamadılar. Bugün Suruç’ta, İstanbul’da, İzmir’de, Dersim’de, Adana’da haykırıyoruz. Çocuklarımız umut filizleri gibi içimizde yaşıyorlar. Çünkü onlar barışın, kardeşliğin sesiydi.”
Açıklama ‘Suruç için adalet, herkes için adalet’ sloganlarıyla sona erdi.
PİRHA- Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, 15-16 Haziran Direniş’inin yıldönümü ve kayyım tarafından işten atıldıktan sonra greve başlayan işçilerle dayanışma yürüyüşü gerçekleştirdi. Yapılan açıklamada, “15-16 Haziran, işçi sınıfının kendi gücünü keşfettiği, birleştiğinde önünde hiçbir engelin duramayacağını kanıtladığı bir başkaldırı ve hak arayışı günüdür. Dersim Belediyesinden atılan işçiler olarak kayyumların geri çekilmesini, işten atılan emekçilerin bir an önce işe iade edilmesini talep ediyoruz” denildi.
Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Dersim Belediyesine kayyım atandıktan sonra işten atılan işçiler için “Kayyımlar geri çekilsin işçiler işe iade edilsin” şiarıyla yürüyüş düzenledi.
Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yapılan yürüyüşte sık sık “Kayyım gidecek biz kalacağız”, “Dersim’de kayyım istemiyoruz”, ”Birleşe birleşe kazanacağız”, “ İşçilerin birliği sermayeyi yenecek” sloganları atılırken “15-16 Haziran’ı selamlıyoruz emeğimize sahip çıkıyoruz“ yazılı pankart taşındı.
Açıklama saygı duruşuyla başlarken basın metnini kayyım tarafından işten atılan işçi Ali Mükan, okudu.
İlk olarak sözü alan DİSK Emekli-Sen Dersim Şube Başkanı Yaşar Yamaç, DİSK Genel Başkanları’nın işçilerin yapmış olduğu direnişe karşı sessiz kaldığını bu konuda bir açıklama yapmamalarını talihsizlik olarak niteledi.
“15-16 HAZİRAN’LA İŞÇİLER KENDİ GÜCÜNÜ KEŞFETTİ”
Ali Mükan, bugünün Türkiye işçi sınıfı tarihinin önemli dönüm noktalarından biri olan 15-16 Haziran 1970 Büyük İşçi Direnişi’nin 55’nciyıl dönümü olduğunu ifade ederek şunları söyledi:
“15-16 Haziran’da emekçilerin zincirleri kıran öfkesi sel olup meydanlara aktı. Fabrikalarda şalter indi, sokaklar ‘Yaşasın sınıf mücadelesi’ sloganlarıyla yankılandı. İstanbul’un, Kocaeli’nin, Ankara’nın fabrika bacalarından yükselen dumanlar, isyanın kıvılcımına dönüştü. Yüz binler, ‘Haklarımız için, onurumuz için’ diyerek sokağa döküldü. 15-16 Haziran, işçi sınıfının kendi gücünü keşfettiği, birleştiğinde önünde hiçbir engelin duramayacağını kanıtladığı bir başkaldırı ve hak arayışı günüdür. Son yıllarda ülkedeki anti demokratik uygulamalar, baskı ve zulüm politikalarından işçiler de payına düşeni almıştır.”
“EMEKÇİLERİN BİR AN ÖNCE İŞE İADE EDİLMESİNİ TALEP EDİYORUZ”
Gelinen süreçte yoksulluğun had safhada olduğunu ifade eden Ali Mükan, “Bizler Dersim Belediyesinden atılan işçiler olarak 165 gündür her türlü zorluğa karşı yaşam mücadelesi veriyoruz. TÜİK’in resmi verilerine göre Dersim’de son iki yılda yaklaşık 2.700 kişilik net göç yaşanmıştır. Ancak gerçekte bu rakam daha da fazladır. Dersim’in göç vermesinin temel nedenleri arasında ekonomik yetersizlikler ve işsizlik yer almaktadır. Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de halkın seçilmiş iradesini gasp edip, işçileri işten çıkarmak bu kentte yaşamaya çalışan emekçileri adete sürgüne göndermek demektir. Kayyum sadece, halkın iradesini gasp etmek değil, o bölgenin dilini, kültürünü, kimliğini ve emekçilerin alın terini de yok etmektir. Bizler Dersim Belediyesinden atılan işçiler olarak kayyumların geri çekilmesini, işten atılan emekçilerin bir an önce işe iade edilmesini talep ediyoruz” şeklinde konuştu.
Ardından söz alan CHP Dersim İl Başkanı Kemal Özcan, emek mücadelesinin yanında olduklarını belirtti. Özcan, şunları ekledi:
“Çünkü biliyoruz ki emek olmadan üretim, kalkınma, demokrasi olmaz. Burada bir araya gelişimiz sadece geçmişi anmak için değil. Aynı zamanda geleceğe sahip çıkma kararlılığımızdır. Bugün burada farklı siyasi görüşlerinden gelen dostlarımızla sendika temsilcilerimizle, sivil toplum kuruluşlarımızla ve yurttaşlarımızla kol kola olmamız bu topraklarda emeğin dayanışmanın ve demokrasinin hala ne kadar güçlü bir değer olduğunu göstermektedir. CHP olarak emeğe ve onun örgütlü mücadelesine inancımız tamdır. Biz mücadeleyi ne yalnızca kendi adımıza ne de sadece bugün hesabıyla yürütüyoruz. Biz çocuklarımız için, geleceğimiz için daha adil bir Türkiye için bu mücadeleyi veriyoruz. Bugün burada bulunan emekçi dostlarımıza yürekten teşekkür ediyorum. Bu birliktelik emek tarihimiz için yeni bir umut olacaktır” diye konuştu
“MÜCADELEYİ BÜYÜTMEKTEN BAŞKA ÇAREMİZ YOK”
Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Başkanı Ergin Tekin ise açıklamada mücadele etmekten başka çağrı olmadığını belirterek şunları konuştu:
“Ortak mücadeleyi yürüttüyse aynı şekilde onlardan öğreneceğimiz birleşik mücadeleyi büyütmekten başka çaremizin olmadığını görmemiz lazım. Emek Partisi olarak bugün 15-16 Haziran direnişinin yıl dönümünde Ocak ayında başlattığımız barajsız sendika, yasaksız grev, güvenceli iş kampanyasını işçileri meclise çağırarak işçiler kendi yasasını yapıyor diyerek kampanyasını büyüterek orada bugün sonlandırdık. Bu on binlerce işçinin, emekçinin, kadının, gencin verdiği imzalarla siyasi partilerin, sendikaların, kitle örgütlerinin desteğiyle büyüyen bir kampanyaydı. Bu sadece bir imza metni değil, temel amacı ortak mücadeleyi, birleşik mücadeleyi, yasaksız grevi ve işçilerin özgürce istedikleri sendikaya üye olması için ortak mücadeleyi için yapılmış bir çağrı için. Bundan sonra da bu çağrıyı büyüteceğimizi belirtmek istiyoruz. 2024 yılı 31 Mart seçimlerinden sonra burayı biliyorsunuz Dersim ittifakı kazandı. O günden bugüne 7 ay sonra kayyum geldi. Kayyumların en çok yaptığı şeylerden biri rant ve talanla birlikte ekmeğini buradan emeğiyle karşılamaya çalışan işçileri çıkarmakta olsun. Burada da aynı şeyi işçi arkadaşlarımız yaşadı. Günlerdir direnişlerini, mücadelelerini sürdürüyorlar. Ve onların yanında olduğumuzu bir tek bir daha dile getirmek istiyorum.”
