PİRHA- Orhan Gencebay’ın “Sanatçı kesinlikle muhalif değildir. Sanat, siyaset yapmaz” sözlerine tepki gösteren Ferhat Tunç, “Halktan uzaklaşan, ya da hiçbir zaman yakın olmayan Orhan Gencebay, Erdoğan’a itaatini meşrulaştırmak için açıklama yapmış” dedi.
Şarkıcı Orhan Gencebay’ın “Sanatçı kesinlikle muhalif değildir. Sanat, siyaset yapmaz. Bu devletin içinde yaşayıp da, devlete saygı duymayan bir insana benim bakışım farklı olur. O zaman bu ülkenin nimetlerinden yararlanmasın” sözlerine sanatçı Ferhat Tunç yaptığı yazılı açıklama ile tepki gösterdi.
Ferhat Tunç’un yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Halktan uzaklaşan, ya da hiçbir zaman yakın olmayan Orhan Gencebay, Erdoğan’a itaatini meşrulaştırmak için açıklama yapmış. ‘Kula kul’ olmayı maharet sayan bu zat, bir faşizm klişesi olarak ‘ya sev ya terk et’ diye buyurmuş. “Devlete saygı duymayanlar bu ülkenin nimetlerinden yararlanmasın.”
Bir ‘maaş şarkıcısı’ olarak, sanatçının duruşunu kendince tanımlayarak, “Sanatçı kesinlikle muhalif değildir” demiş. Gencebay’ın içi rahat olsun. Zaten yandaş olmayanlar için bu ülkenin ‘nimetleri’ halihazırda baskı, yasak, ölümden ibaret. Sanatçı için güncel gelişmelere dair söz söyleme hakkını ise ideolojiler değil, sanatın temel ilkeleri belirler. Dünyanın hafızalara kazınan sanatçılarını ayakta tutan da popülizm değil, bu kimlikleri olmuştur. Sanatçı için propagandaya gerek kalmaz çünkü olmazsa olmaz insani refleksi sanatsal bir sorumluluk geliştirir ve halka karşı suç işleyen iktidarlar da onlara sevimli gelmez. Sanatçı, toplumun bir kesimine ‘ülkeyi terk etmeyi’ seçenek olarak sunamaz; enerjisini onun itirazlarını anlamaya ayırır. “Varlıklı insanım, paraya ihtiyacım yok” diyerek bir çıkar gütmediğini, ‘Erdoğan’ı sevdiğini’ söyleyen bu zat, aynı zamanda bir deodorant hayranı olmalı” diye ifade etti.
İhraç edilen Arif Sağ ve ekibi, MESAM’ın Olağanüstü Genel Kurulunda divan seçiminin ardından verilen yönergenin kabul edilmesiyle genel kurula döndü.
Kayyım atanan Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği MESAM’ın 9. Olağanüstü Genel Kurulu başladı. Dün hukuksuz gerekçelerle ihraç edilen 30’a yakın MESAM üyesi, divanın belirlenmesinin ardından verilen yönergenin kabul edilmesiyle genel kurula geri döndü.
MESAM Olağanüstü Genel Kurulu’ndan 1 gün önce Arif Sağ ‘ın da aralarında bulunduğu 30’a yakın üye hukuksuz gerekçelerle ihraç edilmişti. İhraç haberinin ardından Arif Sağ, Cahit Berkay, Ali Haydar Timisi, Metin Karataş ve Ali Rıza Binboğa’nın imzasıyla yayınlanan açıklamada, ihracın en büyük sebebinin bu üyelerin genel kurula girmelerini engellemek olduğu vurgulanmıştı.
Saat 11.00 sıralarında başlayan genel kurul divan seçimi ile başladı. MESAM’dan ihraç edilen ekip ise otelin lobisinde divan seçiminden çıkacak kararı bekledi.
Otelin önünde ve lobisinde ise çok sayıda sivil ve üniformalı polisin güvenlik önlemleri aldığı görüldü.