“KAYYIMLAR SADECE BELEDİYELERİ GASP ETMİYOR, HALKIN KİMLİĞİNİ GASP EDİYOR”
Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak, kayyımların sadece belediyeleri gasp etmediğini aynı zamanda halkın kimliği ve kültürünü de gasp ettiğini vurguladı. Konak, “Emekçi arkadaşlarımızı iş alanlarında, verimli olamayacakları alanlarda görevlendirdiler. İşte adama göre iş yarattılar. Ve yaklaşık 58 tane arkadaşımız 42’si emekli olmak üzere resmen emekliyi ayırmak üzere 16 kişiyi de işten çıkarttılar. Ekonomik krizin yaşandığı bu süreçte hangi arkadaşımız 14 bin 22 bin lirayla geçimini yapar sağlar arkadaşlar? Mümkün mü? Değil. Ve sadece işten çıkarılan arkadaşlarımızı psikolojik sorunları yaşanmayacak. Ailelerinde sosyal sorunlar da yaşamaya başlayacak. Çünkü işsizliğin çığ gibi büyüdüğü ildeyiz. Bu anlamda arkadaşlarımızın üzerindeki psikolojik baskıların kaldırılması bizim talebimizdir. Kayyımların irade gaspına dün karşı olduğumuz gibi bugün ve bundan sonra da mücadelemiz devam edecektir. İşten uzaklaştırılan arkadaşlarımızı işe alınmaları bizim en büyük talebimizdir. Ve ayrıca da 55 yıl önce 15-16 Haziran’da mücadelede bedel ödeyen ve bu 55 yıllık süre içerisinde hak, adalet ve hukuk için mücadele ederken zindanlarda duran zindanlarda olan arkadaşlarımıza da buradan Dersim’den selamlarımızı gönderiyoruz. Bedel ödeyen arkadaşlarımız da saygıyla, hürmetle, minnetle anıyoruz” diye kaydetti.
“SOSYALİZM MÜCADELESİNİ BÜYÜTMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Son olarak söz alan ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi de şunları konuştu:
“Emek ve sermaye çelişkisinin olduğu bir ortamda, iktidar eğer sermayeden yana tutum alıyorsa işçi direnişlerin de işçilere saldırıyorsa patronu koruyorsa bu mücadele de devam edecek. Yani 55 yıl da geçse, yüz yıl da geçse bu çelişki ortadan kalkmadığı sürece bizler işçiler, emekçiler olarak mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğiz. Sömürüsüz, baskısız, adaletin eşitliğin, kardeşliğin olduğu, iş gücünün, sermayeye peşkeş çekilmediği bir toplumu bir dünyayı yaratmak için mücadele edeceğiz. Sınıfsız, sömürüsüz bir dünya için sosyalizm mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz. 15-16Haziran’ı yaratanlar bugün Trendyol’da, Metal-İş’te bugün İzmir Belediyesi’nde Dersim Belediyesi’nde ve birçok iş kolunda direnişlerini sürdürüyorlar. Tüm direniş alanlarına buradan binlerce selam gönderiyorum.”
PİRHA-Sırrı Süreyya Önder için Dersim’de kurulan taziyeye ziyaretler bugün de devam etti. Taziyeye Dersim’deki siyasi parti, sivil toplum örgütleri ve inanç kurumlarının temsilcileri ziyaret etti.
İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede 3 Mayıs’ta hayatını kaybeden ve 4 Mayıs’ta son yolculuğuna uğurlanan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyesi ve İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder için Dersim’de kurulan taziyeye ziyaretler bugün de devam etti.
Taziyeye İnsan Hakları Derneği(İHD) Dersim Şubesi, Ezilenlerim Sosyalist Partisi (ESP) Dersim il yönetimi, MYK üyeleri, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), CHP Dersim il ve ilçe yöneticileri ile çok sayıda yurttaş ziyaret etti.
Taziyede Şıx Çoban Ocağı Piri İbrahim Kete’nin okuduğu gülbengin ardından lokmalar pay edildi.
“SANATI VE SİYASİ DURUŞUYLA UZUN BİR MÜCADELE VERDİ”
Sırrı Süreyya Önder’in büyük mücadeleler verdiğini belirten ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi, “Halklar için sanatı ve siyasi duruşuyla uzun bir mücadele verdi. Yaşamı halk için bir yaşamdı, kaybı bizim için büyük bir kayıptı” diye belirtti.
Mayıs ayının acılarla dolu olduğunu söyleyen yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak, “4 Mayıs’ta Dersim’de katledilenleri andık, Sırrı Süreyya Önder 50 yıldır halkların kardeşliği için faşizme karşı mücadele ediyor. Sırrı Süreyya Önder hep mücadeleyle yaşamını tamamladı” diye ifade etti.