MESAM YÖNETİMİ SALONU TERK ETTİ
MESAM’ın Kayyım Başkanı Coşkun Sabah, divan seçilmeden önce konuşma yaptı. Üyeler, Sabah’ın divan seçimi öncesinde konuşmasının usule uygun olmadığını belirterek tepki gösterdi.
Divana seçilen üyeler kayyımın attığı üyelerin geri alınabilmesi yönünde yönerge verdi. Yönerge yüzde 62 oyla kabul edildi. İhraç edilen üyeler genel kurula geri döndü. Bu karara tepki gösteren mevcut MESAM Yönetimi salonu terk etti.
GAZETECİLERE ENGEL
Güvenlik görevlileri salonda basın mensupları olmasına rağmen Evrensel muhabiri Cansu Pişkin ile Mezopotamya Ajansı muhabirini, “Basına kapalı etkinlik” gerekçesini öne sürerek salona almadı. İçerideki basın mensuplarının fotoğraflarının gösterilmesi üzerine ise bu fotoğrafların MESAM’ın kendi basın çalışanları tarafından çekildiği öne sürüldü.
Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği’nde (MESAM) Arif Sağ ile Orhan Gencebay arasındaki kriz devam ediyor. MESAM eski Yönetim Kurulu üyeleri, bakanlık tarafından atanan ve Coşkun Sabah başkanlığındaki geçici yönetim kurulunun antidemokratik uygulamaları olduğu iddiasıyla basın açıklaması yaptı.
Okmeydanı’ndaki Perpa Ticaret Merkezi Toplantı Salonu’nda düzenlenen basın açıklamasına Arif Sağ, Metin Karataş, Ali Rıza Binboğa, Cahit Berkay ve Ali Haydar Timisi’nin de arasında bulunduğu MESAM üyeleri katıldı.
Açıklamayı okuyan Ali Haydar Timisi, “Arif Sağ başkanlığındaki eski yöneticileri ve 30’a yakın MESAM üyesini, hukuki dayanağı olmayan gerekçelerle 31 Mayıs’ta yapılacak olan genel kurulda seçme, seçilme haklarını engellemek üzere MESAM Haysiyet Kurulu’na sevk etmiştir. Haysiyet Kurulu’na sevk edilen üyelerin büyük bir bölümüne hak mahrumiyeti yaptırımı uygulanarak, seçimlere katılmaları engellenmeye çalışılmaktadır” dedi.
Arif Sağ başkanlığındaki yöneticiler hakkında yapılan şikayetlerdeki iddiaların müfettişler tarafından araştırılıp gerçeği yansıtmadığının tespit edildiğini belirten Timisi şöyle devam etti:
“Özellikle Orhan Gencebay’ın istifa dilekçesinde yer alan ‘MESAM; siyaset, etnik köken ve inanç üzerinden örgütlenerek faaliyette bulunulacak veya ele geçirilecek bir kurum değildir’ ifadesi ile yapmış olduğu suçlamaların gerçeği yansıtmadığı, sübut bulmadığı yine bu inceleme raporlarında açıkça tespit edilmiştir. Kurumun mevzuatın uygulanmasına yönelik idari ve yönetsel hataları ise kurumsal hiyerarşi içerisinde öncelikli olarak genel sekreterliğin sorumlulukları arasında olup, bunlarla ilgili haftada bir kez toplantı yaparak kurumun genel politikalarını belirleyen üst kurul üyelerinin direkt olarak herhangi bir etkisi bulunmamaktadır.
“HAKLARIMIZ İÇİN MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Sonuç olarak; tüm bu yapılan haksız, hukuksuz ve gayri ahlaki iftira ve karalama faaliyetlerine rağmen, hakkımızda en ufak bir şaibe tespit edilememiş, bugüne kadar yapılan tüm asılsız şikayet ve suç duyurularından dolayı hiçbir olumsuz yargı kararına muhatap olmadık ve tam tersi her genel kurul öncesi belli bir grup tarafından yapılan bu ve bunun gibi ahlaksız saldırılara da karşı açtığımız tüm davaları kazandık.