“HEP MÜCADELE İÇERİSİNDE YER ALDI”
Sırrı Süreyya Önder’in hep mücadele içerisinde yer aldığını vurgulayan SMF MYK Üyesi Mustafa Aytaç, “Bütn baskılara, gözaltılara, işkencelere, tutuklamalara karşı baş eğmeyen bir duruşu vardı. Biz de onun anısı önünde saygıyla eğiliyoruz” diye konuştu.
Sanat ve siyaseti birleştiren ender kişiliklerden olduğunu ifade eden DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, “Türkmen kültürünün tarihsel direnişini hayatında sentezlemişti. En son siyaset yaptığı politik anlamda haklar ve inançları da kendi yaşamına evirmiş bir canımızdı. Bir sanatçı, muhalif, entelektüel bir kişilikti. Sırrı Süreyya Önder’in anısı önünde saygıyla eğiliyoruz” dedi.
PİRHA- İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması Dersim’de yüzlerce kişinin katılımıyla yürüyüş yapılarak protesto edildi. Yürüyüşte sık sık ‘Hak hukuk adalet’ , ‘Faşizme karşı omuz omuza’ ve ‘Susma sustukça sıra gelecek’ sloganları atıldı.
CHP Dersim İl Başkanlığı’nın çağrısıyla bir araya gelen yüzlerce kişi İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasını yürüyüş yaparak protesto etti. Protestoya Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, yerine kayyım atanan Cevdet Konak ile Dersim’deki siyasi ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri katıldı.
Yürüyüşte sık sık ‘Hak hukuk adalet’ , ‘Faşizme karşı omuz omuza’ ve ‘Susma sustukça sıra gelecek’ sloganları atıldı.
“BOYUN EĞMEYECEĞİZ”
Yürüyüşün ardından açıklama yapan CHP Dersim İl Başkanı Kemal Özcan, “Siyasi iktidarını uzatmaya çalışan Erdoğan iktidarının büyük saldırılarıyla güne başladık. Halkın seçme ve seçilme hakkına açık bir darbe girişiminde bulunulmuştur. Seçimle kazanamayacaklarını anlayış zorbalığa başvurmaktadır. Kararlıyız ve boyun eğmeyeceğiz” diye belirtti.
“İKTİDAR ER YA DA GEÇ HALKA HESAP VERECEK”
‘Tek adam iktidarı kendi önünde engel olabilecek her bir mesele karşısında faşist baskılarını devam ettiriyor’ diyen Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan da, “Bu ceberrut iktidar anlayışının yapacağı tek şey şiddet ve baskı politikalarını sürdürmektedir. AKP iktidarına Dersim’den sesleniyoruz; belediyelere aradığınız kayyımlar, baskılar, gözaltılar, tutuklamaların hepsi nafile er ya da geç bu halka hesap vereceksiniz. Artık birlikte hareket etmekten başka bir çaremiz kalmadı. Bugün artık ülkede genel direnişler hep birlikte örgütlemek zorundayız” dedi.
“İKTİDAR, DARBECİ ANAYASAYA BİLE UYMUYOR”
Darbeci anayasaya bile uymayan bir iktidar ile karşı karşıya olduklarını belirten DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “AKP iktidarının ülkenin demokrasisine vurduğu darbe ile karşı karşıyayız. Bu topraklarda barış çağrısı gerçekleşti bugün yapılan gözaltılar barış çağrısına atanan bir kayyımdır. Demokrasiye ve özgürlük mücadelesine yapılan bir provokasyondur. Bundan sonra da birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz” diye ifade etti.
“ÖRGÜTLÜ MÜCADELE ETMEMİZ GEREKİYOR”
Mücadelelerinin sürdükçe baskı ve gözaltı terörünün devam ettiğini vurgulayan Ezilenlerin Sosyalist Partisi MYK Üyesi Orhan Çelebi, “İktidar ülkeyi yönetmeliği için kendisine muhalif güçlere saldırılarını artırarak devam ettiriyor. Biz örgütlü bir mücadele edersek onlar yenilmeye mahkumdur. Ülkeye barışı ve özgürlükleri getirmenin yolu birlikte mücadeleyi büyümekten geçmektedir” diye konuştu.
PİRHA- Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Van Büyükşehir Belediyesi’ne kayyım atanmasına tepki göstererek Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, “Kayyımı, halkın iradesine yönelik saldırı olarak görüyoruz. İktidar, seçimle alamadığı yerleri kayyım darbesiyle almak istiyor” denildi.
Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Van Büyükşehir Belediyesi’ne kayyım atanmasına tepki göstererek Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada, ‘Van Büyükşehir Belediyesi, Van halkının iradesidir’ , ‘Kayyım gasptır, kabul edilemez’ pankartı açıldı. Açıklamayı Dersim Emek ve Demokrasi Platformu adına ESP PM Üyesi Orhan Çelebi okudu. Açıklamaya DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni, yerine kayyım atanan Dersim Belediyesi Eş Başkanı Birsen Orhan, Dersim’deki siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.
“KAYYIMA KARŞI MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Kayyımı, halkın iradesine yönelik saldırı olarak gördüklerini söyleyen Orhan Çelebi, “İktidar seçimle alamadığı yerleri kayyım darbesiyle almak istiyor. Belediyelerimizin mülkleri milyonlarca borç bırakılarak yandaşlara peşkeş çekiliyor. Kayyım atanan bir kent ve Dersim Emek ve Demokrasi Platformu olarak kayyıma karşı mücadele etmeye devam edeceğiz” diye belirtti.
“KAYYIM, HIRSIZLIKTIR”
AKP’nin belediyelere baktığında rant gördüğünü belirten ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni, ” Biz ise belediyelere baktığımızda halkın demokratik iradesini görüyoruz. Belediyelere yönelik geliştirilen kayyım gaspı hırsızlıktır. Bizler belediyelerde halkımızın siyasi iradesini temsil ediyoruz. AKP’nin kayyım politikası ise darbe siyasetini temsil ediyor. Beton binaları ele geçirebilirsiniz ama halkın iradesini asla teslim alamazsınız” dedi.
“HALK SİZE BOYUN EĞMEZ, DİRENİR”
AKP iktidarının suç işlediğini bildiği için Van Büyükşehir Belediyesi’ne gece yarısı baskın yapıldığını vurgulayan HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, “Önce kayyım kararı alınıyor daha sonra yargı kararı veriyor. Dersim’de Seyit Rıza Meydanı’ndan AKP’ye kayyım meselesini çözme çağrısında bulunuyoruz. Ülkeyi halka rağmen yönetmek istiyorsanız bu halk da size boyun eğmez ve direnir” diye konuştu.
PİRHA-Ezilenlerin Sosyalist Partisi’ne yapılan operasyon Dersim’de protesto edildi. Yapılan açıklamada, “Gözaltılar ezilenlerin sesini boğmayı amaçlamaktadır. Milyonlarca emekçiye, ölümü ve yoksulluğu reva gören bu iktidara karşı örgütlenelim” denildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında dün sabah saatlerinde Ezilenlerin Sosyalist Partisi’ne (ESP) yapılan operasyonda aralarında ESP Eş Genel Başkanı Deniz Aktaş ve SGDF Eş Başkanı Berfin Polat’ın da aralarında olduğu 40 kişi gözaltına alındı. BEKSAV’a yapılan baskında ise müzik enstrümanlarına el konuldu.
Ezilenlerin Sosyalist Partisi’ne yapılan operasyon Dersim’de Sanat Sokağı’nda yapılan açıklamayla protesto edildi. Dersim Emek ve Demokrasi Platformu adına açıklamayı ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi okudu. Açıklamada, “Baskılar, gözaltılar bizi yıldıramaz! ESP yalnız değildir’ pankartı açıldı.
“ÇALIŞMALARIMIZI KRİMİNALİZE EDEN İKTİDARIN SALDIRILARINA YABANCI DEĞİLİZ”
AKP-MHP rejiminin yeni bir gözaltı saldırısı ile güne başladıklarını belirten Orhan Çelebi, “Ölümsüzlerin mezar anmalarını, halklarımıza dayatılan yoksulluk ve sefalete karşı yürütülen çalışmaları, kadına dönük şiddete karşı verilen mücadeleyi, sömürgeci faşizmin kayyum saldırısına karşı sokakta olmayı, meşru zeminde yürütülen tüm parti faaliyetlerini ve SGDF’nin gerçekleştirmiş olduğu kongresini kriminalize eden ve bunları gerekçe göstererek saldıran iktidara yabancı değiliz” dedi.
“MÜCADELE EDELİM VE KAZANALIM”
Gözaltı saldırısıyla sokakta siyaset yapma iradesini kırmanın hedeflendiğini vurgulayan Çelebi, “Halklarımızın fiili meşru hak mücadelesini, söz, eylem ve örgütlenme haklarını daha fazla faşist baskı altına alarak faşist iktidarın dışındaki sesleri, bilhassa ezilenlerin sesini boğmayı amaçlamaktadır. Milyonlarca emekçiye, ölümü ve yoksulluğu reva gören bu iktidara karşı örgütlenelim. Mücadele edelim ve kazanalım, çünkü güçlü olan biziz. Bu saldırıların bir diğer hedefi de faşist rejimin Rojava’ya dönük saldırılarının arttığı, sivillerin katledildiği “süreç” adı altında halklarımızı bekletme koridorunda tutma ve tüm devrimci-demokrat güçleri tasfiye etmektir. İktidarın bu beyhude çabalarına karşı bu gözaltı saldırısı vesilesiyle bir kez daha birlikte mücadeleyi yükseltme çağrısı yapıyoruz” diye konuştu.
PİRHA-2024 yılı, Türkiye’de her alanda hak ihlallerinin yaşandığı, baskının, şiddetin, saldırıların ve kadın cinayetlerinin artarak devam ettiği bir yıl oldu. Dersim’deki inanç, siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri 2025 yılında savaşların olmadığı ve herkesin barış içerisinde yaşadığı bir yıl olması temennisinde bulundular.
2024 yılı, Türkiye’de her alanda hak ihlallerinin yaşandığı, baskının, şiddetin, saldırıların ve kadın cinayetlerinin artarak devam ettiği bir yıl oldu.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Yöneticisi Emir Ali Genç, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Dersim Şube Başkanı Ekber Kaya, Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şube Eş Başkanı Gürbüz Solmaz, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Dersim İl Eş Başkanı Selvi Güngörmüş, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim İl Yöneticisi Hümeyra Tosun Yeğin, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) MYK Üyesi Orhan Çelebi ve Dersim Munzur Radyo çalışanı Ahmet Gülmez 2024 yılının nasıl geçtiğini ve yeni yıldan beklentilerini PİRHA’ya anlattı.
“2025 YILININ ÖNEMLİ MESAFELER KATETTİĞİMİZ BİR MÜCADELE YILI OLMASINI TEMENNİ EDİYORUM”
2025 yılında savaşların olmadığı ve herkesin barış içerisinde bir arada yaşadığı bir yıl olması temennisinde bulunan PSAKD Dersim Şube Başkanı Ekber Kaya, “Emperyalist barbarlığın dünyayı kan gölüne çeviren sermaye düzenimin yıkılmasını temenni ediyorum. 2025 yılının önemli mesafeler katettiğimiz bir mücadele yılı olmasını diliyorum” diye belirtti.
İHD Dersim Şubesi Eş Başkanı Gürbüz Solmaz ise, 2025 yılına dair şunları söyledi:
“Savaşın, sömürünün olmadığı barışın, insan haklarının ve hukukun olduğu yeni bir yıl temennisiyle 2025 yılının bütün halkımıza sağlık, mutluluk ve huzur getirmesini diliyorum.”
“2025 YILI TÜRKİYE HALKLARINA BARIŞ VE UMUT GETİRSİN”
2024 yılında baskılarla dolu bir yıl olduğunu söyleyen DBP Dersim İl Eş Başkanı Selvi Güngörmüş, “Uzun yıllardır baskı politikalarıyla karşı karşıyayız 2025 yılının Türkiye halklarına barış ve umut getirmesini diliyorum” dedi.
2025 yılının barış, kardeşlik ve güzel günler getirmesini dileyen Dersim Munzur Radyo çalışanı Ahmet Gülmez, “Savaşın olmadığı ve gazetecilerin katledilmediği yeni umutlara vesile olmasını diliyorum” diye ifade etti.
“YENİ YILDA TÜM EZİLEN HALKLAR ÖZGÜR BİR ŞEKİLDE YAŞASIN”
DAD Yöneticisi Emir Ali Genç, ise konuşmasında şunları dile getirdi:
“2024 yılı Aleviler için zorlu geçti ancak 2025 yılında baskıların son bulmasını bütün canların özgürce yaşayabildiği bir yıl olsun.”