“TÜM SANATÇILARIN HAKLARI İÇİN MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Gerek genel kurullardaki üyelerimizin desteği, gerek kazandığımız davalar, gerekse yönetim kurullarında verdiğimiz mücadeleyle her defasında yenilgiye uğrayan bu ekip, şimdi de bizleri seçimlere sokmamak amacı ile bu gayriahlaki ve gayri hukuki işlemlerle bizleri seçimlere sokmayarak rakipsiz bir şekilde seçim kazanmanın çabası içindedir. Ancak bizler bu darbeci yönetim anlayışının karşısında durmaya devam ederken, üyelerimizin sağduyusuna güvenerek, sanatın ve sanatçının içinde bulunduğu bu zor koşullarda, inatla ürettikleri ile yaşamını sürdürmeye çalışan ve bu ülkenin kültürüne katkı sunan tüm sanatçılarımızın hakları için mücadele etmeye devam edeceğiz”
ARİF SAĞ: ORHAN GENCEBAY NEFRET SUÇU İŞLİYOR
31 Mayıs’ta yapılacak MESAM Başkanlık seçimleri hakkında konuşan Arif Sağ ise, “Bütün bu olumsuzluklara rağmen kimse sesini çıkarmazsa oraya gideceğiz, belki orada engelleyecekler bizi, içeri almayacaklar ama bu oraya gitmeyeceğimiz anlamına gelmez. Hatta içeri girmesem dahi ben ve arkadaşlarım adaylığımızı devam ettireceğiz.
Hukuksal anlamda ters bir şey çıkarırlarsa, B planını uygulayacağız. Bu bilinmelidir. Ben inanıyorum ki, her koşulda bu ekip kazanacak. Orhan Gencebay’ın bir dilekçesi var, orada karambole getirmeye çalışıyor işi. ‘MESAM, etnik yapıyla yönetilecek bir yer değildir’ diyor. Ne anlayacağım ben bundan? ‘Burası böyle yönetiliyor’ demek istiyor. Nefret suçu işliyor Orhan Gencebay. Orhan Gencebay burada resmen nefret suçu işliyor, ayrımcılık yapıyor. Diğer adıyla ‘Aleviler ele geçirdi burayı’ diyor. Bu ülkede olmasa dahi ben bunu uluslararası mahkemelere taşıyacağım. Böyle bir haltı kimse yiyemez. Böyle bir şey denilemez. Bu ülkede biz 800 senedir birarada yaşıyoruz” şeklinde konuştu.
Arif Sağ’ın 57 yıllık dostu olduğunu belirten Orhan Gencebay: Alevi-Sünni ayrımına alet olacağıma ölürüm daha iyi.
Orhan Gencebay, CNN Türk’te Hakan Çelik’in sunduğu Hakan Çelik ile Hafta sonu programına katıldı. Çelik’in, “Arif Sağ’ın sağlık problemleri bulunuyor” sözleri üzerine Gencebay, “Arif benim 57 yıllık dostum bir an evvel iyileşmesini diliyorum” dedi.
“MESAM’DA BULUNMAK İSTEMİYORUM”
Gencebay, bundan sonraki süreçte MESAM’da bulunmak istemediğini söyleyerek, “Son derece kırgınım. Artık MESAM’da bulunmayabilirim. MESAM’ın olması şart Türk müziğinin iyi olması için” dedi. Gencebay, kayyım yerine “Geçici görev” ifadesini kullanarak, “Geçici görevi alan arkadaşlara başarı diliyorum” dedi.