2024 yılının işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler ve tüm ezilen halklar için büyük bir yıkım yılı olduğunu vurgulayan ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi, “2024 yılında yoksulluk, iş cinayetleri ve kadın katliamları arttı. Yeni yıldan dileğimiz tüm ezilen halkların eşit yurttaş temelinde bir arada ve özgür bir şekilde yaşamalarını temenni ediyoruz” dedi.
“2025 YILI TÜRKİYE’YE BARIŞ GETİRSİN”
2024 yılının demokrasi mücadelesi açısından zorlu geçen bir yıl olduğunu ifade eden EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, “İktidar ekonomik krizi emekçilerin üzerine yıkan bir politikayla ama aynı zamanda da sermayeye teşviklerin arttığı bir dönemden geçtik. Aynı zamanda demokratik taleplerinde baskılandığı bir yıl oldu 2024 yılı. 2025 yılının emek ve demokrasi mücadelesinin yükseleceği bir yıl olarak görüyoruz. O yüzden bütün yaşanan olumsuzluklara rağmen 2025 yılının emek ve demokrasi mücadelesinin daha da büyüyeceği bir yıl olacak” diye belirtti.
2024 yılında baskı ve şiddetin yoğun bir şekilde yaşandığını belirten DEM Parti Dersim İl Yöneticisi Hümeyra Tosun Yeğin, “Kürtlere, Alevilere yönelik baskıların arttığı ve kadın cinayetlerinin arttığı, emekçilerin haklarını alamadığı ve çocuk işçilerim sömürüldüğü bir yıl oldu. 2025 yılını Türkiye’ye barış getirmesini temenni ediyorum” diye konuştu.
PİRHA-22 Kasım’da Dersim ve Ovacık belediyelerine kayyım atandı. İktidarın kayyım politikasının sadece Dersim’i kapsamadığını ifade eden ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi, “Kayyım, iktidarın üç dönemdir Kürt halkının iradesine yaptığı bilinçli bir saldırıdır” derken, EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin ise, “Kayyım halkın seçtiği siyasi iradenin gasp edilmesidir. İktidar kendisine biat edilmesini istiyor. Asıl mesele halkın seçme ve seçilme hakkına gasp edilmesidir ve o nedenle kayyım gayri meşrudur” diye konuştu.
İçişleri Bakanlığı kararıyla 22 Kasım’da DEM Partili Dersim ve CHP’li Ovacık belediyelerine kayyım atandı. Dersim’de kayyıma karşı başlatılan eylemler sürüyor. Şimdiye kadar kayyım protestolarına katıldığı için 9 kişi tutuklandı.
Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) MYK Üyesi Orhan Çelebi ve Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, Dersim ve Ovacık belediyelerine kayyım atanmasını PİRHA’ya değerlendirdi.
“KAYYIM DARBESİNİ KABUL ETMİYORUZ”
İktidarın kayyım politikasının sadece Dersim’i kapsamadığını ifade eden ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi, “Kayyım, iktidarın üç dönemdir Kürt halkının iradesine yaptığı bilinçli bir saldırıdır. 2024’teki yerel seçimlerden sonra bu politikaların değişeceği gibi bir izlenim edinilmişti. Ama gördük ki devlet yine şiddet ve baskıyla bu politikasını sürdürmek, yeniden Kürt halkının iradesine yönelik baskıyı sürdürüyor. İktidar bir yandan çözüm süreci tartışması yürütürken bir taraftan da iktidarın belediyelere kayyım saldırıları devam ediyor. Bu saldırılara karşı halkımız ilk günden itibaren güçlü bir mücadele veriyor ve kayyım darbesini kabul etmiyor. Bölgeden ve çevreden gelen dayanışmacı ziyaretlerimiz oldu. Bu destekler hem bizi hem de Dersim halkını güçlendiriyor. Dersim’in talan edilmesine ve iradesinin gasp edilmesine izin vermeyeceğiz. Bu mücadeleyi kararlı bir şekilde sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.
“İKTİDAR, KENDİSİNE BİAT EDİLMESİNİ İSTİYOR”
Kayyımın halkın seçtiği siyasi iradenin gasp edilmesi olduğunu vurgulayan EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin ise, “İktidar kendisine biat edilmesini istiyor. İktidar kendisinin yanında durursanız dayanışma yaparız ama karşımda durursanız sizi cezalandırırım diyor. Dersim’in dışında bölge illerine baktığımızda kendisine muhalif olan bütün kesimlere karşı saldırılar devam ediyor. İktidarın saldırıları sadece sol, sosyalist çevrelerle sınırlı kalmıyor aynı zamanda ana muhalefete de saldırıların olduğu bir dönemle karşı karşıyayız. Esenyurt ve Ovacık belediyelerine kayyım atanması bunun bir örneği. Ayrıca İstanbul ve Ankara belediyelerine soruşturma açılması da iktidarın kendisine muhalif olan bütün kesimlere saldırılarının devam edeceğinin bir göstergesi. Asıl mesele halkın seçme ve seçilme hakkına gasp edilmesidir ve o nedenle kayyım gayri meşrudur. İktidardan rahatsız olan bütün kesimlerin bir araya gelmesi lazım” diye konuştu.
PİRHA-Dersim’de Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak’a verilen cezaya tepki göstermek için Dersim Belediyesi önünde basın açıklaması yapıldı. DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Belediyemizle, halkımızla, partilerimizle, kurumlarımızla burada olacağız. Belediyemiz de Dersim halkına hizmete devam edecek” dedi.
Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak ve Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün de aralarında olduğu 4 kişinin “örgüt üyeliği ” iddiasıyla yargılandığı davanın karar duruşması Tunceli Adliyesi’nde dün görüldü. Duruşmada 4 kişiye de 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi.
Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak’a 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmesine karşı Dersim’de dün başlayan protestolar sürüyor.
Bugün de aralarında Dersim Belediye Eş Başkanları Birsen Orhan, Cevdet Konak, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Karakoçan Belediye Eş Başkanı Songül Düzgün, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) MYK üyeleri, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim, Erzincan, Elazığ il örgütleri, Dersim İttifakı bileşenleri ve çok sayıda yurttaş kararı protesto etmek için Dersim Belediyesi önünde bir araya gelerek açıklama yaptı.
“VERİLEN KARAR, SİYASİ BİR DARBEDİR”
Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak’a verilen cezayı kabul etmediklerini vurgulayan Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan, “Katıldıkları cenazeler, doğa gezileri ve sıradan gördüğümüz hiçbir şekilde yargılama sebebi yaşamayacağımız, takipsizlik beklediğimiz bu davada bu sonuçla karşılaştık. Biz biliyoruz ki bu bir siyasi darbedir. Birileri tepeden karar alıyor ve birileri de bu kararı uyguluyor. Hukuk hiçbir zaman bu kadar araçsallaştırılmamıştı. Bizler de dünden beridir belediyemizde gece de devam eden nöbet tutuyoruz. Dersim halkı bu hukuksuzluğu tanımayacak. AKP-MHP rejimi şunu çok iyi bilsin ki Dersim halkı bu kez çok kararlı. Biz çok kararlıyız, bu kez her ne pahasına olursa olsun belediyelerimizi sizlerin sömürge valilerine teslim etmeyeceğiz” diye konuştu.
“İKTİDAR, BELEDİYELERİ RANT ALANI OLARAK GÖRÜYOR”
İktidarın belediyeleri rant alanı olarak gördüğünü söyleyen Karakoçan Belediye Eş Başkanı Songül Düzgün, “Bu hukuksuzluklara asla biat etmeyeceğiz. Bu hukuksuzluktan bir an önce vazgeçilmesini istiyoruz. Belediyelerimizden elini çekin, bu rant, iktidar ve sömürgeci anlayıştan uzak durun” diye belirtti.
“HERKESİN BELEDİYESİNE SAHİP ÇIKMASI GEREKİYOR”
Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak’a verilen cezanın adaletsiz bir karar olduğunu belirten DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Basın ve gösteri yürüyüşlerinin ‘örgüt üyeliği’ne gerekçe gösterilerek seçilmişler nezdinde halk cezalandırılıyor. Gerçek bir adalet böyle sağlanamaz. ‘İnsanca yaşamak istiyorum, hizmet istiyorum, bu ülkenin hukukunun ve adaletinin saygı göstermesini istiyorum’ diyen herkesin belediyelerine sahip çıkması gerekiyor. Halkın demokratik tepkisini göstermesi gerekiyor. Burada olacağız, belediyemizle halkımızla, partilerimizle, kurumlarımızla burada olacağız. Belediyemiz de Dersim halkına hizmete devam edecek” diye ifade etti.
“HUKUKSUZLUK SONA ERENE KADAR MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Kayyım hukuksuzluğunun devam ettiğini dile getiren ESP PM Üyesi Orhan Çelebi, ise konuşmasında şunları dile getirdi:
“Cevdet Konak ve Mustafa Sarıgül’e savunması yapılmadan 6 yıl 3 ay ceza verildi. Bunların hukuksuzlukları kendilerine uğramadığı için bunu işliyorlar. Bu hukuksuzluğa son vermek için mücadele etmeye, belediye başkanlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Tüm halkımızı da bu dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz.”
PİRHA-Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak’a “örgüt üyeliği” iddiasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmesinin ardından Dersim Belediyesi’nde nöbet eylemi başladı.
Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak ve Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün de aralarında olduğu 4 kişinin “örgüt üyeliği” iddiasıyla yargılandığı davanın karar duruşması Tunceli Adliyesi’nde görüldü. Duruşmada 4 kişiye de 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi.
Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak’a “örgüt üyeliği” iddiasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmesinin ardından Dersim Belediyesi’nde nöbet eylemi başladı.
“SONUNA KADAR DİRENECEĞİZ”
Cevdet Konak’a hukuksuz bir şekilde ceza verildiğini söyleyen DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Esma Ataş, “Biz verilen cezayı kabul etmiyoruz. Belediyemizde kayyım gaspına karşı nöbet tutuyoruz. Belediyeler halkındır halkın olmaya devam edecek. Sonuna kadar direneceğiz” diye belirtti.
“MÜCADELEMİZE DEVAM EDECEĞİZ”
ESP PM Üyesi Orhan Çelebi, ise konuşmasında şunları dile getirdi:
“Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak ile Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’e hukuksuz bir şekilde ceza verildi. Bu hukuksuzluğa karşı Dersim halkı büyük bir tepki gösterdi. Bugünde belediyemizde hem olası yeni saldırıları püskürtmek hem de irademizi korumak için nöbetteyiz. Belediyemizi korumak için mücadelemize devam edeceğiz.”
PİRHA-10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitiren Mesut Mak ve Adil Gür Dersim’de mezarları başında anıldı. 9 yıl önce Ankara’da Türkiye tarihinin en kitlesel katliamlarından birinin yaşandığını ifade eden EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, “10 Ekim sadece yoldaşlarımızı andığımız gün değildir 10 Ekim artık bölgede ve ülkemizde barış mücadelesinin günüdür” dedi.
10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Tren Garı önünde KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin düzenlediği Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’nde IŞİD’li iki canlı bombanın saldırısı ile 104 kişi yaşamını yitirmişti ve 400’ü aşkın kişi yaralanmıştı.
10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda hayatını kaybeden Mesut Mak ve Adil Gür, Dersim’de Atatürk Mahallesi’nde bulunan mezarları başında anıldı. Anmaya Mak ve Gür’ün yakınlarının yanı sıra Dersim Belediyesi Eş Başkanı Birsen Orhan, Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütleri temsilcileri katıldı.
“10 EKİM ARTIK BARIŞ MÜCADELESİNİN GÜNÜDÜR”
9 yıl önce Ankara’da Türkiye tarihinin en kitlesel katliamlarından birinin yaşandığını ifade eden EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, “10 Ekim’de yapılmak istenen barış mitingine 2 IŞİD canisinin yaptığı canlı bomba saldırısıyla 104 insanımızı kaybettik. Mesut Mak ve Adil Gür yoldaşımız başta olmak üzere 104 insanımızı saygıyla anıyoruz. Bugün Ortadoğu’da ve bölgede yaşanan savaş, soykırım ve katliamlar 9 yıl önce emek ve demokrasi güçlerinin yaptıkları bu mitingle ve hayatını kaybeden yoldaşlarımızın ne kadar değerli bir mücadele için yan yana geldiğini bize gösteriyor. O nedenle 10 Ekim sadece yoldaşlarımızı andığımız gün değildir 10 Ekim artık bölgede ve ülkemizde barış mücadelesinin günüdür” diye belirtti.