“MESAM’ın 2400 üyesinin olağanüstü genel kurula gelmesini rica ediyorum” diyen Gencebay, “Müzik endüstrisinin kurtulması buna bağlı” dedi. Mesam içinde Alevi Sünni ayrımı yaptığına ilişkin iddiaları reddeden Gencebay, “Alevi-Sünni ayrımına alet olacağıma ölürüm daha iyi” ifadesini de kullandı.
“YİNE AKİL İNSANLIK YAPARIM”
Gencebay, “Akil adam heyetinde yer aldığınız için pişman mısınız?” sorusuna, “Beşir Atalay bakanımız aradı. ‘Sizi kanaat önderi seçtik. Elinizi taşın altına koyar mısınız?’ dedi. Ben da şerefle onurla evet dedim. Akil insan olmaktan pişman değilim, yine yaparım” dedi. Henüz ortaya çıkmamış 500 bestesi olduğunu, onlar üzerinde çalıştığını açıklayan Gencebay, “Yurtdışında sizi izleyenler, müziğinizi takip edenler var mı?” sorusunu yanıtlarken de, “70’li yıllarda Led Zeppelin grubunu benim rifflerimi kullandığını açıklamıştı” yanıtını verdi.
NE OLMUŞTU?
Orhan Gencebay Türkiye Musiki Eser Sahipleri Meslek Birliği’nde (MESAM) iki yıldır üstlendiği yönetim kurulu başkanlığından istifa etmişti. Gencebay, sosyal medyaya sızan istifa dilekçesinde, “MESAM, etnik köken ve inanç üzerinden örgütlenerek faaliyette bulunulacak veya ele geçirilecek bir kurum değildir. ‘Benim adamlarım’ veya ‘Bize oy verecekler’ gibi söylemleri kabul etmem mümkün değildir” MESAM’ı Alevilerin ele geçirdiğini iddia eden sözleri tartışmaya neden olmuştu.
Bu tartışmalardan kısa bir süre sonra MESAM’a kayyum atanmıştı. MESAM’a kayyum atanmasının ardından Yönetim Kurulu Başkanı sanatçı Arif Sağ görevden alınmıştı. Kayyum olarak atanan sanatçı Yavuz Bingöl’ün görevi reddetmesinin ardından MESAM’a kayyum olarak sanatçı Coşkun Sabah atandı.
MESAM’a kayyum atanmasını ve Arif Sağ’ın da aralarında bulunduğu yönetimin görevden alınmasını sağladığı ileri sürülen Orhan Gencebay, yaptığı açıklamada, “Devletimiz bilir. Bu kayyuma da saygılıyım. Varlığımız devletin emrindedir” demişti.
PİRHA – MESAM’a kayyum atanmasını ve Arif Sağ’ın da aralarında bulunduğu yönetimin görevden alınmasını sağladığı ileri sürülen Orhan Gencebay, Posta gazetesine yaptığı açıklamada, “Devletimiz bilir. Bu kayyuma da saygılıyım. Varlığımız devletin emrindedir” dedi.
Kayyum için Erdoğan’a şikayette bulunduğu haberlerini reddeden Orhan Gencebay, “Ben Tayyip Bey’i 40 yıldır tanırım. Tanıdığım dostlarımın davetlerine gitmeyecek miyim? İktidar yanlısı söylemler iftiradır. Birilerinin art niyetidir. Erdoğan’ın işi gücü yok MESAM’la mı uğraşacak” diye konuştu.
Gencebay’a yöneltilen sorular ve alınan yanıtlar şöyle:
“MESAM’ı Aleviler ele geçirdi, buna izin vermeyeceğim” demişsiniz…
Asla böyle bir şey demedim, demem de mümkün değil. Alevilik, gerçek Alevilik Türklüğün özünde var. Bizim ülkemizde, din, dil,ırk farklılığı vardır ama ayrılığı kesinlikle yoktur. Ben gerçek Alevilere çok saygılıyım, onları çok seviyorum.
‘Gerçek olmayan Alevi’ nasıl oluyor?
Alevi felsefesine uymayanların çoğu Alevi olduğunu söylüyor. Belki onlar Allah’a da inanmıyor. Ben onlara Alevi diyemem. Gerçek Alevilikte aynı Allah, aynı Peygamber, aynı Kuran ve aynı ilkeler vardır. İslam bir tanedir. Ayrıca ben de bu felsefeden geliyoru, Alevileri de, Aleviliği de çok seviyorum. Ben halkın sanatçısı olarak nasıl olur da Türk, Kürt, Ermeni, Alevi, Sünni diye ayrım yapabilirim? Halkı olduğum için beni böyle şeylerle yıpratmak istiyorlar. Ama bu iftiralar Orhan Baba’nın üzerine yapışmaz da, yakışmaz da…
Siyaset yakıştırmaları bir dönem ‘Akil İnsan’ olduğunuz ve devletin resepsiyonlarında sık görüldüğünüz için mi acaba?
Akillikten pişman değilim. Gelmiş geçmiş en büyük akil adam Atatürk’tür. ‘Akil İnsan’ olayı da şöyle oldu: Dönemin Başbakan yardımcısı Beşik Atalay beni aradı. “Orhan Bey sizi akil insan seçtik. Ülkemiz için elinizi taşın altına koyar mısınız? dedi. “Bunu kime söyleseniz şeref duyar, ben de şeref duyarım” dedim. Ülke için yaptım bunu, kimse için değil, sadece vatan için…
“Sanatçı muhalif olmalı” diyen de var…
Sanatçı muhalif de, yandaş da olmaz. Sanatçı sanatçıdır. Halk onun sanatını seviyor, görüşünü değil. Her insanın görüşü var, Erdoğan’ı sevebilirsiniz de, eleştirebilirsiniz de… Bunda problem yok. Emine Erdoğan’ın, ‘Enerji Veren Kadınlar’ etkinliğine davet edildim, katıldım. Şimdi yandaş mı oluyorum? Ne alaka? Sanatçı her yere gider.
PİRHA- MESAM’ın yönetim kuruluna kayyum olarak atanan Yavuz Bingöl görevi kabul etmediğini bildirdi.
İşten el çektirilip kayyum atanan Türkiye Musiki Eser Sahipleri Meslek Birliğine (MESAM) yönetim kurulu üyesi olarak atanan Yavuz Bingöl, görevi kabul etmediğini duyurdu.
AKP’ye yakınlığıyla bilinen Orhan Gencebay, kısa süre önce yaptığı bir açıklamayla Türkiye Musiki Eser Sahipleri Meslek Birliği’nden istifa etmiş ve birlik yönetimini hedef almıştı. Gencebay’a Arif Sağ’ın da aralarında bulunduğu kurum yöneticileri sert yanıt vermişti.
Arif Sağ’ın da Yönetim Kurulu Başkanı olduğu Türkiye Musiki Eser Sahipleri Meslek Birliği (MESAM) yönetim kurulu işten el çektirilmişti. Kültür Bakanlığı yaptığı inceleme neticesinde mevcut yönetim kurulunun yerine Yavuz Bingöl, Recep Ergül, Polat Yağcı, İpek Açar, Turhan Taşan, Fuat Güner ve Coşkun Sabah’ı üye olarak atadı. Bakanlık tarafından yönetim kuruluna atanan Yavuz Bingöl, görevi kabul etmediğini bildirdi. (HABER MERKEZİ)
Türkiye Musiki Eser Sahipleri Meslek Birliği’ne (MESAM) kayyum atandı.
Arif Sağ’ı ve yönetiminde bulunduğu Türkiye Musiki Eser Sahipleri Meslek Birliği’ni (MESAM) hedef alan Orhan Gencebay’a AKP’den destek geldi, kuruma kayyum atandı.