“KATLİAMDA PARMAĞI OLAN HERKES AÇIĞA ÇIKARTILSIN”
7 Haziran 2015 yılındaki seçimlerin Türkiye’de yeni bir başlangıç olduğunu belirten ESP PM Üyesi Orhan Çelebi, “Seçim sonuçlarını hazmedemeyen iktidar yaptığı saldırılarla kendisine yeni bir yol açmak istedi. 5 Haziran’da Amed’de HDP mitingine yapılan saldırı, 20 Temmuz’da Suruç’taki katliamla devam ettirildi ve 10 Ekim Gar Katliamı bu sürecin devamı olarak tarihe geçti. Bugün yeni bir adım atmak isteyenlerin öncelikle bu katliamlarla yüzleşmesi gerekiyor. 10 Ekim Katliamı’nda parmağı olan herkesin açığa çıkartılarak halklara hesap vermesi gerekiyor” dedi.
10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda hayatını kaybeden Adil Gür’ün arkadaşı Kamer Yoltay ise konuşmasında şunları dile getirdi:
“10 Ekim Katliamı’ndan sonra adalet yerine getirilmedi ve hiçbir kamu görevlisi yargılanmadı ve katliamın failleri yargılanmadı. Bizim saldırılara hedef olmamızın temel nedeni devrimci, solcu olduğumuz için bunları yaşadık. Bizim sorgulamamız gerekiyor siz bizim barış isteyen çocuklarımızı neden öldürdünüz diye? Asla bu katliamı unutmamamız gerekiyor, yoldaşlarımızın barış mücadelesini yükseltmemiz gerekiyor.”
Yapılan konuşmaların ardından 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda hayatını kaybeden Mesut Mak ve Adil Gür’ün mezarlarına karanfiller bırakıldı.
PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, AKP milletvekillerinin Meclis’te muhalefet milletvekillerine saldırısını protesto etmek için Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, “Siyaseten yenemediğini şiddet ve zorbalıkla bastırmayı bir politika haline getiren iktidar, bir kez daha muhalefetin, kadınların sesini kısmaya dönük bastırma siyasetini devreye koymuştur” denildi.
Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, AKP milletvekillerinin Meclis’te muhalefet milletvekillerine saldırısını protesto etmek için Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada ‘Milletvekilleri irademizdir, irademe dokunma’ pankartı açıldı. Açıklamaya Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan ile Dersim’deki siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri katıldı. Açıklamayı DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Esma Ateş okudu.
“MECLİS İRADESİ YOK SAYILMAYA ÇALIŞILIYOR”
Basın açıklaması öncesinde konuşma yapan ESP Dersim İl Örgütü temsilcisi Orhan Çelebi, “Mecliste milletvekillerimiz darp edilerek meclis iradesi yok sayılmaya çalışılıyor. İktidarın bütün canlılara yönelik saldırılarının arttığı bir süreçte AKP-MHP milletvekilleri dün de muhalefet milletvekillerine saldırmıştır” dedi.
“ERKEK-DEVLET ŞİDDETİNİ KABUL ETMİYORUZ”
AKP-MHP iktidarının uyguladığı savaş ve şiddet politikalarını Meclis’te gösterdiğini belirten Esma Ateş, “Can Atalay kararına ilişkin muhalefetin çağrısı üzerine olağanüstü toplanan Meclis Genel Kurulu’nda, siyasi iktidarın vekilleri tarafından bir kez daha erkeklik gösterisi yapılmıştır. Siyaseten yenemediğini şiddet ve zorbalıkla bastırmayı bir politika haline getiren iktidar, bir kez daha muhalefetin, kadınların sesini kısmaya dönük bastırma siyasetini devreye koymuştur. Yaşanan saldırıda Grup Başkanvekilimiz Gülistan Kılıç Koçyiğit faşist iktidarın vekilleri tarafından şiddetin hedefi olmuştur. Baskı ve zor aygıtları ile hukuksuzlukların, kadına yönelik şiddetin, irade gaspının meşrulaştırılmasına izin vermeyeceğiz. Evde, sokakta, Meclis’te bulunduğumuz her yerde erkek-devlet şiddetini kabul etmiyoruz, mücadelemizi yükseltiyoruz” diye konuştu.
PİRHA- 22. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nde “Kent demokrasisi, iktidar mekân ilişkileri” konulu panel düzenlendi. Devrimci dönüşümden bahsetmek için kentleşmeye dair sistemin aksayan yönlerini dile getirmeleri gerektiğini ifade eden Akademisyen Tayyibe Gül Köksal, “İktidar ve karar vericilerinden bir şey bekleyen bir mücadele değil de yaşadığımız yeri değiştirerek bir hak mücadelesi olarak verilmesi gerekiyor” dedi.
Dersim’de düzenlenen 22. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin 4. gününde Sanat Sokağı’nda “Kent demokrasisi, iktidar mekân ilişkileri” konulu panel gerçekleştirildi.
Moderatörlüğünü Nilüfer Aktağ’ın yaptığı panele Akademisyen Tayyibe Gül Köksal, Peri eski Belediye Eş Başkanı Orhan çelebi, Şehir Planlamacıları Odası Başkanı Akif Burak Atlar ve 78’liler Hareketi Sözcüsü Celalettin Can konuşmacı olarak katıldı.
“KENT SORUNLARINA İLİŞKİN TALEPLERİMİZİ ORTAYA KOYMALIYIZ”
Devrimci dönüşümden bahsetmek için kentleşmeye dair sistemin aksayan yönlerini dile getirmeleri gerektiğini ifade eden Akademisyen Tayyibe Gül Köksal, “İktidar ve karar vericilerinden bir şey bekleyen bir mücadele değil de yaşadığımız yeri değiştirerek bir hak mücadelesi olarak verilmesi gerekiyor. Kent sorunlarına ilişkin taleplerimizi kesin bir şekilde ortaya koymamız gerekiyor. Sistem sürekli öğrenerek devam ediyor. Yapma pratiğini sürekli geliştiriyorsa bizim de kendimizi eleştirerek ve geliştirerek haklarımızı savunmamız gerekiyor” diye belirtti.