AKP’ye yakınlığıyla bilinen Orhan Gencebay, kısa süre önce yaptığı bir açıklamayla Türkiye Musiki Eser Sahipleri Meslek Birliği’nden istifa etmiş ve birlik yönetimini hedef almıştı. Gencebay’a Arif Sağ’ın da aralarında bulunduğu kurum yöneticileri sert yanıt vermişti.
Kültür Bakanlığı yaptığı incelemeler neticesinde mevcut yönetim kurulunun yerine Yavuz Bingöl, Recep Ergül, Polat Yağcı, İpek Açar, Turhan Taşan, Fuat Güner ve Coşkun Sabah’ı üye olarak atadı.
BAKANLIK KARARI
TÜRKIYE MUSİKİ ESERI SAHİPLERİ MESLEK BİRLİĞİNE
Birliğinizin idari ve mali işlemlerinin denetlenmesi, bir önceki teftişte sunulan tekliflerin yerine getirilip getirilmediğinin tespiti ve bazı üyeler tarafından ileri sürülen iddialarla ilgili gerçekleştirilen incelemeler neticesinde yapılan tespitlere dayanılarak alınan 05.03.2018 tarihli ve 179431 sayılı Bakanlık Makamının Olurları kapsamında Birliğiniz üyelerinin daha fazla zarar görmemesinin bakımından;
-Birliğinizde 3 üç) ay içerisinde olağanüstü genel kurul yapılması,
– Olağanüstü genel kurul yapılıncaya kadar mevcut yönetim kurulunun tedbiren işten el çektirilmesine ve yerlerine Yavuz Bingöl, Recep Ergül, Polat Yağcı, İpek Açar, Turhan Taşan, Fuat Güner ve Coşkun Sabah’ın asıl üye olarak: Vedat Çetinkaya, Celal Yancı, Osman İşmen, Yücel Ama, Alı Kocatepe, İclal Aydın ve Selahattin Akarsu’nun ise yedek üye olarak atanması.
-Mart ayı içerisinde yapılacağı bildirilen olağan genel kurulun, olağanüstü genel kurul süreci göz önünde bulundurularak ertelenmesi, hususları uygun görülmüş olup gereğinin ivedilikle yerine getirilerek tarafımıza bilgi verilmesini önemle rica ederim.
PİRHA- Sanatçı Tolga Sağ, son dönemlerde yaşanan siyasi baskılara ve MESAM’daki tartışmalara ilişkin konuştu. Sağ, Türkiye’de bir karşıtlık yaratılmaya çalışıldığını vurguladı.
Haberin Videosu
Sanatçı Tolga Sağ ile geçtiğimiz günlerde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Alibeyköy Şubesi’nde gerçekleşen Hızır Cemi öncesi sohbet ettik. Türkiye’deki son dönemlerde yaşanan güncel gelişmelere ilişkin PİRHA’ya konuşan Sağ, OHAL’den toplum ne kadar etkileniyorsa kendilerinin de o kadar etkilendiğini söyledi.
Referandum öncesi çekilen ‘Hayır’ klibi gerekçe gösterilerek TRT’de kendisine yasak konulduğunu söyleyen Sağ, “Vergi ödediğim katkı sunduğum bir kurumun içinde kendimi ifade edemiyor olmak ciddi bir baskı” dedi.
‘Barış’ kelimesinin son dönemlerde suç unsuru olmasına değinen Sağ, Türkiye’de karşıtlıktan beslenen bir iktidar ve bir yönetim biçiminin olduğunu söyledi. Şimdi ise barışı karşıt bir söylem olarak kendi savaş koşullarına kılıf hazırlamaya çalıştıklarını vurguladı.
Orhan Gencebay’ın “MESAM’ı Aleviler ele geçirdi” sözleri ile başlayan tartışmalara da değinen Sağ, burada da karşıtlık söyleminin meslek birliğinin içine taşındığına dikkat çekti. Sağ, “Oradaki yönetim kurulu üyeliğine seçilen arkadaşlarımızda da Aleviler de var. Ve o Aleviler üzerine onların seçilememesi için yapılan birebir siyaset var” ifadelerini kullandı.
“TOPLUM NE KADAR BASKI ALTINDAYSA BİZ DE..”
Sanatçı Tolga Sağ, sanatçıların meslekleri itibariyle bir nebze de olsa toplumun aynası olma görevini üstlendiklerini söyledi. OHAL’den de toplum ne kadar etkileniyorsa kendilerinin de o kadar etkilendiklerini ifade eden Sağ, “Sonuçta biz toplumdan aldığımızı toplumla paylaşıyoruz. Kültürü inancı neyse. Hangi müziği yapıyorsak. Her müzik toplumun köklerinden bize ulaşıyor. Biz onları tekrar yorumlayıp tekrar kendi müzikal kimliğimize büründürüp tekrar aynı toplumla paylaşıyoruz. Ve bu toplum OHAL’den ne kadar etkileniyorsa sanatçılarda o kadar etkileniyor. Çünkü birlikte paylaşıyoruz hayatımızı, dünya görüşümüzü. O yüzden ülkedeki insanlar mutsuzsa bizim yaptığımız müziğe de yansıyor. Çünkü müzik motivasyon işi. Bizim o anki düşüncemiz ile duygusal motivasyonumuzla çok ilintili. Çok doğaldır ki bizim de yaşamdaki zorluklar ve bu kısıtlamalar yaptığımız mesleğe yansıyor. Ve toplumun ne kadar baskı altında olduğunu hissediyoruz” dedi.
“15 YILDIR KENDİ İNSANLARIM İLE BULUŞUYORUM”
Sağ, 15 senedir kendi insanıyla buluştuğunu bundan dolayı da yoğun bir baskı hissetmediğini şu sözlerle ifade etti:
“Kendimi özgür hissetmediğim olmadı. Çünkü son 15 senedir zaten kendi insanlarım ile buluştuğum etkinliklerde yer alıyorum. Şöyle bir durumum olsa belediye etkinliklerinde, konserler veren bir sanatçı olsam veya devlet imkanlarını kullanan onların kanallarında programlar yapan ya da oralara katılan, valiliklerin özel etkinliklerinde sahne alan birisi olsam o zaman baskı altında hissederdim. Ben zaten o baskıyı hissedeceğim ortamda değilim. Ben yine kendi insanlarım ile kendi kültür ve inanç birlikteliğim ile programların içinde olduğum için benim üzerimde öyle bir baskı yok.”
“TRT’DE YASAKLI OLMAK BİR BASKI”
TRT’de referandum öncesi çekilen ‘Hayır’ klibinde adı geçtiği için yasaklı olan Tolga Sağ, “Baskı diyorsan TRT’de yasaklıyım ben şu an. Yani bu kadar insani, yaşamanın en doğal haklarından birini uyguladım diye şu an benim de vergi ödediğim -içinde olmak olmamak isteyip istememekten bağımsız olarak- o kurumun her santimetrekaresinde benim de katkım var. Ve ben o katkı sunduğum kurumun içinde kendimi ifade edemiyorum. Bu ciddi bir baskı psikolojik olarak. Yoksa ben TRT’ye çıksam ne çıkmasam ne? Mesele bu değil. Sonuçta ben kendimi ifade edebilen biriyim. İsteyip de çıkamamak. Bunlar gerekçe gösterilerek çıkmamın engellenmesi. İşte bu baskı burada başlıyor işte” ifadelerini kullandı.
“BU KOMEDİ BİR TEK TÜRKİYE’DE OYNANIYOR”
Türkiye’de şimdilerde ‘Barış’ kelimesinin suç unsuru olarak sayılmasına da tepki gösteren Sanatçı Tolga Sağ, “Herhalde bu komedi bir tek Türkiye’de oynanıyor” dedi.