“İKTİDAR İLE YEREL YÖNETİM İLİŞKİSİ ÇOK ÖNEMLİ”
Kenti inşa ederek bütün canlıları düşünerek inşa etmek zorunda olduklarını söyleyen Peri eski Belediye Eş Başkanı Orhan Çelebi, “İktidar yerel yönetim ilişkisi oldukça önemli. Yerel yönetimlerin o kent açısından yaşayan herkes açısından önemli. İktidar bugün kazanamadığı yerleri Kürt coğrafyasındaki belediyeleri kayyumla gasp etmeye çalışıyor. Demokrasi, yerel yönetim ve kent dinamikleri o kentin en önemli ayaklarındandır. Kent demokrasisinin en önemli ayağı halk meclisleridir ancak şu ana kadar bunu tam anlamıyla hayata geçiremedik. Dersim’de de hızlı bir şekilde planlama yapılarak mahallelerden başlanarak mahalle komisyonları oluşturulabilir. İktidar büyükşehirleri kaybettiğinde büyük bir krize girdi, kendi yönetiminde olan kentleri kendine göre şekillendiriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan Hatay’a hizmet verilmeyeceği tehdidinde bulunmuştu, deprem sürecinde de bunu gördük. İktidar yerel yönetim ilişkisi önemli bir yer tutuyor. Nefes alan kentler inşa etmek için mücadele vermeliyiz. Yerelleştikçe o kent daha demokratikleşecektir” dedi.
“DERSİM, SİMGESEL BİR KENT”
Dersim’in simgesel bir kent olduğunu söyleyen 78’liler Hareketi Sözcüsü Celalettin Can, konuşmasında şunları dile getirdi:
“Dersim’in diğer kentler gibi bakılmaması gerekiyor. Dersim, Aleviler açısından çok önemli bir yerdir. Dersim’in geleceğine dair bir plan yapılacaksa Alevilerin değerleri gözetilmelidir. Dersim sokakları ve duvarları Dersim’in değerleriyle donatılmalıdır. Dersim’in ruhu şimdilerde kalekollarla çevrelenmiş durumda. Dersim’e sahip çıkılacak işler yapmamız gerekiyor. Ya Dersim’e sahip çıkacağız ya da diğer seçimlere erteleyeceğiz sorunlarımızı. Dersim’de köylere geri dönmeliyiz, tarımı geliştirmeliyiz. Dersim’in coğrafyasını yok etmek istiyorlar. Dersim’de toplumsal ve yaşamsal örgütlenmeyi sağlamamız gerekiyor.”
“TOPLUMSAL ÖRGÜTLENME ÇOK ÖNEMLİ”
Kent hakkının kentlerde nefes alma hakkının olduğunu söyleyen Şehir Planlamacıları Odası Başkanı Akif Burak Atlar, “Kentlerin birçok paydaşları var. Kentler yaşlılar, engelliler ve çocuklar için yaşanılabilir bir yer değil. Kentlerde herkesin birçok talebi var ama herkes aynı fikir de olmayabilir. Bir yerel yönetimde o toplumun örgütlenme kapasitesi ne kadar gelişmiş olduğu çok önemlidir. Her yerde aynı toplumsal örgütlenme olmuyor ama Dersim toplumsal örgütlenmede o özel yerlerden biri. İdeal bir demokrasi olması gerekiyor, kayyumla yerel iradenin gasp edildiği bir ortamda katılımcı ve şehircilik anlamında daha fazla mücadele etmemiz gerekecek” diye konuştu.
PİRHA-Suruç Katliamı’nda yaşamını yitiren Çağdaş Aydın, mezarı başında anıldı. Anmada Suruç Aileleri İnisiyatifi adına konuşan Yalçın Demir, “33 düş yolcumuzu unutturmayacağız. Hesap soracağız ve hiçbir düş yarım kalmayacak. Bu davanın sonunda biz kazanacağız” dedi.
Suruç Katliamı’nda yaşamını yitiren Çağdaş Aydın Dersim’in Ovacık ilçesinin Çaxperi (Güneykonak) köyünde mezarı başında anıldı.
Anmaya Çağdaş Aydın’ın ailesi, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Suruç Aileleri İnisiyatifi, 10 Ekim Barış Derneği üyeleri, Barış Anneleri, ESP Dersim İl Örgütü, DEM Parti Dersim İl Örgütü ile DEM Parti Ovacık İlçe Örgütü yöneticileri, PSAKD Dersim Şube Başkanı Ali Ekber Kaya ve çok sayıda kişi katıldı.
“33 DÜŞ YOLCUMUZUN MÜCADELESİNİ SÜRDÜRECEĞİZ”
Rojava’ya kardeşlik köprüsünü kurmak isteyen sosyalist gençlerin 20 Temmuz’da Suruç’ta katledildiklerini söyleyen Orhan Çelebi, “Bugün 33 düş yolcumuzu anmak ve onların mücadelesini sürdürmek için bir aradayız” dedi.
“BİZ KAZANACAĞIZ”
Suruç Aileleri İnisiyatifi adına konuşan Yalçın Demir ise şunları söyledi:
“Mücadelemizi şimdiye kadar sürdürdük bundan sonra da sürdürmeye devam edeceğiz. 33 düş yolcumuzu unutturmayacağız. Hesap soracağız ve hiçbir düş yarım kalmayacak. Bu davanın sonunda biz kazanacağız.”
“50 YILDIR KÜRDİSTAN’DA KİRLİ BİR SAVAŞ YÜRÜTÜLÜYOR”
50 yıldır Kürdistan’da kirli bir savaş yürütüldüğünü söyleyen DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Bu durum Türkiye’de yaşayan bütün halkları etkileyen bir savaş politikası haline getirildi. Özgürlük mücadelesinde çok büyük kayıplar yaşadık. Diyarbakır, Suruç ve Ankara Gar Katliamı Türkiye tarihindeki en büyük sivil katliamlar olarak tarihe geçti. Suruç’ta yaşanan katliamla kardeşlik köprüsüne darbe vurmak istediler. Bu mücadele bitmedi, bundan sonra da mücadelemiz devam edecek” diye konuştu.
Anma Çağdaş Aydın’ın mezarına karanfillerin bırakılmasıyla sona erdi.