Dünyanın hiçbir yerinde en gerici ülkede bile barışın bir suç unsuru sayılamayacağını söyledi.
“SAVAŞA KILIF OLARAK BARIŞ KARŞITLIĞI YAPILIYOR”
Sağ sözlerini şöyle sürdürdü:
“Burada o kadar insanları ayrıştırarak bir politik varlık yarattılar ki yıllardır ve bunu farkındalar. Barış diyeni de ötekileştirerek hani ‘Afrin’e savaşa gidelim’ diyenin karşısında barış diyeni bir karşıt olarak sunmaya çalışmak. Ve oradan faydalanmak. Yoksa ‘Afrin’e gidelim’ diyen adam da barıştan yana olabilir. Yani Afrin’e gitmeyi kendince geçerli bir bahaneyle ‘evet gitmeliyiz’ diyen bir mantık da yine barışı istemeli. Çünkü dünyada herkes barışı istemeli. Savaşın kime neye neden yarar sağlar. Bunu oturup bir düşünse insanlar barış demenin neresinin suç olacağını zaten kavrayacaklar. Ama Türkiye’de o karşıtlıktan beslenen bir iktidar ve bir yönetim biçimi var. Bunun altının çok dolu olması çok mantıklı olması gerekmiyor. En mantıksız lafının arkasına taraftar toplayabiliyor ve bir karşıtlık yaratıyor. Bu yıllardır deneyip sahneleyip karşılığını aldıkları bir formül. Ve bence bu formülün peşinden gidiyorlar. Bugün de barışı bir karşıt söylem olarak kendi savaş koşullarına bir kılıf hazırlıyorlar.”
Sağ, sanatçının tüm bunlara karşı toplumun duyarlılıklarını yanında durabilmesi gerektiğini kaydetti.
MESAM’DAKİ ‘ALEVİ’ TARTIŞMASI
Tolga Sağ, ayrıca geçtiğimiz haftalarda gündeme gelen ve tartışma yaratan Orhan Gencebay’ın, “Musiki Eser Sahipleri Meslek Birliği MESAM’ı Alevi mezhebiyetinin ve sol zihniyetin hâkimiyeti var. Kendilerinin dışında hiçbir inanca, mezhebe, siyasi görüşe hayat hakkı tanımıyorlar. MESAM Aleviler tarafından ele geçirilmiştir” iddialarına da yanıt verdi.
Sağ, “80-100 arası çalışanı var. Bunun 10 tanesi Aleviymiş. Yani yüzde 10. Kimse demiyor ki burayı Sünniler bastı. Kimse bunu sorgulamıyor. Bir de MESAM’ın genel kuruluna daha çok halk müziğine gönül vermiş üyeler katılıyor. 11 tane yönetim kurulu üyesi var bunun büyük ağırlığı halk müzikçi oluyor. Ama çoğunlukla özellikle son 10-15 yıldır halk müziği ile uğraşan sanatçıların oransal olarak çok ciddi bir çoğunluğu Alevi” ifadelerini kullandı.
“KARŞITLIKTAN BESLENMEYE ÇALIŞIYORLAR”
İktidarın yaratmak istediği karşıtlık söylemini meslek birliğinin içine taşındığına dikkat çeken Sağ, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Burada belki de başka bir el olarak karıştırmak için müdahale ediyordur. Burada da belki Orhan baba o ele hizmet ediyordur. O karşıtlıktan beslenmeye çalışıyorlar. Yani Alevi olmayanları belki bir gruplaşmaya hizmet etmeye çalışıyorlar. Belki kendileri seçilebilsin diye orada bir şey yaratmaya çalışıyorlar. Oradaki yönetim kurulu üyeliğine seçilen arkadaşlarımızda da Aleviler de var. Ve o Aleviler üzerine onların seçilememesi için yapılan birebir siyaset var. Ve bu iki üç arkadaşın seçilememesi için karşıtlık yaratmaya çalışıyorlar.”